Etiket: recai aksu

  • Hacıbektaş’ta maden şirketlerinin saldırısına karşı eyleme geçiliyor!

    Hacıbektaş’ta maden şirketlerinin saldırısına karşı eyleme geçiliyor!

    PİRHA- Hacıbektaş ilçesinin Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yapılması planlanan maden faaliyetine karşılık Hacıbektaşlılar harekete geçti. İlçede platform oluşturmak adına toplantı yapılırken madenlere karşı bir an önce kitlesel tepkileri dile getirmek için önerileri masaya yatırıldı. Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, toplantıya katılarak, yapılan tahriplerle doğanın dengesinin bozulduğuna dikkat çekti. 

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın da bulunması sebebiyle Alevi toplumunca büyük öneme sahip olan Hacıbektaş ilçesine dönük maden projelerine tepkiler yükseliyor.

    Kırşehir-Nevşehir il sınırları arasında uzun süredir maden faaliyeti yürüten şirketlerin, son olarak Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yönelmeleri üzerine Hacıbektaşlılar harekete geçti.

    Altın şirketlerinin, Keşlik bölgesinde faaliyete geçeceği bilgisi üzerine, karşı bir platform oluşturmak için Hacıbektaş Belediyesi konferans salonunda toplantı yapıldı.

    İnisiyatif geliştirmek için yapılan toplantıda, katılımcıların fikir ve önerileri masaya yatırıldı.

    Hırka Dağı’nda maden araması başlatılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan katılımcılar, bölgenin Alevi toplumu nezdinde büyük öneme sahip olduğunu belirttiler.

    Toplantıda konuşan Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy, “Avrupalı ve Amerikalı kötü insanlar, Avustralya’ya ilk gittiklerinde, oradaki yerlilere kötü muamele yapıp, doğayı tahrip ettiler. Bugün havaların ısınması, suların kesilmesi ve ardı ardına doğal felaketlerin yaşanmasını bunlarla ilişkilendirmek mümkün” dedi.

    “GEÇ KALINMADAN GEREKEN NEYSE YAPILMALI”

    Gazeteci Recai Aksu, maden faaliyetlerine dair belgeler ortaya koyarak bilgilendirme yaptı. Aksu, İliç’teki maden faaliyeti sonrasında yaşananlara işaret ederek, Fırat nehrindeki kirlenmeyi hatırlattı. Recai Aksu, Fırat nehrinde görülen kirlenmenin Kızılırmak nehrinde de yaşanabileceğini söyledi.

    Tayfun Ceyhan isimli yurttaş ise on yıl önce Hacıbektaş’ın Kalaba bölgesinde benzer bir altın madeni faaliyeti olduğunu hatırlattı. Ceyhan, “Geç kalınmadan, bir an önce yapılması gereken neyse yapılmalı. Hırka dağındaki hukuksuzluğa karşı durulmalı” dedi.

    “MESLEK HASTALIKLARI OLUŞMAYA BAŞLADI”

    Toplantıda konuşan Kubilay Özdağ isimli yurttaş ise “Ülkemizde sömürge tipi madencilik girişimi var. Teknik bilgileri elimize alıp mahkeme yoluyla toplumsal muhalefeti oluşturup bir güç odağı haline gelmeliyiz. İpin ucunu kaçırmamak gerekiyor. Zamanında müdahalede geç kalmamalıyız” diye konuştu.

    Katılımcılardan Ramazan Benian da su rezervlerinin 15 km yakınında Koza Madencilik tarafından yapılan çalışmalara işaret etti. Benian, “Siyanürün ısısı 20, 25 dereceye ulaştığında 50 km mesafeyi etkilediğini biliyoruz. Saniyede 160 ila 205 litre su harcanıyor. Kalaba’daki ayrıştırmada çalışan işçilerde siyanür etkisinden meslek hastalıkları oluşmaya başladı” dedi.

    Toplantıda söz alan Rüştü Kaya ise 1986-87 yılları arasında köyleri Akçataş’ta kimi kuyuların açıldığını söyleyerek “Her 10 metrede numune alındı. Burada uranyum var, yukarı köydeki arazilerde bakır madeni olduğu söylendi. Anlayacağınız uzun yıllardır bu bölgede maden arama faaliyetleri devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    MÜCADELE VURGUSU!

    Şenol Taşdemir adlı yurttaş konuşmasında ilçe kaymakamı ile konuya dair görüşüldüğünü, Hacıbektaş’ta yedi yerde maden araması yapıldığını bilgisini aldıklarını aktardı. Taşdemir, “Önerim, toplum ve kamuoyunun güçlü bir irade koyması, belediyenin bir imza kampanyası başlatması, mahalle ve köy muhtarlarının bu işin odağına alması önemli diye düşünüyorum” dedi.

    Bilge Orhan da “Yaşamın kendisini mi savunacağız yoksa yaşamın konforunu mu savunacağız? Topraklarımızda arazi taraması yapıyorlar. 250 metre inildiğinde Tuz köyünün seviyesine düşüyoruz ve sularımız kesiliyor, sularımız tuzlanıyor. Oysaki 2000 metrelerden bahsediliyor! Bir an önce örgütlenip, yürütme kurulu oluşturup mücadeleyi başlatmamız gerekiyor.

    Şinasi Topçu isimli yurttaş ise “Maden ocakları uluslararası sermayeye terkediliyor. Örgütlü olmamız gerekiyor. İlk görüştükleri kişiler köy muhtarları. Köy muhtarları çok önem arz ediyor. Muhtarları bu işin odağına almamız gerekiyor” vurgusunu yaptı.

    “KÖYLERDE BİLGİLENDİRME YAPILMALI”

    Toplantıda söz alan Leyla Kındış konuyla ilgili slaytlar hazırlanıp, halkın bilgilendirilmesi gerektiğini belirtti. Kındış ayrıca köylerde bilgilendirme yapılması gerektiğini söyleyerek köy kadınlarının da mücadeleye dahil edilmesi önerisini sundu.

    Avukat Ali Ceyhab da Hacıbektaş’taki bütün avukatlarla birlikte hukuki girişimde bulunabileceklerini belirterek, “Ne gerekiyorsa yapmaya hazırız” dedi.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Aksu’dan tepki: Kimsenin Hacıbektaş’ta maden araması yapmasına izin vermeyeceğiz

    Aksu’dan tepki: Kimsenin Hacıbektaş’ta maden araması yapmasına izin vermeyeceğiz

    PİRHA- Hacıbektaş’ta Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yapılacağı bilgisi alınan altın madeni arama sondajlarına tepkiler büyüyor. Gazeteci Recai Aksu, “Hacıbektaş’ın köylerinde sularımızı zehirleyecek bir maden aramasına izin vermeyeceğiz. Hırka Dağı bizim için kutsal. Ardıç ağacı var orada Hacı Bektaş Veli’nin kaldığı, altında yattığı söylenen. Oradan gelen suların da zehirleneceğini düşünüyorum” dedi.  

    Alevi İnancına ait kutsal mekanlara saldırılar devam ediyor. Kırşehir-Nevşehir il sınırları arasında uzun zamandır altın madeni arama sondajları yapan altın şirketleri, şimdi de gözlerini Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine dikti.

    Keşlik bölgesinde altın sondajları başlatılacağı, Hırka Dağı’nda Hacı Bektaş Veli’nin altında yattığı belirtilen ardıç ağacının olduğu bölgede de uranyum arandığı haberleri tepkilere neden oldu.

    Hacıbektaşlı gazeteci Recai Aksu konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “KÖYLERİMİZİ SAVUNACAĞIZ”

    Hacıbektaş’ın Karaburç köyünde de geçmiş dönemlerde maden ocağı yapıldığını ve verilen mücadelenin ardından mahkeme kararı ile davayı kazandıklarını belirten Recai Aksu, yapılmak istenen altın madeni arama sondajlarına da izin vermeyeceklerini vurguladı.

    Aksu konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Net veriler yok elimizde gizli gizli yapıyorlar bu işleri. Bu konuyla ilgili toplantılar da olacak. Pazar günü bir toplantı yapılacak, yarın bir toplantı yapılacak. Hırka Dağı’ndan örnekler alınmış, Kızıldağ ve Keşlik mevkilerinden de örnekler alınmış. Muhtarlık tarafından ÇED raporu geldiği söyleniyor, ret geldiği söyleniyor ama tüm bunlara rağmen belirsizliğe karşı mücadele olmaz, bu yüzden toplantılar yapılacak. Biz de bunları araştırıyoruz.

    Biz tüm ülkede olanları da, İliç’te olanları da gördük. İnsanların hayatlarını mahveden o Amerikan şirketlerine, Kanada şirketlerine bu altın madeni ile ilgili izin verilemeyeceği gibi Hacıbektaş’ın köylerinde sularımızı zehirleyecek bir maden aramasına izin vermeyeceğiz. Bunların niyetleri kesin, buna izin vermeyeceğiz. Köylerimizi savunacağız. Hırka Dağı’nda da maden araması başlatılmasına izin vermeyeceğiz. Hırka Dağı bizim için kutsal. Ardıç ağacı var orada Hacı Bektaş Veli’nin kaldığı, altında yattığı söylenen. Oradan gelen suların da zehirleneceğini düşünüyoruz. Siyanür ile ilgili yapılanları gördük; İliç’te gördük, başka birçok yerde gördük. Büyük şirketlere peşkeş geçiyorlar. Kimsenin burada maden araması yapmasına izin vermeyeceğiz.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

     

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi-Bektaşi inancında kutsal olan Aslanağzı suyu altın şirketlerinin tehdidi altında

     

  • ATGB: İktidar basını engellemeye harcadığı emeği depremzedelere yardım için kullanmalı

    ATGB: İktidar basını engellemeye harcadığı emeği depremzedelere yardım için kullanmalı

    PİRHA-Depremin ardından gazetecilere ve sosyal medyaya yönelik engellemelere ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayan Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB), “İktidar, basını ve haberleşmeyi engellemeye harcadığı zamanı ve emeği depremzedelere yardım için kullanmalıdır” dedi.

    Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB) depremden sonra gazetecilere ve sosyal medyaya yönelik baskılara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. ATGB Yönetim Kurulu adına Recai Aksu tarafından “Özgür Basın Engellenemez” başlığıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “GAZETECİLER ENGELLENEMEZ”

    “Gerçekleri haberleştiren ve bölge halkının sorunlarının duyulmasına aracı olan gazeteciler hiçbir şekilde tehdit edilemez, engellenemez ve cezalandırılamaz. İktidar, basını ve haberleşmeyi engellemeye harcadığı zamanı ve emeği depremzedelere yardım için kullanmalıdır.

    23 Avrupa ülkesinde üyeleri bulunan Avrupa Türk Gazeteciler Birliği(ATGB) olarak Türkiye’de gerçekleşen yüzyılın felaketinde barış, hoşgörü, kardeşlik ve dayanışmanın yerine öfke, ayrımcılık ve nefret söyleminin ön plana çıktığını üzülerek gözlemliyoruz.

    Depremin yarattığı acıyı, yıkımı ve yurttaşların ihtiyaçlarını haberleştirerek halka hizmet eden Türkiye’deki meslektaşlarımız akla hayale gelmeyecek bin bir türlü engelle karşılaşıyor. İktidar yandaşı medya ise medyanın halkı bilgilendirme ve gerçekleri anlatma sorumluluğunu unutup, basın organları ve televizyonlarıyla karartmaya çanak tutuyor.  ATGB olarak, Brüksel’de “Çalışan Gazeteciler Günü” için yaptığımız başarılı organizasyonumuzda savunduğumuz “Etik Gazetecilik” kavramının ne yazık ki yaşadığımız deprem trajedisinde hayata geçirilmediğini görüyoruz.

    “İKTİDAR EMEĞİ DEPREMZEDELERE YARDIM İÇİN KULLANMALI”

    Yandaş medya dört gün boyunca bunu yapmakta ve gerçekleri toplumdan saklamaktadır. Bu bir iletişim gaspıdır.  Ülkemizin yaşadığı son yüzyılın en büyük trajedisinde haberleşme özgürlüğü yok sayılmaktadır. İletişime ve haberleşmeye en çok gereksinimimizin olduğu dönemde bu haklarımızın kısıtlanmasına sessiz kalamayız.  Yurttaşlarımızı enkaz altından çıkarmak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak görevi olan iktidar gerçekleri haberleştiren gazetecileri tehdit etmeyi ve engellemeye derhal son verip acil sorunları çözmeye odaklanmalıdır.

    Depremzedelerin yardıma ulaşması için yaşamsal olan telefon ve internet sorunu çözülmemişken bazı meslektaşlarımızın haberleri ve paylaşımları gerekçe gösterilerek Twitter’a bant daraltma uygulanmıştır. Medya kuruluşlarının yapacağı yardım yayınlarının RTÜK tarafından engellendiği kamuoyuna yansımıştır.

    Gerçekleri haberleştiren ve bölge halkının sorunlarının duyulmasına aracı olan gazeteciler hiçbir şekilde tehdit edilemez, engellenemez ve cezalandırılamaz. İktidar, basını ve haberleşmeyi engellemeye harcadığı zamanı ve emeği depremzedelere yardım için kullanmalıdır.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın bir kısım taşınmazının Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne satılmasına itirazda bulunuldu

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın bir kısım taşınmazının Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne satılmasına itirazda bulunuldu

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın bulunduğu alandaki Hacıbektaş Belediyesi’ne ait olan bir kısım taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne satışının yapılması kararı yargıya taşındı. Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, satışın durdurulması için Hacıbektaş Cumhuriyet Savcılığına başvurduğunu açıkladı. Aksu, “Hacı Bektaş Alevilerin inanç merkezidir. Bir metrekare yerin devredilmesini, satılmasını istemiyoruz” dedi.

    Hacıbektaş Belediye Başkanlığı’nın Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne yazmış olduğu 31.05.2022 tarihli yazısında, Savat Mahallesi’ndeki Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın bulunduğu parseldeki 4.459,60 m2’lik alanda bulunan Hacı Bektaş Belediyesi’ne ait taşınmazın Vakıflar Bölge Müdürlüğüne satışının yapılacağı açıklanmıştı.

    Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, Hacı Bektaş Belediye Başkanlığı’nın almış olduğu meclis kararını yargıya taşıdı.

    Aksu, satışın durdurulması için Hacıbektaş Cumhuriyet Savcılığına başvurduğunu açıkladı. Belediye meclis üyesi olan ve karar görüşmelerinde satışa karşı çıkan Mustafa İncesu’nun da ilerleyen günlerde İdare Mahkemesine bir başvuruda bulunacağı belirtildi.

    Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, dergah içerisinde bulunan taşınmazın Vakıflar Bölge Müdürlüğüne devredilmesini doğru bulmadıklarını söyleyerek yargıya başvurduklarını aktardı.

    “HACI BEKTAŞ ALEVİLERİN İNANÇ MERKEZİDİR, ALEVİLERİN SERÇEŞMESİDİR”

    Yapılan açıklamanın devamında şu sözlere yer verildi:

    “Hacıbektaş Veli Dergahı Alevilerin Serçeşmesidir. Hacı Bektaş Alevilerin inanç merkezidir. Bizler değerlerimize sahip çıkmalıyız. Bir metrekare yerin devredilmesini, satılmasını istemiyoruz. Baştan belirtelim, biz Aleviler camiye, kiliseye, havraya ve tüm inanç merkezlerine ve inanç önderlerine saygılıyız. Alevilerin kutsal mekanlarına da, cemevlerine de saygı duyulmasını isteriz.”

    “BELEDİYE, VAKIFLARA SATIŞ İÇİN BAŞVURU YAPTI”

    Belediye meclisinde konu ile ilgili yapılan tartışmaların tutanaklarını da yayınlayan Aksu, ellerindeki belgelere göre; Hacıbektaş Belediyesi’nin Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne satış için başvurduğunu belirtti.

    Belediye meclisinde yapılan görüşmeler sırasında söz konusu arsanın satılmaması için direndiklerini ve konuyu ’halka soralım’ önerisinde bulunduklarını da kaydeden Aksu, Belediye Başkanı Yoldaş Altıok’un ‘hayır’ oyu kullandığını kaydetti.

    Dergahın arsasının satışının meclis kararından 5 gün sonra 09.08.2022 tarihinde Hacı Bektaş Veli Tekke ve Camii Vakfı’na satışının gerçekleştiğini de söyleyen Aksu, 31.08. 2022 tarihinde Kayseri İdare Mahkemesine de dava açtığını ve davanın hala sürdüğünü aktardı.

    “RIZALIK ŞEHRİ KURAMIYLA, İNSANLARIN BARIŞ İÇİNDE, EŞİT KOŞULLARDA, BİRLİKTE YAŞAMINI SAVUNURUZ”

    Aksu son olarak, şunları dile getirdi:

    “Bizler; Rızalık Şehri kuramıyla, insanların barış içinde, eşit koşullarda, birlikte yaşamını savunuruz, şiddete ve savaşlara karşıyız, bütün inançlara saygılıyız, insanlar arasında renk, ırk ayırımı yapmayız ve ötekileştirmeyiz. Halklar ve kültürler arasında dostluğu, kardeşliği, eşitliği ve dayanışmayı bir düstur olarak kabul ederiz ve yaşarız. Her türlü haksızlığa karşıyız. Biat kültürünü reddederiz. Kadının toplumda eşitliğini savunuruz.

    Bizler; demokrasi penceresinden bakan, etnik ve inanç aidiyeti ne olursa olsun; Ülkemizde yaşayan tüm yurttaşların kardeşçe, barış içinde yaşadığı tam demokratik ve laik Türkiye’yi savunanlarız… Sizleri hem bilgilendirmek, Alevi-Bektaşi Toplumu Temsilcilerini ibadet merkezinize sahip çıkmaya çağırmak ve hangi inançtan ve etnik kökenden olunursa olunsun düşünce ve inanç özgürlüğünü savunan herkesi duyarlı olmaya ve dergah içindeki arsanın yeniden gerçek sahiplerine verilmesini istiyoruz.”

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

     

  • Hacıbektaş Belediye Başkan Adayı Recai Aksu için imza kampanyası

    Hacıbektaş Belediye Başkan Adayı Recai Aksu için imza kampanyası

    PİRHA-Alevi kurum temsilcileri başta olmak üzere, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, bir grup akademisyen, gazeteci ve yazar bir imza kampanyası başlatarak “Recai Aksu’nun Hacıbektaş Belediye Başkanı olmasını istiyoruz” dediler.

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Belediye Başkanı Adayı olan gazeteci Recai Aksu’nun belediye başkanı olması için imza kampanyası başlatıldı. Kampanyaya çeşitli Alevi kurumları, sivil toplum kuruluşları, bir grup akademisyen, gazeteci ve yazarlar destek veriyor. Başlatılan imza kampanyası 30 Mart 2019 akşamına kadar sürecek.

    Kampanyanın tam metni ve ilk imzacılar aşağıdaki gibidir:

    RECAİ AKSU’NUN HACIBEKTAŞ BELEDİYE BAŞKANI OLMASINI İSTİYORUZ!

    Aşağıda imzası olan bizler, Hacıbektaş’ta doğan, Hacı Bektaş Veli öğretisi ile yetişen Recai Aksu’nun Hacıbektaş Belediye Başkanı olmasını istiyoruz. Çünkü, bizler, Recai Aksu’nun Hacıbektaş Belediye Başkanı olduğunda, Anadolu aydınlanmasının, akılcılığın ve hoşgörünün başkenti olan Hacıbektaş ilçesini, hizmetiyle, imarıyla, altyapısıyla, sosyal-kültürel yaşamıyla hak ettiği yere taşıyacağına, yüzlerce yıla yayılan bir inanç merkezini, Hacı Bektaş Veli’nin öğretisi üzerinden yükselterek bir dünya kenti haline dönüştüreceğine inanıyoruz.

    İşte ilk imzacılar (Alfebatik):
    Celal Abbas Alıcı (Alevi Bektaşi Federasyonu ve ABF İnanç Kurulu Başkan Yardımcısı), Celal Fırat (Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı), Engin Gündük (Alevi Kültür Dernekleri Eski Genel Başkanı), Prof. Dr. Faruk Şen (Akademisyen), Gani Kaplan (Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı), Hüseyin Güzelgül (Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı), Hüseyin Kelleci (Gazeteci-Yazar), Kelime Ata (Gazeteci- Yazar), Murtaza Ak (Atatürkçü Düşünce Derneği Çankaya Şubesi Eğitim Sorumlusu), Nahit Duru (Gazeteci), Necati Şahin (Bin Yılın Türküsü Genel Sanat Yönetmeni), Necdet Saraç (Gazeteci-Yazar), Remzi Akbulut (Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı), Selahattin Özel (ABF Eski Başkanı, İşinsanı), Zeynel Abidin Koç (Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı Başkanı)

    Not: Kampanya destek olmak isteyenler aşağıdaki E-Posta adresine veya telefona doğrudan isimlerini yazdırabilirler:
    E-Mail: recaiaksu63@gmail.com
    Tel: 05333876068

  • Gazeteci Recai Aksu, DSP’den Hacıbektaş Belediyesi’ne aday

    Gazeteci Recai Aksu, DSP’den Hacıbektaş Belediyesi’ne aday

    PİRHA – 31 Mart yerel seçimlerinde DSP’den Nevşehir Hacıbektaş Belediye Başkanlığı için aday olan Gazeteci Recai Aksu, Hacıbektaş’ı inanç turizminin başkenti, tarih turizminin önemli bir merkezi, Alevi öğretisinin eğitim merkezi, tarım üretimin ve istihdamının da kooperatifler aracılığıyla yeniden örgütlendiği bir ilçe yapmak için adayım!” dedi. 

    Hacıbektaş-ı Veli Derneği Yöneticisi, Gazeteci Recai Aksu, 31 Mart yerel seçimlerinde DSP’den Hacıbektaş Belediyesi’ne aday olduğunu açıkladı.

    Sosyal medya üzerinden adaylığını duyuran Aksu, “Hacıbektaş’ı hak ettiği saygınlığa, hak ettiği ilgiye ulusal ve uluslararası alana yeniden taşımak için adayım!” ifadelerini kullandı.

    “HACIBEKTAŞ’I DÜNYA KENTİ YAPMAK İSTİYORUM”

    Aksu’nun adaylığına ilişkin açıklaması şöyle:

    “61 yıl önce Anadolu aydınlanmasının, akılcılığının ve hoşgörünün başkenti Hacıbektaş’ta doğdum. Yükseköğrenim için Ankara’ya ve ardından Avrupa’ya gittim. Uzun yıllar gazetecilik, araştırmacılık yaptım. Sivil toplum kuruluşlarında, siyasi partilerde görev yaptım. Guinness Rekorlar Kitabı’na giren Bin Yılın Türküsü etkinliğinde, 17 bin kişinin önünde Basın Ödülü’nü alma gururunu yaşadım.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu kurucuları arasında yer aldım. CHP’nin yurtdışı örgütlenmesinin kurucularından oldum. Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinde yaptığım çalışmalarda ‘Hacıbektaşlı olmak’ bana yön verdi.
    Çünkü Hacıbektaşlı olmak, aydınlanmacı ve akılcı olmaktan geçer. Çünkü Hacıbektaşlı olmak, Hacı Bektaş Veli’nin omuzlarımıza yüklediği sorumluğa uygun davranmaktan geçer. Bu inançla doğduğum ve kimliğimi şekillendiren Hacıbektaş’a hizmet etmek istiyorum. Anadolu aydınlanmasının, akılcılığının ve hoşgörünün fiili başkenti olan Hacıbektaş’ı, bir inanç merkezi olarak, hizmetiyle, imarıyla, projeleriyle hak ettiği yere taşımak, bir dünya kenti yapmak istiyorum.

    “HACIBEKTAŞ’I ALEVİ ÖĞRETİSİNİN EĞİTİM MERKEZİ YAPMAK İÇİN ADAYIM”

    Bu iddialarımı hayata geçirmek için 2014 yılında bağımsız olarak Hacıbektaş Belediye Başkanı Adayı oldum. Oldukça sorunlu bir sayım sonrası yalnızca 15 oy farkla seçimi kaybettim. Ama iddialarımdan vazgeçmedim. Bu nedenle 2014 yılından bu yana aralıksız Hacıbektaş için çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki, ‘kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin!’
    Çünkü biliyorum ki; Hacı Bektaş’ın yolundan, Mustafa Kemal’in yolundan gidenler dün vazgeçmediler, bugün de asla vazgeçmezler!

    Hak etmediği kadar kötü yönetilen Hacıbektaş’ı iyi bir kadro, plan ve projeyle yönetmek, model ve modern bir kent yaratmak için yeniden Hacıbektaş Belediye Başkanı Aday Adayıyım!

    Hacıbektaş’ı hak ettiği saygınlığa, hak ettiği ilgiye ulusal ve uluslararası alana yeniden taşımak için adayım! Hacıbektaş’ı inanç turizminin başkenti, tarih turizminin önemli bir merkezi, Alevi öğretisinin eğitim merkezi, tarım üretimin ve istihdamının da kooperatifler aracılığıyla yeniden örgütlendiği bir ilçe yapmak için adayım! Çünkü Hacıbektaş benim için hem bir sevda, hem de bir yaşam biçimidir… Bu sevdaya ortak olanlarla, Hacıbektaş’ı yönetimi değiştirmek isteyenlerle yol yürümeye hazırım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilik yine yok sayıldı

    Alevilik yine yok sayıldı

    PİRHA-Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019’da yeni bir Türkiye markası yaratmak için hazırlayacağı ülke tanıtımda inanç turizmine vurgu yapacak. Tanıtım kapsamında ele alınan inanç merkezleri arasında Alevi Bektaşiler ise yer almıyor. Duruma tepki gösteren Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Kültür Eğitim ve Dayanışma Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu ile Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz devletin yine resmi ideolojisini gösterdiğini belirtti. Aksu, “biz bir dünya inancıyız. Biz bütünleştireniz, biz birleştireniz. Böyle bir inancı yok saymak Türkiye’nin ve Türkiye’de yaşayanların kaybıdır” dedi. 

    Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2019’da yeni bir Türkiye markası yaratma hedefiyle hazırlanacağı ülke tanıtımında inanç turizmine vurgu yapacak. Aralarında Mardin Deyrulzafaran Manastırı, Harran, Noel Baba Kilisesi’nin de olduğu üç dine ait 15 eser öne çıkarılacak.

    Eserler ise şöyle: “Ayasofya Müzesi (İstanbul), Sultanahmet Camisi (İstanbul), Süleymaniye Camisi (İstanbul), Noel Baba Kilisesi (Demre/Antalya), Kapadokya (Nevşehir), Efes (İzmir), Aziz Pierre Kilisesi (Antakya), Aya İrini (İstanbul), Selimiye Camisi (Edirne), Meryem Ana Evi (İzmir), Mevlevi Dergâhı (Konya), Deyrulzafaran Manastırı (Mardin), Sümela Manastırı (Trabzon), Harran (Şanlıurfa), Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası (Sivas)”

    “HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHI İNKAR EDİLİYOR”

    Listede Alevi Bektaşi inancını temsil eden herhangi bir inanç merkezinin olmamasına tepki gösteren Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Kültür Eğitim ve Dayanışma Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, “Devlet nezdinde nasıl kabul ediliyorsa edilsin yaklaşık 20 milyon Alevi Bektaşi’yi temsil eden Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı sürekli yok sayılıyor. Bunun örneğini Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2019’da yapacağı Türkiye’nin tanıtımı diye açıkladığı projede görüyoruz ki listede inanç merkezleri var. Onlar kabul edilirken bizim inanç merkezimiz olan Hacı Bektaş Veli Dergahı adeta inkar ediliyor” dedi.

    “20 MİLYON ALEVİ YOK SAYILIYOR”

    Alevi Bektaşi toplumuyla ilgili daha önce yapılan açılımları hatırlatan Aksu, “Alevileri bir taraftan sözde överken diğer taraftan Alevilere karşı tavır alarak gerçek niyetlerini ortaya koyuyorlar” şeklinde belirtti. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Hacı Bektaş Veli Dergahı’nı bu tanıtımın içerisine koyması gerektiğini ifade eden Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü: “İster koysunlar ister koymasınlar. Biz Avrupa’yı Türkiye’ye Türkiye’yi Avrupa’ya taşıyacağız. Avrupa’da yeteri kadar Aleviler ve Alevi örgütleri var. Aleviler de bu konuda çaba sarf etmeye hazırlar. Bu ülkede Aleviler vergi veriyor, askere insan gönderiyor ancak sürekli yok sayılıyor. Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle hangi etnik kökene ve inanca ait olursa olsun bizler her inanca ve her kültüre saygılıyız. Ama bu saygıyı göremiyoruz, bu saygıyı görmek istiyoruz. 20 milyon Alevi yok sayılıyor.

    “BİZ DÜNYA İNANCIYIZ”

    Dünyada savaşlar oluyor. Özellikle din savaşları yaşanıyor. El Nusracılar, IŞİD’ciler, insanlık düşmanı katiller dünyanın gündemini İslam adına belirlemeye çalışıyorlar. İslam adına insanların kellelerini kesiyorlar. Tam bu noktada bizim inancımız tüm inançları, etnik kökenleri ayırt etmeyen bir dünya inancı. Çünkü bizim dışımızda farklı inançlar, farklı kültürler bizim gibi farklı etnik kökende olan insanlara böyle bakmıyorlar. Ama biz bir dünya inancıyız. Biz bütünleştireniz, biz birleştireniz. Böyle bir inancı yok saymak Türkiye’nin ve Türkiye’de yaşayanların kaybıdır.”

    “DEVLET YİNE RESMİ İDEOLOJİSİNİ GÖSTERDİ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de devletin Kültür Bakanlığı aracılığıyla yine resmi ideolojisini gösterdiğini ve Aleviliği yok saydığını kaydetti. Alevi Bektaşilerin Hacı Bektaş Veli Dergahı başta olmak üzere Türkiye’de çok değer verdiği ve ziyaret ettiği dergahların olduğunu belirten Deniz, “Özellikle Balkan ülkelerinde yaşayan ve Türk olmayan Bektaşiler, Orta Avrupa’da yaşayan Bektaşiler ve Avrupa’da yaşayan Alevi toplumunun parasına bu ülkenin ihtiyacı yokmuş gibi bir davranış içerisinde. Onları da yok sayma gibi bir davranış içerisine girilmesini biz Alevi kurumları olarak kınıyoruz” şeklinde konuştu.

    Bu duruma şaşırmadıklarını da dile getiren Deniz, “Eğer Aleviliği Hacı Bektaş’ı da oraya koysalar o üç din dışında dördüncü bir inancı da resmi olarak kabul ettiklerinin göstergesi olacaktı. Dolayısıyla bunu göstermemek adına bu anlayışı sürdürmeye devam ediyorlar” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Gazeteci Recai Aksu Hacıbektaş Belediye başkanlığına adaylığını açıkladı

    Gazeteci Recai Aksu Hacıbektaş Belediye başkanlığına adaylığını açıkladı

    PİRHA- Nevşehir Hacıbektaş Belediye Başkanlığı için adaylığını açıklayan Gazeteci Recai Aksu, “Hacıbektaş’ı inanç turizminin başkenti, tarih turizminin önemli bir merkezi, Alevi öğretisinin eğitim merkezi, tarım üretimin ve istihdamının da kooperatifler aracılığıyla yeniden örgütlendiği bir ilçe yapmak için adayım!” dedi. 

    Hacıbektaş-ı Veli Derneği Yöneticisi, Gazeteci Recai Aksu, Hacıbektaş Belediyesi’ne adaylığını açıkladı.

    Sosyal medya üzerinden adaylığını duyuran Aksu, “Hacıbektaş’ı hak ettiği saygınlığa, hak ettiği ilgiye ulusal ve uluslararası alana yeniden taşımak için adayım!” ifadelerini kullandı.

    Aksu’nun adaylığına ilişkin açıklaması şöyle:

    “61 yıl önce Anadolu aydınlanmasının, akılcılığının ve hoşgörünün başkenti Hacıbektaş’ta doğdum. Yükseköğrenim için Ankara’ya ve ardından Avrupa’ya gittim.
    Uzun yıllar gazetecilik, araştırmacılık yaptım. Sivil toplum kuruluşlarında, siyasi partilerde görev yaptım. Guinness Rekorlar Kitabı’na giren Bin Yılın Türküsü etkinliğinde, 17 bin kişinin önünde Basın Ödülü’nü alma gururunu yaşadım.
    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu kurucuları arasında yer aldım. CHP’nin yurtdışı örgütlenmesinin kurucularından oldum. Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinde yaptığım çalışmalarda ‘Hacıbektaşlı olmak’ bana yön verdi.
    Çünkü Hacıbektaşlı olmak, aydınlanmacı ve akılcı olmaktan geçer.
    Çünkü Hacıbektaşlı olmak, Hacı Bektaş Veli’nin omuzlarımıza yüklediği sorumluğa uygun davranmaktan geçer.
    Bu inançla doğduğum ve kimliğimi şekillendiren Hacıbektaş’a hizmet etmek istiyorum.
    Anadolu aydınlanmasının, akılcılığının ve hoşgörünün fiili başkenti olan Hacıbektaş’ı, bir inanç merkezi olarak, hizmetiyle, imarıyla, projeleriyle hak ettiği yere taşımak, bir dünya kenti yapmak istiyorum.

    “HACIBEKTAŞ’I ALEVİ ÖĞRETİSİNİN EĞİTİM MERKEZİ YAPMAK İÇİN ADAYIM”

    Bu iddialarımı hayata geçirmek için 2014 yılında bağımsız olarak Hacıbektaş Belediye Başkanı Adayı oldum. Oldukça sorunlu bir sayım sonrası yalnızca 15 oy farkla seçimi kaybettim. Ama iddialarımdan vazgeçmedim.
    Bu nedenle 2014 yılından bu yana aralıksız Hacıbektaş için çalışıyorum.
    Çünkü biliyorum ki, ‘kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin!’
    Çünkü biliyorum ki; Hacı Bektaş’ın yolundan, Mustafa Kemal’in yolundan gidenler dün vazgeçmediler, bugün de asla vazgeçmezler!
    Hak etmediği kadar kötü yönetilen Hacıbektaş’ı iyi bir kadro, plan ve projeyle yönetmek, model ve modern bir kent yaratmak için yeniden Hacıbektaş Belediye Başkanı Aday Adayıyım!
    Hacıbektaş’ı hak ettiği saygınlığa, hak ettiği ilgiye ulusal ve uluslararası alana yeniden taşımak için adayım!
    Hacıbektaş’ı inanç turizminin başkenti, tarih turizminin önemli bir merkezi, Alevi öğretisinin eğitim merkezi, tarım üretimin ve istihdamının da kooperatifler aracılığıyla yeniden örgütlendiği bir ilçe yapmak için adayım!
    Çünkü Hacıbektaş benim için hem bir sevda, hem de bir yaşam biçimidir…
    Bu sevdaya ortak olanlarla, Hacıbektaş’ı yönetimi değiştirmek isteyenlerle yol yürümeye hazırım.” (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Muhabbet Buluşması’nda, Alevi toplumunun aydınlanma ve sanatta oynadığı rol konuşuldu

    Alevi Muhabbet Buluşması’nda, Alevi toplumunun aydınlanma ve sanatta oynadığı rol konuşuldu

    PİRHA- Kuşadası’nda devam eden Alevi Muhabbet Buluşması 2. gün 2. oturumu ‘Alevi toplumunun aydınlanma, sanatta oynadığı rol ve geleceğe yönelik perspektifler’ konu başlığıyla devam ediyor.

    Aydın Kuşadası’nda devam eden Alevi Canlar Muhabbet Buluşması 2. gün 2. oturumu sürüyor.

    Oturumda, ‘Alevi toplumunun aydınlanma, sanatta oynadığı rol ve geleceğe yönelik perspektifler’ konu başlığı tartışılıyor.

    Sendikacı-Yazar Yaşar Seyman’ın yürüttüğü 2. oturumda Sosyal Antropolog Hasan Harmancı, Engin Seyitalidedeoğlu, DSP 21. Dönem Milletvekili Ayşe Gürocak, Şair Hıdır Çam ve gazeteci Recai Aksu konuştu.

    BU BÜYÜKLÜĞE SAHİP OLMAMIZA RAĞMEN HALLAC-I MANSUR’U BİR İNGİLİZ YAZDI”

    “Açılış konuşmasını yapan Sendikacı- Yazar Yaşar Seyman, Yaşar Kemal’i andığı konuşmasında şunları söyledi:

    “Bir Alevi anne babanın biçimlendirdiği bir kadın olarak emek mücadelesi verdim. Çatışmacı bir dil kullanmam ama ödün vermem. Sanat, bizim çok geride bıraktığımız, bireysel başarılara mal ettiğimiz bir alan. Yaşar Kemal bana Binboğalar kitabını Alevi dedelerinin yazdırdığını söyledi. Alevi inancı kadar kadına eşitlikçi bakan, değer veren bir inanç görmedim. Kırklar ceminde 17 kadının olması örnektir. Yaşar Kemal’in sözü benim kutup yıldızım oldu. Dedelerle sözlü tarih çalışması yapılması önerisi yaptım. Aleviler olarak kendimizi sanatla anlatmalıyız. Kadının türküsünde biz Alevi kadınını dünya kadınları ile anlattık. Biz Kadıncık Ana’ların devamını günümüzde yaşatmak zorundayız. Kadınlar değişim ve dönüşümün en dinamik rengi. Siyasette sanatın etkisi sıfır. Ama iktidar bu değerleri alıp fabrika ayarlarında kullanıyor. Bizim ozanlarımız müzikte çok büyük. Bu büyüklüğe sahip olmamıza rağmen Hallac-ı Mansur’u bir İngiliz yazıyor. Hala Maraş ve Sivas’ın filmi var mı? En kalıcı olan sanattır. Alevi örgütleri sanata sarılmalı. Kendi değerlerimize değer vermiyoruz. Kadınlar birbirine el verir, gönül verir okyanusa akarlar. Alevi örgütleri bu sanatçıları, ressamları bir türlü bir araya getiremiyorlar. Dedelerimizle birlikte sözlü tarihe bir an önce hız vermeliyiz. Bu inanç büyük baskı, zulüm altında birçok deyiş ve duaz-ı imamı buraya getirdi. Benlik duvarımızı sanat ile yıkabiliriz.”

    “SÖZLÜ ÜRETİMİ YAPANLAR İNANÇ ORTAMINDAN ÇIKTI”

    “Sözlü üretimi yapanlar bu inanç, muhabbet ortamından çıktı” diye konuşan Engin Seyitalidedeoğlu Aleviliğin artık üretemez hala geldiğini dile getirerek,  “Aleviliğin içinde sanatın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Yaşadığımız toprakları ve evrildiğimiz topraklara benzedik. Artık üretemeyip hazırdan yemeye başladık. Üretimde sıfırın altında bir durumdayız. Aleviliği yaşamsal olmaktan çıkarıp konuşulur hale getirdiğimiz zaman bitirmeye başladık. Sözlü üretimi yapanlar bu inanç, muhabbet ortamından çıktı. Muhabbet olmayınca yani muhabbet atölyemiz olmayınca üretkenliğimizi kaybediyoruz. Biz süreği ya doğru taşımalı ya da aldığımız yere bırakmalıyız” dedi.

    “SANATIN, CUMARTESİ ANNELERİ İLE SEMBOLİZE EDİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”

    DSP 21. Dönem Miletvekili Ayşe Gürocak ise Alevilerin sanatı içselleştirmiş bir toplum olduğunun altını çizerek şunları belirtti:

    “Ben Aleviliğin yaşam biçiminin tamamen bir sanat olduğunu düşünüyorum. Hisleri, buluşması ile büyük bir sanat. En büyük sanat eserini cemlerde, semahlarda görüyoruz. Aleviler sanatı içselleştirmiş bir toplum. İnancı ile bunu taşıyor. Sanat denince kadını bütünleştiriyorum. Bunun Cumartesi Anneleri ile sembolize edildiğini düşünüyorum. Fadime Ana ve bütün kadınlar düşüncelerine siper oldular.”

    “KÜLTÜR-SANAT KOMİSYONLARI KURULMALI”

    Gazeteci Recai Aksu, Alevi kurumlarında kültür-sanat komisyonlarının kurulması gerekliliğine değinerek,  Alevi sanatçılar olmadan TRT gibi kurumun olamayacağını belirtti.

    Son olarak söz alan Sosyal Antropolog Hasan Harmancı ise şunları vurguladı:

    “Alevi örgütlerinde bulunan canlarımızın ocaklarından ikrar alarak hizmet etmesi lazım. Gezi bizim için zaman dönüşümünün kendisidir. En büyük kaybı beyin göçü anlamında Alevi gençler yaşıyor. Medya ayağımız çok güçsüz. Örgütlerimiz bu anlamda hiç bir şey yapmıyor. Alevi toplumundaki biçimsel kırılma yaşanıyor. Alevi örgütlerinin güçlendiği bir dönemde tekrar ocak sistemi oluşturulmadı. Alevi kurumları bu handikaptan kurtulmalı.”

    PİRHA/KUŞADASI 

     

  • Alevi çalıştayında ‘Alevi Medya Platformu’ kurulması önerildi-VİDEO

    Alevi çalıştayında ‘Alevi Medya Platformu’ kurulması önerildi-VİDEO

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde Balıkesir Edremit’te bir araya gelen Alevilerin yaptığı program taslağı çalıştayı üçüncü gününde Aleviler ve Basın Yayın (Peyik) program taslağı açıklandı. Taslak raporda, önümüzdeki gelecek 30-40 yıllık süreçte, Alevi-Bektaşi örgütlerinin medya alanındaki çalışması nasıl olması gerektiğine dair öneriler sunuldu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde Balıkesir Edremit’te bir araya gelen Alevilerin yaptığı çalıştay üçüncü gününde de devam ediyor.

    Çalıştayın ilk gününde (9 Mart) 12 farklı odada farklı konular tartışıldı. Bu konular üzerinde hazırlanan program taslak rapor halinde sunuluyor.

    Aleviler ve Basın Yayın (Peyik) odasında Aydın Deniz, Ahmet Koçak, Turabi Kişin, Fuat Ateş, Haydar Aygören, Recai Aksu, Nilgün Mete Muslu, Hüseyin Kelleci, İsmail Yıldırım tarafından yapılan toplantının program taslak raporu Aydın Deniz tarafından sunuldu.

    Deniz, Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun en zayıf olduğu alanlardan birisinin medya olduğunu söyledi. Deniz, “Mevcut iktidar, kendisi gibi düşünmeyen, kendisinden yana olmayan medya kurumlarını OHAL bahanesiyle kapattı. Bilindiği üzere sistem bir topluma müdahale etmek istediğinde ilk yaptığı işlerden biri onun kendisini ifade edebileceği araçları ortadan kaldırdı” dedi.

    “ALEVİLERİN SESLERİNİ DUYARACAK KANALLAR KALMADI”

    OHAL sürecinde basına saldırıda Alevilerin de nasibini aldığını dile getiren Deniz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İktidar, kendi siyasi görüşüne karşı olan tüm muhalefeti etkisiz hale getirmek için bütün olanaklarını kullanıyor. Televizyon kanalları, radyolar, gazeteler, dergiler ve internet siteleri kapatıldı. Geri kalan ana akım medya kontrol altına alınarak, hep birden hükümetin ağzı ile konuşmaya zorlandı.15 Temmuz darbe girişimin ardından Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) aralarında Yol TV, TV10, İMC TV ve Hayatın Sesi TV’nin de bulunduğu birçok radyo ve TV kanalını kapattı. OHAL rejimi ile kapatılan bu kanalların bazılarında Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun kültürel, inançsal değerlerine yönelik yayınlar yapılıyordu. Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumu bugüne kadar ne yazık ki, bu kanalların dışında sesini duyuracak bir mecra bulamamıştı. Şimdi bu kanalların kapanmasıyla sesini duyuracak hiçbir olanağı kalmadı.”

    Mevcut iktidarın ve geleneksel devlet anlayışının asimilasyon politikalarına karşı direnmek için medya araçlarına ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Deniz, bu nedenle gazete, dergi, TV, radyo vb. medya araçlarının acilen örgütlenmesine ihtiyaç var. Bu aynı zamanda Alevi-Bektaşi-Kızılbaş inancının kendi değerlerinin ısrarlı savunucusu olması anlamına da gelecektir. Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun medya alanındaki zayıflığı ortadayken maalesef elle tutulur bir basın-yayın politikasının olmadığı da bir gerçek” dedi.

    “İNKAR EDELİN DİLLER, İNANÇLAR VE HALKLAR ALEVİDİR”

    Deniz, Alevi inancının özgünlükleri esas alınarak dikkat edilmesi gereken temel ölçüleri şöyle sıraladı:

    • Bu anlamda Alevi basın yayın çalışmalarında yer alan biz gazetecilerin önceliği Yol’a hizmet ise o zaman Yol’a doğru başlamamız lazım. Bir anlamda kültürel, ideolojik, düşünsel, felsefi, vicdani ve ahlaki olarak Yol’a girmemiz, yolu yaşamamız gerekir. Çünkü başkalarının gösterdiği yoldan yürürseniz, kendi istediğiniz yere değil, onların istediği yere varırsınız.
    • Toplumumuzun tarihsel gerçekliğine baktığımızda çoğulcudur. Her rengin, her inancın, her dilin, her etnik yapının bir arada yaşamasına açık bir toplumdur. Demokratik karakterini buradan alır. Tekçiliği reddeder. İnkarı, asimilasyonu reddeder. Asgari düzeyde de olsa bu karakteri benimsememiş bir gazeteci ya da yayın kuruluşu Alevi toplumunun gazetecisi olarak kabul görmemelidir.
    • Toplumumuz barışçıldır. Tarih boyunca kendi kendisine yeten ve kendi emeğini esas alan bir toplum olarak savaşlara, talanlara, sömürü politikalarına karşı durarak varlığını sürdürmüştür. Alevi gazeteciliği toplumumuzun bu özelliğini görmek ve bunu doğru içselleştirmek durumundadır. Aksi durumda resmi ideolojilerin kalemşoru olmaktan kurtulamaz.
    • Türkiye’nin etnik ve inanç temeli sorunları demokratik yöntemlerle çözülmediği müddetçe Türkiye’deki hiçbir soruna çözüm üretilemiyor ve kangren yaygınlaşıyor. İnancımızın demokratik barışçıl karakteri gereği bu sorunların demokratik yöntemlerle çözümünden yana bir yayıncılık yapmayı gerektirir. Aksi takdirde ırkçı, inkarcı ve asimilasyoncu politikalara hizmet etmekten kendimizi kurtaramayız.
    • İnancımızın karakteri gereği her türlü iktidar özentisi ve hastalığından uzak, saygın ve mütevazı bir yayıncılık esas alınmalıdır.
    • Ana akım medyayı esas alan bir gazetecilik onun kötü bir karikatürü olmaktan kendisini kurtaramaz. Gücü şaşaalı teknikte, popüler kültür ve kişilerde arayan ‘Alevi gazeteciliğinin’ büyük paralara rağmen tutmadığını geride bıraktığımız tarih bize gösterdi. Bize ait olmayanı bize aitmiş gibi göstermenin de sonuç vermediğini gördük. O halde bize ait olana yönelmek, onu görünür kılmak, ondan utanmamak, tam tersine onur duymak gerekir.
    • İnancımızın en değerli özelliklerinden biri de kendi dışındaki varlıklara saygılı olması, onlarla birlikte yaşamayı bilmesidir. Varlığını diğerinin varlığına borçlu bulmasıdır. Önce evrendeki tüm varlıklar için dua ettikten sonra kendisi için dua eden bir felsefenin yayıncılığını yapacaksak; çevre, çocuk, kadın bizim için Alevidir. İnkar edilen diller, inançlar ve halklar bizim için Alevidir. Emek mücadelesi Alevidir. Bu ve benzeri kesimleri ilgilendiren bütün sorunlar yayın politikamızın merkezinde yer almalıdır.

    “ALEVİ MEDYA PLATFORMU”

    Tüm demokratik kurumların kaynaklarını birleştirecek ortak ve tek bir medya çalışmasının esas alınması gerektiğini vurgulayan Deniz, bunun için bir ‘Alevi Medya Platformu’ şeklinde bir çalışma yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

    Deniz, basın yayın, belgesel, sinema vb. alanlarda inancın ihtiyaçlarına hizmet vermeye çalışan tek tek bireylerin ve kurumların teşvik edilip çalışmaları sahiplenmesi gerektiğini vurguladı.

    Deniz sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Gençlerin ve kadınların medya çalışmalarına katılmaları teşvik edilmeli, katkıları mutlaka alınmalıdır.

    Demokratik örgütlerimiz için mali kaynak yaratmak ise taliplerin gücünü seferber etmek demektir.

    Demokratik örgütler, devlet, belediye ya da Alevi işadamlarının(!) desteğine, modern deyişle ‘sponsorluğuna’ dayanarak istikrarlı ve sürekli bir medya çalışması yapamaz. Yapılacak tüm bağışlar, alınacak karşılıksız yardımlar her hangi bir siyasi yük ya da kısıtlama taşımaları kaydıyla, ancak taliplerin kuruş kuruş biriktirdiği kaynaklara ek olabilir.

    Örgütler yayınlar ve medya için taliplerin ihtiyaçlarını yanıtlarken onların katkılarını almayı başarmalıdır. Bu, tüm örgütlerin somut, günlük çalışmasının bir parçası haline gelmelidir. Abone kampanyaları, yayın satışına yönelik toplantılar, imza günleri, film gösterileri, vb. örgütlerin düzenli çalışması haline gelmelidir.

    Demokratik örgütlerde, taliplerin kuruş kuruş biriktirdiği fonların çarçur edilmemesi gerekir.

    YAYINLARIN YÖNETİMLERİDE BAĞIMSIZLIK

    Alevi-Bektaşi-Kızılbaş örgütlerinin kendi yönetim kurullarından bağımsız çalışan yayın yönetim ya da editörlük kurulları olmalıdır.

    Yönetim kurulları, yayınların hedeflerini ve çalışmalarının en genel çerçevesini çizmeli, yıllık bütçelerini hazırlamalıdır.

    Alevi-Bektaşi-Kızılbaş örgütlerinin yönetim kurulları, yayın yöneticilerini, editörlük kurullarını demokratik yöntemlerle seçmeli ve atamalıdır.”

    ALEVİ MEDYASINDA ESAS ALINMASI GEREKENLER

    Deniz, Alevi medyasında esas alınması gereken noktaları ise şöyle sıraladı:

    “Tek bir görüşün değil, her konuda en iyi ifade eden, katkı yapanların yayınlara katkı yapması amaçlanmalı, çoğulculuk esas alınmalıdır. Sansürcülük, görüşleri bastırmak ya da müdahale etmek söz konusu olmamalıdır.

    Türkiye’de yayınlar ve yayıncılar üzerinde süregiden baskıların ölçeğini dikkate almak zorunludur. Bu anlamda devletin sansürüne karşı mücadele de Alevi-Bektaşi-Kızılbaş örgütlerinin en önemli çalışma alanlarından biri olmalıdır.

    İntihal – Bilgi hırsızlığına yer yok: Nefeslerde şah beyti okunduğunda niyaz eden toplum, bilgiyi-sanatı-emeği yok sayar hale geldi! Emeğe saygının gereği olarak, medyamızda bilgilerin kaynağını göstermek, çalışma yapan canları ve geçmişte yapılan katkıları saygıyla anmak demektir. Bu modern çalışma tarzı bizim ortak platform yayınlarımızda layıkıyla uygulanmalıdır.

    Kullanılacak dil: Kullanacağımız dilimiz yol dili, Alevi dili olmalıdır.

    Telif Hakkı: Yayınlara katkı yapanlara mutlaka “Telif Hakkı” ödenmelidir. Kimseyle rekabet etmiyoruz, etimiz-budumuz kadar bir ödeme de olsa “Kul Hakkı”nı, rızalığı esası alan Alevi-Bektaşi-Kızılbaş toplumunun medyası bu ölçüyü esas almalıdır.”

    “DÜŞÜNCEDE, MEDYADA DEMOKRASİ”

    Deniz medya üzerine önerilerini de anlattı:

    “Alevi-Bektaşi-Kızılbaş demokratik kurumları bu yayın organlarını yeniden güçlü bir şekilde hayata geçirmelidir. Avrupa ve Türkiye koşulları değerlendirilmelidir.

    Hali hazırda yayın yapan yerel radyolarla iletişime geçilmeli, Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun sorunları üzerine programlar yapılması teşvik edilmelidir.

    ABF ve bileşenleri ve diğer Alevi kurumları bu çalışmalara fon (mali) destek sunmalı, olanaklar yaratmalı.

    ABF, kısa dönemde kendi çalışmalarını anlatan bülten çıkartabilir.

    Alevi haber ajansı, TV, Radyo, Dergi, Gazeteleri vb,, yayın organlarını beslemesi açısından önemlidir. Her Alevi-Bektaşi-Kızılbaş Derneği şubeleri doğal muhabir görevleri yaparak, Alevi haber ajansını beslemeli sesini ajans aracılığı ile kamuoyuna duyurmalıdır.

    Sosyal medya, Facebook, Twitter, Instagram, Periscope, YouTubo, WhatsApp, gibi sosyal medya mecralarını doğru kullanımını teşvik etmek için bir ekip oluşturulmalı, profesyoneller tarafından eğitilmeli. Web siteleri işlevsiz, sitelerin işlevli hale getirilmelidir.”

    ALEVİ GAZETECİLERE ÖZGÜRLÜK

    Deniz son olarak tutuklu Alevi gazeteciler Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir olmak üzere tüm tutuklu basın emekçilerinin bir an önce özgürlüklerine kavuşmasını istedi. (HABER MERKEZİ)

  • Tepkiler sonuç verdi: Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yapılacak abdesthane ihalesi iptal

    Tepkiler sonuç verdi: Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yapılacak abdesthane ihalesi iptal

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yapılacak abdesthane projesi iptal edildi, ödenek geri çekildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, “Toplumsal barışı provoke etmeye yönelik bu girişimden, sorumsuzluktan ve bu tutumdan geçte olsa vazgeçilmesini doğru buluyoruz” dedi. 

    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda bulunan ve 2’nci Mahmut döneminde yapılan camide namaz kılmak isteyenler için abdesthane yapılmak istenmişti.

    7 Kasım’da dergaha kepçe getirilmiş, tepkiler üzerine çalışma durmuştu.

    Hacıbektaş Veli Dergahı’na abdesthane yapılmak istenmesine ve 7 Kasım’da dergahın bahçesine kepçeyle girilmesine Alevi kurumları ve Alevi yurttaşlar “Kutsalımıza dokundurtmayız” diyerek büyük tepki verdiler.  Bu tepkiler PİRHA’da geniş yer aldı.

    Tepkiler sonuç verdi. Yazılı açıklama yapan Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, ihalenin iptal edildiğini, ödeneğin geri çekildiğini açıkladı.

    PİRHA’ya konuyu değerlendiren Aksu, mücadelenin kazandığını belirterek şunları ifade etti:

    “T.C. Kültür Bakanlığı çevresinden, konuyu kamuoyundan öğrenen siyasi çevrelerden ve emniyet çevrelerinden aldığımız bize ulaşan bilgiye göre; kutsalımızın olduğu dergâhımızda “Çocuk bakım yeri, çocuk emzirme yeri, şadırvan ve lavoba yapacağız” diyerek yapılması düşünülen(!) şadırvandan vazgeçildi. Bu yanlıştan, haksızlıktan vazgeçme yaklaşımını doğru buluyoruz…
    Toplumsal barışı provoke etmeye yönelik bu girişimden, sorumsuzluktan ve bu tutumdan geçte olsa vazgeçilmesini doğru buluyoruz…Resmi çevrelerden aldığımız bilgilere rağmen, yeni bir girişimde bulunulmasına, kutsalımıza dokunulmasına, Alevi-Bektaşi Toplumu’nun kalbine dokunulmasına ve kutsalımıza saldırılmasına izin vermeyeceğimizi bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

    “Bizler camiye de, kiliseye de, tüm inanç merkezlerine de saygılı olmaya, bizim ibadet merkezimize de saygılı olunmasını istemeye devam edeceğiz” diyen Aksu, açıklama ve mesajlarla destek verenlere de teşekkür etti.

    “Bu süreçte gerek telefonlarıyla, gerek yazılı açıklamalarıyla, gerek mesajlarıyla gerekse yazılı, görsel ve sosyal medyada bizlere destek olan Hacıbektaş Halkına, Alevi-Bektaşi Federasyonu Yöneticilerine, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Yöneticilerine, Avrupa ve Türkiye’de Federasyonlar bünyesinde faaliyet gösteren İnanç Kurulları Yöneticilerine, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yöneticilerine, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi Yöneticilerine, Bağımsız Alevi-Bektaşi Dernekleri Yöneticilerine, Vakıflara, Siyasi Parti Temsilcilerine, Sivil Toplum Örgütü Temsilcilerine ve Alevi Ocak Dedelerine, Taliplere ve Cümle Canlara teşekkür ederiz…”

     

     

    (HABER MERKEZİ)

  • Hacıbektaş Veli Dergahı’na müdahale hazırlığına karşı duyarlılık çağrısı

    Hacıbektaş Veli Dergahı’na müdahale hazırlığına karşı duyarlılık çağrısı

     PİRHA- Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hacıbektaş Veli Dergahı’nın bahçesine 20 Eylül’de kepçe girilmesinin ardından 7  Kasım’da da Nevşehir, Kayseri ve Hacıbektaş’taki kimi yetkililerin dergâhta değişiklik adı altında hazırlıkları konuşmak üzere toplandıkları ortaya çıktı. Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, Alevi kurum yöneticileri başta olmak üzere tüm topluma duyarlılık çağrısında bulundu. 

    Yazılı bir açıklama yapan Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, yine ateşle oynuyorlar, diyerek, Hacıbektaş halkına, Alevi Bektaşi Federasyonu’na, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi’ne, Bağımsız Alevi-Bektaşi Dernekleri’ne, siyasi parti temsilcilerine, sivil toplum örgütü temsilcilerine, Alevi Ocak dedelerine, taliplere duyarlılık çağrısında bulundu.

    Kurumları ve halkı Dergaha müdahaleye tepki göstermeye ve tavır almaya çağıran Aksu, “Hacıbektaş Dergahı Alevi Bektaşi toplumunun inanç merkezidir. Hacı Bektaş Veli Dergâhı Alevilerin en kutsal yeridir, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin dünyaya ışık saçtığı yerdir, Alevilerin Serçeşmesidir” dedi.

    “BİZ DERGAHIMIZDA DEĞİŞİM YAPILMASINI İSTEMİYORUZ”   

    İktidara ‘anlayın artık, 20 Eylül’de Dergahımıza girdiniz provokasyonu engelledik’ diyen Aksu, şunları dile getirdi:

    “Dergâhta ilk önce “Çocuk bakım yeri, çocuk emzirme yeri, şadırvan ve lavoba yapacağız” diyerek 20 Eylül’de kepçe ile kazılan yere baktınız. Daha sonra üçler çeşmesinin sol tarafındaki çift kanatlı bir kapının olduğu yerden, eskiden Baba Köşkleri olarak kullanılan, halen temelleri belli olan yerde incelemelerde bulundunuz, buradan üçler çeşmesinin sağında, dergahımıza girer girmez sağ tarafta bulunan ilk kapının olduğu yere, eskiden “Ekmek Evi” olarak kullanılan yere gittiniz ve “Çocuk bezi değiştirme yeri yapacağız, çocuk bakım yeri yapacağız, lavabo yapacağız. Pencere açacağız, açtığımız pencereden müze için dijital malzemeleri vereceğiz” diyerek, burada değişiklik yapmaya karar verdiniz.

    “DERGAHIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”  

    Biz Dergâhımıza sahip çıktık, bundan sonra da sahip çıkacağız!
    Biz tüm inanç merkezleri gibi camiye de saygılıyız, siz de bizim ibadet merkezimize saygılı olun. “Çocuk bakım yeri, çocuk emzirme yeri, şadırvan ve lavoba yapacağız” diyerek, amacınız ve niyetiniz ne olursa olsun, dergâhımızda hiçbir değişimin yapılmasını istemiyoruz.
    Ekteki resimde göreceğiniz gibi, 1995 yılında Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu organalrından Kadınlar Kolu tarafından yaptırılan, belediyece kiraya verilen, “Çocuk bakım yeri, abdest olma yeri, lavoba, tuvaletler” Dergahın dışında ve duvarın dibinde. Sizin “ihtiyaç” diye ifade ettiğiniz her şeyi orada yapabilirsiniz, insanlar ihtiyaçlarını orada, o WC’de karşılayabilirler.
    Anlayın artık! Dergâhımızda hiçbir değişiklik yapılmasını istemiyoruz!”

    “ANAYASA VE ULUSLARARASI ANLAŞMALAR ÇİĞNENİYOR”

    Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, anayasanın ve uluslararası anlaşmaların çiğnendiğini belirterek, “Dergahımıza müdahale etmekle, dergahımızın dünya mirasının bir parçası olduğunu kabul etmiyorsunuz, muhafaza etmek yerine değiştirmek istiyorsunuz. sözleşmede ifade edilenin aksine dergâhın korunmasının ödeviniz(!) olduğunu unutmuşsunuz! İnancımızın merkezi olan dergahımızı değiştirmek istiyorsunuz. Sözleşmede yer alan “ hükümet dışı örgütlerle işbirliği yapacaktır.” cümlesini pek okumamışsınız” ifadelerini kullandı.

    Aksu, Hacıbektaş Veli Dergahı’na müdahale etmek isteyenlerin, BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ile 17 Ekim 2003’te imzalanan sözleşmeye de uymadıklarını kaydetti.

    Recai Aksu, “Kültür Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’na bağlı kültür varlıkları ve müzeler Genel Müdürlüğü’nün görevi taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının korunmasını sağlamaktır. Görevler, yasayı istediği gibi yorumlayarak asimilasyon olamaz. Ayrıca yapmak istediklerini açıkça duyurmaları zorunludur” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hacı Bektaş Veli Dergahı Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu: Bu bir provokasyondur-VİDEO

    Hacı Bektaş Veli Dergahı Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu: Bu bir provokasyondur-VİDEO

    PİRHA –  Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hacıbektaş Veli Dergahı’nın bahçesine kepçe girdi. Dergahın bahçesine abdesthane yapılacağı iddiaları gündeme gelirken, bu duruma tepki gösteren Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı ve gazeteci Recai Aksu tepki gösterdi. Aksu, “Biz insanların bir arada yaşamasını istiyoruz. Bizler camiye de kiliseye de bütün inanç merkezlerine saygılıyız, ama bizim ibadet merkezlerimize de saygılı olmalarını isteriz” dedi. 

    Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hacıbektaş Veli Dergahı’nın bahçesine sabah saatlerinde kepçe girdi. Hacıbektaş’ta yaşayan Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu konuyu PİRHA’ya değerlendirdi. Aksu, dergahın bahçesine ‘abdesthane yapılacak’ haberlerini dernek başkanından aldığını ve bunun üzerine dergaha gittiğinde kepçenin çalıştığını, alanı kazdığını söyledi.

    KEPÇENİN KAZDIĞINI İNSANLAR KOVALARLA TOPRAK TAŞIYARAK DOLDURDU

    Bunun üzerine kepçenin önüne geçtiklerini ve ‘bunu yapamazsınız’ dediklerini ifade eden Recai Aksu, “Onlarla müdahale ederek kepçecileri kovalayıp, çalışanlarını engelledik” dedi.

    Aksu, Kepçeciler engellendikten sonra orada bulunan genç, yaşlı, engelli yurttaşların kepçenin boşalttığı yere kovalarla toprak taşıyarak doldurmaya çalıştıklarını vurguladı.

    “BU GİRİŞİMLERE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Dergahta 1834 yılında yapılan bir caminin olduğu ifade eden Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dergahta bulunan camide ibadet yapılıyor. Kimsenin bir şey dediği yok. 1834 zaten tarihsel bir şey. Olay yerinin karşısında üçler çeşmesi var. Orada çirkin görüntüler oluyor diye çözüm bulmak için dergahın bahçesine bir abdesthane yapıp işi çözelim dediler ama bu işi yapamadılar. Biz izin vermedik, vermeyeceğiz. ”

    “İBADETHANEMİZE SAYGILI OLMALARINI İSTERİZ”

    Yapılanın büyük bir provokasyon olduğunu kaydeden Recai Aksu, “Özellikle getirip böyle bir şey yapmaları doğru değildir. Biz insanların bir arada yaşamasını istiyoruz. Bizler camiye de kiliseye de bütün inanç merkezlerine saygılıyız. Ama bizim ibadet merkezlerine de saygılı olmalarını isteriz. O anlamada bakıyoruz olaya. Biz caminin içine kilisenin yapılmasını yada cemevinin yapılmasını istemediğimiz gibi dergahımızın içine de böyle şeylerin yapılmasını istemiyoruz. Bu insanları ayırt etmektir, insanların arasına nifak tohumları ekmektir” vurgusunda bulundu.

    Aksu, son olarak bu tür provokasyonlara karşı mücadelelerinin ve tepkilerinin süreceğini de vurguladı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hacıbektaş Veli Dergahı’nın bahçesine abdesthane için kepçe girdi: ‘Ateşle oynuyorlar’-VİDEO

    Hacıbektaş Veli Dergahı’nın bahçesine abdesthane için kepçe girdi: ‘Ateşle oynuyorlar’-VİDEO

    PİRHA- Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hacıbektaş Veli Dergahı’nın bahçesine kepçe girdi. Dergahın bahçesine abdesthane yapılacağı iddiaları gündeme gelirken, bu duruma tepki gösteren Gazeteci, Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Recai Aksu, kepçenin girdiği alandan sosyal medyada canlı yayın yaptı. 

    Kepçenin dergahın bahçesine girmesine ilişkin görevli bir kadın, Kültür Bakanlığın’ın yapmış olduğu bir ihale kapsamında bahçeye girildiğini savundu. Sözkonusu kadın, “Benim demeç verme hakkım yok diyerek yanıt vermekten kaçındı.

    Aksu, “Ateşle oynuyorlar! Dergahımıza sahip çıktık.  Sizler de Dergâhmıza sahip çıkın. Burası Alevi Bektaşi Merkezi’nin ibadet merkezi. Buranın bahçesine dergâhın içinde 1834’de 2. Mahmut döneminde yapılan camide namaz kılanlara abdest almak isteyenler için abdesthane yapılacaktı, Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneğimizin girişimi ile engelledik. Biz camiye de kiliseye de inanc merkezlerine saygılıyız, bizim ibadet merkezimize de saygılı olmalarını isteriz. Ateşle oynuyorlar. Aklınızı başınıza alın, provokasyon yapıyorsunuz” dedi.

    İşte Hünkar Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Recai Aksu ile görevli kadın arasında geçen tartışmanın videosu:

     

     

     

     

  • Gazeteci Recai Aksu: Yaşanır bir Türkiye mücadelesi vermek lazım-VİDEO

    Gazeteci Recai Aksu: Yaşanır bir Türkiye mücadelesi vermek lazım-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de tek parti diktatörlüğü yaşandığını söyleyen Hacıbektaş-ı Veli Derneği Yöneticisi, Gazeteci Recai Aksu, CHP başta olmak üzere tüm siyasi partilerin bu tek parti diktatörlüğüne karşı, Türkiye’nin demokratikleşmesi için tavır almaları gerektiğini kaydetti. 160 gazetecinin hapiste olduğunu hatırlatan Aksu, “Yaşanır bir Türkiye mücadelesi vermek lazım. Haksızlığın, hukuksuzluğun, adaletsizliğin kol gezdiği Türkiye’de birlikte yaşamın çok zor olduğunu düşünüyorum” dedi. 

    Haberin Videosu

    Hacıbektaş-ı Veli Derneği Yöneticisi, Gazeteci Recai Aksu, Türkiye’de bir parti diktatörlüğü yaşandığını söyledi. Özellikle referandum sonuçlarının doğal bir sonuç olmadığını belirten Aksu, “Şu anda HDP milletvekillerinin içeride olması bile aslında referandum seçimlerinin çok adil olmadığını gösteriyor” dedi.

    CHP başta olmak üzere tüm siyasi partilerin bu tek parti diktatörlüğüne karşı, Türkiye’nin demokratikleşmesi için tavır almaları gerektiğini belirten Aksu, “Türkiye’de hak hukuk adaletin olmadığı bir süreç var. Akademisyenler içeride gazeteciler isyan ediyor. 160 gazeteci, Türkiye’de gerçekten gazetecilik yapanlar içeride. Ahmet Şık’ın Fetullah örgütlenmesiyle ne ilgisi olabilir, Kadri Gürsel’i yakından tanıyorum. Fetullahçı diyerek herkesi Fetullah torbasına içine koyarak göz altına aldılar şu anda içerideler” hatırlatmasında bulundu.

    Kendisinin Türkmen olduğunu ifade eden Gazeteci Recai Aksu, şunları dile getirdi:

    “Türkmen’im ama Türkiye’de farklı etnik kökene sahip insanlar da yaşıyor. Türkiye’de Türklerin, Kürtlerin, Lazların, Çerkeslerin diğer etnik kökene bağlı insanların bir arada barış içinde yaşayacakları bir Türkiye’yi oluşturmak ve o Türkiye’yi gerçekleştirmek lazım. Yaşanır bir Türkiye mücadelesi vermek lazım. Haksızlığın, hukuksuzluğun,  adaletsizliğin kol gezdiği Türkiye’de birlikte yaşamın çok zor olduğunu düşünüyorum. Zaten cumhurbaşkanın AKP genel başkanı olması somut bir gösterge.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA