Etiket: sağlık hizmeti

  • SES üyesi Korkmaz: Deprem bölgesinde kadın sağlığı ile ilgili ciddi problemler var-VİDEO

    SES üyesi Korkmaz: Deprem bölgesinde kadın sağlığı ile ilgili ciddi problemler var-VİDEO

    PİRHA-Deprem bölgesinde zorunlu ihtiyaçların eksikliğinden kaynaklı çok ciddi problemlerin yaşandığını belirten Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Dersim Şube Üyesi Çilem Korkmaz, “Gittiğimiz bütün yerlerde kadın sağlığı açsından çok ciddi problemler yaşandığını gördük. Hem psikolojik destek sağladık, hem de eski koruyucu sağlık hizmetine yönelik bir çalışma yaptık” dedi. 

    6 Şubat tarihinde 11 ili ve 13 milyon insanı etkileyen ve büyük felakete yol açan depremde on binlerce yurttaş hayatını kaybedip, yüz binlercesi yaralanırken, milyonlarca insan yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldı.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şube Üyesi Çilem Korkmaz, deprem bölgesinde yaptıkları çalışmalar hakkında PİRHA‘ya konuştu.

    “DEVLETİN NE KADAR EKSİK KALDIĞINI HEP BERABER GÖRDÜK”

    Depremin ilk gününden itibaren olduğunu söyleyen Çilem Korkmaz, “Deprem bölgesinde devletin ne kadar eksik kaldığını hep beraber gördük ve sağlık çalışanlarıyla beraber deprem bölgesinde ortak çalışma yürüttük. Kamu görevlisi olmamızdan kaynaklı yıllık izinlerimizi kullanarak deprem bölgesine gittik. Yaşanan çok büyük bir afetti ama zorunlu ihtiyaçların eksikliğinden kaynaklı deprem bölgesinde çok ciddi problemler yaşandı. Gittiğimiz bütün yerlerde kadın sağlığı açsından çok ciddi problemler yaşandığını gördük. Deprem bölgesinde gittiğimiz yerlerde mantar enfeksiyonunun çok ciddi boyutlarda olduğunu gördük” diye belirtti.

    “DEPREM BÖLGESİNDEKİ BÜTÜN KÖYLERİ GEZDİK”

    Deprem bölgesinde hem psikolojik destek sağlamak hem de eski koruyucu sağlık hizmetine yönelik bir çalışma yaptıklarını belirten Korkmaz, “Eski sağlık ocaklarının sağlık evlerinin yapmış olduğu çalışmaları yaptık. Hatay ve Adıyaman’da bir tane kadın sağlığı kabinimiz vardı burada özellikle kadın sağlığına yönelik hizmetler veriliyordu. Çadırlara gidildiğinde de sadece revir görevi yapılmıyor, bütün çadırların tek tek kapısı çalınıp hem orada yaşayanlarla iletişim kuruluyor, hem de var olan sağlık sorunları dinleniyordu. Herkese eşit hizmet vermek için istedik o yüzden köy köy gezdik hatta bazı köylere ikinci, üçüncü defa gidildi” dedi.

    “ÖFKE VE KORKU NÖBETLERİNİN ÜSTÜNÜN KAPATILMAMASI GEREKİYOR”

    Kadınlar ve çocuklara yönelik psikolojik desteğin arttırılması gerektiğini vurgulayan Çilem Korkmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Herkes şu anda çadırlarını evlerinin önüne kurmuş durumda. O yüzden insanların can sağlığı için güvenli bir durum değil. Çadır kentte kalanlar ne zamana kadar çadır kentlerde kalacaklarını bilmiyorlar ya da çadırların onların elinden alınıp alınmayacağını sorguluyorlar. Çocukların hiçbiri için sağlıklı bir yaşam alanı yok, evet belli bir yaş için okullar açıldığı için psikolojik destekler okullarla sağlanıyor. Oyun çağındaki çocukların da buna ihtiyacı var bununla ilgili bir çalışmanın da bir an önce yapılması gerekiyor. Öfke ve korku nöbetlerinin üstünün kapatılmaması gerekiyor. Gerçekten bir travmanın olduğunu kabullenip, tamamen tedaviye yönelik ya da paylaşıma yönelik bir çalışmanın yapılması gerekiyor.”

    PİRHA/DERSİM

  • Av. Güler: Sağlık hizmeti adı altında ücret ödeyenler, Tüketici Hakem Heyetleri’ne başvurabilir -VİDEO

    Av. Güler: Sağlık hizmeti adı altında ücret ödeyenler, Tüketici Hakem Heyetleri’ne başvurabilir -VİDEO

    PİRHA-İnsanlardan sağlık hizmeti adı altında haksız yere ücret alındığını söyleyen Avukat Hasan Güler, “Alınan ücretler çok fahiş boyutları bulabiliyor ve bunların alınması normalde yasal değil. İstenen ücretleri ödemiş olan kişiler varsa da normal zaman aşımı süresi içerisinde kalmak koşulu ile bunları Tüketici Hakem Heyetleri’ne başvurarak iadesini isteyebilirler veya Tüketici Mahkemeleri’ne dava açabilirler” dedi.

    Dersim’de sağlık hizmetlerine erişim, sağlık hizmeti adı altında halktan alınan ücretlerin yasallığını, insanların kendi haklarını bilmesi ve hastanelerde Kürtçe tercüman olmaması konularına ilişkin Avukat Hasan Güler ile konuştuk.

    “SAĞLIK HİZMETİ ADI ALTINDA ALINAN ÜCRETLER YASAL DEĞİL”

    PİRHA-İnsanlardan sağlık hizmeti adı altında haksız yere alınan ücretler konusunda ne düşünüyorsunuz, neler yapılmalı?

    HASAN GÜLER: Maalesef sağlık hizmetlerine erişim konusunda çok fazla çeşitliliğe sahip olan bir il değil. Doğal olarak pek çok açıdan çevre illerde bulunan hastanelerde sağlık hizmeti almak durumunda kalınıyor. İnsanlardan haksız yere alınan sağlık hizmeti adı altında ücretler söz konusu, insanlar kendi haklarını bilirlerse bu yasal olmayan durumun önüne geçebilirler. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) sağlık uygulama tebliği her sene aktüel bir şekilde yinelenerek yayımlanır ve uygulama tebliğinde yer alan düzenlemeler kapsamında kişilerden hiçbir surette ilave ek bir ücret alınmayacak olan alanlar belirlenmiştir.

    Tunceli’de geçen yıllara varana kadar bir anjiyo hizmeti sunulamıyordu maalesef doğal olarak kalp krizi geçiren bütün hastalar istisnasız bir şekilde Elazığ’a naklediliyordu. Elâzığ’da özel hastanelere götürülen bu insanların tamamından, yapılan hizmet karşılığında çok fahiş fiyatlar alınabiliyordu ilave ek ücret olarak ve bunların hiçbirisinin yasal bir zemini maalesef yok.

    İnsanlar kalp krizi nedeniyle Elâzığ’a nakil edildiği zaman  hemen acil durum kapsamında kendisine anjiyo uygulaması yapılıyor Anjiyo uygulaması sonucunda stent veya balonla damarlar açılıyor. Bu süreç içerisinde yapılan, takılan bu stent miktarına göre ve takılan balona göre kişiden farklı ücretler talep ediliyor. Bu ücretler günümüz şartlarında bazen çok fahiş boyutları bulabiliyor. Sağlık hizmeti altında alınan ücretler normalde yasal değil, istenen ücretleri ödemiş olan kişiler varsa da normal zaman aşımı süresi içerisinde kalmak koşulu ile bunları Tüketici Hakem Heyetleri’ne başvurarak iadesini isteyebilirler veya Tüketici Mahkemeleri’ne dava açabilirler.

    “İNSANLAR HAKLARIR KONUSUNDA BİLİNÇLENDİRİLMELİ”

    -Dersim’e sağlık açısından yeterli yatırım yapılmıyor. İnsanların kendi hakları hakkında bilgi sahibi olması için neler yapılmalı?

    İlimiz maalesef oldukça fazla göç veren iller arasında. O yüzden devlet kişi başına düşen düzenlemeler bazında 1 metre kare alanda kaç kişi oturuyor hesabı yapıyor ve nüfus yoğunluğuna bağlı olarak hizmetlerin getirilmesi zorlaşabiliyor. Fakat buna rağmen bizim olmazsa olmaz dediğimiz kriterler vardır. Bunların minimum düzeyde dahi olsa muhakkak verilmesi karşılanması gerekiyor. Bunlar olmadığı zaman asıl bilinçlendirmenin yapılması ve vatandaşların bu bilgilerle donatılması çok önemli. Kişi kendi hakkının farkında değilse o hakkın varlığının ona bir faydası olmuyor, bu hali ile o hak bir yerde duruyor. Belki yasalarda var ama çoğu insan bundan habersiz olduğu için gidip fazladan ek ücret ödemek zorunda kalıyor ama insanlar bu konuda bilinçlendirilebilir.

    “HERKESİN SAĞLIK HİZMETLERİNDEN EŞİT KOŞULLARDA FAYDALANMA HAKKI VAR”

    -Hastanede bütün diller için tercüman var ama Kürtçe için bir tercüman yok, bu konuda yurttaşlar neler yapmalı?

    Sosyal devlet olma ilkesi gereği her bireyin sunulmuş olan bütün sağlık hizmetlerinden eşit koşullarda faydalanma hakkı var. Yani bu kapsamda değerlendirildiğinde kişiler eğer ki ana dillerinin oluşturduğu handikap sonucu bu hizmetlerden yeteri kadar faydalanamayacaklarsa bunu doğuran sebeplerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Bunun arkasında politik olarak da bir talebin olması gerekiyor ve halktan da böyle bir talebin somut bir şekilde vücut bulup iletilmesi gerekiyor. Yeterli bilinç düzeyine ulaşmamış ve böyle haklarından haberi olmayan vatandaşlarımızdan bunu talep etmesini beklemek zaten mümkün değil. Bu açıdan bu tür bilgilendirmeler çok önemli. İnsanlara bunların kendilerinin bir hakkı olduğunu anlatmak ve onların bunu anlamasını kavramasını sağlamak bu açıdan çok önemli. Çünkü hak var fakat kişide bu bilinç oluşmamışsa ve bundan dolayı kullanılmıyorsa var olan hakkın da çok fazla bir önemi kalmıyor. Sonuçta bu pratikte uygulama alanı bulmuyor. Bu şekli ile ana dilinde sağlık hizmeti de bu konu kapsamda değerlendirilecek bir durum.

    PİRHA/DERSİM

  • SES’ten deprem raporu: Acilen bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirler alınsın!

    SES’ten deprem raporu: Acilen bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirler alınsın!

    PİRHA – Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) 12-13 Şubat’a ilişkin deprem inceleme heyeti bilgilendirme notlarını paylaştı. Sağlık emekçileri, sağlık alanında ciddi koordinasyonsuzlukların olduğunu ve acilen bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirlerin alınması gerektiğini belirtti.

    SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, Eski MYK üyesi Fikret Çalağan ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Zencir’den oluşan heyet, deprem bölgesindeki çalışmalarını sürdürüyor.

    Heyetin bölgede yaptığı incelemeler ve depremin vurduğu illerde çalışma yürüten SES ve TTB gönüllülerinden aldıkları bilgi ve izlenimler rapor haline getirilerek kamuoyu ile paylaşıldı.

    “KENT TAMAMEN BOŞALTILACAK”

    “Nurdağı İnceleme Raporu” başlıklı paylaşımda 40 bin nüfuslu ilçede binaların yüzde 30’unun enkaz altında olduğu belirtildi. Arama kurtarma ekiplerinin ise ilk gün halk ve gönüllü gelenler tarafından yürütüldüğüne dikkat çekilirken şu bilgiler paylaşıldı:

    “Donanımlı ekipler 3. gün başlamış, halen çok yetersiz. İlk gün enkaz altından çok sayıda canlı çıkarılmış. Elektrik ve su sıkıntısı var. Köylere yeni yeni elektrik ve su veriliyor. Düzensiz çadır kent var. Bir de evlerin önüne kurulmuş çadırlar var. Çadırlara elektrik jeneratörlerle veriliyor. Sobasız çadırlar var.

    Hastane ağır hasarlı. Hizmet yok. Bahçesinde sahra hastanesi, UMKE ve sağlıkçılar için konteynerler var. Sağlıkçıların barınması yetersiz. Ambulans içinde kalıyorlar. Sağlıkçılar idari izin kullanamıyor. Genelge sadece birinci derece kaybı olanları ve SB kapsıyor. Üniversite personelini kapsamıyor. Gönüllü çok fazla. Koşullar, yiyecek dışında kötü. Sevkler Antep’e yapılıyor. Ya da İstanbul’a helikopter kullanılarak yapılıyor.

    Eczane yok, ilaçlar sahra hastanesinin yanına getirilmiş. Mevcut eczanenin ilaçlarına el konulmuş, imza tutanağı ile birlikte. Sağlıkta en büyük sorun organizasyonun olmaması. Ağır hasar nedeniyle kent tamamen boşaltılacak. Resmi bildirilen ölümler 980. Tahmin edilen 5 bin.

    “3. GÜN İLK MÜDAHALE YAPILDI”

    1800’lerde kurulmuş olan İslahiye’ye ilişkin İnceleme Raporu’nda ise çarpıcı bilgiler yer alıyor. İslahiye’nin bataklık okaliptus ağaçları ile kurutulduğuna dikkat çeken uzmanlar, bu aşamada Osmanlı’nın, farklı etnik ve dini grupları bölgeye yerleştirdiğini belirtiyor.

    Nüfusun 75 bin civarında olduğu belirtilen raporda, deprem sonrası köylere göçün 40-50 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.

    Hastane kayıtlarına göre mevcut 1100 vefatın olduğu bilgisi paylaşılırken raporda şu verilere de yer alıyor:

    “Kaydedilmeden ya da köyde gömülenleri dahil ettiğimizde ölü sayısı 1500 kişi. Mağduriyet 20 bin. Atatürk Mahallesi en büyük yıkım olan yer. Dağa yakın olan binalar daha sağlam. Ovaya yapılan binalarda yıkım fazla.

    Başhekim yok, baş koordinatör ve acil sorumlusu koordinasyonu yürütüyor. Türkmenistan, İranlı Sağlıkçılar, acil, ortopedist, beyin cerrahı uzmanları ile destek verdiler. 3. Gün travma ünitesi kuruldu, ameliyat yapıldı, ilk müdahale yapıldı. Enkaz çalışmaları çarşamba akşamı başladı, gündüz donanımsız çalışıldı. Bununla birlikte Fransız, Katar ekipleri de çarşamba geldi ve ekipman yeterli idi.

    Yol en büyük sıkıntı oldu. Erişilmesine büyük engeldi. Yollarda çökmeler vardı. Almanların yüzyıl önce yaptığı köprü sağlam, beş yıllık köprüler yıkılmış. Yollarda ciddi çatlaklar vardı. Bu durum ambulansları çok etkiledi.

    Vatandaş açısından adı değiştirilen köylerin yeni isimleri tam bilinmiyor, 3 köy, Kürt köyü. Altınüzüm-Haltanlı, Yeşilyurt-Dolan, Boğaziçi-Kürküt. Yerli nüfus yeni isimleri bilmiyor. Bu nedenle Yardımlar ulaşamadı. İsimler 80 sonrası 2 kez değişmiş.”

    HASTANELER YIKILDI ANCAK OKULLAR AYAKTA!

    Antakya Deprem Bölgesi İnceleme Raporu’nda ise 2 milyonu bulan nüfustan ciddi azalma olduğu söyleniyor. “Ölü sayısı ile ilgili çeşitli öngörüler var, 15 bin ile 120 bin arasında değişiyor” denilen raporda şu bilgiler yer alıyor:

    “Hatay tamamen enkaz altında. Birçok hastane yıkılmış, bunun yanında yıkılmayanlarda ise ciddi hasar olduğu çıplak gözle dahi görülüyor. Dikkat çeken bir başlık da okullar görece daha az zarar görmesine karşı hastanelerin yıkılmış olması, ciddi hasar görmesi. Örnek olarak Hatay Eğitim ve Araştırma hastanesi verilebilir. Bu hastane Kocaeli depreminden sonra 2003 yılında yapılmasına karşın tümüyle yıkılmış olmasının anlaşılır bir yanı bulunmuyor.

    Tüm deprem bölgesinde olduğu gibi Hatay’da da donanımlı arama ve kurtarma faaliyetleri ancak 3. gün başlayabilmiş. Yine artık canlı çıkmaz algısı ile yürütülen enkaz çalışmaları da dikkatleri çekiyor. Bu çok sıkıntılı. Hala yaşayan birçok insanın ölümüne yol açacak görünüyor.

    Gezilen yerlerde en çok dikkati çeken çöp yığınları idi. Plastik şişelerin yanında yemek tabakları, gıda atıkları, etrafa saçılan kullanılamaz hale gelen yardım malzemesi vb. Bulaşıcı hastalık için ciddi tehdit niteliği taşıdığını mutlak not etmeliyiz. Su, hala ciddi sorun olmaya devam ediyor. Şişe suyu açısından sorun olmamasına karşın kullanma suyu ile ilgili ciddi sorun var. Klorlanmış tanker suyu ihtiyacı yakıcı bir şekilde devam ediyor.

    Tuvalet ciddi sorun, şehrin içinde az sayıda sahra tuvaleti var. Özellikle kamu görevlilerinin, askerlerin, belediyelerin kaldığı barınma yerlerinde (çoğu okul) tuvaletler sağlam bir şekilde var. Mühendislerce hasar tespiti yapılarak buraların halkın kullanımına açılması, önemli. Elektrikler hala yok. Bu çadırları olumsuz etkiliyor. Isınma çok ciddi sorun.”

    “MOĞOLİSTAN SAHRA HASTANESİ DAHA DONANIMLI”

    Raporda, deprem bölgesindeki sağlık hizmetlerinin genelde ne aşamada olduğu konusunda da bilgi verildi. Sağlık Bakanlığı’nın kurduğu sahra hastanelerinde olanakların çok sınırlı olduğu bilgisi paylaşılırken şu hususlara dikkat çekildi:

    “Moğolistan Sahra hastanesi daha donanımlı. Monitör, Ekg cihazı, küçük cerrahi işlemlere izin veren küçük bir ameliyathane, sterilizasyon ünitesi, yaralı taşıma için sedyeler yanında, yürüteçler, defibilatör vb. Türkçe de bilen sağlık emekçileri ciddi katkı sağlıyor.

    Türkiye genelinde on binlerce gönüllü hekim, TTB ve SES gibi örgütlerinin gönüllü görevlendirme çağrılarına SB’nın kulaklarının tıkaması kabul edilemiyor.

    En büyük sorun ceset torbasının olmaması. Bunun yanında cenaze yakınlarının kefen, yıkanma vb. işlemlerle ilgili talepleri olmuş. Son günlerde ceset kokuları artmış. Bu birimde çalışmanın çok travmatik olduğu, en fazla 2 gün ile sınırlı olması gerektiği görüşünde.

    Şu ana çalıştığı sahra hastanesinde poliklinik çalışmalarında hayvan ısırığı çok, Kuduz aşısı yok, poliklinik başvurularında ASYE (akut solunum yolu enfeksiyonu) ve AGE’lerin (akut gastroenterit) çoğunlukta, yara yeri enfeksiyonları, uyuz, psikolojik şikâyetler (özellikle ilaç kullananların ilaç bulamamaları nedeniyle yoksunluk yaşanmaları) öne çıkıyor. Uyuz tedavisinde sorun var, yıkanmaları gerekiyor, mümkün değil. Yine kullanılan malzemelerin kaynatılması ya da tamamen değiştirilmesi sorun. Bu sorun büyümeden hijyen koşulları düzeltilmeli.

    Birinci basamak sağlık hizmetlerinin hala başlamamış olması önemli sorun. Çocuklara kızamık, gebelere tetanoz, grip ve covid aşılarının bir an önce yapılması kritik önemde. Yine enkaz çalışmasında olanlara tetanoz proflkasisi acil çalışmalar arasında yer almalı.

    Her gün sahadan gözlem raporlarına göre sağlık alanında da ciddi koordinasyonsuzlukların olduğu, deprem sonrası çok sayıda bulaşıcı hastalık riskinin açığa çıktığı görülmektedir. En acil olanın an itibari ile bulaşıcı hastalıkların önüne geçecek tedbirlerin alınmasıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Başkentte sağlık hizmeti yok ancak 13 şehir hastanesinin kira gideri için 27,8 milyar ödeniyor!

    Başkentte sağlık hizmeti yok ancak 13 şehir hastanesinin kira gideri için 27,8 milyar ödeniyor!

    PİRHA – Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şube, Etlik Şehir Hastanesi‘ne ilişkin 2 aylık raporunu yayınladı. Ankara’daki birçok hastanede hizmet verilemediğine dikkat çekilen raporda “Sami Ulus EAH’nde aylık 300’ün üstünde ABC grubu ameliyat yapılırken Kasım ayından itibaren hiç ameliyat yapılmamaktadır” denildi.

    Sağlık emekçilerinin, ülke genelinde sayıları hızla çoğaltılan şehir hastanelerine ilişkin itirazları sürüyor. SES Ankara Şubesi, başkentin ikinci şehir hastanesi olan Etlik Şehir Hastanesine ilişkin raporunu paylaştı.

    “Hastanelerimiz yavaş yavaş kapatılmakta” uyarısı yapan SES Ankara Şubesi, konuya ilişkin yazılı açıklamasında “Sağlık Bakanlığı Etlik Şehir Hastanesinin açılışı sonrası kapatılacağını vurguladığımız 5 hastanenin personel ve ekipmanlarının Etlik Şehir Hastanesine çekilmesi sonrası hastanelerimizi kapanacak duruma getirmiştir” dedi.

    Yapılan açıklamada Dışkapı ve Sami Ulus Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde (EAH) hizmet sunulmasının engellendiğine vurgu yapılarak “Zübeyde Hanım ve Ulucanlar Göz EAH’nin ise varlıkları unutularak terk edilmiş hastane durumuna düşülmüştür. İlimizde kapanacak hastanelerden Onkoloji EAH’ne ise kamuoyunun baskısı nedeniyle ve Etlik Şehir Hastanesinin Onkoloji kulesinin tam olarak hizmete girmemesi nedeniyle müdahale edilmemektedir” denildi.

    HASTANELERDE DOKTOR VE EKİPMAN YOK!

    Raporda, personel dağılım cetvelindeki (PDC) hekim sayısında da ciddi düşüşün olduğuna dikkat çekilerek şu bilgiler paylaşıldı:

    “PDC hekim sayısı 707’den 272’e düşülmüştür.

    Azalış; ayaktan başvurusunda 130 bin, acil başvuruda 24 bin, ameliyat sayısında 2.500, yatak hasta sayısında 5 bin, doğum sayısında 900 olmuştur.

    Azalış; ayaktan başvurusunda %57, acil başvuruda %39, ameliyat sayısında %75, yatan hasta sayısında %75, doğum sayısında %98 olmuştur.

    Aynı dönemde Etlik Şehir Hastanesinde 500’e yakın uzman hekim görev yapmış ve yatan hasta ameliyat ve doğum sayısı kapatılan hastanelerimizdeki azalışa denk düzeyde gerçekleşmiştir.

    Bakanlık mevcut 4 hastanemizi daraltılmış ayaktan tedavi veren kurumlara dönüştürürken, yatan hasta, ameliyat ve doğum hastalarına yönelik personel ve ekipmanı Etlik Şehir Hastanesine çekerek hizmetin bu hastaneye kaydırılmasını sağlamıştır. Öyle ki doğum hastanesi olan Zübeyde Hanım EAH’nde aylık 800’e yakın doğum gerçekleşirken doğum sayısı 20’nin altına düşmüş, acil vakalar dışında tüm doğum hastaları Etlik Şehir Hastanesine gönderilmektedir.

    Sami Ulus EAH’nde ise aylık 300’ün üstünde ABC grubu ameliyat yapılırken Kasım ayından itibaren hiç ameliyat yapılmamaktadır. Beştepe yerleşkesinde ameliyatlar, yatan hasta ve acil servis hizmetleri verilmemektedir, bölümün saat 17 sonrası kapısına kilit vurulmaktadır.

    Dışkapı EAH’nin yatan hasta ve ameliyat sayısı %60 azalırken, bölgedeki hastanelerin kapanması nedeniyle acil yükü aynı seviyede kalmıştır.

    Ulucanlar Göz EAH’nde 900’e yakın ameliyat gerçekleştirilirken, ameliyat sayısı 150’nin altına düşmüştür.”

    FAHİŞ KİRA BEDELLERİ!

    SES raporunda, “hastanelerin yatan hasta, ameliyat ve doğum hizmetlerinin Etlik Şehir Hastanesine taşınarak yatak doluluk oranının istenilen düzeye ulaşması istenmektedir” denildi. 13 şehir hastanesine ayrılan kira bedelinin 27,8 milyar olduğunun da altını çizen SES, şu bilgileri paylaştı:

    “Etlik Şehir Hastanesi %50 kapasite ile çalışmadığı dönemde hastanelerimize hizmet kapasitesi olarak vermiş olduğu zarar ortadayken, hizmet kapasitesi arttıkça hastanelerimiz ayaktan hizmet sunan aile sağlığı merkezlerine dönüşecektir. Öyle ki bugün için dahi Ulucanlar, Zübeyde Hanım ve Sami Ulus EAH’nin acil dışı günlük hasta sayısı 1000 sayısının altındadır. Bu sayı “A Grubu” aile sağlığı merkezlerinin baktığı ayaktan hasta sayısı ile aynı düzeydedir.

    Dışkapı ve Sami Ulus EAH yıkılarak yeniden yapılması ve Onkoloji Hastanesine ek hizmet binası yapılması ile ilgili vaatler ise plan ve yatırım programlarına yansımamıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan ve yapılacak ihalelerde bu 3 hastaneye ait projeler yer almamaktadır. Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen 2023 yatırım programında da bu üç hastanenin projesi yer almamaktadır.

    Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen 2023 yatırım programında 93 sağlık yatırımlarına 32,8 milyarlık kaynak ayrılırken, aynı yatırım programında 13 şehir hastanesine sadece kira bedeli olarak 27,8 milyar ayrılmıştır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Genel Sağlık Sigortası sistemine prim borcu olanlara sağlık hizmeti sürecek

    Genel Sağlık Sigortası sistemine prim borcu olanlara sağlık hizmeti sürecek

    Genel Sağlık Sigortası (GSS) sistemine olan prim borçları nedeniyle sağlık hizmeti alamayacak olanlara, devlet ve üniversite hastanelerinde sağlık hizmeti verilmesi 2020 yılı sonuna kadar sürecek.

    Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan 4376 sayılı yasa kapsamında kamu hizmetlerinden indirimli ya da ücretsiz yararlanmada muafiyet hükümlerini düzenleyen 2002/3654 sayılı Bakanlar Kurulu kararında değişiklik yapıldı.

    Bakanlar Kurulu kararında değişiklik yapan Cumhurbaşkanı kararıyla, GSS kapsamında olup prim borçları nedeniyle sağlık hizmeti alamayacak Türk vatandaşlarının, devlet ve üniversite hastanelerinde alacakları sağlık hizmeti, tasarruf yasasının ilgili hükmünden muaf tutuldu. Buna göre, GSS prim borcu bulunanlar, 2020 yılı sonuna kadar devlet ve üniversite hastanelerinden sağlık hizmeti alabilecek.