Etiket: sadat

  • CHP heyeti, SADAT hakkında suç duyurusunda bulundu

    CHP heyeti, SADAT hakkında suç duyurusunda bulundu

    PİRHA-CHP heyeti Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek SADAT hakkında suç duyurusunda bulundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan adliye önünde yaptığı açıklamada “SADAT, paramiliter örgütlenmesiyle Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde suç işlemek için kurulmuş ve Saray’ın da desteğini arkasına alarak faaliyet yürüten bir suç örgütüdür” dedi. 

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun paramiliter bir kurum olarak ‘terörist yetiştirmek’ ile suçladığı Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (SADAT) hakkında suç duyurusunda bulundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan başkanlığındaki CHP heyeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na giderek suç duyurusunda bulundu.

    “TERÖR EĞİTİMİ VERDİKLERİNİ İKRAR ETMEKTEDİRLER”

    Adliye önünde açıklama yapan Tezcan şunları söyledi:

    “Paramiliter bir suç örgütü olan SADAT hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bunun için Ankara Adliyesi’ndeyiz. Daha önce sayın Genel Başkanımız yaptığı açıklamalarla da ortaya çıktığı üzere SADAT, paramiliter bir yapıdır. Kanunlarımız karşısında paramiliter örgütlenme suçtur. SADAT, paramiliter örgütlenmesiyle Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde suç işlemek için kurulmuş ve Saray’ın da desteğini arkasına alarak faaliyet yürüten bir suç örgütüdür. İnternet sitelerinde yaptıkları yayın, açıklama ve ilanlarda açık bir şekilde gayri nizami harp eğitimi ve terör eğitimi verdiklerini ikrar etmektedirler. Verdikleri kurs sonunda mezun olanların sabotaj, terör gibi yetenekleri kazandıklarını açıkça deklare eden suç örgütü ile karşı karşıyayız.

    “SAVCILARIN HAREKETE GEÇMESİ GEREKİYOR”

    SADAT’ın yetkililerinin yaptığı açıklamalardan anlıyoruz ki SADAT silah ticareti yapmaktadır. Silah ticaretine aracılık yapmaktadır. Bu açıkça suçtur. SADAT bunları yaparken öbür taraftan bir yan kuruluşu olan aynı kişilerin birlikte hareket ettiği ASSAM adlı bir kuruluşun eliyle anayasal düzeni değiştirmek üzere Asrika adı altında bir devlet kurarak anayasal düzeni değiştirme hedefi olduğunu açıkça ifade etmektedir. Sandıkta kaybetseler bile gereğini yapacaklarını söyleyecek kadar pervasızlaştılar. Ne yazık ki arkasında Saray rejimi vardır. Paramiliter bir örgüttür ve suçtur. Türkiye’de sorumlu bütün makamların bunu ciddiye alması ve savcıların harekete geçmesi gerekiyor.”

    “SADAT CİDDİ BİR SUÇ ORGANİZASYONUDUR”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ise yaptığı açıklamada “Cumhuriyet savcılarına başvurumuzu yaptık. Cesur savcılara ihtiyacımız var. Tüm yargılamaların amacı hakikati ortaya çıkarmaktır. Gerçeğin üzerini hiçbir güç örtemez. SADAT ile ilgili başvurumuzu cumhuriyet savcıları, siyasi iktidarın baskısı altında hissetmezse zaten gerçek ortaya çıkacaktır. SADAT, ciddi bir suç organizasyonudur. Bugün tweet attığı için, düşüncesini açıkladığı için terörle ilişkilendirilen gençler varken; cumhuriyet savcıları ne yapacak takip edeceğiz. Bu yapıyı CHP olarak sonuna kadar takip edeceğiz. Her sandıktan çıkan seçmen iradesine sahip çıkacağız. Hiçbir yapı milli iradenin üzerinde değildir” ifadelerini kullandı.

    CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 13 Mayıs’ta SADAT’a gitmiş ancak binaya alınmamıştı. Kılıçdaroğlu’nun kapının önünde yaptığı “Seçimi gölgeleyecek, seçimin güvenliği sarsacak herhangi bir şey olursa sorumlusu burasıdır ve Saray’dır” açıklamasının ardından SADAT, Kılıçdaroğlu hakkında 1 milyon TL’lik tazminat davası açmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Murat Bakan: Türkiye’de paramiliter gruplarda artış var

    CHP’li Murat Bakan: Türkiye’de paramiliter gruplarda artış var

    CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan, Torbalı ilçesinde kavga eden bir kişinin üzerinde “Türkiye Devlet Fedaileri” adına düzenlenmiş bir tanıtım kartı çıktığını açıkladı. Bakan, “Seçimlerden sonra Türkiye’yi suç örgütlerinden de iktidarın paramiliter yapılarından da temizleyeceğiz” dedi. 

    SADAT’a dair tartışmalar Türkiye gündeminde kalmaya devam ederken, paramiliter örgütlenmelere bir yenisi daha eklendi.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Murat Bakan, İzmir’in Torbalı ilçesinde kavga eden iki kişiden Mehmet Cazip O. adına düzenlenmiş olan “Türkiye Devlet Fedaileri Temsilci Tanıtım Kartı” ile şarjörlü bir tabancanın fotoğrafını paylaştı.

    CHP’li Bakan, sosyal medya hesabından şunları ifade etti:

    “Türkiye’de paramiliter gruplar var derken boşuna söylemiyoruz. Sadat, Halkın Özel Harekatı, Ak Gençlik Ocakları, Özel Harekat Derneği derken şimdi de Türkiye Devlet Fedaileri denilen yapılanma ortaya çıktı. Bugün Torbalı’da kavga eden iki şahsa müdahale eden polis ekipleri şahıslardan birinde bu kimliği buluyor. Şimdi de kendisine devlet fedaisi diyen, demekle kalmayıp cebinde bu kimliği taşıyan kimliğin üzerinde CB forsu olan insanlarla aynı sokaklarda geziyoruz. Altı yıldır İçişleri Bakanlığı’nı yürüten şahıs döneminde Türkiye suç örgütleri cenneti oldu. Üstelik bu yapılanmalar açık açık faaliyet gösteriyor. Devlet Görevlisi izlenimi veren, üniforma giyen, CB forsu kullanan, cebinde kimlik taşıyan derneklerden bahsediyorum.

    Bunlar buzdağının görünen kısmı, ne SADAT, ne Hizbullah, ne bilmem ne ocakları hiç fark etmez kapınıza gelmeye sizi deşifre etmeye devam edeceğiz. Seçimlerden sonra Türkiye’yi suç örgütlerinden de iktidarın paramiliter yapılarından da temizleyeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kılıçdaroğlu: Hep beraber önümüzdeki çeteleri de SADAT’ları da ezeceğiz

    Kılıçdaroğlu: Hep beraber önümüzdeki çeteleri de SADAT’ları da ezeceğiz

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Güvenpark’tan Anıtkabir’e yürüdü. Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, “Hep beraber önümüzdeki çeteleri de SADAT’ları da ezeceğiz ve yolumuza devam edeceğiz” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 19 Mayıs dolayısıyla CHP Gençlik Kolları ile birlikte Güvenpark’tan Anıtkabir’e yürüdü.

    “5’Lİ ÇETELERE DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    “5’li çetelerin olduğunu biliyoruz, SADAT’ların olduğunu biliyoruz” diyen Kılıçdaroğlu, “Hep beraber önümüzdeki çeteleri de SADAT’ları da ezeceğiz ve yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Kılıçdaroğlu, “Ne 5’li çetelere, ne onların yandaşlarına asla ve asla diz çökmeyeceğiz. Bizler Milli Kurtuluş Savaşı’nı verenlerin çocuklarıyız. O savaşı verenler güzel bir Türkiye’yi inşa etmek için verdiler. Bağımsız bir Türkiye’yi inşa etmek için verdiler o mücadeleyi. Ve bizler o mücadeleyi rehber alarak yolumuza devam edeceğiz.”

    “Gençler, sandık gelecek göreceksiniz. Bu ülkenin kaderini değiştirecek olan sizlersiniz” diyen Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin ufkunu açacak olanlar sizlersiniz. Bu ülkenin bağımsızlığı için en büyük mücadeleyi verenler sizlersiniz. Sizin yüreğinize, sizin yol arkadaşlığınıza bu toplumun ihtiyacı var. Hep beraber mücadele edeceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Bülbül’den iktidara: SADAT’la aranıza mesafe koyun-VİDEO

    HDP’li Bülbül’den iktidara: SADAT’la aranıza mesafe koyun-VİDEO

    PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “İlişkim yok” dediği SADAT’a dair konuşan HDP Antalya milletvekili Kemal Bülbül, SADAT’ın Türk halkına, Kürt halkına, Alevi toplumuna, sosyalistlere, demokratlara, devrimcilere, HDP’lilere, CHP’lilere, sosyal demokratlara karşı suç işlemek için oluşmuş bir kurum olduğunu belirterek, iktidara SADAT’la arasında mesafe koyması çağrısında bulundu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç tarafından SADAT şirketinin kamu kurumlarıyla ilişkilerinin açığa çıkarılması ve şirket hakkındaki iddiaların araştırılması amacıyla verilen Meclis Araştırma önergesi görüşüldü.

    Önerge hakkında söz alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grubu adına söz alan Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, elinde daha önce devlet içerisinde yapılanmaların anlatıldığı kitaplarla kürsüye çıktı. Bülbül, SADAT’ın bir arka planı olduğuna dikkat çekerek, “Siz Sedat’ı gönderdiniz Birleşik Arap Emirlikleri’ne; Sedat’ı sakladınız da SADAT’ı ne yapacaksınız?” diye sordu.

    “SADAT PARAMİLİTER BİR YAKLAŞIMDIR”

    SADAT’ın 2012 yılından bu yana bilindiğini ve SADAT’ın yapmak istediği planların açık bir şekilde ortalığa saçıldığını aktaran Bülbül, şunları dile getirdi:

    “Bakınız, Timaş Yayınlarından çıkan bu ‘Kiralık Ordular’ kitabından -Timaş Yayınlarının sahibi de SADAT’ın ortaklarından birisidir- esinlenerek bu SADAT oluşturulmuştur; bu kitabın da okunmasında fayda var. 17 bin faili meçhul cinayetin SADAT gibi bir kuruluş olan JİTEM tarafından işlendi. SADAT da bu cinayetleri, bu tedhişleri, bu katliamları, bu ortalığı karıştırma planlarını yapmak üzere ortaya çıkmıştır tıpkı Maraş’ta, Çorum’da Sivas’ta ‘Aleviler, solcular cami bombaladı’ diyerek toplumu galeyana getirme planları gibi, tedhiş budur işte; tıpkı Uğur Kaymaz’ı katledip, yanına silah koyup da ‘Polisler meşru savunma yaptı’ diyecek kadar paramiliter bir yaklaşım gibi.

    SADAT paramiliter bir yaklaşımdır, SADAT bir terör örgütüdür, terör örgütüyle aranıza mesafe koymanın zamanıdır. Bu, Türk halkına, Kürt halkına, Alevi toplumuna, sosyalistlere, demokratlara, devrimcilere, HDP’lilere, CHP’lilere, sosyal demokratlara karşı suç işlemek için oluşmuş bir kurumdur. Bu kurumun bir suç örgütü olduğu tüzüğünde, programında, kuruluşunda yazılıdır. Bu kuruluşa karşı mücadele etmek meşru demokratik bir tutumdur. Ey Türk, titre ve kendine gel. Türk’e karşı da suç işleniyor burada, Kürt’e karşı da, devrimciye, Alevi’ye, sosyal demokrata, herkese karşı suç işlenmesi ve kurulmuş bir SADAT projesi var; araştırılmalıdır.”

    Genel Kurul’da SADAT’ın araştırılmasına dair Meclis Araştırma önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Erdoğan ‘SADAT ile alakam yok’ dedi; Kılıçdaroğlu fotoğraf paylaştı

    Erdoğan ‘SADAT ile alakam yok’ dedi; Kılıçdaroğlu fotoğraf paylaştı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “SADAT’ın yöneticileriyle yakından uzaktan hiçbir alakasının olmadığını” iddia eden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sosyal medya hesabından yanıt verdi. Erdoğan’ın, SADAT’ın kurucusu emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ile fotoğrafını paylaşan Kılıçdaroğlu, “Tanıştırayım, devlet sırlarının konuşulduğu toplantıda solundaki 6. kişi SADAT’ın kurucusu. Silah tüccarı. Başkenti İstanbul, dili Arapça olan yeni bir devlet kurmak istiyor” dedi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta cuma günü SADAT’ın kapısına giden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alarak, “Bu çıkışın suflesinin nereden geldiğini, neyi amaçladığını, niçin şimdi yapıldığını da çok iyi biliyoruz. Başaramayacaksınız” dedi.

    Erdoğan, konuşmasında, SADAT’ın yöneticileriyle yakından uzaktan hiçbir alakasının olmadığını iddia etti.

    CHP Lideri Kılıçdaroğlu, söz konusu açıklamanın ardından Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın, SADAT’ın kurucusu emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi ile fotoğrafını paylaşarak “Tanıştırayım, devlet sırlarının konuşulduğu toplantıda solundaki 6. kişi SADAT’ın kurucusu. Silah tüccarı. Başkenti İstanbul, dili Arapça olan yeni bir devlet kurmak istiyor” notunu düştü.

    Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a seslenerek, “Bu başdanışmanından dinlediklerini bize de anlat, aydınlanalım” ifadelerine yer verdi.

    SADAT’ı 28 Şubat 2012’de kuran emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, 2016 yılından 2020 yılına kadar Erdoğan’ın Başdanışmanlığı görevini yürütmüştü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kılıçdaroğlu SADAT’A gitti: İşleri suikastçı, provokatör ve terörist yetiştirmek

    Kılıçdaroğlu SADAT’A gitti: İşleri suikastçı, provokatör ve terörist yetiştirmek

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, SADAT’a gitmesinin ardından yeni bir açıklama yaptı. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Kılıçdaroğlu, “Seçim yaklaştıkça zulmünü artırma niyetindesin biliyorum. SADAT’tan da medet umuyorsan bil ki her türlü pisliğe karışmış bu zorbalardan zerre korkuyorsak namerdiz!” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da CHP milletvekilleri ile birlikte gayrınizami harp eğitimi veren  SADAT’a gitmesinin ardından sosyal medya hesabı Twitter’dan yeni açıklamalarda bulundu. “SADAT bir paramiliter kurum” ifadelerini kullanan Kılıçdaroğlu, “Yani işleri suikastçı, provokatör ve terörist yetiştirmek. Erdoğan kaçakları da ülkeye bu kafayla soktu. Başka ülkelerin camilerinde bu paramiliter kafayla namaz kılacaktı, ne oldu? 8 milyon sığınmacı Türkiye’nin cenaze namazını kılmaya çalışıyor” dedi.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenen Kılıçdaroğlu, “Erdoğan al şu paramiliter artıklarını, ne yaparsan yap. Seçim yaklaştıkça zulmünü artırma niyetindesin biliyorum. SADAT’tan da medet umuyorsan bil ki her türlü pisliğe karışmış bu zorbalardan zerre korkuyorsak namerdiz!” ifadelerini kullandı.

    “ÖYLE HEVESLERE GİRİŞME”

    Kılıçdaroğlu paylaşımına şu şekilde devam etti:

    “Siyasi cinayetler demiştim. Karanlık odaklar var demiştim. Hangi maşalar kullanılacak bu karanlık işlerde? Kimler hangi hedefler için devreye girecek? Her türlü kaostan SADAT gibi paramiliter danışmanlar sorumlu tutulur. Bil. Öyle heveslere girişme.”

    “MAFYACIKLARA DA SESLENİYORUM”

    “Erdoğan şunu sakın aklından çıkarma” diyen Kılıçdaroğlu, “Muhalefet yüreklidir. Muhalefet cesurdur. Muhalefet Türkiye’dir. Buradan mafyacıklara da sesleniyorum. Size de sokaklarımızı teslim etmeyeceğiz. Ve son olarak halkımız, bu seçim olacak. Seçim güvenliği ne pahasına olursa olsun sağlanacak. Sizler sandığa gidip rahatça oyunuzu vereceksiniz. CHP var. 100 yıldır buradayız. Merak etmeyin” ifadelerini kullandı.

    KILIÇDAROĞLU SADAT’IN ÖNÜNDE NE SÖYLEMİŞTİ?,

    SADAT’ın önünde açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu şunları kaydetmişti:

    “Türkiye, asla paramiliter kurum ve kuruluşlara teslim edilmeyecektir. Seçim güvenliği önemlidir. Şu anda önünde bulunduğumuz SADAT bir paramiliter kuruluştur. Düne kadar Erdoğan’ın danışmanlığını yapıyordu bunlar. Bu kuruluşun hedefleri arasında gayri nizami harp eğitimi de var. Dikkatini çekmek isterim kamuoyunun. Gayri nizamı harp eğitimi var; sabotaj, baskın, pusu kurma, tahrip, suikast ve tedhiş. Tedhişin bugünkü diliyle Arapça terör, tedhiş olarak tanımlanıyor, Türkçesi de terör. Burası aynı zamanda terörist yetiştiren bir kuruluş. Eğer bugün Türkiye’de milyonlarca insan varsa ve bunlar Suriye’den gelmişlerse bunların buraya gelişlerinde en büyük rolü oynayan da SADAT’tır.

    “SEÇİMİ GÖLGELEYECEK, GÜVENLİĞİNİ SARSACAK, HERHANGİ BİR ŞEY OLURSA…”

    Erdoğan’a söylemek isterim sen bu kuruluş ile hangi gerekçe ile ve ne için danışman yaptın ve hangi gerekçe ile çalıştın? Şu ana kadar Erdoğan’dan bu konuda gelen hiçbir bilgi yok. Şunu herkesin çok iyi bilmesini isterim. CHP demokratik yollarla bu ülkede seçimin yapılması için her türlü çabayı gösterecektir. SADAT gibi kuruluşlar, kim olursa olsun, seçimi gölgeleyecek, seçimin güvenliğini sarsacak, herhangi bir şey olursa sorumlusu burasıdır ve saraydır. Bunu bütün Türkiye’ye ve halkımıza açık ve net ifade ediyorum. Biz CHP’yiz. Biz Kuvayı Milliye’ciyiz. SADAT’çılardan, tedhişçilerden korkacak değiliz. Korkanlar kapılarını açmayanlardır. Buraya geldik, kendilerinden bilgi almak istedik. Ama korkularından yuvalarına sağındılar. O yuva, onları kurtarmaz. Biz bu ülkede gerçek anlamda demokrasiyi getirinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bütün halkımızın bunu böyle bilmesini isterim.

    “KAÇ KİŞİYİ SABOTAJ YAPMAK ÜZERE YETİŞTİRDİNİZ?”

    Buraya CHP’li kadın milletvekillerim de dahil olmak üzere çok sayıda milletvekili ile geldim. Bakın hiçbir şekilde basına bu olayı vermek istemedik. Kişileri de rencide etmek istemedik. Biz sağlıklı, tutarlı anlayış ile geliyoruz. Size soru sormak istiyoruz. Ne yapıyorsunuz, bunun bilgisini almak istiyoruz. Kim size destek veriyor, kaynaklarınız, paralarınız nedir? Kaç kişiyi sabotaj yapmak üzere yetiştirdiniz, kaç tane teröristi yetiştirdiniz? Bu teröristler, sabotajcılar şu anda Türkiye’de veya dünyanın herhangi bir yerinde, nerede bunlar? Bunları öğrenmek istedik; ama kapılarını korkudan kapattılar. Korkunun ecele faydası yok. Türkiye’de hiç kimse unutmasın, bu ülkede CHP var.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Katil Onur Gencer, Deniz Poyraz’ı katletmeden önce 27 defa emniyeti aradı’-VİDEO

    ‘Katil Onur Gencer, Deniz Poyraz’ı katletmeden önce 27 defa emniyeti aradı’-VİDEO

    PİRHA-HDP İzmir İl binasına gerçekleştirilen saldırı ve Deniz Poyraz’ın katledilmesine ilişkin hazırlanan iddianameye dair açıklama yapan dava avukatları, savcılığın adeta katliamın boyutlarının ortaya çıkarılması için zımni bir ortaklık sergilediğini ifade ederek, Suriye’de silahlı eğitimden geçirildiği görüntülerle ortaya çıkan katilin SADAT ile bağlantısına dair soruşturmanın gerçekleştirilmediğine işaret ettiler.

    İzmir’de 17 Haziran’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl binasına gerçekleşen silahlı saldırıda yaşamını yitiren Deniz Poyraz davasına ilişkin avukatları, dava üzerine Konak’ta bulunan Kaya Prestige Otel’de basın toplantısı düzenledi. Toplantıya dava avukatlarının yanı sıra HDP İl Eşbaşkanı Abdulkadir Baydur ve parti yöneticileri katıldı.

    Basın toplantısında konuşan Avukat Türkan Aslan Ağaç, soruşturmayı yürüten savcılık ve emrindeki kolluğun büyük bir uyumla cinayetin araştırılmaması için fikir birliğinde olduklarını söyledi. Kolluk güçlerinin olayın öncesi ve gerçekleştiği andan itibaren “büyük bir zaaf içerisinde” olduğunu belirten Ağaç, “Türkiye’nin üçüncü büyük şehrinde Türkiye’nin üçüncü büyük partisine yönelik yapılacak silahlı saldırı girişimine ilişkin istihbari bilgilerinin olmaması, şehir merkezinin göbeğinde kolluğun yaşadığı gecikme, bir çok kolluk birimi orada olmasına rağmen olayın yaşandığı sırada olaya müdahale etmemiş olmaları, olay yerinin denetim altına alınması konusunda yaşanan ihmaller, olay yeri incelemenin gerekli titizlikle işini yapmamış olmasını örnek vermek mümkündür.  Ancak, benzer saldırı olayları incelendiğinde hepsinde neredeyse ortak yaşanan bu zaafın tesadüf olduğunu düşünmek çok iyiniyetli bir yaklaşım olur” dedi.

    “DELİLLERİN YOK EDİLDİĞİ KANAATI OLUŞMUŞTUR”

    Polisler hakkında görevi ihmal suçundan dahi soruşturma başlatılmadığını vurgulayan Ağaç, olay yeri incelemesinin detaylı yapılmadığını talepleri üzerine 22 Haziran’da yapılan incelemede mermi çekirdeği bulunduğunu kaydetti. Saldırganın üst aramasında çantasından çıkan eşyaların ayrı tutanakla kayıt altına alınmadığını belirten Ağaç, “Katilin iş merkezine girerken elinde bulunan çanta ve polis ile ilk teması olduğunda kendisine sorulan ‘çanta nerede’ sorusundaki çanta içerisindeki eşya listesinin neden ayrıca tutanak haline getirilmediği soruşturma aşamasındaki evraklardan anlaşılamamaktadır. Çanta içerisinde yer alan eşya ve materyallerin tam listesinin neden tutanağa bağlanmadığı ve özellikle de bu eşyaların neden emanete alınmadığı açıklanması gereken hususlardandır. Aksi halde bir kısım delillin yok edildiği kanaati kamuoyunda oluşacaktır” şeklinde konuştu.

    “NEZARETHANEYE ALINMADI”

    Saldırganın emniyette çekilen fotoğraflarında nezarethanede tutulmadığının anlaşıldığını dile getiren Ağaç, “Çekilen fotoğrafta saldırganın vermiş olduğu pozdaki rahatlığı, kendisine kolluk tarafından sunulan konfordan ve gösterilen ilgiden kaynaklanmış her halde. Gözaltına alındığı sırada ‘senin adın ne abiciğim’ anlayışı gözaltı sürecinde gösterilen iltimasla devam ettirilmişe benziyor. Saldırgan katilin gözaltında olduğu saatlerde instagramında yer alan paylaşımların ve storylerin silindiği, gerçekleştirdiği silahlı saldırıya ilişkin yapılan yorumlara ‘beğendi’ yaptığı tarafımızdan tespit edilmiştir. Bunun üzerine, gözaltına alındığında telefonuna el konulup konulmadığı, el konulması gereken telefonun kim yada kimler tarafından kullanıldığına ilişkin araştırma yapılması tarafımızdan talep edilmiştir. Taleplerimize ilişkin savcılığın hiçbir işlem yapmadığı görünmektedir” diye belirtti.

    SALDIRGAN SIK SIK EMNİYETİ ARAMIŞ

    Ağaç, yapılan HTS incelemesinde saldırganın çeşitli tarihlerde 27 kez İzmir İl Emniyet Müdürlüğünü aradığının tespit edildiğini dile getirerek şöyle devam etti:

    “Bu aramaların sıklığı ve özellikle son hafta tarihleri dikkate alındığından bunun sıradan olmadığı çarpıcı olarak görülmektedir. Bu nedenle İzmir İl Emniyet Müdürlüğünden kimi / kimleri aradığı, konuşmanın içeriğinin ne olduğu büyük önem arz etmektedir. Bu nedenler ile İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne ait bu telefon numaralarına ilişkin ses kayıtları, hangi birim ile görüştüğü hatta kiminle konuştuğunun tespit edilerek soruşturma dosyasına gönderilmesi tarafımızdan talep edilmiştir. Ancak, emniyet ses kayıtlarının olmadığını söylemekle yetmiştir. Bu konuda başka bir araştırma ve soruşturma yürütülmemiştir. Katilin saldırı gerçekleştireceği hafta boyunca İl Emniyet Müdürlüğünü araması normal görülmüş ve araştırmanın derinleştirilmesi yoluna gidilmemiştir.”

    SALDIRGANIN SADAT İLE İLİŞKİSİ

    Suriye’de silahlı eğitimden geçirildiği kamuoyuna yansıyan, ülkücü işaretleriyle çeşitli silahlarla poz veren katilin SADAT ile bağlantısına dair soruşturmanın gerçekleştirilmediğine işaret eden Ağaç, “Kamuoyuna yansıyan bilgiler ışığında saldırganın SADAT ile ilişkisi olup olmadığının araştırılmasına yönelik talebimiz karşısında kolluğun yaptığı tek şey inter aktif ortamda inceleme yapmakla sınırlı kalmıştır. Bunun dışında saldırgan katilin SADAT adlı yapı ile ilişkisi olup olmadığına ilişkin derinlemesine bir araştırma yapılmadığı gibi, görüntüyü kurtarmak açısından dahi işlem yapılmamıştır. Yani bu hususu yazılı olarak şirket sorma veya şirket yetkililerinin ifadelerine başvurma gereği dahi duymamışlardır. SADAT’ın kendi internet sayfasında yaptığı açıklama nedense doğru olarak kabul edilmiştir” ifadelerini kullandı.

    “SİYASİ İKTİDARIN KASTI VAR”

    Ağaç’ın ardından söz alan dava avukatlarından İmdat Ataş ise, cinayetin öncesindeki siyasal süreç ve gidişata bakıldığında bu cinayetin siyasi olduğunun anlaşıldığını söyledi. Yaşanan saldırıda siyasi iktidarın kusuru hatta kasta varacak ihmali olduğunu vurgulayan Ataş, “HDP önünde bir çadır var. Bu tür faaliyetler provokatif ve devlet eliyle polis korumasında destekleniyor. Bu çadırların kaldırılmasına dair endişelerini ifade etmelerine rağmen kaldırılmamış, hatta desteklenmiştir” dedi.

    “ÇABAMIZ SÜRECEK”

    Soruşturmanın derinleştirilmeden davanın kapatılmak istendiğini söyleyen Ataş, “Devlet yaşam hakkını ihlal etmiştir. Siyasal partinin faaliyetlerini engellemeye yönelik taraflı davranmıştır. İdarenin sorumluluğu çok açıktır. Böylesi bir cinayetin devletin bilgisi dahilinde olmadan yapılmasını mümkün görmüyoruz. Dink cinayeti bunu örneğidir. Bu yargılama aşamasında saldırının tekil değil organize bir faaliyet olduğuna dair çabamız sürecektir” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • HDP, Deniz Poyraz’ın katilinin SADAT’la bağlantısını Meclis’e taşıdı

    HDP, Deniz Poyraz’ın katilinin SADAT’la bağlantısını Meclis’e taşıdı

    Milletvekili Remziye Tosun, İzmir’de katledilen HDP üyesi Deniz Poyraz’a ilişkin Meclis’e verdiği önergede, “Katil, sağlık memuru ise kamuflajlı, silahlı, resmi plakalı fotoğrafları hakkında işlem başlatılmış mıydı? SADAT ile bağlantısı nedir?” diye sordu.
    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, İzmir İl Örgütlerine yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz’a ilişkin Meclis’e önerge verdi. Tosun, konuya ilişkin hem İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hem de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya sorular yöneltti.
    “PARTİ HEDEF GÖSTERİLDİ, ÖNLEM ALINMADI”
    Katil Onur Gencer’e İzmir İl Emniyeti tarafından geçici silah ruhsatı verildiğini hatırlatan Tosun, “Kolluk kuvvetleri, katili yakaladıktan sonra ‘ismin nedir abicim’ diyerek soru yöneltmiş ve kelepçe takmamıştır. Katilin kamuflajlı, silahlı, resmi araç ile birlikte fotoğrafları basında yer almış, SADAT ile bağlantılı olarak Suriye’ye gittiği iddia edilmiştir. Ayrıca HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Mahfuz Güleryüz’ün ayladır İzmir’de partinin hedef gösterilmesine ilişkin İzmir İl Emniyet ve Valilik ile görüşüldüğünü, fakat buna rağmen önlem alınmadığını açıklamıştır” dedi.
    Tosun, Soylu’nun cevaplaması istemiyle şu soruları yöneltti:
     *Bakanlığınıza bağlı birimler tarafından İzmir HDP İl Örgütünün önünde deyim yerindeyse karakol kurulmasına rağmen orada bulunan kolluk kuvvetlerinin esas görevi neydi, saldırı anında ne yapmaktaydı? Saldırıya neden geç müdahale edildi?
    *Katil Onur Gencer dışında 2 kişinin saldırı anında bulunduğu doğru mudur?
    *Katil, sağlık memuru muydu? Suriye’deki görevi neydi? Sağlık memuru ise kamuflajlı, silahlı, resmi plakalı fotoğrafları hakkında işlem başlatılmış mıydı?
    *Katil Onur Gencer’e, İzmir İl Emniyeti tarafından silah ruhsatı verilmesinin sebebi nedir?
    *Katilin, askeri danışmanlık şirketi olduğu belirtilen SADAT ile bağlantısı nedir?
    *Saldırı olabileceğine dair Bakanlığınız istihbarat almış mıydı? HDP MYK üyesi Mahfuz Güleryüz’ün uyarılarına rağmen Bakanlığınızın birimleri olan Emniyet ve Valilik bu uyarıları neden göz ardı etti? Bakanlığınız neden önlem almadı?
    *Bakanlığınız, saldırıda birimlerinizin ve kolluk kuvvetlerinin ihmaline ilişkin soruşturma başlatmış mıdır?
    *Kolluk kuvvetlerince saldırı sonrası HDP’nin avukatlarının içeri alınmamasının gerekçesi nedir? Bu tavır kamuoyunda delillerin karatabileceği şüphesini doğurduğundan, bu şüpheyi ortadan kaldırmaya dönük çalışmanız var mıdır?
    *Eskişehir H Tipi Cezaevinde bulunan tutuklu hasta mahpus Devrim Ayık hastaneye götürüldüğü sırada Bakanlığınıza bağlı jandarma tarafından çift kelepçe takılırken, İzmir HDP İl Örgütü’ne yapılan saldırı sonrası yakalanan Onur Gencer adlı şahıs kolluk kuvvetleri tarafından neredeyse korunarak gözaltına alınmıştır. Yurttaşları korumakla yükümlü kolluk kuvvetlerinin bu ikili tavrı suç değil midir? Bu ikili tavrın gerekçesi nedir?
    Önergede, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ise şu sorular yöneltildi:
    ‘SURİYE’DEKİ GÖREVİ NEYDİ?’
    “*Katil Onur Gencer, sağlık memuru muydu?  Bakanlıktaki görevi neydi?
    *Katil Onur Gencer, Suriye’ye neden gönderilmişti? Suriye’deki resmi görevi neydi?
    *Katil, sağlık memuru ise kamuflajlı, silahlı, resmi plakalı fotoğraflarının hakkında işlem başlatılmış mıydı? Zanlının SADAT ile bağlantısı nedir?”


    (HABER MERKEZİ)  

  • ‘2 değil 7 silahlı eğitim kampı var’ iddiası: ABC Gazetesi illeri sıraladı, bazı fotoğraflar yayınladı

    ‘2 değil 7 silahlı eğitim kampı var’ iddiası: ABC Gazetesi illeri sıraladı, bazı fotoğraflar yayınladı

    Türkiye’nin farklı kentlerinde silahlı eğitim kampları olduğu iddiasına ilişkin bir haber yayınlayan ABC Gazetesi, söylendiği gibi 2 değil 7 kamp olduğunu, İstanbul’daki kampın Kemerburgaz’da yer aldığını öne sürerek bazı fotoğraf ve belgeler paylaştı.

    696 sayılı son Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ‘darbe girişimi ve sonrasındaki terör olaylarına müdahale eden sivillere yargı dokunulmazlığı verilmesi’ kararına dönük tartışmalar devam ederken, bazı kentlerde silahlı eğitim kampları olduğu iddiası gündeme gelmişti.

    ‘Cezasızlık’ getiren KHK öncesinde de kamuoyunun gündemine gelse de söz konusu iddiayı son kez dillendiren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener olmuştu.

    Akşener, eski Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları tarafından 2012’de kurulan, kendini ‘askeri danışmanlık şirketi’ olarak takdim eden SADAT’a işaret ederek, Tokat ve Konya’da silahlı eğitim kampları olduğunu öne sürmüştü.

    Partinin Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ ise Akşener’in iddialarını da tekrarlayarak, “Sadece Konya ve Tokat’ta değil, ülkenin belirli yerlerinde kamplar kuruluyor” demişti.

    HÖH DE GÜNDEMDE

    SADAT’ın yanı sıra gözlerin çevrildiği bir başka yer ise “AKP’nin silahlı milisi” olarak nitelenen Halk Özel Harekatı (HÖH) olmuştu.

    HÖH’ün faaliyetleri, bireysel silahlanmaya gittiği ve AKP’nin talimatıyla hareket ettiği iddiasına kuruluşun genel başkanı Fatih Kaya’nın yanıtı ise “AKP’nin milis gücü değiliz” olmuştu.

    ABC GAZETESİ: 2 DEĞİL 7 KAMP VAR, İSTANBUL’DAKİ KAMP KUMBURGAZ’DA 

    Silahlı eğitim kampları ve silahlandırma konuları hala gündemdeki yerini korurken, ABC Gazetesi iddialara ilişkin bir haber yayınladı.

    Haberde, silahlı kamplara ait olduğu belirtilen kimi fotoğraf ve belgeler yer alıyor.

    Haberde, söylendiği gibi kampların sadece Konya ve Tokat’ta olmadığı, 7 ilde bulunduğu öne sürülüyor. O iller ise şöyle sıralanıyor: Tokat, Konya, Düzce, Kocaeli, Kayseri, İstanbul ve Orta Karadeniz’de bir il.

    ABC’nin haberinde, İstanbul’daki silahlı eğitim kampının Kumburgaz ilçesinde bulunduğu, burada haftada bir gün eğitim verildiği, ancak yerleşik bir düzenin kurulmadığı bilgilerine yer veriliyor.

    YAPILANMA KARIŞIK

    Söz konusu kampların Sakaryalı ‘eğitmeni’nin şimdiye kadar 400’ün üzerinde ‘milis’ eğittiği iddiasına yer verilen haberde, kampların yapılanmasına dair bazı bilgiler de paylaşılıyor.

    “SADAT işaret edilse de kampların yapılanması daha karmaşık” denilen haberde 1970’li yıllarda kısa adı Ak-Genç olan İslamcı Akıncı Gençler Derneği’ne işaret ediliyor.

    ABC’de yayınlanan ve İstanbul’daki silahlı eğitim kampından olduğu ileri sürülen fotoğraflarda ise üstünde ‘Türk’ yazan kurt simgeli bayrakların, HEPAR kurucusu eski asker Osman Pamukoğlu’nun “Savaş Sanatı” isimli kitabı da görülüyor.

  • KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik: ‘Yeni bir devlet kuruyoruz’ söyleminin altı boş değil-VİDEO

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik: ‘Yeni bir devlet kuruyoruz’ söyleminin altı boş değil-VİDEO

    PİRHA – AKP MKYK üyesi Ayhan Oğan bir televizyon programında ‘Yeni bir devlet kuruyoruz. Kurucu lideri de Tayyip Erdoğan’dır’ demesi kamuoyunda sert tepkilere neden oldu. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Ayhan Oğan’ın yeni devlet inşa ediyoruz söyleminin altının çok boş ve gerçek dışı olmadığını, biz bu 15 yıllık AKP İktidarı döneminde gördük” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Bir televizyon programında AKP MKYK üyesi Ayhan Ogan, ‘Yeni bir Devlet kuruyoruz. Kurucusu da Erdoğan’dır’ söylemine ilişkin KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik Pir Haber ajansına konuştu.

    “ALGI OPERASYONU YÜRÜTÜYORLAR”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım’ın Ayhan Oğan’ın , “Yeni devlet kuruyoruz” söylemine ilişkin olarak onun  bireysel düşüncesidir şeklinde açıklama yaptıklarını hatırlatan Bozgeyik, “AKP iktidarının 15 yıldır yürütmüş olduğu politikalara baktığımızda eğitime, demokrasiye, anayasa ve farklı konulara ilişkin bir AKP milletvekili ya da bir AKP’li danışman çıkıp açıklama yaparak bir algı operasyonu yürütüyorlar” diye konuştu.

    “SADAT YÖNETİMİ GİBİ BİR YAPILANMA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    “‘Yeni devlet inşa ediyoruz’ söyleminin altının çok boş olmadığını, çokta gerçek dışı olmadığını, biz bu 15 yıllık AKP İktidarı döneminde gördük” diyen KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik şunları ifade etti:

    “15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ve KHK rejimi ile birlikte başta askeri okullar  olmak üzere askeri alanda SADAT gibi yeni bir yapılanmayla Türkiye karşı karşıya. Asker ve polis okullarında da tasfiye ve yeniden yapılandırma var. Özellikle öğrencilerin buraya seçilme sürecine baktığımızda gerçekten AKP gibi düşünmeyen, muhafazakâr olmayan, kesimlerin çocuklarının bundan sonra polis ve askeri okullara alınmayacağını, yapılan sınav ve mülakat sisteminde açıkça görüyoruz.”

    “BÜROKRASİ ALANINDA YOĞUN BİR ŞEKİLDE KADROLAŞIYORLAR”

    Bozgeyik, KHK’lerle yapılan değişiklikleri ve kadrolaşmayı da şöyle dile  getirdi:

    “KHK ile yapılan değişikliklerle HSK’da yoğun bir tasfiye yapıldı. Sosyal demokrat, demokrat gerçekten de anayasaya uluslararası sözleşmelere uyan hukuksal bir süreci işletmeden yana olan tüm hâkim ve savcılar da bu darbe girişimi bahanesiyle yüzde 90 tasfiye edildi. Buralarda da AKP’ye  yakın hâkim ve savcılar görevlendirilerek yeni bir yargı sistemi oluşturuldu. Yine eğitim alanına,  sağlık alanına, kamudaki bürokratik alanların hepsine baktığımızda,  bir tasfiye var. Buralarda yeniden AKP’nin politikalarını hayata geçirecek onun ekonomik, sosyal politikalarını uygulayacak, biat edecek, düşünce ve ifade özgürlüğüne,  tahammülü olmayan birçok kesimin bürokrasi alanında yoğun bir şekilde  kadrolaştığını görüyoruz. Doğal olarak tüm bunları değerlendirdiğimizde yeni bir devlet inşa ediyoruz söyleminin altının boş olmadığını görüyoruz.”

    “GİDEREK OTORİTELEŞEN VE TEKLEŞEN BİR SİSTEME GİDİYORUZ”

    Türkiye’nin eşitlikçi, özgürlükçü, barış içerisinde bir arada yaşayan ve Türkiye’nin çok kimlikli, çok kültürlü, çok inançlı yapısını koruyan bir  sürecin devam ettirilmesi noktasında KESK olarak mücadelelerini yükselteceklerini ifade eden Bozgeyik, “Kürt sorununun demokratik çözümünden gittikçe uzaklaşma, yeniden güvenlikçi bir siyasetin Türkiye’de egemen hale gelmesi,  giderek otoriteleşen, tekleşen bir sisteme doğru gidiyoruz” diye konuştu.

    Yeni kodlarla Türkiye’nin dizayn edilmesinin gündemde olduğunu ifade eden KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, buna karşı da herkesin ortak bir mücadele yürütmesi ve demokratik eşitlikçi özgürlükçü bir Türkiye’nin yaratılması noktasında da görev ve sorumluluk alması gerektiğini kaydetti.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA