Etiket: red

  • YSK, CHP’nin “mutlak butlan” başvurusunu neden reddettiğini açıkladı

    YSK, CHP’nin “mutlak butlan” başvurusunu neden reddettiğini açıkladı

    PİRHA- Yüksek Seçim Kurulu, CHP’nin olağanüstü kurultay ve kongrelerde seçilen yöneticilerin görevlerine devam ettiğinin tespiti istemiyle yaptığı başvuruyu neden reddettiğine ilişkin gerekçeli kararını yayımladı. Kurul, bölge adliye mahkemesi kararlarını denetleme yetkisinin bulunmadığını belirtti.

    Yüksek Seçim Kurulu (YSK), CHP’nin “mutlak butlan” kararı sonrasında yaptığı başvurunun reddine ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Kurul, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği kararların seçim hukukuna ilişkin denetiminin YSK tarafından yapılamayacağını, bu kararların inceleme merciinin Yargıtay olduğunu vurguladı.

    YSK: GÖREV ALANIMIZIN DIŞINDA

    Gerekçeli kararda, CHP tarafından yapılan başvurunun özünde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 21 Mayıs 2026 tarihli kararının denetlenmesini amaçladığı belirtildi. YSK, seçim kurullarının kararlarını inceleme yetkisine sahip olduğunu ancak hukuk mahkemelerinin verdiği kararları değerlendirme veya bozma yetkisinin bulunmadığını ifade etti.

    Kurul, Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine atıf yaparak bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilecek merciin Yargıtay olduğunu kaydetti.

    “TAM KANUNSUZLUK” İNCELEMESİNİN SINIRLARI HATIRLATILDI

    Kararda ayrıca, CHP’nin başvurusunun “tam kanunsuzluk” iddiasına dayandırıldığı ancak bu yolun yalnızca il ve ilçe seçim kurullarının kararlarının denetlenmesi amacıyla kullanılabileceği belirtildi. YSK, bölge adliye mahkemelerinin kararlarının bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini vurguladı.

    Kurul, 2025 yılında gerçekleştirilen CHP kurultayları ve il kongrelerinde seçilen delegeler ile yöneticilere verilen mazbataların geçerliliğinin tespit edilmesine yönelik talebin de kendi görev alanı dışında kaldığını ifade etti.

    CHP NE TALEP ETMİŞTİ? 

    CHP, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararının hukuken uygulanamayacağını savunarak YSK’ye başvurmuştu. Başvuruda, 2025 yılında yapılan olağanüstü kurultay ve kongreler sonucunda seçilen yöneticilere verilen mazbataların geçerli olduğunun tespit edilmesi ve seçilmiş organların görevlerine devam ettiğinin belirlenmesi talep edilmişti.

    YSK, söz konusu başvuruyu 22 Mayıs’ta reddetmişti.

    DAHA ÖNCE DE YETKİSİZLİK VURGUSU YAPILMIŞTI

    YSK Başkanı Serdar Mutta da daha önce yaptığı açıklamada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Kurula gönderilen yazıya ilişkin olarak, hukuk mahkemelerinin kararlarının uygulanması konusunda YSK’ye Anayasa ve yasalarla verilmiş bir görev bulunmadığını belirtmişti. Bu nedenle ilgili yazının herhangi bir işlem yapılmaksızın gönderildiği yere iade edildiği açıklanmıştı.

    Gerekçeli kararla birlikte YSK, CHP’nin başvurusunu reddederken dayandığı hukuki gerekçeleri de kamuoyuyla paylaşmış oldu.

    HABER MERKEZİ
  • YSK’den CHP’nin yerel seçim başvurusuna kritik karar: İptal talebi reddedildi!

    YSK’den CHP’nin yerel seçim başvurusuna kritik karar: İptal talebi reddedildi!

    PİRHA- Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin verilen “mutlak butlan” (kesin hükümsüzlük) kararını gerekçe göstererek 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin iptalini talep eden başvuruyu karara bağladı.

    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nın “mutlak butlan” ile geçersiz olduğuna hükmetmesi, siyaset kulislerinde deprem etkisi yaratmıştı. Bu hukuksal gelişmenin ardından, bir CHP üyesi YSK’ye başvurarak, kurultay sürecinin ardından gerçekleşen 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin de “hükümsüz” sayılması ve iptal edilmesi talebinde bulundu.

    YSK, bugün gerçekleştirdiği toplantıda söz konusu başvuruyu masaya yatırdı. Yapılan değerlendirmelerin ardından Kurul, yerel seçimlerin iptaline yönelik talebi oy birliğiyle reddetti.

    TARTIŞMALAR HUKUK KORİDORLARINDA SÜRÜYOR

    Yerel seçim sonuçlarını doğrudan etkilemesi istenen bu başvuru reddedilmiş olsa da, CHP içindeki hukuki belirsizlik devam ediyor. Mahkemenin “mutlak butlan” kararı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık sıfatına dönmesi parti yönetiminde kaotik bir süreci beraberinde getirirken, CHP yönetimi karara karşı üst mahkemeler nezdinde hukuki mücadelesini sürdürüyor.

    31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yüzde 37,6 oy oranıyla Türkiye genelinde birinci parti konumuna yükselen ve İstanbul, Ankara, İzmir gibi stratejik büyükşehirleri kazanan CHP’nin, yargı kararları neticesinde yaşayacağı süreç siyasetin ana gündem maddesi olmaya devam ediyor.

    HABER MERKEZİ

  • Alevi örgütlerinden Özdemir tepkisi; Kültür Bakanı’nın görüşme talebini reddettiler

    Alevi örgütlerinden Özdemir tepkisi; Kültür Bakanı’nın görüşme talebini reddettiler

    PİRHA –Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik kamuoyu tepkisi üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı, Alevi çatı örgütleriyle görüşme talep etti. Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Mustafa Aslan, Ali Rıza Özdemir’in de görüşmede yer alacağını öğrenmeleri üzerine talebi reddettiklerini açıkladı. Aslan “Meşruluğunu kabul etmediğimiz bir kurumun, başkanının olduğu bir ortamda bulunmayı doğru bulmuyoruz” diye konuştu.

    Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Hacıbektaş’ta Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın karşı etkinlikler yapmasıyla oluşan tepkiler üzerine Alevi örgütleriyle görüşmek istedi. Bakan Ersoy’un özel kalem müdürü tarafından 6 Eylül’de Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Mustafa Aslan telefonla aranarak görüşme teklifi dile getirildi. Ancak yapılması planlanan görüşmede Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı yürüten Ali Rıza Özdemir’in de yer alacağının öğrenilmesi üzerine teklif geri çevrildi.

    “KESİNLİKLE KATILMAYACAĞIZ!”

    Mustafa Aslan, detaylar hakkında PİRHA’ya konuştu.

    Aslan, Hacı Bektaş Veli’yi anma törenlerinden yaklaşık 3 ay önce Kültür ve Turizm Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve cumhurbaşkanı yardımcısından randevu talebinde bulunduklarını ancak sadece Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşme sağladıklarını hatırlattı.

    Mustafa Aslan, Bakan Nuri Ersoy’un özel kalemi tarafından arandığını, 10 Eylül’de görüşme yapılabileceği teklifinin sunulduğunu söyledi. ABF Başkanı Aslan, söz konusu görüşmeye kesinlikle katılmayacaklarını belirterek şunları söyledi:

    “Görüşmede kimlerin olacağını sorduğumuzda Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’in de olacağı söylendi. Biz de ‘öyle bir görüşmeye katılmayı doğru bulmuyoruz. Sayın Bakan ile şahsi olarak görüşmek istiyoruz. Meşruluğunu kabul etmediğimiz bir kurumun başkanının olduğu bir ortamda bulunmayı doğru bulmuyoruz’ dedik. Sonrasında bu durumu arkadaşlarla da istişare ettik ve kararımızı tekrar bildirdik. Özel kalem müdürünün söylediği şey ise şu: Ali Rıza beyin olmayacağı bir görüşme mümkün değil. Mutlaka görüşmede olacak.
    Biz de o zaman ‘Sayın bakana teşekkürlerimizi iletin. Görüşecek bir konumuz yok’ dedik.”

    NELER OLMUŞTU?

    Çok sayıda Alevi örgütü, Alevilere karşı Hacı Bektaş Veli Anma programı düzenleyen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı 15 Ağustos’ta protesto etmişti. Dergah önünde yapılan oturma eyleminde, Cemevi Başkanlığı’nın lağvedilmesi ve Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın müze statüsünden çıkarılması talebi gündeme getirilmişti.

    Eylemin yapıldığı saatlerde Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Bakanlığa bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın heyetleri, dergaha giremeyerek protestonun bitmesini beklemişti. Eylemde ısrar edilince Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Alevi kurumlarının başkanlarıyla görüşme talebinde bulunmuştu.

    Hacıbektaş ilçesinde yapılan ve yaklaşık 1 saat süren toplantı sonrası Bakan Ersoy, konuyu detaylarıyla konuşmak için Eylül ayında bir araya gelme önerisinde bulunmuştu.

    Alevi örgütlerinin genel başkanları ise Hacı Bektaş Veli anma törenlerine dair önceki süreçte Bakanlıktan defalarca randevu talebinde bulunmuş ancak bir cevap alamamıştı.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

     

  • Mahkeme, Barış Akademisyeni’nin yeniden yargılanma talebini reddetti

    Mahkeme, Barış Akademisyeni’nin yeniden yargılanma talebini reddetti

    İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin Barış Akademisyenleri hakkındaki hak ihlali kararını tanımadı. 1 yıl 3 ay hapis cezası verilen akademisyen S.U.’nun yeniden yargılanma talebini reddetti.

    İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Barış Akademisyenleri hakkındaki hak ihlali kararını tanımadı. Mahkeme, “Terör örgütü propagandası yapmak” suçunu işlediği gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezası verilen akademisyen S.U.’nun yeniden yargılanma talebini reddetti.

    Independent Türkçe’den Can Bursalı’nın haberine göre, 6 Mart 2019’da hükmün açıklanması geri bırakılarak 1 yıl 3 ay hapis cezası verilen akademisyenin avukatının yeniden yargılama ve beraat talebini reddeden mahkeme, ret gerekçesinde yargılanmanın yenilenmesi için usulüne uygun bir hüküm gerekli olduğunu belirtti.

    KARAR, HÜKÜM NİTELİĞİNDE DEĞİL

    Mahkeme, sanık akademisyen hakkında verilen 1 yıl 3 aylık hapis cezasının hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla birlikte verildiğine değinerek, kararının hukuki niteliği bakımından hüküm niteliğinde olmadığına vurgu yaptı.

    37. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamanın yenilenmesi için kabul edilebilirlik şartları bulunmadığı için talebi reddetti.

    484 AKADEMİSYEN BERAAT ETTİ

    Anayasa Mahkemesi’nin 26 Temmuz’daki hak ihlali kararından sonra, çeşitli mahkemelerde hakkında dava açılan 822 Barış Akademisyeni’nden 484’ü beraat etti.

    “ADİL YARGILANMA HAKKI İHLAL EDİLDİ”

    Sanık avukatı Melike Polat, 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla ilgili, “Mahkeme, teknik hukukla ilgili bir tartışma yürüterek söz konusu kararı vermiş. Ancak hukukun genel ilkelerinden olan “yargı kararlarının yeknesaklığı” ilkesini göz ardı etmiştir. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının ardından, AYM kararını emsal göstererek ceza almış diğer akademisyenler için yargılanmanın yenilenmesi başvurusu yapıyoruz. Diğer mahkemeler beraat kararları verirken İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi talebimizi reddetmiş bulunmaktadır. Bu şu sonucu doğuracaktır: Aynı bildiriye imza atan bir kısım akademisyen beraat ederken bir kısmı mahkum olacaktır. İşte yargı kararlarının yeknesaklığı ilkesi bu açıdan çok önemli. Aynı olaya ilişkin farklı kararların verilmesi adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir. Eğer İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yaptığımız itiraz da reddedilirse yine Anayasa Mahkemesi’ne gideceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

  • Çorlu’daki tren kazasının araştırılmasına AKP oylarıyla red

    Çorlu’daki tren kazasının araştırılmasına AKP oylarıyla red

    CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in 8 Temmuz 2018’de Çorlu’da 25 kişinin hayatını kaybettiği ve 340 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin TBMM’ye sunduğu araştırma önergesi AKP oylarıyla reddedildi.

    Şevkin, araştırma önergesinde kazanın ihmaller neticesinde yaşandığı ve ailelerini kaybeden insanların demokratik tepkilerine şiddetle karşılık verildiğini belirtti.

    Kazadaki en temel sorunlardan birinin teknik uygunsuzluklar ve özelleştirme olduğunu vurgulayan Şevkin, “TCDD’ye ait raylarda yıllardır süregelen yol bekçileri uygulamasının devre dışı bırakılması sonucu arızaları belirleyebilecek kimsenin bulunmaması bir vahamettir” dedi.

    Çorlu’dan geçen Halkalı-Muratlı demir yolu hattının menfez bakım ihalesinin ödenek emri çıkmaması nedeniyle iptal edildiğini belirten Şevkin, “Halkalı’daki menfez bakım ihalesinin iptal edilmesi büyük bir talihsizliktir. Türkiye’de son yıllarda ranta ve kâra dönük hırsa yenik düşüyoruz. Bu da maden faciaları, kara yolu kazaları ve iş cinayetleri olarak geri dönüyor” diye konuştu.

    “SORUMLULAR MUTLAKA CEZALANDIRILMALI”

    Kazada TCDD yöneticilerinin açılan davadan muaf tutulmasının ciddi bir handikap olduğunu dile getiren Şevkin, “Sorumlular mutlaka cezalandırılmalıdır. Bugün aramızda yakınlarını kaybetmiş birçok değerli kardeşimiz var. Haklarını ararken ne yazık ki polis baskısına ve biber gazına maruz kaldılar. Bu kabul edilebilir bir durum değil” dedi.

  • Gazetecilere yönelik saldırıların araştırılmasına AKP oylarıyla red

    Gazetecilere yönelik saldırıların araştırılmasına AKP oylarıyla red

    CHP’nin Meclis gündemine getirdiği ‘Gazetecilere yönelik artan saldırıların araştırılması’ önergesi, İYİ Parti ve HDP’nin desteğine karşın AKP oylarıyla reddedildi.

    Türkiye’de gazetecilerin tarihin en kötü günlerini yaşadığına dikkat çeken CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel şu ifadeleri kullandı:

    “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve bizzat İletişim Başkanı’nın, basın kartlarının kime verileceğini, gazetelerin hangi manşetlerle çıkacağını, hangi siyasi parti temsilcisinin hangi gazetede, hangi televizyonda kaç dakika kalacağına bizzat karar veriyor.”

    İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Türkiye’de medyanın ‘prangalı‘ olduğunu söyleyerek, medyanın büyük kısmının artık ‘propaganda aracına dönüştüğünü’ vurguladı.

    AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, yaptığı konuşmada, gazetelerin yayın politikası ayrımında ‘yandaşı medya’dan bahsetti.

    Özkan, “Bugün Türkiye’de farklı yelpazelerde bir dünya yayın organı var. Bu yayın organlarının net bir şekilde muhalifi de var, destekçisi de var, yandaşı da var, bizi ilgilendirmez” dedi.

  • Selçuk Kozağaçlı’dan mahkeme heyetine: Sizi reddediyorum

    Selçuk Kozağaçlı’dan mahkeme heyetine: Sizi reddediyorum

    ÇHD ve HHB üyesi avukatların yargılandığı davada mahkeme heyetine, “Sadece sizi değil, temsil ettiğiniz her şeyi reddediyorum” diyen Selçuk Kozağaçlı salondan atıldı.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi 6’sı tutuklu 20 avukatın ‘terör örgütü yöneticiliği’ ve “terör örgütü üyeliği” suçlamalarıyla yargılandığı davanın duruşmasında Silivri Cezaevi Kampüsü’nde devam ediliyor.

    Bugünkü duruşmada sanık avukatları reddi hakim talebinde bulundu.

    “SİZİ REDDEDİYORUM”

    Evrensel’den Cansu Pişkin’in mahkeme salonundan aktardığına göre talepler sırasında mahkeme başkanı sık sık beyanları bölerek, “Mahkemeyi itham ediyorsunuz. Reddi hakim talepleri hakkında konuşun. Aksi takdirde mikrofonlarınızı kapatacağım” dedi.

    Tutuklu Avukat Selçuk Kozağaçlı ise reddi hakim talebinin ithamlara dayalı olacağını söyleyerek, “Yargılamada dinlenen tanıkların beyanlarının, dijital materyal raporunun aslında bir rapor olmadığı, dinlenen tanıkların yalan söylediğinin çok açık olduğu avukatlar tarafından defalarca dile getirildi. Hatta bunlar belgelendi. Siz dün bir ara karar verdiniz ve ‘hazırlık soruşturmasında bu iş bitirildi’ diyerek kendi varlık nedeninizi ortadan kaldırdınız. Bu cesaretsizliğe ve pervasızlığa sahip heyetin yargılama yapması mümkün değil. Bu nedenle sizi reddediyorum” dedi.

    “TEMSİL ETTİĞİNİZ HER ŞEYİ REDDEDİYORUM”

    Kozağaçlı daha sonra mahkeme başkanına dönerek, “Cumhuriyet Savcısı huzurunda hakkınızda suç duyurusunda bulunuyorum. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu’na ve HSK’ye de suç duyurusunda bulunuyorum. Dilekçe de yazacağım. Devletin erklerinden birine mensup olduğunuzu görüyorum. Ama bunun yargı erki olmadığını görüyorum. Sadece sizi değil, temsil ettiğiniz her şeyi reddediyorum” dedi.

    Bunun üzerine mahkeme başkanı Kozağaçlı’nın mikrofonunu kapattı ve dışarı çıkarılmasını istedi, avukatlar ve seyirciler durumu alkışlarla protesto etti.

    Kozağaçlı salondan çıkarılırken “ÇHD susmadı susmayacak” şeklinde slogan attı. Mahkeme reddi hakim talebi hakkında karar vermek için duruşmaya ara verdi.

     

     

  • Avukat Erden: TV10’un kapatılması akıl dışı ve siyasi bir karardır-VİDEO

    Avukat Erden: TV10’un kapatılması akıl dışı ve siyasi bir karardır-VİDEO

    PİRHA – TV10’un kapatılması sonucu yürütmenin durdurulması talebi ile açılan iptal davasına ilişkin Ankara 8. Bölge İdare Mahkemesi red kararı verdi. Karara ilişkin PİRHA’ya konuşan kanalın avukatlarından Zülfikar Erden, “Bu akıl dışı ve siyasi bir karardır” dedi.

    Aleviler’in sesi TV10, 27 Eylül 2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılmış, 04 Ekim 2016 tarihinde mühürlenmiş ve mal varlıkları TMSF tarafından satışa çıkarılıp satılmıştı.

    TV10 Yönetim Kurulu, yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay’da dava açmıştı. Ankara 8. İdare Mahkemesi tarafından davaya red kararı verildi. Davaya ilişkin ajansımıza bilgi veren Tv10’un avukatlarından Zülfikar Erden, bu kararın “akıl dışı” olduğunu söyledi.

    28 Eylül 2016 tarihinde 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. Maddesi dayanak gösterilerek bu doğrultuda  kurulan komisyon tarafından TV10’un kapatıldığını belirten Erden, “TV10 kanalının kapatılmasının ardından TV10’un kurucu şirketi olan Anadolu Medya İletişim Hizmetleri Ticaret ve Anonim Şirketi adına yürütmenin durdurulması talebi ile iptal davası açtık. Bu davada öncelikle İdare Mahkemesi yaklaşık bir yıl boyunca dava dilekçemize cevap bile vermeden sessiz kalmıştı. Ardından Ankara 8. İdare Mahkemesi davayı karara bağladı ve “Davanın açıldığı tarihte Anadolu Medya İletişim Hizmetleri Ticaret ve Anonim Şirketi’nin kapatılmasını da gerekçe göstererek o tarihte böyle bir şirket bulunmadığı ve tüzel kişiliği haiz olmadığı için bu davayı açamayacağını, bu davaya taraf olamayacağını, dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davayı reddetti” dedi.

    “AKIL DIŞI BİR KARAR”

    Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin red kararına karşın Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz ettiklerini dile getiren Erden şöyle devam etti:

    “İstinaf kanun yoluna başvurup Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf talebinde bulunduk. Ama maalesef yakın zamanda Ankara Bölge İdare Mahkemesinde Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin kararını onaylayan bir karar elimize ulaştı. Şimdi bu kararı hukuksal olarak değerlendirebiliriz. Ama hukuktan da öte biraz bu karar akıl dışı bir karar. Çünkü söz konusu TV10’un kapatılması süreci ile ilgili davayı açabilecek bu konuda TV10’un haklarını koruyabilecek tek bir tüzel kişilik var o da Anadolu Medya İletişim.

    “BİZ SİZİ KAPATTIK, GİDİN DERDİNİZİ KİME ANLATIRSANIZ ANLATIN”

    Şimdi siz mahkeme olarak eğer Anadolu Medya iletişimin dava tarihinde bir tüzel kişilik ehliyeti bulunmadığı sebebi ile dava açamayacağından bahsederseniz bu şu demektir: ‘Biz sizi kapattık ve sizin haklarınızı arayabilecek herhangi bir merci, herhangi bir kurum, herhangi bir mahkeme yok.’ Çünkü mahkemenin konusu Anadolu Medya Hizmetleri Ticaret A.Ş’nin kapatılması. Yanlış olan bu şirketin kapatılması. Biz idari anlamda yanlışlığının iptalini istiyoruz. Siz kalkmış kapatılmış bir şirkete sen dava tarihinde kapatıldığın için böyle bir dava açamazsın dersen bu şu demektir: ‘Biz sizi kapattık gidin derdinizi kime anlatırsanız anlatın.’ Şimdi bunun tercümesi çok akıl dışı bir durum. Ama burada şöyle bir sonuç öngörmek gerekiyor. Devletin muhalif kesimlere, Alevi kanalına verdiği bir mesaj olarak algılamak lazım. Çünkü işin hukuksal boyutu ile açıklayabileceğimiz, izah edebileceğimiz hiçbir şey yok.”

    “HUKUKUN BİTTİĞİ NOKTADAYIZ”

    Erden, “Hukukun gerçekten bittiği noktadayız. O zaman şunu sormak lazım: Yapılan TV kapatma idari işlemine karşı hangi hukuksal yola başvuracağız? Bu bir idari işlem olduğuna göre ve anayasamıza göre bütün idari işlemlerin de hukuksal denetime tabi olması gerekir. Buna rağmen TV10’a söylenen ‘siz bu davayı açamazsınız.’ Bundan sonraki süreç ile ilgili olarak da kısaca bahsedecek olursak. Danıştay’a Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin verdiği onama kararına istinaf red kararını Danıştay nezdine taşıyacağız ve Danıştay’da temyiz yoluna gideceğiz. Danıştay’dan bu hukuksuz karar geri alınmazsa önce Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapacağız. Anayasa Mahkemesi’nden de bir sonuç alınmazsa uluslar arası hukuktan kaynaklı haklarımızdan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hem kapatma kararını hem de mahkemeler sürecinde verilen usulsüzlükleri mecburen taşıyacağız” diye konuştu.

    “BU SİYASİ BİR KARAR”

    TV10’un kapatılma gerekçesinin  söz konusu Kanun Hükmünde Kararnameye dayanak gösterildiğini ve komisyonun verdiği gerekçelerin hukuksal dayanağının olmadığını vurgulayan Erden, “Bu siyasi bir karar. Aslında hukuki bir karar olmadığını biliyoruz. Ve TV10’un özellikle Aleviler nezdinde çok geniş kitlelere yayılma durumu söz konusuydu. Özelde Aleviler daha genelde bütün muhalifler, sol ve Kürt halkı tarafından da izlenme oranı yüksek olduğundan ve bu devirde de maalesef devlet kendisine karşı olabilecek muhalif ses istemediği için böyle bir kapatma süreci ile karşı karşıyayız. Hukuksal olarak yapılan başvurulara bu aşamada beklediğimiz gibi red ile karşılaşıyoruz. Ama sonuna kadar da hem ulusal hem de uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm haklarımızı kullanmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Demirtaş’ın tahliye talebinin reddedilmesinde flaş karşı oy yazısı

    Demirtaş’ın tahliye talebinin reddedilmesinde flaş karşı oy yazısı

    Demirtaş’ın tahliye talebinin rededdilmesi 2’ye 1 oy çokluğu ile alındığı öğrenildi. 9 sayfadan oluşan gerekçeli kararın 7 sayfası karşı oy yazısından oluştu.

    Karşıoy yazısında Demirtaş’ın uzun süre mileltvekililiği, siyasi parti başkanlığı yaptığı; bir önceki dönem Cumhurbaşkanı adayı olduğu, 24 Haziran seçimlerinde de tekrar resmen cumhurbaşkanı adayı olduğuna dikkat çekilerek; tutukluluk süresi ve üzerine atılan suç iddiası dikkate alındığında serbest bırakılması gerektiği belirtildi. Demirtaş’ın tutukluluğunun “serbest seçme hakkını zedeleyeceği vurgulandı.

    Edinilen bilgiye göre Demirtaş’ın avukatları kararı bir üst mahkemeye götürecek. Bir üst mahkemede de ret kararı çıkarsa karar jet hızıyla Anayasa Mahkemesi’ne taşınacak.

    (Cumhuriyet)

     

  • AHİM, Semih ve Nuriye’nin başvurusunu red etti

    AHİM, Semih ve Nuriye’nin başvurusunu red etti

    PİRHA- 147 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ile Semih Özakça’nın serbest bırakılması için AHİM’e yapılan başvuru ‘devletin eğitimcilere gayet iyi bakıyor’ denilerek red edildi.Kararı değerlendiren avukatlar ise bu kararın AHİM’in tarihinde bir ‘utanç’ olarak anılacağını söyledi.

    OHAL sonrası çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraç edilen ve “işimi geri sitiyorum” diyerek eylem başlatan, ardından açlık grevine giren, Nuriye Gülmen Semih Özakça tutuklanmasına karşı içi hukuk yolları tükenince başvurulan AHİM, tutuklu kalmalarında ‘sakınca yoktur’ denilerek, tahliye talebini red etti.

    BirGün’den Erk Acarer’in haberine göre AİHM kararında, “devletin Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya gayet iyi baktığı”, dosya içerisindeki 24 uzman hekimin raporuna rağmen “şimdilik hayati bir tehlike de görülmediği” denildi.

    Mahkemenin bu kararını değerlendiren açlık grevindeki eğitimcilerin avukatları şunları söyledi:

    “Gülmen-Özakça tedbir kararı, eğer bir gün bu çürümüşlükten kendisini kurtarabilirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tarihinde utançla ve payandası olduğu şeyle birlikte anılacaktır.”

    Halkın Hukuk Bürosu avukatları da karara karşı şunları belirtti;

    “Böylece 24 Mayıs günü başladığımız haksız tutuklamaya itiraz mücadelesinin mevzuatta öngörülen hukuksal yolu sona erdi. En azından Nuriye ve Semih için yürürlükteki kanunların izin verdiği her yola sonuna kadar ve ısrarla başvurduk. Artık geriye kalan Nuriye ve Semih’in başından beri güvendikleri ve tutkuyla sevdikleri Türkiye halkı ve onun vicdanı ile ömürlerini ortaya koyarak savundukları onurlarıdır. Onun da hukuka ihtiyacı yok, hep birlikte yanlarındayız.”

    Haber Merkezi