PİRHA- PSAKD Malatya Şubesi, Suriye’deki Alevi Katliamı’na ilişkin basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Yezit nasıl zulmüne devam ettiyse, Hüseyinler de direnişten vazgeçmeyeceklerdir. Biz dün olduğu gibi bugün de zalimin önünde eğilmeyeceğiz” denildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi, Suriye’deki Alevi Katliamı’na ilişkin Emeksiz Kavşağı’nda basın açıklaması yaptı. ‘Suriye’de Alevi soykırımı var! Sessiz kalma haykır, soykırıma dur de’ pankartının açıldığı açıklamada basın metnini PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş okudu.
“ZALİMİN ÖNÜNDE EĞİLMEYECEĞİZ”
Suriye’de Alevilere ve tüm kadim halklara yeni bir Kerbela yaşatıldığını belirten Latife Ulutaş, “Yezit nasıl zulmüne devam ettiyse, Hüseyinler de direnişten vazgeçmeyeceklerdir. Biz dün olduğu gibi bugün de zalimin önünde eğilmeyeceğiz. Barışı savunacağız; ancak adalet ve haklarımızdan da geri durmayacağız. Zulme boyun eğmeyen, zalimin önünde eğilmeyen tüm canlara aşk olsun. Onuru, inancı, kültürü, dili, değerleri ve toprağı için direnen Suriye halklarına selam olsun. Sizleri Suriye’deki çocukların, kadınların ve direnen halkların sesi olmaya çağırıyoruz. Katilden barış elçisi olmaz! Katili aklayanlar, zulme ortak olanlardır” dedi.
PİRHA- PSAKD Malatya Şubesi, ‘Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ başlıklı panel düzenledi. Yapılan konuşmalarda, Suriye’de Alevilere yapılan saldırılar ve çözüm sürecine dair yapılan görüşmeler üzerine konuşmalar yapıldı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şubesi, ‘Türkiye ve Suriye’de Aleviler ve Siyasal Durum’ başlıklı panel düzenledi.
Panele PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay ve CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara konuşmacı olarak katıldı.
Konuşmaların öncesinde Suriye’de katledilen Aleviler için çerağ uyandırıldı, ardından bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
“BARIŞIN YANINDAYIZ”
Açılış konuşmasını yapan PSAKD Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, Alevilerin şiddetten uzak bir toplum olduğu üzerine vurgu yaptı.
Devletin başlatmış olduğu çözüm sürecine de değinen Ulutaş, şunları söyledi:
“Aleviler 72 millete aynı nazardan bakan bir öğretinin mensupları olarak, bir inancın mensupları olarak her zaman şiddetin karşısında birlik beraberliğinin, dayanışmanın ve insan hayatının ne kadar kutsal olduğunu bilen bir yerden duruyor. Hiçbir zaman Aleviler silaha, şiddete, herhangi bir şeye saldırıda bulunmadı. Bu kadar katliama uğramamıza rağmen her yerde demokrasiye inanarak, adalete inanarak böyle mücadele ettik. Elbette ki en çok bu ülkede Alevilerin ihtiyacı vardı barışa. O nedenle sürdürülen bu barışın belki çok fazla içeriğini bilmemiş olsak da sürdürülen bu barışın tam da yanındayız, tam da destekçisiyiz, tam da taraftarıyız diyelim. Bir taraftan da yine cezaevlerinde gençlerimiz, aydınlarımız, kadınlarımız, belediye başkanlarımız tutuklanıp oraları gönderebiliyoruz. Umarım bu süreç samimi bir süreçtir.”
“HİÇ KİMSE İLİŞKİLERİMİZİ BOZAMAZ”
CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Alevilerle olan ilişkilerinin kimsenin bozamayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“İskenderun’da, Antakya’da biz gayrimüslimlerle, Alevilerle, Ermenilerle, Süryanilerle birlikte bir çatı altında yaşıyoruz. Hiç kimse bizim ilişkilerimizi, dostluklarımızı, paylaşımlarımızı bozamadı ve bundan sonra da bozamayacak. O yüzden özellikle iktidarın bu kötü, eril dili ve Alevilere olan bakışını Alevi yurttaşlarımızın özellikle ibadethaneleri ile alakalı talepleri, istekleri, cemevlerinin inanç statüsü noktasındaki haklı taleplerini, birlikte mücadele ederek ve bu mücadeleyi bu dayanışmayı örgütleyerek büyütmek istiyoruz.”
“ALEVİLERİN SORUNUYMUŞ GİBİ GÖRÜLÜYOR”
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevilerin sorunun sadece Alevilerden ibaret olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Aylardır Suriye’de akrabalarımız, canlarımız katliama maruz kalıyorlar. Samandağ’da yapılan 2-3 miting dışı Adana’da, Tarsus’ta, Mersin’de yapılan etkinlikler, İstanbul’da yapılan, birçok yerde yapılan birkaç basın açıklaması dışında çok toplumsal bir tepki, yeterince ortaya koyamadık. Bu mesele Alevilerin meselesiymiş gibi algılandı. Sadece Alevi derneklerinin ve Alevilerin meselesiymiş gibi algılandı. Alevi dernekleri üzerine korkunç bir yük bindi ve sosyal medya mecralarında; Ne yapıyorsunuz ey Alevi dernekleri? Niye yatıyorsunuz, niye uyuyorsunuz görmüyor musunuz? biçiminde eleştirilere maruz kaldık.”
“BÖLGEYE ULAŞMAK İSTEDİK, BIRAKMADILAR”
“Uluslararası bir garantörlük içerisinde biz bölgeye ulaşmak istiyoruz dedik, yapmadılar. Asla ve asla bununla ilgili en küçük bir adım atmadılar. Avrupa Birliği delegasyonuyla görüştük, Alman büyükelçisi ile görüştük. Avrupa Birliği delegasyonu adına bir Alman büyükelçi aynen şunu söyledi bize. Nasıl bu ülkedeki AKP hükümeti, MHP ortaklığı hangi dili kullanıyorsa, hangi tonda kullanıyorsa Avrupa Bir Birliği temsilcisi de aynı ton ve aynı dilde dedi ki: “Niye Aleviler iktidardayken yapılan katliamlara niye sessiz kaldınız?” diyerek katliamı savunan cümleler kullandı.
“ALEVİLER ESAD ARTIĞI DEĞİL”
Alevilere ‘Esad artığı’ denilmesine tepki gösteren Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, “Biz kimsenin artığı değiliz. Suriye’de kesin olan tek bir şey var. ‘Aleviler Esad artığı değildir’ Aleviler rejim artığı değildir. Ama katledenler Yezit artığıdır. Bu konuda biz hep fikiriz” ifadesinde bulundu.
ALEVİLER NE ZAMAN İKTİDAR OLDU?
Esad rejimi döneminde Alevilerin çoğunlukta olduğu söylemlerine tepki gösteren Karaçay, savaştan en çok etkilenenlerin Aleviler olduğunu belirterek şu konuşmayı yaptı: “Suriye’de Aleviler ne zaman iktidar oldu? Hiçbir zaman. Suriye’de iktidar bloğununda en çok olumsuz etkilenen Alevilerdir. Hep böyle birinde Aleviler iktidarda. Ama gidiyorsunuz bugün bakıyorsunuz aç olan Aleviler, katledilen Aleviler, cephede en ön cepheye gönderilen öldürülen askerler yine Alevi askerler. Niçin öldüklerini bile bilmiyor Alevi askerler.
Baas rejiminin 26 bakanının sadece birisi Alevi. Bütün sanayi, bütün iş insanları, bütün sermaye Halepli, Sünni iş insanlarındaydı Bürokrasi Şamlı Sünnilerdeydi. Askeri subay üstlerinin %85’i Sünniydi.
Cumhurbaşkanı Alevi ama anayasada ülkenin dini İslam’dır, Sünni’dir dediği için Alevi olan Cumhurbaşkanı gidip Emevi Camisi’nde namaz kılmak zorunda. Hazreti Hüseyin’in başını alanlar Muavi’nin, Yezid’in mezarı olduğu Emevi caminin tadilatını yapmak zorunda ama sorsan Alevi iktidar, hiçbir zaman Aleviler iktidarı olmadı.”
“HTŞ BİR TERÖR ÖRGÜTÜDÜR, BAŞKA TANIMI YOK”
Sistemin tam tersine biz insanla insanı, Alevi’yi Alevi’yle buluşturacağız. Bizim ötekine ihtiyacımız var. Şimdi HTŞ nedir? HTŞ El Kaide’dir, HTŞ İŞİD’dir. HTŞ El Nusra’dır, HTŞ Eflak Şam’dır. HTŞ cihadist ve tekfirci bir terör örgütüdür, bunun başka bir tanımı yok. Colani’nin elini sıkan Avrupalı siyasetçilere, Türk siyasetçilere de sorsanız aynısını söylüyor ve bu kişi hala Muhammed Colani olarak ülkelerin terör listesinde duruyor. İşte bir takım elbise giydirdiler, sakalını biraz kısalttılar. Bir iki tane demokrasi söylemi hemen Ahmet ismini değiştirdiler, Ahmet Eş Şara koydular.
“İKTİDARLA ANLAŞMA YAPMIYORUZ, TÜRKİYE HALKLARIYLA MÜZAKERE YAPIYORUZ”
Türkiye ve PKK arasında devam eden çözüm sürecine yönelik konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, cezaevlerinde tutuklu bulunan siyasi tutsaklarına değindi. Fırat, konuşmasında şu ifadelere kullandı:
“Şu an on binlerce insan cezaevlerinde. Selahattin Demirtaş hep dillendirilir ama sadece onun ismi bilindiği dolayı. Figen arkadaşlarından, yüzlerce, binlerce, on binlerce arkadaşımı şu an tutuklu çoğu cezaevlerinde, ziyaretlerde bulunuyorum. 30-35 sene cezaevinde olup cezalarını tamamlamalarına rağmen 3-4 kişiyi böyle bir getirip gözleme kurulundaki bir de uyduruk bir kurul oluşturmuşlar. Onun için bu meseleleri biraz empati yaparak sormamız lazım. Birbirimizi anlayabilmemiz lazım. Biz şu anki iktidarla Recep Tayyip Erdoğan’la AKP Genel Başkanı’yla bir anlaşma yapmıyoruz. Türkiye halklarıyla bir müzakere yapıyoruz. Demokratikleşme, devletle konuşuyoruz. Evet taleplerimiz var. Taleplerimiz nedir? Demokrasi Demokratikleşme, Alevilerin, Kürtlerin, Sünnilerin, Ermenilerin, Hristiyanların bütün kimliklerin özgür bir şekilde kendini ifade edebilecekleri demokratik bir anayasayı istiyoruz.
PİRHA-Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen Malatya’da konteynerlerde yaşayan binlerce insan olduğunu belirten PSAKD Malatya Şube Sekreteri Hatice Zengin, “Yetkililer tarafından bir yıl sonra herkesin evleri teslim edilecek denilmişti ancak ikinci yıla giriyoruz ve bizim evlerimiz dahi yıkılmadı, sorunlarımız da devam ediyor” dedi.
Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden olurken, kamuoyunda ise ölü sayısının 100 bini, yaralı sayısının 200 binin üzerinde olduğu ifade ediliyor.
6 Şubat’ta Maraş merkezli meydana gelen ve büyük yıkıma neden olan depremlerin ikinci yıl dönümünde yaşamını kaybedenler anılıp, sorumluların cezalandırılması talebi yükselecek. Depremlerin en çok yıkıma uğrattığı kentlerden biri Malatya oldu. Birçok ilçede iki yıl geçmesine karşın eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Sekreteri Hatice Zengin ile depremin ikinci yılına girilirken Malatya’da yaşanan sorunlar ve 6 Şubat’ta yapılacak anmalara ilişkin konuştuk.
“DEVLETTEN BİR YARDIM GÖRMEDİK”
Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen değişen bir şey olmadığını belirten Hatice Zengin, “Biz PSAKD olarak halen konteynerde kalıyoruz bu durum da Malatya’da değişen bir şey olmadığının göstergesi. Sağlığımız tehdit altında. Eğitimde de bir fırsat eşitliği yok derslerin 30 dakika yapıldığı bir yerde yaşıyoruz. 2 yıllık süre içerisinde devletten bir yardım görmedik, kendi çabalarımızla köylerimize ulaşmaya çalıştık” diye belirtti.
“DEPREMİN ÜZERİNDEN 2 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN SORUNLARIMIZ DEVAM EDİYOR”
PSAKD Malatya Şubesi olarak ellerinden gelen dayanışmayı göstermeye çalıştıklarını ifade eden Zengin, “Bugün halen konteynerlerde yaşayan binlerce insan var. Yıkımlar yapılırken olumsuzluklar var su kullanımı çok yetersiz her yer toz, toprak içerisinde kalıyor. Hayat bir yandan devam ederken bir yandan da önlem alınmadan yapılan yıkımlar var” diyerek yıkımkarın mevzuata uygun yapılmadığına işaret etti.
Depremin olduğu yerlerin ortak sorunlarından bir tanesi de TOKİ tarafından yapılan evlerin durumu. Bir taradftan acale kamulaştırma adı altında tarım arazilerine el konulurken, diğer taraftan evleri yıkılan yurttaşlara verilecek dailerin ev sahipleri için ne kadara mal olacağı sorunu ortada duruyor.
Bu duruma dikkat çeken Zengin, “Teslim edilen TOKİ’lerde vatandaşların ne kadar borçlanmaya gittiğini bilmiyor, boş belgelere imza atılıyor. Kentte yıkımlar devam ettiği için yatırım da yapılmıyor. Yetkililer, bir yıl sonra herkesin evleri teslim edilecek denilmişti ancak ikinci yıla giriyoruz ve bizim evlerimiz yıkılmadı. Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen sorunlarımız devam ediyor” dedi.
“6 ŞUBAT’TA KAYBETTİKLERİMİZİ ANACAĞIZ”
Zengin, 6 Şubat depremlerinin ikinci yıldönümünde Malatya’da yapılacak anmalara ilişkin ise şunları dile getirdi:
“6 Şubat’ta Malatya Emek ve Demokrasi Platformu olarak ilk depremin yaşandığı saatte 04.17’de birçok insanımızı kaybettiğimiz Hayat Sitesi’nde anma yapacağız. Akşam saat 18.30’da ise depremde kaybettiklerimiz için meşaleli yürüyüş yapıp taleplerimizi dile getireceğiz.”
PİRHA-PSAKD Malatya Şubesi, depremde hayatını kaybeden PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz adına depremzedelere hizmet vermek için aşevi kurdu. 16 gündür insanların yaşadıkları mağduriyetlerin devam ettiğini söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Maalesef AFAD ve devlet görevini yerine getirmedi. Biz ilk günden beri göçük altında kalan ailelerinin yanındayız. Burada Adıyaman’da kaybettiğimiz PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz anısına bir aşevi kurduk ve her gün sabah, öğlen ve akşam insanlarımızla lokmalarımızı paylaşıyoruz” dedi.
Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından on binlerce yurttaş yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de evsiz kaldı. Deprem sonrasında büyük yıkımın yaşandığı Malatya’da halen barınma sorunu çözülmüş değil.
PSAKD Malatya Şubesi, depremde hayatını kaybeden PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz adına depremzedelere hizmet vermek için aşevi kurdu.
“DEVLET GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEDİ”
16 gündür insanların yaşadıkları mağduriyetlerin devam ettiğini söyleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş, “Maalesef AFAD ve devlet görevini yerine getirmedi. Biz ilk günden beri göçük altında kalan ailelerinin yanındayız. İnsanlar bile bile ölüme terk edildi, biz insanların kendi imkânlarıyla enkaz altındaki cenazelerini çıkarıp kendi bagajlarına koyarak götürdüklerine şahit olduk. Gerçekten burada bir felaket yaşanıyor ancak bizler kendi lokmalarımızla, gerek yurt içi, gerek yurt dışı ve gerekse de demokratik kitle örgütlerinin dayanışmasıyla bu süreci atlatmaya başladık. Mahallelere, ilçelere ve yaklaşık yüz üç köye ulaştık ihtiyaç sahipleri olan insanlara gıda ve barınabilme imkânı sağlayarak kendi imkânlarımızla yardımcı olmaya çalıştık. Burada Adıyaman’da kaybettiğimiz PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz anısına bir aşevi kurduk ve her gün sabah, öğlen ve akşam insanlarımızla lokmalarımızı paylaşıyoruz. Herkes burayı terk etmek zorunda kaldı, devlet görevini yapsaydı hiç kimse burayı terk etmeden bu süreci atlatabilirdik. Gözlemlediğimiz kadar insanların şu anda en çok psikolojik desteğe ihtiyacı var. Herkes bir travma yaşamış yaşam koşulları çok zor. İnsanların beslenmeye, uyumaya, banyo yapmaya ihtiyacı var ama bu ihtiyaçların hiçbiri karşılanamıyor” dedi.
“MALATYA’DA Kİ İNSANLARIN SORUNLARINA ÇARE OLMAK İÇİN GELDİK”
Diyarbakır’da ki yaraları sardıktan sonra Malatya’da ki insanların ihtiyaçlarına çare olmak için buraya geldiklerini söyleyen PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Aydın Atlı, “Buradaki insanların acil ihtiyaçlarının listesini alıp onlara getirdik. Buradan da Adıyaman’a geçeceğiz. Oradakilerle de buluşup sorunları dinleyip onlara da yardımcı olacağız” diye konuştu.
PİRHA- Malatya Adliyesi’nde savcılığa çıkarılan PSAKD Kartal ve Malatya Şube Başkanlığı yapmış olan Songül Tunçdemir’in tutuklanmasını değerlendiren PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, “Songül Tunçdemir kurumumuzda büyük emeği olan bir candır. Songül başkanın tutuklanmasını örgütlülüğümüze bir operasyon olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edilen Songül Tunçdemir, PSAKD Malatya Şube ve PSAKD Kartal Şubede başkanlık yaptı. Başkanlık süresi boyunca Malatya başta olmak üzere İstanbul’ Alevilik yol erkanına ve örgütlenmesine emek verdi.İstanbul’da gözaltına alınan Tunçdemir, Malatya’ya getirilerek çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı. Tutuklamaya tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.
“DEVLET BÜYÜK BİR HUKUKSUZLUK SKANDALI YAŞATIYOR”
“Songül Tunçdemir Alevi örgütlenmesinde önemli figürlerinden ve derneğimizin önemli şahsiyetlerinden birisidir” diyen Kaplan “ Asıl sıkıntı gözaltı süreci ile başladı. Tek başına kızıyla yaşayan canımız, İstanbul’da apar topar gözaltına alınırken kimseye haber verilmemesi hukuksuzluğun başladığı nokta buradadır. Devlet hukuk ayağını kullanarak ülkemizde büyük bir hukuksuzluk skandalı yaşatıyor. Malatya’ya getirildikten sonra buraya geldim ve şube başkanlarımızla olayı takip ettik” dedi.
“ADALET SİSTEMİNDE GÖRÜLMEMİŞ BİR OLAY YAŞANDI”
“Malatya’da sorgu hakimliğinde ifadesi alındıktan sonra denetimli serbestlik şartı ile serbest bırakıldı” ifadelerini kullanan Kaplan, “Ama daha Adliye’den çıkmadan savcı olayı itiraz etti. Tekrar tutuklama kararı çıktı. Bu da gösteriyor ki Songül arkadaşımız diğer arkadaşlar hepsine daha önce savcılık makamı bunların tutuklanacağını önceden belirlenmiştir. Serbest bırakılan birisinin on dakika içinde tekrar tutuklanması bu güne kadar adalet sisteminde görülmemiş bir olaydır” diye ifade etti.
“BÜTÜN ŞUBELERİMİZ MÜCADELEYE BAŞLAYACAK”
Son dönemlerde Pir örgütlülüğünün siyasi ayağına önemli bir operasyonun başlatıldığına vurgu yapan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan şöyle devam etti:
“İnanç ayağımızı bir yandan yürütürken diğer yandan siyasi ayağı olan bir örgüttür. Pir Sultan örgütlülüğü ayağı Alevilerin sokaktaki vicdanıdır bu vicdana yönelik bir operasyondur. Şimdiye kadar gözaltına alınan arkadaşlarımız örgütlülüğümüzün sokak ayağını ören ve mücadelesini veren arkadaşlar. Buna karşı GYK’daki arkadaşlarımızı toplayarak buna karşı Türkiye’nin bütün illerinde bulunan şubelerimizle birlikte mücadeleye başlayacağız” diye konuştu.
PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şubesi, Erzincan şubesi yönetici ve üyelerinin gözaltına alınmasını, genel merkez yöneticilerinin evinde arama yapılmasını yazılı bir açıklama yaparak kınadı. Yazılı açıklamada, “Bizleri sosyal medya hesaplarında hedef gösterenler inancımıza ibadethanelerimize saldıranlar bilmeliler ki biz bu baskılara boyun eğmeyeceğiz” denildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Malatya Şubesi, Erzincan şubesi yönetici ve üyelerinin gözaltına alınmasını yazılı bir açıklama yaparak kınadı.
“BASKILARA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”
“PSAKD genel merkezimizin ve İnancımızın ilkeleri doğrultusunda mücadelemizi sürdüren bizlere yakın zamanda sayısız saldırılar olmuş, evlerimiz işaretlenmiş, Ege bölgesinde şube başkanlarımız ve genel merkez yöneticilerimiz hakkında soruşturmalar açılmıştır” denilen yazılı açıklamada, “Bizleri sosyal medya hesaplarında hedef gösterenler inancımıza ibadethanelerimize saldıranlar bilmeliler ki biz bu baskılara boyun eğmeyeceğiz” ifadeleri kullanıldı.
“GÖZALTI VE TUTUKLAMALAR İLE BOYUN EĞDİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”
İçinde bulunulan bu karanlık günlerde ülkeyi yönetenlerin kendileri gibi düşünmeyen kim var ise bir şekilde baskı altına almayı amaçladığını ve farklı ses çıkartan kim var ise gözaltı, tutuklama ile boyun eğdirmeye çalışıldığına dikkat çekilen yazılı açıklamada şunlar kaydedildi:
“Ohal ve Khk zulmü ile demir yumrukla ülkemizi yönetmeye çalışanlara karşı inancımızın mücadelesini sokakta, alanlarda, cemevlerimiz’de, mahallelerimizde, yürüttük ve yürütmeye de devam edeceğiz. Biliyoruz ki Laik, demokratik, özgür bir yaşama inancımızın mücadelesini yürüttüğümüz için bugün bu saldırılarla karşı karşıyız.”
“ÜYE VE YÖNETİCİLERİMİZİ SAHİPLENMEYE ÇAĞIRIYORUZ”
Gün İnancımıza kurumumuza sahip çıkma günüdür denilen yazılı açıklamada şu çağrıda bulunuldu:
“Tüm demokratik kamuoyunu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ni, üyelerimizi ve yöneticilerimizi sahiplenmeye çağırıyoruz. Gözaltılar serbest bırakılana kadar Pir Sultan Abdal Kültür Derneği genel merkezi, tüm şubeleri, yöneticileri ve üyeleri ile inancını, kurumunu yaşam alanlarını savunacaktır.” (HABER MERKEZİ)