Etiket: recep tayip erdoğan

  • Yazar Ayhan Aydın hakkında açılan davanın duruşması 13 Aralık’a ertelendi

    Yazar Ayhan Aydın hakkında açılan davanın duruşması 13 Aralık’a ertelendi

    PİRHA – Yazar Ayhan Aydın hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaret iddiasıyla açılan davanın duruşması görüldü. Ayhan Aydın’ın beraati talep edilirken, mahkeme heyeti duruşmayı 13 Aralık gününe erteledi.

    Yazar Ayhan Aydın hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yaptığı sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan davanın duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Ayhan Aydın’a destek için Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi(DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin, İstanbul Dram Tiyatrosu’ndan Yönetmen-Yazar Cihan Şan ve Akademisyen Abbas Karakaya Adliye’ye geldi.

    Duruşmada Ayhan Aydın ve avukatı Seher Ece Aydın hazır bulundu.

    Eleştiri niyetiyle sosyal medyada basın yayın organlarında duyarlı bir vatandaş olarak paylaşım yaptığını söyleyen Aydın, savunmasını yazılı olarak mahkemeye verdi.

    “TÜM YAZI VE YORUMLAR KENDİ ÖZGÜR İRADEMİN ÜRÜNLERİ”

    Ayhan Aydın’ın mahkeme heyetine yaptığı savunma şöyle:

    “Sayın Mahkeme Heyetine,

    Yaratılıştan ve mensup olduğum kültürel çevreden dolayı her daim özgürlükçü bir dünya görüşüm oldu. Kendimi her zaman, her yerde, her ortamda rahatlıkla ifade edebilme, düşüncelerimi dile getirebilme, görüşlerimi yazabilme ayrıcalığına ve mutluluğuna sahip oldum.

    Üzerinde yaşadığımız topraklar ve manevi bağla bağlı olduğum Balkanlar’da yüzyıllar boyunca insanlar kendi kimlikleriyle var olabilmek için büyük bedeller ödemişlerdir. Ayrıca yüzyıllar boyunca bu dünyanın en büyük medeniyetlerine ve kültürlerine ev sahipliği yapan bu kadim öğretilerin yurdunda büyük düşünürler, devlet adamları, ozanlar yetişmiştir. Her zaman dile getirildiği gibi gerek Selçuklularda, gerek Osmanlı idaresinde, yıkılış devirleri dışında, yurduna, insanlığa hizmet eden gerçek devlet adamlarını da her zaman tarihler yazmıştır.

    Sayın Mahkeme Heyeti, şu anda huzurunuzda ülkenin Cumhurbaşkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan için sosyal medya hesaplarımdaki bazı yazı ve yorumlarım, yazdığım şiirlerimden dolayı bulunuyorum.

    Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hür ve özgür irademle, hiçbir siyasi parti ve oluşuma üye olmayan bir birey olarak söylüyorum ki, gerek iddianamede bulunanlar gerekse de ondan önce ve sonrasında yazdığım tüm yazı ve yorumlar kendi özgür irademin ürünleridir.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ülke yönetimine talip olduğu günden bugüne, çok büyük sarsıntılar geçiren bir kimlik sergileyerek, binlerce konuşmasında, beyanında, yazısında, talimatında, uygulamasında olduğu gibi, ne insan haklarının uluslararası normlarına, ne bu ülkenin ve ne de Türk töre, gelenek, devlet yönetme düsturlarına uygun olmadan, sürekli kendisiyle çelişen uygulamalarla bu ülkeyi yönetmektedir.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan bir partili cumhurbaşkanı olarak; binlerce söz, yazı, konuşma, talimatlarıyla, kendi siyasi görüşü dışındaki hemen tüm görüşleri ‘batıl, haşhaşi, terörist, hain, çapulcu, geri zekâlı, çağ dışı, ülke düşmanı, din düşmanı’ gibi ifadelerle nitelendirerek, kendisinden olmayanı düşmanlaştıran bir devlet adamı görüntüsü vermiştir.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan, sürekli Selçuklu’yla, Osmanlı’yla, İslam Uygarlığı’yla övünüp dururken, herkesi bu hasletlere bağlı olmaya çağırırken, tüm eylemleri, konuşmaları, ülke yönetimiyle devletleri yıkıma sürükleyen zihniyetlerin uygulamalarını kendisine rehber edinmiş bir şekilde ülkeyi yönetmektedir.

    Ne Selçuklu, ne Osmanlı, ne de İslam adına ortaya konulan medeniyet ürünlerine sahip çıkmak yerine sürekli şiddeti, ayrıştırmayı, ötekileştirmeyi önceleyen tutum ve davranışlarıyla, yüzlerce konuşmasıyla halkın zihninde derin yarılmalar, boşluklar, endişeler yaratmıştır.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yirmi iki yıllık iktidarında vatandaş Ayhan Aydın ve milyonlarca Türk vatandaşı bu toprakların kültüründen elde ettiği tüm maddi, manevi birikimleri, gelecek umutlarını yok etmeye başlamış, insanları derin bir karamsarlıkla hem Türkiye’nin, hem de kendi geleceklerinin ne olacağını kestiremez bir şekilde çok ciddi endişelere sürüklenmiştir.

    “HEPİMİZİN GÜVENLİĞİNİ TEHDİT ALTINA SOKMUŞTUR”

    Ülkemizde, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ülke yönetme şeklinden dolayı, ırkçılık, dinci gericilik hortlamış, mezhepçilik baş göstermiş, laiklik, insan hakları, demokrasi kavramları ‘Türkiye, Türklük, İslamlık düşmanı’ kavramlar olarak yerleştirilmeye başlanmış, çağdaş değerleri savunan yüz binlerce insan 12 Eylül Faşist Askeri Cuntası dönemindeki gibi işinden edilmiş, zindanlara doldurulmuştur.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan yönetimi; bu arada Taliban, Hizbullah, Hamas militanlarının da içinde olduğu milyonlarca göçmeni Türkiye’ye doldurmuş, bunu sadece ekonomik olarak değil siyasi ve ülke bütünlüğünü tehdit edecek boyutlarını hiçe sayarak, kendince bir politika yürüterek hepimizin güvenliğini tehdit altına sokmuştur.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüm yetkilerini, etki alanını akıl almaz şekilde arttırmış, dinsel değerler adı altında bir devlet kurumunu, devlet içinde bir devlet yaratarak ülkemizin laik ve demokratik yapısı için bir tehdit unsuru haline getirmiştir.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan, her daim Abdülhamit’in yolundan gittiğini söylemiş onu kutsamak, yüceltmek için halkın parasıyla devlet olanaklarıyla türlü filmler, diziler çektirmiş, kitaplar yazdırtmış, Taliban Şeyhi Hikmetyar’ın dizinin dibinde resim çektirmiştir. Ben bunu bir şiirimde yazınca bu suç fiili sayılmıştır.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan ‘Türkiye’deki tüm gelişmeler benden sorulur’ diyerek, ekonomiyi ele almış, ülkenin yüz yıllık tüm serveti olan devlete ve halka ait olan çok büyük işletmeleri yok pahasına kendi görüşlerine yakın şirketlere, oluşumlara, yabancılara çok ucuza satmış, daha doğrusu aktarmıştır.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan ‘Türkiye ekonomisini en iyi ben bilirim, ben yönetirim’ diyerek, kendisine yakın şirketlere dünyanın en büyük ihalelerini vermiş, vatandaşın cebinden hayatları boyunca hiç binmedikleri uçakların havalimanlarının, geçmedikleri köprülerin paralarını aktarmıştır.

    Tüm bunlar olurken vatandaş Ayhan Aydın ve milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, yokluk, yoksulluk içine düşmüş, ülkenin para birimi Türk Lirası, ülkenin pasaportu, dünyadaki en değersiz kategoriye gerilemiş, yüz binlerce çocuğun yatağa aç girdiği ciddi araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.

    “BİZİM GİBİ ELEŞTİRMENLERE TEŞEKKÜR ETMESİ GEREKİR”

    Sayın Mahkeme Heyeti,

    Ben, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hiçbir zaman hakaret maksadıyla bir şeyler söylemedim, yazmadım. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizim gibi vatansever eleştirmenlere çok teşekkür etmesi gerekir.

    Vatandaşların gözyaşlarının bedeli olarak harcamalarıyla vicdanları sızlatan sarayına çağırdığı dalkavuklar yerine halka, halkın sorunlarını dile getiren gerçek yazarlara, gazetecilere daha çok kulak vermelidir. Halkın feryatlarına kulaklarını tıkayıp, ‘ben kendi bildiğimce ülkeyi yönetirim’ diyen bir cumhurbaşkanı gerçek anlamda ne benim cumhurbaşkanım olabilir, ne de halkının cumhurbaşkanı olabilir.

    Sayın Mahkeme Heyeti,

    Sonuçta, benim Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret maksadıyla yazılmış bir yazım, ifadem, yorumum yoktur. Tüm yazdıklarım Türkiye’nin geldiği hale içten içe derin bir şekilde üzülen, kaygılanan bağrı yanık bir insanın, üstelik bu konularda yazı yazması, görüş bildirmesi bir ölçüde sorumluluğu olan bir yazarın ifadeleridir.

    Saygılarımla…”

    AVUKAT SEHER ECE AYDIN: MÜVEKKİLİN BERAATİNİ TALEP EDİYORUZ

    Avukat Seher Ece Aydın, yaptığı savunmada, “Mağdur Cumhurbaşkanı kamuya mal olmuş bir insandır. Katlanma yükümlülüğü vardır. Sanık ve sanık müdaafiinin yazılı beyanlarını mahkemeye sunması için süre talep ediyoruz. Müvekkilin davadan beraatini talep ediyoruz” dedi.

    Mahkeme heyeti, duruşmayı 13 Aralık’a saat 10.05’e erteledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avukat Genç: Erdoğan, Sivas Katliamı hükümlüsünü neye göre affetti?-VİDEO

    Avukat Genç: Erdoğan, Sivas Katliamı hükümlüsünü neye göre affetti?-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı davası avukatlarından Kazım Genç, Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedilmesine tepki göstererek, “Biz bunu affetmiyoruz, bunu hiçbir şekilde kabul etmiyoruz” dedi. 

    Sivas Katliamı hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesine tepkiler sürüyor.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Sivas Katliamı davası avukatlarından Kazım Genç, “Recep Tayyip Erdoğan’ın Ahmet Turan Kılıç’ı neden serbest bıraktığını anlamak mümkün değil. Ahmet Turan Kılıç, çekilen resimlerinde de görüldüğü üzere elinde gaz bidonu ile ‘haydi yakın’ diyen, herkesi galeyana getiren ve bunları yapmamız gerekir, diye herkesi gaza getiren bir adam. Bu davranışı hiçbir şekilde kabul edilemez. Ahmet Turan Kılıç o tarihte etrafında olan insanları otele saldırmak ve otele girmek için gaza getirdi” ifadelerini kullandı.

    “AFFETMİYORUZ, KABUL ETMİYORUZ” 

    Genç, şöyle devam etti:

    “Ama ne yazık ki Recep Tayyip Erdoğan bunu affetme gereği hissetti. Neden affetti? Hiç anlamak mümkün değil. Neden böyle bir şeye yöneldi? Onu da kavramak mümkün değil. Biz Ahmet Turan Kılıç’ın bu nedenle affedilmesini asla doğru görmüyoruz. Ahmet Turan Kılıç neye göre affedildi? Neye göre af edilmesi gerektiğini Recep Tayyip Erdoğan’ın bu halka açıklamaya vicdani borcu var. Bu halka gönlünden geçen şeyleri söylemesi ve bunu neden affettiğini dile getirmesi noktasında vicdani borcu var. Bu borcu hiçbir şekilde ortadan kalkmış değil. Buna rağmen, Ahmet Turan Kılıç’ı affetti. Neden affetti? Hiç anlamıyorum. Bundan sonra ne olur, ne biter bizim hiç inisiyatifimizde değil. Ama bizim elimizde inisiyatif olsaydı, biz onları yakmayın, etmeyin, ne olur böyle bir şeye yönelmeyin der engellerdik, yapmalarına engel olurduk. Böyle bir şey oldu, biz bunu affetmiyoruz, bunu hiçbir şekilde kabul etmiyoruz.”

    “EYLEMİN ADALET BAKANLIĞI ÖNÜNDE YAPILMASI DOĞRU”

    Avukat Kazım Genç, Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından affedilesine ilişkin PSAKD’nin Adalet Bakanlığı önünde yapacağı basın açıklamasına ilişkin ise şunları ifade etti:

    “Adalet bakanlığı önünde, meclise 1 km mesafede olması tehlikeli bir durum. Ona polis nasıl müdahale edecek veya sessiz kalacak mı, kalmayacak mı veyahut ne yapacak daha geçen gün KESK, TMMOB, Türk Tabipler Birliği’nin Ensar vakfı ile ilgili eylemine hemen polis müdahale etti ve 16 kişiyi gözaltına aldı. Adalet Bakanlığı’nın önünde olması buraya göre çok daha tehlikeli bir durum ama muhakkak yapmak lazım. Ben de oraya gitmeyi düşünüyorum. Adalet Bakanlığı’nın önünde bu etkinliğin yapılmasını doğru görüyorum. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği diğer kitle örgütleri ile beraber İnsan Hakları Derneği, Çağdaş Hukukçular Derneği ve diğer derneklerle böyle bir eylemi yapması gerekiyor. Ama bunda ne kadar başarılı olur, ne kadar başarısız olmaz veya polis ne kadar gözaltına alır onu kestirmek asla mümkün değil. Beyaz Sarayın önünde yapılması bence daha doğru hareket olurdu diye düşünüyorum. Eğer orada yapılmış olsaydı, Recep Tayyip Erdoğan ne demesi gerekir daha açık ortaya çıkardı ve orada bazı şeyler daha açık görünürdü diye düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

     

  • AP milletvekillerinden Erdoğan’a Turgut Öker mektubu

    AP milletvekillerinden Erdoğan’a Turgut Öker mektubu

    Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili ve AP Türkiye Delegasyonu Başkan Yardımcısı Özlem Alev Demirel’in inisiyatifiyle 34 Avrupa Parlamentosu milletvekili, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mektup yolladı.

    Mektup, bir süre öncesinde hakkında dava açılan ve yurtdışına çıkma yasağı konulan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Onursal Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) 25. dönem milletvekili Turgut Öker’in durumunu konu ediyor.

    Milletvekilleri, Türkiye hükümetinden Öker’in yurtdışı yasağının kaldırılmasını ve muhalefet üzerindeki baskılara son verilmesini talep ediyor.

    Mektupta imzası bulunan Avrupa Parlamentosu milletvekilleri şöyle:

    -Özlem Alev Demirel,

    – Konstantinos Arvanitis

    – Michael Bloss

    – Martin Buschmann

    – Leila Chaibi

    – Ellie Chowns

    – Dimitros Papadimoulis

    -Ernst Cornelia

    – Freund Daniel

    – Fourlas Loucas

    – Gregorová Markéta

    – Horwood Martin

    – Incir Evin

    – Köster Dietmar

    – Kuhnke Alice

    – Langensiepen Katrin

    – Mavrides Costas

    – Michels Martina

    – Omarjee Younous

    – Kati Piri

    – Pelletier Anne-Sophie

    – Pineda Manu

    – Rego Abed Sira

    – Reintke Terry

    – Riba i Giner Diana

    – Satouri Mounir

    – Schieder Andreas

    -Schirdewan Martin

    – Scholz Helmut

    – Urban Crespo Miguel

    – Villanueva Ruiz Idoia

    – von Cramon-Taubadel Viola

    – Vollath Bettina

    – Julie Ward

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Tunceli Barosu: Devlet Dersim’den resmi özür dilemeli ve kamuoyu ile paylaşmalı

    Tunceli Barosu: Devlet Dersim’den resmi özür dilemeli ve kamuoyu ile paylaşmalı

    PİRHA- Tunceli Barosu, Seyit Rıza, oğlu ve arkadaşlarının idamının 82. yılı dolayısıyla bir açıklama yaptı. Baro, Dersim’de o dönem binlerce insanın kasıtlı olarak katledildiğini belirtti ve devletten 7 talepte bulundu. 

    Seyit Rıza, oğlu ve arkadaşlarının idamının 82. yılı dolayısıyla Tunceli Barosu bir açıklama yayınladı. Baro, “Adil bir yargılama yapılmadan Seyit Rıza 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ Buğday Meydanı’nda oğlu Resik Hüseyin ve diğer 5 Dersim ileri geleniyle birlikte idam edilmiştir. Gelinen aşamada Seyit Rıza ve diğer Dersim ileri gelenlerinin idamı ile sonuçlanan muhakemenin iadesi gerekmektedir. Dersim ismi de iade edilmelidir.” denildi.

    “HER YAŞ GRUBUNDAN BİNLERCE İNSAN KATLEDİLDİ”

    Tunceli Barosu açıklamasında, Dersim’de her yaş grubundan kadın ve erkek binlerce insanın kasıtlı olarak katledildiğini belirterek, binlerce kişinin de Türkiye’nin çeşitli yerlerine sürgün edildiğini ve gönderildikleri yerlerde mecburî iskâna tabi tutulduğunu hatırlattı.

    “EVLATLIK VERİLEN ÇOCUKLARDAN HABER ALINAMADI”

    Dersim’de 1937/38/39 yıllarında birçok çocuğun ailelerinden alınarak çeşitli ailelere evlatlık olarak verildiğini ve bu çocukların tamamına yakınından bir daha haber alınamadığını dile getiren Tunceli Barosu, “1937/38/39 Askerî Harekâtı süreci ve sonrasında on binlerce çocuk, kadın ve erkeğin insanlık vicdanını derin bir şekilde yaralayan hayal bile edilemeyecek kötülüklerin kurbanı olduğu tarihsel bir gerçektir” vurgusunu yaptı.

    “RESMİ ÖZÜR DİLENMELİ VE KAMUOYU İLE PAYLAŞILMALI”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 Kasım 2011’de bir toplantıda Dersim Katliamı’yla ilgili belgeler açıkladığını ancak bugüne kadar devletçe herhangi bir eylem ve işlemde bulunulmadığını kaydeden Tunceli Barosu şu talepleri sıraladı:

    – Resmi Özür dilenmesine ve özrün kamuoyuyla paylaşılmasına,

    – Dersim 1937.38.39 sürecine dair hakikatin tamamının kamuoyuyla paylaşılmasına,

    – Öldürülenlerin yakınlarının onurlarını, itibarlarını ve haklarını iade eden resmî bir açıklama yapılmasına,

    – Kayıpların (çocuk-kadın-yaşlı) nerede olduklarının araştırılmasına; öldürülenlerin kimliklerinin tespiti için araştırma yapılmasına;

    – Öldürülenlerin naaşlarının bulunması, tanımlanması ve ailelerin ve toplumların kültürel pratikleri veya mağdurların vasiyet ettiği veya ettiği varsayılan şekillerde yeniden defini için gerekli işlemlerin yapılmasına;

    – Öldürülenler için anma törenleri düzenlenmesine,

    – Dersim 1937/38.39 süreci ve sonrasında meydana gelen ihlâllerin doğru bir anlatımının uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk çalışmalarına yönelik dokümanlara dâhil edilmesini Avukatlık Kanunu’nun 76. ve 95. maddeleri hükümleri çerçevesinde talep ediyoruz.

    DERSİM/PİRHA

  • Kenanoğlu: Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın-VİDEO

    Kenanoğlu: Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Seyit Rıza ve yoldaşlarını idam edilişlerinin 82. yıldönümünde Meclis’te andı. Kenanoğlu, “Dersim’de yaşananların, Dersim katliamının, o harekatın sebebinin, resmî açıklamasının Harçik Köprüsü’nün yıkılması ve karakolun basılması olarak ifade edilse de bunun gerçek sebeplerinin 1925 Şark Islahat Planı ve 1935 Tunceli Kanunu’nda gizli olduğunu hepimiz biliyoruz ya da bu konuyla ilgilenenler bunu biliyor” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu,  TBMM Genel Kurul kürsüsünde yaptığı konuşma ile Seyit Rıza ve onun nezdinde Dersim katliamında yaşamını yitirenleri andı ve Dersimlilerin bugünkü taleplerinin neler olduğunu dile getirdi.

    82 yıl önce 15 Kasım 1937’de Seyit Rıza’nın Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiğini hatırlatan Kenanoğlu, “Tarihte ‘Dersim kırımı’, ‘Dersim katliamı’ ya da Dersimlilerin deyimiyle ‘Dersim tertelesi’ diye adlandırılan, 1937-1938’de yaşananların birçok nedenin konuşulduğunu söyledi. Kenanoğlu, Dersim’de yaşananların, Dersim katliamının, o harekatın sebebinin, resmî açıklamasının Harçik Köprüsü’nün yıkılması ve karakolun basılması olarak ifade edilse de bunun gerçek sebeplerinin yani malum sebeplerinin 1925 Şark Islahat Planı ve 1935 Tunceli Kanunu’nda gizli olduğunu hepimiz biliyoruz ya da bu konuyla ilgilenenler bunu biliyor.” dedi.

    “ATATÜRK İLE SEYİT RIZA’NIN GÖRÜŞMESİNİN BELGELERİ YAYINLANDI”

    2011 yılında Dersim Katliamının kamuoyunca çokça tartışıldığını dile getiren Kenanoğlu, Dönemin Başbakanı, şu anki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında Dersim’de yaşananların bir katliam olduğunu söyleyerek özür dilediğini hatırlattı. Kenanoğlu “Türkiye Cumhuriyetinde ‘Ayaklanmalar’ diye bir kitap var, Genelkurmayın yayını. Bu yayına da baktığınız zaman aslında yıkılan köprünün devletin yaptırdığı Harçik Köprüsü olmadığı, Dersim halkının yaptığı ahşap bir köprü olan Pah Köprüsü olduğunu ifade eder ve bu karakola yönelik bir ateşten bahseder. Sebepleri ayrıdır, bu ayrı bir tartışma ancak herhangi bir ölümden bahsetmez. Bu Genelkurmayın kendi yayınıdır” diyen Kenanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Seyit Rıza’nın Erzincan’a geçmesi ve oraya daveti, görüşmesi de yine Millî İstihbarat belgelerince o dönemde açıklandı, var. Burada da kendisi ile görüşülmek üzere, bir sulh yapılması üzerine davet edildiği ve bu davet üzerine kendisinin icabet ettiği ama bunun bir bahane olarak uygulanıp, kendisinin tutuklanıp Erzincan’a götürüldüğü anlatılır ki bununla ilgili örneğin Mustafa Kemal Atatürk ile Seyit Rıza’nın görüşmesinin belgeleri de yayınlandı. Bu belge dönemin kimi gazetelerinde de yer almıştı, bunu tekrar hatırlatmak isteriz. Bu görüşmede de Seyit Rıza Mustafa Kemal Atatürk’e kendisinin nasıl davet edildiğini, nasıl söz verildiğini, bu sözlerin nasıl tutulmadığını ve bu olayın nasıl yaşandığını ifade eder.”

    “OĞLU GÖZLERİ ÖNÜNDE İDAM EDİLDİ”

    15 Kasım 1937’de idam edilen  Seyit Rıza’nın son arzusunun ‘Ben onun ölümünü görmeyeyim’ diyerek oğlunun kendisinden sonra idam edilmesini istediğin ancak buna rağmen oğlunun gözleri önünde idam edildiğini ve arkasından da kendisinin idam edildiğine dikkat çeken Kenanoğlu şunları dile getirdi:

    “Seyit Rıza idam edildiği zaman Dersim katliamının sona erdiğine dair açıklama yapılır ve o zaman ölü sayısı, yani öldürülen kişi sayısı 1.737’dir. Dersim operasyonu bitmiştir, 1.737 ölü vardır açıklanan tarihte. Ama Dersim katliamıyla ilgili dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belgeleriyle açıkladığı ve bizce sayının çok daha fazla olduğunu bildiğimiz rakamlar, resmî rakamlara göre Seyit Rıza’nın idam edilmesinden sonra 12.069 kişi daha öldürülür. Yani aslında “Operasyon bitti.” denildikten sonra da 12.069 kişi ki bunların çoğu çoluk çocuktan ibarettir, mağaralarda zehirlenmiş kadınlardan ibarettir. İhsan Sabri Çağlayangil’in bu konuyla ilgili röportajı, anıları yayınlanmıştır; orada da bu anlatılır.”

    “ARŞİVLER AÇILSIN DERSİM İSMİ İADE EDİLSİN”

    Kenanoğlu son olarak sivil toplum örgütleri ile yapılan görüşmeler sonucu Dersimlerin katliama yönelik ve bugünkü şu taleplerini dile getirdi:

    “-Arşivler açılsın, Dersim ismi iade edilsin.

    – Dersim halkından özür dilensin ve özrün gereği yapılsın.

    -Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listeleri açıklansın.

    -Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.

    -Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.

    -Munzur’daki baraj projeleri iptal edilsin.” deniliyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Erdoğan’ı AİHM’e şikayet eden Gezi gazisi tutuklandı

    Erdoğan’ı AİHM’e şikayet eden Gezi gazisi tutuklandı

    Gezi Parkı eylemlerinde yaralanıp, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı eylemlere katılanlara yönelik sözleri nedeniyle AİHM’e şikayet eden Aydın Aydoğan tutuklandı.

    Gezi Parkı eylemleri sırasında polisin attığı biber gazı kapsülüyle ayağından yaralanan ve yüzde 45 engelli olan Gezi Gazileri Dayanışma Platformu üyesi Aydın Aydoğan tutuklandı. 6 yıldır hukuk mücadelesi veren Aydoğan, direnişe katılanlara yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkında “Halkı sosyal, sınıf ve bölge üzerinden ayrıştırdığı” suçlamasıyla suç duyurusunda bulunmuştu.

    Ancak yaptığı suç duyurusunda sonuç alamayan Aydoğan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmuştu.

    AİHM’in verdiği karar üzerine bugün adliyeye giden Aydoğan, tutuklandı. Aydoğan, tutuklandığını öncesinde yaşananlarla sosyal medya hesabı Twitter’dan şöyle duyurdu:

    “Adliyedeyim CB Erdoğan hakkında yapmış olduğum suç duyurusunda istinaden AİHM  kararının gereği için özel soruşturma bürosundayım ve fiziki dosyanın arşivden gelmesini bekliyorum bütün memurlar korkudan sus pus olmuş büyük sessizlik var kalemde.

    Tutuklanırsam burada olduğumu herkes bilsin.

    Nöbetçi özel soruşturma savcısı dilekçede imza atmaktan imtina ediyor ve bana kapıda beklememi söyleyip, dosya ole cumhuriyet başsavcı vekiline çıktı

    Dilekçede sadece Erdoğan’ın ismi geçiyor diye hiç kimse taraf olmak istemiyor ve imza atmıyor

    Bu ne korku başımda iki sivil Polis özel soruşturma bürosu kaleminde ölü sessizliği

    Adliyede bodrumda özel bir bölümde başımda iki tane sivil polis başsavcı vekilinin ne diyeceğini bekliyorum, polisler telefonumu bakıyor

    Tutuklandım”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • BAF Başkanı İsrafil Erbil’den Afrin harekatına tepki -VİDEO

    BAF Başkanı İsrafil Erbil’den Afrin harekatına tepki -VİDEO

    PİRHA – Türkiye’nin Afrin’e yönelik düzenlediği askeri harekata tepki gösteren Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, “Savaş dediğimiz şey iki organize ordunun karşı karşıya kalıp savaştığı bir meseledir. Ancak burada bir savaş değil doğrudan bir saldırı vardır. 

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil Türkiye’nin Afrin’e yönelik yaptığı askeri harekata ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Erbil, “Afrin’e yönelik yapılan saldırı ve işgal harekatı başladığı günden itibaren sokaklarda, meydanlarda söylediğimiz bir şey vardı. Kesinlikle bu savaş Türkiye halklarının ve Türkiye Devletinin savaşı değildir. Bu savaş Recep Tayip Erdoğan’ın kendisini iktidarda tutabilmek için 2019’a yaptığı bir yatırımdır. Afrin’e giden askerler daha çok paramiliter gruplardır. Bu nedenle bu ülkeyi başka bir ülke ile savaşa girmiş gibi göstererek vatan, millet, sakarya duygularıyla halkı sokağa çıkarmaya çalışıp, gerici, ırkçı kesimleri ise harekete geçirmeye çalıştı.

    “Bu savaş onların savaşı değil” diyen Erbil şöyle devam etti:

    “Mabata’da on binlerce Alevinin yaşadığını ve Alevilerin çok ciddi bir şekilde hedef olduğunu biliyoruz. Bölgede yaşayan Hristiyanlar, Kürtler, Ezidiler, Aleviler, Süryaniler her kim varsa hepsi sivil ve sivil toplumlara şu an bir saldırı var. Savaş dediğimiz şey iki organize ordunun karşı karşıya kalıp savaştığı bir meseledir. Ancak burada bir savaş değil doğrudan bir saldırı vardır.

    “AKP’NİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNÜ TEŞHİR ETMELİYİZ”

    15 Temmuzu bahane ederek askerin boğazını kesen zihniyetin şu anda askerle birlikte sözde savaşıyor olmasına dikkat çeken Erbil, “Bunun böyle olmadığını bütün dünyaya Britanya Parlamentosu Alevi Sekreteryası başta olmak üzere Avrupa’daki İnsan Hakları komiteleri, komisyonları ve sivil toplum örgütleriyle birlikte AKP ile Erdoğan’ın sanki vatanı savunan bir savaş yürütüyor gibi gösteren bu ikiyüzlülüğünü teşhir etmeliyiz” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)

  • Gezi gazisinden Erdoğan hakkında suç duyurusu: Sürekli hakaret ediyor bize-VİDEO

    Gezi gazisinden Erdoğan hakkında suç duyurusu: Sürekli hakaret ediyor bize-VİDEO

    PİRHA – Gezi Direnişinde sağ ayağından vurularak yaralanan Aydın Aydoğan, AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulundu. Aydoğan, Erdoğan’ın Gezicilere ‘Kemirgen, terörist, dış mihrapların ajanı, çapulcu’ gibi söylemlerle hakaret ettiğini ve o sebeple suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti. 

    Haberin Videosu

    “BEŞ YILDIR TELEVİZYONLARDAN BİZLERE HAKARETTE BULUNUYOR”

    Aydın Aydoğan, 11 Haziran 2013 tarihinde Gezi Direnişi sırasında polisin attığı gaz fişeği sonucu sağ ayağından yaralanmıştı. 30 Kasım’da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma savcılığına, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Aydoğan, PİRHA’ya neden suç duyurusunda bulunduğunu ise şöyle anlattı:

    “Erdoğan, beş yıldır, televizyonlarda çıkıp, sürekli bizlere hakaret ediyor. ‘Kemirgen, terörist, dış mihrapların ajanı, çapulcu’ bu tip söylemlerle bizlere hakaret ediyor. Çocuğuma, küçük kızıma bunu nasıl anlatacağım. Kızım bana; ‘baba bak Geziciler böyleymiş’ diyor.’ Kızım o öyle söylüyor da öyle değil diyorum. İşte bu sebeple başvuruda bulundum.”

    Bir akşam yine televizyonda Gezicilere hakaret içeren söylemlerde bulunduğunu ve yeter artık deyip, sabah suç duyurusunda bulunmaya karar verdiğini söyleyen Aydın Aydoğan, “Erdoğan’ın hakaret ettiği bütün konuşmalarını CD’ye kopyalayıp, Anayasanın 129. Maddesine göre dilekçemi yazdım ve savcılığa gittim” dedi.

    “SAVCILIK AKŞAMA KADAR DİLEKÇEMİ ALMADI”

    Savcılıkta akşama kadar beklediğini söyleyen Aydoğan, başvuru sürecinde yaşadıklarını da anlattı:

    “O gün akşama kadar hiçbir savcı benim dilekçemi almadı. Akşam dörde kadar beklettiler beni. Akşam nöbetçi özel soruşturma savcısı vardı, gidip önüne sundum. Adam görünce şok olup kaldı. ‘Tayip Erdoğan hakkında mı suç duyurusunda bulunuyorsun’ diye sordu. Evet dedim. ‘Neden bulunuyorsun dedi.’ Nedenini yazmışım, dedim. ‘Korkmuyor musun? Çoluk çocuğun yok mu?’ dedi. Korkmuyorum, dedim. Sizin bunları bana söylemeniz garip dedim. Siz varken neden korkayım, koskoca Cumhuriyet savcısı var, benim hakkımı arayacak dedim. ‘Öyle de, işte görüyorsun ülke ne halde falan’ dedi. Ben suç duyurusunda bulunmak istiyorum. Erdoğan yıllardır, bizlere hakaret ediyor. Belki ilk olacak, benden sonra birileri belki çıkıp suç duyurusunda bulunacak ama ben ilki başlatayım, dedim. Korkmuyorum dedim. Çünkü söylediklerim gerçek. Bunları da kayıt altına almak istiyorum.”

    “TARİH DİRENENLERİNDİR”

    Aydoğan, dilekçeden olumlu bir karar çıkmayacağını ama kayıt altında olması için de başvuruda bulunuğunu söyledi.

    “Bir gün hukuk geldiğinde bir tane yürekli, vicdanlı savcı bey çıkar, bu dosyamı faaliyete sokar” diyen Aydın Aydoğan, “Tarih direnenlerindir” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • CHP’li Vekil Necati Yılmaz: Samimiyetsiz bir ortamda kimse Erdoğan’ın sözlerine inanmaz-VİDEO

    CHP’li Vekil Necati Yılmaz: Samimiyetsiz bir ortamda kimse Erdoğan’ın sözlerine inanmaz-VİDEO

    PİRHA – Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalar “İnşallah önümüzdeki dönem birkaç Alevi kardeşimizle Meclis’te birlikte olacağız” açıklamasına bir tepki de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından, CHP Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Necati Yılmaz’dan geldi. Yılmaz, “Şimdi böyle samimiyetsiz bir ortam içerisinde kimsenin artık Erdoğan‘ın sözlerine inanması söz konusu değil” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin önceki başkanlarından, 25. ve 26. Dönem CHP Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Necati Yılmaz, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalar “İnşallah önümüzdeki dönem birkaç Alevi kardeşimizle Meclis’te birlikte olacağız” açıklamasına bir tepki gösterdi.

    Yeni bir aldatma sözü olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “Her ne kadar Recep Tayip Erdoğan sürekli herkes tarafından aldatıldığını söylüyorsa da, bizim bildiğimiz bir şey var, Erdoğan her defasında halkı aldatıyor” şeklinde konuştu.

    “AKP DEVLETİNİ KURMAK İSTİYORLAR”

    Yılmaz, “AKP sürekli kararlı bir şekilde düşlediği yere doğru Türkiye’yi taşıyor. Zaman zaman bunu toplumu yoklayarak, zaman zaman da meczupları ortaya salarak toplumun nabzını ve tepkisini ölçüyor. Bildiğimiz tek bir şey var oda AKP, devletini kurmak istiyorlar. Cumhuriyeti yıktık diyorlar. Aslına bakarsanız henüz cumhuriyet yıkılmış değil ama bir AKP devleti, bir paralel devlet, cemaatle birlikte Erdoğan tarafından kuruldu. Henüz bunu ilan etmiş değiller” ifadelerini kullandılar.

    “BİZİ ALDATMASI SÖZ KONUSU DEĞİL”

    Şimdi böyle bir samimiyetsiz ortam içerisinde kimsenin artık Erdoğan‘ın sözlerine inanması söz konusu olmadığını belirten Necati Yılmaz, “Bizi aldatması söz konusu değil. Biz onun referans aldığı düşünceyi ve işleyişini yüz yılardır, bin yıllardır iyi biliyor ve iyi tanıyoruz. Bir Alevi gidipte Erdoğan’ın ortaya koyduğu bu çizgiye destek verir mi, malzeme olur mu, oyuncak olur mu bilmiyoruz. Ama hiçbir Alevi’ye yakıştıramıyorum” diye konuştu.

    “MUAVİYE’YE KİM GÜÇ TAŞIYORSA YEZİT’İN ORDUSUNDADIR”

    25. ve 26. Dönem CHP Ankara Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Necati Yılmaz, “Erdoğan, Alevi toplumundaki algısı Alevi aday göstermesi ile ölçülemez. Onun Alevi toplumuna, inanç özgürlüğüne, demokrasiye, laikliğe, Cumhuriyete bakışı üzerinden ölçülür. O ölçü yapılmıştır, o tartı tartılmıştır. Dolayısıyla bu saatten sonra bizim hanemizden koparacağı bir tek gram güç söz konusu değildir” şeklinde konuştu.

    “Yine bir sözü tekrarlamak istiyorum” diyen Yılmaz şunları ifade etti:

    “Bizim için nerede, ne zaman, bir mazlumun hakkı yeniliyorsa, bir mazlum haksızlığa uğruyorsa, orası Kerbela’dır. Ve bu Muaviyeye’de kim güç taşıyorsa, o da Yezit’in ordusundandır. Bu dönemin de Kerbelası var, bu dönemin de yezitleri var. Bunlara karşı birlikte davranmaya devam edeceğiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • HDP’li Vekil, Demirtaş’a terörist denmesini meclise taşıdı: Demirtaş milyonların iradesidir

    HDP’li Vekil, Demirtaş’a terörist denmesini meclise taşıdı: Demirtaş milyonların iradesidir

    PİRHA- HDP Milletvekili Mahmut Toğrul G20 zirvesi sonrası konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, HDP eş Genel Başkanı Demirtaş hakındaki soruya cevaben ‘Bu söylediğimiz kişi bir teröristtir’ şeklindeki sözünü meclis gündemine taşıdı. Toğrul, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen G-20 zirvesinde yaptığı basın toplantısında, bir muhabirin kendisine yönelttiği “Demirtaş ne zaman çıkacak?” sorusuna “O bir teröristtir ve öyle bir terörist ki, benim bütün Kürt kardeşlerimi sokağa döktü. Sonra sokağa döktüğü 53 Kürt kardeşimi, yine Kürtlere öldürten bir teröristtir. Bu sadece suçlarından birisidir. Bizim teröristleri cezaevinden çıkarma yetkimiz yoktur.” diye cevap vermişti.

    HDP antep Milletvekili Mahmut Toğrul, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında hakaret içerikli ifadelere yer verilmesini Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu.

    “DEMİRTAŞ MİLYONLARIN İRADESİDİR”

    “Sayın Demirtaş, HDP’nin Eş Genel Başkanı ve milyonların iradesidir” diyen Toğrul şunları kaydetti:

    “Halen milletvekili olan Demirtaş, 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı’na aday olmuş bir siyasetçidir. Demirtaş demek halk demektir. Halkın içinden gelmiş Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Ermenisiyle halkla bütünleşmiş bir liderdir. Mücadelesi ve fikirleriyle Türkiye’de yaşayan halkların gönlünde ve zihninde yer etmiş, halklara umut olmuş bir siyasetçidir. 6 milyon insanın oyunu almış ve parlamentonun 3. büyük partisinin eş genel başkanına “terörist” kelimesini kullanmanın toplumda hiçbir karşılığı yoktur.”

    ERDOĞAN’NIN BU SÖZLERİ YARGIYA TALİMATIN BİR DELİLİ DEĞİL MİDİR?

    HDP Antep milletvekili Mahmut Toğrul Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a yanıtlaması için şu soruları yöneltti:

    *HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılaması henüz devam etmektedir. İlk duruşmaya bile çıkarılmış değildir. Durum böyle olduğu halde, Sayın Demirtaş’ın, AKP Genel Başkanı tarafından suçlu/terörist ilan edilmesi yargıya müdahale anlamına gelmemekte midir?

    *Erdoğan’ının yapmış olduğu bu açıklamaların, Demirtaş hakkında yürütülen soruşturma sürecinin yargı ile bir ilgisinin olmadığının ve kararların bizzat Recep Tayyip Erdoğan tarafından verildiğinin ispatı niteliğinde değil midir?

    *Erdoğan’ının bu sözleri ve açıklamaları yargıya talimatın bir delili değil midir? AKP genel başkanın bu açıklamaları hakim ve savcılara bir tehdit değil midir?

    *Özellikle 15 Temmuz darbesinden bu yana ülkenin yargısının içinde bulunduğu durum ve son olarak AKP genel başkanının Sayın Demirtaş hakkında yapmış olduğu açıklamalardan sonra günümüzde yargı bağımsızdır, demek ne kadar gerçekçi olacaktır?

    *Türkiye’de onlarca insanın yaşamına sebep olan ve türlü vahşetler uygulayan IŞİD terör örgütü gibi çetelerin Türkiye üzerinden istediği gibi sınırlarımızı geçtiği ortada iken hatta birçok üyesinin Türkiye’de tedavi gördüğü bilinmektedir. IŞİD hakkında bu kadar ağır ithamlarda bulunmayan ve IŞİD üyelerinin birçoğunu herhangi bir suç işlemedikleri için gözaltına alamıyoruz ve tutuklayamıyoruz diyen anlayışın, 6 milyon insanın oyunu almış ve Türkiye’nin barışını tesis etmek için her şeyi yapmaya hazır olan Sayın Demirtaş’ı tutuklamasının ve terörist ilan etmesinin nedeni nedir?