Etiket: protokoller

  • Eren: İnsanları kutuplaştırmak bu ülkeye yarar değil zarar verir!-VİDEO

    Eren: İnsanları kutuplaştırmak bu ülkeye yarar değil zarar verir!-VİDEO

    PİRHA- Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına tepki gösteren PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Bu tür faaliyetler ülkeye yarar değil, zarar verir” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    “BİR ÜLKEYİ ÇAĞDAŞLIKTAN UZAKLAŞTIRMAK EĞİTİMİN ÇÖKERTİLMESİYLE BAŞLAR”

    Milli Eğitim Bakanlığının farklı dini ve siyasi yapılarla protokollere dayalı faaliyet yürüttüğünü belirten PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “İlkokul, ortaokul, lise ve üniversitelerde Ülkü Ocakları veya farklı dini yapılar faaliyet yürütüyor. Bir ülkeyi karanlığa sürüklemek, çağdaşlıktan uzaklaştırmak istiyorsan yapacağın ilk iş eğitim sistemini çökertmektir. Bu insanları kutuplaştırmaya yönelik bir çalışmadır. Bu ülkede insanları kutuplaştırmak bu ülkeye yarar sağlamaz ülkeye zarar verir” dedi.

    Kutuplaşmaların yaşanmaması için Milli Eğitimin bu konuda bilimsel, çağdaş, laik eğitime bir an önce dönmesi gerektiğinin altını çizen Eren, “Tabii bunun da aşılması için toplumsal muhalefetin bu yönde baskı yapması gerekiyor” diye konuştu.

    “BU ÜLKEDE EŞİT YURTAŞ OLARAK YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Bu ülkenin Türk’üyle, Kürt’üyle Laz’ıyla Sünni’siyle Alevi’siyle ve Hristiyan’ıyla herkesin olduğunu vurgulayan Eren, “Alevilerin de temel bir talebi var. Eşit, özgür ve kardeşçe bir ülkede yaşamak ve ‘Eşit Yurttaşlık’ hakkının temel unsuru olarak herkes tarafından kabul edilmesini istiyor. Bunlar kabul edildikten sonra bu sorunların çözüleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

    “ LAİKLİK VE BİLİMSELLİKTEN UZAK YAPILAN ÇALIŞMALAR EĞİTİM ALANINDA CİDDİ TAHRİBATLAR YARATTI”

    Laik ve bilimsel eğitimden uzak yürütülen çalışmaların ülkede çok ciddi tahribatlara yol açtığının altını çizen Eren, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bu tahribatların giderilmesi de 3 yılda 5 yılda olacak gibi değil, uzun bir zaman alacaktır. Tahribatın giderilmesi noktasında henüz bir şey de kaybedilmiş değildir. Toplumsal bir mücadele ve bir aydınlanma faaliyetiyle tekrar bilime, çağdaşlığa, laikliğe sarılmakla sorunların aşılabileceğini düşünüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ ANTALYA

     

     

  • Uçarcan: Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı protokoller uzun vadede tutmayacak-VİDEO

    Uçarcan: Milli Eğitim Bakanlığının yaptığı protokoller uzun vadede tutmayacak-VİDEO

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına tepki göstererek, “Bu protokole tarikatlar üzerinden etkili olamadığı kesimleri ülkücülerin süzgecinden geçirelim oradan bir şeyler tutturabilir miyiz arayışıdır. Ama bu hesaplar uzun vadede tutmayacaktır” dedi. 

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına ilişkin, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “BU ÜLKEDE ÜLKÜCÜLERİN TARİHİ KİRLİ VE KANLI”

    Ülkücü hareketle eğitimin yan yana gelemeyecek bir olgu olduğunu belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, “Çünkü ülkücüler tarihi kirli bir tarih bu hepimiz tarafından biliniyor. Hazır iktidar ortağıyken kendilerince kendilerini aklama paklama yöntemi olarak böyle bir şeye başvuruyorlar” diye belirtti.

    “ÇEDES PROJESİNE TARİKATLAR YETMEDİ ÜLKÜCÜLERİ DAHİL ETTİLER”

    Uçarcan, “Bu protokole tarikatlar üzerinden etkili olamadığı kesimleri ülkücülerin süzgecinden geçirelim oradan bir şeyler tutturabilir miyiz anlayışı ile hareket ediyorlar. Orada bir şey tutturabilir miyiz hesapları içerisindeler. Bu yapılanlar en başta cumhuriyetin içselleştirdiği laik, bilimsel eğitime yönelik geliştirilen bir tutumdur” şeklinde kkonuştu.

    “BİR TAŞLA BİRKAÇ KUŞ VURMAK İSTİYORLAR”

    Bu tür girişimlerin bir taşla birkaç kuş vurma anlamına geldiğini belirten Uçarcan, “Hazır yetkimiz varken, hazır imkânımız varken bir taşla birkaç kuşu nasıl vurabiliriz hesabı içerisindeler. Uzun vadede bu hesaplar tutmayacak, tutmayacağını düşünenlerdenim” dedi.

    “ÇEDES PROJESİNİN ANLAMI UYGULAMALARIYLA ÇELİŞİYOR”

    ÇEDES projesinin kendi içeriği ile çeliştiğinin altını çizen Uçarcan, “Bu program çevreme duyarlıyım değerlerime saygılıyım çevre ile örtüşmeyen bir durum.  AK Parti iktidarı döneminde çevrenin talan edilmesi dönük en fazla maden işletmeciliği ve barajlar için en fazla ruhsat alınan dönem olduğu aşikâr ortadayken çıkmış birileri çevreme duyarlıyım değerlerini seviyorum diyor. Bu suçlunun suçlu olmanın verdiği bir psikolojiyle üstünü örtebilir miyim hesabı içerisindeler” diye konuştu.

    Bu tür girişimlerin toplumsal kesimlerden gelecek tepkiyi bir biçimde örtmenin arayışı olduğuna dikkat çeken Uçarcan, “Bu tepki karşıdan gelmeden biz bunun üstünü nasıl örteriz derdindeler. Bunlar bitmiş tükenmiş durumdalar. Kirliliklerini nasıl örtbas edebileceklerini derdine düşmüşler” dedi.

    “ÇEDES’TEN TÜM KESİMLER MÜZDARİP”

    AKD Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, protokollere karşı nasıl bir duruş sergilenmesi gerektiğine ilişkin olarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    ” Tabii ki başta Aleviler muzdarip ama öteki toplumsal kesimlerin tümü de bu anlamda muzdarip. Birinci derecede Eğitim-Sen’in üzerinden diğer sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin Eğitim-Sen’in önderliğinde en geniş kesimleri bu projeleri teşhir edip, geri püskürtmek için alanlara çıkmasıyla orantılı olduğunu düşünüyorum.

    ÇEDES ve benzeri projelere karşı mücadele sadece Aleviler ve öğretmenler üzerinden değil, aynı zamanda öğretmenlerin okuttuğu öğrencilerin aileleriyle de ilişkilenerek velileri nasıl daha çok duyarlı hale getirebilir, kitleleri alanlara nasıl taşıyabilir ve oralardan doğru sorunlarımızı dillendirebilir, meydanlarda alanlarda taleplerimizi haykırabiliriz.

    Bunların çalışması içerisinde olacağız. Gerek Alevi kurumları olarak gerek demokratik kitle örgütlerinin en geniş katılımıyla hayata geçirebilirsek protokolleri geri püskürtebileceğimize inanıyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

     

     

     

  • Eğitim-Sen: Eğitim sistemi, protokoller üzerinden tarikat ve cemaatlere teslim edilemez

    Eğitim-Sen: Eğitim sistemi, protokoller üzerinden tarikat ve cemaatlere teslim edilemez

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, “Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğiz” sözlerine tepki gösteren Eğitim-Sen yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Milli Eğitim Bakanlığı, proje ve protokoller üzerinden eğitim sistemi içine yerleştirdiği dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar üzerinden doğrudan iktidar desteği ile tıpkı bir örümcek ağı gibi bütün eğitim sistemi kuşatılmıştır” denildi.

    TBMM’de devam eden 2024 bütçe görüşmelerinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesi görüşmelerinde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, “Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğiz” sözlerine tepki gösteren Eğitim-Sen yazılı açıklama yaptı.

    “EĞİTİM SİSTEMİ, CEMAATLER TARAFINDAN ÖRÜMCEK AĞI GİBİ KUŞATILMIŞ DURUMDA”

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in eğitim sistemini yıllardır kuşatan dini tarikat ve cemaatleri, sivil toplum örgütü olarak tanımlamasının dikkat çekici olduğunu belirtilen yazılı açıklamada, “Türkiye’de yaşanan yoğun dinselleşme, eğitim sürecinde dinsel sömürüye kaynaklık eden kimi pratik uygulama ve söylemlerin yaygınlaşması, son yıllarda eğitimin bütün kademelerinde yaşanan bir sorun olarak dikkat çekmektedir. Okullarımız uzun süredir adeta belli bir inanç ve mezhebi temsil eden zihniyetin kuralları ve uygulamaları ile karşı karşıyadır. MEB bir taraftan ÇEDES projesi ile okullarda ‘manevi danışman’ sıfatıyla imamları görevlendirirken, diğer taraftan dini dernek ve cemaatlerle art arda protokoller imzalamaktadır. Siyasi iktidarın 12 Eylül rejiminden miras aldığı ‘Türk-İslam sentezi’ yaklaşımı geçtiğimiz 21 yıl içinde adım adım hayata geçirilirken, MEB’in proje ve protokoller üzerinden eğitim sistemi içine yerleştirdiği dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar vb. üzerinden doğrudan iktidar desteği ile tıpkı bir örümcek ağı gibi bütün eğitim sistemi kuşatılmıştır” denildi.

    “EĞİTİM, DEVLET ELİYLE DİNSELLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Yapılan yazılı açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Türkiye’de eğitimin dinselleştirilmesi, eğitim sisteminin, önceden belirlenmiş siyasal-ideolojik hedefler doğrultusunda; biçim, içerik, öğretme-öğrenme sürecinde kullanılan yöntemler, söylemler ve materyallerin büyük ölçüde dini kural ve referanslara göre düzenlenmesi ve biçimlendirilmesi şeklinde hayata geçmektedir. Eğitimin devlet eliyle dinselleştirilmesi sürecinde, bir taraftan imam hatip okullarının devlet eliyle sayılarının arttırılması politikası sürdürülürken, diğer taraftan MEB’in Diyanet İşleri Başkanlığı ve çeşitli dini vakıf ve derneklerle yakın iş birliği artarak sürdürülmektedir.

    Devlet eğitimi ve toplumsal yaşamı örgütlerken bunu dini kurallara, söylemlere ya da referanslara göre yapmamalıdır. Eğitim sistemi dini kural ve referanslara göre değil, bilimsel gerçeklere ve toplumsal ihtiyaçlara göre düzenlemelidir. Değişik din, mezhep, inanç ve dünya görüşünden insanların gerçek anlamda ‘eşit yurttaş’ olarak kabul edilebilmesi, devletin bütün inançlara eşit mesafede ve tarafsız olması yönündeki taleplerdeki ısrara, okullarda farklı kimlik, inanç ve dünya görüşleri arasında ayrım yapılmamasına bağlıdır. Devletin, inanç alanına girerek, şu ya da bu biçimde elindeki olanakları kullanıp, devleti belli bir dinin ya da inancın, Türkiye’de olduğu gibi belli bir mezhebin savunucusu ve destekçisi durumuna getirmek yönündeki girişim ve uygulamalara karşı bütün eğitim bileşenlerini birlikte hareket etmeye ve mücadeleye davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)