Etiket: psakd

  • Sultanbeyli’nde Sivas Katliamı’nın 33. yılı anıldı, aşure lokması pay edildi-VİDEO

    Sultanbeyli’nde Sivas Katliamı’nın 33. yılı anıldı, aşure lokması pay edildi-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Sultanbeyli Şubesi ile Pirsu Kültür Derneği Cemevi’nin düzenlediği etkinlikte Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can anıldı, aşure lokması pay edildi. Etkinlikte, Madımak Katliamı’nda adaletin sağlanmadığı belirtilerek, “Sivas davası bir insanlık davasıdır. Bu dava biz bitti demeden bitmeyecek” mesajı verildi.

    Sultanbeyli Pirsu Kültür Derneği Cemevi’nde düzenlenen etkinlikte, Yası Kerbela Orucu’nun tamamlanmasının ardından aşure lokması pay edildi. Etkinlikte ayrıca, 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde katledilen 33 can anıldı.

    Programda yapılan konuşmalarda Kerbela ile Sivas Katliamı arasında tarihsel bağ kurularak, zulme karşı direnişin ve hakikat mücadelesinin sürdürülmesi gerektiği vurgulandı. Sivas, Maraş, Çorum, Roboskî ve Suruç katliamlarının unutulmayacağı ifade edildi.

    “MADIMAK’TA ADALET SAĞLANMADI”

    Konuşmalarda, Sivas Katliamı’nın üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanamadığı belirtilerek, zamanaşımı kararları ve katliam sanıklarının affedilmesine tepki gösterildi. Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğu vurgulanarak, “İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı olmaz. Sivas davası biz bitti demeden bitmeyecek” denildi.

    Etkinlikte Alevilerin inanç özgürlüğüne ilişkin talepler de dile getirildi. Cemevlerinin kültürel tesis olarak değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğu belirtilirken, anayasal güvenceyle ibadethane statüsüne kavuşturulması istendi.

    SURİYE VE FİLİSTİN VURGUSU

    Konuşmalarda Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar ile Filistin’de yaşanan savaş da gündeme getirildi. Halkların eşit ve barış içinde yaşama hakkının savunulması gerektiği belirtilirken, emperyalist savaş politikalarına karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.

    Etkinlikte, “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla gerçekleştirilecek anma programlarına katılım çağrısı yapılarak, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesi ve katliamın tüm sorumlularının yargılanması talepleri yinelendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD’li Arslan: Abdal Musa’da, Dersim’de dergahlarımızın kuşatılmasına izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PSAKD’li Arslan: Abdal Musa’da, Dersim’de dergahlarımızın kuşatılmasına izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Abdal Musa Anma Etkinlikleri’nde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın temsilcilerini kabul etmeyeceklerini belirterek, 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla “33 bağlama, 33 semah, 33 can” temasıyla anma gerçekleştireceklerini söyledi. Arslan, Sivas’ın ardından Dersim’de Munzur Baba ve Düzgün Baba ziyaretleri yaparak inanç merkezlerine sahip çıkacakları mesajını vereceklerini ifade etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği  (PSAKD) Antalya Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, her yıl olduğu gibi bu yıl da Antalya’daki Alevi kurumlarıyla birlikte 26, 27 ve 28 Haziran tarihlerinde Abdal Musa Dergâhı’nda olacaklarını söyledi.

    Abdal Musa’nın bütün Aleviler için büyük bir değer taşıdığını vurgulayan Arslan, “27 Haziran’da Abdal Musa’da olacağız. Programın en yoğun günü de 27 Haziran’da gerçekleştirilecek anma etkinliği olacak” dedi.

    ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN TEMSİLCİSİNİ KONUŞTURMAYIZ”

    Arslan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Abdal Musa Anması’na katılacağı yönünde bilgi aldıklarını belirterek, bu durumu kabul etmediklerini söyledi.

    Başkanlığın yetkililerinden bir kişinin anmaya katılarak konuşma yapmak istediğini ifade eden Arslan, “Biz bunu kabul etmiyoruz. Tanımadığımız bir kurumun temsilcisini orada konuşturmayız. Gelmeleri halinde protesto ederiz ve konuşmalarına izin vermeyiz” dedi.

    Dergâhların Alevi toplumuna ait olduğunu vurgulayan Arslan, “Dergâhlarımızı kuşatmalarına da teslim almalarına da izin vermeyeceğiz. Dergâhlar Alevi toplumunun dergâhları ve ziyaretgâhlarıdır” ifadelerini kullandı.

    MUHARREM CEMİMİZİ VE AŞURE LOKMALARIMIZI ABDAL MUSA’DA PAYLAŞACAĞIZ”

    Bu yıl anma etkinliklerinin Muharrem ayına denk geldiğini hatırlatan Arslan, PSAKD Altınova Şubesi olarak Muharrem cemini ve aşure lokmasını Abdal Musa Dergâhı’nda gerçekleştireceklerini söyledi.

    “Cemimizin ardından aşure lokmamızı burada dağıtacağız” diyen Arslan, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı biz buradayız, lokmamızı da buradan dağıtıyoruz, cemimizi de burada yapıyoruz diyerek Alevi kurumlarının ve Alevilerin inanç mekânlarına sahip çıktığı mesajını vereceğiz” diye konuştu.

    “33. YILDA 33 BAĞLAMA, 33 SEMAH, 33 CAN”

    2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın bu yıl 33. yılı olduğunu hatırlatan Arslan, genel merkezin aldığı karar doğrultusunda anmaların “33. yıl, 33 bağlama, 33 semah, 33 can” temasıyla gerçekleştirileceğini belirtti.

    “33 canımızı anacağız. Bu yıl anmalarımızı ’33. yıl, 33 bağlama, 33 semah, 33 can’ şiarıyla gerçekleştireceğiz” dedi.

    2 Temmuz’daki Sivas anmasının ardından bazı üyelerin Çorum’a gideceğini belirten Arslan, PSAKD Altınova Şubesi olarak ise Dersim’e geçeceklerini söyledi.

    “Bu yıl Dersim’e gitmemizin nedeni ocaklarımızı kuşatma girişimlerine karşı inanç merkezlerimize sahip çıkmaktır” diyen Arslan, iki gün boyunca Munzur Baba ve Düzgün Baba başta olmak üzere kutsal ziyaretgâhları ziyaret edeceklerini ifade etti.

    Arslan, “Buradan şu mesajı vereceğiz; Dersim’de sözüm ona 130 dede ile toplantı yapmanız bize vız gelir. Biz buradayız. Aleviler ve Alevi kurumları buradadır. Ziyaretgâhlarımıza sahip çıkıyoruz” dedi.

    “11 TEMMUZ’DA ANTALYA’DA ANMA ETKİNLİĞİ YAPACAĞIZ”

    PSAKD Antalya şubeleri olarak 11 Temmuz’da Antalya Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde geniş katılımlı bir anma etkinliği düzenleyeceklerini açıklayan Arslan, sivil toplum örgütleri ve yöre dernekleriyle görüşerek katılım çağrısı yapacaklarını söyledi.

    Arslan, “33 bağlama, 33 semah ve 33 canımızı anacağız. Sivas’ı yalnızca unutmamak ve unutturmamak için değil, aynı zamanda katliamın hesabını sormak için de hem genel merkez düzeyinde hem de yerelde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Ayşe Panuç: Gülistan Doku davasını nereye taşırlarsa taşısınlar peşini bırakmayacağız-VİDEO

    Ayşe Panuç: Gülistan Doku davasını nereye taşırlarsa taşısınlar peşini bırakmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Gülistan Doku dosyasının Erzurum’a taşınmak istenmesine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kumluca Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Panuç, davanın Dersim’den taşınmasının “sönümlenmesi” anlamına geleceğini söyledi. Panuç, “Nereye götürürlerse götürsünler kadınlar olarak her zaman Gülistan Doku’nun davasının peşinden gideceğiz” dedi.

    Türkiye’de yalnızca Gülistan Doku’nun değil, kaybedilen göçmen kadınların ve son olarak Konya’da intihar ettiği öne sürülen göçmen bir kadının ölümünün de kadın katliamlarının bir parçası olduğunu belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kumluca Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Panuç, şunları söyledi:

    “Türkiye’de kadın cinayetleri her geçen gün artıyor. Gülistan Doku dosyası ise kadınların altı yıldır sürdürdüğü mücadele sayesinde bugün hala gündemde. Eğer kadınlar bu mücadeleyi bırakmış olsaydı dosya çoktan kapanmış olabilirdi. Elbette ailesi de çok büyük bir mücadele veriyor. Bugün gelinen noktada dosyanın hala takip ediliyor olmasının en önemli nedeni bu mücadeledir.”

    “DERSİM’E ATANAN YENİ KADIN BAŞSAVCIYLA BİRÇOK NOKTA AYDINLANDI”

    Dersim’e atanan yeni kadın başsavcının göreve başlamasıyla birlikte dosyada önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Panuç, şöyle konuştu:

    “Yeni başsavcının göreve başlamasıyla birlikte birçok nokta aydınlanmaya başladı. Tam da bu aşamada davanın Erzurum’a taşınmak istenmesi söz konusuysa bunun davayı sönümlendirmeye yönelik bir adım olduğunu düşünüyorum.”

    Davaya ilişkin bütün delillerin ve olay yerinin Dersim’de bulunduğunu vurgulayan Panuç, dosyanın başka bir ile taşınmasının doğru olmadığını belirterek şunları kaydetti:

    “Bu davanın görülmesi gereken yer Dersim’dir. Çünkü olay yeri de, deliller de, soruşturmanın bütün unsurları da orada. Olayla bağlantılı herkes Dersim’de. Ben hukukçu değilim ama dosyanın başka bir yere taşınmasının hukuken de doğru olmadığını düşünüyorum.”

    “NEREYE TAŞINIRSA TAŞINSIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Gülistan Doku davasının Dersim’den taşınmasının davanın sönümlenmesi anlamına geleceğini söyleyen Panuç, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Adalet Bakanı bu dosyanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını söylemişti. Biz de bunun gereğinin yerine getirilmesini bekliyoruz. Ama davayı nereye taşırlarsa taşısınlar kadınlar Gülistan Doku’nun davasını bırakmayacak. Erzurum da olsa başka bir şehir de olsa peşinden gideceğiz. Gülistan Doku için adalet sağlanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    Cebrail ARSLAN / ANTALYA

     

  • PSAKD Genel Merkezi’nden açlık grevindeki öğretmenlere dayanışma ziyareti-VİDEO

    PSAKD Genel Merkezi’nden açlık grevindeki öğretmenlere dayanışma ziyareti-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı ve Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, Ankara’da açlık grevini sürdüren Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyelerini ziyaret ederek dayanışma mesajı verdi.

    Özel sektör öğretmenleri ile mülakat mağduru öğretmenlerin başlattığı açlık grevi sürerken, emek ve demokrasi güçlerinin destek ziyaretleri de devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi yöneticileri, Ankara’daki açlık grevindeki öğretmenlerle bir araya geldi.

    Ziyarette öğretmenlerin taleplerini dinleyen PSAKD yöneticileri, güvenceli çalışma, insanca yaşam koşulları, taban maaş hakkı ve mülakat mağduriyetinin giderilmesi taleplerinin meşru olduğunu belirtti.

    Eğitim emekçilerinin yıllardır düşük ücretler, güvencesiz çalışma koşulları ve hak kayıplarıyla karşı karşıya bırakıldığına dikkat çeken PSAKD yöneticileri, öğretmenlerin yürüttüğü mücadelenin yalnızca eğitim emekçilerinin değil, toplumun geleceğinin de mücadelesi olduğunu ifade etti.

    Açıklamalarda, öğretmenlerin hak arama mücadelesine yönelik polis müdahaleleri ve gözaltı uygulamalarının kabul edilemez olduğu vurgulanırken, demokratik taleplerin dikkate alınması ve öğretmenlerin sesine kulak verilmesi çağrısı yapıldı.

    Açlık grevindeki öğretmenler ise destek ziyaretinin kendileri için moral olduğunu belirterek, talepleri karşılanıncaya kadar mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu öncülüğünde başlatılan açlık grevi; taban maaş hakkı, güvenceli çalışma koşulları ve adil atama sistemi talepleriyle devam ediyor. Son günlerde çok sayıda sendika, demokratik kitle örgütü, siyasi parti ve meslek örgütü öğretmenlere destek ziyaretinde bulundu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin gerçekleştirdiği ziyaret de eğitim emekçilerinin sürdürdüğü hak mücadelesine verilen dayanışma desteğinin bir parçası olarak değerlendirildi.

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD’den 33. yıl çağrısı: Sivas için adalet, herkes için adalet-VİDEO

    PSAKD’den 33. yıl çağrısı: Sivas için adalet, herkes için adalet-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla Türkiye ve dünyanın birçok kentinde eş zamanlı yapılan açıklamalarda, “33 Can, 33 Yıl! Sivas İçin Adalet, Herkes İçin Adalet!” çağrısını yineledi. Açıklamada, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesi talebi bir kez daha dile getirilirken, katliamlarla yüzleşilmeden demokrasi ve toplumsal barışın mümkün olmayacağı vurgulandı.

    PSAKD Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin birçok kentinde ve dünyanın farklı ülkelerinde alanlara çıkan Alevilerin, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can için adalet talebini yinelediği belirtildi.

    Açıklamada, ” 21 Haziran’da; Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında, kalbi adaletten, özgürlükten ve eşitlikten yana atan canlarla yeniden meydanlardayız. Ülkemizin birçok şehrinde, Britanya’dan Avustralya’ya, Avrupa’nın pek çok kentinden Kıbrıs’a kadar, pirlerimizin o boyun eğmez duruşuyla alanları dolduruyoruz” denildi.

    PSAKD, 33 yıldır süren adalet mücadelesine dikkat çekerek, yaşamını yitirenlerin ailelerinin büyük bölümünün adaleti göremeden Hakk’a yürüdüğünü belirtti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “33 yıldır adalet peşindeyiz. Bu mücadelenin en önünde, büyük bir direngenlikle yürüyen ailelerimiz ne yazık ki birer birer Hakka yürüyor. En insani hakları olan adaleti göremeden, Madımak Oteli’nin bir ‘Utanç Müzesi’ olduğuna şahit olamadan, Hak ile Hak oldular.”

    “MADIMAK OTELİ DERHAL UTANÇ MÜZESİ OLMALIDIR”

    Açıklamada devlet ve hükümete seslenilerek, Madımak Oteli’nin derhal utanç müzesine dönüştürülmesi istendi.

    “Canlarımızın katledildiği, insanlığın yakıldığı o karanlık mekân, yani Madımak Oteli derhal, amasız ve fakatsız UTANÇ MÜZESİ yapılmalıdır. Hafızayı silmek isteyenlere, katliamı unutturmaya çalışan egemen akla karşı; o bina bu ülkenin yüzleşme nişanesi olana kadar bu talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “CEZASIZLIK BUGÜNÜN KARANLIĞINI BÜYÜTÜYOR”

    PSAKD açıklamasında, ülkede yaşanan demokrasi ve hukuk krizlerinin temelinde geçmişteki katliamlarla yüzleşilmemesinin yattığı savunuldu.

    “Bugün sokak ortasında katledilen kadınların, talan edilen doğamızın, derelerimizin, ormanlarımızın, halkın iradesine ipotek koyan kayyumların, hukuk darbelerinin ve irade gasplarının ana nedeni; katliamlarla hesaplaşılmaması ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirilmesidir” denilen açıklamada, “Dünü aydınlatılmayan bir ülkenin bugünü karanlık, yarını ise esarettir” vurgusu yapıldı.

    “SURİYE’DEKİ ALEVİLERE YÖNELİK SALDIRILAR AYNI ZİHNİYETİN ÜRÜNÜ”

    Açıklamada, Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Malatya, Sivas ve Gazi katliamları ile bugün Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar arasında bağ kuruldu.

    “Dün Anadolu’da Koçgiri’de, Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Malatya’da, Sivas’ta ve Gazi’de canlarımızı bizden koparan o tekçi, faşist ve gerici odak neyse; bugün Suriye’de Alevi halkına yönelik uygulanan soykırım ve vahşet de tam olarak aynısıdır” ifadeleri kullanıldı.

    “EŞİT YURTTAŞLIK MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    PSAKD, adalet mücadelesinin yalnızca Aleviler için değil, tüm halklar ve inançlar için sürdürüldüğünü belirterek, demokratik, laik ve eşit yurttaşlığa dayalı bir Cumhuriyet talebini yineledi.

    Açıklamada, “Bizim adalet mücadelemiz sadece kendimiz için değildir. Bizim kavgamız; bu topraklarda yaşayan bütün halkların, bütün inançların ve tüm ezilenlerin eşit yurttaşlık mücadelesidir” denildi.

    “UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    PSAKD açıklamasının sonunda Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 canın anısının yaşatılacağı belirtilerek şu çağrı yapıldı:

    “Katliamlarla hesaplaşılmadan demokrasi gelmez; hesaplaşacağız ve er ya da geç ama mutlaka hesabını soracağız.

    33 Can, 33 Yıl!

    Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız!

    Madımak Oteli, Utanç Müzesi Olacak!

    Sivas İçin Adalet, Herkes İçin Adalet!”

    HABER MERKEZİ

  • 21 Haziran Pazar günü 17.30’da ’33 Yıl 33 Can’ şiarıyla anmalar yapılacak-VİDEO

    21 Haziran Pazar günü 17.30’da ’33 Yıl 33 Can’ şiarıyla anmalar yapılacak-VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumlarının öncülüğünde 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı nedeniyle Türkiye’de ve Avrupa’nın bir çok kentinde 21 Haziran Pazar günü 17.30’da anma gerçekleştirilecek. Anmalara katılım çağrısında bulunan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Sende bağlamanı al gel” dedi.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nin gerici bir güruh tarafından ateşe verilmesi sonucu 33 aydın, sanatçı ve yazar ile 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi. Türkiye tarihinin en karanlık katliamlarından biri olarak hafızalara kazınan Madımak Katliamı’nın 33. yılı yaklaşırken, Alevi kurumlarının da anma programları devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi ve Alevi kurumları 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın 33. Yılında Türkiye’de ve Avrupa’nın birçok kentinde anma programı düzenleniyor.

    Türkiye’de İstanbul başta olmak üzere İzmir, Ankara, Antalya, Balıkesir gibi yerlerde eş zamanlı olarak 21 Haziran Pazar günü 17.30’da “33 Yıl 33 Can” şiarıyla anma yapacak.

    2 Temmuz’da ise Sivas’ta PSAKD Sivas Şubesi ve HBVAKV Cemevi önünde bir araya gelerek anma programı yapılacak.

    Anmalara katılım çağrısında bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Türkiye’nin bir çok merkezinde yapılan “33 Yıl 33 Can” anmalarına dikkat çekerek, İstanbul’da yapılacak anmaya herkesi bağlamayla katılmasını istedi.

    İSTANBUL’DA KADIKÖY RIHTIM 

    İstanbul’da Süreyya Operası’da toplanma Kadıköy Rıhtımda basın açıklaması yapılacak.

    İZMİR’DE KARŞIYAKA

    İzmir’de Karşıyaka İZBAN önünde bir araya gelerek Karşıyaka Çarşıya yürüyecek ve basın açıklaması yapılacak.

    ANTALYA’DA ATALOS MEYDANI

    Antalya’da Kapalı yol Halk bankasının önünde toplanıp bağlamalarla Atalos Meydanı’nda basın açıklaması yapılacak.

    Avrupa’nın birçok kentinde de aynı tarih ve saatte anma yapılacak.

     

     

  • ‘Saldırı ve asimilasyon politikalarına karşı asla geri adım atmayacağız!’ – VİDEO

    ‘Saldırı ve asimilasyon politikalarına karşı asla geri adım atmayacağız!’ – VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, iktidarın Alevileri asimile etmek için çeşitli plan ve projeleri devreye koyduğunu vurgulayarak saldırılara ve asimilasyon politikalarına karşı Aleviler ve kurumları olarak mücadeleden geri adım atmayacaklarını belirtti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, Alevi inancına ve sembol alanlarına yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ VE CEMEVİ BAŞKANLIĞINI KURDULAR”

    Geçmişte Alevileri yok etmek için çok projelerin hayata geçirildiğini belirten Arslan, “Katliamlarla başladılar ama ne yaptılarsa bitiremediler. Şimdi ülkeyi yönetenler politikalarını değiştirdi. ‘Asimilasyon belki bunları bitiririz’ dediler. Alevileri asimile etmek için Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığını kurdular. Bizden de oraya bağlanmamızı talep ettiler. ‘Buraya bağlanın her şeyiniz karşılansın’ dediler. Alevi ve kurumlarının bu tür yerlere bağlanmasının söz konusu olmaz. Çünkü Alevi inancı özgün bir inanç. Kendisine has bağımsız bir inançtır” dedi.

    “ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEK İÇİN ÇEŞİTLİ PLAN, PROJELER UYGULUYORLAR”

    4 Mayıs Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde Dersim’de 130 dede ile toplantı yapıldığını hatırlatan Arslan, “Niye Dersim’de yapıyorlar? Çünkü Dersim Aleviler için çok kıymetli, çok değerli bir yerdir. Bizim ocaklarımız Dersim’den her yere dağıldı. Bizim ocaklarımız oradan geliyor. Birçok ocağın Dersim’den çıktığını bildikleri için, Alevileri asimile etmek için çeşitli plan, projeler uyguluyorlar” şeklinde ifade etti.

    “MÜCADELEMİZDEN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    Saldırılara ve asimilasyon politikalarına karşı Aleviler ve kurumları olarak gerekeni yapacaklarını vurgulayan Arslan, şunları dile getirdi:

    “Bize teslim olun diyorlar. Ama biz teslim olmayacak direnecek mücadelemizi yapacağız. Biz mücadelemizden geri dönmeyeceğiz. Bu ülkede Aleviler vardır. Aleviler haktır ve teslim olmazlar, teslim alamazlar diyoruz. Bu yanlış kararlarından da vazgeçsinler. Biz toprak, memleket isteme derdimiz yok. Biz ‘Eşit Yurttaşlık’ istiyoruz. Bu ülkenin kaynaklarından eşit bir şekilde yararlanalım istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Hidayet Yıldırım’dan 2 Temmuz çağrısı: 33 canı unutmadık, unutturmayacağız-VİDEO

    Hidayet Yıldırım’dan 2 Temmuz çağrısı: 33 canı unutmadık, unutturmayacağız-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Sivas Şube Başkanı Hidayet Yıldırım, 2 Temmuz Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla yayımladığı görüntülü mesajda, tüm demokrasi, emek ve insan hakları savunucularını Sivas’a çağırarak, “2 Temmuz’da Sivas’ta olmak gericiliğe, ırkçılığa ve emperyalizme karşı mücadele etmektir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sivas Şube Başkanı Hidayet Yıldırım, 2 Temmuz Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla görüntülü bir mesaj yayımladı. Yıldırım, katliamda yaşamını yitiren 33 canı anmak için tüm yurttaşları 2 Temmuz’da Sivas’ta buluşmaya çağırdı.

    2 Temmuz’un yalnızca bir anma günü olmadığını vurgulayan Yıldırım, Madımak’ta yaşamını yitirenlerin mücadelesine sahip çıkmanın aynı zamanda eşitlik, özgürlük ve kardeşlik mücadelesini büyütmek anlamına geldiğini belirtti.

    “2 TEMMUZ’DA SİVAS’TA OLMAK GERİCİLİĞE KARŞI DURMAKTIR”

    Yıldırım, mesajında şu ifadelere yer verdi:

    “2 Temmuz’da Sivas’ta olmak, gericiliğe, ırkçılığa ve emperyalizme karşı mücadele etmektir. 2 Temmuz’da Sivas’ta olmak, vahşi madenciliğe karşı durmak demektir. 2 Temmuz’da Sivas’ta olmak, halkların kardeşliğini savunmak, barış içerisinde birlikte yaşamı savunmak demektir.”

    “TÜM CANLARI SİVAS’A BEKLİYORUZ”

    Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin unutulmadığını ve unutturulmayacağını vurgulayan Yıldırım, mesajının sonunda şu çağrıyı yaptı:

    “2 Temmuz’da tüm canları; Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında emekten, demokrasiden, insan haklarından yana olan herkesi Sivas’ta, Madımak önünde 33 canımızı 33. yılında anmaya davet ediyoruz. Onları unutmadık, unutturmayacağız.”

    Yıldırım, 2 Temmuz’da Sivas’ta gerçekleştirilecek anmanın, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anısına sahip çıkmanın yanı sıra eşitlik, adalet ve barış talebinin de güçlü bir şekilde dile getirileceği bir buluşma olacağını ifade etti.

    PİRHA/SİVAS

     

  • PSAKD’li Aksoy: Nafakaya saldırı kadınları şiddete ve yoksulluğa mahkum etme girişimidir-VİDEO

    PSAKD’li Aksoy: Nafakaya saldırı kadınları şiddete ve yoksulluğa mahkum etme girişimidir-VİDEO

    PİRHA- Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesine tepki gösteren PSAKD Antalya Şube Kadın Sekreteri Hatice Demir Aksoy, nafakanın bir zenginleşme aracı olmadığını belirterek, “Kadının görünmez emeğinden yararlanıp ev işlerini, çocuk ve yaşlı bakımını kadının sırtına yükleyen sistem, boşanmak istediğinde de onu işsiz ve güvencesiz bırakıyor” dedi.

    Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Kadın Sekreteri Hatice Demir Aksoy, söz konusu kararın kadınların ekonomik güvencesini hedef aldığını söyledi. Nafakanın boşanma sonrası yoksulluğa düşen tarafın yaşamını sürdürebilmesi için verilen bir destek olduğunu vurgulayan Aksoy, iktidarın ve ataerkil sistemin kadınları eve kapatmayı amaçladığını ifade etti.

    “ATAERKİL SİSTEM KADINI EVE HAPSETMEK İSTİYOR”

    Nafakanın bir zenginleşme aracı olmadığını belirten Hatice Demir Aksoy, “Evlilik kurumu sona erdiğinde, boşanma gerçekleştiğinde yoksul tarafın geçimini sağlayabilmesi için diğer tarafın ödediği bir miktar ücrettir. Bu bir zenginleşme aracı değil tam tersine geçimini sağlayamayan yoksul tarafa verilen bir destektir” dedi.

    Ataerkil sistemin kadınları eve hapsetmeyi amaçladığını söyleyen Aksoy, “Kadının görünmez emeğinden yararlanıp ev işlerini, çocuk ve yaşlı bakımını kadının sırtına yükleyen sistem, kadın boşanmak istediğinde onu işsiz ve güvencesiz bırakıyor” ifadelerini kullandı.

    “VERİLEN NAFAKA İLE BİR KADININ GEÇİMİNİ SAĞLAMASI MÜMKÜN DEĞİL”

    Mevcut nafaka miktarlarının bir kadının geçimini sağlamaya yetmediğini belirten Aksoy, “Sadece yoksulluğu bir nebze hafifletmeye yarayan bir ödeme olmasına rağmen öyle bir algı yaratıldı ki sanki kadınlar nafakayla zenginleşiyormuş gibi gösteriliyor. Oysa böyle bir durum yok” diye konuştu.

    Kadınların “kutsal annelik” söylemiyle eve kapatıldığını belirten Aksoy, “İyi anne, iyi eş rolü üzerinden kadının evde kalması teşvik edilirken erkeğin dışarıda çalışması normalleştiriliyor. Böylece kadın ücretsiz ev işçisi olarak çalıştırılıyor” dedi.

    “NAFAKAYI ALANLAR ÇOĞUNLUKLA ERKEKLER OLSAYDI KIYAMET KOPARDI”

    Kadınların istihdamdan uzaklaştırıldığını vurgulayan Aksoy, “Kadın eve hapsedildiği için boşanmak istemesin, boşanacak gücü kalmasın isteniyor. Nafakaya yönelik saldırılar da bunun bir parçası” dedi.

    “Eğer nafakayı çoğunlukla erkekler alıyor olsaydı ve bu hak ortadan kaldırılsaydı ortalık kıyamete dönerdi” diyen Aksoy, nafakanın öneminin o zaman daha yüksek sesle savunulacağını ifade etti.

    Boşanma sonrasında ekonomik güvencesi olmayan kadınların büyük bir çıkmazla karşı karşıya kaldığını belirten Aksoy, “Yoksul, eve kapatılmış ve ücretsiz emek veren kadın boşandığında ne yapacak? Hiçbir şey yapamayacak. Bu yüzden de boşanamayacak” dedi.

    “BOŞANMALARIN ÖNÜNÜ KESMEK İSTİYORLAR”

    Nafakanın hedef alınmasının boşanmaların önünü kesmeye yönelik olduğunu savunan Aksoy, çocuklar için verilen iştirak nafakasının da son derece düşük olduğunu belirterek, “Çocuğun bakım yükü çoğunlukla annede kalıyor. Anne hem çocuğuna bakacak hem düzenli bir iş bulmaya çalışacak hem de nafaka alamayacak. Bu durumda ne olacak? Mecburen şiddete katlanmak zorunda bırakılacak” dedi.

    Boşanmaların önemli bir bölümünün ev içi şiddet nedeniyle gerçekleştiğini hatırlatan Aksoy, “Kadınlar şiddetten kurtulmak için boşanıyor. Ancak bugün kadının her türlü şiddete rağmen boşanmasının önüne geçilmeye çalışılıyor” diye konuştu.

    “SÜRESİZ NAFAKA DİYE BİR ŞEY YOK”

    Nafakayla ilgili kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulduğunu söyleyen Aksoy, “Kimsenin nafakayla zenginleştiği görülmemiştir. Bunun bir örneği yoktur. Birkaç istisnai örnek üzerinden tüm kadınların hakkı hedef alınıyor. Ayrıca iddia edildiği gibi süresiz nafaka diye bir durum da yoktur” dedi.

    Nafakanın yoksullaşan tarafın yaşamını sürdürebilmesi için verildiğini belirten Aksoy, “Kişi işe girdiğinde, ekonomik olarak güçlendiğinde ya da yeniden evlendiğinde zaten nafaka kesiliyor” ifadelerini kullandı.

    “AMAÇ KADINI EVE BAĞLAMAK”

    Nafakaya yönelik tartışmaların arkasında kadın emeğini denetleme isteğinin bulunduğunu savunan Aksoy, “Ev içindeki bütün yükü kadına vermek istiyorlar. Kadın çocuk bakımını, yaşlı bakımını, ev işlerini ücretsiz yapsın, her türlü şiddete ve baskıya sessiz kalsın, boşanamasın isteniyor. Yapılmak istenen tam olarak budur” dedi.

    “MÜCADELE ETMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK”

    Kadınların kazanılmış haklarını korumak için mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Hatice Demir Aksoy, “Erkek egemen sistemin baskısı sürekli üzerimizde. Bu nedenle kadınlar olarak dayanışmayı büyütmek, ortak mücadele yürütmek ve haklarımızdan vazgeçmemek zorundayız. Çünkü artık sadece yeni haklar kazanma mücadelesi vermiyoruz, mevcut haklarımızı da korumaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    Kadınların giderek daha fazla yoksullaştırıldığını ve hak kayıplarına uğradığını ifade eden Aksoy, “Eşit koşullarda yaşayabilmek, hayata tutunabilmek ve haklarımızı koruyabilmek için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Barış Çelik: Türkiye’nin aydınlık yarınlara ulaşması için barışı kucaklaması gerekiyor-VİDEO

    Barış Çelik: Türkiye’nin aydınlık yarınlara ulaşması için barışı kucaklaması gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin önemli bir fırsat olduğunu belirterek, “Artık ölümlerin olmadığı, kanın akmadığı bir yaşam istiyoruz. Toplumsal barışı Türkiye’de yaşayan bütün halklar birlikte kucaklamalı” dedi.

    Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, Türkiye’de yürütülen barış sürecinin önemli bir adım olduğunu söyledi. Daha önceki çözüm süreçlerini hatırlatan Çelik, yaklaşık 1,5 yıldır ölüm haberlerinin gelmemesinin sürecin en önemli kazanımlarından biri olduğunu belirtti.

    Türkiye’de yaşayan bütün halkların barış sürecini önemsediğini ifade eden Çelik, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini yineleyerek, başta Dersim olmak üzere Sivas, Çorum ve Maraş katliamlarıyla devletin yüzleşmesi gerektiğini vurguladı.

    AKP’nin eski milletvekillerinden Hüseyin Çelik’in bir televizyon programında Dersim adının iade edilmesi gerektiğine ve Dersim’de yaşananların bir katliam olduğuna ilişkin açıklamalarını hatırlatan Çelik, Dersim isminin yeniden iade edilmesini istedi.

    “DEVLETİN YASAL ADIM ATMASINI BEKLİYORUZ”

    Kürt hareketinin süreç kapsamında gerekli adımları attığını ancak devlet tarafından henüz somut adımların gelmediğini belirten Çelik, bunun toplumda “Süreç yeniden sekteye mi uğrayacak?” endişesi yarattığını söyledi.

    Yasal düzenlemelerin önemine dikkat çeken Çelik, cezaevlerinde bulunan siyasetçilerin, gazetecilerin ve düşüncelerinden dolayı tutuklu bulunan kişilerin serbest bırakılması gerektiğini ifade etti.

    Toplumsal barışın ancak toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla mümkün olacağını belirten Çelik, şunları söyledi:

    “Toplumsal barış sürecinde Kürt’ü, Türk’ü, Alevi’si, Sünni’si demeden hepimiz bu süreci kucaklamalıyız. Toplumsal barışın kazananı Türkiye halkları olacaktır. Barış sadece Kürtlere ya da Alevilere değil; Gürcülere, Boşnaklara ve bu ülkede yaşayan tüm halklara kazandıracaktır. 72 millet barışı kucaklayacaktır.”

    Çelik, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

    “Türkiye’nin aydınlık yarınlara özgür düşünceyle barışı kucaklaması gerekiyor. Artık ölümlerin olmadığı, kanın akmadığı bir yaşam istiyoruz.”

    Semra ACAR-İZMİR

     

  • Ape Aziz Dede anmasında “Cemevi Başkanlığı” krizi: PSAKD alanı terk etti-VİDEO

    Ape Aziz Dede anmasında “Cemevi Başkanlığı” krizi: PSAKD alanı terk etti-VİDEO

    PİRHA- Adıyaman’da düzenlenen Ape Aziz Dede anma programında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı temsilcilerinin de yer alması tartışmaya neden oldu. Pir Sultan Abdal Derneği Adıyaman Şubesi, kurumun davet edilmesini protesto ederek etkinlik alanını terk etti.

    Adıyaman’da gerçekleştirilen Ape Aziz Dede anma programında yaşanan tartışma, Alevi kurumları ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı arasındaki gerilimi bir kez daha gündeme taşıdı. Programa başkanlık temsilcilerinin katılması üzerine söz alan Pir Sultan Abdal Derneği (PSAKD) Adıyaman Şube Başkanı Ali Sekman, kurumlarının söz konusu başkanlığa yönelik tutumunun net olduğunu belirterek tepki gösterdi.

    Ali Sekman, Alevi Bektaşi Federasyonu bileşenlerinin iki yıldır Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile herhangi bir ortak çalışma yürütmediğini hatırlattı. Geçen yıl aynı gerekçeyle anma etkinliğine katılmadıklarını ifade eden Sekman, bu yıl ise program afişlerinde başkanlık temsilcilerinin yer almadığını belirterek davet edildiklerini sonradan öğrendiklerini söyledi.

    Sekman, “Pir Sultan Abdal örgütü olarak bunu kabul etmiyoruz. Alevi toplumunun asimile edilmesini kesinlikle kabul etmiyoruz. Cem evlerinin bazı ihtiyaçlarının karşılanması üzerinden inancımıza yön vermeye çalışan bir kurumu da kabul etmiyoruz” dedi.

    Programda söz alan etkinlik organizatörlerinden bir temsilci ise Alevi toplumunun farklı kesimlerini dışlamadıklarını belirterek, “Biz bütün insanlara kucak açıyoruz. Kimseye karşı ön yargımız yoktur. Bizim tercihimiz kendi insanlarımız arasındaki çelişkilere odun taşımak değil, insanlarımızı bir arada tutmaktır” ifadelerini kullandı.

    Aynı konuşmada, etkinliği düzenleyen kurumun herhangi bir federasyona bağlı olmadığı vurgulanırken, “Sizleri davet ettiğimiz gibi onları da davet ettik. Buyurdular geldiler. Biz hiçbir federasyona bağlı değiliz, onların aldığı kararlar bizi bağlamaz” denildi.

    Karşılıklı açıklamaların ardından Pir Sultan Abdal Derneği Adıyaman Şubesi üyeleri program alanını terk etti. Şube Başkanı Ali Sekman, alanı terk etmeden önce yaptığı konuşmada, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı “Alevi toplumunu asimile etmeye çalışan bir yapı” olarak değerlendirdiklerini belirterek, bu kurumla birlikte hareket eden yapıları teşhir etmeyi sürdüreceklerini söyledi.

    HABER MERKEZİ

  • Alevi kurumları: İnanç kimliği üzerinden siyaset ve nefret dili kabul edilemez-VİDEO

    Alevi kurumları: İnanç kimliği üzerinden siyaset ve nefret dili kabul edilemez-VİDEO

    PİRHA – AKD Samandağ Şube Başkanı Kenan Kahiloğulları ve PSAKD Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek, Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi inancına dönük nefret söylemine tepki göstererek, “Biz Alevi hak mücadelesi veren kurumlar olarak Alevi kimliği ön plana sürülerek yapılan hakaretleri ve genelleme yapılıp bütün Alevileri içine alan nefret söylemini asla kabul etmiyoruz” dediler.

    CHP içinde son günlerde yargı kararları ve ‘mutlak butlan’ tartışmalarıyla tırmanan kriz ile genel merkez binasına yönelik gerçekleştirilen polis müdahaleleri, Alevi kurumlarının tepkisini çekti. Süreçle birlikte ‘Mutlak butlan’ kararı sonrası CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği hedef alınarak sosyal medyada ve çeşitli mecralarda üretilen nefret söylemlerine karşı Alevi örgütleri tepki gösterdi.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Samandağ Şube Başkanı Kenan Kahiloğulları ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek, yaşanan antidemokratik uygulamaları ve inanç kimliği üzerinden yürütülen nefret kampanyalarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “SEÇİMLE BELİRLENMİŞ YÖNETİMİN ALAŞAĞI EDİLMESİ DEMOKRASİ AYIBIDIR”

    AKD Samandağ Şube Başkanı Kenan Kahiloğulları, CHP içerisinde ‘mutlak butlan’ gerekçesiyle şekillenen mevcut hukuki ve siyasi durumu bir “demokrasi ayıbı” olarak nitelendirdi. Seçimle iş başına gelmiş bir yönetimin mahkeme kararlarıyla saf dışı bırakılmasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kahiloğulları, şunları söyledi,

    “Bugün itibarıyla mutlak butlanla ilgili olan süreç bir demokrasi ayıbıdır. Asla ve asla kabul edilemez. Seçimle belirlenmiş bir yönetim mahkeme eliyle ve mahkemeden de öte kanunsuz bir şekilde, hukuksuz bir şekilde alaşağı edilip bir önceki genel başkan haksız bir şekilde o koltuğa oturtuldu. Bunu bütün Türkiye görüyor.”

    “KILIÇDAROĞLU BÜTÜN ALEVİ TOPLUMUNU TEMSİL EDEMEZ”

    Krizle birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nun şahsında tüm Alevi toplumunu hedef alan genellemelere ve nefret söylemine sert tepki gösteren Kahiloğulları, siyasetin inanç kimliklerinden bağımsız yürütülmesi gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Biz Alevi hak mücadelesi veren kurumlar olarak Alevi kimliği ön plana sürülerek yapılan hakaretleri ve genelleme yapılıp bütün Alevileri içine alan hakaretlerin yapılmasını asla ve asla kabul edemeyiz. Kemal Kılıçdaroğlu da bütün Alevi toplumunu temsil edemez. Bugün itibarıyla kendisi siyaset yapıyor. Siyasi mücadele içinde olan bir kişinin mezhebi üzerinden genelleme yapıp hakaret edilmesini asla kabul edemeyiz.”

    “NEDEN KILIÇDAROĞLU KONUŞULURKEN ALEVİLİK HEDEF ALINIYOR?”

    PSAKD Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek de sosyal medyada yükselen nefret söylemlerinin doğrudan Alevi toplumunun inancına yönelik bir saldırıya dönüştüğünü ifade etti. Türkiye’nin siyasi tarihinde sağ ve Sünni siyasetçilerin yönetimlerinin hiçbir zaman inanç kimlikleriyle eleştirilmediğini hatırlatan Erkek, çifte standarda tepki gösterdi:

    “Ne gariptir ki senelerdir Türkiye’yi sağ ve Sünni kesim yönetiyor ama hiçbir zaman sosyal medyada ya da başka mecralarda hiç kimse ‘Sünni Başbakan’ ya da ‘Sünni Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel şunu söyledi’ gibi şeyler söylemedi bugüne kadar. Neden Kemal Kılıçdaroğlu konuşulurken Alevilik konuşuluyor? Neden Alevilere hakaret ediliyor? Sanki Alevilik eşittir Kemal Kılıçdaroğlu… Yok öyle bir şey.”

    “SİYASİ PARTİNİN KAPILARININ KIRILMASI FAŞİZMDİR”

    Cumhuriyet Halk Partisi veya herhangi bir siyasetçi ile Aleviliğin özdeşleştirilmesinin doğru olmadığını; eleştirilerin inançlara değil, kişilerin siyasi pratiklerine yöneltilmesi gerektiğini belirten Erkek, parti binasına yönelik gerçekleştirilen kolluk kuvveti müdahalesini de faşizan bir uygulama olarak niteledi:

    “Kemal Kılıçdaroğlu eşittir Alevi toplumu değildir. Kemal Kılıçdaroğlu Alevi olabilir ama bir siyasetçidir. Cumhuriyet Halk Partisi eşittir Alevilik değildir. Herkes kimi eleştiriyorsa onu zikretsin, onu konuşsun. Alevi toplumu şuna tepki gösterir: Kurumsal bir siyasi partinin polis zoruyla kapılarının, pencerelerinin kırılarak içeri girilmesini asla kabul etmiyoruz. Bu faşizanca bir harekettir, faşizmdir. Yapılan baskınları da şiddetle kınıyoruz.”

    Cevahir FINDIK/SAMANDAĞ-ANTEP

  • PSAKD: Çorum Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız!

    PSAKD: Çorum Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız!

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, yazılı açıklama yaparak Çorum Katliamı lanetleyerek, hayatını kaybedenleri andı. Açıklamada, toplumsal barışın inşası için faillerin yargılanması istendi. 

    Çorum’da faşistler tarafından 1980 Mayıs-Temmuz aylarında yapılan katliam sonucu çoğu Alevi olmak üzere resmi kaynaklara göre 57 yurttaş yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı. Saldırılar sonucu Alevi ve solculara ait çok sayıda ev ve işyeri de kullanılamaz hale getirildi.

    “DEVLETİN KOLLUK GÜÇLERİ SALDIRGANLARDAN YANA OLMUŞTUR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Çorum Katliamı’nın başlangıç tarihi olan 27 Mayıs vesilesiyle yazılı açıklama yaptı.

    1980 yılında Çorum’da yaşanan katliamın lanetlendiği açıklamada yaşamını yitirenler anıldı. Katliamın sadece Alevi yurttaşlara değil, birlikte yaşama inancına yöneltilmiş  bir saldırı olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “1980 Mayıs ve Temmuz ayları arasında sistematik olarak uygulanan bu saldırılarda onlarca insanımız yaşamını yitirmiş, yüzlercesi yaralanmış, evler yakılmış, mahalleler kuşatma altına alınmıştır. Devletin kolluk güçleri ise, ne yazık ki yine mazlumların yanında değil, saldırganların gölgesinde durmuştur.”

    “HAKİKATLE YÜZLEŞMEDEN TOPLUMSAL BARIŞ İNŞA EDİLEMEZ”

    Çorum,  Maraş, ve Sivas Katliamı gibi katliamların faillerinin yargı önüne çıkarılması çağrısı yapılan açıklamada, “Hakikatle yüzleşmeden, adaletsizliğe sessiz kalınarak gerçek bir toplumsal barış inşa edilemez. Unutmak, bir daha yaşanmasına zemin hazırlar. Bu nedenle, yaşanan acılarla yüklendiğimiz mücadeleyi diri tutmak, yalnızca geçmişteki canlarımızın değil, gelecekteki kuşakların da özgür ve eşit bir ülkede yaşama umududur” ifadeleri kullanıldı.

    HABER MERKEZİ

     

     

  • PSAKD’li Eren: Örgütlerimiz gerici zihniyete karşı köylerde ilişki ağını geliştirmeli!-VİDEO

    PSAKD’li Eren: Örgütlerimiz gerici zihniyete karşı köylerde ilişki ağını geliştirmeli!-VİDEO

    PİRHA- Alevi toplumunda büyük tartışmalara neden olan ‘Dedeler Zirvesi’ne sert tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Bu noktaya nasıl gelindi? Bu insanlar neden buraya gitti?” sorusunun çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “Örgütlerimizin İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’daki köylerde mümkün olduğunca ilişki ağını geliştirmeleri, toplantılar yapmaları, insanları bu gerici zihniyetin baskısından kurtarmaları ve örgütlemeleri gerekiyor” dedi.

    Tunceli Valiliği ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının ortaklaşa düzenlediği ‘Dedeler Zirvesi’, Alevi kurumları ve ocak mensupları tarafından tepkiyle karşılandı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, 4 Mayıs’ta simgesel bir günde özellikle Dersim’de iktidarın kurduğu bir alternatif Alevi örgütünün etkinliğine katılmasının nedenlerini ortaya çıkarmak gerektiğini ifade etti.

    “MUHASEBESİNİ YAPMAK ZORUNDAYIZ”

    Dersim’de ‘Dedeler Zirvesi’ni yapılmasını Alevi hareketinin ilk önce kendi içinde bir muhasebe yapması gerektiğini vurgulayan Atakan Eren, “Çünkü bu konuda insanları birey olarak yargılamaktan çok bir mantığın yargılanması gerekiyor” dedi.

    “Bu noktaya nasıl gelindi? Bu insanlar neden buraya gitti?” sorusunun çok önemli olduğuna dikkat çeken Eren, “Yani tabii ki bu insanları düşkün ilan etmek benim ya da bir başkasının görevi değil. Bu Alevi örgütlerinin, Alevi geleneğinin, Alevi Yol’unun görevidir. Bu noktada karar verebilecek insanlar da bellidir. Ama örgütlerimizin ilk önce kendi içinde bunun bir muhasebesini yapmalı. Biz bu noktaya nasıl geldik? Bu insanlar neden 4 Mayıs’ta simgesel bir günde, özellikle Dersim’de iktidarın etkinliğine katıldılar?” diye belirtti.

    ALEVİ KURUMLARI BİR AN ÖNCE DEDELERE YÖNELİK EĞİTİM ÇALIŞMASI BAŞLATMALI”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Alevileri asimile etmenin bir parçası olarak kurulduğunu belirten Eren, Alevi örgütlerinin bu konu ile ilgili bir çalışma yapması gerektiğini vurgulayarak, “Özellikle inanç kurullarının bu konuyla ilgili ilgili bir çalışma yapması gerekiyor. Cemevlerinde görev yapan dedelerin ya da diğer arkadaşlarımızın sıkı bir eğitimden geçilmesi gerekiyor” dedi.

    “DEDELER ZİRVESİNE KATILANLARIN TESPİT EDİLMESİ GEREKİYOR”

    4 Mayıs’ta Dersimde yapılan Dedeler Zirvesine katılan dedelerin kimler olduğunun tespit edilmesi gerektiğini dile getiren Eren, “Evet bu insanlar oraya gitmişler, bir toplantıya katılmışlar. Bu insanlar kim? Bu insanlar neden o toplantıya gitti? Bu insanların tarihsel süreci neydi? Bu insanlar ne istiyor? Bunun araştırılması, bunun kamuoyuna açıklanması gerekiyor. Sadece eleştirmek yetmiyor. Sadece bu insanlara Yol düşkünü demek yeterli bir çözüm değil” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİ KURUMLARI ZAMAN KAYBETMEDEN ALANA DÖNÜK ÇALIŞMALAR YÜRÜTMELİ”

    Alevi kurumlarının alana inmek zorunda olduğunu vurgulayan Eren, “Kendi örgütlerinin içine dönmek zorundalar. Kendi iç eğitimlerini tamamlamak zorundalar. Biz maalesef bunları yapamıyoruz. Şu anda örgütlerimiz sosyal medyadan bildiri yayınlamakta, basın açıklaması yayınlamakta. Onun dışında bir şey yapamıyoruz. Yani bu doğru bir yöntem ve doğru bir metot değil” diye belirtti.

    “HALKI BİLİNÇLENDİRMEK İÇİN ALEVİ KURUMLARINA BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR”

    PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Örgütlerimizin İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’daki köylerde mümkün olduğunca ilişki ağını geliştirmeleri, buralara insanları göndermeleri, toplantılar yapmaları, insanları bu gerici zihniyetin baskısından kurtarmaları ve örgütlemeleri gerekiyor.

    Bu noktada direnç göstermek zorundayız ve herkese görev düşüyor. Federasyondaki tüm örgütlere, tüm Alevilere, tüm devrimci, demokratlara görev düşüyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Atakan Eren: Şiddet sarmalının önüne emek ve demokrasi güçleri geçebilir -VİDEO

    Atakan Eren: Şiddet sarmalının önüne emek ve demokrasi güçleri geçebilir -VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, okullarda ve yaşamın her alanında artarak devam eden şiddet olaylarına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Eren, eğitim sistemindeki çöküşe, popüler kültürün ve medyanın şiddeti körüklemesine dikkat çekerek bu sarmaldan çıkışın ancak emek ve demokrasi güçlerinin mücadelesiyle mümkün olacağını vurguladı.

    Okullarda ve yaşamın her alanında tırmanan şiddet olaylarını değerlendiren PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, eğitimde yaşanan şiddetin kökenlerinin çok eskilere dayandığını belirterek özellikle 12 Eylül darbesinden sonra geliştirilen sürece bakmak gerektiğini ifade etti. Türkiye’deki mevcut sistemi ve toplumsal yapıyı eleştiren Eren, şiddetin artık hayatın her alanına yayıldığını dile getirdi.

    “TÜRKİYE’DE ŞİDDET SADECE OKULDA DEĞİL YAŞAMIN HER ALANINDA SÖZ KONUSU”

    Bu ülkede okulların ticarethaneye dönüştüğü dönemleri yaşadıklarını belirten Eren, şunları söyledi:

    “Eğitimin kaliteli olmadığı okulların ticarethaneye dönüştüğü dönemleri yaşadık ve hala da yaşıyoruz. Şiddet konusuna gelince şiddet artık Türkiye’de toplumsal bir metafor olarak var. Türkiye’de sadece okulda değil her yerde ailede sokakta, üniversitede hastanelerde, iş yerlerinde  her yerde var.”

    Sistemin şiddeti körüklediğini belirten Eren, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sistem bunu pompalıyor. Eğitim dibe vurmuş durumda insanlara verebileceği hiçbir şey de kalmadı. Çünkü her şey paralı eğitime dönüştürüldü. Türkiye’deki eğitim sisteminin çökmesi ve Türkiye’de popüler kültürün insanları hızlı bir şekilde şiddete yöneltmesi ve tüm televizyonlarda, yayın organlarında, sosyal medyada her gün şiddet haberleri, şiddet olayları var. Dizileri izlediğiniz zaman herkes mafya, herkesin belinde silah.  Bu noktada da bu genç insanların bundan etkilenmemesi mümkün değil.”

    “HAKKINI ARAYAN HERKES GÖZALTINA ALINIP TUTUKLANIYOR”

    Türkiye’de hakkını arayan insanları gözaltına alıp tutuklayan bir anlayışın var olduğunu belirten Atakan Eren, konuşmasının devamında şu vurguları yaptı:

    “Bu ülkede silahla gezen, insanları tehdit eden, silahlı bir hayat kurmaya çalışan insanları özendiren bir sistem var.  Bu noktada da şiddetin olması çok normaldir. Bunu değiştirecek olan da insanlardır. Bu sistemi ancak emek ve demokrasi güçleri değiştirebilir. Başka türlü bu şiddet sarmalının önüne geçmenin pek mümkünatı yok.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • PSAKD Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek: Dersim’de yapılan toplantı Aleviliğe ihanettir! – VİDEO

    PSAKD Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek: Dersim’de yapılan toplantı Aleviliğe ihanettir! – VİDEO

    PİRHA – PSAKD Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Dersim’de gerçekleştirdiği toplantıya tepki gösterdi. Kurumu “asimilasyon merkezi” olarak nitelendiren Erkek, “Dede talibinden rızalık almadan talibi adına hiçbir şey yapamaz. Biz bu toplantıya katılanları dede olarak görmüyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antep Şube Başkanı Mehmet Erkek, Alevi kurumlarının tüm itirazlarına rağmen kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın faaliyetlerini ve Dersim’de gerçekleştirilen “Dedeler Zirvesi”ni PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KATLİAMLARLA BİTİREMEDİKLERİNİ ASİMİLASYONLA YOK ETMEK İSTİYORLAR”

    Erkek, başkanlığın kuruluş sürecini ve amacını şu sözlerle eleştirdi:

    “Bundan 4 yıl önce AKP hükümeti bugüne kadar katliamlarla yok edemedikleri, bitiremedikleri Alevileri asimile ederek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu; Alevi kurumlarının büyük uyarılarına rağmen, ikazlarına rağmen, mitinglerine rağmen, protestolarına rağmen, basın açıklamalarına rağmen. Bizi önemsemediler, kaale almadılar ve Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı’nı kurdular. Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı bir asimilasyon kurumudur. Yaptıkları göz önündedir.”

    “CEMEVLERİNE KENDİ TABELALARINI KOYDULAR”

    Kurumun köylerde yürüttüğü faaliyetlerin bir rıza inşası değil, “kandırmaca” olduğuna dikkat çeken Erkek, şunları kaydetti:

    “İlk icraatları kaymakamlıklar, güvenlik kuvvetleri ve valilikler marifetiyle Alevi köylerini dolaşarak, Alevi köylerinde toplantılar yaparak ‘Devlet bugüne kadar sizi tanımıyordu, bundan sonra sizi tanıyacak. Sizin ihtiyaçlarınızı karşılayacağız’ diye yalan sözlerle halkı kandırmaya çalıştılar. Ve her gittikleri yerde resimler çektirdiler. Köylülerin konuşmadığı şeyleri konuşuyor gibi yansıttılar. ‘1580 tane cemevinin ihtiyaçlarını karşıladık’ dediler. Aslında öyle değildi. Köylülerin kendi imkanlarıyla yapmış olduğu cemevlerine kendi tabelalarını koydular.”

    “DEDELERE MAAŞ BAĞLAMAK İSTİYORLAR”

    Toplantının esas amacının dedelere maaş bağlamak olduğunu belirten Erkek, eleştirilerini şöyle sürdürdü:

    “Bu ceberrut kurumun son icraati; bundan 89 yıl önce Dersim’de yapılan soykırımın yıl dönümünde, Dersim’in merkezinde bir toplantı yapmak oldu. Hiç talibi olmayan bir kısım kendini dede olarak lanse eden, toplumda karşılığı olmayan yaklaşık 130 tane kişiyi 4 Mayıs’ta, yani Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde Dersim’in merkezine toplantıya davet ettiler. Toplantının esas mahiyeti dedelere maaş bağlamaktı. Oysa tüm Alevi kurumları, tüm demokratik kitle örgütleri, Dersim halkı, Dersim Tertelesi’nin 89. yılında anma etkinlikleri yapıyordu. Devletin bu katliamlarla yüzleşmesini talep ediyorlardı. Ama Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bütün bunlara rağmen bile bile Dersim Katliamı’nın yıl dönümünde bu insanları toplantıya çağırdı.”

    “MAAŞLI DEDELİK YOL’A İHANETTİR”

    Alevilikte dedelik makamının devlet güdümüne giremeyeceğini vurgulayan Erkek, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi: ‘İlle de bir dostun gülü yaralar beni.’ Bizi de en çok yaralayan şey bu toplantının o güne gelmesi. Aleviler tarih boyunca hiç kimsenin güdümüne girmediler. Hiç kimseden maaş almadılar. Dedelik de bu değil. Dede alimdir, bilgilidir, hukukçudur, adaletlidir. Dede serçeşmedir, insan-ı kamildir. Dede talibinden rızalık almadan talibi adına hiçbir şey yapamaz. Biz bu toplantıya katılanları dede olarak görmüyoruz. Aleviliğe ihanet ettiklerini düşünüyoruz.”

    Cevahir FINDIK/ANTEP

  • Şeyh Bedrettin Destanı Bornova’da sahnelendi-VİDEO

    Şeyh Bedrettin Destanı Bornova’da sahnelendi-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği  Bornova Cemevi tiyatro ekibinin hazırladığı Şeyh Bedrettin Destanı  gösterimi yapıldı. Gösterimde konuşan dernek başkanı Barış Çelik, Şeyh Bedrettin’in ortak yaşamı, adaleti ve paylaşmanın simgesi olduğunu vurguladı. 

    PSAKD Bornova Cemevi’nde  ‘Şeyh Bedrettin Destanı’ tiyatro gösterimi yapıldı. Kitlesel bir buluşma olan tiyatro gösterimi saygı duruşuyla başladı.

    “ŞEYH BEDREDDİN ORTAK YAŞAMIN SİMGESİDİR”

    Sanatsal falliyetlerin yapılması, birlikte mücadele etme ve tarihsel hafızanın tekrar canlanmasının en temel örneklerinden biridir.

    Gösterimi organize eden Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, “Şeyh Bedrettin Destanı” tiyatro gösteriminin sadece sanatsal bir yanının olmadığını ifade etti. Direniş geleneğinin yeniden hatırlanması gerektiğine dikkat çeken Çelik, “Şeyh Bedrettin; eşitliğin, ortak yaşamın, adaletin ve paylaşmanın simgesidir. Onun etrafında birleşen Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa, bu topraklarda yoksulların, ezilenlerin, ötekileştirilenlerin sesi olmuşlardır. Onlar, “her şey herkesindir” diyerek zulme karşı ayağa kalkmış, bedel ödemiş ama boyun eğmemişlerdir” diye konuştu.

    6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı da anan Çelik, “Görüyoruz ki tarih; aynı hakikat arayışının, farklı zamanlarda yeniden vücut bulmasından ibarettir. Bedrettin’den Torlak Kemal’e, Börklüce Mustafa’dan Deniz Gezmişlere uzanan bu çizgi; bu toprakların direniş damarını oluşturmaktadır” dedi.

    Konuşmaların ardından Bornova Cemevi Tiyatro Grubu ‘Şeyh Bedreddin Destanı’ tiyatro gösterimi yapıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • PSAKD’den Madımak Katliamı’nın 33. yılında ’33 bağlama, 33 semah’ anma etkinliği-VİDEO

    PSAKD’den Madımak Katliamı’nın 33. yılında ’33 bağlama, 33 semah’ anma etkinliği-VİDEO

    PİRHA-Sivas Madımak katliamının 33.yıl dönümünde 33 bağlama 33 semah şiarıyla etkinlik yapacaklarını belirten Pir Sultan Abdal Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, PSAKD olarak hem katliamın gerçekleştiği alanda hem de tüm yerellerde anma düzenleyeceklerini söyledi.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı yaklaşırken, katliama ilişkin toplumsal hafıza ve adalet arayışı yeniden gündeme taşındı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, 2 Temmuz 1993’te 33 canın yaşamını yitirdiği katliamın sorumlularının yargı önünde gerçek anlamda hesap vermediğini vurgulayarak, hem dönemin hem de bugünkü iktidarları eleştirdi.

    Arslan, “O gün 8 saat süren katliam karşısında devlet seyirci kaldı. Bugün ise katliamın failleri ödüllendirilir gibi serbest bırakıldı. Müebbet hapis cezası alanların tahliye edilmesi kabul edilemez. Bu yalnızca geçmişin değil, bugünün de sorumluluğudur” dedi.

    “33 BAĞLAMA, 33 SEMAH İLE ANACAĞIZ”

    Katliamın 33. yılı kapsamında geniş çaplı anma etkinlikleri planladıklarını belirten Arslan, bu yılın sembolünün “33 bağlama, 33 semah” olacağını ifade etti. “Hem yerelde hem genel ölçekte bu şiarla yola çıktık. O gün geldiğinde Sivas’ta katledilen canlarımızı 33 bağlama ve 33 semahla anacağız. Onları unutmayacağız, unutturmayacağız” diye konuştu.

    Arslan, davanın kapanmadığını ve kapanmayacağını vurgulayarak, “Her ne kadar failleri serbest bırakılmış olsa da biz ‘bu dava bitmedi’ diyene kadar mücadele sürecek” dedi.

    “AİHM’E KADAR GİDECEĞİZ”

    Hukuki süreci uluslararası alana taşımakta kararlı olduklarını belirten Arslan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru hazırlığında olduklarını söyledi. PSAKD Genel Merkezi öncülüğünde Türkiye genelinde eş zamanlı anmalar düzenleneceğini ifade eden Arslan, yerelde de demokratik kitle örgütleri ve Alevi bileşenleriyle ortak programlar yapılacağını kaydetti.

    Antalya özelinde yürütülen hazırlıklara değinen Arslan, Emek ve Demokrasi Güçleri ile görüşmeler yapıldığını, programın son halinin bu ortak akılla belirleneceğini ve siyasi partilerden de destek talep edileceğini dile getirdi.

    ANTALYA’DA ANMA, SİVAS’A ÇAĞRIYA DÖNÜŞECEK

    2 Temmuz öncesinde Antalya’da bir anma etkinliği planladıklarını belirten Arslan, bu etkinliğin aynı zamanda Sivas’a katılım çağrısı olacağını söyledi. “Amacımız mümkün olduğunca fazla kitleyi Sivas’a taşımak. Bu nedenle Antalya’daki etkinliği 2 Temmuz’dan önce yapmayı daha doğru buluyoruz” dedi.

    Arslan, 2 Temmuz günü yerel etkinliklerin sınırlı tutulması gerektiğini vurgulayarak, “Kitleyi bölmek yerine Sivas’ta buluşturmayı hedefliyoruz. Bu hem anmanın ruhuna hem de mücadeleye daha güçlü katkı sunacaktır” ifadelerini kullandı.

     Arslan, Sivas Madımak Katliamı’nın insanlık suçu olduğunu belirterek, adalet mücadelesinin süreceğini söyledi.

     

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Antep’te Alevi kurumlarından ortak tepki: Asimilasyon zirvesini tanımıyor, Denizleri unutmuyoruz! – VİDEO

    Antep’te Alevi kurumlarından ortak tepki: Asimilasyon zirvesini tanımıyor, Denizleri unutmuyoruz! – VİDEO

    PİRHA- Düztepe Cemevi’nde bir araya gelen Alevi kurumları ve yöre dernekleri, 4 Mayıs Dersim Tertelesi’nin yıl dönümünde Dersim’de düzenlenen “Dedeler Zirvesi”ne tepki gösterdi. Yapılan ortak basın açıklamasında ayrıca 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan anılırken, Hıdırellez bayramı vesilesiyle barış ve kardeşlik mesajları verildi.

    Alevilerin yoğun katılım gösterdiği açıklamaya; Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Tilkiler Köyü Eğitim Kültür Sağlık ve Dayanışma Derneği ile Adıyaman Balyanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği temsilcileri katıldı.

    “DERSİM’DEKİ TOPLANTI AÇIK BİR ASİMİLASYON GİRİŞİMİDİR”

    Açıklamada ilk sözü alan ABF Genel Başkan Yardımcısı Bülent İlik, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de düzenlenen “Dedeler Zirvesi”nin zamanlamasına ve içeriğine dikkat çekti. İlik, şunları kaydetti:

    “4 Mayıs Dersim Katliamı’nın yıldönümünde, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından, Dersim’de düzenlenen ‘Dedeler Zirvesi’ toplantısı açık bir asimilasyon toplantısıdır. 4 Mayıs tarihi, Dersim halkı ve Aleviler için kara bir gündür. Bu tarihin seçilmesi bir rastlantı değildir. Dersim coğrafyası özel olarak hedef alınmıştır. Alevilerin tarihsel, inançsal ve kültürel olarak yoğun yaşadığı bu coğrafyada yapılmak istenen söz konusu toplantı; Aleviliği devlet eliyle tanımlama, yönlendirme ve dönüştürme çabasının bir parçasıdır. Bu yaklaşım, Alevi inancının özüne aykırıdır ve açık bir asimilasyon girişimidir.”

    İlik, Aleviliğin bürokratik müdahalelerle şekillendirilemeyeceğini vurgulayarak, “Alevilik; Ocaklarıyla, Mürşitleriyle, Pirleriyle, Talipleriyle ve kendi rızalık düzeniyle var olan bir inanç yoludur. Alevi toplumunun iradesi yok sayılarak planlanan bu tür toplantılar meşru değildir ve kesinlikle kabul edilemez” dedi.

    “DENİZLERİN MÜCADELE MİRASI YOL GÖSTERİYOR”

    Dersim Katliamı anmasının ardından, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Türkiye Devrimci Hareketinin önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan da unutulmadı. Tilkiler Köyü Derneği Başkanı Eren Ovayolu, “Üç Fidan”ın bağımsızlık mücadelesinin önemine değindi:

    “Denizler; baskıya, sömürüye ve emperyalizme karşı halkın geleceğini savundukları için idam edildi. Türkiye’nin yakın tarihi göstermiştir ki baskıyla, idamlarla ve yasaklarla halkın özgürlük mücadelesi durdurulamamıştır. Denizlerin uğruna mücadele ettiği eşit, demokratik ve bağımsız bir ülke özlemi bugün de güncelliğini korumaktadır. Bugün de gençlerin geleceksizlikle karşı karşıya bırakıldığı, emeğin değersizleştirildiği bir dönemde; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın bıraktığı mücadele mirası yol göstermeye devam etmektedir.”

    HIDIRELLEZ MESAJI: HIZIRI BEKLEME HIZIR OL

    Açıklamanın sonunda AKD Genel Merkez Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Özdemir, Hıdırellez bayramına dair bir açıklama yaparak doğa ve insan sevgisine vurgu yaptı. Özdemir, Hıdırellez’in Alevi inancındaki yerini şu sözlerle özetledi:

    “Alevi yol ve erkânında Hızır; darda olanın yoldaşı, umudun taşıyıcısı ve hakikatin rehberidir. Hızır’ı idrak etmiş her can içindeki iyiliği harekete geçirerek yaşamda ‘Hızır’ı bekleme, Hızır ol’ anlayışıyla vücut bulan düsturu ilke edinir. Çünkü biliriz ki; dara düşene el uzatan, lokmasını paylaşan, adaletin ve hakkın yanında duran her can, Hızır’ın kendisidir. Hıdırellezin özü paylaşmaktır. Lokmanın bölüşüldüğü, dileklerin ortak edildiği bu anlamlı gün; birlik olmanın, rızalıkla yaşamanın ve kardeşliği büyütmenin ifadesidir.”

    Basın açıklaması, asimilasyon politikalarına karşı ortak mücadele çağrısıyla sona erdi.

    Cevahir FINDIK/ANTEP

  • PSAKD’li Arslan: Katledilen 9 öğrenci, 1 öğretmenin hesabını kim verecek? -VİDEO 

    PSAKD’li Arslan: Katledilen 9 öğrenci, 1 öğretmenin hesabını kim verecek? -VİDEO 

    PİRHA- Siverek ve Maraş’ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin katledilmesine rağmen Milli Eğitim Bakanı’nın istifa etmediğini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin‘i istifaya çağırdı.

    Türkiye’de şiddet sokakta, evde, hastanede, okulda, iş yerinde artarak devam ediyor. Urfa Siverek ve Maraş’ta yaşanan okul saldırılarına dair Milli Eğitim Bakanlı ve İçişleri Bakanlığı tarafından yeni tedbirler aldı. Bekçileri okul önlerine yerleştiren yetkililer, sorunu güvenlik ekseninde çözeceğini düşünüyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Siverek ve Maraş’ta yaşanan saldırılara ilişkin konuştu.

    Hiç tahmin edemeyecekleri bir öğrenci katliamı yaşandığını belirten Arslan, “13-14 yaşındaki bir çocuk gidip okulu tarıyor bir sürü öğrenci ve öğretmen katlediyor. Bunun arkasındaki güç kim? O çocuğa bu silah eğitimini ve silahı kim verdi?” diye sordu.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANI HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ HALA KOLTUĞUNDA OTURUYOR”   

    Bunun kabul edilebilecek bir durum olmadığını dile getiren Arslan, Milli Eğitim Bakanı’nın istifa etmesi gerektiğini belirtti.

    Arslan, “Hala koltuğunda hiçbir şey olmamış gibi oturuyor ve pişkin pişkin açıklamalar yapıyorlar” diyerek Tekin’in istifa etmemesine tepki gösterdi.

    “YAŞANAN OLAYLARDAN SONRA BU ÖĞRENCİLER HANGİ PSİKOLOJİ İLE EĞİTİM ALACAK”

    Suudi Arabistan devlet başkanın ölümü üzerine ülkede 3 gün yas ilan edildiğini belirten Arslan, “Bu ülkede 9 öğrenci, 1 öğretmen katledilmiş çıt yok. Gencecik çocuklar. Şimdi bu çocukların psikolojisi ne olacak? Bu yaşanan olaydan sonra çocuklar bu psikolojiyle nasıl eğitim alacak? Bunun hesabını kim verecek?” diye sordu.

    Hacı Bektaş Veli’nin ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ sözünü hatırlatan Arslan, “Ülke karanlığa doğru gidiyor. Biz halen oruçla, namazdayız.  Oruç tutuyorsan namaz kılıyorsan kıl, neye inanıyorsan inan. İtirazımız yok. Biz hiç kimsenin dinine, düşüncesine, siyasi görüşüne karşı değiliz. Ama dayatma olmaz. Bırakın çocukların zihnini karıştırmayın” diye belirtti.

    “TV KANALLARINDA OYNATILAN MAFYA FİLMLERİNDEN ÇOCUKLAR ÇOK ETKİLENİYOR”

    Adnan Arslan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Maarif modeli adı altında, ÇEDES projesi adı altında hiç olmayacak şeyler getirildi okullara. Ortada müfredat diye bir şey kalmadı.

    İktidara yakın kanallarda oynattıkları dizilerde çocuk cinayetleri, kadın cinayetleri sık sık gösteriliyor. Bu çocuklar bunları izlediği zaman nasıl yetişecek? Özeniyor bir defa bunları yasaklamaları lazım. Bunların derhal televizyon programında kaldırmaları gerekiyor. Hatta RTÜK eğer işini yapıyorsa bu tür kanalları kapatması gerekir. Bunları TV’ler de göstereceğine bilimi, teknolojiyi göster. Bunları gösterin ki o çocukların kafasına bir şey girsin.

    Başka bir kanalda bir açıklamadan dolayı televizyonların karartılyor neden karartılıyor? Gerçekleri söylediği için. Peki bunlar ne olacak? Ülke karanlığa, çocuklar felakete doğru gidiyor. Her 10 gençten belli ki 7-8. si sokaklarda uyuşturucu bağımlısı olmu sokaklarda dolaşıyor. Ne olacak bu böyle?”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA