Etiket: saldırgan

  • Garip Dede Dergahı’na saldıran Muhammet Yıldırım’ın adliyeye getirilmesi bekleniyor

    Garip Dede Dergahı’na saldıran Muhammet Yıldırım’ın adliyeye getirilmesi bekleniyor

    PİRHA – Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı Cemevi’ne girerek sağ sola saldıran ve Atatürk büstünü kıran Muhammet Yıldırım’ın  uyuşturucu madde kullanımı ve tehdit suçlarından kaydı, “devletin egemenlik alametlerini aşağılama” suçundan firari olduğu ortaya çıktı. Dün gözaltına alınan saldırganın, Kanarya Polis Merkezi Amirliği’nde sorgusu sürerken, bugün mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

    İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde bulunan Garip Dede Dergahı Cemevi’ne dün akşam saatlerinde giren Muhammet Yıldırım adlı saldırgan burada abdest alıp namaz kılmak istedi. Ardından elinde bulunan Kuran ile Atatürk büstüne zarar verdi.

    Büstü bulunduğu yerden sökerek zarar veren şahıs, olay yerine çağırılan polis ekiplerince gözaltına alındı.

    SALDIRGAN, İLAÇ KULLANIYORMUŞ!

    Garip Dede Dergahı’na saldıran Muhammet Yıldırım’ın savcılığa verdiği ifade de, Risperdal isimli psikolojik ilaç kullandığı, 3 aydır kullanmadığı ve 2 gün önce kullanmaya başladığını söylediği öğrenildi.

    2 GÜN ÖNCE DE BURSA’DA SALDIRMIŞ!

    Edinilen bilgilere göre Muhammet Yıldırım, 2 gün önce Bursa’da Orhangazi’de yine Atatürk afişine saldırarak orada yakalanamadığı için kaçıyor. Bursa’daki saldırının ardından Garip Dede Dergahı’na giderek saldırıyı yaptığı belirtiliyor.

    Cemevi önünde bulunan polisin ise saldırıyı kitlenin müdahalesi sonucu fark ettiği anlaşıldı.

    Gözaltına alınan Muhammet Yıldırım’ın Küçükçekmece’de bulunan Kanarya Polis Merkezi Amirliği’nde sorgusu devam ediyor. Saldırganın bugün mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

    Muhammet Yıldırım’ın uyuşturucu madde kullanımı ve tehdit suçlarından kaydı, “devletin egemenlik alametlerini aşağılama” suçundan firari olduğu ifade edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

    Garip Dede Dergahı’nda namazlı provokasyon; Dergah’tan saldırıya sert tepki-VİDEO

  • Ağaç kesimine karşı çıkan yurttaşı katleden saldırgan tutuklandı

    Ağaç kesimine karşı çıkan yurttaşı katleden saldırgan tutuklandı

    PİRHA – Borçka ilçesinde ağaç kesimini engellemek isteyen Reşit Kibar adlı yurttaşı katleden Muhammet Ustabaş tutuklandı. 

    Artvin’in Borçka ilçesi Cankurtaran mevkiinde dün ağaç kesimini engellemek için direnen halkın üzerine ateş açan ve Reşit Kibar isimli kişiyi öldüren Muhammet Ustabaş tutuklandı. Saldırının ardından gözaltına alınan ve bugün emniyet işlemleri biten Ustabaş ve Fikret M. bugün adliyeye çıkarıldı. Savcılık tarafından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen 2 kişiden Muhammet Ustabaş tutuklandı. Fikret M. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    Yapı-Soy Beton adlı şirketin ihalesini aldığı bölgede turizm tesisi yapımı için bin ağacın kesilmesi planlanırken, dün iş makinalarının ormanlık alana gittiğini gören bölge halkı ağaç kesimini engellemek için harekete geçmişti. Araçları durdurmak isteyen köylüler, bölgede şirketle bağlantılı olduğu bilinen ve 2019 yerel seçimlerinde köyün muhtar adayı olan Muhammet Ustabaş ile karşı karşıya geldi. Muhammet Ustabaş, sözlü tartışmanın ardından köylülere silahla saldırdı. Saldırıda üç kişi yaralandı. Ağır yaralanan Reşit Kibar yaşamını yitirdi. Yaralanan diğer iki kişi Hopa Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cemevlerine saldırı davasında saldırganın avukatları: Cemevleri ibadethane değil

    Cemevlerine saldırı davasında saldırganın avukatları: Cemevleri ibadethane değil

    PİRHA-Dört Alevi kurumuna/cemevine 30 Temmuz 2022’de Ahmet Ozan Karaca tarafından yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyasının ikinci duruşması bugün görüldü. Saldırgan Ahmet Ozan Karaca, kendisinin mehdi olduğunu, Allah tarafından görevlendirildiğini savundu. Saldırganın avukatları ise “Cemevleri ibadethane değil. Dernek adı altında faaliyet gösteriyorlar. O yüzden kanunilik ilkesine göre inançlara saldırı söz konusu değil” iddiasında bulundular. Cemevleri avukatları da sanığın ilişkide olduğu herkesin ve ailesinin dinlenmesi gerektiğini belirttiler. 

    Ankara’da bulunan Ana Fatma Cemevi, Şah-ı Merdan Cemevi, Gökçebel Köy Derneği ve Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’na yönelik geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü olan 30 Temmuz 2022’de saldırı yapılmış ve olayla ilgili 3 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan 3 kişiden 2’si adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca tutuklanmıştı.

    Saldırıların ardından açılan davanın ikinci duruşması bugün Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya Alevi kurum başkanları ve yöneticileri başta olmak üzere çok sayıda demokratik kitle örgütü, Ankara Barosu, siyasi parti temsilcileri ve BM gözlemci katıldı. Avukatların bir önceki duruşmada duruşmaların büyük salonda yapılması talebi kabul edildi.

    ATK, SALDIRGAN HAKKINDA “AKLİ DENGESİ YERİNDEDİR” RAPORU VERDİ

    Saldırgan Ahmet Ozan Karaca hakkında açılan davanın 30 Ocak’ta görülen ilk duruşmasında Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK), Karaca’nın akli dengesinin yerinde olup olmadığına ilişkin rapor talep etmişti. ATK, Karaca’nın “akli dengesinin yerinde olduğuna” oy birliğiyle karar verdi. Kurumun hazırladığı rapor dava dosyasına eklendi.

    Bir önceki duruşmada avukatların reddi hakim talebinin reddedildiği açıklandı.

    Duruşma kimlik tespitiyle başladı. Sanık Ahmet Ozan Karaca salona getirilmedi. Sincan Cezaevi’nden segbisle bağlandı. Tutuksuz yargılanan iki sanık Çağdaş Can Bardakçı ve Baver Gül bulundukları ilden segbisle bağlandı. Ardından sanıkların savunmalarına geçildi.

    “BEN MEHDİYİM, ALLAH TARAFINDAN GÖREVLENDİRİLDİM”

    Sanık Ahmet Ozan Karaca savunmasında, “Ben suçu işlediğimde akıl sağlığım yerinde değildi. Psikolojik sorunlarım var. Cemevleriyle ilgili kötü şeyler duyuyordum. Allah tarafından bana görev verildi ve gidip saldırdım. Değişik psikolojik süreç yaşıyordum. Tarihle ilgili şeyler okuyorum. Biri bana 3 arsa verdi. Bu arsaları araştırırken 15 Temmuz’da savaşlar, melekler vs aklıma geliyordu. Kendimi mehdi sanıyordum. 15 Temmuz’da sela okununca gaza geldim. Sürekli beynim bunlarla meşgul. Herkesi kendimce teste sokuyordum. Allah’ın askerlerini toplamaya çalıştım. İzmir’e, Eskişehir’e gidip, Baver’e (Baver Gül) cemevlerine saldıralım dedim. O da saçmalama dedi, kabul etmedi. Eskişehir’e giderken yolda cemevlerine saldırma kararı aldım. Eskişehir’de cemevi aradım ama bulamadım. Sonra Ankara’ya geldim. Bir derneğin önünde sosyalizm vs yazıyordu ona saldırdım. Sonra telefondan cemevleri yazdım. Önüme çıkan yerlere bu saldırıları yaptım. Mehdi olduğum için sosyalistleri sevmiyorum. Din düşmanı onlar. Ben hiçbir inanca saygısızlık etmedim. Kimsenin inancı beni ilgilendirmez. Benim sevgilim de Alevi. Onu ömrüm boyunca seveceğim. Benim hiçbir suçum yok. Herkesin inancına saygılıyım. Herkesten özür dilerim. Pişmanım. Beraatimi ve tahliyemi istiyorum” dedi.
    Ardından avukatlar sanık Karaca’ya sorularını yöneltti.

    “CEMEVLERİNİ KÖTÜLEYEN AKRABALARIM VAR “

    Avukat Ebru Aybak sanık Ahmet Ozan Karaca’ya neden saldırıdan önce Çeşme’ye gittiğini, orada bir sorun yaşayıp yaşamadığını, orada cemaat ya da tarikatlarla görüşüp görüşmediğini, saldırının öncesinde İstanbul’a da neden gittiğini sordu.

    Sanık ise, emlakçılık yaptığını, iş nedeniyle bu illere gittiğini, tarikat ve cemaatlerle görüşmediğini iddia etti. Avukat Aybak, sanık Ahmet Ozan Karaca’ya telefon aramalarında Çeşme’de bulunan cemevlerini neden aradığını, sanık Çağdaş Can Bardakçı’nın kendisine belirli aralıklarla neden para yolladığını, kendisine cemevlerini kötüleyenlerin kim olduğunu sordu.

    Sanık Karaca da cevap olarak Çeşme’de korsan taksicilik yaptığını, telefondaki aramalardan haberinin olmadığını, Çağdaş’ın arkadaşı olduğu için küçük miktarlar kendisine gönderdiğini, cemevlerini kötüleyenlerin ise akrabaları olduğunu söyledi.

    “İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU’NUN PKK’YE KARŞI SÖYLEMLERİNDEN ETKİLENDİM”

    Avukat Deniz Aydın ise sanık Ahmet Ozan Karaca’ya Eskişehir’de cemevi olmasına rağmen neden Ankara’ya geldiğini, kendisini yönlendiren biri olup olmadığını, Ferhat Encü ve Haşim Kaplan’ı neden Google da arttığını sordu. Sanık ise saldırıyı tek başına yaptığını, Eskişehir’de cemevi bulamadığını o yüzden Ankara’ya geldiğini, hiçbir tarikatla cemaatle bağının olmadığını, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun PKK’ye karşı söylemlerinden etkilendiğini ve bu kişileri arattığını, PKK’ye karşı savaşması gerektiğini düşündüğünü belirtti.

    “UYUŞTURUCU KULLANIYORUM”

    Diğer avukatlar ise uyuşturucu kullanıp kullanmadığını, kısa süre içerisinde bu saldırıları nasıl tek başına yaptığını, İstanbul’da da bir saldırı olacağından haberi olup olmadığını, Gökçebel Köy Derneği Google’da görünmüyor burayı nasıl bulduğunu sordular.

    Sanık Ahmet Ozan Karaca, uyuşturucu kullandığını, rastgele saldırı yerlerini seçtiğini ve gittiğini, İstanbul’da yapılan saldırılarla ilgisi olmadığını öne sürdü.

    SANIK BAVER GÜL: SALDIRILARLA İLGİLİ BİLGİM VE İLGİM YOK

    Sanık Baver Gül ise savunmasında, “Bu kişi ile görüşmüyorduk. Bizi engellemişti. Sonra bir anda amcam beni öldürecek bana boş ev lazım dedi arayarak. Sonra yanıma geldi. Çağdaş’ı da alıp Eskişehir’e gittik. Sonra gece 4,5 gibi evden kaçtı gitti haberim yok. Bir gün sonra olayı öğrendim. İfade vermek için Ankara’ya geliyordum. Yolda polisler aldı. Ahmet Ozan Karaca ‘bana büyü yapıldı’ diyordu. Sağlıklı değildi. Benim saldırılarla ilgili bilgim ve ilgim yok. Beraatimi istiyorum” dedi.

    SANIK ÇAĞDAŞ CAN BARDAKÇI: OLAYI ERTESİ GÜN ÖĞRENDİM

    Sanık Çağdaş Can Bardakçı da savunmasında, “Ben mağdurum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Benim ilgim yok. Ben Eskişehir’de üniversiteyi okudum zaten orayla hep bağım var. Ben giderken Baver de benimle geldi. Gezeriz, takılırız diye geldi. Biz çocukluk arkadaşıyız. Ozan’la görüşmüyorduk. Baver aradı Ozan da gelecek dedi. Şaşırdık. Garip tavırları vardı zaten. Ozan sabaha doğru evden gitmiş. Sonra olayı öğrendik. Daha sonra emniyetten gelip beni aldılar ve Ankara’ya getirdiler. Beraatimi istiyorum” dedi.

    “CEMEVLERİ İBADETHANE DEĞİL, KANUNEN İNANÇLARA YÖNELİK SALDIRI YAPILMAMIŞTIR”

    Ardından sanık avukatları söz alarak savunmalarını yaptı. Avukatlar, “Müvekkillerim Çağdaş ve Baver bu dosyaya nasıl girdi anlamadık. Mağdur durumdalar. Olaylarla hiçbir ilgileri yok. Buna dair bir delil de yok. Beraatlerini istiyoruz. Özdemir bey (Özdemir Özdemir) tehdit ederek konuştu. Üzüldük. Konu hukuk çerçevesinde değerlendirilmeli. Karaca’nın çok ciddi psikolojik sorunları var. Burada sanki her şey kurguymuş gibi konuşuluyor. Şehir hastanesinde 3 hafta kaldı müvekkilim. Oradaki doktorları zan altında bırakamayız. ATK müvekkilimle 10 dakika görüşmüş ve rapor vermiş. Çelişki varsa başka bir rapor daha alınmalıdır. Bu dava bir an önce sonuçlandırılmalıdır. Cemevleri ibadethane değil. Dernek adı altında faaliyet gösteriyorlar. O yüzden kanunilik ilkesine göre inançlara saldırı söz konusu değil. Mala zarar verme suçu işlenmiştir sadece. Dosyayı genişletmenin anlamı yoktur. Müvekkilim ceza alsa bile yattığı süre göz önüne alındığında serbest bırakılmalıdır. Tahliyesini ve beraatini istiyoruz” dedi.

    “MAHKEMENİN YURTTAŞLARINI KORUMASINI İSTİYORUZ”

    DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Mustafa Karabudak, “Şikayetimiz devam ediyor. Bu saldırının arkasında kimler varsa açığa çıkarılmalıdır. Geçmişten bugüne Aleviler hep saldırıya uğradı. Biz mahkemeden, devletten yurttaşların korumasını istiyoruz. Çorum, Maraş, Sivas katliamlarını yaşadık. Bu davanın da onlar gibi düşürülmesini istemiyoruz” vurgusunu yaptı.

    “BU DAVANIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

    Şah-ı Merdan Cemevi Başkanı Kazım Erbektaş ise, “Bu saldırının arkasında başkaları var. Deli rolü yapmaya çalışıyor. İnanmıyoruz. Bu davanın peşini bırakmayacağız. Buna göz yumulursa saldırıların devamı gelir. Şikayetçiyiz” dedi.

    “DELİYİM DİYEREK TAHLİYE İSTİYOR, BİZİM DE DELİLERİMİZ VAR ÇIKARSA NE YAPARLAR BİLMEM”

    Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir Özdemir de, “Sanık deliyim diyerek tahliye istiyor. Zaten deli de değilmiş. Ama bizim delilerimiz var. Bu adam çıkarsa ne yaparlar bilmem. Şehir hastanesinde bu kişiye kim bu raporu verdiyse o doktorlar hakkında işlem yapılmalı. Bu kişinin Çeşme’de görüştüğü kişiler dinlenmeli. Kimler bunlar? Bir de polisle görüştüğünü söylüyor, o kimdir? Her şey ortaya çıkarılmalıdır. Bu şahıs sekreterimizi bıçakladı. Bundan yargılanmalı” dedi.

    “DELİLLER TAM OLARAK TOPLANMAMIŞ, EYLEMLER ŞİDDET İÇERİYOR”

    Ardından cemevlerinin avukatları söz aldı. Avukatlar şunları dile getirdi:

    “Efe adlı şahsın telefonun incelenmesini istiyoruz. Sanık Baver Gül’ün ve Çağdaş Bardakçı’nın emniyet müdürlüğü ile bir görüşmeleri söz konusu. İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne bu görüşmelerinin sorulmasını istiyoruz. Aynı zamanda Çeşme’deki otoparkın sahiplerinin de dinlenmesini ve korsan taksicilik yapıp yapmadıklarının sorulmasını, Karaca’nın Polatlı’da kaldığı otelin kayıtlarının istenmesini ve kaydını tutmayan resepsiyonistin tanık olarak dinlenmesini istiyoruz. Eskişehir’de bulunan cemevlerinin o tarihlerdeki güvenlik kameralarının incelenmesini istiyoruz. Yargılama gerekçesinde nefret suçu da eklenmeli. Eylem şiddet içeriyor. Ayrıca deliller tam olarak toplanmamış durumda. Sanık Karaca, İngiltere numaralı bir telefonla da sık sık görüşüyor. Birden fazla telefonu var şahsın. Bunların araştırılmasını istiyoruz. Sanıkların tüm telefonlarının olaydan geriye doğru en az 6 aylık sürecinin baz incelemeleri yapılmalı. Bilirkişiye inceletilip raporlaştırılmalı. Karaca’nın ailesinin dinlenmesini istiyoruz.”

    Bir sonraki duruşma 22 Mart 2023 saat 10.00’a ertelendi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara’da cemevlerine saldıran şahsın hastane gözetimi tamamlandı!

    Ankara’da cemevlerine saldıran şahsın hastane gözetimi tamamlandı!

    PİRHA – 4 Alevi kurumuna/cemevine saldırı düzenleyen Ahmet Ozan K.’nin akıl sağlığının yerinde olup olmadığına dair hastane süreci tamamlandı. Saldırganın tekrar cezaevine gönderildiği belirtilirken gözler, şimdi bilirkişi heyetinden gelecek rapora çevrildi.

    Ankara’daki Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne saldırı düzenleyen Ahmet Ozan K.’nin hastane gözetim sürecinin sona erdiği öğrenildi.

    4 Alevi kurumuna dönük 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırı sonrası fail hakkında henüz bir iddianame oluşturulmadı. Saldırgan Ahmet Ozan K. hakkında, en son akıl sağlığının yerinde olup olmadığını öğrenmek için Kasım 2022’de hastaneye kaldırıldığı bilgisi alınmıştı.

    NİHAİ KARAR HASTANE RAPORUNA BAĞLI!

    Olayın takipçisi olan Av. Ümran Hakverdi, ilgili savcı ile görüştüğünü belirtti. Hastane tarafından henüz bilirkişi gözlem raporunun mahkemeye gönderilmediğini aktaran Av. Hakverdi, savcının bu yönlü talebinin en kısa sürede hastane yönetimine iletileceğini söyledi.

    Av. Ümran Hakverdi, saldırgan Ahmet Ozan K.’nin, Sincan Cezaevi’nde tutukluluk halinin devam ettiği bilgisini de paylaştı.

    PİRHA/ANKARA

     

    İLGİLİ HABERLER:

    -Ankara’da cemevlerine eş zamanlı saldırı

    -Karabudak: Hala iddianame yok; cemevlerine saldıran kişi belki de serbest bırakılmıştır

  • Karabudak: Hala iddianame yok; cemevlerine saldıran kişi belki de serbest bırakılmıştır-VİDEO

    Karabudak: Hala iddianame yok; cemevlerine saldıran kişi belki de serbest bırakılmıştır-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği (DAD) Ankara Şube/Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Mustafa Karabudak, 30 Temmuz’da saldırıya uğrayan Alevi kurumlarıyla ilgili halen bir dava dosyasının oluşturulmadığını belirtti. Karabudak “Sürece yayma, zaman aşımına uğratma olayı tüm Alevi katliamlarında da olmuştur. Bu saldırının arkasında mutlaka birileri var. Konunun takipçisi olacağız” dedi. 

    Ankara’daki 4 Alevi kurumuna yönelik 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırının ardından fail hakkında henüz bir iddianame oluşturulmuş değil.

    Saldırgan Ahmet Ozan K. hakkında, en son akıl sağlığının yerinde olup olmadığını öğrenmek için Kasım 2022’de hastaneye kaldırıldığı bilgisi alınmıştı.

    BELKİ DE SERBEST BIRAKILMIŞTIR!”

    Ana Fatma Cemevi Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirme yaptı. Karabudak, “Yaklaşık 5 ay geçti ama herhangi bir iddianame hazırlanmamış. Dosya bomboş” diyerek şunları söyledi:

    “En son saldırganın hastanede yatırıldığı, akıl sağlığının yerinde olmadığına dair bir rapor almaya çalıştığını öğrendik. Belki de serbest bırakılmıştır, bilmiyoruz. Kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesi gerekir. Bu tutumlarını kınıyoruz. Bunu sürece yayma, zaman aşımına uğratma durumu tüm Alevi katliamları sonrasında olmuştur. Bugün hala Madımak davası 30 yıldır kapanmamıştır. Diğer Alevi katliamlarındaki davalar sönümlendirilmiştir. Bizler bu olayın bir an önce aydınlatılmasını istiyoruz. Son süreç nedir? Ne zaman bu saldırgan adalet önünde hesap vermeye çıkacaktır? Arkasında kimler vardır? Niçin yapmıştır? Bunların bir an önce kamuoyu ile paylaşılmasını istiyoruz. Şu ana kadar bizler herhangi bir bilgi alamadık.”

    “BİR TEK KİŞİNİN YAPMADIĞI SALDIRI!”

    Mustafa Karabudak, yapılan saldırının üstünün örtülmeye çalışıldığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir insanın İzmir’den gelip Ankara’daki 4 kuruma saldırması düşündürücü. Ankara’da yaşayan bir insan dahi bu kurumların nerede olduklarını bilemez. Çünkü çok kısa bir zaman diliminde bu saldırıyı yapması mümkün değil. Muhakkak bunu mobilize eden, planlayan, arkasında kişi ya da kişiler vardır. Bunların hepsinin açığa çıkması lazım. Evet şimdiye kadar ki saldırılarda, kapı işaretlenmelerinde hep ‘çocuklar yapmıştır, sarhoştur, meczuptur’ diyerek geçiştirildi. Bu olayın zamana yayılmasında da herhalde öyle bir yöne doğru gidiliyor. Belki de bu saldırgana ‘akli dengesi bozuktu, ne yaptığını bilmiyordu’ denilerek hastaneden rapor alıp geçiştirecekler. Ama biz bunun öyle olmadığını biliyoruz. Tüm saldırıların arkasında devletin olduğunu biliyoruz. Çünkü aynı kişi, bir başka inanç grubuna; tabii ki istemeyiz böyle bir şeyi ama örneğin bir camiye saldırmış olsaydı olayın akıbeti daha farklı olurdu. İş Aleviler olunca hep ötelenir, zamana yayıp üzerini örterler.
    Gerçekten bir kişi durup dururken bunu yapmaz. İlk ifadelerinde rastladığımız şey, cemevlerine karşı olduğu, sevmediği yönünde beyanları vardı. Yani niyeti olan biri eğer cemevine saldırmak isteyecekse İzmir’de bir sürü cemevi var, oraya da saldırabilirdi. Ankara’ya gelmesine gerek yoktu. Bir kişinin yapmadığı bir saldırı, bundan eminiz. Davanın da peşindeyiz.”

    “Cemevi saldırılarını Allah için yaptım” diyen failin akıbeti hakkında bilgi almak istediğimiz ilgili avukatlara ise ulaşamadık.

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

    İLGİLİ HABERLER: Ankara’da cemevlerine saldıran şahıs hakkında yeni gelişme!

  • Deniz Poyraz duruşmasında silahlı saldırı girişimi

    Deniz Poyraz duruşmasında silahlı saldırı girişimi

    PİRHA- Deniz Poyraz davası için toplanılan İzmir Bayraklı Adliyesi önüne otomatik silahla gelen saldırgan, ‘Hepinizi öldüreceğim’ diyerek tehditler savurdu. Saldırgan gözaltına alındı.

    Duruma tepki gösterenlere müdahale eden polis SGDF MYK üyesi Birkan Polat’a yumruk atarak dudağını patlattı.

    Duruşmaya  başlanması beklenirken, bir kişi otomatik silahla duruşmanın yapılacağı adliyeye gelip, polis kontrolünden geçerek, duruşmayı bekleyen kişileri tehdit etti. Duruşmayı bekleyen kişilerin silahı fark edip tepki göstermesi sonrası polis, silahla adliye önüne gelen kişiye değil, tepki gösterenlere müdahale etti. SGDF MYK üyesi Birkan Polat’ın polis müdahalesinde yaralandı.

    “SOLCULARI ÖLDÜRECEĞİM”

    Adliye önündeki kaldırımdan, otomatik silahla yolun ortasına gelerek silaha mermi süren saldırganın, “Solcular nerede, solcuları gösterin. Ben polise sıkmam. Getirin onları öldüreceğim” şeklindeki sözleri dikkat çekti.

    Polis, silahlı saldırganın elinde ki silahın oyuncak olduğunu iddia etti.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Metroda kadın yolcuyu bıçakla tehdit eden saldırganın 20 suç kaydı var

    Metroda kadın yolcuyu bıçakla tehdit eden saldırganın 20 suç kaydı var

    İstanbul Kadıköy metrosunda kadın yolcuyu bıçakla tehdit eden saldırgan yakalandı. Bıçaklı saldırganın 20 suç kaydının bulunduğu ortaya çıktı. 

    İstanbul’da Kadıköy-Tavşantepe seferini gerçekleştiren metroda bir kadına hakaretler yağdırarak, bıçakla tehdit eden erkek yakalandı.

    Kimliği henüz açıklanmayan bıçaklı saldırganın 20 suç kaydının bulunduğu ortaya çıktı.

    Dün akşam saatlerinde gerçekleşen olayda, saldırgan E.Y., kadın yolcuya hakaretler savurup, yanında taşıdığı bıçağı çıkartarak kadını “yüzünü keserim” diye tehdit etmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Ertuğrul Kürkçü: Saldırganlar Onur Gencer ile birlikte üç kişi

    HDP’li Ertuğrul Kürkçü: Saldırganlar Onur Gencer ile birlikte üç kişi

    HDP İzmir binasına saldırı düzenleyenin Onur Gencer olduğu belirtildi. HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, saldırıda Gencer’le iki kişinin daha yer aldığını ve kaçtıklarını paylaştı. 

    HDP İzmir İl Binasını ateşe verip Deniz Poyraz’ı katleden saldırganın Onur Gencer olduğu öğrenildi. SKYP İzmir hesabından yapılan paylaşımda Gencer’in sosyal medya hesabından silahlı fotoğrafları yer aldı.

    Bir fotoğrafın Suriye’deki Menbic’ten çekildiğine ilişkin not olduğu görüldü. Gener’in 21 Şubat 2020’de Menbic’ten “Suriye hatırası” diye paylaştığı fotoğrafın ardından “Görev dönüşü” diye de Antep’ten fotolar paylaşması dikkat çekti. Gencer’in saldırısından 1 gün önce sosyal medya hesabından tehditlerle ırkçı paylaşımlar yaptığı da görüldü.

    HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, Twitter hesabından Onur Gencer’in fotoğrafını paylaşarak, “Cinayetin ayrıntıları geliyor… 3 silahlı içeri giriyor. O sırada tesadüfen sadece mutfakta çalışan genç HDP’li kadın Deniz Poyraz var. Onu ateş ederek öldürüyorlar. Binayı yakmaya çalışıyorlar. 2 saldırgan kaçıyor. Yakalanan Onur Gencer’in fb profili çok şey anlatıyor…” diye yazdı.

     

  • Cemevine saldırmadan önce eski başkanın işyerini takibe almış!

    Cemevine saldırmadan önce eski başkanın işyerini takibe almış!

    PİRHA- Bursa’da Kestel Cemevi’nin merdivenlerine 3 yıl önce sprey boyayla nefret yazıları yazan saldırgan K.D.’nin, planlı bir şekilde önceki dönem Kestel Cemevi Başkanı Hüseyin Kalkan’ın işyerinde çalışması için arkadaşını yerleştirdiği belirtildi. Kalkan, söz konusu şahsın bir süre çalıştıktan sonra cemevine yazılı saldırıda bulunulduğunu söyledi. Cemevine saldırının organize olduğunu belirten Kalkan, saldırgana sadece para cezası verilmesinin kabul edilemeyeceğini ifade etti. 

    Bursa’da Kestel Hacı Bektaş Veli Derneği ve Cemevinin merdivenlerine yaklaşık 3 yıl önce sprey boyayla nefret yazıları yazan K.D. adlı şahsın yargılandığı davanın ilk duruşması 12 Kasım’da  Bursa Adliyesi’nde görüldü. Saldırganın yaşı olay anında 18 yaşından küçük olduğu için 70 gün hapis cezası verildi. Ancak hapis cezası para cezasına çevrildi.

    Kestel Hacı Bektaş Veli Derneği ve Cemevinin merdivenlerine sprey boyayla nefret yazıları yazan saldırgan K.D.’nin, planlı bir şekilde cemevinin önceki dönem başkanı Hüseyin Kalkan’ın işyerinde çalışması için arkadaşını yerleştirdiği belirtildi.

    Kalkan, söz konusu şahsın bir süre çalıştıktan sonra cemevine yazılı saldırıda bulunulduğunu söyledi. Cemevine saldırının organize olduğunu belirten Kalkan, saldırgana sadece para cezası verilmesinin kabul edilemeyeceğini ifade etti.

    “SPREYİ BİZİM DÜKKANDAN ALMIŞ”

    Hüseyin Kalkan, saldırgan K.D.’nin, cemevine saldırıdan önce Kestel’deki işyerine nasıl yerleştirildiğini şöyle anlattı:

    “Bizim Kestel’de dükkanımız var. Bir gün geldiler, dediler ki; bir çocuk var, ailesinden ayrı, dedesinin yanında kalıyor, çok zor durumda. Sizin yanınızda part-time çalışsa en azından kendi ekmeğini çıkartır. İsmail diye biri referans oldu. Onu da yönlendiren bir arkadaş geldi, bizden birisine söylemiş. O da bize getirmiş. Böyle aracılar kullanıyorlar. Bize sözü geçen kişileri aracı yapıyorlar. Biz de çocuğu aldık işe. Çocuk yaklaşık bir ay çalıştı. Sonra işten çıktı. ‘Ben okulu yürütemiyorum’ dedi. Okul ile iş bir arada gitmiyor, diyerek bahane etti, çıktı. Tam bir hafta sonra o yazı yazan çocuk (saldırgan) her akşam gelip bu çocuğu alıp götürüyordu bizim dükkandan, çıkış saatinde. Meğer bunu o yerleştirmiş. Biz garibandır, ihtiyacı var, diye tamam dedik. Part time çalışsın dedik. Bir hafta sonra işten çıktıktan sonra, işte o yazı yazan çocuk (saldırgan) gelip bizden sprey alıyor, fotokopi çoğaltıyor bizim dükkanda. Eleman da bakmıyor mahrem var, eğer müşteri ters veriyorsa kağıdını, biz bakmıyoruz içeriğin ne olduğuna.

    “İŞYERİNE KİM GELİYOR, KİM GİDİYOR, NE KONUŞUYORLAR” DİYE TAKİPTE

    Yazı yazıldıktan sonra o çocuk olduğunu anladık, Kürşat isminde Kestel’de. Yanımızda çalışan çocuğu çağırdık. Bu çocuk böyle bir şey yapmış, sen de geldin burada çalıştın dedik. ‘O soktu beni işyerine” dedi. Neden? diye sorduk. ‘Soruyordu kim geliyor, kim gidiyor? Ne konuşuyor? Kiminle konuşuyor? Böyle her akşam sorguluyordu beni’ dedi. Niye bize bir şey demedin? dedik. ‘Nasıl diyeyim, beni getiren oydu’ dedi.

    “NE KARAKOLA NE DE MAHKEMEYE ÇAĞRILDIK”

    Yazı yazıldıktan sonra karakola gittiklerini, şikayetçi olduklarını belirten Hüseyin Kalkan, “Karakola olayla ilgili ne o çocuğu çağırdılar ne de beni. Zaten dedesi emekli polismiş. Geçen (12 Kasım) dava görüldü sandık. Başkan gitti. Yazıdan dolayı 75 gün sözde ceza verdiler. Yaşı küçük olduğu için paraya çevirdiler. Parayı da 5 yıl ertelediler. Çocuk serbest. Böyle bir olay yaşadık. Ama bana göre organize bir iş. Hiçbir şekilde ne mahkemeye çağırıldık ne karakolda ifademiz alındı, bizim şikayetimizin dışında” diye konuştu.

    “OLAY ORGANİZE AMA KİM OLDUĞUNU BULMADILAR”

    Kalkan, “Biz emniyet müdürüne olayı anlattık. Ama Türkiye’de birçok olay böyle uyutularak, atlatılarak geçiştiriliyor. Yönlendirenler var; organize ama arkasından gitmediler, kim olduğunu bulmadılar. Biz dedik bu iş organize, fakat münferit, kişisel gibi tek kişiye indirgendi. Cezasını sözde verdi, kapattılar olayı” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ KESTEL

  • Başak Demirtaş’a yönelik cinsiyetçi saldırıda bulunan erkek tutuklandı

    Başak Demirtaş’a yönelik cinsiyetçi saldırıda bulunan erkek tutuklandı

    Başak Demirtaş’a sosyal medya hesabı üzerinden cinsiyetçi saldırıda bulunan erkek tutuklandı.

    Sakarya’da, Başak Demirtaş’a ve eşi eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a yönelik sosyal medyada yapılan paylaşıma ilişkin gözaltına alınan şüpheli tutuklandı.

    Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında sosyal medyadan Başak Demirtaş ile ilgili cinsiyetçi saldırıda bulunulmasına ilişkin gözaltına alınan Vedat Muti’nin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

    Sakarya’da, Başak Demirtaş’a yönelik sosyal medyada yapılan paylaşıma ilişkin V.Y. gözaltına alınmıştı. Soruşturmanın genişletilmesi üzerine V.Y’nin üvey amcası V.M. yakalanmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından V.Y. serbest bırakılmıştı.

    NE OLMUŞTU?

    Başak Demirtaş, Vedat Muti adlı bir hesabı kullanan kişi tarafından Twitter üzerinden cinsiyetçi bir saldırıya uğramıştı. Saldırının ardından sosyal medyada “#BaşakDemirtaşSeninleyiz” etiketi açılmış ve yaşanan olaya tepki gösterilmişti. (HABER MERKEZİ) 

  • Başak Demirtaş’a cinsiyetçi saldırıda bulunan şahıs serbest

    Başak Demirtaş’a cinsiyetçi saldırıda bulunan şahıs serbest

    Sosyal medyada Başak Demirtaş’a yönelik cinsiyetçi paylaşımda bulunan şahıs ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

    HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş hakkında sosyal medyada yapılan cinsiyetçi hakaret içerikli paylaşım yapan Vedat Yazıcı’nın emniyetteki işlemleri tamamlandı. Söz konusu şahıs, ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

    Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında diğer şüpheli Vedat Yazıcı’nın üvey amcası V.M’nin ise emniyetteki işlemleri devam ediyor.

  • Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi’ne saldırmıştı, yakalandı-VİDEO

    Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi’ne saldırmıştı, yakalandı-VİDEO

    İstanbul Üsküdar’da bulunan Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi’nin giriş kapısı üzerinde bulunan haçı kıran Mazlum D. polisin 200 ayrı güvenlik kamera görüntüsünü incelemesinin ardından yakalandı. Zanlı emniyetteki işlemlerin ardından Kartal Anadolu Adliyesi’ne sevk edildi.

    23 Mayıs Cumartesi günü saat 19.20 sıralarında Kuzguncuk Mahallesi’nde bulunan Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi’nin  dış giriş kapısı üzerinde bulunan yaklaşık 50 cm uzunluğundaki sarı renkli haç kırılarak yere atıldı.

    Olay gününden 3 gün sonra fark edilen ve kilise yönetimine bildirilen saldırıyla ilgili kilise vakfının yaptığı şikayet üzerine harekete geçen Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, başta kilise ve kilisenin etrafında bulunan iş yerlerindeki 200 ayrı kamera görüntüsünü incelemeye aldı.

    Yapılan incelemede saldırganın Mazlum D. olduğu tespit edildi. Hırsızlık, tehdit, hakaret, mala zarar verme, başkasına ait kimlik belgesi kullanma ve ruhsatsız silah taşıma gibi suçlardan çok sayıda suç kaydı bulunan Mazlum D., adresine düzenlenen baskınla yakalanarak gözaltına alındı. Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemlerin  ardından zanlı Kartal Anadolu Adliyesi’ne sevk edildi.

    EMNİYETTEN AÇIKLAMA

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden konuya ilişkin yapılan açıklamada, şunlar belirtildi:

    “Elde edilen 200 adet kamera görüntüsü incelemesinde Mazlum D.(26) isimli şahsın, Beykoz Kanlıca sahilinden başlayarak, Surp Krikor Ermeni Kilisesi’ne geldiği ve burada bahse konu olayı gerçekleştirdikten sonra Üsküdar ilçesi Yavuztürk Mahallesi, Ayvacı Sokak üzerinde bulunan ikametine kadar 20 km boyunca yürüdüğü tespit edilmiş ve şahıs ikametinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Şahsa bu suçu neden işlediği sorulduğunda, şahıs planlı bir şey olmadığını, bir anlık sinirlenerek bu suçu işlediğini görevlilerimize beyan etmiş, yapılan sorgusunda çok sayıda suç kaydının olduğu tespit edilmiştir.”

     

  • Berfin Özek, asitli saldırgan hakkındaki şikayetini geri çekti

    Berfin Özek, asitli saldırgan hakkındaki şikayetini geri çekti

    Berfin Özek, koronavirüs nedeniyle yıl sonuna kadar “izinli sayılacak” hükümlüler kapsamında tahliye olması beklenen asitli saldırgan Casim Ozan Çeltik hakkındaki şikayetini geri çekti.

    Hatay’ın İskenderun ilçesine bağlı Buluttepe Mahallesi’nde 15 Ocak 2019’da Casim Ozan Çeltik adlı erkek tarafından asitli saldırıya uğrayan Berfin Özek, asitli saldırgan hakkındaki şikayetini geri çekti. TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülüp kabul edilen infaz paketinde, koronavirüs nedeniyle yıl sonuna kadar “izinli sayılacak” hükümlüler arasına kapalı cezaevinde kalan “cinsel suçlar” ve “kasten öldürme” suçlarından cezaevlerinde bulunanların da yararlanacağı ortaya çıkmıştı. Özek’e saldıran Çeltik de bu kapsam dahilinde tahliye olabilecek.

    BerfiN Özek’in Çeltik hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini avukat Mehtap Sert, açıkladı.

    Sert açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bizler İskenderun Kadın Platformu olarak kurulduğumuz günden beri birçok kadın ve çocuk davasının takipçisi olduk, olmaya devam edeceğiz.Kadına yönelik şiddet asla kabul görülemeyecek seviyeye gelmişken bu mücadelemize ket vurulmasına da asla müsaade etmeyeceğimizi bildiriyoruz. Hepinizin yakından takip ettiği Berfin Özek davasında bizler ilk günden itibaren her türlü desteği verdik. Birçok kadın örgütüyle birlikte dayanışma içerisinde olduk. Berfin’i asla yalnız bırakmayarak her koşulda yanında olup tedavisini olabilmesi hayallerini yaşayabilmesi için var gücümüzle çalışma yaptığımız kamuoyunca bilinmektedir.”

    “ÖLDÜREN SEVGİ İSTEMİYORUZ, ŞİARIMIZA TERS ”

    Açıklamasının devamında davadan neden vazgeçtikleri konusuna da açıklık getiren Sert sözlerine şöyle devam etti:

    “Ancak gelinen süreçte Berfin’in kendi iradesiyle şikâyetinden vazgeçtiğini bildirmesi üzerine bizler affetmesinin hukuki ve sağlık yönünden sonuçlarını kendisine açıkladık. Buna rağmen kendisi bu iradesinde ısrar ettiği için bizler de ‘’Öldüren sevgi istemiyoruz” şiarımıza ters düştüğünden ilkelerimizden asla taviz vermeyerek, bu saatten sonra Berfin Özek’le ilgili hiç bir çalışmada yer almayacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz.”

    SALDIRGAN AFTAN YARARLANACAK

    Berfin Özek’in avukatlarından Nevzat Ercan’ın daha önce Sözcü’ye yaptığı açıklamada, “Casim Ozan Çeltik, TCK’nın 86/87. maddeleri uyarınca kasten yaralama suçundan toplamda 13 yıl ceza aldı. Bu da mevcut infaz rejimine göre kapalı cezaevinde 3 yıl, açık cezaevinde 2 yıl tutuklu kalması demek” ifadelerini kullandı.

    Ercan’ın açıklaması şu şekilde:

    “Asitli saldırgan 15 aydır cezaevinde yatıyor. Yeni çıkacak tasarıya göre 3 ay sonra açık cezaevine çıkacak. Düzenleme ile ardından iki ay izne gidecek. Daha sonra 2 ay daha tekrar izin kullanma hakkı olacak. Ancak izinden dönmediğinde hiçbir yaptırımla karşılaşmayacak. Yani bu, saldırganın tahliye edileceği anlamına geliyor.”

    Avukat Hülya Gülbahar, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamalarda saldırgan Casim Ozan Çeltik’in aftan yararlanacağını belirtmişti. Gülbahar, “Bu durum, hiçbir koruyucu tedbir alınmaksızın kadınlar ve çocuklar açısından hatta belli noktalarda toplum açısından risk oluşturan tüm adli suçluların tekrar toplumun içine salınması anlamına geliyor. Bu suçlular salıverilmeden önce mağdurların ailelerine haber verilmesi gerekiyor. Bu düzenlemeyle Berfin Özek’in yüzüne asitli saldırıda bulunan kişi aftan yararlanacak. Fiziksel ve manevi yaraları kapanmayan bir kadın, şimdi saldırganı karşısında bulacak” dedi. Gülbahar, gazeteciler, avukatlar, hak savunucuları gibi muhalif kimlikleri nedeniyle cezaevinde tutulanların paketten yararlanmadığına dikkat çekerek, “Paketin sadece adli suçluları kapsaması ayrımcılıktır. Bu paket bir an önce geri çekilmeli ve bütün sivil toplum örgütlerinin görüşü alınarak yeniden hazırlanmalıdır” ifadelerini kullanmıştı.

  • Reina saldırganı Masharipov için istenen ceza belli oldu

    Reina saldırganı Masharipov için istenen ceza belli oldu

    Reina saldırısı davasında sanık Abdulkadir Maasharipov’a 40 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

    Ortaköy’deki eğlence merkezi Reina’ya yılbaşı gecesi düzenlenen ve 39 kişinin yaşamını yitirdiği saldırıya ilişkin davada savcılık, Abdulkadir Masharipov’un 40 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi.

    Reina adlı gece kulübüne 1 Ocak 2017 yılbaşı gecesi Abdülgadir Masharipov tarafından düzenlenen saldırıda 39 kişinin hayatını kaybetmiş, 79 kişi yaralanmıştı.

    İDDİANAMEDEN

    İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 2017 yılının ilk saatlerinde Ortaköy’deki eğlence merkezi Reina’ya düzenlenen saldırıda 39 kişinin öldüğü, 79 kişinin de yaralandığı bilgisine yer veriliyor. İddianamede, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen Abdulkadir Masharipov hakkında, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme”, “39 kişiyi nitelikli şekilde kasten öldürme”, “79 kişiyi kasten öldürmeye teşebbüs etme”, “Silahlı terör örgütüne üye olma”, “Sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alma ve bulundurulma” suçlarından 40 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile bin 555 yıldan 2 bin 397 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep ediliyor.

    Masharipov’un eşi Zarina Nurullayeva’nın da arasında bulunduğu 4 sanık hakkında da aynı cezalar istenirken, diğer 52 sanık hakkında da, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek” ve “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçlarından birer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15’er yıla kadar hapis cezası isteniyor.

  • Tekkeyi işgal eden selefiden Alevi yazara “Kelleni keseceğim” tehdidi

    Tekkeyi işgal eden selefiden Alevi yazara “Kelleni keseceğim” tehdidi

    PİRHA- Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın, Makedonya’da selefi grupların işgali altındaki  Harabati Baba Tekkesi için Alevilerin tüm dünyada harekete geçmesi çağrısında bulundu. Aydın, Tekkeyi işgal eden Cumali Seydiu’nun saldırısına uğradığını ve tehdit edildiğini bildirdi. 

    26 bin metre kare alanda 9 hizmet binası bulunan Harabati Tekkesi işgal altında.

    Bektaşilerin dünyadaki en önemli inanç merkezlerinden biri olan ve kuruluşu 480 yıl önceye kadar giden Makedonya’nın Tetova kentindeki Sersem Ali Dedebaba, yaygın ismiyle Harabati Baba Tekkesi, 2002’den bu yana Bektaşileri yok sayan zihniyet tarafından işgal altında. Tekke’nin Bektaşilerin elinden çıkması gündemde.

    Araştırmacı Yazar Ayhan Aydın, tüm dünya Alevi – Bektaşi toplumu ve kuruluşlarına çağrı yaparak,  “Ortak bir eylemlilikle bu gidişi değiştirmek zorundayız” diyerek isyan etti.

    1800’lü yıllarda kendisi de bir Bektaşi olan Recep Paşa’nın ciddi yardım ve katkılarıyla mevcut halini koruyabilmiş olan Harabati Baba Tekkesi, Yugoslav Halk Cumhuriyeti devrinde, Tito döneminde, müzeye dönüştürülmüştü.

    Yazar Ayhan Aydın, 1945’de, Bektaşi babası Mücerret Kazım Bakali’nin doğum yeri olan Kosova Jakova’ya zorla gönderilmesiyle tekkede bir boşluk doğduğunu, Bektaşilerin kendi evlerine ibadetlerini yapmaya başladıklarını hatırlattı.

    Şu anda, Baba Tayyar Gaşi, Derviş Tahir Emini, Abdülmütalip Bekiri’nin 1994’de öncü olup tekkede tekrar hizmetlere başladıklarını belirten Ayhan Aydın, işgal edilme sürecini şöyle anlattı:

    “2000 yılında, Baba Tahir Emini, Makedonya Devleti’ne resmen başvurarak Bektaşiliğin yasal olarak tanınmasıyla ilgili dilekçesini verip, Harabati Baba Tekkesi’nin, Makedonya Bektaşiler Birliği Merkezi olarak tastik edilmesi için yasal süreci başlatmıştır. Bu kayıtlama yerine getirilmiştir. Fakat bölgedeki savaş bir belirsiz ortamı yaratmıştır.

    CANLAR ÖLÜMLE TEHDİT EDİLMİŞ

    15 Ağustos 2002 tarihinde, şu anda tanıkları hayatta olduğu gibi, katil ruhlu 50 kadar insan, silahlarla Harabati Baba Tekkesi’nde Bektaşilerin ibadet mekanı olan meydanevini (cemevi) basmışlar, buradaki canları ölümle tehdit ederek oradan kovmuşlar, tahd-ı Muhammidiye, post, çerağ gibi Bektaşiliğin kutsal simge unsurlarını da dışarı atıp ezan okuyup, namaz kılmaya başlamışlardır. Bektaşilere yapılan baskı, zulüm, hakaret o tarihten bu yana devam etmektedir.”

    “SAHTE CAMİ CEMAATİ YARATILMIŞ” 

    Tekkedeki Meydanevi’nin bacasına hoparlör takılıp beş vakit ezan okunduğunu, yöredeki insanlara baskı, ikna ve türlü vaadlerle sahte bir camii cemaati yaratıldığını dile getiren Ayhan Aydın, “Daha önce buranın yolunu bilmeyen insanlara, “Kafir Bektaşilerden” burayı kurtarıyoruz, burasını en iyi şekilde yeniden inşa edeceğiz, propagandası yoluyla her geçen gün işgal hareketi genişletilmiş, burada direnen bir avuç Bektaşi, türbelerin bulunduğu alana hapsedilmiştir” dedi.

    İşgal ve baskılarla ilgili Makedon Devleti nezdinde Bektaşilerin yaptıkları tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını bildiren Aydın, 2010 yılında Bektaşilerin yaşadıkları Türbelerin bulunduğu avluda kundaklama sonucunda çok büyük bir yangın çıktığını, hizmet binasının tümüyle, türbe yapılarının önemli oranda yakıldığını kaydetti.

    Aydın, Türkiye’den Bakırköy, Maltepe, Avcılar belediyelerinin katkılarıyla hizmet binasının 2015’te tamamlandığı bilgisini verdi.

    “BEKTAŞİLER MAKEDON DEVLETİ TARAFINDAN TANINMAK İSTİYOR”

    Yazar Ayhan Aydın, işgal altındaki Harabati Baba Tekkesi’nin günümüzdeki durumuna ilişkin ise şunları dile getirdi:

    “İslam Dini Birliği isimli kurum Makedonya’da Müslüman toplumunu temsil eden kurum olarak tüm İslam toplulukları adına faaliyette bulunmaktadır. Bu bir iddiadır, gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Makedonya’daki Bektaşiler farklı bir İslam topluluğu olarak bağımsız bir şekilde Makedon Devleti tarafından tanınmak istenmektedirler.

    “TEKKEYİ İŞGAL EDENLER PARAYLA TUTULMUŞ TETİKÇİLER”

    Harabati Baba Tekkesi’ni işgal edenlerin, sözde bu yasal kuruluşun parayla tuttukları tetikçiler olduğu anlaşılmıştır.
    Makedonya İslam Dini Birliği, Makedon Devleti’ne başvurarak, Harabati Baba Tekkesi’nin (işgalci oldukları halde, onca şikayet olmasına rağmen) kendilerinin bir birimi olduğunu kabul ettirmiştir. Zaman içinde görülmüştür ki, Makedonya Devleti, İslam Dini Birliği’nin her dediğini yerine getirip, Bektaşileri yok sayan tavrıyla evrensel hukuk ilkelerini ve inanç özgürlüğü değerlerini yok saymıştır.

    ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ASIL ADRESİ DİYANET Mİ?

    Bektaşiler geç de olsa konuyu mahkemeye taşımışlar, hukuki süreç Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yansımıştır. Şimdilik süreç Bektaşilerin lehine işler gibi görünse de bu bence gerçek durumu yansıtmamaktadır.
    Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Acaba; Makedonya Devleti’ni, Bektaşiler başta olmak üzere dini konularda yanlış yönlendiren, Türkiye Cumhuriyeti; İslam Dini Birliği’yle işbirliği yapan Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, buradaki çözümsüzlüğün asıl adresi midir?

    “SELEFİ CUMALİ SEYDİU KİMİN ADAMI?”

    Ayhan Aydın, işgalden sonra yerleştiği Tekkede herkesin korkarak kaçtığı, insanlara tehditler, küfürler savuran Cumali Seydiu hakkında bilgiler verdi.

    “Cumali Seydiu gerçekte kimin adamıdır?” diye soran Ayhan Aydın, şunları kaydetti:

    “Kendisini güvenlik görevlisi olarak tanıtmasına rağmen basına yansıdığı gibi bir Türk kadın gazeteciye saldırıp fotoğraf makinesini parçalayan, Türkiye’den gelen akademisyenlere saldırabilen, turistlere hakaret edip olay çıkarması nedeniyle Türkiye Seyahat Acentaları’nın girişimde bulunup Harabati Baba Tekkesi’nin ziyaret edilecek yerler dışında bıraktıran, her gelene birçok yerde savaşmış bir komando olduğunu söyleyen, tekkede bir derebeyi gibi fütursuzca hareket edip tekenin asırlık çınar ağaçlarını kesen Cumali Seydui’yu gerçekte kime hizmet etmektedir?

    “MAKEDON POLİSİ NEDEN BU SALDIRGANA MÜDAHALE ETMİYOR?”

    Onlarca kez bu tip olaylar sonucu zabıt tutulmasına, tutanak yazılmasına rağmen Makedon polisi neden bu saldırgan insana müdahale etmemektedir- edememektedir?
    Harabati Baba Tekkesi’ne işgal ettiği gibi, Tekkenin arazilerini parselleyip para karşılığı mezarlık yeri olarak satan yağmacı İslam Dini Birliği aslında neyin, kimin, hangi zihniyetin hizmetindedir?
    Makedonya İslam Dini Birliği’nin kimlik kartını taşıyan, bu kurumun elemanı olan Cumali Seydui bu kurumun IŞID’ci zihniyetini mi yansıtmaktadır?

    İNANÇ ÖNDERİNE ÖLÜMLE TEHDİT

    Asıl işgalcilerin Bektaşiler olduğu, Bektaşilerin dinsiz olduğu yönünde gelen turistlere ve ziyaretçilere sözler söyleyen Cumali Seydui isimli şahıs onlarca kez buradaki inanç önderi olan Derviş Abdülmüttalip Bekiri’yi ölümle tehdit etmiş, “şeytan oruç tutar ama Derviş Abdülmüttalip oruç tutmaz” (muharrem orucu) demiş, buraya gelen Bektaşilere büyük zorluklar çıkarmış, Bektaşilerin buradan çıkması için her yola başvurmuştur.”

    İşgalci saldırgan Cumali Seydiu’nun, ziyaret için gittiği Harabati Baba Tekkesi’nde, 14 Eylül cumartesi günü, Türkiye’den gelen ziyaretçilere tekkeyle ilgili bilgiler veren Yazar Ayhan Aydın’a da saldırdı.

    İŞGALCİ SALDIRGANDAN KELLENİ KESECEĞİM TEHDİDİ

    Aydın, saldırgan Cumali Seydiu’nun kendisini nasıl tehdit ettiğini şu şu cümlelerle aktardı:

    “Senin kelleni keseceğim, her gelene yalan şeyler anlatıp bize işgalci diyorsun, fitne çıkarıyorsun, seni Türk Konsolosluğuna şikayet edeceğim deyip, ağza alınmayacak nice küfürler söyledikten sonra, şimdi sana gününü göstereceğim, adamlarımı çağıracağım, dedi. Bu durum üzerine Derviş Abdülmüttalip Bekiri polisi çağırdı. Tanıklar eşliğinde tutanak tutulurken, türbe kapısının önünde 4-5 “adamıyla” görünen Cumali Seydiu’nun kılı kıpırdamıyordu. Bu saldırgan kişinin polisi hiçe sayması, polisin tutanak tutmak dışında hiçbir şey yapmamaları dikkat çeken bir husustur.”

    “DÜNYA ÇAPINDA HAREKET BAŞLATILMALI”

    Alevi-Bektaşî kamuoyuna seslenen Ayhan Aydın, Harabati Tekkesi’nin işgali konusunda gerekli kamuoyu oluşturulamadığını ve sürecin iyi idare edilemediğini vurguladı.
    Alevilerin tüm dünya çapında büyük bir hareket başlatması gerektiğini belirten Aydın, “Harabati Baba Tekkesi’nin elden çıkmaması, Alevi- Bektaşi toplumuna iade edilmesi için uluslararası çapta bir gayret gösterilmelidir. Türkiye parlamentosunda, Avrupa parlamentolarında konu gündeme getirilmeli, Makedonya Devleti’nin ve Türkiye’nin hatalı, yanlış hak ve hukuk tanımaz, tek taraflı tutumundan vaz geçmesi, Makedonya Devleti’ni burada yaşayan Bektaşi varlığını, amasız, şartsız, şekilsiz, olduğu gibi kabul etmesi için baskı oluşturulmalıdır” çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Cenazeye saldıranlara saldırgan denilmesinden polis amiri çok rahatsız!

    Cenazeye saldıranlara saldırgan denilmesinden polis amiri çok rahatsız!

    Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik saldırıya ilişkin görülen davanın duruşmasında ifade veren TEM Amiri İlyas Talu, cenazeye saldıran kişilere “saldırgan” denilmesinden rahatsız olduğunu onların köy sakini olduğunu söyledi. 

    HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine yönelik saldırı davasının dördüncü duruşması Gölbaşı 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşma öncesi Gölbaşı Adliyesi çevresinde TOMA ve çevik kuvvet polisleriyle yoğun güvenlik önlemleri alınırken, davayı izlemek için gelen HDP’liler adliye binasına alınmadı. Avukatların itirazı üzerine 2 HDP’li duruşmayı izlemek için mahkeme salonuna alındı. Duruşmaya 19 tutuksuz sanık, avukatları ve mağdur avukatları katıldı.

    TANIK POLİS SOYLU’YU YALANLAMIŞTI
    Daha önce aksini iddia eden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu, olaya dair, “İki grup arasında sözlü faşistler, komünistler, Ermeniler kendi topraklarınıza gidin cenazenizi oraya gömün diye bağrışmalar oldu” şeklindeki ifadesiyle yalanlayan polis memuru Cumali Çiğdem dinlendi.
    İlk ifadesinde olayları ayrıntılı şekilde anlatan Çiğdem, mahkemedeki ifadesinde hiçbir şey görmediğini duymadığını ileri sürdü. Sözlerine başlamadan hasta olduğunu konuşmakta zorlandığını söyleyen Çiğdem şöyle konuştu:
    “Cenaze gelmeden mezarlıkta görev aldım. Cenaze konvoy eşliğinde geldi. Büyük bir kalabalıkla geldi. Bu esnada meraklı bir kalabalık mezarlığa girmişse bizim bundan haberimiz yok. Kimse gelip cenazeye ve cenaze yakınlarına karışmadı, hiçbir şey demedi. Sonradan bölge halkından gelip protesto etmişler ben o esnada orada değildim. Kimse cenaze yakınlarına saldırmadı ben öyle bir olay görmedim. Orada çıkan olayları görmedim, ben ayrılana kadar orada bir olay yaşanmadı.”
    Hakimin ısrarla “Orada her hangi bir sorun gördünüz mü?” sorusuna, bir dakika önce hiçbir şey görmediğini söyleyen Çiğdem, “İki tarafta birbirine karşılıklı bağırdı doğal olarak, benim olduğum yerden net olarak duyamayacağım kelimeler sarf edildi. Bir topluluk vardı bu topluluğun içerisinde cenaze yakınları da olabilir, herkes olabilir” diye cevap verdi.
    Mağdur avukatlarının sorularına yanıt veren Çiğdem, “Mezarlık duvarının üstüne çıkan da oldu, ama güvenlik güçleri müdahale etti. Ben ağırlıklı olarak anlaşılması güç bağrışmaları duydum” dedi.
    Müşteki avukatı Kenan Maçoğlu’nun mezarlık ile saldırgan grup arasındaki mesafeyi sorması üzerine “Ben bu soruları ret ediyorum” diyen Çiğdem, daha sonra “Şahit olmadığım için cevap veremeyeceğim. Mezar ile saldırgan grup arasındaki mesafeyi ölçmedim” şeklinde konuştu.
    “TANIK YALAN BEYANDA BULUNDU”
    Müşteki avukatı Alişan Şahin’de, tanık polis memuru Çiğdem’in yalan beyanda bulunduğunu belirterek, “Kolluktaki ifadesinde ayrıntılı bir şekilde ifade veren, Cumali Çiğdem, burada ifadelerini yalanlamaktadır. Tanık hakkında yalan beyanda bulunmaktan suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz” dedi.
    “GÖRMEDİM, DUYMADIM, BİLMİYORUM”
    Gölbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü TEM Büro Amir Vekili İlyas Talu da, “Mezarlığa saat 15.30 sularında gittim. Daha sonra ilerleyen saatlerde kepçe geldi defin yerini kazdılar ve ayrıldılar. Daha sonra 19:30 sularında cenaze konvoy halinde geldi biz mezarlık içindeydik. Emniyet tedbirlerimizi aldık. Hava karanlıktı kimin söylediğini bilmiyorum ancak; ‘Siz kimsiniz ne yapıyorsunuz niye bu cenazeyi buraya gömüyorsunuz?’ diyenler oldu. Ancak kim olduklarını bilmiyorum. Biz emniyet tedbirimizi dışardan içeri kaydırdık. Dışarda ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’ sloganları atıldı. Dışarda önce 20-30 kişiydi defin işlemi devam ederken kalabalık 40-50 kişiyi buldu” dedi.
    “ONLARA SALDIRGAN DEMEYİN, ONLAR KÖY SAKİNİ”
    Avukat Maçoğlu, Talu’ya “Polisler yalvarır şekilde, saldırganlara ‘lütfen buradan ayrılın’, ‘lütfen burayı terk edin’ ‘Türk Polisine güvenmiyor musunuz?’ sözleri söylendi mi?” sorusunu yöneltirken Talu, “Türk polisi yalvarmaz ancak ikaz eder bu ithamları kabul etmiyorum” diye cevapladı. Talu ayrıca cenaze saldıran şahıslara “saldırgan” denilmesinden rahatsız olduğunu, o şahısların İncek köyünün sakinleri olduğunu söyledi.
    Verilen aranın ardından konuşan İncek Köy Muhtarı Abdullah Teber, sanıklardan Selçuk Arslan’ın eşinin kardeşi olduğunu bu yüzden tanıklıktan çekilmek istediğini beyan etti. Mahkeme heyeti bu talebi kabul ederek Teber’i dışarı çıkarttı.
    TANIK POLİS HAKKINDA SUÇ DUYURUSU TALEBİ  
    Sanıklar ve sanık avukatları bu aşamada bir diyeceklerinin olmadığını duruşmalardan vareste tutulmak istediklerini beyan etti. Mağdur avukatı Kenan Maçoğlu, tanık polis memuru Cumali Çiğdem’in beyanlarındaki çelişkilerden kaynaklı mahkemeye yalan beyanda bulunmasından kaynaklı hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ettiklerini beyan etti.
    SUÇ DUYURUSU TALEBİ REDDEDİLDİ
    Mahkeme tanık polis memuru Cumali Çiğdem hakkında suç duyurusunda bulunulması talebinin reddine, tanıkların beyanlarında etkili olacağı ve teşhis işlemi yaptırılabileceği gözetilerek sanıkların duruşmalardan vareste tutulması yönündeki taleplerinin reddine, bir sonraki celse duruşmada hazır edilmelerine karar verdi.
    Bir sonraki duruşma 2 Mart 2018 tarihine ertelendi.
  • Habipler Cemevi’ne saldırdığı iddia edilen zanlının yakalandığı açıklandı

    Habipler Cemevi’ne saldırdığı iddia edilen zanlının yakalandığı açıklandı

    PİRHA – İstanbul Emniyet Müdürlüğü Habipler Cemevi’ne saldırdığı iddia edilen zanlının yakalandığını açıkladı.
    İstanbul Sultangazi’deki Habipler Cemevi’ne 9 Kasım günü  ibadet sırasında saldırı yapılmıştı. Cemevinin camı taşla kırılıp içinde ateş bulunan kova  cemevinin içine atılmıştı. Düzenlenen saldırıya ilişkin Habipler Cemevi Başkanı ve Alevi kurumları şikayette bulunmuştu.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden bugün yapılan açıklamada saldırganın, Habipler Mahallesi’nde bulunan Habipler Cemevi’ne 9 Kasım’da yanan bir cisim attığı, taşla saldırdığı belirtildi. Emniyet, Eşkali belirlenen E.K. (31) isimli saldırganın yakalandığını açıkladı.

    Zanlı olduğu iddia edilen kişinin ayrıca 7 Kasım’da Habipler Mahalle’sindeki Trafik Eğitim Merkezi’ne de saldırdığı belirtildi. Saldırganın yüzde yetmiş oranında zihinsel engelli olduğu da öne sürüldü. (HABER MERKEZİ) 

  • ‘Reina saldırganının ismi belirlendi’

    ‘Reina saldırganının ismi belirlendi’

    Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Yılbaşı gecesi Reina’da düzenlenen saldırının failinin isminin belirlendiğini söyledi.

  • VİDEO- IŞİD’li saldırgan Reina’ya böyle girdi!

    VİDEO- IŞİD’li saldırgan Reina’ya böyle girdi!

    İstanbul Ortaköy’de bulunan Reina isimli eğlence mekânında yaşanan terör saldırısına ilişkin yeni görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde IŞİD’li saldırganın içeriye nasıl girdiği görülüyor.

    İşte o görüntüler…

    Haberin videosu

  • Saldırgan Reina’da 7 dakika kaldı

    Saldırgan Reina’da 7 dakika kaldı

    İstanbul Ortaköy’deki gece kulübü Reina’da 39 kişiyi katleden saldırganın saat 01:15’te mekana silahla geldiği ve içeriden 01:22’de çıktığı tespit edildi.

    İçeride 7 dakika kalan saldırgan 700 kişiye rastgele ateş etti.

    CNNTürk muhabiri Hakan Tunç’un aktardığına göre, saldırgan mekana girerken bir şarjör harcadı. Kapıda görevli bir polisi vurduktan sonra güvenlik görevlilerine ve etrafa rastgele ateş açan saldırgan, içeriye girdikten sonra 7 dakika mekanda kaldı ve kılık değiştirerek kaçtı.