PİRHA- İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan ve haftalardır süren protestolara katılan 74 kişi içinüçer yıla kadar hapis cezası istendi.
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi, gözaltına alınması ve ardından tutuklanmasıyla ülke genelinde başlayan protestolar sürüyor. Bu protestolara katılan 74 kişi hakkında iddianame hazırlandı. Bu kişilerin ‘Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama’ suçundan altışar aydan 3’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.
İDDİANAMEDE GAZETECİLER DE VAR
İddianamede İstanbul Valiliği’nin 19 Mart’ta dört gün süreyle toplantı, gösteri ve yürüyüşleri yasakladığı ve kararını daha sonra dört gün daha uzattığı hatırlatıldı. Bu karara uymayıp gösteri ve yürüyüşlere katılan 100 kişinin İstanbul TEM Şube tarafından tespit edildiği belirtildi.
İddianamede aralarında Now muhabiri Ali Onur Tosun, AFP fotomuhabiri Yasin Akgül, fotomuhabir Bülent Kılıç ve gazeteci Zeynep Kuray, gazeteci Hayri Tunç, Bakırköy Belediyesi fotomuhabiri Gökhan Kam, İBB fotomuhabiri Kurtuluş Arı’nın da olduğu yaklaşık 70 kişinin tutuklandığı diğerlerineyse adli kontrol kararı verildiği söylendi.
İddianamede tutuklandıkları belirtilen yedi gazeteci, tutuklandıktan iki gün sonra savcılık tarafından verilen resen tahliye kararıyla serbest bırakılmıştı.
PİRHA- İran İnsan Hakları Örgütü, 3 ayı aşkın süredir devam eden protestolar sonucunda eylemlere katılan 109 kişi hakkında idam cezası riski olduğunu ve protestolar sırasında en az 481 kişinin katledildiğini açıkladı.
İran İnsan Hakları Örgütü yaptığı açıklamada, Rojhilat ve İran’da 3 ayı aşkın süredir devam eden protesto eylemlerinde şu ana kadar 64’ü çocuk, 35’i kadın olmak üzere en az 481 kişinin katledildiğini bildirdi.
Protestolara katılan 109 kişi hakkında idam cezası riski olduğu da belirtildi. Eylemcilerin en fazla katledildiği şehirlerin ise Sistan Belucistan, Batı Azerbaycan, Sine, Tahran ve Mazendaran olduğu açıklandı.
PİRHA- İranlı sanatçı, oyun yazarı, şair ve insan hakları aktivisti Mammad Aidani, Jîna Mahsa Amini’nin rejim güçleri tarafından katledilmesi sonrası başlayan protestoları devrim olarak niteledi. Aidani, “Bu sürecin de bir parçası olmamız gerekiyor. Artık insanların kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Korkmuyoruz ve İran hükümetinin değişmesi için de yapılması gereken ne varsa buna da hazırız” dedi.
İran kentlerinde 16 Eylül’de Jîna Eminî’nin katledilmesi sonrası başlayan protesto eylemleri devam ederken, Avustralya’nın Melbourne şehrinde yaşayan İranlı sanatçı, oyun yazarı, şair ve insan hakları aktivisti Mammad Aidani, Jîna Mahsa Amini’nin rejim güçleri tarafından katledilmesi sonrası başlayan protestolara ilişkin PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.
Mammad Aidani, İran’da 43 yıl içeresinde olan baskı ve zulmün hiçbir şekilde bitmediğine dikkat çekerek, özellikle İranlı kadınların yaşam ve özgürlük alanlarınının daraltılığını ifade etti.
Jîna Mahsa Amini’nin rejim güçleri tarafından katledilmesi sonrasında İran geneline yayılan ve kadınların öncülük ettiği protestoların Ortadoğu’nun geleceği açısından önemli olduğunu vurgulayan Mammad Aidani, “Protestoları genç kadınların devrimi olarak görüyorum. Bu devrim uzun vadede hem İran’da hem Türkiye’de hem de dünyanın başka yerlerinde kadın haklarında yaşanan hak ihlallerine karşı insanların bir araya geldiği, toplumsal mücadelenin yükseldiği bir sürece girmesini umut ediyor” dedi.
1979’un 6 Mart’ında yüz binlerce kadının katıldığı bir protesto eyleminin o zamanki Humeyni rejimine uyarı niteliği taşıdığını hatırlatan Mammad Aidani, “O zamandan bugünlere verilen hiçbir söz tutulmadı. Özellikle kadınların günlük yaşamdan izole edilmesi, entelektüel olarak hayatın herhangi bir alanında olmaması, yazarların, çizerlerin, gazetecilerin İran’da barınamaması, kiminin gözaltında, cezaevinde olması kimisinin başka ülkelere sürgüne gitmesi gerçekten bu süreci çok iyi neticelendiriyor. Şu an İran’da kadınların başlattığı mücadeleyi yükseltmiş olduğu bu süreçten biz erkeklerin de çok iyi anlaması ve okuması gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.
“SÜRECİN DE BİR PARÇASI OLMALIYIZ”
Kadınların sesinin duyulmasını ve onların gösterdikleri eşit hak ve hukuk mücadelesinin iyi okunması gerektiğinin altını çizen Mammad Aidani, “Bu sürecin de bir parçası olmamız gerekiyor. Şu an yaşanan protestoları ve toplumsal mücadeleyi İran halkı doğru analiz ediyor. Bunun bir şekilde bir şeylere dönüşeceği gibi bir hissiyat taşıyorum” şeklinde dile getirdi.
“KORKMUYORUZ!”
İran devrimi olduğunda İranlıların beklentisi eşit özgürce bir dünyada yaşamakken, Humeyni’nin gelmesiyle beraber daha çok baskıların, şiddetin ve zulmün arttığı, bütün insan hakları taleplerinin görmezden gelindiği ve en çokta kadınların bundan mağdur olduğu bir sürecin 43 yıldır yaşandığını aktaran Mammad Aidani, “İranlılar olarak hem yoksulluk hem de bu son süreçte yaşanan eylemlerin bize vermiş olduğu güçle mücadele büyüyor. Artık insanların kaybedecek hiçbir şeyleri yok. Korkmuyoruz ve İran hükümetinin değişmesi için de yapılması gereken ne varsa buna da hazırız” diye belirtti.
“FARKLILIKLARI BİR KENARA BIRAKARAK MÜCADELEYİ BÜYÜTMELİYİZ”
Mammad Aidani, sadece İran’da değil nerede hak ihlali yaşanıyorsa her anlamda insanların farklılıklarını bir şekilde kenara bırakarak mücadeleyi büyütmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Özellikle entelektüeller bu mücadeleyi asla ama asla bırakmamalı. Sonuçta hiçbir hükümet, hiçbir devlet toplumlara haklarını vermezler, haklar mücadele edilerek alınır. Kürtler, Aleviler, etkin azınlıklar ve LGBTİ+’lar gibi tüm toplumsal yapılar, her alanda toplumsal mücadeleyi genişletmek, yaşanan tarihsel süreci iyi okumak zorundalar. Bu sürecin tekrar yaşanmaması için de dayanışmaya ve mücadelenin bir şekilde parçası olmaya da devam etmek durumundalar.”
MAMMAD AİDANİ KİMDİR?
İnsan hakları savunucusu, şair, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve psikososyal araştırmacıdır. Araştırmalarında, Avustralya ve Batı’ya yerleşen İranlı ve Ortadoğulu göçmenlerin, mültecilerin ve sığınmacıların maruz kaldığı şiddet, işkence, travma ve acıları inceliyor. Mammad’ın yazıları İran’da yasaklanmıştır. Mammad aynı zamanda PEN International Melbourne’ün başkan yardımcısıdır.
PİRHA/AVUSTURALYA
Röportajın yapılmasını ve çevirisini toplum görevlisi, ev içi şiddet ve yaşlı istismarı eğitmeni Suzan Saka sağlamıştır.
PİRHA-İran İnsan Hakları Örgütü, Rojhilat ve İran’da bir ayı aşkın süredir devam eden protestolarda 29’u çocuk en az 234 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.
İran İnsan Hakları Örgütü, Rojhilat ve İran’da Jina Emini’nin rejim güçlerince katledilmesinin ardından başlayan protesto gösterilerine yönelik bir rapor yayınladı.
Örgüt, Rojhilat ve İran’da bir ayı aşkın süredir devam eden protestolarda 29’u 18 yaş altı çocuk olmak üzere, en az 234 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.
İran İnsan Hakları Örgütü’nün istatistiklerine göre, şimdiye kadar Rojhilat ve İran’ın 21 ilinde eylemciler katledildi. Eylemcilerin en çok katledildiği iller ise Sistan, Belucistan, Mazenderan, Tahran, Gilan ve Sine olarak belirtildi.
PİRHA-Boğaziçi Üniversitesi’ne Melih Bulu’nun kayyım rektör olarak atanması ve sonrasında gelişen protesto eylemlerini Kadıköylü yurttaşlara sorduk.
Eski AKP milletvekili aday adayı Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesine kayyım rektör olarak atanmasına yönelik protestolar devam ediyor.
Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesine kayyım rektör olarak atanması öğrenciler ve öğretim üyeleri tarafından protesto edildi. Bulu’ya kim neden karşı çıkıyor yada neden destek veriyor, öğrencilerin talepleri ne?
Kadıköy’lü yurttaşlara, kayyum rektör Melih Bulu’nun istifasına yönelik yapılan protesto eylemlerini sorduk. Toplumun büyük bir kesimi, Bulu’nun görevden alınması veya kendisinin istifa etmesi gerektiğini belirtti. Yurttaşlar protesto eylemlerinin anayasal hak olduğu hatırlatmasını yaptı.