PİRHA- CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Samandağ’ın Karaçay mevkiinde kurulmak istenen beton santralinin çevrede yaşayan binlerce yurttaşın sağlığını tehdit ettiğini belirterek, TOKİ konutları, okul ve yerleşim alanlarının ortasında böyle bir tesise izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Kara, “Şirketin bu inadını anlamak gerçekten zor. Derhal bu santral durdurulmalıdır” çağrısında bulundu.
CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, Samandağ’ın Karaçay mevkiinde yapılması planlanan beton santraline ilişkin Meclis’te konuştu. Kara, santralin çevresinde çok sayıda TOKİ konutu, ilkokul, mezarlık ve türbenin bulunduğunu belirterek, projenin bölge halkının sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini söyledi.
“ŞİRKET YENİDEN ESKİ ALANA DÖNDÜ”
Antakya-Samandağ yolu üzerindeki tesis girişimine karşı yurttaşların daha önce basın açıklamaları ve protestolar düzenlediğini hatırlatan Kara, “Zehirlenmek istemiyoruz” diyerek tepki gösteren vatandaşların itirazları sonrasında şirketin farklı bir araziye yöneldiğini, ancak tepkilerin azalmasının ardından yeniden eski inşaat alanına döndüğünü ifade etti.
“ŞİRKETİN BU İNADINI ANLAMAK GERÇEKTEN ZOR”
Şirketin bu ısrarını anlamanın güç olduğunu vurgulayan Kara, idarenin konuya kayıtsız kalması halinde bunun da kabul edilemez olduğunu belirterek yetkililere çağrıda bulundu. “Binlerce yurttaşımızın sağlığını, malını ve mülkünü tehlikeye atmayın” diyen Kara, beton santralinin yaratacağı çevresel etkilerin geniş bir yerleşim alanını etkileyeceğine dikkat çekti.
“SANTRAL DERHAL DURDURULMALI”
Milletvekili Kara, Tavla, Hancağız, Hüseyinli, Ataköy, Tomruksuyu, Uzunbağ, Özbek, Değirmenbaşı, Büyükçay ve Tavuklu mahallelerinin büyük bir halk sağlığı sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirterek, söz konusu beton santrali projesinin derhal durdurulmasını istedi.
Bölge sakinleri ise santralin faaliyete geçmesi halinde oluşacak toz, gürültü ve çevresel kirliliğin yaşam kalitelerini olumsuz etkileyeceğini dile getirirken, yetkililerden halkın taleplerini dikkate alacak adımlar atılmasını bekliyor. Beton santraline yönelik tartışmaların önümüzdeki günlerde de sürmesi bekleniyor.
PİRHA- Ğadir-Hum Bayramı, Ortadoğu’da devam eden savaşlar, Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın gölgesinde Mersin, Adana ve Hatay başta olmak üzere bir çok merkezde kutlanıyor.
Bugün Arap Alevilerin Ğadir Hum Bayramı. Ortadoğu’da devam eden savaşlar, Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın gölgesinde kutlanan bayram günü geceden bir araya gelen Mersin, Adana, Hatay başta olmak üzere bir çok kentten yurttaşlar, imece usulü hazırlıklar yaptı.
Kutlamalardan bir gün önce başlanan hazırlıkların başında, bolluk ve bereketin yanı sıra dik duruşun da sembolü olarak görülen “Hirisi” için kazanlar kuruldu. Toplu kutlamanın olmayacağı bu yıl, yurttaşlar yaşadıkları mahallerde bir araya geldi.
ĞADİR-İ HUM’UN ANLAMI
Ğadir-Hum Arap Aleviler için hafızaların tazelenerek, yapılan haksızlıkların ve zulmün hatırlatılması anlamını taşıyor. Anlatılar ve tarihsel verilere göre Hazreti Muhammet, Hac ve Umre ziyaretini yapmak üzere Hicret’in 10. yılında tüm sahabeleri ile birlikte Mekke’ye hacca gider. Hac dönüşünde Ğadir-Hum denilen bölgeye ulaştıklarında kendisine vahiy gelir. Hazreti Muhammet’e gelen vahiyde “Ey Resul! Rabb’inden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez!” ayeti indirildiği kabul edilir. Bunun üzerine, Hazreti Muhammet’in yanındaki sahabeleri toplayarak, Kur-an’dan “Ey iman sahipleri! Bugün sizin için dininizi tamamladım. Üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim. Allah’a itaat edin, Resul’e ve sizin içinizden olan iş ve yönetim sahiplerine de itaat edin” ayeti ile sahabelerine hitap eder.
Hazreti Muhammet’in söz konusu ayeti okumasından sonra sahabelerin “Biz kime itaat edeceğiz?” diye sordukları ve Hazreti Muhammet’in de Hz. Ali’nin elini tutup havaya kaldırıp “Ali’nin kanı kanımdandır, canı canımdandır, teni tenimdendir, ruhu ruhumdandır, Ali ile biz bir nurun ikiye bölünmüş parçalarıyız. Ben kimin Mevla’sı isem, Ali de onun Mevla’sıdır” dediği ve Hazreti Ali’yi kendisinin halifesi olarak tayin ettiğine inanılır.
BASKI VE ZULÜM POLİTİKALARINA KARŞI DİRENİŞİN SİMGESİ OLDU
Hazreti Muhammet’in ölümünün ardından, Hazreti Ali’nin halifeliğinin gündeme geldiği ancak halifeliğin Hazreti Ebu Bekir tarafından gasp edildiğini savunan bazı sahabeler, halifeliğin Ali’nin hakkı olduğunda ısrarlarını sürdürürler. Hazreti Ali’nin halife olmasının ardından ise İslam âleminde Hazreti Ali’ye dönük haksızlık yapıldığı ve bu haksızlığa karşı direniş gösterilmesi gerektiğine inanan sahabeler için Ğadir-i Hum hem bir bayram hem de egemenlere karşı direnişin başlangıç zamanı olarak kabul edilir. Ğadir-i Hum Arap Aleviler arasında günümüze kadar her yıl kutlanır.
PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin açıklama yapan Samandağ Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Hülya Nehir, “Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir dünya mümkündür. Bunun için savaşın, şiddetin, ayrımcılığın ve eşitsizliğin karşısında durmaya; dayanışmayı büyütmeye, haklarımızı savunmaya ve yan yana mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
Samandağ Kadın Dayanışma Derneği tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı dernek başkanı Hülya Nehir okurken, açıklamaya AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz ve kadınlar katıldı.
Hülya Nehir, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, kadınların fırsat eşitliği, özgürlük ve yaşam hakkı için verdiği mücadelenin tarihsel hafızası olduğunu vurgulayarak, “Bugün 8 Mart’ı anarken dünyanın dört bir yanında kadınların ve çocukların savaş, şiddet, zorla ve erken yaşta evlendirilme ve zorunlu göçle karşı karşıya bırakıldığı bir dönemden geçiyoruz” dedi.
“ALEVİ KADINLAR KAÇIRILIYOR”
2025 yılının 7-9 Mart günlerinde Suriye’de yaşanan ve uluslararası raporlara da yansıyan kitlesel katliamların üzerinden bir yıl geçtiğini hatırlatan Nehir, “Bu gün kitlesel olmasa da Alevi köylerinde devam eden katliamlar, gözleri önünde evlatları katledilen anneler, annelerinin gözü önünde katledilen evlatlar , kaçırılan kız çocukları, tecavüze uğrayan ve köleleştirilen kadınlar her gün canımızı yakmaya devam etmektedir. Bu katliamların ardından hayatta kalabilen birçok insan Türkiye’ye sığınmak istemiş ancak Türkiye devleti insani yardım koridorunu açmamıştır. Bugün sınır hattında güvenlik kaygısıyla yaşamını sürdürmeye çalışan kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler bulunmaktadır. Oysa sığınma temel bir insan hakkıdır ve insanların güvenli, sağlıklı ve haklara erişebilecekleri bir yaşam sürmesi hiçbir koşulda pazarlık konusu yapılamaz” diye konuştu.
ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırılarına da dikkat çeken Nehir, “Biz biliyoruz ki hiç bir özgürlük bombalarla gelmez” dedi.
“CEZASIZLIK POLİTİKALARI KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN SÜRMESİNE YOL AÇIYOR”
Kadın örgütlerinin verilerine göre 2025 yılında Türkiye’de en az 294 kadın katledildiğini, 297 kadının ise şüpheli şekilde hayatını kaybettiğine işaret eden Nehir, şunları dile getirdi:
“Her biri yarım bırakılmış hayatlar, geride kalan çocuklar ve adalet bekleyen aileler demektir. Bu kadınların önemli bir kısmı en yakınındaki erkekler ve partnerleri tarafından öldürüldü. Uygulanmayan yasalar, cezasızlık politikaları, iyi hal indirimleri ve verilen takipsizlik kararları kadına yönelik şiddetin sürmesini pekiştirirken; psikolojik, ekonomik, fiziksel, duygusal ve cinsel şiddet farklı biçimlerde devam etmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkılması ve 6284 sayılı Kanun’un sürekli hedef gösterilmesi kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit eden bir atmosfer yaratmaktadır. Bununla da yetinilmeyerek iktidar ve ona yakın çevreler tarafından kadın ve LGBTİ+ karşıtı nefret söylemi yaygınlaştırılmakta, laik ve demokratik bir anlayışla hazırlanan ve kadınların yüz yılı aşkın mücadelesinin kazanımlarını içeren Medeni Kanun dahi tartışmaya açılarak kadınların temel haklarını geriye götürecek girişimlerin önü açılmaktadır.
AFETLERİN YARATTIĞI EŞİTSİZLİKLERİ DE UNUTMUYORUZ
6 Şubat depremleri yalnızca kentleri değil, zaten var olan toplumsal eşitsizlikleri de derinleştirdi. Depremden etkilenen bölgelerde yaşayan kadınlar yalnızca evlerini değil, güvenli yaşam alanlarını, sosyal destek ağlarını ve ekonomik güvencelerini de kaybetti. Toplu barınma alanlarında yaşanan güvenlik, mahremiyet ve hijyen sorunları kadınların gündelik yaşamını daha da zorlaştırırken; çocuk, yaşlı ve engelli bakımının neredeyse tamamı kadınların omuzlarına yüklendi. Afet sonrasında kadınların hizmetlere, kaynaklara ve karar alma mekanizmalarına erişimi daha da sınırlı hale geldi. Tam da bu nedenle kadınların bir araya gelebildiği güvenli dayanışma alanları yalnızca bir ihtiyaç değil, yaşamı yeniden kurabilmenin en temel koşullarından biridir.”
“KADINLARIN DAYANIŞMASI YALNIZCA YARALARI SARMAKLA KALMAZ; AYNI ZAMANDA YAŞAMI YENİDEN KURAR”
Samandağ Kadın Dayanışma Derneği bünyesinde kurulan Samandağ Kadın Yaşam Merkezi, Aralık 2023’te deprem sonrası ortaya çıkan ihtiyaçlara yanıt verebilmek ve kadınların yeniden güçlenebileceği güvenli bir alan yaratmak amacıyla hayata geçirildiğini ifade eden Nehir, kadınların dayanışması yalnızca yaraları sarmakla kalmaz; aynı zamanda yaşamı yeniden kurar, umudu büyütür ve daha adil bir geleceğin kapısını aralayacağını belirtti.
“DAYANIŞMAMIZDAN DOĞAN GÜÇ GELECEĞİ DEĞİŞTİRECEK EN BÜYÜK UMUTTUR”
Kadınların yaşam hakkının tartışılamayacağının altını çizen Nehir, “Kadınların güvenliği pazarlık konusu yapılamaz, özgürlüğü ertelenemez. Kadın emeğinin görünmez kılınmasına, kadın bedeni ve yaşamı üzerinde söz sahibi olmaya çalışan her türlü iktidar ve anlayışa karşıyız. Kadınların eşitliği, hakları ve onurlu yaşam talebi geri alınamaz. Kadınların sesi de mücadelesi de susturulamaz. Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürdüğü bir dünya mümkündür. Bunun için savaşın, şiddetin, ayrımcılığın ve eşitsizliğin karşısında durmaya; dayanışmayı büyütmeye, haklarımızı savunmaya ve yan yana mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki kadınların mücadelesi yaşamın ta kendisidir; durdurulamaz ve dayanışmamızdan doğan güç geleceği değiştirecek en büyük umuttur” ifadelerine yer verdi.
Açıklamanın ardından Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, 6 Şubat Derneği Başkanı Semir Rende, Alevi Kültur Dernekleri Gaziantep Şube Başkanı ve Gaziantep CHP Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Hasan Çolak dernekte yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.
PİRHA- Samandağ’da Suriye’deki Alevi soykırımına karşı ses yükseltmek için “Suriye’de Soykırıma Dur De” mitingi yapıldı. Mitingde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “İran’a demokrasi gelecekse oradaki halkların eliyle gelecektir. Ortadoğu’da tek çare demokrasidir. Suriye’de tek çare demokratik Suriye Cumhuriyeti’dir. Aynı şekilde bu reçete bütün Ortadoğu bölgesi içindir” dedi.
Hatay’ın Samandağ ilçesinde Alevi kurumları, “Suriye’de soykırıma dur de” şiarıyla 75’nci Yıl Parkı’nda miting düzenledi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile DEM Parti milletvekilleri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, TİP Genel Başkanı Erkan Baş, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Gebel Başkanı Ercan Geçmez, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin yanı sıra, Türkiye ve Avrupa’dan çok sayıda Alevi kurumu temsilcisi ile Çukurova bölgesindeki demokratik kitle örgütlerinin destek verdiği mitinge yüzlerce yurttaş katıldı.
“SESSİZLİĞİ KIRMALIYIZ”
Miting, Suriye’de yaşanan saldırılarda yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.
Mitingde ilk olarak söz alan Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay, 8 Aralık 2024’te yaşanan rejim değişikliğinin uluslararası kamuoyuna normalleşmenin başlayacağı bir dönem olarak sunulduğunu, buna rağmen Suriye’nin kadim halklarına ve kurucu unsurlarına yönelik sistematik katliamların başladığını söyledi. Karaçay, “Alevilere, Dürzilere, Şiilere, Caferilere, Êzîdîlere, Hristiyanlara ve hatta kendileri gibi olmayan, cihatçı zulmünü benimsemeyen Sünnilere bile katliamlar başladı. Bu katliamlar zamanla Aleviler nezdinde, Alevi halkı nezdinde soykırıma dönüştü. Kaç kişinin öldüğü önemli değil. Sistematik olarak Suriye’nin en kadim halklarından olan Alevi halkı tarihten silinmek istendi. Kaldı ki uluslararası kamuoyunun sessizliği bile bunu ispatlar niteliktedir” dedi.
“SURİYE’DE TEK ÇARE DEMOKRATİK SURİYE CUMHURİYETİ’DİR”
Ardından konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Suriye’de yaşanan katliamlarda yaşamını yitirenleri anarak, şunları ifade etti:
“Aleviler diz çökmedi, Suriye halkları diz çökmedi, çökmeyecek. Suriye’de savaşın ve çatışmanın bitmediğini görüyoruz. Tek çözüm halkların bir arada olması ve dayanışmasıdır. Suriye’den konuşurken İran’ın ve bölge halklarının tamamının üzerine uygulanan ABD ve İsrail emperyalizmi, insan düşmanı, medeniyet düşmanı, tarih düşmanı, halklar düşmanı politikalarına asla geçit vermedik, vermeyeceğiz. Ve bir kez daha buradan diyoruz ki İran’ın üzerinde başlatılan bu savaş derhal son bulmalıdır. İran’a demokrasi gelecekse oradaki halkların eliyle gelecektir. Ortadoğu’da tek çare demokrasidir. Suriye’de tek çare demokratik Suriye Cumhuriyeti’dir. Demokratik bir yönetim biçimiyle ancak Suriye barışa ve refaha kavuşur. Aynı şekilde bu reçete bütün Ortadoğu bölgesi içindir. Bugün Suriye’yi, İran’ı ve bütün Körfez ülkelerine yayılan ve şimdi İran saldırısıyla devam eden bu savaş politikalarına karşı tek çözüm halkların güçlü dayanışmasıdır.”
“DİRENMEK VE SESİMİZİ YÜKSELTMEK ZORUNDAYIZ”
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, uluslararası toplumun Suriye’de yaşanan katliamlara karşı ikiyüzlü bir tavır sergilediğini belirterek, “Buna rağmen direnmek ve sesimizi yükseltmek zorundayız. Bir araya gelirsek bu katillere nefes aldırmayız” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan ise, yaşanan katliamların Suriye’de halkların örgütsüz olmasından cesaret aldığını söyleyerek, örgütlü mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, Emek Partisi (EMEP) Antep Milletvekili Sevda Karaca, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Eş Genel Başkanı Mertcan Titiz, TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, AHAD- DER Başkanı Hamit Karaalioğullarından, Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Şeyh Zülfükar Çiftçi, ÇHD ve Kaldıraç, SMF, Partizan, Mücadele Birliği, SODAP, SOL Parti temsilcileri yaptıkları konuşmada, katliamlara karşı seslerini daha gür duyurmaktan, örgütlenmekten başka şanslarının olmadığına dikkat çekerek, Türkiye ve Ortadoğu’ya barışı, özgürlüğü, demokrasiyi halkların getireceği ifade ettiler.
PİRHA – Samandağ’daki Alevi kurumları, Suriye’de yaşanan katliamlara karşı ses yükseltmek için 7 Mart’ta yapılacak “Suriye’de Soykırıma Dur De” mitingine hazırlanıyor. PSAKD Şube Başkanı Mehmet Uysal ve Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi, Suriye’deki Alevilerin ve diğer tüm “ötekilerin” sistematik bir imha süreciyle karşı karşıya olduğunu belirterek duyarlılık çağrısı yaptı.
Suriye’de yıllardır süren çatışmalı ortamda azınlık inanç ve kimlik gruplarına yönelik saldırılar artarak devam ediyor. Samandağ’da bulunan inanç kurumları, Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu bünyesinde bir araya gelerek 7 Mart’ta büyük bir miting örgütlüyor.
PİRHA’ya konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal ve Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi, bölgedeki katliamların boyutuna ve uluslararası sessizliğe dikkat çekti.
“COLANİ YÖNETİMİ VE ÇETELERİ SİYONİZME HİZMET ETMEKTEDİR”
Süreci emperyalist politikalar üzerinden değerlendiren PSAKD Şube Başkanı Mehmet Uysal, Alevilerin savunmasız bırakıldığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Suriye’de Aleviler Esad yönetimi devrildiği süreçten bu yana sistematik olarak katliama maruz bırakılıyor. Tabii sadece Aleviler mi? Hayır. Ermeniler, Şiiler, Kürtler, Dürziler, Süryaniler yani ötekilerin hepsi bir sistematik katliama maruz bırakıldı. Ama arada aslında bazı farklar var. Kürtlerin kendilerini savunabilecekleri bir durum var. Dürzilerin kendilerini savunacakları bir durum var. Ancak dini anlamda sürekli sıkıştırılan, katledilen Alevilerin kendilerini savunacakları herhangi bir durum yoktur; hem burada hem Avrupa’da hem dünya genelinde. Dolayısıyla Suriye coğrafyasında katliamlara sürekli maruz kalan kesim genellikle Aleviler oldu.”
Uysal, saldırıların arka planındaki güçlere işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu da en iyi yapacakları durum Sünni-Alevi çatışması olacaktı. Bu en başından barizdi zaten. Savaş da bu minvalde daha çok ilerledi. Kime yaradı? Tabii ki de hem ABD-AB emperyalizmine ve Ortadoğu’daki başları Siyonist İsrail’e yaradı. Şimdi Kuneytra’da ilerleyen İsrail’e karşı tek bir laf etmezken Suriye’nin kadim halklarına saldırması şunu net olarak ortaya koyuyor: Colani yönetimi ve çeteleri Siyonizme hizmet etmektedir.”
“BÖYLE BİR ZULÜM VARKEN HİÇBİR DEVLETİN SESİNİ ÇIKARMAMASI ACI”
Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi ise yaşanan insanlık dramının boyutlarını ve dünya kamuoyunun kayıtsızlığını şu sözlerle dile getirdi:
“Saldırıya uğrayan bazı köylerde insanların tümünü baştan başa öldürmeye dönük bir katliam süreci, bir soykırım süreci yaşadık ve bugüne kadar çeşitli baskılarla sürüyor. Yani şiddeti azalmış olsa da orada insanlar hala kaçırılıyor. Kadınlar kaçırılıyor, çocuklar kaçırılıyor. Münferit öldürme vakaları hala devam ediyor. Memuriyetten atılmalar, emeklilerin ya da maaş alan insanların maaşlarının kesilmesi ile onların açlığa, baskıya maruz bırakılması bugüne kadar devam etmekte ve işin acı tarafı bu kadar zulüm, bu kadar soykırım, bu kadar katliam varken hiçbir devletin sesini çıkarmaması.”
Çiftçi, insan hakları örgütlerinin duyarsızlığına tepki göstererek şunları kaydetti:
“Hiçbir insan hakları örgütünün oraya eğilmemesi, oradaki olayları olayları bu anlamda gündeme taşımaması bizi bu anlamda rahatsız eden bir durum. Demokratım diyen, insanım diyen duyarlı tüm kesimlerle beraber bunu duyurmaya çalışmamıza rağmen bugüne kadar maalesef bu anlamda hiçbir gelişme kaydedilmedi.”
“ALEVİLER ÖRGÜTLENMELİ”
7 Mart mitinginin önemine değinen kurum temsilcileri, tüm halkları Samandağ’a davet etti. Mehmet Uysal, bu adımın stratejik bir başlangıç olduğunu belirterek şunları söyledi:
“7 Mart’ı elimizden geldiğince özel bir gün ilan edeceğiz. Önemi şurada, elimizden geldiğince bunu dünya kamuoyuna, ezilen diğer bütün halklara, uluslara, inançlara duyurmaya çalışacağız ve dünya kamuoyunda hem ulusal hem uluslararası arenada Alevilerin birlikte hareket edebileceği bir örgütlülüğe ilk adım olarak sağlamaya çalışacağız. 7 Mart bizim için çok önemli. Sadece bizim için değil. Suriye’deki ezilen Aleviler, Kürtler, Dürziler, Şiiler, Ermeniler, Süryaniler ve bütün ötekiler için çok önem arz etmektedir.”
Zülfikar Çiftçi ise dayanışma vurgusuyla çağrısını tamamladı:
“Orada bir zulüm süreci hala devam ediyor ve bunun önlenmesi için insanım diyen her kişinin çaba göstermesini bekliyoruz.”
PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan insan hakları savunucuları ve Alevi kurum temsilcileri, “Gelin canlar bir olalım, birbirimizin Xızır’ı olalım, savaşa ve katliamlara dur diyelim” dedi.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi. Kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı ve satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı. Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkûm edildi.
Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar Samandağ’da düzenlenecek büyük mitinge katılım çağrısında bulunmaya devam ediyorlar. Mitingde, Suriye’de Alevilere yönelik devam eden soykırımın durdurulması, faillerin yargılanması ve mağdurların haklarının iade edilmesi talep edilecek. Aleviler, saldırıların unutulmaması ve uluslararası kamuoyunun sessizliğinin kırılması için herkesin 7 Mart’ta meydanlarda olmasını istedi.
“SAVAŞA DUR DİYELİM”
İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya, “Suriye’de başta Aleviler olmak üzere orada yaşayan azınlık halklara yönelik IŞİD ve benzeri çetelerin yapmış olduğu saldırıların ve katliamların birinci yılındayız. Bu katliamlara ve orada devam eden savaşa dur demek için 7 Mart’ta Samandağ’da buluşuyoruz” dedi.
“7 MART DÜNYANIN UTANÇ GÜNÜDÜR”
Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği (AHAD-DER) Başkanı Hamit Karaoğullarından, 8 Aralık 2024 Suriye halkları adına karanlık kapıların açıldığı günü olduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti:
“Selefi, cihadist ve başına ödül konan eli kanlı Colani’nin altın tepsi ve kırmızı halılarla liderliğe getirildiği gündür. Colani mezhepçi yaklaşımları ve Esad’ın Alevi olması sebebiyle Alevileri hedef noktası haline getirmiş, 6 Mart kara perşembe gecesi sonrası katliamlar soykırım noktasına varmıştır. 7 Mart dünyanın utanç günüdür. Alevi katliamı yıldönümü olması sebebiyle Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği olarak, katile katil diyebilmek, faşizme dur demek, yobazlığa hayır diyebilmek için 7 Mart Cumartesi saat 13.00’te Samandağ 75. yıl parkındayız. Sesimize ses olmanız için gelin canlar bir olalım, iri olalım, diri olalım.”
“SESE SES OLALIM”
İHD Mersin Şube Yöneticisi Elif Sert de, 7 Mart tarihi Suriye’de Alevilere yapılan katliamın yıldönümü olduğunu hatırlatarak, “Yeşil dalı kırmayan, yaşamı kutsayan bir inançtan geliyoruz. Savaşa ve katliamlara karşı olan tüm canlarımızı Hatay Samandağı’nda buluşup sese ses olalım, ses verelim, birbirimizin Xızır’ı olalım” diye konuştu.
PİRHA – Suriye’de 7 Mart 2025 tarihlerinde yaşanan ve onbinlerce sivilin yaşamını yitirdiği saldırıların yıl dönümünde, Hatay’ın Samandağ ilçesinde büyük bir buluşma gerçekleşecek. “Suriye’de Soykırıma Dur De” şiarıyla düzenlenecek miting öncesi ajansımıza konuşan SYKP, Kaldıraç Hareketi ve DEM Parti temsilcileri, inanç kırımına ve emperyalist kuşatmaya karşı “halkların ortak mücadelesi tek kurtuluştur” mesajını verdi.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı, Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkûm edildi.
Saldırıların yıl dönümünde birçok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta birçok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyün bir miting yapılacak. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.
Suriye’de 7 Mart 2025 tarihlerinde yaşanan ve onbinlerce sivilin yaşamını yitirdiği saldırıların yıl dönümünde, Hatay’ın Samandağ ilçesinde büyük bir buluşma gerçekleşecek. “Suriye’de Soykırıma Dur De” şiarıyla düzenlenecek miting öncesi PİRHA’ya konuşan SYKP, Kaldıraç Hareketi ve DEM Parti temsilcileri, inanç kırımına ve emperyalist kuşatmaya karşı “halkların ortak mücadelesi tek kurtuluştur” mesajını verdi.
TUNCAY YILMAZ: SİVİLLER SIRF KİMLİKLERİ ÜZERİNDEN HEDEF ALINDI
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Parti Meclis Üyesi Tuncay Yılmaz, yaşananların hukuksal ve siyasal olarak bir soykırım olduğunu vurguladı. Mitingin sadece bir dayanışma değil, mezhepçi politikalara karşı bir duruş olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Geçen yıl Alevlerin yoğun yaşadığı bölgelerde binlerce insan öldürüldü. Siviller sırf kimlikleri üzerinden hedef alındı ve köyler boşaltıldı. Bu artık bir katliamın ötesinde, soykırımdır. 7 Mart mitingi mezhepçi politikalara bir ‘dur’ deme yeridir. Emperyalistlerin müdahalesi hiçbir zaman barış getirmez; sadece yeni göçler ve yıkımlar doğurur. Hemen karşımızda, Lazkiye’de kardeşlerimizin katledilmesi buradaki halkı çok öfkelendirdi. Bu yüzden bütün halkımızı bu sese omuz vermeye davet ediyorum.”
MUSTAFA ÇELİK: ÖRGÜTLÜ HALK YAŞAMI KURTARABİLİR
Kaldıraç Hareketi’nden Mustafa Çelik, Suriye’deki paylaşım savaşının bir sömürgeleştirme hamlesi olduğunun altını çizdi. Halkların ancak kendi özgücüyle bu kıskacı aşabileceğini belirten Çelik, şöyle konuştu:
“2011’den bu yana Aleviler ilk hedefler arasındaydı. Bugün bölgeyi dizayn etmek isteyenler halkları birbirine kırdırıyor. Ancak biliyoruz ki bir halk eğer örgütlüyse o savaştan ve katliamlardan kurtulabiliyor. Kürtlerin ve Dürzilerin örgütlü direnişi bunun en büyük örneğidir. Miting sadece bir ses verme değil, örgütlü bir zemin yaratma çabasıdır. Kapitalist emperyalizmde katliamlar bitmez, geleceğimizi ancak devrimci bir mücadele ile insanca yaşanabilir bir hale getirebiliriz. Tek çağrımız işçi sınıfının ve halkların örgütlü gücüdür.”
NAİM ÖZBEK: HİÇBİR İKTİDARIN SUÇU BİR İNANCA YÜKLENEMEZ
DEM Parti Hatay İl Eş Başkanı Naim Özbek ise Suriye’deki rejim değişikliğinin ardından Alevi kimliğinin hedef tahtasına oturtulmasına ve suçların bir inanç grubuna yıkılmasına tepki gösterdi. Özbek, şu ifadeleri kullandı:
“Yeni gelen iktidar, önceki yönetimin bütün günahlarını bugün orada yaşayan Alevilerin sırtına attı. Biz bunu baştan reddediyoruz. Hiçbir devletin veya iktidarın suçu bir inanca, bir kimliğe yüklenemez. Bu, katliamlara alan açan faşist ve ırkçı bir siyasettir. 7 Mart’ta uluslararası kamuoyuna şunu duyurmak istiyoruz: Alevilerin yaşadığı bu soykırım bir daha tekrarlanmasın. Suriye’deki insanlık dramına karşı sesimizi duyurmaya hep beraber omuz verelim.”
PİRHA – Samandağ Emek ve Demokrasi Güçleri, bölgede tırmanan savaş siyasetine ve İran’a yönelik saldırılara karşı basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Emperyalist savaşlarda cepheye sürülenler yoksul, emekçi halklardır. Böylesi savaşlardan işçi sınıfı ve ezilen halkların hiçbir çıkarı yoktur” denildi.
Samandağ’da bir araya gelen Emek ve Demokrasi Güçleri, Orta Doğu’da süren savaşları, ABD ve İsrail’in İran’a saldırısını protesto etti. Hazırlanan ortak metinde, kapitalist sistemin krizini savaşla aşmaya çalıştığı vurgulanırken, bölge halklarının dayanışması çağrısı yapıldı.
“DEMOKRASİ YALANLARINA İHTİYAÇ BİLE DUYMUYORLAR”
Açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hamlelerinin bir “özgürlük” getirmeyeceği belirtilerek, savaşın asıl yükünü emekçilerin sırtladığına dikkat çekildi.
Açıklama şu çağrıyla son buldu:
“Bugün, ABD saldırganlığına karşı İran halkıyla, işçi ve emekçileriyle dayanışma içinde anti-emperyalist mücadeleyi büyütmeli, topraklarımızdaki tüm NATO üslerinin kapatılması için direnişi örgütlemeliyiz. Bundan önceki dünya savaşlarını nasıl durdurduysak bugün de bu savaşları durduracak tek güç, bölgemizde ve dünyada gelişecek bir sosyalist devrim olacaktır. Bunun için harekete geçelim, örgütlenelim. Halkların ortak direniş cephesini büyütelim.”
Eylemde sık sık “İran Halkları Yalnız Değildir!”, “Yıkılsın Siyonist İsrail Devleti!” ve “Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!” sloganları atıldı.
PİRHA- Mersin’de kurum temsilcileri ve kadınlar Suriye’de süren Alevi soykırımının birinci yılına dair 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunarak, “Alevi katliamına dur demek için Samandağ’da buluşalım. Gelin omuz omuza olalım, katliamı durduralım” dediler.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda onbinlerce Alevi katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı, Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.
Saldırıların yıl dönümünde bir çok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta bir çok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyük bir miting yapılacak.
Mersin’de kurum temsilcileri ve kadınlar Suriye’de süren Alevi soykırımının birinci yılına dair 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısı yaptı.
Arap Alevi Kültür Derneği Başkanı Sabahat Aslan, DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş, SYKP Önceki Dönem Eş Genel Başkanı Canan Yüce ve CHP Mezitli İlçe Önceki Dönem Kadın Kolları Başkanı Özlem Büngül, Suriye’de süren Alevi soykırımının birinci yılına dair konuştu.
“YAŞAM HAKKINI SAVUNMAK İÇİN SAMANDAĞ’DA BİR ARAYA GELELİM”
DEM Parti İl Eş Başkanı Bedriye Kuş,savaşa ve katliamlara karşı tüm toplumun ses yükseltmesi gerektiğinin altını çizerken, Arap Alevi Kültür Derneği Başkanı Sabahat Aslan da, emperyalizme karşı duruşların dünyanınn her alanında olduğunu belirterek, yaşam hakkını savunmak için tüm toplumu soykırıma ve haksızlıklara karşı ses çıkarmaya çağırdı.
“GELİN OMU OMUZA DURALIM”
SYKP Önceki Dönem Eş Genel Başkanı Canan Yüce, 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitingeAlevilerin, sosyalistlerin, demokratların çağrılar yaptığına dikkat çekererek, “Alevi katliamına dur demek için Samandağ’da buluşalım” dedi. CHP Mezitli İlçe Önceki Dönem Kadın Kolları Başkanı Özlem Büngül de, kadın ve çocukların katledilmemesi için herkesin sesini yükseltmesi gerektiğini vurgulayarak, “Gelin omuz omuza olalım, katliamı durduralım” diye konuştu.
PİRHA- HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, DEM Parti İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Celal Fırat, Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunarak, “Bir araya gelelim, güçlü olalım, diri olalım ve hep birlikte soykırıma ses yükseltelim” dedi.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda onbinlerce Alevinin katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocukların ailelerinden koparıldı, topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.
Saldırıların yıl dönümünde bir çok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta bir çok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyün bir miting yapılacak. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.
“TÜM CANLARI BU KATLİAMA SES ÇIKARMAYA ÇAĞIRIYORUZ”
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Celal Fırat, Suriye’de süren Alevi soykırımına dikkat çekerek, “Bütün halkımızı mitinge davet ediyoruz. Tüm canları bu katliama ses çıkarmaya çağırıyoruz. Bir araya gelelim, güçlü olalım, diri olalım ve hep birlikte soykırıma ses yükseltelim” dedi.
PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik süren soykırıma dikkat çekmek için 7 Mart’ta Samandağ’da düzenlenecek mitinge, Alevi aydınları ve sanatçılar, “Sessizlik suça ortak olmaktır” diyerek tüm halkları katılmaya çağırdı.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalırken, Alevi aydınları ve sanatçılar, 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulundu. Sanatçı İlkay Akkaya’nın da aralarında bulunduğu çağrıda, “Suriye’de Alevilere ve tüm halklara yönelik bir katliam var. Bir yıldan beri devam ediyor. Dünya sesini çıkartmıyor. Sessizlik suça ortak olmak demektir. Bunu kabul etmiyoruz ve tüm dünya halklarını bu soykırıma karşı durmaya davet ediyoruz” denildi.
Açıklamada, Suriye’de yaşanan saldırılarda onbinlerce Alevi’nin katledildiği, yerlerinden edildiği, kadınların kaçırıldığı ve çocukların ailelerinden koparıldığı belirtildi. Ayrıca Alevi bölgelerine yapılan bombalı saldırılara dikkat çekilerek, “Uluslararası emperyal güçlerin desteğiyle, sözde barışçıl Suriye yönetimi altında, terörist ve selefi bir örgütün eline bırakıldığından beri Alevi yerleşimlerine yönelik saldırılar hiç durmadı” ifadeleri kullanıldı.
Alevi aydınları ve sanatçılar, “Biz burada Alevi halkının ve Suriye’de zulüm altında olup sesini çıkaramayan tüm halkların sesi olmak için bulunuyoruz. Bugün bu suçlar ve katliamlar karşısında susmak, bu suça ortak olmaktır” diyerek, tüm dünya halklarını mitinge katılmaya davet etti.
7 Mart Cumartesi günü Samandağ’da gerçekleşecek mitingde, Alevi toplumu ve duyarlı yurttaşların bir araya gelmesi bekleniyor.
PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyeleri, “Suriye’de yapılan zulme hayır demek, IŞİD’in Alevilere yaptığı katliama dur demek, 8 Mart arifesinde Suriye’de kadınların direnişine ortak olmak, seslerine ses katmak için Samandağ’da buluşalım. Birlik olursak başaracağız” dedi.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda onbinlerce Alevinin katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocukların ailelerinden koparıldı, topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.
Ssaldırıların yıl dönümünde bir çok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta bir çok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyün bir miting yapılacak. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.
7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge duyarlılık çağrısında bulunan Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyeleri, “Katliama uğrayanlar için sesimizi duyurmak istiyoruz. Suriye’de yapılan zulme hayır demek, IŞİD’in Alevilere yaptığı katliama dur demek, 8 Mart arifesinde Suriye’de kadınların direnişine ortak olmak, seslerine ses katmak için Samandağ’da buluşalım. Birlik olursak başaracağız” dediler.
PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan sanatçılar, “Kamuoyunun bu zulme sessiz kalmaması, zulme karşı birleşmesi gerekiyor. Soykırıma karşı yan yana durmaya çağırıyoruz” dedi.
Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda onbinlerce Alevinin katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocukların ailelerinden koparıldı, topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.
Ssaldırıların yıl dönümünde bir çok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta bir çok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyün bir miting yapılacak. Alevi kurumları, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.
Suavi, Pınar Aydınlar, Ferhat Tunç, Ali Ekber Eren ve Cahit Berkay yayınladıkları videolarla 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge duyarlı herkesin katılmasını isteyerek, “Suriye’de mevcut relim Alevilere ve kendilerinden olmayan her kesime karşı katliam uyguluyor. Kamuoyunun bu zulme sessiz kalmaması, zulme karşı birleşmesi gerekiyor. Soykırıma karşı yan yana durmaya çağırıyoruz. Karanlıklar anca omuz omuza durursak aydınlığa kavuşur. 7 Mart’ta Samandağ 75’inci yıl Parkı’nda olalım, unutmayalım, katliamlara dur diyelim” çağrısında bulundular.
PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik saldırıların 1. yılında Alevi kurumları 7 Mart Cumartesi günü Samandağ’da miting düzenleyecek. Tertip Komitesi tarafından yapılan açıklamada “Bu miting yalnızca bir çağrı değil, vicdanı olan herkes için bir sorumluluktur” denilerek, mitinge katılma çağrısı yapıldı.
Suriye’de Alevilere yönelik sürdürülen katliamların birinci yılı dolayısıyla Avrupa ve Türkiye’den Alevi kurumları, siyasi partiler ile emek ve demokrasi güçleri 7 Mart’ta Samandağ’da miting düzenleyecek. Tertip Komitesi tarafından yapılan açıklamada, Suriye’de Alevilere ve bölgedeki diğer halklara yönelik saldırıların bir yıldır sürdüğü belirtilerek, uluslararası kamuoyunun sessizliğine tepki gösterildi. Açıklamada, katliamların yalnızca cihatçı HTŞ ve bağlı grupların değil, bölgedeki çıkar hesapları nedeniyle sessiz kalan devletlerin de sorumluluğunda olduğu ifade edildi.
“KARANLIĞA BİRLİKTE İTİRAZ EDELİM”
Açıklamada şu sözlere yer verildi:
“Suriye’de Alevilere ve tüm halklara yönelik sürdürülen soykırımın üzerinden bir yıl geçti. Bir yıldır katliam var, bir yıldır suskunluk var, bir yıldır adalet yok. Uluslararası kuruluşları, Birleşmiş Milletler’i; Suriye sahasında fiilen belirleyici olan tüm güçleri ve uluslararası insan hakları örgütlerini, Alevilere ve tüm halklara yönelik bu soykırımı durdurmak için derhal harekete geçmeye çağırıyoruz. Suriye’deki Alevi soykırımının 1. yıl dönümünde; Avrupa’dan ve Türkiye’den Alevi kurumları, siyasi partiler, emek ve demokrasi güçlerinin desteğiyle Samandağ’da bir araya geliyoruz.
Bu miting, yalnızca bir çağrı değil; vicdanı olan herkes için bir sorumluluktur. Bu toprakların kanaat önderlerini, duyarlı insanlarını, halktan yana olan herkesi soykırıma karşı ses olmaya, yan yana durmaya, bu karanlığa birlikte itiraz etmeye çağırıyoruz.”
Miting, 7 Mart Cumartesi günü saat 13.00’te Samandağ 75. Yıl Parkı’nda gerçekleştirilecek.
PİRHA- 6 Şubat depremlerinin en çok etkilediği ve bir çok sorunun devam ettiği kentlerden biri olan Samandağ’da yurttaşlar yürüyüş düzenleyerek “Unutmak yok, affetmek yok” dediler.
6 Şubat depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Toplam 11 ilde milyonlarca yurttaşın etkilendiği depremlerde on binlerce yurttaş yaşamını yitirdi. Resmi rakamlara göre Maraş merkezli 7,8 ve 7,5 büyüklüğündeki 6 Şubat depremlerinde 53 bin 725 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandı.
Bir çok sorunun devam ettiği kentlerden biri olan Samandağ’da yurttaşlar yürüyüş düzenleyerek “Unutmak yok, affetmek yok” dediler.
Yüzlerce yurttaş ellerinde yaşamını yitirdiklierinin yakınlarını fotoğraflarını alarak, PTT önünde bir araya geldi. Samandağ Semt Pazarı’na kadar yürüyen yurttaşlar sık sık “Sesimizi duyan var mı?” diye sordu.
Yapılan konuşmalarda geçen 3 yılda sorunların giderilmediğini aktararak, iktidarın deprem bölgelerine rant temelli yaklaştığı vurgulandı.
Samandağ 6 Şubat Koordinasyonu, taleplerini şöyle sıraladı:
“1- Ulaşılabilir, nitelikli, ücretsiz sağlık hizmeti sağlansın. Sağlık emekçilerinin üzerindeki baskılar sonlandırılsın.
3- Deprem suçlularının adil yargılanmasının önündeki engeller kaldırılsın. Her kademedeki sorumlular, kamu da görevli olanlar dahil yargılansın.
4- Doğamızı, yaşam alanlarımızı yok eden ve demografik yapımızı tehdit eden yağma ve rant politikaları derhal sonlandırılsın.
5- Çiftçilere üretim için gübre, ilaç, tohum vb. girdilerde destek sağlansın, devlet ürünlere alım garantisi sağlasın.
6- Kadınlara yönelik şiddet sarmalına karşı güvenli kentsel planlama ve 7/24 destek merkezleri; ekonomik bağımlılığa karşı mahalle kreşleri talep ediyoruz.
7- Antakya’nın tarihsel hafızası olan tarihi kültürel yapılar korunsun. Koruma amaçlı imar planı iptal edilsin. Meslek odaları, bilimsel kurullar ve halkın temsilcilerinin katılımıyla yeni bir plan oluşturulsun.
8- Günden güne gericileştirilen ve ülkü ocakları gibi faşist kurumlara alan açılan eğitim sistemine karşı okullarımızda çocuklarımız için Özgür Bilimsel Eğitim talep ediyoruz.
9- Elektrik ihtiyacımız kesintisiz ve nitelikli şekilde sağlansın. Devlet desteği devam etsin kota yükseltilsin.
10-Kadınlar için üretim desteği; güvencesizliğe karşı ise mesleki dönüşüm programıyla istihdam alanları, sığınma evleri ve barınma fonları gibi bütüncül politikalar hayata geçirilmelidir. Çocuklarımızın eğitim gördüğü okullarda ısınma sorunu derhal çözülsün ve depreme karşı dayanıklı hale getirilsin. Kamu kurumlarının işgal ettiği okullar en kısa zamanda öğrencilere iade edilsin.
12-Ulaşım, nitelikli ve ücretsiz şekilde sağlansın. Bozuk olan yollar en kısa sürede onarılsın. Trafik ışıkları, levhalandırmalar, yolların ışıklandırılması derhal halledilsin.
13-Depremde katledilenlerin gerçek sayısı açıklansın. Ölen göçmenlerin sayısı gizlenmesin. Kaç kayıp olduğu ve akıbeti belli olmayan çocuklarımızın sayısı halkla paylaşılsın. Bunun için bir araştırma komisyonu kurulsun.”
PİRHA-Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu, Halep’te süren saldırıları kınayarak, saldırıların, uluslararası hukuka göre açık bir savaş suçu olduğunun altını çizdi.
Şam yönetiminin Halep’te Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelere yönelik tank, top, obüs ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği saldırılar sürüyor.
Saldırılara ilişkin Hatay Samandağ’da açıklama yapıldı. Suriye Halklarıyla Dayanışma Platformu tarafından yapılan açıklamada konuşan DEM Parti Hatay İl Eş Başkanı Naim Özbek, Lazkiye, Hama, Tartus, Humus ve Süveyde’de Alevi ve Dürzilere yönelik saldırıların bir benzerinin Halep’te Kürtlere karşı yapıldığını belirterek, Kürt halkıyla dayanışma içerisinde olacaklarını söyledi.
Platform adına yapılan açıklamada ise, saldırının açık bir şekilde sivilleri hedef alan bir katliam olduğu vurgulandı.
Saldırıların, uluslararası hukuka göre açık bir savaş suçu olduğunun altının çizildiği açıklamada şunlar ifade edildi:
“Kürt halkına yönelik bu politikalar, yıllardır sürdürülen inkâr, imha ve sindirme anlayışının yeni bir halkasıdır. Şam yönetimi, Halep’te yürüttüğü bu saldırılarla bir kez daha halkların birlikte yaşam umudunu hedef almış; çatışmayı derinleştiren, sivilleri yok sayan kirli bir savaş politikasında ısrar ettiğini göstermiştir. Bu katliamlara sessiz kalanlar da en az saldırıyı gerçekleştirenler kadar sorumludur.
Uluslararası kamuoyunu, insan hakları örgütlerini ve demokratik güçleri Halep’te yaşanan bu katliama karşı ses çıkarmaya çağırıyoruz. Sivillerin hedef alındığı bu saldırılar derhal durdurulmalı, sorumlular yargılanmalı ve Kürt halkının can güvenliği garanti altına alınmalıdır.
Dün Alevilere ve Dürzilere yapılan katliam ve saldırıların bugün Kürtlere de yönelmiş olması HTŞ’nin Suriye’de onlar gibi düşünmeyen halklara, farklılıklara, kimliklere tehcir ve yok saymadan başka hiçbir şey vermeyeceğinin kanıtıdır.
AKP-MHP İktidarının bu katliamları destekleyen yerden açıklamalar yapması kabul edilemez. AKP mv. Leyla Şahin’nin Alevi katliamlarına ses çıkaranları ve Alevileri hedef alan konuşması nefret dilidir. Bu dil burada yaşayan halklara savaş ve inkardan başka hiçbir şey vermemiştir. Bunu kabul etmediğimiz gibi en sert ifadelerle kınıyoruz.”
PİRHA – Hatay’da yaşanan elektrik kesintileri sebebiyle halkın mağduriyeti bir kat daha arttı. Konteyner ve prefabrik konutlarda yaşam mücadelesi veren depremzedeler, seslerinin duyulmasını istiyor. Hasta ve engellilerin büyük zorluk yaşadığı kimi evlerde ise vatandaşların piknik tüpüyle ısınmaya çalıştıkları görüldü.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Aralık 2025’te Hatay’da yaptığı konuşmasında “Deprem bölgesinde 455 bin konut tamam” dedi ancak bölge halkı, elektriğe dahi ulaşamadıklarını dile getirdi.
Günlerdir yaşanan elektrik kesintisi ve faz problemi sebebiyle hiçbir ısıtıcı çalışmaz oldu. Hava derecelerinin eksileri bulduğu bugünlerde, konteynırlarda yaşayan depremzedelerin durumu ise içler acısı hale geldi. Prefabrik yapılarda odun sobasının da uygun olmaması sebebiyle vatandaşlar piknik tüpünün ateşiyle ısınmaya çalıştı.
“HALK İSYAN ETTİ!”
Samandağ Cemevi Başkanı Kenan Kahlıoğulları, Hatay genelinde devam eden elektrik sorununa ilişkin yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı. Soğuk nedeniyle ev içerisinde dahi mont giyindiklerini söyleyen Kahlıoğulları, elektrik kesintilerinden kaynaklı ciddi mağduriyetler yaşandığını vurguladı.
Kahlıoğulları, deprem öncesinde de elektrik kesintilerinin yaşandığını söyledi. Ancak yakın zaman itibariyle nadiren elektrik hizmeti alabildiklerini anlatan Kahlıoğulları. “Hatay’ın bütün ilçelerinde yılbaşından bu yana elektrik kesintisi yapıldı. Daha önce de böyle olumsuzluklar yaşıyorduk. Zaten Hatay’ın altyapısı ile ilgili sorunlar vardı fakat depremle beraber bu altyapı sorunları çoğaldı. Bugün itibariyle havaların en soğuk olduğu dönemdeyiz. Maalesef yeni yıla da elektrik kesintileri ile girmek zorunda kaldık ve bu durum halkı isyan ettirdi.”
SURİYE’DE DAHİ ELEKTRİK KESİNTİSİ YAŞANMIYOR!
Kenan Kahlıoğulları, bölge halkının ancak klimayla ısınma sağlayabildiğini, fakat faz sorunu sebebiyle sadece aydınlatma olanaklarının olduğunu söyledi. Kahlıoğulları, var olan şikayetleri şu sözlerle paylaştı:
“Bazen elektrik geliyor ancak faz düşük! Klimayı dahi çalıştırmıyor. İnsanlar yeni yıla, maalesef küçük piknik tüpünü ortalarına alıp girdi. Isınmak için biz de böyle girdik. Evin içinde montla geziyoruz. Gerekli mercilere gidildi. Samandağ Cemevi olarak biz de görüşmeler yaptık. Fakat hiçbir olumlu, müspet bir açıklama yapılmadı. İvedilikle çözülmesi gereken bir mesele. Bu türden kesintilerin olması kabul edilemez. Bugün Suriye’de elektriğin kesintisiz verildiği söyleniyor! ‘40 yıldır Suriye’de elektrikler düzenli verilmiyordu’ şeklinde bir haber çıkmıştı. Bizim halkın aklına ise ‘Acaba Suriye’deki bu durumdan dolayı mı elektriklerimizi kesik?’ gibi şeyler geliyor. İkincisi, tam yılbaşı günü elektriğin kesilmesi ve akabinde bu birkaç günün en soğuk hava olması sebebiyle şöyle bir şey akla geliyor; acaba bu halka yılbaşı yaşatılmak istenmedi mi? Çok mu görüldü? Şimdi söylentiler bir tarafa gerçekten biz bu işin çözülmesini istiyoruz. Gerekli mercilerin devreye girerek ivedilikle Hatay halkının bu elektrik sorununun çözülmesini talep ediyoruz.”
“DONUYORUZ!”
Hatay’da günlerdir süren elektrik krizi sebebiyle vatandaşlar, seslerini duyurmak için sanal medya üzerinden yaşadıklarını paylaştı. Bir vatandaş, bakıma muhtaç hastası olduğunu belirterek “Üç gündür elektriksiz, soğukta donduk. Burada bizim muhatap olacağımız bir yetkili var mı? Derdimizi kime söyleyeceğiz, kime anlatacağız” dedi.
Bir başka sosyal medya kullanıcısı ise “Bir kurumsal arsızlık örneği… Toroslar Edaş… Deprem bölgesinde insanlar soğukla mücadele ederken, Toroslar EDAŞ hâlâ bahane üretiyor. Elektrik kesiliyor, gerçekler söylenmiyor” sözleriyle şikayetini dile getirdi.
Sanal medya kullanıcısı bir kişi de “Hatay 5 gündür elektriksiz, susuz, internetsiz! Muhatap yok, açıklama yok, sebep yok, çözüm yok! Sesimizi duyurun!” paylaşımında bulundu.
Kesintilerin sorumlusu olarak gösterilen Toroslar Edaş’a (Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.) yaptığımız telefon aramalarında PİRHA olarak bizler de cevap alamadık!
PİRHA-Tarihi Levant bölgesinde üç bin yıllık geleneğe sahip olan Bırbara (berbara / barbura) yemeği Samandağ’da yapılıp, yurttaşlarla dağıtıldı. Hatay Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği Başkanı Necati Oğural, Bırbara yemeğini bu siyah önlüklerle yaptıklarına dikkat çekerek, “Bunun nedeni ortadoğuda süren savaşlar, akan gözyaşıdır. Yaptığımız lokmanın kanayan yaraların kapanmasına, akan gözyaşının durmasına ve barışın gelmesine vesile olur” dedi.
Hatay’ın Samandağ ilçesinde geleneksel olarak olarak yapılan veLevant bölgesine özgü bir yemek olan Bırbara yapıldı. Pişirilen Bırbara’nın başında Ortadoğu’daki savaşların, gözyaşlarını durması ve barışın egemen olması umudu paylaşıldı. Hatay Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği Başkanı Necati Oğural, Bırbara’nın tarihsel geçmişini ve yapılışını aktardı.
“DAYANIŞMAYI, PAYLAŞMAYI ÖZÜMSEYEN BİR ANLAYIŞLA BIRBARA’YI YAPARIZ”
Bırbara’nın, topraktan çıkan herşeyin birleşmesi halinde toplumu güçlendirmesini simgelediğini belirten Oğural, “Kıyı şeridi olarakta ifade edilen Levant bölgesinda yaşayan halklar ve inanç toplulukları dayanışmayı, paylaşmayı özümseyen bir anlayışla Bırbara’yı yapıp bugüne kadar getirdiler” dedi.
“BÖLGEYE BARIŞ GETİRMESİNİ UMUD EDİYORUZ”
Necati Oğural, her yıl aralık ayı ortasında yapılan Bırbara yemeğini bu siyah önlüklerle yaptıklarına dikkat çekerek, “Bunun nedeni ortadoğuda süren savaşlar, akan gözyaşıdır. Yaptığımız lokmanın kanayan yaraların kapanmasına, akan gözyaşı ve kanın durmasına vesile olur. Filistin’de, Suriye’de azınlıklara yapılan katliamların, zulümlerin bitmesini, özellikle Suriye’de son dönemde İsamililere, Hristiyanlara ve Alevilere yönelik katliamın durmasını, bölgeye barış getirmesini umud ediyoruz” ifadelerine yer verdi.
PİRHA- Samandağ’da mandalina üreticileri üç yıldır ürünlerini toplayamadıklarını, satamadıklarını ve devletin hiçbir destek sunmadığını belirtiyor. Samandağ Belediyesi ve Hatay Büyükşehir Meclis Üyesi Ferit Diker, “Mandalinamız dalında çürüyor, kamulaştırmayla da toprağımız elimizden gidiyor” dedi.
Hatay’ın Samandağ ilçesinde mandalina üreticileri, son yılların en ağır krizlerinden biriyle karşı karşıya. Girdi maliyetleri, sulama ücretleri ve gübre fiyatlarındaki fahiş artış nedeniyle bahçelerine bakamaz hale gelen üreticiler, ürünlerinin dalında çürüdüğünü belirtiyor. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Büyükşehir Belediyesi ve Samandağ Belediyesi Meclis Üyesi Ferit Diker, hem ekonomik kriz hem de yeni kamulaştırma girişimlerinin üreticiyi köşeye sıkıştırdığını söyledi.
“ÜRÜN DALINDA ÇÜRÜYOR, DESTEK YOK”
Ferit Diker, devletin tarımsal girdilere destek sunmaması nedeniyle üreticinin ayakta duramaz hale geldiğini ifade ederek, “Mandalinamız son 3 yıldır dökülüyor, koparamıyoruz, satamıyoruz. Sebebi ihracat mı, iç piyasanın yetmemesi mi, yanlış ekonomik politikalar mı? Hepsi var. Ama devletin hiçbir desteği yok. Girdiler dediğimiz gübre, ilaç, sulama ücretleri… Özellikle sulamada bu sene yüzde 70’e yakın zam yedik. 50 kiloluk gübre 350-400 lirayken şimdi 2.000 liraya yaklaştı. Bu şartlarda bütün kapılarımız kapalı. Eskiden Suriye kapısı vardı, Suudi Arabistan kapısı vardı; hepsi kapandı. Samandağ’ında bu felaketi ilk yaşamıyoruz; depremde de mandalinamızı döktük. Devlet desteğini bir türlü göremedik” diye konuştu.
Mandalinanın özellikle Satsuma türünün depolanabilir olduğuna dikkat çeken Diker, soğuk hava deposu talebinin yıllardır görmezden gelindiğini söyledi ve taleplerini şöyle dile getirdi:
“Madem bu mandalina satılmıyor, o zaman stoklanabilir. Satsuma dediğimiz mandalinanın raf ömrü uygun. Erkenci mandalina zaten döküldü. Zararımızı tahmin edemiyoruz. Üretici soğuk hava deposu istiyor. ‘Kopardığımız ürünü depoya koyalım, Şubat – Mart’ta satalım’ diyoruz. Ama bu yapılmazsa bu bizim ölüm fermanımızdır.”
KAMULAŞTIRMA BASKISI: “TOPRAK DA ÜRÜN DE TEHLİKEDE”
Ekonomik sıkıntıların üzerine yüklenen kamulaştırma girişimlerinin üreticiyi nefessiz bıraktığını söyleyen Diker, özellikle Cemal Gürsel Mahallesi’nde başlayan yeni kamulaştırma sürecinin halkı tedirgin ettiğini belirtti. Diker, “Ben Cemal Gürsel Mahallesi’nde oturuyorum. Mahalle Hristiyan Mahallesidir, Zeytuniye derler. Şimdi yeni bir kamulaştırma furyası başladı; ‘elektrik santrali kuracağız’ denilerek kamulaştırma yapılıyor. İnsanlar gergin. Mandalinayı çözemedik, mandalina zaten dalında döküldü. Şimdi kamulaştırmaya yönelmek zorundayız çünkü elimizde toprak da kalmıyor. Vakıflı’da da aynı şeyi yaşadık. Orası da bir Ermeni köyüdür; verilen sözler tutulmadı, tarım arazileri kalmadı” ifadelerini kullandı.
“ÜRETİCİ 700 BİN LİRAYI DALINDA ÇÜRÜMEYE TERK EDİYOR”
Mandalina üretim maliyetlerinin giderek yükseldiğini belirten Diker, üreticinin zararının boyutlarını örneklerle anlattı: “Dün Niyazi amca söyledi: 100 ton mandalinası dalında duruyor. Maliyeti en az 7 liradır. Düşünün, 700 bin lira para koymuş. 8 dönüm arazideki bu ürün seneye de vermeyecek. Dalında çürüyen mandalinayı yakında kepçelerle çıkaracağız. Mahallede kepçeyle mandalina çıkartan insanlar var artık. Ne ekeceklerini bile bilmiyorlar.”
Mandalinanın ardından portakalın da elde kaldığını belirten Diker, “Artık portakal sırada. Washington portakalı da alan yok. Mandalinada insanlar adaklarını adardı, geçimimizi sağlardık. Hayvan bile besliyorduk eskiden; şimdi mandalina bahçelerinde ne hayvan bakabiliyoruz ne ürün koparabiliyoruz. İstanbul’da 10 liraya satılan mandalina Urfa’da, Antep’te dökülüyor. Bu süreç bizi felakete sürüklüyor” dedi.
Diker, devletin acilen üreticiye destek olması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:
“Mandalinayı bu sene koparamadım; seneye de büyük ihtimalle olmayacak. Ekonomik politikamız yok, devlet desteği yok. Ya bize soğuk hava depoları yapacaklar ya da bu koşullar üreticinin ölüm fermanı olacak.”
PİRHA-Samandağ Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “Karşılıksız çalışmayı, sömürülmeyi, emeğimizin yok sayılmasını kabul etmiyoruz! Ne evde ne işte ne sokakta sömürüye boyun eğmiyoruz” denildi.
Samandağ Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. ‘Ataerkiye, yoksulluğa, şiddete, savaşlara karşı kadınlar mücadelede’ pankartının açıldığı açıklamada basın metnini platform adına İlknur Kazan okudu.
“KADIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİ HER GÜN BÜYÜTÜYORUZ”
2025 yılında en az 250 kadının erkekler tarafından katledildiğini belirten İlknur Kazan, “Son dönemde Türkiye’de yaşanan şüpheli kadın ölümlerinin sayısı arttı. İktidar kadınların nasıl giyineceğine, kaç çocuk doğuracağına, nasıl doğuracağına karışacağına şüpheli kadın ölümlerini aydınlatıp faillerini cezalandırsın. Her gün yeni bir kadın cinayeti haberi duyuyoruz. Kadınlar şikâyet ettikleri hâlde korunmuyor, fail erkekler mahkemelerde “tahrik” ve “iyi hâl” indirimleriyle ödüllendiriliyor. Failleri değil kadınları koruyun. Erkek-devlet işbirliğiyle yaratılan bu düzeni görüyoruz. Biz kadınlar sizin “makbul kadın” kalıplarınıza sığmadık, sığmayacağız. Bizler yalnızca “anne/eş/kardeş” değiliz. Eşit ve özgür bir yaşamın öznesiyiz. Yan yanayız, omuz omuzayız; kadın özgürlük mücadelesini de her gün büyütüyoruz” dedi.
“NE EVDE, NE İŞTE NE SOKAKTA SÖMÜRÜYE BOYUN EĞMİYORUZ”
Hayatlarının her alanını kontrol altına almaya çalışan ataerkiye karşı direndiklerini söyleyen Kazan, “Bu düzen kadınları eve kapatmak, emeğimizi yok saymak, bize itaati dayatmak istiyor. 2025 yılı “Aile Yılı” ilan edildi. Ama bu yıl en az 500 kadın öldürüldü, 287 kadının ölümü hâlâ şüpheli. Öldürülen kadınların %69’u evlerinde, %81’i partnerleri veya eski eşleri tarafından öldürüldü. Sadece evlerde değil, kadınlar çalışma alanlarında da öldürülür. Geçtiğimiz günlerde Dilovası’nda hayatını kaybeden 6 kadın, kadın emeğinin nasıl güvencesiz koşullarda sömürüldüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Kadınlar yoksullukla, şiddetle, sömürüyle mücadele ederken kadınların güçlendirilmesi için ayrılan bütçede bir kadına günlük sadece 51 kuruş düşüyor. Bizi işyerlerinde düşük ücretlerle sömürüp, eve geldiğimizde ikinci bir mesaiye mahkûm edenler, “Kadının yeri evidir” diyenler, ekonomik kriz, barınma kriziyle baş başa bırakanlar saraylarında günlerini gün ederken kadınları bakım emeğiyle eve hapsederek eve bağımlı, sosyal hayattan uzak ve güvencesiz bırakmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Bizler buna mecbur değiliz! Ev içi emeğimiz görünmez değil! Karşılıksız çalışmayı, sömürülmeyi, emeğimizin yok sayılmasını kabul etmiyoruz! Ne evde ne işte ne sokakta sömürüye boyun eğmiyoruz” diye konuştu.