Etiket: Sabahat Aslan

  • Çevrecilerden “Metzamor Nükleer Santrali’ni kapatın” çağrısı- VİDEO

    Çevrecilerden “Metzamor Nükleer Santrali’ni kapatın” çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Doğa ve Yaşam Savunucuları, Metzamor Nükleer Santrali’nin kapatılması çağrısıyla Ermenistan’a “Çernobil ve Fukuşima yaşanmadan Metzamor’u durdurun” mesajı verirken, Türkiye’deki yetkili kurumlara da acil önlem alma çağrısında bulundu.

    Doğa ve Yaşam Savunucuları, Ermenistan sınırına 16 kilometre, Iğdır’a ise yalnızca 30 kilometre uzaklıkta bulunan ve dünyanın en riskli nükleer santralleri arasında gösterilen Metzamor Nükleer Santrali’nin kapatılması talebiyle Iğdır’da basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamayı grup adına Sabahat Aslan okudu.

    Basın açıklamasında, Metzamor Nükleer Santrali’nin 1976 ve 1980 yıllarında faaliyete giren iki reaktöründen oluştuğu, santralin deprem riski yüksek bir bölgede yer alması nedeniyle büyük bir tehlike arz ettiği vurgulandı. Aslan, Sovyet bilim insanlarının dahi santralin yapım sürecinde projeye karşı çıktığını, özellikle fay hattı üzerindeki konumu ve su kaynaklarına sızma riskinin ciddi kaygılar yarattığını ifade etti.

    “NÜKLEER FACİAYA DAVETİYE”

    1988’de Ermenistan’da meydana gelen Spitak Depremi’nin ardından santralin kapatıldığını hatırlatan Aslan, 1995 yılında yeniden faaliyete geçirilen Metzamor’un 2005’te ömrünü tamamladığı halde, işletim süresinin defalarca uzatıldığını belirtti. Bugün hâlâ çalışan santralin, Ağrı Dağı ile Alagöz Dağları arasında bulunan Aras Havzası’nda, Doğu Anadolu fay hattı üzerinde yer aldığına dikkat çeken Aslan, “Bu santral, Çernobil’in yol açtığı felaketin bir benzerini bölgemize yaşatabilir” dedi.

    “ÇERNOBİL VE FUKUŞİMA’NIN ETKİLERİ HALA SÜRÜYOR”

    Çernobil ve Fukuşima örneklerinden yola çıkarak nükleer kazaların yarattığı yıkımın kuşaklar boyu süren etkilerine vurgu yapan Aslan, “Dünya tarihinin en büyük nükleer santral kazası olan Çernobil faciasının zararlarını dünya 39 yıldır hala çok ağır ödüyor. Bütün dünya ülkelerinde yaşayan, milyonlarca insan kazadan sonra yayılan radyasyondan çok olumsuz etkilendi. Çocuklar sakat ve lösemili doğdu. Kazanın ardından geçen 39 yıllık süre içinde bölgede yaşayan insanların vücutlarında bağışıklık sisteminde yetersizlikler ve genetik yapının bozulması ile kanser oluşumunun hızlandığı, ölümlerin arttığı ve o bölgede radyasyon kirliliği yüzünden tarımın, hayvancılığın çok olumsuz etkilendiği araştırma sonuçları olarak dünya kamuoyuna yansıdı. Fukuşima radyasyonundan öleceklerin sayısı henüz belli değil. Çernobil ve Fukişimanın yaratmış olduğu ekonomik ve sosyal kayıplar hesap bile edilemiyor. Bu kazaların sonuçları dünya kamuoyundan gizleniyor” diye konuştu.

    “BÖLGE ÜLKELERİ TEHDİT ALTINDA”

    Sabahat Aslan, Metzamor Nükleer Santrali’nin sadece Ermenistan’ı değil; Türkiye, Azerbaycan, Nahçıvan ve İran başta olmak üzere tüm bölge halklarını tehdit ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Bu santral, teknolojisi eski, ömrü dolmuş ve deprem kuşağında yer alıyor. En kısa sürede kapatılması insanlık ve doğa adına bir zorunluluktur. Özellikle Iğdır halkı büyük risk altındadır. Nükleerle ilgili bütün Uluslar arası kurumlara ve Ermenistan hükümetine sesleniyoruz. Ermenistan Çernobil ve Fukuşima olmadan Metzamor Nükleer Santralini kapatın. Bu santralin kapatılması için Ülkemizin ilgili kurumları acilen harekete geçmelidir.Metzamor Nükleer Santrali kapatılana kadar mücadelemiz devam edecektir.”

    PİRHA/ IĞDIR

  • Mersin Çevre Platformu’ndan uyarı: Akdeniz’e ekolojik felaket yaşatılıyor- VİDEO

    Mersin Çevre Platformu’ndan uyarı: Akdeniz’e ekolojik felaket yaşatılıyor- VİDEO

    PİRHA- Mersin Çevre Platformu; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde toplanarak liman inşaatı sırasında denize dökülen asbestle ilgili, “MIP şirketi para ödememek için asbest karışımlı malzemeyi denize dökerek, Akdeniz’de çok büyük bir ekolojik felaket meydana getiriyor” dedi.

    Mersin’de devam eden liman genişletme projesine itirazlarını sürdüren Mersin Çevre Platformu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde toplanarak basın açıklaması yaptı. Verdikleri dilekçelerle Mersin Valiliği’ne itirazda bulunduklarını ifade eden platform, hukuki yollara başvuracaklarını belirtti. “MIP para ödememek için asbest karışımlı malzemeyi denize dökerek, Akdeniz’de çok büyük bir ekolojik felaketi meydana getirmiştir.

    “ASBEST ORANI YÜKSEK VE RİSKLİ”

    Mersin Çevre Platformu adına açıklama yapan Sabahat Aslan, hazırlanan bilimsel raporlara değinerek, “TÜBİTAK, alınan Karot numunelerinin 20 adedinde asbest oranının sınır değerinin yüzde 0.1 olması gerekirken asbest oran değerinin yüzde 1’den fazla olmasından kaynaklı asbest içerikli numunelerin inorganik açısından riskli ve kanserojen olduğunu ve karotların Atık Yönetimi Yönetmeliği’ne göre tehlikeli atık olduğunu, dip taramadan çıkacak malzemenin düzenli depolama alanında düzenli depolanarak bertarafının yapılması gerektiğini analiz raporlarına yazmıştır” dedi.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI

    Yetkililere seslenerek projenin durdurulmasını isteyen Aslan, “MIP para ödememek için asbest karışımlı malzemeyi denize dökerek, Akdeniz’de çok büyük bir ekolojik felaketi meydana getirmiştir. Asbest yüksek derecede ısıya, aşınma ve paslanmaya karşı dayanıklı, erime noktası 1200°C’nin üzerinde, asitlere ve bazlara karşı dirençli, kimyasal tepkimelere girmeyen inert bir maddedir. Asbestin tüm formları Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından ‘kesin kanserojen’ olarak tanımlanmıştır. Asbestin dünyada ve ülkemizde üretimi ve kullanımı yasaktır” ifadelerini kullandı.

    “HUKUKİ HAKLARIMIZI KULLANACAĞIZ”

    Asbest içerikli maddelerin kanserojen içerikli oluşunun canlıların sağlığını tehlikeye attığını yineleyen Aslan, şunları söyledi:

    “Denize dökülen asbestin yapısı gereği su ve benzeri maddelerle kimyasal tepkimeye girmez ve kanserojen yapısı bozulmaz. Ayrıca denize dökülen dip taramadan çıkan asbestli malzeme zaman içerisinde çeşitli aşınma ve çeşitli faaliyetler sonucu asbestli malzemenin havaya karışımı gerçekleşecektir. MIP tarafından denize dökülen asbest karışımlı malzeme denizin kirliliğine ve asbestin sahil bölgelerine yayılması sonucu başta deniz canlıları olmak üzere ekolojik sisteme insan ve çevre sağlığına çok zarar verecektir. Yaşam hakkımızı korumak için çevre felaketine neden olan bütün kurumlar hakkında hukuki ve demokratik haklarımızı kullanacağız.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de asbestin zararları konuşuldu: Küresel bir facia- VİDEO

    Mersin’de asbestin zararları konuşuldu: Küresel bir facia- VİDEO

    PİRHA- Mersin Çevre Platformu, Atatürk parkında yapımı devam eden liman genişleme çalışmasında denize dökülen 6 milyon asbestli atığın zararlarını anlatmak için panel düzenledi. Panelde, asbestin bertaraf edilmesinin maliyetli olduğu için MIP şirketinin zehirli atıkları denize döktüğü vurgulanarak, bunun küresel bir facia yaratacağı dile getirildi.

    Mersin Uluslararası Limanı- Mersin International Port (MIP) şirketinin limanı genişletme çalışmalarında 6 milyon ton asbestli hafriyatın denize dökülmesi bir süredir çevrecilerin ve Mersinlilerin gündeminde. Bu konuya ilişkin Mersin Çevre Platformu Mimarlar Odasında ‘Denize dökülen 6 milyon ton asbestin çevre ve sağlık etkileri’ adlı panel düzenledi.

    TEMA Vakfı İl Temsilcisi Perihan Saydan Pazarbaşı’nın moderatör olduğu panelde Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan, Asbest Söküm Uzmanları Derneği Başkanı Mehmet Şeyhmus Ensari ve Mersin Tabip Odası’ndan Doktor Fatma Özdemir konuşmacı olarak yer aldı.

    Panele kurum temsilcileri, çevreciler ve yurttaşlar katıldı.

    “ÇOK BÜYÜK BİLİMSEL BİR SUÇ İŞLENDİ”

    Sabahat Aslan, Atatürk Limanı genişleme projesine karşı son 4 yıldır mücadele ettiklerini, açtıkları davaları kazandıklarını fakat mevcut siyasetçilerin güçlerini kırdıklarını aktardı. Genişleme projesinde deniz dibine yerleştirilen dolgu malzemelerinde asbestin olduğunun TÜBİTAK raporunda da yer aldığına dikkat çeken Aslan, “TÜBİTAK aldığı numunelerden sonra burada asbest olduğunu kabul ederek bu raporu açıkladı fakat Çevre ve Şehircilik Bakanlığı buna inanmayıp ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’ne başka bir rapor hazırlattı ve bu kurum ne yazık ki bilimi yok sayarak, çok az miktarda olduğunu belirterek bunun denize dökülebileceği yönünde görüş bildirdi. Bu çok büyük bir bilimsel suçtur” diye konuştu.

    Türkiye’de biri Kocaeli’nde diğeri de Akara’da olan Asbest Bertaraf Tesisi’ne hafriyatların gönderilip yok edilmesinin toplam maliyetinin 18 katrilyon olduğunu, bu nedenle de denize döküldüğüne işaret eden Aslan, “Her gün karını katlayan MIP şirketi bu parayı ödememek için asbesti denizimize döküyor. Sağlığımız tehlikeye atılırken doğamız ve ekosistemimiz de yok ediliyor” dedi.

    “ASBEST KÜRESEL BİR FACİA”

    Ardından konuşan Mehmet Şeyhmus Ensari, asbestin beyaz toprak olarak da bilinen, ısıya, aşınmaya, kimyasal maddelere oldukça dayanıklı, yapısal özellikleri açısından esnek, lifli yapıda bir mineral olduğu bilgisini aktardı. Türkiye’de asbest üretiminin ve kullanılmasının 31.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelikle yasaklandığı bilgisini veren Ensari, bu yönetmeliğe uyulmadığının da altını çizdi. Ensari, “Asbestli bir malzemeyi tekrar dolgu malzemesinde kullanamazsınız. Tehlikeli bir atıktır bu. Ankara’ya tesise götürülüp bertaraf edilmesi gerekiyor ama geçmişte de sahte asbest raporlarıyla belediyenin hafriyat alanlarına bu tehlikeli atık döküldü. MIP şirketinin de yaptığı tam olarak bu. Denize döktükleri asbest mayolara, oradan evlere bulaşacak. Denizdeki balıklar asbestli olacak. Her yönden yaşamı ve doğayı çok ciddi bir biçimde etkileyen küresel bir facia” sözlerini kullandı.

    “SAĞLIK BAKANLIĞI ÖRTBAS ETME EĞİLİMİNDE”

    Son olarak asbestin insan sağlığı üzerine etkilerine ilişkin bilgi veren Doktor Fatma Özdemir, asbeste bağlı hastalıkların akciğer zarında sıvı birikmesi, akciğeri saran zarın kalınlaşması ve kireçlenmesi, akciğer dokusu içerisinde asbest liflerinin birikmesi, akciğerleri ve karın boşluğunu saran zarın kanseri ve akciğer kanseri olduğunu belirtti. Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun  anne sütü ve bebek dışkısında ağır metallere rastladığı çalışması sebebiyle yargılandığını hatırlatan Özdemir, “Bu tür çalışmalardan bahsediyor olmak bile başlı başına sorun. Asbestin zararlarını anlatmak, önlemek, bununla mücadele etmek zor bu anlamda. Sağlık Bakanlığı bunu örtbas etme eğiliminde” dedi.

    Panel, soru ve cevapların ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    -Perihan Koca, denize dökülen 6 milyon ton asbestli atığı Meclis’e taşıdı

    -Bozan’dan önerge: Mersin Limanı’ndaki asbest zehri nasıl taşınıyor ve nereye dökülüyor?

    -Mersin’de kentin akciğerleri ranta kurban edilecek

    -Mersinliler liman genişleme projesine karşı: Çocukluğumuzu sattılar

  • Mersin’de çevreciler balık çiftliklerine itiraz etti- VİDEO

    Mersin’de çevreciler balık çiftliklerine itiraz etti- VİDEO

    PİRHA- Mersin Çevre Platformu, Aydıncık’ta kurulumu planlanan balık çiftliklerinin denize, deniz canlılarına ve doğaya zarar vereceğini belirterek, ÇED raporuna itiraz etmek üzere eylem yaptı.

    Balık çiftlikleri, denizi kirlettiği ve turizmi bitirdiği için artık üretim yapamıyor. Agromey Gıda ve Yem Sanayi ve Tic. Anonim Şirketi’ne ait balık çiftliklerinin, Balıkesir Edremit’ten sökülüp Mersin’in turizm bölgesi olan Aydıncık ilçesine kurulum planı yapılması kentte tepkilere neden oldu.

    Mersin Çevre Platformu, balık çiftliklerine ve Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna itiraz etmek için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde eylem yaptı. Burada yapılan basın açıklamasını platform adına Sabahat Aslan okudu.

    “ÇED RAPORU KOPYALA YAPIŞTIR YÖNTEMİYLE HAZIRLANMIŞ”

    Sabahat Aslan, Mersin halkının tüm itirazlarına rağmen kurulması planlanan balık çiftliklerinde kullanılacak çeşitli kimyasalların, ilaçların, antibiyotiklerin, GDO’lu yemler ve ölü balıkların Akdeniz’i çöplüğe dönüştüreceğini belirtti. Balık çiftliklerinin ÇED raporlarının bilimsellikten uzak, raporların içerik bilgileri ve hesaplamalarının yanlışlarla dolu olduğuna dikkat çeken Aslan, “Raporlar kopyala yapıştır yöntemiyle hazırlanmış olup Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Balık Çiftlikleri konusunda bilgisiz olduğu ortaya çıkmıştır” dedi.

    Proje alanının bulunduğu bölgede kesin korunacak hassas alanların, arkeolojik SİT alanlarının, doğal karakteri korunacak alanların, orman alanları olarak işaretlenmiş alanların bulunduğunu söyleyen Aslan, “Şirketlerin rantı uğruna kamu kaynaklarımızı zarar uğratacak olan Balık Çiftliklerinin kurulum kriterleri ne bakıldığında bölgemizin iklim şartları ve denizimizin akıntı hızının uygun olmadığı görülmüştür. Akıntı hızının uygun olmamasından kaynaklı, Balık Çiftliklerinde kullanılacak malzemelerden ve çiftliklerin kıyıya yakın kurulum planından dolayı denizimizin çok kısa sürede kirleneceği ortadadır” diye konuştu.

    “BALIK ÇİFTİLİKLERİ KARARI GÜNCEL DEĞİL”

    Mersin’in bir turizm merkezi olduğunu, balık çiftliklerinin kurulumunun 2008 yılında alınan eski bir kararla yapılamayacağının altını çizen Aslan, şu ifadeleri kullandı:

    “Balık çiftliklerinin kurulacağı bölgeler Turizm Bölgeleri 1. derece doğal ve arkeolojik SİT alanları olarak ilan edilmiştir. Bu nedenle Mersin Valiliği’nin 2008 yılında almış olduğu karar güncel değildir. Güncel olmayan bir kararla balık çiftliklerinin kurulması yasalara aykırıdır.

    Agromey 1 ve Agromey 2 numaralı tesislerin yanına, aynı firmaya ait 2 tesis için hazırlanan ÇED Raporu, ÇED Kanunu ve yönetmeliklere ve ayrıca ülkemizin taraf olduğu Uluslararası Bern, Barselona ve CITES Sözleşmelerine ve Uluslararası Doğayı Koruma Birliğine (IUCN) aykırı olup kurulması planlanan balık çiftliği kamu kaynaklarımızı zarara uğratacaktır. Bizler ÇED raporuna itiraz ediyoruz ve projenin iptal edilmesini istiyoruz. Mücadelemiz bundan sonrada hukuki ve demokratik olarak devam edecektir.”

    PİRHA/MERSİN

     

     

     

     

  • Mersin’de kentin akciğerleri ranta kurban edilecek- VİDEO

    Mersin’de kentin akciğerleri ranta kurban edilecek- VİDEO

    PİRHA- Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği A.Ş., Atatürk Parkı’nda liman genişletme projesine ilişkin açılan bütün davaları kazandı. MERÇED Başkanı Sabahat Aslan, Atatürk Parkının kentin akciğerleri olduğunu ve rant uğruna yok edileceğini vurgulayarak, “Çarşı merkezin tek hava koridoru Atatürk Parkıdır. Bu nedenle yeşil alan olarak kalması insan sağlığı açısından bir zorunluluktur” dedi.

    Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) tarafından işletilen Mersin Limanı, 2007 yılında özelleştirilerek 36 yıl süreyle Mersin International Port (MIP) şirketine verildi. Normal şartlarda 2043’te bitecek olan özelleştirme süresini 49 yıla kadar uzatacak teklif, geçen sene Meclis Genel Kurulu’ndan geçmişti. Buna göre Mersin Limanı 2056 yılına kadar yabancıların işletmesinde olacak.

    Mersin Limanı’nın işletmesini elinde bulunduran MIP, kentin en önemli noktalarından biri olan Atatürk Parkı’na doğru liman sahası genişletme projesini geçtiğimiz yıllarda gündeme getirdi. Bu projeye karşı Mersin Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dava açtı ve bu davaya Mersin Barosu, Mimarlar Odası ile çok sayıda çevre dernekleri müdahil oldu. Ancak Mersin Uluslararası Liman İşletmeciliği bütün davaları kazanarak, projeye başlayacaklarını geçtiğimiz günlerde düzenledikleri bir etkinlikle duyurdu.

    Bu konuda yıllardır mücadele veren Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat Aslan, yapılmak istenen projenin ekolojik boyutlarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “MIP PARAYLA BİLİM DIŞI BİR RAPOR HAZIRLATTI”

    “Atatürk Parkı halkındır, halkın kalacak” sloganıyla başlayan mücadelede MERÇED Başkanı Sabahat Aslan, yıllardır süreci takip eden bir isim. Liman genişletme projesine ilişkin hukuki süreci anlatan Aslan, “Projeye ilişkin dava açtık ve Mahkeme bizim lehimizde karar verdi. Yürütmeyi durdurarak davanın kazanılmasının yolu açılmıştı daha sonra MIP kazanıma itiraz ederek para karşılığında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne bilimsel olmayan bir rapor hazırlattı. Bu raporu mahkemeye sunarak davayı kaybetmemize sebep oldu. Danıştay’a gitti dava, ardından Anayasa Mahkemesi’ne taşındı ve yine kaybettik davaları” sözlerini kullandı.

    Aslan, MIP’in liman genişletme projesinin yanında bir de parkın bir kısmına kruvaziyer liman yapmak istediğini belirterek, “Burada da yurt dışından gelecek turistler için çeşitli eğlence merkezleri, oteller, kafeler yapılacak. Dolayısıyla bu ikinci projeyle de Atatürk Parkı tamamen ortadan kalkmış olacak” dedi.

    “ATATÜRK PARKI KENTİN HAFIZASI VE AKCİĞERLERİ”

    Yapılacak olan projenin denize, havaya ve canlıların hayatında büyük bir zarar vereceğinin altını çizen Sabahat Aslan, ekolojik açıdan şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bu projeyle birlikte zaten kirliği üst sınırda olan denize daha fazla kirlilik yükü binecek. Denizin ekosistemi bölgesel olarak tamamen bozulacak. Denizin derinlik çalışmaları yapılırken oradan çıkan asbetsi nasıl imha edilecek? Normal koşullarda asbestin imhası mümkün değil. Çok ciddi bir zehirlenme ile karşı karşıyayız. MIP 172 bin metrekarelik bir alanın dolgusunu yapacak. Bu dolgu malzemesini de çevre mahallelerindeki taş ocaklarından sağlayacak. Bu da demek oluyor ki 4 sene içerisinde 4 milyon 285 bin ton dolgu malzemesi kullanılacak. Öte yandan trafik yükü çok artacak. Dolayısıyla havamız daha da kirlenecek. Çarşı merkezin tek hava koridoru Atatürk Parkıdır. Bu hava koridorunu kapattığınız takdirde çarşı nefes alamayacak. Buranın yeşil alan olarak kalması insan sağlığı açısından bir zorunluluktur.”

    MÜCADELE ÇAĞRISI

    Atatürk Parkının Mersinliler için önemine de vurgu yapan Aslan, “Kentin hafızası ve akciğerleri olan bu park, Mersin halkı için nefes alacak önemli bir alan. Mersin’de yaşayan hemen herkesin burada bir anısı vardır muhakkak. Dolayısıyla bu projeyle birlikte sadece yaşam alanımız değil, insanların anıları da yok edilecek. Tüm bu nedenlerle MIP süreci sonlandırana kadar mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    -İstinaf’tan Atatürk Parkı için kötü haber!

    -Mersin’de Atatürk Parkı yıkımla karşı karşıya; rant uğruna kent hafızası silinecek -VİDEO

  • Uluslararası Mersin Liman İşletmesi, yargı süreci devam ederken ekokıyıma başladı- VİDEO

    Uluslararası Mersin Liman İşletmesi, yargı süreci devam ederken ekokıyıma başladı- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de Atatürk Parkı’nda liman genişleme projesinin hukuki süreci Anayasa Mahkemesi’nde devam ederken, MIP’nin gece saatlerinde liman genişleme çalışmalarına başladığını söyleyen çevreciler, duruma tepki gösterdi. Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan, MIP’nin hukuku çiğnediğini belirterek, “Denizde yapmış olduğu dip taramaları denizin ekosistemini bozmaktadır” dedi.

    Uluslararası Mersin Liman İşletmesi’nin (MIP) liman sahasını kentin en önemli noktalarından biri olan Atatürk Parkına doğru genişletme projesine tepkilere neden olmuştu. Çevrecilerin ve kent halkının ilk günden bu yana karşı çıktığı projenin yapılmamasına ilişkin hukuki süreç devam ederken, MIP sessiz sedasız liman genişletme çalışmalarına başladı.

    Mersin Çevre Platformu konuya ilişkin MIP önünde basın açıklaması yaptı. Eyleme platform bileşenleri ve kentteki demokrasi güçleri katıldı. “Atatürk Parkında liman istemiyoruz”, “Ranta geçit vermeyeceğiz” yazılı pankartların açıldığı eylemde “Atatürk parkı bizimdir, bizim kalacak”, “Emperyalist sermaye parkımızı terk et” sloganları atıldı.

    “ATATÜRK PARKINI BİTİRECEK BİR PROJE”

    Basın açıklamasını okuyan Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat Aslan, MIP’nin hukuku çiğnediğini belirterek, “Hukuk tanımaz MIP tarafından gece saatlerinde liman genişleme çalışmalarını başlatmış olup, bu çalışmalar sırasında binlerce balığın ve carettaların ölümüne neden olmuştur. Denizde yapmış olduğu dip taramaları denizin ekosistemini bozmaktadır” dedi.

    Aslan, liman genişletme projesi ile MIP A.Ş’nin parkı işgal edeceğini ve Atatürk Parkı’nın tamamen ortadan kaldırılacağını kaydetti.

    “BU PROJE HEPİMİZİ ZEHİRLEYECEK”

    Projenin yapılabilmesi için denizin dibinden çıkarılacak olan asbestin herkesi zehirleyeceğini söyleyen Sabahat Aslan, şu ifadeleri kullandı:

    “Mersin liman genişlemesi için yapılacak 176 bin m2’lik sahanın dolgu malzemesi Mersin’e ait mahallelerde planlanan taş ocaklarından taşınıp getirilecek ve Atatürk Parkı önündeki denize dökülecektir. Kıyı dolgusu için 4 milyon 284 bin ton taş ihtiyacı, mahallelerdeki taş ocaklarından Atatürk parkına 350 bin kamyonla taşınırken trafik yükü ve hava kirliliği yaratacaktır. Kentimize ve sağlığımıza çok ciddi zararlar verecek olan ve yapımı bilimsellikten uzak hukuksuz ve antidemokratik bir proje olan Atatürk Parkı’nda liman genişleme projesi MIP şirketine rant kazandıracaktır.”

    Çevreciler, rant ve ekolojik yıkıma karşı mücadeleyi sürdürme vurgusu yaptı.

    PİRHA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    1-Mersin Limanı’nın genişletilmek istenmesine tepki
    2-‘Atatürk Parkı’nı ranta kurban etmeyeceğiz’

    3-‘Şimdi Atatürk Parkı’na sahip çıkma zamanıdır’

    4-‘Atatürk Parkı halkındır, rant uğruna heba edilmesine izin vermeyeceğiz’

    5-Mersin’de doğa talanına karşı imza kampanyası sürüyor: İzin vermeyeceğiz

    6-‘Atatürk Parkı Mersindir, kentimize el koymanıza izin vermeyeceğiz’