Etiket: PSAKD Diyarbakır Şubesi

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi aşure lokmalarını pay etti-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi aşure lokmalarını pay etti-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi Aşure lokmalarını pay etti. Aşure etkinliğinde deyişler eşliğinde semah dönülürken, Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın Dede gülbeng okudu.

    Muharrem orucunun ardından Aşure lokmaları pay edilmeye devam ediliyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Aşure lokmalarını pay etti. Aşure etkinliğinde deyişler eşliğinde semah dönülürken, Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın Dede gülbeng okudu.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı etkinlikte konuşma yaparak; “Kerbela geçmişte kalmadı. Günümüzde Dersim, Sivas, Çorum, Maraş, Suruç, Ankara, Gezi, Roboski… Yeryüzünde yaşanmış ve yaşanan şu an Afganistan’da devam ediyor. Aşure, tüm Kerbelalarda katledilmiş insanlar ve onların davası içindir. Kerbela acıyı bal eyleyenlerin, zalimlere karşı sevgi bizim dilimizdir. ‘Benim Kabem insandır’ diyenlerin insan sevgisini yücelttiği yoldur. Kerbela bir hak arama ve direniş okuludur” dedi.

    Dede Kargın Ocağı’ndan Musa Kargın Dede konuşmanın ardından gülbeng okudu.

    Okunan gülbengin ardından semah dönüldü, deyişler söylendi. Daha sonra Aşure lokması paylaşıldı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Sivas katliamı son derece planlı ve organize bir çalışma sonucunda gerçekleştirildi’-VİDEO

    ‘Sivas katliamı son derece planlı ve organize bir çalışma sonucunda gerçekleştirildi’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şubesi ve Cemevi, Sivas Katliamında yaşamını yitirenleri basın açıklaması, dinleti ve semahlarla andı. Anma programında konuşan PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, “Bundan tam 28 yıl önce Pir Sultan Abdal’ı anma etkinlikleri kapsamında Sivas’a giden 33 canımız gerici ve katil bir güruh tarafından yakılarak vahşice katledildi” dedi.

    2 Temmuz 1993 tarihinde Pir Sultan Abdal’ı anmak için Sivas’a gidildi. Aziz Nesin, Metin Altıok, Hasret Gültekin, Asım Bezirci ve Nesimi Çimen’in de aralarında bulunduğu 33’ü aydın, sanatçı, yazar, semah dönen gençler ve 2’si otel görevlisi 35 yurttaşın faşist kalabalık tarafından yakılarak katledilmesinin üzerinden 28 yıl geçti. Geçen süre zarfında failler ve arkasındaki güçler cezalandırılmazken, yürütülen dava zamanaşımına uğradı, faillerin bazıları affedildi.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi ve Cemevi, Madımak Katliamı’nın 28. Yılına ilişkin basın açıklaması, dinleti ve semahlarla anma programı düzenledi. Anma programına Halkların Demokratik Partisi İl Başkanlığı, Türkiye İşçi Partisi İl Başkanlığı, Demokratik Bölgeler Partisi İl Başkanlığı, KESK Diyarbakır Şubesi, Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi katıldı.

    Bundan tam 28 yıl önce Pir Sultan Abdal’ı anma etkinlikleri kapsamında Sivas’a giden 33 canımız gerici ve katil bir güruh tarafından yakılarak vahşice katledildi diyen PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, “Bu katliam, devlet güçlerinin göz yummaları ve ötesinde yönlendirmeleriyle, son derece planlı ve organize bir çalışmanın sonucunda gerçekleştirildi. Katliamın öncesinde gerici ve şeriatçı örgütler haftalarca nefret ve düşmanlık içeren bildiriler dağıtıp “kıyam” çağrılarıyla Sivas’a gelecek olan aydınlarımızı ve canlarımızı hedef gösterdiler” dedi.

    “KATLİAM SADECE ALEVİLERE DEĞİL EZİLEN BÜTÜN TOPLUMSAL KESİMLERE YAPILMIŞTIR”

    Katliamın yaşandığı gün devlet yetkilileri şeriatçı güruhun toplanmasını ve kalabalıklaşmasını saatlerce seyrettiğini vurgulayan Atlı, “Bu insanlık düşmanı katiller kan ve intikam sloganlarıyla katliam için harekete geçerlerken hiçbir devlet gücü onlara müdahale etmek için bir hamlede bulunmadı. Müdahale etmek bir yana bu katiller planlı bir şekilde teşvik edilip yönlendirildiler. Katliamcı güruh önce etkinliğin yapıldığı Kültür Merkezine saldırdı. Ancak orada bulunan canların direnişiyle püskürtüldüler. Gerici katil güruh nefret saçarak, gerici sloganlar ve tekbirler eşliğinde otele yönelip güvenlik güçlerinin gözleri önünde bu barbarca katliamı gerçekleştirdiler. Açıkça görüldüğü gibi Sivas Madımak Oteli Katliamı egemenlerin organize ettiği ve gerici katil güruhun tetikçiliğiyle hayata geçirdiği planlı bir katliamdı. Katliamdan sonra bu katliamda yer alan gerici katil güruh içinden sadece çok küçük bir grup hakkında dava açıldı. Uzun süren yargılamalar sonunda bu katillerin çoğu ya hiç ceza almadılar ya da küçük cezalarla kurtuldular. 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı özünde sadece Alevilere karşı değil; ezilen, ötekileştirilen, yok sayılan tüm toplumsal kesimlere karşı yapılan bir katliamdır” dedi.

    Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da, Dersim’de bizi katlettiler, buldukları her yerde bizi katletmeye devam edecekler diyen Türkiye İşçi Partisi (TİP) Diyarbakır il başkanı Murat Danış, “Çünkü egemenlerin yönetebilmesi için öldürmeleri, bölmeleri, parçalamaları lazım. Yapmak istedikleri ön önemli şeylerden birisi Alevileri yalnızlaştırmaktır ama Kürtler ve Türkiye Sosyalist hareketi asla Alevileri yalnız bırakmayacaktır. Onlar sanıyorlar ki Kürtler, Aleviler ve Sosyalistleri öldürerek bitirebileceklerini sanıyorlar ama yanılıyorlar onlar öldürdükçe bizler çoğalmaya devam edeceğiz, onlar bölmeye çalıştıkça bizler birlikte hareket etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Sivas Katliamı anma programı konuşmaların ardından semahlar dönüldükten sonra sona erdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Bakan cemevi için Diyaneti adres gösterdi, Alevilerden tepki gecikmedi

    Bakan cemevi için Diyaneti adres gösterdi, Alevilerden tepki gecikmedi

    PİRHA- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, elektrik faturaları ödenmediği için yaklaşık 2 yıl boyunca karanlıkta bırakılan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Diyarbakır Şubesi’nin ibadethane statüsünde değerlendirilerek elektrik tüketim bedelinin kurum bütçesinden ödenme imkânın olup, olmadığı konusunda müftülüğü adres gösterdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın vermiş olduğu cevabın çok manidar olduğunu belirten Koluman, “DEDAŞ da aynı yeri adres göstermişti. Bu aslında cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmediği anlamına geliyor ki, bakanlık da Diyanet’e, müftülüğe yönlendirerek esasında cemevlerini tanımadığının, ibadethane statüsünde görmediğini açıkça ilan ediyor” dedi.

    2 yıl elektriksiz bırakılan Diyarbakır Cemevi’nin elektrik sorunu çözülebilmiş değil. Pir Sultan Abdal Cemevi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi’nin, cemevlerinin de cami, kilise ve diğer ibadet yerleri gibi elektrik parasından muaf tutulması talebiyle faturalarını ödememesi üzerine 2018 yılında elektriğinin kesilmesine dönük yeni bir gelişme yaşandı.

    Cemevinin elektriğinin Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) tarafından kesilmesi üzerine Halkların Demokratik Partisi (HDP), cemevine ayrımcı uygulama yapıldığı gerekçesiyle verdiği soru önergesine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan yanıt geldi.

    Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez tarafından yazılı olarak verilen yanıtta, DEDAŞ’ın cemevi olarak kullanılan yerlerde ibadethane tarifesi tanımlama yetkisinin olmadığı söyledi.

    Bakan Dönmez, “İbadethane statüsünde bulunan abonelerin elektrik faturaları bağlı bulundukları müftülükler tarafından ödenmektedir” dedi. Verilen yanıtta cemevinin ibadethane statüsünde değerlendirilerek tüketim bedelinin müftülük bütçesinden ödenme imkânın olup, olmadığı konusunda ilgili müftülüğe başvuru yapılması gerektiği de belirtildi.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Avukatı  Cafer Koluman, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın cemevinin elektriklerinin kesilmesine ilişkin önergeye verdiği yanıtı değerlendirdi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın vermiş olduğu cevabın çok manidar olduğunu belirten Koluman, “DEDAŞ da aynı yeri adres göstermişti. Bu aslında cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmediği anlamına geliyor ki bakanlık da Diyanet’e, müftülüğe yönlendirerek esasında cemevlerini tanımadığının, ibadethane statüsünde görmediğini açıkça ilan ediyor” dedi.

    Koluman, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Diyanet bu ülkede ciddi bir bütçesi olan ve Türk tipi Sünni anlayışa hizmet eden bir yapıdır. Biz bu yapıdan dolayı vergilerimizin bu yapıya gitmesine rağmen hiçbir şekilde hizmet alamamaktayız. Kaldı ki hizmet almayı bir tarafa bırakın, biz laik, demokratik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olmaması gerektiği konusunda yıllardır devam eden mücadelemiz var. Dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığı, cemevlerini tanımadığı gibi bizim de Diyanet İşleri Başkanlığı’na başvurma gibi bir durumumuz söz konusu olamaz. Çünkü bir tarafta Diyanet İşleri Başkanlığı’na karşı çıkacakken diğer taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’na başvurmamız esasında asimilasyon politikasına hizmet eden bir yaklaşımdır. Bizim talebimiz ise Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinden ziyade genel bütçeden ödenmesi konusunda bir başvurumuz vardır. Nitekim bu konuda açmış olduğumuz dava halen devam ediyor.”

    “BAKANLIK TANISA DA TANIMASA DA, CEMEVLERİ İBADETHANEMİZDİR”

    Daha önceki duruşmalarda verilen cemevini keşif kararlarına karşı çıktıklarının altını çizen Koluman, “Çünkü bin yıllardır Alevilerin ibadeti cemdir, ibadethaneleri de cemevidir. Böyle bir gerçekliğimiz var. AİHM, Yargıtay ve yerel mahkemeler Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımalarına rağmen halen bu konuda yasal düzenleme yapılmaması Alevileri oldukça mağdur etmektedir. Bakanlığın bu konudaki açıklamaları Alevileri rencide etmiştir. Bakanlık tanısa da tanımasa da, Diyanet’e de yönlendirse burası bizim kutsal mekânımızdır, cemevleri kutsalımızdır, bizim nazarımızda ibadethanemizdir ve bu şekilde kalmaya da devam edecektir” diye konuştu.

    Alevi hak mücadelenin biraz geriye gittiğini dile getiren Koluman, şunları aktardı:

    “Bizlere düşen temel görev bu demokratik mücadelemizi hakkımız olan bir şey daha da yükselterek daha çok dayanışma içerisinde bulunmamız gerektiğini, bu sorunun sadece Alevilerin sorunu olmadığını, bu sorunun bir insanlık sorunu olduğu konusunda diğer kurum ve kuruluşları ikna ederek birlikte mücadele etmek gerektiğini ifade etmek isterim. Çünkü sadece Alevilerin mücadelesiyle bu sorunun çözülemeyeceği bir gerçektir. Yetkililere çağrımız şudur. Alevilerin bir gerçekliği vardır. Halen yasal statüye kavuşturulmamış cemevleri vardır. Bırakın yasal düzenlemeyi, halen de cemevlerini tanımamak konusunda bu tür açıklama yapmaları bizi incitmiştir. Bu nedenle Aleviler bunun farkına vararak daha çok mücadele etmeli. Çünkü bu sadece Diyarbakır’ın sorunu değildir. Esasında buradaki yetkililerin, iktidarın, devletin aslında Alevilere bakış açısıdır.”

    Koluman, son olarak 15 Aralık’ta görülecek olan mahkemede kesin kararı beklediklerini ifade etti.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Prof. Dr. Yalçınkaya: Mahkemeler artık camilerde de keşif yapmalı

    Prof. Dr. Yalçınkaya: Mahkemeler artık camilerde de keşif yapmalı

    PİRHA – Mahkemenin, PSAKD Diyarbakır Cemevi için verdiği keşif kararını değerlendiren Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, “Cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışması hukuken bitmiştir. Hukuken onay arayışı bahsinde yapılacak hiçbir şey kalmamıştır, çünkü artık geri dönüşsüz bir biçimde onaylanmıştır” dedi. Kararın emsal oluşturacağını ifade eden Yalçınkaya, mahkemenin cemevinde hangi referanslarla keşif yapacağını da sordu.

    İstinaf Mahkemesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır DEDAŞ tarafından kesilen elektriğinin bağlanması ve elektrik giderlerinin kamu tarafından ödenmesi için açtığı davada kararını açıkladı. Mahkeme, cemevinin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığını savunarak, cemevi binasının ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin tespiti için keşif yapılmasını istedi.

    Konuya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirme yapan Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, keşif kararını veren yargı iradesinin cemevinin ibadethane olduğunu kabul ettiğini belirtti. Yalçınkaya, bu kararla cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışmalarının da hukuken bittiğinin bir kez daha ortaya çıktığını ifade etti. Çünkü mahkeme kararı açıkça “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cemevlerinin ibadethane niteliğinde olduğunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır” ifadesine yer veriyor.

    “YARGI, CEMEVİNİN İBADETHANE OLDUĞUNU KESİN BİR DİLLE BEYAN ETTİ”

    Yalçınkaya’nın değerlendirmesi şöyle:

    “Diyarbakır’da yargı cemevini keşfedecekmiş. Ama cemevinde keşif yapmaya karar verilmesini onaylayan yargısal irade bir yanda da cemevinin ibadethane olduğunu kesin bir dille beyan ediyor.

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cemevlerinin ibadethane niteliğinde olduğunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır.” Bu durumda geriye ne kalıyor diyeceksiniz değil mi? Yargısal iradenin derdi şu: “Dava dilekçesindeki talebin ise cemevi binası, morg, cenaze yıkama yeri, taziye yeri, yönetim odası ve cem salonu olarak geçen bölümler olarak belirtildiği, her bölümün bir bütün veya ayrı ayrı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin davanın esasına girmek ve yargısal faaliyetin sonucunda tespit ile mümkün olacağı anlaşıldığından…”

    “ASIL KONU ELEKTRİK PARASI”

    Asli konu elektrik parası bu arada. Yani kısaca mahkeme diyor ki; “kardeşim tamam cemevi ibadethanedir de sizin cemevi dediğiniz yapı bütünlüğünün hangi bölümleri ibadethane kapsamı içinde değerlendirilmeli, ben gelip keşif yapacağım. Ona göre de karar vereceğim.” Hukuk diliyle merak edenler için: “Abonelik tesisi talep edilen derneğin her bölümünün değerlendirilerek ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin ve bu bölümlere ait aydınlatma giderlerinin tespiti gerektiğinden ve bu hususun yapılacak yargılama faaliyeti ile tespit edilebileceği, abonelik tesisi talep edilen yerin bir bütün olarak ibadethane niteliğinde olup olmadığı hususunda bu aşamada dosyada yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle de gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususunun dosya kapsamında bu aşamada ispatlanamadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karar usul ve esas yönünden yasaya uygun olduğundan davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış.” İşin özeti anlaşıldı sanırım.”

    “BU KARAR EMSAL OLUŞTURACAK”

    Mahkeme kararına çok sevindiğini belirten Yalçınkaya, “Bence çok önemli, emsal oluşturacak bir karar bu. Bu karardan yola çıkarak ben şimdi merak ediyorum. Camilerin elektrik-su parasını ödeyen DİB (Diyanet İşleri Başkanlığı) ve devlet (aslına bakarsanız hepimiz ödüyoruz) burada neyin ibadethaneye dahil, neyin dahil olmadığını da dair pek hoş bir tartışma açmış oluyor. Öyle ya, cemevindeki gasilhanenin, morgun, yönetim binalarının ibadethaneye dahil olup olmadığı sorgulanacaksa, her camideki tuvalet aydınlatma giderlerinin, süslü-motorlu şadırvan havuzlarının, cami içinde bulunan odaların, ezan okunmak için kullanılan tesisatın, nihayet caminin bileşeni mahiyetindeki imam/müezzin lojmanlarının, her camide bulunan abdest alma yerleri, şadırvanların, dahası da var, camilerde açılıp duran Kur’an kurslarının, ışıl ışıl rengarenk gösterişli mahyaların ibadethaneye dahil olup olmadığı sorgulanmamalı mı?

    “CAMİLERDEKİ ÜCRETLİ MÜEZZİN VE DİĞER PERSONELİN VARLIĞI İBADETHANEYE DAHİL MİDİR?”

    Caminin tuvalet elektrik gideri ibadethane diye bizden çıkacak ama cemevinin morgu ibadethane içinde sayılmayacak! Dahası da var bence. Camilerdeki imam ve müezzinin varlığı ibadete dahil midir? Yani ibadet için parayla bir imam tutulması, ücretli müezzin ve varsa diğer personelin istihdam edilmesi şart mıdır? Bunlar ibadethaneye dahil midir? Bunu hukuki olarak soruyorum. Dini olarak sorsaydım şöyle sorardım: Hanefiliğe göre, Kur’an’ın parayla öğretilmesi, namazın parayla kıldırılması, ezanın parayla okunması uygun mudur? Sizin dininiz böyle bir din mi?

    “MAHKEME CEMEVİNDE HANGİ REFERANSLARLA KEŞİF YAPACAK?”

    Dini kısmı geçelim, acaba mahkeme cemevinde hangi referanslarla keşif yapacak merak ettim; içlerinden herhangi biri ömründe bir cemevine girdi mi? Cemevi üstüne iki satır okudu mu; uzun yıllardır bir tek Alevinin bile hakimlik sınavı kapısını geçemediği gözetilirse? Bir ibadethanenin değerlendirilmesi demek esasen ibadetin değerlendirilmesidir. Yani, bir yandan cemevini tartışmasız biçimde ibadethane sayan irade, aynı anda ibadeti değerlendirmekten de geri durmuyor. Peki hangi uzmanlık bilgisiyle? Bilmiyoruz. Yoksa bunun için de Diyanet’in uzmanları mı görevlendirilecek bilirkişi olarak? Ama bildiğim kadarıyla keşif bizzat hakimlerce yapılır.

    “CAMİLERDE DE BENZER KEŞİFLER YAPILMASI İÇİN HUKUKİ ADIMLAR ATILMALI”

    Şimdi ne yapmalı? Bence bu karardan yola çıkarak öncelikle camilerde de benzer keşiflerin yapılması için hukuki adımlar atılmalıdır. İbadet edilen ana salon dışında caminin hiçbir elektrik masrafının ödenmemesi, ödenenlerin iadesi için sembolik de olsa hukuki girişimde bulunmalılar. Peki bunu kim yapmalı? Aleviler demeyeceğim ama sonunda mecburen iş onlara kalır. Sünni örgütlenmeler yapmalı; Alevilerle birlikte yaşamak istiyorlarsa ya da dinlerine az da olsa imanla bağlıysalar. Hangisini istiyorlarsa onu seçsinler. Bunu onlar yapmalı ki daha baştan kirli ağızların Alevilere dönük rövanşizm zırvalıklarına set olabilsinler.

    “ALEVİLER CEMEVİNDEN ÇIKMALI”

    Peki, Aleviler ne yapmalı? Artık cemevinden çıkmalı! Cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışması hukuken bitmiştir. Hukuken onay arayışı bahsinde yapılacak hiçbir şey kalmamıştır, çünkü artık geri dönüşsüz bir biçimde onaylanmıştır. Gerisi siyasettir. Öyleyse cemevinden çıkma zamanıdır ki oraya kapanmak başlı başına bir yanlıştı.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Diyarbakır PSAKD Başkanı’ndan katliam sanığının affına tepki: Kararı tanımıyoruz-VİDEO

    Diyarbakır PSAKD Başkanı’ndan katliam sanığının affına tepki: Kararı tanımıyoruz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, Sivas Katliamı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç’ın (86) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla affedilmesine yönelik kararı tanımadıklarını söyledi. 

    Haberin videosu

    Sivas’ta Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 yılında ikisi otel çalışanı 35 insanı yakarak öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan ve 27 yıldır Sivas E Tipi Kapalı Cezaevi’nde olan Ahmet Turan Kılıç’ın (86) Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla affedilmesine yönelik tepkiler sürüyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, Sivas Katliamı’nın Cumhuriyet döneminin en alçak katliamlarından biri olduğunu söyleyerek, “Çünkü insanlarımız yakıldı. 35 canımız yakılarak katledildi” dedi.

    27 yıl geçmesine rağmen hala acının dinmediğine vurgu yapan Atlı, “Katliamın planlayıcılarından biri olan Ahmet Turan Kılıç Cumhurbaşkanlığı kararıyla affedildi. Bu doğru bir karar değil, biz bunu kabul etmiyoruz. Onu affederse ancak Aleviler affeder, fakat o da mümkün değil. Devlet insanlık suçlarını affetmemeli” diye belirtti.

    8 Şubat Cumartesi saat 14.00’te Adalet Bakanlığı önünde yapılacak açıklama için de çağrı yapan Atlı, “Genel merkezimizin yöneticileri, bütün şube başkanları ve yöneticilerimizin katılımıyla bir açıklama yapılacak. Tabiki bu kararı tanımıyoruz. Bunun için de hukuksal yollara başvuracağız. Avukat İbrahim Karslı’nın bireysel başvurusu var, bunu genel bir tepkiye dönüştürmeliyiz” diye konuştu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • HDP’li Bülbül: Ocak sistemi demokratik, özerk bir örgütlenmedir – VİDEO

    HDP’li Bülbül: Ocak sistemi demokratik, özerk bir örgütlenmedir – VİDEO

    PİRHA – HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Diyarbakır Cemevinde “Yol Cümleden Uludur” kitabını imzaladı. Bülbül, burada yaptığı konuşmada, “Alevi örgütlenmesi Ocak sistemine dayalıdır. Ocak tamamen sivil, demokratik, toplumsal, özerk bir örgütlenmedir. Özerkliği inceleyenler, Alevi ocak sistemini incelesinler. Özerkliğin ne olduğunu orada bir halk uygulaması olarak görürler” dedi.

    Haberin Videosu

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde “Yol Cümleden Uludur” kitabını imzaladı. Çok sayıda yurttaşın katıldığı etkinlik bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

    Kısa bir konuşma yapan PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, Kemal Bülbül’in yaptığı çalışmanın önemli olduğunu belirtti. Daha sonra konuşma yapan HDP Antalya Milletvekili Kemal bülbül, geçtiğimiz aylarda hayatını kaybeden Hidayet Ulugerçek dedeyi anarak başladı.

    Türkiye’de Aleviler dahil, hatta Alevilik yol erkanını yürütenler dahil Alevi toplumunun tarihinin, inancının, kültürünün süreklerini, süreçlerini ve tarihini bilmediklerini söyleyen Bülbül, “Biz sanıyoruz ki Maraş katliamı 19-26 Aralık 1978’de oldu ve bitti. Biz sanıyoruz ki Madımak Katliamı 2 Temmuz 1993’te oldu, bitti. Biz sanıyoruz ki Çorum Katliamı 1980’de oldu bitti. 1. Sivas Katliamı 4 Eylül 1978’de oldu, bitti gibi bir şey sanıyoruz. Hayır! Olup bitmedi. Bunun tarihi bir arka planı, gelen, güncellenen ve yürüyen bir tarihi var”dedi.

    “ALEVİLİK İNANCI SİSTEMATİK OLARAK YASAKLANIYOR”

    Alevilere yönelik katliamların arka planını Bülbül, şöyle açıladı;

    “Türkiye ve dünya insanlığı şunu bilmeli ki Alevi toplumuna tedricen ve sistematik olarak egemen sistemler tarafından katliam yürütülüyor ise bunun tarihsel toplumsal bazı sebepleri var.

    Alevi toplumunun bugün yaşadığı Türkiye, Azerbaycan, İran, Irak, Suriye, Kıbrıs, Kuzey Afrika, Balkanlar’da hemen tüm devletler tarafından yasaklı bir inanç olup bu yasaklılık da sistematik olarak devam etmektedir. Alevi toplumu etnik olarak çoğul, inançsal olarak tekildir. Alevi toplumuna mensup topluluklar Türkmen ve Türkler, Kürtler, Araplar, Romanlar (Bu arada parantez içi bir bilgi olarak söyleyelim; Türkiye’de yaşayan Romanların yani Çingenelerin ya da kendilerini nasıl adlandırıyorlarsa tamamı Alevidir. Eğer sünnileşmiş ise asimilasyon sonucu sünnileşmiştir. Trakya’da yaşayanların çoğu Bektaşi’dir. Balkanlarda yaşayan Bektaşi’dir ama Bektaşilik, Alevilikten cüda bir şey değildir. Bektaşiliğin Alevilikteki “yol bir, sürek bindir” düsturuna mahsusen, kendine mahsus uygulamaları vardır ama sonuç itibariyle Bektaşilik de Aleviliktir. Alevi toplumunun yüzde 63’ü Kürt’tür, yüzde 15’i Roman ve Alevidir, geri kalanı da Türkmen’dir. Oysa tersine bilinir, sanki Türk, Türkmen Aleviler daha çokmuş gibi… Biz istatistiki nüfus yarışı yapmak amacıyla değil, tarihi bir hakikati söylemek amacıyla bunu belirtiyoruz.”

    “OCAK SİSTEMİ DEMOKRATİKTİR”

    “Alevi örgütlenmesi Ocak sistemine dayalıdır”diyen Bülbül, Ocak sisteminin sivil, demokratik, toplumsal, özerk bir örgütlenme olduğunu söyledi.

    Ocağın kendi içerisinde bir hukukunun olduğunun altını çizen Bülbül, kendi içerisinde bir ekonomik, toplumsal işleyişinin olduğunu belirterek, “Birey-birey, birey-toplum, birey-ocak, birey-Pir/Ana ilişkisi var ve bu ilişki sistematik olarak yürüyen bir ilişki olduğu için Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde bu sivil demokratik ilişkiyi ortadan kaldırarak Alevi topluluğunun örgütlenmesini sağlayan bu yapıyı dağıtarak Alevi toplumu yok edilmek istenmiş. Ne yazık ki bugün ocak sistemi büyük oranda dağılmıştır” dedi.

    Talibin ocağına karşı sorumlu olduğunu ocakzadenin de talibine karşı sorumlu olduğunu kaydeden Bülbül, ocak sisteminde bilgeliğe dayalı bir hiyerarşinin olduğunu belirterek, “Bu hiyerarşide mürşit kimi yerlerde Dede olarak adlandırılır Ana, Bacı sıfatlandırmaları ile devam eder” dedi.

    “PİRİN GÖREVİ VE SORUMLULUĞU NEYSE ANANIN DA ODUR”

    Bülbül, Ocak sisteminde Analık görevinin de önemine vurgu yaparak konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Bu arada ocak da Analık görevi çok önemli bir görevdir. Pirin sorumluluğu, toplumsal karşılığı neyse Ananın toplumsal karşılığı da odur. Bu yapı, Alevi tarihini incelediğinizde katliamların birinci sebebi kesinlikle inançtan kaynaklı değildir, aslında inançtan kaynaklıdır ama mesela Hallâc-ı Mansûr, Ene’l Hak dediği için katledilmemiştir. Alevi toplumunun katledilmesinin bir sebebi bulunduğu coğrafyaya hükmeden egemen devlete vergi vermemesi. Katliamın bir sebebi vergidir. Osmanlı ekimde yoktur, biçende yoktur, emekte yoktur, üretimde yoktur ama gelip vergi almakta, emeğin üzerine konmaktadır. Alevi toplumu buna itiraz ettiği için Alevi toplumuna dönük sistematik katliam yapılmaktadır. İkinci sebep askerliktir. devşirme asker vermez Alevi toplumu. Üçüncü sebep hukuk uygulamasıdır. Alevi toplumu kendi içerisinde bireyler ve toplumun içerisinde yaşanan sorunları çözmek isterken asla ve kata bunu ne Osmanlı’nın şeriat mahkemesine ne de Cumhuriyetin mahkemelerine götürmedi. Nerede gördü bunu? Bizim görgü sorgu cemlerinde, bizim Aleviliğin kendiliğinden tahsis ettiği adalet, merhamet, insaniyet ilişkisinden ve bu ilişkinin tezahüründen götürdü. Bir topluluk oluşturuldu Pirin huzurunda konuşuldu, canlar işin gidişatına göre karar verdi ve bu uygulama böyle yapıldı. Dikkat ederseniz hükümran bir devletin 4 temel uygulaması reddediliyor. Bir askerlik, iki vergi, üç hukuk… böyle olunca Osmanlı ve Selçuklu diyor ki ben bu yapıyı kabul etmem. Bu yapıyı dağıtacağım ve bu yapıyı dağıtıyor. Katliam yapıyor, sürgün yapıyor, yakıyor, kuyulara dolduruyor, akla gelmedik her türlü zulüm yapılıyor. Bu katliam uygulamasının sebepleri bunlar ya… peki sonuçları? ne yaparlarsa bir sonuç alamıyorlar ve aynı şekilde bu sivil demokratik tepki devam ediyor. Bunlar başka bir yola başvuruyorlar. Başka bir yol ocakları içten kuşatmak. Hacıbektaş Ocağını kuşatıyorlar. Hacı Bektaş Ocağına tedricen Nakşibendilerden ve Sünni tarikatlardan atamalar yaparak güya Aleviliği kendilerine benzetmek gibi bir yola tevessül ediyorlar.”

    Kemal bülbül, son olarak Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Konuşmanın ardından söyleşi Mesut Ezgi ve Zilan Tigris’in müzik dinletisiyle sona erdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • 13 aydır elektriği kesik olan Diyarbakır Cemevi dava açma yolunda-VİDEO

    13 aydır elektriği kesik olan Diyarbakır Cemevi dava açma yolunda-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi, 10. Olağan Kongre öncesi toplantı gerçekleştirdi. Şube Başkanı Cafer Koluman, 13 aydır devam eden elektrik sorununa çözüm bulunmaması halinde dava açacaklarını söyledi. 

    PSAKD Diyarbakır Şubesi, 10. Olağan Kongresi’ni 22 Aralık’ta Diyarbakır Cemevi’nde gerçekleştirecek. Kongre öncesi yönetim kurulu, üyelerle toplantı gerçekleştirerek cemevi sorunları hakkında bilgilendirme yaptı.

    “CEMEVİ SADECE TAZİYE AĞIRLAYAN BİR KONUMA GELMİŞ DURUMDA” 

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Cafer Koluman, cemevinde toplum adına ciddi bir çalışma olmadığını belirterek şunları ifade etti:

    “22 Aralık’ta 10. Olağan Genel Kurulumuzu yapacağız. Geçen detaylı bir şekilde son 2 yıllık faaliyetleri, geçmiş dönem sorunlarını konuşmuştuk. Açıkçası son 2 yıldır biz fazla ilgilenemedik, çok fazla destek de alamadık. Hem süreçten kaynaklı, hem bölgemizin ağır koşullarından kaynaklı, hem de artık insanlarımızın derneğe çok fazla ilgisiz olmasından kaynaklı kendi amacımıza uygun çok fazla bir şey yapamadığımızı buradan belirtmek isteriz. Cemevi sadece taziye ağırlayan bir konuma gelmiş durumda… Arada bir cem yaparız oruç açma yemekleri… Onun dışında çok da böyle toplum adına ciddi bir çalışma olmadığını buradan belirtmek isteriz.

    CEMEVİNİN ELEKTRİĞİ 13 AYDIR KESİK

    Toplantıda cemevindeki elektrik sorununa da değilidi.

    “Son 13 aydır devam eden elektrik sorunumuz var. Geçen sene Ekim ayında bu elektrik kesildi. Geçici olarak açtırdık ama önümüze 192 bin lira boş koydular, bunun 92 bin lirasını sileriz 100.000 TL’yi 3-4 taksit yaparsanız açtırırız dediler. Biz de bunu kabul etmeyeceğimizi söyledik. Çünkü 2014 sürecinde hem Avrupa’da hem de Türkiye’deki Alevi örgütlerinin şöyle bir kararlılığı vardı: Kilise ve camilerden nasıl elektrik faturası alınmıyorsa cemevlerinden de alınmasın. Fiili bir durum yaratalım. Bu nedenle de biz 4,5  yıl boyunca hiç elektrik parası ödemedik, onlar da kesme girişiminde bulunmadılar, ta ki Ekim ayına kadar. DEDAŞ’a başvuru yaptık.”

    “KAYYIM ATANDI, TÜM ÇABAMIZ BOŞA ÇIKTI”

    Cafer Koluman, elektrik şirketinin söylemlerine değinerek, şunları kaydetti:

    “DEDAŞ’ın 2 ay gecikmeli olarak vermiş olduğu cevap şuydu: Madem siz de ibadethane var, taziye yeri var, morgunuz var, dolayısıyla muhatabınız biz değiliz müftülük ile muhatap olun, müftülük bizimle muhatap olsun. Biz de bunu kabul etmeyeceğimizi söyledik. Bir taraftan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığına karşıyken diğer taraftan müftü ile muhatap olmak bir asimilasyon politikasıdır. Nihayetinde Valilik üzerinden çözüleceği söylendi. Valiliğe başvurumuz oldu. Valilik ha bugün ha yarın derken kayyım atanana kadar bu sorunumuz devam etti. Bu görüşme devam ederken Büyükşehir Belediyesi ile görüştük kayyım öncesi. Onlar da Valilikten bir çözüm çıkmazsa biz çözelim sorunu dediler. Tam çözme noktasındayken kayyım atandı bütün çabamız boşa çıktı. Son yaptığımız çalışmada şudur; Bağlar Belediyesi üzerinden bir görüşmemiz var. Nihayetinde buradan da bir netice çıkmazsa elimizde dava yolundan başka bir şey yok.”

    Toplantının sonucunda yeni bir yönetim oluşturulması için bir komisyon oluşturuldu.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Ağuçan Ocağı pirlerinden Hidayet Ulugerçek hakka yürüdü

    Ağuçan Ocağı pirlerinden Hidayet Ulugerçek hakka yürüdü

    PİRHA – Ağuçan Ocağı pirlerinden Hidayet Ulugerçek, bu sabah İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede hakka yürüdü. 

    Ağuçan Ocağı pirlerinden Hidayet Ulugerçek, bu sabah İstanbul’da hakka yürüdü. Ulugerçek’in hakka yürüdüğünü PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman duyurdu.

    Önemli bir yol önderi olan pir Ulugerçek, Diyarbakır cemevinde dedelik yapıyordu.

    Ulugerçek’in hakka yürüme erkanı 28 Ekim Pazartesi günü saat 11.30’da PSAKD Diyarbakır Cemevinden alınarak Sarabi Köyünde sırlanacaktır. (HABER MERKEZİ)

  • Diyarbakır’da 15 Eylül’de aşure pay edilecek

    Diyarbakır’da 15 Eylül’de aşure pay edilecek

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi ve DAD Eyüp Şubesi 15 Eylül Pazar günü saat 12.30’da Diyarbakır Cemevinde aşure lokması pay edecek. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi ile Demokratik Alevi Derneği (DAD) Eyüp Şubesi muharrem orucunun bitmesiyle beraber Diyarbakır’da aşure lokmaları pay edecek. Lokmalar 15 Eylül Pazar günü saat 12.30’da Diyarbakır Cemevinde pay edilecek. (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi Sivas katliamını protesto edecek

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Sivas katliamını protesto edecek

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi 2 Temmuz saat 19.00’da bir basın açıklaması yapacak. Ardından deyişler eşliğinde semaha durulacak.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Diyarbakır Cemevi’nde aşure dağıtıldı – VİDEO

    Diyarbakır Cemevi’nde aşure dağıtıldı – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi, Alevilerin Kerbela Katliamı yasını anmak amacıyla tuttuğu Yas-ı Muharrem Orucu’nun ardından, aşure dağıttı.

    Diyarbakır’ın Bağlar İlçesinde bulan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi, Aleviler’in Kerbela Katliamı yasını anmak amacıyla tuttuğu Yas-ı Muharrem Orucu’nun ardından, aşure dağıttı. Aşure dağıtımına Halkların Demokratik Partisi (HDP) Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl ve İçe Örgütleri, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Demokratik İslam Kongresi (DİK), Sağlık ve Sosyal Hizmetler Sendikası (SES) BES, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Şeyh Sait Derneği, Azadi Hareketi, Diyarbakır Barosu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Sayın, Büyük Kadı ve Şarabi Köylüleri Derneği’nin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Aşure etkinliği öncesi, Ağuçan Ocağı ve Dede Karğın Ocağı’ndan Pirler, Gülbenkler ve duazlar okunduktan sonra Pir Sultan Abdal Kültür Derneği de deyişler okundu. Semahların dönüldüğü etkinlikte konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, etkinliklerini dışarıda dar bir alanda sıkıştırılarak inançlarının yasaklanmak istendiğini söyledi.

    Yıllardır Kerbela’da yaşan zulme karşı Şah Hüseyin’in direnişini örnek gösterdiklerini ancak nutukları çok önemli bir husus olduğunu ifade etti. Şah İsmail’in kardeşi Zeynep’in esaret altına alınmasından sonra her türlü işkenceye maruz kalmasına rağmen zulme boyun eğmeyişine vurgu yapan Koluman, “Kerbela’da Zeynep’in yezide direnişi adeta bir kadın ruhu ve kadın direngenliği ile hafızalarda diri kalmayı devam etmiştir. Cumhuriyet tarihinden beri Aleviler üzerinde bol parçala yönet politikası devam ediyor. Kerbela’da gerçekleşen katliamlarla yüzleşilmediği için bu katliamlar bugün de devam ediyor. Cumhuriyet tarihi boyunca Dersim, Elbistan, Gazi, Gezide, katliam yaşandı. aslında bu mazlumla zalimin, haklı ile haksızın davasıdır bunun davası çözümün olsaydı bu gün yaşananların hiçbiri yaşanmazdı. Bizim savaşımız nerede bir haksızlık varsa karşısında hep birlikte durmak ve mücadele etmektir” diye konuştu.

    Konuşmanın ardından yurttaşlara aşure ikram edildi.

  • PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Koluman: Barışı savunmak insani, vicdani ve ahlaki bir değerdir

    PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Koluman: Barışı savunmak insani, vicdani ve ahlaki bir değerdir

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Av. Cafer Koluman ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Diyarbakır Tabipler Odasını ziyaret etti. Ziyaret sırasında konuşan Koluman, “ Savaşa dur demek, barışı savunmak insani, vicdani ve ahlaki bir değerdir” dedi.

    PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Av. Cafer Koluman ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Diyarbakır Tabipler Odasına destek ziyaretinde bulundular.

    “BARIŞI SAVUNMAKTAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Ziyaret sırasında konuşan, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Av. Cafer Koluman, “Bu zorlu ve hassas süreçte, mazlumların, emekçilerin, ezilen halkların yanında olmak birlik ve dayanışma içerisinde olmak, inancımız ve öğretimiz gereğidir. Bu operasyon hekimler şahsında tüm farklı düşünenlere yapılmıştır. Baskı ve gözaltıların giderek arttığı bu süreçte barış savunmaktan asla vazgeçmeyeceğimiz” dedi.

    “İNSAN YAŞAMINI SAVUNMAK AHLAKİ BİR DEĞERDİR”

    “İnsan yaşamını savunmak çok kutsal bir değerdir ve masumane bir taleptir” diyen Koluman, “Eğer bu bir suçsa bu suça biz de ortağız. Savaşa dur demek, barışı savunmak insani, vicdani ve ahlaki bir değerdir. Herşeye rağmen bu değerleri savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Bu nedenle baskı ve gözaltıları kınıyor tabipler odasının ve hekimlerimizin yanındayız” diye konuştu.

    Daha sonra Şube Başkanı Cafer Koluman, Tabipler Odası anı defterine duygu ve düşüncelerini yazdı.

    Tabipler Odası yönetim kurulu üyeleri de bu anlamlı ziyaretten çok memnun olduklarını ve desteğin artarak büyümesi ve bu süreçte birlikte mücadelenin esas olması gerektiğini ifade ettiler.

    (haber merkezi)

  • Diyarbakır PSAKD 9. Kongresi’nde yeniden seçilen Koluman’dan mücadele vurgusu-VİDEO

    Diyarbakır PSAKD 9. Kongresi’nde yeniden seçilen Koluman’dan mücadele vurgusu-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi 9. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Yapılan kurulda mevcut başkan Cafer Koluman tekrar başkanlığa seçildi. 

    Haberin Videosu

    PSAKD Diyarbakır Şubesi 9. Olağan Genel Kurulunu gerçekleştirdi. Genel kurula, ESP Diyarbakır il yönetimi, Adıyaman PSAKD Genel Sekreteri ve üyeleri ile STK temsilcileri katıldı.

    Seyid Rıza Toplantı Salonunda yapılan kurul, Alevi mücadelesinde yaşamını yitirenler ve devrim şehitleri için saygı duruşu ile başladı.

    “40 YILDIR BU BÖLGEDE OHAL’İ YAŞIYORUZ”

    Dede Hidayet Ulugerçek tarafından Gülbank okunduktan sonra, dernek başkanı Av. Cafer Koluman kısa bir konuşma yaptı.

    Koluman, “Diyarbakır gibi tarihi ve kadim bir coğrafyaya sahip bu kentte bir avuç Alevi Kızılbaş da olsak bugüne kadar, bu kültürü yaşatmamız ve bu derneğin bugüne kadar gelmesi siz kıymetli canların emekleri sayesinde olmuştur” dedi.

    16 yılı geride bıraktığını söyleyen Koluman zor süreçlerden geçildiğini belirtti. Koluman, yaşadıkları bölgenin hiçbir zaman OHAL’den eksik kalmadığını dile getirerek, “Biz 40 yıldır bu bölgede OHAL’i yaşadık. 2010 sürecinden sonra çözüm ve barış süreci adı altında hoş görünen bir yönetim anlayışı olsa da maalesef son iki yıldır gerçekten 12 Eylül sürecinden daha ağır koşullar yaşıyoruz” ifadesini kullandı.

    15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte muhalif kesimlerin işlerinden edildiği ve siyasi partiler üstündeki baskılar, belediyelere kayyum atanması, eş başkanlarının tutuklanması ve basının susturulmasıyla halkın sesinin kısılma noktasına getirildiğini söyleyen Koluman, “Bu koşullarda mücadelemizin devam etmesi önemlidir. Bir kişi dahi kalsak bu kültürü yaşatmaya, gelecek kuşaklara aktarmaya kendimize borç biliriz”dedi.

    “ALEVİ KÜLTÜRÜNÜ YAŞAMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    “Kerbeladan beri bizleri susturmaya çalışıyorlar” diyen Cafer Koluman, sözlerine şöyle devam etti:

    “Kerbela bir semboldür ama biz o sembolü bugüne kadar taşımayı bir borç biliriz. Devlete rağmen devlet dışı, kendi inancımızı pirlerimizle, ocaklarımızla, mürşitlerimizle yaşadık ve yaşamaya da devam edeceğiz. Bir çok mağduriyete maruz kaldık. Bu kültürü yaşatmaya devam edeceğiz. Derneğimizin temel amacı da budur. Aleviler vardır, Alevilik haktır.”

    Aleviler üzerindeki baskı ve zulüm politikasının değişmediğini kaydeden Koluman, “Bu devlet ne zaman sıkışsa yöneleceği kesimler bellidir. Kürtlerdir, Alevilerdir” dedi.

    “ERDOĞAN’I KURTARMA OPERASYONU”

    TSK’nın Afrin Operasyonunu da değerlendiren Koluman, bazı Alevi kurumlarının operasyonu destekleme açıklamalarını sert bir dille eleştirerek, “Orada Aleviler de katlediliyor. Bu savaşın kime hizmet ettiği ortadayken neden biz Erdoğan’ı kurtarma operasyonuna ortak oluyoruz” şeklinde konuştu.

    Genel kurula katılan ESP MYK üyesi Deniz Aktaş, Adıyaman PSAKD Genel Sekreteri Tuncay Kaya, Amed Dernek yönetiminden Nurşen Akbal ve diğer üyeler ülke gündemi ve dernek yönetimi içerikli konuşmalar yaptı.

    Konuşmaların ardından Faaliyet Raporu, Mali Rapor ve Denetleme Kurulu Raporu okundu. Daha sonra yeni yönetimin seçimine geçildi. Üyelerin oylarıyla seçilen yeni yönetim adına Av. Cafer Koluman teşekkür konuşması yaparak mücadele çağrısında bulundu.

    Üyelerin yeni yönetimden beklenti ve öneri konuşmalarından sonra yönetime başarılar dilenerek program sona erdirildi. (HABER MERKEZİ)