Etiket: şah hüseyin

  • Hınıs’ta aşure lokmasına katılan Bülbül’den hükümete: Sen kiminle dans ediyorsun?’-VİDEO

    Hınıs’ta aşure lokmasına katılan Bülbül’den hükümete: Sen kiminle dans ediyorsun?’-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri ile Berlin Hınıslılar Derneği, Hınıs’ta aşure lokması dağıttı. Burada bir konuşma yapan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, AKP’nin Alevi sorununa yaklaşımını eleştirerek, “Senin karşında Şah Hüseyin’in, Kerbela’nın torunları var. Senin karşında Seyit Rıza’nın, Pir Sultan’ın, Hallac-ı Mansur’un torunları var. Sen kiminle dans ediyorsun?” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri ve Berlin Hınıslılar Derneği, Erzurum’un Hınıs ilçesinde Aşure lokması dağıttı. Cumhuriyet Meydanı’nda pay edilen aşure programına HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, DBP PM üyesi Abdurrahman Sever, DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, Karaçoban Belediyesi Eşbaşkanları ile HDP il ve ilçe yöneticileri katıldı.

    “SEN KİMİNLE DANS EDİYORSUN?”

    Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, aşurelerin dağıtılmasının ardından konuşma yaparak, AKP’nin, Alevi sorununa yaklaşımını eleştirdi. Milletvekili Bülbül, “Bu hükümet bekliyor ki Aleviler ‘Cemevimizin kapısı kırık, bize aşure lazım’ desin. Senin karşında Şah Hüseyin’in, Kerbela’nın torunları var. Senin karşında Seyit Rıza’nın, Pir Sultan’ın, Hallac-ı Mansur’un torunları var. Sen kiminle dans ediyorsun?” diye konuştu.

    “ÇAĞDAŞ YEZİD’İN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Kemal Bülbül, AKP iktidarında sona gelindiğini ifade ederek konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

    “Bu sahtekar politikalara inanmayın. AKP bitti. Ekonomik olarak, dış politika, kadın politikasında, gençlik politikasında bitti. Esnafları ekmeğe muhtaç etti. Siftah etmeden eve giden esnaf var. Şimdi hala gelip insanlara ‘kurtarırsa AKP kurtarır’ deniliyor. Batırırsa AKP batırır, kurtarırsa biz kurtarırız. Başka bir yolu yok bunun. 20 senedir bunlara uluslararası güçler destek verdi. Avrupa Birliği, Amerika, Rusya, İran destek verdi ama yapamadılar. Neden? Çünkü Kürt’e, Aleviye, kadına, gençliğe, esnafa, hak isteyene düşman. Böyle bir politika olmaz. Bunlar teşhir oldular.
    Burada Şeyh Said’in torunları da var biliyorum. Ben Seyit Rıza’nın torunu olarak diyorum ki gelin beraber eşitliği özgürlüğü sağlayalım. Tarihimize, dilimize, kültürümüze, coğrafyamıza, Türkiye’nin tamamına sahip çıkalım. Türkiye’yi bölmek parçalamak isteyen AKP-MHP politikasıdır. Dolayısıyla biz burada Yas-ı Kerbela lokması, aşure lokması dağıtmak için toplandık. Şahı Merdan Ali’ye dediler ki ‘Devletin dini var mıdır?’ O da ‘Vardır’ dedi. ‘Devletin dini adalettir’ dedi. Peki şimdi soruyoruz; AKP devletinin dini adalet midir? Sahtekar, dindarcılık, sahte dincilik… O zaman Şahı Merdan Ali’nin dediği tanıma uymuyor. Şahı Merdan Ali, ‘Zulmün önünde diz çökmeyin’ dedi. Hüseyin, Yezid’in önünde diz çökmedi. Biz Hüseyin-i’yiz. Biz Zeynep-i’yiz. Çağdaş Yezid’in önünde diz çökmeyeceğiz.”

    PİRHA/ERZURUM

  • Fırat: Aleviler, inancını ‘Yol cümleden uludur’ sözüne uygun olarak yaşayacak

    Fırat: Aleviler, inancını ‘Yol cümleden uludur’ sözüne uygun olarak yaşayacak

    PİRHA-Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat, “Şah Hüseyin’in duruşu düşünsel bir eylemdir” başlığıyla yaptığı açıklamada, “Aleviler kendi inanç tanımını yapmışlardır. İnançlarını “Yol cümleden uludur” sözüne uygun olarak yaşayacak ve sonsuza kadar Şah Hüseyin’e bağlı kalacaklardır” dedi. 

    On İki İmam orucu devam ederken, İstanbul’da bulunan Garip Dede Dergahı Vakfı (GADEV) Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat  “Şah Hüseyin’in duruşu düşünsel bir eylemdir” bir açıklama yaptı.

    Fırat, “Şah Hüseyin’in zalime karşı duruşuyla birlikte özgürlük ve insan onurunun korunması Alevilerin vicdanı içinde koruma altındadır” dedi.

    “Özgürlük düşüncesi; başta siyasi iktidarların kişiler üzerindeki baskısını azaltmak, bireylerin zorlamaya maruz kalmadan yaşam biçimlerini tercih etmelerini ve insan onuruyla bağdaşır şekilde yaşamını devam ettirmesi için gereken bir haktır. Bu düşüncenin inanca dönüşmesi, insanın varoluşundan bu yana vardır” diyen Fırat şunları kaydetti:

    “ŞAH HÜSEYİN’İN DURUŞU, ALEVİLERİN VİCDANINDA KORUMA ALTINDADIR”

    “Her daim tartışılmış, uğruna ölümler, katliamlar ve göçler yaşanmıştır. Bu düşüncenin insanoğlunda inanca dönüşmesinin temelinde ise siyasi iktidarların kendi kişisel istek ve yaşama bakış açılarını halka dayatması, halka zulüm etmeleri, iktidar hırsı, kişilerin siyasi tutumlarını ve ahlak anlayışlarını kendi çıkarları için belirleyici hak saymalarından kaynaklanmıştır.

    Tam da bu sebepten ötürü, Yezid tarafından Şah Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in katledilmesi siyasi hırs ve zulümlerin asırlarca dinmeyecek sonuçlar vereceğini gösteren acı bir örnektir. Şah Hüseyin’in zalime karşı duruşuyla birlikte özgürlük ve insan onurunun korunması Alevilerin vicdanı içinde koruma altındadır ve O’nun özgürlük anlayışı bireysel düşünce eylemidir.

    “ÖZGÜRLÜK İSTEKLERİNDEN DOLAYI ALEVİLER HER DÖNEM BENZER KATLİAMLAR GÖRMÜŞTÜR”

    Şah Hüseyin’in bu mücadele duygusuna varabilmek için, iktidarlar tarafından katledilen Hallacı Mansur’u, Baba İlyas’ı, Derisi yüzülen Nesimi’yi, Torlak Kemal’i, Börklüce Mustafa’yı, Şeyh Bedrettin’i, Yavuz’un, Kuyucu Murat’ın ve II. Mahmut’un devlet fermanıyla kuyulara attığı Alevilere, Pir Sultan’dan bu yana inancımıza sözlü olarak geçen acılara, ölümlere ve kaçak-göçek yaşamımıza bakmak yeterlidir.

    Alevi toplumunun Şah Hüseyin’e bağlılığı ne hayret, ne şaşkınlık ne de korkudandır; özgürlük anlayışının entelektüel gelişiminin kaynağı olan “insanlık onurudur.” Zulme karşı onurlu duran Aleviler her dönem özgürlük isteklerinden dolayı benzer katliamlar görmüş, benzer hali paylaşmış ve bu süreç paylaşımsal ispata dönüşmüştür. Yakılan ağıtlar, söylenen türküler, dilden dile anlatılan acılar koca bir edebiyat yaratmıştır.

    “KOÇGİRİ’DEN DERSİM’E, MARAŞ’TAN SİVAS’A KADAR YAZILAN AĞITLAR İKRARIMIZIN BEDELİDİR”

    Koçgiri’de kara yazmalı anaların hiç dinmeyen yaraları, Dersim’de kadınların, çocukların yüreğinden kopup gelen seslerin, Maraş’ta duvarları işaretlenen evlerin, Sivas’ta yakılarak katledilen aydınların, Gazi’de mezar taşlarına yazılan ağıtların hepsi insanlık onuru ve özgürlüğü için Kerbela’da katledilen, Şah Hüseyin’in uğradığı zulme karşı ikrarımızın bedelidir.

    İnsanı insan yapan tek şey düşüncedir. Düşünce eylemi ise özgürlüktür. Özgür tavırla meydana getirilen her düşünce eyleminin ardında bir sonuç, bir yargı noktası vardır. Bu varılan sonuç bireyin deneyimsel gerçeğidir; bu da inançtır. Özellikle son günlerde birilerinin gölgesinde Alevilik ile ilgisi olmayan yeni bir inanç modeli çıkarma peşinde olanlar, teoriden beslenip Aleviliğin tarihsel arka planını saçma gerekçelerle kirletme peşindeler.

    “YOL CÜMLEDEN ULUDUR”

    İnancımızın anlaşılır biçimini dışlayan ve ona alternatif olan bir tanım geliştirme niyetinde olanlar bilmelidirler ki;
    Aleviler kendi inanç tanımını yapmışlardır. İnançlarını “Yol cümleden uludur” sözüne uygun olarak yaşayacak ve sonsuza kadar Şah Hüseyin’e bağlı kalacaklardır.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Dede Metin: Şah Hüseyin, ‘bana ağlayın’ demiyor; ‘haksızlık karşısında dik durun’ diyor!

    Dede Metin: Şah Hüseyin, ‘bana ağlayın’ demiyor; ‘haksızlık karşısında dik durun’ diyor!

    PİRHA-Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin Dede, matem ayı Muharrem’e ilişkin kaleme aldığı yazısında Kerbela Katliamı’nın önemine dikkat çekerek, “Biz Alevi Kızılbaşlar, din, dil, ırk ayrımı yapmadan her yıl matem ayında ikrar tazeleriz. Zalimlere karşı ezilenlerin, soykırıma uğrayanların yanında olacağımıza, Şah Hüseyinler gibi dik duracağımıza ikrar veririz” dedi.

    Muharrem Orucu bugün başladı. Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin Dede, Kerbela Katliamı’nın yıldönümü sebebiyle duygu ve düşüncelerini paylaştı. “Kerbela deyince zalimlerin zulmü, Şah Hüseyinlerin direnci aklımıza geliyor” diyen Hüseyin Gazi Metin Dede, “Davasına sahip çıkan aydın insanlar var olduğu müddetçe zalimlerin zulmü, Hüseyinlerin direnci devam edecektir” dedi.

    “AÇLIĞIN, SUSUZLUĞUN ZOR OLDUĞUNU BEDENEN HATIRLAMAK”

    Hüseyin Gazi Metin Dede, ilgili yazısında, Şah Hüseyin’in dik duruşu ve teslim olmayışının tarihsel bir önemi olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı.

    “Şah Hüseyin sadece Hz. Muhammedin torunu, Şahı Merdan Ali’nin, Zehra’nın oğlu olduğu için değil, hangi davaya inanırsa inansın bu kadar zalime, zulme, susuzluğa, çoluk çocuğunun soykırımına uğramasına rağmen direnci, dik durması, teslim olmaması açısından çok önemli. Ölmeden önce ölümsüzlüğünü kanıtlayan erlerin eri pirlerin piridir. 1400’ü yıllardan beri gönüllerde yaşamış ve yaşayacaktır.

    Hüseyin’i sevmek ‘ah Hüseyin vah Hüseyin’ deyip mersiye söylendiğinde yaşlı kuşak ağlar. Çünkü çok acı bir olay, soykırım. Şah Hüseyin, ‘bana ağlayın’ demiyor; ‘haksızlık karşısında dik durun’ diyor.

    Biz Alevi Kızılbaşlar, din, dil, ırk ayrımı yapmadan her yıl matem ayında ikrar tazeleriz. Zalimlere karşı ezilenlerin, soykırıma uğrayanların yanında olacağımıza, Şah Hüseyinler gibi dik duracağımıza ikrar veririz.

    On iki imam Orucuna gelince… ‘Oruç’ değil ‘matem’ veya ‘yas tutmaktır’. Kerbela’dan başlayıp Hz. Şahı Merdan Ali’nin Fatma Ana’mızıın soyunun katledilmesini unutturmamak için yas tutulmasıdır. Açlığın, susuzluğun zor olduğunu bedenen hatırlamaktır.

    Güçlü olduğun zaman, zalim olup su yollarını kesmemektir. Zulme uğradığın zaman boyun eğip ‘eyvallah’ etmeyip Şah Hüseyinler, Pir Sultanların davasına inanmış devrimciler gibi dik durmaktır. Bu duruşu kuşaktan kuşağa taşımaktır. Soykırıma, katliama uğrayanların yanında olmaktır. Ezilen, vurulan, yakılan, sürülen halkların birliğini sağlayıp mücadele vermektir.

    “MATEM GÜNÜ KARANLIĞA KARŞI IŞIK OLDUĞUMUZU DÜNYAYA GÖSTERİRİZ”

    Matem günleri her akşam delilimizi uyarır, güneşin balçıkla sıvanmayacağını, karanlığa ışık olduğumuzu dünyaya  gösteririz. Hak lokması olan için lokma duası verir, hasta olanlar hariç su içmemeye dikkat ederiz. Sazlarımızla mersiyeler söyler, sohbet ederiz. Dedeye, Anaya, Babaya soru soranlara bildiğimiz kadar cevap veririz. Yol önderlerinin görevi, uyarmaktır. ‘Ben pirim, mürşidim, rehberim, ocağım’ demekle olmuyor.

    Gelmiş geçmiş tüm ocaklara saygım çok. Ocak biraz olsun başta olmalı. Hamları has edip çiğleri pişireceksin. Ateşte değil, ağzından çıkan Hakk kelamıyla ikna edeceksin. Bunları yapamıyorsan kendi sülalene yazık edersin. Onlar ki dağda, mağarada kaldı, ser verdi sır vermeyip cümleden ulu yolumuzu bizlere emanet ettiler.

    Uzun sözün kısası; aydın olacaksın, yolu yöntemi bilen, sınıf mücadelesinden payını almış devrimcilerimize ihtiyacımızın olduğunu asla unutmayacaksın.

    Hayırlarımız, dualarımız, yasımız, lokmalarımız kabul ola. Münkürler, münafıklar berbat ola. Yardımcımız, Şah Hüseyinler, Pir Sultanların davasına inanmış devrimciler gibi mert ola, yiğitler meydan ala cenabı hak cümleyle birlikte yardımcımız ola. Kazadan, beladan, kötülüklerden, hem düzenin virüsünden hem de koranadan cümlemizi koruya. Evlat isteyene hayırlı evlat, kısmet isteyene hayırlı kısmet nasip eyleye. Bizden doğacak zümreyi, anasına, babasına, koru komşusuna, insan haklarına itaat edenlerden eyleye. Ayağımıza taş, gözümüze yaş getirmeye. Akan kanları, dökülen gözyaşlarını dindire.

    Yuh münküre, lanet Yezit’e, Yezit gibi düşünenlere, emek hakkı yiyenlere, düşüncesinden dolayı devrimcilere kıyanlara…

    Duası bizden, kabulü Hakk’tan, Hz. Hızır’dan ola. Gerçek erenlerin demine hüü.

    Aşk ile ile.”

    “KERBELA BİTMEDİ DEVAM EDİYOR”

    Hüseyin Gazi Metin Dede, Muharrem matemine ilişkin kaleme aldığı ‘Kerbela bitmedi devam ediyor’ adlı şiirini de paylaştı.

    Şah Hüseyinlere ikrar verenler

    Kerbela bitmedi devam ediyor

    Zalimin zulmüne karşı duranlar

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Hallacı Mansur’la Seyit Nesimi.

    Asıldık, yüzüldük duyun sesimi

    Enelhak diyenler çeker yasımı

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Kanuni, Kuyucu, Yavuz Selimler

    Kızılbaş avına çıkan zalimler.

    Nasıl unutulur bunca zulümler

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Koçgiri halkıyla Dersim’e bakın.

    Daha dünkü olay tarihe okuyun

    Toplu soykırımı unutma sakın

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Asırlardan beri düzene kandık

    Maraş’ta vurulduk Sivas’ta yandık

    Malatya, Çorum her yerde candan usandık

    Kerbela bitmedi devam ediyor.

     

    İbo, İnan, Deniz, Mazlum, Çayanlar

    Bu düzenin çarkı bozuk diyenler

    Asırlardır kana doymadı bunlar

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Ermeni, Süryani, Ezidi, Kürtler

    Alevi Kızlbaş mertoğlu mertler

    Bir araya gelin canım yiğitler

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Bombalı eylemler arttı bu sıra

    Suruç, Diyarbakır ille Ankara

    Kapanmaz düzenin açtığı yara

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Türk İslam sentezi usandık canda

    Tekbirlerle kan akıyor her yanda

    Muaviye İle yezit yine meydanda

    Kerbela bitmedi devam ediyor

     

    Gazi Metin ezilenler bir olun

    Haklı davanızda birliğe gelin

    Zalimlere karşı bir karar alın

    Kerbela bitmedi devam ediyor

    PİRHA/ANKARA

     

  • Dede Celal Fırat: Toplumsal bunalımların altında yatan, doğaya karşı duyulan öfkedir!

    Dede Celal Fırat: Toplumsal bunalımların altında yatan, doğaya karşı duyulan öfkedir!

    PİRHA-Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat, ülke genelinde devam eden orman yangınlarına dair, “İnancımızda insanın doğa ile olan ilişkisi onun varlık koşulları arasında en önceliklisidir. Alevilik; doğada yaşam bulan, yaşamını doğa içindeki tüm varlıkların birbiriyle olan uyumuyla kutsayan tek inançtır” dedi. 

    Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Celal Fırat, birçok ilde süren orman yangınlarını gündemine alarak yazılı bir açıklama yaptı. Fırat, “Can yanıyor, canımız yanıyor” başlığı ile kaleme aldığı yazıda “İnancımızda insanın doğa ile olan ilişkisi onun varlık koşulları arasında en önceliklisidir. Alevilik; doğada yaşam bulan, yaşamını doğa içindeki tüm varlıkların birbiriyle olan uyumuyla kutsayan tek inançtır” ifadelerini kullandı.

    “CANIMIZ YANIYOR”

    Celal Fırat, yaptığı açıklamada doğaya olan saygı ve sorumluluğa vurgu yaparak şu mesajı paylaştı:

    “Doğaya ve tüm canlılara olan aşkımızı somut tasvir ederek türkülerimizde, deyişlerimizde ve sanatın diğer tüm dallarında sözlü olarak aktarıyoruz ve düşünün ki binlerce kitapta anlatılmak istenen bir şeyi tek kelamda anlatabilecek kadar AŞIĞIZ doğaya. İşte bu saygı ve sorumluluktur.

    Motifler ve sembollerde saklanmış inancımızın iletişimi ya bir dağ, ya bir taş ya da bir turnadır.

    Dökülen sütün suya dönüşmesiyle oluşan kutsal Munzur’dur.

    Evimizin en güzel köşesinde duran ve elimize aldığımızda niyaz ettiğimiz saz bir ağaç dalıdır.

    ‘Dostun bir tek gülü yaralar beni’ diyen Pir Sultan’ın nasihatidir…

    Ve en önemlisi; Şah Hüseyin’in davasını baki kılan bir avuç su değil midir?

    Evet sevgili canlar, kültürel çöküş ve toplumsal bunalımların altında yatan tek şey doğaya ve canlılara karşı duyulan kin ve öfkedir. Bu öfke kapitalizmdir, doğaya hakim olan insan anlayışıdır.

    Bakınız son yirmi dört saatte sebebi tam olarak bilinmeyen ve doğal etkenler sözüyle geçiştirilen yangınlarda doğa ve canlılar yanarak yok oluyor.

    Yani, canımız yanıyor.”

    (HABER MERKEZİ)