Etiket: rukiye kara

  • Kara: Bu ülkede barış olmazsa ne huzur, ne güven, ne de adalet olur!-VİDEO

    Kara: Bu ülkede barış olmazsa ne huzur, ne güven, ne de adalet olur!-VİDEO

    PİRHA- Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin, değerlendirmede bulunan PSAKD Mamak Şube başkanı Kadın Meclis üyesi Rukiye Kara, hukuksuzluğun ve  adaletsizliğin sürdüğüne dikkat çekerek, “Bu ülkede barış olmazsa ne huzur, ne güven, ne de adalet olur! Yol’un bilinciyle Alevi kadınlar olarak yaşanan bütün savaşlara karşı barışı savunmaya ve şiddete maruz kalan kadınların çığlığı olmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ardından taraflar arasındaki görüşmeler devam ediyor.

    PKK’nin 12 Mayıs’ta silahlı mücadeleyi sonlandırma kararını açıklaması ardından, demokratikleşme yolunda kamuoyunda bir beklenti oluşsa da hükümetten henüz bir adım gelmedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumun farklı kesimlerini dinlemeye devam etse de henüz demokratikleşme adına bir adım atılmadı.

    40 yıllık çatışmalı süreç ardından taraflar bir araya geldi ancak, sekiz aylık istişare döneminde ne Kürt sorunu ne de Alevi sorununa dair hükümetten bir yol haritası belirmedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şube Başkanı Rukiye Kara ile kadınların Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin bakışını konuştuk.

    PİRHA – Savaşın etkisinin kadına yansıması nedir?

    Rukiye Kara: Savaş hangi bölgede yaşanırsa yaşansın kadınların daha büyük zulümler gördüğünü savaştan etkilenenlerin en çok kadınların olduğunun herkes bilincindedir. Çünkü savaş sadece bir yerleri yakıp yıkma değil, anaların yüreklerine ateşlerin düştüğü hem yerinden, hem yurdundan, hem evlatlarından olduğu bir süreç. Şimdi Suriye’de Alevi katliamı var. Suriye’de kadınlar hem bedenleriyle, hem yurtlarından, evlatlarından edilerek hem de insanların duyarsızlığıyla şiddet görüyor.

    Kadınlar olarak ne Suriye’deki ne de İsrail’in Filistin’e uyguladığı şiddete sessiz kalmadığımız gibi bütün dünyada ve ülkemizde yaşanan savaşa ve kadın cinayetlerine karşı, direncimizle beraber mücadelemiz devam ediyor.

    “SAVAŞ BU COĞRAFYADA EN ÇOK KADINLARI ETKİLEDİ”

    -Yıllardır süren çatışmalı ortamın kadın mücadelesini nasıl etkiledi? Özelde Alevi kadınlar bu süreçte ne yaşadı?

    Tabii ki savaşlara karşı Alevi kadınları duyarsız kalamaz. Çünkü savaş en çok kadınlar etkilendi. Yaşanan çatışmalı ortamla birlikte bizi ötekileştiren, yok sayan ve verdiğimiz mücadeleyi yok sayarak dilimizden, inancımızdan dolayı yargılayan bir sistem vardı. Bununla birlikte yaşanan çatışmalarda sokak ortalarında evlatlarını bırakan, çocukları göz önünde katledilen, işkencelere maruz bırakılan bir süreçten bahsediyoruz. İşte bugün tablolar yayınlanıyor. Ne kadar insan katledilmiş diye ama oradaki katledilen Kürt çocuklardan gençlerimizden bahseden yok. Şimdi burada ne kadar insan katledildi? Orada kaç tane köy basıldı? Kaç tane köy boşaltıldı? Kaç tane sivil can katledildi? Bunların hiç farkında olan insanlar değiliz maalesef. Biz tabii ki oradaki çatışmaların durması taraftarıyız. Ama durdurabilecek sistem bu mu? Onu da sorgulamak mecburiyetindeyiz.

    Kadınlar bu ülkede barış olmazsa ne huzurun, ne güvenin, ne de adaletin olmayacağının bilincindeler. Kadınlar bu ülkede yaşanan şiddete karşı, adaletsizliğe karşı her yerde mücadeleyi yükselmeye devam edecek. Çünkü biz biliyoruz ki bu ülkelerde ve dünyada savaşı bitirebilecek yine kadınlardır.

    Yol’un bilinciyle Alevi kadınlar olarak yaşanan bütün savaşlara karşı barışı savunmaya ve şiddete maruz kalan kadınların çığlığı olmaya devam edeceğiz. Biz barış talebinden hiç vazgeçmedik, yıllardır talebimiz barıştı zaten. Barışın tarafıyız ama nasıl geleceği ve nasıl kurulacağı, çok önemli ve değerli.

    “BARIŞ GÖRÜŞMELERİNDE ALEVİLER MUHATAP ALINMALIDIR”

    -Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kadınlara etkisi nasıl olacaktır? Alevi kadınlar bu sürece ne tür katkılar sağlayabilir, neler önerirsiniz?

    Tabii ki bizim açımızdan önerilerimiz bellidir. Bizim barışa ihtiyacımız var. Alevi kadınlarının önerileri gerçekten de daha şeffaf ve açıklıktan yana. Barış sürecini yürütenler barışı iyi anlatmaları lazım.

    Sonuna kadar barışın arkasındayız. Barışı sadece bu ülkede Kürt hareketi istemiyor bu ülkede barışı ötekileştirilen, yok sayılan tüm halklar istiyor. Aleviler için de barış, Ezidi kadınlar için de barış, bütün halklar için barışa ihtiyacımız var. Bu yüzden de Alevi kadınları olarak önce barış görüşmelerini yürütenler Alevilerin taleplerini almak zorunda. Zaten buna ilişkin yıllardır dile getirdiğimiz taleplerimiz var.

    Bugün barış gelecekse önce zorunlu din derslerini kaldırılması, cemevlerini yasal statüye kavuşturulması, eşit yurttaşlık hakkı gibi hakların verilmesi çok önemli. O zaman gerçekten gerçek anlamda barışın olacağını düşüneceğiz. Barış için Alevilerle görüşülmeli. Aleviler nasıl ve ne şekilde barış istiyor? Barış görüşmelerinde Alevilerin talepleri yer almayacaksa bu ülkede barış olabilir mi?

    BARIŞA BU ÜLKENİN ÇOK İHTİYACI VAR

    Bu yüzden de barışa kadınlarının bu ülkede yaşayan halkların çok ihtiyacı var. Sadece kadınlar değil, LGBTQ bireylerden tutun sokakta şiddet ve işkence gören her canlı için, hayvanlar için, doğanın barışa ihtiyaç var. Bu ülkenin barışı olacaksa doğasıyla, insanıyla her canlıya aynı eşit mesafede bakılırsa barış olacak.

    TÜM HUKUKSUZLUKLAR ORTADAN KALDIRILMALI

    Bugün eğer barış olacaksa Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu gibi tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması, kayyum atanmış belediyelerin seçilmişlere iadesi sağlanmalı ki, o zaman gerçekten de bizde AKP’nin barış istediğini düşünebiliriz.

    “KÜRT KADINLARIN YÜRÜTTÜĞÜ MÜCADELE BİZLERE HEP ÖRNEK OLDU”

    – 40 yıllık savaş sürecinde Alevi kadınları bu süreçte ne yaşadı neler yaşadı?

    40 yıllık savaş sürecinde, bu çatışma ortamında tabii ki Alevi kadınları çok fazlasıyla etkiledi. Çünkü biz katledilen hiçbir canımız için duyarsız kalamayız, kalmıyoruz. Dilinden, kimliğinden, inancından dolayı şiddet gördüğünde tabii ki yüreğimiz parçalanıyor.

    Bu coğrafyalarda yaşanan baskılar, şiddet azalırsa tabii ki Alevi kadınların yüreği soğuyacak. Bu ülkede Kürtlere, Alevilere çok baskı yapıldı. Kürtler ve Aleviler yaşanan baskılardan dolayı ne dilini konuşabildi, ne inancını nede kimliğini yaşayabildi. Bunların hepsine baktığımız zaman tabii ki barış Alevi kadınlar için de çok önemli ve değerli bir noktada.

    Biz kadınlar olarak Kürt hareketindeki kadınlardan birçok şey öğrendik., 70’lerde, 80’lerde, 90’larda da kadın mücadele vardı ancak Kürt kadınları alanda mücadele hattında önderlik yaptılar. Bu yüzden tabii ki kadınların yürüttüğü mücadelede ortak ve omuz omuz olması çok çok önemli bir nokta.

    Barış, kadınların yaşadığı acıların hesabı sorularak gelmeli. Sivas şehitlerimizin, Cumartesi Anneleri, Suruç ailelerini düşünmeden de insanın vicdanı rahat eder mi?

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Rukiye Kara: Suriye’de yaşananlara dur dememiz gerekiyor-VİDEO

    Rukiye Kara: Suriye’de yaşananlara dur dememiz gerekiyor-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara, Suriye’deki Alevi katliamına ve cihadist çetelerce kaçırılan Alevi kadınlarının sayısın günden güne artmasına ilişkin konuştu. Kara, “İnsanların katledildiği, vahşice yakıldığı, çocukların katledildiği, kadınların katledildiği, kaçırıldığı ve ganimet sayıldığı bir Suriye’den bahsediyoruz. Bu yüzden insanların artık sesini yükseltmesi gerekiyor” dedi.

    HTŞ’ye başlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin de desteklediği SMO tarafından Suriye’de Alevilere yapılan katliam sürerken, saldırılarda çok sayıda kadının çeteler tarafından kaçırıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Sekreteri Rukiye Kara, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “KATLİAMLARA KARŞI DUR DEMEMİZ GEREKİYOR”

    Suriye’de yaşanan katliamı kınayarak konuşmasına başlayan Rukiye Kara, “Katliama sessiz kalan bir dünya var. Dünyaya seslenmek gerekiyor, halklara seslenmek gerekiyor. İnsanların katledildiği, vahşice yakıldığı, çocukların katledildiği, kadınların kaçırılarak katledildiği, ganimet sayıldığı bir Suriye’den bahsediyoruz. Bu yüzden hem inançsal olarak Alevi katliamına insanların artık sesini yükseltmesi hem de insani olarak artık katliama dur demesi gerekiyor. İnsanların HTŞ’nin yaptığı katliamlara karşı sesi çıkarması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

    “BİR ÜLKENİN YOK OLUŞUNU İZLİYORUZ”

    Bölgede kadınların yıllardır cihatçı çeteler tarafından ganimet olarak görüldüğünün altını çizen Kara, “Yıllardır orada biliyorsunuz Ezidi kadınlar katlediliyor, kaçırılıyor, tacize uğruyor, tecavüze uğruyordu. Bugün bu gericiler, bu şeriatçı yapılar tarafından Alevi kadınlar ganimet olarak görülüyor. Bunlara Türkiye halkları da dahil olmak üzere dünya halklarının ses çıkarması, dur demesi gerekiyor. Burada sadece bir katliamdan söz etmiyoruz, bir ülkenin yok oluşunu izliyoruz. Şeriatçı, dinci bir yapının bir ülkeyi ele geçirmesine ön ayak olanları da biliyoruz, bunlara karşı da set örülmesi lazım” diye konuştu.

    “İNSAN HAKLARI MAHKEMELERİNE BAŞVURU YAPMAMIZA İHTİYAÇ VAR”

    Bugün Suriye’de yaşananlar yarın Türkiye’de yaşanabileceğini hatırlatan Rukiye Kara, şunları söyledi:

    “Hatay’dan Mersin’den baktığımız zaman çok yakın bir coğrafyada yaşıyoruz. Akrabalarımız var, dostlarımız var orada yaşayan. Bunlara karşı bizim ülke olarak en başta güçlü bir şekilde Suriye’deki hem Alevi katliamına hem de kadınların vahşice kaçırılmasına, tacize, tecavüze uğramasını engellemek için ses çıkararak eylemlerimizi arttırmalıyız. Öncelikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yapmamıza ihtiyaç var.

    “ALEVİLERE KARŞI KULAKLAR SAĞIR, GÖZLER KÖR BİR YÖNETİMLE YAŞIYORUZ”

    Sadece Alevi kimlikleriyle alakalı değil insani olarak insanların tepki göstermesi gerekiyor. Zaten bu ülkede Alevilere karşı kulaklar sağır, gözler kör bir yönetimle yaşıyoruz. Suriye’de insanlar katlediliyor, çocuklar katlediliyor, masum halklar katlediliyor buna karşı topyekûn bir arada olmamız, bu katliama karşı direnç örmemiz gerekiyor. Yapılan katliamların hesabını sorabilecek bir irade göstermemiz gerekiyor.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • ‘Adalet Nöbeti’ 28. gününde devam etti: Katliamların hesabını mutlaka soracağız- VİDEO

    ‘Adalet Nöbeti’ 28. gününde devam etti: Katliamların hesabını mutlaka soracağız- VİDEO

    PİRHA- PSAKD Mamak Şubesi, Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesini protesto etmek için başlatılan ‘Adalet Nöbeti’ni 28. gününde Hacı Bektaş-i Veli Parkı’nda tuttu. Nöbetin 28.gününe Sehergül Ateş’in adı verildi. Nöbete destek veren ozanlar deyişlerini 33 can için okudu.

    2 Temmuz 1993 tarihinde kaldıkları Sivas Madımak Otelinin gerici dinci kişiler tarafından yakılması sonucu 33 aydın, yazar ve sanatçı yaşamını yitirmişti. 33 insanın yakılmasına neden olan kişiler hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesine rağmen 17 kişi hakkında tahliye kararı çıkartıldı. Verilen tahliye kararına karşı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) 33 gün sürecek olan ‘Madımak Adalet Nöbeti’ tutma kararı aldı.

    PSAKD Genel Merkezi’nde başlatılan nöbet eylemi 28. gününde Hacı Bektaş-i Veli Parkı’nda devam etti.

    Nöbet, Madımak’ta katledilen 33 can ve tüm devrim şehitleri için saygı duruşu ile başladı.

    “EŞİT YURTTAŞLIK TALEBİNİN SADECE ALEVİLER İÇİN OLMADIĞINI HEP BİRLİKTE GÖRDÜK”

    PSAKD Genel Merkez Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara, “3 Nisan’da adaletin olmadığı Adalet Bakanlığı’nda eylem yapacağız” diyerek şunları ekledi:

    “Bu devlet hala katliamlarla yüzleşmedi. ‘Sivas’a adalet herkese adalet’ diyoruz çünkü her gün bir katliamı anıyoruz. Katillerle barışanları affetmeyeceğiz. Sivas’ta katledilen canlarımızın onurlu mücadelesini sürdüreceğiz. Gericilerden bu katliamların hesabını aydınlık yüzler soracak. Seçilmişlere karşı kayyım atanmasına karşı hep birlikte mücadele etmemiz gerektiğini gördük. Eşit yurttaşlık talebinin sadece Aleviler için olmadığını hep birlikte gördük. Gericilerin bu ülkede şeriatçı düşüncelerini yaymalarına izin vermeyeceğiz. Bu halk size dün de boyun eğmedi. Dün diz çökmeyen onurlu gençlere diz çöktürebildiniz mi ki, bugün onların yoldaşlarına diz çöktüreceksiniz. Bizler bu ülkenin aydınlık günlerine hasretiz. 33 canımızın nezdinde katledilen herkesin hesabını mutlaka soracağız. Çünkü biz korkuyu Kerbela’da bıraktık diyoruz. Bu ülkeyi AKP’nin karanlığına teslim etmeyeceğiz. Selam olsun mücadele edenlere. Siz katilleri affetmiş olabilirsiniz, biz affetmiyoruz bunun hesabını mutlaka soracağız.”

    “BİR ARADA OLMAK ZORUNDAYIZ”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mamak İlçe Başkanı Mustafa Kartal, “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” diyerek, birlikte mücadelenin önemine vurgu yaptı.

    PSAKD Mamak Şube eski Başkanı Fadime Türkyilmaz, Aleviler üzerinde asimilasyon çabalarının devam ettiğini belirterek, ” Bir arada olmak dayanışmak zorundayız canlar. Direne direne kazanacağız” diye konuştu.

    Nöbet, dönülen semahın ardında Aktivist Emel Sungur ve PSAKD Mamak Şube Yöneticisi Önder Ayten’in okuduğu şiir ile devam etti. Ardından Özlem Yılmaz, Kenan Şahbudak, İsmail İpek Ümit Özdizlekli, Murat Yılmaz, Mehmet Gökçe, Yoldaş’ça Türküler, Zafer Ali Yıldırım, Mehmet Kundak, Ata Okyanus Gündüz deyişleri ile nöbete destek oldu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Tuzluçayır Cemevi’nde Hızır Cemi tutuldu -VİDEO

    Tuzluçayır Cemevi’nde Hızır Cemi tutuldu -VİDEO

    PİRHA- PSAKD Mamak Şubesi, Tuzluçayır Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü, lokmalar pay edildi. Baba Mansur Ocağı’ndan Hakan Erol Dede insanların birliğe, beraberliğe çok ihtiyacı olduğuna vurgu yaptı.

    Aleviler, Hızır ayı dolayısıyla dünyanın bir çok yerinde lokmalarını pay etmeye ve Hızır Cemi tutmaya devam ediyor. Pir Sultan Abdal Derneği (PSAKD) Mamak Şubesi, Hızır ayı vesilesiyle Tuzluçayır Cemevi’nde cem tuttu. Baba Mansur Ocağı’ndan Hakan Erol Dede’nin yürüttüğü ceme çok sayıda yurttaş katıldı.

    “ÜLKE OLARAK ZOR BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ”

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Rukiye Kara yaptığı konusmada şunları söyledi:
    “Hızır ayındayız, hepimiz birbirimize Hızır olmak için bir aradayız. Gerçekten zor bir süreçten geçiyoruz ülke olarak. Birliğimiz, dirliğimiz bozulmasın.”

    “HIZIR’I BİRBİRİMİZDE BULARAK BU DARDAN KURTULABİLİRİZ”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise yaptığı konuşmada, “Üç can, bir cem deriz. Bugün üç canımızı geçtik. Bu günlerde cemevlerimize katılım çok fazla bunu iyi okumamız gerekiyor. Bir cogunuz kırsal alanlardan geldik, Hızır ayı köylerimizde buğdayların azaldığı zamandır, kara kış günlerinde en çok Hızır’a ihtiyaç olan aydır. Bu günlerde de daradayız, zordayız. Suriye’de onlarca Alevi katledilme korkusu ile yaşıyor, dardayız. Hızır’ı galipte aramayalım, birbirimizde arayalım. Hızır’ı birbirimizde bularak bu dardan kurtulabiliriz” dedi.

    “HIZIR’IN BOLLUĞU, BEREKETİ HANEMİZDEN EKSİK OLMASIN”

    Baba Mansur Ocağı’ndan Hakan Erol Dede Hızır’ın insanın içerisinde olan güzelliğin dışa vurumu olduğunu belirterek şunları söyledi:
    “Bizler Aleviler olarak dışarıda olanlara gözünü kapatan bir toplum değiliz. Zalim ve mazlumun savaşında hep zalimin karşısında mazlumun yanında olan bir topluluğuz. İncinsen de incitme anlayışı ile yetiştik. Ama susmayacağız, demokratik haklarımız ile cevabımızı vermek zorundayız. Yezit dediğimiz kavramı da yanlış kullanıyoruz. Yezit zalim olandır. Bugün Yezit misliyle karşımızda. Cemler son zamanlarda dolup taşıyor. İnsanların birliğe, beraberliğe çok ihtiyacı var. Her zaman bir araya gelmemiz gerekiyor. Hızır Alevilerin bir nevi bayramı. Bizim sadece Hızır Cemimiz yok, onlar da unutulmaya yüz tuttu. Hızır kelime anlamı olarak yeşil demektir. Yeniden doğuşu simgeler bizlerdeki devri daim anlayışı da böyledir. Hızır bizim yolumuzda doğanın yenilenmesini, bolluğun bereketin yeniden gelmesini simgeler. Hızır insanın içerisinde olan güzelliğin dışa vurumudur. Hızır aynı zamanda bizim inancımızda Şahı Merdan Ali’dir. Birbirimizin dar gününde birbirimize destek olabiliyorsak o zaman Hızır gelmiştir. Birbirimizin Ali’si, birbirimizin Hızır’ı olmalıyız. Biz birbirimizin Hızır’ı olalım ki gençlerimizi ileri götürelim. Eğitim sistemi yerle bir olmuş durumda. Gençlerimizi yetiştirebilmemiz için bunları çoğaltmamız gerekiyor. Gençliği olmayan bir toplumun geleceği olmuyor. Cemevlerimizi birbirimizi geliştireceğimiz alanlara dönüştürmemiz gerekiyor. Muhabbet geleneğini arttırarak birbirimize destek olmalıyız. Umudumuzu yitirmeyelim. Hızır’ın bolluğu, bereketi hanemizden eksik olmasın.”

    Konuşmaların ardından 12 hizmetin yürütüldüğü cemde deyişler okundu, semahlar dönüldü. Cem’in ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ANKARA

  • PSAKD Kadın Sekreteri Kara’dan 25 Kasım çağrısı: Tüm kadınları alanlara davet ediyoruz-VİDEO

    PSAKD Kadın Sekreteri Kara’dan 25 Kasım çağrısı: Tüm kadınları alanlara davet ediyoruz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Merkez Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara, 25 Kasım’da tüm kadınları alanlara çağırdı. Kara, “Biz Alevi kadınlar olarak hiçbir zaman baskılara yıllardır boyun eğmedik. Sokaklar bizim demek için 25 Kasım’da tüm kadınları alanlara davet ediyoruz” dedi.

    Tüm dünyada başta kadınlar olmak üzere birçok kesim 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde alanlarda olacak.

    Bu kapsamda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkez Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara, tüm kadınları 25 Kasım’da alanlara çağırdı.

    “GERİCİLİĞİN BİZİ TAHAKKÜM ALTINA ALMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    25 Kasım’ın önemine vurgu yapan Rukiye Ercan Kara, “Ülkemizde her gün 3, 4 kadın cinayeti işlendiği bir süreçteyiz. Gericiliğin tamamıyla kadınlar üzerindeki baskısını, zulmünü daha çok arttırdığı, tarikatların cemaatlerin söz sahibi olduğu, her tarafa kendi fetvalarını yayan Diyanet’in olduğu bir süreç yaşıyoruz. Bunlara karşı da tabii ki 25 Kasım’da bütün kadınları alanlara, sokaklara davet ediyoruz. Çünkü gericiliğin bizi tahakküm altına almasına müsaade etmeyeceğiz gericiliğe boyun eğmeyeceğiz. Bu ülkeye karşı olan sorumluluklarımız ve geleceğe karşı olan sorumluluklarımızın bilincinde olan biz kadınların sokakta olması çocuklarımız için, öncelikle de kız çocuklarımız için çok önemli” dedi.

    “TÜM KADINLARLA YAN YANA ALANLARDA HAYKIRACAĞIZ”

    Gericiliğe karşı tüm kadınların sokaklarda olması gerektiğini belirten Kara, “Bugün ÇEDES projesi gibi bir proje, tarikatlarla yapılmış bir proje bu ülkedeki kadınların, çocukların özellikle kız çocuklarımızın eğitimden geri çekilmesi için konulmuş bir iradedir. Buna karşı bütün kadınların sokakta çocuklarıyla, evlatlarıyla geleceklerini karanlık altına bırakmayacağını, aydınlık bir geleceğin peşini bırakmayacağını bunu eninde sonunda mutlaka elde edeceğimizi, her gün katledilen kız kardeşlerimizin hesabını sorabileceğimizi ve sorma irademizi yansıtabilmek açısından 25 Kasım’da tüm kadınları alanlara davet ediyoruz” diye belirtti.

    Kara, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisleri olarak şubelerde bulunan tüm kadınlarla birlikte sokaklarda, alanlarda olacaklarını belirterek, “Bu ülkede ötekileştirilen, yok sayılan tüm kadınlarla omuz omuza, yan yana alanlarda haykıracağız. Gericiliğe, Diyanet’in bu ülkeyi şekillendirmesine, her gün kadın cinayetlerine sessiz kalan, ülkeyi yönetiyorum diye düşünenlere karşı irademizi beyan edeceğiz. Sokaklar bizimdir, asla geri çekilmeyeceğiz. AKP’nin, MHP’nin, Hüda Par’ın bu ülkedeki kadınlara, çocuklara, gençliğe ve ötekileştirilmiş tüm insanlara karşı işlediği suçlara karşı alanlarda haykıracağız” diye konuştu.

    “ARTIK TARİKATLARIN CEMAATLERİN AĞZINA BAKAN BİR ADALET SİSTEMİ VAR”

    PSAKD Kadın Meclisi olarak bir çok şehirde kadınlarla alanlarda olacaklarını kaydeden Rukiye Ercan Kara, şunları söyledi:

    “Devrimci mücadeleden gelen, emek veren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Meclisi olarak kadınların şekillendirdiği Ankara Kadın Platformu’nun içerisindeyiz. Birçok şehirde bulunan platformların içerisindeyiz. Buradaki bütün kadınlarla beraber, omuz omuza bir mücadele içerisindeyiz. Katledilen kadınlarımızın, katledilen çocuklarımızın hesabının sorulamadığı, adaletin olmadığı bir ülkede mücadele veriyoruz. Adalet yok. Artık tarikatların, cemaatlerin ve birkaç kişinin ağzına bakan bir adalet sistemi var. Bileşeni olduğumuz Mamak Dernekler Platformu ile 24 Kasım’da Natoyolu Hacı Bektaş Veli Parkı’ndan, Abidinpaşa İş Merkezi’ne kadar bir yürüyüşümüz olacak. Ankara Kadın Platformu olarak da 25 Kasım’da bir yürüyüşümüz var, Kolej Meydanı’nda saat 19.00’da buluşuyoruz.”

    “BİZ ALEVİ KADINLAR HİÇBİR ZAMAN BASKILARA BOYUN EĞMEDİK”

    PSAKD Genel Merkez Kadın Sekreteri Rukiye Ercan Kara, 25 Kasım’da bütün kadınları alanlara çağırarak, “Biz Alevi kadınlar olarak hiçbir zaman baskılara yıllardır boyun eğmedik. Biz kadınlar olarak, Maraş’ı, Çorum’u, Sivas’ı, Dersim’i, Ortaca’yı birçok katliamı unutmayan, her gününde onları yaşayan ama onları yaşatanlara karşı hıncı da çok büyüyen, Roboski’yi, Gazi’yi yaşayan kadınlarımızla beraber daha güzel bir gelecek için mücadeleyi nasıl daha büyütebiliriz kaygısını yaşayan Alevi kadınlar olarak her yerde alanlarda olacağız. Bu alanlar, bu sokaklar bizim. Bu yüzden de 25 Kasım’ın önemini bilerek, kadınlara yönelik şiddeti reva görenlere karşı, kadınların katledilmesine karşı, sessiz kalan, o kadının da hiç suçu yok mu diye bakanlara karşı tüm kadınlarımızı davet ediyorum, gelsinler hep birlikte, omuz omuza olalım. Bizi evlere kapatmaya çalışan zihniyete karşı, bizi köleleştirmeye çalışan, bizi aydınlıktan uzaklaştırıp karanlık bir dünyaya mahkum etmeye çalışanlara karşı bu sokaklar bizim demek için 25 Kasım’da tüm kadınları alarlara davet ediyoruz” dedi.

    Buse Nehir DEMİR-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Ankara’da 2 Temmuz anması: Katliamlar amasız, fakatsız yüzleşerek aydınlatılabilir -VİDEO

    Ankara’da 2 Temmuz anması: Katliamlar amasız, fakatsız yüzleşerek aydınlatılabilir -VİDEO

    PİRHA- Sivas’ta katledilen 33 can için Ankara Anıtpark’ta anma programı düzenlendi. Anma programında insanlık suçunda zaman aşımı olmayacağı ve katliamların ancak onlarla yüzleşilerek aydınlatılabileceği vurgusu yapıldı.

    Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinliklerine katılan 33 aydın, akademisyen, yazar ve sanatçının Madımak Oteli’nde yakılarak katledilmesinin 31. Yılında Ankara Anıtpark’ta anma etkinliği düzenlendi.

    Beşevler Metro Durağı’ndan başlayan yürüyüşte katliamda öldürülenlerin fotoğrafları taşındı. “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, “Dün Maraş’ta bugün Sivas’ta, kurtuluş faşizme karşı savaşta” sloganları atıldı.
    Etkinliğin sunuculuğunu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Sekreteri Rukiye Kara yaptı. Anma katliamda hayatını kaybedenler için saygı duruşu ile başladı.

    “BU DAVALAR İNSANLIK SUÇU SAYILMAZSA BİZ DAHA ÇOK KATLİAMLARA MARUZ KALACAĞIZ”

    Katliamda hayatını kaybeden Gülsüm Karababa’nın ablası Nilgün Karababa yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Öncelikle ben bu sene Asuman ve Yasemin Sivri’nin annesi yiğit yürekli kadın Yeter teyzeyi kaybetmenin üzüntüsünü paylaşmak istiyorum. Çok onurlu bir anneyi kaybettik. 31 yıl olmuş yaşadıklarımızı bir tek biz bilmiyoruz ama aile olarak da çok zor şeyler yaşadık. Bu faşist devlete karşı davalarımızda çok ağır şeylerle karşı karşıya kaldık. Böyle bir davanın insanlık suçu olması gerekirken, bu davalar basitleştirilip zaman aşımı kapsamına sokulmaya çalışılıyor. 8 yıldır Anayasa Mahkemesi’nde bireysel başvurumuz var. Dün Gar Davası görüldü. Bu davalar birbirine o kadar çok benziyor ki. Devlet hem Gar’ı hem Madımak’ı göz göre göre patlattı, yaktı. Bu davalar insanlık suçu sayılmazsa biz daha çok katliamlara maruz kalacağız.”

    “KATLİAMLAR AMASIZ FAKATSİZ YÜZLEŞEREK AYDINLATABİLİR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu adına konuşan Nurullah Esat Ünsal, “Şeriata karşı laiklik, zulme karşı adalet şiarı ile acımıza ortak olanlar merhaba. 2 temmuz 93 günü Madımak Oteli’nde yaşatılan katliamın üzerinden 31 yıl geçti. 4. Pir Sultan’ı anma etkinliklerinde gerici, ırkçı, faşist güruh tarafından katledilen 33 aydınımız, sanatçımız, semah dönen gençlerimiz kısaca aydınlık geleceğimiz Madımak Oteli’nde ateşe verilerek yok edildi. Katliamın üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen katliamın hesabı verilmemiş, arkasındaki gerçek sorumlular açığa çıkarılmamıştır. Adalet yerini bulmamış, vicdanlarımız yaralanmıştır. Katillerin çoğu affedilmiş, yurt dışına çıkarılmıştır. İnsanlığa karşı işlenmiş suçlarda zaman aşımı olamaz. Dün Madımak Oteli’ni kuşatanlar devlet kadrolarında işe alınmış hatta milletvekili, bakan yapılmıştır. Devlet Maraş, Sivas, Çorum, Dersim, Malatya katliamlarında olduğu gibi Madımak Katliamı’nda yüzleşilmediği için Gazi, Ümraniye, 10 ekim Roboski, Suruç gibi katliamları yaşadık. Katliamlar amasız, fakatsız yüzleşerek aydınlatılabilir” dedi.

    “GELENEĞİMİZ GEREĞİ KİMSENİN KARŞISINDA DİZ ÇÖKMEDİK”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri İsmail Ateş ise ” Tam 31 yıl önce biz Anadolu’nun göbeğinde, Cumhuriyet’in kurulduğu, laikliğin temellerinin atıldığı Sivas’ta faşistlerce, yobazlarca, 33 canımız, canlı yayında 8 saat boyunca yakılarak katledildi. Geçen sene Eylül ayında katliamın 30.Yılında davayı zaman aşımına uğrattılar. Biz bu zaman aşımı kararını tanımıyoruz. Davanın peşini de bırakmayacağız. Aleviliği yok etme çalışmaları Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı aracılığıyla devam ediyor. Aleviliğin içerisine Sünniliği mayalamaya çalışmaları, bir türlü tutmuyor. Çünkü bizim mayamız Sünniliği kabul etmiyor. Bunların zihinlerindeki yaratmaya çalıştığı düşünce sistemini bizim mayamız kabul etmiyor. Başkanlık Aleviliği kılıç zoruyla yok edemediğini anlayınca, bizim yolumuza saldırmaya, onu yok etmeye çalışıyor. Bizim geleneğimiz gereği hiç kimsenin karşısında diz çökmedik” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Madımak Oteli’nde katledilen 33 insanın hayat hikayeleri tek tek anlatıldı. Semahlar dönülürken, Birkan Sağlam ve Gökhan Kılıç katliamda yaşamını yitirenler anısına ezgiler seslendirdi. Mehmet Özel de katledilenler anısına şiirler okudu.

     

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Dersimliler Derneği 15.Olağan Kurulu’nu yaptı-VİDEO

    Ankara Dersimliler Derneği 15.Olağan Kurulu’nu yaptı-VİDEO

    PİRHA-Ankara Dersimliler Derneği, 15. Olağan Kurulu başladı. Konuşma yapan Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran,”38’i yaşamış bir halk olarak bizim dayanışmaya ihtiyacımız var” diyerek mücadelede ortaklaşma çağrısı yaptı.

    TMMOB Makine Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen kurula çok sayıda Dersimli’nin yanı sıra DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yönetimi, Demokratik Alevi Dernekleri, Ankara Vartolular Derneği, AKADER, Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye İşçi Partisi’nden de temsilciler katıldı.

    Salonda, “Dilimize, kültürümüze, inancımıza yönelik asimilasyona hayır. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın” yazılı pankartlar yer aldı. Dersimde kaybedilenler adına saygı duruşu ile başlayan kurul, divanın belirlenmesi ile devam etti. Divana; Kamil Ateşoğulları, İbrahim Elveren ve Elif Gül seçildi.

    “ALEVİLER VE KÜRTLER İÇİN HER DÖNEM ÇOK ZORDU”
    Açılış Konuşmasını yapan Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran,“Derneğimiz yaklaşık 30. yılına girecek. Kurucumuz Kemal Yıldız nezdinde bütün arkadaşlarımızı saygıyla anmak istiyoruz. Ben 14. Dönemde görev alan ve derneğe emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum. Aleviler için, Kürtler için her dönem çok zordu. Geçtiğimiz iki yıl boyunca elimizden gelen her şeyi yapmaya çalıştık. Hepimizin örgütlenmeye bir arada olmaya ihtiyacımız. 38’i yaşamış bir halk olarak bizim bu dayanışmaya ihtiyacımız var. Süreç bir kadın başkan olarak ilk defa beni getirdi, ama ne yazık ki feodal yapıyı geride bırakamamışız, bu konuda hepimizin desteğini istiyorum. Kadın sayısını arttırmak istiyorum. Bazı kurumlar, Dersim ismini duyunca ne yazık ki bizi uzakta bırakıyorlar. Bunu kırmamız ve birbirimize destek olmamız lazım” dedi.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARINA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Konuşmasına Kırmancki başlayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “ Biz 38’den beri asimilasyona tabi olmuş bir halkız. Özgürlük mücadelesi için topraklarımızda mücadele etmiş herkesi saygı ile anıyorum. Biz bu hakikat yolunda mücadele edenlerin yolundan gidiyoruz. Bütçe görüşmeleri devam ediyor biliyorsunuz, bu bütçe ne kadının bütçesidir, ne Alevinin bütçesidir, ne Kürt’ün bütçesidir.
    Dersim yoğun bir göç vermekte, çok fazla bir nüfus problemi var. İşsizlik çok fazla şehrimizde. Sorunlarımıza karşı ortaklaşmamız gerekmektedir. ÇEDES Projesi ve Dedelerimizin, Pirlerimizin maaşa bağlanması özel savaş politikalarının parçasıdır. Bu asimilasyon politikalarına karşı birlik olmamız gerekir. Kendi itikadımıza, kendi önderlerimize yüzümüzü daha çok dönmemiz gerekiyor” diyerek yeni seçilecek yönetime başarılar diledi.

    “DERSİM DİK DURUŞUN SEMBOLÜDÜR”

    PSAKD Kadın Örgütlenme Sekreteri Rukiye Kara ise, “Dersim benim için çok değerli, mücadelesi ile değerli. Dik duruşun sembolüdür Dersim. AKP’nin bu ülkeyi karanlığa gömmesine izin vermeyeceğiz. AKP önce kadınlara boyun eğdiremedi, Alevilere boyun eğdiremedi. Bu ülkeyi hep beraber kurtaracağız.” diye ekledi.

    İnsan Hakları Derneği’nden Fatin Kanat, “Dersim bizim büyük yaramız, sevdamız. Dersim benim için çok özel bir yer. Başarılar diliyorum, yeni seçilecek arkadaşlar da Alevilerin dertlerini, bölgenin dertlerini öne çıkaracaklarına inanıyorum” diye konuştu.

    Kurul, faaliyet raporlarının okunması ile devam ediyor.

    ANKARA/PİRHA

     

     

     

  • Madımak Yangınına Bir Avuç Şiir kitabının tanıtımı yapıldı – VİDEO

    Madımak Yangınına Bir Avuç Şiir kitabının tanıtımı yapıldı – VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler anısına yazılan Madımak Yangınına Bir Avuç Şiir isimli kitabın tanıtımını yaptı. Program dahilinde ozanlarla söyleşi de gerçekleştirildi.

    Aşık Veysel Kültür Derneği, Halk Ozanları Kültür Derneği (OZAN DER), Anadolu Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneği (AN DER), Çığ Kültür Sanat Tüm Ozanlar Yorumcular Derneği (TOY DER) tarafından Sivas’ta katledilen 33 sanatçı adına Madımak Yangınına Bir Avuç Şiir kitabı hazırlandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), kitabın tanıtımı için Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde bir program düzenledi.

    Programın açılışında ilk olarak Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin isimleri okundu.

    PSAKD MYK Üyesi Önder Günaltay, gecenin açılış konuşmasını yaparak, “Unutmamak adına yazılı bir kaynak oluşturduk. Bu katliamda yakınlarımız, canlarımız vardı. En büyük işlerimizden biri olarak bu şiir kitabını çıkarttık. Bunlardan da önemlisi unutmamak, unutturmamak adına bir hukuk mücadelesine, Pir Sultan Abdal yoluna girdik. Unutturmamak adına söz verdik. Bu katliamı unutturmamak için mücadele veriyoruz. Bu yolda yürüdüğümüz sürece, bu yolu bozmaya, asimile etmeye çalışanlara karşı çok sert cevabımız olacaktır” dedi.

    “BU FAŞİST DÜZENİN KARŞISINDA DURACAĞIZ”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise konuşmasına 30. Yıl Komisyonu’na teşekkürlerini sunarak başladı. Erçe, katliamları unutturmayacaklarını belirterek, “Gözümüze soka soka katilleri serbest bırakıyorlar. Madımak katillerini tek tek salıyorlar. Bununla da kalmayıp kardeşimiz Hrant’ın katilini de serbest bıraktılar. Bu meydan okumadır. ‘Biz mafya liderlerini, tecavüzcüleri serbest bırakırız, siyasileri tutsak ederiz’ diyorlar. Biz de bu faşist düzenin karşısında duracağımızın sözünü veriyoruz. Onların safı oradaysa bizim de safımız burasıdır” diye konuştu.

    “BİZ 12 BİN YILDIR ANADOLU’NUN KENDİSİYİZ”

    Madımak Katliamı 30. Yıl Komisyonu’nda yer alan Şair Mehmet Özer ise yaptığı konuşmada, “Daha yenilmez olmak için 10 Aralık’ta İstanbul mitinginde olmalıyız” diye belirtti. Özer, konuşmasının devamında, “Biz 12 bin yıldır Anadolu’nun kendisiyiz” diyerek Madımak’ta katledilenler için kaleme aldığı şiiri okudu.

    “KARANLIĞI ÖRGÜTLÜ OLARAK YIKALIM”

    PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara da yaptığı konuşmada 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için çağrı yaparak şunları söyledi:

    “Yarın 25 Kasım. Sivas’ta yakılan 33 candan 17 canımız kadındı. Bu ülkede katledilen kadınlar için yarın alanlarda olacağız. AKP’nin gericiliğine karşı bir olalım, yarınlarımız aydınlık olsun. O karanlığı örgütlü olarak yıkalım. Kadıncık Analardan feyz alarak bugünlere geldik. Bu ülkede katledilen kadınları unutmayacağımızı belirtmek istiyorum.”

    Yapılan konuşmalar ardından ozanlar, katledilenler anısına ezgiler seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı ve Alevi Hak Mücadelesi Paneli düzenlendi -VİDEO

    Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı ve Alevi Hak Mücadelesi Paneli düzenlendi -VİDEO

    PİRHA- İBB’nin düzenlediği Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali kapsamında Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı ve Alevilerin Hak Mücadelesi Paneli gerçekleştirildi. Medine Meral’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele, PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Sekreteri Yeşim Kantekin ve Prof. Dr. Çiğdem Boz konuşmacı olarak katıldı. Panelde Alevi kadınlar Alevilerin güncel sorunlarını ve yeni yüzyıl için çözüm önerilerini tartıştı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi(İBB)’nin ikincisini düzenlediği Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivali ikinci gün etkinlikleri kapsamında, Medine Meral’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı ve Alevilerin Hak Mücadelesi Paneli’ne, PSAKD Kadın Sekreteri Rukiye Kara, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Sekreteri Yeşim Kantekin ve Prof. Dr. Çiğdem Boz konuşmacı olarak katıldı. Panelde Alevi kadınlar Alevilerin güncel sorunlarını ve yeni yüzyıl için çözüm önerilerini tartıştı.

    “NE ZAMAN SİYASİ BİR ÇIKMAZ OLSA ALEVİLER ÖNE SÜRÜLÜYOR”

    Yeşim Kantekin, Alevilerin işinin zor olduğunu söyleyerek, “Bence bu toplumda yaşayan bütün ötekilerin işi hakikaten zor. Ama ben hala bir umudun olduğunu düşünüyorum. Çünkü zaten biz yüzyıllardır bu topraklarda yaşıyoruz. Kolay kolay bizi yok edemediler ve edemeyecekler. Alevi her bireye ulaşabilmenin yollarını bulmamız gerekiyor. Türkiye’de ne zaman siyasi bir çıkmaz olsa Aleviler öne sürülüyor. Bizim öyle bir lokmaya gelmememiz lazım açıkçası. Yüzyıl meselesini kadınlar, çocuklar ve erkekler açısından ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Bugün var olan eğitim sistemiyle ilgili yapılan değişikliklerle alakalı biz Alevi ailelerde neler yapabiliriz? Bunları ayrı ayrı tartışmamız gerekiyor. Ve bireysel anlamda da bence her Alevi bireyin gerçekten samimiyetle söylüyorum, her gün bir tane Alevi deyişini, Alevi nefesini okuması gerekiyor bence” dedi.

    “İKİNCİ YÜZYILDA AKP KALMAYACAK”

    Rukiye Kara, “Ülkeden alacak hakkımız ikinci yüzyılda da devam edecek, alacağız” diyerek şunları ifade etti:
    “Bunun için mücadele ediyoruz. Yediden yetmişe çocuklarımız, gençlerimiz, geleceğimiz, aydınlık gelecekte büyüyecekler. Karanlığa sığmayacak kadar yüreğimiz büyük. Hiç sığmayacak kadar aklımız yüksek bunu AKP bildiği için dört artı dörtleri başlattı. Geri adım attığı ama bugün projesiyle bütün ülkeye yaydığı diyanetin fetvalar verdiği, yönetmeye çalıştığı yandaşlarını, uyuşturucu bağımlılarından destek aldığını çok iyi görebiliyoruz değil mi? Biz bunların hepsine karşı savaş vereceğiz. O meclisi de temizleyeceğiz. İkinci yüzyılda AKP kalmayacak”
    “TÜM DÜNYANIN SORUNU EŞİTSİZLİK”
    Prof. Dr. Çiğdem Boz ise dünyanın sorununun eşitsizlik meselesi olduğunu belirterek “Yoksulluk had safhada. Bize kapitalizm ya da liberal düzen bunları piyasadan alabileceğimiz şeyler gibi gösterse de, bunlar temel yurttaşlık hakkı. Yani biz satın almamalıyız. Bunu OHAL’in tarafsız kamu düzenini sağlamakla görevliyiz. Devlet eğer devlet olacaksa devlet bunları bize sağlamakla görevli olmalı. Dolayısıyla bir kez bütün bunlara yani Alevilik bizim birkaç kitap, eşit yurttaşlık hakkımız dahil eğitim, barınmak olup hepsine bütüncül bakmalıyız. Ve bizler Aleviler olarak tüm bu hak mücadeleleri, yoksulluk konusunda, sınıf konusunda ezilenlerin yanında olmalıyız. Bence böyle Alevilik olur diye düşünüyorum” dedi.
    PİRHA/İSTANBUL