Etiket: psakd kartal cemevi

  • Arıkuşu: Alevilikteki cemal cemale duruşu yaz okulunda uyguladık-VİDEO

    Arıkuşu: Alevilikteki cemal cemale duruşu yaz okulunda uyguladık-VİDEO

    PİRHA- PSAKD İstanbul Kartal Şubesi yöneticilerinden, KHK ile görevinden ihraç edilen Öğretmen Ali Haydar Arıkuşu, Kartal Cemevindeki yaz okulunu ve eğitimi anlattı. Arıkuşu, “Alevi inancında olan cemal cemale dediğimiz duruşu bizim özgürlükçü eğitimimizde de yaz okullarında da uyguluyoruz” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Kartal Şubesi yöneticilerinden, KHK ile görevinden ihraç edilen Öğretmen Ali Haydar Arıkuşu, Kartal Cemevindeki yaz okulunu ve eğitimi anlattı.

    Arıkuşu, “Derslerimiz Alevilik, yaratıcı drama, tiyatro, müzik,  halk oyunları, semah, müzik. Asla bir kurs mantığı değil. Kurs mantığında ders ve anlatım yöntemi vardır. Biz burada yöntemsel olarak yaz okulunun özgürlükçü, eleştirel mantığını oluşturmaya çalışıyoruz. Alevi inancında olan cemal cemale dediğimiz duruşu bizim özgürlükçü eğitimimizde de yaz okullarında da uyguluyoruz” dedi.

    “CEMAL CEMALE DURUŞU YAZ OKULUNDA UYGULUYORUZ”

    “Yaz okullarında bu üçüncü senemiz. Bunu bu yıl biraz daha geliştirdik. Hatta tatil günlerini kapsadığı için ikinci senenin sonunda kış okulu şeklinde de yapıyoruz” diyen Arıkuşu şunları kaydetti:

    “Derslerimiz Alevilik, yaratıcı drama, tiyatro, müzik, halk oyunları, semah, müzik. Amacımız tabiki öğrencilerimizin burada tatil zamanlarını değerlendirmek. Bu zamanda eğlenerek, karşılıklı öğrenmeyi önüne koyduğumuz bir mantıkla yürütüyoruz. Asla bir kurs mantığı değil. Kurs mantığında ders ve anlatım yöntemi vardır. Biz burada yöntemsel olarak yaz okulunun özgürlükçü, eleştirel mantığını oluşturmaya çalışıyoruz. Alevi inancında olan cemal cemale dediğimiz duruşu bizim özgürlükçü eğitimimizde de yaz okullarında da uyguluyoruz.”

    64 ÖĞRENCİ VAR

    Yaz okulunda bu yıl 64 öğrencileri olduğunu belirten Öğretmen Arıkuşu, “Günlük ortalama 45 öğrenciyle ders yapıyoruz. Bütün derslerimizde dramayı kullanıyoruz. Çünkü oyunla, çocukların kendisi yaparak, vücudunu ve bedenini hissettiği bir anlayışla bu derslerimizi sürdürüyoruz” dedi.

    GÖNÜLLÜ 8 ÖĞRETMEN GÖREV YAPIYOR

    Bu yıl yeniliklerden birinin felsefe atölyesi olduğunu söyleyen Ali Haydar Arıkuşu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Biliyoruz özelikle zorunlu din dersleriyle, zorunlu din eğitimi haline gelmiş şimdiki eğitim sistemini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde düşünmeyen, eleştirmeyen ya da kendi kendine hep birileri tarafından öğretilen edilgen çocuklarımız var. Biz burada temel mantıkta çocuklarımızı etken hale getirmek istiyoruz. Gönüllü eğitmen olarak 8 öğretmen görev yapıyoruz. Hiçbirimiz kendimizi öğreten pozisyonda görmüyoruz, öğretirken öğreniyoruz, öğrenirken de onu aynı zamanda çocuklara öğretiyoruz. Zaten sirkülasyonumuzda tamamen bu eleştirel mantığın üzerine kuruludur. Her dersimiz 40 dakika ise bunun 30 dakikasını  dramalarla yaparız sonra son 10 dakikayı değerlendirme. Yine bir ay neticesinde çocuklarımızı şenlikle noktalıyoruz.”

    ŞENLİK 25 TEMMUZ’DA

    Şenliğin 25 Temmuz’da yapılacağını belirten Arıkuşu, “Bu yıl 5 Temmuz ile 25 Temmuz arası yaz okulunu belirlemiştik. Çocuklarda yaş aralığı, 14 yaşına kadar. Büyük öğrencilerimiz de geliyor. Burada kesinlikle alternatif bir eğitim sistemini ortaya koyuyoruz. Fiziki koşullar açısından bir kere oturuş düzenimiz farklı. Aleviliğin o cemal cemale benzerini yerine getiriyoruz. Bizler gönüllü eğitmenleriz. Sürekli hareket halinde çocukların özgürce konuşabileceği bir ortam yaratıyoruz. Fiziki koşul onun için önemli. Özgürlükçü bir ortam oluşturuyor. İkincisi her dersin her anına bütün öğrencileri katmak. Eleme mantığımız yok, bütün öğrenciler yeteneklidir. Herkesin birbirine bir şeyler öğretebileceğini ve öğrenebileceğini düşünüyoruz. Farklı olarak çocukların kendilerini ifade etme anlamında, 40 dakikalık derslerimizin 30 dakikasını etkinliklerle yapıyorsak, 10 dakikasını duygularını ifade etme anlamında kullanıyoruz. Bu anlamda sistemimizi farklı, aynı zamanda alternatif görüyoruz” diye konuştu.

    “EĞİTİM SİSTEMİ ÇOCUKLARIN YARATICILIĞINI ÖLDÜRÜYOR”

    Türkiye’deki eğitim sistemini eleştiren Öğretmen Arıkuşu, “Bırakalım inanç veya dini yönüyle eğitim yanını Matematik, Türkçe, Sosyal bilgiler ezbere dayalı oldu. Bu eksisi var. Çocuklarımızın yaratıcılığını öldüren, kısıtlayan bir eğitim sistemi anlayışı var” ifadelerini kullandı.

    “ZORUNLU DİN DERSİNE KARŞI ÇIKMAK GEREKİYOR”

    Zorunlu din derslerine karşı gelmek gerektiğini dile getiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Kartal Şube yönetici Ali Haydar Arıkuşu, “Zorunlu din dersleri diyoruz ama bunun ötesinde şu anda artık müfredatın tamamı dinselleştirilmiş bir sistemle karşı karşıyayız. Eğitim konusundaki mücadelemiz bu doğrultuda sürecek” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • PSAKD Kartal Şube 25. yılında Sivas Katliamı’nı yürüyüşle lanetledi

    PSAKD Kartal Şube 25. yılında Sivas Katliamı’nı yürüyüşle lanetledi

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kartal Şubesi 25. yılında Sivas Katlamı’nı bir yürüyüşle lanetledi.

    PSAKD Kartal Şubesi öncülüğünde gerçekleştirilen ve ‘Madımak Utanç Müzesi Olsun, Madımak’ı Unutmadık, Affetmiyoruz’ dövizlerinin taşındığı anmaya çok sayıda yurttaş katıldı. Katliamda yaşamını yitirenler için yapılan  yürüyüşten sonra kitle adına açıklamayı PSAKD Kartal Şubesi ve Cemevi Şube Başkanı Songül Tunçdemir okudu.

    “Türk- Kürt, Alevi- Sünni tüm halkların kardeşçe yaşadığı bir ülkede yaşama hayalinin gerçeğe dönüşmesi için; tüm Alevileri ve insanlığın evrensel değerlerine sahip çıkan dostlarımızı 2 Temmuz’da Sivas’a, Madımak Oteli önüne davet ediyoruz” diyen Tunçdemir, 2 Temmuz anmasına çağrıda bulundu.

    “MADIMAK, YOBAZ GÜRÜH TARAFINDAN ‘ŞANLI SİVAS KIYIMI’ OLARAK NİTELENDİRİLDİ”

    “İnsanlıktan uzak, gözü dönmüş, şeriatçı yobaz güruhunun ‘Şanlı Sivas Kıyamı’ olarak adlandırdığı bu insanlık trajedisi tarihin sayfalarına Madımak Katliamı olarak yazıldı” diye hatırlatan Tunçdemir şunları belirtti:

    “Bundan tam 25 yıl önce, 2 Temmuz 93’te, Anadolu’nun direniş simgesi Pir Sultan Abdal adına düzenlenen şenliklere katılmak üzere Sivas’a giden 33 aydın ve sanatçı, kaldıkları Madımak Oteli ateşe verilerek katledildiler.
    Akıl tarlası devlet diniyle zehirlenmiş güruh “İslami usulüne’’ göre tekbir eşliğinde 33 insanımızı yaktı. Yakan katillerini ‘zamanaşımı’  ile akladı. Namaz kılmanın nedenini “Ey iman edenler, rüku edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz” diye açıklayanlar, Cuma namazından çıkıp 33 insanı yakarak mı “hayır işledi?” İnsanlığı yakarak mı kurtuluşa erdi ? İnsanlıktan uzak, gözü dönmüş, şeriatçı yobaz güruhunun “Şanlı Sivas Kıyamı” olarak adlandırdığı bu insanlık trajedisi tarihin sayfalarına Madımak katliamı olarak yazıldı. Madımak katliamı Alevileri olduğu kadar demokrasiden, aydınlıktan, insanlıktan ve laiklikten yana olan herkesi derinden yaraladı. O günden bugüne acılarımız dinmedi, artarak da devam etti ve maalesef acılarımıza yeni acılar eklendi. Bu katliam aydınlatılıp sorumluları cezalandırılmadığı için ülkede yeni yeni katliamlar yaşandı.”

    “33 CANIMIZI BİZDEN ALANLAR GAZİ, REYHAN, SOMA , SURUÇ VE ANKARA’DA AYNIDIR”

    Pir Sultan’ın heykelini sürükleyenler ile cemevlerinde katledilen gençler ve kapısı işaretlenenlerin faillerinin aynı karakterde olduğunu belirten Tunçdemir şunlara vurguda bulundu:

    “O gün Pir Sultan Abdal’ın heykelini yerlerde sürükleyenler, bugün KHK ve OHAL zulmü ile kamu emekçilerini sorgusuz sualsiz işlerinden atanlardır. Saray’ın bekası uğruna ülkemizde taş üstüne taş bırakmayanlardır. O gün 33 canımızı diri diri yakanlar bugün yargı bağımsızlığını tartışılır hale getirip adalet kavramını yerle bir edenlerdir. O gün 33 canımızı bizden alanlar Gazi, Reyhan, Soma, Suruç, Ankara katliamlarını yapanlardır; Cemevinin bahçesinde, evinde, arabasında katledilen gençlerimizin katillerini aklayıp ödül gibi cezalar verenlerdir. Kapılarımıza çarpı işaretleri koyup cemevlerimizi gerici ırkçı yazılarla afişleyenlerdir. Madımak Katliamı, sonuçlanan davalara rağmen hâlâ karanlıkta kalmış bir katliamdır. Katliamın asıl planlayıcıları olan Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Doğan Güreş gibi dönemin siyasi sorumluları, emniyet müdürü, il jandarma alay komutanı ve “Gazanız mübarek olsun” diyen belediye başkanı, yargı önüne çıkarılmamıştır. Saldırgan topluluğa saatler boyunca niçin müdahale edilmediği hala soru işaretidir. Dönemin Başbakanı Tansu Çiler’in dediği gibi ‘Çok şükür dışarıdaki vatandaşlarımıza zarar gelmedi’ Evet bu ülkede maalesef katillere zarar gelmiyor. Bugün içerisinde bulunduğumuz karanlık günler, o gün 33 canımızı katledenlerin ve daha sonrasında katillerin avukatlığı yapanların eseridir.”

    “İNSANLIK TARİHİNİN YÜZ KARASI OLAN MADIMAK’I LANETLEMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    “Türk- Kürt, Alevi- Sünni tüm halkların kardeşçe yaşadığı bir ülkede yaşama hayalinin gerçeğe dönüşmesi için; tüm Alevileri ve insanlığın evrensel değerlerine sahip çıkan dostlarımızı 2 Temmuz’da Sivas’a, Madımak Oteli önüne davet ediyoruz” diyerek Madımak anmasına tekrardan katılım çağrısında bulunan Tunçdemir son olarak şunları dile getirdi:

    “Madımak davası, sıradan bir dava değildir. Madımak davası, aynı zamanda yüzyıllarca Bizans, Selçuklu, Osmanlı döneminde yürütülen Alevi katliamlarının davasıdır. İnsanlık tarihinin yüz karası olaylarından biri olan Madımak katliamı, insanlığa, ortak yaşama kültürüne, aydınlığa karşı yapılmış bir katliamdır ve bu yönüyle insanlık var oldukça lanetlenecektir. Bizler için katliam asla iyileşmeyecek bir yara, katliam sonrasında yaşanan tüm bu gelişmeler ise Türkiye adına bir utançtır. Türkiye, bu utançla yaşayamaz. Şimdi katliam mağdurları ve Aleviler başta olmak üzere bu ülkede yaşayan her insana sorumluluk düşüyor. Bu sorumluluk, katliamın 25. yılında Madımak Oteli önüne giderek bir kez daha “Madımak Oteli, utanç müzesi olacak” diye haykırmaktır. Bu haykırışın, pek çok anlamı olacaktır. Daha eşit, özgür, adaletli, insanların dilinden, dininden, cinsiyetinden, mezhebinden dolayı ayrımcılığa uğramadığı, katledilmediği, Türk- Kürt, Alevi- Sünni tüm halkların kardeşçe yaşadığı bir ülkede yaşama hayalinin gerçeğe dönüşmesi için; tüm Alevileri ve insanlığın evrensel değerlerine sahip çıkan dostlarımızı 2 Temmuz’da Sivas’a, Madımak Oteli önüne davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

      

     

  • Kartal PSAKD: Gözaltındaki Tunçdemir ve KHK direnişçileri serbest bırakılsın-VİDEO

    Kartal PSAKD: Gözaltındaki Tunçdemir ve KHK direnişçileri serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Kartal Şubesi ve Cemevi, bir açıklama yaparak, 4 Mayıs’ta Bakırköy ve Kadıköy’den polis tarafından gözaltına alınan Songül Tunçdemir ve KHK direnişçilerinin serbest bırakılmasını istedi. 

    Kanun Hükmünde Kararname ile işten ihraç edilen kamu emekçilerinin aylardır İstanbul Bakırköy ve Kadıköy’de işlerine geri dönmek için yaptıkları eyleme müdahale eden polis 22 emekçiyi gözaltına aldı.

    4 Mayıs’ta gözaltına alınan emekçiler arasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir de bulunuyor.

    PSAKD Kartal Şubesi ve Cemevi, bir açıklama yaparak, gözaltına alınan Songül Tunçdemir ve KHK direnişçilerine özgürlük istedi.

    “Bugün, direnişteki KHK’lı kamu emekçilerine uygulanan baskı ve gözaltıları teşhir etmek için buradayız” denilen açıklamada, “4 Haziran 2018 günü Bakırköy ve Kadıköy’de 22 KHK direnişçisi gözaltına alınmıştır. Aralarında PSAKD Kartal Şubesi Başkanımız Songül Tunçdemir’in de bulunduğu kamu emekçisi ve direniş destekçisi canlarımız haksız ve hukuksuz bir şekilde gözaltında tutulmaktadırlar” hatırlatmasında bulunuldu.

    “ANTİ-DEMOKRATİK UYGULAMALAR KATMERLEŞİYOR”

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Başkanımız Songül Tunçdemir şahsında tüm baskı ve zulüm politikalarını, Aleviler olarak buradan protesto ediyoruz”

    AKP İktidarı, OHAL ile yöneten zulüm iktidarıdır. Emekçiler, kadınlar, Aleviler, Kürtler, gençler üzerinde uyguladığı politikalarla tek adam diktatörlük rejimini adım adım örmektedir.

    KHK’larla, kayyumlarla, baskılar, gözaltılar, tutuklamalarla anti-demokratik uygulamalarını katmerleştiriyor. Öyle bir ülke düşünün ki; haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik temel politika değerleri olmuştur.

    İşte böylesi bir ortamda KHK zulmüne karşı kamu emekçileri 68 haftadır meydanlarda direniyorlar. “İşimizi geri alacağız!” şiarıyla direnişi kendilerine özgürlük, ekmek ve onurunu kazanmanın yolu olarak görmektedirler.

    KHK’lı kamu emekçileri, bu uğurda 68 haftadır direniyorlar. Mücadeleleri AKP iktidarını korkutmuş olacak ki tam da seçim arifesinde baskı, gözaltı ve tutuklamaları arttırmıştır. KHK’larla yönettikleri ülkeyi, KHK direnişçilerini yıldırarak sürdürmek istemektedir.

    Ancak şu bilinsin ki; kamu emekçileri, “KHK’lar gidecek biz kalacağız, AKP gidecek biz kalacağız” diyerek, meydanlarda kararlılıklarını haykırmaktadırlar.”

    “ALEVİLER VE EMEKÇİLER MÜCADELENİN İÇİNDE CANDIRLAR”

    Açıklamada, Alevilerin, “Aleviler vardır, Alevilik Haktır” şiarıyla özgürlüklerini, haklarını inatla haykırdıkları belirtilerek, “Bir olalım, iri olalım, diri olalım!” inancıyla tüm mazlum topluluklarla bütünleşmektedirler. Aleviler ve Emekçiler, mücadelenin içinde bir candırlar. Birlik ve dayanışma içindedirler. Bu dayanışma bitmeyecektir. Çünkü onlar Hacı Bektaş Velilerin, Pir Sultanların, Seyit Rızaların, Zarife Anaların, Şah Kalender Çelebilerin yoluna “turap” olmuşlardır. Çünkü Aleviler, direniş kardeşliğinin sadık sürdürücüleridirler” denildi.

    (HABER MERKEZİ)