Etiket: ramazan bayramı

  • İmralı’da bayram görüşü gerçekleşti

    İmralı’da bayram görüşü gerçekleşti

    PİRHA-Abdullah Öcalan ve İmralı’daki tutuklular Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş, Ramazan Bayramı dolayısıyla yakınlarıyla görüşme gerçekleştirdi.

    İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile tutuklular Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş, Ramazan Bayramı izni kapsamında bugün yakınlarıyla görüşme gerçekleştirdi.

    Abdullah Öcalan’ın yeğeni Ömer Öcalan ve kardeşi Mehmet Öcalan, Konar’ın kardeşi Ali Konar, Yıldırım’ın kardeşi Polat Yıldırım ile Aktaş’ın kız kardeşi Sabiha Aslan’ın görüşmeye gittiği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • DBP Eş Genel Başkanı Aydeniz: Dayanışmayı büyütelim- VİDEO

    DBP Eş Genel Başkanı Aydeniz: Dayanışmayı büyütelim- VİDEO

    PİRHA – Dayanışma ve yardım kampanyalarının bölgelere seçimin beklenmeden artırılması ve bunun bir ihtiyaç olduğunu belirten Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ve HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy, depremin ardından fırtına yaşanan Pazarcık’ta “memleketin gündemi seçime doğru kaymış ama buradaki insanların temel gündemi hala depremdir, kasırgadır. Gideceğimiz yerlerde insanlarla, yaşanmışlıklarla yan yana omuz omuza durmaya devam edeceğiz.” dedi.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesinde 20 Nisan’da meydana gelen fırtına ve hortum, ilçedeki çadır ve konteynır alanlarında büyük zarara neden olmuş. Yaşananlar sonucu ağır hasarlı binaların çatıları uçarken, çadır ve konteynırlar da kullanılamaz hale gelmişti. Şiddetli fırtına ve hortumun çevreye savurduğu cisimler nedeniyle 3 kişi yaşamını yitirmişti. Depremin ve fırtınanın yaşandığı Pazarcık’ta Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ve HDP Bingöl Milletvekili Hişyar Özsoy, Ramazan Bayramı dolayısıyla halka destek ziyaretinde bulundu.

    “OMUZ OMUZA DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Sorunların asıl meselesinin devletin kendi bekasını düşünmesi olduğunu vurgulayan Aydeniz, Pazarcık’ta yaşanan deprem ve fırtınanın ardından dayanışma mesajı vererek şunları ifade etti:

    “Depremden sonra, depremin yaşadığı mağduriyet enkazların üstüne dün bu fırtınanın olması gerçekten acı. İnsanların her şeye rağmen ikinci bir bayramın umudunu yaşamaları da çok büyük bunu da gördük. Ve insanların bu yaşadıkları enkazların, sorunların asıl meselesinin de gerçekten iktidarın kendi bekalarını düşündüklerinin artık anlaşılmış olması. Gezdiğimiz yerlerde de çok net kendini ortaya koyuyor. Bizde Yeşil Sol Parti olarak önümüzdeki süreçte bütün bu yaşanmışlıkların, yıkılmışlıkların, sorumsuzlukların sorumlularından hesap sormanın ve bu hesap sormayla birlikte gelecek güzel günleri beraber inşaa etmenin mücadelesini birlikte yürüteceğiz. Hem konteynerlarda hem çadırlarda insanların umut içinde olduklarını, geleceğe Yeşil Sol Parti ile umutla baktıklarını çok net gördük. Bundan sonra da gideceğimiz yerlerde insanlarla, yaşanmışlıklarla yan yana omuz omuza durmaya devam edeceğiz.”

    “LÜTFEN HALKIMIZ DUYARLI OLSUN”

    İnsanların bayram havası yaşamadığını dile getiren HDP’li Özsoy ise, “Depremden sonra kasırga olmuş. Gerçekten belli ki dün çok da korkmuşlar hatta ‘depremden daha kötü’ diye ifade ediyorlar. Bizde haliyle siyasetçiyiz ama memleket aşırı bir şekilde seçim gündemine yığılmış. Dolayısıyla ben sadece bütün halkımızı tekrar deprem bölgesinde yaşayan bu halkımızla çok acil bir şekilde dayanışmaya ve seferberliğe davet ediyorum. Memleketin gündemi seçime doğru kaymış ama buradaki insanların temel gündemi hala depremdir, kasırgadır. Lütfen halkımız duyarlı olsun. Dayanışma ve yardım kampanyalarını hiç seçimi beklemeden arttırsın. Çünkü ihtiyaç var, bunu gördük” ifadelerine yer verdi.

    Yeşil Sol Parti Maraş Milletvekili Adayı Hüseyin Eroğlu da, her türlü felakete daha fazla hazır olunması gerektiğinin altını çizerek, “Yaptığımız çadırları, konteynerları sağlam bir şekilde yapmalıyız. Bunun herkes dikkatli olmalıdır” dedi.

    Elif TABAK/MARAŞ

  • PSAKD: Başka inanç ve hurafeler peşinde olanları özüne dönmeye çağırıyoruz!

    PSAKD: Başka inanç ve hurafeler peşinde olanları özüne dönmeye çağırıyoruz!

    PİRHA-PSAKD Yol Erkan Kurulu, bazı Alevi kurumlarının Ramazan Bayramı mesajı paylaşması üzerine açıklama yaparak “Yan yana yaşadığımız komşu inançları kendi inancımız olarak takdim etmek veya Alevi temsiliyeti ile hayata geçirmek bilerek veya bilmeyerek asimilasyona hizmet etmektedir” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yol Erkan Kurulu, bazı Alevi kurumlarının Ramazan Bayramına ilişkin mesaj paylaşıp çağrıda bulunmasını eleştirdi.

    Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan PSAKD Yol Erkan Kurulu, “Tutmadıkları bir orucun bayramını kutlamak, cemini yapmak Muaviye zihniyetini sevindirmekten başka bir şey değildir” ifadelerini kullandı.

    “YOL’UMUZA AİT BÖYLE BİR BAYRAM YOKTUR”

    Açıklamada ayrıca “Taklit aslını çoğaltır, büyütür. Aslına ermektir hüner” denilerek şu ifadeler kullanıldı:

    “Kişi halden anlayınca, hakikati dinleyince,

    Üstüne yol uğrayınca, ayrılmayıp duran gelsin.

    Pir Sultan Abdal

    Yıllardır Alevi Federasyonları tarafından ‘Yol’umuza ait böyle bir bayram yoktur’ diye açıklamalar yapılmasına rağmen bazı Kurum yöneticilerinden ve İnanç Kurulu görevlilerinden hala Ramazan Bayramı mesajları ve çağrıları görülmektedir. Yan yana yaşadığımız komşu inançları kendi inancımız olarak takdim etmek veya Alevi temsiliyetiyle hayata geçirmek bilerek veya bilmeyerek asimilasyona hizmet etmektedir.

    Yol’umuza ait olmayan ritüelleri uygulamaya çalışanları, binlerce yıl bedel ödenerek bugüne taşınan Yol’umuza sahip çıkma sorumluluğuna davet etmekteyiz.

    Yol’umuz; vardan var olmayı ve kadın erkek hep bir can olmayı işaret etmektedir. ‘Eline, diline, beline hakim ol’ kelamıyla, ‘yetmiş iki millete bir nazarda bak’ düsturuyla Cümle varlığa Hakk demiş, Dört Kapı Kırk Makam (Kamil İnsan) düsturuyla ölmeden önce ölmeyi bilip, kinden kibirden arınmayı esas almıştır.

    İkrar ve rızalık esasıyla, görgü-sorgu yoluyla, Talip-Rehber-Pir-Mürşit bağlılığıyla ‘El Ele El Hakka’ birimiz hepimiz birimiz için yaşamalıyız. Müsahiplikle dört baş, bir can olmuştur. Yol’umuz toplumcu ve paylaşımcılığı ile sevginin barışın toplumu olmuştur. Cemlerimizde evrenle birlikte Semah dönen, müşküller çözülüp rızalaşılan bir toplum olduğumuz aşikardır. Hakk meydanında Darda cemal cemale gönül temizliğini esas almıştır. Darda olana Hızır olmalı anlayışını bereketin ve umudun sembolü yapmıştır. Bağlamayla hakikat kelamlarını dillendirmiş ‘ne ayet dinler ne kadı’ demeyi bilmiştir.

    ‘Okunacak en büyük kitap insandır’. Gülbenglerinde ‘Gerçeğe Hü’ diyerek gerçeğin bilgisine ulaşmayı düstur edinen ‘İnsan hakta Hakk insanda’, ‘Her ne arar isen kendinde ara’ diyerek bizlere yol göstermiştir. Bu değerler Yol’umuza özgü olup başka inançlarda uygulanmamaktadır.

    Evrensel değerler taşıyan Yol’umuzu bırakıp başka inançlar ve hurafeler peşinde olanları özüne dönmeye çağırıyoruz.

    Aşk ile.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Alevilerde Ramazan Bayramı ve Cemi yoktur’

    ‘Alevilerde Ramazan Bayramı ve Cemi yoktur’

    PİRHA – PSAKD yaptığı yazılı açıklamada, Alevi- Bektaşi yol erkanında Ramazan, Ramazan Bayramı ve Ramazan ceminin olmadığına dikkat çekerek, “Alevilikte Ramazan cemi yoktur. Alevileri özüne davet ediyoruz” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) yazılı açıklama yaparak Alevielerde Ramazan Bayramı ve Ramazan ceminin olmadığına dikkat çekerek, Alevileri özüne davet etti.

    Açıklamada, “Gün katliamın zulmün günüdür. Tıpkı diğerleri gibi, bütün katliam günlerini bizlere bayram diyerek asimile etmenin sonuçları bunlar. Bizim bayramımız eşit yurttaş olarak dilimizi, kültürümüzü, inancımızı özgürce yaşadığımız, çocuklarımızın istismar edilmediği , kadınların şiddete maruz kalmadığı, emekçinin emeğinin karşılığını tam aldığı, çocuklarımızın zorunlu din dersi görmediği, bütün farklılıkların bir arada gerçekten kardeşçe yaşadığı gün olunca bayramlar bizim olur ve kutlarız” denildi. 

    Alevilerin Nesimi’nin “Ey Nesimi Can Nesimi bil ki halk aynındadır. Onca insanın vebali ulemanın boynundadır” sözlerini referans alarak hizmet yaptıklarına değinilen açıklamada, Alevi – Bektaşi yol erkanında Ramazan, Ramazan bayramı ve Ramazan cemi olmadığı vurgulandı.

    “ALEVİLERİ KENDİ ÖZÜNE DAVET EDİYORUZ”

    Açıklamada sebebi ise şöyle açıklandı:

    “İmam Ali, Ramazan ayında evinden çıkıp üç adım yürüdükten sonra Muaviye’nin kiraladığı Mülcem lanetlisi tarafından zehirli kılıç ile darbe alarak 3 gün sonra Hakk’a yürümüştür. Muaviye bütün yetkililere tamim göndererek “Çok şükür Ali’den kurtulduk. Şeker dağıtarak 3 gün bayram yapın” demiştir. Hatırlarsınız bu bayrama eskiden Şeker Bayramı deniyordu. Sonradan farkına varanlar isim değişikliğine giderek Ramazan Bayramı dediler.

    Alevilere göre Ramazan Bayramı İmam Ali’nin şehit edildiği gün münasebetiyle matem günüdür. Şimdi bunu bayram olarak kutlayanlar ve cem erkanıyla süsleyenler İmam Ali’nin şehit edildiğini kutlamazlar mı? İmam Ali’nin kemiklerini sızlatmazlar mı? Ve asimilasyona rehberlik etmiş olmazlar mı? Hele hele Dede – Pir olanlar! Yine soruyoruz; sizler oruç tutup, teravi namazına gidiyor musunuz? Alevilikte böyle bir şey var mıdır? Bunları yerine getiren Suni inanç mensuplarına bizler saygı göstermekteyiz. Oruç tutmayanlara şiddet ve baskı uygulayanlara değil!
    Çünkü bizim oruçlarımız yeme içme ile sınırlı tutulmadığı gibi görkemden gösterişten uzak, sessiz ve sedasız geçmektedir.”

    Son olarak açıklamada, Alevilikte Ramazan ceminin olmadığına vurgu yapılıp, Aleviler özüne davet edilerek, “Geçen yıl üç federasyonun kararına rağmen yine yoluna ihanet edip Ramazan bayramı cemi hazırlığında olanlar oldu. Onlara da Hak; Hakikati Hak eylesin” denildi. (HABER MERKEZİ)

  • 4 yaşındaki Leyla kaçırılmış ve aç bırakılmış

    4 yaşındaki Leyla kaçırılmış ve aç bırakılmış

    18 gün önce kaybolan Leyla’nın ölüm sebebinin 8-10 gün aç kalması olduğu ortaya çıktı. Vali, Leyla’nın bedeninde herhangi bir istismar izine rastlanmadığını açıkladı.

    Ağrı’da Ramazan bayramının ilk günü ailesi ile birlikte bayram ziyareti için gittiği Bezirgan Köyü’nde kaybolan ve 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir, Ağrı’da toprağa verildi. Leyla’nın babası cenaze töreninin yapılmasını istemedi.

    Ağrı Valisi Süleyman Erbal, yaptığı basın açıklamasında, Leyla’nın ölüm sebebi 8-10 gün aç bırakılması olduğunu söyledi.

    Vali, “Darp ve yaralama izi yok, istismar ve tecavüz emaresi yoktur” açıklamasını yaptı.

    Erbal’ın tam açıklaması ise şöyle:

    Otopsi ve değerlendirmeler neticesinde yavrumuzun kaybolduktan sonra 8-10 gün içerisinde ölmüş olduğu sonucuna varıldı. Daha sonra da, bir yerde bekletilmiş ve bulunmasından 2-3 gün önce de, bulunduğu suyun içerisine bırakılmış. Ölüm nedeni, 8-10 gün aç bırakılması.

    Çocuğun cesedinde herhangi bir darp ve yaralama izi mevcut değil. O süre zarfında vahşi hayvan yaralaması da söz konusu değil.

    (Cinsel istismar sorusuna) Vücudundaki izler güneş yanığı. Çocukla ilgii herhangi bir istismar, tecavüz emaresi de yok.

    Bu sabaha karşı yavrumuzun otopsisi tamamlandı ve aile gelenekler gereği bekletilmeden defnedilme talebinde bulundu. Sabah saat 05.00 itibarıyla teslim edildi ve aile ile köylüler yavrumuzun cenazesini defnettiler. İnşallah son kaybolan yavrumuz olur diye temenni ediyorum.

    (Kaçırılma sorusuna) Bazı ipuçları ve gözaltı var. Çalışmalar titizlikle devam ediyor. Jandarma ve emniyet güçleri yoğun şeliklde çalışıyor. Gözaltı sayısını veremem ama bu bir kaçırılma olayı.

    Yavrumuz, daha önce AFAD ekipleri ve profesyonel balık adamlar tarafından defalarca bakılan; drone tarafından da defalarca görüntülenen bir yerde bulundu. Eldeki deliller, en fazla birkaç gün önce oraya bırakıldığını gösteriyor… Çay içmek için oraya giden bir köylü tarafından bulundu.

  • ‘Aleviler Ramazan Orucu’nu neden tutmazlar’

    ‘Aleviler Ramazan Orucu’nu neden tutmazlar’

    PİRHA- Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Muharrem Erkan, “Aleviler Ramazan Orucu’nu neden tutmazlar” başlıklı bir yazı yazarak, bu konuya açıklık getirdi. Erkan, “Biz Aleviler Ramazan ayında bayram yapmayız. Ramazan ayı içerisinde kuran inmeye başladığı için oruç tuttuklarını söyleyenlere şunu sormak gerek: Vahi bir rahmetse, rahmet de bilim ilim olarak yeryüzüne zuhur ediyorsa, öyleyse günümüz koşullarında her bir buluş, yeniliği bir anlamıyla da vahi olarak Aleviler kabul etmektedir” dedi. 

    Hıdır Abdal Ocağı dedelerinden Muharrem Erkan, “Aleviler Ramazan Orucu’nu neden tutmazlar” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

    tokatpirsultan.com internet sitesinde yayınlanan yazıda Muharrem Erkan Dede, Hz. Ali’nin saldırıya uğradıkatn 2 gün sonra yani Ramazan ayı 21. günü hakka yürüdüğünü belirterek, saldırıyı şöyle anlattı:

    “Tarihe Hakem Olayı diye geçen bu ihanet vakası ardından Hariciler bir araya gelerek, Muaviye ve Hz. İmam Ali’yi öldürmeye karar verdiler. Berk bin Abdullah, Amr İbn-ül As’ı da öldürmeleri gerektiğini, fitnenin başının o olduğunu söyledi. Böylece sıra suikastları gerçekleştirecek kişileri seçmeye gelmişti. Muaviye için Amr bin Bekir, Hz. İmam Ali’ye suikast yapması için kendi isteği ile Abdurrahman bin Mülcem, Amr İbn-ül As için Berk bin Abdullah görev aldı.

    Muaviye suikastçısından ufak bir yara alarak kurtulmuş, lakin kılıcın zehirli olması nedeniyle yatağa düşmüştü. Amr İbn-ül As yerine suikastçı yanlışlıkla bir mahsumu öldürmüş, o da böylelikle kurtulmuştu. Mülcem çocukken annesi ve babası ölünce yetim kalmış, Kufe’de Hz. İmam Ali’nin yardım ve şefkati ile büyümüştü. Yapacağı bu suikast sonucu alacağı altınlar, ekmeğini yediği İmama ihanet etmesini engelleyemiyordu. Ramazan ayının 17. günü Kufe’ye gelmiş, halktan bilgi alabilmek için girdiği mescitte gördüğü Kuttema’ya aşık olmuştu. Mülcem kapıldığı bu kadına evlenme teklif etmiş, Kuttema bu teklife karşılık üç istekte bulunmuştu. Birinci isteği; üç bin dirhem altın, ikinci isteği; biri erkek biri kadın iki köle, üçüncü isteği; Hz. İmam Ali’yi öldürmesi idi. Mülcem son isteğini duyunca bir adım geri çekilmiş, Ali’yi öldürürse kendisini de öldüreceklerini, bunu yapamayacağını söyledi. Kuttema, Ali’yi öldürmek cennete gitmektir diyince Mülcem asıl niyetinin zaten onu öldürmek olduğunu söyledi. Kuttema’nın babası, kardeşi ve kocası Uhud savaşında Hz. İmam Ali tarafından öldürülmüştü. Olan kini de bunun içindi. Kuttema’nın evine yerleşen Mülcem Ramazan ayının 18. günü yanına aldığı iki kişi ile Hz. İmam Ali’nin evinin etrafında planlar yapmış, ertesi gün sabah şafak vakti evinden dışarı çıkan Hz. İmam Ali’yi evinin kapısı önünde ağır şekilde yaralamıştı. Devesine binip kaçarken Hz. Celal Abbas tarafından yakalanmış ve bir odaya hapsedilmişti. İmam Ali yaralanmasından iki gün sonra Ramazan ayı 21. günü hakka yürümüştür.”

    Bu olayın ardından İslam aleminin üçe bölünerek yasa büründüğünü içinden çıkılmaz bir durum aldığını belirten Muharrem Erkan Dede, Ramazan Bayramı’nın nasıl ilan edildiğini ise şöyle yazdı:

    “Mervan hasta yatan Muaviye’ye gelerek; “Ey Efendimiz, size sevineceğiniz bir haber vereyim, düşmanınız Ali bin Ebu Talib’in öldüğü haberini aldım. Bu ulu günü bayram ilan edelim mi? Dedi. Muaviye hasta yatağından sevinerek başını doğrulttu; “Şuan bayram etmeyin, daha iyileşmedim, eğer iyileşmez de ölür isem Ali’nin taraftarları da arkamdan bayram eder” diye ikaz etti Mervan’ı.

    Ramazan ayının 29. günü iyileşerek hasta yatağından kalkan Muaviye bayram ilan etti. Şeker kamışından yapılmış şekerleri çocuklara dağıttırdı. Günlerce eğlenceler tertip edildi. Şarabın olup oluk akıtıldığı, dansözlerin oynatıldığı gecelerde Hz. İmam Ali’ye ve ailesine lanetler ve küfürler edildi. Etmeyenler öldürülüyor, işkencelere tabi tutuluyordu. Her yıl günü geldikçe bu katillik bayramı kutlanıyor, Ehli Beyt’e duyulan kin pekiştiriliyordu.”

    Ramazan Bayramı’nın Emeviler döneminde aksatılmadan devam ettiğini, Abbasiler döneminde de dini bir zorunlulukmuş gibi kesintiye uğratılmadan yapıldığını ifade eden Muharrem Erkan Dede, “Biz Aleviler Ramazan ayında bayram yapmayız. Ramazan ayı içerisinde kuran inmeye başladığı için oruç tuttuklarını söyleyenlere şunu sormak gerek. Vahi bir rahmetse, rahmet de bilim ilim olarak yeryüzüne zuhur ediyorsa, öyleyse günümüz koşullarında her bir buluş yenilik, bir anlamıyla da vahi olarak Aleviler kabul etmektedir. Bazıları Osmanlılar zamanında şeker bayramının başladığını söylenmektedir. Gerçeğin hiç de öyle olmadığı görülmektedir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD uyardı: Alevilikte Ramazan Bayramı kutlaması yoktur

    PSAKD uyardı: Alevilikte Ramazan Bayramı kutlaması yoktur

    PİRHA- Sünni ve Şii Müslümanların Ramazan orucunun ardından kutladığı Ramazan Bayramının kimi Alevilerce kutlanması dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri Onur Şahin bir açıklama yaptı. Şahin, “Alevilikte Ramazan Bayramı kutlaması yoktur. İnancımızda yer almayan bir bayramı neden kutlayalım” dedi. 

    “ABF İnanç Kurulumuzun Ramazan konusundaki açıklamaları ve uyarıları önemli ölçüde sonuç vermesine rağmen bazı noktalarda arkadaşlarımızın ve yoldaşlarımızın bir kısmının halen direnç gösterdikleri görülüyor” diyen Onur Şahin, şunları kaydetti:

    “Ramazan orucu, Ramazan cemi gibi Alevilikle ilgisi olmayan çeşitli ritüellerin kaldırılması ve halkımızın bu konuda ikna edilmesi hususunda büyük yol aldık. Ama aynı şeyi Ramazan bayramı için maalesef söyleyemeyeceğim. Ramazan bayramını kutlama konusunda bir ısrarın olduğunu görüyoruz. Bunun bahanesi olarak da “Biz şeker bayramı olarak görüyoruz ne olacak sanki niye büyütüyorsunuz bu kadar” tarzında söylemler kullanılıyor. Bu tarz bireysel yaklaşımların yanısıra beni en çok şaşırtan şeyin kurumsal olarak da benzer yaklaşımların olduğunu görmek oldu. Sayfalarca bunu mazur gösterecek açıklamalar yapılmış. O kadar açıklamanın özeti ” Canım halklar kardeştir. Artık hep birlikte yaşıyoruz. Kutlasanız ne olur. Ayrımcılığa ne gerek var” şeklindeki içi boş bir söylemin ötesine geçmiyor. Bu tarz bir yaklaşımı İslam inancında olanlara sergileyebilir misiniz?

    “İNANCIMIZDA YER ALMAYAN BİR BAYRAMI NEDEN KUTLAYALIM”

    İnancımızda yer almayan bir bayramı neden kutlayacakmışız. Tutmadığımız orucun bayramını kutlamak hangi isimle kutlanırsa kutlansın bir çelişkidir. Bizim inancımızda Ramazan bayramı kutlaması yoktur. Ramazan bayramı kutlaması Alevilerin asimilasyonununa hizmet etmektedir. Ramazan bayramı kutlaması Aleviliğin içeriğini ve özünü çarpıtan ritüellerden biridir. Pir Sultan Abdal’ın yoldaşlarını bu konuda duyarlı olmaya ve gereğini yapmaya davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Muharrem İnce memleketi Yalova’da

    Muharrem İnce memleketi Yalova’da

    CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce bayram için memleketi Yalova’da. Burada annesiyle ve köylülerle bayramlaşan İnce bayram namazı çıkışında gazetecilerin sorularini yanıtladı. İnce, arife günü kendisi hakkında söylenenlere akşam üzeri yapılacak Yalova mitinginde cevap vereceğini kaydetti.

    CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, herkesin Ramazan Bayramı’nı kutlayarak, “Nice güzel bayramlar diliyorum.” dedi. Bayram namazını Elmalık Köyü Camisi’nde kılan İnce, cami çıkışında köylülerle bayramlaştı ve ardından köy mezarlığına giderek babası Şerif İnce’nin mezarını ziyaret etti.

    Burada basın mensuplarına açıklama yapan İnce, bayramlarda geleneksel sıra olayının olduğunu, köyde herkesin birbirinin yaşını bildiği için ona göre sıraya girilip bayramlaşıldığını belirtti.

    İnce, bunun güzel bir gelenek olduğunu dile getirerek, şunları ifade etti:

    “Köyün ihtiyarı en başta oturur. Bu seremoni, bu gelenek hiç değişmedi benim için. Sadece bir kez askerdeyken katılamadım. Onun haricinde hep buradaydım. İnşallah yarın cumhurbaşkanı olduğumuzda da aynı şekilde devam edeceğiz, onu bozmayacağız. Ben bütün milletimizin, Müslümanların bayramını kutluyorum. Nice güzel bayramlar diliyorum. Bayramda ağız tadını bozmayalım ama akşam üzeri saat 18.00’de mitingimiz var. Arife günü bana söylenenlere akşam üzeri gerekli cevabı veririm.”

    İnce, daha sonra annesi Zekiye İnce’nin evine giderek annesiyle bayramlaştı.