Etiket: rusya ukrayna savaşı

  • İHD Mersin Şubesi: Savaşa hayır, barış hemen şimdi

    İHD Mersin Şubesi: Savaşa hayır, barış hemen şimdi

    PİRHA-İHD Mersin Şubesi, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısına dair açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Savaş, sadece saldırıya uğrayan ülkede yaşayanlar için değil saldırıyı gerçekleştiren devlette yaşayanlar için de bir baskı ve şiddet aracıdır. Barıştan yana söz söylemenin bile suç sayılması, hukukun, insan haklarının rafa kaldırılmasıdır” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısına dair Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı.  ‘Yaşamı ateşe vermeyin’ pankartının açıldığı açıklamaya siyasi parti temsilcileri de destek verdi.

    “SAVAŞ EKRANLARDA GÖSTERİLENLERDEN İBARET DEĞİLDİR”

    Basın metnini İHD Mersin Şubesi Çocuk Komisyonu Sözcüsü Zeynep Kaya ve Cezaevi İzleme Komisyonu Sözcüsü Battal Gazi İnci, okudu.

    Rusya ordusunun Ukrayna topraklarına yönelik 23 Şubat 2022 gecesi başlattığı saldırı ve işgal tüm insanlık için endişe verici olduğu vurgulanan açıklamada, “Basına yansıyan ilk görüntüler, bu savaşın sürmesi halinde yaşanacak felaketin boyutlarını şimdiden gösteriyor. İnsanlık tarihi, savaşın başta yaşam hakkı olmak üzere, ağır insan hakları ihlallerine, büyük travmalara, ekonomik ve toplumsal yıkımlara yol açtığının örnekleriyle doludur. Savaş, ekranlarda gösterilen haritalardan ve patlama görüntülerinden ibaret değildir. Savaş; ölümdür, göçtür, açlıktır, işkence ve zulümdür. Temel hak ve özgürlüklerin rafa kaldırılması, kentlerin, kültürlerin ve ekolojinin tahribatıdır” denildi.

    Savaş, sadece saldırıya uğrayan ülkede yaşayanlar için değil saldırıyı gerçekleştiren devlette yaşayanlar için de bir baskı ve şiddet aracı olduğunun altı çizilen açıklamada, “Barıştan yana söz söylemenin bile suç sayılması, hukukun, insan haklarının rafa kaldırılmasıdır. Biz insan hakları savunucuları, dünya üzerinde yaşayan milyonlarca insanın da bizimle aynı duyguları paylaştığına olan inancımızla, “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” diyoruz” diye belirtildi.

    “RUSYA, UKRAYNA’YA YÖNELİK SALDIRI VE İŞGALİNİ DERHAL SONLANDIRLMALIDIR”

    İHD Mersin Şubesi taleplerini şu şekilde açıkladı:

    “-Rusya, Ukrayna’ya yönelik saldırı ve işgalini derhal sonlandırmalıdır.

    -Sorunların halkların doğrudan katılımıyla, barışçıl yöntemlerle çözüme kavuşturulması sağlanmalıdır.

    -NATO ve diğer üçüncü taraf devlet ve kurumlar, Ukrayna’da yaşanan acıları istismar ederek, çatışma ve gerilim iklimini tırmandıracak, silahlanma yarışına hız kazandıracak adımlar atmaya yeltenmemelidir.

    -Başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere uluslararası mekanizmalar, varlık sebeplerine ve değerlerine uygun şekilde harekete geçip, yeni trajediler yaşanmasına engel olmalıdır.

    -Çatışmalar devam ettiği sürece tarafların, sivillerin yaşam haklarına, barınma haklarına ve altyapı ve temel ihtiyaçlara erişim hakkına özel hassasiyet gösterilmelidir.

    -Çatışma koşullarında yaşanan hak ihlallerinin izlenmesi için çaba gösteren insan hakları savunucuları ve yaşananları aktaran gazeteciler tüm taraflarca korunmalıdır.

    -Taraflar barış ve diyalog talebini dile getirenlere yönelik baskı ve şiddetten vazgeçmelidir.”

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı!’

    ‘Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı!’

    PİRHA- “Savaşa Karşı Barış Hemen Şimdi Her Yerde” başlığı ile ortak açıklama yayınlayan 7 siyasi parti ve oluşum,  “Hiroşima, Nagazaki, Vietnam ve Halepçe bu vahşetin tarihsel vesikalarıdır. Bu vahşete seyirci kalmayacağız! Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı” dedi.  

    Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) “Savaşa Karşı Barış Hemen Şimdi Her Yerde” başlığı ile Rusya- Ukrayna savaşına ilişkin ortak yazılı açıklama yayınladı.

    “YAYILMACI POLİTİKALARIN TARAFI DEĞİLİZ”

    Dünyada pandeminin yaraları sarılmaya çalışılırken büyük ve yeni bir savaş tehdidiyle karşı karşıya kalındığına dikkat çekilen açıklamada, kapitalizmin insanlığın ekmeğini, sağlığını düşünmediği gibi enerji ve silah tekellerinin çıkarları için yeni bir savaşa alan açtığı belirtildi. Açıklamada, “Donbas üzerinden tırmanan Ukrayna-Rusya gerilimiyle başlayan savaş ve işgalin arkasında esas olarak bu gerçeklik vardır. Rusya ve ABD öncülüğündeki NATO’nun halkların iradesini yok sayan yayılmacı politikalarının tarafı değiliz. Halklar, bu iki odaktan birine taraf olmak zorunda değildir. Haksız savaşları ve savaşa güç toplama çağrılarını reddediyoruz. Tarafımız barıştır, tarafımız bütün dünyada savaşa karşı ayağa kalkan halklarla aynıdır” denildi.

    AKP İKTİDARINA UYARI

    “Türkiye’de ‘Barış hemen şimdi!’ diyerek sokaklara çıkan emek ve demokrasi güçlerini selamlıyoruz” denilen açıklamada “ Savaş aygıtlarının küresel tahkimatına karşı küresel barışın hayat bulması için tüm halklarımızı alanları doldurmaya çağırıyoruz. Türkiye, 3. Dünya savaşının ateşini fitilleme ihtimali olan bir kamplaşmanın ve çatışmanın tarafı olmamalıdır. Dış politikasında uzunca bir dönemdir küresel ve bölgesel güçlerle işbirliği halinde agresif ve komşu halklarla sürekli çatışma pozisyonunda olan AKP iktidarını uyarıyoruz. Türkiye ne NATO’nun ne de Rusya’nın savaş blokuna dahil edilemez. Barış isteyen halklar da buna geçit vermeyecektir” sözlerine yer verildi.

    “DEMOKRASİ GÜÇLERİ SAVAŞA KARŞI BİRLEŞMELİ”

    Savaşların en büyük kaybedenin emekçiler, yoksullar, kadınlar ve gençler olduğuna dikkat çekilen açıklamanın geri kalanında şöyle denildi:

    “Ülkemizin bütün halkları, işçi ve emekçileri savaşa, militarizme ve şovenizme karşı birleşmelidir. Savaş aynı zamanda demokrasinin düşmanıdır. Diktatörlüğe, otokrasiye, oligarşiye giden en kestirme yol savaşlardır. Savaş kadınlar için daha çok göç, taciz ve tecavüzdür. Savaş doğanın yıkımıdır. Sadece insanların değil tüm canlıların yaşamlarına kast eder. Ülkemizde demokrasi için mücadele eden tüm kesimler savaşa karşı birleşmeli, halkların boğazlanmasından ve savaş baronlarının daha da güçlenmesinden başka hiçbir işe yaramayacak bu savaşı bertaraf etmek için büyük bir dayanışma göstermek demokrasi mücadelesinin zorunlu bir parçasıdır.

    “KARDEŞLİK İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTME ZAMANI”

    Donetsk, Lugansk ve Ukrayna’da siviller hayatını kaybediyor, halklar yerinden yurdundan edilerek kitlesel göçe maruz kalıyor. Bütün savaş ve işgal güçleri bölgeden çekilmeli, halklara kendi kaderini tayin hakkı tanınmalıdır. Emperyalizm ve faşizm, verilen talimatlardan da görüldüğü üzere; nükleer silahları dahi devreye sokacak kadar gözü dönmüş ve çılgındır. Hiroşima, Nagazaki, Vietnam ve Halepçe bu vahşetin tarihsel vesikalarıdır. Bu vahşete seyirci kalmayacağız! Savaşa karşı, barış ve kardeşlik için şimdi seslerimizi yükseltme zamanı.”

    (HABER MERKEZİ)

  • SYKP: Türkiye, Ukrayna’ya silah satışlarını durdursun!

    SYKP: Türkiye, Ukrayna’ya silah satışlarını durdursun!

    PİRHA – Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşa dair açıklama yaptı. Türkiye’nin Ukrayna’ya silah satışını durdurması için de çağrı yapan SYKP, “Ukrayna’da batı/NATO ve Rusya’nın yayılmacılığına ve hegemonya savaşlarına hayır” ifadelerini kullandı.

    Rusya ve Ukrayna arasında başlayan savaşa dair tepkiler sürüyor. SYKP Merkez Yürütme Kurulu, söz konusu savaşa dair yazılı açıklama yaparak Ukrayna’nın bir taraftan batı emperyalizminin, diğer taraftan ise Çin ve Rusya’nın çıkar çatışmaları alanına dönüştürüldüğünü ifade etti.

    Yapılan açıklamada “Emperyalist ve hegemonyacı savaşları, bu savaşların taraflarını şiddetle kınadığımızı ilan ediyor, doğudan ve batıdan emperyalist ve yayılmacı kuşatmayı kırma mücadelelerinin yanında olduğumuzu duyuruyoruz” vurgusu da yapıldı.

    “UKRAYNA: KÜRESEL HEGEMONİK GÜÇLERİN ÇATIŞMA ALANI”

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “2. Dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan reel sosyalist ülkelere ve ‘komünizm tehlikesi’ne karşı kurulan NATO, 1991 sonrasında karşısındaki Varşova Paktı kendisini dağıttığı halde ve sözde ‘komünizm tehdidi’ ortadan kalkmışken varlığını devam ettirdi. Dahası, Doğu Avrupa ülkelerinin tamamını ve 3 Baltık ülkesini içine alarak Rusya’yı Batıdan kuşattı. ABD/NATO merkezli Batı emperyalizmi eski Sovyet cumhuriyetlerinde desteklediği ‘renkli devrimler’ yoluyla Rusya’nın bu ülkelerdeki etkisini kırmaya ve onu güneyden de kuşatmaya çalıştı.

    2004’teki Turuncu Devrim’den sonra yeniden Rusya yanlısı partiler tarafından yönetilen Ukrayna’da 2014 yılında ABD ve Avrupa ülkelerinin desteğiyle kanlı bir darbe gerçekleşti. Ukraynalı faşist-milliyetçilerin önemli bir rol oynadığı darbe sonrasında ülkenin nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan Ruslara yönelik baskı ve şiddet arttı, Rusça yasaklandı. Bunun üzerine ülkenin doğusundaki, Rus nüfusun ağırlıklı olduğu Donetsk ve Lugansk oblastlarında silahlı ayaklanmalar oldu ve ‘halk cumhuriyetleri’ kuruldu.

    Bu olayların da hızlandırıcı etkisiyle Rusya’ya karşı Atlantik İttifakı’nın koruma kalkanına sığınmak isteyen Ukrayna egemen sınıfı Batıya daha da fazla yanaşırken, ABD ve Batılı kapitalist ülkeler Ukrayna’yı Rusya’nın önünü kesmek amacıyla kışkırttılar ve silahlandırdılar. Bu kervana Türkiye de İHA’lar ve SİHA’larla katıldı.

    Ukrayna, küresel düzeyde hegemonyasını korumak isteyen ABD ve NATO ile yeni yükselen küresel hegemonik aktörler olan Çin ve Rusya Federasyonu arasındaki yeniden paylaşım ve jeopolitik çıkar çatışmalarının alanına dönüştü. Ukrayna’da yaşananlar ve yaşanacaklar ancak bu denklem içinde anlamlandırılabilir.”

    “AYRILMA HAKKI”

    “SYKP olarak öncelikle, Ukrayna’da yaşayan Rus etnik kimlikli nüfusa yönelik NATO/Batı destekli faşistlerin saldırıları, Ukrayna devletinin Rus kimliğini baskı altına alan ve Rusça’yı yasaklayan politika ve uygulamalarını kınıyoruz. Programımızda açıkça yazdığı gibi, millet ve milliyetlerin yanı sıra herhangi bir siyasal birimin (özerk bölge, cumhuriyet vb) kendi kaderlerini tayin hakkını ve bunların siyasal olarak bağlı oldukları devletlerden ayrılma haklarını ikircimsiz biçimde savunuyor, bu bağlamda Ukrayna’daki Rusların kendi siyasal iradelerini (özerklik, bağımsızlık ve başka bir devletle birleşme şeklinde) kullanmalarını meşru görüyoruz.

    SYKP olarak halkların iradesine saygı duyar ve desteklerken; emperyalist veya bölgesel yayılmacı devletlerin emperyal planlarına ‘kendi kaderini tayin hakkı’, ‘insan hakları’, ‘insanlığa karşı işlenmiş suçların cezalandırılması’ vb. tartışmasız biçimde savunmamız gereken konuları alet ettiği gerçeğini de göz ardı edemeyiz.

    Nitekim Putin Rusyası, Ukrayna’da ‘kendi kaderini tayin hakkı’nı Ukrayna’yı kendi çıkarlarına uygun olarak şekillendirmenin bir aracı olarak kullanıyor. Ancak aynı Rusya, kendisinden ayrılmak isteyen Çeçenya’da katliamlar yaparak bu talebi şiddetle bastırabildi. Yine aynı Rusya, Federasyon içindeki özerk bölge ve cumhuriyetlerin yetkilerini, merkezin lehine sistematik olarak budamaya devam ediyor.”

    “PUTİN’İN LENİN DÜŞMANLIĞI VE BÜYÜK RUS ŞOVENİZMİ”

    “Ayrıca Putin, 21 Şubat’ta Ukrayna’ya ilişkin yaptığı Lenin’e, komünizme olan nefretini ve Büyük Rus Şovenizmini açığa vurduğu konuşmada, Ukrayna’da yaşayan Rusların haklarını savunur görünürken, Ukrayna ulusunun varlığını ve tarihsel haklarını, hatta Ukrayna ülkesinin ve devletinin meşruiyetini açıkça reddetti. Ukrayna coğrafyasını “tarihsel ilgi alanı” olarak ilan ederek olası işgal hareketlerine ideolojik zemin oluşturdu. Bunun, Türkiye’nin Ortadoğu’daki ve Balkanlardaki ülkelerin toprakları üzerinde hak iddia etmesinden; Kıbrıs’ın kuzeyini işgal etmesi ve -fırsatını bulursa- ilhak etmeye hazır beklemesinden, özellikle de Kürdistan coğrafyasını ‘Türk yurdu’ olarak ilan etmesinden farklı bir tarafı yoktur.

    Ancak bütün bunlar, Rusya’nın da küresel hegemonik bir güç olma amacını güden, sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda hareket eden, Rusya İmparatorluğunu ihya etmeyi hedefleyen, yayılmacı bir devlet olduğu, bugün Ukrayna’da başlattığı savaşın da bir savunma savaşı değil, etki alanını genişletmeye dönük saldırı savaşı olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor.

    SYKP olarak, halkların kendi kaderlerini tayin hakkını, halklar arasında kardeşliği ve barışı ikircimsiz biçimde savunurken, emperyalist ve hegemonyacı savaşları, bu savaşların taraflarını şiddetle kınadığımızı ilan ediyor, Ukrayna proletaryasının ve ezilen halklarının sırtlarındaki sömürgenleri yere çalma, doğudan ve batıdan emperyalist ve yayılmacı kuşatmayı kırma mücadelelerinin yanında olduğumuzu duyuruyoruz.

    Ayrıca Türkiye’yi yönetenlere sesleniyoruz: Yandaş şirketlerinizin kasası dolsun diye ısrarla sürdürdüğünüz Ukrayna’ya silah satışlarını durdurun! NATO ile birlikte Ukrayna yönetimini kışkırtmaktan ve silahlandırmaktan vazgeçin! Türkiye Montrö Sözleşmesine bağlılığını sürdürmeli, NATO savaş gemilerinin Karadeniz’e çıkmasını sınırlayan Sözleşme hükümlerine harfiyen uymalıdır. Savaşın Türkiye emekçileri ve ezilenleri için yaratacağı ekonomik yıkımı da göz önünde bulundurarak bu savaşta tarafsız kalmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA