Etiket: sadiye eser

  • Gazeteci Sadık Topaloğlu ve Sadiye Eser’e hapis cezası

    Gazeteci Sadık Topaloğlu ve Sadiye Eser’e hapis cezası

    Gazeteci Sadık Topaloğlu ve Sadiye Eser’e, duruşmalara hiç katılmayan tanığın beyanları esas alınarak “örgüt üyeliği” iddiasıyla 6 yıl 3’er ay hapis cezası verildi. 
    Gazeteci Sadık Topaloğlu ile Sadiye Eser’in “örgüte üye olmak” iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Topaloğlu ve Eser katılmazken, avukatları Ayşe Acinikli ve Özcan Kılıç hazır bulundu. Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şube Başkanı Banu Tuna da takip etti.
    Duruşmada savunma yapan Av. Özcan Kılıç, iddia makamının iddiasını Özgür Baran’ın iddiaları üzerine kurduğunu ancak Baran’ın tek bir duruşmaya dahi gelmediğini belirterek, yüz yüze dinlenilmeyen tanığın iddialarının dikkate alınmayacağına dair Yargıtay kararlarına işaret etti. Kılıç, Eser’in 10 yıldır gazetecilik yaptığını vurguladı. Şu anda gazetecinin yargılandığı bir dava görüldüğünü dile getiren Kılıç, Eser’in telefonunda yer alan Kürtçe bir şarkının delil olarak dosyaya konulduğuna dikkat çekti. Mütalaanın temelsiz olduğunun altını çizen Kılıç, beraat talebinde bulundu.
    AVUKATTAN YARGITAY’IN KARARINI HATIRLATMA
    Topaloğlu’nun avukatı Acinikli ise, iddia makamı tarafından dosyanın incelenmediğini kaydederek, daha önce dosya kapsamında ifade veren bir tanığın müvekkilini tanımadığını söylediğini paylaştı. Acinikli, tanığın baştan beri müvekkili üzerinden duyumları olduğunu anlattığını ancak iddia makamının “beyan değişikliği” olarak değerlendirerek, ceza talep ettiğini dile getirdi. Dosyada beyanları bulunan Özgür Baran’ı iki yıl boyunca aradıklarını ancak tek bir duruşmaya dahi gelmediğini aktaran Acinikli, “Olayın delili tanık ifadesi ise dinlenmek zorundadır. Eğer dinlenmemişse hükme esas alınmaz. Söz konusu kişi etkin pişmanlık üzerinden yargılanıp serbest bırakılmış. Çıkarı için isimler tanıdığını söylemiştir. Bu yüzden ifadelerine güvenilmezdir. Yargıtay’ın ‘itirafçının’ beyanlarının hükme esas alınmayacağına dair kararı var” diye konuştu.
    Baran’ın müvekkilinin gazeteci yeğeni ile ilgili de beyanlar verdiğini paylaşan Acinikli, müvekkilinin yeğeninin beraat ettiğini kaydetti. Müvekkilinin 2014’de “örgüte” katıldığı iddia edildiğini ancak o tarihlerde müvekkilinin İstanbul Üniversitesi’nde okuduğunu ve üniversitenin de yoklama listesi ile bunu doğruladığını belirten Acinikli, ayrıca o dönemde yurt dışına giriş ve çıkışları olmadığına işaret etti. Müvekkilinin yaptığı haber ve fotolar üzerinden cezalandırılamayacağını belirten Acinikli, “Ortada somut bir delil yoktur. Delil olarak sunulan her şey çürütülmüştür” diye belirtti. Acinikli, beraat talebinde bulundu.
    GAZETECİLERE CEZA
    Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme, Eser ve Topaloğlu’na “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 6 yıl 3’er ay hapis cezası verdi.


    (HABER MERKEZİ) 

  • MA muhabirleri Topaloğlu ve Eser tahliye edildi

    MA muhabirleri Topaloğlu ve Eser tahliye edildi

    Tutuklu olan Mezopotamya Ajansı muhabirleri Sadık Topaloğlu ve Sadiye Eser, ilk duruşmada tahliye edildi.

    Aralık ayından bu yana tutuklu bulunan Mezopotamya Ajansı muhabirleri Sadık Topaloğlu ve Sadiye Eser hakkında tahliye kararı verildi.

    (HABER MERKRZİ) 

  • Gazeteciler: Gerçeği yazmaya devam edeceğiz

    Gazeteciler: Gerçeği yazmaya devam edeceğiz

    Gazeteciler Sadiye Eser, Sadık Topaloğlu ve Hacı Yusuf Topaloğlu’nun tutuklanmasına tepki göstererek, derhal serbest bırakılmasını isteyen özgür basın çalışanları, gerçekleri yazmaya devam edeceklerini vurguladı. 

    Özgür basın çalışanları, Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu ile Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) kapatılan Dicle Haber Ajansı muhabiri (DİHA) muhabiri Hacı Yusuf Topaloğlu’nun tutuklanmasına tepki göstermek amacıyla İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde basın açıklaması yaptı. “Özgür Basın susturulamaz, gazetecilik suç değildir” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Baskılar bizi yıldıramaz”, “Susma haykır özgür basın vardır” ve “Gazetecilik yapmak suç değil onurdur” sloganları atıldı. Açıklamaya gazetecilerin yanı sıra tutuklanan gazetecilerin yakınları, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Basın-İş Sendikası temsilcileri katıldı.

    “ZULÜMLE BİR YERE VARILAMAZ”

    Açıklamada konuşan Sadiye Eser’in yengesi Cemale Eser, Kürt halkına yönelik baskıların sürdürüldüğüne dikkati çekerek, “Bu baskıları yazan gazetecilerimizi tutuklayıp cezaevine atıyorlar. Biz bu zulmü kabul etmiyoruz. Baskı ve zulümle bir yere varılmaz. Gazeteciler serbest bırakılsın. Onlar sadece gazetecilik yapıyor” dedi.

    “HALKA KARŞI SORUMLULUĞUMUZDUR”

    Tutuklamalarla özgür basın çalışanlarına mesaj verilmek ve susturulmak istendiğini dile getiren Mezopotamya Ajansı muhabiri Erdoğan Alayumat, “Biz Apê Musa’ların geleneğinden geliyoruz. Hiçbir zaman susmadık. Gazetecilik yapmaya, halka gerçekleri ulaştırmaya devam edeceğiz. Gerçekleri onların gözünün içine sokmak, halka karşı sorumluluğumuzdur” diye konuştu.

    “GERÇEĞİ YAZMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Gazeteciler adına basın açıklamasını okuyan Özgür Gelecek Gazetesi’nden Taylan Öztaş, özgür basın çalışanlarının sokakları terk etmeyeceğini söyledi. Öztaş, “Dün bombaların hedefinde olan özgür basın emekçileri, bugün gözaltı, tutuklamalar ve soruşturmalarla susturulmak isteniyor. Gerçeği yazmaya, hakikatin peşinden gitmeye devam edeceğiz. Cumartesi Annelerini, yıkılan Sur’u, yok edilen Hasankeyf’i, eril ve ataerkil yargı sistemini, ‘panzer çarptı’ diye ölen çocukları yazmaya, anlatmaya, görüntülerini kamuoyuna ulaştırmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    “YILMIYORUZ, BIKMIYORUZ”

    Gazetecilerin tutuklanmasının özgür basına yönelik saldırı olduğunun altını çizen Öztaş, “Yılmıyoruz, bıkmıyoruz. Hem gazeteciliğimizi yapmaya hem de meslektaşlarımızı, mesleğimizi savunmaya devam edeceğiz. Tutuklu gazeteciler serbest bırakılsın” dedi.

    (MA)

     

  • Gazeteciler Eser ve Topaloğlu tutuklandı

    Gazeteciler Eser ve Topaloğlu tutuklandı

    Gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu tutuklandı.

    İstanbul’da 29 Kasım tarihinde Beyoğlu ilçesinde bulunan ajans bürosundan çıktıktan sonra gözaltına alınan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’nde tutuklama talebiyle sevk edildikleri 3’ncü Sulh Mahkemesi tarafından tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mezopotamya Ajansı muhabirleri Eser ve Topaloğlu gözaltına alındı

    Mezopotamya Ajansı muhabirleri Eser ve Topaloğlu gözaltına alındı

    PİRHA – Akşam saatlerinde ajanstan çıktıktan sonra haber alınamayan muhabirler Sadık Topaloğlu ve Sadiye Eser’in İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutuldukları öğrenildi.

    Mezopotamya Ajans’ı muhabirleri Sadiye Eser ve Sadık Topaloğlu akşam saatlerinde ajanstan çıktıktan sonra uzun süre haber alınamadı. Daha sonra  muhabirlerin Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde tutuldukları öğrenildi. Her iki muhabirin evine baskın düzenlenirken, Topaloğlu’nun kapısı kırılarak içeri girildi. Evdeki aramalar sırasında eşyalar dağıtıldı.

    Baskın sırasında polisler, Topaloğlu ve Eser’in Vatan’da bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde oldukları bilgisini verdi.

  • Ayşenur Zarakolu 2018 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri sahiplerini buldu-VİDEO

    Ayşenur Zarakolu 2018 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülleri sahiplerini buldu-VİDEO

    PİRHA – Ayşenur Zarakolu 2018 Düşünce ve İfade Özgürlüğü ödülleri ‘Barış’ temasıyla sahiplerine verildi. 

    Ayşenur Zarakolu 2018 Düşünce ve İfade Özgürlüğü ödülleri sahiplerini buldu. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirilen ödül törenine Barış Anneleri, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, avukat Eren Keskin, oyuncu Nur Sürer, Pir Haber Ajansı’ndan Turabi Kişin,  CHP Milletvekili Zeynep Altıok, HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ve çok sayıda kişi katıldı.

    Ödül töreni hayatını kaybeden insan hakları savunucuları için bir dakikalık saygı duruşu alkışlar eşliğinde başladı.  Daha sonra Ayşenur Zarakolu için hazırlanan sinevizyon gösterildi.

    “EN ÇOK YASAKLANAN SÖZCÜK BARIŞ”

    Ödül töreninde konuşan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, düşünce ve ifade özgürlüğünün en çok ihlal edilen bir alan olduğunu ve barış sözcüğünün de en çok yasaklanan sözcük olduğunu söyledi. Yoleri, bunun  için bu seneki ödülün adına düşünce ifade özgürlüğü ve barış ödülü denildiğini kaydetti.

    “ÇOCUKLAR ÖLMESİN DEMEYE DEVAM EDECEĞİM”

    “Çocuklar ölmesin” sözüyle tanınan öğretmen Ayşe Çelik ödül aldı.  Ödülünü oyuncu Nur Sürer’in elinden alan Çelik “Çocuklar ölmesin demenin sonucu buraya varmış.  Erken doğum yaptım.  Çok sevdiğim mesleğimden oldum. Yaşadığım yerden ayrılmak zorunda kaldım.  Sözlerimin arkasındayım. Dili, rengi ne olursa olsun çocuklar ölmesin.  Demeye devam edeceğim.

    “BARIŞ DEMEK KURŞUNUN KENDİNE DÖNMESİ DEMEK”

    İkinci ödül ise HDP’nin cezaevinde bulunan cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş aldı. Salonda zılgıtlar yükselirken ödül alanların kısa geçmişleri okundu. Demirtaş adına ödülü Barış Anneleri aldı. Kürtçe yapılan konuşmada şunlar belirtildi: “Türkiye’de barış demek çok zor bir durum. Barış demek kurşunun kendisine dönmesi demek.  Barış mücadelesi çok zor bir mücadelede.  Bu mücadeleyi yürütenlerden anlıyoruz. Barış ödülünü veren kişilere teşekkür  ediyoruz. Selahattin ve diğer tutsaklara selamlarımızı söylüyoruz.

    Cezaevinde bulunan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu adına ödülü Özlem aldı. Hamzaoğlu’nun mesajı okundu. Mesajda “Ben yüreğindeki insanlık sıcaklığını söndürmemek için doğruyu savunan bir insanım” denildi.

    “GÖRÜLMEYENİ GÖSTERMEYE DUYULMAYANI DUYURMAYA KARARLIYIZ”

    Gazeteciler adına ödülü alan Cumhuriyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, “Cezaevlerinde düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandığı için gazeteciler, öğrenciler, milletvekilleri, akademisyenler var. Onların moralleri iyi. Çünkü  biliyorlar ki haklılar.  Kazanacağız. Cumhuriyet Gazetesi çalışanları olarak görülmeyeni göstermeye duyulmayanı duyurmaya kararlıyız. Bedeli ne olursa olsun” dedi.

    Tutuklu avukatlar adına Sezin Uçar’a ödül verildi. Uçar adına ödülü alan avukat Gülhan Kaya şunları söyledi: “Bir taraftan savumanlık  yapıyoruz bir taraftan sanık oluyoruz. Bu ödülü bütün tutuklu avukatlar adına alıyorum.”

     İnsan Hakları Derneği (İHD) Bitlis Şubesi eski yöneticisi Hasan Ceylan adına ödülünü alan Maşallah Ceylan, “Hasan Ceylan dışarıda olsaydı Silopi ve Cizre’de bodrumlarda katledilenler adına alırdı bu ödülü” ifadelerini kullandı.

    “HAKİKATİ YAZMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Özgür gündem adına Sadiye Eser ödülü Pir Haber Ajansı Haber Müdürü Turabi Kişin’in elinden aldı. Eser, “Bütün alanlarda hak ihlali olmakla beraber en çok baskıya özgür basın maruz kaldı. Ape Musa’nın bıraktığı kalemi devralan gazeteciler olarak hakikati yazmaktan vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Boğaziçili öğrenciler tutuklu arkadaşlarının ismi yazılan tşörtleri giyerek ödülleri arkadaşlarının adına aldılar. (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Geçmişte silahlarla susturulmaya çalışılan basın şimdi KHK’lerle susturulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    ‘Geçmişte silahlarla susturulmaya çalışılan basın şimdi KHK’lerle susturulmaya çalışılıyor’-VİDEO

    PİRHA – 648. haftada Galatasaray Meydanı’nda buluşan Cumartesi Anneleri 28 Temmuz 1993 akşamı Bitlis şehir merkezinden silahlı telsizli üç kişi tarafından kaçırılan ve cansız bedeni Elazığ kimsesizler mezarlığında bulunan Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiri Ferhat Tepe için adalet talep etti. 

    Haberin Videosu

    Cumartesi Annelerinin gözaltında kayıpların akıbetini sormak ve adalet aramak için yaptıkları eylem 648. haftadır devam ediyor. 648. haftada 1993 yılında gözaltında kaybedilen Özgür Gündem gazetesinin Bitlis muhabiri olan Ferhat Tepe için adalet istendi. Eyleme geçtiğimiz gün KHK ile kapatılan dihaber muhabirleri destek verdi.

    “DEVLET CEMİL KIRBAYIR’I NE YAPTIN?”

    Eylemde ilk olarak konuşan Cemil Kırbayır’ın kardeşi Fatma Gülmez 37 senedir kardeşini aradığını söyleyerek devlete şöyle seslendi:

    “Devlet Cemil Kırbayır’ı ne yaptın? Kardeşimin kemikleri nerede? Hiç aranmamış, sorulmamış diyorsunuz. Biz araya araya yorulduk. Bu adalet bize ne zaman gelecek? Cemil Kırbayır’ın kemiklerini verin diye burada oturdum. İçerenköy’den buraya yaya yürüdüğüm günler oldu. Yazık be. Beni öldürsen, etimden et kessen ben bu devletten davacıyım. Öldüreninden tut işkenceye vereninden temizlikçisine kadar hepsinden davacıyım. Ben ölsem bile çocuklarım bu davanın peşinde olacaklar. Sen anama söz verdin cumhurbaşkanı. Sözünü tut. Ben senden bir şey beklemiyorum. Sen cumhurbaşkanısın, devletsin. Kardeşimin kemiklerini bul. Buradan Kars savcısına da sesleniyorum. Elini vicdanına koy. O dosyalara bak.”

    “BU ÜLKEDE KATİLLER DEĞİL MAZLUMLAR KATLEDİLİYOR”

    Fatma Gülmez’in ardında konuşan Ferhat Tepe’nin kardeşi Ayşe Tepe, Ferhat Tepe’nin evlerinin önünden alındığını söyleyerek 90’lı yılların karanlığında katledilen herkesin katilinin siyasi ve askeri erkeler olduğunu ifade etti. Kardeşinin öldürüldüğü günden beri isimler verdiklerini ve bu isimlerle ilgili soruşturma bile açılmadığını belirten Ayşe Tepe, umutlarını kaybetmediklerini, kaybetmeleri halinde burada konuşamayacaklarını kaydetti. Ayşe Tepe, bu ülkede katillerin değil, mazlumların katledildiğini gördüklerini söyledi.

    “GAZETECİLİK YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Ferhat Tepe’nin çalışanı olduğu Özgür Gündem gazetesi adına geçtiğimiz gün KHK ile kapatılan dihaber muhabiri Yasin Kobulan konuştu. Kobulan, Ferhat Tepe’yi 1993 yılında tanıdığını, cenazesinin onların evlerinin aşağısında bulunduğunu belirtti. O günden bu güne O’nun mirasçısı olarak devam ettiklerini söyleyen Kobulan, Ferhat Tepelerin gerçekleri kamuoyuna duyurdukları için katledildiklerini kaydetti. Geçmişte silahlarla ve öldürülmelerle susturulmaya çalışılan basının şimdi de KHK’lerle susturulmaya çalışıldığını vurgulayan Kobulan, 150’yi aşkın gazetecinin tutuklu olduğunu da ekledi. “Biz geçmişimize bakarak geleceğe gidiyoruz” diyen Kobulan, susmayacaklarını, gerçekleri yazmaya devam edeceklerini ve gazetecilik yapmaya devam edeceklerini belirtti.

    “SAVUNMA YAPANLAR CEZASIZ BIRAKMA GELENEĞİNİ SÜRDÜRDÜLER”

    Haftanın basın metnini Cumartesi insanı ve KHK ile kapatılan dihaber muhabiri Sadiye Eser okudu. İHD’nin verilerine göre 12 Eylül askeri darbesi döneminde 15 kişinin gözaltında kaybedildiğini belirten Eser, bunlardan birisinin Kars’ta gözaltında işkenceyle öldürüldüğü meclis araştırma komisyonu tarafından belgelenen Cemil Kırbayır olduğunu kaydetti. Bugün ki iktidar partisinin Adalet Bakanlığı’nın Cemil Kırbayır’ın AİHM’deki davasına hükumet adına savunma yaptığını ifade eden Eser, savunma yapanların Cemil Kırbayır da dahil olmak üzere bugüne kadar yapılmış başvuruları cezasız bırakma geleneğini sürdürdüklerinin altını çizdi.

    “İnkar ve suçu örtme kaygısıyla yapılan Bu savunma her dönem iktidarın hukuksuz uygulamalarına tanık olan bizler için şaşırtıcı değildir.” diyen Eser, bundan 24 yıl önce Ferhat Tepe’nin gözaltında kaybedilmesiyle ilgili tanıklık yapacak 2 kişinin dönemin hükumeti tarafından baskı ve menfaat sağlama taahhüdüyle yalan beyana sevk edildiklerini söyledi.

    Özgür Gündem gazetesi Bitlis muhabiri olan Ferhat Tepe’nin 90’lı yılların karanlığında bölgede işenen ağır insanlık suçlarını haberleriyle kamuoyuna taşıdığını belirten Eser, 28 Temmuz 1993 tarihinde Bitlis’in şehir merkezinde silahlı ve telsizli 3 kişi tarafından kaçırıldığını, Ferhat Tepe’yi kaçıran otomobillerden birinin daha sonra bölgedeki karakolun önünde görüldüğünü ifade etti.

    “MEÇHUL KİŞİ OLARAK BULUNDU”

    Ferhat Tepe’nin kaçırılmasının ardından DEP Bitlis Şube başkanı olan babası İshak Tepe’yi telefonla arayan bir kişinin oğlunun hayatına karşılık DEP il örgütünü kapatmasını ve fidye vermesini istediğini söyleyen Eser, şunları belirtti: “Baba İshak Tepe Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Savcılığa, Başbakan’a, İçişleri Bakanı’na ve OHAL Valisi’ne başvurarak oğlunun bulunmasını istedi. Ailenin ve Gündem Gazetesi’nin ısrarlı arayışıyla 9 Ağustos 1993 tarihinde, gözaltına alındığı inkar edilen Ferhat’ın ağır işkence görmüş bedenine, ‘meçhul kişi’ olarak gömüldüğü Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaşıldı.” (HABER MERKEZİ)