Etiket: sağlık durumu

  • Fırat: Aysel Tuğluk’a ‘hafızasızlaştırmayı’ dayatan zihniyet hukuksuzluğa son vermeli

    Fırat: Aysel Tuğluk’a ‘hafızasızlaştırmayı’ dayatan zihniyet hukuksuzluğa son vermeli

    PİRHA- ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, cezaevinde durumu giderek ağırlaşan ve hayati risk taşıyan HDP önceki dönem Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’a yönelik hukuksuzluğa son verilmesi çağrısında bulundu. Fırat, “Aysel Tuğluk’a ‘hafızasızlaştırmayı ’ dayatan zihniyetin acımasız ve vicdansız olduğunu düşünüyoruz ve Tuğluk nezdinde tüm tutuklular üzerinden yürütülen düşmanca hukuka son verilmesini diliyoruz” dedi.

    Kandıra F Tipi Cezaevi’nde 5 yılı aşkın bir süredir tutulan HDP önceki dönem Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un sağlık durumunun kötüleşmesi sonucu başlayan hafıza kaybıyla ilgili olarak birçok çevreden serbest bırakılmasına dair çağrılar gelmeye devam ediyor.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Aysel Tuğluk şahsında hasta tutukluların savaş-ölüm siyasetiyle veya ayrımcılıkla ötekileştirilip hayatlarını kaybetmelerine seyirci kalınmaması çağrısında bulundu.

    “TUĞLUK NEZDİNDE DÜŞMANCA HUKUKA SON VERİLMELİ”

    Fırat, Aysel Tuğluk’a ‘hafızasızlaştırmayı ’ dayatan acımasız ve vicdansızlığın Aysel Tuğluk nezdinde tüm tutuklular üzerinden yürütülen düşmanca hukuka son verilmesi gerektiğine vurguda bulunarak şunları belirtti:

    “Bir tutuklunun hakları önce insan olmaktan kaynaklamakta olup, özgürlüğün kısıtlanmasının mecburi kıldığı ölçüde sınırlandırılması haricinde, o kişinin hak ve yaşam özgürlüğü elinden alınmamalıdır. Kişinin her koşulda insani haklarına ulaşabilmesi için, devletin doğrudan hak ihlalini durdurması ve hukuki koruma sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir. Bizler öncelikle adaletin gerçekleşmesine hizmet edecek “toplumsal vicdanın” hukuk devleti ilkesine göre gelişmesini, hasta tutukluların savaş-ölüm siyasetiyle veya ayrımcılıkla ötekileştirilip hayatlarını kaybetmelerine seyirci kalınmamasını istiyoruz ve her tutuklunun bir can taşıdığı ve o canın ölümüyle toplumsal hıncın yatıştırılacağı gibi insanlık dışı bir tavrın yanlış olduğuna inanıyoruz.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, partinin önceki dönem Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’a ‘hafızasızlaştırmayı ’ dayatan zihniyetin acımasız ve vicdansız olduğunu düşünüyoruz ve Tuğluk nezdinde tüm tutuklular üzerinden yürütülen düşmanca hukuka son verilmesini diliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    1-Dersim Barosu: Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların infazı ertelensin
    2- Sanatçı Aynur Doğan, hasta tutuklu Aysel Tuğluk için adalet istedi
    3-Ali Kenanoğlu: Alevi kurumları, Aysel Tuğluk’a olan vefa borcunu ödemeli!
    4-‘Hafıza kaybı’ yaşayan Aysel Tuğluk için infaz erteleme talep edildi
    5- ‘Aysel Tuğluk, annesine yapılanları ve buna müsaade edenleri unutmadan yaşar’
    6-ATK, Aysel Tuğluk’un talebini reddetti
    7-‘Aysel Tuğluk bir an önce tahliye edilmelidir’

  • Avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın sağlık durumları kritik aşamada

    Avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın sağlık durumları kritik aşamada

    “Adil yargılama” talebiyle ölüm orucunda olan tutuklu avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın sağlık durumları gittikçe kritikleşti.

    Tutuklu avukatlardan Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal “adil yargılanma” talebiyle ölüm orucunu sürdürüyor. Timtik’in eylemi 194’ncü, Ünsal’ın ise 163’ncü gününe girdi.

    Burhaniye T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ünsal 63’üncü, Silivri 9 No’lu Cezaevi’ndeki Timtik ise 94’üncü gününde eylemini ölüm orucuna çevirmişti.

    Ölüm orucundaki avukatlarla kapalı görüş gerçekleştiren meslektaşları, her iki ismin sağlık durumuna ilişkin açıklama yaparak, Timtik ve Ünsal’ın gönderdikleri mesajları paylaştı.

    ÜNSAL 59, TİMTİK 40 KİLONUN ALTINDA

    Görüşmedeki avukatlardan Didem Baydar Ünsal, aynı zamanda eşi olan ölüm orucundaki Aytaç Ünsal’ın 59 kiloya kadar düştüğünü dile getirdi.

    Aytaç Ünsal’ın mide bulantısı yüzünden sıcak ve ılık sıvı tüketemediğini belirten Ünsal, “Geceleri uyurken tükürük birikmesi ile biraz tıkanır gibi olduğunu, nefes darlığı yaşadığını ama bunların nedenini çok araştırmadığını, direnişin kazanacağına olan inancının çok güçlü olduğunu ve iyi hissettiğini söyledi” diye konuştu.

    Ebru Timtik ile görüşen avukatları da, müvekkillerinin oldukça zayıfladığını, ağzında ve boğazında yaraların oluştuğunu belirtti.

    Boğazındaki yara nedeniyle Timtik’in konuşurken oldukça zorlandıklarını kaydeden avukatlar, müvekkillerinin 40 kilonun altına düştüğünü kaydettiler.

    Ölüm orucunda olan meslektaşlarının durumlarının kritik aşamaya geldiğini belirten avukatlar, Yargıtay’ın bir an önce karar vermesi çağrısında bulundu.

    DAVA SÜRECİ

    2017 yılında aralarında Selçuk Kozağaçlı’nın da aralarında bulunduğu Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi avukatlar bürolarına yapılan polis baskını sonucu gözaltına alınarak tutuklanmıştı.

    Yargılama sonucunda mahkeme, 18 avukata “örgüt üyeliği” ve “örgüt yöneticiliği” iddialarıyla toplam 159 yıl 1 ay 30 gün hapis cezası vermişti.

    Avukat Ebru Timtik’e “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 13 yıl 6 ay, avukat Aytaç Ünsal’a ise 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.

    İstinaf Mahkemesi’nce onanan dosya şu an Yargıtay’da.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adıgüzel Erbaş dedenin tedavisi sürüyor

    Adıgüzel Erbaş dedenin tedavisi sürüyor

    PİRHA- Alevi toplumunun önemli pirlerinden biri olan Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı evlatlarından Adıgüzel Erbaş, çeşitli sağlık sorunları yaşıyor. Kalp, solunum ve böbrek yetmezliği sorunu yaşayan Erbaş dede, Çorum Göğüs Hastanesi’nden evine getirildi. 

    Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı dedelerinden Adıgüzel Erbaş, sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor.

    Çorum’da Göğüs Hastanesi’nde yer yer yoğun bakımda tedavisi süren Erbaş dede, yüksek tansiyon ve şekere bağlı olarak böbrek yetmezliği, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle sağlık  sorunları yaşıyor.

    PİRHA‘ya bilgi veren eşi Medine Erbaş, Adıgüzel Erbaş dedenin iki yıl önce yaşamını yitiren oğlu için çok üzüldüğünü ve sağlık sorunlarının daha da arttığını söyledi.

    (HABER MERKEZİ)     

  • 315 gündür açlık grevinde olan Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumu kritik

    315 gündür açlık grevinde olan Gülmen ve Özakça’nın sağlık durumu kritik

    PİRHA- KHK ile atıldıkları işlerine iade edilmeleri için 315 gündür açlık grevi eylemi yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlık durumları çok kritik durumda. Biran önce OHAL Komisyonu’nun karar vermesi bekleniyor. 

    15 Temmuz askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL çıkarılan KHK’lerle  görevlerinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın açlık grevi 315. gününe girdi.

    OHAL Komisyonu’nun Gülmen ve Özakça’nın işe iadesi için kararı beklenirken, kamuoyu ve KESK tarafından da komisyona çağrı yapılıyor. 315 gündür açlık grevindeki Nuriye ve Semih’in sağlık durumu ise kritik durumda.

    Yüksel direnişi ise 435 gündür sürüyor. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için İstanbul Kadıköy’de her Cuma saat 19.00’da Süreyya Operası önünde eylem yapılıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eşi Esra Özakça: Semih’in bilinci açık ancak kas, baş ve böbrek ağrıları var

    Eşi Esra Özakça: Semih’in bilinci açık ancak kas, baş ve böbrek ağrıları var

    PİRHA- İşlerine geri dönmek için akademisyen Nuriye Gülmen ile birlikte 156 gündür açlık grevi yapan ve şuan hastanede tutulan öğretmen Semih Özakça’nın eşi Esra Özakça PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Kendisi de KHK ile ihraç edilen öğretmen Esra Özakça, Nuriye ve Semih’in bilinçlerinin açık olduğunu ancak sağlık sorunları yaşadıklarını söyledi. Semih’in kas, baş ve böbrek ağrıları olduğunu belirten Özakça, “Nuriye ve Semih’in taleplerini, seslerini yükseltelim, dile getirelim” dedi. 

    Haberin videosu

    KHK ile ihraç edildikleri işlerine geri dönmek için 156 gündür açlık grevi yapan eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, cezaevi hastanesinde tutuluyorlar.

    Öğretmen Semih Özakça’nın kendisi gibi KHK ile ihraç edilen eşi Esra Özakça’da 80 gündür açlık grevinde.

    Öğretmen Esra Özakça, eşi Semih Özakça’nın durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “TEK TALEPLERİ İŞYERLERİNE İADELERİ”

    “Nuriye ve Semih’in tek bir talepleri var. İşyerlerine iadelerini istiyorlar” diyen Özakça, “Ben onlar gözaltına alındıktan sonra açlık grevine başlamıştım. Tam 80. gün oldu. Açlık grevimdeki talep, Nuriye ve Semih’in taleplerinin kabul edilmesi ve serbest bırakılmalarıydı. 79 gündür tutuklular” dedi.

    “SEMİH İLE HAFTADA BİR GÖRÜŞÜYORUM, 57 KİLOYA DÜŞTÜ” 

    Arada bir görüşmeleri engellense de haftada bir Semih ile görüştüklerini belirten Esra Özakça, en son bu pazartesi ((7 Ağustos) görüştüklerini söyledi.

    Esra Özakça, “Semih çok zayıflamıştı. En son tartıldığında 57 kilo olduğunu söylemişti. Tartılmasının üzerinden de 2 hafta geçti. Daha da zayıflamış olabilir. Semih açlık grevine başladığında 86 kiloydu” dedi.

    “SEMİH’İN BİLİNCİ AÇIK ANCAK KAS, BAŞ VE BÖBREK AĞRILARI VAR”

    Semih Özakça’nın bir çok sağlık sorunu olduğunu ancak bilincinin açık olduğunu söyleyen Esra Özakça, “En çok kas ağrıları var. Diğer organlarında da sıkıntılar var. Böbrek ağrıları var, baş ağrısı yoğun. Bilinci gayet açık, her şeyi tüm ayrıntılarıyla hatırlayabiliyor. Bu konularda asla problemi yok. Sayfalarla kitap okuyabiliyor, çalışmalarına devam ediyor” diye konuştu.

    “NURİYE VE SEMİH HASTANE’DE DAHA DA TECRİT ALTINDALAR”

    Esra Özakça, son süreçte hastaneye kaldırılan Nuriye ve Semih’in hangi şartlarda tutulduklarına ilişkin de şunları söyledi:

    “Biz bugüne kadar Nuriye ve Semih’in yaşadığı tecriti anlatmaya çalışmıştık. Ama artık hastaneye getirilerek daha büyük bir tecrit altındalar. Güneş ışığı görmüyorlar. Hastane odasındalar, havalandırmaları yok. Önce bir koridorda yattılar bir kereye mahsus. Yanına gidebildik. Ama haftaya ne yaptıracakları belli değil. Görüş gününü değiştiriyorlar. Avukat görüşmeleri günde 2 saate düşürüldü. Avukat sayı sınırı getirildi. Oysa tutukluların böyle sınırlamaları yok. Bunları kanunlara ve yönetmeliklere göre yapmıyorlar. Bunları Nuriye ve Semih’i tecrit etmek için yapıyorlar. İnsanlardan uzaklaştırmak için yapıyorlar. Zaten insanlardan uzaklar.

    “BİZİMLE GÖRÜŞEN HEYET, BİLİNÇLERİ KAPANMADAN DA MÜDAHALE EDEBİLECEKLERİNİ SÖYLEDİ”

    Nuriye ve Semih’in eğer başına bir iş getirirsek bunu kimse farketmesin istiyorlar. Biz bunu nereden anlıyoruz? Geçtiğimiz pazartesi günü bizimle bir heyet görüştü. Nuriye ve Semih ile ilgili. Numune Hastanesi’nden 4 doktor, 2 bakanlık görevlisi bir de oranın başhekimi vardı. Alenen Nuriye ve Semih’e müdahale edeceklerini, bilinçleri kapanmadan da bunu yapabileceklerini söylediler. Oysa Türkiye’de 5275 Sayılı Kanuna dayanarak yapabileceklerini söylüyorlar. Orada ki yasa açık aslında, bilinç kapandıktan sonra müdahale edilebilir, hastanın isteği ne olursa olsun. Ama bize böyle bilinçleri açık dahi olsa müdahale edeceklerini söylediler.”

    “ZORLA MÜDAHALE SAKAT BIRAKMAK VEYA ÖLÜM DEMEKTİR”

    “Nuriye ve Semih’in bilinçlerinin kapanması gibi bir durum sözkonusu değil. Ama bu tehdit var” diyen Esra Özakça, “Biz müdahalenin sakat bırakmak veya ölüm demek olduğunu söyledik. Ülkemizde yüzlerce tutuklu açlık grevi ve ölüm orucu yaptığı süreçte zorla müdahaleye maruz kaldı ve sakat bırakıldı, yüzlerce kişi korsakof hastası oldu, konuşamıyorlar, bazısı hayatının bir dönemini hatırlamıyor. Bazısı uzun bir dönemini hatırlamıyor. Yürüyemeyen var. Hayatlarını kendi başlarına idame ettiremiyorlar. Nuriye ve Semih’e bunu yaşatmak istiyorlar” diye konuştu.

    “NURİYE VE SEMİH’İN TALEPLERİNİ, SESLERİNİ YÜKSELTELİM” ÇAĞRISI

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya zorla müdahaleye engel olup, onların taleplerinin yükseltilmesi gerektiğinin altını çizen Esra Özakça, ne yapılması gerektiğini şöyle sıraladı:

    “Öncelikle, ismi her yerde yasaklanan bu iki insanın adını sesli bir şekilde anmak gerekiyor. Eylem yayıldı, kitlelere maloldu. Ama sokak ayağında daha fazla kitleleri görmek gerektiğini düşünüyoruz. İktidarın da korktuğu şey açıktır: Örneğin 23 Temmuz’da Güvenpark’ta yapılacak eylem için insanlar daha toplanmadan yolda yürürken polis saldırmaya başladı. Oysa, insanların nereye gideceğini polis nereden biliyordu. Çünkü toplu fotoğraf vermemizi istemiyordu. Ama biz biliyoruz ki milyonların kalbi Nuriye ve Semih’le atıyor. Onları kurtarmak bizlerin elinde. İktidarın insafında değil. Halkımızın elinde. Nuriye ve Semih bunu söylüyor. Bu OHAL karanlığını yırtan, OHAL karanlığında bir çığlık olan iki insana, eğitimciye de borcumuz aynı zamanda. Her yerde, her şekilde küçük veya büyük demeden Nuriye ve Semih demeye devam etmeliyiz. Çünkü bu eylem başladığında da bir çok şey yasaktı. Basın açıklaması yapılamıyordu, sokakta oturulamıyordu, sokağa çıkılamıyordu. Israrla Nuriye, Semih demeye devam ettik. Sonucu ne olursa olsun biz Nuriye ve Semih demeye devam edeceğiz. Herkesi olduğu yerden Nuriye ve Semih’in sesini yükseltmeye çağırıyoruz.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA