Etiket: romanlar

  • Roman aileler büyük ayrımcılığa uğruyor: Bu okulda senin çocuğun yapamaz-VİDEO

    Roman aileler büyük ayrımcılığa uğruyor: Bu okulda senin çocuğun yapamaz-VİDEO

    PİRHA-Roman Hakları Derneği Başkanı Yücel Tutal, çocukların eğitim alanında yaşadıkları ayrımcılığa dair konuştu. Tutal, pandemi süresince çocukların eğitime ulaşamadıklarını belirterek, “Öğrencilerin en büyük şikayetleri, okullardaki öğretmenlerin kendilerine olan davranışları oluyor. Ayrımcılığı ve ön yargıyı da ortadan kaldırmamız gerekiyor” dedi.

    Roman Hafıza Çalışmaları Derneği (Romani Godi) pandemide Romanların yaşadığı sorunlara ilişkin kapsamlı bir raporu 13 Temmuz’da kamuoyu ile paylaşmıştı. Raporda, pandemi süreciyle birlikte Roman çocukların, yoksulluktan eğitim alamaz duruma geldiğine vurgu yapılmıştı.

    Romani Godi’nin hazırladığı raporda, pandemiyle birlikte ailelerin çocuklarının okul ihtiyaçlarını gideremediğine vurgu yapılarak, “Roman çocukların en az yarısı, uzaktan eğitime katılabilecek teknolojik cihaza sahip değildi ya da internete erişimi yoktu. Roman çocuklarda okul terki arttı” bilgisi öne çıktı.

    “İSTİHDAM ALANI ÇOK DARALDI”

    Roman Hakları Derneği Başkanı Yücel Tutal da uzun yıllardır Ankara’nın Kale Mahallesi’ndeki dezavantajlı çocukların eğitimi için çalışma yürütüyor. Tutal, dernekleri bünyesinde oluşturdukları “Hayal Evi” projesi dahilinde çok sayıda aileye ulaşarak çocukların eğitimi konusunda yön veren bir pozisyona geldiklerinin altını çizdi. Ancak Altındağ ilçesindeki Roman nüfusunun yaşadığı zorluklara dikkat çeken Tutal, “2000’li yılların başı itibariyle burası göç vermeye başladı. Kentsel dönüşüm yıkımları çok fazla. İstihdam alanı çok daraldı. Artık insanlar geldikleri yerlere geri dönüyor ya da farklı yerlere gitmeye başladılar. Bohçacılığın artık cazip bir getirisinin olmaması sebebiyle buradaki göç hızlandı. Ama yine de Kale Mahallesi’nin yaklaşık 3800 kişilik nüfusunun neredeyse 2000 civarını Romanlar oluşturmakta” dedi.

    “2 YIL BOYUNCA EĞİTİMDEN HİÇ YARARLANAMADILAR “

    Romani Godi’nin raporunda, pandemi sürecinde Roman çocukların eğitimden uzaklaştırılmasına vurgu yapılırken Yücel Tutal da bu sorunun nedenlerini değerlendirdi. Roman Hakları Derneği bünyesinde çocukların eğitimini destekleyen projeler yürüttüklerini belirten Tutal, şunları söyledi:

    “Nerede kötü bir olay varsa bundan en çok etkilenen her zaman dezavantajlı gruplar olmuştur. Bunların başında olan topluluklardan birisi de Romanlar. Dolayısıyla pandemide, depremde ve savaşlarda en çok etkilenenler hep Romanlar oldu. Pandeminin eğitim ayağında gerçekten Roman mahallelerinde durum içler acısıydı. En büyük sorunlardan birisi uzaktan eğitim oldu. Uzaktan eğitim için en önemli şey internet ve bilgisayardı. Ama Roman çocukların ne interneti ne de bilgisayarları vardı. Çocuklar sadece babalarının telefonlarından internetleri yettiği ölçüde yararlanabilirler. Pandeminin hemen ardından öğretmen ve ailelerle yapmış olduğumuz araştırmada pandemide sürekli derslere katılan sadece bir çocuk vardı. O 2 yıl boyunca çocuklar eğitimden hiç yararlanamadılar. Bizim yaptığımız Hayal Evi çalışmasına gelen 3. 4. sınıf öğrencilerinin dahi okuma yazma bilmediklerini görebilmiştik.”

    “OKULLARDA ROMAN ÇOCUKLARA YÖNELİK AYRIM VAR”

    Romani Godi raporunda pandemi sürecinde dezavantajlı grupların daha fazla yoksullaştığı, Romanların da bu toplumların başında yer aldığı belirtildi. Eğitim alanının maddi odaklı olması nedeniyle yoksullaşan toplumlar, bu alan da geri pozisyona düştü. Yücel Tutal, bu temelde Ankara’nın Kale Mahallesi’ndeki eğitimin durumunu şu sözlerle değerlendirdi:

    “Romanlardaki eğitim durumu maalesef çok çok düşük. Şöyle söyleyeyim; Türkiye’deki Roman nüfusu 5 milyon. Şu anda üniversite okuyan 50 çocuk yoktur. Liseye devam konusunda çok ciddi problemler var. İlkokula başlama yaşlarının ya çok yüksek olduğunu ya da düzensiz yürüdüğünü görüyoruz. Özellikle ilkokuldan ortaokula ya da ortaokuldan liseye geçiş dönemlerinde ciddi kırılmaların olduğunu biliyoruz. Tabii ki eğitimin paralı olması; daha doğrusu parasız ancak parayla desteklenmesi gerektiğini bütün araştırmalar ortaya koyuyor. Biliyorsunuz ki Romanların büyük çoğunluğu günübirlik çalışan insanlar. Pandemide insanlar çalışamadıkları için para da kazanamadılar. Örneğin Roman Hakları Derneği’nin normalde hiç alanı olmasa da pandemi döneminde erzak dağıtmak zorunda kaldık. Çünkü hiç görmediğim şeylere şahit oldum. Dört zeytin, küçük bir parça peynir için insanlar her türlü riski göze alarak sıraya girip o yardımlardan yararlanmaya çalıştılar. Maalesef halen okullarda Roman çocuklara yönelik ayrımlar var. Çocukların en büyük şikayetleri, okullardaki öğretmenlerin kendilerine olan davranışları konusu. Okul ismi söylemeyeceğim ama örneğin bir velimize ‘Çocuğunu buradan al. Bu okulda senin çocuğun yapamaz” denilerek Roman çocuklarının yoğun olarak gittiği okullara götürmesi tarif ediliyor. Türkiye’nin birçok yerinde birçok öğretmenin uyguladığı bir tutum bu.

    “ÖNCELİKLE AYRIMCILIK VE ÖN YARGI ORTADAN KALDIRILMALI”

    Ben aslen Çanakkale Bigalıyım. 8 yıl önce memleketimde çocuklarımı okutmaya çalıştım. Okul başladıktan bir hafta sonra çocukların sürekli aynı 3 dersi gördüğünü fark ettim. Bu durumu öğretmene sordum. ‘Siz, resim, müzik, beden dersi dışında ders yapmıyor musunuz?’ dedim. ‘Başka ders yapsak ne olacak? Bu çocuklar ya müzisyen olacak ya da sepetçi. Ne diye uğraşalım? Onları da yormayalım kendimizi de yormayalım” cevabı ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Yine bir okulda Roman çocukların sadece bir sınıfta olduğuna rastladık. Okula gerçekten durum öyle mi diye gittik. Okula girdiğimizde nöbetçi öğrenciye ‘Roman sınıfı nerede?’ diye sorulduğunda çocuk direkt sınıfı gösterdi. Sınıfa gittiğimizde kara tahta ve eski sıralar vardı. Ama diğer sınıflara baktığımızda pırıl pırıldı, bilgisayarlar dahi vardı. Müdüre neden böyle bir şey yaptığını sorduk. Seviye tespit sınavına göre yerleştirdiğini söyledi. ‘Bütün çocukların Roman olması tuhaf değil mi? Başka başarısız çocuk yok mu?’ diye belirttim. Seviye tespit sınavı ile çocukların bir sınıfa yerleştirilmesinin yasak olduğunu söyledim. Ben de geçmişte satranç antrenörlüğü yaparak okullarda çalıştığım süreçte bunu biliyordum. Sınıfların dağıtılmaması takdirde basına haberdar edeceğimizi söyledik ve bir gün sonrasında sınıflar dağıtıldı. Benzer durumlara elimizden geldiğince müdahale ediyoruz ama bizim duymadığımız kim bilir kaç olay vardır böyle. Evet bizlerin rol model eksikliği olabilir, eğitime gerekli desteği veremiyoruz, bunun çok farkındayız. Çocuklarımızı çok erken yaşta evlendiriyoruz. Bunlara yönelik çalışmalarımız da var. Ama bir taraftan da Milli Eğitim Bakanlığı’nın, devletin de bize destek olması gerektiğinin altını çiziyoruz. Özellikle ayrımcılığın ve ön yargının ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapılması gerektiğini söylemek istiyorum.”

    “TOPLUMSAL BİR HAREKET LAZIM”

    Yücel Tutal, Roman çocukların eğitimi önündeki dezavantajı ortadan kaldırmak adına yapılması gerekenleri de sıraladı. Tutal, “Şayet eğitimi düzeltmek istiyorsak sadece eğitimi değil istihdamı, barınmayı, sağlığı, ayrımcılığı ve ön yargıyı da ortadan kaldırmamız gerekiyor” dedi.

    Tutal şöyle devam etti:

    “Topyekün bir hareket olması gerekiyor. Bu tek başına devletin çözebileceği bir sorun değil toplumsal bir sorun. Bir zamanlar hani bütün çocuklar okula denilmişti işte onun gibi toplumsal bir hareket lazım. Ayrıca takip sisteminin de çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu işin gerçekten ciddi alınması gerekir. Hani İşte ‘biz açılım yaptık’ deyip bitmemesi gerekiyor. ‘Roman strateji eylem planı çıkarttık’ denildi ama işlemedikten sonra onu çıkarmış olmanızın bir anlamı yok. Ve bizim her eğitimde, her toplantıda, her bir araya geldiğimizde söylediğimiz bir şey var; çözümü arıyorsak eğer bizsiz çözüm olmaz. Sorunun mağdurları olan bizler sorunun ve çözümün içinde olmak zorundayız.”

    Eren GÜVEN-Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Romanlar, pandemi sürecinde de dışlandı, kamusal hizmet alamadı!

    Romanlar, pandemi sürecinde de dışlandı, kamusal hizmet alamadı!

    PİRHA – Romani Godi Derneği, “Covid-19 Pandemisinden Çıkış Süresinde Türkiye’de Romanlar” raporunda yapılan ayrımcılığı gözler önüne serdi. Romanların sosyal hizmet ve yardım alamadığına değinilen raporda çocukların da eğitimden uzaklaştırıldığına dikkat çekildi.

    Romani Godi Derneği, pandeminin Romanlar üzerinde yarattığı olumsuzlukları “Covid-19 Pandemisinden Çıkış Süresinde Türkiye’de Romanlar” raporunda topladı.

    Türkiye’de sayıları 6 milyonu bulan Roman toplumunun, pandemi sürecinde de dışlandığı ve daha da yoksullaştığı ifade edildi.

    Dernek raporunda, karantina koşullarında işsiz kalan Romanların daha da yoksullaştığı, temel ihtiyaçlarını bile gideremez olduğu bilgisi verildi. Pandemi süresince ayrımcılığa uğrayan Romanların, sosyal yardımlardan ve sağlık hizmetlerinden daha az yararlandıkları da ifade edildi.

    ROMANLARA YÖNELİK AYRIMCILIK RAPORU!

    Romani Godi Derneği’nin hazırladığı “Covid-19 Pandemisinden Çıkış Süresinde Türkiye’de Romanlar” raporunda yedi başlıkta şu tespitler paylaşıldı:

    • Ayrımcılık: Türkiye’nin en dezavantajlı gruplarından biri olan Romanlar, pandemi gibi sağlık krizinde bile dışlandılar: ayrımcı ve önyargılı tutumlara maruz kaldılar. Romanlara yönelik ayrımcılık politikaları ve önyargılar pandemi de sürdü.
    • İstihdam: Müzisyenlik, seyyar satıcılık, kağıt toplayıcılığı, hurdacılık gibi günübirlik kazanç getiren işlerde çalışan Romanlar, salgında çalışamaz oldular; gelir kaybına uğradılar, daha da yoksullaştılar. Bir araştırmaya göre, pandemide Romanların yüzde 70’i elektrik faturalarını, yüzde 53’ü kira ödemelerini, yüzde 50’si banka kredilerini ve yüzde 50’si özel borçlarını ödemekte zorluk yaşadı.
    • Sağlık: Çünkü Romanlar, pandemide de toplumun genelinden ayrı tutuldu; temizlik hizmetlerinden bile yeterince yararlanamadı, temiz içme suyuna erişmekte zorluk çekti. Tüm bu şartlarda, salgından daha fazla etkilendiler ancak yoksulluk ve güvencesizlikten sağlık hizmetlerine yeterince erişemediler.
    • Sosyal Hizmet ve Yardım: Daha çok desteğe ihtiyaç duymalarına rağmen sosyal yardımlardan da çok az yararlanabildiler. Yardımlar eşitsiz dağıtıldı. Pandemide Romanların sadece % 37.8’i kamu veya özel kurumlardan yardım aldı; bu yardımların da % 83.7’si ayni yardımdı.
    • Eğitim: Roman çocukları yoksulluktan eğitim alamaz oldular: çünkü velilerin ortalama geliri açlık sınırının altındaydı, aileler çocuklarının okul ihtiyaçlarını gideremedi. Roman çocukların en az yarısı, uzaktan eğitime katılabilecek teknolojik cihaza sahip değildi ya da internete erişimi yoktu. Roman çocuklarda okul terki arttı.
    • Barınma: Hukuki düzenlemeler olsa da Türkiye’de birçok Roman, gettolarda ve ayrılmış mahallelerde, yetersiz ve aşırı kalabalık meskenlerde, altyapı ve temiz suya erişimin olmadığı sağlıksız koşullarda yaşıyor. Romanların yoğunlukla yaşadığı semtlerde “kentsel dönüşüm” kararları ve yerinden edinme politikaları, zorla tahliyeler barınma hakkını ihlal etti, mülkiyet hakkını güvencesiz kıldı.”
    • Hak İhlalleri: Romanlar, pandemide istihdam, sosyal yardımlara ulaşma, eğitim, barınma, sağlık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinde mevcut sorunlarına eklenen yeni sorunlar yaşamaya başladı. Roman topluluklar içinde kadınlar, LGBTİ+’lar, gençler, yaşlılar ve çocuklar pandeminin yarattığı ekonomik ve toplumsal sorunlardan daha ağır etkilendi.”

    TÜRKİYE’DE HALEN ROMAN NÜFUSUNA DAİR RESMİ VERİ YOK!

    Raporda Romanların haklarına vurgu yapılarak “Sorunların derinleşmesinin bir diğer nedeni Türkiye’de Roman nüfusuna dair resmi veri bulunmaması. Romanlar Türkiye’de hala eşit ve özgür bir vatandaş statüsüne ulaşamadı; haklara erişimleri de hala sınırlı. Uğradıkları eşitsizlikler, sosyal güvence eksikliği, düzenli gelir getiren işlerde çalışma oranının düşüklüğü, adaletsizlikler, Romanlara yönelik sosyal politika olmaması, pandemide hak ihlallerini artırdı” denildi.

    KAMUSAL DESTEK VURGUSU!

    “Peki ne yapmalı?” sorusunun da yanıtlandığı raporda şu ifadelere yer verildi:

    “Roman topluluklar, pandemide katmerlenen ve derinleşen mevcut sorunlarına ve maruz kaldıkları eşitsizliklere karşı sosyal politikalarla korunmalı! Pandemide ciddi boyutlara ulaşan çocuk yoksulluğu ve derin yoksulluğun gelecek nesilleri ipotek altına almaması için kamusal önlemler alınmalı! Covid-19 salgınında derinleşen sorunların kronikleşmemesi ve yaygın eşitsizliklerin kalıcı hale gelmemesi için Roman topluluklar kamusal önlemlerle desteklenmeli! Zira Romanlar, pandemin etkisiyle daha da ağırlaşan bu koşulları ve hasarı destek almadan onaramaz.”

    ROMANİ GODİ HAKKINDA

    Romani Godi, Romanes’te “Roman Aklı” anlamına geliyor. Romani Godi, Romanların eşitsizlik, ayrımcılık, hak ihlalleri, Roman dilinin ve kültürünün yaşadığı yok olma tehlikesini dert eden bir grup genç aktivistin ‘Opre Roma’ sloganı ile 2022 yılı başında çıktıkları bir yolculuktur.

    Romani Godi; Romanların dillerini, tarihlerini, kültürlerini, Romanların yaşadığı eşitsizlikleri ve maruz kaldıkları her türlü tarihsel eylemleri; bir bütün olarak toplumsal hafıza olarak kabul eder.

    Romani Godi, Romanların toplumsal hafızasının güçlendirilmesi ve eşitsizliğin ortadan kaldırılması için hak temelli çözümler üretilmesi amacıyla izleme, araştırma ve raporlama çalışmaları yürütmektedir. Bir inisiyatif olarak yola çıkan Romani Godi, sonraki süreçte Roman Hafıza Çalışmaları Derneği (Romani Godi) adıyla tüzel kişiliğe dönüşmüştür.

    PİRHA/ANKARA

  • Romani Godi Derneği: Depremde Romanlar tamamen görünmez hale geldi

    Romani Godi Derneği: Depremde Romanlar tamamen görünmez hale geldi

    PİRHA- Depremle birlikte Roman gruplara yönelik nefret söylemi vakalarının arttığını belirten Romani Godi Derneği, depremin Roman gruplar üzerine etkisini Dom, Rom ve Abdalların tecrübeleri üzerinden değerlendiren bilgi notunu paylaştı.

    Roman hakları alanında çalışan Romani Godi Derneği, Maraş depreminin roman gruplarına etkisini değerlendiren bir bilgi notu paylaştı.

    Maraş merkezli yıkıcı depremlerin etkilediği şehirlerin, Domlar ve Abdallar başta olmak üzere Türkiyeli ve Göçmen/Mülteci Roman grupların yoğun olarak yaşadığı iller olduğunu belirten Romani Godi, depremin Roman gruplar üzerine etkisini Dom, Rom ve Abdalların tecrübeleri üzerinden değerlendirdi.

    “BAZI SUÇ İDDİALARI MÜLTECİ VE ROMAN GRUPLARLA İLİŞKİLENDİRİLİYOR”

    Yapılan değerlendirme şu ifadelere yer verildi:

    “Bazı suç iddialarının göçmenlerle, mültecilerle veya Roman gruplarla ilişkilendirilmesi kamuoyunda yansıyan işkence ve linç girişimi gibi vakalar birleştirilmesi göçmenlerin, mültecilerin ve Roman gruplarına süreçte daha yoğun güvensizlik hali yaşamalarına neden olmuştur.

    Yine sonrası süreçte Roman gruplara yönelen ayrımcılık ve nefret söylemi vakalarının arttığı görülmektedir. Romani Godi olarak bölgeden iletişime geçtiğimiz veya bize ulaşan deprem bölgesindeki danışanlar, deprem sonrası ikinci günden itibaren ayrımcılığı ve eşitsizliği daha fazla hissettiklerini aktarırken sosyal medya platformlarına da bakıldığı zaman depremin üçüncü ve onuncu günleri arasında nefret söylemlerinde artış yaşandığı görülmüştür.

    “HAK ARAMA SÜRECİNDEN ÇEKİNİYORLAR”

    Danışanların birçoğu yaşadıkları ayrımcı muamelelere karşı hak arama sürecinden çekindiklerini veya yaşadıkları ayrımcılık vakalarına tepki gösteremediklerini; çünkü yardımlardan ve desteklerden faydalanamamaktan çekindiklerini belirtmişlerdir.

    Yerel sivil toplum örgütlerinin ve deprem bölgesindeki aktivistlerin gözlemlerini, Romani Godi olarak ulaştığımız veya bize ulaşan danışanların aktarımlarını sosyal medya platformlarında ve dijital medyaya dönük yaptığımız izleme çalışmalarını bir arada yorumladığımız zaman deprem sonrası süreçte Roman grupların yaşadığı süreçte şu anlar görünür olmuştur:

    “SESLERİNİ GENİŞ KİTLELERE DUYURAMIYORLAR”

    Depremin ilk haftası; bazı yerleşim yerlerinde ortak oluşturulan çadır kentlere; Romanlar grupların ayrımcılığa uğrama çekincesiyle gitmeye çekinme eğilimi gösterdiği,

    Deprem sonrası süreçte sesini duyurma noktasında sosyal medya platformlarının özellikle de ‘Twitter’in işlevsel bir görev gördüğü ama Romanların erişiminin kısıtlı olması sebebiyle seslerini geniş kitlelere duyuramadığı,

    Depremden sonra depremzedelere sağlanan insani yardımlar ve desteklerden Romanların haberdar olabileceği kanalların kısıtlı kalması (Dijital araçları kullanımdaki kısıtlılıklar),

    Farklı gruplara göre yoksulluğun daha yüksek oranda olduğu bilenen Romanların nakdi birikimlerinin yeterli olmaması sebebiyle deprem bölgesinde başka şehirlere veya depremden daha az etkilenen bölgelere kendilerini ve hasar almayan eşyalarını tahliye etmekte zorlanmaları,

    Bu durum yaşayan doğal afetten Romanların daha uzun zamanlar diliminde etkilenmesine neden olma riski doğurması.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Romani Godi ‘Mahalle Bizim, Meclis Sizin’ araştırmasını paylaştı

    Romani Godi ‘Mahalle Bizim, Meclis Sizin’ araştırmasını paylaştı

    PİRHA- Romani Godi’nin araştırmasına göre; Romanların sorunları 2022 yılında da Meclis gündemine giremedi. Romanların yaşadığı insan hakları ihlalleri yeterince gündeme getirilmediği gibi siyasi partilerin çoğu da Romanlara dönük Meclis çalışması yürütmedi.

    Romani Godi (Roman Hafıza Çalışmaları Derneği), Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Romanların eşit yurttaşlık taleplerinin ve uğradıkları hak gasplarının ne kadar duyulduğuna ve yer bulduğuna dair bir bilgi notu paylaştı.

    ‘Mahalle Bizim, Meclis Sizin’ başlıklı notta, Romanlara yönelik nefret söylemlerinin ve Romanların maruz kaldıkları şiddetin basında yer bulduğu; fakat bu konudaki Meclis çalışmalarının sınırlı kaldığı belirtildi.

    ‘Meclis’te temsil edilen siyasi partiler; Romanlara dönük meclis çalışmaları (kanun teklifi, yazılı soru önergeleri, genel kurul konuşmaları vb.) yürütmedi ve özellikle ayrımcılıkla mücadele, antigypsyizmle (Roman karşıtlığı) yüzleşme gibi konularını gündemlerine almadılar’ denilen bilgi notunda şu bilgiler paylaşıldı:

    600 VEKİLDEN SADECE 11’İ ROMANLAR HAKKINDA CÜMLE KURDU

    “Yüzyıllık cumhuriyet tarihinde Romanların temsil edilmesinin yedinci yılına girildi ama Romanların sorunları meclis gündemine giremedi!

    600 milletvekilinden sadece 11 tanesi Romanlar hakkında cümle kurdu.

    114 birleşim sadece 8 tanesinde Romanlarla ilgili birden fazla cümleden kuruldu.

    Mecliste milletvekili bulunan 14 siyasi partiden sadece Halkların Demokratik Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi Romanlarla ilgili meclis çalışması yürüttü.

    Kemal Bülbül, Gülizar Biçer Karaca ve Özcan Purçu 2022 yılında Romanların sorunlarını gündemine alan isimlerden oldu.

    Roman kadınların, çocukların, LGBTİ+’ların, engellilerin, gençlerin sorunların meclis gündeminde yer almadı.

    HİÇBİR YAZILI SORU ÖNERGESİ SÜRESİ İÇİNDE CEVAPLANMADI

    1548 tane meclis araştırma önergesinden sadece 3 tanesi Romanlarla ilgiliydi.

    20547 yazılı soru önergesinden sadece 53(35 tanesi aynı içerikte) tanesi Romanlarla ilgili oldu; Bunlar sadece 19 farklı içeriğe sahipti.

    Yazılı soru önergelerinde 19 farklı içerikten; 8 tane konu cevapsız kaldı,11 tanesi ise cevaplanma süresi dolduktan sonra cevaplandı.

    Hiçbir yazılı soru önergesi süresi içinde cevaplanmadı.

    ROMANLAR KARAR VERİCİLER TARAFINDAN GÖRMEZDEN GELİNDİ

    Yasama organı ve en önemli karar alma mekanizması olan TBMM’de Romanların yaşadığı insan hakları yeterince yer almadı; eşitliğin sağlanmasına somut adımlar atılmadı.

    Roman vekillerin partili kimlikleri; Romanların yaşadığı hakları ihlallerini etkin rol almalarını engelledi.

    Roman Strateji Eylem planına bütçe ayrılmaması; 2023 kanunda devam etti.

    Yaygın ve derinleşen yoksullukla mücadele eden ve Romanları kapsayan alanda herhangi bir yoksullukla mücadele çalışması yürütülmedi.

    Kesişimsel kimliklere sahip Roman kadınlar, Roman engelliler, Roman çocuklar, Roman LGBTİ+’lar, Roman gençler, Roman Aleviler, Roman Hristiyanlar karar vericiler tarafından görmezden gelindi.

    2022 yılında meclisten Romanların insan haklarına eşit erişimini güvence altına almaya dönük somut adımlar atılmadı.

    Mecliste ayrımcılıkla, nefret söylemiyle ve antigypsyizmle mücadeleye dönük herhangi bir çalışma yürütülmedi. Romanların ve Roman mahallelerin kriminalize edilmesi meclis gündeminde yer almadı. (Ör: Romanların medyada olumsuz temsili, Roman mahallelerine kolluk tarafından yapılan toplu baskınlar ve ev aramaları vb. konuları)

    ÖNE ÇIKAN ÖNERİLER

    Türkiye’deki Romanların sorunlarının araştırılması, anti-gypsyizmle mücadele ve Romanlara yönelik sosyal politikalar geliştirilmesi” amacıyla meclis araştırma komisyonu oluşturulmalı,

    Ayrımcılıkla ve nefret söylemiyle mücadeleye dönük kapsamlı mevzuatların hazırlanması ve antigypsyizm, antisemitizm gibi özgü ayrımcılık türlerine dönük düzenlemeler içermesi,

    Güvenli barınma, sağlık hizmetlerine eşit erişim, yeterli gıdaya, temiz suya, nitelikli eğitime, istihdama gibi temel haklara ülke sınırları içerisinde yaşayan herkesin eşit erişim güvence altında alınmalı,

    Irksal, inançsal, dinsel, cinsel, cinsiyet, mezhepsel farkları gözeten ayrıştırılmış veri paylaşımı politikasını benimsenmeli,

    Bütçe kanunu dezavantajlı grupları gözeten ve ayrıştırılmış veriyi referans alan düzenlemeler içermeli,

    Yaygın ve derin yoksullukla mücadele eden Romanları kapsayan yoksullukla etkin mücadeleyi amaçlayan kapsayıcı politikalar üretilmeli(Roman kadın yoksulluğu gibi derinleşen konular öncelikli olmalı),

    Karar alma mekanizmalarında Romanların temsil oranları artırılmalı ve tüm siyasi kesimler ve partiler Romanların mecliste temsiline dönük adımlar atmalı,

    TBMM’de Roman kadınların, Roman LGBTİ+’ların, Roman engellilerin, Roman gençlerin, Roman Alevileri, Roman hristiyanların ve Roman gruplardan Domların, Lomların ve Abdalların temsiline dönük çalışmalar yürütülmeli,

    Romanların yaşadığı sorunları sadece Roman temsilciler tarafından gündeme getirilmemeli,

    Kesişimsel ayrımcılık risk altındaki Roman kadınlar, Roman LGBTİ+’lar, Roman engelliler, Roman gençler, Roman Alevileri gözeten meclis çalışmaları gerçekleştirilmeli,

    Roman milletvekilleri; Romanların insan haklarına erişimde yaşadığı sorunları gündeme getirirken siyasi parti kimliklerinden soyutlanmaları.”

    PİRHA/ANKARA

  • Tutal: Okullarda ayrımcılık çok yüksek, sadece Roman çocuklardan oluşan sınıflar var-VİDEO

    Tutal: Okullarda ayrımcılık çok yüksek, sadece Roman çocuklardan oluşan sınıflar var-VİDEO

    PİRHA – Roman Hakları Derneği Başkanı Yücel Tutal, Ankara’da kimi okulların sınıflarında sadece Roman çocukların eğitim gördüğünü aktardı. Tutal, “Okullarda görmüş olduğumuz ayrımcılık doruk noktasında” diyerek Roman mahallelerine dönük asimilasyon politikalarına da işaret etti.

    Roman Hakları Derneği Başkanı Yücel Tutal, CAN TV’de Eren Güven’in sunduğu ‘Yerel Saat’ programın konuğu oldu. Tutal, Romanların maruz kaldıkları ayrımcı politikaları anlattı.

    Yücel Tutal, Roman halkına dönük algının “Kötü ve yasal olmayan işlerle uğraşanlar” yönünde olduğunun altını çizdi. Tutal, “İnsanlar, Romanları uyuşturucu satan, çocuk kaçıran gibi geçmişten duydukları konularla anlatıyorlar. ‘Peki bunlara şahit oldunuz mu?’ diye sorduğumda hiç şahit olmadıklarını söylüyorlar. Aslında Romanların hiç tanınmadığını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    MAHALLEDEKİ DEĞİŞİM ZORUNLU GÖÇE NEDEN OLDU!

    Yücel Tutal, yakın zamanda Ankara’daki Roman nüfusunun azaldığına da dikkat çekti. Özellikle 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren Ankara’dan göç verildiğini söyleyen Tutal, sebepler hakkında ise şunları söyledi:

    “Kentsel dönüşüm bizi çok ciddi oranda etkiledi Çinçin, Yenidoğan bölgesindeki kentsel dönüşüm ve şimdi de Kale Mahallesi’ndeki değişimle beraber ciddi derecede göç verdik. Bu bölgelerde 10 binin üzerinde nüfus varken şimdi 2500 civarında Roman nüfusun olduğunu düşünüyorum.
    Ben buraya geldiğimde 8 yaşındaydım. Çok samimi aileler vardı buralarda, şimdi ise kafeler ve dükkanlar var. Bu insanların hiçbiri eskiden buranın havasını solumamışlar. Kale Mahallesi gittikçe turistik bir mekan haline döndü. Buradaki aileler için de artık mahalle yaşanmaz bir hale döndü. Dışarıdan gelen insanlar için bir cazibe merkezi olabilir ama yaşayan bir doku olarak çok ciddi bir değişim söz konusu.”

    “HİÇ UYUŞTURUCU BARONU BİR ROMAN DUYDUNUZ MU?”

    Roman Hakları Derneği Başkanı Yücel Tutal, Roman mahallelerinde özellikle son 20 yıldır uyuşturucu madde kullanım ve satışının da ciddi bir sorun haline geldiğini belirtti. Durumdan en büyük rahatsızlığı duyanların Romanlar olduduğunu ifade eden Tutal şunları söyledi:

    “Birçok Roman Mahallesi’ne girdiğinizde uyuşturucu satılmaması için asılı afişler görürsünüz. Mesela hiç uyuşturucu baronu bir Roman duydunuz mu? Yoktur çünkü. Torbacı belki görürsünüz ama baron değildir. Çünkü Romanlar çok zor şartlarda yaşıyor ve ailesine ekmek götürmek zorunda. Maalesef ki bu yollarla kullanılıyorlar. Bu da Romanların çok küçük bir kısmına tekabül etmesine rağmen böyle bir algı oluşturuluyor. Çinçin, Yenidoğan ve Kale Mahallesi’nde sadece Romanlar yaşamıyor. Çünkü Romanlara bunları atfetmek daha kolay.”

    “AYRIMCILIĞIN GERÇEK YÜZÜN OKULLARDA”

    Yücel Tutal’ın üzerinde durduğu bir diğer çarpıcı konu ise Roman çocukların okullarda yaşadığı ayrımcılık oldu. Tutal, “Roman çocukları, okula başladıkları andan itibaren bambaşka bir dünya ile karşılaşıyorlar” diyerek yapılan ayrımcı politikaları şu şekilde anlattı:

    “Çocuklar okullarda ayrımcılığın tam gerçek yüzünü görmeye başlıyorlar. Romanlar çok dezavantajlı. Bunun yanında ayrımcılık ve önyargı da olunca maalesef çok daha kötü durumlar oluşuyor. Okullarda görmüş olduğumuz ayrımcılık doruk noktasında. Mesela sadece Roman çocuklarının gittiği okulların olduğunu biliyor musunuz? Hatta okulların içerisinde sadece Roman çocukların oluşturduğu sınıflar olduğunu biliyor musunuz? Bu tür durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Mesela Kale Mahallesi’ne yakın bir yerdeki okulda sadece Haymanalı ve Roman çocuklar var. Onun dışında birçok aile, çocuklarını başka yerlere kayıt yaptırıyor. Adrese dayalı sistem olmasına rağmen maalesef bazı insanlar bu sistemi kolaylıkla yıkabiliyor. Okulların tamamen Roman okuluna dönüşmesi ‘külliyen yanlıştır’ diyemiyorum. Hatta belli oranda da geçiş dönemi olarak kullanılabilir diye de görüyorum ama bir taraftan da eğitimin kalitesi de düşüyor. Örneğin spor salonları yok. Kimi branş öğretmenleri mevcut değil hatta en düşük puan alıp görev yapan öğretmenler bu okullarda. Dolayısıyla çocuklar, ilkokulu bitirse de ortaokula devam etmeye çalıştıklarında çok ciddi eğitim eksiklikleri ile karşı karşıya kalıyor. Romanlar konusunda eğiticilerin de daha fazla bilgiye ihtiyaçları olduğunu, demografik yapıyı, kültürleri öğrenip ona göre bir eğitim sisteminin geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

    PİRHA/ANKARA

  • Roman yurttaşlardan Erman Toroğlu tepkisi: Tüm medya ilişkisini kessin!-VİDEO

    Roman yurttaşlardan Erman Toroğlu tepkisi: Tüm medya ilişkisini kessin!-VİDEO

    PİRHA-Roman yurttaşlar, Erman Toroğlu’nun Roman halkına yönelik sarf ettiği ırkçı sözlerle ilgili suç duyurusunda bulundu. Yapılan açıklamada, “Erman Toroğlu’ndan başlayarak hak ettiği cezayı alması gereken kimselerin cezalandırılmasını talep ediyoruz. Verilen ceza sadece Romanlar için değil ayrımcılığa uğrayan tüm gruplar için umut ışığı olacaktır” denildi. 

    Futbol yorumcusu ve eski hakem Erman Toroğlu’nun bir televizyon programında Gaziantep FK teknik direktörü Marius Sumudica’yı eleştirirken “Böyle çingenelik olur mu… Affedersin çingenelik bu… Ne diyeyim, dilenci mi diyeyim ya” sözlerine tepkiler sürüyor.

    Ankara’da yaşayan Roman yurttaşlar, Erman Toroğlu hakkında suç duyurusunda bulunarak basın açıklaması yaptı.

    Adliye önünde yapılan açıklamayı Tuğçe Tutal okudu. Tutal, “Roman yurttaşlarının derin yoksulluk ile mücadele ettiği bugünlerde spor yorumcu Erman Toroğlu aşağılayıcı ve ırkçı söylemlerde bulunmuştur” diyerek Erman Toroğlu’nun nefret suçu işlediğini ifade etti.

    “TOROĞLU’NUN GÖREVİNE SON VERİLSİN”

    Tuğçe Tutal, spor yorumcusu Erman Toroğlu hakkında yargı mercilerinin harekete geçmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

    “Bu sözler başta ülkemizin asli unsurlarından biri olan Romanlar olmak üzere yıllardır ‘hepimiz kardeşiz’ diyen, ‘Hepimiz Adem ile Havva’nın çocuklarıyız’ diyen; dili, dini, ırkı ne olursa olsun tüm insanlar eşittir’ diyen ve bunun için mücadele eden tüm kişileri, kurumları derinden üzmüştür.

    Daha önceki programlarda da sporculara, hakemlere ve spor yöneticilerine karşı kullandığı dil de göz önüne alındığında Toroğlu’nun herhangi bir kanalda program yapmasını doğru bulmuyoruz ve televizyon kanallarının da bu konuda hassasiyet göstereceğini umut ediyoruz. Bununla birlikte söz konusu yayının yapıldığı kanalın Toroğlu’nun görevine son vermesi gerektiğini düşünüyoruz.

    Ayrımcılık yapan kişilerin cezalandırılması ve bu yapılanların yanlarına kalmayacağını gösterilmelidir. Roman toplumunun hak ettiği değeri bulması için Erman Toroğlu’ndan başlayarak hak ettiği cezayı alması gereken kimselerin cezalandırılmasını talep ediyoruz. Verilen ceza sadece Romanlar için değil ayrımcılığa uğrayan tüm gruplar için umut ışığı olacaktır. Nitekim ‘Sovoremiz phrala isinam’ ( hepimiz kardeşiz!)

    Yaşanan durum münferit olarak görülmemesi gerekmektedir. Ne yazık ki çeşitli televizyon programlarında, istihdam alanlarında, eğitime erişim süreçlerinde ve başka kurumlarda Roman yurttaşlar nefret söylemlerinin ve ırkçı söylemlerin hedefi olmaktadır.

    Yaşamın her alanında ırkçı ve nefret söylemlerine karşı gereken tolerans gösterilmemelidir. Aksi halde cezasızlığın oluşması nefret söylemleri ve ırkçı söylemlerin artması için emsal olmayacaktır.”

    “TOROĞLU İLE İLGİLİ YASAL İŞLEM BAŞLATILSIN”

    Tuğçe Tutal, bütün televizyon kanallarının, Erman Toroğlu ile ilişkilerini sonlandırması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “Nefret söylemlerine, ayrımcılığı, ırkçı söylemlere ve Romanları hedef alan aşağılayıcı söylemlere TEPKİLİYİZ! Okullarda, sokaklarda, televizyon programlarında kısaca yaşamın her alanında ayrımcı söylemler ile karşılaşmak istemiyoruz!

    Irkçı söylemlerini nefret söylemlerinin cezasız kalmamasını istiyoruz; Erman Toroğlu ile ilgili gerekli yasal işlemlerin başlatılmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yönetmen Elmas Arus: Alevi kurumları Abdalları görmeli-VİDEO

    Yönetmen Elmas Arus: Alevi kurumları Abdalları görmeli-VİDEO

    PİRHA- Yönetmen ve Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Elmas Arus, Türkiye’deki Romanların ve Abdalların sesi olmayı hedeflediklerini söyledi. Ayrımcılığın otorite tarafından körüklendiğini belirterek, Abdalların Alevi kurumları tarafından görülmediğine de dikkat çekti. Arus, “İlk önce Alevi kurumları Abdalları görmeli. Gördükten sonra kendi imkanları doğrultusunda bu insanların sürdürülebilir bir yaşama adım atmaları için ön koşulu yerine getirilebilir” dedi. 

    Yönetmen ve Sıfır Ayrımcılık Derneği Başkanı Elmas Arus, derneğin çalışmaları, savaş ve pandemi kıskacında Roman ve Abdalların durumunu ve sanat yaşamına dair PİRHA’nın sorularını yanıtladı.

    “TÜRKİYE’DEKİ ROMAN GRUPLARININ VE ABDALLARIN ORTAK SESİ OLMAYI HEDEFLEDİK”

    DİREN KESER: Öncelikle Elmas Arus’u tanıyalım. Elmas Arus kimdir? Kendinizi tanıtabilir misiniz?

    ELMAS ARUS: En zor şey insan kendini anlatması ve kendini tanımlaması. Elmas birçok kimliği ve birçok çalışması olan birisi. Anne tarafım Roman, baba tarafım Abdal. İletişim fakültesini bitirdikten sonra kendi toplumum ve kimliğim üzerine özellikle ayrımcılıkla mücadele alanında bir şeyler yapmayı hedefledim ve bu noktada 2000 yılında “Buçuk” adında Türkiye Romanlarını anlatan belgesel film çektim. Bu belgesel Elmas Arus’u tanımlayan ve yeniden şekillendiren belgeseldi. On yıl boyunca Türkiye’deki tüm Roman gruplarının geleneklerini, göreneklerini, dünyaya bakış açılarını, hayatlarına dair bakış açılarını, aynı zamanda toplumsal beklentilerini, devletten beklentilerini anlatan bir belgesel film yaptık. Bu belgesel filmi birçok yerde gösterildi, ödüller aldı.

    Fakat ben bu toplumun içinden gelen bir birey olarak sadece göstermekle yetinmemem gerektiğine dair kendime bir telkinim oldu. Bu anlamda gönüllü ekiple beraber Sıfır Ayrımcılık Derneğini kurduk. Biz derneği kurarken sivil toplumun hak temelli bakışının ne olduğunu bilmeden kurduk. Sadece hepimizin bir niyeti vardı. Tanık olduğumuz, gördüğümüz insanların sesini yükseltmekti ortak amacımız. Bu anlamda işte on yıllık süreçte topladığımız veriyi, bilgiyi bütün birikimimizi Sıfır Ayrımcılık Derneği aracılığıyla savunuculuk faaliyetlerini dönüştürmek gibi bir amaçla kurduk derneği. Türkiye’deki Roman grupları ve benzer kırılganlıktaki grupların sesini yükseltmeyi amaçlayarak birçok çalışmaya imza attı.

    Dernek vasıtası ile yaptığımız en değerli çalışmalardan bir tanesi de, belgesel çalışmaları esnasında tanıdığımız insanları örgütleyip ve 34 bölgede bu örgütlenmeleri kurumsal bir yapıya büründürüp ortak bir platform oluşturduk ve bu platforma aracılığıyla da Türkiye’deki Roman gruplarının ve Abdalların ortak sesi olmayı hedefledik.

    Özellikle gençler ve genç kadınları çok önemsiyoruz yaptığımız çalışmalarda ve onların aracılığı ile toplumun özellikle şeyini gücünü arttırmayı ve onların güçlendirmek. En temel amaçlarımızdan biri de ayrımcılıkla mücadele. Şu ana kadar yaptığımız bütün çalışmaların temelini ayrımcılıkla mücadele oluştur.

    “AYRIMCILIK, OTORİTE TARAFINDAN HER SIKIŞTIĞINDA KÖRÜKLENEN BİR YÖNTEM”

    Ayrımcılık, ayrımcı politikalar birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yaşanıyor. Ayrımcılığın kaldırılması içinde yoğun bir çaba ve mücadele hattı var. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Ayrımcılık öyle illet bir hastalık ki özellikle otorite tarafından, sistem tarafından her sıkıştığında körüklenen, aynı zamanda ortaya bir bomba gibi atılan ve toplumun üstünü kapattığı bütün ayrımcı düşünceleri körükleyebilecek bütün hamleleri yaratabilecek bir şey. Gerçekten bir çok farklı grup yaşıyor. Özellikle Türkiye’yi düşündüğünüzde 49 tane etnik grubun varlığından bahsediliyor ve bu etnik grubun ortak değerleri insan olmak kültürel ortak değerleri de var. Fakat istedikleri zaman sistemler bu grupları çok kolay ayrıştırabiliyor. Yani bu anlamda ayrımcılığın yarın da çok kolay ortadan kalkabileceğini düşünmüyorum. Çünkü ortak değerleri ve insanlık değerlerini yükseltmediğimiz sürece ayrımcılık hep devam edecektir.

    Şöyle bir örnekle açmak isterim. Geçtiğimiz gün bir anne aradı. Koronavirüs sürecinden dolayı çiçek satmaya çıkamıyorlar. Evde yiyecek hiçbir şey yok ve sokağa çıkma yasağı var. “Ben ne yapacağım” diyor. Şimdi sen bu kadar derin yoksulluğu, yokluğu, yoksunluğu yaşarken, yoksunluk diyorum özellikle bunu belirtiyorum. Yoksulluğun dışında. Çünkü bunlar temel haklara erişimde sıkıntı yaşıyorlar, okuryazar değiller, herhangi bir devletin sunduğu ya da diğer vatandaşları için sunduğu şeylere erişmeyi bilmiyorlar. Bu insan gecenin bir vakti kalkıp oturup da müzik açıp göbek atmıyor, ağlıyor. Bu gece bu çocukları nasıl oyalayacağım diyor. Bunu da mübalağa olsun diye söylemiyorum. Gerçekten durum bu kadar vahim. Ama sadece mağdur olan, yardıma muhtaç bir kimlik oluşturma halide bizi rahatsız ediyor. Yani sorun bütün temel zorluklarını görememek ve bir çözüm sahibi olmamak.

    Siz içinde yer alan birisi olarak da bunları değerlendiriyorsunuz. Bir yönetmen olarak yaşadıklarınızı biraz daha anlatır mısın?

    Geçmişe baktığımız zaman özellikle yönetmenlik ve sektörde olma aynı zamanda mesleği düşündüğünüz zaman iki türlü yaklaşım var. Ya gerçekten bir önyargılı “Aa biliyor musun işte bu da çingene yönetmen” gibi bir yaklaşım ya da işte korunması, kollanması gereken nadir insan yaklaşımı. Oysa ben ve benim gibiler benzer şekilde olanlar sadece yaptığımız işle anılmak istiyoruz. Tabii ki imliğimizden utanmıyoruz gurur duyuyoruz. Bugüne kadar bizi yoğurup getiren o kimliktir. Biz şu anda o kimliğin tüm dezavantajlarını yaşıyorken, aynı zamanda o kimliğin verdiği coşkuyla bu mücadeleyi yapıyoruz.

    “AYRIMCILIKLA MÜCADELE İÇİN DAHA FAZLA KURUMLARA İHTİYACIMIZ VAR”

    Ayrımcılıkla mücadelede Roman örgütlenmesinin durumu nedir?

    Roman sivil toplum örgütü hareketinin 10 yıllık bir geçmişi var. Şu anda 600’e yakın Roman örgüt var ve gerçekten bir şekilde toplumun sesini yükseltmeye çalışıyor. Ancak daha çok örgütlerimiz yardım temelli, hak temelli çalışan örgütlerimiz çok az var. Bu anlamda ayrımcılıkla mücadele için daha fazla yan yana duracağımız sadece Roman olan değil, Roman olmayan örgütlere de, yandaşlara da, kurumlara da ihtiyacımız var.

    “HER YIL BİNLERCE ABDAL, HACIBEKTAŞ TÖRENLERİNE GİDİYOR ANCAK GÖRÜNMÜYORLAR”

    Bir ayrımcılığa maruz kalan topluluklardan biri de Abdallar. Abdallar ile ilgili hangi çalışmaları yapıyorsunuz?

    Açılımlar süreci oldu. Bu süreçte Alevi, Kürt ve Roman açılımı oldu. Ancak Abdallar bu sürece dahil edilmedi. Abdallara baktığımızda hepsi Alevi-Bektaşi. Ancak ne Alevi açılımını içinde yer aldı ne de Roman açılımının içinde yer aldı, ne de gidip birisi sordu. Dolayısıyla özellikle Gaziantep Abdalların bir kavramı var: Biz bu toplumun marabalarıyız diye. Hakikaten öyle “maraba” olarak görüldükleri için yani politika yapıcılar bile dikkate almadı. Aslında varlar ve şimdi yavaş yavaş seslerini bizler aracılığıyla birlikte yükseltmeye başladık.

    Her yıl binlerce Abdal, Hacıbektaş törenlerine gidiyor. Her yıl konarak göçerek tekkeleri, türbeleri ziyaret ederek Hacı Bektaş Veli Dergahına kadar gidiyorlar. Ancak önceki yıl yaşandığı gibi Hacıbektaş Belediye Başkanı buralar kötü görüntü oluşturuyor, çingene deyip, türbeye girişi yasakladı. İşte görmek istenmeyen Abdalları, mümkün olduğunca faşizan zihniyetin kafasına soka soka soka göstereceğiz. Dolayısıyla görünür olmaları biraz da politikleşmelerine bağlı ve şu anda geldiğimiz noktada yeniden sesini yükseltmeye ve dertlerini anlatmaya çalışıyor.

    Biz de şunu gördük yani sahipsiz toplum, hiçbir şekilde sahibi yok. Mesela Alevi olmalarına rağmen Alevi örgütlerinden yeterince bir sahiplenme yok. Bu insanlar kendi cemlerini kendi mahallelerinde kendi evlerinde yapıyorlar. Yeterince cemevlerini kullanmıyorlar. En fazla cenazelerini cemevlerinden kaldırın diyorlar. Yani mensup olduğu ait hissettiği bir inanç yapısı da onlarla değil, onların da ötekileri. Bu anlamda şapkamızı önümüze koymamız gerekiyor.

    SURİYE SAVAŞINDAN ETKİLENEN ABDALLAR

    Suriye savaşında etkilenen Abdalların durumu nedir?

    34 örgütün oluşturduğu ortak bir bilgi havuzu var. Bunun içinde Antep’teki örgütler de var. Dernek temsilcileri bizi Antep’e davet ettiğinde, Suriye’den gelen binlerce Abdalla karşılaştık. Mahallede altılı aileler şeklinde varlardı ve hepsi geleneksel kıyafetleri ile ve bütün vücutlarında, ellerinde, kollarında her yerinde dövmeleri vardı. Hz Ali’ni simgeleyen dövmeler vardı. Korkudan bazıları bunları sildirmek istemiş. Hatta sildirenler de vardı. “Bir gün silahlı kişiler geldiler ve mahallemizi bastılar, evimizdeki Hazreti Ali ve kılıcını gördüler. Bizim Alevi olduğumuzu anladılar. Biz de bizi öldürecek deyip o gece 356 hane çıktık geldik” dediler. Gaziantep’teki grupla akrabalık ilişkileri olduğu için direkt o mahalleye gelmişler.

    Sıfır Ayrımcılık Derneği olarak bu insanları gidici değil kalıcı olduklarına kanaat getirerek bir toplum merkezi kurduk. Hem çocukların burada eğitimini sağlayacak, hem de kadınların gelip orada yeteneklerini geliştirebilecekleri, aynı zamanda işe erişebilecekleri bir alan olsun istedik. Şu anda ilk günkü gibi olmasa da benzer yoklukta ve yoksullukta yaşayan aileler yoğunlukta. Daha kalıcı çözümler için çalışmalar yapılması gerekiyor. Bunun da altyapısını oluşturmaya çalışıyoruz.

    “ALEVİ KURUMLARI ABDALLARI GÖRMELİ”

    Alevi kurumları ne yapmalı?

    İlk önce Alevi kurumları Abdalları görmeli. Gördükten sonra kendi imkanları doğrultusunda -ki bence her kurumun çok fazla imkanı var- bu insanların sürdürülebilir bir yaşama adım atmaları için ön koşulu yerine getirilebilir. İşte bunlar sosyal destekler olabilir, gıda yardımı olabilir, ibadetlerini kolay yapabilecekleri alanlarının yaratılması olabilir, barınma koşullarının iyileştirilmesi için küçük küçük destekler olabilir. Çok basit gibi görülse bile bizden en fazla kadınların istediği şey çocuk beziydi. Yani bu bile sağlanabilir. Dolayısıyla en temel ihtiyaçlardan bahsediyorum. Bu süreci böyle geçirilebilir. Yani uğradıkları farklı mağduriyetler için en azından biz de buradayız, yan yanayız denilerek güven hissi verilebilir. Güven hissinden öteye de dediğim gibi bu insanlara somut destekler verilebilir. Çünkü her Alevi örgütünün farklı farklı bu anlamda olanakları var. Ama önce görmek gerekiyor, görüp gerçekten de sahiplenmek gerekiyor.

     “Dergaha Yolculuk” adlı çalışmanız var. Kısaca bahsedebilir misiniz?

    Evet “Dergaha Yolculuk” şehirde yaşayan Abdal gruplarının ve Anadolu’da yaşayan Abdal gruplarının her yıl yaptığı Hacı Bektaş Veli’ye kadar olan yolculuklarının sürecini konu alan belgesel yapım. Özellikle gittikleri yollarda uğradıkları tekkelerin, türbelerin hikâyesinden tutun da o hikayelerin geçmiş hikayelerini de görebileceğiniz bir belgesel olacak.  Gelenek ve görenek inanç şudur ki “O topraklara gitmezsek yüzümüzü sürmezsek, senemiz bizim için uğurlu ve hayırlı geçmez” diyorlar. O yüzden bu insanları ayakta tutan bu inancın, geleneğin belgeselini yaptık.

    -Son olarak neler söylemek istersiniz?

    Gerçekten görmek sorumluluk yüklüyor ve bugün artık gördünüz. Artık sorumluluk sizde.

    Diren KESER/MERSİN

  • 48 Roman derneğinden Nail Noğay’a ‘Geber’ tepkisi

    48 Roman derneğinden Nail Noğay’a ‘Geber’ tepkisi

    “Çocuklarımız aç, nasıl evde kalalım” diyen Roman kadına sosyal medyada ‘Geber’ diye yazan İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı Nail Noğay’ın sözlerine 48 Roman derneğinden tepki geldi. Ortak yapılan açıklamada Noğay’ın sözlerinin ırkçı ve nefret dolu olduğu belirtilerek, “Görevini kötüye kullanan Nail Noğay derhal istifa etmeli ve hakaret ettiği anneden özür dilemelidir” ifadeleri yer aldı. 

    Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdür Yardımcısı Nail Noğay’ın sosyal medya hesabından yaptığı “Geber” paylaşımına ilişkin 48 Roman derneği ortak açıklamayla tepki gösterdi.

    Noğay’ın ifadelerini üzüntüyle karşıladıklarını ifade eden derneklerin açıklamasında, “Görevini kötüye kullanan Nail Noğay derhal istifa etmeli ve hakaret ettiği anneden özür dilemelidir” denildi.

    “ÜZGÜNÜM DEMESİNİ BEKLERDİK” 

    8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde koronavirüs salgını dolayısıyla Romanların yaşadığı mağduriyetlere dikkat çekmek için 48 Roman Sivil Toplum Kuruluşu bir araya gelerek ortak bir çağrıda bulunulduğu hatırlatan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “DESTEK MESAJI BEKLERDİK”

    Yürüttüğümüz kampanya kapsamında çağrıda bulunmanın yanı sıra ailelerden gelen yardım taleplerini, videolar eşliğinde basın mensuplarıyla paylaştık. Tüm içerikler toplumun hayatta kalma mücadelesine dair gerçekleri gözler önüne seren, vicdana hitap eden, art niyet taşımayan cümlelerden ibaretti. 8 Nisan Dünya Romanlar Günü gibi Romanlar için özel anlam taşıyan böyle bir günde durumunu anlatan aileye, “Geber” tepkisi vermek yerine “Üzgünüm, sizin için elimizden geleni yapmalıyız” şeklinde bir yaklaşımı içeren destek mesajı beklerdik! İnsanlık açısından olmasa bile görevi gereği beklerdik!

    “NEFRET DOLU ÜSLUBU KABUL EDİLEMEZ”

    Devlete en ihtiyaç duyduğumuz bu anda, yoksulların, kırılgan kesimlerin sorununu çözme sorumluluğunda olan kurumların yöneticilerinin bu kesimlerin ihtiyaçlarına duyarsızlığı kabul edilemez. Görevini kötüye kullanması ve nefret dolu üslubu kabul edilemez. Roman Strateji Eylem Planı ivedilikle hayata geçirilmeli, bu eylem planını uygulaması gerekenlerin de ayrımcı bakış açısından ve ırkçı zihniyetten uzak olması gerekmektedir.

    “VİCDANLI HERKESE TEŞEKKÜR EDERİZ”

    “Biz bize yeteriz” sloganlarıyla zorlukları aşmaya çalışırken ırkçı, ayrımcı yaklaşımların birlikte mücadele etme ruhunu zedelediğini hatırlatarak birlik ve beraberlik çağrısında bulunuyoruz. Roman olsun olmasın, ağır şartlar altında hayatta kalma mücadelesi veren yoksul ve kırılgan grupların sesi olmaya devam edeceğimizi belirtiyoruz. Irkçı yaklaşımlara tepki gösteren vicdanlı, duyarlı tüm vatandaşlara, sesimiz olmaya devam eden basın mensuplarına da özellikle teşekkür ediyoruz.

    AÇIKLAMAYA İMZA ATAN KURULUŞLAR ŞUNLAR:

    1. Anadolu Abdalları Ortak Platformu – İstanbul
    2. Anadolu Yakası Ayrom Derneği – İstanbul
    3. Avrupa ve Balkan Roman Dernekler Birliği Federasyonu – Edirne
    4. Çekmeköy Roman Derneği – İstanbul
    5. Dikili Romanlar Derneği – İzmir
    6. Diyarbakır Domlar ve Romanlar Kültür Dayanışma ve Gençlik Spor Kulübü Derneği – Diyarbakır
    7. Dom Toplulukları Derneği -Hatay
    8. Dudullu Roman Derneği – İstanbul
    9. Edirne Dernekler Federasyonu – Edirne
    10. Edirne Roman Gençliği Derneği – Edirne
    11. Edirne Süpürgeciler Mahallesi Yardımlaşma Derneği – Edirne
    12. Ege Bölgesi Roman Dernekleri Federasyonu
    13. Ege Romanlar Gençlik Derneği – İzmir
    14. Ege Romanları Selanik Derneği – İzmir
    15. Gaziantep Müzisyen Geliştirme ve Spor Derneği – Gaziantep
    16. Göçmen ve Roman Çocuklarına Eğitim Derneği – İstanbul
    17. Gömeç Romanlar Kültür ve Dayanışma Derneği – Balıkesir
    18. Gördes Çağdaş Romanlar Derneği – Manisa
    19. Gördes Şen Romanlar Derneği – Manisa
    20. Gülenyüz Yaşamla Mücadele Derneği – İstanbul
    21. Hatay Dom Federasyonu – Hatay
    22. Hatay Dom Gençleri Koruma Derneği – Hatay
    23. Hatay Dom Kadınları Derneği – Hatay
    24. Hatay Dom Müzisyenleri Derneği – Hatay
    25. Hatay Ellerin Sesi Derneği – Hatay
    26. Hatay Engellilere Gülümse Derneği – Hatay
    27. Hatay Roman Abdal ve Domlar Birliği Yardımlaşma ve Dayanışma Dermeği – Hatay
    28. İstanbul Anadolu Yakası Tüm Romanlar Derneği – İstanbul
    29. İstanbul Öz Roman Çiçekçiler Derneği – İstanbul
    30. İstanbul Roman Çiçekçiler Derneği – İstanbul
    31. İzzetpaşa Roman Spor Derneği – İstanbul
    32. İzzetpaşa Romanları Kalkındırma Derneği – İstanbul
    33. Karadeniz Bölgesi Roman Kültürünü Araştırma Eğitim ve Kalkındırma Derneği – Samsun
    34. Kilis Abdallar Dayanışma ve Spor Derneği – Kilis
    35. Kilis Davulcular Yardımlaşma ve Spor Derneği – Kilis
    36. Manisa Bölgesi Romanları Roman Kültürünü Koruma ve Yaşatma Derneği – Manisa
    37. Muratlı Genç Romanlar Derneği -Tekirdağ
    38. Roman Gençlik Derneği- Edirne
    39. Romanlar Gençlik Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği-İzmir
    40. Selimşahlar Romanlar Derneği – Manisa
    41. Sıfır Ayrımcılık Derneği – İstanbul
    42. Şanlıurfa Davulcular – Zurnacılar Derneği – Şanlıurfa
    43. Şişli Roman Kültürünü Destekleme Derneği – İstanbul
    44. Trakya Müzisyenler Derneği
    45. Trakya Roman Gençleri Eğitim Kültür Araştırma İstihdam ve Yardım Derneği – Edirne
    46. Trakya Romanları Eğitim Araştırma Kültür Geliştirme Derneği – Edirne
    47. Yenişehir Roman Kadınları Kalkındırma Derneği – İzmir
    48. Yenişehir Romanları Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği – İzmir

  • Romanlardan havalimanında açıklama: Eşit yurttaş olmak istiyoruz-VİDEO

    Romanlardan havalimanında açıklama: Eşit yurttaş olmak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Marmara Roman Dernekleri Federasyonu yöneticileri, İstanbul Havalimanı’nda rötar yapan uçak nedeniyle personele ağır hakaretler edip sözlü saldırıda bulunan yolcu ile ilgili bir açıklama yaptı. Yolcunun hakaretlerini kınayan Romanlar, “Bu ülkede eşit yurttaş olarak yaşamak istiyoruz” dediler. 

    İstanbul Havalimanı’nda rötar yapan uçak nedeniyle personele ağır hakaretler edip sözlü saldırıda bulunan yolcu, sosyal medyada tepki çekmişti.

    Yolcu, personele, “Hop hop temas yok. Ben çingenelerle temas etmiyorum” gibi sözler sarf etmişti. Yolcunun bu sözleri çingenelerin de tepkisini çekmişti.

    Marmara Roman Dernekleri Federasyonu, bugün İstanbul Havalimanı’na giderek açıklama yaptı. Çingeneleri aşağılayan cümleler sarfeden sözkonusu yolcuya sert tepki gösteren federasyon yöneticileri, dava açtıklarını söyledi.

    Roman olmaktan, çingene olmaktan onur duyduklarını belirten federasyon yöneticileri ve üyeleri, “Bu tür söylemlerin romanları üzdüğünü kaydetti.

    Romanlar, “Eğitimsizliğimizin, fakirliğimizin dezavantajları olabilir ama Romanlar bu toplumun bir parçasıdır. Bizim yüreğimiz temizdir. O kişin yüreği pis. Biz bu ülkede eşit yurttaş olarak yaşamak istiyoruz” dediler.

    PİRHA/İSTANBUL