PİRHA- Roboski İçin Adalet Girişimi, 34 sivilin hayatını kaybettiği katliamda adaletin hala sağlanmadığını vurgulayarak, “Aradan geçen 5053 gün boyunca Roboski’deki katliamın failleri hala yargı önüne çıkarılmadı. Dosya kapatılmadı ancak adaletin koridorlarında çürümeye terk edildi. Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” dedi.
Sakarya Caddesi’nde açıklama yapan Roboski İçin Adalet Girişimi, 28 Aralık 2011’de devlet uçaklarıyla bombalanarak 34 sivilin hayatını kaybettiği Roboski Katliamı’nda adaletin hala sağlanmadığını hatırlattı. Açıklamada, faillerin yargılanmaması ve cezasızlık politikalarının toplumun adalet duygusunu hedef aldığı vurgulandı. Açıklamayı okuyan Tanju Gündüzalp, katliamın üzerinden 5053 gün geçtiğini belirterek, faillerin hala yargılanmadığını ve dosyanın adalet koridorlarında çürümeye bırakıldığını ifade etti.
“CEZASIZLIK GEÇMİŞİN VE GELECEĞİN SUÇ ORTAĞIDIR”
Gündüzalp, açıklamada cezasızlığın yalnızca Roboski’yi değil, toplumun bütününü etkilediğini vurgulayarak, “Bu ülkenin yurttaşlarına karşı işlenen suçların üstü örtülürken, otoriter devlet aklı halkıyla savaşmayı bir yönetim biçimine dönüştürdü. Roboski, bu aklın en çıplak hâliyle görünür olduğu bir simgedir” ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca Suruç ve Ankara Garı katliamlarının da aynı zihniyetin ürünü olduğu belirtilerek, “Unutmak, yeni katliamlara zemin hazırlar” mesajı verildi.
Gündüzalp, “Roboski, Suruç, Ankara Garı ve benzeri tüm katliamların failleri yargılanmalı, insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı kaldırılmalı ve hakikat karanlıkta bırakılmamalıdır. Failleri yargı önüne çıkaracak bir Hakikat ve Adalet Yasası çıkarılmalı, kayıpların akıbeti açıklığa kavuşturulmalı ve mağdurların hakları tanınmalıdır” dedi.
“BARIŞ İÇİN FAİLLER YARGILANMALI”
Açıklamada ayrıca barışın yalnızca silahların susması anlamına gelmediği, adalet ve toplumsal onarım mekanizmalarının sağlanması gerektiği vurgulandı. Gündüzalp, “Adaletin olmadığı yerde ne insan haklarından ne eşit yurttaşlıktan, ne de demokratik bir cumhuriyetten söz edilebilir. Barış ancak faillerin yargılandığı, mağdurların haklarının tanındığı bir düzende mümkündür” ifadelerini kullandı.
Basın açıklaması, Roboski katliamını hatırlatma ve adalet talebinin devam edeceğine işaret ederek, “Adalet, adaletsizliğin olduğu yerden yükselir” mesajıyla sona erdi.
PİRHA-Roboski İçin Adalet Girişimi’nin Sakarya Caddesi’nde yaptığı açıklamada, katliamların hesabı sorulmadan onurlu bir barışın sağlanamayacağına vurgu yapıldı.
Şırnak’ın Roboskî köyünde 28 Aralık 2011’de aralarında çocukların da bulunduğu 34 kişinin katledildiği kaliamın aydınlatılması için kurulan Roboskî İçin Adalet Girişimi, katliamın 163’ünü ayında Ankara Sakarya Caddesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada, “Katiller bulunsun, Roboskî bir daha asla” pankartı açıldı.
“ADALET TALEBİMİZ DE ROBOSKÎ İLE SINIRLI DEĞİLDİR”
Basın metnini okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi Tanju Gündüzalp, katliamın cezasızlık yöntemi üzerine kurulu bir iktidar anlayışının utancı olduğunu vurgulayarak, “Roboski’yi unutmadık, unutmamak bir direniştir. Adalet talebimiz de Roboskî ile sınırlı değildir. Yine 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta barış için yola çıkan 33 gencimizi, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı’nda barış mitinginde katledilen 103 insanımızı da unutmuyoruz. 10 yıl boyunca ne Ankara Garı’nın ne de Suruç’un gerçek failleri yargılandı. Bu katliamlar, barışın sistematik şekilde nasıl hedef alındığını, cezasızlığın nasıl devlet politikasına dönüştüğünü göstermektedir” dedi.
“30 YILLIK BU DİRENİŞ, CEZASIZLIĞA KARŞI VERİLEN EN KARARLI MÜCADELELERDEN BİRİDİR”
Yaşamını yitiren Cumartesi Anneleri’nden Emine Ocak’ı anan Gündüzalp, “30 yıldır Galatasaray Meydanı’nda ‘Kayıplar bulunsun, failler yargılansın’ diye oturan Cumartesi Anneleri’nin sembol isimlerinden Emine Ocak’ı bu ay yitirdik. Tüm anneler ve kayıp aileleri ile devletin karşısına kayıpları için dikilen onurlu bir annenin vedası, bu coğrafyanın adalet ve barış talebine mezar kazılamayacağının net bir göstergesidir. 30 yıllık bu direniş, cezasızlığa karşı verilen en kararlı mücadelelerden biridir ve bu mücadele adalet arayışından asla vazgeçilmeyeceğinin de somut bir kanıtıdır” ifadelerine yer verdi.
“KATLİAMLARIN HESABI SORULMADAN ONURLU BİR BARIŞ KURULAMAZ”
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne de dikkati çeken Gündüzalp, “Gerçek bir barış, sadece silahların susmasıyla değil, mağdurların haklarının gözetildiği, hakikatin ortaya çıkarıldığı, toplumsal onarımın sağlandığı ve geçmişle yüzleşildiği bir zeminde mümkündür ve inşa edilmelidir. Geçmiş barış süreçlerinin başarısızlığının bir nedeni de devletin işlediği suçlarla yüzleşmemesi, cezasızlık duvarını yıkmamasıydı. Roboskî failleri yargılanmadan, Cumartesi Anneleri’nin talepleri karşılanmadan, Ankara Garı ve Suruç katliamlarının hesabı sorulmadan, hasta mahpuslar salıverilmeden, halkların eşitliği sağlanmadan bu topraklarda onurlu bir barış kurulamaz” diye ekledi.
“ANKARA VE SURUÇ İÇİN ADALET”
Hakikatle yüzleşinceye kadar açıklamalarına devam edeceklerini belirten Gündüzalp, “Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız. Bu sebeple yineliyoruz: Roboskî için adalet! Kayıplar ve cumartesi anneleri için adalet! Ankara ve Suruç katliamları için adalet! Savaşa, baskıya, cezasızlığa son! Barış için hakikat! Tutsaklara özgürlük, halklara barış! Hepimiz için özgürlük” diye konuştu.
PİRHA- Ankara’da Roboski Katliamı’nın yıldönümünde sokağa çıkan Roboskî için Adalet Girişimi, “Tüm yaşam hakkı ihlalleri için Roboski’nin sorumlularının açığa çıkarılması, yargılanması ve gereken cezalara çarptırılması şarttır. Adalet yüzleşmeyle başlar, yüzleşme olmadan adalet olmaz” diyerek, adaletin sağlanması çağrısında bulundu.
Roboskî için Adalet Girişimi, Roboskî’de 19’u çocuk 34 kişinin katledilmesinin 13 yılı dolayısıyla açıklama yaptı. Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen girişim üyeleri adına açıklamayı, Roboski İçin Adalet Girişimi üyesi Tanju Gündüzalp yaptı.
“AİLELERE KARŞI SÜREKLİ DEVAM EDEN BASKI VE GÖZDAĞI HALA SÜRMEKTE”
Katliamdan bugüne geçen 678 haftada adaletin kayıp olduğu dile getiren Gündüzalp, “Geçen 4749 gün’de sistem; meclis, yargı, AYM ve AİHM katliamı örtmeye çalıştı. Katliamın ardından ailelere baskı uygulandı, basına ve sivil topluma bilgi vermemeleri için tehdit edildiler. Ailelerin yasına, cenazelerin defin işlemlerine dahi müdahale edildi. Ailelere karşı sürekli devam eden baskı ve gözdağı hala sürmekte” dedi.
“ADALET YÜZLEŞMEYLE BAŞLAR”
Katliamın ardından İHD, TİHV, TTB, ÇHD, KESK, DİSK Genel-İş, TBM ve Mazlum-Der heyetinin bölgedeki incelemeleri sonrası, Roboski Katliamı Raporu hazırlandığını ve 3 Ocak 2012 günü kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatan Gündüzalp, şunları ifade etti:
“Tüm hukusal süreçler akamete uğratıldı. İnsan hayatının bu denli değersizleştiği bir ülkede barıştan ve birlikte yaşamaktan söz edebilmek son derece zor. Çocuk ve sivil 34 insanımızın katledilişi karşısında, siyasi kararlılık, hukuki doğrular, toplumsal duyarlılık sergilenemiyorsa, ne zaman ve hangi durumda bu sorumlulukla hareket edileceğini merak etmekteyiz.
Roboski Katliamı’ndan bugüne 13 yıl geçmesine karşın ailelerin adalet beklentisinin sağlanmamış olması, hukuk ve insanlık adına büyük bir utançtır. Roboski için Adalet; savaş değil barış, sınır değil birarada yaşam, adaletsizlik ve cezasızlık değil insan hakları ve hukuk, açlık değil eşit yaşamın yanında olmak demektir. Barış siyaseti toplumu mutlu edecek rotadır. Barış, çözüm, adalet, diyalog, cezasızlığa hayır demeye devam edeceğiz. 100 yıllık savaş ve nefret ikliminden çıkmanın yolu, şiddeti devlet normu haline getirmeden, hak ihlalleri yapmadan barış ve demokrasi aklı kurmakla olur. Roboski; devlet dersinde bir katliam, devletin ve iktidarın sınavı, bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır.
Tüm yaşam hakkı ihlalleri için Roboski’nin sorumlularının açığa çıkarılması, yargılanması ve gereken cezalara çarptırılması şarttır. Adalet yüzleşmeyle başlar, yüzleşme olmadan adalet olmaz. Bu ülke yüzleşmeyi ertelediği için bocalamaktadır. Biz, adalet arayışının, birarada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, tüm katliamlar için adaleti sağlayacağımız güne kadar, ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkesle her ayın 28’inci günü Roboski katliamını hatırlatmaya, yönetenler hakikatle yüzleşinceye kadar açıklamalarımıza devam edeceğiz. Acının utandığı, devletin utanmadığı Roboski’nin sorumluları hesap verinceye kadar buradayız. Roboski bir samimiyet testidir. Kurda, kuşa, insana, vicdanı olan herkese yaşananları anlatacağız. Unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız, siyasi sorumlular ortaya çıkana, sorumlu olanlar yargılanıncaya kadar.”
PİRHA- ‘Roboski için Adalet Girişimi’ üyeleri 116’ncı açıklamalarında bir kez daha adalet taleplerini dile getirdi. Açıklamada; “Bu topraklarda barış ve adaletin yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır” denildi.
Roboski İçin Adalet Girişimi üyeleri Ankara İnsan Hakları Derneği’de (İHD) bir araya gelerek 116. aylık basın açıklamalarını yaptılar.
Açıklamayı İHD Ankara Şubesi Eş Başkanı Sevil Turgut okudu. Turgut yaptığı açıklamada bilgiler vererek, ‘28 Aralık 2011 yılında bir gece vakti yalnızca geçimlerini sağlamak için güç doğa koşullarını da göze alan ve sınır ticareti yapmak için yola çıkan 34 sivil insanımızın üzerine bombalar yağdırıldı. O günden sonra Roboskili aileler için artık yas ve hak mücadelesi kesintisiz olarak başladı. 19’u çocuk- 34 sivil insanımızın katledildiği günden bu yana 10 geçti… 116 aydır sesleniyoruz; bu katliamın aydınlatılması, bir parça da olsa adaletin sağlanması ve başka katliamlar yaşanmaması için. Ancak ne devlet bu sesi duyuyor ne de uluslararası mekanizmalar. Bir katliamın tüm gerçekliğine rağmen kulaklar sağır ve gözler kör. Ve biz yine ısrarla 3532. Günde adaletin sağlanması için sesleniyoruz’ dedi.
“IRKÇI VE AYRIMCI NEFRET SÖYLEMLERİ VE BUNA BAĞLI OLARAK ŞİDDET ARTIYOR”
Yoksulluğun, devletlerin halklara yaşattığı bir acımasızlık olduğunu ifade eden Turgut şunları dile getirdi:
“İnsanların, yaşamak için geçimlerini sağlamak amacıyla çıktıkları yollar, onların ölümlerinin de yaşatıldığı yollar oluyor. Türkiye’ye yaşamak için gelen yoksulluktan, şiddetten ve savaşlardan kaçan insanlar başka bir acımasızlığın, yok sayılmanın ve sömürünün içine düşüyor.
İnsanların katledildiği düzen, savaş düzenidir, sömürü düzenidir. Gittikçe yükselen ırkçı ve ayrımcı nefret söylemler dün de ve ne yazık ki bugün de halkları hedef almaya devam ediyor ve insanlar şiddete uğruyor, katlediliyor, kitlesel linçe maruz kalıyor, pogrom dehşeti yaşatılıyor. Konya’da aynı aileden 7 kişi katledildi. İç Anadolu illerinde Kürtlere ve başka etnik gruplara ırkçı saldırılar yapıldı ve en son olarak da Ankara Altındağ’da Suriyeli mültecilere dönük kitlesel saldırı meydana geldi. Tüm bu saldırılar için ne yazık ki etkili bir soruşturma yürütülmüyor, failler cezalandırılmıyor ve nefret suçları devamlılık kazanıyor. Saldırıya uğrayanlar, tedirginlik ve korku içinde yaşamaya maruz bırakılıyor. Cezasızlığın hâkim olduğunu bilenler pervasızca nefret suçu işlemeye devam ediyor. İşin en acı tarafı da bu nefret suçlarını körükleyen siyasetçilerin söylemleri ve tutumları olmaktadır.”
“İŞLENEN SUÇLAR KARŞISINDA CEZALANDIRMA GERÇEKLEŞMİYOR, ADALET SAĞLANMIYOR”
Tüm yaşanmış olan katliamlara ve suçlara zemin olan savaş politikasının durdurulması gerektiğini vurgulayan Turgut, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Acılar sağaltılmalı, yüzleşme gerçekleştirilmelidir. Tüm iş birlikleri ortaya çıkartılmalı, bu konularda savcılar harekete geçmeli, soruşturmalar başlatılmalıdır. Geçmişte yaşanan tüm faili meçhullerin failleri yargılanmalıdır. Devletin en temel görevi tüm vatandaşlarının ve bu topraklarda yaşayan herkesin yaşam hakkını mutlak olarak korumaktır. Yaşanmış her katliamın, her cinayetin sorumluluğu geçmiş yönetimlere havale edilemez. İktidarlar geçmişte yaşansa da tüm suçların faillerini ortaya çıkarmak, korku iklimini ortadan kaldırmak, cezasızlık politikasını yok etmekle yükümlüdür.
Roboski Katliamı’nın ardından aradan geçen on yıllık süre içerisinde; aileler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, hukukçular olayın aydınlatılması, suçluların cezalandırılması için mücadele verdiler. 34 insanın bombalarla öldürüldüğü; her kesim tarafından kabul görmüş, kanıtlanmış olmasına rağmen, bu durum yasalar ve adalet sisteminde bir türlü karşılığını bulamadı. Cezasızlığın her köşe başına yerleştiği bu topraklarda, failler hala yargılanmadı. Dün de, bugün de işlenen suçlar karşısında cezalandırma gerçekleşmiyor, adalet sağlanmıyor. Bir sonraki katliamı tetikleyen cezasızlık geleneği, hukuku yok sayma, derin korumacılık, görünmeyen ellerle Roboski davası için de hala uygulanıyor. Bir katliamın cezasız bırakılmasının, yargı yollarının kapatılmasının, devlet olarak böyle bir katliamı örtmenin bir açıklaması olamaz. Adalet sisteminin çöküşünün ispatı Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır. Bu sözleşme ile YAŞAM HAKKI’nın yasalarla koruma altına alınması hükme bağlanmıştır.”
“BARIŞ VE ADALETİN YOLU ROBOSKİ’DEN GEÇER”
‘Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir’ diyen Turgut, son olarak şunları aktardı:
“Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur. Roboski aydınlatılmadıkça, Roboski’de yaşananlar halka açıkça anlatılmadıkça Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır.
Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. “İnsan olarak ne yapabilirim?” sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız “gelin sesimizi birlikte yükseltelim” diyeceğiz.
Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda Barış ve Adaletin yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır.”
PİRHA- Roboski için Adalet Girişimi, üzerinden Roboski Katliamı’nın üzerinden 110 ay geçen geçtiğini hatırlatarak, Roboski’nin adaletsizliğe ve cezasızlığa teslim edildiğine vurgu yaptı. Devletin Roboski ve benzer katliamlar karşısında hiçbir sorumluluğunu yerine getirmediğine değinilen açıklamada, “Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır” denildi.
Roboski için Adalet Girişimi, Şırnak’ın Uludere ilçesi Roboski köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde TSK’nin bombardımanı sonucu 34 kişinin yaşamını yitirdiği katliamın 110’uncu ayına ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada, “O geceden bugüne geçen 479 haftada, hukuk kayıp, adalet kaçak, herkes suspus. Katliamın ardından geçen 3 bin 350 gün ve adalet hala yok. Meclis komisyon kurdu ve sakladı, yargı ise akladı. Roboski, çizilmiş sınırlar yüzünden ekmeğini katır sırtında kazanmaya mahkum edilmiş insanlarımıza, yaşama şansı bile tanımayan bir vicdansızlığın sembolüdür” ifadelerine ye verildi.
Hiçbir katliamın zaman aşımına uğramasının söz konusu olamayacağının altı çizilen açıklamada ayrıca, Roboski Katliamı aydınlatılmadıkça, Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olamayacağının altı çizildi.
Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:
“ROBOSKİ VİCDANSIZLIĞIN SEMBOLÜDÜR”
Roboski’de günlük 150-200TL kazanmak ve ailelerinin geçimini sağlamak için, zor doğa koşullarıyla amansızca mücadele ederek her gün çıktıkları yolda, geçiş rotaları ve oradan geçerek sınır ticareti yaptıkları bilinirken, 28 Aralık 2011 gecesi saat 21.30 ile 22.24 arasında, üzerlerine TSK tarafından 4 bomba atılarak, yaşları 13 ile 35 arasında değişen -19’u çocuk- 34 sivil insanımız katledildi.
Katledilmelerinden bugüne 9 yıl ve 2 ay geçti. 110 aydır bir köy, bir halk, bir toplum, bir ülke hep birlikte adaleti arıyor. O geceden bugüne geçen 479 haftada, hukuk kayıp, adalet kaçak, herkes suspus. Katliamın ardından geçen 3350. gün ve adalet hala yok, yok, yok. Meclis komisyon kurdu ve sakladı, yargı ise akladı. Roboski, çizilmiş sınırlar yüzünden ekmeğini katır sırtında kazanmaya mahkum edilmiş insanlarımıza, yaşama şansı bile tanımayan bir vicdansızlığın sembolüdür.
“KATLİAM ADALETSİZLİĞE VE CEZASIZLIĞA TESLİM EDİLDİ”
Tüm bu ölümün ve kıyametin duyulmadığı, görülmediği bir zaman yaşandı Roboski’de. Bu ülkenin nüfus cüzdanına sahip Kürt çocuklarının, gençlerinin üzerine, eğitimi / işsizliği çözmek yerine vergilerimizle alınan ‘bu ülkenin’ savaş uçaklarından atıldı o bombalar. Ne yazık ki tüm katliamlarda olduğu gibi adaletsizliğe ve cezasızlığa teslim edildi. Oysa insan yaşamının kutsallığı ve dokunulmazlığını sağlamakla yükümlü olan devlet bu ve benzer katliamlar karşısında hiçbir sorumluluğunu yerine getirmedi/getirmiyor.
Aradan geçen dokuz yılda; aileler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, hukukçular olayın aydınlatılması, suçluların cezalandırılması için mücadele verdiler. 34 insanın bombalarla öldürüldüğü herkesçe kabul görmüş, kanıtlanmış olmasına karşın, bu durum yasalar ve adalet sisteminde bir türlü karşılığını bulamadı. Cezasızlığın her köşe başına yerleştiği bu topraklarda, failler hala yargılanmadı. Dün de bugün de işlenen suçlar karşısında cezalandırma gerçekleşmiyor, adalet sağlanmıyor. Bir sonraki katliamı tetikleyen cezasızlık geleneği, hukuku yok varsayma, derin korumacılık, görünmeyen ellerle Roboski davası için de hala uygulanıyor. Bir katliamın cezasız bırakılmasının, yargı yollarının kapatılmasının, devlet olarak böyle bir katliamı örtmenin bir açıklaması olamaz. Adalet sisteminin çöküşünün ispatı Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır. Bu sözleşme ile YAŞAM HAKKI’nın yasalarla koruma altına alınması hükme bağlanmıştır. Adaleti arıyoruz.
“ROBOSKİ AYDINLATILMADIKÇA DEMOKRATİKLEŞME SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”
Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş, hukuk ve adaletin olmayışıdır. Hiçbir katliamın zaman aşımı yoktur. Roboski aydınlatılmadıkça, Roboski’de yaşananlar halka açıkça anlatılmadıkça Türkiye siyasetinde sivilleşme ve demokratikleşme söz konusu olmayacaktır.
Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. “İnsan olarak ne yapabilirim?” sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız “gelin sesimizi birlikte yükseltelim” diyeceğiz.
Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda “Barış ve Adalet”in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. Roboski bu toprakların utancı, kanayan yarası ve adalet arayışıdır
PİRHA- Roboski İçin Adalet Girişimi, Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski Köyü’nde 28 Aralık 2011 yılında TSK savaş uçaklarının bombardımanı sonucunda 19’u çocuk 34 sivilin yaşamını yitirdiği katliamın 99. ayında basın açıklaması gerçekleştirildi.
Açıklamada konuşan Tanju Gündüzalp, aradan geçen sekiz yılda aileler, sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, hukukçular olayın aydınlatılması, suçluların cezalandırılması için mücadele verdiklerini vurgulayarak şunları belirtti:
Açıklamada, “Roboski’de -19’u çocuk- 34 sivil insanımızın katledilişinden bu güne tam 99 ay geçti. Katliamın ardından geçen 3013. gündeyiz biz hala adaletin sağlanması konusunda çağrımızı yinelemeye devam edeceğiz. Ancak aradan geçen uzun zamana rağmen hala ne sorumlular yargılanmış, ne de adalet sağlanmıştır. Ailelerinin yaşamını devam ettirebilmek için ellerindeki tek geçim kaynağı olan sınır ticaretini yapmak için yola çıkmış, çoğu çocuk 34 insanın kaderine ne yazık ki ölüm, ailelerinin payına da haksızlıkla birlikte harmanlanmış acı düşürüldü” ifadeleri yer aldı.
“İNSANLIK YENİ BİR SINAVDAN GEÇİYOR”
Açıklama şöyle devam etti:
“Dünya her gün yeni bir soruna yeni insanlık trajedilerine uyanıyor. Bunların çoğu insan eliyle ortaya çıkarılmış, savaşlar, katliamlar, insanların evlerinden edilmeleri, insanlık dışı uygulamalar ve yoksulluktur.
Bugünlerde insanlık yeni bir sınavın içinden geçiyor. Devletlerin; güvenlik adı altında silaha ve savaşlara ayırdıkları imkanları; insanlığa, toplumlara ve doğaya ayırması, eşit ve adaletli bir yaşam yaratmaya çalışması zorunluluğu doğmuştur. İnsanlığın kurtuluşu ancak böyle sağlanabilir. İnsanlık kendi geçmişi ile yüzleşmeli ve buradan çıkarılacak derslerle geleceğini sağlıklı olarak örebilmelidir.
“YAŞAM HAKKI OLMADAN BAŞKA BİR HAKTAN BAHSEDİLEMEZ”
Ancak görüyoruz ki tüm bu yaşanan salgın hastalıklara ve ölümlere rağmen devletler bundan ders çıkarmayarak yine insanlık utançlarına yol açan eylemlere imzalarını atmaktalar. Bunları engellemeli, toplumların yararına dönüşümler gerçekleştirmenin yolunu açmaya zorlamalı ve üzerimize düşenleri yerine getirmek zorundayız. İnsanlık utançlarının biri de yaşanmış olan Roboski katliamıdır. Yaşama hakkı insanın doğuştan gelen en temel hakkıdır. Geri kalan haklar yaşam hakkının sağlanmasının üzerinden şekillenir.
Yaşam hakkı olmadan başka hiçbir haktan bahsedilemez. Ancak devlet bu yaşam hakkını korumak bir yana, yaşam hakkını yok eden mekanizmaların içinde olanları yargılamadı, suçluları yargının önüne dahi çıkarmadı.
Henüz ne olduğunu dahi anlamadan, o kış ve doğa koşullarına rağmen geçimlerinin peşinde olan insanların üzerlerine yağdırılan bombalar, korkunç bir dehşetle yaşamdan kopardı aldı gencecik insanları ve çocukları. Ailelerinin haberi olmasına ve olay yerine gitmek istemelerine, ne de sağlık ekiplerinin girmesine izin verildi.
Ancak belli bir süre sonra geçişlerine izin verilen aileler, katırlarla, römorklarla ölülerini taşıdılar. Bir ülkenin nasıl yönetildiğine bakmak için, o ülkeden insanların nasıl öldüğüne de bakmak şart. Ne yazık ki ülkemiz, birçok katliama tanıklık etmiş ancak genelinde adalet sağlanamamıştır.
Adaletin sağlanamadığı yerlerde katliamların sürekliliği de engellenemez. Aradan geçen 8 yıla rağmen ne iç hukukta ne de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürecinde adalet sağlanamamıştır. Ancak adalet sağlanamasa bile gerçek tüm çıplaklığı ile önümüzde durmaktadır. Failler ve katliam açıktır.
Toplumun önünden kaçırılamamış, gerçekler saklanamamıştır. Gerçekleri sağlanamamış hiçbir katliam yargılamadan muaf kalmayacaktır. Bugün değilse bile yarın mutlaka bunun hesabı sorulacak, sorumlu olanlar yargılanacaktır.
“DEVLETİN GÖREVİ YARGILAMAYI ENGELLEMEK DEĞİLDİR”
Devletin asli görevi ise bu yargılamayı engellemek değil, adaletin sağlanmasının önündeki engelleri kaldırmaktır. İnsanların adalete olan inancının kuvvetli olduğu, yaşamından endişe duymadığı, hukukun adaletten yana işletildiği, sorumlu ve faillerin yargılandığı toplumlar, huzur içinde yaşarlar.
Biz eşit, özgür, doğanın tahrip edilmediği; dil, din, ırk ve sınıf ayrımlarının yapılmadığı huzurlu bir toplum istiyoruz. İnsanlığı tehdit eden ve binlerce yaşamı yok eden salgından toplumların korunması için devleti buradan göreve çağırıyoruz.
Her bireyin yaşama hakkını sahip çıkın diyoruz. Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye'ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır.
“BARIŞ VE ADALETİN YOLU ROBOSKİ’DEN GEÇECEKTİR”
Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. “İnsan olarak ne yapabilirim?” sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız “gelin sesimizi birlikte yükseltelim” diyeceğiz.
Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda “Barış ve Adalet ”in yolu, mutlaka ve önce Roboski’ den geçecektir.
PİRHA- Roboski’de 19’u çocuk 34 sivilin katledilmesinin üzerinden tam 95 ay geçti. Roboski İçin Adalet Girişimi, yaptığı basın açıklamasında, “Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir.” denildi.
Haberin videosu
Roboski İçin Adalet Girişimi, Şırnak’ın Roboskî köyü kırsalında 28 Aralık 2011’de katledilen 34 sivil için bir kez daha “Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” dedi.
Adakale Sokak’ta bir araya gelen yurttaşlar, katliamın ardından geçen 2893 güne rağmen hiçbir yargılamanın yapılmamasını protesto etti.
Roboski İçin Adalet Girişimi adına basın açıklamasını okuyan Nuray Çevirmen, “Adalet hala yok.” diyerek şunları dile getirdi:
“KATLİAMDAN SORUMLU OLANLAR NİÇİN YARGILANMAZLAR?”
“TSK tarafından sınır ticareti yapan köylülerin üzerine 4 bomba atıldı. Köylülerin geçimlerini sağlamak amacıyla sınır ticareti için çıkmış oldukları yolda 19’u çocuk 34 sivil insanımız öldürüldü. Geçiş rotalarının o bölge olduğu, mazot ve gıda maddelerinden oluşan mallar getirerek, akrabalarıyla sınır ticaretinden başka geçim kaynaklarının olmadığı biliniyordu. Çocuklar aile geçimine katkıda bulunmak, öğrenciler harçlıklarını çıkarmak için o kafilenin içindeydi.
Katliamın olduğu gece boyunca ve sabah saatlerinde ana akım medyada katliam yer alamadı, medya derin bir sessizliğe büründü. Ancak ertesi gün Genelkurmay Başkanlığının resmi internet sitesinde duyurduktan sonra ana akım medya yazmaya ve haber yapmaya başladı.
Köylüler kendi cenazelerini kendileri battaniyelere sararak katırlarla, traktörlerle taşımak zorunda kaldılar. Aradan geçen sekiz yılın ardından aileler adaletten uzak bir halde seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Defalarca gözaltına alındılar, görmezden gelindiler, haklarında davalar açıldı. Oysa bu ailelerin sadece adalete ve yüzleşilmeye ihtiyacı var. İç hukuk yollarını tüketen ailelerin yapmış oldukları AİHM’e başvuru süreci de maddi hatalardan kaynaklı olarak iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesi ile olumsuz sonuçlanmıştır. Meclis tarafından komisyon kurulmuş, raporlar hazırlanmış, delilleri ortada, yargılamaları yapılabilecek bu dava süreci, ne yazık ki önüne konulan engeller sonucunda adaletsizlikle ve cezasızlıkla taçlandırıldı. 34 insanın bombalarla öldürüldüğü her kesim tarafından kabul görmüş, kanıtlanmış olmasına rağmen, bu durum yasalar ve adalet sisteminde bir türlü karşılığını bulamadı.
“Bu katliamdan sorumlu olanlar, emri verenler, yaşama hakkını ortadan kaldıranlar neden ve niçin yargılanmazlar? İşte, toplumun vicdanını kanatan, bu sorudur.
İnsanların adalete olan inancının kuvvetli olduğu, yaşamından endişe duymadığı, hukukun adaletten yana işletildiği, sorumlu ve faillerin yargılandığı toplumlar, huzur içinde yaşarlar. Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır.
Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir.”
PİRHA – Roboski İçin Adalet Girişimi, 34 sivilin katledildiği Roboski Katliamının 94. ayında basın açıklaması yaparak “Geçmişle yüzleşmeden, hesaplaşılmadan gelecek inşa edilemiyor ve adaletli bir düzen kurulamıyor” dedi.
Haberin videosu
Şırnak’ta 19’u çocuk 34 sivilin savaş uçaklarıyla katledilmesinin üzerinden 94 ay geçti. Roboski İçin Adalet Girişimi her ay olduğu gibi bu ay da “Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla” diyerek Adakale Sokak’ta basın açıklaması yaptı.
Roboski İçin Adalet Girişimi üyesi Tanju Gündüzalp, “Katliamın ardından geçen 2861. gündeyiz ve adalet hala yok, yok, yok” diyerek “28 Aralık 2011 tarihinde Bejuh’un sınıra O noktasında, geçimlerini sağlamak amacıyla sınır ticareti için çıkmış oldukları yolda üzerlerine bombalar atılarak öldürüldü 19’u çocuk 34 sivil insanımız. Geçiş rotaları ve oradan geçerek sınır ticareti yaptıkları her zaman biliniyordu” dedi.
Gündüzalp, katliamın ardından sekiz yıl geçmesine rağmen olayın aydınlatılması ve suçluların cezalandırılması için hukuki bir karşılık alınmadığını da ifade etti. Gündüzalp, açıklamanın devamında şu hususlara değindi:
“9 Ocak 2012’den 21 Nisan 2018’e kadar süren hukuk mücadelesinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ‘iç hukuk yolları tamamen tüketilmemiştir, ben bu davaya bakmam.’ kararı ile bir travma daha yaşayan aileler ve bizler, bu katliamın ve cezasızlığın peşini bırakmayacağız. Dün de bugün de işlenen suçlar karşısında cezalandırma gerçekleşmiyor, adalet sağlanmıyor. Ülkenin yargı sisteminin garantisi olması gereken Anayasa Mahkemesinin basit gerekçelerle bakmadığı dava, mutlaka yeniden görüşülecek. Bir sonraki katliamı tetikleyen cezasızlık geleneği, hukuku yok varsayma, derin korunmacılık, görünmeyen ellerle Roboski davası için de hala uygulanıyor. Bu toprakların sahibi tüm halklar ve topluluklar, barış içinde bir arada yaşayıncaya kadar bu mücadele sürecek. Anadolu insanının yaşama şekline, kararına, seçimine uymaya davet ediyoruz herkesi.
Bir katliamın cezasız bırakılmasının, hukuki olarak tüm yargı yollarının kapatılmasının, devlet olarak böyle bir katliamı örtmenin nasıl bir açıklaması olabilir ki? Ülkenin adalet sisteminin çöktüğünün ilk ispatı ve köşe taşı, Roboski Katliamı’dır. Devletin en asli görevi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti altına alınmış olan yaşam hakkını korumaktır. Bu sözleşme ile YAŞAM HAKKInın yasalarla koruma altına alınması hükme bağlanmıştır. Adaleti arıyoruz.
Her toplumun hafızası vardır. Ne kadar saklama ve inkâr yoluna gidilse de bu hafıza hem barış hem de adaleti talep ediyor ve edecekte… Geçmişle yüzleşmeden hesaplaşılmadan gelecek inşa edilemiyor ve adaletli bir düzen kurulamıyor.”
“ADALET, ADALETSİZLİĞİN OLDUĞU YERDEN YÜKSELİR”
“Roboski’ye adalet gelmeden Türkiye’ye adalet gelmeyecektir. Başta Roboski olmak üzere tüm insan yaşamını ve özgürlüklerini ortadan kaldıran savaşa ve şiddete karşı, hepimiz itiraz hakkımızı kesintisizce kullanacağız. Yaşadıklarımızın aslı; devlet, cezasızlık, savaş ve adaletin olmayışıdır.
Biz, Adalet arayışının, bir arada ve barış içerisinde yaşamanın tarafıyız. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, Roboski ve tüm katliamlar için adaleti talep etmek adına bir araya geleceğimiz ve adaleti sağlayacağımız güne kadar yataklarımızda rahat uyumayacağız, uyutmayacağız da. ‘İnsan olarak ne yapabilirim?’ sorusunu soran herkese her ayın 28. günü sesleneceğiz, hatırlayacağız ‘gelin sesimizi birlikte yükseltelim’ diyeceğiz.
Roboski, devletin ve iktidarın sınavıdır. Bu topraklarda ‘Barış ve Adalet’in yolu, mutlaka ve önce Roboski’den geçecektir. ‘Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla’ diyoruz.”