Etiket: psakd kadın meclisi

  • Kara: Devlet, Alevi asimilasyonuyla uğraştığı kadar deprem bölgesiyle uğraşmamış-VİDEO

    Kara: Devlet, Alevi asimilasyonuyla uğraştığı kadar deprem bölgesiyle uğraşmamış-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisleri, depremde neredeyse yerle bir olan Hatay’ı ziyaret etti. Deprem bölgesinde yaşanan zorlukları PİRHA’ya değerlendiren PSAKD Kadın Örgütlenme Sekreteri Rukiye Ercan Kara, “Devlet, Alevilere karşı asimilasyonla uğraştığı kadar deprem bölgesiyle uğraşmamış. Hala çok fazla ihtiyaç var” dedi. Kara, depremzedelerin psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu belirterek, hekimlere çağrıda bulundu. 

    6 Şubat’ta meydana gelen Maraş merkezli depremlerin üzerinden bir sene geçmesine rağmen bölgede yaşanan sorunlar devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisleri üyeleri 26-27 Ocak’ta Hatay’a gitti.

    PSAKD Kadın Örgütlenme Sekreteri Rukiye Ercan Kara, deprem bölgesinde yaşanan zorlukları PİRHA’ya anlattı.

    “ORADA YAŞANANLAR DEVLETİN VİCDANINI SIZLATMAMIŞ”

    Deprem bölgesinde hiçbir şeyin değişmediğini gözlemlediklerini belirten Rukiye Ercan Kara, devletin/iktidarın hala orada olmadığını belirtti.

    Kara, şu ifadeleri kullandı:

    “1 yıl sonra tekrar gitmek bana aynı acıları hissettirdi. Hiçbir şey değişmemiş. Çaresizlik hala diz boyu orada. İnsanlar hala birçok şeye ihtiyaç duyuyorlar. Çocuklar sokakta oyun oynamıyordu bu beni çok üzmüştü, oyuncak götürdüğümüzde inanılmaz mutlu oldular.

    İç çamaşırı çok elzem, temizlik malzemesi çok elzem. Çünkü konteynerlerde su yok hala, çeşme suları hala içilemiyor, kanalizasyonlar karışıyor.
    Devlet hala yok ortada. Yani bir yıl geçti ama devlet asimilasyonla, Alevilere karşı asimilasyonla uğraştığı kadar deprem bölgesiyle uğraşmamış. Bunlar tabii ki bizim vicdanımızı sızlatıyor ama devletin vicdanını sızlatmamış hiçbir şekilde.

    “KADINLAR HALA ÇARESİZ”

    Orada kadınlar hala çaresiz. Çamaşır yıkamaya, ellerinde leğenlerle yıkamaya çalışıyorlar işte değişen hiçbir şey yok. Bu çok can yakıcı. Herkesin duyarlı olmasını istiyoruz, oradan elimizi çekmeyelim. İnsanların bizlere ihtiyacı var. En azından onları unutmadığımızı hissettirmek bile çok önemli ve değerli.”

    “BÖLGEDE PSİKOLOJİK DESTEĞE ÇOK İHTİYAÇ VAR”

    Depremzedelerin üstünü örtmek zorunda kaldığı travmalarının gün yüzüne çıkmaya başladığını, manevi desteğe ihtiyaç olduğunu belirten Rukiye Ercan Kara, bir sonraki ziyaretlerinde psikolojik destek için organize olup gideceklerinin altını çizdi.

    Kara, “Bir kaşık su eğer toparlayıp gönderebilirsek bile onlar için büyük bir mutluluk oluyor. Biz her gittiğimiz yerde insanların bizi nasıl kucakladığını, nasıl sarıldıklarını, nasıl heyecanlandıklarını gözlemledik. Bir şey getirdiniz mi diye değil, siz geldiyseniz yeterli dediler insanlar. Bu benim için çok önemli ve değerliydi. Çünkü orası herkesin sıcak evinde oturduğu gibi bir yer değil, her yer çamur, moloz yığınlarının olduğu, her köşesinde canını kaybetmiş, oğlunu, evladını, anasını, babasını, kardeşini… Kaybettiklerinin anılarıyla dolu artık orası. O yüzden başka insanları görünce bir umut oluyor en azından. Psikolojik desteğe çok ihtiyaç var orada. Biz tekrar gittiğimizde bunu organize ederek gideceğiz. Çünkü insanlar ağlarken gülmeye başlıyorlar. Ölüsünü anlatırken gülmeye başlıyor insanlar, bu psikolojik travmaların göstergesi. O süreç içerisinde insanlar acılarını yaşayamadılar. Hayat kaygısına düştüler, şimdi o travmaların gün yüzüne çıktığını daha net görüyoruz. Bu yüzden hani herkesin elinden ne geliyorsa, doktorlarımız bu tarz bir şey yapabilirler. Bunun çağrısını yapalım buradan” dedi.

    “BİR YIL GEÇMİŞ İNSANLAR HALA EVLADININ PARÇALARINI BULAMAMIŞ”

    Özellikle de Alevilerin yoğun yaşadığı yerlerde hiçbir şeyin yapılmadığını belirten Kara şunları ekledi:

    “Devlet tamamıyla kendini unutturmuş. Hiçbir şekilde yardım etmiyor. Devletin kendi yerleştirdiği yerlerdeki aileler de zor durumdalar yani o kadar vahim bir durumdayız. Bu yüzden herkesin duyarlılığına ihtiyacımız var. Evladımızın gözünün içine baktığımız zaman anamıza, babamıza, kardeşimize, baktığımız zaman onları hatırlayalım lütfen. Oradan elimizi, yüreğimizi çekmeyelim. Bir yıl geçmiş insanlar hala evladının parçalarını bulamamış, enkaz altından çıkaramamış, günler geçmiş ve çürümüş artık. Böyle anneler ile karşılaştık orada.”

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

     

     

  • Alevi kadınlardan Erdoğan’ın hakaretine tepki: Bu şiddet dili cinayetleri körüklüyor-VİDEO

    Alevi kadınlardan Erdoğan’ın hakaretine tepki: Bu şiddet dili cinayetleri körüklüyor-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Gezi protestolarına katılanlar için kullandığı sözlere dair suç duyurusunda bulundu. Yapılan açıklamada kadınlara karşı cinsiyetçi ve ayrımcı dilin asla kabul edilmeyeceğini belirten kadınlar, “Böbürlenme padişahım senden büyük halk var” dedi. ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan ile PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe de kadınların eylemine destek verdi. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Gezi eylemlerine katılanlar için kullandığı “S..tük” sözüne tepkiler sürüyor. PSAKD Kadın Meclisi üyeleri bugün Erdoğan hakkında Ankara Adliyesi’ne giderek suç duyurusunda bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan ile PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe de kadınların eylemine destek verdi.

    BASIN AÇIKLAMASINA POLİS MÜDAHALESİ

    PSAKD Kadın Meclisi üyeleri, suç duyurusu işleminin ardından Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yapmak istedi. Polis, Valilikten izin alınması gerektiğini söyleyerek açıklamaya izin vermedi. Durumun protesto edilmesi üzerine polis, müdahalede bulundu. Kitle, yaşananların ardından PSAKD-ABF Genel merkezlerinin bulunduğu bina önünde basın açıklamasını yaptı.

    “BU ERİL ŞİDDET DİLİ, CİNAYETLERİ KÖRÜKLEYİCİ NİTELİKTEDİR”

    “Kadınlara karşı cinsiyetçi ve ayrımcı dili asla kabul etmiyoruz!” denilen açıklamayı kadınlar adına Rukiye Ercan Kara okudu. Gezi eylemlerinin, AKP hükümetinin toplum üzerinde oluşturduğu baskılara karşı bir tür isyan olduğunu söyleyen Kara, şöyle devam etti:

    “Kaç çocuk doğuracağımızdan, kahkahalarımıza, kırmızı rujumuzdan, yoğun işçi sömürüsüne; o dönem FETÖ’yle işbirliği yapıp çocuklarımızın geleceksiz bırakılmasına, 4+4+4 eğitim sistemi ile özellikle kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılmasına, kürtajın yasaklanmaya kalkışılmasına, kamu mallarının, derelerin, ormanların yok edilmesine, ibadethane olan cemevlerimizin yok sayılmasına, savaş çığırtkanlığına, soyguna, yağmaya, talana karşı halkımızın birikmiş öfkesiydi. Her kesimden insanların isyanıydı. Arada geçen 9 yıla rağmen AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Haziran’da TBMM’de yaptığı konuşmada teslim alamadığı kadınlara bunlar ‘çürük’, ‘sürtük’, diyerek hakaret etmesinin dil sürçmesi ya da kızgınlıkla söylenen bir söz olmadığının farkındayız. Bugün görünen o ki Gezi’den ders almak bir yana daha da kin ve nefret üzerine kurdukları politikalarla ülkeyi felakete sürüklemekte kararlılar. Bizler o gün haklıydık bugün de haklıyız ve bu görünen bir gerçek haline geldi. Zam, yoksulluk ve şiddetin geldiği boyut ne kadar haklı olduğumuzu her gün kanıtlamaktadır.

    Artık gün gibi ortada olan şey; AKP’nin güçlü iktidarı değil; onların, ne kadar çaresiz ve halk düşmanı olduğudur. Biz kadınlar Gezi’de ayrımcılığa, şiddete, baskıya, eşitsizliğe isyan eden kadınlardık, eştik, ablaydık, kardeştik; bizler çocuklarının geleceğini düşünen annelerdik. Gözümüzden sakındığımız sizin ise bizden aldığınız, Berkin’in, Ali İsmail’in, Ethem’in Abdullah’ın Ahmet’in, Mehmet’in, Medeni’nin, Hasan’ın ve burada sayamadığımız onlarca gencimizin annesiydik, kız kardeşiydik, yoldaşıydık, sıra arkadaşıydık. Biz memleketine, onuruna sahip çıkan kadınlardık.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılan ‘Sürtük’ sözü kadınlara karşı çok yoğun şiddet ve ayrımcılık içermektedir. Artık bir cins kırım boyutuna varan ve her gün en az 3 kadının öldürüldüğü, LGBTİ+ların en temel insan haklarının dahi yok sayıldığı, kadınların sistematik şiddet gördüğü ülkemizde kadınlara yönelik kullanılan ‘Sürtük’ kelimesi eril dilin ürünü olup kadınlara yönelik ayrımcılık içermektedir. TBMM kürsüsünde dile getirilen ‘sürtük’ kelimesi sokakta taciz, işyerinde mobbing, ev içinde şiddet, cinayet, konser ve kıyafet yasağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısacası bu eril şiddet dili kadına yönelik şiddet ve cinayetleri körükleyici niteliktedir ve asla kabul edilemez.”

    “DİZ ÇÖKMEDİK BU DA SİZE DERT OLSUN”

    Rukiye Ercan Kara, kadın mücadelesini daha da yükselteceklerini ifade ederek, “Son sözümüz; bu ülkenin kadınları, aydınları, gençleri sizin karanlığınıza boyun eğmeyecektir. Böbürlenme padişahım senden büyük halk var. Biz, sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedik bu bize dert oldu; biz de, sizin önünüzde diz çökmedik bu da size dert olsun” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD Kadın Meclisi: Alevilik kadın özgürlüğü üzerine kurulu bir inançtır

    PSAKD Kadın Meclisi: Alevilik kadın özgürlüğü üzerine kurulu bir inançtır

    PİRHA-Türkiyeli kadınların seçme ve seçilme haklarını kazanmalarının 87’inci yılı nedeniyle bir açıklama yapan PSAKD Kadın Meclisi, “Alevilik kadın özgürlüğü üzerine kurulu bir inançtır. Biz, “Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde, Hak’kın yarattığı her şey yerli yerinde. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok, Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde” diyenleriz” ifadelerini kullandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi, Türkiyeli kadınların seçme ve seçilme haklarını kazanmalarının 87’inci yılı dolayısıyla bir açıklama yayımlayarak, Aleviliğin kadın özgürlüğü üzerine kurulu bir inanç olduğunu ifade etti.

    “ERKEK-DİŞİ SORULMAZ MUHABBETİN DİLİNDE”

    PSAKD Kadın Meclisi tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Alevilik kadın özgürlüğü üzerine kurulu bir inançtır. Hünkar Suluca Karahöyük’e geldiğinde Fatma Ana (Kadıncık Ana) dergah postunda oturmaktaydı. Yine Kadıncık Ana, bir kadın örgütü olan Bacıyanı Rum örgütlenmesinin lideriydi. Biz, “Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde, Hak’kın yarattığı her şey yerli yerinde. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok, noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde” diyenleriz.

    Padişahlığa ve saray rejimine karşı, laik, demokratik cumhuriyet için Alevilerin destek verdiği 1934 parlamentosu, kadına seçme ve seçilme hakkı verdi. Bir çok ülkeden çok daha önce tanınan bu hak, gerici, yobaz ve ırkçı siyasetlerin güçlenmesiyle zaman içinde, kadının özgürlüğü sadece içi boş bir söyleme dönüştürüldü.

    “SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ, DEĞİŞTİRECEK GÜCÜMÜZ VAR”

    Günümüz Türkiye’sinde, kadınlar sokağa çıkamaz hale getirilmiştir. Hemen her gün en az bir kadın canımız katlediliyor, işyerinde, toplu taşıma araçlarında, okulda, sokakta tacize uğramaktadır. Bu karabasan iklimini oluşturan ise, kadının erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığını, onun, çocuk doğurup eşine hizmetkar olmaktan başka bir görevinin olmadığını savunan şeriatçı zihniyettir. Bu bağlamda, kadın cinayetleri politiktir ve bu politika ırkçı ve şeriatçılara aittir.

    Bir kere daha haykırıyoruz ki; Biz Alevi kadınlar olarak bu karanlığı dağıtacağız. Kadının özgürleşme sembollerinden olan seçme ve seçilme hakkımızın verildiği günü selamlıyoruz. Seçme ve seçilme hakkımızı kullanarak demokrasiyi ve özgürlüğü kazanacağız. Söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var.”

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Kadın Meclisi: Biz baş eğmemeyi Zeynep Ana’dan, direnişi Bacıyan-ı Rum’dan öğrendik

    PSAKD Kadın Meclisi: Biz baş eğmemeyi Zeynep Ana’dan, direnişi Bacıyan-ı Rum’dan öğrendik

    PİRHA- ’25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ nedeniyle yazılı bir açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi, “Biz kadınlar, baş eğmemeyi Zeynep Ana’dan, direnişi Bacıyan-ı Rum’dan öğrendik” dedi. Kadın Meclisi, “Bilincimiz, inancımız ve irademizle İstanbul Sözleşmesi’ nden vazgeçmediğimizi bugün bir kez daha haykırıyoruz. Biz kadınlar, susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” vurgusunda bulundu. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.

    “Biz kadınlar, baş eğmemeyi Zeynep Ana’dan, direnişi Bacıyan-ı Rum’dan öğrendik” diyen PSAKD Kadın Meclisi, “Erkek egemen anlayışı kısacası bu düzenin tüm baskıcı dayatmalarını reddediyor ve dayatmalara sadece 25 Kasım’larda değil her gün isyan ediyoruz. Bizlerin fikri ve iradesi yok sayılıp “bizim için” bizlere rağmen yapılmak istenen her şeyi reddediyor, isyanın sesini her alana taşıyoruz” dedi.

    Açıklama şöyle:

    “Biz kadınlar, baş eğmemeyi Zeynep Ana’dan, direnişi Bacıyan-ı Rum’dan öğrendik.
    Bizim köklerimiz insanlık tarihine şefkatin, sevginin, barışın ve direnişin sembolü olarak yazılıdır.
    Bozuk düzenin çarkını kırmak için örgütlenen biz Alevi kadınlar, şeriata karşı laiklikten, sömürüye karşı özgürlükten asla vazgeçmeyeceğiz.
    Alevilik kadının iradesi üzerine kurulmuştur. Özellikle son yirmi yıldan bu yana yoğunlaşarak devam eden tekci ve cinsiyetçi zihniyet, özellikle çocuk ve kadınlara ülkeyi cehennem etmiştir. Artık ülkemizde gün geçmiyor ki bir taciz-tecavüz haberi, bir ölüm haberi daha almayalım.
    Son 10 yılda artan şiddet, taciz ve tecavüz vakaları, suçluların herhangi bir cezaya tabi tutulmaması ve sırf mahkemedeki ‘iyi hal’den dolayı uygulanan ceza indirimleri, iktidarın suçluyu teşvik edici yaptırımlar uygulaması ülkemizin hukuk gerçeklerinden. Kadına atılan tokat, uygulanan darp, hakimin karşısına geçen suçlunun boynundaki kravat ile beraber iyi hal oluveriyor, gelsin ceza indirimi! Tecavüz söz konusuysa şayet kadının ne giydiği, kahkahasının desibeli, bakire olup olmaması cezayı belirliyor. Görüyoruz ki cezalar suçluyu aklamaya, kadınları toplum hayatında geri plana itmeye, soyutlamaya yönelik. Kadınların hayatını eve sığdırma telaşında olan bir adalet anlayışı var karşımızda.

    “SUÇLULAR ‘İYİ HAL’, ‘TAHRİK’ İNDİRİMLERİYLE ÖDÜLLENDİRİLİYOR”

    Biz bunlara; Ensar Vakfı’nda 45 çocuk tecavüze uğradığında “bir kereden bir şey olmaz” diyen bakanlardan, bir kadın beli kırılana kadar dövüldüğünde “kız mıdır kadın mıdır bilmem” diyen başbakanlardan, bir kadın gece tecavüze uğradığında “o saatte orada işi neymiş” diyen tecavüz savunucularından aşinayız, bunları tanıyoruz.. Hiçbir önlem alınmadığını aksine suçluların “iyi hal” , “tahrik” gibi indirimlerle “ödüllendirildiğini” biliyoruz.

    “NASIL GÖRMEZDEN GELEBİLİRİZ?”

    Zaman aşımına uğrayarak kapanan dosyalar, fail-i meçhuller, cesedi dahi bulunamamış kadınlar… Kısacası cezasız kalan sayısız suçlu, cezayı alsa bile kısa zaman içerisinde aramıza dönen yüzlerce sapkın karakterli insan; uygulanmayan adalet… Aile onayıyla, mahkeme izniyle gerçekleştirilen evlilikler; çocuk yaştaki gelinler. Tecavüz edenle evlendirilen çocuklar kadar iki ailenin arasındaki müzakereler sonucunda yapılan iş anlaşması misali evlilikler de aynı zihniyetin ürünüdür. İstatistiklere bakıldığında bu evliliklerin büyük bir çoğunluğunun kadınların ölümüyle son bulduğu gerçeğini nasıl görmezden gelebiliriz?

    “KAYBETTİĞİMİZ HER KADININ HESABINI SORACAĞIZ”

    Suçluya kelepçeyi altın misali takıp, ödülmüşçesine sokaklara çıkarırsanız; şiddete, tacize ve tecavüze dur diyemezsiniz. Kaybettiğimiz her kadının hesabını soracağız!
    Süreç içerisinde seçilmiş yönetim kadroları çözüm üretememiş, üstelik bir de büyüyen krize sebebiyet vermişlerdir Çözümün ne ‘muhalefet’ partilerinde ne de iktidarın vereceği cezalarda olmadığını biliyoruz. Tüm bunlara baktığımız zaman diyoruz ki: Tek çözüm, kadın dayanışması ve kadın mücadelesi.
    Biz kadınlar, emeğini ve kavgasını erkeklerin gölgesinde bırakmayacak kadar cesur, kararlı ve inançlıyız. Bizler mücadele bayrağını hayatımızın her alanında yükselteceğimizi biliyor ve bunun bilinciyle dimdik yürüyoruz cinsiyetçiliğin karşısında. Biliyoruz ki bu bayrak bizim en büyük silahımız! Yaşamı ve mücadeleyi omuzlamanın en önemli görevimiz olduğunu görüyoruz.

    “BİZLERİ KİMSENİN KORUYUP KOLLAMASINA İHTİYACIMIZ YOKTUR”

    Biz kadınlar; görünmeyen emeğin sınıfı, yarınların yaratıcısıyız. Evde, sokakta, iş yerinde, okulda kısacası hayatın her alanında, yaşama emek ve değer katarken insan olmamızın gereği kimliğimizi, kişiliğimizi, bedenimizi ve onurumuzu da kendi bilincimizle yükseltecek güce ve cesarete sahibiz. Bunun içindir ki bizleri kimsenin koruyup kollamasına, sahiplenip himaye altına almasına ihtiyacımız yoktur. Bizler, tarih boyunca; zulme de, acıya da aman demeyenleriz. Katledilen kız kardeşlerimizin sesini mücadelemize şiar edinip yası değil isyanı örenleriz.
    Üzerimizde baskı kurmaya çalışan eril iktidar, özünde din referansından beslenmektedir. Erkek egemen anlayışı kısacası bu düzenin tüm baskıcı dayatmalarını reddediyor ve dayatmalara sadece 25 Kasım’larda değil her gün isyan ediyoruz. Bizlerin fikri ve iradesi yok sayılıp “bizim için” bizlere rağmen yapılmak istenen her şeyi reddediyor, isyanın sesini her alana taşıyoruz.
    Bilincimiz, inancımız ve irademizle İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi bugün bir kez daha haykırıyoruz. Biz kadınlar, susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz!!!

    PİRHA/ İSTANBUL

  • PSAKD Kadın Meclisi Antalya’da ‘Kadın çalıştayı’nda buluşuyor

    PSAKD Kadın Meclisi Antalya’da ‘Kadın çalıştayı’nda buluşuyor

    PİRHA-PSAKD Kadın Meclisi Antalya’da 5-6-7 Kasım tarihlerinde çalıştay gerçekleştirecek. Düzenlenecek çalıştayda, Alevi toplumunda kadının yeri ve Alevi kadınların yapacakları çalışmalar konuşulacak. Çalıştayda, toplumsal cinsiyet eşitliği ve Alevilikte kadının yeri üzerine seminerler de düzenlenecek. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi Antalya’da düzenleyecekleri çalıştayla bir araya gelecek. Kadın Meclisi’nin düzenleyeceği çalıştay, 5-6-7 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek.

    Çalıştayda, Alevi toplumunda kadının yeri ve Alevi kadınların yapacakları çalışmalar konuşulacak. Ayrıca Kadın Meclisi’nin yönetiminde yer alacak olan kadınlar için seçim yapılacak. Çalıştaya, PSAKD Örgütlenme Sekreteri Hasibe Akpınar, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HBVAKV Genel Başkanı  Ercan Geçmez, Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, kadın örgütleri temsilcileri, gazeteciler, yazarlar ve akademisyenler konuşmacı olarak katılacak. Çalıştayda, toplumsal cinsiyet eşitliği ve Alevilikte kadının yeri üzerine seminerler de düzenlenecek.

    ÇALIŞTAYIN PROGRAMI BELLİ OLDU

    PSAKD Kadın Meclisi’nin düzenleyeceği çalıştayın programı ise şu şekilde olacak;

    BİRİNCİ GÜN |05 KASIM 2021 CUMA

    19:00 – 19:30: Kadınlara Masallar – Satı Varol

    19:30 – 20:30: Öteki, Beriki : Günlük Yaşamda Alevi Kadınların Maruz Kaldığı Ayrımcı Dil Üzerine

    Sohbetler ve İnteraktif Anket – Elifcan Koçyiğit

    20:30 – 22:30: Alevi Örgütlerinde Kadın Olmak ve Kadınların Alevi Örgütlerinden Beklentileri – PSAKD Kadın Meclisi

    Kadın Meclisi Yürütmesinin Seçimi – PSAKD Kadın Meclisi

    İKİNCİ GÜN | 06 KASIM 2021 CUMARTESİ

    09:30 – 10:30: PSAKD Örgütlenme Sekreteri Hasibe Akpınar, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, HBVAKV Genel Başkanı  Ercan Geçmez, Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen

    10:30 – 12:30: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kadın Hakları ve Kadınların Güçlenmesinin Desteklenmesine Yönelik Politikaların Savunuculuğu – Uçan Süpürge Derneği Başkanı Selen Doğan

    Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Biz – Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Başkanı İlyas Ali Daştan

    Dijital Zorbalık ve Ayrımcılıkla Mücadele – Uçan Süpürge Derneği Başkanı Selen Doğan

    Alevi Kadınlar Konuşuyor (Soru – Cevap)

    13:30 – 15:00: Alevilik, Kadın Ve Örgütlerimiz – Moderatör Yıldız Yılmaz

    Eşikten Bu Yan’da Kadınlar – Prof. Dr. Bedriye Poyraz

    Bir Gazeteci Bakışıyla Alevi Örgütlerinde Kadın – Gazeteci Kelime Ata

    Azınlık İnançlarına Mensup Kadınların Uğradığı Nefret Söylemi – Alevi Aktivist Çilem Küçükkeleş

    Alevi Kadınlar Konuşuyor (Soru – Cevap)

    15:00 – 15:20: Kahve ve Çay Arası

    15:30 – 17:00: Kadın, Laiklik ve Cumhuriyet – Moderatör Yıldız Yılmaz

    Kadınlara, Çocuklara Yönelik Şiddet ve Laiklik – Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Av. Müjde Tozbey Erden

    Kadın, Laiklik ve Cumhuriyet – Av. Şenal Sarıhan

    Alevi Kadınlar Konuşuyor (Soru – Cevap)

    ÜÇÜNCÜ GÜN | 07 KASIM 2021 PAZAR

    09:30- 15:00: Abdal Musa Ziyareti Ve Cem Ana Sevim Yalıncakoğlu

    PİRHA/ANTALYA

  • PSAKD Kadın Meclisi’nden ‘Külliye’ tepkisi: Serçeşmemize çamur gibi sıvanmak istiyorlar

    PSAKD Kadın Meclisi’nden ‘Külliye’ tepkisi: Serçeşmemize çamur gibi sıvanmak istiyorlar

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergahına Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “külliye” tabelası asılmasına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi sert tepki gösterdi. Alevilere sürekli Sünnilik dayatıldığı belirtilen yazılı açıklamada, “O kadar kin ve nefret dolular ki dergahımıza ”Külliye’ tabelası astılar. Işığımıza, Serçeşmemize çamur gibi sıvanmak istiyorlar. Ama nafile” denildi. 

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Alevilerin Serçeşmesi Hacı Bektaş Veli Dergahına Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “külliye” tabelası asılmasına Alevi toplumunun tepkisi sürüyor.

    Yazılı bir açıklama yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi, “Biz kadının gücünü dergahtan öğrendik” dedi.

    “O kadar kin ve nefret dolular ki hemen ardından dergahımıza ”Külliye’ tabelası astılar. Işığımıza, Serçeşmemize çamur gibi sıvanmak istiyorlar. Ama nafile” denilen açıklama şöyle:

    “Biz kadının gücünü dergahtan öğrendik.
    Serçeşme; kadının özgürlüğünün, emeğin, 73 millete bir nazar ile bakmanın gözesidir. Biz Aleviler tarihimizin her döneminde karanlığa karşı mücadele ettik. Çünkü biliyoruz ki tüm kötülükler karanlıktan beslenir. Bugün de öyle. Kadını hayatın her alanında köleleştiren onun kimliğini yok sayan zihniyet ışığımızı söndürmek istiyor. Işığımız, Kadıncık Ana’dır, Hünkar’dır ve Serçeşmemizdir.

    Köylerimize, mahallelerimize, alınterimizi dökerek ekmeğimizi kazandığımız fabrikalara kadar cami ve mescitler yaptılar. Okullarda, sosyal ortamlarda çocuklarımıza zorla Sünnilik öğrettiler-dayattılar. Kadınların, kaç çocuk doğuracağından nasıl giyineceğine ve günün hangi saatlerinde sokağa çıkabileceğine karar vermeye kalktılar. Adeta gözü dönmüş bir şuursuzluk içinde yüzlerce yıldan bu yana bize saldırmaktalar. Şimdiyse, önce Serçeşmede ‘Muharremiye” adını verdikleri bir ucube etkinlik düzenlemeye kalkıştılar, tepkimiz karşısında geri adım atarak başka bir yere aldılar. O kadar kin ve nefret dolular ki hemen ardından dergahımıza ”Külliye…” tabelası astılar.
    Işığımıza, Serçeşmemize çamur gibi sıvanmak istiyorlar. Ama nafile.!
    Pir Sultan Kadın Meclisi olarak asla ve asla buna izin vermeyeceğiz. Orası külliye değil milyonlarca Alevinin Serçeşmesidir. Kadıncık Ana’dan aldığımız bilinç ve cesaretle dergahımızı koruyacağız, köhnemiş ve çağdışı zihniyetinize terk etmeyeceğiz.”

    PİRHA/ İSTANBUL