PİRHA- PSAKD Güngören Şubesi Cemevi’nin “Gelin Canlar Bir Olalım” etkinliğinde konuşan PSAKD Genel Başkanı, yerel yönetimlerin cemevlerine müdahalesini eleştirerek, “Biz devletin Alevisi olmayacağız derken belediyenin kapısına gidip çimento, demire boyun büker hale geldik. Belediyeler cemevlerini yapıyorlar ama anahtarını ellerinde tutuyorlar. Cami işleten belediye gördünüz mü? Cemevi işleten belediyeler var” diye konuştu.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Güngören Şubesi Cemevinin, ‘Gelin Canlar Bir Olalım’ etkinliği İBB Erdem Beyazıt Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Etkinliğe PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HDP Milletvekili Kemal Bülbül ve CHP Milletvekili Özgür Karabat’ın yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.
Buluşmada, salona Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamları ile yüzleşilmesini içeren pankartlar asıldı.
“ALEVİ AÇILIMLARININ SONU HEP İNKAR”
Etkinlikte konuşan CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat , “Örgütlü bir cahillikle karşı karşıyayız. Bizi katlederek sonuç alabileceklerini düşünenler mağlup olmuştur. Aleviler, kardeşlik ve barıştan yanadır. Umudu yitirmemek gerekir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütçesi birçok bakanlıktan kat kat fazla. Açılımlar döneminin sonunda gördük ki hepsi inkar var. Cemevleri yasal statüye kavuşturulmalı; zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır” ifadelerini kullandı
“ALEVİ SORUNU GÖRÜLMEK, TARTIŞILMAK İSTENMİYOR”
Alevi sorununun görülmek istenmediğini vurgulayan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Yolsuzluk ve her türlü pisliğe saçının teline kadar batmış ve bundan ar etmeyen sistem var. Ne yaparsak yapalım bu kirli basın Alevi sorununu görmüyor, tartıştırmak istemiyor. Çünkü çok ağır bir sorun. Bu sistem Yezit soyludur. Bunlar masumların, mazlumların katilidir. Alanlara çıkmamız lazım. Ses çıkarmalıyız. Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık. Süleyman Soylu’dan mı korkacağız?” dedi.
“BELEDİYELERİN ÇİMENTOSUNA BOYUN BÜKER HALE GELDİK”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ise, Alevilerin devletin Alevisi olmama yolundaki direncinin yerel yönetimler eli ile kırılmaya çalışıldığını belirterek, “Alevi toplumu olarak örgütlerimize sahip çıkmıyoruz. Biz korkmuyoruz. Biz devletin Alevisi olmayacağız derken; belediyenin kapısına gidip çimento, demire boyun büküyoruz. Belediyeler cemevlerini yapıyorlar ama anahtarını ellerinde tutuyorlar. Cami işleten belediye gördünüz mü? Cemevi işleten belediyeler var” şeklinde konuştu.
“DİYANET KALKMADIĞI SÜRECE ALEVİLERİN HİÇ BİR TALEBİ YERİNE GELMEZ”
Ülkede halklar ve inançlar arasındaki inkar politikasının baş sorumlusunun Diyanet İşleri Başkanlığı olduğunu sözlerine ekleyen Kaplan, Devlet kapılarında iki torba çimento, bir ton demire gidip arz eyliyoruz. En büyük sıkıntılarımızdan birisi budur. Isparta’da, Diyanet İşleri Başkanlığı olduğu sürece bu ülkede laiklikten, eşit yurttaşlıktan bahsedilemeyeceğini söyledik. Önceden bir Genelkurmay Başkanlığı vardı; o her şeye bir reçete yazıyordu. Şimdi ise bunun yerini Diyanet İşleri Başkanlığı almış durumda. Bu ülkede halklar ve inançlar arasında bir inkar politikası varsa bunun baş sorumlusu Diyanet İşleri Başkanlığıdır. Diyanet kalkmadığı sürece Alevilerin hiçbir talebi yerine gelemez. Sesimizi daha gür çıkarmamız lazım” diye vurguladı.
Deyişler eşliğinde dönülen semahlar ve şiir dinletilerinin ardından sanatçılar Kader Aslan ve Muzaffer Özdemir deyişler seslendirdiği nefesler sonrası etkinlik sona erdi.
PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi, Gazik Cemevi projesi için dayanışma yemeği düzenledi. Etkinlikte konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Bir toplumun ibadethanesi yasalar nezdinde sayılmaz, eğer o toplum orayı ibadethane olarak görüyorsa orası ibadethanedir” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi, Gazik Cemevi projesi için dayanışma yemeği düzenledi. PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, İçişleri Bakanlığı’nın cemevlerini gezmesi ve Akşam Gazetesi Yazarı, AKP’li Hüseyin Besli’nin Alevi ve Kürtlere yönelik nefret söylemine ilişkin konuştu.
“SİZİN UYGULADIĞINIZ POLİTİKALAR NEDENİYLE KİMLİĞİMİZİ GİZLEMEK ZORUNDA KALIYORUZ”
Cemevlerinin maalesef ibadethane sayılmadığını söyleyen Gani Kaplan, “Bir toplumun ibadethanesi yasalar nezdinde sayılmaz. Eğer o toplum o yeri ibadethane olarak sayıyorsa orası ibadethanedir. Bu iktidar 20 yıldır bu ülkeyi yönetirken Alevi toplumuna en ufak bir adım atmazken, neden durup dururken böyle bir söylemde bulundu. Bu iktidar yukarı tırmanmak için Kürtler’in ayağına tırmanarak çıktı düşmemek için de Alevi toplumunun bacağına sarılmak istiyor. Eğer bize bu yalanı söyletiyorsak çocuklarımıza veya kimliğini gizleme zorunda kalıyorsa sizin uyguladığınız politikalardan kaynaklıdır” diye konuştu.
PİRHA-Isparta Cemevinin açılışı için yapılan törende PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’a belediye başkanının müdahalesine Avrupa’daki Alevilerden tepki geldi. Kurum temsilcileri, Gani Kaplan’a yapılan saldırıyı kabul etmediklerini belirterek, “Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Alevilere yönelik ayrımcılık artık bir son bulmalıdır. Çözüm devletin dinden elini çekmesiyle ve bizi kontrol altına alma girişiminden vazgeçmesiyle olacaktır” dedi.
25 Eylül Cumartesi günü Isparta Cemevinin açılışı için yapılan törende konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Alevilerin ibadethaneleri olan cemevinin yasal statüye kavuşturulmadan yapılacak hizmetlerin bir anlamı olmadığını söylemiş ve “Diyanet’in yaptığı hizmetten tek bir dinin tek bir mezhebi yararlanıyor. Laiklik toplumsal barışın güvencesidir. Bu ülkede Diyanet olduğu sürece laiklikten bahsedilemez. Diyanet vesayeti var. Üzerimize çöktü” demişti.
Kaplan’ın bu sözleri üzerine Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen yerinden kalkarak Kaplan’a doğru yürümüş ve Kaplanı’ı kürsüden indirmek istemişti. Başdeğirmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevilerin ve cemevlerinin yanında olduğunu, söz konusu cemevini de kendisinin yaptırdığını iddia etmişti.
Isparta Belediye Başkanı’nın bu saldırısına Avrupa‘dan da tepkiler tepkiler gelmeye devam ediyor.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ( AABK) Başkanı Hüseyin Mat, ‘’90 küsür yıldır verdiğimiz vergilerin hesabını veremediniz, bir cemevine birkaç tuğla bağışladınız onu da başımıza vuruyorsunuz. Diyanet gibi bir kamu kurumu laiklik ile asla bağdaşmaz. Bu tekçi ve gerici kamu kuruluşunun kaldırılması bizim en esas taleplerimizden bir tanesidir. Gani Kaplan Başkanımız bizim taleplerimizi dile getirmiştir, arkasındayız. Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Alevilere yönelik ayrımcılık artık bir son bulmalıdır. Çözüm devletin dinden elini çekmesiyle ve bizi kontrol altına alma girişiminden vazgeçmesiyle gelecektir” dedi.
AABK Yönetim Kurulu üyesi Haydar Aygören de, Isparta Cemevinin Avrupa’dan giden bağışlarla yapıldığını, Isparta Belediyesi yardım etmiş olsa bile vatandaşların vergileri olduğunun altını çizerek, “Siyaseti ve ayrımcılığın kralını AKP’nin arka bahçesi gibi çalışan Diyanet yapmaktadır. Gani kaplan’ın kürsüde konuştuğu talepleri hepimiz her yerde getiriyoruz. Kaplan’ın Diyanet’i eleştiren konuşmasını engellemeye çalışmak, Kaplan’ı kürsüden indirmeye çalışmak siyasal İslamın gerçek yüzüdür, bunu protesto ediyoruz. O olay anında kürsünün yanına gidip, Gani Başkan‘a daha iyi sahip çıkılmalı yanında çember oluşturulmalı, cemevinde bulunan herkes orada cem olup ‘gelin canlar bir olalımı’ diye haykırmalıydılar. Alevileri dizayn, asimile edemeyecekler bunu bilsinler’’ diye konuştu.
Grevenbroich Alevi Kültür Merkezi (AKM ) Başkanı ve AABF NRW Bölge Sözcüsü Mesut Kabakçı ise, ‘’Eşit yurttaşlık temelinde baktığımızda cemevlerinin yasal statüye kavuşmaması, halen bir bir ibadethane sayılmaması devlet nezdinde Aleviler açısından bir zuldür, zulümdür. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) bizim için Devlet Su İşleri ((DSİ) ve Karayolları Genel Müdürlüğü’nden (KGM) hiç bir farkı yoktur. Bugün de KGM’nin yapmış olduğu hizmetten Türkiye’deki tüm halklar herkes faydalanıyor. DSİ’nin yaptığı tüm hizmetlerden din, ırk, milliyet ayrılmaksızın herkes bundan faydalanıyor. Ama bugün DİB’in yaptığı hizmetten maalesef ki maalesef tek bir dinin, tek bir mezhebi faydalanıyor. Bu da bizim için bir zuldür, büyük bir haksızlıktır” ifadelerini kullandı.
Almanya‘ da sürgünde yaşayan Halkların Demokratik Partisi 25. ve 26. Dönem Van Milletvekili Lezgin Botan, ‘Isparta Cemevi’nde yaşanan duruma ilişkin şunları dile getirdi:
‘Isparta’daki olay bir sosyal faciadır. AKP, devlet politikasının çizdiği sınırları bile ortadan kaldırmış, yeni sınırlar çizerek Diyanet aracılığıyla güzide, aydın, ilerici bir inanç grubu olan Alevileri aşağılamaya, yok saymaya, itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Gani Kaplan Diyanet konusundaki konuşmasında son derece haklıdır. AKP yöneticileri kim kendinden farklı düşünüyor, yaşıyorsa, kendisinin politikalarına karşı çıkıyorsa ki bunlar demokrat, devrimci, laik insanlardır, Alevilerdir, Kürtlerdir onları nefessiz bırakıyor, öl diyor. Diyanet Alevilerden de alınan vergilerle binlerce cami açıyor, personel istihdam ediyor ve yine de utanmadan Alevilerin aleyhine fetva veriyor. Bu nasıl bir vicdansızlıktır? Bu nedenle tüm demokrat, vicdan sahibi insanların yan yana gelmesi, ortak mücadele etmesi gerekiyor. Biz ilerici Kürtler olarak Alevi dostlarımızın yanındayız ve Isparta’daki hoşgörüden yoksun, tepeden bakan, tekçi, inkarcı zihniyeti ve gerici müdahaleyi şiddetle kınıyoruz.”
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) İnanç Kurulu Başkanı Cafer Kaplan Dede de, Isparta Cemevi açılışında yaşanan olayların asla kabul edilemez olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Ben de o anda oradaydım. Burada Avrupa’ da ya da Isparta dışında olsam o olayı, müdahaleyi ve sonrasını televizyonda izlesem ben de sosyal medyada ya da başka platformlarda aynı tepkileri gösterir, kızardım ama oradaki atmosfer, cemevinin bulunduğu mahalle, ortam, realite bambaşkaydı. Gani Kaplan başkanın taleplerini biz her yerde dile getiriyoruz. Diyanet konusunda son derece haklıdır. Isparta‘daki canların, cemevinin orada tutunabilmesi için zamana ihtiyaç var. Onlar biraz daha ürkekler, cemevine ve kendilerine zarar gelmesini ve toplumdan dışlanmak istemiyorlar. Bu sorunların çözümü için Türkiye‘ deki politik zihniyetin bize, diğer farklı inançlara bakış açısının pozitif değişmesi, hatta bu hükümetin değişmesi gerekiyor. Biz Gani Başkanı yalnız bırakmadık, Isparta Cemevi başkanının da o andaki hatası nedeniyle başta Gani Kaplan olmak üzere başkanlardan özür dilemesi gerektiğini anında kendisine ilettim. Ayrıca yaşananları yetkili kurullarımızda görüşüp, değerlendireceğiz.”
NE OLMUŞTU?
PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Isparta Cemevinin açılışında yaptığı konuşmasında Alevilerin inanç merkezi olan olan cemevinin yasal statüye hala kavuşturuladığını bu nedenle yapılacak hizmetlerin bir anlamı olmadığını ifade etmiş, konuşmasının devamında ise Diyanet’in Alevilere yönelik ayrımcı söylemlerini hatırlatarak Diyanet’in yaptığı tüm hizmetlerden tek bir mezhebin yararlandığını Laikliğin toplumsal barışın güvencesi olduğuna vurgu yapmış ülkede Diyanet olduğu sürece laiklikten bahsedilemeyeceğini söylemişti.
Diyanet’in Alevilere yönelik ayrımcı tutum ve müdahalelerini eleştiren Kaplan’a konuşması devam ettiği esnada Ispartanın AKP’li Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen yerinden kalkarak Kaplan’ın bulunduğu kürsüye doğru yürümüş, Kaplan’ın kürsüden indirilmeden programa devam edilmeyeceğini söylemişti.
Bunun üzerine Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez de PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’a karşı ölçüsüz üslup kullanan ve konuşmasına müdahale etmeye çalışan Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e tepki olarak söz almayarak ve durumu protesto etmişlerdi.
PİRHA- PSAKD Malatya Şubesi Dertli Divan’in sahne aldığı dayanışma gecesi düzenledi. Dayanışma gecesine yüzlerce kişi ilgi gösterirken gecede konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı sırasında yaşananların Sivas Madımak katliamından bu yana bir şeyin değişmediğini gösteriyor” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi Melekoğulları salonunda dayanışma gecesi düzenledi. Salona, “Unutmadık unutmayacağız, sizi yaşatacağız”, “Devletin Alevisi olmayacağız”, “Dersim’i unutma unutturma” pankartları asılarak açlık grevlerine ve Dersim katliamına dikkat çekildi. Düzenlenen dayanışma gecesine PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, PSAKD Genel Başkan yardımcıları Erol Yeter, Mehmet Topal, STK, siyasi parti temsilcileri ve yüzlerce can katıldı.
Kerbela’dan bu yana hak ve hakikat yolunda şehit düşen canlar anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.
Yapılan saygı duruşunun ardından PSAKD Malatya Şube faaliyetlerinin yer aldığı slayt gösterisi yapıldı.
Geceye katılan canlara Pir Hüseyin Kuğu’nun verdiği lokma duasının ardından lokmalar dağıtıldı.
“AKP 12 EYLÜL FAŞİZMİNİ GÜNCELLEMİŞTİR”
“Bu anlamlı gecemize katkı sunan tüm kurumlarımıza ve pir sultan dostlarına, yönetim kurulum adına teşekkür ediyorum. Başta Sivas madımakta katledilen canlarımız olmak üzere, Malatya, Maraş, çorum,Gazi,Dersim Gezi,Roboski Suruç, Ankara garında katledilen,ve bu ülkenin demokratikleşmesi yolunda hayatını kaybeden tüm canlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyorum.onları unutmadık unutmayacağız” ” diyen PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle AKP iktidarı 12 eylül faşizmini sert bir şekilde güncellemiştir. Kendi istediği siyasi tabloyu yaratmak için,gazetecileri , muhalif televizyonları çeşitli yayın organlarına kapatmış, siyasetçileri, bilim insanlarını, sudan gerekçelerle tutuklatmıştır .Sosyal medya paylaşımlarına bile tahammül edemeyen siyasi iktidar, ülkemizde sosyal ,kültürel, siyasal, ekonomik yaşamı çekilmez hale getirmiştir. Eğitim yaşamı istila edilmiş, binlerce kamu çalışanı işinden aşından geleceğinden edilmiştir. Birçok kurum temsilcisi ve siyasetçiler tutuklama saldırılarına maruz bırakılmıştır. Demokratik haklarımız bile kullanılmaz hale getirilmiştir” dedi.
“HAKSIZLIĞA VE HUKUKSUZLUĞA KARŞI MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”
Bir slayt gösterisi izledik ilk karesi Sivas katliamıydı. 26 yıl önce yaşanan bu katliamın üzerinden gecen yıllara rağmen hiçbir şey değişmemiş” ifadelerini kullanan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Birkaç gün önce Çubuk’ta CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı sırasında Milli Savun Bakanı’nın konuşmasını alın yıllar önce Temel Karamollaoğlu’nun Sivas’ta yaptığı konuşması ile karşılaştırın “Yakın yakın” diye bağıran kitlenin görüntüsünü Sivas’ta yaşananlar ile karşılaştırın hiçbir şeyin değişmediğini göreceksiniz. Tarihler boyunca bizim karşı cephemiz hiç değişmedi. Ama bizler artık eski Aleviler değiliz. Örgütlülüğümüzle, hukuksuzluğa ve haksızlığa karşı mücadelemizi büyüterek vermeye devam edeceğiz” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Dertli Divani sahne alarak deyişler okudu.
PİRHA–Bodrum Alevi Bektaşi Kültür Derneği Cemevi, “Alevilerin hak arayışı, siyasilerin Alevilere bakışı” başlığıyla panel düzenledi. Panelde konuşan HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, CHP Antalya Milletvekili Necati Yılmaz ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan önemli mesajlar verdiler.
Haberin Videosu
Moderatörlüğünü Yazar-Antropolog Hasan Harmancı’nın yaptığı panele konuşmacı olarak HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, CHP Antalya Milletvekili Necati Yılmaz ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan katıldı. Bodrum Heredot Kültür Merkezi’nde gerçekleşen etkinliğe PSAKD şubeleri, HDP ve CHP yönetimlerinin dışında çok sayıda yurttaş katıldı.
HARMAN: ALEVİLER YÜZYILLARDIR GÜVENLİK SORUNU İLE KARŞI KARŞIYA
Panelin moderatörlüğünü yürüten ve açılış konuşması yapan Yazar-Antropolog Hasan Harmancı Alevi toplumunun bu topraklarda yüzyıllardır güvenlik sorunu ile karşılaştığını ve iktidarlar tarafından sürekli hedef alındığını belirterek şöyle konuştu:
“Aleviler yaşadıkları topraklarda yüzyıllardır en çok karşılaştıkları şey güvenlik sorunudur. Çünkü kendi mazlumiyetlerinden öte inançlarının yarattığı felsefe ve o felsefeye bağlı olarak da günlük yaşamlarını sürdürmeleri iktidar alanları tarafından kaldırılmıştır. Bir kurbanın aranması ve birinin ötekileştirilmesi fırsatı olduğunda ilk yönenilen kesim Aleviler oluyor. Bunun en önemli nedeni Alevilerin örgütsüz olması değildir. Aleviler pir-talip-mürşit biçiminde çok güçlü bir örgütlülüğe sahiptir. İktidarlara karşı kendilerini, doğanın hakkını korumak ve karşısındakinin insan olduğunu düşünerek onun yaşam alanlarını sınırlamamak üzere yaşamlarını kurmuşlardır. Gelin görün ki adaletin ilkokullarda öğretildiği, adaletin sınanmadan hak ve özgürlük sayıldığı bir dünyada Aleviler yok sayılmanın ötesinde önemli hak ihlalleri ile karşı karşıya kalıyor.”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, “Alevi kurumları ekonomik özgülüklerini kazanıp kendi ibadethanelerini kendileri yapmadığı sürece bu girdaptan kurtulmak mümkün değildir” dedi. Kaplan konuşmasında şunları vurguladı:
“İktidar kendine ait Alevi kurumları oluşturmaya çalışıyor. Belediyeler kendine ait Alevi kurumları oluşturmaya çalışıyor. Oradan bu cepheyi yönetmeyi kalkıyorlar. Belediyeler Alevilerin en büyük ocakları olmuş durumunda. Aleviler istek ve talepleri belediyeler tarafından karşılamak zorunda kalıyorlar. Alevi kurumları ekonomik özgürlüklerini kazanıp kendi ibadethanelerini kendileri yapmadığı sürece bu girdaptan kurtulmak mümkün değildir. Türkiye’de Alevi kurumlarının çok sayıda cemevi var. Önemli oranda bu cemevleri belediyenin elindedir. Belediyeden atanan müdürlerle cemevlerimizi yönetiyorlar. Bunlar siyasilerin Alevileri kontrol altında tutmadaki göstergesidir. Siyasi partiler bizim olmazsa olmazımızdır. Ancak Alevilerin siyasi partilere nasıl baktığı da çok önemlidir. Maalesef iyi bir noktada değiliz. Alevi kurumlarında genel başkanlık, yöneticilik yapmış arkadaşlarımız siyasi partilerin kapısında beklemeyecek.”
DOĞAN: TEK İNANÇ VE ULUS SİSTEMİNE DAYALI DEVLET MODELİ DAYATILDI
“1924 Anayasası ile tek ulusa, tek inanç sistemine dayanan bir devlet modeli dayatıldı ve Aleviler çok ciddi hak ihlalleri ile karşı karşıya kaldı” diyen HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, bu sisteme dair ciddi eleştiriler olmadan bugünü anlamanın sıkıntılı olacağını dile getirdi.
“Alevilik, halkların tarihsel süreç içerisinde bir araya gelerek oluşturduğu bir üründür, baldır. Arının her çiçekten beslenerek oluşturduğu bir üründür. Bu felsefenin gelişmesi batini ile zahirin buluştuğu noktadan dünyaya bakmaktan çok, geliştirdikleri felsefenin toplumsallaşması ile kendi öğretilerini ileri süreçlere aktarması da değerlidir. Özgür öğretimizin bir sürü sorunları var. Çok ciddi hak ihlalleri ile karşı karşıya. 1924 anayasası ile tek ulusa ve tek inanç sistemine dayanan bir devlet modeli dayatıldı. Bu 90 yıllık süreç içerisinde Cumhuriyetin belli kazanımlarının yanında tekçi yapısını da eleştirmeden geçmeden gerekir. Ciddi eleştiriler yapmazsak bugünü anlamakta sıkıntı çekeriz. 1924 yılında 442 sayılı köy kanunu çıkartıldı. İçinde cami, otlak, harman yeri olan yere köy denir ibaresi vardır. Peki camisi olmayan yerler? Sünni bir bakış var burada. Yine aynı maddenin 13. maddesinde köylünün zorunlu yapacağı işler başlığında her köye bir mescit yapmak gelir. Tabir yerinde ise Osmanlı kurumları sadece isim değiştiriyor. Bir revizyondan geçiriliyor. 1961 Anayasası’nda da Diyanet’in bir yapılanmasını görüyoruz. İmam hatiplerin gelişmesine katkı sağlayacak yasalar çıkartılıyor. 12 Eylül ile birlikte Türk-İslam sentezinin yeşil kuşak denen bir kuşağın geliştirilmesi ile devlet ideolojik bir tercihte bulundu. Gelinen aşamada siyasal islam devletin ideolojisi ve yeni şeklidir” diye konuştu.
“EN ÖNEMLİ ASİMİLASYON KURUMU DİYANET’TİR”
Doğan Diyanet’e dair sözlerinin devamında ise şunları vurguladı:
“Bugün en önemli asimilasyon kurumu Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. 100 bini aşan kadrosu var. Bu ülkenin 10 bakanlığından fazla bütçesi olan bir kurum Alevileri bırakın kendi yarattığı inanç dışında hiçbir inanca destek olmayan bu kurumun kapatılması lazım. Alevilerin en önemli talebi de budur aslında. Devlet mekanizması ile Aleviler bu asimilasyondan kurtulamıyor. Cemevlerinin bugünkü statüsünün kabul edilip edilmemesi önemli değil. Biz meşruyuz ve cemevleri bizlerin ibadethesidir.”
Osman Baydemir hakkında Diyarbakır’da Alevilere cemevi tahsis ettiği ve ibadathane olarak kabul ettiği için fezleke hazırlandığını hatırlatan Doğan şunları vurguladı:
“Eşitlerarası hukukta, anayasal ve demokratik bir düzlemde bizlerin de isminin tanımlanması, o düzleme getirilmesi gerekir. Diyanet’in kaldırılmasını bir siyasi partinin açıkça ifade etmesi lazım. HDP bu yüzden Diyanet kaldırılmadıkça hiçbir inancın özgürleşmesi ve kendini ileri kuşaklara aktarması çabası söz konusu olamaz. Siyaset kurumları elbette ki asimilasyonun önünde duracak ve tek siyasette tüm inançları kapsamalı. Partimiz tüm inançlara özgün yaklaşmaktadır. Tüm inançların da özgürleşmesini savunmaktadır. Osman Baydemir’in başkanlık yaptığı dönemde belediye meclisinden geçen bir karar vardı. Cemevleri ibadethanedir. Alevi inancının ve öğretisinin ibadethanesidir dediği için kendisi hakkında fezleke hazırlandı. Yine Karakoçan’da, Dersim’de, Varto’da belediye meclislerinden cemevleri ibadethanedir kararı çıkartıldı. Tabi bu kararların çoğalması gerekiyor.”
YILMAZ: HÜKÜMET PROJESİNİ ALEVİ DÜŞMANLIĞI ÜZERİNE İNŞA ETTİ
“Aleviliğin içerisini boşaltmaya yönelik cami-cemevi projesi, çalıştaylar ve bununla birlikte eğitimden çalışmaya varıncaya kadar büyük bir tehdit altında olduğumuz gerçeği değişmiş değil” diye vurgulayan CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz ise şunları vurguladı:
“27 yıllık Alevi örgütlülüğü bizi buraya getirmemeliydi. Bunu söylerken bu süre içerisinde çabaları ve başarıları görmezden de gelemeyiz. Aleviliğin üzerindeki her türlü inkar ve asimilasyon gerek içerde gerek dışarıda sürmektedir. Aleviliğin içerisini boşaltmaya yönelik cami-cemevi projesi, çalıştaylar ve bununla birlikte eğitimden çalışmaya varıncaya kadar büyük bir tehdit altında olduğumuz gerçeği değişmiş değil. Biliyoruz bu hükümet siyasi projesini Alevi düşmanlığı üzerine inşa etti. Adım adım bugüne gelirken bunu çok ciddi bir argüman olarak kullandı. Ordu ile hesaplaşırken yeniçeri ordusu dedi. Yargı ile hesaplaşırken yine bir Alevi yaftalaması üzerinden bu hesaplaşmaya girdi. Ortadoğu’da halkları birbirine boğazlatırken yine mezhepçi bir iç politika üzerinden Alevi karşıtı bir politika izledi. İnanç önderlerimizin veci sözlerini ve anlatımlarını kendi kirli emelleri için meşrulaştırıcı bir dille kullandı. Selçuklu’dan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet’e aktarılan iktidar aklı var. Bunun içinde Cumhuriyet’e düşen eksikliklerde var. Laikliğin gerçek anlamıyla bu topraklarda yaşanmadığını ve Alevilerin hak ettiği yaklaşımı görmediğini biliyoruz. Hayır sürecinde olduğu gibi 2019 seçimimde yan yana durmamız lazım. Bu iktidarın muhalif gördüğü kesimlerle bir araya gelmek durumundayız.”
Panel soru-cevap kısmı ve plaket töreni sonrası sona erdi.
PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi örgütleri içinde en kitlesel olanlarından biri. Sorularımızı yanıtlayan derneğin Genel Başkanı Gani Kaplan, mevcut Alevi kurumların, Alevilerin temel ihtiyaçlarına cevap vermede yetersiz kaldığını belirtti. Kaplan’a göre cemevlerine yasal statü isteme çabaları ise gereksiz.
Haberin Videosu
İnancın ruhuna uygun bir örgütlenme modeli olan Ocaklar ve Dergahlar sistemi üzerinden yüzyıllarca kendi kendisine yeten ve bu anlamda demokratik, çoğulcu karakterini koruyup günümüze kadar getiren Alevi toplumu kent kültürüyle birlikte yeni sorunlar ve bu sorunların doğurduğu ihtiyaçlarla karşı karşıya kaldı.
Buna cevap üretmek için özellikle 1990’lardan itibaren günümüze kadar çok sayıda dernek, vakıf, cemevi, dergah, federasyon kurarak inancıyla birlikte toplumsal varlığını sürdürmeye çalıştı. Ancak artan asimilasyon ve tekçi politikaların yoğunluğu da dikkate alındığında hem Alevi toplumunun ihtiyaçlarına hem de ülkemizin genel sorunlarına cevap olmada yetersiz kaldığı da bir gerçek.
Bu bilgiler ışığında aynayı kendi yüzümüze yani Alevi örgütlenmesine tutarak mikrofonu Alevi pirlerine, kadınlarına, kurum temsilcilerine ve bilinen isimlerine sorduk.
Dizi yazımızın bu bölümünde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan‘ın görüşlerine yer verdik. Mevcut kurumların Alevilerin temel ihtiyaçlarına cevap vermede yetersiz kaldığını belirten Kaplan’a göre cemevlerine yasal statü isteme çabaları ise gereksiz.
İşte Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan’ın sorularımıza verdiği yanıtlar…
Mevcut Alevi örgütlenmesine genel anlamda baktığımızda tabloyu nasıl görüyorsunuz? Yeterli görmüyorsanız çözüm önerileriniz nelerdir?
Demokratik Alevi örgütlenmesinin değil de yerel, lokal Alevi örgütlerinin ömrü 50 yıldır. 1960’da ilk olarak lokal örgütlenmeye başlamış. Devamında 1993’te Sivas Katliamı’ndan sonra ivme kazanarak çeşitli yerlerde Alevi kurumları biçiminde örgütlenerek yol almaya çalıştı.
“ALEVİ ÖRGÜTLERİ, ÖRGÜTLÜ ALEVİLERİ ÖRGÜTLÜYOR”
Alevi örgütleri maalesef Alevilerin ihtiyacına cevap vermiyor. Benim gözlemlediğim bu. Neden vermiyor derseniz Alevi kurumların son zamanlarda örgütlenme biçiminin yanlış olduğunu görüyorum. Bu da şundan kaynaklanıyor: Alevi örgütleri, örgütlü Alevileri örgütlüyor. Sıkıntının en büyüğü burada. Kendi kurumumun üye yapısına baktığım zaman işte HDP’li, CHP’li ve Eğitim-Sen’li arkadaşları getirip üye yapmışlar. Zaten bu insanlar sahada örgütlü. Bu insanların bir Alevi kurumuna ve orada örgütlenmeye ihtiyacı yok. Oysa ki Alevi kurumlarının daha çok tabanda ve sokakta örgütlenmesi gerekiyor.
“KURUMLAR TEMEL İHTİYAÇLARA CEVAP OLMUYOR”
Cemevlerimiz var ve sayısı gün geçtikçe artıyor. Ancak cemevlerimizin örgütlenme biçimine baktığımızda dar çemberin dışına çıkamıyorlar. Cenaze erkanının yürütülmesi, kırk yemeği vs. baktığımızda bir kalabalık geliyor. Ancak gerçek örgütlülük bu değil. Üye yapısına baktığımızda yine bunu görüyoruz. Temel ihtiyaçlar konusunda yanıt vermiyor.
“CEMEVLERİ YASAL STATÜYE KAVUŞSUN TALEBİ GEREKSİZ”
Alevi kurumları bugün artık temel istek ve taleplerin daha dışına çıkmalıdır. Örneğin ‘Madımak müze olacak’ diyoruz, olmadı. Bunun için adım atmak gerekiyor. Biz PSAKD olarak Ankara’ya döndüğümüzde çalışmamıza başladık. Madımak’tan önce Ankara’yı bir yapalım ve sonra bastıralım Madımak’ı da alalım. Bir adım atalım. Yine cemevlerimiz yasal statüye kavuşsun diye yıllarca mücadele ettik, olmadı. Buna artık gerek yok çünkü cemevlerimiz meşru alanlarımızdır bizim. Bir yasayla cemevlerimize ibadethane denilmesine gerek yok, gerekte duymuyoruz.
“KAÇ TANE ALEVİ ÇOCUKLARINI ZORUNLU DİN DERSİNE GÖNDERMİYOR”
Yine zorunlu din dersleri ve eğitime dair Alevi kurumları itirazını sürdürüyor. Fakat tabandan bağımsız sürdürüyorlar. Zorunlu din dersleri kaldırılsın derken de sahada gerçekliği görmüyoruz. Kaç tane Alevi, çocuklarını zorunlu din dersine göndermiyor? Çocuklarını neden zorunlu din dersinden muaf tutmadıkları ile ilgili bir saha çalışmamız yok.
“YURTLARA ÖNCELİK VERMELİYİZ”
Alevilerin eğitime dair asıl ihtiyaçları şudur: Yurt. Biz okul yapamıyoruz, böyle bir gücümüz yok. Ancak bizim acilen İç Anadolu’da, İç Ege’de, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde acil yurtlara ihtiyacımız var. Bu çocuklarımızı oraya gönderip ırkçı, şeriatçıların eline teslim ediyoruz. Bugün Alevi kurum başkanlarının çocukları, kardeşleri istemediğimiz FETÖ örgütlenmesinden tutuklanıyorlar. Çocuk orada bunların eline teslim edilmiş ve aileden tamamen irtibatı kopmuş.
“ALEVİ İŞADAMLARI KURULTAYI YAPMALIYIZ”
Temel ihtiyaçlar noktasında buralara acil müdahale etmemiz gerekiyor. Alevi kurumları mutlaka Alevi işadamları kurultayını toplayıp, temel taleplerini belirtmelidir. Yine Alevi kurumlarının kendi içerisinde bir dağınıklık söz konusu. Bu dağınıklık tabandan değil, tamamen kurum yöneticilerinden kaynaklanıyor. Bir ego yarışına girmişiz ve bundan kopamıyoruz. Tabanda bugün en gerici diye lanse edilen Alevi kurumları ile en ilerici, uç noktada diye lanse edilen PSKAD tabanı ile bu taban arasında fark yoktur. Hepsi de bildiğimiz düz Alevi. Bu temel ihtiyaçlar temelinde Alevi kurumları bir türlü bir araya gelip proje üretemiyor.
Alevi toplumu en nihayetinde bu ülkede yalnız yaşamıyor. Dezavantajlı diğer demokrasi cephesiyle, diğer ötekileştirilmiş kesimlerle birlikte mücadele ediyor. Geldiğimiz noktada bu yeterli mi ve neler yapılabilir? Birlikte yürümenin yolları nasıl olabilir?
Türkiye’de yaşayan Alevi toplumu kendi mücadelesi ile kendi sorunlarını tek başına çözemez. Mutlaka kendisine müttefik almak, yan yana yürümek zorundadır. Fakat şunu samimiyetle söyleyebilirim ki Aleviler arasında ayrışma var. Çok ulusalcı bir yapı bizim içimize nüfus etmiş durumda. Oysaki Alevi inancı 72 millete bir nazarla bakan bir topluluktur.
“ALEVİLER BİRLEŞİK CEPHEYİ ÖRMELİDİR”
Bu noktadan baktığımız zaman Aleviler hızla inancından da uzaklaşıyor. Bu yüzden bizim sahada mücadele edeceğimiz, müttefik olacağımız çeşitli halklar ve inanç grupları var. Bunlarla yan yana Aleviler birleşik cepheyi örmelidir. Aleviler bunun üzerinde harç olacak ise harç olmalıdır. Temel taşı olacak ise temel taşı olmalıdır.
Bugün Alevi hareketinin Kürt hareketi ile bağımsız mücadele etmesi mümkün değildir. Bu cepheyi birleştirecek olan yine Alevi kurumlarıdır. Bu görev de kurum başkanlarına düşüyor. Kurum başkanları her şeyden önce ırkçı, ulusalcı ve şoven duygulardan kendilerini arındırıp, sade bir Alevi gibi düşünerek birleşik cephenin bu harcı olmanın yollarını aramalıdırlar.
Turabi KİŞİN/PİRHA
YARIN: DOSYA -5
Seyid Sabun Ocağı pirlerinden Alevi Kültür Derneği Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz Alevi örgütlenmesini değerlendiriyor.