Etiket: Sağlıkta dönüşüm

  • Sağlık çalışanları arasında 5 kat farklı teşvik ödemesi tepkiyle karşılandı

    Sağlık çalışanları arasında 5 kat farklı teşvik ödemesi tepkiyle karşılandı

    PİRHA – SES Ankara Şube üyeleri, teşvik ödemelerine karşı eylem yaptı. Yapılan basın açıklamasında, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde olan sağlık çalışanı ile Ankara Tıp’ta çalışan sağlık çalışanı arasında 5 kata varan farkın ortaya çıktığına işaret edildi.

    Ankara’daki sağlık emekçileri, iş barışını bozduğu gerekçesiyle “Teşvik ödemelerine” karşı eylem yaptı.

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir araya gelen Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri, teşvik ödemelerine karşı basın açıklaması yaptı.

    “ACİLEN MAĞDURİYETİMİZİN GİDERİLMESİ GEREKMEKTE”

    Sağlık emekçileri adına basın açıklamasını SES Ankara Şube Yöneticisi Nurullah Sivlim okudu. Sivlim, Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde aynı birimde eşit koşullarda olan sağlık çalışanı ile Ankara Tıp’ta çalışanlar arasında 5 kata varan fark ortaya çıktığını söyledi. Yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Üniversite hastanelerinde çalışan sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin sorunlarını tek tek listelesek buradan YÖK’e kadar uzanır. Ama öncelikle belirtmek ve çözüme kavuşmasını istediğimiz bazı sorunlarımızı sizinle paylaşmak istiyoruz. Bu sorunlarımızın başında teşvik ödemelerindeki adaletsizlik geliyor. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesine bağlı İbni Sina ve Cebeci Hastanelerinde çalışan farklı meslek gruplarına bağlı emekçiler arasında ciddi farklar bulunmaktadır. Hatta geçen ay teşvik ödeme alamayan ya da çok az alan arkadaşlarımızın sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.

    Özellikle Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde aynı birimde eşit koşullarda olan sağlık çalışanı ile Ankara Tıp’ta çalışan sağlık çalışanı arasında 5 kata varan fark ortaya çıkmaktadır. İş barışını bozan, emeğimizi değersizleştiren bu uygulama hakkında acilen yeni bir düzenleme yapılması ve mağduriyetimizin giderilmesi gerekmektedir.

    Sorunlarımız bununla kalmamaktadır. İnsanları iyileştirmek için gece gündüz demeden günün 24 saati çalışan emekçilerin beslenme hakkı da sorunlarımızın başında gelmektedir. Kurumda dağıtılan yemek hijyenik ve doyurucu olmaktan uzak olması sebebiyle de koruyucu sağlık hizmetinin ihlali anlamına gelmektedir.

    Yine kurum içerisinde liyakatsiz atamalar, keyfi uygulamalar da sorunlarımızın arasında yer almaktadır. Keyfi ve plansız yer değişiklikleri, mobbinge varan psikolojik baskılar çalışanların mutsuzluğunu derinleştirirken idarenin diyaloğa kapalı tutumu ve sendikal hakların kullanımına yönelik tehditler ise bizim açımızdan asla kabul edilebilir değildir.

    İdarecilerin araçları için özel yer ayrılırken diğer sağlık çalışanları erken geldikleri halde bile otopark sorunu yaşaması, özellikle maaş, döner sermaye vb. ödemelere yönelik bilgi talebimizin karşılıksız kalması, bırakın birinci derece yakınlarımızı kendimizin bile randevu ve tetkikler için sıra alamamamız eşitlik ve adalet duygusunu ortadan kaldıran sorunlarımızın başında gelmektedir.

    “ÜNİVERSİTE YÖNETİMİ TALEPLERİ GÖRMELİ”

    Üniversite yönetimi bir an önce sağlık çalışanlarının taleplerini görmeli ve çözmek için gerekli çabayı sarf etmelidir. Aksi takdirde hizmet üretiminden gelen gücümüzün kullanımı da dahil olmak üzere her türlü eylem ve etkinliği kullanacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır.

    Bizler yandaş sendikaların yaptığı gibi görev savan açıklamalar değil, sorunlarımızın çözümünü esas alan eylem ve etkinlikler yaparak üniversite hastanelerinde çalışanlarının haklarını almasını sağlayacağız.

    Bir kez daha yönetimi uyarıyoruz. Bu SES’e kulak verin…”

    PİRHA/ANKARA

  • TTB: Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi sağlığa zararlıdır!

    TTB: Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi sağlığa zararlıdır!

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanlığı için sunulan bütçe teklifini değerlendirerek, “Sağlık Bakanlığı’nın 2023 yılı bütçe teklifinde yer alan hedeflerin neredeyse hiçbiri kabul edilemez” dedi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi üzerine değerlendirmesini kamuoyu ile paylaştı.

    TTB Genel Merkezinde yapılan basın açıklamasında ilk konuşan isim Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten oldu. Ökten, yapılan açıklamada Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın olması gerektiği vurgusunu yaparak Sağlık Bakanlığı bütçesinin azaltıldığını, tedavi edici hizmetlere %70 pay ayrılırken koruyucu sağlık hizmetleri payının %30 ile sınırlı tutulduğunu söyledi.

    Ökten ayrıca, “Toplum sağlığını koruyacak bir sisteme ihtiyacımız var. Aksi halde aylar sonraya verilen randevu, ameliyat tarihi gibi sorunlar katlanarak sürecektir” dedi. Ali İhsan Ökten son olarak 13 şehir hastanesine %23 pay ayrılmasına tepki göstererek, bu sayının ilerleyen yıllarda 31’e yükselmesi halinde sağlık bütçesinin çok daha dengesiz hale geleceğini, diğer kamu hastanelerinde nasıl hizmet verileceğinin belirsizleşeceğini ifade etti.

    “BÜTÇE KANUNU BASINA-HALKA KAPALI OLARAK GÖRÜŞÜLMEYE BAŞLANDI”

    TTB Merkez Konseyi Üyesi Dr. Adalet Çıbık tarafından okunan açıklamada “Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi Sağlığa Zararlıdır; Toplum Sağlığı Düşünülerek Yeniden Yapılandırılmalıdır!” denilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Türkiye’de genel bütçe, AKP’nin hükümet olmasıyla birlikte, bir yandan ‘sosyal devlet’ hedefi daha da zayıflarken; diğer yandan şirketleri, sermaye sahiplerini vergi vermekten neredeyse azade eden uygulamalarla toplumsal eşitsizlikleri daha da artıran bir içerik kazandı. Bu tablo, elbette yeni değil. Ancak, AKP’nin 20 yıllık iktidarıyla geldiğimiz Kasım 2022 itibarıyla bütçe, yoksulu daha yoksul ve aç, zengini çok daha zengin yapan ekonomik ve sosyal politikaların hayata geçirilmesinin aracı yapıldı.

    Öyle ki kurumlar vergisi adıyla şirketlerden, sermaye sahiplerinden alınan vergi 1999 yılında yüzde 46 iken aşama aşama azaltılıp, 2022 yılında yüzde 22’ye düşürüldü. Bu uygulamayla şirketler ve sermaye sahipleri tarafından ödenmesi gereken vergi oranı yüzde 52 azaltılmış oldu. Başka bir ifadeyle, şirketler ve sermaye sahipleri oran olarak bu yıl, 23 yıl önce ödemeleri gereken verginin yarısından daha azını ödemeleri gerekiyor. Buna karşın, örneğin, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı bütçeleri, topluma sunmakla yükümlü oldukları hizmeti asgari ücretli ailelere bile para almadan sunabilecekleri düzeye çıkartılmadı. Toplumun devlet tarafından sunulmakta olan sağlık hizmetlerine, eğitim-öğretime, tiyatroya vb. ulaşabilmesi ve yararlanabilmesi için cebinden önemli miktarlarda harcama yapması gerekiyor.

    Bilindiği gibi, Haziran 2018 genel seçimleri sonrasında uygulamaya giren Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte, bütçeyi Cumhurbaşkanlığı hazırlıyor ve cumhurbaşkanı tarafından bir yasa teklifi olarak TBMM Başkanlığı’na iletiliyor. “2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi” de 17 Ekim 2022 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunuldu ve Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, maalesef basına-halka kapalı olarak görüşülmeye başlandı.

    Toplam bütçe teklifi bir önceki yılın teklifine göre yüzde 150,3 artırılarak, 4 trilyon 469 milyar 570 milyon 19 bin TL gider ve 4 trilyon 248 milyar 666 milyon 270 bin TL gelir olarak sunuldu. Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan beşinci bütçe olmasına karşın, denk bütçe yapılamamış, daha teklif halindeyken gelirde yaklaşık yüzde 5’lik bir eksiklik yaratılmıştır. Bunun parasal karşılığı 220 milyar 903 milyon 749 bin TL’dir. Öyle ki Milli Savunma, Adalet, Dışişleri bakanlıkları başta olmak üzere birçok bakanlığın bütçesinden çok daha fazladır.

    Cumhurbaşkanlığı, 2023 yılı bütçe gelirlerinin yüzde 86,5’inin vergi gelirlerinden sağlanmasını teklif etmektedir. Yanı sıra, vergi gelirlerinin de yalnızca yüzde 17,4’ünün kurumlar vergisi üzerinden toplanması hedeflenmiştir. Hedeflenen vergi gelirinin büyük bölümünün yine çalışanların maaş ve ücretlerinden, küçük esnafın ve köylünün kazancından kesilecek-alınacak vergilerle ve KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler üzerinden sağlanması hedeflenmektedir.

    Bu teklifin hayata geçirilmesi daha önceki yıllarda olduğu gibi eşitsizlikleri ve yoksulluğu artıracaktır. Adil değildir. Hakkaniyetsizdir. Yalnızca bu nedenle dahi kabul edilebilir değildir. Bütçe gelirleri öncelikle kârdan, ranttan, faizden alınacak vergilerle sağlanmalıdır. Gıda, ilaç, kitap, su, elektrik, doğalgaz, sağlık, eğitim başta olmak üzere, mal ve hizmet alımlarında KDV, ÖTV vb. dolaylı vergiler kaldırılmalıdır. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınacak adil bir bütçe teklifi hazırlanmalıdır.

    “BÜTÇE TEKLİFİNDE YER ALAN HEDEFLERİN NEREDEYSE HİÇBİRİ KABUL EDİLEMEZ”

    Yaşanmakta olan sorunların yarattığı gereksinimler, bütçe teklifini hazırlayanlar tarafından görülmemiş olacak ki genel bütçe içinde Sağlık Bakanlığı bütçesinin payı, 2022 yılı için yüzde 6,63 iken 2023 yılı için yüzde 6,56 olarak belirlenmiş. Bırakalım artırılmasını, maalesef payı azaltılmış. Bu yetmezmiş gibi bakanlığın azalan payının yanı sıra, bakanlığın bütçesi içinde ‘koruyucu sağlık programının’ payı da bir önceki yıla göre azaltılmaktan kurtulamamış; yüzde 33,4’den yüzde 28,7’ye indirilmesi teklif ediliyor. Yetmiyor. Bakanlık bütçesindeki payı 2022 yılında yüzde 64,2 olan ve 2023 yılında yüzde 69,6 olması teklif edilen ‘tedavi edici sağlık programının’ başında da büyük bir kara delik var: Şehir hastaneleri! Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi; ‘tedavi edici sağlık programı’ için ayrılan bütçenin yüzde 22,9’unun şehir hastanelerinin patronlarına kira bedeli ve hizmet alım bedeli olarak ödenmesini içeriyor.

    Bunların yanı sıra, bilindiği gibi Türkiye’de emek gücünü satarak yaşamak zorunda olanların tümü gibi hekimler ve sağlık emekçileri de AKP hükümetleri döneminde daha da yoksullaşmış ve geçinemez hale gelmiştir. Bütçe teklifinde hekimlerin maaş ve emekli aylığına etki edecek 7200 ek göstergenin uygulanması ve özel hizmet tazminat oranlarının yükseltilmesiyle maaşlarda en az yüzde 200 oranında artış yapmaya olanak verecek düzenlemeler 2023 yılı bütçe teklifinde yer almalıdır. Hiçbir hekimin, sağlık emekçisinin aylık gelirinde performans ücretinin payı yüzde 10’u-15’i geçmemeli, gelirlerinin hemen tümünün emekliliğe de yansıtıldığı düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

    Sağlık Bakanlığı 2023 yılı bütçe teklifinde yer alan hedeflerin neredeyse hiçbiri kabul edilemez. Sağlık Bakanı, 24 Kasım 2022 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapacağı; Sağlık Bakanlığı 2023 Yılı Bütçe Teklifi konuşmasından önce gerekli düzenlemeleri yapmalıdır. Bakanlığın bütçesinde yapılacak düzenlemeler; halkın sağlığının korunması ve geliştirilmesi önceliğiyle toplumun sağlık sorunlarının en kısa sürede ve kamusal olarak çözülmesi, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin çalışma koşullarının ve özlük haklarının insan yaşamına yakışır, günümüzün koşullarına uygun hale getirilmesi ve şiddetin önlenmesi öncelikli hedefleriyle gerçekleştirilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • ATO ve TTB: Halkın sırtına 25 yıl yük olacak bir hastane daha açıldı!-VİDEO

    ATO ve TTB: Halkın sırtına 25 yıl yük olacak bir hastane daha açıldı!-VİDEO

    PİRHA – Ankara Tabip Odası (ATO) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), faaliyete giren Etlik Şehir Hastanesi’ne ilişkin yaptığı basın açıklamasında “Kaos sürüyor” diyerek sağlık hizmetlerinin yönetilemediğini duyurdu.

    Bilkent Şehir Hastanesinin ardından 28 Eylül’de faaliyete giren Etlik Şehir Hastanesine de hekimlerden itiraz geldi. Zübeyde Hanım Kadın Doğum Hastanesi’nin yerine inşa edilen Etlik Şehir Hastanesi için Ankara Tabip Odası’nda basın açıklaması yapıldı.

    “Etlik Şehir Hastanesi bitmeyen kaos” yazılı pankart açan hekimler, yaptıkları açıklamada Türkiye’nin 14. Kamu Özel Ortaklığı (KÖO ) ile yapılan Etlik Şehir Hastanesi’nin henüz tamamlanmadan açıldığına vurgu yaptı.

    “TAM BİR BELİRSİZLİK VE KAOS ORTAMI”

    ATO ve TTB adına ortak yapılan basın açıklamasını ATO Genel Sekreteri Dr. Mine Coşkun yaptı. Halkın sırtına 25 yıl yük olacak bir hastane açıldığını ifade eden Mine Coşkun, şunları söyledi:

    “Etlik Şehir Hastanesi’nin açılmasıyla uzun süredir gündemde olan beş hastane kapatılacak/taşınacaktı. Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca 21 Eylül 2022 tarihinde yine Twitter’dan bir paylaşımda bulunarak, ‘hastanelerin kapatılacağına yönelik iddiaların asılsız olduğunu, hiçbir hastanenin kapatılmayacağını ve gurur duyulacak yeni bir hastanemiz olduğunu’ ifade etti. Akabinde aynı gün SB Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bir genelge yayınladı. Genelgede, ‘günümüz değişen sağlık ihtiyaçları ve pandemi sürecinin devam etmesi hususları dikkate alınarak yapılan yeniden değerlendirme neticesinde sağlık hizmet sunumu planlamalarında revizyona gidilmiştir’ denilerek kapatılması planlanan beş hastaneye ilişkin yeni bir tasarrufta bulundu.

    Bundan sonra yaşananlar ise tam bir belirsizlik ve kaos ortamı oluşturmuştur.

    Kapatılmayacak denilen Onkoloji Hastanesi’nden 75’i hekim olmak üzere çok sayıda çalışanın Etlik Şehir Hastanesi’ne geçici görevi çıkarılmış, kimi malzemeler götürülmüş, ancak bir gün sonra (açılış sonrası) Onkoloji Hastanesinden giden bütün personelin geçici görevi iptal edilerek tekrar hastanelerine dönmüştür. Şehir Hastanesinde yalnızca Dışkapı Yıldırım Beyazıt Hastanesi’nden giden üç uzman ve iki hemşire kalmıştır.

    Ulucanlar Göz Hastanesi hekim ve sağlık çalışanları Etlik Şehir Hastanesi’ne nakledilmiş, Ulucanlar’a Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi’nden göz uzmanları ve sağlık çalışanları görevlendirilmiştir. Bugün edindiğimiz bilgi ise Ulucanlar personelinin bir kısmının tekrar eski görev yerlerine gidecekleri ve hastanenin kapatılmasından vazgeçildiği yönünde.

    Bu arada Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yeni göreve başlayan 10 pratisyen hekimin statüsü düşürülen Sami Ulus Hastanesi acil servisine görevlendirilmesi söz konusu. Son bilgi ise Eğitim ve Araştırma Statüsünün tekrar verileceği yönünde.

    Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Hastanesi’nin Eğitici kadrosunun ve asistanlarının durumu ise tam bir belirsizlik halindedir.

    Dışkapı EAH hekim ve sağlık çalışanları ise Etlik ve Dışkapı arasında mekik dokumaktalar.

    “SAĞLIK HİZMETİNİN CİDDİ ŞEKİLDE AKSAMASINA NEDEN OLMAKTADIR”

    Biz bu açıklamayı yazarken yeni bir genelge yayınlandı;

    Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından son yayınlanan 27 Eylül 2022 tarihli yazı ile de bu kez, Ulucanlar Göz Hastanesi’ne tekrar müstakil hastane statüsünün verildiği, Ulucanlar Göz Hastanesi, Etlik Zübeyde Hanım, Dışkapı Yıldırım Beyazıt ve Sami Ulus hastanelerinin kısmen Etlik Şehir Hastanesi’ne taşınacağı ve Eğitim ve Araştırma Hastanesi vasıflarının devam edeceği belirtiliyor.

    Şehir hastaneleri konusunda Türk Tabipleri Birliği’nin ülke genelinde yıllardır yürüttüğü mücadele, Ankara’da ise Ankara Tabip Odası’nın da bileşeni olduğu Hastanemi Açın Platformu (HAP ) ile Onkoloji Hastanesi Kapatılmasın Platformu’nun uzun süredir sürdürdükleri mücadele ses getirmiş, hastane kapatmalarının yarattığı sağlık hakkına yönelik sıkıntı kamuoyunda karşılık bulmuş ve çok önemli hastanelerimiz yara almakla beraber, şimdilik kaydıyla kapatılmaktan kurtulmuştur.

    Günlük değişen kararlar, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının olduğu kadar hastaların da başını döndürmekte, sağlık hizmetinin ciddi şekilde aksamasına, ameliyatların durmasına neden olmaktadır.

    Ankara’da bir değer ve gelenek oluşturan, kendi alanlarında özellikli ve nitelikli hizmet veren, sadece Ankara’nın değil bölgenin referans hastaneleri olan, yoksul halkın rahatça ulaşabildiği hastanelerin kapatılması yerine güçlendirmesi, yatırım yapılması gerekmektedir.

    Sağlık Bakanlığı hekimleri, sağlık çalışanlarını, vatandaşları ilgilendiren konularda açık ve şeffaf olmalıdır. Alınan kararlara ve planlamalara hekimler, sağlık çalışanları ve başta Türk Tabipleri Birliği, Ankara Tabip Odası olmak üzere Ankara’daki alanında uzman meslek örgütleri ve sağlık çalışanlarının sendikaları dahil edilmelidir.

    Bir kez daha ifade ediyor ve uyarıyoruz;

    Hastanelerimizi kapattırmayacağız, hekimlerimizin, sağlık çalışanlarımızın vatandaşlarımızın mağdur olmasına izin vermeyeceğiz!”

    PİRHA/ANKARA

  • SES’ten sağlıkta şiddet yasa tasarısına ilişkin açıklama

    SES’ten sağlıkta şiddet yasa tasarısına ilişkin açıklama

    PİRHA-Geçtiğimiz günlerde meclise sunulan sağlıkta yeni düzenlemeleri içeren yasa tasarısına ilişkin basın toplantısı yapan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), söz konusu kanun teklifinin sağlıkta şiddeti önlemekten uzak olduğunu belirtti. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) AKP’nin torbasından “Sağlıkta Şiddet Yasası” değil
    “Yeni Saldırı Yasaları” çıktı başlığı altında basın toplantısı gerçekleştirdi. SES Genel merkez binasında yapılan toplantıda basın metnini SES MYK adına SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara okudu.

    “SAĞLIKTA ŞİDDETİ ÖNLEMEYE DÖNÜK BİR TEKLİF DEĞİL”

    Kara, 30 Ekim 2018 tarihinde TBMM Başkanlığı’na sunulan sağlık torba kanun teklifinin kamuoyuna “Sağlıkta şiddet yasası” olarak lanse edildiğini ancak bu teklifin sağlıkta şiddeti önlemeye dönük bir teklif olmadığını kaydetti. Teklifin sağlık alanında örgütlü kesimlerin görüş ve önerileri alınmadan sağlık özel sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandığına dikkat çeken Kara, “Torba kanunlarda sıkça yaşadığımızın aynısı olarak birçok hususta düzenleme yapılmaktadır; ihraç edilen ve güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek ataması yapılmayan hekim ve diş hekimlerine özel sektörde çalışmayı yasaklayarak tam bir medeni ölü hali dayatmak kanundaki düzenlemelerden biridir” dedi.

    “SAĞLIK MESLEK VE EMEK ÖRGÜTLERİNİN ÖNERİLERİ DİKKATE ALINMIYOR”

    Sağlık meslek ve emek örgütlerinin sağlıkta şiddetin önlenmesi için geliştirdikleri bir dizi değerlendirme ve önerinin olduğunu hatırlatan Kara, söz konusu kanun teklifinde bu önerilerin dikkate alınmadığını ekledi. AKP’nin amacının sağlıkta şiddeti önlemek olmadığını kaydeden Kara, “Yapılan düzenleme sağlıkta şiddet uygulayan şüpheliler hakkındaki yasal prosedürü tekrardan ibarettir. Şiddet uygulayan şüpheli polis veya jandarma tarafından yakalandığında zaten Cumhuriyet Savcılığına sevk edilmesi, Cumhuriyet Savcısının da 3359 sayılı kanunun ek 12.maddesi uyarınca şüphelinin tutuklanması istemi ile Sulh Ceza Hakimine sevk etmesi gerekir. Bu prosedürü hatırlatacak bir madde yazılması oldukça ilginçtir. Yapılan düzenleme ile sağlık çalışanlarının müşteki, mağdur veya tanık olarak iş yerinde ifadesinin alınabileceği düzenlenmiştir” diye konuştu.

    “SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI TÜM UYGULAMALARI İLE İPTAL EDİLMELİ”

    Bu tip kanun teklifleriyle şiddetin önlenmesinin mümkün olmayacağını bir kez daha hatırlatan Kara, “Sağlığı kışkırtılmış bir talep haline getiren, sağlığı metalaştıran, ticarileştiren, sağlık emekçilerini köleleştiren sağlıkta dönüşüm programının tüm uygulamaları ile birlikte iptal edilmesi; sağlık emekçilerini hedefe koyan ve itibarsızlaştıran dil, söylem ve uygulamalardan vazgeçilmesi; koruyucu sağlığın öncelenmesi ve benzeri bir dizi önlem alınmadan salt şiddet uygulayanları cezalandırmaya dönük yasal değişiklikler ile şiddet önlenememiştir ve maalesef önlenemeyecektir” şeklinde ifade etti.

    “SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMI ÖZELLEŞTİRME OLARAK DEVAM EDİYOR”

    Türkiye’de sağlıkta dönüşüm programının temelinin sağlığın ticarileştirilerek buradan kar elde edilebilecek bir sektör haline getirilmedi olduğunu belirten Kara, programın Dünya Bankası’nın tavsiyeleriyle başlatıldığını ve sağlıkta özelleştirme olarak devam ettirildiğini vurguladı. Kara, sözlerini şöyle sürdürdü: “Vurgulamak isteriz ki, Aile hekimliği hizmetlerinin ücretsiz olduğundan bahsedilerek muayene başına alınan 2 TL’lik katılım payı gizlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca 5510 sayılı kanunun Genel Sağlık Sigortası ile ilgili hükümleri incelendiğinde Türkiye’deki sağlık hizmeti alan kişilerin katkı ve katılım paylarının giderek yükseldiğini, özel sağlık hizmetlerindeki ek ücretlerin %200 tutarına yükseldiğini rahatlıkla görebileceklerdir. Dolayısıyla Türkiye’de sağlık hizmetlerine kişilerin cepten ödediği tutar her geçen gün artmaktadır. AKP hükümetlerinin yaptığı tek şey insanların sağlık talebini arttırmalarına neden olarak kışkırtılmış sağlık talebi oluşmasına sebep olmuştur. Ancak sağlığa ulaşım artık katkı ve katılım payları ile paralı hale getirilmiş, nitelikli sağlık hizmeti sunumunda sorunlar artmış, sağlık hizmetini sunan sağlık emekçilerine yönelik şiddetin önüne geçilememiş, sağlık personelinin özlük ve parasal haklarında gerekli iyileştirmeler yapılmamıştır.”

    “MEDENİ ÖLÜ HALİ DAYATILIYOR”

    Kara, kanun teklifinde OHAL döneminde yayınlanan KHK’lerle ihraç edilen sağlık emekçileri için yer alan maddeler hakkında şunları söyledi: “Teklifte OHAL KHK’ları ile kamudan ihraç edilen (7145 sayılı yasa ile bundan sonra da aynı gerekçe ile ihraç edilecekler de dahildir) hekim ve diş hekimleri ile güvenlik soruşturması sonucuna göre kamu görevine alınmayan hekim ve diş hekimlerinin SGK ile sözleşmesi bulunan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde çalışamayacağına dair hüküm getirilmiş, bu kişilerin devlet hizmet yükümlülüğü var ise, devlet hizmet yükümlülüğü süresi kadar (600 gün) mesleklerini hiçbir şekilde yapamayacakları düzenlenmiştir. Yani, bu kişiler devlet hizmet yükümlülükleri bitmemişse ki bu süre ortalama 600 gündür; 600 gün boyunca sağlıkla ilgili herhangi bir alanda hiçbir şekilde çalışamayacaklardır. Hizmet yükümlülük süresi bitenler ise sadece SGK ile anlaşması olmayan yerlerde çalışacaklardır; ki belirtmek isteriz SGK ile anlaşma yapmayan özel hastane neredeyse yoktur. Bu şekilde yapılacak düzenleme ile hekim ve diş hekimlerine medeni ölü hali dayatılmak istenmektedir.”

    “MESLEK ÖRGÜTLERİNİN ÇALIŞMA DÜZENİNE MÜDAHALE EDİLİYOR”

    Düzenlemenin sosyal devlet ilkesini benimsemiş anayasanın bilerek ve isteyerek ihlali anlamına geldiğini ifade eden Kara, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’nde yapılan esaslı değişiklikler nedeniyle siyasi iktidar yanlısı olmayanların güvenlik soruşturmasından geçme ihtimalinin giderek azaldığını söyledi. Kara, söz konusu kanun teklifinde Türk Tabipleri Birliği (TTB) ile Türk Diş Hekimleri Birliği’nin çeşitli yetkilerinde kısıtlamaya gidilerek meslek örgütlerinin çalışma düzenine müdahalelerin devam ettiğini kaydetti. Kara söz konusu kanun teklifinde yer alan diğer düzenlemeleri ise şöyle sıraladı:

    • Teklifte Türk Eczacılar Birliği’nin kontrolünde yapılan yurt dışından ilaç getirtilmesi uygulaması genişletilerek Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen kurum ve kuruluşlar ile SGK’ya yetki verilmiştir.

    • Teklifte şirketlerin eczane açmasının önündeki engeller kaldırılmaktadır. Böylece eczacılık mesleğini eczane açarak yürüten meslek mensuplarının aleyhine haksız rekabete sebep olacak ve eczacıları ücretli eczacı pozisyonuna indirerek onların emeğinin sömürülmesini sağlayacak bir uygulama getirmektedir.

    • Teklifte Sağlık Bilimleri Üniversitesinin mütevelli heyetinin oluşumu ile ilgili düzenleme yer almaktadır.

    • Teklifte sağlıkta birlikte kullanım ve işbirliğini düzenleyen 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun Ek 9. maddesine yeni fıkralar eklenmiştir. Böylece birlikte kullanım ve işbirliğinin kapsamı giderek genişletilmiştir. Sendikamız bu konuda çıkarılan yönetmeliklere karşı açtığı davalarla hukuka aykırılıkları tespit etmiş ve iptal ettirmiştir. Ancak AKP iktidarı yargı kararlarını uygulamamak için sürekli olarak kanun değişikliği yaparak sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı uygulamalarını sürdürmektedir.

    • Teklifte Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının izin hakları da düzenlenmiştir. Ayrıca vakıf üniversitelerinin eğitim aile sağlığı merkezi açmalarına izin verilmiştir. Aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının 65 yaşına kadar çalışabilecekleri düzenlenmiştir. Ancak kamu görevlisi olmayanlarla ilgili yapılacak sözleşmelerde 4447 sayılı kanun hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilerek bu kişilerin işsiz kalması durumunda işsizlik yardımından yararlanamayacakları belirtilmiştir. Teklifte aile sağlığı elemanı yerine aile sağlığı çalışanı getirilmiştir.

    • 100 yatağın altındaki hastanelerin ve 112 il ambulans servisi başhekimliklerine sözleşmeli atama yapılabilmesi imkanı getirilmiştir. Bu durum kadrolu çalışanlar bakımından olumsuz bir düzenlemedir. Atılan her adım ile sağlık alanı güvencesizliğin tek kural olduğu bir hale getirilmektedir.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • SES: Ağır çalışma koşulları intihara sürüklüyor-VİDEO

    SES: Ağır çalışma koşulları intihara sürüklüyor-VİDEO

    PİRHA – Artan intiharlara dikkat çeken Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES), hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı.  Çalışanların iş koşullarının düzeltilmesi için Bakanlığa seslenen SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, “Ağır ve tehlikeli çalışma koşulları intihara sürüklüyor” dedi.

    SES sağlıkta yaşanan intiharlarla ilgili hazırladığı raporu ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Hizmetlerine yönelik yapılan anket sonuçlarını açıkladı. Sendika Genel Merkezinde yapılan basın toplantısı ile sağlık alanındaki çalışma düzeninin intiharları arttırdığına vurgu yapıldı. Açıklamayı yapan SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, “Sağlık çalışanları ölüyor, Sağlık Bakanlığı ne yapıyor “diye sordu. Kara, sendikalarının hazırladığı rapor ve anket sonuçlarında ağır ve tehlikeli çalışma koşullarının çalışanları intihara sürüklediğine dikkat çekti.

    “İNTİHARLAR BUZ DAĞININ GÖRÜNEN KISMI”

    SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara, sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesiyle birlikte sağlığın toplum yararından işletme mantığına döndüğünü ifade etti. Her geçen gün sağlıkçıların intiharlarla gündem olduğunu belirten Kara, kaybedilen sağlık emekçilerinin buz dağının görünen yüzü olduğunu belirterek “Tükenme, şiddet, mobbing, kronik yorgunluk, depresyon, baş ağrısı, uykusuzluk, düşük benzeri olumsuzluklar, saklanamayan gerçeklerdir” dedi.

    “SON 3 YILDA 431 SAĞLIK ÇALIŞANI İNTİHAR ETTİ”

    Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre; 2015’te 180, 2016’da 129, 2017’de 122 sağlık çalışanının intihar ettiğini söyleyen Kara, “Sağlık Çalışanları ölüyor, Sağlık Bakanlığı ne yapıyor” dedi. İntiharların işle ilişkisinin kolay kurulamayıp özel hayatla açıklanmasına tepki gösteren Kara, “Çalışma yaşamının sorunlarının toplumsal yaşamı etkilediği nettir. Sağlıkta performans uygulaması, güvencesiz çalışma, ücret güvencesizliği ve gelecek güvencesiliği yaratmaktadır. Sık nöbetler, uzun saatler çalışma, işine yabancılaşma, mobbing çalışma yaşamını zorlaştırmaktadır” diye konuştu.
    Her türlü çatışma ve ötekileştirici söylemden vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Kara, “Öncelikle OHAL kaldırılmalı, KHK’ler iptal edilmelidir. Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan ve performans uygulamasından vazgeçilmelidir” ifadelerini kullandı.

    “HASTANELERİN YARISINDAN AZINDA EĞİTİM YAPILIYOR”

    SES tarafından 39 ilde yürütülen İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSG) hizmetlerinin değerlendirilmesi konusunda yapılan anketi paylaşan Kara, “İSG Hizmetleri göstermelik olarak yürütülmektedir. İş yerlerinin yüzde 50.9’unda iş yeri hekimi, yüzde 40.5’inde iş güvenliği uzmanı, yüzde 52.6’sında iş yeri hemşiresi yoktur” dedi.

    İSG Kurulları’nın da mevzuata uygun uluşturulmadığını aktaran Kara, çok tehlikeli kabul edilen hastanelerde en az 16 saat eğitim zorunluluğunun hastanelerin yarısından azında yerine getirildiğini söyledi.

    Kara, sendikalarının hazırladığı anket ve rapor sonuçlarında çalışanları ağır ve tehlikeli çalışma koşullarının intihara sürüklediğini belirtti. Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak sağlıklarını kar hırsına teslim etmeyeceklerini söyleyen Kara, çalışma koşullarının düzeltilmesi için mücadeleye devam edeceklerini dile getirdi. (HABER MERKEZİ)