PİRHA-Sanatçı Yılmaz Çelik hakkında Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen beraat kararı, Erzurum İstinaf Mahkemesi tarafından bozulmuştu. Davanın ikinci duruşmasında Yılmaz Çelik hakkında 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi. İstinaf ve temyiz yolu ise açık.
Sanatçı Yılmaz Çelik hakkında Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen beraat kararı, Erzurum İstinaf Mahkemesi tarafından bozulmuştu.
Örgüt üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede savcının, Çelik hakkında ‘yardım ve yataklık’ suçlamasıyla ceza istediği davanın ikinci duruşması Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Yılmaz Çelik hakkında istinaf ve temyiz yolu açık olmak üzere 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi.
PİRHA-Sanatçı Yılmaz Çelik hakkında Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen beraat kararı, Erzurum İstinaf Mahkemesi tarafından bozuldu. Örgüt üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede savcı, Çelik hakkında yardım ve yataklık suçlamasıyla ceza istediği duruşma 28 Şubat’a ertelendi.
Sanatçı Yılmaz Çelik hakkında Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen beraat kararı, Erzurum İstinaf Mahkemesi tarafından bozuldu.
Yılmaz Çelik’in duruşmasına destek olmak için sanatçılar Metin Kahraman, Umut Altınçağ, Raber Diler ve Zeynep Kılıç katıldı. Çelik’in avukatları, Kenan Çetin ve İnayet Aksu da duruşmada hazır bulundu.
Örgüt üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede savcı, Çelik hakkında yardım ve yataklık suçlamasıyla ceza istediği duruşma 28 Şubat’a ertelendi.
Duruşma sonrası konuşan sanatçı Yılmaz Çelik, “Dostlara teşekkür ediyorum yalnız bırakmadıkları için” dedi.
PİRHA-Dersimli sanatçı Yılmaz Çelik, yaklaşık 3 yıl süren çalışmalarının ardından Kırmanckî’de ‘Işığın süzmesi’ anlamına gelen Trijda albümünü çıkardı.
Dersimli sanatçı Yılmaz Çelik, yaklaşık 3 yıl süren çalışmalarının ardından Trijda ismini verdiği albümünü çıkardı. Kırmancki’de “ışığın süzmesi” anlamına gelen Trijda albümü yakın zamanda hayatını kaybeden Kalan Müzik’in kurucusu Hasan Saltık’a ithaf edildi.
Kalan Müzik etiketiyle piyasaya çıkan albümün yönetmenliğini Erdal Erzincan, aranjörlüğünü Sinan Cem Eroğlu ve Önder Meral üstlenirken, tonmaister olarak ise Ertan Keser çalışmalara dahil oldu. Üç yılda hazırlanan albümde 10 eser yer alıyor.
PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, sanatçı Yılmaz Çelik’in gözaltına alınmasını “Çelik yaptığı müzik ile ‘Biz de varız’ diyor. Kendi inancının deyişlerini ve gülbenglerini söylüyor. Bu da onlar için bir tehlike” söyleriyle eleştirdi.
Haberin videosu
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, sanatçı Yılmaz Çelik’in 8 Aralık’ta Dersim’de verdiği konser sonrası evine yapılan baskınla gözaltına alınmasını eleştirdi.
“ÇELİK, OKUDUĞU DEYİŞLERLE ‘BİZ DE VARIZ’ DİYOR”
Özen, Yılmaz Çelik’in yapmış olduğu müzik ile iktidara karşı ‘tehlike’ oluşturduğunu söyleyerek şunları aktardı:
“Yılmaz Çelik şu anlamda tehlikedir: Kendi kültürünü, inancını devam ettirmek istiyor. Söyledikleri aşk parçaları değildir. Kendi kültür ve dilini kullanan bir insandır Yılmaz Çelik. Onların derdi ise bu ülkede tek bir topluluk var; Türkler… ‘Geride hiçbir farklı inanç yoktur. Hepsi Müslümandır.’
Yılmaz Çelik yaptığı müzik ile ‘Biz de varız’ diyor. Kendi inancının deyiş ve gülbenglerini söylüyor. Bu da onlar için bir tehlike. Aslında bu farklılıklar toplumun zenginliğidir. Ama bunlar tekçi zihniyeti dayatıyorlar ve o zihniyetin dışına çıkan herkes de iktidarın düşmanı oluyor.
Demokratik ülkelerde Alevilik kendine özgü bir inanç olarak tanındı. Diğer inançların ne hakkı var ise bizim de o ülkelerde eşit haklarımız var. Bu konu Türkiye’yi korkutuyor. O sebeple günümüzde operasyonlar yapılıyor. TİKA ya da SETA gibi oluşturdukları kurumlarla da Avrupa’daki Alevileri bölüştürüp terörize etmek amaçlanıyor. Onun için Türkiye, Avrupa ile arasını kesmek istiyor.”
“32 EV İŞARETLENDİ BİR TEK YARGILAMA YOK”
Özen’in altını çizdiği bir diğer nokta ise bütünüyle Alevi toplumuna dönük baskıların artması hususu oldu.
Evleri işaretlenen ailelerle birlikte baskıya uğrayan Alevi yurttaşların durumlarını araştırmak için meclise araştırma komisyonu kurulmasını öneren Özen, muhalefetten aldığı yanıtı şöyle anlattı:
“Alevilere baskı, yeni olan bir şey değil. Şu ana kadar tespit ettiğimiz 32 tane ev işaretleme olayı var. Birçok katliam da var fakat katliamları bu olaylardan daha ayrı tutuyorum. Devlet ya bu işin direkt içerisindeydi ya da bunun planlayıcıları arasında… Ama bu ev işaretlemeleri konusunda devletin birebir içinde olduğunu düşünmüyorum. Alevileri yerinden yurdundan edip taciz etmek gibi amaçları var. Bir noktada bu konuda başarılı oldular. Geçmiş katliamları, baskıları biliyoruz. Birçok il ve ilçe şu an Alevisizleştirildi. Yani bu anlamda başarılı oldular. Bunun en güzel örneğini de Maraş ve Sivas’ta görebiliriz.
“KÜRT SORUNUNDAN SONRA EN YAKICI SORUN ALEVİ SORUNUDUR”
Bu ülkede Kürt sorunundan sonra en yakıcı sorun Alevi sorunudur. Aleviler açısından çok kritik bir noktadayız. IŞİD gibi cihatçı örgütler bugün ülkemizin her yerindeler. Öncelikli hedefleri Alevilerdir. Bunu Suriye’de de yaşadık. Bizim tarihimizde de Osmanlı’dan günümüze kadar hep katliamlar dönemidir. Ve bugün biz şunu istedik; toplumsal bir barışın olabilmesi için bu ülkede insanların huzur içinde, tüm kimliklerin, kültürlerin, inançların bir arada yaşayabilmesi için hukukun herkese uygulanması gerekir. Ama tespit edilen 32 tane ev var fakat şimdiye kadar hiçbirisinde fail yargı önüne çıkartılmış değil. Devlet hep katliamları dış güçlerin planladığını, ev işaretleme olaylarını da çocukların ya da sarhoşların yaptığını ifade etmiş. Aklımızla dalga geçiyorlar. Bende bu konuların araştırılması ve bir daha yaşanmaması için tüm partilerden oluşan bir komisyonun kurulmasını önerdim fakat kabul edilmedi.
Alevilik biraz hassas bir konu. Öncelikle diğer partiler ‘Alevi-Sünni var mı, hepimiz kardeşiz. Bir ayrılığımız yok.’ derler ama sunduğum komisyon önerisi bir anlamda samimiyet testiydi. CHP dışında herkes ‘hayır’ oyu verdi. Mecliste CHP’li Sezgin Tanrıkulu ve HDP Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş da bu konuyu gündeme getirdiler ve tepki gördüler. Bu olaydan çıkardığım sonuç şudur: ‘Ya Zeynel Özen Alevidir bu sorunu konuşuyor da size ne oluyor?’ Yani başka bir mezhep ya da inançtan olan birisinin buna müdahil olmaması gerektiğini savunuyorlar.”