Etiket: şakran kadın kapalı cezaevi

  • Kürtçe şarkı söyleyen tutuklulara iletişim ve görüş yasağı!

    Kürtçe şarkı söyleyen tutuklulara iletişim ve görüş yasağı!

    PİRHA- Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde 31 tutukluya Kürtçe şarkı söyleyip slogan attıkları için bir ay iletişim ve görüş yasağı cezası verildi.

    İzmir’in Aliağa ilçesinde yer alan Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde 19 Temmuz’da Kobanê’nin özgürleşmesine dair yaptıkları kutlamada, “Kürtçe şarkı söyleyip zılgıt çektikleri ve slogan attıkları” gerekçesiyle 31 tutuklu hakkında başlatılan soruşturma, 12 Ağustos’ta karara bağlandı. Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre; 31 tutuklunun 26’sına 1’er ay haberleşme veya iletişim cezası, 5’ine ise 1’er ay ziyaretçi görüş cezası verildi.

    CEZALARA İTİRAZ EDİLDİ

    Tutuklular verilen disiplin cezalarına itiraz etti. İtirazlara ilişkin duruşma ise 18 Eylül’de Karşıyaka 1’inci İnfaz Hakimliği’nde görülecek. Tutuklulardan Lemiya Asu, Aynur Epli, Rozerin Kalkan, Nuran Durak ve Güler Bilen’in ay içerisinde beklenen tahliyelerinin disiplin soruşturmalarıyla ertelenmek istendiği belirtildi.

    32 yıllık tutuklu olan Güler Bilen, kalp kapakçığı rahatsızlığı yaşıyor. Bilen’in tahliyesini bekleyen ailesi, disiplin soruşturmasıyla bu durumun gecikmesinden endişe duyuyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Ağır hasta Fatma Güler’in hapishanede kaldığı her an yaşamına ağır tehdittir’

    ‘Ağır hasta Fatma Güler’in hapishanede kaldığı her an yaşamına ağır tehdittir’

    F Oturması’nın 472.’sinde İzmir Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutulan 75 yaşındaki ağır hasta tutsak Fatma Güler’in durumuna dikkat çekildi; yetkililer göreve, kamuoyu ise duyarlılığa çağırıldı. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek, tedavilerinin önündeki engellerin kaldırılması ve derhal tahliye edilmeleri için düzenlediği 422. F Oturması’nda İzmir Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde tutulan 75 yaşındaki ağır hasta tutsak Fatma Güler’in durumuna dikkat çekildi.

    Online düzenlenen eylemin metnin İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri okudu. Yoleri, “Hakkında verilen 5 yıl 3 ay hapis cezası kesinleştiği için 2018’den bu yana tutuklu bulunan Fatma Güler, tutuklanmadan önce mide kanseri nedeniyle iki defa ameliyat geçirmiş olup, aynı zamanda astım, yüksek tansiyon ve karaciğer hastasıdır. Hapishane koşulları nedeniyle  hastalıkları ilerlemiş, pandemi nedeniyle tedaviye erişimin durma noktasına gelmesi sağlığına yönelik riski artırmıştır” dedi.

    Avukatından alınan bilgiye göre; ileri derecede görme bozukluğu ve kulaklarında ağrılar başlayan Gülerin, ağrılar nedeniyle uyku düzeninin bozulduğunu aktaran Yoleri, “Göğsünde koltuk altına yayılan şişlikler oluşmuş, karaciğerindeki hastalığın verdiği rahatsızlık artmıştır. Fatma Güler bu arada guatr ameliyatı da olmuş, teşhisi öğrenilememiştir” diye konuştu.

    “FATMA GÜLER’İN HAPİSHANEDE KALDIĞI HER AN AĞIR TEHDİT”

    Yoleri, Fatma Güler’in hapishanede kaldığı her anın yaşamı için ağır tehditler oluşturduğuna dikkat çekerek, “Fatma Güler için Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan “Yaşlılık ve hastalık nedeniyle cezasının ertelenmesi” talebi reddedilmiştir. Tahliyesi için CİMER’e yapılan başvuruya ise hiçbir cevap verilmemiştir. Hastalıkları nedeniyle yaşamını tek başına sürdüremeyen Fatma Güler’in hapishanede kaldığı her an yaşamına ağır bir tehdit oluşturmaktadır. İnsan hakları savunucuları olarak, Fatma Güler ve tüm hasta mahpusların tedavilerinin önündeki engellerin kaldırılmasını, pandemi koşulları da gözetilerek derhal serbest bırakılarak yaşam haklarının korunması gerektiğini bir kere daha hatırlatıyor, yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırıyoruz” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • 75 yaşındaki hasta tutuklu Fatma Güler’in hayati tehlikesi artıyor

    75 yaşındaki hasta tutuklu Fatma Güler’in hayati tehlikesi artıyor

    PİRHA- İHD İzmir Şubesi Hapishane Komisyonu, Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan 75 yaşındaki ağır hasta tutuklu Fatma Güler’in kanserden astıma pek çok hastalığı olduğunu belirterek, “Güler’in cezaevinde kalması hayati tehlikesini arttırmaktadır” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için açıklama yaptı.

    Açıklamada, İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki ağır hasta tutuklu 75 yaşındaki Fatma Güler’in durumu anlatıldı. Açıklamayı yapan Hapishane Komisyon Üyesi Ahmet Çiçek, Dersim’in Hozat ilçesinde 2012’de tutuklanan Güler’e, 5 yıl hapis cezası verildiğini söyledi.

    Çiçek, “Cezası Yargıtay tarafında onandıktan sonra 30 Ekim 2018’de tutuklanarak Aydın E Tipi Kapalı Hapishanesi’ne oradan İzmir Aliağa / Şakran Hapishanesi’ne gönderilmiştir. Güler, 30 Ekim 2018 tarihinden beri hapishanede hükümlüdür” dedi.

    KANSER, ASTIM, TANSİYON, KULAK AĞRILARI VAR

    Güler’in, tutuklanmadan önce mide kanseri hastalığından dolayı iki defa ameliyat olduğunu belirten Çiçek, şunları söyledi:

    “Ayrıca astım, yüksek tansiyon ve karaciğerlerinde rahatsızlıkları bulunmaktadır. Hapishaneye girdikten sonra gerek hapishanenin yarattığı kötü ortam gerek yeterli beslenememe gerekse de hastaneye gidememe nedeniyle var olan hastalıkları artmış ve yeni hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olmuştur.”

    Güler’in durumunun ağırlaştığını belirten Çiçek, hasta tutuklunun son durumunu şöyle anlattı:

    “Avukatının yaptığı görüşmede kulaklarında ağrılar başladığını, ağrı nedeniyle uyuyamadığını, yüksek tansiyon hastası olması nedeniyle sık sık tansiyonunun yükseldiğini, göğsünde şişliklerin olduğunu, bu şişliklerin koltuk altlarına yayıldığını ve ayrıca karaciğerinden rahatsızlıklarının arttığını ve karnında şişliklerin olduğunu belirtmiştir. Karaciğerinde oluşan kist, sürekli şişme yapmaktadır. Patlama ihtimali yüksektir. Patlaması halinde zehirleme yapacaktır. Avukatı, Güler’in guatr ameliyatı olduğunu ve görme bozukluğu bulunduğunu da bildirmiştir.”

    CEZA ERTELEME TALEBİ REDDEDİLDİ

    Güler için Cumhuriyet Başsavcılığı’na avukatı aracılığıyla yapılan “yaşlılık ve hastalık nedeniyle cezasının ertelenmesi“ talebinin reddedildiğini aktaran Çiçek, “Tahliyesi için CİMER’e yapılan başvuruya ise hiçbir cevap verilmemiştir. Yeni infaz yasası nedeniyle gerek 75 yaşında olması ve gerekse de hastalığı nedeniyle avukatının başvurduğu tahliye talepleri ‘terör suçu kapsamında’ olması nedeniyle kabul edilmemiştir. Birçok ameliyat geçiren Güler’in cezaevinde kalması hayati tehlikesini arttırmaktadır” ifadelerini kullandı.

    Güler’in cezaevinde kalmasının geri dönülemez maddi ve manevi sorunlara yol açacağını dile getiren Çiçek, tahliye çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Anne Akman’dan çağrı: Kızım ağır tecrit altında, bitsin bu işkence!-VİDEO

    Anne Akman’dan çağrı: Kızım ağır tecrit altında, bitsin bu işkence!-VİDEO

    PİRHA- Şakran Cezaevi’nde tutuklu bulunan Didem Akman’ın annesi Zülfiye Akman, cezaevinde devam eden hak ihlallerinin düzeltilmemesi durumunda kızının yeniden ölüm orucuna başlayabileceğini söyledi. Akman, “Cezaevine yönetimine sesleniyorum; sözünüzü tutun ve bu ağır tecrit kalksın. Ölümü görmek isterim ama kızımı bir daha o durumda görmek istemiyorum” dedi. 

    İzmir Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan adil yargılanma ve hapishane koşullarının düzeltilmesi talebiyle 206 gün ölüm orucu yapan Didem Akman’ın annesi Zülfiye Akman, cezaevi yönetiminin sözünü yerine getirmediğini ve bu nedenle Akman’ın yeniden ölüm orucuna başlayabileceğini belirtti.

    Akman, Şakran Kadın Kapalı Cezaevi idaresinin keyfi olarak dış kantin ihtiyaçlarını karşılamama, havalandırma saatleri kısıtlama ve kitap toplatma kararı aldığı, duruma tepki gösteren kadın mahpusların da iki haftadır eylem yaptığını söyledi.

    Çocuklarının tekrar ölüm orucuna başlama riskinin olduğunu söyleyen Didem Akman’ın annesi Zülfiye Akman, kamuoyuna çağrıda bulunarak, “Kızımın görme ve duyma kaybı var. Yazı yazar iken bulanık gördüğü için gözünün birini kapatmak zorunda kalıyor. Götürdüğümüz elbiseler dahi alınmıyor. Tam olarak iyileşmedi. Ayaklarındaki şişlikler halen devam ediyor. Halen ilaç kullanıyor. Bir dergiyi, kitabı çok mu görüyorsunuz? Herkesten rica ediyorum; bu ağır tecrit kalksın” dedi.

    “KEYFİ OLARAK KİTAPLAR TOPLATILMIŞ, HÜCRELERİ DAĞITILMIŞ”

    Kızı Didem Akman ile en son 1 Mart’ta yaptığı görüşmede cezaevi idaresi tarafından havalandırmanın 1 saate düşürüldüğü bilgisini bilgisini paylaşan Zülfiye Akman, kitap saklandığı bahanesiyle hücrelerin aranılarak dağıtıldığını belirtti.

    Akman, şunları kaydetti:

    “Kızımın görüşüne en son 1 Mart’ta gittim. Biraz yordun gibiydi. Ölüm orucundan çıktıktan sonra 3 ay hastanede kaldı ve sürekli kontrolleri vardı. Son dönemde keyfi uygulamalarla kitaplarını toplamışlar. Kitap sakladıklarını söylemişler. Her şeyin gözetimleri altında girdiği cezaevinde kitap saklamayacaklarını söylemişler. Görüşe gitmeden bir gün önce telefon günüydü, aramadı. Cezaevine neden aramadıklarını sorduğumda hatların bozulduğunu ve  arayacaklarını söylediler. Meğerse hatlar bozuk değilmiş, kızımın kaldığı hücrenin altını üstüne getirerek arama yapmışlar. Neyi arıyorlar ki? Bunu protesto etmek için uyumadıklarını, 5 dakikada bir kapıları dövdüklerini söylediler. Uykusuz kalmışlar.”

    “İNSAFSIZLAR, VİCDANLARI YOK”

    Zülfiye Akman, kızının cezaevi koşullarına tepki göstermek amacıyla sürekli çeşitli eylemler yaptığını, ayrıca 2 kez hücresini ateşe vermeye çalıştığını ifade etti. Akman, kızına bu eylemi dolayısıyla 1 hafta boyunca yatak verilmediğini, kızının demir ranzada yatmak zorunda bırakıldığını belirtti.

    206 gün ölüm orucunda kalan kızı Didem Akman’ın henüz iyileşmediğini söyleyen anne Zülfiye Akman, cezaevi yönetimi tarafından verilen sözlerin tutulmaması ve şartların düzeltilmemesi durumunda kızının yeniden ölüm orucuna başlayabileceğini belirtti.

    Akman,  şöyle devam etti:

    “Kızım cezaevi şartları değişsin diye iki sefer hücresini yaktı. Demir ranzalar üzerinde yatırdılar, yatak bile vermediler. Yanan hücrenin içerisinde bıraktılar. Bu kadar insafsızlar, vicdanları yok. Kızım sesini duyuramadı ve bedenini ölüme yatırmak zorunda kaldı. 206 gün ölüm orucunu devam ettirdi. 10 Eylül günü kaldığı hastanedeki kızımın sayılı günleri kaldığını söyledi. Kızım da talepleri kabul edilmesi durumunda ölüm orucunu bırakacağını, diğer türlü asla bırakmayacağını söyledi. Ben de kızıma bırak diyemedim. Hepsinden çok ben isterim kızımın yaşamasını; ama kızımın o halini görünce nasıl bırak diyebilirdim ki? Cezaevi müdürü 4 kez gelip gitti. Bir kızım Didem ile bir savcı ile görüşme yaptılar. Söz verdiler. Kızım sözlerine inanmadıklarını, yazılı kağıt vermeleri durumunda ölüm orucunu sonlandıracağını söyledi. Cezaevi müdürü daha büyük bir hücreye geçilmesi, havalandırma ve görüş saatlerinin çoğaltılması, görüşlerde ziyaretçiler ile tek tek değil toplu görüşülmesi vb. talepler için tüm gardiyanlar, askerler önünde söz verdi.”

    “KİTAP, DERGİ YASAK, DIŞ KANTİN YOK”

    “Ölümü görmek isterim ama kızımı bir daha o durumda görmek istemiyorum. Benim yaşadığım acıları hiçbir anne yaşamasın. Kızım, gözümün önünde resmen can çekişiyordu, ölümden daha zor benim için” ifadelerini kullanan anne Zülfiye Akman, “Kitabı, dergileri yasaklıyorsun. İnsaf; dört duvar arasında kitap olmazsa, dergi olmazsa bunlar nasıl zaman geçirecekler. Dış kantini yasaklamışlar. Dışarıdan bir şeyin gelemeyeceğini söylemişler. Önceden defalarca cezaevine getirdikleri gazete, dergiler için gazete bayii yok bahanesi sunmuşlar. Dergi ve gazete aboneliklerini kabul etmiyorlar. Yazdıkları dilekçeler gitmiyor ve cevap verilmiyor” şeklinde konuştu.

    “AĞACA, GÜNEŞE HASRETLER, BU AĞIR TECRİT KALKSIN”

    Kızının durumunun her geçen gün kötüleştiğini, duyma ve görme kaybı yaşadığını fakat yetkililerin bu duruma sessiz kalmasından yakınan Zülfiye Akman, mahpuslar üzerindeki ağır tecridin bir an önce kaldırılması çağrısında bulunarak şöyle devam etti:

    “Bir gökyüzünü görüyorlar, başka bir şey göremiyorlar. Kızım hastanede iken camının karşısında bir karabiber ağacı vardı, o ağaca hayranlıkla bakıyordu. Kemikleri battığı sandalyede oturamıyordu. Altına yastık koyuyordum. Uzun zaman oturduğunda uzanmasını istiyordum; ‘Anneciğim ağaç görmeye o kadar hasretim ki. Ne olur biraz daha izleyeyim”  diyordu. Hastanede kaldığı 3 ay boyunca hayranlıkla o ağacı izledi. Kargaya bile minnet duyuyordu. Karga bir gün penceresine gelmedi, o kadar çok üzüldü ki. Her şeye hasret. Güneşin doğuşunu, güneşin batışını göremiyorlar. Bu kadar insafsızlık olur mu? Kızımın görme ve duyma kaybı var. Yazı yazar iken bulanık gördüğü için gözünün birini kapatmak zorunda kalıyor. Götürdüğümüz elbiseler dahi alınmıyor. Bir dergiyi, kitabı çok mu görüyorsunuz. Herkesten rica ediyorum; bu ağır tecrit kalksın. Kitaplarını, dergilerini verin.”

    “SÖZÜNÜZÜ TUTUN; YÜREĞİM YANIYOR, BİTSİN BU İŞKENCE”

    Pandemi nedeniyle kızının tedavisinin ertelendiğine vurguda bulunan Zülfiye Akman, 5 metrekare olan bir hücrede kalan kızının  havalandırma saatinin 4 saatten1 saate düşürüldüğünü kaydetti.

    Kızının ölüm orucundan kalan tahribatlar sonrasında halen ilaçlar kullandığına işaret eden Zülfiye Akman, “Kızımı bir daha o halde görmek istemiyorum. Cezaevine yönetimine sesleniyorum; sözünüzü tutun ve bu açlık grevi olmasın. Biz de canımızdan bezdik. Kendilerine de, bize de, tutsaklara da eziyet etmeyin. Bu duruma ciddiye almıyorlar. Vicdanı olan herkese, Adalet Bakanlığı’na, sivil toplum örgütlerine sesleniyorum; bir daha ölüm oruçları olamasın. Talepleri kabul edilsin. Duvarda kuş resmi olan takvimi götürdüm. Siyasete dair bir şey yok. 12 ayın her birine düşen bir kuş resmi var. Onu bile almadılar, geri verdiler. İnsafsızlık yapmayın ve çocuklarımıza huzur verin. Yüreğim yanıyor, yetsin artık bu işkence” diyerek kamuoyuna çağrıda bulundu.

    PİRHA/İZMİR