Etiket: ramazan

  • Munzur Üniversitesi Rektörü şaşırtmıyor; Çay ocakları kapatıldı!

    Munzur Üniversitesi Rektörü şaşırtmıyor; Çay ocakları kapatıldı!

    PİRHA-Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 81 ilin valiliğine gönderdiği “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” genelgesine tepkiler yükselirken, Dersim’de ortaya çıkan uygulama, dayatmaların okullarla sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor. Munzur Üniversitesi’ndeki çay oacakları Rektör Prof. Dr. Kenan Peker tarafından “Ramazan Ayı” gerekçesiyle kaldırıldı.

    Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Türkiye’nin yüzde 99’unun Müslüman olduğunu belirterek, “Ramazan Genelgesi’ni savunurken, Alevi çocukları başta olmak üzere yok sayılan inanç kimlikli çocuklar etkinliklere “gönüllü” katılmaya zorlanıyor.

    Son yıllarda artan bu tür uygulamalar toplumda tepkilere yol açarken, uygulamaların sadece okullarla sınırlı kalmadığını gösteriyor.

    Munzur Üniversitesi’nde 12 ay boyunca açık olan çay ocakları Munzur Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kenan Peker tarafından “Ramazan Ayı” gerekçesiyle kaldırıldı. Rektör Peker’in bu ‘yeni’ uygulaması üniversite personeli tarafından tepkiyle karşılandı.

    Daha öncesinde de Alevi personele yönelik olumsuz tutumlarıyla bilinen Munzur Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Kenan Peker’in bu son uygulaması, akademi dünyasının ve üniversitelerin geldiği noktayı gösterir nitelikte.

    Böyle bir uygulamayla ilk kez karşılaştıklarını belirten çalışanlar, “Daha öncesindeki iki rektör döneminde asla böyle şeyler yaşanmadı. Hatta eski rektörlerin kendileri oruç tutsalar bile binada çalışanlar ve gelen misafirlere birşey ikram etmekten asla geri durmadılar. Anayasa tarafından güvence altına alınmış olan ‘Din ve Vicdan Hürriyeti’ nerede kaldı?” diye sordu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DAD: Devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmelidir!

    DAD: Devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmelidir!

    PİRHA- DAD, yaptığı açıklamayla, Pertek Cemevi’nde yapılmak istenen iftar programına tepki göstererek, “Alevi toplumunun inancı ve ibadet mekanları, siyasi ya da idari müdahalelerin araçsallaştırabileceği alanlar değildir. Devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmeli, inancımıza yönelik asimilasyon hamleleri derhal durdurulmalıdır” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, Dersim’de Valilik, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın faliyetlerine tepki gösterdi.

    DAD, Dersim’de inanç-kırım politikalarının Xızır ayıyla birlikte yeni bir boyut kazandığına dikkat çekerek, “Bizzat resmi devlet kurumlarının gerçekleştirdiği “organizasyonlar” eşliğinde yeni bir asimilasyon konsepti dahilinde işleyen hamleler, inancımızı tümden bir kuşatma altına almayı hedeflemektedir. Xızır ayı bilindiği üzere Raa/Rêya Heq Alevileri için kutsal bir aydır. İnanç takvimimizin özgünlüğüne göre, kendi erkân ve ritüellerimizle karşılarız Xızır ayını” dedi.

    “DEVLETİN İNKARCI AKLI DEVREDE”

    Bu sene yine aynı itikat ve ikrar ile Dersim halkı birçok mekanda Xızır Cemi yürüttüklerini belirten DAD yaptığı açıklamada, “Fakat yine birçok mekanda bu cemler “modern gri pasaportlu dedeler” eliyle engellenmek istendi. Köylerde gezdirilen sözkonusu “dedeler”, cem çağrısı yapan demokratik inanç kurumlarını hedefleyerek çeşitli anti propagandalar geliştirdi. Tüm bunlar yaşanırken Dersim merkez ve tüm ilçelerinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile Valilik öncülüğünde “Xızır lokması ve Cemleri” adı altında organizasyonlar yapıldı. Alevilerin eşit yurttaşlık talebini yok sayan ve Aleviliği Türk-İslam sentezi ön kabulleri ile yeniden tarif etmeye yeltenen inkarcı akıl adeta, “bu ülkede Alevilik yaşanacaksa, tarif ettiğimiz doğrultuda yanlızca biz yaşatırız” edasıyla alternatifler oluşturmak istedi” ifadelerine yer verdi.

    “DEVLET ALEVİ İNANCINDAN VE CEMEVLERİNDEN ELİNİ ÇEKMELİ”

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi;

    “Öte yandan ülke genelinde olduğu gibi Dersim’de de, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesi dahilinde ki etkinlikler okullarda devreye girmiş durumdadır. Nüfusunun büyük çoğunluğu Alevi olan Dersim’de ilkokul çağında ki çocuklar çeşitli “Ramazan” etkinliklerine fiili veya zorunlu olarak dahil edilmektedir.

    Son olarak yöre derneklerinin yaptığı açıklamalar ve yerelden edindiğimiz bilgilere göre 24 Şubat Salı günü Cem Vakfı yönetimindeki Pertek Cemevi’nde Ramazan ayı vesilesiyle iftar açma programı tertiplendiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Pertek özgün bir sosyolojiye sahiptir ve kozmopolitik bir yapısı vardır. Pertek’te ramazan ayında oruç tutan tüm Sünni canların inançlarına sonsuz saygı ve hoşgörü içindeyiz. Tuttukları oruçlar Hakk katında kabul olsun.

    Bu hoşgörüden bağımsız olarak; asimilasyon politikaları ekseninde Alevilerin inanç mekanlarını kimliksizleştirme ve cemevlerini ibadethane olarak tanımayıp Alevilikte var olmayan ritüelleri bu mekanlarda var etme çabası açıkça geçmişte ki “Camii-Cemevi” projelerini üreten akılla aynı akıldır ve kabul edilmesi mümkün değildir. Cemevlerinde iftar programları düzenlenmesi, Alevi inanç önderlerinin Aleviliğin ritüellerine aykırı bir şekilde protokollere dahil edilmesi ve bu uygulamaların devlet destekli organizasyonlarla meşrulaştırılmaya çalışılması, kadim inancımıza yönelik açık bir müdahaledir.

    Alevi toplumunun inancı ve ibadet mekanları, siyasi ya da idari müdahalelerin araçsallaştırabileceği alanlar değildir. Cemevleri resmi protokol şovlarının mekânı olamaz. Yolumuzun ve inancımızın kurucu mitolojilerden biri olan Kırklar Meclisi bu konuda ilkelerimizi net olarak ortaya koymaktadır. Açıklamamız aracılığıyla bir kez daha sesleniyoruz; devlet Alevi inancından ve cemevlerinden elini çekmeli, inancımıza yönelik asimilasyon hamleleri derhal durdurulmalı ve Raa/Rêya Heq Alevi toplumunun eşit ve özgür yurttaşlık temelinde toplumsal varlığı tanınmalıdır. Zaman Sahipsiz, Mekan Rızasız, Mazlum Çaresiz Değildir!”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • DEM Parti: MEB, toplumsal ayrışma yaratacak politikalardan uzak durmalıdır!

    DEM Parti: MEB, toplumsal ayrışma yaratacak politikalardan uzak durmalıdır!

    PİRHA- DEM Parti, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 81 il valiliğine gönderdiği “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu genelgeye tepki göstererek, söz konusu genelgeden en kısa süre içerisinde vazgeçilmesi ve yok hükmünde sayılması çağrısında bulundu.

    Milli Eğitim Bakanlığı, 81 il valiliğine gönderdiği “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu genelgeyle, okul öncesinden ortaöğretime kadar tüm kademeleri kapsayan bu programda; 4-6 yaş grubundaki çocukların öğretmenleri eşliğinde camiye götürülmeleri, kendilerine iftar sofrası kurma ve sadaka taşı gibi uygulamaların öğretilmesi, ailelerden Ramazan hazırlığı yaparken veya dua ederken fotoğraf istenmesi; ortaokul ve liselerde “İftarda Konuşalım” başlıklı söyleşiler düzenlenmesi ve Ramazan temalı görsellerle çalışmalar sergilenmesini istedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eğitim Politikaları Komisyonu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 81 il valiliğine gönderilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu genelgeye tepki gösterdi.

    Söz konusu genelgenin kamusal eğitimin ulaştığı boyut açısından alarm verici olduğunu vurgulayan DEM Parti, “Bu yaklaşım, kamusal eğitim alanının dini içerik ve pratiklerle biçimlendirilmesi anlamına gelmektedir” dedi.

    “KAMUSAL EĞİTİM TÜM İNANÇLARA EŞİT MESAFEDE DURMALI

    DEM Parti tarafından yapılan açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Bir kez daha açıkça ifade ediyoruz ki, okullar siyasal iktidarların ya da herhangi bir inanç anlayışının toplumu biçimlendirme tahayyüllerine göre değil, pedagoji biliminin evrensel ilkelerine göre faaliyet göstermelidir. 4-6 yaş dönemi çocuğun bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimi açısından kritik önemdedir. Bu dönem sorgulama, keşfetme, sembolik düşünce geliştirme ve problem çözme becerilerinin temellerinin atıldığı bir süreçtir. Bu yaş grubundaki çocukların kurumsal olarak dini içerik ve uygulamalarla kuşatılması pedagojik açıdan doğru değildir.

    Partimizin eğitim perspektifi; okulların ve tüm öğrenme mekânlarının herhangi bir mezhebin veya inancın uygulamalarının dayatılmadığı, hiçbir yaşam tarzının ya da düşünce biçiminin zorunlu kılınmadığı, herkesin kendisi olarak var olabildiği çoğulcu ve özgürlükçü alanlar olması gerektiği anlayışına dayanmaktadır. Kamusal eğitim tüm inançlara eşit mesafede durmalı, hiçbir inancı kurumsal bir yönelim haline getirmemelidir.”

    “GENELGEDEN VAÇGEÇİN”

    Çok dilli ve çok inançlı bir toplumda devletin görevi eğitim alanını dinsel referanslarla şekillendirmek değil, laiklik ilkesine uygun biçimde tarafsızlığı korumak olduğunu belirten DEM Parti, “Bu tür uygulamalar, Aleviler, Êzidiler ve Hıristiyanlar gibi farklı inanç topluluklarına mensup çocuklar ile herhangi bir inancı benimsemeyen ailelerin çocukları açısından dışlanma ve baskı riski yaratmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı, yurttaşlarımızın inançları üzerinden toplumsal ayrışma yaratacak bu politikalardan uzak durmalıdır” ifadeleirne yer verdi.

    DEM Parti, söz konusu genelgeden en kısa süre içerisinde vazgeçilmesi ve yok hükmünde sayılması çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bir babanın rıza mücadelesi: İnanç zorla olmaz!-VİDEO

    Bir babanın rıza mücadelesi: İnanç zorla olmaz!-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de yaşayan Mehmet Ali Akpınar, sabah saatlerinde çocuklarının eğitim gördüğü okula giderek elindeki dilekçeyi okul idaresine teslim etti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 81 ilin milli eğitim müdürlüklerine gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” başlıklı genelgeye tepki gösteren Akpınar, çocuklarının söz konusu etkinliklere katılmaması için resmi başvuruda bulundu.

    Milli Eğitim Bakanlığı tarafından illere gönderilen genelgeye ilişkin kamuoyundaki tartışmalar sürerken, bir baba olarak kaygılarını dilekçeye döken Akpınar, çocuklarının inançları dışında bir uygulamanın parçası olmasını istemediğini belirtti.

    Konuya ilişkin ajansımıza konuşan Akpınar, Alevilerin inançlarını rıza temelinde yaşadıklarını vurguladı. “Kimsenin ibadetine söz etmeyiz. Aynı zamanda çocuklarımızın asimile olmasına da razı olmayız. İnanç sevgi yoludur; zor ve baskıyla olmaz” diyen Akpınar, uygulamanın kendi inanç anlayışlarıyla bağdaşmadığını ifade etti.

    Devletin Alevilere yönelik politikalarına dikkat çeken Akpınar, Ramazan ayına dönük etkinliklerin yeni bir aşama anlamına geldiğini belirterek şunları söyledi:

    “Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ramazan ayına dönük etkinliklerle yeni bir aşamaya taşınmıştır. Oysa Aleviler, yüzyıllardır yakılarak, sürülerek, katledilerek ağır bedeller ödemiş; ‘bir öldük bin doğduk’ diyerek Yol’unu, erkânını ve inancını bugüne taşımıştır. Bugün yürütülen politikalar, Aleviliğin özünü ve düşüncesini zayıflatmaya, toplumu tek tipleştirmeye ve devlet eliyle ‘makbul Alevi’ yaratmaya yöneliktir.”

    “Alevi yolu ikrar yoludur; asimilasyona değil, rızalığa ve hakikate dayanır” diyen Akpınar, söz konusu uygulamayı kabul etmenin mümkün olmadığını dile getirdi.

    Diren KESER/MERSİN

  • PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’den MEB’in Ramazan genelgesine sert tepki!-VİDEO

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’den MEB’in Ramazan genelgesine sert tepki!-VİDEO

    PİRHA – Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), “öğrencilerin milli, manevi ve kültürel değerlerini güçlendirecek” gerekçesiyle Ramazan ayına ilişkin planladığı etkinliklere yönelik tepkiler sürüyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, uygulamaya “Artık yeter!” sözleriyle karşı çıktı.

    MEB tarafından 12 Şubat’ta yayımlanarak 81 il valiliğine gönderilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” başlıklı talimatta, okul öncesinden ortaöğretime kadar tüm öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde okul dışında düzenlenecek iftar ve sahur programlarına katılımının öngörüldüğü belirtildi.

    Söz konusu düzenlemeye tepki gösteren Cuma Erçe, okulların laik ve bilimsel eğitim anlayışından uzaklaştırıldığını savunarak, eğitim kurumlarının “medreseleştiğini” ifade etti. Erçe, “Herkesin imam olduğu bir ülkede aslında hiçbir şeyin olmayacağına göre, toplumun tamamını ilgilendiren bir durumla karşı karşıyayız” dedi.

    İNKAR, İMHA, ASİMİLASYON!

    “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında eğitim kurumlarının adeta ibadethaneye dönüştürüldüğünü savunan Erçe, Cumhuriyet dönemi anayasalarında yer alan laiklik ilkesinin uygulamada karşılık bulmadığını belirtti. “Cumhuriyet döneminin bütün anayasalarında geçen laiklik kavramı, sadece mürekkeple yazılmış bir ifade olmanın ötesine geçmiyor” diyen Erçe, Türkiye’de laikliğin hiçbir zaman tam anlamıyla hayata geçirilmediğini ileri sürdü.

    MEB’in yayımladığı genelgenin, ülkede laikliğin uygulanmadığını açık biçimde gösterdiğini söyleyen Erçe, farklı inançlara eşit yaklaşım sergilenmesi halinde Ramazan etkinliklerine itiraz etmeyeceklerini dile getirdi.

    “Örneğin Britanya’daki uygulamayı esas alacak olursak; Noel döneminde çocuklara Noel’in ne olduğu ve Hristiyan dünyasında nasıl karşılandığı kültürel bir aktarım biçiminde anlatılsa; Muharrem ayında Aleviliğin ne olduğu ve Alevilerin bu orucu neden tuttuğu aktarılsa; Hızır ayında Hızır’ın anlamı tüm öğrencilere öğretilse; Paskalya’nın ne ifade ettiği eşit biçimde paylaşılsa, bizim Ramazan’a dair bir itirazımız olmazdı. Bir inancı öğretmek, kültürel bilgi sunmak amacıyla yapılsaydı buna karşı çıkmazdık. Ancak durumun böyle olmadığını herkes biliyor.”

    Erçe, “tekçi ve inkârcı anlayışın” imhacı bir yaklaşımı da beraberinde getirdiğini savunarak, devlet eliyle tek bir dinin ve o dinin belirli bir mezhebinin dayatıldığını öne sürdü. “Bu yaklaşım, asimilasyonu da beraberinde getiriyor. Ülkenin bütün çocuklarına tek bir inancı ve hatta o inancın belli bir yorumunu zorla kabul ettirme anlayışı söz konusu” dedi.

    “SORUN SADECE ALEVİ TOPLUMUNUN DEĞİL”

    Cuma Erçe, yaşanan sürecin yalnızca Alevi toplumunun meselesi olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Bu uygulamanın seküler, demokrat ve aydın kesimler açısından da sorun teşkil ettiğini belirten Erçe, Müslüman ailelerin de çocuklarına belirli kalıplar içinde tarif edilmiş bir inancın empoze edildiğinin görülmesi gerektiğini ifade etti.

    “Bu bir dayatma. Dinin devletleşmesi, hatta devletin bir dine dönüşmesi anlamına gelen bir yaklaşım söz konusu. İktidardaki partinin kendi yorumladığı inancın çocuklara aktarılması söz konusu. Bu nedenle mesele yalnızca Alevi çocuklarının değil, bu ülkede yaşayan tüm toplumsal kesimlerin ortak sorunudur” dedi.

    Eğitim sendikalarının itirazlarda bulunduğunu ve kararın iptali için davalar açıldığını hatırlatan Erçe, hukuki sürece ilişkin beklentilerinin sınırlı olduğunu ancak toplumsal tepkinin büyümesi gerektiğini söyledi. “Bu noktada yalnızca Alevi kurumlarının değil, toplumun bütün kesimlerinin ‘artık yeter’ demesi gerekiyor” diye konuştu.

    “OKULLAR MEDRESELERE DÖNÜŞTÜ”

    Aynı zamanda eğitimci olan Erçe, okulların bilim, sanat ve kültür üreten kurumlar olmaktan uzaklaştığını söyledi. “Ne yazık ki okullar cemaat ve tarikatların etkisi altına girmiş durumda” diyen Erçe, eğitim kurumlarının medreseye dönüştürüldüğünün altını çizdi.

    “Bu okullardan bilim insanı, sanatçı, aydın, yazar yetişmez. Herkesin imam olamayacağı da ortada. Herkesin imam olduğu bir ülkede aslında hiçbir şey olmaz. Bu, toplumun tamamını ilgilendiren bir durumdur” ifadelerini kullandı.

    Çocuklara dini içeriklerin korku diliyle aktarılmasının psikolojik sorunlara yol açabileceğini belirten Erçe, “Sürekli cehennem, azap, şeytan, zebani gibi kavramlarla çocuklara yaklaşılırsa; bu durum çocukların ruh sağlığını olumsuz etkiler. Gece korkuları, alt ıslatma, kekemelik gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir” dedi.

    Söz konusu uygulamanın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” çerçevesinde hayata geçirildiğini belirten Erçe, buna karşı olduklarını vurgulayarak taleplerini şöyle sıraladı:

    “Okulların bilim yuvası olması gerektiğini düşünüyoruz. Herkesin eşit biçimde yararlandığı, laikliğe dayalı, parasız, ulaşılabilir, demokratik ve bilimsel bir eğitim müfredatı istiyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Veli-Der: Okullarda Ramazan etkinlikleri çocukların pedagojik gelişimini zedeler!

    Veli-Der: Okullarda Ramazan etkinlikleri çocukların pedagojik gelişimini zedeler!

    PİRHA – Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayı boyunca okullarda düzenleyeceği etkinliklere itiraz etti. Yapılan açıklamada, söz konusu etkinliklerin çocukların pedagojik gelişimi açısından sakıncalı olacağı ifade edildi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayı içerisinde okullarda yapacağı etkinliklere tepkiler gelmeye devam ediyor.
    Veli-Der, MEB’in düzenleyeceği uygulamaların eğitim hakkı, laiklik ilkesi ve çocukların pedagojik gelişimi açısından ciddi sakıncalar barındırdığını vurguladı.

    Yazılı yapılan açıklamada, Anayasa’nın 2. maddesinde güvence altına alınan laiklik ilkesi ile 42. maddesinde düzenlenen eğitim hakkı gereğince devletin eğitim hizmetini inançlar karşısında tarafsız biçimde sunmakla yükümlü olduğu belirtildi.
    Veli-Der, Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yer alan eşitlik, bilimsellik ve çağdaşlık ilkeleri, okul ortamlarının herhangi bir dini uygulamanın parçası hâline getirilmesini açıkça dışladığının altını çizerek şu ifadelere yer verdi:

    “Pedagojik açıdan bakıldığında; çocukların yaş, gelişim ve bilişsel düzeyleri dikkate alınmaksızın yapılan dini içerikli etkinlikler, çocukların psikososyal gelişimini olumsuz etkileyebileceği gibi dışlanma, ayrımcılık ve baskı risklerini de beraberinde getirmektedir. Okullar, çocukların kendilerini özgür ve güvende hissettikleri kapsayıcı alanlar olmak zorundadır.
    Okullarda Ramazan temalı etkinliklerin:
    Oruç tutan / tutmayan çocuklar arasında ayrımcılığa yol açması, akran zorbalığına zemin hazırlaması, yemek yiyen çocukların baskılanması, görünmez kılınması ya da suçluluk duygusuna itilmesi, okul ortamında yemek saatlerinin fiilen işlevsizleştirilmesi sonucunu doğurması, beslenme hakkının ihlali anlamına gelir. Ayrıca ders sürelerini ve eğitimi ikinci plana atacak bir uygulamadır, kabul edilemez.
    Öğrenci Veli Derneğı olarak;
    Milli Eğitim Bakanı’nın asli görevini hatırlatarak, çocuklarımıza yeterli beslenmenin sağlandığı, laik, bilimsel, ve kamusal bir eğitim ortamını güvence altına almasını talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Artvin Çoruh Üniversitesi’nde oruç zorlaması: Öğle yemeği kaldırıldı

    Artvin Çoruh Üniversitesi’nde oruç zorlaması: Öğle yemeği kaldırıldı

    PİRHA-Artvin Çoruh Üniversitesi’nde, ramazan gerekçesiyle öğle yemeği kaldırılıp sadece iftar menüsü çıkarıldı. Yaklaşık 1000 çalışanı bulunan üniversitede oruç tutmayanlar “Rektörlük, memurları açlığa mahkum etti” tepkisini gösterdi.

    Yaklaşık 1000 çalışanın bulunduğu Artvin Çoruh Üniversitesi’nde, öğle yemeği Ramazan gerekçesiyle kaldırıldı. Yalnızca iftar menüsü çıkarıldı. Oruç tutmayanlar uygulamaya “Rektörlük, memurları açlığa mahkum etti” diyerek, tepki gösterdi.

    Cumhuriyet’te yer alan habere göre, büyük kısmı akademik personel olmak üzere yaklaşık 1000 çalışanı olan Artvin Çoruh Üniversitesi, Ramazan ayı gerekçesiyle yemekhanede öğle yemeği vermeyi durdurdu. Yalnızca iftar menüsü çıkarılırken, yaşananlardan dolayı üniversite akademik ve idari personelinin zorluk yaşadığı aktarıldı.

    Uygulamaya tepki gösteren üniversite bileşenleri, “Herkes oruç tutmuyor. Zorunda da değil. Rektörlük, hocaları ve memurları açlığa mahkûm etti” açıklaması yaptı. Kurumun bu konuda bilgilendirme yapmaması da dikkat çekerken, üniversite yetkilileri, “Ramazan nedeniyle öğle yemeği çıkmayacağını, Ramazandan sonra eski düzene dönüleceğini” söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Malatyalı yurttaşlardan AKP’li başkana tepki: Sizi meydanlarda göremiyoruz-VİDEO

    Malatyalı yurttaşlardan AKP’li başkana tepki: Sizi meydanlarda göremiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Yurttaşlar, mahallerine hizmet gitmediği gerekçesiyle Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar’a ve beraberindeki AKP’lilere tepki göstererek, “Gecenin 2’sinde biz çıkıyoruz meydanlara, tütmeyen bacaların, aç olan insanların peşindeyiz. Sadece Ramazan oldu diye mi bu insanların arasına geldiniz?” dediler. 

    Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, AKP Yeşilyurt ilçe başkanı ve parti yöneticileri ve ile birlikte Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi Dilek Mahallesi’nde yaşayan yurttaşları ziyaret etti.

    Yurttaşlar, mahallerine hizmet gitmediği gerekçesiyle Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar’a ve beraberindeki AKP’lilere tepki gösterdi.

    Mahallelerindeki sorunların çözülmediğini ve hizmet alamadıklarını belirten yurttaşlar, Çınar’a halkın içinde olmasını, mahalledeki sorunlarla ilgilenmesi ve çözmesi gerektiğini söylediler.

    “SİZİ MEYDANLARDA GÖREMİYORUZ”

    Aziz Ceylan isimli yurttaş mahallelerinde yaşanan sorunlara ilişkin şunları dile getirdi:

    “Yukarıdan aşağıya doğru ağaçların kaldırılmasını istiyoruz. Çünkü sezonda burada büyük bir su sıkıntısı oluyor. Sakalarımız da bundan haberdarlar. Yazın burada bulunan dere çok kötü kokuyor. Buradaki vatandaş kokudan rahatsız oluyor. Buradaki anayolun daha da büyümesini istiyoruz. Bir de esnaflarımızın işleri çok düştü. Yukarıda trafik sorunu vardı. Biz sizden hizmet bekliyoruz. Bu insanların meselelerini çözmek için burada yatın. Sizi göremiyoruz meydanlarda. Gecenin 2’sinde biz çıkıyoruz meydanlara, tütmeyen bacaların, aç olan insanların peşindeyiz. Sadece Ramazan oldu diye mi bu insanların arasına geldiniz?”

    Mehmet YALMAN/MALATYA

     

  • Murtaza Demir’in ‘Bir Alevi’nin Duyulmayan Çığlığı’ adlı kitabı çıktı!

    Murtaza Demir’in ‘Bir Alevi’nin Duyulmayan Çığlığı’ adlı kitabı çıktı!

    PİRHA – Pir Sultan abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in, “Bir Alevi’nin duyulmayan çığlığı” isimli yeni kitabı çıktı.

     

    ‘Alevilik-Bektaşilik’ kategorilerinde eserler kaleme almış olan Pir Sultan abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı ve Yazar Murtaza Demir, yeni bir kitap çalışması ile okuyucu karşısına çıktı.

    Murtaza Demir, İmla Kitap imzasıyla yayınlanan “Bir Alevi’nin Duyulmayan Çığlığı” adlı esere dair “Yeni bir kitabın doğuşu ve muştusuyla dostlara merhaba” diyerek şu duygularını paylaştı:

    “Çocukluğundan itibaren, yobaz korkusunu, ebeveynlerinden devralan bir Aleviyim. Bu korku, Alevi bireyin iç evreninde yaşamın bir unsuru olmuş, sıradanlaşıp, normalleşmiş! Aleviysen; korkacak, az konuşacak, sana verilenle yetinecek, ötesini istemeyeceksin.

    İnancın nedeniyle mağduriyete uğrar, küfredilir, aşağılanır, kor ateşlere atılıp yakılabilirsin. Bu durumda dahi gözyaşlarını içine akıtacaksın! Özünle ağlayacak, bağırmayacak; ‘neden’ demeyeceksin! Beşinci sınıf ‘yurttaş’ olduğunu kabul edecek; müsteşar, vali, elçilik, generallik, genel müdürlük gibi makamları aklından geçirmeyeceksin…

    Susacaksın!

    Köy okulunu, türbeni, dergâhını camiye çevirecek, hoparlör bağlayacak, ezan okuyacaklar. Çocuğuna devlet zoruyla Sünnilik dersi verecekler! Vicdan sızısıyla isyan etsen dahi, sessizce kabullenecek, hele de kamuda çalışıyorsan, işinden-aşından olmamak adına, Ramazan Orucu tutuyor gibi davranacaksın. ‘Kolu-komşu ne der’ kaygısıyla sahurda kalkıp evin ışıklarını yakacak, en azından Cuma namazlarına katılacaksın.

    Bir Cuma Namazı sonrası, ‘Allahüekber’ nidalarıyla, kaldığın otele gelen yobazlar tarafından, onlarca sanatçıyla birlikte ateşlere atılıp yakılsan dahi, yakanların ceza almalarını beklemeyeceksin! Ceza alanlar, aynı fıtratın Cumhurbaşkanı tarafından affedilirse şaşırmayacaksın!

    Neden?

    Çünkü Alevi’sin, sakıncalısın, suçlusun!”

    PİRHA/ANKARA

  • Samsun’da elinde içecek olan bir gence ‘oruç tutuyoruz’ tehdidi ve tacizi!-VİDEO

    Samsun’da elinde içecek olan bir gence ‘oruç tutuyoruz’ tehdidi ve tacizi!-VİDEO

    PİRHA-Samsun’da sokakta elinde şişe içeçek olan genç, bir grup tarafından “oruç tutuyoruz” denilerek taciz ve tehdit edildi.

    Samsun’da bir genç, sokakta oturmuş halde içecek içerken gerici bir grubun hedefi oldu. “Ramazan’a girdik. At o şişeyi” diyerek tacizde bulunan şahıslar, tehditte bulunarak genci hedef aldı.

    Sosyal medyada paylaşılan videoda olay yerinde olan polisin, tehditte bulunan gruba müdahale etmemesi ise eleştiri konusu oldu.

    Polis, sürekli “Ramazan ayındayız. O şişeyi çöpe atacaksın ben de göreceğim” dayatmasında bulunan gruba hiçbir uyarıda bulunmadı. Görüntülerde gencin, söz konusu baskı üzerine bulunduğu yerden uzaklaşarak “şikayetçi oluyorum” sözleri duyuluyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerin matem orucu nedeniyle açtığı çadıra belediye izin vermedi

    Alevilerin matem orucu nedeniyle açtığı çadıra belediye izin vermedi

    PİRHA – Erzincan Belediyesi, her yıl Muharrem Ayında Alevi vatandaşların açtıkları çadıra son alınan encümen kararını gerekçe göstererek izin vermedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Erzincan Şubesi ve Alevi vatandaşların her yıl Muharrem ayında açtıkları çadıra encümen kararını gerekçe gösteren Erzincan Belediyesi izin vermedi.

    “SÖZ KONUSU ALEVİLER OLUNCA YASAK”

    PSAKD Erzincan Şubesi Erzincan Belediyesinin bu keyfi tutumuna tepki göstererek şu açıklamayı yaptı:

    “Muharrem orucu nedeniyle her yıl düzenli olarak açtığımız Muharrem çadırına son alınan encümen kararı gerekçe gösterilerek izin verilmemekte. Bu yıl Ramazan ayı boyunca açılan her türlü etkinlik, kermes için kullanılan bölge, konu, biz Aleviler olunca yasaklanmış ve karar alınmış oluyor. Valiliğin izni olmasına rağmen Erzincan Belediyesinin bizlere karşı sergilediği bu yanlı tutumu siz canlarımıza, halkımıza ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.” (HABER MERKEZİ)