Etiket: rojin kabaiş

  • Rojin Kabaiş dosyasında Van Barosu davadan çekildi!

    Rojin Kabaiş dosyasında Van Barosu davadan çekildi!

    PİRHA- Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmayı takip eden Van Barosu, dosyadan çekilme kararı aldığını duyurdu. Kabaiş ailesi ise baroyu kendilerinin azlettiğini belirterek, adalet mücadelesinin farklı bir hukuk heyetiyle sürdürüleceğini açıkladı.

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi olan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 15 Ekim’de ise cansız bedenine ulaşılmıştı. Olayla ilgili yürütülen soruşturmayı takip eden Van Barosu, dosyadaki vekilliğini sonlandırdığını açıkladı.

    VAN BAROSU: İLETİŞİM VE KOORDİNASYON SÜRDÜRÜLEMEDİ

    Baronun yaptığı açıklamada, soruşturmanın başından bu yana maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve etkin bir yargı sürecinin işletilmesi amacıyla hukuki sürecin titizlikle takip edildiği ifade edildi. Ancak gelinen aşamada Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş ile dosyanın takibine ilişkin sağlıklı iletişim ve koordinasyonun sürdürülemediği değerlendirilerek davadan çekilme kararı alındığı belirtildi.

    Açıklamada ayrıca, bu kararın dosyanın sahipsiz bırakıldığı anlamına gelmediği vurgulanırken, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, varsa ihmal ve sorumluların ortaya çıkarılması için etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturmanın yürütülmesi gerektiğine dikkat çekildi. Van Barosu, hakikatin açığa çıkarılması yönündeki toplumsal talebin yanında olmaya devam edeceklerini de kaydetti.

    AİLE: VAN BAROSU’NU BİZ AZLETTİK

    Van Barosu’nun açıklamasının ardından Rojin Kabaiş’in ailesi de yazılı bir açıklama yayımladı. Aile, soruşturmanın halen devam ettiğini belirterek, Van Barosu ile yaşanan iletişim ve görüş ayrılıkları nedeniyle vekaletin kendi iradeleriyle geri alındığını ifade etti.

    Açıklamada, dosyanın takibinin Diyarbakır Barosu’nun da içinde bulunduğu hukukçulardan oluşan bir heyet tarafından sürdürüldüğü belirtilerek, “Rojin’in ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların yargı önünde hesap vermesi için adalet mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” denildi.

    HABER MERKEZİ

  • Ebru Gündoğan’dan Dersim’de Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş için duygu yüklü şiir-VİDEO

    Ebru Gündoğan’dan Dersim’de Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş için duygu yüklü şiir-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de Seyid Rıza Meydanı’nda katledilen kadınlar için şiirler okundu.

     

    Ebru Gündoğan, Dersim’de Seyid Rıza Meydanı’nda Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş şahsında hayattan koparılan tüm kadınlar için kaleme aldığı şiiri seslendirdi.

    Gündoğan’ın okuduğu şiir, “Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş… İki genç kadın, iki yarım bırakılmış hikâye, iki susmayan soru…” sözleriyle başladı. Şiirde, yaşamlarının baharında aramızdan koparılan iki genç kadının ardından geride kalan acı, özlem ve cevabı bekleyen sorular dile getirildi.

    “Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş… İki genç kadın, iki yarım bırakılmış hikâye, iki susmayan soru… Onlar hayatın baharında, en güzel düşlerini kuracakları çağda aramızdan koptular. Ardında yalnızca gözyaşı değil; cevabı bekleyen sorular, dinmeyen bir özlem ve adalet arayan yürekler bıraktılar. Bir insanın ardından ağıt yakmak zordur; ama gençliğin ardından yakılan ağıtın ateşi daha başka yanar. Çünkü onların gülüşlerinde yarın vardı, umut vardı, yaşanacak uzun yollar vardı. Şimdi ise isimleri, yüreklerde açılmış derin bir yaranın adı oldu. Bazı yokluklar zamanla hafiflemez. Bazı acılar yıllar geçse de ilk günkü gibi sızlar. Gülistan ve Rojin’in ardından hissedilen de böylesi bir sızıdır. Çünkü toprağa düşen yalnız iki genç kadın değil; aynı zamanda ailelerinin hayalleri, sevdiklerinin umutları ve yarım kalmış nice güzel gündü. Bugün onları anmak; yalnızca bir hüznü paylaşmak değil, aynı zamanda insan hayatının değerini hatırlamaktır. İsimleri rüzgârda kaybolup gitmesin diye, hatıraları unutulmasın diye, adları vicdanlarda yaşamaya devam ediyor. Kimi zaman bir annenin gözyaşında, kimi zaman bir babanın sessizliğinde, kimi zaman da onları hiç tanımamış insanların duasında… Çünkü bazı isimler sadece bir insanı değil, eksik bırakılmış bir hayatı anlatır. Bu dünyadan erken koparılan her gencin ardından söylenecek en büyük söz şudur: Unutmayacağız, unutturmayacağız; hakikat ortaya çıkana kadar adalet talebinden vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Kadınlar Dersim’den seslendi: Barış ve kadınların özgürlüğü için erkek devlet şiddetine son!-VİDEO

    Kadınlar Dersim’den seslendi: Barış ve kadınların özgürlüğü için erkek devlet şiddetine son!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de Gülsitan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş’e dair açıklama yapan kadınlar, kadınlara karşı suçlarla gerçek bir yüzleşmenin barışın temeli olduğuna dikkat çekerek, Dersim’de kadınların yaşadığı taciz, katliamlara karşı seslerini yükseltti.

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi ve Dersim Kadın Platformu Gülsitan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş’e dair basın açıklaması yaptı.

    On ilden kadınların katıldığı açıklamada konuşan İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşad Yeşil, 7 yıldır ‘Gülüstan Doku Nerede?’ sorduklarını ve sormaya devam ettiklerini belirterek, “Çünkü Gülistan Doku’nun bedeni bulunmadı. Biliyoruz ki o dönem kamu kurumlarının başında ve içinde olanlar bu cinayetin içinde. Umuyoruz failler hak ettikleri cezayı alırlar” dedi.

    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nden Newroz Ünverdi, Amed’den, Batman’dan, İstanbul’dan, Ankara’dan, Eskişehir’den, Malatya’da 50’nin üzerinde kadınla Dersim’e geldiklerini ifade ederek, “6 yıl boyunca üzeri örtülen Gülistan Doku cinayetinin açığa çıkardığı suç ilişkileri, sistematik erkek-devlet şiddeti ve bunun savaş politikalarıyla ilişkisine karşı birbirimizi duymak, ortak bir ses çıkarmak, ‘burada kadınlara karşı bu suçlarla gerçek bir yüzleşme barışın temelidir’ demek için bu yola çıktık” diye belirtti.

    “PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ!”

    Gülistan Doku’ya yaşatılanların münferit olmadığının altını çizen Newroz Ünverdi, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Daha geldiğimiz gün, benzer bir olaya tanık olduk. Öğrencilere yönelik bu sistematik şiddet, Gülistan Doku dosyasında yürütülen soruşturmaya, kimi tutuklamalara rağmen, aynen devam ediyor. Bugün Adalet Bakanı, özellikle kadınlara yönelik “faili meçhul suçların aydınlatılacağını” ilan ediyor, ama herkes tarafından bilinen, basında haber yapılmış, açığa çıkmış suç çeteleri yerli yerinde duruyor. Bu da devletin kamu kurumları ve çalışanlarının suçlu olduğu yeni kadın cinayetlerine zemin hazırlıyor. Kadınların gündelik hayatları ise erkek egemen bir baskı altında sürmeye devam ediyor. Bu sırada her gün ülkede kadınlar öldürülüyor, bir kısmı basına şüpheli olarak geçiyor, kadın cinayetlerinin önlenmesi için politika geliştirilmiyor.

    AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu geçtiğimiz günlerde taşra üniversitelerinde öğrencilere yönelik organize bir cinsel istismar ağı olduğunu, içinde polislerin ve askerlerin yer aldığını söylemiş, söz konusu üniversitelerin arasında Munzur Üniversitesi’ni de saymıştı. Dün bir kadın bize şunu söyledi, “Gülistan zamanı olan eski rektörle şimdiki arasında hiçbir fark yok. Yine öyle bir olay olsa, yine görüntüler silinir.” Bu organize cinsel istismar ağı kimlerden oluşuyor, kimler tarafından hala korunuyor? İsimleri pek de gizli değil. Bir isim Munzur Üniversitesi’nde Bilgi İşlem Daire Başkanlığı yapmış olan Cem Tekinoğlu. Üniversitede öğrenim gören kadınları tehdit ederek üst düzey kamu görevlileriyle cinsel ilişkiye zorladığı iddialarına, hakkında bu yönde verilen bir soru önergesine rağmen üzeri kapatıldı. Yetmedi, CHP Milletvekili Cemal Enginyurt’un danışmanı olarak görevlendirildi.

    TEHLİKE BİR AN ÖNCE ORTADAN KALDIRILMALI!

    Biz buradan ilan ediyoruz: Peşini bırakmayacağız. Öğrendiğimize göre, benzer şekilde, üniversitede hoca olan ve hakkında taciz iddiaları basında çıkan Ahmet Zülfü Türkoğlu da yerinde duruyor. Yine bir kadın öğrenciyi yurda bırakma bahanesiyle taciz eden, öğrencinin KADES’e başvurması ve dava açması sonrası tutuklanan, ceza alan İbrahim Özer’in tüm bunlara rağmen rektörlük tarafından aklandığı basına yansımış durumda. 95 öğrenciyi taciz ettiğine ilişkin hakkında şikayetler olan, bu şikayetler meclise dahi taşınan İlyas Kayaokay, aynı cezasızlık politikasıyla ödüllendirilir gibi doçent yapılmış. Bu ve benzeri isimlere hiçbir şey yapılmadığı sürece, kadınlara yönelik yeni suçların önü açılıyor. Bu tehlike bir an önce ortadan kaldırılmalı!

    BU BİR BARIŞ DEĞİL, SAVAŞ HALİDİR

    Biz dün tanıştığımız her kadından bir taciz hikayesi, tecavüz tanıklığı, buna karşı yapılan şikayetlerin üzerinin örtülmesini, tam tersine şikayet eden kadının baskı altına alınmasını dinledik. Kadınların “Seni İŞKUR’dan işe aldırırım” denilerek cinsel istismar ağlarının içine çekildiğini, “yokuş dik sizi eve bırakalım,” “hadi bana Kürtçe şiir okuyun” gibi cümlelerle taciz edildiğini duyduk. Bazen sonunun, ailelerin kadınları okuldan alması, eğitim hayatlarının sekteye uğraması olduğu öğrendik. Failler ise her hikayede askerler, uzman çavuşlar, güvenlik görevlileri, AKP’yle ilişkisi olan, üniversite içinde güç sahibi kişiler. Genç kadınlar şiddet ve taciz karşısında şikayetlerini, zaten faillerin içinde aldığı yapılara mı yapacak? Bunun sonucunda tehdit aldıkları yetmiyor; şikayet için mücadele ederken devlet kurumlarında yıpratıcı süreçlere maruz kalıyorlar. Toplum tarafından yargılanan yine kadınlar oluyor. Bu, ülkedeki patriyarkanın güncel hali ve bir savaş politikasının parçası, biliyoruz. Peki, nasıl bir savaş politikası bu? Köyleriyle beraber 85 bin nüfusu olan, merkezde 40 bin nüfusu olan Dersim’de, 9 bin öğrenci, 10 bine yakın resmi güvenlik görevlisi var. Yani öğrenci başına en az bir güvenlik görevlisi, resmi olmayanlar düşünülünce fazlası düşüyor. Köprüden Dersim’e girildiği andan itibaren 200-300 metrede bir mobesenin olduğu, köy girişlerine bile mobeselerin konduğu, herkesin her adımının izlendiği bir il burası. Deprem nedeniyle güçlendirme bahane edilerek valilik, adliye gibi resmi kurumların üniversite kampüsünün içine taşındığı bir yer. Yani öyle bir üniversite ki, içine Dersim Kadın Platformu giremiyor, ama kolluk, asker rahatça geziyor, valilik binası içinde, asker ve polis arabaları yurtlarda öğrencilerin kapılarında bekliyor. Üniversite erkek egemen bir kamusal alana çevrilmiş durumda. Özetle Dersim, güvenlikçi politikaların kadınlar için nasıl da güvensizlik yarattığının en açık görüldüğü yerlerden biri. Her yerde kontrol noktaları, asker, polis var ama sokaklar güvensiz, yurtlar güvensiz, üniversite güvensiz. Bugün barıştan söz edilirken öncelikli adımlardan biri, kadınlara yönelik suçların soruşturulmasıysa bir diğeri de bu kentte üniformalı, üniformasız bu kadar anormal yoğunlukta güvenlik görevlisinin bulunmamasıdır. Bir şehirde her dört kişiye bir askerin düşmesi, öğrenci sayısından fazla kolluk olması, üniversite ile bu kadar iç içe olmaları normal değil. Bu bir barış değil, savaş halidir.

    İDDİALARIN BİRİ BİLE YERİN YERİNDEN OYNAMASINI GEREKTİRİR

    Öte yandan Munzur Üniversitesi’nde genç kadınlara yönelik, gücünü devletten alan cinsel istismar ağları bize örneğin Karabük’te Afrikalı öğrencilere yapılanları, İstanbul’da Ayşe Tokyaz davasını da hatırlattı. Yani bu irili ufaklı suç çeteleri, erkek şiddeti ağları, savaş silahı olarak meşrulaştırıldıkça her yerde normalleşiyor. Bu, Dersim’de, aynı zamanda öğrencilerin örgütlenme alanlarını ortadan kaldırmakla, bunun yerine cemaatlere alan açmakla, bir tür demografik değişimle de el ele gidiyor. Üniversitede kadın kulüpleri kurulamaz, stand açamazken, TÜGVA, İlim Yayma Cemiyeti ve benzerleri örgütleniyor. Kentte öğrencilere pek başka sosyal alan sağlanamamasının kayyum politikalarıyla da elbette doğrudan bağı var. Okula yeni gelen öğrencilerin eklendiği bir “Munzur Kadın Öğrenciler” whatsapp grubunun kurulduğunu, bunun yöneticisinin ise TÜGVA başkanı bir erkek olduğunu öğreniyoruz. Buradan kadın öğrencilerin telefonlarının askeri personelle paylaşıldığını, kentte tur bahanesiyle kadınların istismar ağlarının içine çekildiğini, daha sonra kadınlar bunu beyan ettiğinde üstünün kapatıldığını ve bunu açığa çıkarmaya çalışan kadınların tehditlerle susturulmaya çalışıldığını duyuyoruz. Bu TÜGVA başkanının Gülistan Doku soruşturmasında görevden alınan eski Tunceli İŞKUR müdürü Özdemir Aktaş’ın yeğeni olduğunu, tüm bu iddialara rağmen rektörlüğün bu olayların hemen ardından TÜGVA ile protokol imzaladığını öğreniyoruz. Bu iddiaların biri bile yerin yerinden oynamasını gerektirir.”

    “ERKEK DEVLET ŞİDDETİNE SON”

    Dersim’de yaşananların takipçisi olacaklarının altını çizen Newroz Ünverdi, “Bu suç şebekelerinin açığa çıkması için Dersim’de yaşayan kadınların, öğrencilerin yanında olacağımızı duyuruyoruz. Gerçek bir barış için, kadınların özgürlüğü için erkek devlet şiddetine son diyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Alevi kurum temsilcileri, katledilen Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti-VİDEO

    Alevi kurum temsilcileri, katledilen Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA- AKD Genel Başkanı Seher Yılmaz, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Ayfer Artan, ABF Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ve beraberindeki heyet, katledilen Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti.

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş’in katledilmesinin üzerinden yaklaşık olarak 2 yıl geçmesine rağmen halen olay aydınlatılmadı ve failleri bulunmadı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisiyken 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 15 Ekim 2024’te Molla Kasım sahilinde cansız bedenine ulaşılan Rojin’in şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada halen somut bir gelişme yaşanmadı.

    Rojin’in şüpheli ölümde gerçeğin aydınlatılması için Rojin Kabaiş’in ailesi, avukatlar ve kadınların mücadelesi sürüyor. Diğer taraftan kamuoyunun ve kurumlarında Kabaiş ailesine destekleri sürüyor. Alevi Kültür Dernekleri(AKD) Genel Başkanı Seher Yılmaz, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri(PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Ayfer Artan ve Alevi Bektaşi Federasyonu(ABF) Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ve beraberindeki heyet, destek amacıyla Rojin Kabaiş’in ailesini ziyaret etti.

    “ROJİN’E NE OLDUĞU SORUSU TÜM AYRINTILARIYLA AYDINLATILMALIDIR”

    Rojin’in kaybolduğu günden bu yana ihmaller zinciri yaşandığını vurgulayan baba Nizamettin Kabaiş, “Bu çocuk sizin korumanız altında kaybolmuş ve katledilmiş. Kamera neden bozuk? Kıyı şeridinde tel takılmamış, güvenlik altına alınmamış. Neden orada güvenlik tedbirleri uygulanmamış. Orası öğrencilerin bulunduğu bir yer ama sarhoşlar geliyor orada içki içiyorlar, alkol kullanıyorlar. Orada türlü türlü şeyler yaşanıyor. Fakat hiç devriye gezilmemiş, hiç takibi yapılmamış” dedi. Baba Kabaiş, devlet yetkililerinin kötü tavır ve yaklaşımlarına da dikkat çekerek, “Benim kızım intihar etmedi. Siz önce katilleri bulun” dedi.

    ABF Hukuk Sekreteri Cafer Koluman ise, “Biz hukuk fakültesinde okurken ‘Adli Tıp Eğitimi’ aldık. Eğer bir vaka adli tıpa gidiyorsa, adli tıp yaptığı inceleme ve araştırmalarla vakanın intihar mı, cinayet mi olup olmadığını çok net bir şekilde öğrenilebildiğine” dikkat çekti.

    AKD Genel Başkanı Seher Yılmaz, Kabaiş ailesinin her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, “Devletin dini adalettir. Eğer adalet ölürse devlet ölür. Biz böyle inanıyoruz. İşini layıkıyla yapan birileri çıkacak ve adaleti sağlayacak. Bizler Aleviler olarak her zaman yanınızdayız. Rojin’in de başına ne geldiyse tüm gerçekliği ile ortaya çıkması için kamuoyu yaratmak adına destek olacağımızı ve yanınızda olduğumuzu söyleriz” dedi.

    “ROJİN KABAİŞ DOSYASINI YENİDEN ELE ALIYORUZ OLUMLU GELİŞMELER OLABİLİR”

    Bugün Adalet Bakanı Akın Gürlek, AKP’nin grup toplantısı öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Rojin Kabaiş dosyasına dair konuşarak, “Rojin Kabaiş dosyasında da cep telefonunu çözümlersek önemli bir evre alacağız. Olumlu gelişmeler olabilir. Yeni bir ekip kurduk, çalışıyoruz, teknik olarak destek veriyoruz” dedi.

     

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Rojin Kabaiş için imza kampanyası başlatıldı

    Rojin Kabaiş için imza kampanyası başlatıldı

    PİRHA-Rojin için Adalet Komisyonları, soruşturmanın şeffaf bir şekilde yürütülmesi için “Rojin Kabaiş dosyasında: delilleri karartma! Telefonu aç, DNA’ları açıkla” başlığıyla online imza kampanyası başlattı.

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma 19 ayını geride bırakırken, dosyada henüz kayda değer bir gelişme gerçekleşmedi. Şüpheli ölümde gerçeğin aydınlatılması için Rojin Kabaiş’in ailesi, avukatlar ve kadınların mücadelesi sürüyor.

    Dosyasının aydınlatılması için kurulan Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, olayın açığa çıkması, faillerin bulunması ve sürecin ilerlemesi talebiyle “Rojin Kabaiş dosyasında: delilleri karartma! Telefonu aç, DNA’ları açıkla” başlığıyla online imza kampanyası başlattı.

    TALEPLER SIRALANDI: ROJİN İÇİN GERÇEK ADALET

    Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunulan imza metninde sıralanan talepler ise şöyle:

    – Dosyanın ilerleyişinde önemli bir delil olan Rojin Kabaiş’in cep telefonunun açılması. Eğer açılamıyorsa, telefonu açmak ve incelemek üzere aile tarafından seçilen bağımsız bir uzman ile çalışılması.

    -Rojin Kabaiş’in bedeninde tespit edilen 2 erkek DNA’sının kimlere ait olduğunun tespit edilmesi ve açıklanması. DNA’ların kimlere ait olduğunun tespit edilebilmesi için DNA örneklerinin genişletilerek ve yaygınlaştırılarak toplanması, gerekli karşılaştırmaların yapılması için sürecin hızlandırılması.

    -Eksik bırakılan delillerin toplanıp şeffaf biçimde açıklanması, etkin soruşturma yürütülmesi.

    İmza metni, “Sen de imzacı ol, Rojin için gerçek adaleti biz kadınlar sağlayalım!” ifadeleriyle son buldu.

    Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, önümüzdeki günlerde 56 kentte stantlar kurarak da imza toplayacak.

    Herkese açık olan kampanyaya imza vererek destek sunmak için buraya tıklayınız.

    HABER MERKEZİ

     

     

  • Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları: Aileye yönelik tehditler son bulsun!

    Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları: Aileye yönelik tehditler son bulsun!

    PİRHA- Rojin Kabaiş’in ailesine yönelik tehditlerin son bulması gerektiğini belirten Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, tüm kadınları adalet için mücadele etmeye çağırdı. 

    Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, Kabaiş ailesine yönelik tehditler ve dosyadaki son gelişmelere ilişkin İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki İnsan Hakları Derneği (İHD) binasında basın toplantısı düzenledi.

    Rojin Kabaiş’in ölümünün üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen aydınlatılmadığını ve soruşturmanın eksik yürütüldüğünü vurgulayan Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları Gönüllüsü Ayşe Cebecioğlu, aileye dönük tehditlerin ise ileri bir düzeye ulaştığını söyledi.

    Ailenin koruma talepleri karşılıksız bırakıldığına dikkat çeken Ayşe Cebecioğlu, “Ailenin dahi korunamadığı bir ortamda yürütülen bir soruşturmanın sağlıklı ilerlemesi mümkün değildir” dedi.

    Cebecioğlu, soruşturmaya ilişkin taleplerini şöyle sıraladı:

    -Rojin’in telefonu derhal açılsın.

    -Eksik bırakılan deliller toplanıp şeffaf biçimde açıklansın.

    -Dosyanın 18 aydır ilerletilmemesinden sorumlu olan, delil karartan, süreci uzatan ve failleri koruyan tüm kişi ve kurumlar yargılansın.

    -Aileye yönelik tehditler soruşturulsun, sorumlular yargılansın.

    -Rojin’in ailesi yalnız bırakılmasın, gereken hukuki ve manevi destek verilsin

    -Dosyada eksik bırakılan tüm deliller derhal tespit edilmeli ve toplanmalıdır.

    -Dosyadaki kısıtlılık kararları derhal kaldırılsın aile ve kamuoyu gerçeğe ulaşabilsin.

    -Rojin’in bedeninde bulunan iki erkeğe ait DNA’nın kimlere ait olduğu açıklansın.

    -Van Başsavcılığı, TCK 102’ye göre nitelikli cinsel saldırı kapsamında soruşturmayı genişletsin.

    -İstanbul ATK ihtisas Kurulu yeni rapor hazırlasın.

    -Kadınların yaşam hakkını korumak için devlet görevini yerine getirsin.

    “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları Hukuk Birimi gönüllü avukatı Elif Nur Gürler, eksikliklere dikkat çekerek dosyadaki kısıtlamanın kaldırılması gerektiğini söyledi. Kabaiş ailesine yönelik tehditlere dair suç duyurusunda bulunulduğu ve suç duyurularını cevap dahi verilmediğini kaydetti. Elif Nur Gürler, “Rojin Kabaiş’in dosyası yalnızca adli bir dosya değil, bu dosyanın aydınlatılması; Gülistan Doku, katledilen diğer kadınların neticelerinin aydınlatılması demektir” diyerek, hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarının altını çizdi.

    ANKARA’DA DA AÇIKLAMA YAPILDI

    Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları Ankara’da da İHD Şubesi’nde bir basın açıklaması yaptı.

    Komisyonun açıklamasını Şebnem Ece Elmas okudu. Açıklamada, 18 aydır  Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünün aydınlatılmadığı, Rojin Kabaiş’in ailesi, adalet arayışını sürdürdüğü süreçte sistematik tehditlere maruz kaldığı belirtildi.

    HABER MERKEZİ

  • Rojin Kabaiş’in telefon şifresi çözülemedi

    Rojin Kabaiş’in telefon şifresi çözülemedi

    PİRHA- Van’da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş dosyasına ilişkin yeni açıklama geldi. İspanya’ya gönderilen Kabaiş’in telefonunun şifresinin çözülmediği belirtildi.

    Van’da kaldığı öğrenci yurdundan 27 Eylül 2024’te ayrıldıktan 18 gün sonra cenazesi bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümü hakkında başlatılan soruşturma sürüyor.

    Dosyada, inceleme için İspanya’ya gönderilen telefonun şifresinin çözülemediği yönünde rapor verildiği açıklandı.

    Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili soruşturmayı yürüten Van Cumhuriyet Başsavcısı Osman Kara, 8 Kasım 2025’te, Kabaiş’in telefonunun şifresinin çözülebilmesi için cihazın İspanya’daki kriminal laboratuvara gönderildiğini açıklamıştı.

    Kara, olayın aydınlatılmasında kritik öneme sahip olan telefon verilerine henüz erişilemediğini belirterek, “Kaybolmadan önceki 3 güne ait (24-27 Eylül) kullanım bilgilerine ulaşamıyoruz. Şifrenin açılmasıyla davada önemli bir aşama kaydedeceğiz. İspanya kriminal laboratuvarına iki görevli eşliğinde gönderiyoruz. Sonuçlar geldiğinde davada doğru karara bir adım daha yaklaşacağız” açıklaması yapmıştı.

    HABER MERKEZİ

  • Kadınlar, Rojin Kabaiş için 30 Ocak’ta Ankara’da bir araya gelecek!

    Kadınlar, Rojin Kabaiş için 30 Ocak’ta Ankara’da bir araya gelecek!

    PİRHA – Kadınlar, Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları’nın çağrısıyla 30 Ocak’ta Rojin Kabaiş için Ankara’da bir araya gelecek.

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisiyken 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 15 Ekim 2024’te Molla Kasım sahilinde cansız bedenine ulaşılan Rojin Kabaiş için Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, 30 Ocak’ta Ankara’da eylem yapacak.

    TMMOB MMO Eğitim ve Kültür Merkezi 1 No’lu salonda saat 11:00’de gerçekleştirilecek olan ‘Büyük Buluşma’ sonrasında saat 15:30’dada Adalet Bakanlığı’na yürüyüş düzenleneceği duyruldu.

    Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları tarafından ‘Büyük Buluşma’ sonrası Adalet Bakanlığı’na yürüneceği açıklanırken, “1 yıldır Rojin için sokak sokak, kampüs kampüs mücadele eden kadınlar olarak; tüm şehirlerden yükselttiğimiz sesi Büyük Buluşma’da bir araya getiriyor, ardından adaletsizlikte ısrar eden, taleplerimize sessiz kalan Adalet Bakanlığının önüne gidiyoruz” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadın cinayetlerini sormak yargılanıyor: “Bu dava kadınlara gözdağıdır”- VİDEO

    Kadın cinayetlerini sormak yargılanıyor: “Bu dava kadınlara gözdağıdır”- VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker’in, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümlerine dair verdiği röportaj nedeniyle yargılandığı davanın karar duruşması cuma günü Mersin’de görülecek. Karar duruşması öncesi konuşan Dernek Başkanı Çiğdem Göksoy, bunun kadınların adalet talebini susturmaya yönelik bir dava olduğunu vurguladı.

    Mimoza Kadın Derneği üyesi ve Mersin Kadın Platformu aktivisti Şehriban Şeker hakkında, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku’nun ölüm süreçlerine ilişkin verdiği bir röportaj nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla dava açıldı. İddianamede, Şeker’in Mezopotamya Ajansı’na verdiği röportajda dile getirdiği açıklamaların “gerçeğe aykırı” olduğu ve kamuoyunu yanılttığı öne sürüldü.

    Mersin 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen üçüncü duruşmada savcı, Şeker’in ayrıca “kamu barışını bozma” suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti. 16 Ocak Cuma günü görülecek karar duruşması öncesinde PİRHA’ya konuşan Mimoza Kadın Derneği Başkanı Çiğdem Göksoy, tüm kadın kurumlarını dayanışmaya çağırdı.

    “KADIN CİNAYETLERİNİ SORGULAMAK SUÇ SAYILIYOR”

    Çiğdem Göksoy, Şehriban Şeker’in söz konusu açıklamaları kadın cinayetlerinin üzerinin örtülmesine karşı yapılan bir savunuculuk faaliyeti olarak tanımladı. Göksoy, Şeker’in Sığınaklar Kurultayı sürecinde yaptığı röportajın, ailelerin ve avukatların kamuoyuna yansıyan beyanlarını aktarmaktan ibaret olduğunu vurgulayarak, “Bu röportajda dava konusu yapılabilecek, suç unsuru oluşturabilecek herhangi bir durum olmadığını çok iyi biliyoruz. Eğer bir kadın cinayetini sorgulamak, delillerin neden toplanmadığını, dosyaların neden ilerlemediğini sormak ‘halkı kin ve nefrete sürüklemek’ olarak tanımlanıyorsa, burada dönüp yargı sisteminin, emniyetin ve adli süreçlerin kendisinin sorgulanması gerekir. Gülistan Doku dosyası altı yılı geride bıraktı, hala gizlilik kararı var. Rojin Kabaiş dosyasında da benzer bir tablo görüyoruz. Bu bize münferit değil, sistematik bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor” dedi.

    “KADIN ÖRGÜTLERİNİ GERİ ÇEKMEK İSTİYORLAR”

    Göksoy, davanın aynı zamanda kadın örgütlerini hedef alan bir yıldırma politikası olduğunu belirterek, “Mimoza Kadın Derneği olarak Mersin’de ve Türkiye genelinde kadına yönelik şiddetle mücadelede güçlü bir çalışma yürütüyoruz. Bu dava, yalnızca bir arkadaşımıza açılmış bireysel bir dava değil; feminist kadın örgütlerini ötekileştirmeye, marjinalleştirmeye dönük bir girişimdir. Bugün bir arkadaşımıza dava açılır, yarın bir başkasına. Ama biz bu süreçleri tanıyoruz. Bu davalar bizi durdurmadı, aksine dayanışmamızı büyüttü. Bu davalar bizim için hiçbir zaman yolu bırakmamıza ya da bu mücadelemizden geri adım atacağımız anlamına gelmedi. Aksine örgütlenerek bugüne kadar gelebildik” diye konuştu.

    KARAR DURUŞMASI İÇİN DAYANIŞMA ÇAĞRISI

    Göksoy, cuma günü görülecek karar duruşması öncesi tüm kadın örgütlerine çağrıda bulunarak şunları söyledi:

    “16 Ocak Cuma günü saat 09.45’te Mersin 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görülecek. Buradan tüm feminist kadın örgütlerini, kadınları ve hak savunucularını dayanışmaya çağırıyoruz. Bizler Gülistan’a, Rojin’e ve kaybedilen tüm kadınlara ne olduğunu sormaya devam edeceğiz. Bu davalar bizi susturamayacak.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER: 

    -Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı suç sayıldı!

    -Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı dava konusu oldu, duruşma ertelendi

    -Gülistan ve Rojin’i sormak suç sayıldı: Şehriban Şeker hakkında ceza talebi!

  • Gülistan ve Rojin’i sormak suç sayıldı: Şehriban Şeker hakkında ceza talebi!

    Gülistan ve Rojin’i sormak suç sayıldı: Şehriban Şeker hakkında ceza talebi!

    PİRHA- Mersin’de, Gülistan Doku ile Rojin Kabaiş’in akıbetine ilişkin röportaj yaptığı gerekçesiyle yargılanan Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker hakkında savcı, “kamu barışını bozma” iddiasıyla cezalandırılmasını istedi.

    Şehriban Şeker’in 6 Mayıs 2025 tarihinde Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümlerine dair yaptığı basın açıklaması ve verdiği demeçler dava konusu yapıldı. Şeker’in, “delillerin karartıldığı, intihar algısı yaratılmaya çalışıldığı ve kadın cinayetlerinin üzerinin örtüldüğü” yönündeki ifadeleri gerekçe gösterilerek hakkında “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla açılan davanın üçüncü duruşması Mersin 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Tutuksuz yargılanan Şehriban Şeker duruşmada avukatlarıyla birlikte hazır bulundu. Ayrıca Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Mimoza Kadın Derneği temsilcileri de dayanışma amacıyla salonda yer aldı. Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada, önceki celsede savcılığın, Şehriban Şeker’in röportajına ilişkin “suçun maddi unsurunun oluşup oluşmadığının araştırılması” talebiyle emniyete yazı yazdığı, ancak bu yazıya henüz yanıt verilmediği ifade edildi.

    Söz alan Şehriban Şeker, kadınların akıbetini sormanın suç olarak değerlendirilemeyeceğini dile getirdi. Daha sonra mütalaasını açıklayan iddia makamı, Şehriban Şeker’in yaptığı açıklamalardan dolayı pişmanlık göstermediğini ileri sürerek, “kamu barışını bozmak, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve sağlığına ilişkin gerçeğe aykırı bilgileri yaymak” iddiasıyla cezalandırılmasını talep etti.

    Mütalaaya karşı savunma yapan Şehriban Şeker ise suçlamaları kabul etmediğini belirterek, “Önceki savunmalarımı aynen tekrar ediyorum. Ceza gerektirecek herhangi bir eylemim yoktur. Bugün gelinen noktada her iki dosyada da şüpheli ölüm söz konusudur. Gülistan Doku dosyasına beş yıl sonra yeni deliller eklenmiştir” dedi.

    Şehriban Şeker’in avukatları da savcılık mütalaasına karşı detaylı savunma yapmak üzere süre talebinde bulundu. Mahkeme, bu talebi kabul ederek duruşmayı 16 Ocak günü saat 09.45’e erteledi.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı dava konusu oldu, duruşma ertelendi

    Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı dava konusu oldu, duruşma ertelendi

    PİRHA- Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümlerine dair yaptığı röportaj nedeniyle “yanıltıcı bilgi yayma” iddiasıyla yargılanan Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker’in davasının ikinci duruşması Ocak 2026’ya ertelendi.

    Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker hakkında, 6 Mayıs 2025 tarihinde Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümlerine ilişkin yaptığı açıklama gerekçe gösterilerek açılan davanın ikinci duruşması Mersin 15’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Şeker’in, “delillerin karartıldığı, intihar algısının oluşturulmaya çalışıldığı ve kadın cinayetlerinin üzerinin örtüldüğü” yönündeki sözleri nedeniyle “yanıltıcı bilgi yayma” suçlamasıyla yargılandığı davanın duruşmasına tutuksuz sanık Şehriban Şeker ve avukatları katıldı.Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada iddia makamı, Şeker’in verdiği röportajın içeriğine ilişkin “suçun maddi unsurunun oluşup oluşmadığının” araştırılması için emniyete müzekkere yazısı gönderilmesini talep etti. Söz alan Şehriban Şeker, önceki beyanlarını tekrar ederek beraatini istedi. Mahkeme, savcının talebini kabul ederek davayı 5 Ocak 2026 tarihine erteledi.

    Kadın örgütleri ve hak savunucuları, Şeker’in yargılanmasının kadınların adalet talebinin susturulmasına yönelik bir girişim olduğunu belirterek davayı takip edeceklerini ifade etti.

    PİRHA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER

    Rojbin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı suç sayıldı!

  • Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı suç sayıldı! VİDEO

    Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku röportajı suç sayıldı! VİDEO

    PİRHA- Mimoza Kadın Derneği üyesi Şehriban Şeker’in Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku hakkında verdiği röportaj nedeniyle hakkında dava açıldı. Duruşma öncesi basın açıklaması yapan Mersin Kadın Platformu, “Rojin’e, Gülistan’a ne olduğunu sormak suç değildir” dedi.

    Mimoza Kadın Derneği üyesi ve Mersin Kadın Platformu aktivisti Şehriban Şeker’e Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku hakkında verdiği bir röportaj sebebiyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla dava açıldı. İddianamede, Şeker’in Mezopotamya Ajansı’na verdiği röportajda, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş’in ölüm süreçlerine ilişkin yaptığı açıklamaların “gerçeğe aykırı beyanlar” içerdiği ve kamuoyunu yanılttığı ileri sürüldü. Şeker’in “kasten işlenen suç nedeniyle belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması” da talep edildi.

    İddianamede yer alan ifadeye göre Şeker, söz konusu açıklamalarında “Deliller karartıldı ve yok edildi. Ancak biz kadınlar bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız.” ifadelerini kullanmış, ayrıca Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin “Şüpheli ölüm olmasına rağmen intihar algısı yaratılmaya çalışıldığını” belirtmişti. Savcılık, bu sözlerin kamuoyunu yanıltıcı nitelikte olduğunu öne sürdü.

    ADLİYE ÖNÜNDE AÇIKLAMA: KADIN MÜCADELESİ YARGILANAMAZ

    Mersin Kadın Platformu, duruşma öncesi Mersin Adliyesi önünde bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Platform adına yapılan açıklamada, davanın kadınların ifade özgürlüğüne ve feminist mücadelenin politik gücüne yönelik bir saldırı olduğu ifade edildi.

    Kadınlar, “Bu dava sadece bir kişiye değil; kadınların söz hakkına, feminist mücadelenin politik gücüne, kadınların adalet arayışına açılmış bir davadır. Kadın mücadelesi yargılanamaz. Şehriban yalnız değildir. Rojin’e, Gülistan’a ne olduğunu sormak suç değildir. Hayatları ve birbirleri için mücadele eden kadınları değil, kadın katillerini yargılayın” diyerek dayanışma çağrısı yaptı.

    Duruşma, 7 Kasım Cuma gününe ertelendi.

    PİRHA/ MERSİN

     

     

  • Amedspor tribünlerinde Rojin Kabaiş  posteri açıldı-VİDEO

    Amedspor tribünlerinde Rojin Kabaiş posteri açıldı-VİDEO

    PİRHA – Amedspor’un İstanbulspor’la karşılaştığı karşılaşma, Diyarbakır Stadyumu’nda bu kez sadece bir futbol mücadelesine değil, bir anmaya da sahne oldu. Tribünlerde açılan dev Rojin Kabaiş posteri ve taraftarların siyah giyinmesiyle stadyum, sessiz ama çarpıcı bir adalet çağrısına dönüştü.

    Amedspor taraftar grubu  günler öncesinden yaptığı çağrıda tüm taraftarları “Rojin için siyah giyinmeye” davet etti. Maç günü Diyarbakır Stadyumu’nda tribünler bu çağrıya uyarak siyaha büründü. Sessizlikle başlayan anma, büyük bir alkış dalgasıyla yankılandı.

    Sahada ısınma hareketleri sürerken, tribünlerde dev bir pankart açıldı:
    “Kadın Yaşamdır, Yaşam Susturulamaz.”
    Pankartta, geçtiğimiz yıl Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in fotoğrafı yer aldı.

    ROJİN KABAİŞ ANISINA

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi olan Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuş, 15 Ekim’de Van Gölü kıyısında ölü bulunmuştu.
    Adli Tıp raporunda ölüm nedeni “suda boğulma” olarak açıklansa da, olayın kaza mı, intihar mı, yoksa başka bir müdahale sonucu mu olduğu belirsizliğini koruyor.

    Bu nedenle Amedspor taraftarlarının tribünlerdeki eylemi yalnızca bir anma değil; adalet arayışının sesi haline geldi. Tribünlerde “Rojin için adalet” yazılı dövizler taşındı, birçok taraftar gözyaşlarını gizleyemedi.

    Poster açıldığı anda stadyumda kısa bir sessizlik yaşandı. Ardından binlerce kişinin elleriyle oluşturduğu alkış ritmi, Diyarbakır semalarında yankılandı. Taraftarların bir kısmı “Jin, Jiyan, Azadî” sloganı attı.

    AMED TRİBÜNLERİNDEN ADALET ÇAĞRISI

    Amedspor taraftar grupları, sosyal medya hesaplarından yaptıkları açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    “Rojin Kabaiş’in hikayesi bu ülkenin sessizliğe gömülen tüm kadınlarının hikayesidir. Biz o sessizliği kırmak için buradayız. Siyah giyindik, ama umudumuz renksiz değil. Rojin için, yaşam için, adalet için”

    HABER MERKEZİ

  • Mersin’de kadınlar Rojin için sokakta: İntihar değil, bu bir cinayet!- VİDEO

    Mersin’de kadınlar Rojin için sokakta: İntihar değil, bu bir cinayet!- VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada bir yıl boyunca gizlenen DNA delillerine tepki gösterdi. Kadınlar, ölümün intihar olarak kapatılmak istendiğini belirterek adalet talebinde bulundu.

    Mersin Kadın Platformu, 27 Eylül 2024’te kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni Van Gölü kıyısında bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş için Forum AVM önünde eylem yaptı.

    “Rojin Kabaiş için adalet” yazılı pankartın açıldığı eylemde kadınlar “Katledilen kadınlar isyanımızdır”, “İntihar değil bu bir cinayet” ve “Yaşasın kadın dayanışması, Jin jiyan azadi” sloganlarını attı.

    Basın açıklamasını platform adına Fatoş Sarıkaya okudu.

    “DELİLLERİN GİZLENMESİ SUÇA ORTAKLIKTIR”
    Sarıkaya, Rojin’in ölümünün intihar olarak gösterilmeye çalışıldığını ancak otopsi raporunda iki farklı erkeğe ait DNA bulunduğunu hatırlatarak, “Adli Tıp Kurumu, Rojin’in bedeninde bulunan 2 erkek DNA’sının kimlere ait olduğu dosyaya sunmak ve kamuoyuna da açıklamak zorundadır. ‘İntihar etti’ diyerek Rojin’in katledilişinin üstü örtülmeye çalışıldı, hukuksuz bir şekilde dosyaya kısıtlılık kararı getirildi. Dosyaya yeni atanan savcı ile bu kısıtlama kararı kısmi bir şekilde kaldırılmıştı. En baştan beri, bu somut herhangi bir gerekçesi olmayan kısıtlılık kararının gerçeklerin aileden ve kamuoyundan gizlenmesi için getirildiğini biliyoruz. Adli Tıp Kurumu’nun Rojin’in otopsi raporunu dosyaya eklemesiyle öğrendik ki savcı ve Adli Tıp Kurumu 1 yıldır ellerinde bulunan bilgileri gizlemişlerdir. Bu, delillerin gizlenerek suç işlenmesidir, cinayete ortaklıktır” dedi.

    “KADIN CİNAYETLERİNİN ÜSTÜNÜ İNTİHAR DİYE KAPATAMAZSINIZ”
    Sarıkaya, Rojin Kabaiş’in ölümünün benzer kadın cinayetleriyle aynı kaderi paylaşmaması gerektiğini vurgulayarak, “Şule Çet, Nadira Kadirova, Gülistan Doku ve Şilan Tekin’in de dosyaları benzer şekilde karartılmaya çalışıldı. Rojin için adalet sağlansaydı, Şilan bugün hayatta olabilirdi” diyerek sistematik cezasızlık politikasına dikkat çekti. Açıklamada, “Bu ülkeyi kadın mezarlığına çevirmelerine izin vermeyeceğiz. Rojin için adalet, tüm kadınlar için adalettir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Munzur Üniversitesi öğrencilerinin, Rojin Kabaiş için yapmak istediği yürüyüşe polis engeli-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencilerinin, Rojin Kabaiş için yapmak istediği yürüyüşe polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Munzur Üniversitesi öğrencileri, Rojin Kabaiş için açıklama yaptı. Açıklamadan sonra öğrencilerin, rektörlük önüne yapmak istediği yürüyüş ise polis tarafından engellendi. 

    Munzur Özgür Öğrenci Derneği öncülüğünde Munzur Üniversitesi öğrencileri, Rojin Kabaiş için Mühendislik Fakültesi önünde açıklama yaptı. Açıklamadan sonra öğrencilerin, Munzur Üniversitesi Rektörlüğü önüne kadar yapmak istediği yürüyüş ise polis tarafından engellendi. Öğrenciler ise sık sık ‘Rojin için adalet’ sloganları attı.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de kadınlar Rojin Kabaiş için yürüdü-VİDEO

    Dersim’de kadınlar Rojin Kabaiş için yürüdü-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kadınlar, Rojin Kabaiş için Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. Kitle yürüyüşte sık sık, ‘İntihar değil bu bir cinayet’ , ‘Kadın cinayetleri politiktir’ , ‘Rojin için adalet’ sloganları atıldı. 

    Dersim Kadın Platformu öncülüğünde yüzlerce kadın, Rojin Kabaiş için Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüdü. ‘Rojin Kabaiş’e ne oldu, Gülistan Doku nerede’ yazılı pankartın taşındığı yürüyüşte kadınlar tarafından sık sık ‘İntihar değil bu bir cinayet’ , ‘Kadın cinayetleri politiktir’ , ‘Rojin için adalet’ sloganları atıldı. Basın açıklamasını Dersim Kadın Platformu adına Eylül Yantemur okudu.

    “ROJİN İÇİN ADALET ARIYORUZ”

    Rojin Kabaiş’in cinsel saldırıya uğramış olduğuna dair kuvvetli bir şüphe söz konusuyken ATK tarafından 1 yıl buyunca delillerin saklandığını belirten Eylül Yantemur, “Kadınlar evlerinde, kaldıkları yurtların önünde, iş yerlerinde, sokakta öldürülüyor. Katiller cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Tıpkı Rojin’in ve Gülistan’ın ailesinde olduğu gibi acılı aileler adalet mücadelesi vermekten yas tutmaya zaman bulamıyor. Tüm bunlar olurken bilimsel bir kuruluş olan Adli Tıp Kurumu dahi cinsel saldırı ve cinayet şüphesinin olduğu ve toplum vicdanını böylesine derinden sarsmış bir hadisede bile delil saklayabiliyor. Yargı, bilim, siyaset el birliğiyle kadın cinayetlerinin üzerini örtmeye çalışıyor. Ailelerinin bin bir emekle yetiştirdiği, yetiştirirken gözünden sakındığı genç kadınların erkek şiddetine ve faili meçhul cinayetlere kurban gitmesine isyan ediyoruz. Kadına yönelik her türlü şiddet politiktir. Rojin Kabaiş dosyasında faillerin açığa çıkmaması için gösterilen bu çaba da münferit değil, sistematik fail koruyuculuktur. “Gülistan Doku Nerede” diyenler olarak Rojin için adalet arıyoruz. Katiller açığa çıkarılıp cezalandırılıncaya kadar susmayacağız” dedi.

    “SOKAKLARI TERK ETMEYECEĞİZ”

    ‘Toplumda her gün kadın cinayetleri işlenirken kadın böyle bir ülkede nasıl güvende olabilir’ diye sorarak sözlerine başlayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Kadınların bu ülkede güvende olmadığını her gün işlenen kadın cinayetlerinden biliyoruz. Ataerkil sistem, kadının mücadelesini evlere kapatmak istiyor. Erkek egemen ideolojinin aklı da ataerkil sistem de şunu bilsin ki kadınlar mücadelesini savunmaya devam edecek. Sokakları terk etmeyeceğiz, kadınlar olarak mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Munzur Üniversitesi öğrencileri: Rojin ve Gülistan için adalet istiyoruz-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencileri: Rojin ve Gülistan için adalet istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Munzur Özgür Öğrenci Derneği üyesi öğrenciler, 5 yıldır kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş için basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Katledilen ve kaybettirilen tüm arkadaşlarımızın hesabını soracağız” denildi.

    5 yıl önce kaybettirilen sıra arkadaşları Gülistan Doku ile 27 Eylül’de kaybolan ve daha sonra cansız bedenine ulaşılan Rojin Kabaiş için Munzur Özgür Öğrenci Derneği (MÖDER) öğrencileri, Munzur Üniversitesi’nin yemekhanesi önünde basın açıklaması yaptıktan sonra fakülte içerisinde yürüyüş gerçekleştirdi.

    Öğrenciler yürüyüşte sık sık ‘Gülistan nerede, Rojine ses ol’ ve ‘Kadın cinayetleri politiktir’ sloganları attı. Basın açıklamasını Munzur Özgür Öğrenciler Derneği adına Ruken Ecer okudu.

    “ROJİN VE GÜLİSTAN İÇİN ADALET İSTİYORUZ”

    Sözde güvenlik önlemleri ile kampüsleri yaşanamaz hale geldiğini belirten Ruken Ecer, “Gülistan Doku 5 yıl önce özel savaş rejiminin bilinçli ve sistematik politikaları sonucu  kaybettirildi. Özel savaş rejimi tüm kurumları ve kirli politikaları ile Gülistan’a ne olduğunu aydınlatmamaktadır. Baş şüpheli Zaynal Abakarov yargılanmıyor, aklanıyor. Her yeri kamera ile izlenen ve adım başı GBT yapılan, kolluk kuvvetleriyle dolu olan Dersim’de arkadaşımıza ne olduğu hakkında bilgi verilmemesi özel savaş politikaları sonucu olduğunu biliyoruz” dedi.

    “ROJİN VE GÜLİSTAN İÇİN ADALET HERKES İÇİN ADALET DİYORUZ”

    Aynı şekilde intihar süsü verilerek katledilen Rojin Kabaiş’in de intihar etmediğinin altını çizen Ecer, Tüm delillerle ortada, Rojin’in katledilmesi de tıpkı Gülistan’ın kaybettirilmesi gibi özel savaş rejiminin bilinçli ve sistematik politikalarından bağımsız değildir ve ideolojiktir. Bizler biliyoruz ki bunların hiçbiri tesadüfi değildir özel savaş rejimin kadın kırımı politikalarnın sonucudur. Toplumsal adaletin kadın öncülüğünde gelişeceğinin bilinciyle Rojin ve Gülistan için adalet herkes için adalet diyoruz. Erkek egemen zihniyetin bu politikalarına geçit vermeyeceğiz. Kampüslerden sokaklara mücadelemizi büyüterek özel savaş politikalarına boşa çıkartacağız. Katledilen ve kaybettirilen tüm arkadaşlarımızın hesabını soracağız” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/DERSİM

  • 2024’te kadına yönelik şiddet arttı; kadınların mücadelesi de yükselişe geçti

    2024’te kadına yönelik şiddet arttı; kadınların mücadelesi de yükselişe geçti

    PİRHA- Kadınların erkek egemen sistemle mücadelesi 2024 yılında da sürdü. Erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, eşitsizliğe, tacize, tecavüze, sistematikleşen kadın cinayetlerine karşı direnen kadınlar, mücadeleleriyle birbirlerine ilham olup dayanışmanın sınırlarını genişletti. Bu ilhamın esintisi Alevi kadınları da sardı ve Alevi kadınların örgütlülük çeperi genişleyerek sürdü. 

    2024 yılı çokça savaşların patlak verdiği ve önceki yıllarda başlayan savaş, kaos ortamının sürdüğü bir yıl oldu. Özellikle İsrail’in Filistin’e saldırılarında çok sayıda sivil yaşamını yitirdi. Suriye’de Esad rejiminin sona ermesiyle birlikte başta Aleviler olmak üzere birçok etnik kimlik ve dini inanç toplumları selefi grupların olası bir katliam girişimi ile burun buruna yaşıyor. Kırsal kesimlerde cihatçı çetelerin insanları kaçırıp işkenceyle katlettiği haberleri geliyor. Tüm bu saldırı ortamlarından elbette ki en çok etkilenen kadınlar ve çocuklar oluyor.

    Öte yandan bu yıl Türkiye’de erkek şiddeti önceki senelere göre tırmanışa geçti. Cezasızlık politikalarından cesaret alan erkekler, 400’e yakın kadını katletti. Kadınlar bu yıl da erkek-devlet şiddetine, yoksulluğa, eşitsizliğe, tacize, tecavüze, sistematikleşen kadın cinayetlerine, ahlaki normlarla baskılanmaya, haklarına göz diken sistemle, gözaltı ve davalarla mücadele etti.

    2024’te kadınların gündeminde şu başlıklar öne çıktı:

    ALEVİ KADINLARIN ÖRGÜTLENMESİ GÜÇLENDİ

    -Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi kuruluşunun da ilan edildiği 1. Kadın Konferansı Ankara’da yapıldı. 1. Alevi Kadın Konferansı sonuç bildirisinde kadınlar, “Semavi-İbrahimi dinlerin hakimiyetindeki coğrafyada Aleviler, Fatma Ana’yı Adem’den önce sayan, Kırklar Cemi’nde kadınla erkeği bir semahta buluşturan öğretilerinden vazgeçmemiştir” diyerek Alevi kadınları mücadelenin her alanında yanlarında olmaya çağırdı.

    -Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi‘nin düzenlediği konferansa; kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri de katıldı.

    -Mersin Cemevi Kadın Komisyonu tarafından ‘İnançta Örgütlenme ve Kadının Yeri’ eğitimi yapıldı.

    -Mersin Cemevi Kadın Komisyonu’nun düzenlediği ‘İnançta Örgütlenme ve Kadının Hukuktaki Yeri’ konulu söyleşide kadınların kazanımları, kadın mücadelesi, İstanbul Sözleşmesi, Alevilikte kadının önemi konuları konuşuldu.

    -Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi, Kadıncık Ana Dergahı’nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Kadınlar, “Umudumuzla, direncimizle ve inancımızla, dört bir yanımızı kuşatan duvarları aşacağız” dedi.

    -Dersim Kadın Platformu öncülüğünde düzenlenen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü mitinginde, yüzlerce kadın Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Örgütlü mücadelelerini büyüteceklerini vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Biz kadınların bu topraklarda onurlu bir barışı inşa edecek gücü var. Meclis’te sokakta, evde fabrikada, tarlada kadın bakış açımızla mücadelemizi yükselteceğiz” diye konuştu.

    -Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi, ÇEDES projesinin sonlandırılması için imza kampanyası başlattı.

    -Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (AFA) eski başkanı Suzan Saka, Avustralya İşçi Partisi’nden Merri-Bek Belediye Meclis Üyesi adayı oldu.

    -Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliği programları dahilinde Alevi kadınlar, “Zorunlu Din Dersleri ve Medeni Kanun’un Alevi Kadının Yaşamında Etkileri ve Önemi” konulu panelde bir araya geldi.

    -Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadın Meclisi, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında Kadıncık Ana anısına muhabbet demi programı düzenledi.

    -Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin dilinde” isimli panel düzenlenerek Alevilikte kadın konusu konuşuldu. Panele çok sayıda Alevi katılırken polis barikatları nedeniyle izleyicilerin panele katılmaları büyük ölçüde engellendi.

    -Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, 3 günlük eğitim kampı gerçekleştirdi. Program dahilinde Avrupa’da yaşayan kadınların örgütlenme süreçlerinin yanı sıra çözüm önerileri de ele alındı.

    -20 Aralık’ta gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

    8 MART VE 25 KASIM’DA KADINLAR SOKAKLARDAYDI

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin başta olmak üzere birçok kentte kadınlar ve LGBTİ+’lar, eşitlik talebiyle alanlara çıktı. Kadınlar, erkek-devlet şiddetini bir kez daha alanlardan ifşa etti.

    ERKEK ŞİDDETİ 2024’TE ARTTI

    Türkiye’de kadınların mücadele ettiği alanların başında gelen erkek şiddeti ve kadın cinayetleri bu yıl daha da artış gösterdi. Medyaya yansıyan haberlere göre 2024 yılında 375 (aralık ayı hariç) kadın erkekler tarafından öldürüldü, 233 kadının ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti.

    Özellikle İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in Semih Çelik tarafından katledilmesi ülkede infial yarattı. Narin Güran cinayeti de ‘kutsal aile’ söylemleriyle bezenen aile yapısının çocuklar ve kadınlar için ne denli güvensiz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Son olarak Van’da önce kaybolan ve ardından cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş’in ölümü henüz aydınlatılmadı. Tüm bu cinayetlere karşı ise kadınlar her zaman olduğu gibi bulundukları alanlardan isyan ederek, gerçek adalet taleplerini haykırdılar.

    KADINLAR CEPHESİNDE NELER YAŞANDI?

    -7,5 yıldır cezaevinde olan eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, HDP ve DBP’nin eski eş genel başkanlarından Sebahat Tuncel tahliye edildi. Kışanak, tahliye sonrası yaptığı açıklamada, “Bizim tahliyeye değil, özgürlüğe ve barışa ihtiyacımız var!” dedi. Tuncel ise, “Kobani bir intikam davası, bizi yargılayan heyet değildi, cübbesini giymiş Cumhur İttifakı’ydı! Arkadaşlarımıza bir tweet attıkları için onlarca yıl ceza verdiler” dedi.

    -Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Saymanı Şimal Deniz, İstanbul Adliyesi’nde görülen duruşma sonrası tahliye edildi. Mahkeme, Deniz’i oy çokluğu kararıyla İstanbul’u terk etmeme ve adli kontrol şartıyla tahliye etti.

    -DEM Parti 31 Mart yerel seçimlerinde, 3’ü büyükşehir, 7 il, 58 ilçe ve 7 belde belediyesini kazandı. Özellikle HÜDA-PAR’ın seçime girdiği ve kendini güçlü olarak gördüğü Batman’da yüzde 64 oy oranıyla Gülistan Sönük’ün belediye başkanı olarak seçilmesi kadınlar cephesinde büyük bir sevinç ve umut yarattı. Ancak 4 Kasım’da İçişleri Bakanlığı kararı ile DEM Parti yönetimindeki Batman, Mardin ve Şanlıurfa’nın Halfeti Belediyesi’ne kayyım atandı.

    -TBMM Genel Kurulu’nda 9. Yargı Paketi olarak bilinen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” kabul edilerek yasalaştı. Teklif metninde, evli kadının bekarlık soyadını ancak eşinin soyadıyla birlikte kullanmasını öngören hüküm siyasi partilerin ortak önergesiyle metinden çıkarıldı. Aksi bir düzenleme yapılmazsa, evli kadınlar istemeleri halinde sadece bekarlık soyadını kullanabilecek.

    -Diyarbakır Valiliği, “Jin, jiyan, azadî” sloganını yasakladı. “Jin, jiyan, azadî” sloganının “örgüt propagandası” olduğu öne sürüldü. Öte yandan İstanbul ve Ankara’daki üniversitelerde “Jin, jiyan, azadi” sloganını atan kadınlara ülkücüler saldırdı.

    -Mersin Üniversitesi Müfide İlhan KYK Kız Yurdu’nda kalan iki öğrencinin sözlü tacize uğramasının ardından yurt önünde eylem yapılmıştı. Eyleme katıldıkları için birçok kadın öğrenciye yurttan atılma cezası verilerek soruşturma başlatıldı.

    -2025 yılı için hazırlanan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi, kadınların hak mücadelesine ve toplumsal eşitlik taleplerine kulak tıkayan eşitsiz sistemi bir kez daha gözler önüne serdi. ‘Ailenin korunması ve güçlendirilmesi’ için 16,6 milyar TL ayrılırken, ‘Kadının güçlenmesi’ için yalnızca 5,9 milyar TL ayrıldı. Bu, aileye ayrılan bütçenin, kadına ayrılan bütçeyi neredeyse üçe katladığını gösteriyor. Kadın başına düşen yıllık bütçe ise sadece 139 TL. Bu, günlük 38 kuruşa denk geliyor.

    -Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yayımlanan Aile Dergisi’nin Mayıs sayısında, “Kaybolan Erkeklik Azalan Kadınlık” başlıklı bir yazı yayımlandı. Yazıda, çalışan kadınlar ve kadınların çalışma yaşamına katılması hedef alındı.

    -Mersin’de bir okulda, kadın öğretmene ‘yırtmaçlı etek, kısa kollu tişört, yakası açık gömlek giymek’ gerekçesiyle uyarı cezası verildi.

    -Gülistan Doku’nun kayboluşunun 4. yılında ülkenin dört bir yanında kadınlar sokağa çıkarak Gülistan’ın bulunması taleplerini yineledi.

    -İkizköy muhtarı Nejla Işık, köyün kadınlarıyla birlikte verdiği Akbelen mücadelesi ile BBC’nin her sene yayımladığı “İlham Veren 100 Kadın” listesinde yer aldı.

    – Mersin’de kadın gazeteciler, sektörde yaşadıkları eşitsizler karşısında örgütlü mücadele yürütmek adına Kadın Gazeteciler Derneği’ni kurduklarını duyurdu.

    -‘İnsan Hakları Onur Ödülü’, 12 Eylül’de Mamak Cezaevi’nde dövülerek katledilen İlhan Erdost’un eşi Gül Erdost’a verildi.

    KADIN GAZETECİLER YİNE HEDEFTEYDİ

    Gazeteciler, Türkiye’de ve dünyada iktidarların rahatsız olacağı haberler yaptıkları için katlediliyor. Bir kısmı da yazdıkları veya söyledikleri nedeniyle cezaevinde tutuluyor. Gazeteciler özgürlüğünü yitirirken toplumun haber alma hakkı da engellenmiş oluyor. Yıl boyunca birçok kadın gazeteci gözaltına alındı, haklarında soruşturma açıldı ve şiddete uğradı. Tüm bunların yanı sıra, 23 Ağustos’ta Irak Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye vilayetinde, Chatra Prodüksiyon’da görevli gazeteciler Hêro Bahaddin ve Gülistan Tara, bindikleri aracın Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) ile hedef alınması sonucu yaşamlarını yitirdi. Aralık ayında ise Suriye’de görev başındaki gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin SİHA’larla hedef alınarak katledildiler.

    Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun (IJF) verilerine göre, 2024’te şimdiye kadar dünya genelinde 104 gazeteci yaşamını yitirdi. Bu gazetecilerin 55’i Filistin’de hayatını kaybetti. Bölgede çalışan gazetecilerin yüzde 90’ı ekipmanlarını kaybetti.

    DÜNYADA KADINLARIN GÜNDEMİ

    Kürdistan coğrafyasında doğan ‘Jin, Jiyan, Azadi’ hareketinin sınırı dünyaya yayıldı. Jina Mahsa Amini’nin katledilmesiyle fitili ateşlenen protestolarda yayılan Jin, Jiyan, Azadi hareketi son olarak Hindistan’da yankı buldu. Hindistan’da bir kadının tecavüze uğrayıp katledilmesini ‘Geceyi geri al’ eylemleriyle protesto eden kadınlar “Jin, jiyan, azadî” pankartı açarak, kadına yönelik şiddete tepki gösterdi.

    – Eylül 2022 tarihinde İran’da zorunlu başörtü kuralların uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınıp işkenceyle öldürülen Jina Mahsa Amini’nin ikinci yıl dönümü için dünya genelinde toplu grev çağrısı yapıldı. Dünyanın dört bir yanında eylem ve protestolar yapıldı.

    -İranlı Kürt kadın aktivist Roya Heshmati paylaştığı fotoğrafta başının açık olması bahane edilerek 74 kırbaç cezasına çarptırıldı.

    -Zorunlu başörtüsü gerekliliğine karşı üniversite bahçesinde kıyafetlerini çıkaran öğrenci Ahu Deryayi akıl hastanesine nakledildikten bir süre sonra serbest bırakılarak ailesine teslim edildi.

    – Kenya’da son aylarda artan kadın katliamlarını protesto etmek için binlerce kadın ülke çapında gösteriler düzenledi. Başkent Nairobi’de yapılan yürüyüşte kadınlar “Kadınları öldürmeyi bırakın” ve “Kadın cinayetlerini durdurun” yazılı pankartlar açtı.

    -Namibya’da, 27 Kasım genel seçimlerinde 34 yıldır iktidardaki Güney Batı Afrika Halkları Organizasyonu’nun (SWAPO) adayı Nandi-Ndaitwah, ülkenin ilk kadın cumhurbaşkanı seçildi.72 yaşındaki deneyimli siyasetçi, Nandi-Ndaitwah, oyların yüzde 57’sini aldı.

    -Eski eşi Dominique Pelicot tarafından uyuşturucu verilerek 10 yıl boyunca cinsel saldırıya uğrayan Gisèle Pelicot’un davası sonuçlandı. Mahkeme Dominique Pelicot’yu suçlu bularak 20 yıl hapis cezasına çarptırdı, 20 sanık da suçlu bulundu. Gisèle Pelicot yaşananları polis sorgusu sırasında öğrenirken mahkeme sürecinde gizli kalma hakkını kullanmayı reddetti. Pelicot, “Tecavüze uğrayan tüm kadınların ‘Madam Pelicot bunu yaptı, ben de yapabilirim’ demesini isterim. Artık utanmalarını istemiyorum. Utanç taraf değiştirmeli” demişti. Bu söz birçok kadına ilham oldu.

    Fatoş SARIKAYA/PİRHA

  • Rojin Kabaiş’in babası: 23 gündür otopsi sonucu çıkmadı

    Rojin Kabaiş’in babası: 23 gündür otopsi sonucu çıkmadı

    PİRHA-Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Narin Güran cinayetinin görüldüğü Diyarbakır Adliyesi önüne giderek açıklama yaptı. Kızının 23 gündür otopsi sonucunun çıkmadığını belirten baba Nizamettin Kabaiş, “Ben de derdimi anlatmaya geldim. Herkesten rica ediyorum, Rojin’in davasını da takip etsinler” dedi.

    Van’da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Narin Güran cinayetinin görüldüğü Diyarbakır Adliyesi önünde açıklama yaptı.

    “İNŞALLAH ADALET YERİNİ BULUR”

    Narin Güran cinayetine ilişkin yürütülen soruşturmada duruşmanın görüldüğü Diyarbakır Adliyesi’nin önüne Van’dan gelen Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, gazetecilere yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:

    “Ben de bugün adliyenin önüne geldim. Benim de acım büyük. Ben de merak ettim, buraya geldim. Bizim avukat da Van’dan buraya gelmiş. Milletvekilleri de gelmiş. Ben de derdimi anlatmaya geldim. Bize de yardımcı olsunlar. Herkesten rica ediyorum, Rojin’in davasını da takip etsinler. Çünkü ciğerim yanıyor. O günden beri sanki bir enkaz altındayım. Çok acı çekiyorum. İnşallah adalet yerini bulur. Katilleri bulurlar. 23 gündür otopsinin sonucu gelmemiş. Bunun açıklanmasını istiyoruz. O zaman bize dediler ki ‘15 gün içerisinde çıkacak’ ama 23 gün oldu, çıkmadı. Avukatla konuştum, kendisi savcıyla konuştuğunu fakat daha otopsi sonuçlarının gelmediğini söyledi. Ben sonuçların gelmesini istiyorum. Kim bu vahşeti yapmışsa, bir an evvel ortaya çıkarsınlar. Rojin’in vücudunda darp izi var. Ben kendim gördüm. Bazıları ‘İntihardır’ diyor. Eğer intiharsa, devlete saygısızlık olur. Orada dalgıçlar, polisler ve helikopter geziyordu. Sonuç çıkana kadar yurt müdürlerinin gözaltında olması lazımdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Rojin Kabaiş’in ön otopsi raporu: 100’den fazla numune alındı 

    Rojin Kabaiş’in ön otopsi raporu: 100’den fazla numune alındı 

    PİRHA – Rojin Kabaiş’in otopsi işlemlerinde, vücut bütünlüğünün bozulduğu belirtildi, boynunda ve sırtında morluklar tespit edildi. 

    Van’da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni Van Gölü Malla Kasım kırsal  mahallesi sahilinde bulunan Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in otopsi işlemleri yaklaşık 8 saat sürdü.

    Vücut bütünlüğü bozulan Kabaiş’in boynunda ve sırtında morluklar tespit edildi. Rojin’in ailesi kızlarını elbisesinden teşhis etti. Rojin’den, alınan 100’den fazla numunenin bir kısmının Van ATK’ye bir kısmının ise İstanbul ATK’ ye incelenmek için gönderileceği belirtildi.

    Rojin’in ön otopsi inceleme sonucu raporu Van Borusu’na verilmedi. Savcılığın dosyaya “gizlilik kararı” getirdiğini belirten baro, bu karar nedeniyle bilgi ve belgelerin kendileriyle paylaşılmadığını aktardı.

    Rojin kadınların omuzlarında son yolculuğuna uğurlandı.

    (HABER MERKEZİ)