Etiket: rıdvan karakoç

  • Cumartesi Anneleri: Bin yıl da geçse burada olacağız-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Bin yıl da geçse burada olacağız-VİDEO

    PİRHA – Cumartesi Anneleri, kayıp yakınlarının akıbetini sormak için bu hafta da Galatasaray Meydanı’nda buluştu. 1038. hafta eyleminde 1994 yılında gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un akıbetini soran Cumartesi Anneleri “Emniyette parmak izi olmasına rağmen ‘kimliği meçhul kişi’ olarak defnedildiği açığa çıktı” diye belirtti.

    Cumartesi Anneleri ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon, 1038. Hafta eylemi sebebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemin yapılacağı alan, mahkeme kararına rağmen bu hafta da polis ablukasına alındı.

    Cumartesi Anneleri, ellerinde karanfiller ve yakınlarına ait fotoğraflar ile polis bariyerleri önünde yakınlarının akıbetini sordu.

    “CEZASIZLIK TÜM TOPLUMU TEHDİT EDİYOR”

    Cumartesi Anneleri adına 1038. hafta basın açıklamasını İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu. 30. yıl önce gözaltına kaybedilen Rıdvan Karakoç dosyasını paylaşan Yoleri, “Kayıp yakınları olarak, kayıplarımızın nerede olduğunu bilmek, devletin, gözaltında kaybetmelerdeki rolünü kabul etmesini sağlamak ve bu suçların kimler tarafından, neden ve nasıl işlendiğini tüm gerçekliğiyle öğrenmek için mücadele ediyoruz” diye belirtti.

    Av. Gülseren Yoleri, yetkililere “görevinizi yerine getirin” çağrısını yaparak şu açıklamayı yaptı:

    “1038 haftadır ısrarla söylüyoruz: Kanamaya devam eden derin yaralarla ve travmalarla yüzleşmeden, cezasızlığa son verilmeden ve bu derin yaralara maruz kalanlar için adalet sağlanmadan toplumsal barış tesis edilemez. Cezasızlık, en büyük adaletsizlik olarak tüm toplumu tehdit ediyor; bizi hak sahibi yurttaşlar olmaktan, Türkiye’yi ise demokrasiden, hukuktan, adalet ve barıştan uzaklaştırıyor.

    1038. haftamızda, cezasızlığın bir örneği olarak 30 yıl önce bugün gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç dosyasını bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz.

    34 yaşındaki Rıdvan Karakoç, İstanbul’da yaşıyor ve Kürt siyasi partileri ile kültür – sanat kurumlarında çalışmalar yürütüyordu. 1994 yılında gözaltına alınan bir kişinin emniyette verdiği ifade nedeniyle hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Rıdvan’ı arayan polisler, ailesinin evini gözetim altında tutuyor, zaman zaman da eve baskınlar düzenleyerek ‘Rıdvan’ı bize getirin; getirmezseniz gördüğümüz yerde

    öldürürüz’ diyerek aileyi tehdit ediyordu. Eve gelemeyen Rıdvan, 15 Şubat 1995 tarihine kadar ailesi ve avukatı Eren Keskin ile düzenli haberleşti. Ancak bu tarihten sonra Rıdvan ile bağlantı tamamen kesildi. Evdeki polis ablukası kaldırıldı ve baskınlar sona erdi. Rıdvan’dan bir daha haber alınamadı. Karakoç Ailesi, evlatlarından haber alabilmek için tüm yetkili mercilere başvurdu ancak sonuç alamadı. Gözaltına alındığı inkâr edilen Rıdvan için devletin tüm kurumları ‘Bizde yok’ cevabını verdi.

    Tam 110 gün süren ısrarlı bir arayışın ardından, Rıdvan Karakoç’un işkence izleri taşıyan bedeni Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulundu. Ailesi her yerde Rıdvan’ı ararken, onun cansız bedeninin savcılık dâhil tüm resmi kurumlardan geçtiği, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletildiği ve emniyette parmak izi olmasına rağmen ‘kimliği meçhul kişi’ olarak defnedildiği açığa çıktı.

    Beykoz Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada rutin yazışmalar dışında 30 yıldır hiç bir işlem yapılmadı. Soruşturma makamları, suçun faillerini belirlemek ve cezalandırılmak için harekete geçmedi; deliller toplanmadı ve dosya zamanaşımına terk edildi. 1038. haftamızda bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz: Yargı organları, yaşam hakkını ihlal eden faillerin cezasız kalmasına yol açacak tutumlardan kaçınmak zorundadır. Rıdvan Karakoç’un başına gelenleri açığa çıkarma ve suçluların yargılanmasını sağlama görevinizi yerine getirin.

    Kaç yıl geçerse geçsin; Rıdvan Karakoç için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “MEZARSIZ ÖLÜMLER COĞRAFYASI”

    Rıdvan Karakoç’un avukatı Eren Keskin ise yaptığı konuşmada kaybetmenin bir devlet politikası olduğunu vurguladı. Keskin, şunları söyledi:

    “Rıdvan bir gün beni aradı ve avukatı olmamı istedi. Rıdvan, bana ‘Seni her gün arayacağım ve bir gün seni aramazsam bil ki başıma bir şey gelmiştir’. Her gün aradı fakat bir gün aramadı ve Rıdvan gözaltında kaybedildi. Rıdvan’ı ve diğer kayıplarımızı katleden zihniyet, cumhuriyet döneminden beri hakimdir bu coğrafyada. Bu zihniyettir ki bugün Van Belediyesine kayyum atadı. Biz yıllardır Rıdvan’ın dosyasında bir yol kat etmeye çalıştık. Bir savcı bize ‘benim elimden bir şey gelmez’ diyerek bunun bir devlet politikası olduğunu ortaya koydu. Türkiye Cumhuriyet devleti kaybetmeyi bir devlet politikası haline getirdi.  Maalesef ki coğrafyamız mezarsız ölüler coğrafyasıdır. Bu aileler çektiren acıların nasıl telafi edilir bunu düşünmek çok zor. Ama eğer gerçekten Cumartesi İnsanları olarak bu mücadeleyi sürdürüyorsak bu onların verdiği mücadele sayesindedir.”

    “O KİŞİLER BEYNİME BİR ÇİVİ GİBİ ÇAKILDI”

    Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç da 1038. hafta eyleminde söz aldı. Tüm delil ve şahitlere rağmen abisinin faillerinin ortaya çıkarılmadığını söyleyen Hasan Karakoç, şöyle devam etti:

    “30 yıldır burada mücadele ediyoruz. 1994 yılında evimize bir gece baskın yapıldı. O gece abim tesadüfen yoktu ve onu yerine beni aldılar. 14 gün boyunca siyasi şubede işkencede kaldım. Abim hakkında tutuklama kararı çıkartmışlardı. Bir gün gözaltına almışlar ve insanlık dışı işkencelerle katledip cesedini dahi yok etmek istemişlerdi. Abim kaybedilmeden önce sürekli evimize, iş yerlerimize baskınlar yapılıp, sokakta gördüklerinde sürekli çevriliyorduk. Aileme resmen tehditler savuruyorlardı. Beni evden almaya geldiklerinde şunu söylemişlerdi; ‘Rıdvan’ı bize getirin. Eğer getirmezseniz evinizi havaya uçurabiliriz ve hiçbir şekilde bizim yaptığımızı ispat edemezsiniz’ diyorlardı. Evin içinde ağıza alınmayacak küfürlerle bizi darp ederek didik dedik aramışlardı. Hiçbir şey bulamadılar ve ardından çıkıp gittiler ama tehditleri hep devam etti. Abim öldürüldükten sonra ne bizi rahatsız ettiler ne de aradılar. Yaşadıklarımızı savcıya olduğu gibi anlattık. Sahiplerimiz de var. O gün bizim eve baskın yapanları getirsinler hepsini tanırım, beynime çivi gibi çakıldı. Abimin suçu tespit edilip bir ceza verilseydi anlaşılırdı ama haydutça, canice bir yöntemle abimi işkence ile katlettiler. 30 yıldır burada mücadele ediyoruz. Annem, abimin kahrından öldü. Annelerimizden devraldığımız bu mücadeleyi biz ve bizden sonra evlatlarımız ve torunları sahipleniyor. Bin yılda geçse burada olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un akıbeti soruldu: Suçlular yargılansın!VİDEO

    Gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç’un akıbeti soruldu: Suçlular yargılansın!VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eylemlerinin 986. haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfillerle geldi. Gözaltında kaybedilişinin 29. yılında Rıdvan Karakoç ve tüm kayıplar için adalet isteyen Cumartesi Anneleri, suçların tespit edilerek cezalandırılmasını istedi. 

    Video eklenecek

    Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir kez bir araya geldi.

    Abluka altında tutulan Galatasaray Meydanı’na gelen Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları eylemin 986. haftasında yapılan açıklamayı kayıp yakını İkbal Eren okudu.

    Açıklamada, 34 yaşındayken gözaltına alınıp kaybedilen Rıdvan Karakoç’un akıbeti soruldu.

    “RIDVAN’IN BEDENİNE KİMSESİZLER MEZARLIĞINDA ULAŞILDI”

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    Aç“34 yaşındaki Rıdvan Karakoç İstanbul’da yaşıyordu. Kürt siyasi partileri ile kültür ve sanat kurumlarında çalışmalar yürütüyordu. 1994 yılında gözaltına alınan bir kişinin verdiği ifade doğrultusunda hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Rıdvan Karakoç’u arayan polisler ailesinin evini gözetim altında tutuyordu. Zaman zaman da eve baskınlar düzenliyor, “Rıdvan’ı bize getirin, eğer getirmezseniz gördüğümüz yerde öldürürüz” diye aileyi tehdit ediyordu.
    Eve gelemeyen Rıdvan, 15 Şubat 1995 tarihine kadar ailesi ve avukatı ile düzenli haberleşti. Bu tarihten sonra Rıdvan ile bağlantı kesildi. Evdeki polis ablukası kalktı. Polis baskınları son buldu. Karakoç ailesi, tüm mercilere başvuru yaptı ancak sonuç alamadı. Gözaltına alındığı inkâr edilen Rıdvan için devletin tüm kurumları “Bizde yok” cevabı verdi. 110 gün süren ısrarlı bir arayışın ardından Rıdvan Karakoç’un işkence izlerini taşıyan bedenine Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı.

    “DEVLET BİZİ VATANDAŞLIKTAN DÜŞÜRMÜŞ, TÜM KAPILARINI BİZE KAPATMIŞ”

    Ailesi her yerde Rıdvan’ı ararken onun cansız bedeninin savcılık dâhil tüm resmi kurumlardan geçtiği, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletildikten sonra emniyette parmak izi olmasına rağmen “kimliği meçhul kişi” olarak gömüldüğü açığa çıktı.
    Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nın takip ettiği dosyada Rıdvan Karakoç’u kaybedenlerin ortaya çıkarılmasına, yargılanarak cezalandırılmasına imkan verecek etkinlikte bir soruşturma yürütülmedi. Soruşturma dosyasında, 29 yıldır rutin yazışmalar dışında bir işlem yapılmadı.
    2016 yılında aramızdan ayrılan anne Asiye Karakoç kendilerine yaşatılanları “Devlet bizi vatandaşlıktan düşürmüş, tüm kapılarını bize kapatmış” diye ifade etmişti.
    986. haftamızda bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz: Rıdvan Karakoç’un gözaltında kaybedilmesi ile ilgili gerçeği ortaya çıkarma görevinizi yerine getirin. Suçtan sorumlu olan kişi ve kurumları tespit ederek cezalandırılmalarını sağlayın.”

    “29 YILDIR BİR ARPA BOYU YOL ALINMADI”

    986. hafta açıklamasının ardında Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, ağabeyinin gözaltında kaybedilmesine ilişkin şunları ifade etti:

    “29 yıldır her cumartesi saat 12.00’de burada haykırıyoruz. Acımızı, temennimizi, dileğimizi, hukuk arayışımızı tekrarlıyoruz ama 29 yıldır bir arpa boyu yol alınmadı. Her sene Beykoz Cumhuriyet savcılığına gidip Rıdvan Karakoç hakkında bilgi soruyoruz ama her gittiğimizde yeni gelen biriyle karşılaşıyoruz. Savcı diyor ki, “Ben yeni geldim bu dosya başkalarındaydı. Ben bu dosyayı bir inceleyeyim size tekrar haber vereceğim. 29 yıldır biz burada hukuk mücadelesi veriyoruz. Bugünden sonra 30 yıl olacak ama hiçbir gelişme yok.

    “BİR TÜRLÜ HUKUKA ULAŞAMADIK”

    Rıdvanı kendilerine getirmemizi istediler. Rıdvanı getirmezseniz, bulduğumuz yerde öldürürüz dediler. Biz istersek sizin evinizi şimdi havaya uçururuz. Hiçbir şekilde bizim yaptığımızı ispat edemezseniz dediler. Tabanca kabzasıyla ağzımın üstüne vurdular. Bütün evimizi didik didik araştırıp ne arıyorlarsa hiçbir şey bulamadan geri döndüler. 14 gün Gayrettepe’de işkence hanede kaldım. Çıktıktan sonra da berat verdiler.
    Ardından ağabeyimin hakkında tutuklama kararı verdiler ve daha sonra alıp işkenceden geçirildikten sonra öldürdüler. Yol kenarına ormanın içerisine attılar. 29 yıldır hukuk mücadelesi veriyoruz. Bir türlü hukuka ulaşamadık.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gözaltında öldürülen Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı-VİDEO

    Gözaltında öldürülen Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Gözaltında öldürülen Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç, ‘Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’ kapsamında mezarları başında anıldı. Anmada konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Ortada bir cinayet varken fail yok. Cezasızlık politikasından yararlananlar var. Bugün, zihniyetin, yaklaşımın aynı olduğunu görüyoruz. Mücadele eden insanları her hafta iktidar engellemek istiyor” dedi.

    Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç, Gazi Mahallesi’ndeki mezarları başında anıldı. Cumartesi Anneleri ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi tarafından gerçekleştirilen anma programına Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, HDP İstanbul eski milletvekili Musa Piroğlu, HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol, İHD İstanbul Şubesi Başkanı Av. Gülseren Yoleri‘nin yanı sıra kayıp yakınları da katıldı.

    “DEVLET KENDİ ANAYASASINA UYMAKLA YÜKÜMLÜDÜR”

    Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında ilk olarak Rıdvan Karakoç’un daha sonra da Hasan Ocak’ın mezarı başında anma yapıldı. Burada konuşan Av. Gülseren Yoleri şunları söyledi:

    “17-31 Mayıs gözaltında kaybedilenleri anma haftasındayız. Gözaltında kaybedilenlere dair tüm hafızamızı tazelemek istiyoruz. 28 yıl boyunca dile getirdiğimiz bir talebimiz var. Failler bulunsun hesap sorulsun. Kaybedilenlerin tarihini daha da geriye götürebiliriz. Biz o zamanlardan bu zamanlara adalet için yakınlarının mücadele ettiğini biliyoruz ve Cumartesi Anneleri’nin bu mücadeleyle en büyük etkilerinin kayıp suçunun işlenmesinin önüne geçmesidir. Bu süre boyunca engellemelere rağmen durmadılar.

    İnsanlığa karşı işlenen bu suç bütün toplumu tehdit ediyor. Devlete sorumluluklarını hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Ona şunu hatırlatmak zorundayız ‘bağlı olduğu uluslarası sözleşmelerde bu topraklarda yaşayan herkesi korumak zorundadır. Bu doğrultuda da gösteri ve protesto hakkını kolaylaştırması gerekir. Uluslararası sözleşmelere uyulmak zorundadır. Devlet kendi anayasana uymakla yükümlüdür.”

    “DEVLET SUÇ ÜSTÜ YAKALANMIŞTIR”

    Yoleri‘nin ardından söz alan Maside Ocak ise “Kimsesizler Mezarlığı’ndan çıkarıp buraya getirdiğimizde babam ‘burası Hasan’ın düğünüdür’ demişti. Burada bir mezar var ve üzerinde ‘Hasan Ocak’ yazılıdır. Adaletin olmadığı yerde kayıpları olan bütün ailelerle bir araya geliyor ve gelecek. Söyleyecek söz kalmadı belki ama söyleyeceklerimiz de bitmedi. Biz birbirimizden ve bizi destekleyenlerden aldığımız güçle adaletin sağlanacağı güne kadar durmayacağız” dedi.

    Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak da “Hasan Ocak nezdinde devlet suçüstü yakalanmıştır. Biz mücadele etmeye çalışırken onlar engellemeye çalışıyorlar. Bizim susmayan bir irademiz var. Biz Hasan’ın arkadaşlarıyla mücadele ettik mücadelemize de devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “CEZASIZLIK POLİTİKASINDAN YARARLANANLAR VAR”

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ise şöyle konuştu:

    “Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç şahsında tüm kayıpları anmak istiyorum. Hakikat ve adalet mücadelesi bitmedi, bitmeyecek. Faillerin 28 yıldır yargılanmamış olması bizim bu mücadeleyi büyütmemiz gerektiğine dikkat çekmiştir. Ortada bir cinayet varken fail yok. Cezasızlık politikasından yararlanan insanlar var. Bugün, zihniyetin, yaklaşımın aynı olduğunu görüyoruz. Mücadele eden insanları her hafta iktidar engellemek istiyor. Bu engellemeler demokrasiye yöneliktir. Biz de asla kayıplarımızın akıbetlerini sormaktan asla vazgeçmeyeceğimizi buradan bir daha ilan ediyoruz.”

    Buldan, 28 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan ikinci tur cumhurbaşkanı seçimlerine de değinirken, “Belki de önümüzde son bir tercih fırsatı var. Bu tercih karanlık ve aydınlık arasındadır. 28 Mayıs’ta faşizmi göndermek demokrasiye erişmek gerekiyor herkesin sandığa gidip oy kullanması bu açıdan elzemdir” dedi.

    PİROĞLU: SONUNDA KAZANAN BİZ OLACAĞIZ

    Eski HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ise “Devletler, kendilerine muhalif olanlara en vahşi uygulamaları yaptı. Bunların en vahşisi de gözaltında kaybetmektir. Bu politika bütün toplumu esir alma politikasıdır. Kaybedilmeleri ortadan kaldırmak toplumun bu tehditten kurtulması demektir. Cumartesi İnsanlarının yürüttüğü mücadele; ülke halkının insanca yaşama mücadelesidir. Kaybedenler, kaybedecek. Bu mücadele tarih boyunca yürüdü. Bundan sonra da yürüyecek. Sonunda kazanan biz olacağız” ifadelerini kullandı.

    Gözaltına kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız oğlunun arandığı günden bugüne başından geçen süreci anlatarak, “Ben devleti tanımıyordum. Beni ‘oğlun silahla öldürülse daha mı iyi?’ diyerek kandırdılar. Oğlumu çağırdım ‘gel’ dedim o da beni kırmadı geldi. Sonra oğlumu kaybettiler. Her ölüm acıdır. Bir mezar olur insan teselli bulur ama bizim öyle bir tesellimiz olmadı. Ben Hanife bu da oğlum Murat Yıldız onu aramaktan vazgeçmeyeceğim” dedi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı-VİDEO

    Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-Gözaltında kaybedilişlerinin 27. yılında Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç Gazi Mezarlığı’ndaki mezarları başında anıldı. Hasan Ocak’ın mezarı başında konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri, “Dün engellediğimiz gözaltında kaybetme suçu bugün yeniden işlenmeye çalışılıyor” dedi. Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak da gözümüzde Hasan’ın işkence edilmiş bedeninin fotoğrafı var. Biz Hasan’ın sıcağını çok özlüyoruz” diye konuştu.

    Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), “17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası” kapsamında gözaltında katledilişlerinin 27. yılında Hasan Ocak ile Rıdvan Karakoç‘u İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki mezarları başında andı. Anmaya Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak, kardeşleri Maside Ocak, Hüseyin Ocak, Ali Ocak ile Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç’un yanı sıra Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyeleri de katıldı.

    Ağabeyi Rıdvan Karakoç’un mezarı başında konuşan Hasan Karakoç, “Gözaltında kaybedilen yakınlarımızın akıbeti ortaya çıkarılsın diye mücadele ediyoruz. 28 yıldır anneler ağlamasın evlatlar annesiz babasız kalmasın, bu kan, bu zulüm bitsin diye mücadele ediyoruz. Yakınlarımızı en ağır, en barbar şekilde katlettiler. Katillerini buluncaya kadar, son kayıp bulunana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    “KAYBETME SUÇU YENİDEN İŞLENMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Hasan Ocak’ın mezarı başında yapılan anmada ise İHD İstanbul Şube Başkanı Av. Gülseren Yoleri ise “Dün engellediğimiz gözaltında kaybetme suçu bugün yeniden işlenmeye çalışılıyor. Devleti bu insanlığa karşı suçu işlemeye vazgeçmeye yarayacak büyüklükte mücadeleyi büyütmek zorundayız. Bu, sadece kayıp yakınlarının değil hepimizi tehdit eden bir olgu olduğu için hepimizin sorumluluğu” dedi.

    “YARALARIMIZ HİÇ DİNMİYOR”

    Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak da “Bazı şeyleri hiç unutmuyoruz” diyerek şöyle devam etti:

    “Hatırlatmak istiyoruz. Çünkü hatırlatmazsak kanayan yaramaz asla iyileşmeyecek. Hasan’ın gözaltında olduğunu biliyorduk. Çünkü tanıkları vardı. Ama Hasan’ın gözaltına alındığı inkar edildi. Devletin ilgili makamları Hasan’ın gözaltında olmadığını açıkladı. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe ‘Hasan Ocak bizim için aranan şahıs değildir’ dedi. Aradan 27 yıl geçti. Ne Hasan’ın katilleri bulundu ne devletin devamcıları Hasan’la ilgili bir işlem yaptı. Ama bizim yaralarımız hiç dinmiyor. Çünkü bizim gözümüzde Hasan’ın işkence edilmiş bedeninin fotoğrafı var. Biz Hasan’ın sıcağını çok özlüyoruz” diye konuştu.

    Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak da, “Adalet arayan insanların sayısı alabildiğine yükseldi. Çünkü 100 yıldır bu coğrafyada yüzleşilmeyen sorunlar katlanarak büyüyor. Dedik ki ‘Kaybedenler kaybedecek’. İnsanlığın vicdanında ve bilincinde failler kaybetti. Ama cezasızlık politikası, suçluları koruma zırhıyla ömürlerini uzatmaya çalışıyorlar” dedi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • 27 yıl önce işkenceyle katledilen Rıdvan Karakoç için adalet istendi-VİDEO

    27 yıl önce işkenceyle katledilen Rıdvan Karakoç için adalet istendi-VİDEO

    27 yıl önce gözaltında işkence edilerek katledilen Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, mücadelelerinin bin yıl geçse bile süreceğini belirterek, “Adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin bulunup cezalandırılması talebiyle başlattıkları eylemin 884’üncü haftasında da bir araya geldi. Sanal medyada online olarak düzenlenen eylemde, İstanbul’da 15 Şubat 1995 tarihinde gözaltına alındıktan 110 gün sonra cenazesine Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşılan 34 yaşındaki Rıdvan Karakoç’un failleri soruldu.

    Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, verdikleri adalet mücadelesinin 27 yıldır devam ettiğini belirtti. Ağabeyinin 27 yıl önce işkence edildikten sonra katledildiğini anımsatan Karakoç, ailesi olarak ısrarlı aramaları sonucunda kimsesizler mezarlığında bulunduğunu dile getirdi. Karakoç, “27 yıldır ağabeyimi katledenleri arıyoruz. Adalet mücadelemizi sürdürüyoruz ama 27 yıldır dosya savcılıkta bekletiliyor. Hiç kimseye soruşturma açılmadı. Dava dosyamıza bakan savcılar sürekli değiştiriliyor” dedi.

    ‘ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ’

    Karakoç, şunları dile getirdi: “27 yıldır Galatasaray Meydanı’nda adalet arıyoruz. Annelerimizden babalarımızdan devraldığımız adalet mücadelesini çocuklarımıza, torunlarımıza devredeceğiz. Tüm sorumlular yargılanana kadar, kayıplar bulunana adalet mücadelemizi kadar sürdüreceğiz. İnsanlık adına verdiğimiz bu mücadele bin yıl geçse de sürecek. Adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

    DOSYA TOZLU RAFLARDA

    Rıdvan Karakoç’un avukatı Eren Keskin ise Karakoç’un 95 yılının kış aylarının başında kendisini sık sık aradığını dile getirdi. Karakoç’un kendisine “Başıma her an bir şey gelebilir. Bu yüzden sana vekalet çıkarmak istiyorum” dediğini aktaran Keskin, “Başına bir şey gelebileceğini biliyordu. Kürt siyasi hareketi sivil siyaset içinde çalışmalar yapan bir kişiydi. Bana ‘seni her gün arayacağım. Eğer bir gün aramazsam bil ki başıma bir şey gelmiştir’ dedi ve her gün arıyordu. Ancak 15 Şubat’tan sonra kendisi ile tüm iletişim kesildi. Ailesi ve avukatları olarak yoğun bir çaba içine girdiysek de 110 gün sonra işkence ile katledilerek öldürülmüş olarak cenazesi bulundu. O günden bugüne iç hukuktan hiçbir sonuç alamadık. Rıdvan Karakoç’un dosyası Beykoz Savcılığı’nın tozlu raflarında bekletiliyor” diye belirtti.

    CEZASIZLIK POLİTİKASINA TEPKİ

    Bu haftaki basın metnini Cumartesi İnsanlarından Berivan Doğan okudu. Doğan, “Bu topraklarda yaşanan ama inkar edilen ve cezasız bırakılan gözaltında kaybetmelerin aydınlanması, bu suçun tüm örüntüleriyle birlikte açığa çıkartılması ve hakikatin ilan edilmesini talep ediyoruz. Çünkü herkes, geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin sorumlularını, bu ihlallere nelerin sebep olduğunu ve olayın nasıl gerçekleştiğini bilme hakkına sahiptir” dedi.

    ‘TALEPLERİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ’

    Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ancak biz bu hakkımızdan mahrumuz. Hukuktan, haklarımızdan, Anayasa’dan yoksun bırakılmışız. Bu yüzden tüm başvurularımız sonuçsuz kalıyor. Hak talep edeni yılgınlığa sürüklemeyi amaçlayan bu koşullara rağmen hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz.”

    AİLE TEHDİT EDİLİYORDU

    Bu hafta Rıdvan Karakoç’un faillerini sorduklarını belirten Doğan, “Rıdvan Karakoç’u arayan polisler ailesinin evini gözetim altında tutuyordu. Zaman zaman da eve baskınlar düzenliyor, ‘Rıdvan’ı bize getirin, eğer getirmezseniz gördüğümüz yerde öldürürüz’ diye aileyi tehdit ediyordu. Eve gelemeyen Rıdvan, 15 Şubat 1995 tarihine kadar ailesi ve avukatı ile düzenli haberleşti. Bu tarihten sonra Rıdvan ile bağlantı kesildi. Evdeki polis ablukası kalktı. Polis baskınları son buldu” diye belirtti.

    ‘GÖREVİNİZİ YERİNE GETİRİN’

    Karakoç ailesinin tüm mercilere başvuru yaptığını ancak sonuçsuz kaldığını belirten Doğan, “Ailesi her yerde Rıdvan’ı ararken onun cansız bedeninin savcılık dâhil tüm resmi kurumlardan geçtiği, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletildikten sonra emniyette parmak izi olmasına rağmen ‘kimliği meçhul kişi’ olarak gömüldüğü açığa çıktı. Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nın takip ettiği dosyada Rıdvan Karakoç’u kaybedenlerin ortaya çıkarılmasına, yargılanarak cezalandırılmasına imkan verecek etkinlikte bir soruşturma yürütülmedi. Rıdvan Karakoç’un gözaltında kaybedilmesi ile ilgili gerçeği ortaya çıkarma görevinizi yerine getirin. Suçtan sorumlu olan kişi ve kurumları tespit ederek cezalandırılmalarını sağlayın” dedi.

    (MA)

  • Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı-VİDEO

    Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç mezarları başında anıldı-VİDEO

    PİRHA- 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar haftası kapsamında kayıp yakınları ve İHD İstanbul Şubesi, gözaltında kayıplar mücadelesinde simge isimlerinden Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’un mezarları başında bir anma yaptılar. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında 1995 yılında gözaltına alındıktan sonra sonra cansız bedenlerine ulaşılan Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’u mezarı başında andı.

    İHD İstanbul Şubesi ve Cumartesi Anneleri, kaybedilenler için adalet mücadelesinin 26’ncı yılında Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç için Gazi Mahallesi’nde anma düzenledi.

    Anma, gözaltında kaybedilenler için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Çok sayıda kişinin katıldığı anmada sık sık, “Rıdvan’dan Hasan’a sürüyor, sürecek mücadelemiz” sloganları atıldı.

    “DEVLETİN TAŞERON ÖRGÜTLERİ KATLETTİ”

    Anmada ilk olarak söz alan Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, devlet içerisindeki taşeron örgütlerin gözaltında kaybetme suçunu işlediğini ifade etti. 26 yıldır adalet mücadelesi sürdürdüklerinin altını çizen Karakoç, “26 yıldır kayıplara ilişkin mücadele ediyoruz. Onların yolunda, izinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Devletin içerisindeki katiller, taşeron örgütlerin katlettiği biri de abim. 26 yıldır baskıya, zulme, işkence ve kaybedilme korkusuna rağmen bu mücadeleyi inatla sürdürüyoruz. İnatla, inançla mücadele ediyoruz. Binlerce insan bu mücadele ile hayattan koparılmaktan kurtarıldı. Kaybedilen, henüz akıbeti ortaya çıkarılmayan binlerce insanı da saygıyla anıyorum. Kardeşimin ve yoldaşlarının gözü arkada kalmasın. Mücadeleniz ilham kaynağımızdır” diye konuştu.

    “GÖZALTINDA KAYBETME SUÇUNUN MEKANİZMALARI AYAKTA TUTULUYOR”

    Kitle, Rıdvan Karakoç’un mezarı başında yapılan anmadan sonra Hasan Ocak’ın mezarına doğru sloganlarla yürüdü.  İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri burada yaptığı açıklamada, gözaltına kaybedilenlerin dosyalarının zaman aşımı gerekçesiyle kapatılmak istendiğine vurgu yaptı.

    Yoleri, faillerin korunduğunu ve gözaltında kaybetme suçunun işlenmesine yönelik mekanizmaların ayakta tutulduğunu ifade ederek şöyle devam etti:

    “1995 yılında başlayan Cumartesi Anneleri ismiyle de bu güne kadar mücadelenin bir kazanımı gözaltında kayıpların durdurulmasıydı. 2016 yılından bu yana artan kaçırma, kaybetme girişimleri mevcut. Acılar bitmediği, kayıplar bulunmadığı halde dosyalar kapatılarak hakikat gizlenmeye çalışılıyor. Failler halen korunuyor. Yeniden gözaltına kaybetme suçunun işlenmesine imkan verecek mekanizmalar ayakta tutuluyor. Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç şahsında adalet arayışının neden kıymetli olduğunun bir kere daha altını çiziyoruz. Adaletin sağlanması demek bir daha gözaltına kayıpların yaşanmaması demektir. Devleti bu politikayı uygulamadan vazgeçirecek bir toplumsa güce ihtiyacımız var. Hakikat ve adalet mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “HASAN’I BULDUK, KATİLLERİNİN PEŞİNDEYİZ”

    “26 sene önce Hasan’ı bulduk, 26 senedir katillerin peşindeyiz” diyen Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak ise, ağabeyinin 1995 yılında Alevilere yönelik gerçekleşen Gazi Katliamı’nda direnenlerden birisi olduğunu hatırlattı.

    Ocak, adalet mücadelelerinde defalarca kez işkenceye, saldırılara uğradıklarını kaydederek, “1995’te devlet çeteleri tarafından Alevilere yönelik bir katliam gerçekleştirildi. Hasan Ocak’ta bu çetelerin katliamlarına öfkesini ortaya koyan on binlerce insanlardan biriydi. Hasan’ı gözaltına aldılar, kaybettiler. 26 sene önce Hasan’ı bulduk, 26 senedir katillerin peşindeyiz. İğne ile kuyu kazar gibi hakikati ortaya çıkardık. Hakikat ortaya çıktıkça onlar yalan perdesine sığınıyorlar. Onlar önümüze polisle, jopla, mahkeme ile çıkıyorlar. Hasan’ın katillerini ortaya çıkarmadıkça mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Hakikatlerin üstünü karartamazsınız” ifadelerini kullandı.

    Anma mezar başlarına karanfil bırakma ile son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Rıdvan Karakoç için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Rıdvan Karakoç için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması için düzenledikleri eylemlerin 829’uncu haftasında, 15 Şubat 1995 tarihinde gözaltına alındıktan 110 gün sonra işkenceyle katledilen ve bedenine Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşılan Rıdvan Karakoç için adalet istendi.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması için her hafta düzenledikleri eylemlerin 829’uncusunu gerçekleştirdi. Koronavirüs salgını nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirilen eylemde bu hafta gözaltına alındıktan 110 gün sonra işkenceyle katledilen bedenine Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşılan Rıdvan Karakoç için adalet istendi.

    “GÖZALTINDA KAYBETMEK BİR DEVLET POLİTİKASIDIR”

    Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç yaşananları şu şekilde anlattı:

    “30 Haziran 1994’te gece saat birde resmi ve sivil polisler tarafından evimize baskın yapıldı. Abimi arıyorlardı. O gece tesadüfen abim evde yoktu ve beni gözaltına aldılar. 14 gün Gayrettepe’de işkence gördüm. Ardından beni bırakıp abim hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarttılar. Abim eve gelemiyor, bizimle telefonla görüşmeye devam ediyordu. En son 15 Şubat 1995 tarihinde aradı ve sonrasında kendisinden haber alamadık. 2 Mart 1995 tarihinde abimin işkenceyle öldürülmüş cesedi Beykoz’da, yol kenarında ormanın içerisine atılmış şekilde köylüler tarafından bulunmuş ve jandarmaya haber verilmişti. Jandarma Adli tıbba, Adli tıp ise bir süre sonra Kimsesizler Mezarlığı’na defnetmişti.”

    O tarihte kaybedilen Hasan Ocak’ı arayan ailesinin ve insan hakları savunucularının Rıdvan Karakoç’un resmini görünce yetkililerin daha fazla gizleyemediğini ve aileye haber vermek zorunda kaldıklarını ifade eden Hasan Karakoç, gözaltında kaybetmenin bir devlet politikası olduğunu belirtti.

    “ABİMİN MEZARINI DA YOK ETMEYE ÇALIŞTILAR”

    Hasan Karakoç, tüm kayıplar bulunup sorumlular yargılanıncaya kadar bu mücadelenin takipçisi olacaklarını belirtti ve “Binlerce insanı bu şekilde gözaltında kaybettiler. Binlerce insanın mezarı dahi yok. 26 yıldır abimin katillerini bulmak ve hesap sormak için mücadele ediyoruz. 26 yıldır dava dosyamız Savcılıkta ve hiç kimseye soruşturma dahi açılmadı. Bu devlet katillerin bulunması için hiçbir çalışma yapmadı. Annem Asiye Karakoç, oğlunun katilleriyle hesaplaşmadan bu dünyadan göçüp gitti. 26 yıldır tüm kayıplar için mücadele ediyoruz. Bin yılda geçse bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “RIDVAN KARAKOÇ İŞKENCE EDİLEREK KATLEDİLMİŞTİ”

    Rıdvan Karakoç dosyası hakkında konuşan Karakoç ailesinin avukatı Eren Keskin ise şunları söyledi:

    “Rıdvan Karakoç, 1994 yılından beri tanıdığım bir Kürt siyasetçiydi. 1995 yılının Ocak ayında takip edildiğini söyledi ve bana bir vekaletname çıkardı. ‘Seni hergün arayacağım, eğer birgün aramazsam başıma bişey gelmiştir’ dedi. Şubat ayının ortalarında aramamaya başladı. Daha sonra gözaltına alınıp kaybedildiği ortaya çıktı. Aylar sonra Rıdvan Karakoç’un tüm işlemleri yapılarak, ailesine hiçbir bilgi verilmeden Kimsesizler Mezarlığı’na gömüldüğü ortaya çıktı. İşkence edilerek katledilmişti. Bugüne kadar hiç bir gelişme olmadı. Şu anda avcının zaman aşımı işlemli dosyaları arasında maalesef bekletiliyor.”

    “HUKUKU TANIMAYAN YÖNETİMLERİN HEPİMİZE YAŞATTIĞI HUKUKSUZLUĞA, DEMOKRATİK YOLLARLA İTİRAZ ETMEK TOPLUMSAL BİR GÖREVDİR”

    829. hafta basın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Ayşe Çetinbaş okudu. Açıklamanın okunmasına Cumartesi İnsanlarından Çayan Demirel eşlik etti. Hukukun ana görevinin toplumsal yaşamı haklı ve adil bir düzene kavuşturmak olduğunun vurgusu yapılan açıklamada şunlar aktarıldı:

    “Türkiye’de hukuk düzenini kurması ve sürdürmesi gereken gücün hukuku tanımaması sonucunda bir hukuk ve demokrasi krizi yaşanıyor. Haksızlığa uğrayan yurttaş, adalete ulaşmak için sığınacak bir mekanizma bulamadan yaşadığı haksızlıkla başbaşa kalıyor. Devletin ciddi insan hakkı ihlallerine dair hakikatleri soruşturmayı, hakkıyla cezalandırmayı sürekli olarak reddetmesi insanların adalete erişme hakkını engelliyor. Yargı makamlarından sonuç alamayan bizler, 829 haftadır barışçıl yöntemlerle sesimizi duyurmaya, kamuoyu oluşturarak hukuki bir sonuç yaratmaya çalışıyoruz. Topluma ‘hukuku tanımayan yönetimlerin hepimize yaşattığı hukuksuzluğa, demokratik yollarla itiraz etmek toplumsal bir görevdir’ hatırlatmasında bulunuyoruz.

    “RIDVAN KARAKOÇ İÇİN ADALET İSTEMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Açıklama da Rıdvan Karakoç dosyası ile ilgili yaşananlar şu şekilde ifade edildi:

    “34 yaşındaki Rıdvan Karakoç İstanbul’da yaşıyordu. Kürt siyasi partileri ile kültür-sanat kurumlarında çalışmalar yürütüyordu. 1994 yılında gözaltındaki bir kişinin verdiği ifade doğrultusunda hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Rıdvan Karakoç’u arayan polisler ailesinin evini gözetim altında tutuyordu. Zaman zaman da eve baskınlar düzenliyor, ‘Rıdvan’ı bize getirin, eğer getirmezseniz gördüğümüz yerde öldürürüz’ diye aileyi tehdit ediyordu. Eve gelemeyen Rıdvan, ailesi ve avukatıyla düzenli bir şekilde haberleşiyordu. Gözaltına alınması halinde kullanılmak üzere Av. Eren Keskin’e posta ile vekalet gönderdi. Rıdvan’ın ailesi ve avukatıyla haberleşmesi 15 Şubat 1995 tarihine kadar devam etti. Bu tarihten sonra Rıdvan’la bağlantı kesildi. Evdeki polis ablukası kalktı. Polis baskınları son buldu. Karakoç ailesi tüm mercilere başvuru yaptı ancak sonuç alamadı. Gözaltına alındığı inkar edilemeyen Rıdvan için devletin tüm kurumları ‘bizde yok’ cevabı verdi. 110 gün süren ısrarlı bir arayışın ardından Rıdvan Karakoç’un işkence izleri taşıyan bedenine, Altınşehir kimsesizler mezarlığında ulaşıldı. Ailesi her yerde onu ararken onun cansız bedeni Savcılık dahil tüm resmi kurumlardan geçmiş, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletilmiş ve ailesine haber verilmeden kimliği meçhul kişi olarak gömülmüştü.”

    “829’UNCU HAFTAMIZDA BİR KEZ DAHA BEYKOZ CUMHURİYET SAVCILIĞINA SESLENİYORUZ”

    Cumartesi Anneleri İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Cumhuriyet Savcılığına seslendiklerini belirterek, şu cümlelere yer verdi:

    “Gerçek bu kadar açıkken Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’nın takip ettiği Rıdvan Karakoç dosyasında 26 yıldır süratli, etkili ve adil bir soruşturma yürütülmedi. Soruşturma makamları olayı aydınlatmak ve sorumluları tespit etmekte gerekli adımları atmadı. Suçun failleri delilleriyle birlikte mahkeme önüne çıkartılmadı. Soruşturma hiçbir işlem yürütülmeden sürüncemede bırakıldı. 829’uncu haftamızda bir kez daha Beykoz Cumhuriyet Savcılığı’na sesleniyoruz. Soruşturmanın etkin bir biçimde yürütülmesi, soruşturma organlarının temel görevidir. Bu görevinizi yerine getirin. Rıdvan Karakoç dosyasında soruşturmayı, olayın tam olarak nasıl meydana geldiğini belirleyecek, sorumluların tespit edilmesini ve cezalandırılmasını sağlayacak etkinlikte yürütün ve adil bir biçimde sonuçlanmasını sağlayın. Kaç yıl geçerse geçsin Rıdvan Karakoç için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, 130 haftadır bize yasaklanan, kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Gözaltında kaybedilişlerinin 25. yılında Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak anıldı

    Gözaltında kaybedilişlerinin 25. yılında Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak anıldı

    17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar haftası kapsamında Cumartesi Anneleri, gözaltında kayıplar mücadelesinde simge durumunda olan Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’un mezarları başında bir anma düzenlediler.

    17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplar haftası kapsamında Cumartesi Anneleri, gözaltında kayıplar mücadelesinde simge durumunda olan Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’un mezarları başında bir anma düzenlediler.

    Cumartesi Anneleri, 17-31 Mayıs uluslararası gözaltında Kayıplar Haftası kapsamında, Türkiye’de gözaltına kayıplar mücadelesinin başlamasına vesile olan Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’un mezarları başında bir anma düzenledi. Anmaya, Rıdvan Karakoç ve Hasan Ocak’ın ailelerinin yanı sıra ESP ve İHD’den temsilciler ve gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un çocukları katıldı.

    “ÇEYREK ASIRDIR MÜCADELE EDİYORUZ”

    İlk olarak Rıdvan Karakoç’un mezarı başında yapılan anmada Rıdvan’ın ağabeyi Hasan Karakoç kısa bir konuşma yaptı. Hasan Karakoç konuşmasında şunları söyledi; “25. yılımızı tamamladık, kayıplar mücadelesinde 25 yıl önce abimi gözaltına alan işkenceci katiller, yoğun işkenceler sonrası abimi katlettiler, Beykoz kimsesizler mezarlığına attılar. Rıdvan’ın cenazesini bulduk, defnettik. 25 yıldır bu işkenceci katillerin kaybettiği insanların akıbetini sormak için mücadele ediyoruz. 25. Yılında sevdiklerimizin yolunda, izindeyiz. Yıl önce söz vermiştik. Şimdi yine söz verdiğimiz gibi başuçlarındayız, yollarındayız, izlerindeyiz. Onları unutturmayacağız. İşkenceciler, katiller onları yok ederek bu insanlık mücadelesini bitirebileceklerini düşünüyorlardı, hesapları tutmadı. Çeyrek asır süren bir mücadeleden bahsediyoruz. Onları kaybedenlerden hesap soruncaya kadar bu mcüadelemiz devam edecek. Onları yalnız bırakmayacağız. “

    “RIDVAN VE HASAN MÜCADELENİN YÜKSELEN SESİ OLDU”

    Rıdvan Karakoç’un mezarı başında yapılan anma sonrası Hasan Ocak’ın mezarı başına gelen aileler, burada da kısa bir anma gerçekleştirdi. Anmanın bu yıl pandemi dolayısıyla az sayıda insanlar yapıldığını belirten Cumartesi Anneleri’nden Maside Ocak, “Sembolik olarak mezar başındayız, bir kez daha Hasan ve Rıdvan’a merhaba demeye geldik” dedi.

    Maside Ocak sonrası bir konuşma yapan Hasan Ocak’ın abisi Hüseyin Ocak ise şunları söyledi;

    “Salih Bozışık’tan Sabahattin Ali’den bu yana gözaltında kayıplarımızı tanıyoruz. Bugün mücadelemizin başlangıcı olan Hasan Ocak’ın mezar naklinin yapıldığı gün. O günden bugüne mücadelenin yükselen sesi oldu Rıdvan ve Hasan. Hepsinde devlet suçüstü yakalandı. Özellikle son içişleri bakanlığının cumartesi annelerine karşı saldırısının bir nedeni de budur. Hasan’ın gözaltına alındığına tanıklar vardı.

    Hasan daha öncede gözaltına alınmıştı. Beykoz’da bulunduktan sonra Cumhuriyet Savcılığı aldığı parmak izlerini emniyete gönderildi, otopsi öncesi yine alınan parmak izleri İstanbul emniyetine gönderildi. Hasan Beykoz Cumhuriyet Savcılığına gelmeden öncede parmakları mürekkepliydi. Ne tesadüf ki gözaltında kayıplar ve ölümü şüpheli olanların dosyalarını Adli Tıp kurumundan alıp yakmaya gönderiyorlardı. Algan Hacaloğlu 1995’te Adli Tıp kurumuna el koydu. Oradaki raporlara göre 290tane kimsesizlere gömülen ceset var.  Onların üçte ikisi işkence ile öldürülen cesetler. Bunlarla ilgili bir araştırma yapılamadı. Bugün yaşanan saldırının nedeni ise devlet suçüstü yakalandı. Bugün 25. Yılında bir kez daha haykırıyoruz; lütfen failleri korumayın. Geçmişle hesaplaşma yasalarını çıkartın. “

    “HAKİKAT VE ADALET İSTİYORUZ”

    Hüseyin Ocak’ın açıklaması sonrası kısa bir açıklama yapan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ise, Türkiye’de gözaltında kayıplar ile ilgili yaşanan cezasızlık politikasına değinerek, hakikat ve adalet arayışlarının hiçbir zaman son bulmayacağını belirterek şunları söyledi;

    “Bu yıl yine Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası etkinlikleri kapsamında buradayız. Hasan Ocak ve Rıdvan Karakoç’un kaybedişleri ve bulunmasına kadar geçen süre Türkiye’de gözaltına kayıplara karşı mücadelede oldukça önemli yer tutuyor. Sadece yaşadığımız coğrafyada değil, tüm dünyada kaybedilen, akıbetleri bile yok edilen insanlarla ilgili bir mücadelenin haftasıdır. Aynı zamanda baştan bu yana var olan hakikat ve adalet talebimizi bir kez daha seslendiriyoruz. Adaletin gerçekleştirilmesi talebimiz halen güncel. 25 yıldır halen aynı şeyleri söylüyoruz, hakikat ve adalet istiyoruz. Türkiye’de cezasızlık politikası devam ediyor. Halen suç işleyenler korunuyor.

     

  • ‘Bu ülkede karıncayı incitmeyecek insanlar kaybedildi ve yok edildi’- VİDEO

    ‘Bu ülkede karıncayı incitmeyecek insanlar kaybedildi ve yok edildi’- VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, 24 yıl önce cenazesine Beykoz’daki Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşılan Rıdvan Karakoç’un dosyasındaki zamanaşımı tehlikesine dikkat çekti. 

    Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 725’inci haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelmek isteyen Cumartesi Anneleri, polis tarafından bir kez daha engellendi. Cumartesi Anneleri, her hafta toplandıkları İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokak, polislerce ablukaya alınmasına rağmen bina önünde bir araya geldi.

    Üzerinde kaybedilen yakınlarının fotoğraflarının bulunduğu tişörtler giyen Cumartesi Anneleri, ellerinde kaybedilen yakınlarının fotoğraflarını ve kırmızı karanfiller taşıdı. Bu haftaki eyleme İstanbul Barış Anneleri İnisiyatifi ile çok sayıda kişi katıldı.

    Cumartesi Anneleri eylemde 1994 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybedilen ve cenazesi Kimsesizler Mezarlığı’na defnedilen Rıdvan Karakoç için adalet talebinde bulundu. Ayrıca eylemde Cumartesi Annesi Meryem Baskın’ın bu sabah hayatını kaybettiği duyuruldu.

    “ASİYE KARAKOÇ’UN BIRAKTIĞI YERDEN”

    Bu haftaki basın açıklamasını ise 1995 yılında gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu.

    3 yıl önce yaşamını yitiren Cumartesi Annesi Asiye Karakoç’un bıraktığı yerden “Rıdvan için, bütün kayıplarımız için adalet istiyoruz” diyerek buluştuklarını söyleyen Tosun, “Kürt siyasi partilerinde çalışmalar yürüten, Mezopotamya Kültür Merkezi’nin kuruluş çalışmalarında yer alan 34 yaşındaki Rıdvan Karakoç bu faaliyetleri nedeniyle polisin hedefindeydi. Hakkında arama kararı olduğu için polis tarafından ablukaya alınan evine gidemiyordu. Polis tarafından defalarca Karakoç Ailesi’nin evine baskın düzenlendi. Eve gelen polisler her seferinde aileyi, ağır küfür ve hakaretler eşliğinde ‘Rıdvan’ı bize getirin, eğer getirmezseniz gördüğümüz yerde öldürürüz’ diye tehdit etti” dedi.

    ‘BİZDE YOK’ DENİLEREK GİZLİCE KİMSESİZLER MEZARLIĞINA DEFNEDİLMİŞ

    Karakoç’un ailesiyle düzenli bir biçimde haberleştiğini ve İHD avukatlarından Eren Keskin’e de posta ile vekâlet gönderdiğini belirten Tosun o dönem yaşananları şöyle anlattı: “Rıdvan’ın ailesi ve avukatı Keskin ile haberleşmesi 15 Şubat 1995 tarihine kadar sürdü. 15 Şubat’tan sonra Rıdvan’la bağlantı kesildi. Evdeki polis ablukası kalktı, polis baskınları son buldu. Karakoç Ailesi, tüm mercilere başvuru yaptı ancak sonuç alamadı. Gözaltına alındığı inkâr edilen Rıdvan için devletin tüm kurumları ‘Bizde yok’ cevabı verdi. 3 ay sonra oğulları Hasan’ı arayan Ocak ailesi Beykoz Savcılığı’ndaki dosyalar arasında tesadüfen, Rıdvan’ın işkence görmüş cansız bedeninin fotoğrafını gördü. Böylece Rıdvan Karakoç’un işkence ile öldürülmüş bedeninin savcılık dâhil tüm resmi kurumlardan geçtiği, Adli Tıp Kurumu’nda bekletildikten sonra gizlice Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’na defnedildiği gerçeği açığa çıktı.”

    GALATASARAY VAZGEÇMEYECEKLERİNİ YİNELEDİLER

    Karakoç’u gözaltına alan ve sorgulayanların bilinmesine rağmen hukukun işletilmediğini ve faillerin korunduğunu dile getiren Tosun,  24 yıldır süren soruşturmanın ise davaya dönüşmediğini aktardı. Tosun devamla, “ 24 yıldır Beykoz Savcılığı’nda bulunan soruşturma dosyasında, rutin yazışmalar dışında anlamlı bir gelişme olmadı. Asiye Karakoç’un oğlu Rıdvan için yürüttüğü mücadelenin takipçileri olarak; Rıdvan için, kayıplarımız için adalet arayışımızı sürdüreceğiz. Hakikat ve adalet talebimiz gerçekleşinceye kadar kayıplarımızı aramaktan ve kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

    “24 YIL DAHA GEÇSE MÜCADELEYİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Okunan metnin ardından söz alan Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç da 24 yıldır mücadele ettiklerini söyledi. Dava dosyasının savcılığın tozlu raflarında bekletildiğine işaret eden Karakoç şunları dile getirdi: “Dava dosyalarımız savcılığın tozlu raflarında bekletiliyor. Bir arpa boyu yol yok. Her defasında aynı sözlerle karşılaşıyoruz ve 24 yıllık dosyamız zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya. Benim ağabeyim için yapabileceğim hiçbir şey yok. Çünkü öldü, defnedildi ve benim çiçek koyup ziyaret edebileceğim mezarım var. Yasımı tuttum, acımı çektim. Bundan sonrasında da bu kayıpların akıbetinin ortaya çıkması ve faillerin yargılanması için mücadele etmeye çalıştım. İnsanlar güpegündüz alınıp, öldürülüp yol kenarında yok edilirlerdi. 24 yıl önce devlet içindeki eli kanlılarla mücadele etme kararı aldık. Kaybedilenler bu ülkenin evlatlarıydı. Bu ülkede karıncayı incitmeyecek insanlar kaybedildi ve yok edildiler. 80 yaşındaki, 11 yaşındaki insanlar kaybedildi ama devlet yetkileri buna karşı sessiz, soluksuz ve tepkisiz kaldı. Bir 24 yıl daha geçse de mücadeleyi bırakmayacağız.”

    “ER GEÇ TÜM GERÇEKLER ORTAYA ÇIKACAK”

    1995 yılında gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Hasan Ocak’ın ağabeyi Hüseyin Ocak ise “Rıdvan Karakoç’un tanığı olarak karşınızdayım. Bundan 24 yıl önce Hasan’ı ararken bir resim dikkatimi çekti. Onu alarak Beykoz Savcılığı’na gittim. Daha sonra dosyanın Rıdvan Karakoç’a ait olduğu ortaya çıktı. Bu sorun bizim değil devletin sorunu çünkü Rıdvan’ın gözaltına alınıp kaybedildiğini biliyordu. Rıdvan da Hasan gibi Beykoz ormanına yakın bir yere atılmıştı. Er geç tüm gerçekler ortaya çıkacak ve biz de 24 yıldır bunun ortaya çıkması için mücadele ediyoruz.” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri yasaklı olan eylemlerinin 715’inci haftasında Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu; Galatasay Meydanı ısrarından vazgeçmeyeceklerini belirtti.

    İstanbul Taksim’de Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirilmesi 700’üncü haftadan bu yana yasaklanan Cumartesi Anneleri’nin basın açıklaması, bu hafta da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yapıldı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Zeytinburnu Belediyesindeki işinden çıkarıldığı için eylem yapan Kenan Güngördü katılarak Cumartesi Anneleri’ne destek verdi.

    Eylemde bu hafta 6 Aralık 1993’de bu yana haber alınamayan Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti soruldu.

    Cumartesi Anneleri adına açıklamayı Şehriban Taşkaya okudu.

    “GALATASARAY MEYDANI ENGELLEMESİ ANAYASAYA AYKIRI”

    Açıklamada, 15 haftadır Galatasay Meydanı’nda açıklama yapmalarına izin verilmediği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

    “15 haftadır ısrarla söylüyoruz; bu engellemeler Anayasa’ya, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Bu engellemeler temel hak ve özgürlüklerimizin özüne ve demokratik değerlere yapılmış bir saldırıdır.”

    “AİLESİNE ‘SEDAT BUCAK’A SORUN’ DENİLDİ”

    Açıklamada devamla, Taşkaya’ya ilişkin süreç şöyle anlatıldı:

    “6 Aralık 1993 tarihinde askerler, polisler, Bucak aşiretine mensup korucular otuz araçlık konvoyla, Urfa’nın Siverek ilçesi Bağlar mahallesindeki Mehmet Taşkaya’nın evine baskın yaptı. Üsteğmen Ahmet Şentürk’ün yönettiği baskında Hüseyin Taşkaya gözaltına alındı.

    Hüseyin Taşkaya’yı  sormak için  emniyete, savcılığa, valiliğe giden ailesine ‘Sedat Bucak’a sorun.’ denildi. DYP milletvekili, aşiret reisi- korucu başı Sedat Bucak da ‘Bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; bundan sonra haberimiz yoktur, devlet biliyor.’ dedi.

    Oğlundan haber alma umuduyla  Siverek Emniyet’ine giden Fatime Taşkaya’ya ‘Bir daha bize gelmeyin. Diğer oğullarınla birlikte burayı terk edin, yoksa onlar da kaybolur.’ denildi.

    Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı.”

    Taşkaya’nın annesi Fadime Taşkaya’nın 17 Ekim 2015’de oğlunun durumuyla ilgili haber alamadan hayatını kaybettiği belirtilen açıklama, şu ifadelerle son buldu:

    “Hakikat ve adalet talebimiz gerçekleşinceye kadar kayıplarımızı aramaktan ve kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz!”

    “ONLARDAN ALDIĞIMIZ MİRASI ASLA BIRAKMAYACAĞIZ”

    Açıklamanın ardından Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya ve kızı Serpil Taşkaya birer konuşma yaptı. Konuşmalarda Hüseyin Taşkaya’yı 25 yıldır aradıkları vurgulandı; kayıp yakınları olarak Galatasaray Meydanı konusunda ısrarlı oldukları ifade edildi.

    Son olarak konuşan Rıdvan Karakoç’un ağabeyi Hasan Karakoç, “Asiye annenin ikinci ölüm yıl dönümü dolasıyla birkaç kelime söylemek istedim.” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

    “Onlar bize Galatasaray’ı emanet ettiler. Onlar vahşetin, barbarlığın, katliamın karşısında dimdik onurlu bir şekilde durdular. 23 yıldır bu mücadeleyi sürdürdüler. Onlardan devraldığımız mirası asla bırakmayacağımızı ilan etmek istiyorum.”

    Haber-Fotoğraf: Eylem Babayiğit

  • Cumartesi Anneleri 710’uncu haftada da abluka altında adalet talebini yineledi- VİDEO

    Cumartesi Anneleri 710’uncu haftada da abluka altında adalet talebini yineledi- VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri eylemlerinin 710. haftasında 24 yıl önce gözaltında kaybedilen Nazım Gülmez dosyasında hakikatin açığa çıkartılması talep etti. 

    Cumartesi Anneleri, 710’uncu hafta eylemlerinde de İnsan Hakları Derneği’nin bulunduğu Beyoğlu Çukurlu Çeşme Sokağı’nda bir araya geldi. Eyleme HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Oya Ersoy, CHP milletvekilleri Ali Şeker, İlhan Cihaner ve insan hakları savunucuları destek verdi.

    24 yıl önce gözaltında kaybedilen Nazım Gülmez için adalet istenen eylemde basın metnini Sebla Arcan okudu. “Anayasa’nın ve yasaların güvencesi altında olan düşüncelerimizi Galatasaray’dan başkalarına anlatabilme, yayabilme ve insanları düşüncelerimizin doğruluğunda ikna edebilme hakkımızı polis zoruyla engelliyor.” diyen Arcan, Nazım Gülmez dosyası ile ilgili şu bilgileri paylaştı:

    “SAVCILIKLAR OLAYIN AYDINLANMASI İÇİN GEREKEN ÇABAYI GÖSTERMEDİ”

    “61 yaşındaki 9 çocuk babası Nazım Gülmez Dersim/Hozat/ Taşıtlı köyünde yaşıyordu. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan Nazım Gülmez, çevresinde sevilen, sayılan biriydi. 14 Ekim 1994 tarihinde bölgede operasyon yapan Bolu Komando Tugayı’na bağlı askerler Taşıtlı Köyü’ne geldi. Askerler Nazım Gülmez’den arazide kendilerine kılavuzluk etmesini söyleyerek evinden alarak götürdü. Gülmez ile birlikte üç köylü daha götürüldü. Olaya muhtar ve bütün köylüler tanıklık etti. Askerlerin Gülmez ile birlikte aldığı üç kişi bir süre sonra serbest bırakıldı ve köye döndüler. Ancak Nazım Gülmez’den bir daha haber alınamadı.

    Askeri yetkililerin eşini soran Garip Gülmez’e cevabı; ‘Askerler Tunceli merkeze götürüp bırakmış’ oldu. Nazım’ın eşi Garip Gülmez’in ‘Okuma yazması olan, yol iz bilen biriydi, bırakılsaydı eve gelirdi’ itirazı karşılıksız kaldı. Gülmez Ailesi Hozat Savcılığına başvurdu. Dosya Hozat Savcılığı, Elazığ Askeri Savcılığı ve Malatya DGM Savcılığı arasında gidip geldi. Savcılıkların olayın aydınlanması için gereken çaba ve özeni göstermemesi nedeniyle dosyada herhangi bir ilerleme sağlanamadı.”

    Arcan, Nazım Gülmez’in akıbetinin açığa çıkartılmasını, sorumlu olanların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte bir soruşturma başlatılması için savcıları göreve çağırdı.

    “SOYLU SENİN HİÇ KİMSEN ÖLMEDİ Mİ?”

    Açıklamanın ardından gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır söz aldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Cumartesi Anneleri’ne kayıpları bulacağına dair verdiği sözü tutmadığını hatırlatan Kırbayır, Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklandığını haykırarak “Bizim işimiz sizinle değil katillerle. Biz kardeşlerimizi istiyoruz, kayıplarımız istiyoruz” dedi. Cemal Kaşıkçı’nın nasıl öldürüldüğünü dile getiren Kırbayır, “Cemal Kaşıkçı’yı da parça parça ettiler. Ben düşünüyorum acaba benim kardeşimi de mi böyle öldürdüler. Bir bacı için bu ne kadar acı bir durum” şeklinde ifade etti. Cumhurbaşkanına “Ağabeyim suçluysa onu öldürüp cenazesini bana versin” diye seslenen Kırbayır, Süleyman Soylu’ya ise şöyle seslendi: “Soylu senin hiç kimsen ölmedi mi. Ben gördükçe içim parçalanıyor. Nasıl bu emirleri veriyorsun. Biz her şeye rağmen yine barış diyoruz adalet diyoruz. Bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Nasıl ben geldiysem benim evlatlarım da gelecek.”

    “BİR DEVLET BU KADAR GADDAR OLABİLİR Mİ?”

    Kırbayır’ın ardından Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç söz aldı. 23 yıldır insanlık mücadelesi verdiklerini belirten Karakoç, yıllarca Galatasaray Meydanı’ndan en doğal hakları olan mezar haklarına kavuşmak için eylemlerini yaptıklarını ancak yetkililerden hiçbir cevap alamadıklarını söyledi. Her türlü engelle karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Karakoç, bu mücadeleyi annelerinden, babalarından, kardeşlerinden miras aldıklarını ve 3 kuşaktır mücadeleyi sürdürdüklerini, 4’üncü kuşağın da bu mücadeleyi sürdüreceğini dile getirdi. Üzerinden bir 23 yıl daha geçse bu mücadeleyi bırakmayacaklarını vurgulayan Karakoç, “Biz alnımızın akı ile mücadele edeceğiz. Sizler yarın torunlarınızın, çocuklarınızın yüzüne nasıl bakacaksınız. Biz mezar hakkımızı istiyoruz. En insanlık dışı toplumlarda bile buna saygı duyuluyor. Ama 21’inci yüzyıldayız hala feryat ediyoruz. Bir devlet bu kadar gaddar olabilir mi, bu kadar insanlık dışı davranabilir mi? Asiye Ana bana vasiyet etmişti ‘Asla bu alanı bırakmayın’ diye. Asla bu alanı bırakmayacağız.” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Cumartesi Anneleri: 701. haftada Galatasaray Meydanı’nda olacağız-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 701. haftada Galatasaray Meydanı’nda olacağız-VİDEO

    PİRHA – 700’üncü hafta eylemlerine yönelik polis müdahalesi ardından eylemleri yasaklanan Cumartesi Anneleri, 701’inci haftada da Galatasaray Meydanı’nda olacaklarını belirterek Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’dan randevu talebinde bulundu.

    “Unutmuyoruz, Affetmiyoruz, Vazgeçmiyoruz!” diyerek 27 Mayıs 1995’den beri Galatasaray Meydanı’nda kayıplarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri ve kayıp yakınları, AKP tarafından eylemlerinin yasaklanmasına ilişkin basın toplantısı düzenledi. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen toplantıda gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları asıldı. Toplantıya Cumartesi Anneleri, İHD Eş Genel Başkanı Avukat Eren Keskin, HDP Milletvekilleri Hüda Kaya, Garo Paylan, Züleyha Gülüm, Oya Ersoy, Murat Çepni, Serpil Kemalbay, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Gülistan Kılıç Koçyiğit, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile çok sayıda hak savunucusu katıldı.

    Toplantıda ilk olarak İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri konuştu. Yoleri, Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eylemlerine yönelik saldırı ve sonrasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in yaptığı açıklamaların sürekli bir hükümet politikasına işaret ettiğini belirtti. Yoleri, “23 yıl 3 aydır sürdürdüğümüz eylem sonuç alıncaya kadar devam edecek. Kayıpların bulunması bizim görevimiz. 700 haftada büyük bir dayanışma görmüştür Cumartesi Anneleri. Destek veren herkese teşekkür ederiz. O meydan şiddet ile provoke etmeye çalışan bir devlet aklından bahsediyoruz. O meydanın şiddet ile anılmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

    “HAK ARAMANIN BÜTÜN YOLLARI TIKANIYORDU”

    Açıklamayı kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak yaptı.

    Ocak şöyle konuştu:

    “Bizler devletin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedilenlerin anneleri, babaları, eşleri, evlatları, kardeşleri ve insan hakları savunucuları olarak 27 Mayıs 1995 tarihinde kayıplarımızı istiyoruz diyerek Galatasaray’a çıktık. Galatasaray’a çıktık çünkü; bizim yakınlarımız gibi başka insanlar da evinden, işinden, okulundan, sokaktan, herkesin gözü önünde, gözaltına alınıyordu. Galatasaray’a çıktık çünkü; yakınlarımızın gözaltına alındığına ve gözaltındayken görüldüğüne dair görgü tanıkları olmasına rağmen, bütün resmi makamlar ‘Bizde yok! Biz almadık!’ cevabını veriyordu. Savcılar ‘Türk polisi işkence yapmaz. İnsan kaybetmez!’ diyerek dosyalarımızı soruşturma dahi başlatmadan kapatıp, yakınlarını arayan biz aileler için hak aramanın bütün yollarını tıkıyordu.”

    TALEPLER SIRALANDI

    Ocak, 699 hafta boyunca sıraladıkları taleplerini bir kez daha tekrarladı: “Gözaltında kaybedilenlerin akıbeti açıklansın. Gözaltında kaybetme suçunun faillerini koruyan cezasızlığa son verilsin; ceza adaleti sağlansın. Bir daha hiç kimse gözaltında kaybedilmesin. Türkiye, imzalamaktan kaçındığı Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’yi imzalasın, onaylasın ve uygulasın!”

    “EN UZUN BARIŞÇIL PROTESTOSU”

    700 haftadır Galatasaray’da dile getirdikleri bu taleplerinin demokratik toplumun temel değerlerine, Türkiye’nin Anayasal normlarına ve uluslararası hukuk kurallarına dayanan meşru hakları olduklarını dile getiren Ocak, “699 hafta boyunca, gözaltında kaybedilen yakınlarımızın fotoğrafını taşıyarak Türkiye’nin en uzun erimli ve barışçıl protestosunu gerçekleştiriyoruz. Galatasaray’a ilk çıkışımızdan bu yana 16 hükümet değişti. Tüm hükümetler; insanlığa karşı işlenen gözaltında kaybetme suçunun cezalandırılması ve kayıplarımızın bizlere teslim edilmesini sağlayamadı. 5 Şubat 2011 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle Dolmabahçe’de Başbakanlık Ofisi’nde yaptığımız görüşmenin üzerinden 7 yıl 8 ay geçti. Bu görüşme sonrası başta dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Erdoğan’ın eşi ve Başbakanlık kaynaklarının kamuoyuna yaptıkları açıklamaların ardından, kayıplarımızı bulma ve adalete ulaşabilmemiz için ilk defa devleti yönetenler tarafından bir açıklama yapılmış oldu” diye konuştu.

    Ocak, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde Başbakanın talimatıyla oluşturulan Cemil Kırbayır Komisyonu’nun araştırma ve soruşturması sonucunda hazırladığı 2011 tarihli 350 sayfalık raporda, Cemil Kırbayır’ın gözaltında işkenceyle öldürüldüğü tespiti yer aldığını vurguladı.

    “GALATSARAY’DA OLACAĞIZ”

    Ocak, yapılan tespite rağmen suçlular hakkında halen dava açılmadığını, Cemil Kırbayır’ın kemiklerinin ailesine teslim edilmediğini belirtti. Ocak, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “O günden bu güne; gözaltında kaybedilen yakınlarımızı sağ olarak bulma umudumuz tükendi ama yakınlarımıza ait bir mezara da hala ulaşamadık. Gözaltında kaybetme suçunu işleyenlerin yargılanması, hakikatlerin açığa çıkarılması ve ceza adaletinin sağlanmasına dönük bir ilerlemeye tanık olamadık. 700. kez Galatasaray’da buluşmamızın engellenmesi, annelerimizin sürüklenerek darp edilmesi ve ailelerimizin gözaltına alınması, adalete olan inancımızı bir kez daha sarstı. Adalet talepli barışçıl buluşmalarımıza yapılan bu müdahale ve arkasından İçişleri Bakanı’nın hakaret içeren açıklamaları biz kayıp yakınlarını derinden yaraladı.

    MÜCADELE ETMEK YURTTAŞLIK GÖREVİDİR 

    700 hafta boyunca bitmedi bekleyişim, eksilmedi özlemim, tükenmedi umudum, kaybolmadı inancım, azalmadı direncim, solmadı karanfilim diyerek Galatasaray’da olduk. Güvenlik güçlerinin işlediği suçlarda gerçeğin gizli tutulması, bu suçların faillerinin cezasızlık zırhıyla korunması yalnız mağdurların sorunu değil, temel bir hukuk ve demokrasi sorunudur. Hakikati inkar eden, failleri hukukun üstünde tutarak cezasız bırakan devlet politikası, ülkenin demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve barışa gidecek yolu üzerinde barikat kuruyor. Bu barikatı aşmak için mücadele etmek yurttaşlık görevidir.

    701’inci haftamızda kayıp yakınları olarak her cumartesi olduğu gibi yine Galatasaray’da olacağız. Gözaltında kaybedilen son insanımızın akıbeti açıklanıp, ailesine teslim edilene kadar, tüm failler yargı önüne çıkarılıp cezalandırılıncaya kadar kayıplarımızı aramaktan ve adalet talep etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

    HANİFE YILDIZ: TEK BAŞIMA KALSAM DA…

    Basın açıklaması ardından gözaltında kaybedilen oğlu Murat Yıldız’ı bulmak için 23 yıldır mücadele yürüten Hanife Yıldız konuştu. Yıldız, “Benim oğlumu kandırdılar. Ben oğlumu kendi elimle teslim ettim. Ben bir anne olarak oğlumun hakkını aramazsam annelik hakkım mı var? Polisi üstümüze salacaklarına yargıyı işletsinler. Kayıplarımızı bulun o zaman o meydana gelmeyelim. Bizden daha sessiz olanı var mı? Alkış bile çalmıyoruz. Tek başıma kalsam da o meydanda adalet aramaya devam edeceğim” dedi.

    HANIM TOSUN: HAKLIYIZ HAK ARAMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ

    Evinin önünde beyaz Toros ile kaçırılan eşi Fehmi Tosun için 23 yıldır adalet arayan Hanım Tosun da yaptığı konuşmada, “Benim eşim çocuklarının gözü önünde kaçırıldı. Beyaz Toros ile kapının önünde gözaltına aldılar. Eşim zorla kaçırıldı ve götürüldü. Hanife anne oğlunu kendi teslim etti bizde gözlerimizle gördük. 23 yıldır Galatasaray’dayız. Bizim kime zararımız oldu. Her hafta bir hikayeyi, kayıbı hatırlattık. Biz yine orada, gizli arşivlerini açana kadar, mezar taşı gösterene kadar biz o meydandayız. Bayramdan, İslâmlıktan bahsediyorlar ama bayramda bize saldırdılar. Haklıyız ve hak aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Bir tek kayıp kalsa da mücadeleye devam edeceğiz. Bize hakaret ettiler. Biz onların seviyesine inmeyeceğiz” ifadesinde bulundu.

    EMİNE OCAK: VİCDAN VAR VİCDAN

    Kaçırıldıktan sonra gözaltında öldürülen oğlu Hasan Ocak için 23 yıldır Galatasaray Meydanı’nda adalet arayan 82 yaşındaki Emine Ocak da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Cumhurbaşkanı, Emine Erdoğan senin de oğlun var torunun var. Onlara ufak bir şey olduğunda, hastalandığında sizin canınız acıyor mu? Bizimde sizinki gibi acıyor. Tüm annelerin yüreği acıyor. Vicdan var vicdan” dedi.

    FATMA KIRBAYIR: ADALET YERİNİ BULDUĞUNDA

    Cumartesi Anneleri’nin simge ismi olan Berfo Ana’nın 13 Eylül 1980’de gözaltında kaybedilen oğlu Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Kırbayır da, “Ateşten gömleği Kenan Evren bize giydirdi. 38 senedir başımı yastığa koymadım. Gözümün önünde abimi götürdüler. Abimi aldıklarında ‘Adalet yerini bulacak’ dedi. Adalet arayışındayız o günden bu yana. Adalet yerini bulduğunda o meydandan kalkarız. Ama bulunmadığında o meydanı terk etmeyeceğiz” diye konuştu.

    SERPİL TAŞKAYA: 23 YILDIR SESLENİYORUZ

    Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya da konuşmasında, “Babam eve yapılan baskınla gözaltına alındı. Yaptığımız başvurular yanıtsız kaldı. Vali bizi kenti terk etmekle tehdit etti”  ifadelerini kullandı. Taşkaya, 23 yıldır vicdanlara seslendiklerini dile getirerek, “Hiçbir şekilde akıbetleri belli olmadı. Bizler kayıplarımızın akıbeti bulununcaya kadar adalet arayışına devam edeceğiz” dedi.

    HASAN KARAKOÇ: İNFAZ ETTİNİZ

    Gözaltına alındıktan sonra cansız bedenine ulaşılan Rıdvan Karakoç’un ağabeyi Hasan Karakoç da konuşmasında taleplerinin çok net haklı talepler olduğunu dile getirdi. Karakoç, “Yakınlarımız gözaltına alınıp kaybedildi. Abim evime yapılan baskınla gözaltına alındı. Bize açık açık ‘Abini gördüğümüz yerde öldüreceğiz’ dediler. Abimin işkence edilmiş bedenini Beykoz’da bulduk. Parmak izi alınmıştı. İnanlar kalorifer, asit kuyularına atıldı. Sizin bir hukukunuz varsa o hukuku işletirsiniz. Ama siz onu yapmayıp, yargılı-yargısız infaz ettiniz. Sizin üniformalı görevlileriniz tarafından kaybedildiler” dedi.23 yıldır kar kış, işkenceye maruz kaldıklarını belirten Karakoç,  “Bütün dosyalarımız sizin tozlu raflarınızda duruyor. Varsa vicdanlarınıza seslendik. Bizi ülkenin her tarafından duydular bir tek yetkililer duymadı. Siz utanç duyun. Bir gün size de adalet lazım olacak. Bizi susturamazsınız. Bizden kurtulmak için getirin bir kepçe gömün bizi o meydana. Bizden kurtulursunuz ama çocuklarımızdan nasıl kurtulacaksınız. Para pul sizin olsun tek isteğimiz adalet. Bizim geleceğimizi çaldınız. Cumhurbaşkanına sesleniyoruz. Verdiğiniz sözü tutun” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından söz alan Maside Ocak, 701’inci hafta da Galatasaray Meydanı’nda olacaklarını ve kayıp Mehmet Ertak’ın akıbetini soracaklarını söyledi.

    Son olarak Maside Ocak, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’dan randevu talebinde bulunduklarını söyledi. (HABER MERKEZİ)