Etiket: rıza şehri akademisi

  • 2. Uluslararası Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu Dortmund’ta başladı

    2. Uluslararası Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu Dortmund’ta başladı

    PİRHA-Rıza Şehri Akademisi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu Almanya’nın Dortmund kentinde başladı.Bu yıl ikincisi düzenlenen sempozyum, Alevilik üzerine çalışan akademisyenleri, araştırmacıları ve öğrencileri bir araya getirdi.

    10 Ekim Cuma günü  yapılan sempozyumun açılışı Didar Ana ve Pir Cemal Cenan’ın okuduğu gulbeng ve çerağların uyandırılması ile başladı.

    Ardından programın ilk oturumu gerçekleşti.İlk günün oturumlarında “Alevi Ansiklopedisi: Kuruluşu ve Bir Yılı” başlıklı panel yapıldı.

    Bu oturumda Dr. Hayal Hanoğlu, Dr. Ahmet Kerim Gültekin, Zana Kibar, Demir Çelik ve Mehmet Taş birer sunum yaptı.İlk sunumu Dr. Ahmet Kerim Gültekin yaptı.

    “ALEVİLİK AVRUPA’DA KURUMSALLAŞMA SÜRECİNE GİRDİ”

    Dr. Ahmet Kerim Gültekin, son 40 yılda Aleviliğin geçirdiği toplumsal ve kurumsal dönüşümü değerlendirdi. Gültekin, 1990’lı yıllardan günümüze Aleviliğin hem Türkiye’de hem de Avrupa’da önemli bir değişim süreci yaşadığını vurguladı.

    Dr. Gültekin, “1990’lar Alevilik tartışmalarının yoğunlaştığı ve kimlik arayışlarının öne çıktığı bir dönem oldu. Bu yıllarda Alevi toplumu siyasal ve kültürel alanda görünürlük kazanırken, 2000’li yıllarda süreç yeni bir boyut kazandı. 2000’li yıllardan itibaren özellikle Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde Alevilik, resmi olarak inanç dersi statüsüne kavuştu. Bazı Avrupa ülkelerinde Alevilik, artık bağımsız bir inanç topluluğu olarak tanınıyor. Bu gelişme, Aleviliğin uluslararası düzeyde kurumsallaşmasının en somut örneğidir.” dedi.

    Son beş yıl içinde yaşanan bu gelişmelerin Aleviliğin sadece Türkiye ile sınırlı olmadığını gösterdiğini belirten Gültekin, “Alevilik bugün Balkanlar’dan İngiltere’ye, Rusya’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşayan toplulukları kapsayan bir kimlik haline geldi.” ifadelerini kullandı.

    ‘AKADEMİK İLGİ ARTIYOR’

    Dr. Gültekin, Alevilik üzerine akademik ilginin de hızla arttığını belirterek, Avrupa ve Türkiye’de birçok üniversitede Alevilik kürsülerinin kurulduğunu söyledi.

    Sunumunda, Alevi kurumlarının da bu akademik gelişmelere aktif şekilde destek verdiğini vurgulayan Gültekin, “Akademi ile Alevi kurumlarının iş birliği, inancın kamusal alanda daha güçlü temsil edilmesini sağlıyor” dedi.

    Gültekin, GADEV, Rıza Şehri Akademisi gibi kurumların da Alevilik üzerine araştırma, eğitim ve belgeleme çalışmaları yürüttüğünü belirterek, bu tür girişimlerin Aleviliğin kurumsallaşmasına katkı sunduğunu söyledi.

    “ALEVİLİK, HAKİKAT, DİL VE KÜLTÜRÜN ORTAK VİCDANIDIR”

    Rıza Şehri Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi Demir Çelik, yaptığı sunumda Aleviliğin tarihsel, kültürel ve dilsel yönleri üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

    Demir Çelik konuşmasında Aleviliğin özünü oluşturan kavramlara vurgu yaparak, Aleviliğin sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda hakikati yaşatma biçimi olduğunu ifade etti. “Alevilik öldürülmek istenen bir kuşağın değil, direnişle yeniden doğan bir hakikatin adıdır. Dilimizi, kültürümüzü, inancımızı yaşatmak bu sempozyumun da, Rıza Şehri Akademisi’nin de temel amacıdır” diyen Çelik, Alevi inancının evrensel değerlere yaslandığını belirtti. “Bizim görevimiz A’dan Z’ye hak ve hakikati taşımaktır. Hakikatimizi sadece kutsallarda değil, yaşamın her alanında görünür kılmaktır” diye konuştu.

    Rıza Şehri Akademisi’nin çok dilli yapısına dikkat çeken Çelik, akademinin faaliyetlerinin şu anda Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, Kurmançki ve Kürmanci dillerinde yürütüldüğünü belirtti. “Alevilik yalnızca bir topluluk diliyle sınırlanamaz. Biz hakikati altı dilde anlatıyoruz. Türkçe, İngilizce ve Fransızca’nın yanında Kürtçe lehçeleri de bizim kültürel köklerimizi yansıtır. Yakında Almanca ve Fransızca yayınlarımızı da genişleteceğiz.” dedi. Konuşmasının bir bölümünü ana dili Kırmançki ile sürdüren Çelik, “Ana dilimle konuşmak benim için hem bir borç hem bir onurdur. Bu topraklarda çok dil konuşmak ayrışmak değil, birleşmektir.” ifadelerini kullandı.

    Çelik, Aleviliğin tarih boyunca yaşadığı baskılara rağmen, evrensel bir dayanışma dili geliştirdiğini belirterek, “Soykırımlar, asimilasyonlar, inkar politikaları Aleviliği yok edemedi. Çünkü Alevilik bir direniş, bir vicdan, bir hakikat yoludur. Biz bu yolu sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.

    Konuşmasının sonunda kültürel üretimin ve akademik çalışmanın önemine değinen Demir Çelik, Rıza Şehri Akademisi’nin yalnızca bir düşünce kurumu değil, aynı zamanda bir kültürel direniş mekânı olduğunu söyledi.

    Bu oturumda Dr. Hayal Hanoğlu İngilizce yaptığı sunumunda çalışmalarını aktardı. Zana Kibar ise yine çalışmalarına yer verdiği sunumunu Kürtçe yaptı.

    Mehmet Taş ise Alevi Ansiklopedisinin web sayfasını tanıttı.

    ‘DÜNDEN BUGÜNE ALEVİ ARAŞTIRMALARI VE GELECEĞE YÖNELİK DÜŞÜNCELER’

    İkinci oturumuna ise “Dünden Bugüne Alevi Araştırmaları ve Geleceğe Yönelik Düşünceler” başlığı altında, akademisyenler Prof. Martin van Bruinessen (Utrecht Üniversitesi), Prof. Markus Dressler (Leipzig Üniversitesi), Prof. Bedriye Poyraz (Ankara Üniversitesi) ve Prof. Cem Kara (Hamburg Üniversitesi) sunum yaptı. Bu bölümde sunumlar ağırlıklı olarak İngilizce yapıldı.

    Prof. Cem Kara, yaptığı giriş konuşmasında panelin amacının , Alevilik çalışmaları alanındaki gelişmeleri özdüşünümsel bir biçimde ele almak ve bu çalışmaların gelecekte hangi yönlerde ilerleyebileceği üzerine düşünmek olduğunu ifade etti.

    “ALEVİLİK ANSİKLOPEDİSİ ÇOK SESLİ BİR YAKLAŞIM ÜZERİNE KURULMALI”

    Prof. Dr. Martin van Bruinessen, Alevilik çalışmalarının tarihine ve gelecekte izlenebilecek yönlerine dair kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Bruinessen, ansiklopedi çalışmalarının güvenilirliğinin, çoğu zaman projeye adını veren akademisyenlerin otoritesine dayandığını belirterek, bu tür projelerin genellikle bir konuda oluşan akademik uzlaşının özeti olarak kabul edildiğini söyledi.

    Bruinessen, Alevilik Ansiklopedisi için en önemli meselenin “otoriteyi nasıl inşa edeceğimiz” olduğunu vurguladı. “Alevilik Ansiklopedisi’nin yalnızca dostlarımız tarafından değil, genel olarak Aleviler, Alevilik üzerine çalışan araştırmacılar ve Türkiye ile komşu ülkelerdeki akademik çevreler tarafından da tanınmasını nasıl sağlayacağız?” diye sordu.

    Bu tür bir tanınırlık için en temel gerekliliğin, Aleviliğin farklı kollarını ve geleneklerini temsil eden kişilerin katkısının sağlanması olduğunu belirten Bruinessen, “Ansiklopedi tek bir grubun egemenliğinde olmamalı” dedi.

    “Bir Alevilik Ansiklopedisi, farklı bakış açılarını, kimi zaman birbirine zıt fikirleri içermelidir. Bu durum ansiklopedinin içsel tutarlılığını zorlayabilir ama bana göre bu çok sesliliğe en doğru yaklaşımdır.” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİK ARAŞTIRMALARI BUGÜN HEM AKADEMİK HEM DE POLİTİK AÇIDAN OLDUKÇA HETEROJEN” 

    Prof. Dr. Markus Dressler, Alevilik çalışmalarının son 15 yılda geçirdiği kurumsal dönüşümü ve bu alandaki farklı yönelimleri değerlendirdi. Dressler, sunumunda Alevilik araştırmalarının bugün hem akademik hem de politik açıdan oldukça heterojen bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.

    Dressler, sunumunun başında konuşmasının Prof. Martin van Bruinessen’in değerlendirmeleriyle benzer sonuçlar içerdiğini ancak kendi odak noktasının daha çok akademik kurumlar ve yapısal gelişmeler üzerine olduğunu belirtti. “Alevilik çalışmaları üzerine yaklaşık 15 yıldır konuşuyoruz,” diyen Dressler, bu süre zarfında alanın farklı kurumsal biçimlerde geliştiğini ve değişik akademik-politik ajandalar tarafından şekillendirildiğini söyledi.

    Öncelikle Türkiye’deki akademik kurumlara odaklanan Prof. Dressler, Bu kapsamda, 1987 yılında Gazi Üniversitesi bünyesinde kurulan bir enstitünün önemine dikkat çekti.

    Dressler, sonraki yıllarda kurulan diğer Alevilik enstitülerinin tamamının AKP döneminde açıldığını belirtti. “2008’den itibaren neredeyse her iki yılda bir yeni bir Alevilik araştırma merkezi kuruldu. Çorum Hitit Üniversitesi (2008), Munzur Üniversitesi (2009), Süleyman Demirel Üniversitesi (2011), Dicle Üniversitesi (2012), Ahi Evran Üniversitesi (2014), Mersin Üniversitesi (2015) ve son olarak Malatya İnönü Üniversitesi (2018) bu alanda öne çıkan kurumlardır.” dedi.

    Dressler, “Alevilik araştırmaları artık geleneksel üniversite yapılarının ötesine geçiyor. Bağımsız akademiler, kültürel dernekler ve uluslararası ağlar bu alana yeni bir dinamizm kazandırıyor. Farklı ülkelerdeki akademik ve toplumsal aktörler, Alevilik çalışmalarını daha geniş bir perspektife taşıyor.” dedi.

    “ALEVİLİKTE KADIN ÇALIŞMALARI, EŞİTLİĞİ YENİDEN DÜŞÜNMEYE ZORLUYOR”

    Prof. Dr. Bedriye Poyraz, Alevilikte kadın temsiline ilişkin akademik çalışmaların tarihini ve dönüşümünü ele aldı. Poyraz, Alevilik araştırmaları içinde kadın meselesinin hâlâ en tartışmalı alanlardan biri olduğunu belirtti.

    Poyraz, geçmişte Alevi kurumlarında yaptığı konuşmalarda “kadın-erkek eşitliği” kavramını dile getirdiğinde kimi zaman dirençle karşılaştığını, ancak bu kavramı savunmaktan hiçbir zaman vazgeçmediğini vurguladı. “Bir enstitü açılışında uzun süre düşündüm: ‘Kadın-erkek eşitliği’ demeli miyim, dememeli miyim?’ Sonra kendi kendime dedim ki, ben söylemezsem kim söyleyecek? Ve o gün ‘feminist ’ ifadesini kullandım. Beklemediğim kadar olumlu geri dönüşler aldım ama eleştiriler de geldi” dedi.

    Alevilikte kadın konusunu Türkiye akademisinde ilk kez sistematik biçimde ele alan etkinliğin, 11-12 Aralık 2014’te Ankara Üniversitesi çatısı altında düzenlenen “Alevilikte Kadın: İnançta ve Toplumsal Hayatta Kadın” konferansı olduğunu hatırlatan Poyraz, o dönemde bu alanda son derece sınırlı sayıda çalışma bulunduğunu ifade etti. “O yıllarda yalnızca iki doktora tezi ve birkaç makale vardı“ dedi.

    Bu etkinliğin Alevilik tartışmalarında bir kırılma noktası yarattığını belirten Poyraz, “O güne kadar Alevi önderleri gururla ‘bizde kadın erkek yoktur, bizde can vardır’ derlerdi. Ancak bu söylem, eşitliği tartışmayı engelleyen bir perdeye dönüşmüştü. Kadınların konumu görünürde eşitlik üzerinden tanımlanıyor ama derinlemesine sorgulanmıyordu.” ifadelerini kullandı.

    Bu nedenle Alevi toplumunun modernlik ve eşitlik söylemlerine rağmen feminizmle geç buluştuğunu ifade eden Poyraz, “Alevilik kendini modern bir inanç olarak tanımlar ama örgütler düzeyinde feminizm hâlâ dirençle karşılanıyor. Kadın çalışmaları alanındaki gelişmelere rağmen bu direncin devam ettiğini görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

    Sunumların ardından soru cevap kısmına geçildi.

    Oturumların ardından Sempozyum Kokteyli düzenlendi.

    11 ve 12 Ekim tarihlerinde ise Alevi Ansiklopedisi Bilim Kurulu üyeleri, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin katılımıyla atölye çalışmaları gerçekleştirilecek. Çalışmalar, Alevi teolojisi, ritüeller, toplumsal cinsiyet, diaspora, medya, sanat, tarih, kutsal mekânlar ve kadın çalışmaları gibi 11 tematik başlık altında yürütülecek.

    Sempozyumun son günü, çalışma gruplarının değerlendirme oturumları yapılacak, Alevi Ansiklopedisi’nin yeni yayın kurulu belirlenecek.

    Pirha/Dortmund- ALMANYA

     

     

     

     

  • Pir Hüseyin Akmaz Hakk’a yürüdü

    Pir Hüseyin Akmaz Hakk’a yürüdü

    PİRHA-Viyana Alevi Dergahı pirlerinden Kureyşan Ocağı evladı Hüseyin Akmaz Hakk’a yürüdü.

    Alevi ve Kürt toplumunun öncülerinden Kureyşan Ocağı evladı Pir Hüseyin Akmaz Avusturya’nın Viyana kentinde Hakk’a yürüdü.

    Rıza Şehri Akademisi, kurucu ve yönetim kurulu üyesi olan Pir Hüseyin Akmaz’ın Hakk’a yürümesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Akademi, Akmaz’ın toplumsal ve kültürel bilincin inşasındaki katkılarını vurgulayarak, onun rehberliğinde geçen zamanların büyük bir öğrenme süreci olduğunu belirtti. Yapılan açıklamada, Akmaz’ın bilgeliği, teslimiyeti ve yol aşkının, Rıza Şehri Akademisi’nin her bir nefesinde yaşamaya devam edeceği ifade edildi. Akademi, Akmaz’ın sadece kendi topluluğuna değil, daha geniş bir kesime de ilham verdiğini ve toplumlar arasındaki barışa katkı sağladığını belirtti.

    Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Toplum içindeki kararlı ve yapıcı duruşuyla yalnızca Kürt ve Alevi toplumlarının değil, Avusturya siyaset dünyasının da saygısını kazandı. Rıza Şehri Akademisi olarak derin bir üzüntüyle bildiriyoruz;Viyana Dergâhı pirimiz, Rıza Şehri Akademisi yönetiminden, yol önderlerimizden kıymetli Pir Hüseyin Akmaz Hakk’a yürümüştür. Kısa bir zaman diliminde birlikte birçok anlamlı gün yaşadık. Onun rehberliğinde, bu yolda gönüllerimize iz bırakan anılar, unutulmaz sohbetler ve derin hakikatler biriktirdik. Pir Hüseyin Akmaz ile aynı yolda yürümek, bizim için büyük bir onur ve derin bir öğrenme süreciydi. Onun bilgeliği, teslimiyeti ve yol aşkı; kurucusu olduğu Rıza Şehri Akademisi’nin her bir nefesinde yaşamaya devam edecektir. Dewrê xo daim bo. Devri daim olsun. Dewrê xwe daim be. Xızır yoldaşı olsun.”

    PİR HÜSEYİN AKMAZ KİMDİR?

    Pir Hüseyin Akmaz, 1954 yılında Dersim’de doğdu, genç yaşta Avrupa’ya göç etti ve uzun yıllar Avusturya’nın Viyana kentinde yaşadı. Alevi ve Kürt toplumunun önemli liderlerinden biri olarak, yaşamını özgürlük, eşitlik ve barış mücadelesine adadı. Klasik Aleviliğin tanınmasında öncü rol üstlendi ve Kürt hakları için Avrupa’daki kamuoyunu bilinçlendirdi.

    FEYKOM’un kurucularından biri olan Akmaz, Alevilik üzerine dersler verdi, toplumsal barış için diplomatik faaliyetler yürüttü. 2013’te kurulan Klasik Alevi İnanç Topluluğu’nun kuruluşunda aktif rol aldı.

    Hüseyin Akmaz, sadece bir aktivist değil, aynı zamanda bir manevi önderdi. Alevilik ve Kürt kimliği konusundaki çalışmalarıyla, toplumlar arasında dayanışma ve eşitlik adına büyük bir miras bıraktı.

    PİRHA/ AVUSTURYA

  • Alevi Ansiklopedisi dijital ortamda erişime açıldı

    Alevi Ansiklopedisi dijital ortamda erişime açıldı

    PİRHA- Rıza Şehri Akademisi’nin öncülüğünde hazırlanan Alevi Ansiklopedisi, çok dilli yapısıyla bugün (2 Temmuz) dijital ortamda erişime açıldı. Rıza Şehri Akademisi açıklamasında 2 Temmuz’un Alevi tarihinde bir kırılma anı olduğuna işaret edilerek, bu tarihin yüzyıllardır susturulmak istenen sözün, belleğin, inancın, duyguların, varoluşun tarihi olduğu vurgulandı. 

    Alevi toplumu için tarihi bir adım niteliğindeki Alevi Ansiklopedisi, bugün(2 Temmuz) itibarıyla dijital ortamda yayımlandı. Rıza Şehri Akademisi tarafından hazırlanan ansiklopedi, Alevi inanç ve kültür dünyasını dijital platformlara taşıyan ilk kapsamlı çalışma olma özelliği taşıyor.

    Türkçe ve İngilizce’nin yanı sıra Kurmancî, Almanca ve Fransızca dillerinde yayınlanan ansiklopedi; tarih, felsefe, ritüeller, edebiyat, sosyoloji, sanat, toplumsal cinsiyet gibi birçok alanda yüzlerce başlığa ev sahipliği yapıyor. Projede onlarca akademisyen ve uzman görev aldı.

    Online olarak erişilen ansiklopedi, Avrupa’daki Aleviler başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki Alevi topluluklarına ulaşmayı amaçlıyor. Bu sayede sözlü kültürün dijital belleğe aktarılması ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde ulaştırılması hedefleniyor.

    6 içerik girişinden oluşan ve 1. bölümü bugün yayına giren ansikloedinin diğer içerikleri ise belirtilen tarihlerde yayında olacak.

    NASIL ULAŞILIR?

    Alevi Ansiklopedisi’ne şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://www.aleviansiklopedisi.com

    NEDEN 2 TEMMUZ?

    Rıza Şehri Akademisi  tarafından yapılan açıklamada ‘Alevi Ansiklopedisi’ projesine dair şunları kaydedildi:

    2 Temmuz, takvimde sıradan bir gün değil, Alevi tarihinde bir kırılma anı’dır. Hem ateşe verilmiş bir otelin duvarlarında yankılanan çığlıkların, hem de yüzyıllardır susturulmak istenen sözün, belleğin, inancın, duyguların, varoluşun tarihidir.

    Sivas’ta yakılan yalnızca aydınlık yüzlü insanlar (ve çocuklar) değildi; asıl yok edilmek istenen yüzlerce yıla yaslanan bir felsefe, bir düşünce, bir hakikat ve inancın kendisidir.  2 Temmuz 1993’te, Alevilerin yüzyıllardır maruz kaldığı fiziksel şiddetin yanı sıra, bir başka şiddet biçimi de çıplaklaşıyordu: epistemik şiddet. Yani Alevilerin kendilerini yine kendi dilleriyle, kendi duygularıyla, kendi kavramlarıyla tanımlamasına, kendi bilgisini üretmesine, hafızasını kurmasına, mekanlarını yaratmasına yönelik tarihsel yasakların, inkârın, Alevi-karşıtı ayrımcılığın bilgisel şiddet hali.

    “BİR SÖZ MEYDANI OLARAK KARŞIMIZDA DURMAKTADIR”

    Tam da bu nedenle, Alevi Ansiklopedisi’nin 2 Temmuz 2025’te yayın hayatına başlaması, bir rastlantı değildir. Hem kökleri asırları aşan bir toplumsal gerçekliğin, hem günümüzde uluslararası bir bilimsel araştırma alanına dönüşen Alevilik Araştırmalar,  bünyesindeki yığınsal literatürün özlü, sade, kolay anlaşılabilir bir formatta, dijital çağın gerçeği içinde ortaya çıkışıdır. Alevi Ansiklopedisi, kendini başkalarının tanımlarına mahkûm etmeyi reddeden bir bilincin, yine kendi kavramlarıyla, sözleriyle, bilgisiyle, anlam ve duygu dünyasıyla var olma çabasıdır. Katliamların, yok saymaların, asimilasyonun, folklorikleştirmenin ötesinde; Alevilik bilgisinin derlenmesi, geleceğe taşınması ve dünyayla paylaşılması için atılmış bilimsel ve kolektif bir adımdır.

    Bugün, Alevi Ansiklopedisi sadece bir bilgi platformu değil; bir hafıza mekânı, bir söz meydanı olarak karşımızda durmaktadır.

    ALEVİ ANSİKLOPEDİSİ NEDİR?

    Alevi Ansiklopedisi, Nisan 2024’te Rıza Şehri Akademisi davetiyle başlayan, Alevilik Çalışmaları alanında emek vermiş akademisyenlerin katılımı ve katkılarıyla devam eden ve nihayet 2 Temmuz 2025’te yayın hayatına başlayan, çok boyutlu bir dijital bilgi platformudur. Alevi Ansiklopedisi yalnızca bilgi toplamayı değil, var olanın sistematik biçimde tasnifi ve geleceğe taşınması gibi tarihsel sorumlulukları da üstlenmektedir. Alevi Ansiklopedisi, kendisini benzerlerinden ayıran, iki kuvvetli temel üzerine yükseliyor. Akademi ve tarihsel-toplumsal bellek.

    İlki, akademik-bilimsel bilgi üretim süreçlerine dayanan ansiklopedik sözlük bölümüdür. Burada hedeflenen, artık uluslararası bir araştırma alanına dönüşmüş olan Alevilik Çalışmaları alanında oluşmuş devasa birikimi -özellikle de son 40 yılda üretilmiş ve sayısı hızla artan bilimsel çalışmaları- akademik standartlara bağlı kalarak geniş okur kitlesiyle buluşturmaktır. Kavramlar, konseptler, tarihsel kişiler, ritüeller, mekânlar ve kurumsal yapılar gibi çok çeşitli başlıklarda yazılan maddeler, bir bilimsel hakemli dergi titizliğinde değerlendirilmektedir. Amaç, her okurun rahat ve kolay anlayabileceği bir formatta kısa, özlü maddeler türetmektir.

    Bu kapsamda oluşturulan Alevi Ansiklopedisi Bilimsel Danışma Kurulu, dünyanın farklı coğrafyalarından, farklı disiplinlerden, alanında tanınmış kıymetli profesörlerden ve genç araştırmacılardan oluşmaktadır. Her madde, çok katmanlı bir editoryal süreçten geçerek, sadece akademik çevreye değil, Alevi toplumunun tüm bileşenlerine hitap edecek şekilde anlaşılır ve bütünlüklü bir dille sunulmaktadır.

    “ALEVİ HAREKETİ TARİHİNDE EŞİNE AZ RASTALANIR BÜYÜKLÜKTE HAFIZA AKTARIMI”

    Şu an için Türkçe ve İngilizce dillerinde yayın yapan ansiklopedi, kısa süre içinde Almanca, Kurmanci, Kırmancki ve Fransızca gibi dillere de genişlemeyi hedeflemektedir.

    Editoryal kurul, şimdilik kurucu bir rol oynasa da Ekim 2025’te düzenlenecek II. Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu sonrasında uluslararası bir yetkililik kazanarak kurumsal niteliğini pekiştirecektir.

    Ansiklopedinin ikinci boyutunu, Alevi Yol önderlerinin (pirlerin & anaların) sözlü anlatımlarına dayanan kolektif-bellek bölümüdür. Bu bölümde, Alevi teolojisinin, temel kavramlarının, dualarının (gülbenk/deyiş), ritüellerinin ve ahlaki dünyasının yüzyıllardır (farklı dillerde) sözlü olarak aktarılan mirası, video kayıtlar aracılığıyla derlenmekte ve dijital dünya aracılığıyle tüm insanlığa açılmaktadır. Bu, Alevi hareketi tarihinde eşine az rastlanır büyüklükte bir hafıza aktarımıdır. Bu hafıza, yüzlerce yıllık baskılardan, zulümlerden, katliamlardan kurtulmuş, ayakta kalmış, Alevi inancını, felsefesini, güzel sanatlarını, bilgisini ve toplumsal aklını bugüne taşımıştır. Bu haliyle Alevi Ansiklopedisi yalnızca bilgiyi aktarmamaktadır, aynı zamanda, ikrarla taşınmış hakikati, zulme karşı duruşu, adaletsizlik karşısında mücadeleyi, özcesi, kolektif bir varoluş biçimini yeniden var etmektedir.

    NELER YAYINDA? İLK GRUP İÇERİK VE KATILIMCILAR

    Alevi Ansiklopedisi, dijital yayın hayatına güçlü bir içerik havuzuyla ilk adımını atmaktadır. Yayına giriş tarihi olan 2 Temmuz 2025 itibarıyla platformda toplam 74 video ve 58 madde yer almaktadır. Bu içerikler Aleviliğin inanç dünyasına, tarihine, hafızasına ve gündelik yaşam pratiklerine dair çok yönlü bir temsili ortaya koymaktadır.

    İlk aşamada yayımlanan maddeler ve videolar tematik olarak oldukça geniş bir yelpazeye yayılmaktadır: Alevi inanç sistemleri, ocak örgütlenmeleri, kutsal mekânlar (jiareler), ritüel pratikler, tarihsel kırılma anları, kadının inanç içindeki konumu, Aleviliğin diasporadaki dönüşüm halleri ve yeni kuşaklar arasındaki aktarım mücadeleleri bu temalardan sadece birkaçıdır. Her biri kendi içinde özenle kurgulanmış bu içerikler, Alevi toplumunun etno-kültürel çoğulluğunu, coğrafi yayılımını ve tarihsel sürekliliğini yansıtan derinlikli perspektiflerle sunulmaktadır.

    İlk grup içerikler, geniş ve çok aktörlü bir yazar ve anlatıcı kadrosuyla oluşturulmuştur. Ulusal ve uluslararası düzeyde tanınan akademisyenler, alanın genç araştırmacıları, Alevi inanç önderleri (pirler, analar, rayberler), kurum temsilcileri, entelektüeller ve yazarlar bu süreçte katkı sunmuşlardır. Bu katılımcı zemin, yalnızca bilgi üretimini değil; aynı zamanda kolektif bir söz alanını da büyütmeyi amaçlamaktadır.

    Alevi Ansiklopedisi’nin ilk yayımları, bu anlamda hem akademik dünya, hem de Alevi toplumu açısından bir başlangıç değil, uzun süredir biriken bir ihtiyaç ve özlemin görünürlük kazandığı bir eşik olarak değerlendirilebilir.

    ALEVİ ANSİKLOPEDİSİ YAYIN TAKVİMİ

    Alevi Ansiklopedisi, işleyiş olarak, hakemli bir yayın mantığına benzer şekilde düşünülebilir. Dağınık içerik girişlerinden ziyade, belirli dönemlerde düzenli ve kolektif içerik yüklemeleri hedeflenmektedir. Bu yöntem, hem editoryal sürecin akademik çerçeveye uygunluğunu hem de içeriklerin bilimsel denetimini kolaylaştırmakta; akademik dünyanın çalışma ritmiyle uyum sağlamakta; aynı zamanda üretimi planlı ve öngörülebilir hale getirmektedir.

    Bu doğrultuda, Alevi Ansiklopedisi için 2025–2026 döneminde uygulanacak olan yayın takvimi aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:

    1.Grup içerik girişi: 2 Temmuz 2025

    2.Grup içerik girişi: 5 Ekim 2025 (Yazı son teslim tarihi: 15 Eylül 2025)

    3.Grup içerik girişi: 15 Ocak 2026

    4.Grup içerik girişi: 15 Nisan 2026

    5.Grup içerik girişi: 15 Temmuz 2026

    6. Grup içerik girişi: 15 Ekim 2026

    Yol Önderlerinin Dilinden Alevilik bölümüne yeni videolar eklenebilinmesi için II. Pirler ve Analar Çalıştayının ve ilişkili etkinliklerin Türkiye ve Avrupa’da örgütlenmesi çalışmaları devam etmektedir.

    ALEVİ HAREKTİNDE YENİ BİR DÖNEM

    Alevi Ansiklopedisi, yalnızca geçmişi kayıt altına alan bir bellek çalışması değil; aynı zamanda geleceğe yönelen, aktarımı önceleyen, yaşayan bir arşivdir. Bu yönüyle, statik bir bilgi bankası değil; kolektif aklın, duygunun ve direnişin süreklilik içinde kurduğu dinamik bir yapı olarak düşünülmelidir.

    Alevilikte “söz”ün, yani söylenmişin, söylenerek aktarılmış olanın merkezi bir yerde durduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle Alevi Ansiklopedisi, sözlü hafızanın yazılı ve dijital forma bürünerek bugünden yarına taşınmasının araçlarından biridir. Gülbenklerden deyişlere, ocak anlatılarından kutsal mekânlara, tarihsel travmalardan etik kodlara dek uzanan bu söz zinciri, artık yalnızca kulaktan kulağa değil, dünyanın her yerinde ve zamanla pek çok dilde erişilebilir olacaktır.

    Bu ansiklopedi, Alevilik bilgisinin kolonyal, dışlayıcı, manipülatif yaklaşımlara mahkûm edilmesine, Aleviliğin dışsal kategorilerle sınırlandırılmasına karşı entelektüel bir cevap, toplumsal bir duruştur. Epistemik bağımsızlık talebinin, kendi bilgisini kendi kavramlarıyla kurma hakkının ve kolektif hafızayı yine kendi içinden kurma iradesinin somutlaştığı bir dönüm noktasıdır.

    Alevi Ansiklopedisi, sadece bugünü değil, yarını da kurmak için yola çıkanların platformudur. Ve bu yol, tıpkı Aleviliğin kendisi gibi, bir mekân değil; bir yürüyüş, bir akış, bir hakikat arayışıdır. O yüzden bu platform bir başlangıç değil, yüzyıllardır süregelen sözün, ilk kez bu ölçekte hayat bulan dijital sureti olmaktadır.”

    PİRHA/ALMANYA

  • Alevi Ansiklopedisi 2 Temmuz’da dijital platformlarda!

    Alevi Ansiklopedisi 2 Temmuz’da dijital platformlarda!

    PİRHA- Rıza Şehri Akademisi öncülüğünde hazırlanan Alevi Ansiklopedisi, Temmuz ayında dijital ortamda yayınlanacak.

    Alevi inancının ve kültürünün temel kaynaklarında aktarılmasını ve kalıcı bir kaynakla geleceğini taşınmasını sağlama hedefiyle yola çıkan Alevi Ansiklopedisi, dijital medyada Alevi kültürünün tanıtımı ve korunması adına bir ilk olma özelliği taşıyor.

    Bilindiği gibi bir süre önce devlet asimilasyon politikalarının gereği olarak, Alevi Ansiklopedisi hazırlayacağını duyurmuştu. Aleviliği yok etme amacı taşıyan devletin bu projesine karşı, Rıza Şehri Akademisi, bu projeyi gündeme getirmiş ve Alevi toplumunu bu konuda harekete geçmeye çağırmıştı.

    Rıza Akademisi tarafından yapılan açıklamada şunlara yer verildi:

    “Tarihi bir gün olan 2 Temmuz’da bu çalışma dijital platformlarda Türkçe ve İngilizce dillerinde, aynı zamanda Kurmançî, Almanca ve Fransızca dillerinde Aleviliğe gönül verenlere hizmet vermek için yayınlanacaktır. Çok dilli yapısıyla öncü bir çalışma olan Alevi Ansiklopedisi, devletin asimilasyon politikalarına karşı Hüseyni duruşu ifade etmiş olacaktır.
    Alevi hafızasını dijital dünyaya taşıyan bu eser, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurma, kültürel mirası koruma ve hakikat arayışında cevap olmayı hedefliyor. Onlarca akademisyenin emek verdiği bu çalışma, Aleviliği yalnızca bir inanç sistemi olarak değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve kültürel miras olarak yaşatmayı esas alıyor.

    Ansiklopedi, zengin içeriğiyle Alevi tarihinden edebiyata, ritüellerden felsefeye kadar pek çok başlıkta bilgi sunuyor. Bütün ilgililerin ve Alevi toplumun ilgisini çeken bu çalışmanın Alevi toplumu ve ilgililer tarafından dikkatle izleneceği görülmektedir.”

    PİRHA/ALMANYA

  • “Alevi Ansiklopedisi dijital ortamda çok dilli bir ansiklopedi olacak” -VİDEO

    “Alevi Ansiklopedisi dijital ortamda çok dilli bir ansiklopedi olacak” -VİDEO

    PİRHA- Londra Tilkiler Toplum Merkezi’nin düzenlediği kahvaltıda konuşan ve Alevi Ansiklopedisi hakkında bilgi veren Rıza Şehri Akademisi yöneticisi yazar Ozan Genç, bu çalışmanın bir ilk olduğunu, dijital ortamda çok dilli bir ansiklopedi hazırladıklarını ve Alevi kurumlarını da bilgilendirip desteklerini istediklerini belirtti.

    İngiltere’de yaşayan Maraş’ın Pazarcık ilçesine bağlı Tilkiler köylülerinin kurduğu Tilkiler Toplum Merkezi, geleneksel kahvaltı etkinliğini dernek merkezinde düzenledi.

    Kahvaltıya Göçmen İşçiler Derneği Başkanı Bedriye Avcıl, Alxas Kom Eş Başkanı Ayfer Köker ve Elif Gökşen, Zedikanlılar Dernek Başkanı Mahmut Gözüak ve Hava Konuş katıldı.

    Kahvaltıdan sonra Rıza Şehri Akademisi yöneticisi yazar Ozan Genç, Rıza Şehri Akademisi ve Alevi Ansiklopedisi adına bir sunum yaptı.

    “ALEVİ ANSİKLOPEDİSİ GEÇ KALINMIŞ BİR ŞEYDİ”

    Yaklaşık dört sene önce Dortmund şehrinde bir okul binasını satın alıp, bu binanın ikinci katını akademi haline getirdiklerini, burada Alevilik üzerine dersler vermeye başladıklarını ve bu derslerin tamamen akademisyenler tarafından verildiğini belirten Ozan Genç, “İlk eğitimimizde 189 kişi başvurdu fakat 70 kişi düzenli olarak bu eğitimlere katıldı ve ilk 6 aylık periyotta mezun oldular. Bu eğitimleri başlattıktan sonra ikinci projemiz olarak Bir Alevi Ansiklopedisi yapma sürecini başlattık. Bu yeryüzünde şu ana kadar olan bir şey değil. Şu ana kadar üretilmiş, yazılmış değil. En az 30 yıl önce yazılmış olması gereken bir şeydi. Geç kalınmış ama başladık” dedi.

    “DİJİTAL ORTAMDA ÇOK DİLLİ BİR ANSİKLOPEDİ OLACAK”

    Genç, Alevi Ansiklopedisi ile ilgili şunları kaydetti:

    “Alevi Ansiklopedisi nedir? Ne yapmak istiyoruz? Hangi aşamadayız?  bunun bilgisini vermek istiyorum. Birincisi bu ansiklopedi dijital ortamda olacak. İngiltere’den, Amerika’dan, Almanya’dan, Türkiye’de herhangi bir yerden bu ansiklopedi ulaşılabilir olacak. Temsili olarak 3-4 sene sonra, ana şekli oluştuktan sonra bir kereliğe mahsus olmak üzere sembolik olarak basılacak. Fakat dediğim gibi esas özelliği dijital olması. İkinci önemli özelliği çok dilli olması.”

    “ALEVİ KURUMLARINI BİLGİLENDİRMEK VE DESTEKLERİNİ ALMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Sunumdan sonra PİRHA’ya konuşan Rıza Şehri Akademisi yöneticisi, yazar Ozan Genç, Alevi Ansiklopedisi ile ilgili şu bilgileri verdi:

    “Alevi Ansiklopedisi çalışmasının geldiği aşamayı kurumlara aktarmak ve beraberinde desteklerini almak için buradayız. İlk istediğimiz Alevi canların, kurumların ve yöre derneklerinin bu çalışmaları gündemleştirmeleri. Bu amaçla toplantılar düzenledik. İkinci destek isteğimiz lokmalarını almak. Bu çalışma çok ciddi kaynaklar gerektiriyor. Bundan dolayı çalışmayı kurumların gündemine taşıyıp, bu projeleri aynı zamanda maddi olarak sahiplenmelerini sağlamak istiyoruz. Bu noktada bazı Alevi kurumlarıyla görüşmeler yaptık. İçlerinden bir tanesi Britanya Alevi Federasyonu. Zaten genel olarak konfederasyonla da iletişim halindeyiz, oralarda da bilgilendirmeler yapmıştık. Olumlu karşıladılar, ilgilerini çekti.

    “WEB SAYFAMIZDA ANSİKLOPEDİ İLE İLGİLİ BÜTÜN BİLGİLER MEVCUT”

    Şu an bir web sayfamız var. Bu web sayfasında ansiklopediyle ilgili bütün bilgiler mevcut. Nasıl ulaşılabilir ne yapıyoruz ne yaptık ne yapıyoruz ne yapacağız? Bütün bilgilere çok kolay ulaşılabiliyor. Beraberinde iletişim adresleri var. Esas olarak kurumsal bir işleyiş olsun diye e-mail’ler üzerinden haberleşiyoruz. Fakat artı olarak ‘gönüllü ol’ bölümlerimiz var ve bayağı da bir gönüllü katkısı gelmeye başladı. Bültenlerimiz var, abone olunabiliyor ama özellikle e-mail adreslerini kullanırlarsa daha kalıcı, gözden kaçırmayıp geri dönüş yapacağımız bir bağlantı kurulmuş olur. Ayrıca telefon numaramız var.

    Bu tür toplantılar çoğaldıkça sırf web sayfası üzerinden değil de yüz yüze, can cana ilişkiler kurulduğunda da iyi sonuçlar alınabiliyor. Bunları gözlemliyoruz.”

    PİRHA/LONDRA

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi Ansiklopedisi Yola Çıktı: Kültürel Miras Dijital Platformda Hayat Buluyor

  • Alevi Ansiklopedisi Yola Çıktı: Kültürel Miras Dijital Platformda Hayat Buluyor

    Alevi Ansiklopedisi Yola Çıktı: Kültürel Miras Dijital Platformda Hayat Buluyor

    PİRHA- Alevi kültürünü bilimsel temellerle geleceğe taşıyacak dijital bir köprü kuruluyor! Rıza Şehri Akademisi öncülüğünde hayata geçirilen Alevi Ansiklopedisi, Temmuz 2025’te ilk içeriklerini yayınlamaya hazırlanıyor. Akademisyenler, yazarlar ve tüm Alevi toplumu, bu tarihî projeye katkı sunmaya çağrılıyor.

    Alevi kültürünün bin yıllık çığlığı, artık dijital bir yankı buluyor! Alevi toplumunun kendi gerçekliğini bilimsel temellerle anlatacak bir dijital hafıza projesi nihayet hayata geçiyor. Alevi Ansiklopedisi, Rıza Şehri Akademisi öncülüğünde, yüzyıllardır asimilasyon ve unutturma politikalarına direnen Alevi toplumunun hafızasını korumak için, Aleviliği kendi kavramları, ritüelleri ve tarihsel derinliğiyle aktarmak üzere yola çıktı.

    Bu girişim, manipülatif bilgi kirliliğine karşı bir direnç noktası oluşturmayı ve dağınık coğrafyalardaki Alevi mirasını ortak bir dijital platformda buluşturmayı hedefliyor.

    Çok dilli erişimle Balkanlar’dan Mezopotamya’ya uzanan kültürel belleği küresel ölçekte paylaşmayı amaçlayan ansiklopedi, Temmuz 2025’te ilk içeriklerini yayınlamaya hazırlanıyor. Bu tarihî adım, yalnızca bir ansiklopedi değil, Alevi toplumunun kolektif hafızasının dijital bir manifestosu olarak tanımlanıyor.

    NEDEN ALEVİ ANSİKLOPEDİSİ?

    Alevi toplumu, yüzyıllardır kültürel asimilasyon, tarihsel silinme ve epistemik şiddetle mücadele ederken, kendi gerçekliğini bilimsel temellerle anlatacak bir platforma duyulan ihtiyaç her geçen gün daha kritik hale geliyor. Alevi Ansiklopedisi, bu ihtiyacı karşılamak üzere Rıza Şehri Akademisi öncülüğünde hayata geçirilen çok dilli ve disiplinler arası bir dijital bilgi platformu olarak öne çıkıyor. Proje, Aleviliği kendi kavramsal çerçevesi, ritüelleri ve tarihsel derinliğiyle aktarmayı; manipülatif bilgi kirliliğine karşı bilimsel bir kalkan oluşturmayı ve genç kuşaklara Alevilik bilgi ve belleğini aktarmayı hedefliyor.

    Balkanlar’dan Mezopotamya’ya uzanan geniş bir coğrafyadaki Alevi kültürünü başta Türkçe ve İngilizce, sonrasında, Kurmancî, Kırmancki (Zazaca) ve Almanca dillerinde erişilebilir kılacak ansiklopedi, dijitalleşmenin gücünü kullanarak küresel bir okur kitlesine ulaşmayı amaçlıyor. Özellikle genç nesillerin akademik çalışmalarına kaynak sunacak bu girişim, Aleviliği “kendi sesiyle” aktarma misyonunu üstleniyor.

    DİJİTAL ÇAĞDA BİR KÜLTÜR MANİFESTOSU

    Alevi Ansiklopedisi, yalnızca bir bilgi kaynağı değil; kadim bir geleneğin, asırlardır süren direnişin ve kolektif hafızanın dijital çağdaki yansımasıdır. Alevilik, Anadolu’nun mayasına karışmış eşitlikçi öğretisiyle, “eline-diline-beline sahip ol” ilkesiyle, cemlerin ışığı ve semahların ritmiyle bugüne taşınan bir kültür mirası. Bu miras, artık dijital bir köprüyle geleceğe uzanıyor: Kayıp köylerin sözlü tarihlerinden, diasporadaki gençlerin kimlik arayışına kadar her hikaye, bu platformda hayat bulacak.

    AKADEMİK ETKİLEŞİM VE UZUN VADELİ HEDEFLER

    Alevi Ansiklopedisi, yalnızca statik bir bilgi havuzu değil, dinamik bir akademik etkileşim platformu olarak tasarlandı. Bu amaçla yıllık sempozyum ve workshoplar organize ederek Alevilik alanında çalışan akademisyenler, doktora ve yüksek lisans öğrencileriyle ortak bilgi üretim alanları oluşturmayı planlamaktadır.

    Disiplinler arası iş birlikleri ile Yayın Kurulu ve Bilimsel Danışma Kurulu’nu küresel bir ekibe dönüştürerek ansiklopedinin akademik ağırlığını artırmak temel hedef olarak öne çıkıyor.

    AKADEMİSYENLERE ÖZEL DAVET: DANIŞMA KURULU GENİŞLİYOR

    Alevi Ansiklopedisi’nin bilimsel niteliğini güçlendirmek için Aleviliğin teolojik, sosyolojik ve tarihsel boyutlarında uzman araştırmacı ve akademisyenlerden oluşacak geniş bir bilimsel Danışma Kurulu oluşturuluyor. Katılımcıların, projenin akademik özgünlüğünü korumada kritik rol üstleneceği vurgulanırken, kurulun tam listesinin önümüzdeki haftalarda web sitesinde yayınlanacağı belirtildi.

    YAZARLARA KÜRESEL ÇAĞRI VE MAKALE GÖNDERİM SÜRECİ:

    Alevi Ansiklopedisi, dünya çapında yazarları ve araştırmacıları 30 Nisan 2025’e kadar makale göndermeye çağırıyor. Türkçe ve İngilizce hazırlanacak makalelerde Alevi tarihi, inanç sistemleri, sosyolojisi ve sanatı gibi konular ele alınacak. Teknik detaylar ve örnek makaleler, web sitesindeki “For Authors” bölümünde paylaşılıyor. Proje, Temmuz 2025 itibarıyla ilk içeriklerini yayınlayarak dijitalleşme yolculuğunda önemli bir adım atacak.

    ANSİKLOPEDİYE NASIL DESTEK OLUNUR?

    Alevi Ansiklopedisi, kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması için herkesin katkısını bekliyor ve destek olmanın yolları şöyle sıralanıyor:

    Yayınlanmış eserlerinizden derlemeler yapabilir veya yeni makaleler yazabilirsiniz. Başvuru detaylarına web sitesindeki “Yazarlar İçin” bölümünden ulaşılabilir.

    Sosyal Medyada Ses Olun: Projenin afiş, ilan ve duyurularını paylaşarak görünürlüğüne katkı sunun. Her paylaşım, Alevi belleğinin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlar.

    Maddi Destek veya Gönüllü Olun:

    Web sitesindeki bağış kampanyasına destek verebilirsiniz.

    Teknik altyapı, çeviri, görsel tasarım gibi alanlarda gönüllü çalışabilirsiniz.

    Çevrenizi Harekete Geçirin: Alevi tarihi, kültürü veya MENA bölgesi üzerine çalışan akademisyenleri projeye yönlendirin. Bir kişi daha kazandığımızda, ansiklopedi bir adım daha güçleniyor.

    Alevi Ansiklopedisi ile ilgili daha fazla bilgi için, geniş içerikli web sitesini ziyaret edebilirsiniz: https://www.aleviansiklopedisi.com

    İletişim: info@aleviansiklopedisi.com

    Eyüp HANOĞLU/PİRHA

     

  • Alevi Ansiklopedisi çalışmaları devam ediyor

    Alevi Ansiklopedisi çalışmaları devam ediyor

    PİRHA- Alevi Ansiklopedisi çalışmaları devam ediyor. Alevi Ansiklopedisi, Türkçe ve İngilizce olmak üzere, yayına iki dilli başlayacak. İlerleyen aşamalarda Kırmancki (Zazaca), Kurmanci, Almanca ve Fransızca gibi ek diller hayata geçirilecek.

    Rıza Şehri Akademisi davetiyle başlatılan Alevi ansiklopedisi çalışmaları devam ediyor. Akademisyenler, araştırmacılar, yazarlar, entelektüeller, Aleviliğe dair çalışmaları ve ilgisi olan herkesin Alevi Ansiklopedisine katkıda bulunmaya çağıran Rıza Şehri Akademisi, gelinen aşamaya dair şu bilgiler aktardı:

    “Alevi Ansiklopedisi, Türkçe ve İngilizce olmak üzere, yayına iki dilli başlayacaktır. İlerleyen aşamalarda Kırmancki (Zazaca), Kurmanci, Almanca ve Fransızca gibi ek diller hayata geçirilecektir.

    Örneğin, “semah”, “ocak”, “talip”, gülbenk”, “cemevi” vb. gibi tarihsel, sosyolojik, folklorik, etnografik, teolojik klasik madde girişlerinin yanı sıra “Alevi karşıtı ayrımcılık”, “Alevilikte sözlü kültür”, “Alevilerde kuşaklar arası travma”, “toplumsal cinsiyet eşitsizliği”, “Aleviler ve mizah”, “Alevilik ve travma”, “Kureyş Ocağı”, “Alevi Katliamları”, Alevi Diasporaları”, “Alevi Müziği”, “Alevi hafızası”  vb. farklı konseptlerde hazırlanmış, belirli bir tarihsel dönem, olay, süreç ve/veya durumla ilişkili; Alevi tarihi, coğrafyası, sosyolojisi, antropolojisi, teolojisi, folkloru, siyaseti, ekonomisi vd. alanlarda Alevi kültürüne ve coğrafyasına ışık tutacak yazılar da hazırlanabilir.

    ALEVİ TOPLUMUNUN SOSYO-KÜLTÜREL VE SİYASAL ÇEŞİTLİLİĞİNİ KAPSAMA AMACINDADIR

     Alevi Ansiklopedisi, Alevi toplumunun sosyo-kültürel ve siyasal çeşitliliğini kapsama amacındadır ve özellikle tartışmalı konularda farklı perspektiflerden hazırlanmış içerikleri yayımlama vizyonuyla hareket etmektedir.

    Alevi Ansiklopedisi, destekleyici Alevi kurumlar, Yayın Kurulu & Bilimsel Danışma Kurulu ve teknik ekip olmak üzere üç ana ayaktan oluşmaktadır.

    Rıza Şehri Akademisi davetiyle başlatılan projede, Türkiye’den ve Avrupa’dan çeşitli Alevi kurumlar ile akademik planda Alevilik çalışmaları çerçevesinde faaliyet yürüten çeşitli platformlar, destekçi olarak yer almaktadır. Rıza Şehri Akademisi, projenin diğer kurumlarla ilişki kurmasında; kamuoyunda duyurusunda ve tanıtımında; maddi altyapısının hazırlanmasında ve sürdürülmesinde rol üstlenmektedir.

    Yayın Kurulu, Ansiklopedinin diğer kurullarıyla eşgüdüm haline; ancak yayım sürecinin örgütlenmesi ve yürütmesinde bağımsız olarak; Bilimsel Danışma Kurulunun örgütlenmesinde ve sürece dahil edilmesinde ve ansiklopedinin akademik-bilimsel kriterler çerçevesinde uluslararası nitelik kazandırılmasında görev almaktadır.

    Bilimsel Danışma Kurulu, yayım sürecinde, Yayın Kurulunun bilgi ve uzmanlığını aşan konularda alanındaki bilgi ve deneyimine danışılacak bir uzmanlar kurulu olarak düşünülmektedir. Yanı sıra, dönem dönem örgütlenecek ortak toplantılarda, sempozyum ve workshoplarda, yine bilgi ve deneyimiyle Alevi Ansiklopedisi’ne katkı sunabilecek bir uzamanlar ağı olarak değerlendirilmektedir. Teknik Ekip, Ansiklopedi web sitesinin yapımında, yürütmesinde ve görsel materyallerin hazırlanmasında sorumluluk üstlenmektedir.

    Alevi Ansiklopedisi, uzun yıllara yayılacak, adım adım içeriğini zenginleştirerek genişleyecek bir online bilgi platformu olarak tasarlanmıştır.”

    PİRHA/ALMANYA

     

     

  • Dr. Gültekin: Alevi kurumlarının kendi birikimi üzerinden akademilerini oluşturması değerli-VİDEO

    Dr. Gültekin: Alevi kurumlarının kendi birikimi üzerinden akademilerini oluşturması değerli-VİDEO

    PİRHA- Dr. Ahmet Kerim Gültekin, AKP’nin üniversitelerde geliştirdiği kimi Alevilik araştırmalarını ‘Aleviliğe giydirilmeye çalışan ideolojik dar ceket’ olarak yorumladı. Gültekin, “Alevi kurumlarının kendi bünyesinden çıkardığı Rıza Şehri Akademisi, GADEV Akademisi gibi kendi anlam-duygu dünyası, birikimi üzerinden bilgisini üretmesi ve kendi aklıyla müdahale etmesi daha tercih edilebilir yerde. Alevilerin kendi içerisinde de azımsanmayacak ölçüde akademisyen birikimi var” dedi.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Rıza Şehri Akademisi tarafından organize edilen Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu yoğun katılımla gerçekleşti. Sempozyuma katkı sunan katılımcılardan olan ve 2017 yılında Munzur Üniversitesi’nden ihraç edilen Dr. Ahmet Kerim Gültekin, akademi deneyimlerini paylaşmıştı.

    Alevilik çalışmaları artık uluslararası bir alan ve bu alan ilginç bir biçimde büyümeye devam ettiğini söyleyen Gültekin, 22 yılık AKP sürecinde Alevilik adına kurulan kimi enstitü ve araştırmaların Aleviliğin kültürel çeşitliliği yok sayan, kendisine ait olmayan kalıplara sokmaya çalışan zor aygıtları halini aldığını ifade etti.

    Gültekin, Alevi kurumlarının birikimleri üzerinden kendi bilgisini ürettiği akademileri oluşturmasının çok daha değerli olduğuna vurgu yaparak, Alevilerin kendi içerisinde azımsanmayacak ölçüde akademisyen taşıdığını kaydetti.

    “CUMHURİYET, ALEVİ TOPLULUKLARIN YAPISINI DAĞITAN ROL ÜSTLENDİ”

    Yüzüncü yılını geride bırakan cumhuriyetin Alevi toplulukların kendi içerisinde kurduğu yapıyı bozan bir rol üstlendiğini söyleyen Gültekin, “6 yıldır Almanya’da yaşıyorum. 2017 yılında Munzur Üniversitesi’nden ihraç edildim. Hakkımda akademik ve politik sebeplerden ötürü devam eden ceza davalarım vardı. Maalesef Türkiye’den ayrılmak durumunda kaldım. 5 yıl Leipzig Üniversitesi’nde, daha sonra Berlin Özgür Üniversitesi’nde çalışma şansım oldu. Daha çok Alevilik çalışıyorum, çok geniş bir konu. Alevilik içerisinde Raa Heqi olarak bilinen inanç sistemi üzerinde çalışıyorum. Daha özelde de jiyare yani ziyaret kültleri üzerine çalışıyorum. 60-70’li yıllarda bir takım modernleşme süreçleri, Alevilerin ekonomik-politik sebeplerle köylerden şehirlere ve Avrupa’ya göçü kırsal bağlamlı bir takım ilişkileri değiştirip dönüştürdü. Kürt Aleviler özelinde de süreklilik arz eden bir şiddet olgusu var. Bu da geçtiğimiz yüzyıla kadar bu toplulukların kendi içerisinde kurduğu ilişkiyi, hukuku, yapıyı bozan, dağıtan bir rol üstlendi. Ocak-talip ilişkileri üzerine yükselen bir toplumsallık dağılmış oldu. Bu Alevilik çalışmalarının tespit ettiği çok genel bir anlatı” diye konuştu.

    “ALEVİLİĞİ DAĞILMIŞ TASVİR EDERSEK, SÜREKLİLİK DİNAMİĞİNİ GÖRMEYİZ”

    “Aleviliğin kendisini 21. yüzyıla aktaran ve bence başarılı da olan bir gerçekliği var” diyen Gültekin, şöyle devam etti:

    “Alevilik çalışmaları bugün uluslararası bir saha. Bu sahada da büyük anlatılar var. Benim çalışmalarım bu anlatıları eleştiren bir çerçeveden yaklaşıyor. Çünkü Aleviliği dağılmış, otantikliğini kaybetmiş, sürekli yolunu arayan, kimlik bunalımı içerisinde kültürel bir durum olarak tasvir ettiğimiz zaman Aleviliğin içerisindeki süreklilik dinamiklerini görmüyoruz. Kendisini 21. yüzyıla aktaran ve bence başarılı da olan bir gerçekliği var. Tabi ki sosyal değişme bir olgu. Yani insanlar yüzyıl öncesinde olduğu gibi yaşamıyor, konuşmuyor, düşünmüyor. En nihayetinde bu bir inanç ve yaşamaya devam ediyor. Bu noktada jiyareler yani ziyaretlere biraz daha dikkatli olmak bakmak gerekir. Çünkü nihayetinde insanlar raybelerleriyle, pirleriyle, mürşitleriyle bağlarını kaybetseler de  her gün güneşe dua ederek, ziyaretlerine giderek o kutsallarla temasa devam ettiler. Bu spirütüel alan insanların inançları ve kimlikleri arasında kurduğu bağda büyük bir dinamizm yarattı. Örneğin Kürt Alevi kimlik siyaseti doğa inançları üzerinden ilerliyor. Doğayı korumak olarak lanse ediliyor. En nihayetinde insanlar orada basit anlamda bir çevreci mücadele pratiği sergilemiyorlar. Munzur’u, Düzgün Baba’yı, dağları, ormanları korurken aslında orada bir inanç gerçekliğini korumuş oluyorlar.”

    “AKP, ALEVİLİĞE İDEOLOJİK DAR BİR CEKET GİYDİRMEYE ÇALIŞIYOR”

    Gültekin, 22 yılık AKP sürecinde Alevilik adına kurulan kimi enstitü ve araştırmaları ‘Aleviliğe giydirilmek istenen dar bir ceket’ olarak değerlendirerek, “Alevilik çalışmaları artık uluslararası bir alan ve bu alan ilginç bir biçimde büyümeye devam ediyor. Özellikle Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’da da belli merkezler var. Örneğin Viyana’da Alevi Teolojisi bölümü açıldı. Yine bölüm olarak Hamburg’da bir Alevi Teolojisi bölümü faaliyete girdi. Londra’da devam eden bir proje var. Böyle irili ufaklı pek çok merkez var. Türkiye ile kıyaslandığında nispeten daha rahat bir çevre var. Türkiye’nin AKP ile içine girdiği süreç, üniversiteleri içerisinde dönemsel olarak kurduğu, kapattığı, işine geldiği zaman kullandığı Alevilik araştırmaları üzerinden bir fark görüyoruz. Orada üzerine Alevilik ideolojik dar bir ceket giydirilmeye çalışılıyor. Aleviliğin kapsadığı o kültürel çeşitliliği yok sayan, ait olmadığı bir çerçeveye sokmaya çalışan bir zorlama var” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ KURUMLARININ BİRİKİMLERİ ÜZERİNDEN OLUŞAN AKADEMİLER ÇOK DAHA DEĞERLİ”

    Alevi kurumlarının birikimleri üzerinden kendi bilgisini ürettiği akademileri oluşturmasının çok daha değerli olduğuna vurgu yapan Gültekin, şunları ifade etti:

    “Avrupa’daki akademilerde her ne kadar nispeten daha rahat çalışma koşulları olsa da, Alevi kurumlarının kendi bünyesinden çıkardığı Rıza Şehri Akademisi, GADEV Akademisi gibi kendi anlam ve duygu dünyası üzerinden, birikimi üzerinden bilgisini üretmesi ve kendi aklıyla müdahale etmesi daha tercih edilebilir yerde. Alevi hareketi akademi ile ilginç bir bağ kurmuş durumda. Bu Alevi teolojisi içerisinde de yer bulan bir yerde. Bilgi ya da hakikat Alevilikte çok merkezi bir yer tutuyor. Hakikate ulaşmak Alevilik yolunu tarif eden bir yerde duruyor. Dolayısıyla Aleviler her zaman akademilerden, akademisyenlerden öğrenmeye, onlarla etkileşim içerisinde olmaya açık bir toplum. Kendi içerisinde de çok ciddi azımsanmayacak ölçüde akademisyen birikimi var. Bu tarz girişimler sonraki kuşaklara bilimsel bir zemin bırakması bakımından önemli.”

    PİRHA/ALMANYA

  • Dr. Ali Arslan: Alevi inancını dijital platforma taşımalıyız, bu kalıcı bir referans olacak-VİDEO

    Dr. Ali Arslan: Alevi inancını dijital platforma taşımalıyız, bu kalıcı bir referans olacak-VİDEO

    PİRHA- ‘Alevi  Ansiklopedisi’ sempozyuma konuşmacı olarak katılan Dr. Ali Arslan, Alevilik inancının ve kültürel mirasın aktarımında dijital platformun bir başlangıç olduğunu söyledi. Bu alanın daha çok kullanılması çağrısında bulunan Arslan, “Fikirlerle yetinmeyip bir şeyler yapmak gerekiyor. Bunu resimle, görselle, müzikle, edebiyat ile dijital platformlarla buluşturabilirsin” dedi. 

    Almanya’nın Dortmund kentinde Rıza Şehri Akademisi tarafından organize edilen Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu yoğun katılımla gerçekleşti. Sempozyuma katkı sunan katılımcılardan Dr. Ali Arslan, İngiltere’de başlattıkları ‘Schoool of Alevisim’ projesini ve bu projenin dijital platformlara aktarma deneyimlerini paylaşmıştı.

    Alevi gençlere seslenen Arslan, Alevilik inancının kültür, sanat, edebiyat, müzik vb. alanlarla dijital platformlara aktarılmasının gelecekte bir referans olarak kalacağının önemini vurguladı.

    “DİJİTAL PLATFORMDAKİ VERİLER KALICI BİR REFERANS”

    Londra’da büyüyen ve sonrasında İsviçre’ye yerleşen Dr. Ali Arslan, dijital platformlara ilk olarak Britanya’daki Alevileri tanıtma projesiyle başladıklarını kaydederek, “Benim için en değerli noktası buydu. İnsanların deneyimlerini duymak, Türkiye’deki Alevilik çalışmalarının gidişatı, aldığı hal, devletin çabaları, Aleviliğin Avrupa’daki okullarda ders olarak okutulması gibi sunumlar beni çokça şaşırttı. Dijital platformlarda Alevi gençler için yaptıklarımız gerçekten etki ediyor mu diye elbette düşünüyoruz. Dijital platform üzerinden yaptığımız şeyler elbette kalıcı ve bir referans olarak kalacak. Konu belki çok kritik değil ama, gençlerin kendi gibi bir Aleviyi görmesi onları mutlu ediyor” dedi.

    “FİKİRLERLE YETİNMEYİP BİR ŞEYLER YAPMAK GEREKİYOR”

    Dr. Ali Arslan, Aleviliğe dair kültürel, sanatsal çalışmaların dijital platformlar ile buluşmasının önemini vurguladı.

    Arslan şöyle devam etti:

    “Bu tarz dijital platform üzerindeki çalışmalar gençler için bir başlangıç veya kaynak oluyor. Amerika’dan, Avustralya’dan dahi mesajlar geliyor. Fikirlerle yetinmeyip bir şeyler yapmak gerekiyor. Herkesin çok güzel fikri oluyor ama bunu bir şekilde dijital medya için çekemiyor. Bunu resimle, görselle, müzikle, edebiyat ile dijital platformlarla ile buluşturabilirsin. Hatalar elbette olacak ama deneyerek, gelen önerilerle daha iyisi olacak. Önemli olan bu tür şeylerde kendi hikayenizi paylaşmak ve bu hikayeyi başkalarının izlemesi. Bu hikayeler çok ilginç geliyor. Basitliği ve küçüklüğü önemli değil, asıl önemli olan ilk adımı atmak.”

    PİRHA/ALMANYA

     

  • DAD Eş Genel Başkanı Kete: Alevi Ansiklopedisi, hafızayı gelecek kuşaklara taşıyacak-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kete: Alevi Ansiklopedisi, hafızayı gelecek kuşaklara taşıyacak-VİDEO

    PİRHA-DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, ‘Alevi Ansiklopedisi’ çalışmasının Alevi süreklerine ait toplumsal hafızanın gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir misyonu tamamlayacağını söyledi. Kete, “Alevi Ansiklopedisi çalışmasını ciddiye alıyoruz, değer veriyoruz. Bütün Alevi süreklerini bu çalışmanın içine katmaları son derece önemlidir” dedi.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Rıza Şehri Akademisi tarafından organize edilen Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu yoğun katılımla gerçekleşti. Sempozyuma katkı sunan katılımcılardan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Alevi Ansiklopedisi çalışmasının kültürel asimilasyona karşı önemli bir eksikliği gidereceğini kaydetti.

    “ALEVİ ANSİKLOPEDİSİNİ CİDDİYE ALIYORUZ, DEĞER VERİYORUZ”

    Tüm Alevi süreklerini içine alan bir ansiklopedi çalışmasının bir hafızayı da gelecek kuşaklara taşıma misyonunu üstleneceğini ifade eden Kete, “Ansiklopedi baskılı bir kağıt olarak yıllarca bir kültüre, topluma, tarihe ait bütün bilgileri içinde bulunduran bir hafıza olarak düşünülüyordu. Dünyada sayılı ansiklopediler vardı. Bir araştırma, inceleme yapıldığında gidip oraya başvuruluyordu. Dönem dönem reddedilen halklar, inançlar tarihsel araştırmalarda kendi varlıklarını kaynaklara dayanarak ispat ettikleri zamanda başvurdukları önemli bir belgeydi. Bu çerçevede düşünüldüğünde Alevi Ansiklopedisi’nin yazılması, bütün Alevi süreklerine ait kavram ve kuramlarının bir dijital ortamda bir araya getirilmesi toplumsal hafızanın gelecek kuşaklara aktarılması anlamına geliyor. Toplumun inanç ve inanç kimliği toplumun en önemli varlık kimliğidir. Binlerce yıldır toplum inanç kimliğiyle kendini bugüne kadar getirmiştir. Bu anlamda Alevi Ansiklopedisi çalışmasını ciddiye alıyoruz, değer veriyoruz. Bütün Alevi süreklerini bu çalışmanın içine katmaları son derece önemlidir. Gelecek kuşaklar dijital ortama girdiklerinde kendi inanç kimliklerine ait ritüelleri, erkanları, kavramları, kuramları tarihsel hakikatleriyle bulabilecekler” dedi.

    “MODERNİST GÜÇLER KAVRAMLARLA SÜREKLİ OYNAMIŞLARDIR”

    Kete, sistemin kavramlarla oynayarak asimilasyon aracı hale getirdiğine işaret ederek, “Şöyle bir risk vardır. Bu risk Alevi Ansiklopedisi’nin yazılışıyla ilgili değildir. Modernist güçler sürekli kavramlarla oynamışlardır. Bir kavramın anlamını boşaltmak bir tarihi, kültürü, coğrafyayı yok etmektir. Çünkü her kavram, her kelime ve her ritüel bizi tarihsel bir mekana götürür. Bu yönüyle de kavramlar toplumu özgürleştirebileceği, hakikatiyle buluşturabileceği gibi, toplumu asimilasyona uğratıp hakikatinden uzaklaştırabilir de” diye belirtti.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN ANSİKLOPEDİSİ KÜLTÜREL ASİMİLASYONA YOL AÇAR”

    AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilahiyatçılar eliyle hazırlatacağı ansiklopedinin kültürel asimilasyona hizmet edeceğini belirten Kete, şunları kaydetti:

    “Bu son derece önemli bir çalışmadır. Bu alanla ilgili yazıp çizen, bilim iktidarını ve pozitivist bakış açısını reddeden, hem Alevi olup hem de Alevice düşünerek katkı sunan canlarımız vardı. Ayrıca erkanlara katılmış, toplumsal hafızayı diri tutarak gelecek kuşaklara aktarmış pirler ve analar var. Bu da son derece tarihsel bir çalışmadır. Onların yani Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yazdığı ansiklopedi bahsettiğimiz çok güçlü kültürel asimilasyona yol açacaktır. Bu kurum ayrıca devletin en güçlü ideolojik aygıtıdır. Bize ait kavram ve kuramların anlamını boşaltıp, hakikatinden uzaklaştıran bir yaklaşım sergileyecek. Ayrıca orada çalışanların çoğunun mevcut Türk-İslam inancını savunan ilahiyatçı ve akademisyenlerin olması da apayrı bir dünyadır. Ben toplumda büyük bir karşılık gördüklerine inanmıyorum.”

    PİRHA/ALMANYA

  • Rıza Şehri Akademisi, ‘Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu’ Sonuç Bildirgesini yayınladı

    Rıza Şehri Akademisi, ‘Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu’ Sonuç Bildirgesini yayınladı

    PİRHA-Rıza Şehri Akademisi’nin düzenlediği, ‘Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu’ Sonuç Bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, “Ansiklopedi yazılımı üç yıl devam edecektir. Ansiklopedi Türkçe, Kurmanci, Kîrmancki, İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerinde çok dilli olarak canlara hizmet sunacaktır. 2025 başında Alevi Ansiklopedi Dijital sayfası tamamlanmış olacak. 15 Ocak 2025’ten itibaren bilim insanlarından tematik konular üzerine yazılmış makaleleri alınmaya başlanacak, Haziran 2025’ten itibaren tematik konular erişime açılacaktır” denildi.

    Rıza Şehri Akademisi, Alevi Yol önderleri, konuyla ilgilenen akademisyenler ve araştırmacıların katılımıyla 16-17 Kasım’da Almanya/Dortmund’ta iki günlük ‘Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu’ gerçekleştirildi. Rıza Şehri Akademisi, bugün sempozyumun sonuç bildirgesini yayınladı.

    “ALEVİLİK TARİHİ, İNANCI VE GÜNCEL SORUNLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRMELER YAPILDI”

    Sonuç bildirgesinde, “Sempozyumda Alevi ve Alevilik bilgisine dönük akademik alan yaratmak ve bağımsız akademik çalışmalar üzerinden her sürekten Alevi’nin temel başvuru kaynağının nasıl olması gerektiğine ilişkin sorulara yanıt olunmaya çalışıldı” denildi.

    Bildirgede şu ifadeler yer aldı:

    “Bugüne kadar Alevi çalışmalarını yürüten farklı Alevi kurum temsilcilerinin de yer aldığı sempozyumda Alevilik tarihi, inancı ve güncel sorunları hakkında çok yönlü değerlendirmeler yapıldı, çözüm ve çıkış yoluna ilişkin değerli öneriler sunuldu. Her sürekten Alevilerin inanç alanındaki temel ihtiyaç ve beklentilerini karşılamak amacıyla iki gün üçer oturum olmak üzere altı oturumda çok dilli, bilimsel ve objektif Alevi Ansiklopedisi Yazılımına ilişkin değerli deneyim ve birikimler ortaklaşıldı.
    16 Kasım 2024 Cumartesi, ‘Bilginin Politikası Bağlamında Alevilik-Bilgisinin Aktarımı Sorunu ve Alternatif Deneyimler’ oturumunda Türkiye deneyimleri aktarıldı. Alevilik bilgisinin derlenmesi ve aktarımının, Türkiye’de devlet politikaları nedeni ile zor olduğunun altı çizildi. Üniversiteler bünyesinde enstitüler, Alevi Açılımı ve en son olarak Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve zorunlu din eğitimi gibi politikalarla bilgisel-şiddetin dayatıldığı ifade edildi.

    “ALEVİ ANSİKLOPEDİSİ SAYESİNDE KİRLİ VE ÇARPIK BİLGİLERİN ÖNÜNE GEÇİLECEK”

    Alevi kurumları, Alevi akademileri, dergiler ve yayınlar gibi önemli çalışmalar ve çabalarla bilgisel şiddette karşı ön almaya çalışmışlarsa da başarılı olmadıkları belirtildi. Bu deneyim ve birikimlerin ortaklaştırılmasında, Alevi Ansiklopedisi’nin önemli bir işlev göreceği, bu sayede kirli ve çarpık bilgilerin önüne geçebilmenin mümkün olacağı ifade edildi.

    Avrupa’da Alevi Akademileri ve Üniversiteler Bünyesinde Alternatif Projelerle Alevilik Eğitimi Deneyimleri’ oturumunda, Avrupa’daki Alevi akademileri ve üniversiteler bünyesinde yürütülen alternatif projeler üzerinden Alevilik eğitimi deneyimleri tartışıldı. Alevilik bilgisinin Avrupa’daki akademik çevrelerde nasıl aktarıldığı, bu süreçte karşılaşılan zorluklar ve elde edilen başarılar değerlendirildi. Dijitalleşen Alevilik -Alevilik Bilgisinin/Belleğinin Dijital Çağda Arşivlenmesi ve Aktarımı oturumunda, hızla gelişen bilgi ve iletişim teknolojilerinin kültürel mirasın aktarımındaki rolü Alevilik perspektifi ile ele alındı. Dijitalleşmenin, Alevilik bilgisinin yeniden üretilmesi ve yorumlanmasındaki işlevi üzerine değerli sunumlar yapıldı.”

    “SON YILLARDA, TÜRKİYE VE AVRUPA’DA ALEVİLİK ÇALIŞMALARINA CİDDİ BİR YÖNELİM VAR”

    Sempozyumda, Êzidîlik, Yaresan/ Kakailik ve Raa/Reya Haq inancı başta olmak üzere kadim inançların egemen ulus ve dinlerin baskı ve asimilasyon politikalarına uğratıldıklarının ifade edildiği belirtilerek, şöyle devam edildi:

    “İnanç kırıma, sürgün ve zorunlu göçertilmeye olduğu kadar belleksizleştirmeye karşı da dayanışmanın ve ortaklaşmanın önemi vurgulandı. Bu temelde de Alevi Ansiklopedisi’nin gerekli, yerinde ve önemli bir girişim ve çalışma olduğu belirtildi. İnancın Taşıyıcıları Pirler ve Analarla Alevilik-Teolojisi ve -Kozmolojisi Üzerine Söyleşiler oturumunda Aleviliğin tanrı[ça], evren, varoluş, ölüm, yaşam algısı; insanı mükemmelleştirme (İnsanê kamil/insani kamil) konularında Yol önderleri kırsaldaki yaşamlarından kesitler aktardı. Barışçıl, şiddet karşıtı, cinsiyetçi olmayan, korkuya dayanmayan, sevgiyi önceleyen, hayat ve hayatı var eden çevre/kutsal mekan/coğrafyanın (kutsal ana beden), teolojik zemine dair inancın taşıyıcıları Analar/kadınlar ve Pirler duygu ve düşüncelerini belirtiler.

    Hep birlikte Nasıl Nitelikli, Bilimsel, Kapsayıcı bir Alevi Ansiklopedisi için Katkı Sunabiliriz’ oturumunda Alevi kurum temsilcileri, Alevi Ansiklopedisi projesinin tarihi önemde bir proje olarak gördüklerini belirtiler… Bu nedenle kurum olarak ellerinden gelen maddi ve manevi destek ve katkıyı sağlayacaklarını ifade ettiler. Ucu açık olan Aleviler için olduğu kadar mazlum halklar açısından da hayati önemde olan bu değerli projenin Alevi federasyonları, televizyon kanalları, siyasetçiler ve akademisyenlerin işbirliği ve ortak çalışması ile ete kemiğe büründürülmesi gerektiğine ilişkin arzularını dile getirdiler.

    Son yıllarda, Türkiye ve Avrupa’da Alevilik çalışmalarına ciddi bir yönelim olduğunun ifade edildiği sempozyumda, özellikle akademi dünyasında konuya ilgi duyan genç jenerasyon başta olmak üzere, geniş kesimlerin araştırma ve inceleme çalışmalarında öne çıkan eksik, yetersiz ve sorunlu yaklaşımları üzerinde duruldu, ihtiyaçlara cevap olacak çalışmaların yürütülmesine dair önemli tespitler yapıldı.”

    “İNANCIN TARİHSEL HAKİKATINI BİLİMSEL ARAŞTIRMALARLA AÇIĞA ÇIKARMAK BİR GEREKLİLİKTİR”

    Rıza Şehri Akademisi yayınladığı sonuç bildirgesinde, sempozyumda katılımcıların, Aleviliğin içinde mayalandığı uzun verimli tarihsel gerçekliğin yok edilmek istendiğini ifade ettiklerinin altını çizdi.

    Bildirgede, “Alevi hareketlerinin ve Alevi kurumlarının kültürel soykırıma karşı bilimsel, objektif çalışmalarla ön almaya çalışmaları öncelikli görev olması gerektiği ifade edildi. Bu görevi iktidar ve çıkar kaygısı taşıyanların yerine getirmediği ve getirmeyeceği gerçeğinden hareketle bağımsız ve objektif araştırma, inceleme yapan kurumlara ihtiyaç olduğu belirtildi. Bu anlamda Rıza Şehri Akademisi gibi özerk kurumların uygulamalı araştırmalarla kültürel, sanatsal ve sosyal aydınlanma çalışmaları içinde olmaları gerektiği ifade edildi. Genelde devletçi sistemin, özelde ulus devletin Kadim Alevi kimliğini, kültürünü asimilasyonla başkalaştırma, kendi tarihsel gerçekliğine yabancılaştırma çalışmalarına karşı hem yaşanan sorunlara çözüm yollarını aramak, hem de inancın tarihsel hakikatını bilimsel araştırmalarla açığa çıkarmanın bir gereklilik ve temel öncelik olduğu dile getirildi” denildi.

    “ALEVİ İNANCININ ULUSLARARASI LİTERATÜRÜNÜ OLUŞTURMA ÇALIŞMALARI ÇOK ÖNEMLİ”

    Rıza Şehri Akademisi, “Alevi inancı, “Yol bir, sürek binbir“ söylemi ile ifade edildiği üzere farklı coğrafyalarda, farklı etnisitelere dayanan çoklu kimliksel, kültürel ve inançsal farklılıklara sahip bir inançtır” diyerek, şu ifadeleri kaydetti:

    “Alevi Ansiklopedisi’nin yazılımının bu çoğulculuğu gözeterek yürütülmesinin, Yol’un tarihsel hakikatine de uygun düşeceği belirtildi. Alevi toplumsallığının tarihini öğrenmek, uzun tarihi geçmişinden bugüne inancın bilinmeyen, karanlıkta kalan hakikatini bağımsız akademik çalışmalarla Alevi canlarla buluşturacak olan Alevi Ansiklopedisi’nin temel bir ihtiyacı karşılamakla kalmayacak yarınlara da tarihsel bir miras olacağı belirtildi.

    Son yüzyılda devlet eliyle Alevi toplumunun kollektif hafızası kırıma uğratılırken, çok yönlü dayatmalarla ‘yeni hafıza‘ inşaa çalışmasına hız verildiği belirtilmiş, bu anlamda kadim kollektif hafızanın canlandırılması ve dijital ortamda çoklu dillerle Ansiklopedinin canlarla buluşturulmasının hayati önemde olduğu dile getirildi. Alevi toplumunun gittikçe bir diaspora toplumuna dönüştüğü tespiti yapıldı. Alevilerin yaşadıkları ülkelerin vatandaşları olma çabası içinde olmaları sonucu kimliğin yeniden şekillendiği ifade edildi. Bütün bunlardan hareketle Alevi inancının uluslararası literatürünü oluşturma çalışmalarının çok önemli olacağının tespiti yapıldı. Bugüne kadar oluşan literatürün dışarıdan üretildiği, daha çok itibarsızlaştırma ve kriminalize etmeye dönük bir literatür olduğu tespiti yapıldı. Alevi hakikatine uygun literatür çalışmasına kaynaklı edecek olan Alevi Ansiklopedisi yazılımını zamana yaymadan gerçekleştirilmesi arzusu güçlüce dile getirildi. Dolayısıyla Aleviliğin uluslararasılaşması, küresel bir inanç ve kimliğe dönüşüyor olması gerçeğinin göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiş, özerk akademik çalışmalarla bu sürece cevap olunmasının zorunluluğu dile getirildi.

    “KURUMLAR ALEVİ TOPLUMUNUN İHTİYAÇLARINI KARŞILAMADA ORTAK HAREKET ETMELİ”

    Sonuç olarak; sempozyumda, Alevi toplumunun güncelde karşı karşıya olduğu sorunlar ve ihtiyaçlara dair çok yönlü değerlendirmeler ve tespitler yapılmış olup, yapılacak akademik çalışmaların yol gösterici olması doğrultusunda öneriler geliştirildi. Bilginin üretilmesi, bilginin toplumsallaştırılması ve bunun süreklilik arz etmesi gerektiğinden hareketle benzeri kurumların Alevi toplumunun ihtiyaçlarını karşılamada ortak hareket etmeleri gerektiğinin önemi üzerinde ortaklaşıldı. Alevi hareket ve kurumlarının ortak akıl ve duyarlılıkla ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ projesini sahiplenmelerinin tüm Alevilere kazandıracağını belirten katılımcılar, önümüzdeki sürecin etkin ve kazandıran anlayışla örgütlenmesi gerektiği kararlaşmasıyla sempozyum başarılı bir şekilde gerçekleşmiş oldu.”

    “ANSİKLOPEDİ YAZILIMI ÜÇ YIL DEVAM EDECEKTİR”

    Rıza Şehri Akademisi, sonuç bildirgesinde planlamayı da sıraladı:

    -Ansiklopedi yazılımı üç yıl devam edecektir.
    – Ansiklopedi Türkçe, Kurmanci, Kîrmancki, İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerinde çok dilli olarak canlara hizmet sunacaktır.
    -2025 başında Alevi Ansiklopedi Dijital sayfası tamamlanmış olacak.
    -15 Ocak 2025’ten itibaren bilim insanlarından tematik konular üzerine yazılmış makaleleri alınmaya başlanacak.
    -Haziran 2025’ten itibaren tematik konular erişime açılacaktır.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Avrupa’da alternatif projelerle Alevilik eğitimi deneyimi konuşuldu

    Avrupa’da alternatif projelerle Alevilik eğitimi deneyimi konuşuldu

    PİRHA- Almanya’nın Dortmund kentinde Rıza Şehri Akademisi tarafından organize edilen Alevi Ansiklopedisi Sempozyumu diğer oturumlarla devam etti.

    İkinci oturumda Avrupa’da Alevi akademileri ve üniversiteler bünyesinde alternatif projelerle Alevilik eğitimi deneyimleri konuşuldu.

    Bu oturuma Dr. Çetin Gürer moderasyonluğunda , Rıza Şehri Akademisi Yöneticisi Ozan Genç, Akademisyen Dr. Ümit Çetin ile Dr. Celia Jenkins, AABF eski Eğitim sorumlusu İsmail Kaplan konuşmacı olarak katıldı.

    Dr. Çetin Gürer, “ Alevilik ile devlet arasında girift bir ilişki var. Bunu üç noktada özetleyebiliriz; “Şiddet, kimlik, devlet dışı siyasallık” dedi.

    Avrupa’da Alevilerin hak taleplerine ve karşılıklarına değinen Gürer, “Böylelikle Alevilik devletleşiyor mu? sorusu verimli bir soru” ifadesini kullandı.

    Rıza Şehri Akademisi Yöneticisi Ozan Genç, bir yıl içerisinde yaptıkları çalışmaları anlatarak,“Alevilik üzerine dersler ile başlayalım, dedik ve akademisyenlerin de katıldığı 7 ders verdik. Her hafta sonu bu işleri sürdürmek bizi biraz zorladı. 138 kişi eğitim almak için başvuru yaptı. Yaş ortalamamız 40’ın üzerindeydi. Akademik eğitim güzel ama genç kuşaklara maalesef ulaşamıyoruz. Eğitim çalışmalarının ardından Ansiklopedi sürecini başlattık” diye konuştu.

    Akademisyen Dr. Ümit Çetin ise Alevi derslerinin nasıl hazırlandığını anlattı.

    İngiltere’nin Londra kenti Enfield yerleşkesinde Alevi dersi deneyimini aktaran Çetin, Alevilik derslerinin seçmeli değil, zorunlu bir ders olduğunu ifade etti.

    Çetin , “1980’den sonra Kürt Alevilerin yoğunluklu olarak geldiği bir yer. Alevi Federasyonuna göre 300 bin Alevi yaşıyor. Bir dönem genç nüfusta intiharlar yaşanıyordu. Londra’daki Kürt Alevilerde büyük bir panik başladı. 2008’de konuya yönelik bir doktora çalışması yaptım. İntihar yaşayan çocukların bir süreden sonra okuldan uzaklaştıklarını gördük. Yine okula gitmeye çekinen bir grup genç gördük, Alevi inancına mensup oldukları için okulda öteki hisseden çocuklardı bunlar. Böylelikle bizim Alevi dersleri projesi de başlamış oldu.

    Çetin’in ardından Dr Celia Jenkins söz alarak İngilizce sunum yaptı. Çetin ise simultane olarak çevirdi.

    Jenkins İngiltere’de inanç eğitiminin yasal sürecini aktardı.

    Daha sonra AABF eski Eğitim sorumlusu İsmail Kaplan  Almanya’da Alevilik dersleri deneyimlerini aktardı.

    Kaplan Seyit Rıza ve yoldaşlarını anarak başladığı konuşmasında, “ Bir Türkmen Alevisi olarak Düzgün Baba, Dersim coğrafyası ile tanıştıktan sonra farklı değerleri öğrendiğine ve çok saygı duyduğuna dikkat çekti.

    Kaplan Almanya’da Aleviliğin yasal zeminde tanınma sürecini anlattı.

    “Almanya’da bilinçli olarak Alevi aileleri İslam’a sevk edildi. Aleviler bu duruma tepki göstererek, çocukların inancından kopmaması için imza kampanyası başlattı. Ardından değişik eyaletlerde Alevilik dersleri talebine karşılık verildi. AABF müfredat için bir komisyon oluşturdu. Berlin Alevi Toplumu bakanlığa bir dilekçe verdi ve ilk ders orada kabul edildi. Ardından diğer eyaletlerde devam etti. Ancak müfredattaki bazı kavramların Almancaya çevirisi zorlayıcı oldu” dedi ve sonraki teknik süreçleri aktardı.

    Ardından soru cevap kısmına geçildi.

    PİRHA-Dortmund/ALMANYA

  • Yazar Ali Köylüce: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ansiklopedide temel amaç asimilasyon – VİDEO

    Yazar Ali Köylüce: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ansiklopedide temel amaç asimilasyon – VİDEO

    PİRHA – Yazar Ali Köylüce, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilahiyatçılara, İslamcı akademisyenlere hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’nin asimilasyona hizmet edeceğini, temel amacın asimilasyon olduğunu söyledi. Köylüce, Cemevi Başkanlığı ansiklopedisinin Avrupa’da Rıza Şehri Akademisi çerçevesinde başlatılan ansiklopedi çalışmasından sonra alel acele hazırlatılıp gündeme getirildiğini kaydetti. 

    AKP-MHP hükümeti “Alevi Bektaşi Ansiklopedisi” adını verdiği çalışmasını sürdürüyor. Ansiklopediyi hazırlayan kadronun İslamcı akademisyenlerden/ilahiyatçılardan oluşması, Alevi inancı üzerindeki asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

    Avrupa Alevi hareketinin kuruluşunda bulunan ve başkanlık yapmış olan Yazar Ali Köylüce, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’ni PİRHA’ya değerlendirdi.

    “YAZANLARIMIZ ÇOĞALDI, OKUYANLARIMIZ AZALDI”

    Avrupa Alevi hareketinin kuruluşunda yönetim ve başkanlık yapmış olan Yazar Ali Köylüce, Alevi toplumunda kitap okuma sürecinin zayıfladığını söyleyerek “Yazanlarımız çoğaldı, okuyanlarımız azaldı. Tabi bu dezavantajlı bir dönem. Bundan 30 yıl önce yeni kurumlaşma döneminde yazan çok azdı, kitap neredeyse yok gibiydi. İğne ucuyla kazar gibi araştırmacı arkadaşlar, yazarlar bu eserlerin içeriklerini oluşturmaya çalışıp bölge alan incelemesi, arşiv incelemesi, pratik yaşamda dedelerle sözlü tanık incelemelerini bir araya getirdiler. Alevilik üzerinde çeşitli çevrelerin asimilasyon politikalarını da geriletecek bir içerik, çerçeve, taban oluştu. Ama ne yazık ki geldiğimiz o ilk sürecin açlığını hisseden okuyucu, bugün o düzeyde değil” dedi.

    “İNANCIMIZI ONURLA TEMSİL EDECEK KONUMA GELMELİYİZ”

    Ali Köylüce, Alevilerin henüz işinin bitmediğini de ifade ederek Alevi toplumuna şu önerilerde bulundu:

    “O yüzden her Alevi canın sadece kendisi için de değil dışındaki topluma, topluluklara da bu inancı ve değerleri anlatıp aktarması için bunu bilmesi, öğrenmesi gerekir. Dolayısıyla bu eserleri, bu kitapları incelemeleri, okumaları hem kendi geleceklerini oluşturacak çocuklara hem de dışımızda bulunan Türkiye’deki egemen devlet inancı olan Diyanet inancına karşı da kendi inancımızı onurla temsil edecek bir konuma gelmemizde fayda var.”

    “DEVLETİN ANSİKLOPEDİ PROJESİ BİZİM PROJEMİZDEN SONRA GÜNDEME GELDİ”

    Ali Köylüce, devletin Alevi Ansiklopedisi projesine karşı Avrupa’da Rıza Şehri Akademisi çerçevesinde ansiklopedi çalışması başlattıklarını da dile getirerek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hazırlattığı ansiklopedi hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Şu an da yaklaşık 40 akademisyen o projenin içerisinde yer alıyor. Yani aslında devletin ansiklopedi projesi de bizim bu projemizin öğrenilmesinden sonra alel acele gündeme getirilip pratiğe geçirilen bir uygulama. Fakat hak yerini bulacak. Aleviler arasında henüz inançsal bazda da kimliksel bazda da hak mücadelesi somut bir duruma ulaşmış değil. Dolayısıyla orada yapılan hiçbir çalışma, direkt Alevi toplumunun hak ve menfaatlerini, hakikatini dile getirmiyor.

    “ŞÜPHEYLE YAKLAŞACAĞIZ”

    Eğer bir gün yasal ve anayasal durumda bu ülkenin eşit yurttaşları ve vatandaşları olarak devlet bütün inançlara eşit mesafede durur herkese hakkaniyetle yaklaşırsa bu konuda yapılacak çalışmalarda bizim de hakkımızı gözetleyeceğine inanırız. Ama halihazırda bu durum böyle yürümüyor. İsterse Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında olsun isterse Alevi ansiklopedisi çerçevesi içerisinde olsun yapılan her şeyde asimilasyonun temel amaç olduğu kaygısı Alevi toplumunda, Alevi kurumlarında, Alevi aydınlarında etkin ve hakimdir. Bu böyle sürdüğü sürece de biz buna şüpheyle yaklaşacağız.”

    Devrim FINDIK-Eren GÜVEN/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    Engin: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ‘Alevi Ansiklopedisi’ni ciddiye almıyorum – VİDEO

  • ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyasının startı Almanya’da verildi-VİDEO

    ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyasının startı Almanya’da verildi-VİDEO

    PİRHA-Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenledikleri ansiklopedi yazılım kampanyası Almanya’nın Dortmund kentinde başladı. Alevi inancı açısından önemli bir günü yaşadıklarını belirten Yazar Hasan Hayri Ateş, “Aleviler kendi tarihini kendileri yazmalıdır. Bu çalışma ile inancımızı gelecek kuşaklara taşıma amacındayız. Hep birlikte ansiklopedimizi yapalım ve geleceğe kalıcı bir adım atalım” dedi.

    Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenledikleri kampanyanın startını bir etkinlikle verdi. Almanya’nın Dortmund kentinde gerçekleştirilen etkinlik Derviş Cemal Ocağı Pirlerinden Rıza Yağmur’un verdiği gulbang ile başladı. Rıza Yağmur, “Son 50 yıl Aleviler açısından çok korkunç bir süreçti. İnşallah Aleviler bu süreçten direnerek çıkar” diye belirtti.

    “ALEVİLER KENDİ TARİHİNİ KENDİLERİ YAZMALIDIR”

    Moderatörlüğünü Elif Sonzamancı‘nın yaptığı etkinlikte ilk olarak Yazar Hasan Hayri Ateş söz aldı. Ateş kampanyanın amaçlarına yönelik bilgiler verdi. Alevi inancı açısından önemli bir günü yaşadıklarını belirten Yazar Hasan Hayri Ateş, “Bugün Alevi toplumunun birçok sorunla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Aleviler kendi inançlarını ve kültürlerini geleceğe taşıma noktasında ciddi sorunlar yaşıyor. Türkiye gibi ülkelerde Alevi inancı yasaklı olmasından dolayı Alevilerin kendi tarihini yazması zorunluluktur. Sözlü tarihle yıllardır taşıdığımız inancımızı ve kültürümüzü gelecek kuşaklara artık başka yollarla taşımamız lazım. Alevi Ansiklopedisi fikri böyle bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkmıştır. Türkiye devleti kadim Alevi hafızasını bir yandan ortadan kaldırmaya çalışırken bir yandan da Alevilere yeni bir bellek oluşturmaya çalışıyor. Ya bize dayatılan tarihe teslim olacağız ya da Alevi inancını biz yazacağız. Aleviler kendi tarihini kendileri yazmalıdır. Bu çalışma ile inancımız gelecek kuşaklara taşıma amacındayız. Alevi Ansiklopedisi çalışması tüm Alevilerin destek vermesi halinde başarıya ulaşacaktır” dedi.

    “YAPILAN ÇALIŞMA ÇOK DEĞERLİ”

    Ateş’in ardından 27. Dönem HDP milletvekili Kemal Bülbül söz aldı.Yapılan çalışmanın çok değerli olduğunu söyleyen Bülbül, “Türkiye’nin, Avrupa’nın, Ortadoğu ve Alevilerin gündemi çok yoğun. Dünyanın her tarafında yoğun bir biçimde Alevilerin olmasına rağmen inancımız halen yasak. Yol yola girilerek öğrenilir, yol devam ediyor ama yolcu yok. Asıl mesele gündemlerimizi ortak yürütebilmekte. Yayınlanan yeni müfredatta Alevi inancı yok. Bizim en büyük görevimiz inancımızı ve kültürümüzü kendi çocuklarımıza aktarmak. O yüzden Alevi Ansiklopedisi çalışmasına her türlü desteği vereceğim” diye ifade etti.

    “UMARIM BUNDAN SONRA İNANCIMIZI BİZ YAZARIZ”

    Ağuçan Ocağı evladı Cemal Cenan ise, “Pirlerimiz tüm zorluklara karşı inancımızı bugünlere getirdi. Bizim inancımızı hep başkaları yazdı umarım bundan sonra inancımızı biz yazarız” dedi. Pir Hüseyin Bildik Alevi inancının yaşatılmasının önemine dikkat çekti.

    ‘Aleviler kendi ansiklopedisini yazıyor’ kampanyasının başlangıç etkinliğine videolu mesaj gönderen DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete , “Bu kampanyaya destek verilmesi gerekiyor. Alevi Ansiklopedisi kampanyası Aleviler açısından tarihi bir sorumluluktadır” diye ifade etti.

    “DEVLET KENDİ ALEVİSİNİ YARATMAYA ÇALIŞIYOR”

    Alevi inancının bugüne kadar devlet tarafından reddedildiğini ifade eden DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Türkiye’de Alevilerin inancı reddedilip devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. O yüzden Alevi Ansiklopedisi çalışması çok değerli. Bundan sonra da zulme karşı direnmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    “DEVLET VE SERMAYE GÜCÜ OLMAMASI DEĞERLİDİR”

    Aleviler olarak en zor şartlarda inançlarını yerine getirmeye çalıştıklarını vurgulayan DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “AKP’nin kendi Alevisini yaratmaya çalıştığı bu dönemde Rıza Şehri Akademisi’nin başlattığı Alevi Ansiklopedisi çalışması çok önemli. Gelin canlar bir olalım, inancımızı gelecek kuşaklara aktarmak için elimizden geleni yapalım” diye ifade etti.

    Alevi Ansiklopedisi hazırlığının kendisini heyecanlandırdığını belirten Kalcımık Sinemili Ocağı Evladı Hasan Erkişi, ansiklopedinin tamamlanmasının elzem olduğunu ifade ederek, “Bugün burada bir adım atıyoruz önemli olan bunu sonlandırmak ve ansiklopediyi yayınlamak. Alevilik esas olarak sözlü geleneğe dayanıyor. Alevi ansiklopedisinin yanında Alevi sözlüğü eksikliği var” dedi.

    Alevi inancını bugünlere kadar yaşatan sözlü tarih geleneğinin önemine değinen Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanı Demir Çelik, “Ancak inancımızı ve kültürümüzü yarınlara taşımamız gerekiyor. Bu kampanyanın arkasında herhangi bir devlet veya sermaye güçlerinin olmaması bizim için çok daha değerlidir. Tam da bizim arzuladığımız kirlenmemiş ve kirletilmemiş toplumsal ve tarihsel hakikatimizin bugünden yarına vücut bulması anlamıyla değerli ve kıymetlidir” diye konuştu.

    PİRHA/ALMANYA

     

     

     

  • Dersim İnşa Kongresi: Alevi Ansiklopedisi girişimine destek verilmeli

    Dersim İnşa Kongresi: Alevi Ansiklopedisi girişimine destek verilmeli

    PİRHA-Dersim İnşa Kongresi, Rıza Şehri Akademisi’nin, Alevi Ansiklopedisi yazımı için başlattığı kampanyaya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Yaşanan ağır düşünsel kuşatmaya, hafızasızlaştırmaya ve hakikat karartmaya karşı tüm Alevi örgütlerinin ve her sürekten Alevi toplumunun geleceğe en anlamlı mirası, bir Alevi ansiklopedisi olacaktır” denildi.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Kültürel soykırıma karşı Alevi inancının hak ve hakikatini açığa çıkarmak şiarıyla kurulan Rıza Şehri Akademisi açılışını 12 Ocak’ta gerçekleştirmişti.

    Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenleyecekleri ansiklopedi yazılım kampanyasını 27 Nisan’ da başlatacağını duyurmuştu. Dersim İnşa Kongresi, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “HAFIZASIZLAŞTIRMAYA KARŞI GELECEĞE EN ÖNEMLİ MİRAS ALEVİ ANSİKLOPEDİSİDİR”

    Yapılan yazılı açıklamada şunlar dile getirildi:

    “Almanya’nın Dortmund şehrinde faaliyet yürüten Rıza Şehri Akademisi, Alevi Ansiklopedisi yazımı için bir kampanya başlattığını duyurdu. Her sürekten tüm Alevileri ve örgütsel yapılarını ilgilendiren bu girişimi, gecikmiş olmakla birlikte son derece önemsediğimizi belirtmek istiyoruz. Hatırlanacağı üzere bir süre önce AKP eliyle kurulan “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” tarafından da İslamcı Akademisyenlere ve ilahiyatçılara bir Alevi “ansiklopedisi” hazırlatılacağı kamuoyuna yansımıştı. Bu girişimin, Alevi toplumunun yol esaslarına, erkan ve sürekleriyle birlikte tarihsel birikimine yönelik bir saldırı olduğu çok açıktır.

    Kadim Alevi inancını yok sayarak Sünni-İslam esaslarına göre dönüştürmek isteyen Diyanet destekli Alevi ansiklopedisi girişimine karşı edilgin kalmak, gelecek açısından ağır bir vebal olacaktır. “Aslanlar kendi hikâyelerini yazmadıkça, avcıların hikâyelerini dinlemek zorunda kalacaklar,” vecizesi tam da bu günler için Alevi bilim ve düşün insanlarına, sorumluluklarını hatırlatmaktadır. Gelecek kuşaklarımızın, kendi geçmişlerini avcılarımızın hikayelerinden duymalarını istemiyorsak, zaman yitirmeden harekete geçmek, kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.

    Anadolu ve Mezopotamya’nın kadim inançlarından olan Alevilik ve bu inancın yol talibi farklı süreklerden ve halklardan Aleviler bugün İran, Irak, Suriye, Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Arnavutluk, Saraybosna, Makedonya coğrafyasında yerleşik nüfus olarak yaşamaktadır. Ayrıca yaşanan göçlerle birlikte başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde güçlü bir Alevi diasporası oluşmuş bulunuyor. Alevilerin, özellikle de Türkiye, İran, Irak ve Suriye gibi ülkelerde siyasi iktidarların inkarcı ve asmilasyoncu politikaları sonucu Sünni, Şii İslam ekseninde değişikliklere uğradığı, hatta ciddi düzeyde bir başkalaşım sürecine maruz kaldıkları bir hakikattir.

    Bu başkalaşımın ana sebeplerinden biri hiç şüphesiz ağırlıklı olarak sözlü geleneğe dayalı gelişen Alevi toplumunun kolektif hafızasının resmi ideoloji ve resmi tarih anlatısı karşısında ciddi düzeyde kırıma uğramasıdır. Bundan en ağır biçimde etkilenen ise, Türkiye’de inkar edilerek, yok sayılan Dersim merkezli Kürt Aleviliğinin Rea Haq süreğidir. Yaşanan ağır düşünsel kuşatmaya, hafızasızlaştırmaya ve hakikat karartmaya karşı tüm Alevi örgütlerinin ve her sürekten Alevi toplumunun geleceğe en anlamlı mirası, bir Alevi ansiklopedisi olacaktır.

    Bu bağlamda Rıza Şehri Akademisi’nin başlattığı Alevi Ansiklopedisi girişiminin, gereken ilgi ve destekle karşılanacağını, ortak çabanın ürünü olarak son halini alacağını umuyor ve diliyoruz. Biliyoruz ki zalim değişir, zulüm değişir, fakat hakikat asla değişmez. Yeter ki, Alevi Hakikati için bir mum yakalım. Bu inançla Alevi Ansiklopedisi girişimini bir kez daha selamlıyor, her sürekten Alevilerin bu anlamlı çalışmaya, maddi ve manevi destekleriyle katılacaklarına inanıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

    İLGİLİ HABERLER:
    -Rıza Şehri Akademisi, ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyası başlatıyor

     

  • Rıza Şehri Akademisi, ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyası başlatıyor

    Rıza Şehri Akademisi, ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyası başlatıyor

    PİRHA-Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenleyecekleri ansiklopedi yazılım kampanyasını 27 Nisan’ da başlatıyor. Yapılan açıklamada, “Alevi Ansiklopedisi ile Alevilik tarihi, sosyolojisi, antropolojisi, kültür-sanat ve edebiyatı, coğrafyası, teolojisi, siyaseti ve tüm boyutlarıyla Alevilik gerçekliğini dünden bugüne ve geleceğe taşımayı hedeflemekteyiz” denildi.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Kültürel soykırıma karşı Alevi inancının hak ve hakikatini açığa çıkarmak şiarıyla kurulan Rıza Şehri Akademisi açılışını 12 Ocak’ta gerçekleştirmişti.

    Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenleyecekleri ansiklopedi yazılım kampanyasını 27 Nisan’ da başlatacağını duyurdu. Rıza Şehri Akademisi, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “HEDEFİMİZ ALEVİ İNANCINI ASİMİLASYONA KARŞI KORUMAK”

    Rıza Şehri Akademisi, yaptığı yazılı açıklamada şunları dile getirdi:

    “Alevi Ansiklopedisi ile Aleviler kendi tarihine, inancına, kültürüne ve hafızasına sahip çıksınlar, kendi anlam ve duygu dünyalarını geleceğe taşısınlar, hakikatleri ile buluşsunlar istiyoruz. Bugüne kadar biz Alevilerin tarihini, kültürünü ve inancını egemenler ve iktidarı elinde bulunduranlar yazdı. Her seferinde bize katliam ve soykırımları dayatan bu nahak zihniyet, şimdi de bizim kadim hafızamızı silmek, kendi Alevi’sini oluşturmak istiyor. Alevi Ansiklopedisi, devletlerin ve Alevi düşün dünyasının dışındaki kesimlerin Alevilik hafızasına ve tarihsel hakikatine dönük manipülasyon, yok etme, zorla dönüştürme gibi müdahalelerine karşı, Alevilerin ilk kez birlikte kendi bilgi üretiminin girişimi olacaktır.

    Alevi Ansiklopedisi, Alevilerin düşün dünyasından süzülerek derlenmiş tarihsel ve güncel bilgilerin, çağın ve Alevi toplumunun ihtiyaçları gözetilerek düzenlenen, işlevsel bilgi-aktarım çabası ve girişimidir. Alevi Ansiklopedisi, Alevilik üzerinde farklı hesap ve planları olanların manipülasyonlarına, yönlendirmelerine, zorla dönüştürme girişimlerine karşı güçlü itirazın ve bilimsel kaynak oluşturmanın arayışıdır. Alevi Ansiklopedisi ile Alevilik tarihi, sosyolojisi, antropolojisi, kültür-sanat ve edebiyatı, coğrafyası, teolojisi, siyaseti ve tüm boyutlarıyla Alevilik gerçekliğini dünden bugüne ve geleceğe taşımayı hedeflemekteyiz. Alevi toplumsallığının ürettiği yeni kavramları da kapsayacak tarzda, Alevilerin dinamik bilgi ve hafıza kaynağı olacaktır. Alevilerin temel başvuru kaynağı olsun diye çalıştaylar, konferanslar, seminerler vb. etkinlikler düzenleyerek, akademi dünyası ile yazılım sürecini birlikte yürüteceğiz. Alevi Ansiklopedisi, “Yol Bir Sürek Bin bir” hakikatinden hareketle Alevi toplumunun çok dilli, çok kültürlü yapısını esas alan, Aleviliği tüm boyutlarıyla resmetmeyi hedeflemektedir.

    Alevi Ansiklopedisi, farklı akademik yaklaşımlara kapı aralayan, Alevi toplumunun kültürel zenginliğini farklı pencerelerden değerlendiren, Alevilik üzerine çalışan uluslararası akademik-entelektüel çevrelerle buluşturmanın, bilimsel yöntem ve araçlarla kalıcı, güvenilir, çok sesli bilgi kaynağını oluşturmanın girişimidir. ‘Bir Kelime de Sen Söyle!’ Kampanyası ile silinmek istenen Alevi hafızasını canlı tutmak ve inanç değerlerimizi Alevi canlarımızla buluşturmak istiyoruz. Her kelime, bize ait olan hakikat hikayemizi ve tarihi kadim hafızamızı anlatsın ki, geleceğimiz karartılmasın diye tarihe not düşmek istiyoruz. Bu anlamda Alevi Ansiklopedi kampanyasının amaç ve ana hedefi; Alevi kültürünü, tarihini, inanç değerlerini ve öğretilerini asimilasyona karşı korumak, Alevilerin kendilerinin yazdığı temel başvuru kaynağını her sürekten Alevilere kazandırmaktır.

    BİR KELİMEYE BİR EURO LOKMA ÇAĞRISI

    Her Alevi canı; ‘Bir Kelimeye Bir Euro’ lokmasıyla geleceğimizi birlikte belirlemeye çağırıyoruz. Çocuklarımızı sosyal medyadaki kirli bilgilerden ve egemenlerin asimilasyonundan korumak istiyorsak, bize dayatılan çaresizlik ve çözümsüzlük sarmalında birbirimizin Xızır’ı olalım istiyoruz. Biz, bize dayatılan asimilasyonu ve kültürel kuşatmayı aşabilir, Yol önderi Pirlerimizin öncülüğünde inancımızın tarihsel hakikati ile canlarımızın temel başvuru kaynağı yarınlara ışık olsun istiyoruz. Tüm duyarlı kamuoyunu Xızr’ın himmeti ile sesimize ses olmaya, hakikat arayışımıza haldaş olmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/ALMANYA

  • Almanya’da Rıza Şehri Akademisi’nde ilk ders başladı-VİDEO

    Almanya’da Rıza Şehri Akademisi’nde ilk ders başladı-VİDEO

    PİRHA-Almanya’nın Dortmund kentinde, 12 Ocak’ta hizmete açılan Rıza Şehri Akademisi’nde dersler başladı. İlk derse Akademisyen Dilşa Deniz katılırken, Rıza Şehri Akademisi yöneticilerinden Ozan Genç, ilk eğitim programının 6 ay süreceğini belirtti.

    Almanya’nın Dortmund kentinde, kültürel soykırıma karşı Alevi inancının hak ve hakikatini açığa çıkarmak şiarıyla 12 Ocak’ta Rıza Şehri Akademisi Alevilerin hizmetine açıldı. Akademide dersler de başladı. İlk derse Akademisyen Dilşa Deniz katıldı.

    İLK EĞİTİM PROGRAMI 6 AY SÜRECEK

    Rıza Şehri Akademisi yöneticilerinden Ozan Genç, ilk eğitim programının 6 ay süreceğini belirtti.

    Derslerin tamamının akademisyenler tarafından verileceğini söyleyen Genç, şu ana kadar 108 öğrencinin kayıt yaptırdığına dikkat çekti.

    Ozan Genç, derslerde devrenin tamamlanmasının ardından pirlerin katılacağı bir sertifika töreni yapılacağını ifade etti.

    Rıza Şehri Akademisi ders programı ise şöyle:

    Dilşa Deniz

    Alevilik nedir? Hangi Kültürel anlayıştan beslenir?

    1.Ders: 14.01.2024                    saat 15:00 – 17:00 arası             

    2.Ders:21.01.2024                    saat 15:00 – 17:00 arası             

    Demir Çelik

    Alev i İnancının Devletle ve İktidarla ilişkisi

    3.Ders:28.01.2024               saat 13:00 – 15:00 arası             

    4.Ders:04.02.2024               saat 13:00 – 15:00 arası             

    Erdogan Yalgin

    Alevi İnancının Ritüelleri Sembolleri(Cem; Semah; Kurban, Kutlama ve Anma Takvimi)

    5.Ders:11.02.2024                 saat 13:00 – 15:00 arası             

    6.Ders:18.02.2024                 saat 13:00 – 15:00 arası             

    Mehmet Akkaya

    Alevi Felsefesi, Edebiyatı Ve Sözlü Tarihi

    7.Ders:25.02.2024                saat 13:00 – 15:00 arası             

    8.Ders:03.03.2024                saat 13:00 – 15:00 arası    

    A.Kerim Gültekin

    Alevi İnancının Coğrafya Ve Mekanla İlişkisi

    9.Ders:10.03.2024                 saat 13:00 – 15:00 arası             

    10.Ders:17.03.2024               saat 13:00 – 15:00 arası       

    Elif Kaya

    Alevi İnancının Kadın ve Kadın Ana  Kültü

    11.Ders: 24.03.2024                saat 13:00 – 15:00 arası             

    12.Ders: 07.04.2024                saat 13:00 – 15:00 arası             

    13.Ders: 14.04.2024                saat 13:00 – 15:00 arası             

    14.Ders: 21.04.2024                saat 13:00 – 15:00 arası             

    Demir Çelik

    Alevi Kurumlarının Yapısal Ve Örgütsel Sorunları Ve Çözüm Yolu.

    15.Ders:28.04.2024                     saat 13:00 – 15:00 arası             

    16.Ders:05.05.2024                     saat 13:00 – 15:00 arası             

    PİRHA/DORTMUND

     

  • Rıza Şehri Akademisi Dortmund şehrinde açıldı-VİDEO

    Rıza Şehri Akademisi Dortmund şehrinde açıldı-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Dortmund kentinde Rıza Şehri Akademisi’nin açılışı yapıldı.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Kültürel soykırıma karşı Alevi inancının hak ve hakikatini açığa çıkarmak şiarıyla Rıza Şehri Akademisi canların hizmetine açıldı.

    Açılışa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Başkanları Demir Çelik ve Huri Kabayel,  AABF İnanç Kurulu Başkanı Celal Keykubat, AABF İnanç Kurulu üyeleri Narin Gülçiçeği, Cevahir Altınok, Pir Hüseyin Bildik,  Kürecik İnsiyatifi Temsilcisi İsmet Çelik, sanatçı Hasan Sağlam, yazar Aziz Tunç, Ezidiler Birliği Başkanı Hacı Çelik’in yanında çok sayıda kişi katıldı.
    Açılış Cevahir Ana,  Pir Rıza Yağmur ve Pir Mahmut Ütebay’in kırmançki, kurmanci ve Türkçe okudukları gulbang ile başladı.

    Çerağlarının uyandırılmasının ardından açılış konuşmasını FEDA Eşbaşkanı Demir Çelik yaptı. Çelik,  “Nahak zihniyetine karşı hak ve hakikati savunmak , onları yarına taşımak için bu mekan canların hizmetine açılmıştır“ dedi.

    Çelik’in açılış konuşmasının ardından gelen konuklar sırasıyla söz alarak birer konuşma yaptı.

    Konuşmaların ardından Ege ve Lavin adlı çocuklar gitar ve keman dinletisi verirken, sanatçılar Özgür ve Devrim deyişler çaldı.

    PİRHA/ALMANYA

  • Rıza Şehri Alevi Akademisi’nde 2 gün sürecek Sanat ve Kültür Konferansı başladı-VİDEO

    Rıza Şehri Alevi Akademisi’nde 2 gün sürecek Sanat ve Kültür Konferansı başladı-VİDEO

    PİRHA-Almanya’nın Dortmund kentinde bulunan Rıza Şehri Alevi Akademisi’ nde 2 gün sürecek Sanat ve Kültür Konferansı başladı.

    Rıza Şehri Alevi Akademisi Alevi inancının tarihini, felsefesini, teolojisini, mitolojisini, ritüellerini ve sosyal- kültürel değerlerini araştırmak, incelemek, açığa çıkan verileri korumak, gelecek nesillere aktarmanın ve uluslararası literatüre kazandırmayı amaçlayan çalışmalar hedefliyor.

    Almanya’nın Dortmund kentinde bulunan Rıza Şehri Alevi Akademisi’ nde 2 gün sürecek Sanat ve Kültür Konferansı başladı.

    Bu temelde yapılan Sanat ve Kültür Konferansı’nın açılış konuşmasını FEDA Eşbaşkanı Demir Çelik ile Dortmund ve çevresi Alevi Kültür Merkezi Eşbaşkanı Nuray Bulut yaptı. Konferansa 40 sanatçı davet edildi. Sanatçılardan 30’u konferansa 10 sanatçı da video bağlantısı ile katılım gösterdi.

    “ALEVİ İNANCINI KÜLTÜR BAKANLIĞINA BAĞLAMAK KÜLTÜREL SOYKIYIMDIR”

    Sistemlerin, halkların kültürnünü, dilini, inancını inkar ederek kültürel soykıyım yaptığına vurgu yapan FEDA Eşbakanı Çelik,”Bir halkın, bir ulusun tarihi, kültürü ve yaratım ürünleri o halkı diğer halklardan farklı kılan en önemli insani faliyet olmaktadır. Bu hakikati çok iyi bilen devletçi sistem halkarın tarihini, dilini, kültürünü ve inancını kabul etmez, inkar ederek kültürel soykıyım yaparak ortadan kaldırmak ister. Türk Devleti de Alevilerin kültür sanat alanındaki yapım ve yaratımlarıyla bugüne taşıdıkları kendi toplumsallıklarının kavram ve değerlerini, tarihini ve inanç değerlerini inkar etmekte, kültürel soykıyım ile ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Toplum inşasının kendisi olan kültürün toplumdan çekip çıkardığınızda ortada insanlık ve toplum diye bir şey kalmaz. İnsanlık, devlet ve iktidarcı uygarlığın çıkışına kadar kendisini ahlaki, politik, komünal toplum olarak inşa etmişti dolayısıyla kültür, varoluşsal olarak toplumsaldır. Toplumun kendisidir. İnsan toplumunun tarihsel süreç içinde oluşturduğu kültür sadece bu oluş anında kalmaz devletin ortaya çıkışından sonra da toplumun direniş geleneği olarak toplumu aydınlatmada insan toplumsallığına hep öncülük yapmıştır.Sistem, kültür alanını toplumu parçalamanın insanı toplumdan koparmanın, iktidara bağlamanın bir alanı olarak inşa etmek ister. Tarih ve kültüründen kopartılan toplum, toplum olmaktan çıkarak sömürüye ve gaspa açık hale gelmiş olur.” diye konuştu.

    Nuray Bulut ise konuşmasında şunları söyledi:

    “Mürşitlerimizin, Pirlerimizin belirleyici rolü olmuşsa ozanlarımızın, şairlerimizin ve yazarlarımızın rolü de bu kadim inancımızın günümüze taşınmasında çok büyük bir payı vardır. Bütün zorlukları hatta ölümü bile göze alarak, baskı ve katliamlar karşısında geri adım atmayan, inandığı yoldan dönmeyen yolun ozanları şiir ve deyişleri ile asimilasyona karşı direndiler. Bu direnişlerin inancımızı günümüze kadar kendisini yaşatmasında büyük rolü olmuştur. Tarihimize baktığımızda bütün zalim iktidarların Kadim Alevi inancını bir kültür olarak ele alıp bir bakanlığa bağlamak sürece yaydırılmış bir kültürel soykıyımdır.”

    PİRHA/ALMANYA

  • FEDA Eşbaşkanı Demir Çelik: Tarihi direniş hafızamızı ve belleğimizi canlı tutmak istiyoruz-VİDEO

    FEDA Eşbaşkanı Demir Çelik: Tarihi direniş hafızamızı ve belleğimizi canlı tutmak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-FEDA bünyesinde çalışma yürüten Rıza Şehri Akademisi, 18-19 Ekim’de Dortmund’da sanatçılar konferansı düzenleyecek. Konferansa ilişkin CAN TV Ana Haber’de konuşan FEDA Eşbaşkanı Demir Çelik, “Sözlü edebiyatımız kültürel soykırım ile ortadan kaldırılmak isteniyor. Tarihi direniş hafızamızı ve belleğimizi canlı tutmak istiyoruz. Rıza Şehri Akademisi’ni bizi ocak merkezlerimizden ve pirlerimizden koparanlara inat her Alevinin sığınabileceği bir mekâna dönüştürmek istiyoruz” dedi.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde çalışma yürüten Rıza Şehri Akademisi, 18-19 Ekim’de Dortmund’da sanatçılar konferansı düzenleyecek.

    FEDA Eşbaşkanı Demir Çelik, CAN TV Ana Haber’de 18-19 Ekim’de düzenlenecek sanatçılar konferansına ilişkin konuştu.

    “SÖZLÜ EDEBİYATIMIZ KÜLTÜREL SOYKIRIMLA ORTADAN KALDIRILMAK İSTENİYOR”

    Dortmund’da eski bir okulu satın alarak akademiye dönüştürdüklerini söyleyen Demir Çelik, “Akademinin teknik ve fiziki altyapısını eğitime, konferansa, sempozyuma ve toplantılara hazırladık. Sanatçılarımız ve yazarlarımız ile birlikte olmak istiyoruz. Genelde Alevilerin özelde ise Kürt Alevilerinin önemli ozanları var, bu inancın ozanları deyişleri ve klamları ana dilde dile getiriyorlardı. Alevilerde, yazılı eserler çok yaygın değildi ama sözlü edebiyatta çok güçlülerdi. Sözlü edebiyatımız kültürel soykırım ile ortadan kaldırılmak isteniyor. Türkiye ve İran’ın Alevileri kültürel soykırıma uğratmasıyla birçok hakikatimiz elimizden alınarak başkalaştırılıyor. Tarihi direniş hafızamızı ve belleğimizi canlı tutmak istiyoruz. Bütün sanatçılarımızın torbasında ne varsa ortaklaşalım, hafızamızı kayıt altına alalım ve hafızamızı yarınlara taşıyalım. Oluşturacağımız hafızayı uluslararası Alevi literatürüne kavuşturmak istiyoruz. Rıza Şehri Akademisi’ni bizi ocak merkezlerimizden ve pirlerimizden koparanlara inat her Alevinin sığınabileceği bir mekâna dönüştürmek istiyoruz” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL