Etiket: roboski anması

  • Narlıdere Demokrasi Platformu: Roboski bir hata değil, devletin vicdan sınavıdır!

    Narlıdere Demokrasi Platformu: Roboski bir hata değil, devletin vicdan sınavıdır!

    PİRHA – Narlıdere Demokrasi Platformu, Roboski Katliamı’nın 14. yılında yaptığı basın açıklamasıyla katliamın faillerinin yargılanmasını ve cezasızlık politikalarına son verilmesini istedi. Platform, Roboski’nin “bir hata değil, güvenlikçi ve savaş politikalarının bilinçli bir sonucu” olduğunu vurguladı.

    Narlıdere Demokrasi Platformu, 28 Aralık 2011’de Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski Köyü sınır hattında, savaş uçaklarının bombardımanı sonucu çoğu çocuk 34 sivil Kürt yurttaşın yaşamını yitirdiği Roboski Katliamı’nın 14. yılı dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Açıklama, platform sözcüsü Bülent Karakaş tarafından okundu.

    “ROBOSKİ AÇIK BİR KATLİAMDIR”

    Açıklamada, Roboski’de yaşananların açık bir katliam olduğu belirtilerek, katliamın ardından insan hakları örgütleri tarafından hazırlanan Roboski Katliamı Raporu’nun 3 Ocak 2012’de kamuoyuna sunulduğu hatırlatıldı. Ancak aradan geçen yıllara rağmen hakikatin açığa çıkarılamadığı vurgulandı. TBMM’de kurulan komisyonun, sivil ve askeri yargı süreçlerinin adalet üretmediği ifade edildi.

    Anayasa Mahkemesi’nin dosyayı “eksik evrak” gerekçesiyle reddettiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ise “iç hukuk yolları tüketilmedi” gerekçesiyle başvuruyu kabul etmediği hatırlatılarak, bu süreçlerin failleri koruduğu belirtildi.

    “CEZASIZLIK POLİTİKALARI HAKİKATİ ENGELLEDİ”

    Platform, katliamdan bu yana geçen 14 yıl boyunca Roboski’nin üzerindeki sis perdesinin hukuksuzluk ve cezasızlık politikalarıyla bilinçli biçimde korunmaya çalışıldığını kaydetti. Açıklamada Roboski’nin, devletin Kürt meselesinde sürdürdüğü güvenlikçi politikaların en ağır sonuçlarından biri olduğu ifade edildi.

    Nevala Kasaba, 33 Kurşun ve benzeri katliamlarla birlikte Roboski’nin, sivillerin katledildiği ve sorumluların hesap vermediği tarihsel bir sürekliliğin parçası olduğu vurgulandı.

    Açıklamada, geçmişle yüzleşilmeden, adalet sağlanmadan ve failler yargılanmadan kalıcı bir barışın mümkün olmadığı ifade edildi. “Coğrafya kader değildir” denilen açıklamada, Roboski faillerinin yargılanmasının benzer acıların yaşanmaması açısından hayati bir eşik olduğu belirtildi.

    Savaş üreten inkâr ve ret politikalarının sorgulanmasının ve hakikatin araştırılmasının insan haklarını önceleyen herkesin sorumluluğu olduğu vurgulandı. Halkların eşit ve barış içinde yaşamasının önündeki en büyük engelin antidemokratik uygulamalar ve güvenlikçi politikalar olduğu ifade edildi.

    “ROBOSKİ İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR”

    Narlıdere Demokrasi Platformu, Roboski Katliamı’nın uluslararası hukuka göre insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında olduğunu belirterek, zamanaşımı ve cezasızlık politikalarıyla bu suçların örtbas edilemeyeceğini kaydetti. Roboski’nin devlet ve iktidar açısından bir “vicdan sınavı” olduğu vurgulandı.

    Açıklamada, Roboski Katliamı’nın 14. yılında yaşamını yitiren 34 yurttaş saygıyla anılırken, şu talepler dile getirildi:

    • Roboski başta olmak üzere tüm katliamların failleri yargılansın,

    • Cezasızlık politikalarına son verilsin,

    • Hakikat ortaya çıkarılsın ve onarıcı adalet sağlansın.

    Basın açıklaması, “Cezasızlık değil adalet istiyoruz”, “Yaşasın halkların eşitliği” ve “Yaşasın kalıcı barış ve demokrasi mücadelemiz” sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Roboski Katliamı’nın 14. yılında Mersin’de açıklama: İnkâr değil yüzleşme!-VİDEO

    Roboski Katliamı’nın 14. yılında Mersin’de açıklama: İnkâr değil yüzleşme!-VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’nun Roboski Katliamı’na ilişkin yaptığı basın açıklamasında devletin katliamla yüzleşmesi gerekliliğine vurgu yapılarak, “Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda barış ve adaletin yolu Roboski’den geçmelidir” denildi.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, Roboski Katliamı’na ilişkin Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. “İnkar değil yüzleşme, savaş değil barış” pankartının açıldığı açıklamada “Roboski’yi unutma, unutturma sloganları atıldı.
    Basın metnini platform adına İHD Mersin Şube yöneticisi Şükran Aktaş okudu.

    “FAİLLER KORUNDU”

    Şükran Aktaş, 28 Aralık 2011 günü Şırnak’ın Uludere ilçesi, Roboski köyü sınır hattında Türk Silahlı Kuvvetlerine ait savaş uçakları tarafından yapılan bombardıman sonucunda, çoğu çocuk 34 sivil Kürt yurttaşın katledildiğini hatırlattı. Katliam ile ilgili etkin bir soruşturma yürütülmediğine vurgu yapan Aktaş, “Tüm hukuki süreç ‘cezasızlık’ ile sonuçlandı.  Anayasa Mahkemesi ‘eksik evrak’ dedi, AİHM ise ‘İç hukuk yolları tüketilmedi’ gerekçesiyle davayı kabul etmedi. Bugüne kadar yaratılan sis perdesi ve müesses bürokrasi ile hakikatin ortaya çıkması engellendi. Failler cezasızlık politikası ile korundu” diye konuştu.

    Aktaş, Roboski’de yaşamını yitirenlerin ailelerin ve yakınlarının haklarında hak arama mücadelesi verdikleri için onlarca dava açıldığına ve hapishanelere konulduğuna da dikkat çekti.

    “GERÇEK BİR BARIŞ İÇİN KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLSİN”

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Devam eden barış sürecinin gerçek anlamda barışa evrilmesinin ve kalıcı hale gelmesinin yolu, devletin bizatihi faili olduğu ya da ihmali sonucu yaşanan katliamlarla yüzleşmesinden geçmektedir.
    Roboski Katliamı’na dair hukuki süreç tarafsız ve bağımsız bir şekilde yeniden başlatılmalı, failler tespit edilerek, kasıt kusur veya ihmali olan tüm kamu görevlileri yargı önünde hesap vermelidir.
    ⁠Devlet, yaşanan bu trajedi için ailelerden resmi olarak özür dilemeli; ailelerin maddi ve manevi tüm hak kayıpları tazmin etmelidir. Roboski katliamının 14. yılında katliamda hayatını kaybeden yurttaşları saygı ile anıyoruz. Ve bir kez daha devleti yönetenlere sesleniyoruz; Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır, bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka ve öncelikle Roboski’den geçmelidir.”

    Açıklamanın ardından söz alan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, katliamın devletin bilgisi dahilinde yapıldığını belirterek, gerçek bir toplumsal barışın tesisi için başta Roboski olmak üzere tüm katliamlarla yüzleşilmesi gerektiğini ifade etti.

    Açıklama, sloganların ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Maraş, Cezaevi ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    Maraş, Cezaevi ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenler Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA-Ankara’daki Alevi ve yöre dernekleri, Maraş, Roboski ve cezaevi katliamının yıl dönümü sebebiyle düzenledikleri etkinlikle katledilen canları andı.

    Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şubesi, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği, Karakoçan ve Yöresi Yardımlaşma Derneği, Maraş, Cezaevi ve Roboski katliamlarının yıldönümleri sebebiyle düzenledikleri etkinlikle katledilen canları andı.

    Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası Genel Merkez binasında düzenlenen etkinliğe, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü, Kürdistan Komünist Partisi (KKP), İnsan Hakları Derneği (İHD), Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP), Partizan ve Yeşil Sol Parti Ankara İl yönetici ile üyeleri de katıldı.

    “Unutmuyoruz, zaman sahipsiz değildir” sözü ile çağrı yapılan etkinlik, katliamlarda hayatını kaybeden canlar için yapılan dara duruşla başladı.

    “ALEVİLERİN HAK VE HAKİKAT ARAYIŞI HALA DEVAM EDİYOR”

    Dara duruşun ardından açılış konuşması yapan DAD Ankara Şubesi Başkanı Mustafa Karabudak, devlet zihniyetinin hala katliamlara devam ettiğini belirterek, Alevilerin hak ve hakikat arayışını sürdürdüğünü vurguladı. Karabudak, sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Tecride karşı F tiplerine karşı mücadele veren tutsaklar, özel savaş güçleri tarafından katledildi. Sonrasında Roboski’de 34 köylü savaş uçaklarıyla katledildi. Bu topraklarda Koçgiri’den, Dersim’den, Madımak’tan, Suruç’tan canlarımız katledildi ve katliamlar devam ediyor. Bugün cezaevlerinde tecrit hala sürüyor. Aysel Tuğluk bugün hala tedavi edilmiyor ve ölüme mahkûm edilmiştir. Neredeyse her gün cezaevlerinde bir cenaze çıkıyor.”

    Karabudak’ın açılış konuşmasından sonra çerağ uyandırıldı. Ardından da Zakir Hıdır Aslan deyişler söyledi. Deyişlerin bitimiyle Maraş katliamını anlatan sinevizyon izlendi. Sonrasında ise konuşmalara geçildi.

    “MARAŞ’TA SADECE BİR KATLİAM DEĞİL DİRENİŞTE VARDI”

    Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran’ın moderatörlüğünde yapılan konuşmalarda ilk olarak HDP eski İl Eş Başkanı Hüseyin Gevher söz aldı. Maraş katliamının tanıklarından olan Gevher şunları dile getirdi:

    “Aralık ayında büyük insanlık önünde halklarımıza karşı gerçekleştirilen tüm katliamları kınıyorum. Katliamlarda ölümsüzleşen arkadaşlar önünde saygıyla eğiliyorum. Katledilen tüm canları minnetle anıyorum. Maraşlıyım, Maraş katliamının uygulamaya koyulduğu dönemde Elbistan cezaevindeydim. 7 ay cezaevinde kaldıktan sonra 25 Aralık günü mahkeme talimatıyla tahliye edildim ve daha sonra mahkemeden çıktığımda beni bekleyen anam dahil tüm yakınlarımla vedalaşarak ben Maraş’a gidiyorum dedim. Maraş’ta olup bitenler benim için muammaydı, orada bulunan arkadaşlarımın yakınlarının tümünün katledilmiş olma ihtimali vardı, duramazdım. Orada sadece bir katliam değil direnişte vardı. Yapılan katliamlar karşısında bize düşen asla unutmamak ve unutturmamaktır.”

    “HAPİSHANELERDE YAPILAN KATLİAMLAR MİLYONLARCA İNSANA İZLETİLDİ”

    Vartolular Derneği Ankara Şube Başkanı Özgür Yetiş Aslan da 19 Aralık Hapishaneler katliamına ilişkin hatırlatmalarda bulunarak; “F Tipi uygulamasına karşı mahkumlar süresiz açlık grevine girmişti. Tecridin kaldırılması talebiyle başlatılan açlık grevlerinin 45’inci gününde ölüm orucu kararı alınmıştı. Dönemin hükümeti ve Adalet Bakanı görüşmeler yaptı, bu görüşmeler neticesinde bu eyleme dönük bir müdahalenin olmayacağını, kimsenin burnunun kanamaması yönünde sonuçlandırılması yönünde sözler verildi. Ancak bu sözlerin akabinde yaklaşık 10 gün sonra 13 Aralık’ta RTÜK cezaevleri ile ilgili bir yayın yasağı getirdi. 19 Aralık günü 20 cezaevinde büyük bir operasyon düzenlendi. Bu operasyon basına hayata dönüş olarak duyuruldu ancak onlarca tutuklunun ve hükümlünün hayatlarının karartıldığı, sakat bırakıldığı, katledildiği, önceden planlanmış ve katliama dönüşmüş bir saldırıydı. Operasyon kararının altında o dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ve her dönemin karanlık aktörlerinden Devlet Bahçeli bulunmaktaydı. Operasyon televizyonlardan milyonlarca insana canlı olarak izlendi” ifadelerini kullandı.

    “ROBOSKİ KATLİAMI’NI ‘KAÇAKÇILIK’ YAPILIYORDU DİYEREK MEŞRULAŞTIRMAK MÜMKÜN DEĞİL”

    Roboski katliamını anlatan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise, 365 günün her gününde neredeyse bir katliam olduğunu belirterek; “Bu katliamlarda yaşayan halklar katliamlarla karşı karşıya. Bu ülke iflah olmaz diye konuşuruz bazen. Çünkü çok acı ve kan var bu ülkenin elinde vicdanında ve tarihinde. Bütün bu acılarla yüzleşilmesi ve gereğinin yerine getirilmesi ile belki iflah olması mümkün olabilir. Roboski katliamını biz 29 Aralık sabahı öğrenmiştik. 28 Aralık gecesi savaş uçaklarının sınır ticareti yapan kişilerin bombalanmasıyla sonuçlandı. Sınır ticareti denilince insanlar ‘kaçakçılık yapıyorlarmış’ diye düşünüyor. Biz sınır bölgelerini ve sınır kavramını bilmiyoruz. Devletin göz yumduğu, karakolların bilgisi halinde yapılan işler bunlar çünkü bilirler ki köylülerin başka geliri yoktur. Hayatın gerçekliğini bilir oradaki güvenlik güçleri. Karşılıklı ‘bilip de bilmemezlik’ vardır o sınır bölgelerinde. Bu katliamı bu sebeplerle meşrulaştırmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

    “TAYYİP ERDOĞAN’IN KENDİSİ ANKARA’NIN DERİN DEHLİZLERİNDE KAYBOLDU”

    Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 Ocak 2012’de söylediği bir sözü hatırlatan Kenanoğlu sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Recep Tayyip Erdoğan dedi ki; ‘Ne Roboski davası ne de Hrant Dink davası Ankara’nın derin dehlizlerinde kaybolmayacak. Buna müsaade etmeyeceğiz.’ Böyle iddialı bir laf etti ama aradan 5 ay geçti, Mayıs ayında bütün bu söylemlerini değiştirmeye başladı. Gelinen süreçte şunu gördük, o davalar Ankara’nın derin dehlizlerinde kaybolmadı ama Tayyip Erdoğan’ın kendisi Ankara’nın derin dehlizlerinde kayboldu. Ve bütünüyle siyasetini, siyasi ortaklarını değiştirerek derin devlet yapılanmasıyla birlikte yol yürümeye başladı. Maraş’ta örgütsel bir katliam olarak yargılama yapılmadı, kişisel yargılananlar oldu, ödüllendirilenler oldu. Bu anlamıyla bunlar bizim gerçekliliğimiz bunları bilip öyle davranacağız. Güveneceğimiz tek şey kendi haklılığımız ve birlikte oluşturduğumuz güç olsun. Kaderimizi kimsenin inisiyatifine bırakmamalıyız. Biz bu buluşmaları yapıyoruz çünkü katliamları lanetliyor, yaşamını yitirenleri anıyoruz. Aslında yaşananları unutmamak unutturmamak adına buralardayız. Mutlaka bir gün bunların hesabının sorulacağı günü bekliyoruz ve bu günleri bir an önce getireceğimize inanıyoruz. Biz bu yaşananları unutmayacağız ve hesabını soracağız.”

    “KATLİAMLAR CEZASIZLIK POLİTİKASI YÜZÜNDEN DEVAM EDİYOR”

    Kenanoğlu’ndan sonra söz alan HDP İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu ise; “Bütün bu katliamların hepsinin devam etmesinin tek bir koşulu var, cezasızlık politikalarının devam etmesi. Asla yüzleşmeyle karşılaşmadığımız için. Bugün geldiğimiz cezaevlerindeki son durumda, her gün içeriden bir cenaze çıkıyor. Aysel Tuğluk bu ülkede vekillik, parti başkanlığı yapmış iyi bir avukat. Ve Tuğluk’un annesi hepimizin gözü önünde cenazesi en tepedeki katiller ve ortakları tarafından mezarından çıkartıldı. Suç Bakanı ile birlikte fotoğrafları çekilmiş ve tutup mezarın altından cenazeler çıkartılıyor. Böyle bir ülkede yaşıyoruz. Ben Kürt ve Alevi bir kadın olarak Maraş katliamına tanıklık eden birisi olarak, bu tarihle yüzleşmek için yüzleştirmek için bugün buralardayız. Aşk olsun bize ki bu kadar insan biz hala direniyoruz. Bizim sayemizde bugün bir şekilde gündemde tutuluyor. Bizim en büyük yapacağımız iş bunları yüzleştirmek için, cezasızlık politikalarını yok etmek, yargılamaları yapmak için mücadele edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından çerağ sırlanmasıyla anma sonlandırıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • İzmir’de Roboski anması: F-16’lar gökten ölüm yağdırdı- VİDEO

    İzmir’de Roboski anması: F-16’lar gökten ölüm yağdırdı- VİDEO

    PİRHA- Roboski Katliamı’nın 8. yıl dönümünde İzmir’de düzenlenen anmada katliamda hayatını kaybedenler anıldı, sorumluların ortaya çıkarılması ve cezalandırılması istendi.

    Haberin Videosu

    Roboski Katliamı’nın 8. yıl dönümünde İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri öncülüğünde katliamda hayatını kaybedenler anıldı. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamada, “Roboski’yi Unutma, Unutturma” pankartı açıldığı anmada sık sık, ‘Roboski’yi Unutma Unuturma’, ‘Dersim, Maraş, Roboski Unutulmaz Hiçbiri’, ‘Faşizme Karşı Omuz Omuza’ sloganları atıldı.

    HDP İzmir Milletvekilleri Serpil Kemalbay, Murat Çepni, SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, Eğitim-Sen, KESK, TMMOB, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi, EMEP, ESP, ve çok sayıda yurttaşın katıldığı anmada katliamda sorumluluğu olanların ortaya çıkarılması ve cezasızlık politikasından vazgeçilmesi istendi.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı okuyan TMMOB İl Koordinasyon Dönem Sözcüsü Melih Yalçın, Roboski katliamının üzerinden seneler geçmesine rağmen kimse yargılanmadığına vurgu yaparak, “Roboski Katliamı insanlığa karşı suçtur ve insanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımı yoktur. Katliamla ilgili bütün dosyalar açılsın, gerçek ortaya çıkarılsın”diye konuştu.

    “F-16’LAR GÖKTEN ÖLÜM YAĞDIRDI”

    Roboski’de, 28 Aralık 2011 tarihinde 28’i aynı aileden 34 kişinin savaş uçaklarının bombardımanıyla hayatını kaybettiğini hatırlatan Yalçın, “34 can, 34 çiçek koparıldı dalından. Kimisi okul için harçlık çıkarmak, kimisi yeni defter almak, kimisi de eve ekmek götürmeyi düşlemişti. Her birisinin ayrı ayrı güzel hayalleri vardı. Bütün hayalleri o gece bombardıman altında bedenleri gibi paramparça oldu. O gün kaçağa çıkan çocukların nefeslerinin buharı, aynı yazgıyı paylaştıkları katırların nefeslerinin buharlarıyla birleşti. Avuçlarının etleri katırlarının etlerine karıştı. 34 kişi böyle can verdi Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski köyünde. 28 Aralık 2011 günü ölüm onları soğuk bir gecede yakaladı. F- 16’lar gökten ölüm yağdırdı. Kar, kana boyandı. Toprağın üstündeki ölüler, Roboski ölüleridir” dedi.

    “DOSYALAR AÇILSIN, GERÇEKLER ORTAYA ÇIKARILSIN”

    Yalçın, devletin halkın geçim kaynağı olarak kaçakçılık yaptığını bildiğine dikkat çekerek, katliam sonrası dosya hakkında verilen takipsizlik kararının vicdanlarını sızlattığını dile getirdi.

    Roboski Katliamı’nın insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu ve  insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamayacağını vurgulayan Yalçın, katliamla ilgili bütün dosyaların açılarak gerçeklerin ortaya çıkarılması çağrısında bulundu. Yalçın şunları söyledi:

    “Roboski katliamının üzerinden sene geçmesine rağmen hiç kimse yargılanmadı ya da adaletin karşısına çıkmadı, çıkarılmadı. Bütün soruşturmalar kapatıldı. Katliama ilişkin Uludere Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve daha sonra Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderilen dosya hakkında “takipsizlik” kararı verildi. Ardından Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşınan dosya “eksik evrak” gerekçesiyle reddedildi. Bunun üzerine 281 başvurucu ile dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AÌHM) taşındı. AİHM ise, yaklaşık 2 yıl boyunca beklettiği dosya başvurusunu ‘iç hukuk yolları tüketilmedi’ gerekçesiyle reddetti.  İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak bizler de bir daha tekrarlıyoruz Katliamla ilgili bütün dosyalar açılsın, gerçek ortaya çıkarılsın. Bu davanın peşini bırakmayacağız ve “Roboski İçin Adalet” demeye her koşulda devam edeceğiz. Unutmadık, unutmayacağız. Unutursak kalbimiz kurusun.”

     “MÜCADELEMİZ, KATLİAMLA YÜZLEŞİLİNCEYE KADAR DEVAM EDECEK”

    Anmada konuşan Halkların Demokratik Partisi İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, katliam faillerinin yargılanmadığını hatırlatarak, “Acılarımız ilk günkü kadar sıcak. Bugüne kadar adalet sağlanmadı. Ne askeri ne de siyasi sorumlulular hesap vermedi. Ölen çocuklar Türkiye Cumhuriyet’i vatandaşı. Bu çocuklar yaşam mücadelesi vermek üzere o sınırda bulunuyorlardı. Bu çocuklara karşı sorumluluğu olan Türkiye Cumhuriyeti devletiydi. Biz ne yazık ki tarihte olduğu gibi bir kez daha katliam ile karşılaştık ve bir kez daha bu katliam ile yüzleşilmedi. Hukuk önünde hesabı verilmedi” şeklinde konuştu.

    Roboski ile yüzleşilmesi çağrısını yineleyen Kemalbay sözlerini, “Mücadelemiz sorumlular bulununcaya kadar, bu suçu siyasi ve askeri olarak işleyenler hukuk ve Türkiye halkları olarak bizler bu katliamlar ile yüzleşinceye kadar devam edecektir. Mücadelemiz halkların birlikte barış içerisinde özgürce yaşaması için. Sürdürülen savaşa politikalarına karşı barışı savunmamız bunun için. Eğer bir gün Roboski’yi hukuk önünde açığa çıkartabilirsek, Roboski ile yüzleşebilir isek inanıyoruz ki Türkiye’de yaşam hakkını da, doğamızı da, kadınları da koruyabileceğiz” diyerek sonlandırdı.

    PİRHA/İZMİR