Etiket: PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman

  • ‘Madımak’ın zaman aşımı kararı siyasidir; AKP ve Erdoğan bu davada taraftır’-VİDEO

    ‘Madımak’ın zaman aşımı kararı siyasidir; AKP ve Erdoğan bu davada taraftır’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkez Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, Madımak davasında uygulanan zaman aşımı kararının siyasi erkten bağımsız olmadığını belirterek, “Biz Aleviler ve kurumları olarak bu kararı tanımadığımızı, siyaseti erkten bağımsız verilen bir karar olmadığını ifade ederek yasal her yolu kullanacağız. Bu karardan sonra ülkede yargı sisteminden bir beklentimiz olmadığını ifade etmek isterim. Son süreç ise davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağız” dedi.

    33 aydın, sanatçı ve yazarın yakılarak katledildiği Sivas Katliamına ilişkin firari üç sanık hakkında süren davanın duruşmasında savcı, zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etti. Mahkeme heyeti, davanın düşmesine hükmetti.

    Madımak Katliamının firari sanıkları Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş’ın yargılandığı davanın son duruşması zamanaşımı gündemiyle Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş, esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, kaçaklık durumunun zamanaşımı süresini etkilemeyeceğini ileri sürdü ve üç firari sanık hakkında zamanaşımı uygulanarak davanın düşmesini talep etmişti.

    Savcının mütalaasının ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti,  firari sanıklar Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş yönünden zamanaşımı gerekçesiyle davanın düşürülmesine hükmetmişti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkez Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, 2019 yılında Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen ‘kaçak sayılma’ kararının zaman aşımını durduran bir yerde durmasına rağmen; yine aynı mahkemenin bu kararı yok sayarak zaman aşımı kararı vermesinin ülke tarihinde kara bir leke olarak durduğuna işaret etti.

    TCK 66’ncı maddesinin ağırlaştırılmış müebbet cezalarında zaman aşımı süresi 30 yıl olarak belirttiğini söyleyen Koluman, üç firari sanığın 35 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmasından kaynaklı zaman aşımı sürecinin yasalarda 1050 yıla tekabül ettiğine dikkat çekti.

    30 YILDIR FAİLLER KORUNUYOR

    30 yıldır devam eden Madımak davasının tüm süreçlerinde katliamcıların korunduğu bir yargılamanın yapıldığını söyleyen Koluman, “Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Bu devlet adına büyük bir kara lekedir ve toplumun hafızasında büyük yaralar bırakmıştır. Başından beri adil yargılama ilkesi ihlal edilerek, katliamcılar korunarak bir süreç başlatılmıştır. Yargılama sonucunda 33 kişi idam cezasına çarptırılmış, 15 kişi ise cezalara mahkum edilmiştir. 2004 yılında Avrupa Birliği uyum yasaları kapsamında idam cezaları birden fazla kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmişlerdir. Kırmızı bültenle aranan Cafer Erçakmak katliamın olduğu yerin 500 metre ilerisinde evinde öldü” dedi.

    ALMANYA, FİRARİ 3 SANIĞI KORUYOR

    Koluman, Madımak davasının firari 3 sanığının Alman istihbaratı ile ilişkileri bilinirken, firari sanıkların Alman hükümeti tarafından korunduğuna değinerek, “2012 Mart ayında 6 firari sanık yönünden Ankara Ağır Ceza Mahkemesi zaman aşımı gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermişti. Dönemin başbakanı Erdoğan karar için ‘Milletimizi hayırlı olsun’ demişti. Bu söylemden şunu anlıyoruz; katiller ve katliamın arkasındakiler toplum önünde hiçbir zaman aklanmadı, bugüne kadar ki süreçte korunup kollandı. İlerleyen süreçte yargılanıp tahliye edilen ve tekrar yakalama kararı çıkartılan 3 sanık yurtdışına kaçtılar. Almanya’da yaşıyorlar ve Almanya hükümeti tarafından korunuyorlar” diye konuştu.

     MAHKEME HEYETİ 2 TEMMUZ TARİHİNİ BEKLİYORDU

    Yargılamayı yürüten mahkeme heyetinin davanın 2 Temmuz 2023 tarihinde zaman aşımına uğrayacağını bildiğini ve kararlarının bu yönde olduğunu belirten Koluman, “30 yıllık süre zarfında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bu davaya katılım talebimiz sürekli ret edildi ve bu talebimiz 26 Ocak 2023 tarihli duruşmada kabul edilmişti. 30 yılın zaman aşımına tabi olduğu düşüncesi hakimdi. Mahkeme heyeti oyunu belli ettirmişti. Yapılan yazışmalar sonucu 3 firar sanık yönünden 2 Temmuz 2023 dolacağı yönünde bilgi vardı. Bu tarih akılda tutulmuştu ve zaman aşımı kararı verilmişti. Başından beri yargı bağımsızlığı ve adil yargılama yoktu” şeklinde konuştu.

    “AKP VE ERDOĞAN BU DAVADA TARAFTIR”

    Koluman, şöyle devam etti:

    “Bu karardan bir hafta önce ağırlaştırılmış hapis cezası aşan Hayrettin Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilerek tahliye edildi. Yine 3 yıl önce Erdoğan tarafından affedilen Ahmet Turan Kılıç Sivas’ta görkemli bir tören ile karşılanmıştı. AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu davada taraf olduğunu düşünüyoruz. Cumhurbaşkanı yargı sistemi denen bir sistem ile karşıyayız ve bu sistem yargıya da sirayet etmiştir. Bu sistem tarafsız değildir, taraftır; bu anlayıştan adalet bekleyemeyiz.

    DURUŞMA ÖNCESİ ZAMAN AŞIMI KARARININ VERİLDİĞİNİ ANLAMIŞTIK

    Son davada ise karar verildiği anlamıştık. Adliye girişi ve içini dört bir yanda polis kuşatması altına alınmıştı. Duruşma başladığında ise heyet usulü işlemlere girmek görmeksizin ‘tevzi takat hakkında taleplerimiz soruldu. Yani bu ben duruşmayı bitiriyorum demekti. Bunu söylemekle bir kararın çıkacağını ortaya koymuşlardı. Böyle bir usul olmadığını söyledik. Zaman aşımı kararı alınmayacağını söyledik.”

    AYNI MAHMEKE 2019’DA KAÇAK SAYILMA KARARI VERMİŞTİ, ZAMAN AŞIMI DURMUŞTUR!

    2019 yılında aynı mahkemenin 3 firari sanık için çıkarttığı ‘kaçak sayılma’ kararını, yine aynı mahkemenin bu kararı görmezden gelerek doğrudan karar aldığının altını çizen Koluman, “2019 yılında aynı mahkeme tarafından zaman aşımını durduran sebeplerden biri ceza muhakeme kanununun 347. Maddesine göre kaçak sayılma kararı verilmişti. Kaçak sayılma kararı TCK 67. Maddesine göre zaman aşımını durduran sebeplerdir. Kararı hatırlatmamıza rağmen mahkeme bu kararı kaldırtmadan doğrudan kararını verdi. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz, kaçak sayılma kararı verildiği için zaman aşımı durmuştur. Mahkeme taraftı, etraflı bir araştırma yapmadılar, hakikati ortaya çıkarma adına bir çalışma yürütmediler ve böyle bir karar verdiler” ifadelerini kullandı.

    “35 KEZ AĞIRLAŞTIRMIŞ MÜEBBET CEZASININ ZAMAN AŞIMI TOPLAMDA 1050 YILDIR”

    TCK 66’ncı maddesinin ağırlaştırılmış müebbet cezalarında zaman aşımı süresi 30 yıl olarak belirttiğini söyleyen Koluman, üç firari sanığın 35 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmasından kaynaklı zaman aşımı sürecinin yasalarda 1050 yıla tekabül ettiğine dikkat çekerek, “TCK 66. Maddesi ağırlaştırılmış müebbet cezalarında zaman aşımı süresi 30 yıldır diyor. Bakınız bu üç sanık sadece bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanmıyor. 35 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanıyor. Dolayısıyla 35 defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yasal çerçevede 1050 yıldır. Geçen 30 yılı mahsup ettiğimizde, zaman aşımı süresinin dolmasına 1020 yıl vardır. Bunu dile getirmemize rağmen mahkeme heyeti dikkate almadı, savcı bildiğini okudu. Eski ceza yasasındaki hükmen hareketle sanıkların lehine hükmü karar alarak, tarihe kara leke olarak bir karar verildi” diye konuştu.

    “KARARI TANIMIYORUZ, DAVAYI AİHM’NE TAŞIYACAĞIZ”

    Koluman, alınan zaman aşımı kararının siyasi erkten bağımsız olmadığı ve davanın takipçisi olacaklarını kaydederek, “Biz Aleviler ve kurumları olarak bu kararı tanımadığımızı, siyaseti erkten bağımsız verilen bir karar olmadığını ifade ederek yasal her yolu kullanacağız. Ben ve diğer meslektaşlarım dilekçelerimizi verdik. Gerekçeli karar tarafımıza gönderildikten sonra ayrıntılı dilekçemizi Yargıtay’a sunacağız. Yargıtay tarafından herhangi bir onama kararı verilmesi halinde bir aylık süre içerisinde Anayasa Mahkemesine başvuru yapacağız.  Bu karardan sonra ülkede yargı sisteminden bir beklentimiz olmadığını ifade etmek isterim. Son süreç ise davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağız” diye belirtti.

    Ersin ÖZGÜL-Eren GÜVEN/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER

    >Sivas Katliamı Davası’nda utanç karar: Katliam zaman aşımına uğratıldı- VİDEO
    >Sivas Katliamı Davası kararına tepki: Bu davayı mahşere bırakmayacağız- VİDEO

  • Tutuklu Alevi yurttaşın Dede/Pir ile görüşme talebi reddedilince AYM’ye gitti-VİDEO

    Tutuklu Alevi yurttaşın Dede/Pir ile görüşme talebi reddedilince AYM’ye gitti-VİDEO

    PİRHA- BDP Dersim eski il eş başkanı, Dersim Gazetesi kurucularından Ergin Doğru’nun Dede/Pir ile görüşme talebinin Elazığ Cezaevi yönetimi tarafından reddedilmesi Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Avukat Cafer Koluman, “Ergin Doğru’nun maruz kaldığı muamele esasında devletin Alevi inancına bakış açısından farklı değil. Aleviler hak ihlaline maruz kalan bir toplumdur. Ergin Doğru’nun bugün yaşamış olduğu olay da bunun bir parçasıdır” dedi.

    BDP Dersim eski il eş başkanı ve Dersim Gazetesi kurucularından Ergin Doğru, 2016 yılından bu yana Elazığ Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor.

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, cezaevinde bulunan Ergin Doğru‘nun Dede/Pir ile görüşme talebinin reddedilmesini Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

    Koluman, Engin Doğru’nun talebinin cezaevi yönetimi tarafından Alevi inancını yok sayan gerekçelerle reddedildiğini hatırlatarak, bunun devletin Alevi inancını yok sayan bakış açısıyla aynı yerde olduğunu söyledi.

    CEZAEVİ İDARESİ ALEVİ İNANCINI YOK SAYDI

    Alevi hareketi içerisinde de ayrıca emek vermiş olan Engin Doğru’nun Dede/Pir ile görüşmesi talebinin Alevi inancını yok sayan yaklaşımlarla reddedildiğini söyleyen Koluman, “Yaklaşık 2 yıldır talep etmesine rağmen maalesef ayrımcılık yasağı, cezaevi koşullarında da uygulamaktadır. Haklı olarak inancı gereği bir Alevi piriyle görüşmek istediğini defalarca kez cezaevi idaresinden talep etmesine rağmen bu talebi her seferinde reddedildi. Yine meclisteki birtakım milletvekilleri bu konuyu gündeme taşıyan soru önergesi vermişlerdi. İnancı gereği bir Alevi ile görüşmek istemesine rağmen neden bu görüşmenin sağlanamadığı yönünde soru önergesi verilmesine rağmen maalesef bu konuda Adalet Bakanlığı tarafından bir dönüş olmadı. En son tekrar Ergin Doğru Ağustos ayında başvurusunu cezaevi idaresine yazmış, cezaevi idaresi ‘Böyle bir inanç yok. Aleviler, siz Müslüman değil misiniz?’ gibi ayrımcı bir yaklaşımla, Aleviliği tanımlayan ifadelerle karşı karşıya gelmiştir” dedi.

    ANAYASA MAHKEMESİ’NE TAŞINDI

    Koluman, Elazığ İnfaz Hakimliği ve 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptıkları başvurunun aynı yaklaşımla karşılanması sonrasına konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdıklarını kaydederek şöyle konuştu:

    “Bu başvurusu reddedilince Elazığ İnfaz Hakimliği’ne başvurusu yapıyor. Elazığ İnfaz Hakimliği de bizim görevimiz değil dercesine bu itirazı reddediyor. Usul gereği İnfaz Hakimliği’nin bu kararına karşı yetkili olan Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvuru yapıyor. Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi de bu başvuruyu reddederek Ergin Doğru’ya tebliğ ettiriyorlar, cezaevi idaresine tebliğ ediyorlar. Bu karar elimize ulaştı, ulaştığı gibi biz tabii ki usul gereği Anayasa Mahkemesi’ne, burada ciddi bir hak ihlali olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne geçen hafta itibariyle 19 Ekim 2022 tarihinde başvuru yaptık. Yine uluslararası bir sözleşme olan ve Türkiye’nin de imza koyduğu Anayasanın 90. maddesi gereği aynı zamanda iç hukuk hükümleri sayılan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. ve 14.  maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle bu başvurumuzu yaptık. Bu maddeler din, vicdan, düşünce ve kanaat açıklama özgürlüğünü içermektedir. Ayrımcılığa maruz kalma maddesi içermektedir. Böyle bir yasal düzenleme ve uluslararası sözleşmeye yönelik düzenleme olmasına rağmen halen pratik yaşamda, yaşadığımız ülkede bu tür hak ihlalini çok yoğun bir şekilde maruz kalanlara tanıklık ediyoruz.”

    “MÜSLÜMAN DEĞİL MİSİN? İMAMLA GÖRÜŞTÜRELİM”

    Ergin’in Dede/Pir ile görüşme talebinin Manevi Hizmetler adlı birime sevk edildiğini söyleyen Koluman, bu talebin, ‘Alevi piri nedir? Alevilik nasıl bir inançtır? Siz Müslüman değil misiniz? İstersen sizi bir imamla görüştürebilir’ cevabıyla ayrımcılığa tabi tutulduğuna vurguda bulundu.

    Koluman, “Daha önceki süreçte de yine inancı gereği, cezaevi idaresinde Manevi Hizmetler Birimi diye bir birimi oluşturulmuştur. Bu birimde kim görevlidir? İslam inancına sahip olanlar adına imanlar görevidir. Ergin Doğru da böyle bir talep talepte bulunduğu zaman da dalga geçercesine ötekileştirircesine ve bu inancı yok sayarcasına bir muameleye maruz kalmıştık. O da nedir? Pirle görüşmek istiyoruz. Alevi piri nedir? Alevilik nasıl bir inançtır? Siz Müslüman değil misiniz? İstersen sizi bir imamla görüştürebiliriz diye tavır sergileyerek ayrımcı bir muameleye maruz kalmıştır. Bu ayrımcı muameleden kaynaklı ciddi bir hak ihlali olduğu düşüncesi hareketle Anayasanın 10. maddesi ‘Kanun önünde herkes eşittir. Kimse dilinden, dininden, renginden, ırkından, inancından dolayı ayrı bir muameleye tabi tutulamaz’ der. Yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesine bakıyorsun, ‘Herkes düşünce, vicdan, tek özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din ve inanç değiştirme özgürlüğüyle tek başına ve topluca açıkça ve özel tarzda ibadet, yönetim, uygulama, ayin yapmak suretiyle dinini ve inancını açıklama özgürlüğü içerir’ diyor. Böylesi bir amir hüküm olmasına rağmen maalesef pratik yaşamda hem sivil yaşamda, sosyal yaşamda, siyasal yaşamda hem de cezaevinde aynı inancı paylaştığımız birçok vatandaşımız, arkadaşlarımız, dostlarımız da bu tür ayrımcılık muamelesine maruz kalmaktadır” diye konuştu.

    “KARAR, DEVLETİN ALEVİLİĞE BALIŞ AÇISINDAN BAĞIMSIZ DEĞİL”

    Av. Cafer Koluman, Engin Doğru’nun talebine yönelik hem cezaevi yönetimi hem de idari mahkemenin yaklaşımının devletin Alevi inancını yok sayan bakış açısıyla aynı yerde olduğunu dile getirerek, “Bugün Ergin Doğru’nun maruz kaldığı muamele esasında devletin Alevi inancına bakış açısından farklı değildir. Bunun bir parçasıdır. Çünkü devlet nazarında Alevi inancı ve Alevi toplumu yok sayılan, hakkı görmezden gelinen, yıllardır birçok hak ihlaline maruz kalan bir toplumdur. Ergin Doğru’nun bugün yaşamış olduğu olay da bunun bir parçasıdır. Ergin Doğru’nun yaşamış olduğu sorun Alevi sorununa biz bağımsız düşünemeyiz. Bir inanç sorunu vardır, ibadet sorunu vardır. Alevice yaşama, eşit yurttaşlık sorunu vardır. Ergin Doğru’nun bu haksızlığının giderilmesi ve bir an önce Alevi piriyle görüşmesini sağlama, bundan sonraki süreçte ise emsal karar olması açısından bu tür muameleye maruz kalacak olanların önünün açılması adına bir emsal karar, hakkaniyete uygun bir karar beklemekteyiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

    İLGİLİ HABERLER
    Tutuklu Ergin Doğru’nun dede ile görüşme talebi reddedildi; Av. Koluman’dan tepki-VİDEO

  • ‘Cemevi yaptığı için Baydemir hakkında dava açılması Alevi inancını yok saymaktır’-VİDEO

    ‘Cemevi yaptığı için Baydemir hakkında dava açılması Alevi inancını yok saymaktır’-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman, cemevine yer tahsis ettiği için dönemin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir hakkında dava açılmasının Alevilerin hak mücadelesini engelleme çabası olduğunu kaydetti. Koluman, “Bu dava, yıllardan beri hak mücadelesi engellenmeye çalışılan, hakları gasp edilen, inanç değerleri hiçe sayılan Alevilerin halen cemevlerini tanımamaktır, inancını yok saymaktır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’ne (GGC) yer tahsis etme kararı veren 53 belediye meclis üyesi ve bu kurumlarla protokol imzalayan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir hakkında ‘görevi kötüye kullanmak’ suçlamasıyla iki yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

    İçişleri Bakanlığı’nın raporları doğrultusunda savcılığın açılan davayı değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez Hukuk Sekreteri Av. Cafer Koluman, bugüne kadar Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımayan, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçen hükümetin bu kararla Alevi toplumunun hak mücadelesini engellemeye dair çaba içinde olduğunu ifade etti.

    “DİYARBAKIR’DAKİ ALEVİLERİN TALEPLERİ DUYARLILIKLA KARŞILANDI”

    Diyarbakır’da yaşayan Alevilerin cemevi talebiyle dönemin belediye başkanı Osman Baydemir’e taleplerini aktardığını ve bu talebin de kısa zamanda hayata geçirildiğini söyleyen Koluman, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Diyarbakır’da 2001 yılından beri faaliyet gösteren bir dernektir. Tabii ki bu derneğin burada faaliyet gösterdiği günden sonra temenni hedefimiz vardı. Burada Aleviler var. Aleviler yaşıyor. Alevilerin kültürüyle barışması, kültürünü tanıması, inancını yaşaması, inancı, inanç hizmetini yerine getirebilmek adına Diyarbakır’da hiç olmayan bir cemevi yapılması gerektiği konusunda bir çalışma yürütüyorduk. Bu çalışmayı yürütmek için sürekli belediyelere başvurumuz oluyor. En son aşamada o dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüten Osman Baydemir’le bu konuyu paylaştık. Çok daha büyük duyarlılık sergilediler” dedi.

    “OSMAN BAYDEMİR, CEMEVİ PROJEMİZE SON DERECE DUYARLI YAKLAŞTI”

    Devletin resmi olarak tanımadığı ve yasal statüsünü kabul etmediği cemevinin ‘kültürel tesis’ olarak Diyarbakır’da hizmet vermeye başladığını hatırlatan Koluman, şöyle devam etti:

    “İmar çalışması yapıldı. İlk etapta cemevleri yasal statüye sahip olmadığından dolayı bunu aşmanın hukuki yolları nasıl olur? Dolayısıyla ilk etapta kültürel tesis alanı olan imarda ihya edildi. Cemevleri maalesef halen Alevilerin temel ibadethanesi olmasına rağmen, cem yapılmasına rağmen halen yasal anlamda statüye kavuşturulmuş değil. Dolayısıyla o dönem belediye başkanlığı görevinde olan Osman Baydemir bu konuda son derece duyarlıydı. Çünkü insan hakları mücadelesinden gelmiş, hak temelli bir mücadele olarak görüyor. Alevilerin yok sayıldığını, inanç hizmetlerini yerine getiremedikleri düşüncesinden hareketle burada bir cemevi binası açıldı. İlerleyen süreçte yasal statüye sahip olmaması nedeniyle fiili olarak bir meclis kararı alındı o dönem. Kültürel tesis alanında ve bu kültürel tesis alanında, Diyarbakır’da yaşayan Alevilerin inanç hizmetlerini yerine getirebilmesi için bu meclis kararına istinaden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’yle Büyükşehir Belediyesi arasında o zaman karşılıklı imzalanan protokol yapıldı. Protokole istinaden de 10 yıllığına inanç hizmetlerimizi yerine getirebilmek adına bedel almaksızın Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne tahsis edildi.”

    “LAİKLİK İLKESİNDEN DEM VURULARAK DAVALAR AÇILDI”

    Av. Cafer Koluman, 1o yıllık süreç içerisinde cemevine arsa tahsis eden dönemin belediye başkanı Osman Baydemir’e bunun üzerinden defalarca dava açıldığını ve bu davaların görevsizlik kararıyla sonuçlandığını belirtti.

    Koluman, “Devam eden süreçte cemevi işlemi nedeniyle Osman Baydemir’in milletvekilliği yaptığı dönem hakkında bir fezleke düzenlendi. Yine bu protokol gerekçe göstererek, dini hükümlerin çabası ve çalışması kaynaklı, laiklik ilkesine aykırı olmak. Bir taraftan laiklik ilkesine aykırılığına dem vuruyorlar, fezleke düzenliyorlar, diğer taraftan ise o dönem yani şubat 2012’de meclis kararını alan 53 encümen ve büyükşehir belediye başkanı hakkında dava açıldı, ‘görevi kötüye kullandığı’ gerekçesiyle, bu tahsis kaynaklı. Diyarbakır Asli  Ceza Mahkemesi’ne dava açıldı. Diyarbakır Asli Ceza Mahkemesi ise ‘Evet ortada bir suç var. Bu suç yalnız görevi kötüye kullanma değil de zimmet suçu kapsamında kaldığını‘ gerekçe göstererek, Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermek üzere görevsizlik kararı veriyor. Şu an görevsizlik hususu değerlendirilecek” diye konuştu.

    “HÜKÜMET, İBADETHANE OLARAK GÖRMEDİĞİ CEMEVİNE GİRİYOR”

    Son dönemde yasal statüsü tanınmayan ve ibadethane olarak görülmeyen cemevlerine yönelik hükümet ve mülki amirlerin yoğun ilgisini ve politikalarını hatırlatan Koluman, şunları kaydetti:

    “Nasıl bir suç uydurmadır anlayabilmiş değiliz. Çünkü zimmetlik hiçbir durum yok. Görevi kötüye kullanmayı gerektirecek bir durum da söz konusu değil. Şu an ne değişti? Şimdi Şubat 2022’de bu 10 yıllık süre doldu. Son iki yıldır gerçekten de devletin mülki idare amirleri geçen yıldan beri bakanlığının gideri amirleri, kayyumları Alevilere ve Alevi kurumlarına, cemevlerine ciddi anlamda bir yakınlık gösteriyor. Bundan kaynaklı bir taraftan siz yasal statü vermiyorsunuz, diğer taraftan yok saydığınız, cümbüş evi olarak gördünüz. Sözde Aleviler dediğiniz, Alevilerin kutsal mekanlarını ziyaret ediyorsunuz ve Alevilerle bir dayanışma içerisine girmeye çalışıyorsunuz. Demek istediğim o ki, Osman Baydemir’in ya da encümenlerin yaptığı suçsa aynısını şu an kayyum belediyesi yapmış.”

    “BU DAVA, ALEVİLERİN İNANCINI VE HAK MÜCADELESİNİ YOK SAYMAKTIR”

    Avukat Cafer Koluman, bugüne kadar Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerini tanımayan, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçen hükümetin bu kararla, Alevi toplumunun hak mücadelesini engellemeye dair çaba içinde olduğunu söyledi.

    Koluman, “Şubat 2022’de yine Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı sıfatıyla 2032’ye kadar bir 10 yıl daha bedelsiz Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne Cemevi tahsis edildi. Peki o dönem encümenlerin işlemiş olduğu suç ise o zaman aynısını kayyım belediye de yapıyor. Buna ne demeli? Ortada ciddi bir çelişki var. Esasında bu dava yıllardan beri hak mücadelesi engellenmeye çalışılan, hakları gasp edilen, hakları yok sayılan, inanç değerleri hiçe sayılan Alevilerin halen de cemevlerini tanımamaktır, inancını yok saymaktır, Alevileri ötekileştirmektir. Bu politikaları bitmedi. Biz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi toplumu bu davanın takipçisi olacağımızı ve o dönem cemevi konusunda hassasiyet ve duyarlık sergileyen bütün canlarla dayanışma içerisinde olacağımızı buradan bildirmek istiyoruz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı-VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şubesi, 29 yıl önce yaşanan Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı. Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur olduğunu vurgulayan PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, “İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz. Madımak Katliamı, toplumun ayrışması ve kutuplaştırılması için bilinçli seçilmiş bir Alevi Katliamıdır” dedi.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi, 29 yıl önce yaşanan Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı.

    Anma etkinliğine KESK Şubeler Platformu, Eğitim-Sen, Eğitim-iş, Tabipler Odası, Solhan Derneği, HDP Diyarbakır il yönetimi, ESP Diyarbakır il yönetimi ve genel başkan yardımcısı, Türkiye İşçi Partisi temsilcileri katıldı.

    Anma etkinliği yaşamını yitirenler anısın yapılan saygı duruşuyla başladı daha sonra açılış konuşmasını PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, yaptı.

    “SİVAS KATLİAMI DAVASI YENİDEN ZAMAN AŞIMINA UĞRATILMAK İSTENMEKTEDİR’’

    2 Temmuz 1993 tarihinde, Sivas Madımak otelinde yaşatılan katliamın üzerinden 29 yıl geçtiğini belirten PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, “2 Temmuz Madımak Katliamı’nın üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen, katliamın hesabı verilmemiş, arkasındaki gerçek sorumlular açığa çıkarılmamış, katliamda bizzat rol oynayan çoğu piyon bir grup hakkında göstermelik davalar açılsa da adalet yerine getirilmemiştir. Katillerin çoğu affedilmiş, yurt dışına çıkarılmış, normal yaşamlarına devam ettirilmiştir. Bilinçli olarak uzatılan davalar zaman aşımına uğratılmış ve tutuklu olanlar dahi serbest bırakılmışlardır. Dava yeniden zaman aşımına uğratılmak istenmektedir. Herkes bilmelidir ki, Sivas Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olmaz ve olamaz. Madımak katliamı, toplumun ayrışması, kutuplaştırılması ve kendi içinde çatışma ortamları oluşturulması için bilinçli seçilmiş bir Alevi Katliamıdır. Bu katliamda öncesinde ve sonrasında yaşanan diğer katliamlar gibi tarihin utanç sayfalarında yerini almıştır ve asla unutulmayacaktır” dedi.

    “MADIMAK OTELİ UTANÇ MÜZESİ OLMALIDIR”

    Atlı, Aleviler olarak taleplerini şöyle açıkladı:

    – Cemevlerimiz Alevilerin ibadethanesi olarak bir an önce kabul edilmeli ve anayasal güvence altına alınmalıdır.

    – Kapatılan ve vakıflar aracılığı ile el konulan dergâhlarımız gerçek sahibi olan Alevilere geri verilmelidir.

    – Her türlü ayrımcılık son bulmalı ve kime karşı olursa olsun nefret söylemleri en ağır biçimde cezalandırılmalıdır.

    – Alevi köylerine cami yapılmasından vazgeçilmeli, her türlü asimilasyon politikasına son verilmelidir.

    -Alevilerin kutsal mekânlarına yapılmak istenen baraj, hes, maden ve taş ocağı projeleri derhal iptal edilmelidir.

    -Zorunlu din dersleri, tüm eğitim kurumlarının her kademesinden kaldırılmalı, eğitimin içeriği bilimsel ve çağdaş normlara kavuşturulmalıdır.

    -Alevi inancının asimilasyonu ve yaşamın her alanının gericilleştirilmesinin kurumsal karşılığı olan, laik ve demokratik cumhuriyetin önündeki en büyük engel Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalıdır

    -Devlet, tarihimizle ve yaşatılan katliamlarla yüzleşmeli ve hesabını vermelidir. Madımak Oteli utanç müzesi olmalıdır.

    “SİVAS’IN IŞIĞINI CANLI TUTACAĞIZ”

    PSAKD Genel Merkezi Hukuk Sekreteri Avukat Cafer Koluman ise, “Bu katliam aslında devletin Osmanlı’dan devraldığı mirası icraata geçirerek asimilasyon politikasının bir parçasıydı. Bu asimilasyon politikası gereği tekçi yapıya aykırı ne kadar unsur varsa, ne kadar laiklik varsa yok edilmesi gerekirdi ve devlet bir anlamda iktidarını tekçi politika üzerinden daha da güçlü hale getirmesi gerekiyordu. Demokratik olmayan bir devletten siz demokratik bir yargı bekleyemezsiniz. Dolayısıyla başından beri yasalara aykırı bir şekilde bir hukuk işletildi. Bizlere düşen temel görev, 29 yıl değil, 29 asır da geçse hak mücadelemiz her daim devam edecektir. Karanlığa inat her daim Sivas’ın ışığını canlı tutacağız, aydınlatacağız” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından semah dönülüp, deyişler okunduktan sonra anma programı sona erdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR