Etiket: rojbin çetin

  • ‘Mahpusta Kadın Olmak Çalıştayı’ kitap lansmanı yapıldı -VİDEO

    ‘Mahpusta Kadın Olmak Çalıştayı’ kitap lansmanı yapıldı -VİDEO

    PİRHA-Mahpusta Kadın Olmak Çalıştayı, kitabının tanıtımı İstanbul’da gerçekleştirildi. Lansmanda konuşan Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, “Kadınların ilmek ilmek ve direnişle ördüğü mücadelenin milyonlarla buluştuğunu görüyorum ve gurur duyuyorum” dedi.

    Özgür Kadın Hareketi (TJA) öncülüğünde Beyoğlu’nda bulunan Karşı Sanat Galeri’sinde “Mahpusta Kadın Olmak Çalıştayı” kitabının lansmanı gerçekleştirildi. Lansmana Cumartesi Anneleri, Adalet Nöbeti Anneleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri, Kobane Davası’nda tahliye edilen Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG) aktivistleri, Asrın Hukuk Bürosu, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatları ve çok sayıda kadın katıldı.

    Lansmanda ilk olarak TJA aktivisti Hacer Özdemir konuşma gerçekleştirdi. Özdemir, cezaevlerinde tutsak olan kadınların tarihinin ve yaşadıklarının yazılmadığını bundan dolayı bu kitabı çıkarttıklarını dile getirdi. Özdemir, “Hak hukuk için yıllardır mücadele ediliyor. Hukuk çiğneniyor. Tecrit politikası iktidarın yaşam biçimi haline döndü. İmralı’daki tecrit yıllardır sürüyor. Oluşan tecrit tüm topluma sirayet ediyor. Bunu gündemleştirmek için içeride ve dışarıda mücadele var bunu büyütmek gerekiyor. Hukuksuzluğu Kobane dosyasında  gördük. Kobane davasında ceza almaları bu hukuksuz sistemin bir devamı bunun içinde mücadele etmek gerekiyor. 1980 darbesiyle Sakine Cansız ve arkadaşları Kürt kadın hareketi cezaevi ile tanıştı. Türkiye’de eşi benzeri görülmeyecek şekilde arkadaşlarımızla 30 yıl zindanlarda tutuldu. 30 yılı dolan arkadaşlarımda infazları yakılarak bırakılmıyor. Dışarıda bu sesin bir parçası olmak ve unutmamak gerekiyor. Hepimizin daha duyarlı olması gerekiyor” dedi.

    “UMUDU TÜKENMEYEN TÜM KADINLARI KUCAKLIYORUM”

    Devamında Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan Rojbin Çetin’in, Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan Nesrin Akgül’ün ve Bakırköy Kadın Kapalı cezaevinde tutuklu olan Çiğdem Mater’in gönderdiği mektup okundu. Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Rojbin Çetin gönderdiği mektupta şunları kaleme aldı:

    “Kadın özgürlük felsefesini yaşayan ve yaşatan, dayanışmayı büyüten, emekle yürüyerek umudu asla tükenmeyen tüm kadınlara şahsınızda sevgi ve saygılarımı sunuyorum, sizleri yürekten, kucaklıyorum. Mahpusta kadın olmak temasıyla gerçekleştirdiğiniz çalışmanın heyecanı sizlerle paylaşıyorum. Geçmişten bugüne tarih, karanlık eşikleri aşan direnenlerin mücadele izinlerini taşıdı. Bugün de nice değerin yaratımlarını layıkıyla taşımanın onuru ve sorumluluğuyla özgürlük için direnilmekte. İşte tarih, mücadele azim ve kararlılığıyla direnerek demokratik ve özgür yaşam için sözünü kuranların ve inşasını yapanların eseri olacaktır.”

    “ANLATILAN BİZİM HİKAYEMİZDİ”

    Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak olan Nesrin Akgül’ün mektubunda şu ifadeler yer aldı: ‘’Öyküler ancak onları anlatabileceklerin başından geçebilirmiş. Mahpusta Kadınlar olarak biraraya gelen öykülerdik. Anlattıklarımı; ilk yuvarlanan taşlardan başlayarak birbirine devredilmiş kadın direnişçiliğinin dağlaşan mirasıydı. Unutulmasına izin vermemek için kadın hafızamıza bu coğrafyanın esaret hikayelerini onurluca, isyanını harlayarak nakşetmek için anlattık. Her anlatıcı kahramanı kadın olan, mekanı mahpus olan, zamanı devrimcilik olan hikayelerde tarihi  buluşturdu. Anlatılan bizim hikayemizdi. Hikayeler anlatılmaya başlandığı anda duvarları aşıp, esaretin ilk halkasını yıktı; Unut ki, sus ki esaretin korkusu büyüsün. Mahpusta kadınlar olarak anlatacaklarımız var.”

    “SELAM OLSUN DİRENEN KADINLARA”

    Mektupların okunmasının ardından konuşan Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Temsilcisi ve kitabın yazarlarından Ümit Efe, “Asırlık kadın direnişini taşımaya çalışacağız. Tarihi hep erkekler yazdı kadınlar direndi. Yazılması gerektiğini, tarihe not düşülmesi gerektiğini düşünüyorum. İnadına direnerek inadına direnerek kadınlar mutlaka becerdi. Diyarbakır, Metris, Mamak zindanlarında bizi teslim almadılar cümlesi yazıldı ve yazılmaya devam etti. Selam olsun direnen kadınlara” diye belirtti.

    “CEZAEVİNDEKİ ARKADAŞLAR DAHA GÜZEL BİR DÜNYA İÇİN MÜCADELE EDİYOR”

    Diyarbakır Cezaevi’nin simgesi olan Mazlum Doğan’ın ablası ve kitap yazarlarından Serap Doğan, sistemin çok züllüm yaptığını ve korkuya dayandığının altını çizerek şunları söyledi:

    “Bu sistem çok zulüm yapan ve korkuya dayanan bir sistem. Anneden ve babadan korkuyorsun, büyüyorsun devletten ve kocadan korkuyorsun. İnsan düşünüyor neden her şey korkuya dayalı. Biz korkuyu yıkan insanlarız. Cezaevinde hasta tutsaklar var tecritte olanlar var bu kadar kadın onların yanında olur ve örgütlenirsek onları tahliye edebiliriz. Toplumsal direniş olmadığı sürece o arkadaşları çürütecekler. Cezaevindeki arkadaşlar daha güzel bir dünya için mücadele ediyorlar.”

    “KORKU DUVARINI AŞTIK”

    Kitabın yazarlarından Gülten Kaya da şunları ifade etti:  “Şairin bir ‘bir gece sevginin duvarını aştık’ dedik bende biz bir gece korku duvarını aştık diyorum. Bir türlü gün yüzü görmedik ama bir gece korku duvarını aştık. Bundan sonrasında hangimizin başına ne gelirse gelsin biz bir arada omuz omuza olacağız. Tüm tutsak arkadaşlarımız bizimle aynı havayı soluyana kadar yan yana olacağız.”

    “TESLİM ALINMAYA ÇALIŞILAN TÜM KADINLARA SEVGİMİ GÖNDERİYORUM”

    Son olarak konuşan Kürt siyasetçi Gülten Kışanak ise şunları ifade etti: “Kadın yaşam ve özgürlük o kadar iç içe ki. Cezaevinde kadınların işkence gördüğü, itaat etmenin öğretilmeye çalıştığı dönemi yaşadım ama itaat eden dışarı ile duygusal bağını kesen kadınlara şahit olmadım. Kadınlar direnirken aslında yaşamı var etmek için direniyorlar” dedi. Gültan konuşmasının devamında şunları dile getirdi: “Bu direniş özgürlükle buluşma direnişi. Kadınların ilmek ilmek ve direnişle ördüğü mücadelenin milyonlarla buluştuğunu görüyorum ve gurur duyuyorum. Kobane Kumpas davası kadın özgürlük mücadelesini cezalandırmaya çalışan bir davaydı. Bütün arkadaşlarımız onurlu şekilde özgürlüğü, kadın iradesini ortak geleceği savundular. Arkadaşlarımız bırakıp çıkmak zordu. Figen başkan başta olmak üzere bütün arkadaşlarımızı selamlıyorum. Figen başkana yüksek ceza bana ise tahliye verildiğini televizyondan duyduk inanılmaz hüzün çöktü. Figen başkan, seslendi ‘Onlar bize mutluluğu, sevinci çok görüyorlar lütfen arkadaşlar zılgıtlarımızı atalım ve Gültan başkanı özgürlüğe uğurlayalım dedi.’  Yedi buçuk yıl içerisinde 57 kadın arkadaş gelmiş ve onları uğurlamışız. Her zaman coşku ve heyecan duyduk ama arkada bırakmak daha zor. Gezi ve Kobane tutsaklarına, teslim alınmaya çalışan kadınlara sevgilerimi gönderiyorum. Onları da alacağız. Hep beraber yolumuza devam edeceğiz. Kadınlar hep beraber daha güzel günleri yaşayacağız.”

    Yapılan konuşmaların ardından program kitabın imzalanmasıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin Kadın Platformu: Rojbin’i derhal serbest bırakın-VİDEO

    Mersin Kadın Platformu: Rojbin’i derhal serbest bırakın-VİDEO

    PİRHA- Sevil Rojbin Çetin’e işkence ettiği iddia edilen faillerin yakalanıp haklarında yasal işlem başlatılması çağrısı yapan Mersin Kadın Platformu üyeleri, “Rojbin’in derhal serbest bırakılarak tedavisine başlanması gerekmektedir” dedi.

    Haberin Videosu

    Mersin Kadın Platformu üyeleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Örgütü binası önünde yaptıkları basın açıklamasıyla HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu üyesi Sevil Rojbin Çetin’e dönük köpekli işkenceyi protesto etti.

    Kadın Platformu adına açıklama metnini okuyan Aysel Demir, “Bizden önce kadının adı yoktu’ diyen iktidar partisinin, Diyarbakır’da bir kadın siyasetçiye yapılan çirkin ve ahlaksızca işkence görüntülerine söyleyecek bir sözü var mı” diye belirtti.

    “SUSMAK MI? ASLA! DAHA ÇOK MÜCADELE, DAHA ÇOK DİRENİŞ”

    Gözaltına alınan Çetin’in Mardin’e götürüldüğünü kaydeden Demir, şunları dile getirdi:

    “Rojbin’in kanser hastası olması ve saldırılarla yaralanması insanlığa karşı işlenen suç kapsamındadır. Hiçbir durum işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez.  Rojbin Çetin, iktidarın kadın düşmanı politikalarına karşı yüksek sesle haykırdığı için işkenceye maruz kaldı. Rojbin arkadaşımıza saldırı, AKP politikalarının ne boyutlara geldiğini gösteriyor. Susmak mı? Asla! Daha çok mücadele, daha çok direniş. İnsanlık onuru kadın mücadelesi, işkenceyi yenecek. Kadın mücadelesine, demokrasiye ve insan haklarına yönelik baskının yansıması olarak, kadın mücadelesine de darbe vurulmak ve sindirilmek istenmektedir. Resmi, gayri resmi gözaltı alanlarında yapılan işkence, yaşamın bir rutini haline getirilmeye çalışılmaktadır. Oysa işkence, insanlığa karşı telafisi olmayan bir suçtur. Türkiye imzacısı olduğu ve işkenceyi suç sayan sözleşmelere uymalı ve bu işkence vakalarına dönük önleyici tedbirler almalıdır.”

    Demir’in ardından konuşan LGBTİ+ aktivisti Yağmur Arıcan ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Onur Haftası”na dönük sözlerinin ayrımcı olduğunu belirterek, “LGBTİ+ hareketi bu ülkenin eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi yolunda olmazsa olmaz parçalarından biridir. Birlikte yürümek umuttur” dedi.

    PİRHA/MERSİN

  • HDP, Diyarbakır’daki işkencenin belgelerini paylaştı

    HDP, Diyarbakır’daki işkencenin belgelerini paylaştı

    HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ile HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, dün gözaltına alınan Rojbin Çetin’in 3,5 saat boyunca cinsel ve fiziksel işkenceye uğradığını açıkladı. AKP iktidarının işkenceyi kural haline getirdiğini söyleyen vekiller, işkencecilerin bir an önce yargı önüne çıkarılmasını istedi.

    HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ile HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Diyarbakır’da yapılan gözaltı operasyonu sırasında evinde 3,5 saat boyunca işkenceye uğrayan HDP Yerel Yönetimler Kurulu Üyesi Sevil Rojbin Çetin’in durumuna ilişkin basın toplantısı düzenledi. İşkence fotoğraflarını da paylaşan Beştaş ve Acar, hükümetten konuya ilişkin derhal açıklama yapmasını istedi.

    “DİYARBAKIR EMNİYETİ KÖPEKLE İŞKENCE DÖNEMİ BAŞLATTI”

    İlk sözü Meral Danış Beştaş aldı. Rojbin Çetin’in tek başında olduğu sırada özel harekat polislerinin de olduğu yüzlerce polisle evine baskın düzenlendiğini belirten Beştaş, arama sırasında komşu veya muhtarın olmadığını kaydetti. İki köpekle evin basıldığını söyleyen Beştaş, “Diyarbakır Emniyeti köpekleri işkencede kullanmada yeni bir dönem başlatmıştır. Hatırlanacağı gibi Diyarbakır’da M.E.C isimli şüpheli işkence gördüğü görüntüleri ortaya çıktıktan sonra köpeklerin kullanıldığını herkes gördü” diye konuştu.

    Rojbin Çetin’in 3,5 saat boyunca işkenceye maruz kaldığını aktaran Beştaş şöyle konuştu:

    “Bu köpekler önce Rojbin Çetin’e saldırtılmış, polislerden önce girmişlerdir, iki bacağını eti koparma derecesinde ısırmışlardır, dişlemişlerdir. Kolluk kuvvetleri bu saldırıyı bilerek organize etmiş ve izlemiştir. Evin içinde tutanaklarla da sabit,  3,5 saat süren işkence yapılmıştır. Kendi evinin içinde, ikametgahında kolluk gücü, özel harekat tarafından işkence seansı maalesef uygulanmıştır.

    İŞKENCE İZLERİ RAPORLARLA BELGELENDİ

    Dün 26 Haziran’dı. İşkence Görenlerle Dayanışma Günüydü. Bütün dünya ve Türkiye’de işkenceye karşı ses yükselirken, Türkiye’de AKP iktidarı evlerde işkence dönemine geçmiştir.  Görüntüler bunlar, Rojbin Çetin gözlerinin altı ve dudağı patlayacak kadar bir işkence uygulamasına maruz kalmıştır. Bacaklarının fotoğrafları yok rapordan aldığımız bilgiye göre iki bacakta da köpek ısırması, belinde ayakkabı izi, dudağında patlama, vücudunun ve kollarının her yerinde darp ve cebir izi, bizzat raporlarla belgelenmiştir.

    “İŞKENCECİLER YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMALI”

    Rojbin Çetin’in kayyum atanana kadar Van Edremit İlçesi Belediyesi Eşbaşkanı olduğunu hatırlatan Beştaş, bu dönemde Yerel Yönetimler Kurulu’nda partinin resmi görevlisi olarak çalıştığını belirtti. İşkenceye ilişkin açıklama beklediklerini söyleyen Beştaş, “Bunu yapan kimse, gerekirse özel harekatı gerekirse emniyet müdürü kim olursa olsun bugün bu işkencecilerin derhal görevden alınmasını istiyoruz. Yargı önüne çıkarılmasını istiyoruz. Eğer bu işkenceyi siz yaptırmadıysanız çıkın açıklama yapın, gereğini yapın; eğer siz yaptırdıysanız da istifa edin” diye konuştu.

    ÖLÜMLE TEHDİT EDİLDİ

    Rojbin Çetin’in cinsel hakaret ve küfürlere de maruz kaldığını söyleyen Beştaş, Rojbin Çetin’in ölümle tehdit edildiğini kaydetti. Beştaş Rojbin’e uygulanan işkenceyi şöyle anlattı:

    “Kendisinin bir süre sonra gözleri bağlanmıştır. Ve kendi evinde konuşması, artık ne konuşması isteniyorsa, avukatı gelmeden konuşması için işkence edilmiştir. Rojbin arkadaşımız işkencecileri teşhis edecek durumdadır. İstifa ve görevden alma çağrımıza bunu da eklemek istiyoruz. Rojbin direndikçe işkencenin dozu artmıştır. İçeride silah kullanıldığı ve başına silah dayandığını maalesef belirtmek zorundayız. Tehdit ve silahla; ‘Bağırırsan, konuşmazsan ne yapacağımızı biliyorsun. Evin 5’inci katta olsaydı zaten atlardın, bizim bir şey yapmamıza gerek kalmazdı’ demişlerdir. Atlamanın ne anlama geldiğini de kendi ağızlarından duymuş olduk.”

    “SIFIR TOLERANSTAN TAM DESTEK AŞAMASI”

    Meral Danış Beştaş, AKP iktidarının işkenceyi kural haline getirdiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “Şu anda Rojbin arkadaşımız gözaltında ve işkencecilerle bir arada bulunuyor.  Bu canavarla, bu insanlığa karşı suç işleyenlerle bir arada. AKP iktidarı işkence ile yönetimi bir kural haline getirmiştir. İşkenceyle mücadele etmiyor, işkence yöntemlerini her geçen gün artırıyor. İşkenceye sıfır toleranstan, bugün işkencecilere tam destek aşamasına gelmiş durumdalar. İşkence yapanlar, yaptıranlar, işkenceciler adı işkenceyle alınanlar dünyanın neresinde olursun bunun hesabını verdiler, vermeye devam ediyorlar. İşkence ile anılan 12 Eylül darbecilerinin nerede olduğunu biliyoruz ama direnenlerin adları onurla anılıyor.”

    Ardından söz alan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, “AKP’nin kadın düşmanı politikalarının sonucu olarak bu düşman hukukunu da işkenceyi meşrulaştıracak bir sürece çevirdiğini gördük. Köpekli işkenceleri 80’li yıllarda Gültan Kışanak’ın Diyarbakır Cezaevinde yaşadığını biliyoruz. O zaman Esat Oktay, kadınlara geri adım attırmak için köpeğiyle saldırılar gerçekleştiriyordu. Ancak bu saldırılar kadınların iradesine ve mücadelesine geri adım attıramamıştır” diye konuştu.

    ÇIPLAK FOTOĞRAFLAR ÇEKİLDİ

    Rojbin Çetin’in uzun süredir kadın özgürlük mücadelesi yürüttüğünü söyleyen Başaran, saldırının sadece HDP’ye değil kadın özgürlük mücadelesine dönük olduğunu kaydetti. Rojbin Çetin’in yarı çıplak soyularak fotoğraflarının çekildiği bilgisini paylaşan Başaran şöyle devam etti:

    “Bu işkencenin maalesef bir bölümü de, Rojbin arkadaşımız yarı çıplak soyularak, gözleri kapalıyken fotoğraflarını çekmişlerdir. Soruyoruz fotoğrafları ne yapacaklar nerede yayınlayacaklar, hangi trolün eline verecekler? Bunu bir başka işkence biçimine çevirecekler.

    “Daha kaç kadın katledilecek, daha kaç kadın bu yöntemlerle işkenceye uğrayacak? Bir tarafta işkence bir taraftan da toplum içinde örgütlediğiniz erkekler, her gün işkence yapıyor, kadınları katlediyor. Bu, AKP iktidarının uyguladığı politikalarının sonucudur. AKP iktidarının polisleri ceza alamayacaklarını ve terfi edeceklerini bildikleri için bunu yapıyorlar. Bu düşman hukukunu ilelebet sürdüreceklerini zannediyorlar.

    “Bu saldırılar kadın iradesine geri adım attırmadı, attırmayacak. Biz bu olayın takipçisi olacağız. Rojbin arkadaşımızın yanındayız, çünkü mücadele ettiği için bu uygulama ile karşı karşıya kaldı. Rojbin arkadaşımız AKP’nin makbul kadını olmadığı, mücadele ettiği için bu uygulamayla karşı karşıya kaldı. Bunun hesabının, demokratik yöntemler ve hukuk çerçevesinde sorulacağını mutlaka belirtmek istiyorum.”