Etiket: raporu

  • Adıyaman Eğitim Sen Şubesi: Depremin ardından hiçbir okulun temeli atılmadı-VİDEO

    Adıyaman Eğitim Sen Şubesi: Depremin ardından hiçbir okulun temeli atılmadı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Eğitim Sen Şubesi depremin ardından yaşanan aksaklıklarla ilgili rapor yayınladı. Yayınlanan raporda eğitimde yaşanan sorunlarla ilgili bilgiler verildi. Zeynel Polat, “İlimiz genelinde yaşanan depremden kaynaklı bir yıl boyunca hiçbir okulun temeli atılmamış ve herhangi bir inşaat  temel atma faaliyeti yapılmamıştır” dedi.

    Maraş Pazarcık Merkezli depremin üzerinden 1 yıldan fazla bir süre geçti. Depremden sonra birçok okul ağır hasarlı ve kullanılamayacak duruma geldi.  Adıyaman’da depremden dolayı il genelinde 103 okulun yıkık, ağır hasarlı, orta hasarlı ve az hasarlı olduğu belirtildi. Adıyaman Eğitim Sen Şubesi Başkanı Zeynel Polat, eğitimin ilk gününde depremin etkilediği şehirde okullardaki eksikleri, ihmalleri sıralayan bir rapor yayınladı.
    Polat, yaptığı açıklamada taleplerinin yerine getirilmesi çağrısında bulundu.

    “MEB GÜNDEMİNDE TARİKAT VE CEMAATLERE OLANAK SAĞLAMA ANLAYIŞI DEVAM ETMİŞTİR”

    Adıyaman genelinde yaşanan depremden kaynaklı bir yıl boyunca hiçbir okulun temelinin atılmadığını ve herhangi bir inşaat, temel atma faaliyeti yapılmadığını söyleyen Polat, deprem öncesi temelleri atılan iki okulun eğitim ve öğretime kısmi anlamda hazır hale getirildiğini değindi.

    Polat, “Konteyner kentlerin bulunduğu yaşam alanlarına prefabrik okulları hayırsever vatandaşların çabası ile oluşturulmuştur. MEB gündeminde ise tarikat ve cemaatlere  nasıl olanak sağlarım anlayışı devam etmiştir. İnşa edilen bu okulların çoğunda ücretli öğretmenler çalıştırılmıştır. Yeterli düzeyde eğitim öğretim koşulları oluşturulmamıştır. Adıyaman genelinde 103 okul yıkık, ağır hasarlı, orta hasarlı ve az hasarlıdır. Bunlardan orta hasarlı ve güçlendirmesi yapılan Güzel sanatlar Lisesi, Spor Lisesi, Süleymanşah Ortaokul 2023-2024 eğitim öğretim yılında güçlendirilmesi yapılarak 20 milyonun üzerinde para harcanmıştır. Geldiğimiz süreçte ise yeniden hasar kontrolden geçen bu okullar tekrar güçlendirilmeye alınarak öğrencileri farklı okullara gönderilmiştir. Bu da bize halkın parasının bazılarına peşkeş çekilerek devleti ve halkı zarara uğratıldığını düşündürmektedir” diye ifade etti.

    “OKULLARIN UZAKLIĞINDAN DOLAYI ÇOCUKLAR YÜRÜMEK ZORUNDA BIRAKILIYOR”

    6 Şubat depreminden sonra hasarlı ve yıkılan binalarda eğitim ve öğretim faaliyeti gerçekleştirilemeyeceğinden dolayı geriye kalan okullara öğrenciler nakledildiğini, bu durumda 26 okulda ikili eğitim şeklinde iki okul aynı binada bir arada eğitim görmektedir diyen Polat, şöyle devam etti:

    “İl Milli Eğitim Müdürlüğü bir ihata duvarına milyon lira aktarırken tasarruf tedbirleri halk ve öğrenciler üzerinde uygulanmaktadır. Bunu açmak gerekirse il genelinde kırsal kesimde ve eğitime uzak yerlerde ikamet eden lise öğrencilerimizin taşımalı eğitimleri kaldırılıp zorunlu olarak ailesinden uzak yurt ve pansiyonlara kayıtları yapılmıştır. Velilerin bu duruma tepkisi ise çocuklarının can güvenliği ve sağlık koşullarını gerekçe göstererek çocuklarını örgün eğitimden çekeceklerini okula göndermeyeceklerini beyan ettiler. Şehir merkezinde bulunan resmi ve özel servisler gerekli denetim yapılmadan öğrencilerimizi taşımaktadır. Okulların yaşam alanlarına uzak olmasından kaynaklı özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki öğrencilerimiz yürüyerek okullarına ulaşmaktadırlar. Veliler bu durumdan kaynaklı zorunlu olarak özel servis tutmaktadırlar. Buda ekonomik olarak aileyi çok zorlamaktadır.

    “BARINMA NEDENİYLE ÖĞRETMENLER TAYİN İSTEMİŞTİR”

    Öğretmenlerin barındıkları evler depremde ya yıkıldı ya da ağır hasar alarak oturulamaz hale gelmiştir. Bu nedenlerden kaynaklı konteyner alanlarında veya yüksek fiyatlar ile sağlam kalan evlerde oturmak zorunda kalmışlardır. Ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon nedeni ile kira ödeyemeyecek duruma gelmişlerdir. Bütün kurumlar kendi çalışanlarına yaşam alanları tesis ederken İl Milli Eğitim Müdürlüğü böyle bir sorumluluğu yokmuşçasına yaşam alanı oluşturmamıştır. Bunun için bir çaba içerisine dahi girmemiştir. Barınma ve güvenlik sorunu nedeni ile çok fazla öğretmen tayin isteyip başka illere gitmek zorunda bırakılmıştır. Sorunun devam etmesi nedeni ile gelmek isteyenler de gelememektedir.

    “EĞİTİM GÖRMESİ GEREKEN ÖĞRENCİLER TARIMDA ÇALIŞTIRILMAKTADIR”

    İlimizin tarım yoğunluklu bir şehir olmasından kaynaklı eğitim ve öğretimin başında ve sonunda öğrencilerimiz okullarından uzak kalmaktadırlar. Genel olarak çevre illere mevsimlik işçi olarak geçici göç etmektedirler. Gittikleri yerlerde temel eğitim ve sağlık haklarından mahrum kalmaktadırlar. Gittikleri yerler Karadeniz bölgesi (fındık işçiliği), Malatya bölgesi (kayısı işçiliği) ve Adana bölgesi (pamuk vb. işçiliği) bu yerlerde eğitim görmesi gereken öğrenciler çocuk işçi olarak tarımda çalıştırılmaktadır. Geri döndüklerinde ise eğitimden mahrum kalmış bir şekilde dönüyorlar.”

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • KESK heyeti, Edirne’deki mültecilerle ilgili raporunu yayınladı

    KESK heyeti, Edirne’deki mültecilerle ilgili raporunu yayınladı

    PİRHA – Edirne sınırında incelemelerde bulunan  KESK heyetinin bugün yayınlamış olduğu raporda, “Uluslararası örgütlerin de sorumluluk üstlenmesi, özellikle sınırların açılması ve daha fazla göçmenin hayatının tehlikeye atılmaması noktasında sendikaların kendi hükümetlerine baskı yapması, konuyu gündemleştirmesi, göç sorunu ile birlikte yükselen ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı etkili bir mücadele yürütmesi gerekmektedir” denildi. 

    6 Mart Cuma günü Edirne sınırında incelemelerde bulunan KESK heyeti, raporunu yayınladı.

    Raporda, izlenimler şöyle aktarıldı:

    “Edirne otogarı ve çevresinde ve Pazarkule sınır kapısında olmak üzere göçmenler iki bölgede yoğunlaşmıştır. KESK heyetinin Edirne’ye ulaşmasından hemen önceki gece inceleme yapmak üzere belirlenmiş olan Doyran Köyü’ndeki göçmenlerin İpsala ve özellikle Pazarkule sınır kapısına yönlendirildiği ve köyün boşaltıldığı bilgisi edinilmiştir. Pazarkule sınır kapısının olduğu bölgeye giriş çıkışların yasaklanması, basının da bölgeden çıkarılmasıyla birlikte yasaklardan da kaynaklı olarak sınırda bekleyen göçmen sayısını tam olarak bilmek ve orada yaşanan sorunları yerinde tespit etmek mümkün olmamaktadır.

    Edirne otogarında ve çevresindeki metruk binada kalan göçmenlerle yapılan görüşmelerde karşıya geçmeye çalışan göçmenlerin Yunan polisi tarafından yakalandıktan sonra üzerlerindeki tüm eşyalara ve giysilere el konularak yeniden Türkiye tarafına gönderildikleri, kimi zaman nehre atıldıkları, sınırın karşısından Yunan Polisi tarafından açılan ateş sonucu ölümlerin ve yaralanmaların yaşandığı, göçmenleri sınıra götürme vaadiyle birçok kez insan kaçakçıları tarafından paralarının alındığı, sağlık sorunlarının takip edilmesinde ciddi eksikler olduğu, göçmenlerin soğuk ve yağışlı iklim koşullarında dahi açık alanlarda, sağlıksız koşullarda kalmak zorunda kaldıkları ve bundan dolayı da birçok sağlık sorunun ortaya çıktığı aktarılmıştır. Sağlık sorunlarının giderilmesi için göçmenlerin gönüllüler veya kişisel olarak geliştirdikleri ilişkiler üzerinden ilaca erişim sağladığı görülmüş, ilaçların bir teşhis sonrasında hekimler tarafından önerilmiş olmadığı da yapılan görüşmede anlaşılmıştır.

    “SAĞLIK ÖNLEMİ ALINMAMIŞTIR”

    Edirne Otogarı ve çevresinde özellikle hamile ve 0-5 yaş arası çocuğu olan kadınlar olmak üzere çocukların, gençlerin ve kadınların yoğun olduğu gözlemlenmiştir. Buna karşın herhangi bir sağlık önlemi alınmadığı, hijyenik koşulların sağlanmadığı, gıdaya ve temiz suya erişimin sağlanması noktasında demokratik kitle örgütlerinin ve gönüllülerin inisiyatif aldığı görülmüştür. Zaman zaman demokratik kitle örgütlerinin yardım dağıtım çalışmalarının valilik ve güvenlik güçleri tarafından engellendiği yönünde bilgiler aktarılmıştır. Gündelik ihtiyaçların karşılanması konusunda da ciddi eksikliklerin olduğu saptanmış; metruk binada kalanlar açısından da can güvenliği hususunda hiçbir tedbir alınmadığı görülmüştür.

    KESK heyetinin göçmenlerle görüşmesi esnasında polis kuvvetleri dolaşarak akşama kadar otogarın boşaltılacağının, tüm göçmenlerin araçlarla Pazarkule sınır kapısına götürüleceğinin ve sınırın kapatılacağının bilgisi göçmenlere verilmiştir. KESK heyetinin göçmenlerin durumu ve bu konu ile ilgili valilikle görüşme talepleri de çeşitli gerekçelerle geri çevrilmiştir.

    “ACİL TALEP SINIRLARIN AÇILMASI VE GEÇİŞİN SAĞLANMASIDIR”

    Sınırda bekleyen göçmenlerin en temel ve acil talebi sınırların açılması ve Avrupa’ya geçişlerinin sağlanmasıdır.

    Sınırı geçmeyi bekleyen göçmenlerin arasında okul çağında olan çocuk sayısı oldukça fazladır. Yapılan görüşmelerde sınıra gelmek için terk ettikleri yerlerde dahi çocukların eğitim hakkından yararlanamadığı belirtilmiştir.

    Düzenli sağlık taramaları yapacak, salgın hastalıkların önlenmesini sağlayacak sağlık tedbirlerinin de yeterince alınmadığı gözlemlenmiştir.

    Yunanistan ve Türkiye sınırları arasında sıkışan ve birçok durumda şiddete maruz kalan göçmenler, Türkiye’nin sınırlarını tek taraflı olsa da açtığını ilan etmesi ile insanca ve onurlu bir yaşam için savaşın yaşandığı bölgelerden kaçarak görece daha iyi koşullarda bir gelecek arayışına girmiş ve yaşama umuduna sarılmıştır. Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış en temel hakların ve bu umudun devletler ve iktidarlar arasında pazarlık konusu edilmesi, politik bir koz olarak kullanılması hiçbir biçimde kabul edilemez. Göçmenlerin yaşam hakkının ve geleceğe sahip olma umutlarının korunabilmesi için öncelikle taleplerinin karşılanması ve sınırların açılması gerekmektedir. Bununla birlikte Ortadoğu’dan tüm yabancı güçlerin çekilmesi ve demokratik yollarla barışın tesis edilmesi hayati önemdedir. Bu nedenle:

    DAYANIŞMA ÇAĞRISI

    Göçmenler için bir inisiyatif oluşturulması ve özellikle emek ve meslek örgütlerinin bu inisiyatifin öncülüğünü üstlenmesi gerekmektedir.

    Göçmenlerin sınırda bekledikleri süre boyunca ihtiyaçlarının giderilmesi, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin alınması noktasında dayanışmanın sürmesi son derece önemlidir. Bölgedeki sendikalarımızla koordinasyon içerisinde ve ihtiyaca binaen dayanışma gösterilmesi gerekmektedir.

    “SINIRA GÖÇMEN TAŞINMASINA DERHAL SON VERİLMELİDİR”

    İllerden sınıra göçmen taşınmasına derhal son verilmelidir.

    Başta bu sorunların somut ve yakıcı bir biçimde yaşandığı ülkeler olduğu için Türkiye ve Yunanistan’daki sendikalar olmak üzere, ITUC ve ETUC üyesi sendikaların kamusal farkındalığı arttırmak üzere göçmenlerle ilgili çalışmalar yürütmesi çok önemlidir.

    Bu çalışmalar öncelikle, çocuklar, kadınlar başta olmak üzere sınır bölgesinde göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişiminin ve gündelik ihtiyaçlarının karşılanması üzerine odaklanmalıdır.

    “IRKÇILIĞA KARŞI MÜCADELE YÜRÜTÜLMESİ GEREKMEKTEDİR”

    Sınırların açılması sağlanana kadar gerek Türkiye gerekse Yunanistan’da kamu kurumları ve kaynakları göçmenlerin acil ve gündelik sorunlarının çözümü için etkili bir şekilde kullanılmalıdır.

    Türkiye ve Yunanistan’da örgütlü sendikaların organizasyonuyla göç sorununa ve göçmenlerin durumuna ilişkin uluslararası bir tartışma süreci örgütlenebilir.

    Uluslararası örgütlerin de sorumluluk üstlenmesi, özellikle sınırların açılması ve daha fazla göçmenin hayatının tehlikeye atılmaması noktasında sendikaların kendi hükümetlerine baskı yapması, konuyu gündemleştirmesi, göç sorunu ile birlikte yükselen ırkçılığa ve milliyetçiliğe karşı etkili bir mücadele yürütmesi gerekmektedir.

    PİRHA/ANKARA