Etiket: psakd ataşehir cemevi

  • PSAKD Ataşehir Cemevi, ‘Kuşaktan Kuşağa Kültür Sanat Şenliği’ gerçekleştirdi-VİDEO

    PSAKD Ataşehir Cemevi, ‘Kuşaktan Kuşağa Kültür Sanat Şenliği’ gerçekleştirdi-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Ataşehir Şube Cemevi, ‘Kuşaktan Kuşağa Kültür Sanat Şenliği’ gerçekleştirdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Cemevi, Mustafa Saffet Kültür Merkezi’nde, ‘Kuşaktan Kuşağa Kültür Sanat Şenliği’ gerçekleştirdi.

    Çok sayıda kişinin katıldığı şenlikte, cemevinde eğitim kurslarına katılan 8-12 yaş grubu öğrenciler çalışmalarını sergiledi. Resim sergisi, İngilizce çocuk korosu ve sazlarıyla türkü şöleni gerçekleştirdi.

    Öğrencilerin performansı çokça alkış aldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 2 Eylül Kuruluş Festivali’nde ‘Güncel Siyasal Durum’ paneli-VİDEO

    2 Eylül Kuruluş Festivali’nde ‘Güncel Siyasal Durum’ paneli-VİDEO

    PİRHA – 2 Eylül Kuruluş Festivali kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi’nde “Güncel Siyasal Durum” paneli yapıldı.

    1 Mayıs Mahallesi’nin kuruluşunun 47. Yılı dolayısıyla 22.’si düzenlenen 2 Eylül Kuruluş Festivali kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi’nde “Güncel Siyasal Durum” paneli yapıldı.
    Panelde, DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, HDK adına Kürt Siyasetçi Sebahat Tuncel, KÖZ’den Ömer Yıldız, SMF’den Mahir Gürz konuşmacı olarak yer aldı.

    Panel demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Panelde ilk sözü SMF Temsilcisi Mahir Gürz aldı.

    GÜRZ: ANTİ FAŞİST BİR HAREKET ÖRMELİYİZ

    Konuşmasına 2 Eylül Direnişi’nden yaşamını yitirenleri anarak başlayan Gürz dünyadaki kriz durumunun bir savaş tehdidi yarattığını belirterek, “Bu 3’üncü Dünya savaşı; insanlığı ve parçası olduğu doğayı tehdit eden esas gündemlerden biridir. Buna karşı enternasyonalist hem Türkiye’de hem de Kuzey Kürdistan’da anti-emperyalist, savaş karşıtı bir cephe örmek dönemin başlıca görevlerinden birisi. Bugün Ukrayna, Filistin ve dünyanın farklı bölgelerinde neredeyse 1’inci ve 2’inci Dünya Savaş’ında yaşamını yitiren insanların sayısına tekabül eden bir savaşın içerisindeyiz. Bölgesel savaşlar şeklinde cereyan eden çatışmalar emperyalist bir savaşa dönüşmektedir” diye konuştu.
    Devrimci ve komünist güçlerin sürece müdahale etmemesi sebebiyle sağın yükseliş içerisinde olduğuna vurgu yapan Gürz, “Krizler her zaman devrimlere yol açmaz. Krizler devrimci öznenin müdahalesi olmaz ise faşizmi besler. Faşist iktidarlar 1’inci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkmıştır. Bugün de aynı tehditlerle karşı karşıyayız. AKP-MHP faşist iktidarı da bu emperyalist savaşta hem enternasyonal hem bölgesel alanda stratejik olarak yer almaya çalışıyor. Devrimci, demokratik güçlerin önünde önemli bir görev duruyor. Anti-emperyalist, anti-faşist bir hareket örmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    OTLU: ÖNÜMÜZ ZORLU AMA DİRENENLER VAR

    Filistin’de ve Ukrayna’da yaşanan savaşlara değinen Otlu, “Baktığımızda bütün emperyalistler 3’üncü Dünya savaşına göre konumlanıyor. ABD, Rusya, Çin büyük savunma bütçeleri oluşturuyor. Bu devletlerin bu mevzilenişinde Ortadoğu ve Doğu Akdeniz çok önemli bir yerde duruyor. Bir savunma bütçesi hazırlarken yeni faşist dalganın yükselmesi için bütün olanakları sağlıyorlar. Bütün dizaynları faşizmin yükselmesi; emekçilerin, ezilenlerin hiçbir hak almaması için. Göçmenlere LGBTİ+’lara düşmanlık yükseltirken işçi sınıfına, emekçilere hiçbir hak vermeyeceklerini ifade ediyorlar. 2’nci Dünya Savaşı sonrası Sovyetler’de gerçekleşen devrimden çıkardıkları derslerle işçi sınıfının bir direnişi olmaması için mücadele ediyorlar” şeklinde belirtti.
    AKP-MHP iktidarının hegemonya kurmaya çalıştığını ifade eden Otlu, “Kendileri açısından en önemli yer Ortadoğu; Mısırda Sisi’yle barış yaptı, İran’la Irak’la görüşmeler yapıyor. Esad’la barışmaya çalışıyor. Irak’ta politik suikastları arttırıyorlar. Herhangi bir savaşta Rojava’daki gibi yeni devrimler oluşacağını düşünüyor. Türkiye direniyor, Kürdistan 4 parçada direniyor, kadınlar direniyor. Her gün 8 kadın katlediliyor. Savaş siyaseti cinayeti, katliamları örgütlüyor. Bu savaş siyasetinin karşısında birleşik bir mücadele örmeliyiz. Kürt diline saldırması, kadınlara, işçi sınıfına saldırması boşuna değil. Önümüz zorlu ama direnenler var” sözlerini kullandı.

    YILDIZ: SAVAŞIN MUHATABI BARIŞIN DA MUHATABIDIR

    Köz Temsilcisi Ömer Yıldız ise şunları söyledi:
    “Savaşa girmeye cesaret edemiyorlar. Bu bir barış zemininin oluşacağı anlamına gelmiyor. 3. Dünya savaşı konuşulurken yükselen sağ ve yükselen sol dikkat çekiyor. Baktığımızda yerel seçimlerden sonra millet ittifakı toparlandı. Altılı masayı toparladı. 1 Eylül yaklaşırken Türk siyasetinde herkes birbiriyle barışmak istiyor. Erdoğan ABD ile barışmak istiyor. Özgür Özel Kılıçdaroğlu ile barışmak istiyor.”
    Yıldız, “Savaşın muhatabı barışın da muhatabıdır” diyerek sözlerini noktaladı.

    TUNCEL: ÇARESİZ DEĞİLİZ

    HDK adına konuşan Sabahat Tuncel sözlerine cezaevindeki arkadaşlarımın selamını ileterek başladı. dedi. Bu bir borç cezaevinden çıkarken hep selamlarımızı iletin dediler ben de siz sormadınız ama selamlarını iletmek istiyorum’’ dedi. Tuncel sözlerine şöyle devam etti:
    “Bu festivalin sivil bir festival olması çok önemli. Bir araya gelmek hem kültürel şeyleri hem sorunları konuşmak çok önemli umarım sadece 1 Mayıs’la ya da 1 Eylül’le sınırlı kalmaz. Bizi birbirimize ulaştıracak şeylere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Çok zorlu bir süreçten geçiyoruz bu süreci ancak dayanışarak birlikte zayıflatabiliriz. Medya tamamen iktidarın tekelinde muhalif gazetecilerin üzerinde çok büyük bir baskı var daha geçen gün Süleymaniye’de iki kadın gazeteci katledildi onları da rahmetle anıyorum.

    “ERDOĞAN VE ARKADAŞLARININ PLANI, ÇÖKTÜRME SİYASETİ”

    Onların planı çöktürme siyaseti. Tayyip Erdoğan ve arkadaşları 2. Cumhuriyeti kurmak isterken Kürtsüz, kadınsız, Alevisiz bir rejim kurmak istiyor. Bu ülkede hiç Kürt sorunu yokmuş gibi dikkate dahi almıyor. Bu ülkede ırkçılık açlık sorunu yokmuş gibi. 2011’den bu yana Kürtleri hapsetti partisini kapatmaya çalıştı. Düşüncenin engellenmesi Anayasanın askıya alınması parlamentonun askıya alınması hepsi AKP’nin yürüttüğü savaş politikasının izleridir. Buradan çıkmanın yolu kahraman aramak değil buna karşı çıkmak. Topluma dayatılan bu zorbalıktan nasıl çıkacağızdır asıl mesele. Şimdi tek adam rejimiyle Türkiye’yi karanlığa sürükleyen keyfi uygulamaları nasıl ortadan kaldıracağımızı düşünmeliyiz. Çaresiz değiliz. AKP kendince bu politikaları devreye sokuyor bizde direniyoruz. Daha dün mahkeme salonlarında direniyorduk bugün sokaklarda direniyoruz buradayız. Sonuçta bir direniş var faşizme teslim olmamak ve bu bir irade ve biz bu iradeyi büyütmek zorundayız.

    “ERKEKLİK SORUNUNU TARTIŞMAYA AÇMAMIZ GEREKİYOR”

    Kürt kadınları olarak biz çok zorlu süreçlerden geçtik ama önemli şeyler de elde ettik. Çok büyük bedellere rağmen önemli kazanımlar elde etik. Ak parti buna saldırıyor. Bütün bunlar özünde aslında kadın özgürlük mücadelesinden korktukları için. Son dönemlerde hep kadınlar katlediliyor kadın şiddete maruz kalıyor ama sadece bu da değil erkekler yanındaki çocuklarını da öldürerek kendilerini yok ediyor. Erkeklik sorununu tartışmaya açmamız gerekiyor kadını değil. Bunun altını çizmek istiyorum çünkü asıl devrim budur. Yapmamız gereken şey faşizme karşı örgütlü mücadeleyi büyütmektir.
    Panel, soru cevapla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hem kadın kimliğimizle hem de Alevi kimliğimizle yok sayılıyoruz’-VİDEO

    ‘Hem kadın kimliğimizle hem de Alevi kimliğimizle yok sayılıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD İstanbul Şubeleri Kadın Meclisi, PSAKD Ataşehir Cemevi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin panel düzenledi. Kadın mücadelesinin 8 Mart ile başlamadığını vurgulayan Gazeteci Çilem Küçükkeleş, “Önce insanlığın doğaya daha sonra da erkeğin kadına hükmü ile başlayan eşitsiz sistemden beri kadınlar mücadele etmeye devam ettiler ve bugün de mücadele etmeye devam ediyorlar” dedi.

    Kadınlar, nafaka hakkının tartışmaya açılması, Medeni Yasa’da değişiklik, cezasızlık politikaları, kadın cinayetleri ve artan erkek şiddeti gündemleriyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne hazırlanıyor.

    PSAKD İstanbul Şubeleri Kadın Meclisi, PSAKD Ataşehir Cemevi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin panel düzenledi. Panele konuşmacı olarak PSAKD Genel Merkez Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara ve Gazeteci Çilem Küçükkeleş katıldı.

    Cemevine, ‘Tacize, tecavüze, istismara ve katliamlara karşı yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ pankartı asıldı.

    “KADINLARIN BİRLİKTE ÖRGÜTLENMEYE İHTİYACI VAR”

    Kadın mücadelesinin 8 Mart ile başlamadığını vurgulayan Gazeteci Çilem Küçükkeleş, “Önce insanlığın doğaya, daha sonra da erkeğin kadına hükmü ile başlayan eşitsiz sistemden beri kadınlar mücadele etmeye devam ettiler ve bugün de mücadele etmeye devam ediyorlar. Biz, mücadeleyi sokağa çıkmakta ve pankart açmakta görüyoruz ama hayat öyle değil, mücadele hayatın her alanında. Kadınlar eşitsizliğin olduğu ilk günden itibaren mücadele ediyor. İnancımız herkesin eşit bir şekilde yaşadığı bir düzeni kurmayı önerir, ben bu düşünceyi dünyanın en büyük ideolojik öğretisi olarak görüyorum. Hangi inançtan olursak olalım bu sistemde en tehlikede olanlar kadınlardır. Bizim güçlü olmaya ve birlikte örgütlenmeye ihtiyacımız var” dedi.

    “BİRLİK OLMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

    PSAKD Genel Merkez Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Biz hem kadın kimliğimizle hem de Alevi kimliğimizle yok sayılıyoruz. O yüzden bizim daha fazla güçlü olmaya ve bütün kadınlarla birlik olmaya ihtiyacımız var. Eğer biz yalnız kalırsak düzen bizi ezer. Bugün AKP iktidarının kadınlarla savaşı da bu yüzden. Çünkü kadınları sindiremediler, tekleştiremediler. Kadınlar olarak her alanda bir araya gelmeye çalışıyoruz. Bu ülkeyi şeriata teslim etmeyecek ve geleceğini aydınlık bir çizgide götürecek kadınlar var.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Ataşehir ve Sarıyer şubeleri tarafından 10 Aralık mitingi için afiş ve pankart çalışması yapıldı

    PSAKD Ataşehir ve Sarıyer şubeleri tarafından 10 Aralık mitingi için afiş ve pankart çalışması yapıldı

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi/Cemevi ve Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi tarafından birçok mahallede 10 Aralık’ta Kadıköy’de yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye” mitingine çağrı için afiş ve pankartlar asıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi/Cemevi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi 10 Aralık’ta Kadıköy’de düzenlenecek ‘Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye’ mitingi için çalışmalarını sürdürüyor.

    Bugün de birçok mahallede PSAKD Ataşehir ve Sarıyer şubeleri tarafından birçok mahalleye afiş ve pankartlar asılarak mitinge katılım çağrısı yapıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz – VİDEO

    Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla Alevilere yönelik uyguladığı asimilasyon politikasını değerlendirdi. Kaya, “Alevi örgütlerinin bütün dost kurumlarla, eğitim emekçileriyle, işçilerle, toplumun aslında tamamıyla birleşerek bu mücadeleyi yükseltmesi lazım. Aksi durumda bir saldırı bitecek yenisi başlayacak” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzletilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Ataşehir Cemevi Başkanı Gülsev Kaya ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, maaşlı dedeler bulma arayışını ve Alevileri bölme girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin temel talepleri olduğunu söyleyen Kaya, “Bir daire başkanlığı kurarak bunu da personele indirmeye çalışıyorlar. Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz. Geleceğimizi de bunun üzerinden inşa etmek gibi bir derdimiz yok” dedi.

    “BİZİM TEMEL SORUNUMUZ BURADAKİ MESELENİN ASİMİLASYON AYAKLARINI KONUŞMAK”

    Kaya, toplumdaki yoksulluğun nedenlerinin araştırılması gerekirken dedelerin maaşa bağlanmasını tehlikeli bulduğunu belirterek, “Yol da böyle sürmez zaten” şeklinde konuştu.

    “MAAŞA BAĞLAMAK SIKINTILARI GETİRECEKTİR”

    Kaya, maaşlı dedelerin Cemevi Başkanlığı’nda göreve başladıklarında oluşabilecek sonuçları şöyle anlattı:
    “Maaşa bağladığımızda sıkıntılar elbette olacaktır. Bu iş artık hizmet etmek, karşıdakini düşünerek yaşama meselesi ortadan belki kalkacaktır. Yani maaş alıyorum, maaşımın o zaman sürebilmesi için ben hiçbir olumsuza hiçbir şeye karşı çıkmayayım sonucuna götürecek. Sadece maaş olduğunda veren ve onun aldığı ama nasıl yaşadığının, birinin bir diğerinden haberinin olmadığı bencil bir topluma dönüşmüş olacak.”

    “MÜCADELEYİ RAFA KALDIRDIKÇA SALDIRILAR ARTIYOR”

    Temel talepler etrafında örgütlü mücadelenin yükseltilmeye ihtiyacı olduğunu dile getiren Kaya, “Mücadeleyi rafa kaldırdığımız oranda saldırıların aslında daha büyük bir şekilde yeniden geldiğini görebiliriz. Bence Alevi örgütlerinin bütün dost kurumlarla, eğitim emekçileriyle, işçilerle, toplumun tamamıyla birleşerek bu mücadeleyi yükseltmesi lazım. Aksi durumda bir saldırı bitecek yenisi başlayacak” diye konuştu.

    “TEK TEK DEĞİL BİRLİKTE DURMALIYIZ”

    Kaya, AKP’nin ve Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın dayatmaları karşısında tek tek değil birlikte karşı durulursa aşılamayacak hiçbir sorunun olmayacağının altını çizdi.

    Kaya, Alevi örgütlerine yöneticilik ve önderlik yapan herkesin bu konuda biraz sağduyulu davranmaya ve toplumu ayrıştıran değil birleştiren bir noktadan haraket etmesi çağrısında bulundu.

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO

  • ‘Doğa katliamlarını yalnızca bir çevre kıyımı olarak görmemek gerek’ – VİDEO

    ‘Doğa katliamlarını yalnızca bir çevre kıyımı olarak görmemek gerek’ – VİDEO

    PİRHA – 1 Mayıs Mahallesi Kuruluş Festivali kapsamında Ataşehir Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) “Doğanın ve yaşam alanlarının talan edilmesine karşı gelişen mücadele ve direnişlerde birleşelim” başlıklı panel gerçekleştirildi.

    PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya’nın moderatörlüğünde gerçekleşen panele PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal, Polen Ekoloji’den Leyla Can ve Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Özkan Tacar konuşmacı olarak katıldı.

    “YASAK OLMAYAN TEK ŞEY YASAKLAMAK”

    Gülsev Kaya, panelde yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi:

    “Tıpkı 1977’de bu mahallenin devrimcilerinin halkın içerisindeki mücadelesine olan ihtiyaç onların halk kitleleriyle kurduğu bağı yeniden hatırlamaya hatırlatmaya, taleplerimizi toplumun talepleriyle buluşturmak, ihtiyaçlarını toplumsallaştırmak ve örgütlemeye çok ihtiyaç olan bir süreçte bu festival önemli. Devletin artık kendi küçük burjuva panellerinin ve festivallerinin bile yasak olduğu bir süreci yaşıyoruz. Yasak olmayan tek şey yasaklamak diye formülüze ettiğimiz bir durum var. Bugün artık eskiden belirli kesimleri sarıp sarmalayan yoksulluk, bugün artık toplumun tamamını sarıp sarmalamış durumda. O yüzden bizlere etrafımızı sarmalayan bu durumla ilgili örgütlenme mücadelesinde çok görev düşüyor.”

    “ZÜLFİKAR YA BİZİ KESECEK YA DA ONLARI”

    PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal ise deprem öncesi ve sonrası Samandağ’da yaşam, acil kamulaştırma, rant-talan politikaları ve mücadele konusunu ele aldı. Uysal, konuşmasında 6 Şubat’ın çoğu insan için sadece bir tarih olduğunu belirtirken, bölge halkı için ise “ölümün, sefaletin, travmaların, çaresizliğin ve terk edilmişliğin adı” olduğunu ifade etti. Uysal, “Kan gölüne dönmüş sokaklara aldırmadan, enkaz altında kurtarılmayı bekleyenlerin feryadına aldırmadan daha 3 gün geçmeden ihalelere açılan bir yaşam savaşıdır 6 Şubat. Onca dert ve belanın içinde sorulan soruları hatırlıyorum: Devlet Nerede? Yoktu sevgili dostlar. Hiçbir yetkili yoktu” diye konuştu.

    Uysal, Samandağ’ın demografik yapısını uzun süredir bozmak isteyen egemenlerin depremi tam bir fırsata çevirdiğini, Samandağ’ı rant kapısı olarak gördüklerini de belirtti. Uysal, iktidarın, Alevi yerleşkelerini dağıtmak için fırsat kolladığını ifade ederek şunları söyledi:

    “Zaten Antakya’da istimlak haberlerinin çoğunluğu Arap Alevi halkımızın yaşadığı yerlerden geliyordu. Buna karşı yapılan her eyleme jandarma acımasızca müdahale ediyor biber gazı ve gözaltılarla halk sindirilmeye çalışılıyordu. Maalesef bunların yanında yayılan korku imparatorluğuyla öğrenilmiş çaresizlikle ve umutsuzlukla da savaşmak zorundayız. Bunları dayanışmayla ve yarınlara bizi taşıyacak umudumuzla aşabiliriz. Mücadelemizi Aleviler başta olmak üzere ezilen diğer bütün kesimlerle birlikte örmek için bütün gayretimizi ortaya koyacak Hızır paşalara boyun eğmeyeceğiz. Önceden de belirttiğimiz gibi bu yolda Zülfikar ya bizi kesecek ya da onları. Hızır paşaların karşısına Hüseyinleşip çıkacağız.”

    “DEVLETİN ASİMİLASYON POLİTİKASI”

    Polen Ekoloji’den Leyla Can ise “çevre mücadelesi ve Akbelen’de direnişin simgesi kadınlar” konusunu ele aldı. Ülkenin yüzde 60’ının yok edilmiş durumda olduğunu söyleyen Can, halkın doğasıyla beraber kültürünün de yok edilmeye çalışıldığını söyledi. Can, doğa katliamlarını yalnızca bir çevre, ekoloji mücadelesi, bir orman kıyımı olarak görmemek gerektiğinin de altını çizerek “Bu aynı zamanda devletin bir asimilasyon politikası” dedi. Can, şöyle devam etti:

    “Bugün Hatay’da, Samandağ’da, Akbelen’de, Hakkari’de, Cudi’de gördüğümüz de budur. Esasında bizim için önemli olan ve ekoloji mücadelesini de geliştirecek olan şey ekoloji mücadelesinin ne Kürt ulusal özgürlük mücadelesinden ne kadın özgürlük mücadelesinden, ne LGBTİ+ mücadelesinden ne emek hareketinden bağımsız olmadığını, bu özgürlük mücadelelerini fiili meşru mücadele hattında aynı çerçevede savunulması gerektiği ve bu topyekün direnişlerinin birleştirilerek bir iktidar hedeflediği söylenebilir.”

    “HUKUKÇULAR ERKEN SEVİNÇ YAŞAMAMAK ADINA BUNU ARAŞTIRIYOR”

    DEDEF Genel Başkanı Özkan Tacar ise Dersim ve maden projeleri üzerine şunları söyledi:

    “Birkaç gün önce Cumhurbaşkanlığının Munzur’a ilişkin bir kararı yayınlandı. İlk etapta bu karar çevreciler açısından olumlu görünse de esasında vadiler ve barajlar bölgesine arka bölgelerde kırsal ve dağlık alanlardaki madenciliklere ulaşabilecekleri bir yöntem olarak görüyoruz. Hukukçular bunun sevincini çok erken yaşamamak adına bunu araştırıyor, değerlendiriyor. Çünkü dağlık alanlarda da maden firmaları şuan da Dersim’in birçok bölgesinde faaliyet yürütüyor ve maden arama çalışmaları yürütüyorlar.”

    Panel, konuşmacıların ardından katılımcıların sorularının cevaplanmasıyla son buldu.

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

  • Ataşehir PSAKD: Sarıbal şahsında Dersim Katliamı ile yüzleşilmesi engellenmektedir

    Ataşehir PSAKD: Sarıbal şahsında Dersim Katliamı ile yüzleşilmesi engellenmektedir

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi, Dersim Soykırımı’ın yıl dönümünde CHP Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı paylaşımdan sonra linç kampanyası başlatılmasını kınadı. Yapılan açıklamada, “Bugün bir kez daha Orhan Sarıbal şahsında Dersim Katliamı ile yüzleşilmesi engellenmektedir. Sarıbal şahsında Alevilere yönelik bu tutuma karşı, Sarıbal’ı destekliyoruz.  

    CHP Bursa Milletvekili ve PM Üyesi Orhan Sarıbal’ın, 4 Mayıs Dersim Soykırımı’nın yıldönümünde, ”Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum” paylaşımı çokça gündem olmuş ve ırkçı çevreler tarafından Sarıbal’a yönelik linç kampanyası başlatılmıştı.

    PSAKD Ataşehir Şubesi tarafından yapılan açıklamada, “CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın 4 Mayıs günü Twitter hesabından ‘Unutmadık, asla unutmayacağız! Dersim Katliamında yitirdiğimiz canları saygıyla anıyorum’ şeklinde yaptığı paylaşım nedeniyle, yine CHP Bursa İl Başkanı Gürhan Akdoğan tarafından siyasi olarak lince maruz bırakılıyor” hatırlatmasında bulunuldu.

    “IRKÇILIĞI, İNKARI VE YOK SAYMAYI HEDEFLEYEN DÜŞÜNCE VE PRATİKLERİ PROPAGANDA EDİYOR”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    4 Mayıs 1937 ve 38 Dersim katliamına, tam 84 yıl oldu. İnsanlık bu 84 yıl içerisinde adı değişen, bölgesi değişen, tarihi değişen ama sonuçları ve nedenleri değişmeyen birçok katliama tanık oldu. Dersim katliamı da 4 Mayıs 1937’de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Bakanlar Kurulunda alınan kararla başlatılmıştır. Bu karar insanlığın toplumsal hafızasında yok sayılacak, görmezden gelinecek bir karar değildir ve artık gün yüzündedir, karartılamayacak kadar açıktır.

    Gürhan Akdoğan “…önce bekledim en azından amacımı aşan bir ifadeydi’ örneğin birçok siyasetçinin yaptığı gibi ‘yanlış anlaşıldım, öyle demek istemedim’ diye bir özür dilesin hiç olmazsa çark etsin istedim öyle olmadı. Sonra bir süre daha bekledim ki bu kez duyarlı birçok partilinin tepkisinin yanında başta en yukarıdan en aşağıya mevcut örgüt yöneticileri geçmiş dönemde görev yapmış üst yöneticiler… onlardan da tık yok. Peki ya Faik Öztrak’a ne demeli dedesi o dönemde iç işleri bakanıydı. Senin dedeni de katliamcılıkla suçlayan Milletvekili arkadaşına Parti sözcülüğünü bir tarafa bırak kişisel olarak bir söz de mi söyleyemezdin…” ile başlayan uzun bir çağrı ile birilerini göreve davet ediyor. Akdoğan’ın çağrısında üzerine söz kurulması gereken nokta ırkçılığı, şovenizmi, imha, inkar ve yok saymayı hedefleyen düşünce ve pratikleri propaganda etmesidir.

    “BU COĞRAFYADA YAŞAYAN HERKES TÜRK-SÜNNİ’DİR SİYASETİ HAKİM KILINMAK İSTENMİŞTİR”

    Meselenin özü itibariyle Sarıbal karşıtlığında hortlatılmak istenileni, Dersim Katliamı’nı ve bütün yaşatılanları ve yaşananları nedenleriyle anlamak cumhuriyetin kurucu ilkeleri ve felsefesiyle toplumsal olarak yüzleşmek ile mümkün kılınacaktır. Osmanlıdan devralınan yok sayma ve tekleştirme mirası Cumhuriyetle sürdürülmüştür. Dersim Katliamı’nın nedeni budur. Bu coğrafyada yaşayan bütün farklı etnik kimlikler, inançlar, kültürler, diller yasaklanarak vatandaşlık bağıyla bağlanan herkes Türk- Sünni’dir siyaseti hakim kılınmak istenmiştir. Bugün insanlığın Dersim Katliamı başta olmak üzere insanlığa karşı işlenen bütün katliam ve suçlarla yüzleşmesi toplumsal sorumluluktur ve kaçınılmaz bir gerçektir.

    “HER TÜRDEN SALDIRIYA RAĞMEN YAŞAYAN, YAŞATILAN ALEVİLİKTİR”

    İnsanlık tarihi sınıflar mücadelesinin tarihidir. Geçmiş çağlardan bugüne kadar gelen bu mücadele bir ihtiyacın ürünüdür. Her sınıf kendi mücadelesini güçlü kılabilmek ve hasmını alt edebilmek için derli toplu hareket etmeye ihtiyaç duymuştur. Aleviler de bu sınıfın bir parçasıdır, Alevilerin örgütlülüğü vardır, Aleviler vardır, Alevilik haktır. Katliamla kıyımla, asimilasyonla, imha ve inkarla yok edilmeye çalışılmasına rağmen daha güçlü var olmaya devam edecektir. Yüzleşmenin diğer bir yönü bazen dikkatlerden kaçan hep katledilmeyi ve zulmü konuşmak oluyor ama esas olan ve biraz yoğunlaşılması gereken her türden saldırıya rağmen yaşayan, yaşatılan Aleviliktir.

    “DERSİM KATLİAMI İLE TARİHSEL DÜZLEMDE HESAPLAŞILSIN”

    Pir Sultan’ın deyişiyle “Bir taş oynamasın yerli yerinden, duysun canlar deyu bizi asarlar.” Taşlar yerinden oynar. İl başkanının kaygısı, Sarıbal gibi katliam ile resmi tarih dışı söz söyleyen çoğalır kaygısıdır. Dersim Katliamı ile tarihsel düzlemde hesaplaşılsın, arşivler tüm kamuoyunun dikkatine, erişimine ve vicdanına açılsın, ailesinden alınarak başka ailelere evlatlık verilen yeri yurdu belli olmayan sürgüne gönderilen çocuklar ile ilgili tüm süreç açığa kavuşturulsun, Seyit Rıza ve tüm kayıp canların mezar yerleri açıklansın şeklinde ortaya konan talepler insanlığın talebi olarak savunulmalı ve gereği yapılmalıdır.

    Yapılan bunca zulüm, katliam ve  sürgünler iktidar olmanın imkânları ve olanakları ile asla unutturulamaz. Mazlumların direniş ve mücadele tarihi buna tanıktır. Bugün bir kez daha Orhan Sarıbal şahsında Dersim Katliamı ile yüzleşilmesi engellenmektedir. Maraş, Malatya, Çorum, Sivas, Gazi, Ümraniye katliamlar asla unutulmadı, unutulmayacaktır. Sarıbal şahsında Alevilere yönelik bu tutuma karşı, Sarıbal’ı destekliyoruz. Biz Alevilere yapılana karşı, Alevi kurumları başta olmak üzere her demokratın tutum ve  tavır alması insanlık borcudur. Dersim Katliamı’nda yitirdiğimiz bütün canları özlem ve saygıyla anıyoruz.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 24 Alevi yurttaşın duruşması 1 Temmuz’a ertelendi-VİDEO

    24 Alevi yurttaşın duruşması 1 Temmuz’a ertelendi-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’un Ataşehir ilçesine bağlı 1 Mayıs Mahallesi’nin kuruluşunun yıldönümünde gerçekleştirilen festivalde gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 24 Alevi yurttaşın bugün ilk duruşması görüldü. Duruşma, 1 Temmuz tarihine ertelendi.

    İstanbul’da 6 Eylül 2020 tarihinde pandemi koşulları gözetilerek planlanan 2 Eylül Festivali’ne polis müdahalesi ile aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya ve Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Tekin Gayretli’nin de bulunduğu 24 kişi gözaltına alınmıştı.

    24 kişi bir gün Emniyet Genel Müdürlüğü’nde  tutularak ertesi gün hiç mahkemeye çıkarılmadan 4 gün imza karşılığı adli kontrol ile cezalandırılmıştı.

    24 Alevi yurttaşın hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün saat 09.30’da Anadolu Adliyesi 43. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya PSAKD Pendik Şube Başkanı İzzet Diktaş, PSAKD Genel Merkez Yöneticisi  Hüseyin Ağçal dışında, hakkında dava açılan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya ve Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Tekin  Gayret ile birlikte üyeler katıldı.

    Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada hakkında dava açılan 24 kişiden 14’ü savunma yaparak ifade verdi. Mahkeme heyeti duruşmaya katılmayan diğer 10 kişinin ifadesinin alınmasına karar vererek duruşmayı 1 Temmuz tarihine erteledi.

    “BİZLER BU DEĞERE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Duruşma sonrası konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Cemevi Başkanı Gülsev Kaya “18 yıldan bu yana sürdürüle gelen, 1 Mayıs Mahallesinin kuruluşu 2 Eylül Festivali ile ilgili 6 Eylül 2020’de yapmak istediğimiz yürüyüş ve açıklamada, polisin müdahalesi ile 24 kişi gözaltına alındık. Bir gece Vatan Emniyette tutulup, hiç bir savunma hakkımızı kullanamadan dört gün adli kontrol verildi. Bu süreç davaya dönüştü. Bugün de bu davanın ilk duruşmasıydı. Biz hepimiz buradayız. 1 Mayıs Mahallesi’nin 1977’den bugüne vermiş olduğu değeri sahiplenmek adına orada yitirdiğimiz canları anmak için bu festivali her yıl yapacağız. Bu yıl da bunu tekrar edeceğiz. Bizler bu değere sahip çıkmaya devam edeceğiz. 2 Eylül Festivali yasaklanamaz. 1 Mayıs Mahallesi rantın, talanın değil, halkın mahallesidir. Bunu ısrarla söylemeye devam edeceğiz. Suçlu değiliz. Alevilerin, devrimcilerin, sosyalistlerin bu şekilde yargılanmasını doğru bulmuyoruz. 1 Temmuz’da da burada olacağız. Yaşam, mücadele, hareket etmek devam ediyor. Bizler de burada olmaya devam edeceğiz” dedi.

    NE OLMUŞTU?

    İstanbul’da 6 Eylül 2020 tarihinde pandemi koşulları gözetilerek planlanan 2 Eylül Festivali’ne polis müdahalesi ile aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya ve Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Tekin Gayretli’nin de bulunduğu 24 kişi gözaltına alınmış ve adli kontrol ile serbest bırakılmıştı.

    Diren SATI/İSTANBUL

  • Ataşehir Cemevi, salgın nedeniyle 100 aileye lokma desteğinde bulunacak

    Ataşehir Cemevi, salgın nedeniyle 100 aileye lokma desteğinde bulunacak

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi, koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan bu zor süreçte ‘El ele el hakka’ diyerek başlattığı kampanyayla yaklaşık 100 kişiye destek verecek. 

    Koronavirüs salgını sürecinde yaşanan sıkıntıların giderilmesi konusunda bir adım da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi’nden geldi.

    ‘El ele el hakka’ desturu ile yardım kampanyalarını yapacak olan PSAKD Ataşehir Şubesi, 100 kişiye, derneğe bağış yapan canların lokmalarıyla destek sunacağını açıkladı.

    “BİRÇOK İŞ KOLU DURMA NOKTASINA GELDİ”

    Yaklaşık iki aydır koronavirüs nedeniyle bütün yaşam alanlarının daraltıldığına dikkat çekilen açıklamada, bu büyük risklerle dolu sürecin nasıl ilerleyeceği, nasıl yönetileceği  noktasında atılacak adımların önemli olduğu belirtilerek, “İşçiler üretmeye davam ederken bir çok iş kolunda; 65 yaş üstüne, kronik rahatsızlığı bulunanlara ve 20 yaş altı (çalışmayan) çocuklara evde kalma çağrılarıyla hayat durma noktasına gelmiştir. Bu salgının üreteni bizler olmasak da birbirimize yaymamak için bu süreçte cemal cemale olmamaya özen göstermek durumundayız. Bu nedenle evde kalma, yalnız olma bu sürecin ilacı durumunda” denildi.

    “ŞİMDİ BİRKEZ DAHA HIZIR OLMA ZAMANI”

    Bu süreçte yaşamı sürdürmenin zorluklarına işaret edilen açıklamada, işten çıkarılmalara ve küçük esnafların kepenk kapatmaya mecbur kalmasına dikkat çekilerek, işsizliğin arttığının da altı çizildi.

    “Kısacası günlük yaşamını sürdürmek oldukça zor. Bu sürecin aylara yayılması ve zaten kıt kanaat yaşayanlar olarak yaşamdaki ihtiyaçları karşılamak daha da zorlaşmaktadır” denilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Birbirimizin Hızır’ı olmanın önemine vurgu yapıldı. “Bu nedenle bu zor durumda Hızır olmak oldukça önemlidir. Bizler öğretimiz gereği böylesi zor zamanları ilk defa yaşamıyoruz, son da olmayacak; öncesinde yaptığımız gibi bu zorlukları birbirimizin Hızır’ı olarak bu süreçleri aşacağız. Şimdi bir kez daha Hızır olma zamanı. Hızır sadece Hızır ayında değil darda ve zorda olana her zaman yetişme, el verme, lokmaları paylaşmanın adıdır.”

    “BU ZOR SÜRECİ BİRLİKTE AŞALIM”

    Yaşanan bu zor süreçte dernekte canların katkıları ile biriktirdiği lokmanın bir bölümünün darda, zorda olanlarla paylaşılacağı bir yardım kampanyasının düzenlendiği kaydedilen açıklamada, “Bunu Mayıs başı ve sonrası cemevinde dağıtmak üzere iki ay şeklinde  yapmayı hedeflemekteyiz. Yaklaşık 100 canımıza derneğimizin kasasında canlardan gelen lokmalardan canlara Hızır lokması desturu ile bu sürece katkı sunacağız, çorbaya tuz olacağız. Bizi evlere kapatan bu duruma karşı geçmişte yaptığımız gibi, hanelerimizde cem olmayla bu zor süreci atlatalım” ifadeleri yer aldı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Alevilerin mücadelesi ve yeni yol ve yöntem arayışları’ çalıştayı yarın başlıyor

    ‘Alevilerin mücadelesi ve yeni yol ve yöntem arayışları’ çalıştayı yarın başlıyor

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi’nin düzenleyeceği ‘Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları’ başlığıya iki gün sürecek çalıştay yarın başlıyor. İki gün sürecek çalıştaya çağrı yapılan açıklamada Alevilere yönelik sistemli saldırıların artarak devam ettiği belirtilerek, güçlü bir mücadele hattının kurulması gerektiği kaydedildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi, ‘Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları’ başlığıyla iki gün sürecek çalıştay düzenliyor. 14-15 Mart tarihlerinde Ataşehir Şubesi’nde yapılacak çalıştayın omurgası üç başlıktan oluşuyor.

    14 Mart’da yapılacak çalıştayın ilk oturumu saat 11.00 ile 13.30 arasında ‘Demokratik Alevi Hareketinin Doğduğu Koşullar ve Mücadelesi’ başlığını taşıyor.

    İkinci oturum saat 14.30 ile 17.30 arasında ‘Alevilerin Güncel Sorunları ve Talepleri’ başlığı ile devam edecek.

    Üçüncü oturum ise 15 Mart saat 11.00 ile 14.30 saatleri arasında yapılacak. Üçüncü oturumda ‘Alevi Hareketinin Bugünkü Durumu ve Geleceğin Örgütlenme Yöntemleri’ konuları işlenerek çalıştay sona erecek.

    “ALEVİ HAREKETİ DENETİM ALTINA ALINMAYA ÇALIŞILIYOR”

    PSAKD Ataşehir Şubesi, yapılacak çalıştay için şu çağrıda bulundu:

    “Bugün Alevi hareketine yönelik sistemli, örgütlü bir saldırı var. Bu saldırılara aynı örgütlülükte cevap olunamıyor. Cevap olabilmek için soruları doğru kaynaklara sormayı kendimize rehber edinerek, “Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları” başlığıyla iki gün sürecek çalıştay örgütlüyoruz.

    Bir yandan merkezi hükümetler, diğer yandan yerel idareciler, Alevi hareketini denetim altına almak, dahası siyasi emelleri uğruna tasarımlamak istiyorlar. Diyanet İşleri Başkanı yanında Kur’an ile cemevleri ziyaretlerine aralıksız devam ederken, büyük Alevi kurumlarından birinin genel başkanı ülkenin başına türlü belayı musallat etmiş faşist bir politikacının siyasi partisinde merkezi görevler alabiliyor. Bu pratikler bize Alevi kurumlarının toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilir hale gelebilmesi, Alevi inancına ve geleneklerine uygun bir yapılanmaya girmesinin acil bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

    Hareketimizin tepeden tırnağa yenilenerek, çağımızın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde organize olması, taleplerinin güncellenerek kolektif hakların kalıcı kazanımı noktasında kendine güçlü bir mücadele hattı kurmasının olmazsa olmaz ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Bu minvalde son yıllarda yapılan çok yönlü tartışmalar ve hatta bizlerin de kimi zaman parçası olduğu toplantılar, kurultaylar, çalıştaylar gerçekleşmektedir. Her ne kadar henüz pratik fayda vermese de bu türden çalışmaları meselelerin irdelenmesi ve çözüm aranması noktasında değerli görüyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Ataşehir Cemevi’nde 27 Ocak’ta “Yol’da birlik nasıl olmalı?” forumu yapılacak

    Ataşehir Cemevi’nde 27 Ocak’ta “Yol’da birlik nasıl olmalı?” forumu yapılacak

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi 27 Ocak Pazar günü “Yol’da birlik nasıl olmalı?” forumu düzenliyor. Forumun sunumunu PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir yapacak. Katılımcı herkesin düşüncesini belirtmesine açık olarak yapılacak forumda çıkacak sonuçlar üzerinden yol haritası belirlenecek.   

    PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi 27 Ocak Pazar günü 12.00-17.00 saatleri arasında “Yol’da birlik nasıl olmalı?” forumu düzenliyor. Sunumunu PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in yapacağı forum herkesin katılım ve düşüncesini belirtmesine açık olacak.

    Foruma ilişkin Pir Haber Ajansı’na kısa bir açıklama yapan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm “Planlanan foruma Yol’a dair sözü olan herkes davetlidir. Yol’un sürdürücüleri olan Ana, Pir, Dede ve Talipler davet edilecek. Yine kurum başkan ve yöneticilerinin yanı sıra halka katılım çağrımız olacak” dedi.

    Gülüm forumun yöntemine ilişkin ise şunları söyledi “Ana sunum yapıldıktan sonra çağrı metnimizde de belirttiğimiz ana başlıklar konusunda katılımcı herkesin sözünü söylediği bir forum olacak. Buradan çıkacak sonuçlar sentezlenerek önümüzdeki döneme dair planlamalara gidilecek.”

    “KAİNATIN AYNASIYIM MADEMKİ BEN BİR İNSANIM”

    PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi’nin yayınladığı Foruma dair hazırladığı çağrı metni şöyle:

    Kötülüğün arttığı iyiliğin azaldığı ama gücünü yitirmediği son yıllarda her iki taraf açısından dillerden düşmeyen kelime “Birlik” oldu. Kimi zulmü arttırmak, kimi toprağına toprak katmak, kimi koltuğunu kaybetmemek kimisi ise iyiliği çoğaltmak için birlik dedi. Birlik diyenlerin çoğu Hünkar’ın “bir olalım, iri olalım, diri olalım” sözünü manasına ermeden dillendirdi. Oysa yol erenlerinin binyıllardır dile getirdikleri birlik bu anlaşılan birlikten çok farklı, ikiliğe itirazları da asla teklik değildi. Yolumuz bir olmayı kâinatın cümle canının bir parçası olmak diye tarif ederken, ikiliği de nefsin manayı bozduğu, ikrarı zayıflattığı an olarak tanımlar. Dünya ikrarı bozulduğu günden beri, hakikatini yitiren insanı kâinatın talibi değil efendisi kılmaya çalıştı. Hakikatin birleştirici gücüne inanmayanlar yalanla kurdukları dünyalarında insanı kâinatın aynası görmeyip kâinatı talanla kendi aynaları yapmaya çalıştılar. Cümle canın bir parçası olmayı bilemeyenler, ikrarından dönenler, manayı kaybedip nefsinin peşinden sürüklenenlerin çizdiği yola bu inanç “İblis”in talim ettiği yol bilip minnet eylemedi.

    HAKİKATİN VE BİRLİĞİN EN İYİ ANLATISI KIRKLAR CEMİDİR

    Kırklar cemi nefsin, makamın, tahtın, tacın, şanın, sıfatın dışarıda bırakıldığı yerdir. Birinden damlayan bir damla kanın kırkından aktığı yerdir. Bir üzüm tanesinin kırk eşit lokmaya ayrıldığı yerdir. Kırklar ceminden biliriz Bir olmayı.  Bir olmak, söz ve yetkiyi tek kişide toplamak değil, kırkının da birlikte aynı duygu ve düşünce içinde Yol’a turab olması, benlik davasını bırakıp hakikate sadakatle bağlanmasıdır. Hakk ve hakikat yolunun talibi olmadan mürşidi olunamayacağını bilmektir. Peygamberlerin içine sığmadığı yoksulların hizmetkarlığını yapanların Birliği’dir. Bu mana ile Birliğe çağırıyoruz Yol taliplerini.

    BU DEFA ÇIRALARIMIZI KENDİ HAKİKATİMİZE YAKALIM

    Başımıza gelenleri uzun yıllar yüksek sesle haykırdık. Asimilasyon gibi insanlığa karşı işlenen bir suça karşı koymak için kurumlar kurduk. Yolumuzu sürdürmek, cenazemizi yerde bırakmamak için cemevleri inşa ettik. Karanlığa karşı çıralarımızı yaktık. Bu defa çıralarımızı kendi hakikatimize yakalım. Yol yürürken belli ki bizde yolumuza taşlar koyduk. Şimdi bu taşları birlikte yoldan çekelim. Biz yola uyalım yolu kendimize uyarlamayalım. Süreğimiz ayrı olsa da hakikatimizi bir eyleyelim.

    İnancımızın yasak olduğu bu coğrafyada manamızdan korkanlar hakikat arayışımızı asla sığmayacak dernekler yasasına sıkıştırmaya çalıştılar. Varlığımızı,  birliğimizi korumak ve yaşatmak için girdiğimiz bu yolda bizlerde hakikati duvarlar arasına, cemevlerine (veya mekanlara), derneklere sıkıştırmaya başladık. İnancımızda esas olan “halka olma” halimizi, mevkili makamlı köşeli hale getirdik. Koltuklarımız oldu oturduk, mekânlarımız oldu doldurduk, ama manayı taşımakta eksik kaldık. İnancımızı sanki geçmişte yaşanan bir hikâye gibi anlatır olduk. Oysa Alevilik bir hakikattir; hakikatli yaşamanın, hakikatli insan olmanın adıdır. Doğruluğu, hakkı, hakikati bugün yaşadığımız, yaşattığımız kadar Aleviyiz biz.

    Farklı siyasi yapılara sahip olabiliriz, farklı ekonomik yapılarda olabiliriz, yaşımız, cinsimiz farklı olabilir. Farklılıklarımızla çatışan değil Aleviliğimizle birleşen olmalıyız. Bize dayatılan tüzüklerle değil yolun ışığı ile yürümeliyiz. Karşımızdakinin de Alevi olduğunu unutmadan cemaline bakıp sembolümüz olan turna kuşu gibi birbirimize sabretmeliyiz. Sabırla birbirimizle muhabbet meydanı kurmaya, hakikatimizden vazgeçmeden karanlığa çıralarımızı yakmaya çağırıyoruz. Biz sormaya başlayalım sizin de katkınızla mana da birleşelim.

    CEVABI ARANACAK SORULAR ANA HATLARIYLA ŞÖYLE

    • Kurumlarımız ve cemevlerimiz ne kadar Aleviliğin manası ile şekilleniyor. Yolun gereklerine göre mi, bizi yok sayan sistemin dernekler yasasına göre mi yol yürümeliyiz?
    • Cemevlerimiz toplumsal ikrarlaşmamızın mekânları olabilir mi? Cemlerimizde hakikati yaşatabiliyor muyuz, yolun manasını anlatabiliyor muyuz?
    • Eşiktekinden beşiktekine bir araya gelebiliyor muyuz? Kadınlarımız ve gençlerimizin yeri neresidir?
    • Son yıllarda Alevilerin değil Aleviliğin katledildiğini hepimiz tespit ediyoruz. Peki bunda bizim payımız ne kadar. İnancımız yaşatmak için ne kadar yolun manasını yaşadık ve yaşattık.
    • Kapılarımız ve eşiklerimiz hanemize giriş izninin verildiği yerdi. Kapılarımızı nasıl açıyoruz, eşikten nasıl geçiyoruz. Kimlere açılır kapılar, kimler geçebilir eşiklerimizden. Yerel ve genel iktidarlar ile nasıl ilişkiler kuruyoruz.
  • PSAKD Ataşehir Cemevi’nden Maraş Katliamı’nı 40. yılında anma

    PSAKD Ataşehir Cemevi’nden Maraş Katliamı’nı 40. yılında anma

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Cemevi, Maraş Katliamı’nın 40. yılında anma programı düzenliyor. 

    19 Aralık 1978 yılında Maraş’da meydana gelen Alevilere yönelik katliamın 40. yılında birçok Alevi kurumu anma programı düzenliyor.

    PSAKD Ataşehir Cemevi, Maraş Katliamı’nın 40. yılında tanıklarıyla bir anma programı düzenleyecek. 23 Aralık Pazar günü saat 16.00’da yapılacak anmada sinevizyon gösterimi ve tanıkların konuşmaları yapılacak. Anma programına panelist olarak Mehmet Ali Çankaya katılacak. Anmada kısa bir müzik dinletisi de yapılacak.

    NE OLMUŞTU?

    Maraş Katliamı, 19 Aralık ile 26 Aralık 1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen Alevilere yönelik katliam. Resmi rakamlara göre yedi gün süren olaylar sırasında 120 insan öldürüldü. Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakıldı, 100’e yakın işyeri tahrip edildi. (HABER MERKEZİ)

  • Ataşehir Cemevi’nden 8 Aralık’ta ‘Talansız bir yerel yönetim nasıl olmalı’ konulu panel

    Ataşehir Cemevi’nden 8 Aralık’ta ‘Talansız bir yerel yönetim nasıl olmalı’ konulu panel

    PİRHA – İstanbul Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Cemevi’nde 8 Aralık Cumartesi günü ‘Talansız bir yerel yönetim nasıl olmalı’ konulu panel düzenlenecek. 

    Yerel seçimlere aylar kala toplumun her kesiminde de çalışmalar başladı. İstanbul PSAKD Ataşehir Şube ve Cemevi’nde ‘Talansız bir yerel yönetim nasıl olmalı’ konulu panel düzenlenecek.

    2019 Yerel seçimleri öncesi kent yaşamında yerel yönetimlerin önemi ve kentsel dönüşümün konuşulacağı panelde CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı İlknur Birol ve TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurululu Sekreteri Cevahir Efe Akçelik konuşmacı olarak katılacak.

    8 Aralık Cumartesi saat 17.00’de yapılacak paneli PSAKD Ataşehir Cemevi düzenliyor.

    PİRHA/ İSTANBUL

     

     

  • 12 Mart 1995 Gazi Katliamı’nı protesto programı açıklandı

    12 Mart 1995 Gazi Katliamı’nı protesto programı açıklandı

    PİRHA – İstanbul’da 12 Mart 1995’te Gazi katliamında yaşamını yitiren 22 kişiyi ve  Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde katledilen 5 kişiyi anma programı açıklandı. Programa göre eski Karakol’da toplanılıp Alibeyköy ve Okmeydanı Mezarlığı’nda anma gerçekleşecek. 

    23 yıl önce 22 kişinin katledildiği Gazi Katliamı ve Gazi Katliamı’nı protesto etmek isteyen halka ateş açılması sonucu 5 kişinin katledildiği Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’ndeki katliamda yaşamını yitirenler anılacak. Gazi Ümraniye Şehit Aileleri, Sultangazi Alevi Kurumları ve PSAKD Ataşehir Cemevi’nin açıkladığı anma programı şöyle:

    “12 MART GAZİ ANMA PROGRAMI

     -11 Mart 2018 Pazar:

    – 09.00’da Eski Karakol’da toplanıp, Alibeyköy ve  Okmeydanı Mezarlığı’ndaki şehitlerimizin anmasına katılım

    -12 Mart Pazartesi

    – 11.00 Gazi  Cemevi’nde toplanma ve eski Karakol’a yürüyüş

    -12.00 eski postane önünde basın açıklaması yapılması ve karanfil bırakılması

    -12.30 Gazi Mezarlığı’na yürüyüş

    -14.00 Gazi Mezarlığı’nda basın açıklaması ve anma

    – 15.00 Gazi Şehitleri Cemevi’nde yemek

    15 MART ÜMRANİYE ANMA PROGRAMI

    15 Mart Perşembe

    -12.00 PSAKD Ataşehir Cemevi’nde toplanıp, şehitlerin mezar anmasına katılım

    -15.00 PSAKD Ataşehir Cemevi’nde toplanma, yürüyüş ve basın açıklaması

    -16.30 PSAKD Ataşehir Cemevi’nde yemek

    (HABER MERKEZİ)

     

  • TV10 emekçilerinin kanalını geri almak için başlattığı eylem 49. haftasında

    TV10 emekçilerinin kanalını geri almak için başlattığı eylem 49. haftasında

    PİRHA – 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal koşullarında çıkarılan KHK’lerle kapatılan Alevilerin sesi TV10’u geri almak için emekçilerinin başlatmış olduğu eylem 49. haftasında devam edecek.  

    15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile birçok televizyon kanalı ve radyo kapatıldı. Alevilerin sesi TV10’da 4 Ekim 2016’da KHK ile kapatılıp mühürlendi.

    TV10’un geri alınması için çalışanlarının başlatmış olduğu eylem 49. haftasında her zaman olduğu gibi Cumartesi günü saat 14.00’te Taksim Galatasaray Lisesi önünde yapılacak.

    Eyleme Tv10 emekçilerinin yanısıra izleyicileri, Alevi kurumları, Alevi inanç önderleri, yöre dernekleri, insan hakları savunucuları, basın özgürlüğü savunucuları katılıyor.

    Bu haftaki eyleme ABF Genel Başkan Yardımcısı PSAKD Ataşehir Cemevi Başkanı Hasan Gülüm de katılacak. Aynı zamanda 17 Eylül’de Kartal Meydanı’nda gerici eğitim müfredatı, OHAL ve KHK uygulamalarına karşı yapılacak olan mitingin Tertip Komitesi başkanlığını yapan Gülüm mitinge ilişkin değerlendirmelerde bulunacak.

    HABER MERKEZİ