Etiket: psakd malatya şube

  • PSAKD Malatya: Katliamla Malatya’nın inançsal ve etnik yapısı değişime uğradı

    PSAKD Malatya: Katliamla Malatya’nın inançsal ve etnik yapısı değişime uğradı

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Malatya Şubesi, üzerinden 42 yıl geçen Malatya Katliamı’na ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Üzerinden 42 yıl geçen 24 Aralık 1978 tarihin en karanlık günlerinden biridir. Bizlere bu günü yaşatanların yakalarına yapışmalı ve onlara bu ayıplarını unutturmamalıyız” denildi.

    Malatya Katliamı’nın üzerinden 43 yıl geçti. Dönemin Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’na yapılan suikastı gerekçe gösteren faşistler, Malatya’da “Milletim Uyan” başlıklı bir bildiri dağıttı. Belediye hoparlöründen kuran okunup, “Din elden gidiyor. Camilere de bomba konuluyor” anonslarının yapıldığı katliamda 8 kişi yaşamını yitirirken yüzlerce kişi de yaralandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş tarafından yazılı olarak yapılan açıklamada, 17 Nisan 1978 Malatya Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Yapılan açıklamada “42 yıl geçse bile bu işin faillerini bulup gereken şekilde cezalandırılmasını sağlamalıyız” denildi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “MALATYA KATLİAMI’NIN İZLERİ MALATYA’DA BUGÜN DE GÖRÜNMEKTEDİR”

    17-20 Nisan 1978 tarihinde gerçekleşen Malatya olaylarının üzerinden yaklaşık 43 yıl geçti. Türkiye tarihinin en çalkantılı dönemlerinde gerçekleşen Malatya Katliamı’nın izleri Malatya’da bugün de görünmektedir. Hamit Fendoğlu’nun ölümünden iki gün önce Bilim ve Kültür Derneği adlı bir kuruluş, Malatya’da “Milletim Uyan” başlıklı bir bildiri dağıtır. Bildiride şu ifadeler yer almaktadır: “Milletini seven subay, öğretmen, memur, talebe, işçi, köylü, kendini devletin, milletin temiz ideallerine adayan değerli kardeşlerimiz, komünistler tarafından kahpece şehit edilmişlerdir. Müslümanlar bizi yok etmeye yönelen İslam ve millet düşmanlarının karşısında, müdafaa kavgasında birleşelim. İçinde bulunduğumuz zor günler bütün Müslümanları bir araya getirmelidir. Vedatlar, İbrahimler; sizlerin bıraktığınız yerden davamız daha da yükselecek, komünist katillerden intikamınız mutlaka alınacaktır.

    “YAKILIP YIKILAN İŞYERLERİNİN %90’I DEMOKRAT, SOLCU VE ALEVİLERE AİTTİ”

    Hamit Fendoğlu’nun öldürülmesinin ardından çıkarılan olaylarda 1000’e yakın işyeri tahrip edildi ve yakıldı. Yakılıp yıkılan işyerlerinin yüzde 90’ı demokrat, solcu ve Alevilere aitti. Saldırıdan yaralananların da çoğunluğu bu kesimin insanlarıydı. Artık Malatya’da demokratların, solcuların ve Alevilerin yaşamlarını sürdürme ve iş yapma olanakları zorlaşmıştı. Bu nedenle Malatya’dan göç başladı. 12 Eylül 1980’de yapılan askeri darbeden sonra da, demokrat, solcu ve Alevilere yönelik faşist baskılar yoğunlaştı. Bunca baskıyla karşılaşan demokrat, solcu ve Aleviler, sonunda Malatya’yı terk etmek zorunda kaldılar. İş sahibi olanlar, işyerlerini günün değerinin çok altında fiyatlara satarak Mersin, Adana, İstanbul, İzmir gibi kentlere göç etmeye başladılar. Ekonomik gücü olmayanlar da köylerine döndüler. Böylece Malatya’nın inançsal, etnik ve kültürel mozaiği, siyasal yapısı esaslı bir değişime uğramış oldu.

    “21. YÜZYIL İNSAN HAKLARI, ÖZGÜRLÜKLER VE BİLİM ÇAĞI OLMALIDIR”

    Ortak ülkemizin devrimci, ilerici güçleri, emekten ve emekçiden yana güçleri, tüm ötekileştirilen toplum kesimlerinin insan olmaktan doğan haklarını savunan sosyalistleri, kararlı bir şekilde bir arada yaşama kültürünü tahrip eden karanlıkta kalmış bütün katliamların aydınlığa kavuşturulması için mücadele etmeli ve laikliği, bireyin ve emeğin özgürleştirilmesini, devletin demokratikleştirilmesini savunan güçlerle omuz omuza olmayı ana ilkelerinden biri edinmelidir. Bu uğurda verilecek mücadelenin farklı kültürlerin ve inançların bir arada yaşayabileceği bir Türkiye özleminin gerçekleşmesine katkı sunacağını, Maraş katliamını unutturmak isteyen çevrelere etkili bir cevap olacağına inanıyorum.21. Yüzyıl insan hakları, özgürlükler ve bilim çağı olmalıdır. İnsan hakları, özgürlük ve bilim gibi kutsal değerlere ve katliamlarda yitirdiğimiz evlatlarımıza, saygının bir gereği olarak diyorum ki ; devletin derin çekmecelerinde gizli arşivler açılmalı, katliamların yaşayan tanıkları dinlenmelidir. Arşivlerin, yaşayan tanıkların, kitap, belge ve o dönemdeki mahkeme tutanaklarının ışığında katliamda suçu, hatası ve ihmali bulunan birey ve kurum her kim varsa evrensel hukuk verileri çerçevesinde yargılanmalı, gerekli cezalar verilmelidir. Anlamlı anma, kayıplarımızın katillerinden hesap sorulmasıyla mümkün olabilir.

    “FAİLLER BULUNUP CEZALANDIRILMALI”

    Katliamların önlenmesi de ancak kararlı bir direnişle mümkündür. Maraş gerçeğinde ortaya çıkan derslerden biri de örgütlü olunan mahallelerde kayıpların asgari düzeyde kalabildiğidir. İşte Yörükselim Mahallesi, işte Karamaraş mahallesi gerçeği bunu göstermiştir. Faşist katillerin en çok katliam yapmak istediği bu iki mahallede kahramanca direnişler sonucunda faşistler mahallelere sokulmamış ve onlara önemli kayıplar da verdirilmiştir. Üzerinden 42 yıl geçen 24 Aralık 1978 tarihin en karanlık günlerinden biridir. Bizlere bu günü yaşatanların yakalarına yapışmalı ve onlara bu ayıplarını unutturmamalıyız. 42 yıl geçse bile bu işin faillerini bulup gereken şekilde cezalandırılmasını sağlamalıyız. Türkiye’de hak arama tarihi uzun, zorlu bir süreç ve bazen tahammül sınırlarını zorluyor. Ancak bu zorlukların bizleri yıldırmaması gerekiyor, gerekiyorsa bayrağı evlatlarımıza devredeceğiz, ama asla boyun eğmeyeceğiz. Bu yoldaşlara, halka, verdiğimiz emeklere, ödediğimiz bunca bedele bağlılığımızın bir gereğidir de aynı zamanda.

    (HABER MERKEZİ)

  • Malatya PSAKD Şube Başkanı Ulutaş ve üyelerin duruşması 25 Şubat’ta

    Malatya PSAKD Şube Başkanı Ulutaş ve üyelerin duruşması 25 Şubat’ta

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve dernek üyeleri Hasan Kaya ile Orhan Sever’in hakkında açılan davanın duruşması Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 25 Şubat’ta görülmeye devam edilecek.

    Malatya’da 9 Temmuz 2020 tarihinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve dernek üyesi Hasan Kaya ile Orhan Sever’in duruşmaları var.

    25 Şubat tarihinde başlayacak davanın duruşması Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 10.30’da görülecek.

    NE OLMUŞTU?

    Malatya’da Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Toplumsal Dayanışma Derneği’nde yürüttükleri faaliyetler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve Hasan Kaya gözaltına alınmış, Orhan Sever ise ifade vermesi için Emniyet Müdürlüğü’ne çağrılmıştı.

    PİRHA/ MALATYA

  • PSAKD Malatya Şube Xızır lokması pay etti

    PSAKD Malatya Şube Xızır lokması pay etti

    PİRHA- PSAKD Malatya Şubesi Xızır ayı dolayısıyla lokmalarını pay etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi Xızır ayı dolayısıyla dernek binasında lokmalarını paylaştırdı.

    Pandemiden dolayı katılımın sınırlı tutulduğu lokmada konuşan PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Ülkemize Xızır’ın birlik, beraberlik  adalet getirmesini, tüm halkların, inançların Xızır’ın adaleti ile eşitleneceği günlerin gelmesi umudu ile kadınlarımızın kaydedilmediği hak ve özgürlüklerin yaşandığı barışın , kardeşliğin, hoşgörü ve sevginin yaşatıldığı günler asıl Xızırımız olacaktır” diye konuştu.

    Şube Sekreteri Hatice Zengin de Xızır’ın Alevi inancı içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, “Xızır bilim, aydınlık, sevgidir. Xızır darda, zorda olana yetişen Şahı Merdan , zalime boyun eğmeyen Şah Hüseyin, yolundan dönemeyen Pir Sultan kimliğinde karşımıza çıkmıştır.  Xızır ayında tutulan oruçlar aç kalmanın ötesinde eline ,diline, beline sahip olmaktır. Ayrıca dünyayı etkisine alan pandemi sürecinde tüm sağlık emekçileri birer Xızır olmuştur” ifadelerini kullandı.

    Lokmalar Pir Hüseyin Kuğu‘nun verdiği gülbenkler ile pay edildi.

    PİRHA/MALATYA

  • PSAKD Malatya’dan katliam tepkisi: Devlet özür dilemelidir-VİDEO

    PSAKD Malatya’dan katliam tepkisi: Devlet özür dilemelidir-VİDEO

    PİRHA-  PSAKD Malatya Şubesi,  Maraş Katliamı’nın 41. yılında yaşamını yitirenleri andı.  Devletin gözü önünde gerçekleşen katliam ile demografik yapının değiştirildiğine dikkat çeken PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Maraş Katliamı faşistlerin tetikçiliğini yaptığı ve devletin yönlendirmesiyle gerçekleştirilen planlı ve organize bir katliamdır” dedi.

    Haberin Videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi, Maraş Katliamı’nın 41. yılında basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamayı okuyan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkan Latife Ulutaş, Alevi katliamı davalarında göstermelik yargılamalar yapıldığını hatırlatarak, faillerin cezasızlık politikası ile korunduğuna vurgu yaptı.

    “GÜVENLİK GÜÇLERİ SALDIRIYI TEŞVİK ETTİ”

    Ulutaş, katliamda yüzlerce insanın vahşice katledildiği, binlerce insanın yaralandığı, on binlerce insanın göç etmek zorunda bırakıldığı, insanlarımızın evlerinin ve işyerlerinin talan edildiğini hatırlattı.

    Güvenlik güçlerinin saldırıları izlediğine ve hatta izlemenin ötesinde teşvik ettiğine dikkat çeken Ulutaş, “Maraş Katliamı 19 Aralık 1978 günü akşamı saat 21:00’de ülkücü bir faşistin Çiçek Sinemasında gösterilen “Güneş Ne Zaman Doğacak” adlı sağ içerikli antikomünist bir filmi izleyenlerin üzerine tahrik ve provokasyon amacıyla bomba atması ile başladı. Ardından daha önce Maraş’ın çeşitli ilçelerinden gelen ve önceden hazırlıklı olan faşist militanların kışkırtmalarıyla gerici güruhlar CHP Maraş İl Binasına saldırdılar. Ertesi gün Alevi canlarımızın yoğun olarak gittiği bir kıraathane bombalandı. Bir gün sonrasında ise TÖB-DER üyesi iki öğretmen faşistler tarafından vurularak öldürüldüler. 22 Aralık 1978 günü iki öğretmenin cenazesi bilerek işlemleri geciktirilerek Cuma Namazı saatine denk getirildi. Cenazeler taşındığı sırada Bağlarbaşı Camii imamının “Bir Alevi öldüren beş kez cennete gider. Komünistlerin ve Alevilerin Cenaze namazları kılınmaz” şeklindeki insanlık dışı ve aşağılık vaazının ardından harekete geçen katil sürüleri cenazelere saldırdılar. Saldırı nedeniyle cenazeler ortada kaldı. Güvenlik güçleri bu sıralarda saldırıları izlediler ve hatta ötesinde teşvik ederek yönlendirdiler” diye konuştu.

    “DEMOGRAFİK YAPI DEĞİŞTİRİLDİ”

    Ulutaş, katliam ile Alevilerin yaşam alanı olan Maraş’ın demografik yapısının değiştirildiğini söyledi. Ulutaş, “Faşistler 23 Aralık 1978 günü Alevilerin ve solcuların evleriyle işyerlerine saldırmaya ve buldukları insanları katletmeye başladılar. 24 Aralık 1978 günü ise Maraş’ta yer gök vahşice katliama uğrayan mazlum halkımızın çığlıklarıyla inliyordu. Vahşet dünya tarihinde eşine çok az rastlanabilecek bir korkunçlukta devam etti. Devlet güçlerinin gözü önünde insanlarımız parçalanarak, kurşunlanarak, çivilenerek, kazanda kaynatılarak katledildiler. Kadınlarımıza tecavüz edildi. İnsanlarımızın malları mülkleri talan edildi. Evleri yakıldı. Ana karnındaki ve kundaktaki bebeklere dahi acımasızca kıydılar. Faşistler yolları kapatıp hastaneleri kuşatarak yaralıların tedavilerini engellediler. Birçok insanımızı da bu yüzden kaybettik. Katliamın ardından binlerce Alevi ve solcu yurttaşımız canlarını kurtarmak için Maraş’ı terk etmek zorunda kaldılar” ifadelerini kullandı.

    “KATİLLER ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Bugüne kadar gerçekleştirilen bütün Alevi katliamları davalarında göstermelik yargılamalar yapıldığının altını çizen Ulutaş, katliam gerçek sorumlu ve planlayıcılarına dokunulmadığını dile getirdi.

    Katliamın üzerinin kapatılarak faillerin ödüllendirildiğini sözlerine ekleyen Ulutaş şunları vurguladı:

    “Bu katillerin kimi milletvekili yapıldı. Maraş Katliamının üç müdahil avukatı Ceyhun Can 10 Eylül 1979’da, Halil Sıtkı Güllüoğlu 3 Şubat 1980’de ve Ahmet Albay 3 Mayıs 1980’de peş peşe faşistler tarafından katledildiler. Maraş Katliamı faşistlerin tetikçiliğini yaptığı ve devletin yönlendirmesiyle gerçekleştirilen planlı ve organize bir katliamdır. Devlet güçleri katliam boyunca hiçbir müdahalede bulunmadan sadece izlediler. Ötesinde katliamı yönlendirdiler ve teşvik ettiler.İyi bilinmelidir ki; bu katliam bir insanlık suçudur. Devlet, Maraş Katliamındaki sorumluluğunu kabul etmeli ve özür dilemelidir. Maraş Katliamı yüzlerce yıldan beri Alevi halkımıza karşı gerçekleştirilen katliam, asimilasyon ve inkar politikalarının bir parçasıdır. Yeni katliamlar yaşamamak için bütün katliamların hesabını sormak zorundayız. Maraş Katliamının bir insanlık suçu olduğunu bütün Türkiye’ye ve Dünya’ya duyuralım.”

    PİRHA/MALATYA