Etiket: Qawut

  • Dersim’de bir Xızır geleneği: Qawut -VİDEO

    Dersim’de bir Xızır geleneği: Qawut -VİDEO

    PİRHA – Hızır ayında Hızır’ı karşılamak için her yıl yapılan Hızır Qawutu Dersim ve birçok Alevi coğrafyasında önemli bir gelenektir. Dersim merkeze bağlı Hawsîk (Böğürtlen) köyü sakinleri de Xızır ayı için kavut yaptılar. Köylülerden Ayfer Ökdemir, “Hızır ayında Kavut yapmak geleneğimizde hep var. Cuma sabahı yapıyoruz ve köylüleri çağırıp birlikte yiyoruz” dedi.

    Bolluğu, bereketi, hoşgörüyü, barışı, sevgiyi simgelen Xızır’ın (Hızır) Dersim Alevi inancındaki yeri çok önemlidir. Her yıl, Şubat ayının bölgelere göre değişen günlerinde Xızır Orucu tutulur. Dersim’de Xızır ayı gelenekleri kapsamında en önemli etkinlik, Hızır Qawutu (Kavut) yapmaktır. Xızır ayında Xızır’ı karşılamak için her yıl yapılan Xızır Qawutu Dersim ve birçok Alevi coğrafyasında önemli bir gelenektir.

    “XIZIR AYINDA QAVUT YAPMAK GELENEĞİMİZDE HEP VAR”

    Dersim merkeze bağlı Hawsik (Böğürtlen) köyü sakinleri Xızır ayı için kavut yaptılar.

    Buğdayı yıkayıp ayıkladıktan sonra değirmen taşında öğüterek Kavut yaptıklarını belirten köylülerden Ayfer Ökdemir, “Hızır ayında Kavut yapmak geleneğimizde hep var. Cuma sabahı yapıyoruz ve köylüleri çağırıp birlikte yiyoruz. Buğdayı elediğimiz sırada altta kalan taneleri Cuma sabahı tuz serpip hayvanlara veriyoruz. Kimileri şerbetli yapıyor biz ise tuzlu yapıyoruz. Yağı da eritiyoruz, qawutun orta kısmını açıyoruz ve yağı döküp yiyoruz” dedi.

    “BU YOL XIZIR’IN YOLUDUR”

    Kürtçe konuşan köylü kadınlardan Karanfil Ökdemir ise şunları söyledi:

    “Taşla sapının uyumlu olması gerekiyor. Bu Yol Xızır’ın yoludur, unutmayalım. İnsanlar orucunu tutsunlar, niyazını yapıp dağıtsınlar, iyi olur. Çünkü bu yol bizim yolumuzdur. Bırakmayalım. Xızır olduğu yerde duruyor, biz Xızır’ı bırakmışız.”

    QAVUTUN YAPILMA AŞAMALARI

    Hızır ayına ilişkin yapılan Hızır Qawutu’nun yapılma aşamaları şöyle:

    Buğday önce sacda kızgın ateşle kavrulur. Kavrulan buğdaylar eski bir teknik olan taşlarla öğütülür ve sonra elekle elenir. Eleme işleminden sonra kimse el vurmayacak şekilde leğene bırakılarak Hızır beklenir. Eğer ev halkının kalbi temizse Hızır akşam eve gelip hazırlanan Qawuta (Kavut) dokunur. Ve sabah Hızır’ın geldiğini hisseden aile kurban keser.

    Hızır’ın bir olduğuna ancak zorlu kış şartlarından dolayı Dersim’de tüm ilçe ve köylere ayrı ayrı gittiğine inanılır. Bu nedenle her ilçede üç farklı zamanda oruç tutulur.

    Hızır orucunun son günü olan Perşembe kurbanlar kesilir ve komşulara zengin fakir ayırt edilmeden eşit şekilde dağıtılır. Ayrıca Perşembe günü lokmalar hazırlanır mezar ve ziyaretlere gidilir.

    PİRHA/DERSİM

     

  • ‘Qawut bende Xızır’ın evime girmesi gibi bir şey’- VİDEO

    ‘Qawut bende Xızır’ın evime girmesi gibi bir şey’- VİDEO

    PİRHA- PİRHA- Alevilerin Xızır ayında yaptığı Qawut, birlik, beraberlik ve bereketi simgeliyor. İzmir Evka 2’de konuk olduğumuz Takmaz ailesinde bir araya gelenlere Qawutu sorduk. Kimi  “Qawut bende Xızır’ın evime girmesi gibi bir şey” diye tanımlarken kimisi de “Yani kutsal olduğu için her Xızır’da pişirilir” diyor. 

    Dersim coğrafyasında Alevi Kızılbaşlara özgü olan Xızır ayında yapılan Qawut İzmir’in Evka 2 Mahallesi’nde Kureyşan Ocağı Piri Hamza Takmaz’ın evinde yapıldı. Metropol şehirlerde bu geleneği sürdürmenin zorlukları olsa da Pir Takmaz, taliplerini ve komşularını toplayarak lokmasını da pay etti. Deyişler söylendi çerağlar yakıldı, komşular ise yıllardır yapmadıkları qawutun taşlarını çevirmenin tadını çıkardı.

    Qawut için buğdaylar önce tüpün üstünde kavruldu. Tamamı kavrulduktan sonra ‘Ya Xızır’ deyip taşları çevirmeye başladı. Uzunca bir süre alan qawut yapma işlemi kimi zaman eski anıların anlatılmasıyla, tebessümlerle kimi zaman da duygusal anların yaşanmasıyla devam etti.

    Qawut’un Xızır ayında pişirildiğini kaydeden Hatun Takmaz, “Yani kutsal olduğu için her Xızır’da pişirilir” dedi. Eski geleneği anımsayan Takmaz, “Eskiden unu bir gün önce kimsenin girmediği bir odaya koyuyorlardı. Ertesi gün erkenden kalkıp bakıyorlar eğer işaret varsa unda, ahıra gider kapısını açar, hangi hayvan kapının arkasında ise onu getirip kurban kesiyorlardı” diye konuştu.

    “ESKİDEN ZİYARETLERİN YANINA VARMADAN TAŞINI ÖPERDİK”

    Alevilik inancın metropol şehirlere göç ile zayıfladığını belirten Hatun Takmaz, şöyle devam etti:

    “Eskiden dağına taşına inanıyorlardı, ziyaretlerin yanına varamadan o taşları öperlerdi. Ne oldu, küçük mü gördüler yoo hepimizden de üstündüler. Bu memleketlere geldiğimizde baktık ki buradakiler rahat yaşıyorlar, niye biz yaşamayalım dedik. Bizde ayrı ev tutuk, bizde aileden ayrıldık, büyükleri saymaz olduk. Böylelikle kaybettik. Eskiden yaşlılar cem sonuna kadar diz çöküp ceme katılırdı ama şimdi gençler ceme girince ‘niye diz çöküyoruz’ diyorlar. Biz böyle olmuşuz. İnancı olanlar var ama gençlerimiz bunu kabul etmiyor. Hz Ali’nin elinde niye kılıç var gibi şeylerin peşine düşmüşüz, yolumuzu unutmuşuz.”

    “METROPOL ŞEHİRLERE GÖÇ GELENEKLERİ UNUTTURDU”

    65 yaşındaki Hatun Vural da Dersim’li. Eski geleneklerin kaybolduğundan şikayet ediyor Vural. Xızır ayında üç gün oruç tuttuklarını belirterek, “Bu qawutumuzu yapıyoruz, milleti çağırıyoruz. Herkes gelip qawut yiyor. Bereket mi diyeyim bilmiyorum ama kendimi bildiğimden beri bunu yapıyoruz.” diye konuştu.

    Metropol şehirlere göç ile birlikte köylerini unuttuklarını üzülerek söyleyen Hatun Vural, qawutun zahmetli bir iş olduğunu ve şehirlerde öğütme taşları olmadığı için zaman içinde kaybolduğunu, yapılmamaya başlandığını kaydetti.

    KÖY YAŞAMINA ÖZLEM DUYUYOR

    Gülizar Doğan da 40 yıl önce Dersim’den İzmir’e göç etmiş.  Doğma büyüme Dersim’li olduğunu ama 40 yıldan fazla süredir İzmir’e göç ettiklerini söyleyen Doğan, köy ile şehrin aynı olmadığını köylerde hayvanlarının olduğunu, bostan ektiklerini ve işlerinin çok olduğunu  söyleyerek o günlere özlem duyduğunu belirtti.

    “QAWUTA XIZIR ADINI VERİYORUZ”

    Doğan, qawutun hazırlanışını şöyle anlattı:

    “Çarşamba günleri qawut yapıyorduk. Perşembe günü ise oruç tutup kurbanlarımızı keserdik. Kurban kesemeyen de lokmasını verirdi. Qawutu Xızır adına veriyoruz. Sonbahardan buğdayı hazırlıyorduk. Qawut yaptığımızda insanlar bir araya geliyor. Öyle az da pişirmiyoruz bir teneke buğday öğütüp yapıyorduk.”

    “XIZIR’DA TUZLU LOKMALAR YENİLİR RÜYA GÖRÜLÜRDÜ”

    Gülizar Doğan, Xızır günü gençlerin tuzlu gıdalar alarak su içmediğini o gün kim rüyada su verirse onunla evleneceğine inandıklarını söyledi.

    Gülerek gençliğinde gördüğü rüyayı anlatan Doğan, rüyada amcasının evinin önünde su içtiğini ve gerçekten de amcasının oğluyla evlendiğini ifade etti. KiDoğan son olarak, Alevi toplumuna güzel dileklerde bulundu.

    “HAKKIN VARLIĞININ XIZIR’DA OLDUĞUNA İNANIRIZ”

    Kureyşan Ocağı Pirlerinden Hamza Takmaz da, Xızır ayının önemine dikkat çekerek, özellikle Dersim yöresinde  Xızır’ı anma açısından Kızılbaş gelenekleri daha fazla yaşatıldığını belirtti.

    Kızılbaş anlayışında Xızır’ın hakkın kendisi olduğunu vurgulayan Takmaz, “Alevi Kızılbaşlar özellikle Xızır’ın anlayışıyla darda, zorda olana yetişen Aleviler açısından bir semboldür. Xızır’ı çağırdığında ya Pirini görür ya mürşidini görür ya rehberini görür. Xızır kalu beladan beri gelen kah Ali’dir kah Veli’dir diyoruz ya ona bir tanrı misyonu da yüklemişiz. Hakkın varlığının orada olduğuna inanırız” diye konuştu.

    Eskiden köylerde çocukların Alevi olarak doğup büyüdüklerini söyleyen Pir Takmaz, “Ama şimdi öyle değil. Metropollerde İslamcı bir yapıya sahip. Bu devletin de katkılarıyla gittikçe yoğunlaşıyor. Bu da bizler için bir tehlike. O sebeple biz Xızır’ı biran önce hayata geçirmek zorundayız. Biran önce bunu gençlerimize anlatmak zorundayız” dedi.

    “XIZIR DARDA OLANSA SURİYE’DEKİ SAVAŞI DEDE GÖRMEK ZORUNDA”

    “Xızır eğer darda zorda olansa Suriye’deki savaşı elbetteki biz dede ve yol önderleri bunu düşünmek zorunda. Hatta her talibin de bunu düşünmesi gerekir” diyen Takmaz, Aleviler bir temenni yaptığında önce çevresi için eder daha sonra çocukları için dilekte bulunur gerçeğine işaret etti.

    Takmaz, konuşması şöyle sürdürdü;

    “Bizim derdimiz bir cennet cehennem kargaşasında beklediğimiz bir şey değildir. Bizim derdimiz çevre, bitki, doğa, insan, evrensel her şey doğallığıyla yaşıyorsa incitilmiyorsa işte bizim için haktır.

    Alevilerin ikinci yanlışı da devlete teslim olmak. Çevresindeki İslamcı kanatları özellikle şeriat örgütlerin Suriye’nin kadınlarını Türkiye sınırlarına satanlardır. Bunu görmüyorlar mı? Peki biz dedeler olarak ne yapmamız lazım, sessiz mi kalalım? İşte orada Xızır’a çağırmamız lazım. Bunu yaparken de o sınırda olmamız lazım.”

    “XIZIR ORUCU MUHARREM ORUCUNA GÖRE DAHA DEMOKRATTIR”

    Alevilerin en kutsal ayının Muharrem ayı olduğunu söyleyen Hüseyin Karakoç, “Muharrem orucu ağırdır. Ama Xızır ayı öyle değil. Eskiden nenelerimiz derdi ki orucu ne kadar geç açarsan o kadar iyi derlerdi. O sebeple İmamlara göre Xızır daha demokrattır.” dedi.

    “KENTLERE GÖÇ İNANCI ZAYIFLATTI”

    Eskiden itikatın çok olduğunu kentlere göç ile birlikte inancında zayıfladığını belirten Karakoç, şöyle dedi:

    “Xızır’ı çağırmanın bir zamanı yok. Her zaman hazır ve nazırdır. Kerametini de gördüğüm için çok inanıyorum. Önceden Xızır’ı çağırdıklarında gözyaşı dökerlerdi, içten geliyordu. Ama şimdi ne itikat kaldı ne sevgi ne saygı hiçbir şey kalmadı. Bunun sebebi de metropol şehirlere göç. Gençler çok özgürlük istedi, çok demokrat o sebeple hiçbir şey kalmadı. İyi ki pirimiz var bu geleneği sürdürüyoruz.”

    “QAWUT, XIZIR’IN EVİME GİRMESİ GİBİ BİR ŞEY”

    “Qaut bende Xızır’ın evime girmesi gibi bir şey.” diyen Hülya Takmaz,  her niyetlerinde Xızır’ı çağırdıklarını belirtti. Takmaz, “Herkesin bir araya gelmesi, emek harcaması, gülmesi ağlaması her duygu oluyor içinde o sebeple Xızır’ı ocağımıza almak oluyor” diye konuştu.

    Hülya Takmaz, iş için ocak kurmak için, eğitim ve sağlık için çerağ yaktığını belirtti.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

     

     

  • DAD Eyüp Şubesi Hızır Kavutu ve lokması pay etti

    DAD Eyüp Şubesi Hızır Kavutu ve lokması pay etti

    PİRHA – İstanbul Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eyüp Şubesi dernek binasında yaptığı muhabbet ceminde Hızır kavutu (Qawutu) ve lokması pay edildi. Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Hepimiz birbirimizi bir Hızır gibi görüp, birbirimizin elinde tutmalıyız” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    İstanbul Demokratik Alevi  Dernekleri (DAD) Eyüp Şubesinde Hızır ayı dolayısı ile muhabbet cemi yapıldı. Cemi Ağuçan Ocağı Pirlerinden Aziz Güler ve İmam Rıza Ocağı Pirlerinden Celal Fırat yürüttü.

    Cemden önce ilk konuşmayı yapan DAD Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel, “Aleviler için kutsal olan Hızır ayında herkesi yan yana görmenin anlamlı ve önemli olduğunu” söyledi. Güzel’in konuşmasından sonra çerağlar uyandırıldı ve Ağuçan Ocağı Pirlerinden Aziz Güler dua vererek kısaca Hızır ayının anlam ve öneminden bahsetti.

    “HIZIR BÜTÜN BEREKET VE YARDIMLARI İLE ÇAĞRILIR”

    Güler’den sonra konuşan Garip Dede Başkanı ve İmam Rıza Ocoğı Pirlerin’den Celal Fırat ise, “Toplumsal iletişimi iyilikte ve güzellikte arayan Aleviler Hızır’a niyazlarını en içten duygularıyla sunarlar. İnanç motifi haline getirir, lokma sunar oruç tutarlar. Cemre düşmeye yakın, ambarlarda unun azalmaya yüz tuttuğu; peynirin, çayın, şekerin, yağın, odunun, tezeğin, yakacağın, otun, samanın yavaş, yavaş bitmeye başladığı günler kış aylarının en sıkıntılı günleridir. Bu günlerde Hızır bütün bereketi ve yardımları ile çağrılır. Toplumun ortak iletişim aracı haline gelir” dedi.

    “TÜRKİYE’DE ZOR BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ” 

    Türkiye’de gerçekten çok zor bir süreçten geçtiklerine dikkat çeken Fırat, “Bizim inancımız ve gelenek göreneklerimize göre Hızır her yerde hazır ve nazırdır. Hepimiz birbirimizi bir Hızır gibi görüp birbirimizin elinde tutmamız lazım. Birilerin gelip bizi kurtarmasını beklersek çok bekleriz. Dara düştüğümüzde herkes birbiri ile dayanışma içinde olursa ancak bu sorun ve sıkıntıları aşarız” diye konuştu.

    “GÜNÜMÜZDE HINZIR PAŞALARA ÇOK RASTLAMAKTAYIZ”

    Hızır var birde Hınzır paşalar var diyen Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat son olarak şunları ifade etti:

    “Özellikle günümüzde Hınzır Paşalara çok rastlamaktayız. İçimizde ve dışımızda bu Hınzır paşalar ile kolay bir şekilde karşılaşabiliyoruz. Alevileri ve çeşitli kesimleri renklerinden, dillerinden ve ırklarından dolayı her zaman dışlıyor ve ötekileştiriyorlar. Bu nedenle biz Alevilerin üzerine çok sorumluk ve görev düşüyor. Birlik beraberlik içinde olmayı başarmamız gerekiyor. Biz Aleviler 72 millete renk, dil, din ve ırk ayırımı yapmadan aynı nazardan bakarız. Ve Ermeni’si, Yahudi’si Laz’ı, Kürd’ü hangi milleten olursa olsun nerede bir ezilen varsa biz Aleviler onun yanındayız.”

    Muhabbet ceminden sonra Ağuçan Ocağı Pirlerinden Aziz Güler ve İmam Rıza Ocağı Pirlerinden Celal Fırat lokma duası vererek lokmalar pay edildi. Lokmalar pay edildikten sonra Hızır ayının önemli geleneklerinde biri olan ve her yıl Hızır ayı içerisinde yapılan Hızır Qawutu pay edildi. (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Dersim Ardıç Köyü’nde Hızır Qawutu yapılmaya başlandı-VİDEO

    Dersim Ardıç Köyü’nde Hızır Qawutu yapılmaya başlandı-VİDEO

    PİRHA – Aleviler için kutsal olan, bolluğu, bereketi, hoşgörüyü, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Hızır ayına girildi. Dersim’de Hızır hazırlıklarına başlayan köylüler Hızır’ı karşılamak için Hızır Qawutu (Kavut) yapmaya başladı.

    Haberin Videosu

    Aleviler için kutsal olan, bolluğu, bereketi, hoşgörüyü, barışı, sevgiyi ve baharın gelişini müjdeleyen Hızır ayı başladı. Alevilerin her yıl Şubat ayında tuttuğu Hızır orucu bölgelere göre değişiyor. Bazı yörelerde 9, 10 ve 11 Şubat, bazı yörelerde 13, 14, 15 Şubat tarihleri arasında üçer gün tutulan Hızır Orucu, bazı yörelerde ise 5 ya da 7 gün olarak tutulur. Bu nedenle Şubat ayı Aleviler açısından Hızır ayı olarak da bilinir.

    Dersim’de Hızır (Xızır) ayı gelenekleri kapsamında en önemli etkinlik, Hızır Qawutu’nu yaparak Hızır’ın gelmesini beklemektir. Hızır ayında Hızır’ı karşılamak için her yıl yapılan Hızır Qawutu Dersim ve birçok Alevi coğrafyasında önemli bir gelenektir. Dersim’de 40 hanede oluşan Ardıç köyünde köy sakinleri Hızır’ı karşılamak için Hızır Qawutu (Kavut) yapmaya başladı. Köylüler bu Hızır ayında da barışın, hoşgörünün, kardeşliğinin , eşitliğin ve sevginin egemen olmasını temenni ettiler.

    Hızır ayına ilişkin yapılan Hızır Qawutu’nun yapılma aşamaları şöyle:

    “Buğday önce sacda kızgın ateşle kavrulur. Kavrulan buğdaylar eski bir teknik olan taşlarla öğütülür ve sonra elekle elenir. Eleme işleminden sonra kimse el vurmayacak şekilde leğene bırakılarak Hızır beklenir. Eğer ev halkının kalbi temizse Hızır akşam eve gelip hazırlanan Qawuta (Kavut) dokunur. Ve sabah Hızır’ın geldiğini hisseden aile kurban keser.

    Hızır’ın bir olduğuna ancak zorlu kış şartlarından dolayı Dersim’de tüm ilçe ve köylere ayrı ayrı gittiğine inanılır. Bu nedenle her ilçede üç farklı zamanda oruç tutulur.

    Hızır orucunun son günü olan Perşembe günü kurbanlar kesilir ve komşulara zengin fakir ayırt edilmeden eşit şekilde dağıtılır. Ayrıca Perşembe günü lokmalar hazırlanır mezar ve ziyaretlere gidilir. (HABER MERKEZİ)