Etiket: protokol

  • Karadağ: Çocuklarımızın ırkçı ve kafatasçı yetişmesine meydan vermeyeceğiz-VİDEO

    Karadağ: Çocuklarımızın ırkçı ve kafatasçı yetişmesine meydan vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Altınova Şube yöneticisi Abdurrahman Karadağ, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında yapılan protokolün çok tehlikeli olduğunu belirterek, “Çocuklarımızın milliyetçi kafatasçı bir düşünce ile yetiştirilmelerine asla meydan vermeyeceğiz” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    PSAKD Altınova Şube YK üyesi Abdurrahman Karadağ, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ülkü Ocakları ile yaptığı protokolün çok tehlikeli olduğunu söyleyen PSAKD Altınova Şube Yönetim Kurulu Üyesi Abdurrahman Karadağ,” Bunun hem ülkenin hem de çocukların geleceği için çok büyük bir tehlike, kesinlikle bunu doğru bulmuyoruz” dedi.

    “EĞİTİMİ SİYASALLAŞTIRMA GİRİŞİMİDİR”

    Geçmişte bunun acılarını çok yaşadıklarını belirten Karadağ, “Günümüzde de aynı acıları yaşamak istemiyoruz. Milli eğitim ve Ülkü Ocakları arasında yapılan protokol eğitimi siyasileştirmektedir. Eğitimin temeli ilkeleri son derece sakıncalı olan bu durum çocuklarımızın özgün eğitim düşünce yetisini eğitiminde tarafsız ilkesinin tehlikeye atmaktadır” diye belirtti

    Eğitimin siyasi ve ideolojik kurumlardan uzak tutulması gerektiğini belirten Karadağ, “Geçmişe Milli Eğitim Bakanı Yusuf Ziya Öner cemaatler ve tarikatlarla protokol yaptık ve yapmaya devam edeceğiz dedi. Şu anda aynı şekilde ülke ocakları ile yapılan bir protokol var ve bu çok büyük tehlikedir” dedi.

    Özellikle kurs yerlerinde çocuklarının ülkü ocaklarından gelenler kişiler tarafından eğitilmelerini istemediklerini belirten Karadağ, “Bu siyasi yapıdır ve ülkücü milliyetçi yapılanmanın çocuklarımızın gelecekleri üzerinde çok ağır tahribatlara yol açacağından eminiz. Resmi bir kurum olan eğitim sistemi içerisinde görev üstlenmelerini asla kabul etmiyoruz” diye konuştu.

    Bilimsel, laik, evrensel bir eğitimden vazgeçmeyeceklerinin altını çizen Karadağ, “Biz 72 millete bir nazarla bakan bir toplumuz. Hiçbir zaman kafatasçılığa kesinlikle meyil vermedik, vermeyeceğiz” diye belirtti.

    “ANTALYA’DA MİLLİ EĞİTİMLE ENSAR VAKFI ARASINDA YAPILAN PROTOKOLÜ MAHLKEME YOLUYLA İPTAL ETTİRMİŞTİK”

    Geçmişte Antalya’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Ensar Vakfı ile yaptığı protokolle ilgili bilgi de veren Abdurrahman Karadağ konuşmasının devamında şunları kaydetti.

    “Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yaptığı protokolü yargıya taşıdık ve bunun iptali gerçekleşmişti. Tarikatların, cemaatlerin şimdi de Ülkü Ocakları ile yapılan bu protokol dayatmalarını doğru bulmuyoruz. Asla bunu meydan vermeyecek, alanları boş bırakmayacağız. Bütün Alevi kurumları ve eğitim kurumlarıyla birlikte tüm gücümüzle karşısında olacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Mehmet Turan Dede’den protokol tepkisi: Aleviler olarak kabul etmiyoruz-VİDEO

    Mehmet Turan Dede’den protokol tepkisi: Aleviler olarak kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Turan, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin tepki göstererek, “Yapılan protokolle Ülkü Ocakları gençlerimize çocuklarımıza ders verecekler. Neyin dersini  verecekler? Milliyetçiliğin. Hangi milliyetçiği?  MHP’nin milliyetçiliğini. Bunu kabul etmemiz mümkün değil” diyerek tepki gösterdi.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Turan, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “ÇEDES PROJESİ İLE GENEL TOPLUMUN DEĞİL, SADECE KENDİ DEĞERLERİNE KENDİ İNANÇLARINA BAĞLI GENÇLER YETİŞTİRMEK İSTİYORLAR”

    Aleviler üzerinde çok ciddi oyunlar oynandığını belirten Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Turan, “Bu oyunlardan bir tanesinin de ülke içerisindeki oyunlar. Hepinizin bildiği ülkede Millî Eğitim Bakanlığına bağlı pek çok okullarda ÇEDES diye bir program gündeme getirdiler. ÇEDES neymiş? Çevreme duyarlıyım değerlerime bağlıyım. Kendime de sahip çıkıyoruz. Çevreme kendime sahip çıkıyorum derken esas sahip çıktıkları nedir. Biliyor musunuz? Kendi inançlarına sahip çıkıyorlar güya, kendi anlayışlarına sahip çıkıyorlar güya” şeklinde ifade etti.

    “İKTİDAR KENDİ İNANCINI ÇOCUKLARDAN BAŞLAYARAK İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYOR”

    İktidarın kendi düşüncelerini topluma kabul ettirmeye çalıştığını belirten Turan, “Ülkemizdeki pek çok okulda o küçücük evlatlarımıza sanki Aleviler suç işliyormuş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Bu yaşananların tamamından muzdarip olduğumuzu ve bunların kesinlikle karşısında duracağımızı da buradan beyan ediyorum” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZA OKULLARDA MHP  MİLLİYETÇİLİĞİNİ EMPOZE ETMEYE ÇALIŞACAKLAR”

    Son dönemlerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın değişik biçimlerde insanları bir yerlere kanalize etmeye çalıştığını vurgulayan Turan, “Ne diyorlar? Okullarda bu ÇEDES projesi bize yetmedi ne yapacağız? Birde Ülkü Ocakları bizim okullarımızda gelecekler gençlerimize çocuklarımıza ders verecekler. Neyi verecekler? Güya milliyetçiliği, hangi milliyetçiği? MHP milliyetçiliğini bizim çocuklarımıza öğretmeye kalkacaklar” diyerek, protokole tepki gösterdi.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mehmet Turan, “Hiçbir şekilde bizim okullarımızdaki küçücük yaştaki öğrencilerimizin bir tek inanca bir tek inancın bir tek mezhebine lanse edilmesi ve buraya kanalize edilmesine baştan karşıyız, istemiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Aksünger: ÇEDES’e karşı Alevi kurumları olarak ne yapıyoruz?-VİDEO

    Aksünger: ÇEDES’e karşı Alevi kurumları olarak ne yapıyoruz?-VİDEO

    PİRHA- Zakir Fahrettin Aksünger, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin tepki gösterdi. Çağdaş demokratik toplumlarda insanların bilimi öncelediğini belirten Aksünger “Bugün cemaat ve tarikatlar üzerinden bu tür protokolleri yapanlar aslında dün vardı, bugün de var, yarın da olacak. Önemli olan bizim buna karşı ne yapıyoruz? Aslolan budur” diye belirtti.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    Zakir, semah eğitmeni Fahrettin Aksünger, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “MİLLİ EĞİTİMİN TARİKATLARLA YAPTIĞI PROTOKOLLERİN ALTI BOŞ ÇIKACAKTIR”

    Çağdaş ve demokratik toplumlarda gerici ve ırkçı gruplarla anlaşmanın söz konusu dahi olmayacağının altını çizen Aksünger, “Çağdaş demokratik bir düzende bir toplumda insanlar bilimi önceller. Bilimi öncelemeyen toplumlarda ise bu tür çabaların günü kurtarmaya yönelik çalışmalar olduğunu düşünüyorum. Bugün cemaat ve tarikatlar üzerinden bu tür protokolleri yapanlar aslında dün de vardı bugün de var yarın da olacak” dedi.

    “ÇEDES VE BENZERİ PROTOLOLLERİN BÜTÜN TAPLUMSAL KESİMLERE AKTARILMASI GEREKİYOR”

    ÇEDES ve benzeri protokollerin herkese anlatılması gerektiğini belirten Aksünger, “Eğer kendi yanımızdaki dostlarrımıza, üyemize anlatırsak ÇEDES ve benzeri anlaşmaların altının boşaltırız. Çağdaş demokratik laik dünyaya inanan insanlar olarak biz kendi yani başımızdaki kapı komşumuza çoluğumuza çocuğumuza kendi kitlemize olması gereken doğruyu söylersek onlar da kendi çevresindekilerine anlattıklarında biz doğruyu yapmış olacağız” diye konuştu.

    Kendisine göre yapılan protokollerin tamamen dinsel amaçlı olmadığını belirten Aksünger, ekonomik gücü elinde tutmak ve zenginleşmenin de bu tür çalışmaların nedenlerinden olduğunu dile getirdi.

    “DİNDAR VE KİNDAR NESLİ OLUŞTIRAMADIKLARINI KENDİLERİ İTİRAF ETTİLER”

    Siyasal İktidarın yıllardır kindar ve dindar bir gençlik yaratamadığını belirten Aksünger, “Kindar ve dindar bir nesil yetişmek  isteyenler sonunda itiraf ederek biz kültürel kimlik oluşturamadık” dediler. Çünkü oluşturmak istedikleri kimliğin altının tamamen boş. Bugün 3-6 yaş grubu altına inen ÇEDES ve okulda hiçbir formasyon eğitimi olmayan bir kişi çocuklara bir şeyler anlatıyor. O çocuk kapıdan çıkar çıkmaz annesinin elindeki telefonu alıyor ve internet üzerinden teknoloji çağına gidiyor. Yaptıkları beyhude bir çabadan başka birşey değil. Sadece bu ülkenin zamanına, bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin gençlerine yazık ediyorlar” diye belirtti.

    “GELİŞEN TEKNOLOJİ VE BİLGİ ÇAĞI BU PROJELERİN YAŞAM BULMASINA MUSADE ETMEZ”

    Gelinen noktada erkin ve gücün siyasal iktidarın elinde olduğunu belirten Aksünger, “Ama her halükarda çağdaş demokratik laik dünyayı daha genişletebiliriz” diyerek, şunları kaydetti:

    “Türkiye’nin bu iktidar tarafından yıllardan beri ülkeyi yönetilmesine rağmen tırnak içinde söylüyorum insanlar her şeye rağmen hala çağdaş demokratik laik bir dünyanın içerisinde özgürce yaşamak istiyorlarsa, buna inandığını söyleyen insanların gerçekten demokratik sivil bir örgüte ve bu bilince sahip olması lazım.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Can: ÇEDES kapsamında yapılan tüm protokollere karşı sokağa çıkılmalı-VİDEO

    Can: ÇEDES kapsamında yapılan tüm protokollere karşı sokağa çıkılmalı-VİDEO

    PİRHA- HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına tepki gösterdi. Gerici bir eğitime karşı çıkmanın bireysel olarak aşılacak bir mesele olmadığını belirten Can, “Tüm demokrasi güçlerinin bir araya gelerek sokağa çıkmalı, seslerini güçlü ve gür bir şekilde parlamentoya yansıtması gerekir” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    ÇEDES KAPSAMINDA YAPILAN ANLAŞMALARIN SON BULMASI İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİNDEN GEÇİYOR”

    ÇEDES projesi kapsamında MEB’in tarikatlarla vb. yapılarla yapılan sözleşmelere ve yaşanan sorunlara karşı demokratik mücadeleyi kesintisiz hale getirilmesi gerektiğine vurgu yapan Can, “AKP iktidarı iktidarda kaldığı sürece gücü ve cüreti oranında kendi siyasetini dönüştürecektir” ifadesini kullandı.

    “SON DÖNEMLERDE EĞİTİMDEKİ GERİCİLEŞMEYE HIZ VERİLDİ”

    Eğitimde dinselleşmenin gittikçe dozunun artırıldığını belirten Can, “Bu dinsel dönüştürme ile beraber eğitimi de dinselleştirerek ve dozunu daha da artırarak özellikle kültürel dönüşümü sağlamak için yeni nesiller yetiştirme anlamında bir amaç güdüyorlar” dedi.

    MEB ile Ülkü Ocakları Vakfı arasında yapılan protokole dikkat çeken Can, sağlıklı nesiller yetiştirmede dindar ve milliyetçi bir eğitimin her iki yönden de sağlıklı olmadığını dile getirerek, “Alevi çocuklarının burada dinci ve şoven eğitime maruz kalmalarının ötesinde hangi kesimden olursa olsun bir neslin çocuklarını camiye, mezarlıklara eğitim götürülmesi, aklının ermeden çok yoğun bir dinsel dogmatik olarak yönlendirilmeye tabi tutulmaları her şeyden önce toplumun gelecekteki sağlığı açısından sıkıntılı bir durumdur” diye belirtti.

    Çocuklara evrensel değerler kapsamında eğitim verilmesi gerektiğinin altını çizen Can, “Barış, eşit paylaşım, insan haklarını tanımak üzerine çocuğu eğitmek gerekir. Artık bunun önemini birçok kesim kavramış durumda” şeklinde ifade etti.

    Çocukların zihnine yazılmış ve kalıplaşmış olan fikir ve düşünceler bir alışkanlık olarak içselleştirilmiş bir biçimde hep devam ettiğini ifade eden Can, “Bundan kaynaklı kreşe giden çocuklara ağır bir dinsel eğitim veriliyor. Bunun üzerinden gidiyorlar. Tabii burada en büyük payı da seküler ve Alevi ailelerin çocukları alıyor. Çünkü evde başka bir yaşam tarzını ve eğitimini alırlarken okulda tam tersine bir bombardımanla karşı karşıya kalıyorlar. Dolayısıyla çocukların o taze beyinleri iki arada bir derede kalmış gibi aslında zihinsel ve ruhsal saldırıya da uğramış oluyorlar” şeklinde ifade etti.

    “GERİCİ EĞİTİM HEM ÇOCUKLARIN HEM DE AİLELERİN RUH SAĞLIĞINI BOZUYOR”

    Okullarda devletin verdiği eğitimin çağdaş eğitimle ters düşmemesi gerektiğini söyleyen Can, “Bütün dünyadaki demokratik ülkelerde özellikle ailelerin ve toplumun değerleri ve laiklik çok temel bir değer olarak dikkate alınır. Avrupa’da eğitimin bizdeki karşılığı tam bir tersine bir dönüş şeklinde olduğu çok açık bir gerçekliktir” dedi.

    “GERİCİLİĞE KARŞI TÜM DEMOKRASİ GÜÇLERİ SESLERİNİ YÜKSELTMELİ”

    HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Ülkemizde laikliğe sahip çıkılması gerekirken iğdiş ediliyor olması geleceği karartmaya dönük bir tavır. Bu nasıl aşılır bunun üzerinden herkes elinden geleni yapmalı. Bu bireysel olarak aşılacak bir mesele  değil. Ülkede bulunan tüm sivil toplum ve demokratik kitle örgütleri ve demokrasi güçleri  bir araya gelerek seslerini yükseltmeli ve bu sesin oldukça gür çıkması lazım. Demokratik bir şekilde sokağa, parlamentoya yansıması lazım.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • CHP, MEB ile Ülkü Ocakları arasındaki protokolün iptali için mahkemeye başvurdu

    CHP, MEB ile Ülkü Ocakları arasındaki protokolün iptali için mahkemeye başvurdu

    PİRHA- CHP, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında imzalanan protokolün iptali için Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, CHP milletvekilleriyle mahkeme önünde yaptığı basın açıklamasında, “Türkiye’de eğitim, geleceğimizin inşasında en önemli alanlardan biri. MEB, CHP Gençlik Kolları ile protokol imzalamış olsaydı bu da çok büyük bir yanlış olurdu. Hiçbir siyasi partinin eğitim kurumlarının içerisinde eğitim vermesi düşünülemez” dedi.

    Protokolün hukuki açıdan aykırılıklar barındırdığını belirten Özçağdaş, şunları kaydetti:

    “Protokolde, bu işbirliği mahiyetindeki kursların ne olacağı belirtilmemiştir. Bakanlık, tek başına bu kursları verebilecek niteliğe sahiptir. Buna rağmen protokol yapılması, Bakanlığın açıkça bir zümreye imtiyaz sağlamasıdır. Protokol, Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ‘Milli eğitim hizmeti Türk vatandaşları istek ve kabiliyetleriyle Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir’ hükmüne aykırıdır.”

    Basın açıklaması sonrasında başvuru dilekçesi, CHP heyeti tarafından Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne teslim edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • VELİDER’den MEB ile Ülkü Ocakları arasındaki protokole tepki: Çocuk istismarlığıdır!

    VELİDER’den MEB ile Ülkü Ocakları arasındaki protokole tepki: Çocuk istismarlığıdır!

    PİRHA – Öğrenci Veli Derneği (VELİDER), MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında yapılan protokole itiraz etti. Konuya ilişkin yapılan basın açıklamasında “Bu aynı zamanda çocuk istismarıdır. Bu imzaladığınız protokolle toplumu kutuplaştıracağınızı ve ayrıştıracağınızı görmüyor musunuz, bu kadar mı izan yoksunusunuz?” denildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında 31.12.2024’te imzalanan protokole tepkiler sürüyor.

    Söz konusu protokolle birlikte Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı, mesleki ve teknik kursların yanı sıra eğitim alanında birçok yetkiye sahip olabilecek.

    “BU KADAR MI İZAN YOKSUNUSUNUZ?”

    VELİDER, MEB ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı arasında imzalanan protokolün iptal edilmesi için yazılı açıklama yaptı. Okulların “siyasi sahneye” çevrildiğini ifade eden VELİDER, itiraz gerekçesini şu cümlelerle açıkladı:

    “Okullara ellerini kollarını sallayarak giren bu ve benzeri yapıların iktidar veya iktidara yakın siyasi partilerin uzantıları olduğu gün ışığı kadar açık ve net. Hatta daha önce benzeri uygulamalarda, bu yapıların siyasi faaliyet yürütmek için okullarda hiçbir engelleme ile karşılaşmaksızın ellerini kollarını sallayarak girip çocuklarımızla bir araya gelmesine de tanıklık ettik. İktidarın ve iktidara yakın bu siyasi yapıların pervasızca hareket ederek ideolojik çıkarları doğrultusunda davranış sergiledikleri daha dün gibi aklımızda. Ülkemizin birçok şehrinde ve birçok okulunda kendi ideolojik faaliyetlerini gerçekleştirdiklerine de hep birlikte şahit olmuştuk.

    Toplumlar; siyasi görüş, dini inanç, felsefi düşünce etnik köken gibi konularda farklılıklar gösterir. Okullarda bulunan çocuklarımız ve velileri de aynı toplumun bir parçası olarak bu farklılıkları onların da taşıdığını hatırlatmak isteriz. İşte okulların, bu farklılıklara saygı duymasını ve toplumun tüm kesimlerinin sahip çıkması gereken ortak bir değer olduğunu belirtmek isteriz. Bu siyasi yapıların, okulları siyasetin sahnesine çevirerek çocuklarımızın üzerinden siyaset yapmalarını asla kabul etmiyoruz. Bu aynı zamanda çocuk istismarıdır. Bu imzaladığınız protokolle toplumu kutuplaştıracağınızı ve ayrıştıracağınızı görmüyor musunuz, bu kadar mı izan yoksunusunuz?

    Bizler çocuklarımızın sevecen ve naif tarafının suiistimal edilmesinin hem çocuk haklarına, hem pedagoji bilimine, hem de çocuklarımızın üstün yararına olmadığını hatırlatmak istiyoruz. Bu minvalde, çocuklarımızı kendi siyasi görüşleriniz doğrultusunda dönüştürmek amacıyla eğitmek değil; laik ve bilimsel temelde çağdaş bir eğitim vererek, ileride kendi siyasi felsefi, düşünsel tercihlerini özgür iradeleriyle yapmalarına olanak sağlamanız yeterlidir. Bu halkın bireyleri olarak; siz, ülkemizi yönetenlerden bu siyasi olgunluğu göstermenizi bekliyoruz. Ayrıca bu ve benzeri olayların sonucunda çocuklarda oluşacak travmaları da düşünürsek, çocuklarımızın psikolojisinde ne kadar kötü sonuçlar doğurabileceğini de bilmenizi isteriz. Çocuklarımızı koruyup kollamak anne ve babalar kadar siyasetçilerinde görevidir.

    “YAPILAN PROTOKOLLER DERHAL İPTAL EDİLSİN”

    Bu bilinç ve anlayışla okullara bu ve benzeri yapıların girmemesi, gerekli önlemlerin alınması, yapılan protokollerin derhal iptal edilmesi için Milli Eğitim Bakanlığını göreve çağırıyoruz. Öğrenci Veli Derneği olarak bu ve benzeri olayların takipçisi olacağımızı belirterek, çocuklarımızın laik, bilimsel ve kamusal eğitim hakkının savunucusu olmaya devam edeceğimizin altını çizmek istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Eğitim-Sen’den sert tepki: Ülkü Ocaklarıyla protokol suçtur; hukuki girişimi başlatacağız!

    Eğitim-Sen’den sert tepki: Ülkü Ocaklarıyla protokol suçtur; hukuki girişimi başlatacağız!

    PİRHA – Eğitim Sen, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına tepki gösterdi. Konuya ilişkin açıklama yapan Eğitim Sen, “Okulların siyasetin propaganda alanlarına dönüştürülme çabalarının somut bir örneğidir ve asla kabul edilemez. Eğitim Sen olarak, bu tür olaylara karşı her türlü hukuki girişimi başlatacağımızın bilinmesini istiyoruz” dedi. 

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    “OKUL KAPILARININ SİYASİ YAPILARA AÇILMASI SUÇTUR!”

    Yapılan protokole Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’ndan (Eğitim Sen) itiraz geldi. Eğitim Sen “Yasalar açıkça ihlal edilmekte” başlıklı yazılı açıklamada, bu tür girişimlere karşı her türlü hukuki girişimi başlatacaklarını bildirdi.

    Eğitim-Sen açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “İmzalanan protokoller üzerinden okul kapılarının siyasi yapılara açılması suçtur!
    Son dönemde eğitim kurumlarında yaşanan bazı olaylar, eğitimin tarafsızlık ve laiklik ilkesinin ne kadar tehdit altında olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, MHP’nin yan kuruluşu olan Ülkü Ocakları ile ‘yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi’ için protokol imzalamıştır. İktidar ortağı olan bir partinin gençlik örgütlenmesi olan Ülkü Ocakları’nın “’sivil toplum örgütü’ olarak gösterilmek istenmesi, okulların siyasetin propaganda alanlarına dönüştürülme çabalarının somut bir örneğidir ve asla kabul edilemez. Bu tür girişimler sadece eğitimin niteliğine zarar vermekle kalmamakta, aynı zamanda yasaları açıkça ihlal etmek anlamına gelmektedir.

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve ilgili yasalar, kamu kurumlarında ve okullarda siyasi propaganda yapılmasını açıkça yasaklamaktadır. Buna rağmen, son yıllarda AKP-MHP ittifakı ve onların ideolojik temsilcileri tarafından eğitim kurumlarında bu yasakların hiçe sayıldığı, öğrencilerin ideolojik bir yönlendirmeye maruz bırakıldığı örnekler yaşanmıştır. Geçtiğimiz yıl çok sayıda ilde, resmi olarak MHP’nin yan kuruluşu olan Ülkü Ocakları’na okullarda propaganda faaliyetinde bulunma izni verilerek açıkça suç işlenmiştir. Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi’nin, iktidar ortağı MHP çizgisinde örgütlenmiş, tamamen siyasi bir yapılanma olan Ülkü Ocakları ile imzaladığı bu protokol devletin kendi yasalarına meydan okuması anlamına gelmektedir.

    Eğitim kurumları, demokratik düşüncenin, sorgulamanın ve bilimsel bilginin hâkim olduğu yerler olmalıdır. Ancak görüyoruz ki iktidar, Ülkü Ocakları gibi geçmişi karanlık yapıları okullara sokarak, yasaları ve hukuku çiğneyen tutumlarıyla eğitim sistemimizi kökünden çürütmeye kararlıdır.

    “PROTOKOL DERHAL İPTAL EDİLMELİ”

    Eğitim kurumlarının, siyasi iktidar ortaklarının siyasi propaganda aracı haline getirilmesi hem öğrencilerin geleceğini hem de eğitim sisteminin tarafsızlığı ilkesi ile açıktan çelişmektedir. Eğitimde hiçbir ideolojinin eğitim sistemi ve öğrenciler üzerinde baskı ve hâkimiyet kurmasına izin verilmemeli, imzalanan protokol derhal iptal edilmelidir.

    İktidarın ve onun çizgisindeki siyasal kadroların hukuk ve yasa tanımaz tutumlarının ülkeyi getirdiği nokta ortadadır. Hukuk kuralları toplumun sadece belli bir kesimi için değil, siyasi iktidar bileşenleri dâhil, herkes için eşit derecede uyulması gereken kurallardır. Ülkü Ocakları’na okul kapılarını açanlar açıkça suç işlemektedir. Yıllardır eğitim sistemini ve eğitim kurumlarını adım adım çöküşe sürükleyenler, okullarımızı ve öğrencilerimizi siyasi propagandalarına alet etmekten derhal vazgeçmelidir.

    Eğitim Sen olarak, bu tür olaylara karşı her türlü hukuki girişimi başlatacağımızın bilinmesini istiyor, Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve eğitim yöneticilerini okulları ve öğrencileri bu tür siyasi manipülasyonlara alet etmemeleri konusunda uyarıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    Milli Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol: Okullarda kurs açacaklar

  • MEB, HÜDA-PAR’lıların yönettiği vakfı okula soktu

    MEB, HÜDA-PAR’lıların yönettiği vakfı okula soktu

    PİRHA- Türkiye toplumunun tepkilerine rağmen AKP hükümeti laiklik karşıtı uygulamalarını sürdürüyor. Milli Eğitim Bakanlığı, HÜDA-PAR’lıların yönettiği Peygamber Sevdalıları Vakfı ile eğitimde işbirliği protokolü imzaladı. Buna göre vakıf, “Okullarda peygamberin ve sahabelerin hayatını anlatıp” yarışmalar düzenleyecek.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gerici/dinci vakıflarla protokol imzalamaya devam ediyor.

    BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre, HÜDA-PAR ile bağlantılı olduğu bilinen Peygamber Sevdalıları Vakfı ile yeni bir protokol imzalandığı ortaya çıktı.

    YARIŞMALAR DÜZENLENECEK

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile merkezi Diyarbakır’da bulunan Peygamber Sevdalıları Vakfı arasında 26 Kasım 2024 tarihinde eğitimde işbirliği protokolü imzalandı. Protokolün “MEB’e bağlı resmi temel eğitim ve ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilere yönelik, gönüllülük esasına göre yürütülecek İslam Peygamberinin, sahabelerin örnek hayatlarını öğretmek” amacıyla imzalandığı belirtildi.

    Protokolde, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde madde ve mana, dünya ve ahiret dengesini gözeten; ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren; içinde yaşadığı topluma ve insanlığa karşı sorumluluk bilinciyle hareket eden erdemli ve ahlaklı bireyler yetiştirmek amacıyla yarışmalar düzenleneceği de” ifade edildi.

    VAKFIN BELİRLEDİĞİ KİŞİLER OKULLARA SOKULACAK

    Protokol kapsamında, vakıf tarafından hazırlanan duyuru ve afişlerin MEB’e bağlı okulların panolarına asılacağı, vakfın okul binalarında yarışma düzenlemesine izin verileceği belirtildi. Okul müdürlüklerinin yarışmalar için konferans salonlarını ve derslikleri hazır bulunduracağı da vurgulanırken, vakfın belirlediği “öğretim üyesi, araştırmacı, panelist, uzmanları” okullara sokmasına da onay verildi.

    VAKIF, HÜDA-PAR İLE BAĞLANTILI

    Milli Eğitim Bakanlığı, Ortaöğretim Genel Müdürü Halil İbrahim Topçu ile Peygamber Sevdalıları Vakfı Başkanı Mehmet Beşir Şimşek’in imzalarının yer aldığı protokolün geçerlilik süresinin ise bir yıl olduğu belirtildi.

    Peygamber Sevdalıları Vakfı’nın Genel Başkanı Mehmet Beşir Şimşek, eski bir HÜDA-PAR yöneticisi. Aynı zamanda gerici faaliyetleriyle dikkat çeken Alimler ve Medreseler Birliği’nin (İttihadul Ulema) Genel Başkan Yardımcısı olarak da görev yapıyor. Alimler ve Medreseler Birliği’nin Genel Başkanlığını ise Hizbullah’ın eski İran sorumlusu olduğu belirtilen Enver Kılıçarslan yapıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Döşemealtı’ndaki cemevi inşası için protokol imzalandı

    Döşemealtı’ndaki cemevi inşası için protokol imzalandı

    Döşemealtı Belediyesi ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi arasında yeni inşa edilecek cemevi için protokol imzalandı.

    Döşemealtı Belediyesi ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı arasında imzalanan protokol çerçevesinde, imar planlarında kültür alanı olarak ayrılan Yeşilbayır Mahallesi’ndeki alan, Cemevi ve Kültür Merkezi olarak inşa edilecek. Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Binali Efe; Belediye Meclis Salonu’nda düzenlenen törenle protokolü imzaladı. Törene Alevi derneklerinin başkan ve yöneticileri, hemşehri dernekleri başkan ve üyeleri ile sivil toplum örgütü üyeleri katıldı.

    “EN KISA SÜREDE HİZMETE GİRMESİ İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkan Yardımcısı Binali Efe törende yaptığı konuşmada, katılan dernek ve vakıf başkanlarına teşekkür ederken, Döşemealtı’nda yapılacak olan Kültür Merkezi ve Cemevinin en kısa sürede hizmete girmesi için çalışmaları hep birlikte yapacaklarını söyledi. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç’e verdiği destek için teşekkür ederek başladığı konuşmasında, “İnsanların dil, din, ırk ayırt etmeden; Alevi, Sünni, Türk, Kürt, Laz, Çerkez demeden sadece insan olduğu için gönülden kucaklanmasına ihtiyacımız var. Biz biriz, hepimiz eşitiz, kardeşiz. Değerli Başkanımız Turgay Genç, ilçede ihtiyaç olan Cemevi ve Kültür Merkezi için bizlere kapılarını sonuna kadar açtı. Cemevimizin yapılması için protokol imzalayarak yer tahsisinde bulundu. Kendisine tüm Alevi canlar adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    PROTOKOL İMZALANDI

    Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, “Hiç kimseyi ayrıştırmadan herkesin kardeşçe yaşam hakları için var gücümle çalışmaktan büyük gurur duyuyorum. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Döşemealtı Şubemizin talebiyle hemen kolları sıvadık ve hazırlanan bu iş birliği protokolüne imza attık. İlçemizde yaşayan Alevi canların ibadet edebilecekleri Cemevimizin yapılabilmesi için daha önce Kültür Merkezi ve Cemevi olarak planladığımız bölgenin tahsisini gerçekleştirdik. Emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Alevi kurumları arasında cemevi protokolü

    İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Alevi kurumları arasında cemevi protokolü

    İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Alevi kurumları ile imzalanan protokol ile üç kültür merkezi resmi şekilde cemevine dönüştürülerek ibadethane statüsü kazandı. Alevi kurumları ile ortak kullanım protokolünü imzalayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Biz yerelde bir çözüm ürettik. Bu bütün Türkiye’ye de örnek olacak bir çözüm” dedi.

    İzmir’de cemevi olarak kullanılan Aliağa, Selçuk ve Gültepe kültür merkezleri resmi olarak ibadethane statüsüne dönüştürüldü. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Aliağa Alevi Kültür Derneği Başkanı Celal Süslü, Konak Alevi Kültür Derneği Başkanı Murtaza Çiçek ve Selçuk Alevi Kültür Derneği Başkanı İsmail Çetin ile konuyla ilgili ortak kullanım protokolünü imzaladı.

    “LÜTÜF DEĞİL, EN DOĞAL HAK TESLİM EDİLMESİ”

    Uzun süredir bu çalışmanın hayata geçirilmesi için çabaladıklarını söyleyen Tunç Soyer, “Bu ne belediyenin bir lütfu ne de özel bir imtiyaz. En doğal hakkın teslim edilmesidir. İki yıldır uğraşıyorduk. Biz yerelde bir çözüm ürettik. Bu bütün Türkiye’ye de örnek olacak bir çözüm. Gönül ister ki hepsiyle yapalım ve bütün İzmir bundan yararlansın. Ben umudumu kaybetmedim, bunu yapabileceğimize inanıyorum. Sizlerin de anlayış ve desteğine teşekkür ediyorum. Bu tek taraflı yapılabilecek bir şey değil. Birbirimizi anlayarak, birlikte irade ortaya koyarak yol alınabilirdi. Biz birlikte yol almayı başardık. Bu bütün Türkiye’ye yayılsın, bütün Türkiye böyle olsun. O günlere de az kaldı” dedi.

    “BURALAR ASLİ İŞLEVİNE DÖNMELİ”

    Aliağa Alevi Kültür Derneği Başkanı Celal Süslü herkesten aynı hassasiyeti beklediğini söyleyerek, “Uygulama bizim için oldukça önemli. Kültür merkezi adı altında yapılan yerleri rahatlıkla kullanamıyorduk. Yapacağımız her etkinlik için dilekçe yazmak zorundaydık. Tunç başkanımızın gelmesiyle birlikte görüşmeler başladı. Tunç Başkan da buna çok olumlu baktı, kurumlarımız söz sahibi oldu. Meclisten karar geçti, İzmir Valiliği onayının ardından durum resmileşti. Kültür merkezleri artık rahatlıkla cemevi olarak kullanılacak” diye konuştu.

    Selçuk Alevi Kültür Derneği Başkanı İsmail Çetin de çok mutlu olduklarını belirterek, “Yıllardır bunun için mücadele veriyorduk. Bu durum bizi çok rahatsız ediyordu. Şimdi kullandığımız kültür merkezinin cemevi olması bizim açımızdan ve toplumumuz açısından çok mutluluk verici. Başkanımıza teşekkür ediyoruz” dedi.

    Konak Alevi Kültür Derneği Başkanı Murtaza Çiçek ise fiziki koşulları cemevi şeklinde yapılan ama kültür merkezi olarak kullanılan cemevlerinin asli işlevine dönmesinin önemine dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Tunçdemir: MEB’in müftülüklerle yaptığı protokollere sessiz kalmak onaylamaktır

    Tunçdemir: MEB’in müftülüklerle yaptığı protokollere sessiz kalmak onaylamaktır

    PİRHA- Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı, Eğitimci Songül Tunçdemir, Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü arasında geçtiğimiz ay imzalanan ‘Ahlak eğitimi protokolü’ne ilişkin konuşarak, “Anayasanın laiklik ilkesi gasp ediliyor. Çocuklardan, din dersinde öğrenilen bilgiler doğrultusunda yaşamaları isteniyor. Özellikle Eğitim Sen ve Alevi kurumlarının böyle durumlara anında tepki vermesi çok önemli” dedi. 

    Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü arasında geçtiğimiz ay ‘Ahlak eğitimi protokolü’ imzalandı. Söz konusu protokol, ‘Ahlak eğitimi’ adı altında her okulda ve yurtlarda öğrencilere, öğretmenlere seminer verme, eğitim faaliyeti yapma, pano kullanma, afiş asma, broşür dağıtma gibi faaliyetleri içeriyor.

    Eski Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şube Başkanı, Eğitimci Songül Tunçdemir, imzalanan protokole ilişkin konuşarak; Anayasa’nın laiklik ilkesinin gasp edildiğini ve AKP iktidarının ülkeyi şeriat düzenine götürmeye çalıştığını söyledi.

    Bu tür protokollere demokrasi, laiklik ve özgürlüklerden yana olan tüm kurumların ve kişilerin tepki göstermesi gerektiğini de vurgulayan Tunçdemir, sessiz kalmanın onaylamak olduğunu, bunları yapanlara cesaret verdiğini aktardı.

    “ÇOCUKLARDAN, DİN DERSİNDE ÖĞRENİLEN BİLGİLER DOĞRULTUSUNDA YAŞAMALARI İSTENİYOR”

    Tunçdemir, imzalanan ‘Ahlak eğitimi protokolü’nün, eğitim ve öğretime uzun zamandır yerleştirilmeye çalışılan siyasal islam politikalarını meşrulaştırma aşamalarından biri olduğunu söyledi.

    AKP’nin iktidarı boyunca fiili olarak bu tür uygulamaları olduğunu, bu işbirliği protokolü ile bunu pekiştirdiğini kaydeden Tunçdemir sözlerine şöyle devam etti:

    “Geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde kurulan Diyanet Akademisi de bu amaca hizmettir. İmzalanan bu protokolle temel eğitim ve orta öğretim çağındaki öğrencilere milli, manevi, ahlaki değerlerin benimsetilmesi amaçlanıyor. Her okulda ve pansiyonlarda öğrencilere, öğretmenlere seminer verme, eğitim faaliyetleri yapma, pano kullanma, afiş asma, broşür dağıtmaya ilişkin faaliyetleri içeren protokol, okuldaki tüm faaliyetlerin din yapılacağını çağrıştırıyor ki öyle de olacaktır. Bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Din kültüründe öğrenilen bilgiler doğrultusunda çocukların yaşamın her alanında bu bilgilere uygun davranması, öğrendiklerini yaşamının her alanında uygulaması ve kontrol altına alınması anlamına geliyor.”

    “BU TÜR PROTOKOLLERLE ANAYASANIN LAİKLİK İLKESİ GASP EDİLİYOR”

    Ahlak kavramının dinlerden önce oluşan bir kavram olduğunu ve dinlerden bağımsız olduğunu ifade eden Tunçdemir, “Ahlaki, milli ve manevi değerleri sadece Sünni-İslam ile bağdaştıran bir yönetimle karşı karşıyayız. Yani İslamiyeti kabul etmişsen ve bunun gereklerini yerine getiriyorsan ahlaklı bir bireysin, değilsen senin ahlakın yok. Bu durum farklı inançtan olanlara, inanmayanlara daha çok mahalle baskısı demek. Ayrıca bu protokolle Anayasanın laiklik ilkesi gasp ediliyor. Kendi bekasını güçlendirmek için dini duyguları sömürmekten hiç geri kalmayan siyasal iktidar, anayasanın laiklik ilkesini ayaklar altına almaktan hiç çekinmiyor. AKP iktidarı anayasal suç işliyor. Ülkemizi götürmek istediği nokta ise şeriat düzeni” şeklinde konuştu.

    “SESSİZ KALMAK ONAYLAMAK VE BUNU YAPANLARA CESARET VERMEKTİR”

    Amasya Eğitim Sen Şubesi’nin bu protokolün yürütmesinin durdurulması için mahkemeye başvurmasının yerinde bir karar olduğunu aktaran Tunçdemir, Amasya’nın siyasi iktidar tarafından seçilen pilot bölge olduğunu düşündüğünü dile getirdi.

    Bu tür uygulamaların önümüzdeki süreçte diğer illere de yayılacağının altını çizen Songül Tunçdemir, “Özellikle Eğitim Sen ve Alevi kurumlarının böyle durumlara anında tepki vermesi çok önemli. Bu tepkilerin demokrasi, laiklik ve özgürlüklerden yana olan tüm kurumlar tarafından büyütülmesi gerekiyor. Sessiz kalmak onaylamak ve bunu yapanlara cesaret vermektir. Biz karanlığa karşı aydınlığı örgütlemeliyiz, tıpkı güçlü bir kampanyayla ana sınıfına indirilmek istenen zorunlu din derslerini engellediğimiz gibi bu tür uygulamaları da engelleyebiliriz. Söz konusu olan çocuklarımız, yani bu ülkenin geleceği. Söz konusu olan bu ülkenin kadim halkları ve kültürel değerleri. Bu ülkede yaşayan tüm farklılıkların kendi rengiyle bir arada kardeşçe yaşayabilmesi tek tipleştirici politikalarla mümkün değildir. Bizler, her türlü ayrımcılığın karşısında durmalı ve ayrıştırıcı, baskılayıcı politikalara karşı mücadelemizi büyütmeliyiz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Eğitim Sen, Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Müftülüğü’nün imzaladığı protokolü yargıya taşıdı

    Eğitim Sen, Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Müftülüğü’nün imzaladığı protokolü yargıya taşıdı

    PİRHA- Eğitim Sen Amasya Şubesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü arasında geçtiğimiz ay imzalanan ‘Ahlak eğitimi protokolü’nün laikliğe aykırı olduğunu belirterek söz konusu protokolün yürütmesinin durdurulması ve iptali için dava açtı.

    Eğitim Sen Amasya Şubesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü arasında geçtiğimiz ay imzalanan ‘Ahlak eğitimi protokolü’nün laikliğe aykırı olduğunu belirterek söz konusu protokolün yürütmesinin durdurulması ve iptali için dava açtı.

    Söz konusu protokol, ‘Ahlak eğitimi’ adı altında her okulda ve yurtlarda öğrencilere, öğretmenlere seminer verme, eğitim faaliyeti yapma, pano kullanma, afiş asma, broşür dağıtma gibi faaliyetleri içeriyor.

    “KISA SÜRE ÖNCE ŞAİBELİ İTHAMLARLA GÖREVDEN ALINAN MÜDÜR ‘AHLAK EĞİTİMİ’ VERECEK!”

    Eğitim Sen Amasya Şubesi Yönetim Kurulu konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada; “Kısa süre önce şaibeli ithamlarla görevden alınan Amasya İl Milli Eğitim Müdürü’nün, Amasya İl Müftülüğü ile imzaladığı protokolle müftülüğün ‘Ahlâk eğitimi’ adı altında her türden okulda ve pansiyonlarda öğrencilere, öğretmenlere seminer verme, eğitim faaliyeti yapma, pano kullanma, afiş asma broşür dağıtma faaliyetleri yürütmesinin önü açılmıştır” ifadelerine yer verildi.

    “LAİK EĞİTİM İLKESİ AÇIKÇA YOK SAYILIYOR”

    Daha önce yargının söz konusu protokollere karşı verdiği yürütmesinin durdurulması ve iptaline ilişkin kararların anımsatıldığı açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Bu konuda çok açık ve bağlayıcı yargı kararları olmasına rağmen Milli Eğitim yine hukuksuz olarak yetki devri yapmakta, Anayasa ile güvence altına alınan ‘laik eğitim’ ilkesini yok etmektedir. Kısacası yine hukukun arkasından dolanmaktadır. Tarikatların, cemaatlerin, dernek ve vakıfların ideolojilerini hâkim kılmak amacı güderek bakanlık veya milli eğitim müdürlükleri ile yaptıkları protokolleri dava ediyoruz. Tüm uyarılarımıza, yaşanan acılara rağmen milli eğitim müdürlükleri ve bakanlık boş durmuyor. Yine gençliğe ideolojik olarak yönelip gönüllü gibi görünen fakat uygulamaları ile zorunlu hale getirilen, yeni protokoller imzalıyor. Amaçlarının masumane ‘ahlak’ eğitimi olduğunu savunuyor, itiraz edenleri dinsizlikle itham ediyor, kamuoyu önünde kendilerini haklı ilan ediyorlar.”

    “YAPILAN BU TÜRDEN PROTOKOLLERE KARŞI DURUYORUZ”

    Hak ve özgürlüklerimizden vazgeçmeyecekleri vurgusu yapılan açıklamada son olarak; “Yapılan bu türden protokollere karşı duruyoruz. Eğitim Sen Amasya Şubesi Yürütme Kurulu’nun takibi ile Eğitim Sen Genel Merkezi tarafından ‘Yürütmeyi durdurma ve iptal’ başvurusu yapılarak konuyu yargıya taşımış bulunuyoruz” denildi.

    PİRHA/AMASYA

  • Camide altın varaklı koltuk ve protokol yolu!

    Camide altın varaklı koltuk ve protokol yolu!

    Afyonkarahisar’da camide Kuran kursu öğrencileri için düzenlenen hafızlık icazet töreninde Vali, Belediye Başkanı ve Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı için protokol yolu oluşturulduğu ortaya çıktı.

    Afyonkarahisar’da Kuran kursu öğrencileri için düzenlenen hafızlık icazet töreninde Vali, Belediye Başkanı ve Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı için protokol yolu oluşturulduğu ortaya çıktı.

    T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre Afyonkarahisar İl Müftülüğü Salar Fatih, İsmailköy ve Sahipata erkek Kuran kurslarında hafızlığını tamamlayan, yaşları 10 ile 15 arasında değişen 155 öğrenci için “Hafızlık İcazet Merasimi” düzenledi. 15 Ekim’de Hacı Mehmet Sayın Camii’nde gerçekleştirilen törene Afyonkarahisar Valisi Gökmen Çiçek, Belediye Başkanı Mehmet Zeybek ile Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşleyen katıldı. Törenden yansıyan fotoğraflarda, caminin girişinden itibaren kırmızı şerit çekilerek bir protokol yolu oluşturulduğu görüldü. Protokole katılanlar, bu yoldan kuran kursu öğrencisi ve velilerini selamlayarak yürüdü. Öte yandan protokoldekiler için hazırlanan altın sarısına boyanmış varaklı koltuklar da dikkat çekti.

    ‘HEPİMİZ SINAVDAYIZ’

    Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Burhan İşleyen, törende bir de konuşma yaptı. İşleyen, şunları söyledi:

    “Hepimiz sınavdayız. Sınavı kazanmanın yolu Kur’an-ı Kerim’in ahlakımız olmasıdır. Ne istiyorsa yapmamız, ne diliyorsa yerine getirmemizdir. Allah’ın katında Allah’ın nimet verdiklerine kıymet vermek suretiyle değerli oluyoruz. Allah’ın bu dünyada en çok kıymet verdiği Kitab’ul Kur’an’dır. Kur’an’ın ezberlenmesi çok kıymetlidir. Ezberlediğimiz Kur’an bizler tarafından anlaşılmadığı ve hayatımızda olmadığı sürece biz, Allah katında sorumluluğumuzu yerine getirmiş olamayız. 155 gencimizin öncelikle kendilerini tebrik ediyorum. Kur’an okumakla kalmasınlar anlamaya çalışsınlar. Onlar yürüdüğü zaman, ahlak yürüsün, edep yürüsün, haya yürüsün, güzel bir mümin olarak yürüsünler.”

    BAŞKAN FOTOĞRAFLARI PAYLAŞTI

    Afyonkarahisar Belediyesi’nin AKP’li Başkanı Mehmet Zeybek de fotoğrafları sosyal medya hesabından paylaşarak, “Hafızlarımızı, ailelerini ve hocalarımızı tebrik ediyorum. Rabbim gençliğimizi ve bizleri Kur’an’ın izinden ayırmasın” ifadesini kullandı.

     (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Milli Köyü’ndeki taş ocağında ‘Taş kırma ve eleme’ bölümü kaldırılıyor

    Dersim Milli Köyü’ndeki taş ocağında ‘Taş kırma ve eleme’ bölümü kaldırılıyor

    PİRHA-Dersim merkeze bağlı Milli Köyü ile merkez arasında 15 yıldır işletilen taş ocağındaki Taş Kırma ve Eleme bölümünün kaldırılmasına karar verildi. Bu karar, Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve taş ocağının sahibi Erdal Güntaş arasında imzalanan protokolle duyuruldu. 

    Dersim merkeze bağlı Milli Köyü ile merkez arasında 15 yıldır taş ocağı işletiliyordu. Ocağın kapatılması için imza kampanyası başlatılmıştı.

    Köylüler, “Dersim Örenönü Tabiat Parkı içinde bulunan köyümüz Milli/Mulu (İsmet İnönü Mahallesi) ile Dersim merkez arasında neredeyse 15 yıldır bir taş ocağı işletilmektedir. Dersim şehir merkezinin hemen yanı başında yeşil ormanlarla kaplı dağları olan köyümüz dört bir yandan yıkılmaya çalışılıyor. Köyümüzün artık bu şekilde yıkıma uğratılıp yok edilmesini istemiyoruz” diyerek çeşitli zamanlarda çağrılar yaptılar.

    Nihayet bugün Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve taş ocağının sahibi Erdal Güntaş imzalı bir protokolle ‘Taş kırma ve eleme’ bölümünün kaldırılmasına karar verildi.

    Söz konusu protokolde şöyle denildi:

    “Doğan İnşaat Sanayi ve Ticaret limited Şirketi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 26.01.2006 tarih ve 2001 162 sayılı ruhsatı üzerine ilimiz merkez İnönü (Örenönü) Mahallesi Milli Köyü mevkiinde bulunan Taş Ocağı ve Kırma Eleme Tesisini 20/08/2008 tarih ve 9 sayılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı ile işletmektedir.
    Belediyemizin doğaya bakış açısı ve yöre halkının taleplerinden kaynaklı olarak uzun zamandan beri Doğan İnşaat yönetimi ile yapılan görüşmeler sonucunda, Doğan İnşaata ait bu taş ocağında bulunan kırma-eleme bölümünü kaldırılması ve bölgenin yeşillendirilerek doğal karakterine kavuşturulması konusunda Belediyemiz ile Doğan İnşaat yönetiminin görüşmeleri olumlu sonuçlanmış ve Kasım 2020 ‘de tesis içerisinde bulunan taş kırma ve eleme bölümünün kaldırılmasına karar verilmiştir.
    İş bu tutanak tarafımızca imzalanarak kayıt altına alınmıştır.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Adalet Bakanlığı ile Diyanet arasında cezaevlerinde “din eğitimi” protokolü

    Adalet Bakanlığı ile Diyanet arasında cezaevlerinde “din eğitimi” protokolü

    Adalet Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülere “din eğitimi” verilmesi konusunda protokol imzalandı.

    Adalet Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler ile denetimli serbestlik müdürlüklerindeki yükümlülere din eğitiminin verilmesi konusunda iş birliği protokolü imzalandı.

    Adalet Bakan Yardımcısı Uğurhan Kuş, Hakimevi’nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, İl ve ilçe müftülükleri tarafından görevlendirilen cezaevi vaizlerinin, din ve ahlak eğitimi dersleri, Kur’an-ı Kerim kursu hizmetleri ve konferansları verdiğini, 585 vaiz tarafından gerçekleştirilen bu programların 1500 vaiz tarafından yapılmasını hedeflediklerini söyledi.

    Kuş, protokolün amacını ise “dini eğitim ve ahlaki gelişimlerine katkı vermek”, “rehabilitasyon sürecine katkıda bulunmak”, “milli, manevi ve sosyal gelişimlerine katkı sağlamak”, “yeniden suç işlemelerini önlemek” ve “din eğitimi çalışmalarını geliştirmek” olarak sıraladı.

    Kuş, ayrıca cezaevlerine 50 binin üzerinde Kur’an-ı Kerim gönderildiğini de söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Bilal Erdoğan’ın vakfı okullarda kulüp kurma çalışmalarına başladı!

    Bilal Erdoğan’ın vakfı okullarda kulüp kurma çalışmalarına başladı!

    Başakşehir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara gönderdiği resmi yazıda, TÜGVA ile imzalanan protokol gereğince okullarda ‘Medeniyet ve Değerler Kulübü’nün kurulmasını ve bir kadın bir de erkek öğretmenin danışman olarak görevlendirilmesini istedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetiminde bulunduğu Türkiye Gençlik Vakfı’na (TÜGVA) yönelik projeler sessiz sedasız bir şekilde uygulanıyor. Başakşehir Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara gönderdiği resmi yazıda, TÜGVA ile imzalanan protokol gereğince okullarda Medeniyet ve Değerler Kulübü’nün kurulmasını ve bir kadın bir de erkek öğretmenin danışman olarak görevlendirilmesini istedi.

    Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre, Milli Eğitim Bakanlığı’yla imzaladığı protokoller ile okullardaki tüm öğrencilere ulaşan TÜGVA Vakfı, 2019-2020 eğitim öğretim yılında okullarda, “Medeniyet ve Değerler Kulübü” kurulması için çalışmalara başladı. Konuyla ilgili Başakşehir Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü okullara resmi yazı gönderdi. 9 Ekim 2019 tarihli yazıda, “ilgili (a) protokol gereği; ilçemizde eğitim veren resmi liselerde 2019-200 eğitim-öğretim yılında Medeniyet ve Değerler Kulübü kurulması, bir bayan ve bir erkek öğretmenin danışman olarak görevlendirilmesine dair TÜGVA’nın yazısı ektedir. Gereğini arz ederim” ifadeleri yer aldı.

    MEB’LE SÜRESİZ PROTOKOLÜ VAR

    TÜGVA’nın MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile Aralık 2016’da imzaladığı protokolde, bakanlık vakıf ile “koordineli” çalışma sözü verdi. MEB ile TÜGVA arasındaki protokolün bütün bakanlık genel müdürlerine de imzalatılması dikkat çekti.

    Faaliyetlerde öğretmen görevlendirme seçimine de TÜGVA’yı ortak eden bakanlık, seminer ve etkinlikler için okul konferans salonlarının, sınıfların, derslik, atölye ve laboratuvarların hazır halde bulundurma yükümlülüğüne imza attı. TÜGVA’nın geniş kapsamlı protokol kapsamında okullarda ve kurum dışında öğrencilere yönelik kurslar düzenleyebilmesinin de önü açıldı. Bakanlık okul dışı etkinliklere katılacak istekli velilerinden yazılı izin dilekçesi alma sözü verdi. Ayrıca bütün ortaokullarda ve imam hatip ortaokullarında “Medeniyet ve Değerler Kulübü”, liselerde de “Medeniyet ve Düşünce Kulübü” kurulması planlandı.

    Protokolde TÜGVA’nın “medeniyet ve değerlerimize uygun” olarak “Kültür ve Medeniyet” seminerlerinin düzenleneceği, program içeriği ve yerinin vakıfça belirleneceği belirtildi.

    İLGİNÇ SÜRE MADDESİ

    Protokoldeki süre koşulları da dikkat çekti. Protokolün 12. maddesinde “beş yıl geçerli” denilse de bir sonraki cümlede “Protokolün süresi bitiminde yenilenmediği takdirde tekrar 5 yıl devam eder” maddesi yer aldı.

    TÜGVA’nın sitesinde de MEB’in logosu “partnerlerimiz” başlığı altında yer aldı.

  • MEB’den Nurcularla yeni protokol: Öğretmenlere de Kuran kursu geliyor!

    MEB’den Nurcularla yeni protokol: Öğretmenlere de Kuran kursu geliyor!

    Milli Eğitim Bakanlığı Nur cemaatinin Yazıcılar koluna ait Hayrat Vakfı ile yeni bir protokol yaptı. Bakanlığın yaptığı protokole göre, Hayrat Vakfı öğrenci ve öğretmenlere Osmanlı Türkçesi ve Kuranı Kerim dersleri verecek.

    Dinci yapılanmalara ait vakıf ve derneklerle yaptığı protokoller nedeniyle büyük tepki çeken MEB’in, Hayrat Vakfı ile yaptığı protokole öğretmenler de dahil edilerek Osmanlı Türkçesi ve Kuran kursları almaları sağlanacak.

    Mektepli Gazete‘de yer alan protokole göre, Bakanlığa bağlı tüm Hayat Boyu Öğrenme ve örgün eğitim kurumları kapsam içerisine alındı. Hayrat Vakfı, bu protokol ile yurt içi ve yurt dışındaki tüm okullarda bulunan öğrenci ve öğretmenlere Osmanlı Türkçesi ve Kuran Kursu verilebilecek.

    MEB’DE ‘HAYRAT’ AÇTILAR

    MEB, geçen sene de söz konusu vakfa değerler eğitimi adı altında okulların kapılarını açmış ve tepki toplamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllar önce bir konuşmasında “İsteseler de istemeseler de Osmanlıca öğrenilecek” sözlerini fırsat bilen Nurcu Hayrat Vakfı MEB’e başvurmuş ve başarılı olmuştu.

    Bugüne dek ‘Osmanlıca kursu’ adı altında dini eğitim veren bu vakfı, eski Milli Eğitim Bakanları Nabi Avcı ve İsmet Yılmaz da ziyaret etmişti.

    Protokol 27 Ağustos tarihinde Bakan Yardımcısı Reha Denemeç tarafından imzalanmış bulunuyor.

    ERDOĞAN’A ‘ADAMIMIZI BIRAKIN’ MEKTUBU YAZMIŞLARDI

    Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Haber Müdürü Barış Terkoğlu kaleme aldıkları “Metastaz”da Hayrat Vakfı’nın temsilcisi Sait Yavuz’un, ‘FETÖ’den gözaltına alınan Emniyet Müdürü Cihangir Ulusoy için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir mektup yazdığına değinilmişti.

    Mektupta, “Adı geçen şahıs yaklaşık yirmi yıldır yakînen tanıdığımız bir arkadaşımızdır. Ne ahlâki zaafları ne de meslekî ihmalkârlığı olmadığına yakînen şahit olduğumuz ‘yerli’ ve ‘milli’ bir kardeşimizdir” diye belirtmişti. Erdoğan’a “takdir her daim zat-ı alilerinindir” diye seslenilen mektupta “hüsn-ü şehadetimizi bu dünyada arz ettiğimiz gibi mahkeme-i kübrâ olan ahirette Huzur-u îlahîde de arz etmeye hazırız.” ifadeleri kullanılmıştı.

    Hayrat Vakfı’nın temsilcisinin yazdığı mektup sonrası ise Cihangir Ulusoy tahliye edilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim Devrimci Güçbirliği adayları ile KADER  ‘şeffaflık’ protokolü imzaladı

    Dersim Devrimci Güçbirliği adayları ile KADER  ‘şeffaflık’ protokolü imzaladı

    PİRHA- Dersim Devrimci Güçbirliği adayları, KADER tarafından oluşturulan şeffaflık protokolünü imzaladı.  

    Dersim Devrimci Güçbirliği Eşbaşkan Adayları Nurşat Yeşil ve Hıdır Demir, Kadın Adayları Destekleme Derneği’nin (KA-DER) “Kadın Dostu Kent Taahhütnamesi”, Türkiye Engelliler Konfederasyonu’nun “Engelliler İçin Erişilebilir Kent Protokolü” ve Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin hazırladığı “Yerel Yönetim Şeffaflık Taahhütnamesi”ni HDP seçim bürosunda imzaladı.

    Güçbirliği Eşbaşkan Adayları, halkın talepleri doğrultusunda bir belediyeciliği esas alacaklarını belirterek imzaladıkları protokollerin her belediyenin imzalaması gerektiğini aktardı.

    PİRHA/DERSİM   

  • Karşıyaka Belediyesi ile HBVAKV arasında cemevi protokolü imzalandı

    Karşıyaka Belediyesi ile HBVAKV arasında cemevi protokolü imzalandı

    PİRHA- İzmir’de Örnekköy’de mülkiyeti Karşıyaka Belediyesine ait yaklaşık 2 bin metrekarelik alanda yapımı üstlenilen cemevinin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’na 25 yıllığına devredilmesine dair protokol imzalandı.

    İzmir Karşıyaka Belediyesi, yapımını üstlendiği cemevi projesinin Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Karşıyaka Şubesi’ne devredilmesine dair protokolu imzaladı.

    Protokole CHP Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, HBVAKV Ege Bölge sorumlusu Rıza Akdeniz, Karşıyaka Şube Başkanı Zehni Çabuk, Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han, pirler Hamza Takmaz ve Süleyman Deprem ile birlikte şube yöneticileri katıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • MEB’in siyasal İslamcı derneklerle imzaladığı protokol meclis gündeminde

    MEB’in siyasal İslamcı derneklerle imzaladığı protokol meclis gündeminde

    PİRHA- HDP Milletvekili Zeynel Özen, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a Milli Eğitim Bakanlığı’nın siyasal İslamcı cemaat vakıfları ve dernekleri ile imzaladığı işbirliği protokolünü sordu. Özen, devletin resmi eğitim kurumlarının Anayasanın Laiklik ilkesini hiçe sayarak, Alevi ailelerin çocukları dahil farklı inanışlardan olan öğrencilere başka bir inancın ibadethanesini ve ibadetini dayatıp bunun üzerinde bir puanlandırma yapmanın amacı ve nedenleri nelerdir? diye sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Milli Eğitim Bakanlığı’nın siyasal İslamcı cemaat vakıfları ve dernekleri ile imzaladığı işbirliği protokolu ile 6-13 yaşındaki çocuklara 5 vakit namaz dayatmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a sordu.

    “HER NAMAZ VAKTİ İÇİN FARKLI PUAN UYGULAMASI”

    Özen, Milli Eğitim Bakanlığı dini dernek ve vakıflarla bir protokole imza attığını ve yarıyıl tatilinde 6-13 yaş arası öğrencilerin camilere götürüleceği ve 5 vakit namaz uygulaması getirileceğini duyurduğunu belirtti.

    Yapılan duyuruda;  “‘Haydi Çocuklar Camiye Projesi’ ile Hedefimiz ‘Ağaç yaşken eğilir’ atasözünden yola çıkarak çocuklarımıza camide cemaatle namaz kılma şuuru kazandırmak, camilerimize gitmenin milli ve manevi sorumluluğumuz olduğu bilincini vermek ve güzel ahlaklı nesiller yetişmesine katkı sağlamaktır” ifadelerinin kullanıldığını vurgulayan Özen, bununla ilgili hazırlanan “Namazını camide kıl, puanları topla, ödülünü kap” gibi sloganlarla çocukların her namaz vakti için farklı puanlar  kazanmasını planladıklarını kaydetti.

    “İSLAM VE SÜNNİLİK DAYATILIYOR”

    HDP’li Özen, iktidarın eğitim sistemini sadece bir inancı (İslamı ve Sünniliği) referans alarak, başta Alevi çocukları olmak üzere, tüm farklı inanç gruplara kendi dinsel eğitimini dayattığını vurguladı. Bu uygulamanın başta çocuk hakları olarak laiklik ve inanç özgürlüğüne aykırı olduğunu kaydetti.

    Alevilerin zorunlu din derslerinin kaldırılmasına dair AİHM’de (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kazandığı davaları da hatırlatan Özen, imzalanan bu protokolle  anayasanın 2. maddesinde belirtilen laiklik ilkesinin çiğnendiğini kaydetti.

    “DEVLETİN RESMİ KURUMLARI ANAYASANIN LAİKLİK İLKESİNİ HİÇE SAYIYOR”

    Bu kapsamda HDP’li Özen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a şu soruları yöneltti:

    •  Alevilerin zorunlu din derslerinin kaldırılmasına dair AİHM’de kazandıkları davalara rağmen, mevcut anayasanın laiklik ilkesi, AİHM kararları ve uluslararası hukuk dikkate alınmadan artık zorunlu din derslerinin de ötesinde eğitimin tamamen dinselleştirilmesine gerekçe olarak sunulan; “güzel ahlaklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak” amacı kime göre ve neye göre belirlenmektedir? Neden “güzel ahlaklı nesiller yetiştirmek,” resmi bir dini niteliği olmayan laik bir ülkede sadece tek inanca ve yoruma mahsus olarak tanımlanmaktadır?
    • Devletin resmi eğitim kurumlarının anayasanın laiklik ilkesini hiçe sayarak, Alevi ailelerin çocukları dahil farklı inanışlardan olan öğrencilere başka bir inancın ibadethanesini ve ibadetini dayatıp bunun üzerinde bir puanlandırma yapmanın amacı ve nedenleri nelerdir?
    • Milli Eğitim Bakanlığı bu imzalanan protokolle sadece bir inanca ayrıcalık tanıyarak, çocuklara sadece o inancın tebliğini yapıp diğer inançlardaki tüm öğrencilere dayatma mantığına sahip değilse, benzeri dini projeleri farklı inançlar içinde gerçekleştirmeyi düşünmekte midir?