Etiket: ramazan gürbüz

  • ‘Din derslerinin kaldırıması ve ana dilinde eğitim, sadece Alevi ve Kürtlerin talebi olmamalı!’-VİDEO

    ‘Din derslerinin kaldırıması ve ana dilinde eğitim, sadece Alevi ve Kürtlerin talebi olmamalı!’-VİDEO

    PİRHA – Eğitim emekçileri, “Yeni Maarif Modeli ve Laik Bilimsel Çağdaş Eğitimin Uygulanması” başlıklı panelde dinsel dayatmalara dikkat çekti. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe konuşmasında, “Zorunlu din derslerinin kaldırılması meselesini sadece Alevilerin meselesi olarak görmek bizi yanlış bir yere götürüyor. Elbetteki ana dilinde eğitim Kürtlerin de meselesidir ama bu talepler Kürtlerin Alevilerin talebi olmaktan çıkıp toplumun bütün kesimlerini kapsamalıdır” dedi.

    62. Ulusal, 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nin son gününde “Yeni Maarif Modeli ve Laik Bilimsel Çağdaş Eğitimin Uygulanması” başlıklı panel düzenlendi.

    Hacıbektaş Kültür Merkezi’nde yapılan panelin moderatörlüğünü Ramazan Gürbüz yürüttü. Eğitimin 85 milyonun sorumluluğunda olduğunu söyleyen Gürbüz, “KESK olarak laik, parasız, ana dilinde, bilimsel eğitim için çok büyük bedeller ödedik. Sadece bizim değil, toplumun tüm kesimlerini eğitim konusunda duyarlılığa çağırmaktayız. Laik yaşam olmadan bu ülkede barış olmaz” dedi.

    “AMAÇLANAN DÜŞÜNMEYEN, TARTIŞMAYAN BİR NESİL”

    Panelin konuşmacılarından Eğitim Sen Eş Genel Başkanı Kemal Irmak, iktidarın özellikle 2012 yılından sonra eğitim alanında ciddi değişimler yaptığına işaret etti.

    ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin yanlışlarına değinen Irmak, şunları söyledi:

    “İktidarlar, bütün ideolojik tahakkümlerini eğitim üzerinden yapıyor. Örneğin Alevi çocukları halen zorunlu din derslerine maruz kalıyor. AKP iktidarının aslında dini imanı yok. Onların dini imanı para. FETÖ ne istediyse verildi. Şimdi Menzilciler Süleymancılar… Ancak bunlara karşı toplumsal bir itiraz oluşturamadık. Bilimsel bir eğitim yerine her şeyi bir kutsal üzerinden açıklayacak, evrimi ortadan kaldıracak gibi uygulamalar ile düşünmeyen, tartışmayan, bilimi arka plana atan bir proje bu. Ama şöyle bir handikap var, söyledikleri her şey yerini tutmuyor. Yakın zamanda bir öğretmen arkadaşla tanıştım. Bütün ailesinin AKP’li olduğunu belirtti ve genç neslin artık bunlara inanmadığını, tevazu göstermediğini söyledi. Böyle de bir gerçeklik var.

    EĞİTİMDE DİYANETİN ETKİSİ!

    “Diyanet, devlete hükmediyor ve milli eğitim politikalarını belirliyor. Hatta rehberlik eğitimi almış öğretmenleri devre dışı bırakıp, manevi danışmanlık olarak okullara bir takım hoca ve imam gönderilmeye çalışıyor. Bu durum Sağlık Bakanlığında da yapılıyor. O yüzden ismini net koyalım, laik bir ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı olamaz. Kaldırılmalı! Laiklik çocuğun özgürlüğüdür. AKP iktidarı laiklik konusunda büyük gedik açtı. CHP’nin altı okundan biri laiklik ama onlar da mücadele konusunda yetersiz kalındı. Osmanlı’da Şeyhülislam neyse Diyanet İşleri Başkanlığı da bugün aynı işlevi görüyor. Laik ve bilimsel eğitim ile kamusal eğitim Eğitim Sen’in iki önemli başlığıdır.”

    “İSTEDİKLERİNE ULAŞTILAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe de eğitimin AKP öncesinde de “gerici, ırkçı ve tekçi” olduğunu söyledi. Erçe, iktidarın “Kindar, dindar ve itaatkar nesil” yetiştirme konusunda çok planlı olduğunu söyleyerek şunları aktardı:

    “Çocuklarını özel dershanelere, özel kolejlere, kreşlere göndermeyenimiz kalmadı. Bu konuda iktidar istediğine ulaştı malesef. Aleviler, bu süreçte en çok olumsuz etkilenen kesimlerin başında oldu. Laiklik, gericilik meselesi yeterince gündemleşemediği için sorunlar büyüyor.

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması meselesini sadece Alevilerin meselesi olarak görmek bizi yanlış bir yere götürüyor. Elbetteki ana dilde eğitim Kürtlerin de meselesidir ama bu talepler Kürtlerin Alevilerin talebi olmaktan çıkıp toplumun bütün kesimlerini kapsamalıdır.

    TARİKATLARI DİKKATE ALMALIYIZ

    ‘Türkiye laiktir laik kalacak’ sloganları atıldığında Türkiye’de zorunlu din dersleri vardı. Laikliğin ne demek olduğu malesef bilinmiyor. AKP dönemi ile bu slogan eskisi kadar sık atılmaz oldu. Laik eğitimde din eğitimi olmaz. Laik eğitimden uzaklaşmanın sonuçlarını bugün görüyoruz. Tarikatları dikkate almıyoruz. Menzil örneğin, Adıyaman’da bir kent kuruyor. Aleviler laik, bilimsel, çağdaş eğitimi sadece kendi çocukları için istemiyorlar.”

    “ÇOCUKLARIN GELECEK HAYALİ YOK”

    KESK Nevşehir Şube Temsilcisi Tarık Kaya da eğitim üzerinde “ciddi oynamalar” yapıldığını anlatarak şunları söyledi:

    “Toplumun büyük kesimi malesef bu süreçlere dahil olmuyor ve eğitim için ciddi harcamalar yapıyor. Çocuklarımıza ‘Hayata dair beklentiniz nedir?’ diye sorduğumuzda ‘Güzel bir ev, güzel bir araba’ diyorlar. Hayata, bilime dair beklentiler sıfırlanmış, teknolojik ürünlerin bol olduğu bir hayal dünyasına sahipler. Bizler okul önlerinde de taleplerimizi, eğitimdeki gidişatı dile getiriyoruz ancak ne yazık ki karşılık bulamıyoruz. Eğitim konusunda toplumun bize vereceği destek çok önemli.

    OLMAZSA OLMAZIMIZ

    Toplumlar tarih boyunca eğitimi yönetme aracı olarak kullanmışlardır. Dolayısıyla laiklik bizim için yaşamsaldır. Eğitim sisteminde laikliği tartıştığınız zaman karşınızda Diyanetle karşı karşıya kalıyorsunuz. Alternatif Milli Eğitim Bakanlığı durumuna gelmiş durumda. Sadece fetva vermek ile kalmıyo, bütün devlet kurumlarını yönlendiren bir konumda. Dolayısıyla biz Diyanet’i bir kurumsal yapı olarak görmeyelim. Diyanet artık bir sistem. Bu alanı iyi tanıyıp mücadele hattı geliştirmek lazım. Örneğin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dinsel eğitim konusındaki kararları uygulanmadı. Karşılık bulunmamasının sebebi yeterince mücadele verilmiyor olmasından kaynaklı değildi; Diyanet’ti. Laiklik konusunda ödün vermeden mücadeleyi büyütmek gerekir. Olmazsa olmazlarımızdan bir tanesidir laiklik.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • ‘Maarif Eğitim Politikaları’ paneli: 85 milyon insanımızı duyarlılığa çağırıyoruz’-VİDEO

    ‘Maarif Eğitim Politikaları’ paneli: 85 milyon insanımızı duyarlılığa çağırıyoruz’-VİDEO

    PİRHA-Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali kapsamında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Eğitim Politikaları’ paneli yapıldı. Panelde, “Seminer verecek insanlar bile bunun ne götürüp getirdiğini bilmiyor. 85 milyon insanımızı bu konuda duyarlılığa ve mücadeleye çağırıyoruz. Sonuç olarak bu çocuklar bizim çocuklarımız ve ceberut bu iktidara karşı bir tutum geliştirmeliyiz” denildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği ve bu yıl üçüncüsü yapılan Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali kapsamında ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Eğitim Politikaları’ paneli yapıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ramazan Gürbüz ve Matematik Öğretmeni Hülya Güntaş panele konuşmacı olarak katıldı.

    “NE DENİRSE ONU YAPAN BİR NESİL İSTİYORLAR”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ilk sözü alarak, şöyle konuştu:

    “Tekçi bir eğitimi, inkarcı, ırkçı bir eğitim sistemiyle karşı karşıya kaldık. Ama tüm bunlara baktığımızda da asimilasyoncu tekçi bir eğitim sistemiyle karşı karşıya kaldık. Eğer bir değişimden bahsedilecekse eğitim sistemi gittikçe geriye giden bir sisteme, dinci bir eğitim sistemine evriliyor. Birçok okul, medrese eğitimiyle cemaatlerin eline geçti. Eğitim sistemi akıldan ve bilimden yoksun bir hal aldı. Bu sistemden mağdur edilenlerin başında Aleviler geliyor. Çünkü tümüyle toplumun asimile edilmesinden bahsediyoruz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli bir partinin kendi yaratmaya çalıştığı politikasının adıdır. Burada arzuladıkları şey sadece dindar ve kindar nesil yetiştirmek değil aynı zamanda itaat eden, karşı çıkmayan, ne denirse onu yapan bir nesil istiyorlar.”

    “EĞİTİM BİRÇOK SORUNLA KARŞI KARŞIYA”

    Matematik Öğretmeni Hülya Güntaş, 2024 ve 2025 eğitim öğretim yılına devasa sorunlarla başladıklarını, ekonomik krizin de Türkiye’ye darbe vurduğunu belirterek, Eğitim Sen’in hazırladığı verileri şöyle paylaştı:

    “En önemli beş sorun önümüzde duruyor. ÇEDES’in eğitimi dinselleştirmesi, MESEM, Öğretmenlik Meslek Kanunun çıkarılması, çağdaş laik bilimsel metotlardan uzaklaşılması taşıma sisteminin bırakılıp geri adım atılması Türkiye’de okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim birçok sorunla karşı karşıya. Derslerin boş geçip ataması yapılmayan öğretmenlerin yerine sözleşmeli öğretmenlerin gelmesi ayrıca okullardaki temizlik sorunu ve bunun dışında da küçük çocuklara taciz ve cinsel istismarın arttığını görmekteyiz. Bunlar gibi bir çok sorunun çözümü beklemekte ancak ülkemizde hiçbir çözüm yolu atılmamaktadır. Sınav merkezli metot kullanıldığı için hiçbir sorun çözülmüyor. Sorunlar ne kadar görmezden gelinse de halkın gözünde eğitim, çözülmesi gereken ikinci bir sorun olarak görülmektedir. Yapılan müfredatta cinsiyet ayrımının çok fazla olduğunu da görüyoruz.”

    “DEVLETİN OKULLARA GEREKLİ BÜTÇEYİ AYIRMASI GEREKİYOR”

    Güntaş, yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı:

    “Başından sonuna siyasal dayatma olan müfredat, Türk İslam Sentezine yeniden şekillendirme çabalarının örneği olarak karşımıza çıkıyor. Eğitimin önündeki engeller kalkmalı ve bütün çocuklara eşit eğitim götürülmeli. Çocukların sabah okula aç gidip akşam aç döndüklerini biliyoruz. Okulların çocuklara beslenme sağlaması gerekiyor. MESEM’ler kaldırılmalı, bu çocukların haklarının sömürüldüğünü biliyoruz. Okullara yeterli temizlik personeli getirilmeli. Devletin okullara gerekli bütçeyi ayırması gerekiyor.”

    “ÇOCUKLARIMIZI SERMAYEYE PEŞKEŞ ÇEKEMEZSİNİZ”

    Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ramazan Gürbüz ise eğitim müfredatının içeriğine dair konuşarak şunları kaydetti:

    “Bir toplumun nasıl şekilleneceği o toplumun eğitime verdiği değerle şekillenir. 20 yıllık süreçte aynı siyasal iktidar 7 tane eğitim bakanı değiştirip eğitimi yapboz tahtasına dönüştürüyor. Eğitim sistemini de halkın gözünde niteliksiz hale getirdiler. Düşünün ki 1 Eylülde açılan okullar bugün 13 Ekim ve 18 milyon öğrencinin okuduğu okullar hala temizlenmiyor. Müfredatlar da değişir fakat buradaki yapılan Türkiye’de laik, kamusal eğitime neşter vurmaktır. Laik eğitimi de ortadan kaldırarak tüm okulları imam hatipleştirmektir. Siz, ilkokuldaki soyut düşünme bilincinin olmadığı çocukların beynini yıkayarak tekçi eğitim, din dayatmasında bulunamazsınız. Yetişme çağındaki çocuğun psikolojisi direk hedef alınıyor. Siz böyle bir müfredatı 85 milyon insana dayatamazsınız. Seminer verecek insanlar bile bunun ne götürüp getirdiğini bilmiyor. 85 milyon insanımızı bu konuda duyarlılığa ve mücadeleye çağırıyoruz. Sonuç olarak bu çocuklar bizim çocuklarımız ve ceberut bu iktidara karşı bir tutum geliştirmeliyiz. Son 1 yıl içinde 12 çocuğumuz MESEM’lerde hayatını kaybetti. Siz çocuklarımızı sermayeye peşkeş çekemezsiniz. ÇEDES’e gelince imamın yeri bellidir. Biz imamın görevini yapıyor muyuz?”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Laik, Bilimsel Eğitim’ paneli: Eylül’de çocuklarımızı okula göndermeyeceğiz -VİDEO

    ‘Laik, Bilimsel Eğitim’ paneli: Eylül’de çocuklarımızı okula göndermeyeceğiz -VİDEO

    PİRHA- Hacıbektaş’ta “Laik, Bilimsel Eğitim” konulu panel yapıldı. Panelde, eğitimde yaşanan sorunlara değinilirken gerici kuşatmalara karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.

    Pir Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında “Laik, Bilimsel Eğitim” paneli yapıldı. Nilgün-Sırrı Bektaş Kültür Merkezi’nde yapılan panelde konuşmacı olarak Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ramazan Gürbüz katıldı.

    Nevşehir Eğitim Sen Başkanı Tarık Kaya, dün mecliste yaşananları kınayarak, panelin açılışını yaptı.

    “TOPLUMU GERİCİ, DİNCİ, TEKÇİ BİR HİZAYA SOKMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, gerici eğitim politikalarına karşı mücadelenin gerekliliğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Bu ülkede uzun zamandır, 22 yıldır tüm hayatı kendi ideolojisine göre tahakküm etmeye çalışan bir iktidar var. AKP kendine göre Alevilik tanımı yapıyor. Bizler de buna karşı mücadele etmeye çalışan bir yapının parçasıyız. Bulunduğumuz alandan doğru mücadele vermeye çalışıyoruz. İktidara geldiği günden bugüne gerçek yüzünü gizleyerek gerçekten demokratik olabileceklerini inandırdılar. Bu topraklarda cumhuriyetten başlayarak büyük mücadeleler veriliyor. Ulaş Bardakçı’nın topraklarındayız. Toplumu gerici, dinci, tekçi bir hizaya sokmaya çalışıyorlar. Bu topraklarda eğitimi uygulama ve düzenleme yetkisi Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir ancak tarikatlarla protokol yapıyorlar. Anayasaya da aykırı davranıyorlar. Maarif Modeli müfredatı ile eksik kalan yapamadıkları şeyleri yapmayı hedefliyorlar. Bu müfredatın geri çekilmesi için mücadele ediyoruz. Laiklik meselesi sadece Eğitim Sen’in ve Alevi kurumlarının sorunu değildir. Herkesi ilgilendiren bir sorun ve bu yüzden burada velilerin olması gerekiyordu. Bizler sanırım velileri aydınlatma konusunda eksik kalıyoruz. Önümüzdeki Eylül ayında oryantasyon (kılavuzluk etme) süresinde çocuklarımızı okullara göndermeyeceğiz.”

    “DİNDAR VE KİNDAR BİR NESİL YETİŞTİRMEK İSTİYORLAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise “Bu Maarif Modeli kamuoyuna duyrulduğu zaman Milli Eğitim Bakanı ile Alevi kurumları olarak görüştük. ‘Siz de bir program hazırlayın, Alevi dersi de koyalım’ dediler. İşte anladıkları bu, bir inanca karşı yaklaşımı işte bu. Yıllardır Aleviler itirazlarını yaparken, eğitim sendikaları itirazlarını yaparken aslında ne kadar ortak olduğunu geç algıladık. Bizim Aleviler olarak müfredata baktığımız yer ‘bu müfredatta biz niye yokuz değil.’ Biz eğitimin bilimden ve akıldan uzaklaştırılmasını kabul etmiyoruz. Aslında bu müfredattan önce de müfredat laik, bilimsel değildi. Muratları, dindar ve kindar bir nesil yetişmektedir. Hiçbir şeye itiraz etmeyen bir topluma ihtiyaçları var. 3 gündür Hacıbektaş’ta Aleviler bir şey yapmaya çalışıyorlar. Aslında bu müfredat ile birlikte bütün ezilenlerin, bütün güçlerin birleşmesi ve mücadele etmesi gerekiyor. Faaliyetlerin hızlandırılması ve mücadelenin büyütülmesi gerekiyor” dedi.

    “LAİKLİK OLMADAN BU ÜLKEDE DEMOKRASİ, BARIŞ OLMAZ”

    Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ramazan Gürbüz laikliğin öneminin altını çizerek, “Hacı Bektaş Veli, ‘Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ demiştir. Her dönemde eğitim, siyasal iktidar açısından stratejik bir alandır. Laiklik kavramı dünden bugüne oluşmuş bir toplumsal düzen değil. Milyonlarca yıldır insanlar inanç sistemleri üzerinden çatışmıştır. Bazen laiklik kavramını ifade ederken kendini sol, sosyalist olarak kabul eden kurumlar kavramın içini boşaltan bir tutum sergiliyor. Laiklik olmadan bu ülkede demokrasi, barış olmaz. Laiklikte büyük bir tahribat söz konusu. O nedenle tüm kesimlerin bu konuyu içini boşaltmadan sahiplenmesi ve mücadeleyi sürdürmesi gerekir. Cumhuriyet’in en büyük kazanımıdır, laiklik. Biz eğitim kurumlarında laik eğitim meselesini birincil sorun olarak görüyor ve bunun mücadelesini veriyoruz. Bugün iktidar karma eğitim veren okulları hedefe koyuyor. Çocuklarımızı binlerce imam hatip okulu açmak suretiyle oralara yönlendiriyorlar. Öğrenci yok, kapatmıyorlar o okulları. Toplumu dinsel kurallara göre yönetemezsiniz, bu toplumda barış yok olur” diye konuştu.

    Panel, soru cevap şeklinde devam etti.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Kermes paralarının Diyanet Vakfı’na aktarılmasına tepki: Okullar dinci kuşatmada

    Kermes paralarının Diyanet Vakfı’na aktarılmasına tepki: Okullar dinci kuşatmada

    PİRHA – Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ÇEDES kapsamında kermeslerde toplanan paradan Diyanet Vakfı’na aktarılan payın müdürlüğe bildirilmesini istedi. Eğitim Sen MYK Üyesi Ramazan Gürbüz, “ÇEDES projesi de dahil, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller ile okulları tamamen dinci, gerici bir kuşatma altına alma hamlesi yapıyorlar” dedi.

    Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ÇEDES kapsamında düzenlenen kermeslerde toplanan paradan Diyanet Vakfı’na aktarılan payın müdürlüğe bildirilmesini istedi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı ile dinci örgütlerin, okullarda faaliyet yürütmesine tepkiler dinmezken, öğrencilerden toplanan paralara da göz dikilmesi tartışmayı büyüttü.

    Ankara’nın Çankaya ilçesindeki okullara, “Kermeslerden toplanan ve Türkiye Diyanet Vakfı’na aktarılan parayı 29 Aralık’a kadar müdürlüğe raporlayın” talimatı verildi. Söz konusu talimatın konusu ise “Filistin’e yardım toplama kampanyası” olarak gösterildi.

    Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Mehmet Arısoy imzası ile gönderilen yazıda şu ifadelere yer verildi:

    “Son zamanlarda yaşanan Filistin’deki insani dramın acılarını dindirmek amacıyla ÇEDES Projesi kapsamında ilçemiz okullarında düzenlenen yardım, kermes ve benzeri çalışmalardan elde edilen gelirlerden Diyanet Vakfı hesabına aktarılan tutarın ekte gönderilen excel formatına işlenerek 29 Aralık 2023 Cuma günü mesai bitimine kadar müdürlüğümüze gönderilmesi hususunda bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.”

    “OKULLARI DİNCİ KUŞATMAYA ALIYORLAR!”

    Eğitimdeki dinci yapılanmaya karşı Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Ramazan Gürbüz tepkisini dile getirdi. Gürbüz, okullarda laik eğitime yönelik bu tür faaliyetleri asla kabul etmeyeceklerini belirterek PİRHA‘ya şunları söyledi:

    “İktidarın tüm bu faaliyeti, laik eğitimi ortadan kaldırmaya yöneliktir. Stratejik bir süreç yürütülüyor. ÇEDES projesi dahil olmak üzere tarikat ve cemaatlerle yapılan protokoller ile okulları tamamen dinci, gerici bir kuşatma altına alma hamlesi yapıyorlar. Filistin halkıyla dayanışma, ülkenin tüm halkları açısından son derece önemli. Ama bunun yol, yöntemi böyle olmamalı. Filistin halkının yaşadığı bu katliamı biz lanetleriz ve oradaki halkla dayanışmamızı bu tür dinsel bir noktadan destekle veremeyiz. Mazlum halkın yaşadığı bu katliama, ülke halkları olarak yanlarında durup destek vermeli. Şimdi okullarda toplanan paraların Diyanete aktarılması, bunun değişik kılıflar altında yapılıyor olması kabul edilemez. Sonuç itibari ile bu halkın çocukları, bu tür dinsel bir takım yönelimlere alet edilmemelidir. Bu anlayışa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Kaymakamın konforu için okulu boşaltıp 820 öğrenciyi uzak liselere gönderdiler!-VİDEO

    Kaymakamın konforu için okulu boşaltıp 820 öğrenciyi uzak liselere gönderdiler!-VİDEO

    PİRHA – Mamak Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, okulun depreme karşı güçlendirilmesi gerekçesiyle Mamak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne nakil edildi. MEB, riskli görülen okul binasını Mamak Kaymakamlığı’na tahsis ederken eğitimciler, “Kaymakam için başka bina yok muydu?” diye sordu.

    İktidarların, eğitim alanına dönük baskıcı ve keyfi kararlarının ardı arkası kesilmiyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin, yargı kararlarını tanımadan Beşevler’deki okul arazisine cami planı ardından Mamak’taki bir lisenin kaymakam için boşaltılması tepkiye sebep oldu.

    Mamak Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin 820 öğrencisi, Ekim 2022’de Mamak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne nakledildi. Gerekçe olarak okul binasının depreme karşı dayanıksız olduğu ifade edildi.

    Öğrencilerin nakli sonrası yaklaşık 1 yıl boyunca okul binasında güçlendirme işlemi yapıldı. Tüm bina yenilendikten sonra projenin arka planı da gün yüzüne çıktı. Öğrenciler, 2023-2024 eğitim öğretim yılını yeni okul binalarında görmeyi umarken Milli Eğitim Bakanlığı, yenilenen liseyi Mamak Kaymakamlığının hizmetine sundu.

    Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, keyfi uygulamaya karşı eylemler yaparak seslerinin duyulmasını istedi ancak bir sonuç alınamadı. Öğrenciler, Mamak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde zorlu bir eğitim süreci gördüklerini, 21.45’te son ders zilinin çalması sebebiyle de tedirginlik içerisinde olduklarını yetkililere iletti.

    “KAYMAKAMLIK İLLE DE BU OKUL OLSUN DİYE ISRARCI OLDU”

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Ankara 1 Nolu Şube Başkanı Sacit Ünalmış, tadilatı biten Yunus Emre Mesleki Teknik Anadolu Lisesi binasının önünden yetkililere seslendi. Nakil işlemi yapılan öğrencilerin, diğer okullarda zorluk yaşadığını belirten Ünalmış, “Öğrenciler, sabahçı ve öğrenci olarak değil de normal eğitime geçmeyi beklerlerken kaymakamlığın kendine idari bina olarak burayı seçmesi nedeniyle öğrencilerimiz mağdur oldu” dedi. Veli ve öğretmen sendikalarının itirazlarına kulak verilmediğini belirten Sacit Ünalmış, şunları söyledi:

    “Kaymakamlığın olanakları geniş. Mamak Belediyesi’nin bir sürü binası var. Bunun yanı sıra başka okulların hemen yanı başında yenilenmiş binalar da var. Bu yenilenen binalar sonucu eskileri atıl durumda. Müfettişlerin de yaptığı incelemeler ve verdiği raporlarda atıl binaların kullanılabileceği ifade edilirken Mamak Kaymakamlığı ille de bu okulda ısrarcı oldu.

    Öğrenci ve veliler, okul tercih ederken evlerine yakın ve ulaşımın kolay olmasını öncelik görür. Öğrenciler burada bir arkadaşlık kurmuşlardı, kendilerine uygun bölümlere alışmışlardı, bu okulun teknik donanımı vardı. Şimdi öğrenciler başka okullara nakil edildiğinde atölyeden yoksun kalabilirler. Ayrıca öğrenciler, kendilerini misafir görüp eğitim ortamına ısınamayabilir.”

    “MEB, BİNALARINI BİLEŞENLERİNE TAHSİS ETMELİ”

    Sacit Ünalmış, yaşananlara karşın yapılan itirazlara ise herhangi bir cevap alamadıklarını da belirtti. Eğitimci Ünalmış, okulların açıldığı ilk hafta Ankara İl Milli Eğitim Müdürü ile görüştüklerini söyleyerek “Bize ‘çözüm bulduk’ denildi ancak bulunan çözüm okulun değiştirilmesi imiş! Şimdi çocuklar, uzak bir okula taşındı. Milli Eğitim Bakanlığı’nda Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne başvurduk ancak henüz bir yanıt alamadık. Yaptığımız basın açıklamalarında sorunun çözülmesi yönünde çağrılar yaptık ama yanıt alamadık. Milli Eğitim Bakanlığı’nın önceliği, öğretmen ve öğrenciler olmalı. Bakanlığa ait olan binaların kendi bileşenlerine tahsis etmesi gerekir. Sayın Milli Eğitim Bakanı, Eğitim Sen olarak bu soruna çözüm bulmanızı ivedilikle istiyoruz” dedi.

    BAKANIN AÇIKLADIĞI GENELGEYE İŞARET ETTİ!

    Eğitim Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Ramazan Gürbüz ise Yunus Emre Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nin 1997 yılında faaliyete başladığının altını çizerek şu hususlara işaret etti:

    “Burası bir kamu okulu. 2 yıl önce depreme dayanıksız olması nedeniyle boşaltılarak onarımdan geçiriliyor. Tabii ki tüm okullar için talebimiz ivedilikle depreme dayanıklı olup olmadığının tespitleri ve gerekli onarımların ivedi olarak yapılmasıdır. Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği açısından bu son derece önemlidir. Fakat burada şu hususa dikkat çekmek istiyorum; 1997 yılında eğitim öğretime başlayan bir kamu binasının 23 yıllık süre içerisinde nasıl depreme dayanıksız olduğu ve bunun nasıl ihale edilip teslim alındığı, kamu kuruluşlarının hangi bilimsel verilerle yapılıp; yani yapı ruhsatlarının verilip verilmediğinin de masaya yatırılması gerekiyor. Bizim karşı çıktığımız nokta şu; sayın bakanın, eğitim öğretim yılı başlarken bir genelgesi var, bu genelgede diyor ki ‘tüm kamu okullarının öncelikle amacına uygun kullanılması, bunun dışında hiçbir şekilde idari hizmetler sınıfında kullanılmaması, kullanılacak ise de bakanlığın onayına tabi tutulması…’ diyor. Bu okul bir meslek lisesi olarak projelendirilmiş. Bu okul laboratuvarları olan bir meslek lisesi olarak yapılmış fakat lise boşaltılıyor ve burası herhangi bir kamu kurumunun idari binası olarak kullanılmaya çalışılıyor. Şu anda masa ve sıralar okuldan tahliye ediliyor; bu son derece üzücü ve kabul edilebilir bir durum değil. Kaldı ki bu bölgenin nüfusu yoğun. Çocuklarımızın başka okullara servislerle sabahın çok erken saatlerinde götürülüp akşamın geç saatlerinde gelmesi bu okulun kapanması sayesinde. Kabul edilebilir bir durum değil. Okulun tekrar okul olarak faaliyetlerine devam etmesi ve çocuklarımızın bir an önce okullarına dönmesini talep ediyoruz.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Gürbüz: Okul öncesi sınıflara din dersi dayatması çok büyük trajediler yaratır!-VİDEO

    Gürbüz: Okul öncesi sınıflara din dersi dayatması çok büyük trajediler yaratır!-VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Ramazan Gürbüz, Cumhurbaşkanlığı sarayında yapılan 20. Eğitim Şûrası’nda gündeme gelen ‘okul öncesi sınıflarda zorunlu din dersi’ önerisini “Bu ülkeye yapılacak en büyük kötülük” sözleriyle eleştirdi. Gürbüz, “Dinsel eğitim meselesi Türkiye’de sadece Eğitim Sen’in değil, tüm emek, demokrasi güçlerinin sorunu olmalıdır” diye de ekledi.

    Milli eğitim sistemi için tavsiye kararları almak üzere 7 yıl aranın ardından 1-3 Aralık’ta toplanan 20. Milli Eğitim Şurası, tartışmaları da beraberinde getirdi. Milli Eğitim Bakanlığı’na ulaşan öneriler arasında, okul öncesi sınıflar için din dersinin gündeme gelmesi, Alevi kamuoyu ile birlikte laik ve bilimsel eğitim mücadelesi veren kesimlerin tepkisine neden oldu.

    Ana teması “Eğitimde Fırsat Eşitliği” olan 20. Milli Eğitim Şurası’na ilişkin Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Örgütlenme Sekreteri Ramazan Gürbüz, değerlendirme yaptı. Gürbüz, “Milli Eğitimin devasa büyük sorunları var. Bu sorunların taraflarınca özgür bir ortamda tartışılması gerekir ki bunun adı şûra olsun” yorumunda bulundu.

    “ŞÛRA İLE UZAKTAN YAKINDAN İLGİSİ YOK!”

    Ramazan Gürbüz, “Şura adı altında yapılan bu bir araya gelişin şura ile uzaktan yakından bizce ilgisi yoktur” diyerek şunları söyledi:

    “Aslında eğitimin sorunlarını değil ‘dinsel eğitimi nasıl kurumsallaştırırız’ın tartışması ve kararının alındığı bir yer oldu.

    Türkiye’de dünden bugüne Eğitim-Sen olarak sürdürdüğümüz demokratik, laik, bilimsel, parasız, kamusal, anadilinde eğitim mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz. Bir defa şunun altını çizelim ki bir ülkede laik eğitim yoksa demokrasi olmaz. Bir ülkede laik eğitim yoksa bilimsel eğitim ve kamusal eğitim de olmaz. O nedenle burada yapılmak istenenin açık ve net olduğunu bizler görüyoruz. 20 yıllık AKP-MHP bloku, Türkiye’de eğitimin içeriğini tamamen dinselleştirmiştir zaten. Bu sadece imam hatipler eliyle değil, diğer bütün okulları da seçmeli dersler adı altında dinselleştirmiştir.”

    “ÇOK BÜYÜK TRAJEDİLER YARATIR”

    Ramazan Gürbüz, Diyanet’in, Milli Eğitimi dizayn etmek gibi bir çabası olduğunu da sözlerine ekledi. Gürbüz, dinsel eğitim meselesinin, tüm demokrasi güçlerinin sorunu olması gerektiğini de söyleyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bizce Diyanet kaldırılmalıdır ama bu haliyle bile işi Milli Eğitim’e fetva vermek değildir. Bir süre önce Diyanet İşleri Başkanlığı, okul öncesi öğrencilerine dinsel içerikli eğitim verilmesini kamuoyunda dillendirdi. Diyanet, burada kimi cemaat ve tarikatlar tarafından verilen bu eğitimin zorunlu eğitim kapsamında görülmesini istedi. Bu son derece tehlikelidir. Ülkemiz farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşadığı bir ülkedir. Onun için bu tür eğitimi kabul etmemiz mümkün değil. Konu, Milli Eğitim Bakanına sorulduğu zaman ‘Bu bir tavsiye kararıdır. Bunu uygulayıp uygulamamak bize kalmıştır’ gibi bir ifade kullandı ama bunun bakanlığın bilgisi dışında gelişen bir süreç olmadığını biliyoruz.

    Milli Eğitim Bakanlığı, olaya pedagojik açıdan eğer bakamıyor ise bu büyük bir faciadır. Okul öncesi çocukların, asla soyut düşünemeyeceği bir yaş grubunda bu tür soyut kavramların verilmesi çok büyük trajediler yaratır.

    Edilgen, pasif, sorgulamayan, neden-sonuç ilişkisi kuramayan bir kuşak yetiştirmek istiyorlar. Söz konusu olan bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.

    Dünyada eğitim alanında başarı oranları açıklanıyor ve Türkiye hep sonlarda yer alıyor. Yani bizim çocuklarımız genetik olarak çok mu geride duruyor? Böyle bir şey yok. Tamamen eğitim ikliminin tekçi, gerici, ezberci, sınav endeksli bir biçimde yürütülmesinden kaynaklı. O nedenle dinsel eğitim meselesi Türkiye’de sadece Eğitim Sen’in değil, tüm emek, demokrasi güçlerinin sorunu olmalıdır. Bu soruna topyekün velilerimizle, demokratik kitle örgütleri ile siyasal partilerle dikkatli bir şekilde uyanık olmak gerekir. Bu sürecin derhal demokratik, laik, bilimsel, anadilinde eğitim noktasında bir sürece evrilmesi çabası sürdürülmelidir.”

    Eren GÜVEN-Melis CİDDİOĞLU/ANKARA 

  • KESK Heyeti: Dersim’de yanan insanlığımızdır-VİDEO

    KESK Heyeti: Dersim’de yanan insanlığımızdır-VİDEO

    PİRHA – KESK Heyeti, Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Yanan sadece ağaçlar değil, içindeki canlılardır, yöre halkının kutsal mekanlarıdır, değerleridir ve tarihimizdir” ifadeleri yer aldı. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Genel Merkezi’ ve şubelerinden gelen heyet, Dersim Bali Deresi mevkiinde yangına ilişkin izlenimde bulundular.

    Sonrasında Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştiren heyet, yetkililere orman yangınlarına müdahale etme çağrısında bulundu. Açıklamaya siyasi parti temsilcileri, sendika temsilcileri, sivil toplum örgütü temsilcileri, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü katıldı. Açıklamayı okuyan Genel Merkez Sekreteri Ramazan Gürbüz, şunları kaydetti:

    “Bugün aynı zamanda 1 Eylül Dünya Barış Günü! Bu vesileyle halklarımızın ve emekçilerin 1 Eylül Dünya Barış Gününü kutluyor, dünyada ve ülkemizde eşit, demokratik, özgür ve barış içinde yaşaması için bir başlangıç olmasını umuyor, diliyorum.

    Böylesi bir günde Dersim’de bulunmak anlamlı olduğu kadar içinden geçtiğimiz süreci sembolize etmesi açısından da önemli.

    Dünya Barış Günü’nü çatışmaların alabildiğine şiddetlendiği, baskıcı ve güvenlikçi politikaların toplumu nefes alamaz bir sarmalın içine soktuğu ve bu politikalar nedeniyle doğanın da ağır tahribata uğradığı bir ortamda karşılıyoruz. HES’ler ve doğanın şirketlerin talan alanına dönüştürülmesi politikaları nedeniyle yaşanan sel felaketlerinden sonra şimdi de orman yangınlarına tanık olmaktayız.

    Sadece üyelerimizden gelen talebin gereği olarak değil aynı zamanda KESK ilkelerinden olan ekoloji mücadelesinin gereği olarak bağlı sendikalarımızın MYK üyeleriyle birlikte bugün buradayız.”

    “BİZLER DERSİM HALKININ, EMEKÇİLERİNİN SESİ OLACAĞIZ, SESLERİNE SES KATACAĞIZ”

    “Dersim’i çevreleyen ormanlar bir aydan fazladır yanıyor. Burada yaşayan, görev yapan üyelerimizden ve ildeki demokrasi güçlerinden bilgiler aldık. Yaşanan örtü altı yangın değil açık ve yaygın yangınlardır. Buna rağmen hükümet ve buradaki idarecilerin “güvenlik” nedeniyle müdahale etmediği iddiası ciddidir” diye konuşan Gürbüz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu suçtur. Sadece dünyayı yaşanılır kılan doğaya karşı değil aynı zamanda insanlığa karşı suçtur.

    Yerel idareciler ortada bir suç olduğunu biliyor olmalılar ki, gelen heyetlere de çeşitli zorluklar ve engellemeler çıkarıyorlar. Dersim’deki idareciler yangınlara dair herhangi bir sesin çıkmaması için anayasada, kanunlarda karşılığı olmayan yasaklara başvuruyorlar.

    Boşuna uğraşmasınlar. Bizler Dersim halkının, Dersim emekçilerinin sesi olacağız, seslerine ses katacağız.

    Ege’de, Karadeniz’de, Çukurova’da, yakın zamanda Yunanistan’da çıkan yangınlar nasıl ciğerimizi dağladıysa Dersim’de çıkan yangınlar da ciğerimizi dağlıyor, bizi nefessiz bırakıyor. Nasıl oralarda çıkan yangınlara karşı tepkimizi ortaya koyduysak ve dayanışma ilişkileri geliştirmeye çalıştıysak, Dersim’de söndürülmeyen, hatta söndürülmesi engellenen yangınlara karşı da sesimizi yükselteceğiz, söndürülünceye ve gerekli tedbirler alınıncaya kadar da tepkimizi sürdürmeye devam edeceğiz.”

    “YANAN SADECE AĞAÇLAR DEĞİL; İÇİNDEKİ CANLILAR, YÖRE HALKININ DEĞERLERİDİR”

    Gürbüz, “Yanan sadece ağaçlar değil, içindeki canlılardır, yöre halkının kutsal mekânlarıdır, değerleridir ve tarihimizdir” diyerek şöyle çağrıda bulundu:

    “Ormanlar her türlü güvenlik kaygısının ötesinde korunmalı ve büyütülmelidir. Bu aynı zamanda Anayasanın 169. Maddesinin gereğidir. Bilinçli çıkarılan yangınların ceza yasalarımızda da ağır suç kapsamına alındığını hatırlatmak istiyoruz. Anayasamıza göre orman yakanlar özel ya da genel af kapsamına dahi alınamazlar.

    Bu nedenle sadece Dersim’de değil nerede ve hangi gerekçeyle yapılmış olursa olsun orman yangını çıkartanlar hakkında derhal yasal işlem yapılmalıdır.

    Bizlerin vergisiyle alınan yangın söndürme helikopterleri ve diğer araçlar bugün kullanılmayacaksa ne zaman kullanılacak! Buradan yetkililere sesleniyoruz; insanlığa karşı suç işlememek için devam eden yangınlara derhal müdahalede bulunun. Orman yangınlarına karşı gerekli tedbirleri alın.”

    DERSİM/PİRHA

     

     

     

     

     

  • Halkevleri Genel Kurulu ‘Bu memleket bizim’ şiarıyla Ankara’da yapıldı

    Halkevleri Genel Kurulu ‘Bu memleket bizim’ şiarıyla Ankara’da yapıldı

    PİRHA – Halkevleri Genel Kurulu “Bu memleket bizim şiarıyla” Ankara’da toplandı. Farabi Hotel’de yapılan genel kurulda Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy “Bugün savaşa karşı duramayan diktatörlüğe de karşı duramaz. Barışı inkar eden güç, diktatörlükle mücadele edemez” dedi.

    Halkevleri Genel Kurulu “Bu memleket bizim” şiarıyla Ankara’da yapıldı. Kurula HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz ile çok sayıda üye ve yurttaş katıldı.

    Dünyanın yüz yüze olduğu mevcut yıkım ve krizlerin sorumlusunun sağ ideoloji ve politikalar olduğunu belirten Ersoy, ihtiyacın sol politika olduğunu belirterek, “Sol akıl hakim olduğu sürece, sol alternatif olduğu sürece, diktatörlüğe kimseyi ikna edemezler” dedi.

    SAVAŞA KARŞI DURAMAYAN DİKTATÖRLÜĞE KARŞI DURAMAZ

    OHAL’de bile zapt etmenin başarılamadığı bir zamanda savaşın başlatıldığını belirten sınır ötesi işgal harekatında CHP’yi de eleştiren Ersoy, CHP tavrı ile AKP’nin değirmenine su taşıdığını belirterekbir kez daha milli mutabakat oyununa dahil olmuştur dedi. Bugün de ortada milli mutabakat yoktur. Sarayın çıkarları vardır diyen Ersoy Savaşa karşı duramayanın diktatörlüğe de karşı duramayacağını belirtti.

    KESK Genel Sekreteri Ramazan Gürbüz, ülkede emekten demokrasiden, eşitlikten yana tüm kesimlere görevler düştüğünü söyledi. Onun için bir araya gelmenin tarihsel bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

    DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, “Bu ülkeyi yeniden kuracağız diyorsak öznelerini ve ilkelerini iyi belirtmeliyiz. Emeğin öznesi olmadığı bir yeniden kuruluştan söz edilemez” dedi.

    Ankara Tabip Odası Başkanı Vedat Bulut, barış çağrısı yaptığımız için AKP genel başkanı tarafından hedef gösterildiklerini, hekimlerin tarihin her döneminde ve süreçlerinde yaşam hakkını savunduklarını bundan olayı ölümlere karşı olduğumuz için barışı savunmak ve savaşa karşı çıkmak zorundayız. Ne olursa olsun barışı savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    SALDIRI POLİTİKALARINA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE

    HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “sizlere Gülten Kışanak’ın, Sebahat Tuncel’in, Figen Yüksekdağ’ın  ve Selahattin Demirtaş’ın selamlarını getirdim” diyerek başladığı konuşmasını “demokrasi söyleminin yanında duranların savaş karşısında da aynı tavrı takınmaları gerekmektedir. Zalime karşı direnenler her ne olursa olsun birbirinden ayrı tutulamayacağını, zalimin karşısında tutum alanlar direnenler barışı demokrasiyi ve eşitliği bu ülkeye getireceklerdir. Halkevinin bu anlamdaki yürütmüş olduğu mücadeleye saygı duyduğunu ve genel kurula başarı temennilerini” belirterek konuşmasını tamamladı.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, baskı ve yasakları hatırlatarak, OHAL ve KHK’lere ve AKP’nin saldırı politikalarına karşı birlikte mücadele etmenin önemi değindi.

    EMEP Genel Başkan Yardımcısı Şükran Doğan, Savaşın getireceği ekonomik yükü emekçilerin çekeceğini, savaşa karşı olmanın bile suç ilan edildiğini ülkemizde barışı daha güçlü haykırmalıyız diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA