(HABER MERKEZİ)

(HABER MERKEZİ)

PİRHA- Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Sakarya’da 9 depremzede çocuğun İsmailağa Cemaati’ne bağlı vakfın yatılı Kur’an kursuna verildiğine dair iddiaların soruşturulması için suç duyurusunda bulundu. Dilekçede tespit edilecek tüm şüphelilerin cezalandırılması için kamu davası açılması talep edildi.
Sakarya’da 9 depremzede çocuğun, annelerinin yanından alınarak müftülüğe ait olan, ancak işletmesi İsmailağa Cemaati’ne bağlı vakıf tarafından yürütülen bir yatılı Kur’an kursuna verildiği ortaya çıktı.
Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği, söz konusu haberlerin soruşturulması için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Dilekçede, tespit edilecek tüm şüpheliler hakkında ‘Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması’, ‘Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma’ suçları ile re’sen araştırılacak diğer suçlardan gerekli soruşturmanın yapılarak ilgili şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediği sabit olduğundan, şüpheli hakkında soruşturma başlatılması, cezalandırılmaları için kişi ve kişiler aleyhine kamu davası açılması” talep edildi.
NE OLMUŞTU?
Maraş merkezli depremde ailesini yitiren ve Antep’ten Sakarya’ya getirilen 9 çocuğun Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı olan ancak işletmesi İsmailağa Cemaati’ne yakın Sakarya Erenler İlme Hizmet Vakfı tarafından yürütülen Mekke Mescidi-Hanife Akın Kur’an Kursu’na yatılı olarak verildiği ortaya çıkmıştı.
Adem adlı vakıf yöneticisi bilgileri doğrulayarak “Sakarya İl Müftüsü Hasan Başiş bizi aradı, ‘böyle böyle çocuklar var. Bunlara yer açar mısınız?’ dedi. Biz de çocukları aldık. Çocuklar deprem nedeniyle travma geçirdiği için psikolojik destek almış. Biz de bu çocukları bir nevi burada koruma altına aldık. Kursta kalıyorlar. 9 tane çocuk var burada. İki tanesi annelerinin yanına gitti. Yedi tanesi burada” demişti.
(HABER MERKEZİ)

Sakarya’da Kürt işçilere yönelik ırkçı saldırıya ilişkin 3 sayfalık iddianame hazırlayan savcı, ırkçılığı yok sayarak iddianameyi “kasten yaralama” üzerinden tuttu. Avukat Kemal Erdem, saldırıda ırkçı yönünün kapatılmaya çalışıldığını söyledi.
Sakarya’da geçen yıl ölümüne saldırıya uğrayan Kürt işçilerin soruşturmasını tamamlayan savcı, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan takipsizlik kararı vererek 3 sayfalık iddianameyi “kasten yaralama” üzerine tuttu.
Mezopotamya Ajansı’ndan Ahmet Kanbal’ın haberine göre, Mardin’in Mazıdağı ilçesinden Sakarya’nın Kocaali ilçesinde çalışmak için geçen yıl giden tarım işçilerin 4 Eylül’de Kürt oldukları için uğradıkları saldırının soruşturmasını tamamlayan savcı, 3 sayfalık iddianame hazırlandı. Kocaali Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame, Kocaali Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma önümüzdeki günlerde görülecek.
TAKİPSİZLİK KARARI VERİLDİ
Savcı, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan başlattığı soruşturmada takipsizlik kararı verilirken, “kasten yaralama”, “tehdit” ve “hakaret” suçundan ceza istedi. İddianamenin bir buçuk sayfasında mağdur, müşteki ve sanıkların isimleri ile bilgilerine yer verildi. Diğer sayfasında ise savcının değerlendirmesi yer aldı. İddianamede 7 kişi mağdur olarak, diğer işçiler ise müşteki olarak yer aldı.
TEHDİT VAR IRKÇILIK YOK
Hazırlanan iddianamede 4 saldırgandan Hasan Cebecioğlu, Hüseyin Cebecioğlu ve Kenan Cebecioğlu’nun “kasten yaralama”, “tehdit” ve “hakaret”, Kadir Cebecioğlu’nun ise “kasten yaralama” suçlaması ile cezalandırılması istendi. Buna göre saldırganlar, “tehdit” suçundan 6 aya kadar hapis cezası ve adli para cezası, “hakaret” suçundan 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası, “kasten yaralama” suçundan ise 4 aydan 1 yıla kadar cezasıyla cezalandırılabilecek.
Savcılığın değerlendirme kısmında yaşanan olay anlatılırken, saldırganların işçilere dönük kullandığı “Sizi yakarım, burası benim memleketim, siz burayı Mardin mi sandınız”, “Öldüreceğim onu, yakacağım”, “Size bir saat veriyorum, ya buradan çıkar gidersiniz, ya da evi sizle beraber yakarım” ve “Sizin cesetlerinizi bu ocağın altına gömeceğim ve hiç kimsenin haberi olmayacak” ifadeleri yer aldı.
Savcılık, şüphelilerin üzerine atılı suçları işlediklerine dair, kovuşturmaya yeterli şüphe bulunduğunu ancak “suçun uzlaştırmaya tabi olduğu” gerekçesi ile uzlaştırıcı görevlendirildiğini ancak uzlaşmanın sağlanamadığını kaydetti
AV. ERDEM: IRKÇI YÖNÜ KAPATILMAYA ÇALIŞILIYOR
Mardin Barosu adına mağdur işçilerin avukatlığını yapacak olan avukat Kemal Erdem, saldırının başından bu yana ırkçı bir saldırı olduğunu dile getirerek, savcılığın tüm delillere rağmen nefret suçları yönünden dosyayı soruşturmaktan kaçındığını belirtti. İddianamede yer verilen ve saldırganların kullandığı “Sizi yakarım, burası benim memleketim, siz burayı Mardin mi sandınız” ifadelerinin tek başına “Nefret suçu”, “Ayrımcılık” ile “Halkı kin ve Düşmanlığa Tahrik” suçlaması yönünden ele alınması gerektiğini kaydeden Erdem, mevcut iddianame ile soruşturmanın eksik bırakıldığını ifade etti. Dosyanın başından bu yana kapatılmak istendiğini ve saldırının özellikle ırkçı yönünün kapatılmaya çalışıldığını kaydeden Erdem, “Mevsimlik tarım işçileri uzun zamandan bu yana gittikleri her yerde benzer saldırıya maruz kaldığını biliyoruz. Bu saldırıların ırkçı yönü her dönem olduğu gibi bir kez daha gizlenmek istenmiştir. Bu iddianamenin eksik olacağı henüz soruşturma aşamasında iken ortaya çıkmış, bu nedenle itirazlarımızı yaptık. Ancak buna rağmen itirazlarımız dikkate alınmadı. Biz dava aşamasında taleplerimiz ile birlikte bu saldırının her boyutunu ortaya koymaya çalışacağız” diye konuştu.
NE OLMUŞTU?
Sakarya’da mevsimlik tarım işlerinde çalışmak üzere giden Mardin Mazıdağılı işçiler, köylüler tarafından 4 Eylül 2020’de ölümüne saldırıya uğradı. İşçiler aileleriyle birlikte saldırıya uğradıkları köyden can havliyle çıkarak, Mardin’e dönmüştü. Mardin’e dönen işçilerin köyü bir süre askerlerce giriş çıkışa kapatılarak, kimseyle görüştürülmedi.
(HABER MERKEZİ)

İHD İstanbul Şubesi, Sakarya’da Kürt işçilere dönük ırkçı saldırının “inkar politikasının” devamı olduğunu vurgulayarak, bu olayın sadece kınamak ve lanetlemek ile geçiştirilemeyeceğine dikkati çekti.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu, Sakarya’da Kürt işçilere yönelik ırkçı saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Irkçılığın kurumsallaştığına vurgu yapılan açıklamada, mevcut sistemin ırkçılığı körüklediği belirtildi.
Açıklamada, “Bundan daha da kötüsü, olağan hayatta işinde gücünde olan kişilerden oluşan toplumun geniş bir kesiminde ırkçılık tabana yayılmış durumda ve sistem tarafından destekleniyor. Saldırı sonrasında Kürt mevsimlik işçilere karşı her yıl gerçekleşen saldırılarda olduğu gibi işçiler memleketlerine dönmek zorunda kalıyorlar” denildi. Irkçı saldırıya ilişkin detayların da yer aldığı açıklamada, Sakarya Valiliğinin açıklaması “inkâr politikasının” bir örneği olduğu kaydedildi.
SAKARYA VURGUSU
Açıklamada, “Valiliğinin açıklamasında Kocaali ilçesinde fındık bahçesi sahibi iki ailenin kavga ettiği ancak medyadaki görüntülerin ‘ırkçı saldırı’ konusuyla alakasız olduğu belirtildi. Ayrıca ‘geçmişe dönük yapılan incelemede sosyal medya platformlarında ve haber sitelerinde iddia edildiği gibi bir olaya ilişkin Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı ile 112 Acil Çağrı Merkezine intikal eden herhangi bir konu, olay veya şikâyet bulunmamaktadır’ denildi. Bu yıl daha 2 ay önce Türklerin Kürtlere yönelik ırkçılığının bir örneği Yozgat’ta yaşanmış, Mardin’den Yozgat’ın Çekerek ilçesine çalışmaya gelen işçiler ırkçı saldırıya uğramış, saldırının hedefi olan Kürt işçilere Kaymakamlık tarafından suçlu muamelesi yapılmış, ‘can güvenliğinizi sağlayamayız’ denilerek jandarma eşliğinde işçilere Yozgat terk ettirilmişti. Öte yandan Sakarya’nın ayrı bir özelliği var: Son iki yıl içinde iki ırkçı cinayetin de işlendiği yer. Aralık 2018’de Sakarya’da Kadir Sakçı ve oğlu Kürtçe konuştukları için silahlı saldırıya uğramış, katil baba ve oğula ‘Kürt müsünüz, Suriyeli mi?’ diye sormuş, ‘Evet Kürdüz’ cevabını alınca ‘zaten sizi sevmiyorum’ diyerek belindeki tabancayı çıkarıp ateş etmişti. Baba Kadir Sakçı hayatını kaybetmiş, oğlu ağır yaralanmıştı” ifadelerine yer verildi.
“KÜRTÇE KONUŞTUĞU İÇİN”
Sakarya Valiliği’nin olayla ilgili açıklamasının da aynı minvalde olduğuna dikkat çekilen açıklamada, devamla şu ifadelere yer verildi: “Meydana gelen cinayet olayının sebebinin çarpıtılarak, ‘etnik bir nedenden kaynaklanmış gibi algı yaratılmaya çalışılmasının’ gerçekle hiçbir alakası yoktur. Ekim 2019’da ise, yine Sakarya’da, Kürtçe konuştuğu için önce 6 kişi tarafından linç edilen, sonra başından vurulan 19 yaşındaki Şirin Tosun 54 günlük yaşam mücadelesini kaybetmişti. Komisyon olarak her iki cinayetin takipçisi olduk, Sakarya’ya giderek araştırma ve görüşmeler yaptık, rapor hazırladık, duruşmaları takip etmekteyiz. Kürtlere yönelik sistematik ve tabana yayılmış ırkçılığı kınamak, lanetlemek, sosyal medyada konu etmek yetmez. Komisyonumuz ve ırkçılığa karşı duran diğer kuruluş ve girişimler, bir yandan elde bulunan tüm olanaklarla sistemi sorgular, kırıntısı kalmış hukuk yollarını zorlarken bir yandan da tabandaki yaygın ırkçılığa karşı yerelde ırkçılık karşıtı en geniş bir cephe oluşturmak için güçlerini seferber etmek zorundadır.”

Sakarya’da Kürt işçilerine dönük saldırıya ilişkin konuşan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Şaziye Köse, sürecin idari ve adli takipçisi olacaklarını paylaşarak, işçilerle yargı sürecini konuşacaklarını belirtti.
Haberin Videosu
Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sakarya’da Kürt işçilere dönük ırkçı saldırıya ilişkin partinin genel merkezinde açıklama yaptı. HDP Emek Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Şaziye Köse ile komisyon üyeleri açıklamaya katıldı.
Açıklamada konuşan HDP’li Köse, “AKP-MHP ittifakının zehirli söylemi ve politikaları sayesinde linç kültürü daha da artmakta. Daha önce de o kadar çok mevsimlik tarım işçilerine yönelik saldırı yaşandı ki bunları saymaya zamanımız yetmez” dedi. İktidarın yarattığı siyasal ve sosyal “linç ortamı” nedeniyle ülkenin kriz ortamına sürüklendiğine vurgu yapan Köse, “Sürekli topun ağzında olanlar, sürekli aşağılanan ve horlananlar Kürt emekçiler ve göçmenlerdir. Özellikle kadına yönelik şiddeti hiç tanımayan kişiler bir kadının burnunu kırabiliyor, tartaklayabiliyor” ifadelerini kullandı.
OLAYI ANLATTI: KÜFÜRLE BAŞLIYOR
Sakarya Valiliği tarafından söz konusu saldırıya ilişkin yapılan açıklamaya değinen Köse, “Yine üç maymun oynandı; Duymadık, bilmiyoruz, görmedik. Halbuki hem sosyal medyadaki görüntüler hem de işçilerden alınan bilgiler tam tersini anlatıyor” dedi. Köse, işçilerle yaptıkları görüşmeler neticesinde olaya dair edindikleri bilgileri ise şöyle anlattı: “İşçiler sabah tarlaya gitmeye hazırlanırken tarla sahibi geliyor ve ‘köpek sürüleri ne duruyorsunuz, hazırlanın’ diye bir cümle ile başlıyor. Bu, başlı başına bir ayrımcılık ve ırkçılık. Çünkü onlar Kürt işçiler. Bunun üzerine işçiler bize ‘hakaret edemezsin, biz çalışmaya geldik hakaret görmeye değil’ diyor. İşveren bundan sonra küfürlere başlıyor. Bunun karşısında işçiler ‘biz bunun karşısında çalışmayız’ diyorlar ve geri çekilirken köyün içinde 8-10 kişilik bir grup işçilere ellerinde demir sopalarla saldırıyorlar. Saldırganlardan bir erkeğin genç kadına attığı tokat her şeyi açık şeffaf göstermektedir.”
“GENELGELERLE ÇÖZÜM OLMUYOR”
Ülkedeki herkesin, Kürt tarım işçilerine yönelik gerçekleştirilen saldırının tehdidi altında olduğunu kaydeden Köse, “Genelgeler çıkarmakla bu iş çözüm bulmuyor. 4 Nisan genelgesini hatırlayalım, çok güzel maddeler var ama bunların hiçbiri bu süreçte uygulanmamıştır. Tarım işçilerini, kendi tarım alanlarında tarım yapmaları engellenerek, arazileri endüstriyel tarıma açılacağı için hiç bilmedikleri kültürlerin ortasına atılarak her türlü şiddete maruz kalmaktadır. Tarım işçilerinin de çalışma hakkı güvence altında olmalıdır. Oysa iş kanununda mevsimlik tarım işçilerinin hiçbir tanımı yok” şeklinde konuştu.
“TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”
Yapılan saldırının bilinçli bir politika olduğuna dikkati çeken Köse, şöyle devam etti: “AKP’nin ajandasında yer alan halkların birbirine düşmanlaştırıldığı politikasına karşı biz HDP olarak, halkların bir arada yaşaması umudunu büyütmeye devam edeceğiz. HDP olarak bu sürecin idari ve adli takipçisi olacağımızı belirtiyoruz. İşçilerimizin yaşadığı ırkçılığı bir kez daha kınıyoruz ve soruşturmanın derhal başlatılmasını bekliyoruz. Mevsimlik tarım işçileri bugün köylerine ulaştılar, kendileriyle görüşme gerçekleştirerek yargı sürecinin nasıl işletileceğini konuşacağız.”

HDP Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Sakarya’da Kürt işçilerine yönelik gerçekleşen saldırıyı Meclis’e taşımak üzere soru önergesi hazırladı. Kaçmaz, önergesinde İçişleri Bakanı’na “Saldıran kişiler hakkında bir soruşturma başlatılacak mıdır?” diye sordu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Kürt işçilerin Sakarya’da uğradığı saldırıyı Meclis gündemine taşımak üzere soru önergesi hazırladı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle hazırladığı soru önergesinde HDP’li Kaçmaz, iktidar ve çevrelerinin kullandığı nefret dilinin toplumu kutuplaştırdığına, bunun sonucunda ırkçı saldırılar ve cinayetler yaşandığına dikkat çekti.
ŞİRİN TOSUN’U HATIRLATTI
Kaçmaz’ın önergesinde “Fiziksel saldırıya ve ölüme kadar varacak bu saldırılar özellikle yaz aylarının başlaması ile Kürt kentlerinden ülkenin batı illerine çalışmak için giden işçilere yapılan saldırılarla vuku bulmaktadır.2019 yılında Sakarya’da 21 plakalı araca sadece el salladığı için planlı bir şekilde öldürülen Şirin Tosun bu ırkçı saldırılardan sadece bir tanesidir. Kürt işçiler gittikleri birçok kentte ırkçı ve faşizan saldırılara maruz kalmaktadırlar. Bu saldırılara Mardin’den Sakarya’ya fındık toplamak için giden 16 işçi de maruz kalmıştır. ‘Burası bizim memleketimiz, it sürüleri’ şeklinde tarım işçilerine hakaret eden işveren ve diğer köylüler işçilere saldırmış bu görüntüler sosyal medyada da yer almıştır” ifadelerine yer verdi.
“AKSİNİ İDDİA ETME ÇABALARI”
Söz konusu saldırının cep telefonu ile kayıt altına alınıp basında yer almasına rağmen AKP Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz ve Sakarya Valiliği’nin aksini iddia ettiğini belirten Kaçmaz, önergede “Bu aksini iddia etme çabaları ise saldırıya uğrayanları suçlu, saldırıyı gerçekleştirenleri ise aklama çabasıdır. Saldırı sırasında jandarma karakolunu arayan işçiler jandarma personelinin kendilerinden yer bildirimi talep ettiğini belirtmelerine rağmen valilik böyle bir şeyin yaşanmadığını iddia etmiştir” diye belirtti.
Kaçmaz, hafta başında Meclis Başkanlığı’na sunacağı önergesinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:

Mardin’den Sakarya’ya fındık toplamaya giden işçiler, işveren ve köylülerin saldırısına uğradı. İşçiler memleketlerine dönmek için yola çıktı.
Mardin Mazıdağı’ndan Sakarya’ya giden 16 fındık işçisi, bu sabah işveren ve köylülerin saldırısına uğradı. Fındık işçileri, saldırı sonrası memleketlerine dönmek için yola çıktı.
Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre saldırıya uğrayanlardan Barış Demir, olaydan önce işverenle aralarında bir sorun olmadığını dile getirerek, “Biz sabah çalışmak için bahçeye gittik. İşveren gelip, ‘köpek sürüsü’ diye laf söyledi. Bunun üzerine bahçeden çıktık” dedi.
“BURASI BİZİM MEMLEKETİMİZ”
Bahçeden çıktıkları için işveren tarafından “Siz burayı memleketiniz mi sandınız, burası bizim” şeklinde tehdit edildiklerini aktaran Demir, “Bunun üzerine bize saldırdılar. 8 kişi, 3 kişiye sopalarla saldırdı” diye konuştu.
Saldırıdan sonra işçiler memleketlerine dönmek için yola çıktı.
(HABER MERKEZİ)

Sakarya’nın Hendek ilçesinde, 3 Temmuz’daki fabrika faciasında patlamayan havai fişekler ile diğer patlayıcıların imha edilmek üzere yüklendiği kamyonda patlama meydana geldi. Sakarya Valisi Oktay Kaldırım, patlamada 3 kişinin yaşamını yitirdiğini, 6 kişinin ise yaralandığını açıkladı.
Sakarya’nın Taşkısığı bölgesinde bir patlama meydana geldi. Patlamanın havai fişek taşıyan kamyonda meydana geldiği belirtilirken, olay yerine çok sayıda ambulans ve itfaiye ekibi sevk edildi. İlk belirlemelere göre 3 kişi yaşamını yitirirken 6 kişi ise yaralandı.
Olayın yaşandığı bölgede çok sayıda taş ocağı, askeri kışla ve kuzey marmara otoyolu şantiyesi bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde de Sakarya’nın Hendek ilçesinde faaliyet gösteren Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda yaşanan patlama sonucu 7 kişi yaşamını yitirmiş 100’den fazla kişi ise yaralanmıştı.
SAKARYA VALİSİ: 3 KİŞİ YAŞAMINI YİTİRDİ, 6 KİŞİ YARALI
Sakarya Valisi Çetin Oktay Kaldırım, Sakarya’daki patlamaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Patlayıcıların intikalleri esnasında patlama meydana geldi. Patlamada 3 şehidimiz, 6 yaralımız var” ifadelerini kullandı.

PİRHA- Sakarya’nın Hendek ilçesinde bulunan havai fişek fabrikasında büyük bir patlama oldu. Patlamada şu ana kadar 4 kişinin yaşamını yitirdiğini, 1’i ağır 97 yaralı kişinin de yaralandığın belirtildi.
Haberin videosu;
Sakarya’nın Hendek ilçesinin Yukarıçalıca köyü mevkisindeki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda patlama meydana geldi. Patlamanın ardından birçok kişi sokağa çıktı, bazı kişiler deprem gibi sallantı olduğunu belirtti. Bölgeye, çok sayıda sağlık ve itfaiye ekibi sevk edildi. AFAD’ın Hendek bölgesindeki deprem kayıt cihazlarına göre, ilk patlama 11:05’te olmak üzere saat 11:15 ve 11:18’de üç güçlü patlama kaydedildi.
Olay yerine gelerek açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, toplamda 186 kişinin çalıştığını duyururken, çalışanların 100’üne ulaşıldığını belirtti. Bugün işe 20 kişinin gelmediği ve 16 kişinin de taburcu edildiği bilgisini veren Koca, 4 kişinin yaşamını yitirdiğini, 1’i ağır 97 yaralı kişinin de yaralandığını söyledi.
(HABER MERKEZİ)

Çalışmak için geldiği Sakarya’da uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralanan mevsimlik tarım işçisi Şirin Tosun hayatını kaybetti. Tosun’un avukatı saldırganların Diyarbakırlılara hakaret ettiğini belirterek, bunun ırkçı bir saldırı olduğunu söyledi.
Diyarbakır’dan mevsimlik tarım işçiliği yapmak için Sakarya’nın Karasu ilçesinin Paralı mahallesine gelen Şirin Tosun 21 Ağustos’ta yanındaki arkadaşı Mahsun Zeren ile birlikte saldırıya uğradı.
Zeren’in aktardığına göre saldırı şöyle gerçekleşti: M.S.V., Z.A., F.A., T.A., S.I. ve E.M. isimli kişiler, konuşarak yoldan geçen Şirin Tosun ve Mahsun Zeren’e “Ne bağırıyorsunuz yüksek sesle” diyerek sataştı. Altı kişi, iki gence ve Diyarbakırlılara ağır hakaretler etti.
Kendilerine bu şahıslar tarafından içki şişeleri atılmaya başlanınca Tosun ve Zeren kaçmaya başladı.
Bu esnada Z.A. isimli kişi, üzerinde bulunan ruhsatsız tabancayla 2 el ateş edip, Şirin Tosun’u başından vurdu.
Zeren, M.S.M isimli kişinin de bir süre kendisini kovaladığını ve “Kimseye bir şey söyleme, bunu kendi aramızda halledeceğiz” dediğini aktardı.
Ağır yaralanan Şirin Tosun, olay yerine gelen sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Jandarma ekipleri de kaçan saldırganları gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan üçü tutuklandı.
MA’nın haberine göre 40 gündür hastanedeki yoğun bakım ünitesinde tedavi altında olan Tosun, dün gece yaşamını yitirdi.
Tosun, Dicle’nin Kaygusuz Mahallesi’nde bulunan aile mezarlığına defnedildi.
Saldırıya ilişkin konuşan Tosun’un avukatı Muhammed Işık, “Saldırganlar, Diyarbakırlılara yönelik ağır hakaretlerde bulunmuşlar. Bu da gösteriyor ki, bu saldırı da ortada hiçbir sebep yokken yapılmış ırkçı bir saldırı” dedi.

İHD Eş Genel Başkanı Av. Eren Keskin, Sakarya 7. Komando Tugay Komutanlığı’nda askerliğini yapan Kürt bir askerin lince maruz kaldığı yönündeki iddiaları yetkililere sordu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Av. Eren Keskin, Kürt bir askerin lince maruz kaldığı yönünde kendisine ulaşan bilgileri gündeme taşıdı. Keskin konuya dair sosyal medya hesabı Twitter’dan paylaşımlarda bulundu.
Keskin yaptığı ilk paylaşımda “Şu anda, Sakarya 7.Tugay da askerliğini yapan biri aradı. Cezaevinde yatmış bir Kürt askere, linç girişiminde bulunulmuş. Görüştüğümde hala, sloganlar atılıyordu. Asker sağ mı, öldü mü bilmiyoruz. Yetkililerden açıklama bekliyoruz” dedi.
Keskin, yaptığı ikinci paylaşımda ise “Yeni bilgi, asker yaşıyormuş. Komutanlar, bilgi vermiş” diye yazdı. (HABER MERKEZİ)


PİRHA – Alevilere ve son olarak sanatçılar Metin Akpına ve Müjdat Gezen’e yönelik gözaltı operasyonuna tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, AKP iktidarının rejim değiştirme derdinde olduğu, yargıyı kendi inisiyatifi doğrultusunda kullanarak cezalar yağdırdığı belirtildi.
Son dönemde artan gözaltı ve tutuklamalara ilişkin yazılı açıklama yapan Pir sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), AKP iktidarının yargıyı kendi inisiyatifi doğrultusunda kullandığına dikkat çekerek, “Cafer Koluman, Zeynep Yıldırım, Müjdat Gezen, Metin Akpınar yalnız değildir” dedi.
“YARGI AKP İNİSİYATİFİ DOĞRULTUSUNDA KULLANILIYOR”
Her geçen gün yeni gözaltıların olduğu belirtilen açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdiği için binlerce insanın gözaltına alındığı veya dava açıldığı belirtildi. AKP iktidarının rejim değiştirme derdinde olduğu vurgulanan açıklamada, AKP’nin adaleti kendine, kendi gibi düşünmeyenlere ise yargıyı kendi inisiyatifi doğrultusunda kullanarak cezalar yağdırdığı kaydedildi.
Yapılanların açık bir faşizm olduğu belirtilen açıklamada, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman’a önceki gün verilen hapis cezasına, derneğin Erzincan Şube yöneticilerine verilen para cezalarına ve Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın ise hala devam eden tutukluluğuna da tepki gösterildi.
SAKARYA’DA IRKÇI SALDIRIYA TEPKİ
Önceki gün Sakarya’da yapılan ırkçı saldırıya da tepki gösterilen açıklamada, “Kürt olduğunu söylediği için Sakarya’da bir baba oğlunun gözü önünde kurşun yağmuruna tutulmuş ve katledilmiş, oğlu ise ağır yaralanmıştır” denildi.
“SANATA VE BİLİME DÜŞMAN ZİHNİYET ASLA KABUL EDİLEMEZ”
Katıldıkları bir televizyon programında düşüncelerini ifade ettikleri için Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’in de bu sabah gözaltına alınmasına da değinilen açıklamada sanat ve bilime düşman bir zihniyetin asla kabul edilmediği belirtildi. Açıklamada, şunlar ifade edildi:
“Sanata, bilime düşman bu zihniyet asla kabul edilemez. Fikir özgürlüğünün gerekleri uygarlığın ve insanlığın en önemli teminatıdır. Her fırsatta düşünce özgürlüğünden bahsedenlerin, esas olarak kendi düşüncelerini polis baskısı, tutuklama gibi uygulama ile kabul ettirmeye çalıştıkları gün gibi ortadır.”
“BOYUN EĞMEYECEĞİZ”
Pir Sultan Abdal kültür Derneği, gözaltına alınanların serbest bırakılması gerektiğini belirterek, Aleviler olarak bu uygulamalara asla boyun eğmeyeceklerini, karanlığa karşı aydınlığın mücadelesini vermeye devam edeceklerini dile getirdi.
(HABER MERKEZİ)