Etiket: pskad

  • Dersim’de Madımak anması: Acılar arasında köprü kurmak zorundayız-VİDEO

    Dersim’de Madımak anması: Acılar arasında köprü kurmak zorundayız-VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD tarafından Dersim’de düzenlenen “33 Can 33 Bağlama” anmasında, Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Anmada konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, toplumsal hafızanın canlı tutulmasının yanı sıra adalet mücadelesinin de büyütülmesi gerektiğini belirterek, “Unutmamak yetmez, hesap da sormak gerekir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Madımak Katliamı’nın 33’üncü yılı dolayısıyla Seyîd Rıza Meydanı’nda “33 Can 33 Bağlama” şiarıyla anma programı gerçekleştirdi.

    Meydanda katliamda yaşamını yitiren 33 aydının ve sanatçının fotoğrafları sergilenirken, etkinliğe Madımak, Ankara Gar, Suruç ve Roboskî katliamlarında yakınlarını kaybeden ailelerin yanı sıra Alevi kurumları, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma, yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.

    “HAKİKATİ SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Programın açılış konuşmasını yapan PSAKD Dersim Şube Başkanı Aynur Şengezer, Madımak Katliamı’nın üzerinden geçen yıllara rağmen adaletin sağlanmadığını vurguladı.

    Anmaların yalnızca geçmişi hatırlamak için değil, adalet talebini diri tutmak amacıyla gerçekleştirildiğini belirten Şengezer, katliamla birlikte insanların yanı sıra düşüncenin, inancın ve hakikatin de hedef alındığını söyledi. Şengezer, eşit yurttaşlık ve özgürlük mücadelesini sürdürmeye devam edeceklerini ifade ederek, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesi taleplerini yineledi.

    “BÜTÜN ACILAR ARASINDA ORTAK BİR HAFIZA KURMALIYIZ”

    Daha sonra söz alan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise Dersim’den Madımak’a, Maraş’tan Roboskî’ye kadar yaşanan tüm toplumsal kırımların ortak bir hafızayla ele alınması gerektiğini söyledi.

    Türkiye’de yaşanan acılar arasında yeterince bağ kurulamadığını dile getiren Erçe, farklı dönemlerde yaşanan katliamların aynı zihniyetin ürünü olduğunu belirtti. Dersim’de yaşananlarla Madımak’ta yaşananların birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini ifade eden Erçe, toplumsal barışın ancak geçmişle yüzleşme ve ortak mücadeleyle mümkün olacağını kaydetti.

    Demokratik bir cumhuriyetin inşasının benzer acıların tekrar yaşanmaması için önemli olduğunu vurgulayan Erçe, “Maraş’tan Roboskî’ye, Sivas’tan Dersim’e uzanan bütün acılar arasında köprü kurmak zorundayız. Geçmişin yaralarını ancak ortak bir adalet mücadelesiyle sarabiliriz” dedi.

    21 Haziran’da birçok kentte eş zamanlı anma etkinlikleri düzenleyeceklerini belirten Erçe, “33 canı unutmayacağız, unutturmayacağız. Ancak hafızayı canlı tutmak tek başına yeterli değil. Aynı zamanda bu karanlıkla yüzleşilmeli ve hesap verilmelidir” diye konuştu.

    Program, deyişlerin seslendirilmesi ve semah dönülmesinin ardından kurulan adalet kürsüsünde yapılan konuşmalarla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD Ankara Şubesi Batıkent Cemevinde Xizir Cemi yürüttü-VİDEO

    DAD Ankara Şubesi Batıkent Cemevinde Xizir Cemi yürüttü-VİDEO

    PİRHA –DAD Ankara Şubesi, PSAKD Yenimahalle Batıkent Cemevi’nde Xizir Cemi (Hızır Cemi) gerçekleştirdi.

    Aleviler, Hızır ayı dolayısıyla dünyanın bir çok yerinde lokmalarını pay etmeye ve Xizir Cemi (Hızır Cemi) tutmaya devam ediyor. Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, PSAKD Batıkent Cemevi’nde Xizir Cemi (Hızır Cemi) gerçekleştirdi. Şeyh Çoban Ocağı’ndan Pir İbrahim Kete’nin yürüttüğü ceme çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLMAMIZ GEREKİYOR”

    DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, “Bu zulme karşı bir arada olmamız gerekir. Birbirimizin Hızır’ı olmamız gerekiyor. Barış istiyoruz” dedi.

    “HER ALEVİ CAN AYNI ZAMANDA BİR HAKİKAT ARAYIŞÇISI OLMALIDIR”

    Pir İbrahim Kete, “Yolumuz İmam Hüseyin gibi dik duranların yoludur” diyerek şunları söyledi:

    “Bugün Bozatlı Hızır’ın aşkıyla toplandık. Hızır dilde dileklerinizi gönülde muratlarınızı versin. En zor zamanlarda barışı savunduk. Bir insan kendisi ile hesaplanıyorsa o kendini tenkil edemez. Her Alevi can aynı zamanda bir hakikat arayışçısı olmalıdır. Bu yola eğri girmez. Temiz bir gönül ile cemal cemale gelmezsek Hakkı da bulamayız. Bugün baktığımız zaman zulümleri, savaşları sonlandıran hakikatle uzlaşmaktır. Bizim pirlere, murşite, anaya, aydınlara ihtiyacımız vardır. Biz birbirimizin Hızır olursak, birbirimize elimizi uzatırsak Hızır vardır. Biz Hızır aklı ile hareket edersek yapılmayacak yoktur. Var eden de biziz yok eden de biziz. Biz Hızır’ın hidayet nuru ile var olmuşuz. Hızır birliktedir, beraberliktedir, sevgidedir. Yeter ki Hızır’ı çağırmasını bilelim canlar. Ateşe, suya verilen ikrardır Hızır. Alevi yol erkanını bugüne getiren en büyük eden yol erenlerimizdir. Bu yol cümleden uludur. Bu kapıdan içeri girdiğimiz zaman sen, ben yoktur. İnancimizi sırf erkekten değildir. Bugün kadını ötekileştirmişiz. Yol erkanlarımızı unuttuk. Ocak örgütlenmesi işlemez hale geldi. Bizim inancımız, yolumuz daima barıştan, kardeşten, sevgiden yana olmuştur. İçinden geçtiğimiz bu zor günlerde bizim yolumuz uzun. Değerlerimize sahip ve çıkmanın zamanıdır. Çalışmak ve özveride bulunmak zorundayız. Rehak Alevi inancı ahlaki ve politiktir. El ele vermek bizim erkanımızdır. Tarihsel sorumluluğumuz bizi asimile etmeye çalışanlara teslim olmamaktır. Biz eşitlikten başka bir şey istemiyoruz. Asimile olmayı kabul etmeyen Alevi toplumu bir olmayı başaracaktır. Dara durmak zorundayız. Her Alevi, Alevi gibi yaşamalıdır.”

    “KERBELA BU TOPRAKLARDA HALA DEVAM EDİYOR”

    Sultan Samut Ocağı’ndan Pir Hakan Samut ise “Bugün burada cem olacağız, can olacağız. Bu yolda boynumuz kıldan incedir. Yolumuz rızalık yoludur. Biz yıllardır katliamı uğrayan bir toplumuz. Kerbela bu topraklarda hala devam ediyor. Sivas hala içimizde kanayan bir yaradır. Aynı zihniyet Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurdu, bizi asimile etmeye çalışıyorlar. Yıllarca katliama uğradık ama herşeye rağmen dik durduk” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından çerağlar yakıldı, gulbang okundu, deyişlerle semaha duruldu.

    12 hizmetin tamamlanmasının ardında cem lokmalarının pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Okullara imam atanmasına karşı İstanbul’daki kurumlar açıklama yapacak

    Okullara imam atanmasına karşı İstanbul’daki kurumlar açıklama yapacak

    PİRHA-Eğitim-Sen, Veli-Der, Eğit-Der, Halkevleri, ABF, PSKAD, AKD ve DAD yöneticileri ve üyeleri, okullara imam atanmasının durdurulması için 10 Haziran Cumartesi günü saat 18.00’de Kadıköy Süreyya Operası önünde ortak açıklama yapacak.

    İzmir ve Eskişehir’deki milli eğitim müdürlüğü ile il müftülüğü arasında imzalanan protokol kapsamında “manevi danışmanlık” hizmeti adıyla okullara imam, müezzin, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu öğreticilerinin görevlendirilmesine tepkiler yükseliyor.

    Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokullar ve ve imam hatip ortaokulları, gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı il/ilçe spor müdürlükleri, gençlik merkezleri ile Diyanet İşler Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) Projesi kapmasında okullarda imamların görevlendirilmesine tepkiler yükseliyor.

    Laik ve bilimsel eğitim karşı uygulamaya konulan ÇEDES Protokolü’nün iptal edilmesi için Eğitim-Sen, Öğrenci Veli derneği (Veli-Der), Eğitimciler Derneği (Eğit-Der), HalkEvleri, Sosyal Hak Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSKAD), Alevi Kültür dernekleri (AKD) ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) 10 Haziran Cumartesi günü saat 18.00’de Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması yapacaklar. Açıklamaya herkes davet edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Karakaya: Tekçi İslam anlayışına karşı laikliği savunmalıyız

    Karakaya: Tekçi İslam anlayışına karşı laikliği savunmalıyız

    PİRHA- Cumhurbaşkanı ikinci tur seçim sonucunu değerlendiren PSAKD ve ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya “Milliyetçiliğe karşı birilikte yaşama kültürünü geliştirmemiz, tekçi İslam anlayışına karşı laikliği savunmamız lazım” dedi. 

    28 Mayıs Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turunda sonuçlar açıklandı. Recep Tayyip Erdoğan oyların yüzde 52,16’sını; Kemal Kılıçdaroğlu ise yüzde 47,84’ünü aldı. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) da kesin sonuçlar neticesinde Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçildiğini ilan etti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Alevi Birlikleri Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karaya, 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçim sonucunu değerlendirdi.

    Karakaya, “Bu ülkede Türklük ideolojisi İslam ideolojisinin hakimiyeti altındadır. Yaratılan ulus devleti besleyen iki unsur var; birisi etnik anlamda Türk olmak diğeri de İslam ideolojisi. Bu iki ideoloji her seyin önüne geçiyor” dedi.

    “Örneğin depremin, yoksulluğun, açlığın bu ideolojinin karşısında önem kazanamadığının göstergesidir” diyen Karakaya, “Bu Sünni İslam ideolojisine karşı Alevilik bir tehdit olarak görüldü. ‘Kürt bölücüdür, Alevi müslüman değildir’ diye insanları bölerek bu iki kimlik üzerinden bir milliyetçileşme söz konusu. Çok büyük bir imparatorluktan küçük bir Anadolu coğrafyasında sıkışan Türklerin hepsinin kaybetme korkusu vardır. Geldikleri bu coğrafyada ise kendi tarihsel gelenekleri olan halklar var. Bu halklar Kürtler, Ermeniler, Alevi Bektaşiler ve Kızılbaşlardır. Bu kimilikler kaybetmekten korkan Türkler için bir tehdit gibi görülmeye başlandı” dedi.

    “MİLLİYETÇİLİĞE KARŞI BİRLİKTE YAŞAMA KÜLTÜRÜNÜ SAVUNMAMIZ GEREK”

    İkinci tur seçimlerine gidilen süreçte yaşananları da değerlendiren Karakaya, şöyle devam etti:

    “Bugün seçim sonuçlarına bakıldığında Erdoğan’ın milliyetçi söylemi üzerinden eleştiriyoruz ama ona karşı muhalefet edenlerin tarzı nasıldı? Millet ittifakının politikası da milliyetçilikti. Muhafazakarlığı çok daha Müslüman olmakla milliyetçiliği çok daha Türk olmakla yenemezsiniz. Böyle bir politik argümanla Türkiye ne demokratikleşir ne de birilikte yaşama kültürünü öğrenir. Aşırı milliyetçilikle karşı karşıyayız. Türkiye’nin bugün geldiği noktada politik olarak milliyetçi ve muhafazakar bir noktaya doğru gittiğini görmek lazım. Millet İttifakı’nın buna karşı daha demokratik bir ittifak yaratması, sol-sosyalist kesimle gerçek bir blok oluşturması gerekirdi. Bizim esas argümanımız milliyetçiliğe karşı milliyetçilik olmamalıydı. Bizlerin milliyetçiliğe karşı birilikte yaşama kültürünü geliştirmemiz lazım. Tekçi İslam anlayışına karşı laikliği savunmamız lazım.”

    “RADİKAL BİR MÜCADELE YÜRÜTMEMİZ LAZIM”

    PSAKD ve ABF Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Kılıçdaroğlu bu süreçte Alevi kimliğini açıklamak zorunda bırakıldı. Bu bir insan hakları ihlali olmasının yanı sıra aynı zamanda bu tekçi milliyetçi ideolojinin neleri yapabileceğinin bir göstergesiydi. Bu seçimin sonucu Aleviler açısından çok tehlikeli bir yere gidiyor. Farklı toplumsal kesimler bu seçimin sonuçlarından etkilenebilir ama Aleviler daha farklı etkilenecek. Aleviler açısından da geçen yasama döneminde çıkardıkları torba yasa ile çıkardıkları daire başkanlığı ile Aleviler üstünde asimilasyon yapmaya çalışacaklar. Bütün cemevlerini devlete bağlamaya çalışacaklar. Buna karşı Alevi örgütlerinin birlikte radikal bir mücadeleye ihtiyacının olduğu çok nettir. Bizim meşru zeminde daha radikal bir mücadele yürütmemiz lazım” diye konuştu.

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL

     

  • Suna Çelebi, 16 Ekim’de “Bir Dersim Masalı” anlatımıyla PSAKD Ataşehir Şubesi’nde

    Suna Çelebi, 16 Ekim’de “Bir Dersim Masalı” anlatımıyla PSAKD Ataşehir Şubesi’nde

    PİRHA- “Dilden dile yaşasın masallarımız” diyen Suna Çelebi, “Bir Dersim Masalı” anlatımıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi’nde canlarla buluşacak. Etkinliğe katılım çağrısı yapıldı. 

    Pir Sultan Aabdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi, “Dilden dile yaşasın masallarımız” diyen Suna Çelebi’nin, 16 Ekim Cumartesi günü “Bir Dersim Masalı” anlatımıyla dernekte olacağını bildirdi. Servet Sevinç’in de bağlamasıyla eşlik edeceği belirtildi.

    Yapılan yazılı açıklamada, şöyle denildi:

    “Bir çok dile, kültüre, medeniyete tanık olmuş bir coğrafyada yaşayanlarız. Bu coğrafyada nice destanlar, nice maniler, nice türküler, nice ağıtlar, nice masallar ürettik. Bazılarını unuttuk, bazıları kayboldu ama yaşasın diye unutulmasın diye çabamız da sürüyor. Belki büyükler olarak çocukluğumuzda kalan sobalı ışıksız büyük evlerde nene ve dedelerimizden büyük bir coşkuyla dinlediğimiz masalları bu teknoloji çağında hatırlamak sorumluluğu taşıyoruz.

    “Dilden dile yaşasın masallarımız” diyerek emek veren canımız Suna Çelebi’nin anlatımıyla ” Bir Dersim Masalı” ve Servet Sevinç’in bağlamasıyla büyüteceği etkinliğimize cümle canları bekliyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Gülsev Kaya: Devletin Alevileri olmayacağız

    Gülsev Kaya: Devletin Alevileri olmayacağız

    PİRHA – Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları Çalıştayı’nda konuşan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, Alevi kurum yöneticilerinin son zamanlarda siyasal İslamcı çevrelerce kurulan partilere katılmalarını eleştirerek “Bu, Yola yüz çevirmektir” ifadesini kullandı. 

    Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları Çalıştayı’nda konuşan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, mevcut Alevi kurumlarının örgütlenmelerini eleştirdi.

    Kaya “Alevi bürokrasisi kurulmak isteniliyor. Alevi örgütlenmelerinin amacı bu değildir. Yola hizmet, Yol’un hakkını vermektir. Makam, mevki tutmak değildir. Alevi örgütleri kendi iç kavgalarından dolayı Yol kavgasını unuttu. Yolun değerini kıymetini anlamamız gerekiyor. Tez elden, elimizden geldiğince yola sahip çıkıp güçlenmeliyiz” dedi.

    “HALKLARIN ÇOCUKLARINI KIRMAKTAN BESLENİYORLAR”

    Kaya, “İktidar, güney sınırında barışın hakim olmasından yana olmayarak, insanların ölümlerinden besleniyor. Şehitler tepesi boş kalmayacak diyerek ölümün kutsallaştırılmasına karşı duruşumuz, barışı koruma derdimiz devam edecektir. Halkların çocuklarının kırılmasından besleniyorlar. Barıştan korkuyorlar. Savaşın kutsallaştırılmasını kabul etmeyeceğiz” dedi.

    “KADIN YOLUN KENDİSİDİR”

    Alevi kurumlarında kadın örgütlenmelerini eleştiren Gülsev Kaya “Alevi kurumlarında kadının yeri yokmuş gibi bir görüntü verilmesi ne biz Alevilere, ne de yolumuza yakışır. Yol kadındır. Yol kadının kendisidir. Amacımız birini birinin önüne koymak değildir. Amacımız kadının bu Yol içerisindeki önemini hatırlatmaktır. Biz kadınlar kimsenin kolu bacağı değiliz. Göğün yarısı, nefesin ta kendisiyiz” diye konuştu.

    “PİR SULTAN GİBİ BAŞIMIZ DİKTİR”

    Devletin, Alevi kurumları ve Aleviler üzerindeki baskısını ve asimilasyon gayretlerini dillendiren Gülsev Kaya, “Diyanet İşleri Başkanlığı sofrasında oturan, onlara dertlerini anlatan Alevileri ve Alevi kurumlarını görmek istemiyoruz. Bizleri yok sayan, inkar eden, Yolumuzu ve Yol ulularımızı bilmeyen ve kabul etmeyenlerden medet ummamalıyız. Bizler Pir Sultan gibi başı dik yürüyoruz bu yolda. Bu yolda kendi çıkarlarımızı askıya alarak Yol’un ebediyetini düşünmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ”

    Konuşmasına Alevi kurumlarının kamu kurum kuruluşları ile ilişkilerine yönelik eleştirisi ile devam eden Kaya, “Devletin eliyle asimilasyon meşrulaştırılmaktadır. Elimizden geldiğince bu çabayı boşa çıkarmak için elimizden geleni yapacağız. Devletin Alevisi olmayacağız” diyerek sözlerini tamamladı.

    PİRHA/İSTANBUL 

  • PSAKD Genel Merkezi’ne kuralsız müdahalelerini durdurma çağrısı

    PSAKD Genel Merkezi’ne kuralsız müdahalelerini durdurma çağrısı

    PİRHA – PSAKD Kadıköy Şubesi’nde 13. Olağan Genel Kurul öncesi genel merkezin müdahale ettiğini iddia eden PSAKD önceki dönem genel sekreteri Atilla Özdemir, yazılı bir açıklama yaptı. Özdemir, yönetimi tasfiyecilikle ve kuralsız hareket etmekle suçlayarak, 2000’in üzerinde yeni üye kaydının seçim oyununun bir parçası olarak düzenlendiği, bu sayının şubenin 26 yılda kazandığı üye sayısından fazla olduğunu kaydetti. 

    Sol Haber’de yayınlanan haberde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD ) Kadıköy Şubesi 13. Olağan Genel Kurulu öncesi, genel merkezin kuralsız ve kişisel müdahalelerde bulunduğu iddialarını dile getiren Atilla Özdemir, bir açıklama yayımladı ve ‘yönetimi tasfiyecilikten vazgeçmeye, kuralsız hareket etmemeye’ çağırdı.

    PSAKD’de önceki dönem genel sekreterlik görevini üstlenmiş olan Atilla Özdemir’in yayımladığı yazılı açıklamada, ”PSAKD Genel Merkezi, Alevilerin hak ve talepleri ile ilgili olarak vermesi gereken mücadeleyi bir kenara bırakıp kendi konumlarını sağlama almak için ve PSAKD Kadıköy Şubesi’nin Alevi hak mücadeleleri içindeki onurlu geçmişini tasfiye etmek için şubemizin 13. kongresine; dernekler kanununa ve dernek tüzüğümüze aykırı, haksız, adaletsiz, bir bütün yönetim kurulu çoğunluğu kararı olmadan kuralsız ve kişisel müdahalelerde bulunmaktadır” denilerek 9 maddelik bir metin aşağıdaki şekilde paylaşıldı.

    • PSAKD Genel Başkanı ve GYK üyeleri 12. kongre öncesinde şubemizin asil ve yedek yönetim kurulu üyelerin görevlerinden alarak şubemize  kayyum atamak istemiş ; ancak, adaletsiz ve hukuksuz olan bu genel merkez kararına direnilmiş ve atanan kayyum göreve başlatılmamıştı.
    • 12. Kongre, 11. kongrede seçilen meşru PSAKD  şube yönetiminin gönderdiği hazirun listesi ile yapılması gerekirken (1740 kişi) genel merkez tarafından şubemize üye yapılan ve kayyum olarak atanmak istenen ekibe avantaj sağlayan (1944 kişilik) liste ile yapılmıştır.(204 kişi genel merkez tarafından ilave edilmiş.)
    • 12. kongre de 11. kongrede yönetim kurullarında görev alan kişiler ve genel merkeze muhalif durumda olan kişilerin seçme ve seçilme hakları ellerinden alınmış ayrıca ; aday olmaları ve oy kullanmaları engellenmiştir.
    • 22 Aralık tarihinde yapılacağı ilan edilen 13. Şube kongresi ise daha ilginç gelişmelere ve genel merkez müdahalelerine uğramaktadır. Kongreyi asıl olarak organize etmesi gereken mevcut şube yönetimi Kadıköy şubenin 1993 yılından beri sürdürdüğü mücadeleyi ve bu mücadeleye emek veren ve katkı koyanları  tasfiye etmekle meşguldür.
    • Mücadele ve mücadeleye emek verenlerin tasfiyesi rakamlarla da ifade edebileceğimiz gibi çok somuttur. Şöyle ki; 13. kongre için genel merkez tarafından onaylanıp gönderilen hazirun listesi 2670 kişidir. Ancak bu liste 12. kongrede oy kullanma hakkı olan ve şubemize 1993 yılından beri üyelikleri bulunan ve Kadıköy şube  kurucu üyelerimizin bir bölümü de  dahil 1257 üyenin üyelik hakkı düşürülerek ve şubemize 2009 kişi  yeni üye yapılarak oluşturulan bir listedir. Yani 1993 yılından beri şubemize üye olan 1257 kişinin  üyeliği  silinmiş, 661  üyeye dokunulmamış yeni 2009 kişi üye ilave edilerek kongre yapılmasının önü açılmaya çalışılmıştır.
    •  Bunun adı, adlı adınca tasfiyeciliktir. Tasfiyeciler, 1993 yılından beri şubeye emek verenleri tasfiye ederek Kadıköy şubenin  demokratik alevi hareketi içindeki onurlu geçmişini de tasfiye etmeye çalıştıklarının umarız farkındadırlar. ve tasfiyecilik onulmaz bir hastalıktır.
    • Tasfiyeciler, hesapları tutarsa 22 Aralıkta 13. Kongre adıyla bir ‘tasfiye kongresi’ gerçekleştireceklerdi. Ancak 1993’den beri oluşan mevcut birikimi tasfiye etmede ortaklaşan tasfiyeciler ;kendi aralarında anlaşamayıp, iki yada üç ekibe bölününce  kongreden önce birbirlerini tasfiye etmeye çalışıyorlar. Şöyle ki; mevcut yönetim genel merkez yönetiminden yardım istemiş, şubemize denetime gelinmiş ,denetleme sonucu yazılan tutanağa göre şube üyesi gözüken ve genel merkezin gönderdiği son hazirunda adları yer alan 251 kişinin birden fazla şubede üyelikleri bulunduğu gerekçesiyle üyeliklerinin düşürülmesine karar verilmiştir. Yapılan işin adı tam olarak tasfiyecilerin birbirlerini tasfiye etmesidir.
    • En son şube kongresinin 5 ocakta yapılacağı duyurulmuştu.  5 Ocak’ta yapılacağı  ilan edilen kongre için genel merkezin gönderdiği  son hazirun listesi ile bir kez daha oynanmış ve listenin 1253 kişiye düşürülmüştür. Derneğe üye  olmasına onay verdikleri kişileri hangi keyfi kriterlerle üyelikten düşürdüklerini bilmediğimiz bir şube ve genel merkez yönetimi ile karşı karşıyayız.
    • Haksızlık karşısında boyun eğerseniz hakkınızla beraber şerefinizide kaybedersiniz şiarını rehber edinen bizler 5 ocakta yapılacağı genel merkezce ilan edilen kongre öncesi haksızlığın giderilmesini talep ediyoruz.

    Bunun için,

    1. Şube yönetimi ve genel merkez tasfiyecilikten vazgeçmeli ve üyelikleri düşürülen üyelerin üyelik hakları tekrar iade edilmelidir.
    2. 13. kongre 12. kongrenin yapıldığı hazirun listesi ile yapılmalıdır.
    3. Kadıköy şubeye 26 yılda yapılan üye sayısından daha fazla üyenin son iki  yıllık çalışma döneminde  yapılması ve eski üyelerin üyeliklerinin silinmesi PSAKD tarihinde bir ilkdir. Bu tarzın adı tasfiyeciliktir. Bu tarz antidemokratiktir. Genel merkez ve mevcut şube yönetimi bu tarzdan vazgeçmelidir.
    4. Derneğimize üye olmak isteyen yeni üyelere tabii ki bir itirazımız yoktur. Ancak geçen yıl seçimi kazanmak için yapılan 204  üyenin üzerine  on kat daha fazla üye yapıp ve eski üyelerin neredeyse tamamını tasfiye ederek yapılacak kongrede oy kullanmaya davet edilecek yeni üyelerimizi de bu husus üzerinde düşünmeye ve bu adaletsizliğe ortak olmamaya davet ediyoruz.”