Etiket: Rojava katliamı

  • DEM Parti Karakoçan İlçe Örgütü’nden Rojava saldırılarına tepki- VİDEO

    DEM Parti Karakoçan İlçe Örgütü’nden Rojava saldırılarına tepki- VİDEO

    PİRHA-Elazığ Karakoçan’da konuşan DEM Parti yöneticileri ve demokratik kurumlar, Rojava’da sivilleri hedef alan saldırıların bir halkı tasfiye etme girişimi olduğunu belirterek, “Kürt halkının uzattığı barış eli tutulmalı, halklar arasında eşit ve onurlu bir yaşam birlikte inşa edilmelidir” çağrısı yaptı.

    Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde DEM Parti İlçe Örgütü, Rojava’da son dönemde artan saldırılara ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Eşrefiye ve Şêxmeqsûd mahalleleri başta olmak üzere sivilleri hedef alan saldırıların kabul edilemez olduğu vurgulandı.

    Karakoçan merkez Saat Kulesi önünde yapılan açıklamaya, aralarında DEM Parti Dersim Milletvekili  Ayten Kordu, DEM Parti Karakoçan İlçe Eş Başkanları Sema Atalan ve Bekir Polat ile DEM Parti Elazığ İl Eş Başkanı Songül Cengiz’in de bulunduğu çok sayıda kişi katıldı.

    Açıklama öncesi söz alan Karakoçan İlçe Eş Başkanı Bekir Polat, İslam kardeşliğinden, ümmet kardeşliğinden, halkların kardeşliğinden bahsedenlere inanmadıklarını belirterek, “Çünkü bizler bir taraftan katledilirken, bir taraftan kardeşlik nidalarına inanmıyoruz, kanmıyoruz. Bakınız, Gazze yıkılıp yıkılırken oturup ağlayanlar arka taraftan İsrail’le işbirliği yapıp anlaşmalar yapanları çok iyi biliyoruz. Bizler buna sessiz kalmayacağız” dedi.

    “SURİYE’DE KÜRT HALKININ TASFİYESİ İÇİN KİRLİ PLANLAR DEVREYE SOKULDU”

    Polat’ın konuşmasının ardından ortak açıklama yapıldı. Açıklamayı Demokratik Kurumlar Platformu adına DEM Parti Karakoçan İlçe Eş başkanı Sema Atalan okudu. Atalan açıklamada, 2013’ten bu yana farklı isimlerle faaliyet yürüten El-Kaide bağlantılı çetelerin, geçici Suriye yönetimi ve bölgedeki bazı güçlerin desteğiyle sivillere ağır silahlarla saldırdığı belirtti. Atakan ayrıca asayiş güçlerinin bulunduğu yerleşimlerin tank, top ve SİHA’larla vurulduğu kaydedilerek bunun Kürt, Alevi ve Arap halklarına yönelik açık bir yok etme girişimi olduğunu ifade etti.

    Atalan devamında şunları söyledi “Bir yandan ‘bin yıllık kardeşlik’ söylemleri dile getirilirken, diğer yandan Suriye’de Kürt halkının tasfiyesi için planlar yapılıyor. Bu çelişki kabul edilemez. Rojava’da Kürt halkına sıkılan her kurşun, tüm Kürtlere yönelmiştir.”

    Atalan, geçmişte yaşanan saldırıları da hatırlatarak Suruç, Ankara Garı ve Diyarbakır HDP mitingi gibi olaylarda çok sayıda can kaybı yaşandığını, desteklenen çetelerin bugün halka yöneldiğini belirtti.

    Devlet yetkililerine ise şu çağrıda bulundu.  “Şiddetten ve vekâlet savaşlarından vazgeçin. Halkları karşı karşıya getiren bu yanlış politikalar derhal son bulmalıdır. Madem bin yıllık kardeşlikten söz ediliyor, Kürt halkının uzattığı barış eli tutulmalı ve Ortadoğu’da eşit, barışçıl bir yaşam hep birlikte inşa edilmelidir.”

    “ROJAVA HALKI YALNIZ DEĞİLDİR”

    Basın açıklamasının ardından söz alan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Rojava halkı yalnız değildir. Kürt halkı yalnız değildir. Bu halk mücadelesiyle, değerleriyle varlığını kanıtlamış bir halktır” dedi

    Kordu, Rojava’daki direnişe dikkat çekerek, “Rojava direnişi öyle bir felsefedir ki, bu öyle bir yaşamdır ki, tüm dünyaya karşı orada büyük bedellerle Kürt kadınlarının ve dostlarının öncülüğünde, Arapların, Alevilerin, Dürzilerin, Türkmenlerin, Süryanilerin hep beraber bir arada yaşayabileceğini gösteren bir sistem inşa ettiler. Ve bu sistem tüm dünyada bütün halkların bir arada yaşayabileceğini bize çok açık gösterdi. Bugün o emperyalist ülkeler, bugün o hegemonik ülkeler bu fikriyata saldırmaktadır” ifadelerini kullandı.
    Rojava’da bir insanlık suçu işlendiğine işaret eden Kordu, “Rojava’daki kadınları cenazesini binalardan aşağı atan, elektriğini ve suyunu kesen, hastanede sağlık tedavisini engelleyen, interneti erişime kapatan, dünyadan yalıtmaya çalışan bu anlayışa sesleniyoruz: Bu anlayış Türkiye’den azade değildir. İktidarın politikalarından azade bir politika olmadığını” diye belirtti.
    Kordu son olarak, “Ne Aleviler, ne Dürziler, ne Süryaniler, ne Araplar, ne Türkmenler, ne de Kürtler yalnız değildir. Kürt halkı Rojava’da Kobane’de tekrar kendi yaşamını inşa etmek için mücadele edecek” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Dersimli Yurttaşlar: Rojava’da insanlık onuru için mücadele ediliyor!- VİDEO

    Dersimli Yurttaşlar: Rojava’da insanlık onuru için mücadele ediliyor!- VİDEO

    PİRHA- Dersimli yurttaşlar, Rojava’da çetelerin taşeronluğuyla sürdürülen savaşı lanetlerken, Rojava direnişinin insanlık onuru adına yapıldığına dikkat çekti. Dersim’den tüm dünyaya direnişin sahiplenilmesi çağrısında bulundular.

    Hegemonik güçler Ortadoğu’nun dizaynı için yeniden düğmeye basmışken, bu durumun ceremesini ise halklar çekmekte. Esad rejiminin devrilmesinin ardından iktidarı ele geçiren çeteler, iktidara geldikleri ilk günden bugüne halklara ve inançlara yönelik katliam politikarı yürütüyor.

    Alevi ve Dürzi katliamlarıyla başlayan süreç, devamında Süryanilere ve Kürtlere kadar geldi. Bugün Kürtlerin Kuzey Doğu Suriye’de veyahut bir diğer deyişle Rojava’da, insanlığa ve özgür yaşam inşasına yönelik bir saldırı var. Farklılıkların bir arada rızaya dayalı yaşadığı demokratik toplum modeline bir saldırı var.

    Suriye’de yaşanan çete saldırılarını ve Rojava’ya dönük saldırıları Dersimli yurttaşlara sorduk:

    “ROJAVA’DA DÜNYANIN EN ÇİRKİN İNSANLARINA KARŞI MÜCADELE EDİLİYOR”

    Ahlak sınırlarını aşan bir durumun söz konusu olduğunu belirten Hasan Yıldırım, “Dünyanın en çirkin insanları, vahşi bir şekilde Kobane’yi ablukaya almış durumda. Rojava bugün insani dramın yaşandığı bir coğrafya. Türkiye’de çözüm sürecinin görüşüldüğü, 100 yıllık bir sorunun barışla neticelendirilme çabasının olduğu bir süreçte, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin öncelikle insani bir koridor açması şart” olduğunu belirtti.

    Çetelerin Suriye ve Rojava özelinde yürüttüğü savaşın burayla sınırlı kalmayacağını söyleyen Yıldırım, “Bu yüzden de dünyanın neresinde bir insan varsa, Kürt varsa Rojava’yı sahiplenmeli, Rojava’ya sahip çıkmalı. Rojava sadece Kürt’ün özgürlüğünü İfade etmiyor. Aynı zamanda Ortadoğu denkleminde tüm halkların özgürlüğünü ifade ediyor cümlelerini kullandı.  Devamında ise şunlara dikkat çekti:

    “Kimse bunu şu şekilde hesaplamasın, bu ateş bize sıçramayacak demesin. Bu ateş Türkiye’ye sıçrayacağı gibi Avrupa’nın bütün kentlerine de kanal açarak yayılacaktır. Kürtler bugün Ortadoğu denkleminde IŞİD zihniyetini gerilettikleri gibi aslında Avrupa’nın da güvenliğini sağlayan asli güçtür.”

    “ROJAVA DİRENİŞ ALANIDIR, VAROLMA ALANIDIR”

    “Rojava Kürt halkı için bir direniş alanı, var olma alanı” diyen Şahin Torun, devamında şunları dile getirdi: “Rojava direnişi bu son süreçte de gösterdiği gibi, gene Kürt halkının birlikteliğini sağladı. Kürt halkının bu direnişi daha çok ve daha yoğun bir şekilde desteklemesi gerekiyor. Rojava’ya sahip çıkılması gerekiyor. Çünkü ileri ki zaman için çok önemli bir yeri olacak” ifadelerini kullandı.

    Cihadist çetelerin Suriye’de sonuç alması halinde, bunun etkilerinin hem Türkiye’de hem de tüm dünyada yansımalarının olacağını söyleyen Torun, “Bizim açımızdan var olma, yok olma savaşıdır. Ama bu savaş sadece bizimle sınırlı kalmaz. Oradaki savaşın Türkiye’ye de yansımaları olabilir. Hatta dünyayı etkileyecek yansımaları da olabilir” dedi.

    Konuşmasının sonunda herkesi Rojava direnişini sahiplenmeye çağıran Şahin Torun, “Rojava’da IŞİD zihniyetine karşı savaşılıyor. Bu durum tüm dünya için tehlike arz ediyor. Bu zihniyetin ilerlemesi demek başta Türkiye’yi sonra da tüm bölgeyi direkt etkilemesi demektir. Bu yüzden Türkiye’deki insanların da buna karşı direnmesi gerekiyor” dedi. Torun, Suriye’de Kürt halkının kazanımlarının, Türkiye’de yaşayan Kürtlerin kazanımları açısından da çok önemli olacağının altını çizdi.

    “ROJAVA İNSANLIK İÇİN SAVAŞIYOR, BU YÜZDEN HERKES SAHİP ÇIKMALI”

    Rojava’da yaşanan bu durumların toplumu çok derinden etkilediğini belirten Ufuk Şimşek, “Tabii oradaki kadınlara ve özellikle çocuklara karşı yapılan katliamlar bizi çok derinden üzüyor. Her şeyden önce insani, ahlaki ve vicdani olarak bunlar bizi çok etkiledi” ifadelerini kullandı ve sözlerinin devamında Türkiye’de yürütülen çözüm sürecine atıfta bulunarak, “Bir yandan da Türkiye’de bir barış süreci var. Bununla ilgili gerek hükümetin, gerekse yetkililerin, gerekse de muhatapların barış sürecinin konuşulduğu bir zamanda bunların yaşanması kabul edilecek bir durum değil. Kürt halkına, Alevi halkına ve oradaki farklı haklara karşı yapılan büyük bir yanlıştır. Bu katliamlar buradaki barışı da doğrudan etkiliyor” dedi.

    IŞİD zihniyetinin bu topraklarda yeni olmadığını, geçmişten gelen bir zihniyet olduğunu belirten Şimşek, “Bu zihniyeti biz daha öncede gördük. Çocuklara, kadınlara karşı yaşandı. Bu konuda bütün insanlık buna ses çıkartması gerekiyor. Özellikle demokratik kurumların, aydınların, insanım diyen herkesin şu anda buna ses çıkartması gerekiyor” dedi.

    Türkiye’nin Bosna Hersek’teki, Azerbaycan’daki, Uygur’daki Türklere sahip çıkıp, orada yaşayan insanların haklarını savunduğuna dikkat çeken Ufuk Şimşek, “Bende hem bir Kürt olarak hem de bir Alevi olarak katledilen, haksızlığa uğrayan her Kürt ve Alevi için sesimi çıkartmak zorundayım” dedi.

    Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kürtlerle ve Alevilerle barışması gerektiğine dikkat çeken Şimşek, “Eğer gerçekten bu toplumda, bu coğrafyada bir barış inşa edilecekse devletin diyalog masasına dönmesi lazım. Türkiye devleti bir bakımdan oradaki barışa elçilik etmek zorunda. Kürt’le barışmak zorunda, Alevilik ile barışmak zorunda” ifadelerini kullandı.

    Kobane’deki mevcut duruma dikkat çekerek, Kobane’ye Kerbela yaşatıldığını savunan Şimşek, zulum devam ettiği sürece Hüseyni duruşun da devam edeceğini söyleyerek konuşmasını şu şekilde sonlandırdı:

    “Bugün Kobane’de veya Rojava’da çocukların aç ve susuz bırakılması bize geçmişte Kerbela’yı hatırlıyor. Muaviye ve Yezid soyu devam ettikçe, Hüseyni anlayışı da devam edecektir. Yani bu bizim için çok önemli. Filistin için de biz aynı duyguları yaşıyoruz, Afrika için de aynı duyguları yaşıyoruz, Latin Amerika için de biz bu duyguları yaşıyoruz. Rojava için de biz bu duyguları yaşamak zorundayız. Bir sınavdan geçiyoruz. Ya vicdanımızı, insanlığımızı kaybedeceğiz ya da onurlu bir barışta halkların bir arada yaşadığı bir yaşamı inşa edeceğiz.”

    Cem EKİNCİ-Nuray ATMACA/DERSİM

  • DEDEF Kadın Meclisinden Rojava’ya yönelik saldırılara karşı destek- VİDEO

    DEDEF Kadın Meclisinden Rojava’ya yönelik saldırılara karşı destek- VİDEO

    PİRHA- Dersim Dernekleri Federasyonu Kadın Meclisi,  saçlarını örerek Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etti.

    DEDEF Kadın Meclisi, Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etmek için dernek binasında toplandı. Çetelerin kadınları hedef alan saldırılarını kınayan DEDEF’li kadınlar, saçlarını örerek Rojavalı kadınlara destek oldu.

    ”SURİYE HALKLARINI HEDEF ALAN SALDIRILAR DERHAL DURDURULMALI”

    DEDEF Kadın Meclisi, yaptığı açıklamada Suriye’de savaş suçlarına, azınlıklara yönelik katliamlara ve Rojava’ya yönelik saldırılara karşı olduklarını vurguladı. Devamında ise şunları belirtti: “Bizler, kadın özgürlük mücadelesini, halkların eşit ve bir arada yaşam hakkını savunanlar olarak; Suriye’de devam eden ağır insan hakları ihlallerine, savaş suçlarına ve sistematik katliamlara karşı acil bir çağrıda bulunuyoruz” dedi.

    “Suriye’de Aleviler başta olmak üzere; Süryaniler, Ezidiler, Ermeniler ve diğer inanç ve etnik azınlıklar, Suriye yönetiminin ve ona bağlı silahlı güçlerin uyguladığı mezhepçi, ayrımcı ve yok edici politikaların hedefi haline getirildiğini” belirten Kadın Meclisi, sivil yerleşimlerin bombalanması, keyfi infazlar, zorla yerinden etme, inanç temelli baskılar ve yaşam hakkı ihlalleri uluslararası hukuka göre açık savaş suçu kapsamında olduğunu belirtti.

    ”SALDIRILAR KADINLARIN ÖZGÜRLÜĞÜNE KARŞI”

    Rojava’ya yönelik sürdürülen saldırılar; Kürt kadınların öncülüğünde inşa edilen demokratik, eşitlikçi ve çoğulcu toplumsal modele yönelik olduğunu söyleyen DEDEF’li kadınlar, “Rojava Kadın Devrimi’ne dönük her saldırı, kadınların kazanımlarını, azınlıkların varlığını ve halkların birlikte yaşam iradesini hedef almaktadır” dedi.

    Kadın mücadelesinin asla bastırılamayacağına dikkat çeken Kadın Meclisi, “Rojava’da hayata geçirilen eşbaşkanlık sistemi, kadın özgürlükçü politikalar ve komünal yaşam modeli; Suriye’de ve Ortadoğu’da savaş, mezhepçilik ve otoriterliğe karşı somut bir alternatiftir” ifadelerini kullandı.

    Son olarak acil çağrıda bulunarak, “Uluslararası kurumlar, insan hakları örgütleri ve ilgili mekanizmalar acil soruşturma ve yaptırım süreçlerini başlatmalıdır. Rojava’ya yönelik saldırılar derhal son bulmalı; kadınların ve halkların öz yönetim iradesi tanınmalıdır.
    Kadınların, azınlıkların ve sivillerin yaşam hakkı uluslararası güvence altına alınmalıdır” denildi.

    (HABER MERKEZİ)