Etiket: ramazan genelgesi

  • Zeynel Can: Bu bir eğitim politikası değil, siyasi hamle-VİDEO

    Zeynel Can: Bu bir eğitim politikası değil, siyasi hamle-VİDEO

    PİRHA – Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına ilişkin okullara gönderdiği etkinlik genelgesine yönelik tepkiler sürüyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, genelgenin laiklik ve insan hakları açısından ciddi sorunlar barındırdığını belirterek, “Çocuklara zorla dini içerik enjekte edilmesi insan haklarına aykırıdır” dedi.

    12 Şubat’ta 81 il valiliğine gönderilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı talimatta okul öncesinden ortaöğretime kadar öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde okul dışında düzenlenecek iftar ve sahur programlarına katılımının öngörüldüğü belirtilmişti. Söz konusu düzenleme kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

    GENELGE TOPLUMDA GENİŞ YANKI UYANDIRDI”

    Genelgeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zeynel Can, uygulamanın kamuoyunda hem destek hem de eleştiri topladığını ifade etti. Can, “Bu genelge çok gündem işgal etti. Lehte ve aleyhte çok tepkiler aldı” diyerek, özellikle laik ve seküler kesimlerden ciddi itirazların yükseldiğini vurguladı.

    Dinin eğitim sistemi içinde bu denli görünür hale getirilmesinin, özellikle okul öncesi düzeye kadar indirgenmesinin önemli sonuçlar doğuracağını belirten Can, “Alevi toplumu başta olmak üzere demokrat ve aydın kesimlerden buna karşı güçlü bir tepki oluştu” dedi.

    CUMHURBAŞKANI’NIN AÇIKLAMALARINA ELEŞTİRİ

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın genelgeye ilişkin “doğru, hukuki ve yerinde” yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Can, bu yaklaşımın tartışmalı olduğunu ifade etti. Can, “Kendi açısından doğru olabilir ancak hukuka ne kadar uygun olduğu sorgulanmalıdır” dedi.

    İktidarın hukuka yaklaşımını eleştiren Can, “İşine geldiğinde hukuki davranan, gelmediğinde anayasal hükümleri uygulamayan bir anlayıştan söz ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “ZORLA DİNİ DAYATMA İNSAN HAKLARINA AYKIRI”

    Genelgenin doğrudan valiliklere gönderilmesine dikkat çeken Can, bunun bir yönlendirmeden öte açık bir talimat olduğunu belirtti. “81 ilin valisine doğrudan gönderilen bu yazı, ‘bunu sıkı şekilde uygulayın’ anlamına geliyor. Bu durum, eğitimin merkezi bir anlayışla şekillendirildiğini gösteriyor” diye konuştu.

    Türkiye’de farklı inanç gruplarının ve seküler yaşam biçimini benimseyen milyonlarca insanın bulunduğunu hatırlatan Can, ailelerin çocuklarına dini eğitim verip vermeme konusunda tercih hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı:

    “Bu ülkede Aleviler var, farklı mezhepler var, seküler bir yaşamı tercih eden milyonlar var. Çocuklarına dini eğitim verilmesini istemeyen aileler var. Buna rağmen zorla bir şeyi dayatmak, insan haklarına aykırıdır.”

    TOPLUMA TEKÇİ ANLAYIŞ DAYATILIYOR

    Eğitimde dini referansların bu şekilde kullanılmasının çocukların bireysel gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Can, “Bu şekilde yetiştirilen çocukların eleştirel düşünebilen, kendini ifade edebilen bireyler olması zorlaşır” dedi.

    Can ayrıca, okullarda kazandırılmak istenen değerlerin dini referanslarla sınırlandırılamayacağını belirterek, “Vatanseverlik, merhamet, adalet gibi değerler yalnızca dini çerçevede açıklanamaz bunlar toplumun ortak değerleridir” ifadelerini kullandı.

    Din üzerinden şekillendirilen bir değerler sisteminin topluma dayatıldığını savunan Can, bu yaklaşımı “tekçi bir anlayış” olarak nitelendirdi. “Bu bir dayatmadır. Topluma zorla bir ‘deli gömleği’ giydirilmek isteniyor” dedi.

    “SİYASİ BİR STRATEJİNİN PARÇASI OLABİLİR”

    Genelgenin arkasında siyasi hesaplar olabileceğini öne süren Can, iktidarın toplumsal kutuplaşma üzerinden kendi tabanını konsolide etmeye çalıştığını ifade etti:

    “İktidarın anketlere ve saha çalışmalarına göre hareket ettiğini biliyoruz. Bu genelgenin hızlı ve güçlü şekilde uygulanması da bir siyasi stratejinin parçası olabilir. Yaklaşan seçimler öncesinde tabandaki erozyonu durdurmaya dönük bir hamle olarak değerlendiriyorum.”

    Can, söz konusu uygulamaların uzun vadede toplumun yararına olmayacağını belirterek, çocukların geleceği açısından daha kapsayıcı ve özgürlükçü bir eğitim anlayışının benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Ramazan genelgesine tepki: Okullarda dini dayatma kabul edilemez!-VİDEO

    Ramazan genelgesine tepki: Okullarda dini dayatma kabul edilemez!-VİDEO

    PİRHA-Millî Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına ilişkin okullara gönderdiği etkinlik genelgesine tepkiler sürüyor. Zakir Ersin Genç, eğitim kurumlarının laikliğine dikkat çekerek, “Gerçek İslam’da baskı ve zorlamanın yeri yoktur. Bu tür uygulamalar toplumun farklı inançlarını görmezden geliyor” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığının (MEB) Ramazan ayına ilişkin okullarda yapılacak etkinliklere dair yayımladığı genelge tartışılmaya devam ediyor. 12 Şubat’ta 81 il valiliğine gönderilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı talimatta, okul öncesinden ortaöğretime kadar öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde okul dışında düzenlenecek iftar ve sahur programlarına katılımının öngörülmesi eleştirilere yol açtı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Zakir Ersin Genç, eğitim kurumlarının laikliği koruması gerektiğini belirterek söz konusu uygulamanın toplumun farklı inanç ve kimliklerini göz ardı ettiğini ifade etti.

    “TOPLUMDA FARKLI İNANÇLAR VAR”

    Genelgede özellikle Sünni inanç pratiklerinin öne çıkarıldığını belirten Genç, Türkiye’de farklı mezhep ve inanç gruplarına mensup yurttaşların yaşadığını hatırlattı. “Bu toplumda sadece Hanefi mezhebine mensup insanlar yok. Aleviler var, farklı dinlere mensup yurttaşlar var; Hristiyanlar, Ermeniler var” diyen Genç, eğitim politikalarının tüm inanç gruplarını kapsayıcı olması gerektiğini söyledi.

    “EĞİTİM KURUMLARI LAİKLİĞİ KORUMALI”

    Eğitim kurumlarının laiklik ilkesine uygun hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Genç, söz konusu uygulamanın eğitim alanında bir tür asimilasyon politikası anlamına gelebileceğini belirtti. Genç, “Ramazan genelgesi ile asimilasyon politikası uygulanıyor. Bunun önüne geçmek için toplumun tepki göstermesi gerekiyor” dedi.

    “GERÇEK İSLAM’DA ZORLAMANIN YERİ YOK”

    Dinde zorlamanın olmadığını ifade eden Genç, İslam’ın temel değerlerinin baskı ve dayatma ile bağdaşmadığını dile getirdi. “Gerçek İslam’da baskı ve zulüm olmaz. İslam’ın sevgi ve güzel ahlak dini olduğu sıkça söylenir. Ancak burada bir dayatma söz konusu” ifadelerini kullandı.

    “FARKLI KESİMLER BİRLİKTE TEPKİ GÖSTERMELİ”

    Okullarda tek tip düşünce dayatılmasının çocukları olumsuz etkilediğini belirten Genç, farklı kesimlerin ortak tepki göstermesi gerektiğini söyledi. Genç, “Sadece Aleviler ya da laik kesimler değil, samimi Müslümanların da bu konuda söz söylemesi gerekiyor. Herkes kendi inancını ve düşüncesini özgürce yaşayabilmeli” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Uçarcan: İktidar ‘Ramazan Genelgesi’yle kendi tabanını konsolide etmek istiyor-VİDEO

    Uçarcan: İktidar ‘Ramazan Genelgesi’yle kendi tabanını konsolide etmek istiyor-VİDEO

    PİRHA- Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Ramazan ayına ilişkin okullara gönderdiği etkinlik genelgesine tepki gösteren Alevi Kültür Dernekleri Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, Ramazan etkinliklerinin okullara kadar indirgenmesinin arka planında kendi kitlelerini konsolide etme çabası olduğunu belirtti.

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat’ta 81 il valiliğine gönderdiği “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı talimatta; okul öncesinden ortaöğretime kadar öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde okul dışında düzenlenecek iftar ve sahur programlarına katılımının öngörüldüğü belirtildi.

    Söz konusu genelgeye yönelik eleştiriler devam ederken, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, bu tür uygulamaların hükümetin iktidarını koruma arayışı olduğunu vurguladı.

    “RAMAZAN ETKİNLİKLERİ GENELGESİ ZORLAMALARLA OLMAZ”

    Kazım Uçarcan, Ramazan genelgesini yürürlüğe koyanların zorlamalarla bu işin tutmayacağını bilmeleri gerektiğini söyledi.

    Türkiye’de 4 yaşında 5 yaşında çocukların okul öncesi Kur’an kurslarına gönderildiğini belirten Uçarcan, o yaştaki çocukların anlatılanları çok fazla algılayamayacağını belirtti.

    Ramazan etkinliklerinin okullara kadar indirgenmesindeki esas amacın, şeriatçı yaşam tarzının provası  olarak değerlendiren Uçarcan, toplumda bu projenin tutmayacağını ifade etti.

    Bunun gündem değiştirmek için yapıldığını savunan Uçarcan, “Kendi kitlelerini konsolide etme çabası. Yani biz hala varız. Bakın bu uygulamayı okullara kadar indirgedik demek istiyor. Genel olarak AKP hükümeti, AKP iktidarı öteden beri bu tür uygulamaları devreye sokup, sonra tepkiye göre geri çekme ya da tekrar tekrar sonra da bunu meşrulaştırıp yaşama sunmaya çalışıyor” dedi.

    Türkiye’de laikliğin eksik de olsa çok geniş kitlelerin benimsediğine inandığını belirten Uçarcan, “Bu kitlelerin laiklikten vazgeçmeyeceğine dair de inancım var” diye konuştu.

    “ŞU AN ÜLKEYİ YÖNETENLER YAŞAMI DOĞRU OKUYABİLECEK DÜZEYE SAHİP DEĞİL”

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Antalya Şube Başkanı Kazım Uçarcan, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Çıkar bir profesör ‘bizim için en makbul kesim okumayan kesimdir’ derse, gerisini siz düşünün. Toplum ne kadar eğitimsiz kalırsa sorgulayıcılığı o kadar azalır anlayışındalar. Cehaletin bu örgütlü halinden bizim bilimsel yaklaşımlar, toplumsal gelişmelerin önünü açacak siyasal yaklaşımlar beklememiz doğru değil.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • PSAKD’li Karadağ: Ramazan etkinlikleri ile çocuklarımız fişleniyor!-VİDEO

    PSAKD’li Karadağ: Ramazan etkinlikleri ile çocuklarımız fişleniyor!-VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Ramazan ayına ilişkin okullara gönderdiği etkinlik genelgesine tepkiler sürüyor. PSAKD Altınova Şubesi Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, herkesin kendi bildiği ve inandığı şekilde yaşaması gerektiğini vurgulayarak, “Bu asimilasyon politikalarınız nereye kadar devam edecek?” diye sordu.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat’ta 81 il valiliğine gönderdiği “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı talimatta; okul öncesinden ortaöğretime kadar öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde okul dışında düzenlenecek iftar ve sahur programlarına katılımının öngörüldüğü belirtildi.

    Söz konusu genelgeye yönelik eleştiriler devam ederken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, çocukların cehalete maruz bırakılmak istendiğini belirtti.

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın yayınlamış olduğu genelge ile tek tip bir nesil yetiştirilmenin amaçlandığına dikkat çeken Karadağ, “Neymiş? Ramazan’ı çocuklara tanıtacak, sevdirecek. Maalesef çok üzücü. Nereden icap etti bu” diyerek tepki gösterdi.

    “ÜLKEDE SADECE BİR İNANÇ VARMIŞ GİBİ YAKLAŞILMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Ülkede sadece tek inancın toplumu varmış gibi hareket edildiğini belirten Karadağ, “Diğer inançları özellikle Alevi inancını yok sayarak bizim çocuklarımızın üzerinde bu şekilde bir çalışma yürütmelerini şiddetle kınıyor doğru bulmuyoruz” dedi.

    Gerekli yerlere uygulamanın iptali için dilekçeler verdiklerini aktaran Karadağ, “Bu yanlıştan dönülmesini istiyoruz. Fakat ısrarla bunun devam ettirileceğini görüyoruz. Bırakın insanlar yoluna, erkanına hizmetini yapıp yolunu sürsün. Bu asimile politikalarınız nereye kadar devam edecek? Bundan dolayı bütün toplumumuzdan ricam bu konuda duyarlı olsunlar. Tepkilerini göstersin okullara dilekçelerini versinler” diye belirtti.

    RAMAZAN ETKİNLİKLERİYLE ÇOCUKLARIMIZ FİŞLENİYOR”

    Ramazan etkinliklerinde çocukların fişlendiğini vurgulayan Karadağ, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Bırakın şu insanlar rahat yaşasın, rahat nefes alsın. İnsanların yaşam biçimini, düşüncesini, felsefesini bırakın nasıl istiyorsa öyle yaşasın. Bu zorlamalar, bu diretmeler nereye kadar devam edecek?

    Asimilasyonla bu insanları bitiremez yok edemezsiniz. İnsanları ayrıştırıyor çocuklar kendi içlerinde kendi akranlarıyla çatışmaya giriyor. İşte yok oruç tutuyorsun, yok tutmuyorsun, yok sen bu Ramazan’da şu etkinliği yapıyorsun, sen yapmıyorsun diye bu kutuplaşmadır. Bu kutuplaşmayı okullara kadar indirdiler. Bundan üzüntü duyuyor, bundan bir an önce vazgeçilmesini istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Nevzat Millioğulları:Çocuklar üzerinden siyasal çıkar yapılamaz!-VİDEO

    Nevzat Millioğulları:Çocuklar üzerinden siyasal çıkar yapılamaz!-VİDEO

    PİRHA- Malatya Eğitim-Sen Şube Eş Başkanı Nevzat Millioğulları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan genelgesini “çocuklar üzerinden siyasal çıkar sağlama” ve “kamuda ayrımcı uygulama” olarak eleştirerek, çözümün eşit ve adil eğitimden geçtiğini vurguladı.

    Malatya Eğitim-Sen Şube Eş Başkanı Nevzat Millioğulları, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yayımladığı Ramazan genelgesine sert tepki gösterdi. PİRHA’ya konuşan Millioğulları, devletin kendi eliyle okullarda ayrımcı uygulamalara imza atamayacağını belirtti.

    “HÜKÜMET KENDİ SİYASİ ÇIKARLARI UĞRUNA BU TÜR FACİALARA İMZA ATIYOR”

    Millioğulları, konuşmasında önce Bakan Yusuf Tekin’in geçmişte 4+4 eğitim sistemi dahil olmak üzere birçok projede görev aldığını hatırlatarak şunları dile getirdi: “4+4 projesiyle bugünkü hükümet bile pişman olmuş durumda. Bugün tekrar değiştirmek istiyorlar. Ama biz biliyoruz ki, eğitim alanında geleceği kurmak istiyorsanız, çocukların ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmeniz gerekiyor. Çocukları doyuramazken, okul imkânı sağlayamazken, bu tür işlerle uğraşmak siyasal gerekçelerdir” dedi.

    Ramazan genelgesinin toplum ya da okulun ihtiyacı olmadığını vurgulayan Millioğulları,

    “Devlet kendi eliyle kurumlarında ayrımcı politikalar uygulayamaz. Ramazan Genelgesi bunun göstergesidir. Devlet, 6, 8, 9, 12 yaşındaki çocuklara soyut kavramları veremez, vermemelidir. Kendinizi topluma iyi niyetli göstermek isteyebilirsiniz, topluma hoş görünmek isteyebilirsiniz, kaybettiğiniz itibarı kazanmak isteyebilirsiniz ama bu yol çocuklar üzerinden olmaz. Anadolu topraklarında farklı kültürler ve inançlar var. Tekil bir anlayışa gidilirse ayrışmanın yolunu açarlar ve çocuklar üzerinde psikolojik baskı oluştururlar”

    “HERKES BU YANLIŞIN KARŞISINDA DURMALIDIR”

    Millioğulları, uygulamanın pedagojik olarak da yanlış olduğuna dikkat çekti: “Farklı inançtaki ailelerde şu soru var: ‘Ne oluyor?’ Ama korkudan dile getiremiyorlar. İşte biz sivil toplum örgütleri, eğitim sendikaları, duyarlı insanlar bu aleni gerçekliği herkese haykırmalıyız. Tek başına da kalsak, bunun yanlış olduğunu her yerde söylemeliyiz. Geleceği kurmak isteyen toplumlar felsefeyle yol alır. Ortaçağ anlayışlarıyla değil. Bu uygulamanın eğitim ilkeleriyle, evrensel eğitimle veya inanç eğitimiyle bir ilgisi yok. Çünkü inanç eğitimi seçim ve özgürlük ister” dedi.

    Toplumsal sorunların kaynağına da işaret eden Millioğulları, yoksulluğun ve açlığın suç oranlarını artırdığını belirtti: “Bir insan kendiliğinden suça yönelmez. Yoksulluk ve açlık nedeniyle suça sürüklenir. Peki siz ne yaptınız? İmam hatipleri artırdınız, din ders saatlerini çoğalttınız; yine deizm arttı. Seçmeli dersleri de din dersine çevirdiniz; yine aynı sonuç” ifadelerini kullandı.

    “ÇÖZÜM EŞİT VE ADİL EĞİTİMDEN GEÇİYOR”

    Millioğulları, çözümün eşit ve adil eğitimden geçtiğini savundu: “Temel ahlakı almadıkça, herkese eşit yaklaşmadıkça başaramazsınız. Açlık derinleşiyor, zengin ile yoksul arasındaki fark artıyor. O zaman kimse size inanmaz. İster imam olun, ister şeyh olun. Kamu kendi kurumlarında ayrımcılık yapamaz, tek inanç üzerinden faaliyet gösteremez. Bu yanlıştır. Harcanacak parayı bir fon haline getirin, yoksul çocuklara verin; kimse de itiraz etmez. Toplum kendi vicdanıyla bu işi yapar” dedi.

    Millioğulları, konuşmasını şöyle noktaladı:

    “Bu uygulamalar yanlıştır, bir an önce bundan dönün. Bu anayasanın ilkelerine, Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırıdır. Kamu kurumlarında tek tenciliğe, tek inanca, tek anlayışa gidilemez. Vicdan, toplumsal vicdandır. Bırakın toplum kendi vicdanıyla hareket etsin.”

    Cem EKİNCİ/MALATYA

  • ‘Ramazan Ayı Etkinlikleri’ne çok sayıda kurumdan tepki!-VİDEO

    ‘Ramazan Ayı Etkinlikleri’ne çok sayıda kurumdan tepki!-VİDEO

    PİRHA – “Laik ve Bilimsel Eğitime Sahip Çıkıyoruz!” mesajıyla Ankara’da bir araya gelen çok sayıda sivil toplum örgütü, MEB’in ‘Ramazan Ayı Etkinlikleri’ uygulamasını protesto etti. Uygulamanın tehlikelerine dikkat çekilirken, yapılan açıklamada “Laikliği yok sayarak, okulları dini alanlara çevirmenize sessiz kalmayacağız” denildi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) “Laik ve Bilimsel Eğitime Sahip Çıkıyoruz!” şiarıyla Ankara’da basın açıklaması yaptı. Açıklamaya çok sayıda Alevi kurumu da destek verdi.

    Ortak basın metnini Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu. Irmak, eğitim sistemiyle birlikte pek çok alanın, siyasi iktidarın baskıcı anlayışıyla şekillendirilmeye çalışıldığını söyledi.

    “Siyasi iktidarın, eğitim sistemine yönelik saldırıları artık gizli bir ajanda olmaktan çıkmış, açık bir meydan okumaya dönüşmüştür” diyen Irmak, eğitim alanının dini referanslarla kuşatılmak istendiğini belirtti.

    “AÇIK BİR FİŞLEME BELGESİDİR”

    Kemal Irmak, konuşmasının devamında Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 12 Şubat’ta yayımlanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu talimata dikkat çekti. Söz konusu uygulamanın anayasal laiklik ilkesi ve eğitimin bilimsel niteliğine aykırı olduğunun altını çizen Irmak, şöyle devam etti:

    “Bütün eğitim kademelerini kapsayan bu yasa dışı talimat, okulları ‘tek din tek mezhep’ anlayışının doğrudan uygulama alanı haline getirmeyi amaçlamaktadır. Siyasi iktidarın geçmişten bugüne sık sık başvurduğu insanları inanç üzerinden ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının sonuncusu ve en tehlikelisi doğrudan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin aracılığıyla hayata geçirilmek istenmektedir. Anayasanın ikinci maddesinde açıkça Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti’ yazdığını hatırlatmak isteriz. Eğitim kurumlarında tek bir dinin ibadetlerini merkeze alan etkinlikler planlamak, öğrencileri bu etkinliklere katılmaya zorlamak suçtur. Örneğin MEB’in okullara gönderdiği talimatın uygulanması halinde okullarda öğrenciler oruç tutanlar ve tutmayanlar olarak ayrıştırılacak, oruç tutmayan öğrenciler dışlanacak ya da ötekileştirilecektir. Nitekim MEB tarafından okullara gönderilen ve haftalık olarak doldurulması istenen ‘Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu’ açık bir fişleme belgesidir. Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli talimatı, sadece bir idari karar değil; Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan laiklik ilkesine karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Bu yasa dışı talimatın altına imza atan her bürokrat ve buna destek veren her yapı, Anayasayı kasten çiğneme suçu işlemektedir. Okullar, farklı inanç gruplarından ve inancı olmayan öğrencilerin bir arada eğitim aldığı kamusal alanlardır. Bireyler arasında dini inanç üzerinden ayrımcılık yapılmasına karşı çıkanları “’din düşmanı’, ‘İslam düşmanı’ ilan etmek isteyenlerin asıl amaçları bellidir.”

    “DİN İSTİSMARI YAPILMAKTA”

    Kemal Irmak, genelgedeki kararların hiçbir uzman, akademisyen, pedagog, sendikalar ve velilere danışılmadan alındığını da belirtti. Eğitim alanındaki tüm kararların, hükümetin parti ve sermaye politikaları doğrultusunda alındığını söyleyen Irmak, şu uyarıda bulundu:

    “İktidarın eğitim başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında uyguladığı baskı, şiddet ve dayatmacı uygulamalar, laik-bilimsel eğitim başta olmak üzere, eşit, özgür ve demokratik yaşama karşı açık bir meydan okumanın yaşandığını göstermektedir. Buradan açık bir şekilde herkesi uyarıyoruz. Eğitim kurumlarını ve çocukları siyasal olarak istismar ederek, toplumu bir kez daha ‘tek din, tek mezhep’ anlayışı üzerinden ayrıştırıp kutuplaştırmak isteyenler çok tehlikeli bir oyun oynamaktadırlar. Bu oyun, kazananın olmayacağı, okullarda ve toplumda telafisi mümkün olmayan hasarlar bırakmayı hedefleyen siyasal hedefleri olan bir oyundur. Bizimde bugün burada 18 (gerçek anlamda yüzün üzerindeki) demokratik kitle örgütleri ile bu basın açıklamasını yapmaktaki amacımız, ramazan ayında orucunu tutan Müslüman yurttaşların hassasiyetlerini hiçbir suretle görmezden gelmek ve kaşımak değildir. Halkımız, ramazan ayının da birleştirici, bütünleştirici değerini elbette bilir; bu değeri aile içinde ve sokakta kuşaklara ‘yaşayarak’ anlatır, aktarır. Tam tersine hükümet, yandaş basın ve Yusuf Tekin tarafından inançlar üzerinden kutuplaştırma, ayrıştırma yapılmaktadır. Daha kötüsü din istismarı yapılmakta. Sorun, Millî Eğitim Bakanlığı ve onun en tepe koltuğunda oturan Yusuf Tekin’in toplumu ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve parti politikalarına dönük çıkar odaklı ‘siyasi’ tutumudur.”

    “TEPKİSİZ KALMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL”

    Kemal Irmak, ayrıştırıcı uygulamalara derhal son verilmesi gerektiğini belirterek konuşmasına şu cümlelerle son verdi:

    “Siyasi amaçlarla açıkça kin ve düşmanlık tohumu ekenler amaçlarına asla ulaşamayacaklardır. Yıllardır uygulanan eğitim politikalarıyla çocukları hem inanç sömürüsü hem de emek sömürüsü üzerinden istismar edenlere karşı sessiz ve tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Toplumda açıkça kin ve düşmanlık yaratmaya yönelik her türlü politika ve uygulamaya karşı tüm emek ve demokrasi güçleriyle birlikte güçlü bir barikat oluşturacağımıza ve bunun için bütün gücümüzle mücadele edeceğimizden kimse kuşku duymasın.Sizin din ve inançlar üzerinden toplumu ayrıştırma, kutuplaştırma ve oy devşirme oyunlarınıza da asla gelmeyeceğiz.

    Laik ve Bilimsel Eğitimi savunmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA