Etiket: qavut

  • Gevher Adır: Hızır’ın ayak izi beklenirdi… şimdi kimse beklemiyor!-VİDEO

    Gevher Adır: Hızır’ın ayak izi beklenirdi… şimdi kimse beklemiyor!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de yaşayan Gevher Adır, çocukluğundan hafızasında kalan Hızır orucu ve Hızır ayında pişirilen Qavut geleneğini anlattı. Üç gün süren oruçtan, köy meydanında yakılan çıralara; el değirmeninde çekilen buğdaydan, sabah qavutun üzerinde aranan “işaretlere” kadar birçok ritüeli paylaşan Adır, “Şimdi öyle değil, herkes unuttu” dedi.

    ÜÇ GÜN SÜREN ORUÇ, ÜÇ GÜN SÜREN NİYAZ

    Adır’ın anlatımına göre Hızır orucu köyde üç gün boyunca tutulurdu. Bu üç gün yalnızca aç kalınan bir zaman değil, aynı zamanda köyde manevi bir atmosferin oluştuğu günlerdi.

    “Biz Hızır orucu tuttuğumuz zaman dışarıda çıra yakardık, dua ederdik. Kimin içinden ne geçiyorsa ya da ne dilemek istiyorsa, nasıl bir iyilik yapmak istiyorsa onu minnetle dua ederdik,” diyen Adır, akşamları oruç açılırken herkesin evinde ne varsa onu pişirdiğini anlattı.

    Durumu iyi olanların sofralarında çeşit fazla olurdu; imkânı olmayanlar ise çoğu zaman yağ ve çökelekle oruç açardı. Kurbanı olanlar üç günün sonunda niyaz eder, çıra yakar, kurban keser ve etini komşularıyla paylaşırdı.

    QAVUT: BUĞDAYDAN UMUDA UZANAN BİR GELENEK

    Hızır ayının en belirgin ritüellerinden biri de qavut yapımıydı. Adır, qavutun hazırlanışını adım adım anlattı:

    “Qavut için buğdayı yıkardık, kuruturduk, sacda pişirirdik, kavururduk, sonra onu el değirmeni ile öğütüp pişirip yerdik. Suyu tencerede kaynatırdık, biraz tuz koyardık, sonra qavutu içine koyup karıştırırdık. Piştikten sonra bir kaba alır, içini oyar, erittiğimiz tereyağını dökerdik.”

    Ancak qavut yalnızca bir yiyecek değildi; aynı zamanda bir inanç pratiğiydi. Adır, eskiden qavutu olmayanların unu eleyip ocağın önüne koyduğunu belirterek şöyle dedi:

    “Hızır’ın gelip qavuta izini bırakacağına inanırdık. Sabah bakardık; ne gibi iz çıkmışsa, o yılın işareti sayılırdı. Hatırlıyorum, birinin qavutunun üzerinde mezar gibi bir işaret çıkmıştı. O yıl çocuğu ölmüştü. İşarete göre o yıl başına ne gelecek, ne göreceksin, ne şans getirecek, ona yorulurdu.”

    DEDELERİN KERAMETİ

    Adır’ın hafızasında Hızır ayı, dedelerin yürüttüğü cem erkânlarıyla da yer ediyor. Dedelerinin hem pir hem derviş olduğunu söyleyen Adır, onların keramet sahibi olduğuna inandıklarını belirtti.

    “Dedem ateşe girerdi. Ateşe girip çıktıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi tertemiz çıkardı. Yanmış gibi olmazdı. Köyde olacak kötü ya da iyi şeyleri önceden hissederdi. Bir tanıdığımızın hastalığını söylemişti, kurban kestirdiler ve iyileşti,” diye anlattı.

    Cemlerde itikadı zayıf olanları da fark ettiklerini söyleyen Adır, dedelerinin bu kişilere “Sen inanarak gelmemişsin” diye uyarıda bulunduğunu aktardı.

    “ŞİMDİ HERKES UNUTTU”

    Her yıl yapılan ziyaret temizliği de köyün önemli geleneklerindendi. Dedeler ziyareti temizler, yeni elbiseler bağlar; köylüler de teberik sudan paylaşıp içerdi. Bu pratikler köyde hem birlik duygusunu hem de inancı pekiştirirdi.

    Gevher Adır, geçmişte büyük bir inanç ve bağlılıkla yapılan bu ritüellerin bugün aynı şekilde yaşatılmadığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Şimdi öyle değil. Herkes unuttu, itikatlar eskisi gibi yapılmıyor.”

    Adır’ın anlattıkları, Dersim’de Hızır ayının yalnızca bir ibadet zamanı değil; paylaşımın, umudun ve kolektif hafızanın canlı tutulduğu bir dönem olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

    Nuray ATMACA- Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Dersim’de kadınların ellerinde pişen Qavut lokması! – VİDEO

    Dersim’de kadınların ellerinde pişen Qavut lokması! – VİDEO

    PİRHA- Hızır ayının en önemli sembollerinden biri de oruç zamanında pişirilen Qavut’tur. Dersim’in bir çok hanesinde Dıstar’dan geçirilen qavut, Hızır aşkıyla pişirilir. Geceden ocağın kenarına bırakına Hızır lokmasının yanında çıla yakılırken, Hızır’ın haneye uğraması beklenir.

    Alevi inancının kutsal dönemlerinden biri olan Hızır orucu başladı. Dersim’de Hızır Orucu, Miladi takvime göre Ocak ayının ikinci yarısında başlayıp Şubat ayının ortalarında sona erer ve bir ay boyunca ocak sistemi içinde dönüşümlü tutulan üç günlük oruçla devam eder.

    Aslında birçok inançta çeşitli biçimlerde tasvir edilen Hızır, Alevi inancında yerin, göğün her şeyin sahibi olduğuna inanılır. Hızır, insanların en müşkül zamanlarında darda olanın koruyucusu, zorda olanın kurtarıcısıdır. Bu yüzden insanlar dara düştüğünde ‘Yetiş ya Hızır’ diye onu çağırır.

    Hızır Orucu, toplamda üç gün sürer. Bu üç gün boyunca oruç tutulur, qavut yapılır, ziyaretlere gidilerek lokmalar pay edilip çılalar yakılır, kurbanlar kesilir. Aynı zamanda Görgü Cemi’nin yapıldığı günlerdir. Pir rayberiyle birlikte köyleri dolaşarak cem tutar, küsleri barıştırır, yurttaşları inançsal olarak yıla hazırlar.

    Hızır ayının en önemli sembollerinden biri de oruç zamanında pişirilen Qavut’tur. Kavrulmuş ve öğütülmüş buğdaydan yapılan qavut, hanenin damına yada ocağın önüne konur ve Hızır’ın o evi ziyaret ederek qavuttan lokma alacağına inanılır. Hızır’ın bu gavuttan lokma alması berekettir, bolluktur.

    Dersim’in Turuşmek köyünde mihman olduğumuz hanede, Qavut lokmasının yapılma amacını ve yapım sürecine eşlik ettik.

    HIZIR AŞKIYLA YAPILAN QAVUT!

    “Bu Hızır ın Qavutudur” diyen Hülya Bozkurt, ocağın üzerinde buğdayı karıştırıken, yaşama, doğaya ve topluma dair dileğini ifade ediyor.

    Kvrulan buğdayları Dıstar (el değirmeni) ile un haline getirilme aşamasını anlatan Hülya Bozkurt, “Biz kış ayında Hızır ayı başlarken biz buğdayı günler öncesi yıkarız ve kuruduktan sonra sacı ateşe koyar buğdayı kavururuz. Dıstar dediğimiz el değirmeninde öğütürüz. Sonra tekrar ocağa alır pişiririz. Piştikten sonra kolu komşu çağırır lokmamızı paylaşırız.”

    Lokmanın Hızır için ayrılan payını ocağın yanına bırkatıklarını da dile getiren Hülya Bozkurt, “Hızır’ın lokmasını bir kaba koyup Hızır’ın işaretlemesi için evin ocağına koyup, çılamızı yakacağız. Sabah kalkarız eğer qavuta Hızır’ın izi varsa o yıl bizim yılımızdır” diye konuştu.

    Nuray ATMACA-Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Demokratik Alevi Dernekleri ile birlikte Dersim Turuşmek’te Hızır Cemi tutuldu- VİDEO

    Demokratik Alevi Dernekleri ile birlikte Dersim Turuşmek’te Hızır Cemi tutuldu- VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Turuşmek mahallesinde, Demokratik Alevi Dernekleri(DAD) ile birlikte Hızır Cemi yürütüldü. Cem öncesi ‘qavut’ pişiren Turuşmekliler, cem erkanının ardından lokmaların pay etti.

    Alevi toplumu Hızır ayının gelişiyle ibadet ve geleneklerini yerine getiriyor. Hızır oruçlarının tutulduğu bu dönemlerde Aleviler, inanç ve itikatlerini devam ettiriyorlar.

    Dersim’in Turuşmek (Aktuluk) mahallesinde Hızır Cemi yürütüldü. Erkanı, Pir Ergün Haydaroğlu, Ana Sakine Cevahir ve Zakir Özgür Ozan yürüttü.

    “HER CAN, ÖBÜR CANIN HIZIRI OLMAK İÇİN MÜCADELE ETMELİDİR”

    Turuşmek mahallesinde düzenlenen Cem erkanı, Şex Delili Berxecan Ocağı evlatlarından Pir Ergün Haydaroğlu’nun gulbangıyla başladı. Hızır ayının anlam ve önemine dikkat çeken Haydaroğlu, “Hızır, birinin darına yetişmekle başlamıştır. Her can öbür canın Hızır’ı olmak için mücadele etmiştir. Hızır böyle büyümüştür. Bugüne de böyle gelmiştir” dedi.

    Pir Ergün Haydaroğlu, “Bizim hak ve hakikat inancımız nurdur. Nur doğduğundan beri varız. Ulularımız, pirlerimiz de bu hakikat yolunda bunu söyleye söyleye şehit düşmüşlerdir. Çünkü yaydıkları insanı sevmek, insana saygı duymak, anayı baş tacı etmek fikriyatı, yezidlerin en korktuğu fikriyattır” diyerek Aleviliğin özgür düşünce ve fikriyatına dikkat çekti.

    Akabinde söz alan Baba Mansur Ocağı evlatlarından Sakine Cevahir Ana, cem erkanına katılan canları selamladıktan sonra, “Bu Hızır ayında birlik ve dirliğimize katıldığınız için yürekten minnettarım. Ne yazık ki dünya ölüm ve zulüm kaynıyor. Bu ölüm ve zulüm her şeyden önce biz anneleri vuruyor. Her tarafta zulüm kan kusuyor, her tarafta ölümle kol geziyor. Bugün Suriye’de, İran’da insanlar katlediliyor. Rojava’da Kürtlere yönelik katliamlar yapılıyor. Ama biliyoruz ki, Hızır Hakk’ın, iyinin yanındadır. Gençlerimiz toprağa değil, analarının ve ailelerinin yanına dönecektir” dedi.

    “Bu zulüm ve kötülüğe rağmen umutlarımız tükenmiyor. Umudumuz tükenmediği için halen ayaktayız” diyen Sakine Cevahir Ana, tüm bu kötülüklerin son bulmasını dileyerek, Hızır’ın herkesin darında yanında olmasını, dertlere, tasalara merhem olmasını istedi.

    Cem, semah dönülmesi ve lokmaların paylaşılmasıyla sırlandı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Xızır’ı karşılama ritüeli: Qavut-VİDEO

    Xızır’ı karşılama ritüeli: Qavut-VİDEO

    PİRHA-Aleviler için kutsal olan, aynı zamanda bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Xızır ayı devam ediyor. Dersim’de Xızır’ı karşılama ritüeli olan Qavut lokması geleneği devam ettiriliyor.

    Birçok inançta çeşitli biçimlerde tasvir edilen Xızır’ın Alevi inancında yerin, göğün ve her şeyin sahibi olduğuna inanılır. Xızır, insanların en müşkül zamanlarında koruyucusu, kurtarıcısıdır. Bu yüzden insanlar dara düştüğünde ‘Yetiş ya Xızır’ diye onu çağırır.

    Xızır ayındaki en önemli ritüellerden biri de kavrulmuş öğütülmüş buğdaydan yapılan kavuttur. Köylüler bir araya gelip lokma yapar. Kavut yapılıp ocak önüne konur ve Xızır’ın o evi ziyaret ederek kavuttan lokma alacağına inanılır. Xızır’ın bu kavuttan lokma alması berekettir, bolluktur.

    Xızır ayı Aleviler için kutsaldır; bolluğu, bereketi, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeler. Hızır aylarında oruç tutulur, kavut yapılır, ziyaretlere gidilerek lokmalar pay edilip çerağlar yakılır, kurbanlar tığlanır. Bu gelenek kapsamında yapılan en önemli ritüellerden biri de kavrulmuş öğütülmüş buğdaydan yapılan qavuttur. Köylüler bir araya gelip lokma yapar. Qavut yapılıp ocak önüne konur ve Xızır’ın o evi ziyaret ederek Qavut’tan lokma alacağına inanılır. Xızır’ın bu Qavut’tan lokma alması berekettir, bolluktur.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nden yöresel yemek buluşması-VİDEO

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nden yöresel yemek buluşması-VİDEO

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği üyeleri, Dersim’e özgü yöresel yemek gününde buluştu.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği, Dersim’e özgü olan yöresel yemeklerin yaşaması adına üyeleri ile etkinlik düzenledi.

    Bayraklı’da bulunan bir yemek evinde gerçekleşen yöresel yemek buluşmasına Dersimliler Derneği yöneticileri, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Dersim’e özgü olan Zerefet, Şire Sac (Şire Seri), Qavut (Kavut) yemeklerinin yapıldığı buluşma renkli görüntüler ortaya çıktı.

    Zerefet Nasıl Yapılır?

    Pişirilmiş ekmeğin üstü yuvarlak daire gibi bıçakla kesilir. İçi iyice boşaltılır.. Boşlukta çıkarılan pişmiş ekmek, elle ufaltılır ; Ayrı bir kaba konulur. Sonra ufaltılan ekmek tekrar çıkarıldığı gömbe’nin içine konur. İsteğe göre sarmısaklı veya sarmısaksız ayran, kaşık ile ufaltılan ekmeğin üstüne ilave edilir. Son olarak eritilmiş terayağı üstüne ilave edildikten sonra yenmeye hazır hale gelmiş olur.

    Şire Saç (Şire Seri) Nasıl Yapılır?

    Şire Saç mantık olarak zerefet gibi yapılır. Tek fark könbe (pişmiş yuvarlak ekmek) yerine ince köy ekmeginden (lavaş , yufka ) yapılır. Köy ekmeği yuvarlak daireler şeklinde sarılır. Sarılan köy ekmekleri fırında veya kuzuneli sobada ısıtılarak üzerine kızgın tereyağı ile ayran ilave edilerek servis edilir.

    Qavut (Kavut) Nasıl Yapılır?

    Kavut yapımına, buğday veya arpanın kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle başlanıyor. Pişirilen buğday veya arpa daha sonra el değirmeninde un haline getiriliyor. Un sıcak suyla belli bir kıvama geldikten sonra da tabaklara konuluyor. Üzerine tereyağı ve şerbet dökülen kavut, gelen konuklara ikram ediliyor.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Dersim’de Xızır ayı: Qavut lokması – VİDEO

    Dersim’de Xızır ayı: Qavut lokması – VİDEO

    PİRHA – Dersim’de Xızır Qavutu yapılmaya başlandı. Qavut lokmasını hazırlayan Dersim’in Xozat ilçesine bağlı Taner Köyü’ndeki yurttaşlara meyman olduk.

    Haberin videosu

    Alevi inancının kutsal dönemlerinden biri olan Xızır orucu başladı. Dersim’de Xızır Orucu, Miladi takvime göre Ocak ayının ikinci yarısında başlayıp Şubat ayının ortalarında sona erer ve bir ay boyunca dönüşümlü olarak devam eder.

    Aslında birçok inançta çeşitli biçimlerde tasvir edilen Xızır’ın Alevi inancında yerin, göğün her şeyin sahibi olduğuna inanılır. Xızır, insanların en müşkül zamanlarında koruyucusu, kurtarıcısıdır. Bu yüzden insanlar dara düştüğünde ‘Yetiş ya Xızır’ diye onu çağırır.

    Her yıl karşılanan Xızır, toplamda üç gün sürer. Bu üç gün boyunca oruç tutulur, qavut yapılır, ziyaretlere gidilerek lokmalar pay edilip çılalar yakılır, kurbanlar kesilir. Bu gelenek kapsamında yapılan en önemli ritüellerden biri de kavrulmuş öğütülmüş buğdaydan yapılan qavuttur. Köylüler bir araya gelip lokma yapar. Qavut yapılıp ocak (Paca) önüne konur ve Xızır’ın o evi ziyaret ederek qavuttan lokma alacağına inanılır. Xızır’ın bu gavuttan lokma alması berekettir, bolluktur. Bunun yanı sıra evli olmayanlar Xızır’ın son günü oruç tutar,su  içmez çünkü evlenecekleri kişinin o gece rüyasına gireceği ve kendisine su vereceğine inanılır. Hızır ayının olduğu ay boyunca gün batımında evlerde de çılalar yakılır.

    Biz de Pir Haber Ajansı olarak Xızır ayında, Xozat’ın Taner Köyü’ne meyman olduk.

    Taner köylüleri, birkaç evde kadın-erkek, genç-yaşlı bir araya gelip imece usulü qavut lokmalarını hazırlıyorlar. Perşembe gününe kadar yenilmeyen qavut lokması, köyün yukarısında bulunan Çaxpar ziyaretgahına gidilip kurban lokmaları pay edildikten sonraki gün pişirilmeye başlanacak.

    Kutsallarını yaşatan köylüler, bu inancın ve geleneğin gençlere, çocuklara aktarılması için çaba harcadıklarını da belirttiler.

    Hüseyin YAŞAR/DERSİM