Etiket: sanatçı

  • 33. yılında Sivas Madımak Katliamı: Binler Madımak Oteli önünde!-VİDEO

    33. yılında Sivas Madımak Katliamı: Binler Madımak Oteli önünde!-VİDEO

    PİRHA- Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı anmasında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak Oteli’ne “Utanç Müzesi” tabelası astıklarını belirterek, “O tabelayı oradan indirmeyeceğiz” dedi. Erçe, Sivas Katliamı’yla yüzleşilmeden Türkiye’de barış ve demokrasinin sağlanamayacağını söyledi.

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği öncülüğünde “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla düzenlenen yürüyüşün ardından binlerce yurttaş Madımak Oteli önünde bir araya geldi. Ardından semaha duruldu.

    “UTANÇ MÜZESİ TABELASINI ORADAN İNDİRMEYECEĞİZ”

    Madımak Oteli önünde düzenlenen anma programında konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, geçen yıl yaptıkları çağrıyı hatırlatarak, Madımak Oteli’nin bir “Utanç Müzesi” olduğunu söyledi. Erçe, “Geçen yıl burada yaptığım konuşmada burası utanç müzesidir dedik. Bugün burada ‘Utanç Müzesi’ tabelasını astık. O tabelayı oradan indirmeyeceğiz” dedi.

    SİVAS İÇİN ADALET SAĞLANMADIKÇA BU ÜLKEYE BARIŞ GELMEYECEK”

    Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu vurgulayan Erçe, dava sürecinde verilen kararların adalet duygusunu karşılamadığını belirtti. “33 yıldır sabırla ve inatla adalet kavgamızı sürdürüyoruz” diyen Erçe, “Gördük ki Sivas için adalet sağlanmadıkça, Koçgiri, Dersim, Maraş, Malatya ve Gazi katliamlarıyla yüzleşilmedikçe bu ülkeye barış da demokrasi de gelmeyecek” ifadelerini kullandı.

    “BU KATLİAMIN HESABINI SORACAĞIZ”

    Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin, emekçilerin ve kadınların ortak mücadele edeceğini belirten Erçe, “72 milletle el ele bu katliamın hesabını soracağız” dedi. Katliamın sorumluluğuna ilişkin de konuşan Erçe, “Bu katliamın arkasında da önünde de perdenin gerisinde de devlet var, siyasal iktidar var” ifadelerini kullandı.

    NATO TEPKİSİ

    Konuşmasında NATO’ya da tepki gösteren Erçe, Ankara’da yapılacak NATO toplantısını hatırlatarak, yeni savaş planlarının Türkiye’de hazırlanacağını savundu. NATO karşıtı eylemler nedeniyle çok sayıda kişinin gözaltına alındığını ve tutuklandığını söyleyen Erçe, alandakilere “Hep birlikte haykıralım: NATO’ya hayır” çağrısında bulundu.

    “BURASI BİZİM NÖBET ALANIMIZ”

    Katliam davasına da değinen Erçe, Madımak Katliamı’nda sorumluluğu bulunan kişilerin yargılanma sürecini eleştirdi. Katliamda görev alan kişilerin bir bölümünün içeride, bir bölümünün ise dışarıda olduğunu söyleyen Erçe, “Dışarıdakileri içeri almak yerine içeridekileri bıraktılar” dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduklarını hatırlatan Erçe, “Mücadeleyi ulusal alanda da sürdürüyoruz ama burayı bırakmıyoruz. Burası bizim nöbet alanımız” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN ALEVİLERİ OLMAYACAĞIZ”

    Hak mücadelesi veren tüm toplumsal kesimlerle dayanışma içinde olduklarını belirten Erçe, “Biz haklarını arayan öğretmenlerin, maden işçilerinin de yanındayız. Dağına taşına sahip çıkan canlarımızın yanındayız. Çünkü onlar biziz, onlar hepimiziz” dedi.

    İktidarın dini politikalarını da eleştiren Erçe, her geçen gün şeriat anlayışının yaygınlaştırıldığını savunarak, Alevilere yönelik uygulamalara tepki gösterdi. Alevi çocuklarının “devletin Aleviliği” anlayışıyla yetiştirilmek istendiğini söyleyen Erçe, “Hangi Aleviler? Devletin Alevileri. Biz devletin Alevileri olmayacağız” dedi.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı da eleştiren Erçe, “Ucube bir başkanlık kurdular. Tanımıyoruz, bundan sonra da tanımayacağız” ifadelerini kullandı. Erçe, konuşmasını “33 canımızın hatıralarını sonsuza kadar yaşatmaya devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.

    PİRHA/SİVAS

  • Sivas’ta iki kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar: Devlet baka baka yaktı, baka baka bulamadı-VİDEO

    Sivas’ta iki kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar: Devlet baka baka yaktı, baka baka bulamadı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda 2 kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar, Sivas davasına toplumun sahip çıktığını ancak devletin hiçbir zaman yüzleşmediğini söyledi. Çınar, “Yani devlet baka baka yaktı, baka baka da bulmadı” diyerek tepki gösterdi. Çınar, 2 Temmuz anmalarına “Unutmadık, unutturmayacağız” diyerek herkesi davet etti.

    Sivas Katliamı’nın bütün dünyayı derinden etkileyen bir süreç olduğunu belirten halk ozanı Hüsniye Çınar, katliamda yaşamını yitiren 33 kişiden üçünün yakın köylüsü, ikisinin ise kuzeni Handan Metin ve Gülsüm Karababa olduğunu belirterek, ailece zor günler yaşadıklarını anlattı.

    Dinmeyen bir acı yaşadıklarını ifade eden Çınar, Almanya’nın Solingen kentinde yaşanan ve 5 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının ardından Alman hükümetinin olayı kınadığını ve saldırının yaşandığı yeri müzeye dönüştürdüğünü hatırlattı. Çınar, “Bizim devletimiz bunu dahi kınamadı. Madımak ateşi hala dinmedi içimizde çünkü bir utanç müzesi istedik orada ama yapmadılar” diyerek tepki gösterdi.

    Sivas’ta katledilen aydınları, yazarları ve şairleri unutmanın mümkün olmadığını söyleyen Çınar, “Yani ben bir Behçet abiyi nasıl unutabilirim?” diyerek yaşananların büyük bir acı olduğunu dile getirdi.

    “DEVLET BAKA BAKA YAKTI, BAKA BAKA BULAMADI”

    Sivas davasına Alevi, Sünni, Kürt, Laz ve Çerkez olmak üzere tüm halkların sahip çıktığını vurgulayan Çınar, devletin ise hiçbir zaman Sivas Katliamı’yla yüzleşmediğini söyledi.

    Sanıkların avukatlığını yapan kişilerin daha sonra bakan ve milletvekili yapıldığını ifade eden Çınar, sanıklardan birinin ise karakola 100 metre uzaklıkta oturmasına rağmen 18 yıl boyunca bulunamadığını hatırlattı.

    “Yani devlet baka baka yaktı, baka baka da bulmadı” diyerek tepkisini dile getiren Çınar, toplumun davasına sahip çıktığını ve katliamın 33. yılında da sahip çıkmaya devam edeceğini vurguladı.

    Devletin Sivas dosyasının AİHM’e taşınmasına izin vermediğini kaydeden Çınar, dava sürecine sahip çıkan çok sayıda kişinin ve aile yakınının yaşamını yitirdiğini söyledi. O süreçte davadan yana tavır alan hakim ve savcıların görev yerlerinin değiştirildiğini ileri süren Çınar, davadaki başarısızlığın devlet eliyle yaratıldığını belirtti.

    “BİZ ÖLMEYE DEVAM ETSEK DE MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmemesine tepki gösteren Çınar, “Çünkü insanlığa düşmanlar bunlar, insana düşman, canlıya düşman, üreten, düşünen, aydın, laik, cumhuriyetçi, Atatürkçü, devrimci insana karşı bunlar” diyerek faşizan bir baskıyla egemenlik kurmaya çalıştıklarını söyledi.

    Sivas’ı unutturmayacaklarını ve mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Çınar, Gazi olayları sırasında Gülsüm Karababa’nın babası halk ozanı Mehmet Ali Karababa’nın, “Yine yavrularımızı mı yakacaklar, yine mi yakacaklar?” diyerek kalp krizi geçirip yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Çınar, “Yani biz ölmeye devam etsek de mücadelemiz sürecektir” dedi.

    “DAVAMIZA SAHİP ÇIKALIM, UNUTMUYORUZ DİYELİM”

    Her yıl 2 Temmuz Sivas anmalarına katıldığını belirten Çınar, şu çağrıyı yaptı:

    “Aydınlara, bütün devrimcilere seslenmek istiyorum. Dili, dini, rengi ne olursa olsun bir olursak, diri olursak bizi yıkmaya güçler yetmez. Sivas’ta yitirdiğimiz Muhlis Akarsu’nun bir sözüdür; ‘Bir olsaydık yer oynardı yerinden.’ O yüzden herkesi bir olmaya, birlik olmaya çağırıyorum. Davamıza sahip çıkmaya devam edelim dostlar. Biz bunu ülkemizin birçok yerinde yaşadık; Dersim’de yaşadık, Çorum’da yaşadık, Sivas’ta yaşadık, Ortaca’da yaşadık, Gazi’de yaşadık. Yaşadık, hem de çok yaşadık. Bugün sana, yarın bana. Hakikaten bir olmamız gerekiyor. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, dilimiz, dinimiz, ırkımız, cinsiyetimiz ne olursa olsun bir olmalıyız. Davamıza sahip çıkalım, bağıralım, diyelim ki susmuyoruz, unutmuyoruz.”

    Semra ACAR / İZMİR

  • Kadir İnanır’ın cenaze töreni programı açıklandı!

    Kadir İnanır’ın cenaze töreni programı açıklandı!

    PİRHA- Hakk’a yürüyen sanatçı Kadir İnanır için 28 Haziran Pazar günü saat 13.00’te Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde anma töreni düzenlenecek. 

    Hakk’a yürüyen sanatçı Kadir İnanır’ın cenaze programı belli oldu. 28 Haziran Pazar günü saat 13.00’te Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde yapılacak anma töreninin ardından Ulus Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Defin töreninin ardından taziyeler Akatlar Kültür Merkezi’nde kabul edilecek.

    HABER MERKEZİ

     

  • Ferhat Tunç’tan, Gülistan Doku için şarkı!-VİDEO

    Ferhat Tunç’tan, Gülistan Doku için şarkı!-VİDEO

    PİRHA- 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku için, Ferhat Tunç, ‘Ah Gülistan’ şarkısını yaptı.

    Sanatçı Ferhat Tunç’un kaybettirilen Gülistan Doku’ya adadığı “Ah Gülistan” adlı eser sanal platformlarda yayınlandı.

     

    ‘Ah Gülistan’ın sözleri şöyle:

    “AH GÜLİSTAN Ellerin koynunda/Başın önünde/Adımların tedirgin/Ah Gülistan/Kıyamete yürürsün/Dersimin ayazında/Sırtında çaresizlik/Sırtında yalnızlık/Ah Gülistan, ah Gülistan

    Kimseler sormadı/Üşüyor musun bacım?/Kimseler görmedi/Korkuyor musun gülüm?/Sığınacak yer bırakmadılar sana/Koynuna çektin ellerini/Karanlığa karıştın/Ah Gülistan.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • “Bu oyunu kim yazdı?” adlı oyun Dersim’de gösterildi-VİDEO

    “Bu oyunu kim yazdı?” adlı oyun Dersim’de gösterildi-VİDEO

    PİRHA- Tiyatro Lilith tarafından “Bu oyunu kim yazdı?” adlı oyun Dersim’de sanatseverlerin karşısına çıktı.

    Tiyatro Lilith tarafından “Bu oyunu kim yazdı?” adlı oyun Munzur Üniversitesi’nde sergilendi. Yönetmenliğini Duygu Çelik Burkay’ın üstlendiği oyunda, kadına yönelik şiddete ve Gülistan Doku’nun kaybedilmesine değinildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Sanatçlardan çağrı: Varto’ya JES istemiyoruz!-VİDEO

    Sanatçlardan çağrı: Varto’ya JES istemiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Varto Sanat Platformu, İstanbul Varto Kadın Dayanışma Grubu ve sanatçılar Varto’da yapılmak istenilen jeotermal santral (JES) projesine karşı açıklama yaparak, projenin iptal edilmesini istedi.

    Varto’ya bağlı ve aralarında Güzelkent, Küçüktepe, Teknedüzü, Çalıdere ve Köprücük’ün bulunduğu 16 köyü kapsayan, toplam yüz ölçümü 453 bin 494.83 metrekare olan mera vasıflı alanın 5 bin 560.13 metrekarelik kısmı üzerinde, IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından, Jeotermal Enerji Santrali (JES) için “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” yapılmak istenmesine tepkiler yükselmeye devam ediyor.

    Varto Sanat Platformu, İstanbul Varto Kadın Dayanışma Grubu ve sanatçılar Varto’da yapılmak istenilen jeotermal santral (JES) projesine karşı Sanatçı Cemil Qoçkiri ve Umut Gündüz konserinin ardından, ortak bir açıklama yaptı.

    Kirmançkî, Kurmancî, Türkçe ve Almanca olarak yapılan açıklamada, jeotermal çalışmalara “hayır” denilerek Varto’daki direnişle dayanışma mesajı verildi.

    Açıklamada ayrıca, Mayıs ayında başlatılması planlanan sondaj çalışmalarına ‘dur demek’ ve Varto’daki mücadeleyi büyütmek amacıyla, Varto dışında yaşayan Vartolulara ve dostlarına çağrıda bulunan sanatçılar, JES projesinin durdurulmasını istedi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Sanatçı Mücahit Göker, Venik albümünü konserle tanıtacak

    Sanatçı Mücahit Göker, Venik albümünü konserle tanıtacak

    PİRHA- Yeni albümü Venik’in 21 Haziran’da yayınlanmasının ardından konser turnesine çıkan Mücahit Göker, Mersin’de konser verecek. 21 Kasım’da Yenişehir Belediyesi Konferans Salonu’nda yapılacak konsere Venik albümünün aranjörlüğünü de üstlenen müzisyen Serdar Keskin eşlik edecek.

    Kürtçe’nin Kurmancki (Zazaca) lehçesinde müzik yapan Mücahit Göker, Venik albümünün tanıtım konserlerini yapmaya devam ediyor.

    Yeni albümü Venik’in yayımlanmasının ardından Avrupa’da turneye çıkan Mücahit Göker, Mersin’de dinleyicileriyle buluşacak.

    21 Haziran’da tüm dijital platformlarda yayımlanan albümün tanıtımı kapsamında 21 Kasım’da Mersin konserleriyle turnesini Türkiye’de devam ettirecek. Yenişehir Belediyesi Konferans Salonu’nda yapılacak konsere Venik albümünün aranjörlüğünü de üstlenen müzisyen Serdar Keskin eşlik edecek.

    MÜCAHİT GÖKER KİMDİR?

    Bingöl (Çewlîk) Genç (Dara Hénî) doğumlu Mücahit Göker, 26 yıllık öğretmenlik hayatının ardından emekli olup kendini tamamen müziğe adadı. 2013 yılında sekiz Zazakî/Kirmanckî eserden oluşan Dara Hénî albümünü yayımlayan Göker, daha sonra geleneksel ezgiler ve kendi bestelerinden oluşan tekli ve ikili çalışmalara imza attı.

    Haziran 2025’te yedi şarkıdan oluşan ikinci albümü Venik dinleyiciyle buluştu. UNESCO raporlarına göre yok olma tehlikesi altındaki Zazakî/Kirmanckî dilinde söylediği şarkılarla Göker, kültürel belleği yaşatmayı hedefliyor.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez’-VİDEO

    ‘Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez’-VİDEO

    PİRHA- Dersim’de Sivas Madımak Katliamında yaşamını yitirenler anıldı. Anmada konuşan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, insan yakmanın zaman aşımı olamayacağına dikkat çekerek, “Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Madımak Oteli’nde katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için 32’nci yıl dönümü dolayısıyla anma etkinliği gerçekleştirildi. Etkinliğe platform bileşenleri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyen yurttaşlar, sık sık “Sivas’ı unutma, unutturma” sloganları attı.

    Basın metnini DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan okudu.

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, 32 yıl önce 2 Temmuz 1993’de Madımak katliamı ile geçmişle yüzleşmek, yaralarının sağaltılması yerine, Alevileri katliam kıskacında tutma zihniyetinin açık edilerek devam ettirildiğinin söyledi.

    “MÜNFERİT BİR OLAY DEĞİLDİR”

    Katliam zihniyetinin Suriye’deki Alevi katliamı ile devam ettiğini vurgulayan Kadriye Doğan, şunları ifade etti:

    “1993 Sivas’ında; birkaç yıldır Banaz’da ‘”Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’’ diyen Pir Sultan’ı anma yaşatma Alevi inancını görünür kılma, o yıl ‘’Ölümsüz Ozan Anıtı’’ ile de varlık mücadelelerine bir taş daha koymaya karar vermişlerdi. Rea Hak Alevilere, Kürtlere, farklı inanç ve etnik kimliğe, farklı dile yaşam olanağı tanımayan sistem, bu varlık mücadelesine tahammülsüzlüğün en ağır biçimini Alevilere reva gördü. Birlikte yaşam semahı yerine ateşle semaha durdurdular. 32 yıldır geçen bu sürede açıkça ortaya çıktı ki; Madımak aleni bir şekilde planlı örgütlü ve devlet aklından icazetli gelişen büyük bir katliamdır. Alevilere ve tüm farklılıklara, hak talebinde bulunanlara karşı nefretin, kinin dışa vurumudur. Farklılıklara uygulanan sistematik ayrımcılığın, inkâr ve cezasızlığın sonucu ortaya çıkan bir katliamdır. Münferit bir olay değildir.”

    “İNSAN YAKMANIN ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    Kadriye Doğan, 1921 Koçgiri,1937-38 Dersim,1978 Maraş, 1980 Çorum,1995 Gazi, ve zihnimizde yer eden katliamlar silsilesinin, Rea Hak Alevi toplumunun, Kürtlerin, sol, sosyalistlerin maruz kaldığı “şiddet zincirinin” sadece bir dönemin karanlık yüzünü değil, devlet aklının açığa çıkması olarak değerlendirerek, “Sonuç; bu coğrafyalarda demografik yapının tümden değişmesi, kadim halkların yerinden edilmesidir. 1993 den bu yana Adalet arayışları katliam mağdurlarının acılarını katlarken, katillerin çoğu cezasızlıkla ödüllendirilmiş, yurtdışına kaçırılmış, sürdürülen davalar zaman aşımına uğratılmış, olayın asıl sorumluları ve perde arkası bugüne kadar aydınlatılmamış yargı önüne çıkarılmamıştır. Suçluların savunma avukatları ve olayın failleri parlamentolara taşınmış, devlet kademelerinde en üst düzeyde görevlendirilerek ödüllendirilmişlerdir. Böyle gitmez, gitmemeli. Türkiye toplumu sağaltılması, rejimin demokratikleşmesi, toplumsal barışın inşa edilmesi elzemdir. İnsan yakmanın zaman aşımı olmaz. Geçmişle yüzleşilmeden demokratik bir toplum inşa edilemez” şeklinde konuştu.

    “YÜZLEŞME VE ADALET’’ KOMİSYONLARI KURULMALI”

    Sivas Madımak Katliamının gerçek faillerinin açığa çıkarılması, yargılanması, otelin utanç müzesine dönüştürülmesi, Alevi toplumunun tarihsel belleğindeki tüm katliam ve travmalarla yüzleşilmesi çağrısında bulunan Kadriye Doğan, şunları dile getirdi:

    “Bu acıları dindirirken ortak yaşamı benimseyen sağaltılmış bir toplum olmamızı sağlayacaktır. Bugüne kadar yaşadığımız ayrıştırıcı, ötekileştirici, kutuplaştıran, çatıştıran zihniyet dünyasından uzaklaşmanın yegâne yolu yüzleşmedir. Yüzleşme Adaleti sağlar, Adalet toplumsal barışı önünü açar. İçinden geçtiğimiz günlerde Kürt sorununun demokratik çözümü için Meclis’te oluşturulacak komisyonun içinde‘ “Yüzleşme ve Adalet’’ komisyonlarının da kurulması sağlanmalıdır. Madımak katliamı ve diğer katliamları, hakikatlerin ve tarihsel gerçeklerin, bu komisyonlar aracılığı ile gün yüzüne çıkarılmaları sağlanmalıdır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Grup Munzur üyelerinden İlknur Demir Hakk’a yürüdü!

    Grup Munzur üyelerinden İlknur Demir Hakk’a yürüdü!

    PİRHA- Uzun süredir yoğun bakımda tedavi gören Grup Munzur’un kurucularından İlknur Demir, yaşam mücadelesini kaybetti.

    İstanbul’da uzun bir süredir kanser tedavisi gören Grup Munzur kurucularından İlknur Demir, bugün tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Grup Munzur’un üretim sürecine yıllarca emek veren Demir, hem sanatsal hem de toplumsal alandaki katkılarıyla tanındı, sevildi.

    İlknur Demir için, bugün saat 15.00’de Okmeydanı Cemevi’nde Hakk’a Uğurlama Erkanı yürütülecek.

    İlknur Demir’in Hakk’a yürümesi sevenleri ve sanat camiası tarafından üzüntüyle karşılandı.

     

    (HABER MERKEZİ)

  • Sanatçı Mücahit Göker: Barış için samimi adımlar atılmalı- VİDEO

    Sanatçı Mücahit Göker: Barış için samimi adımlar atılmalı- VİDEO

    PİRHA- Çözüm ve barış sürecine ilişkin konuşan Sanatçı Mücahit Göker, barışın sağlanması için çelişkili durumların ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ederek “Hasta ve siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı, Kürtlerin hakları anayasal güvence altına alınmalı. Barış için samimi adımlar atılmalı” dedi.

    Türkiye’deki barış ve çözüm süreci tartışmalarına ilişkin PİRHA’ya konuşan Sanatçı Mücahit Göker, sürecin varlığının hissedildiğini ancak ne kadar “insaflı” ve samimi ilerlediğinden emin olmadığını ifade etti.

    “HASTA VE SİYASİ TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILMALI”

    Göker, barış kavramının duyulmasının dahi bu coğrafyada yaşayan herkes için değerli olduğunu vurgulayarak, “100 yıllık bir sorun, 40-50 yıllık çok ağır bir çatışma süreci yaşandı. Elbette barış istenen bir şeydir. Ama bu sürecin gerçekten ne kadar samimi ne kadar yapıcı olduğu konusunda toplumda büyük bir ikilem var. Bu samimi ortam ne zaman oluşacak, hangi adımlar ne zaman atılacak? Hapishanelerde binlerce hasta tutsak var. Selahattin Demirtaş’tan Osman Kavala’ya, Ekrem İmamoğlu’na kadar çok sayıda isim bu sistemden nasibini alıyor. Böyle bir atmosferde ‘barış’ inandırıcı olmuyor” diye konuştu.

    “KÜLTÜREL HAKLAR ANAYASAL GÜVENCEYE ALINMALI”

    Kürt halkına yönelik olarak tanınacağı söylenen hakların önemli olduğunu vurgulayan Göker, “Ana dil, kültürel ve sosyal haklar hatta anayasal güvence konuşuluyor. Bunlar çok kıymetli ama bir yandan bu hakları verirken öte yandan Kürt siyasetçileri ya da bu talepleri savunan insanları cezalandırmak çelişkilidir. Toplum bu çelişkiyi görüyor” dedi.

    Zazaca’nın (Kırmançki) durumuna da değinen Göker, bu dilin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, “Benim ana dilim Zazaca. Bu dil, Türkiye’de hâlâ Meclis’te ‘bilinmeyen dil’ olarak geçiyor. Bu bile büyük bir sorun. Bugün çocuklarımız kendi dilinde konuşamıyor. Bu, hem devletin geçmişteki baskılarının hem de sistematik dışlamanın bir sonucudur” sözlerini kullandı.

    Zazaca ağıtların, ninnilerin, destanların, halayların ve halk hikâyelerinin kaybolduğuna dikkat çeken Göker, “Bingöl çevresinde kaybolan, yok olmak üzere olan binlerce eser var. Bunları toparlamak, gün yüzüne çıkarmak bizim görevimiz. Ancak olanaklarımız çok kısıtlı. Ayrıca bu çalışmaları yaptığımızda kriminalize ediliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BARIŞ İÇİN DEMOKRATİK TOPLUM YAPISI ŞART”

    İktidarın 20 yılı aşkın süredir daha sivil bir anayasa vaadinde bulunduğunu hatırlatan Göker, “23 yıl oldu neredeyse ama hala ‘Darbe Anayasası’ konuşuluyor. Toplum artık değişim değil, gerçek adım görmek istiyor” dedi.

    Son olarak Göker, barışın, kültürün, sanatın ve halkların eşitliğinin sağlanabilmesi için demokratik ortamın inşa edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “İnsanların düşüncesini korkusuzca söyleyebildiği bir Türkiye istiyoruz. Bunun için de anayasal düzeyde güçlü güvencelere ihtiyaç var” talebinde bulundu.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Aşık Mahzuni Şerif’in aramızdan ayrılışının 23. yılı

    Aşık Mahzuni Şerif’in aramızdan ayrılışının 23. yılı

    PİRHA- Pir Sultanlar gibi darağacını göğüsleme direncinde olan, Hakk’ın davasını güden ve sınıfsız bir okulun kurulmasını isteyen, Aşık Mahzuni Şerif, 23 yıl önce bugün sokaklarda, caddelerde, evlerde, işyerlerinde, radyolarda, fabrikalarda, tarlalarda, köylerde, şehirlerde, konser alanlarında yükselen eserler bırakarak, Hakk’a yürüdü.

    “Tevellüdüm merak ise miladî otuz dokuz
    Kasımın on yedisinde Zeynel babadan geldim.
    Döndü anaya rahmolmuş, ehlibeyt meftunuyuz
    Ben faninin acısına, seyrü sefadan geldim” diyen Aşık Mahzuni Şerif, 23 yıl önce bugün Almanya’nın Köln kentinde aramızdan ayrıldı. Bedeni her ne kadar aramızda olmasa da, 62 yıllık yaşamında, bugünlerde daha fazla dillerde dolaşan Yetim sırtından doyan doyana/Gönül bu oyuna nasıl dayana?/ Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana/ Bilmem söylesem mi, söylemesem mi?” gibi geçmişten günümüze taşınan bir çok unutulmaz eser bıraktı.

    Maraş’ın Afşin ilçesinin Berçenek köyünde dünyaya gelen Aşık Mahzuni Şerif, bağlamaya amcası Aşık Fezai (Behlül Baba) sayesinde merak saldı. Okul hayatına kendi köyünde başlayan Mahsuni Şerif, Astsubay Okulunu bitirdikten sonra, hayatını müziğe adadı.

    Mahzuni Şerif Ankara’da, Fikret Otyam, Feyzullah Çınar, Nesimi Çimen, Aşık Daimi, Kul Ahmet gibi ozanla bir araya gelmeye başladıktan sonra ülke genelinde ve dünyada tanınmaya başlandı ve 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Federasyonu tarafından dünyanın en büyük 3 ozanı arasında gösterildi.

    “YEDİ SÜLALEM KIZILBAŞ’TIR”

    Seslendirdiği eserlerinden dolayı birçok soruşturma açılan Mahzuni Şerif kısa aralıklarla birkaç kez de hapsedildi.

    68’in devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildiği dönemde başbakan olan ve balyoz lakabıyla anılan “Gerekirse demokrasilerin üstüne şal örtmeli” sözü nedeniyle de Aziz Nesin tarafından kendisine Şalcı Nihat denen, Nihat Erim için yazıldığı iddia edilen “Erim erim eriyesin” türküsünü plağa okuması yüzünden hapse konuldu.

    Evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Mahzuni Şerif konser için bulunduğu Fransa’dan akraba ziyareti için gittiği Almanya’nın Köln kentinde 17 Mayıs 2002 tarihinde Hakk’a yürüdü ve vasiyeti üzerine Nevşehir’in Hacı Bektaş ilçesinde toprağa sırlandı.

    Vefat ettiğinde, 2001 yılında, “Elhamdülillah Kızılbaş’ım ve laikim. Ben değil, yedi sülalem Kızılbaş’tır. Bir suç varsa o da dedemdedir” dediği için, DGM tarafından aleyhinde açılan dava henüz sonuçlanmamıştı.

    “BEN AĞUÇEN OCAĞI’NDAN BİR ALEVİYİM”

    Mahzuni Şerif’in “Ben Alevi olamam ki olsam da bilemem ki” sözlerinden kaynaklı tartışmalara şu sözlerle karşılık verir:

    “Çok iyi bir Alevi olmama rağmen hayatımda hiç Alevicilik yapmadım. İnsanı insandan üstün görmek gibi bir yanlışa düşmedim. Uzun senelerdir Türkiye’de benim Sünni’den dönme bir insan olduğum hakkında çok yaygaralar koptu. Bu kesin olarak yanlıştır. Ama benim Elbistan-Hasanköy’de kalan akrabalarım Hatay’da, Nurhak’ta, Sivas ve Malatya’ya yerleşip kalmış olan akrabalarımın çoğu asimile edilerek Alevilikten Sünniliğe döndürülmüştür. Bu doğru. Hatta Hasanköy’de kalan babamın öz amca çocukları aşırı sağcı ve Turancı geleneklere bağlı birer Sünni olarak hayata devam etmektedir. Şurası muhakkak ki insan insandır. Ama ben Ağuçen Ocağı’ndan bir Aleviyim.”

    Aşık Mahzuni’nin Berçenek köyünde ithafen yazdığı ‘Oy Bizim Eller’ ve ‘Acı Doktor’ bestelerinin yanı sıra; Dom Dom Kurşunu, Yedin Beni, Yuh Yuh, Mevlam Gül Diyerek, Merdo, Dostum Dostum, Han Sarhoş Hancı Sarhoş, Çeşmi Siyahım, Yalan Dünya, Ağlasam mı?, Katil Amerika, Bu Mezarda Bir Garip Var gibi dilden dile yayılmaya devam eserlerinin yer aldığı 453 plağı, 58 kasedi ve yayımlanmış 8 kitabı bulunuyor. Ayrıca TRT tarafından hakkında çekilmiş 2 belgeseli olan Aşık Mahzuni’nin türküleri “Mahsuni’ye saygı” albümünde dahil pek çok sanatçı tarafından seslendirilmiştir.

    (HABER MERKEZİ)

  • Pınar Aydınlar, tahliye edildi: Dönen döner ama biz dönmeyiz yolumuzdan-VİDEO

    Pınar Aydınlar, tahliye edildi: Dönen döner ama biz dönmeyiz yolumuzdan-VİDEO

    PİRHA-Tahliye olan Sanatçı Pınar Aydınlar, tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi önünde yaptığı konuşmada, “Bizler ezilen halkların sanatçılarıyız o yüzden elbette ki ezilen halkların türkülerini söyleyeceğiz. Ezilen halkların türkülerini söylemek benim için onurdur” dedi.

    20 Şubat 2025’te tutuklanan Sanatçı Pınar Aydınlar, dün görülen ilk duruşmada tahliye edilmişti. Pınar Aydınlar’ı tutuklu bulunduğu Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi önünde yüzlerce kişi karşıladı.

    “BİZ YOLUMUZDAN DÖNMEYİZ”

    Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandığını ifade eden Pınar Aydınlar, “Bizler ezilen halkların sanatçılarıyız o yüzden elbette ki ezilen halkların türkülerini söyleyeceğiz. Ezilen halkların türkülerini söylemek benim için onurdur. Onurlu yaşamak, insan olmak bu ülkede ne kadar zor olsa da biz Pir Sultan’ın dediği gibi ‘Dönen döner ama biz dönmeyiz yolumuzdan’ “diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sanatçı Pınar Aydınlar’ın duruşması yarın görülecek!

    Sanatçı Pınar Aydınlar’ın duruşması yarın görülecek!

    PİRHA-18 Şubat’tan bu yana tutuklu bulunan Sanatçı Pınar Aydınlar’ın duruşması yarın İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.

    İstanbul merkezli 10 ilde 18 Şubat 2025’te yapılan operasyon kapsamında çok sayıda eve baskın düzenlenmiş, altmışa yakın yurttaşla birlikte Sanatçı Pınar Aydınlar da gözaltına alınmıştı.

    Şubat ayından bu yana HDK operasyonu kapsamında tutuklu bulunan Pınar Aydınlar’ın ilk duruşması 13 Mayıs’ta (yarın) İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sanatçı Pınar Aydınlar’ında aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı

    Sanatçı Pınar Aydınlar’ında aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Sabah saatlerinde İstanbul ve Ankara’da yapılan ev baskınlarında gazeteciler Ercüment Akdeniz ile Yıldız Tar, sanatçı Pınar Aydınlar, EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, SYKP ve HDK üyesi çok sayıda kişi gözaltına alındı.

    İstanbul’da merkezli bir 10 ilde yapılan operasyon kapsamında sabah saatlerinde çok sayıda eve baskın düzenlendi. Baskınlarda aralarında Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM), Emek Partisi (EMEP), Devrimci Parti, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Yeşil Sol Parti üyesi birçok kişi gözaltına alındı.

    İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, operasyonun HDK’ye yönelik yapıldığı belirtilerek, soruşturma kapsamında 10 ilde 60 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği, operasyonda şu ana kadar 52 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

    Gözaltına alınanlardan ismi öğrenilenler şöyle:

    Aynur Cengiz, Melih Kayhan Pala, Esengül Demir, Sema Barbaros, Mustafa Mayda, Mehmet Turp, Semiha Şahin, Atilla Özdoğan, Erkin Barın Göylüler, Hacı Aslan; DEM Parti Iğdır İl Eşbaşkanı Alya Akkuş, Halit Elçi, Mehmet Saltoğlu, Ahmet Saymadi, gazeteciler Yıldız Tar, Ercüment Akdeniz, Ender İmrek, Elif Akgül ve Ressam Taner Güven, sanatçı Pınar Aydınlar.

    EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, gözaltılara tepki göstererek şunları ifade etti:

    “Bir gece yarısı operasyonu ile İstanbul İl Başkanımız, Güngören ilçe başkanımız, yönetici ve üyelerimizin de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Bu hukuksuz ve keyfi tutumu kınıyoruz. Türkiye’yi adeta açık cezaevine dönüştürmek isteyen, tek adam iktidarı hedeflerine varamayacaktır. Faşizan uygulamalarla hak alma mücadelesine, sendikal haklara saldıran, sendika başkanlarını tutuklayan, seçilmiş belediye başkanını görevden alıp kayyım atayan bu anlayışa teslim olmayacağız ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mersin’de 164 kurum ve kişi, kayyıma karşı deklarasyon yayınladı- VİDEO

    Mersin’de 164 kurum ve kişi, kayyıma karşı deklarasyon yayınladı- VİDEO

    PİRHA- Mersin’de 164 siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcileri ile akademisyen, gazeteci ve sanatçılar Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı deklarasyon yayınlayarak, iktidarı halkın iradesine saygı duyup yasaları uygulamaya çağırdı.

    Mersin’in DEM Parti’li Akdeniz Belediyesi’ne kayıım atanmasına tepkiler yükselmeye devam ediyor. Akdeniz Belediyesi önünde nöbet eylemi devam ederken, kayyıma karşı Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde deklarasyon hazırlandı. Çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcileri ile akademisyen, gazeteci ve sanatçılar Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenleyerek, deklarasyonu kamuoyuyla paylaştı.

    MÜCADELE VURGUSU

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Kemal Göçmen “AKP-MHP iktidar bloğunun yargı sopasıyla kayyım darbesini sürdürmesi ve kayyım zorbalığına yeni halkalar eklemesine karşı biz aşağıda imzası olanlar sorumluları bir an önce demokratik taleplerimizin gereklerini yerine getirmeye, toplumu da bu uygulamalara karşı birlikte mücadeleye çağırıyoruz!” dedi.

    Göçmen, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ile ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde hükümetin, 1 Eylül 2016 tarihli 674 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile (KHK) 5393 Sayılı Belediye Kanununun 45.maddesinde değişiklik yaparak belediyelere kayyım atama yetkisi aldığında bahsederek, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Venedik Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu raporlarında bu uygulamayı “seçmen iradesinin ihlali” olarak değerlendirdiğini vurguladı.

    İKTİDARA ÇAĞRI

    Göçmen, iktidarın her seçimde kaybettiği belediyeleri kayyımla gasp ederek halka seçme ve seçilme hakkının olmadığı izlenimini derinleştirdiğini belirtti. Göçmen, şunları söyledi:

    “Vatandaşlık statüsünün en temel güvencelerinden biri olan seçme ve seçilme hakkı yine en temel güvencelerden olan bağımsız ve adil yargının olmadığı bir ortamda halkın elinden alınıyor. Seçme ve seçilmenin anlamsızlaştığı, hukukun tamamen araçsallaştığı bu süreç halkın vatandaşlık statüsüne ağır ve bilinçli bir saldı niteliği taşıyor. İktidarın antidemokratik kayyım uygulamaları sadece yerel seçimleri değil, üniversiteler, meslek odaları da dahil tüm seçme ve seçilme haklarını hedef alıyor. İktidar, kayyım öncesi ve sonrası uygulamalar ve hak ihlalleri ile milletvekillerinden gazetecilere kadar hukuksuzluklara devam ediyor. Yaşanan sürecin hiçbir hukuki gerekçesi olmadığını, tamamıyla siyasi bir operasyon olduğunu gözler önüne seriyor. İktidarı Anayasa ve yasalar ile Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası anlaşmaların gereğini yerine getirmeye; demokratik rejimin olmazsa olmazı seçme-seçilme hakkına, emeğin haklarına ve barışa yönelik saldırıları politikalarına son vermeye, halkların seçtiği belediye başkanları/eş başkanlarını ve meclis üyelerini görevlerine iade etmeye çağırıyoruz! Kayyımların yerel yönetim emekçilerini işinden, ekmeğinden eden, toplu sözleşmelerini iptal eden, sürgünü, sendikal ayrımcılığı, angarya çalıştırmayı rutin hale getiren emek düşmanlığının en görünür hali olduğunu vurguluyoruz. Yolsuzluklara, yandaşlara ihale dağıtmaya, halkların omuzlarına katmerli borçların yüklenmesine karşı sessiz kalmayacağız.”

    İMZACILAR

    Deklarasyona imza atan siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin isimleri şu şekilde:”DEM Parti İl ve İlçe Örgütleri, DBP, Devrimci Parti, EMEP, Sol Parti, CHP, SYKP, ESP, TÖP, TİP, Yeşil Sol Parti, 26. Dönem Milletvekili ve eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, 26. Dönem Milletvekili Aytuğ Atıcı, 26. Dönem Milletvekili Fatma Kurtulan, 27. Dönem Milletvekili Rıdvan Turan, 27. Dönem Milletvekili Alpay Antmen, 27. Dönem Milletvekili Cengiz Gökçel, 28. Dönem Milletvekili Ali Bozan, 28. Dönem Milletvekili Hasan Ufuk Çakır, 28. Dönem Milletvekili Perihan Koca, 28. Dönem Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Akdeniz Belediyesi Meclis Üyeleri Aydın Kılıç, Ahmet Tuncer, Gülbahar Kuş, Feride Aslan Bilgiç, Behiye Atay, Ruken Savucu, Nuray Şahin, Yakup Danış, Yılmaz Turan, Abdulsamet Oğuz, Fatma Demir, Ali Yıldırım, Yahya Delil, Yenişehir Belediyesi Meclis Üyeleri Ayşe Aydoğan, Fatmagül Demirtağ, Salih Akbaş, Necmettin Cabadak, İbrahim Cinbaş, Zerife Genç, Toroslar Belediyesi Meclis Üyeleri Hülya Ayhan, Erdoğan Ay, Sibel Tamaç, Hıdır Berk, Abdülkerim Elçi, Sevgi Aktaş, Bejna Güney, Barış Sadi, Abdulcabbar İlbilgi, Yakup Bozan, Beyaz Köse, Mezitli Belediyesi Meclis Üyeleri Hatice Çoban İsmet Kırboğa, Tarsus Belediyesi Meclis Üyeleri Selçuk Aykut, Elif Karaman, Hamdiye Kırıcı, Şerif Durmaz, Faik Altın, Mehmet Halil Demir, 68’liler Derneği, 78’liler Derneği, Akdeniz Engelliler Derneği, Akdeniz GÖÇ-DER, Ajdeniz Sosyaş Eğitim Vakfı, Alevi Kültür Derneği Mezitli ve Yenişehir Şubeleri, Barış Anneleri İnisiyatifi, Çağdaş Hukukçular Derneği, ÇUKAY-DER, DAD, Dinamik Engelliler Derneği, DİYA-DER, Engelli Hakları ve Engelsiz Gelecek Derneği, Engelli Kadınlar Derneği, Engelliler Konfederasyonu, Günebakan Kadın Derneği, Halkevi, HDK, İHD, Kadın Gazetecileri Derneği, Kültürhane, MEDYA-DER, Mezitli Engelli Anneleri ve Gönüllüleri Derneği, Mimoza Kadın Derneği, Mor Dayanışma Kadın Derneği, Sanatolia, Soldep Kadın Derneği, TUAY-DER, Türkiye Emekliler Derneği, Artvinliler Derneği, GİŞDER, Siirt Paris Dayanışma Derneği, BES,BTS, DİSK Emekli-Sen, DİSK Genel-İş, Eğitim-Sen, HABER-SEN, Kültür Sanat-Sen, Mersin Tabip Odası, SES, Tarım Orkam-Sen, TMMOB Mersin İKK, Tüm-Bel-Sen, Tüm Emekli-Sen 2017 Mersin ve Mezitli Şubeleri, Tüm Emekli-Sen 2021, TÜM-TİS, YAPI YOL-SEN, YOL-İŞ Sendikası, Bilgisayar Mühendisleri Odası, Çevre Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Fizik Mühendisleri Odası, Gıda Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İçmimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Jeofizik Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası, Maden Mühendisleri Odası, Makina Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Şehir Plancıları Odası, Tekstil Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası, Adıyaman Balyanlılar Derneği, Adıyaman Bulamlılar ve Çevre Köyleri Kültür Derneği, Batman İl e İlçe Kültür ve Dayanışma Derneği, Bitlis Korcan Dayanışma Derneği, Dersimliler Derneği, Diyarbakırlılar Derneği, Doğu ve Güneydoğu Dernekleri Federasyonu, Haçova Kültür Derneği, Hakkari İl ve İlçe Dayanışma Derneği, Mardin Kızıltepeliler Derneği, Mardin İl ve İlçeleri Dayanışma Derneği, Osmaniye İl ve İlçeleri Dayanışma Derneği, Pazarcıklılar Derneği, Siirt Kikan Dayanışma Derneği, Siirt Pervari Dayanışma Derneği, Şırnak İl ve İlçe Dayanışma Derneği, Akademisyenler Adnan Şahin, Atilla Güney, Esra Ergüzeroğlu, Mustafa Kalay, Mustafa Şener, Ulaş Bayraktar, Veli Mert, Fotoğraf Sanatçıları Arif Kılıç, Özcan Yaman ve Tülin Şahin Okay, Gazeteci Abidin Yağmur, KHK’li İnsan Hakları Aktivistleri Cihad Aktay Göçer ve Kadri Memiş, Mehmet Şaşkara, Nurhan Kılıçkaya, Sanatçılar Bayram Karataş, Kadir Çat, Şair Erdal Dalgıç, Tiyatro Sanatçısı Melih Kayadelen, Radyocu Necmi Aydın, Yazarlar Murat Çakır, Alaaddin Bilgiç, Adil Okay ve Aydan Yalçın.

    PİRHA/ MERSİN

  • Bin 43 isimden ‘Barış’ çağrısı!

    Bin 43 isimden ‘Barış’ çağrısı!

    PİRHA- Aydın, yazar ve siyasetçilerin de aralarında olduğu bin 43 isim, “barış ve demokrasi sürecinin” başlaması için acilen adım atılması çağrısı yapılarak, “Kalıcı bir barışın toplum nezdinde inşa edilebilmesi için özgür, eşitlikçi ve demokratik bir toplumsal yaşantının da sağlanması gerekir. Bunun için de ekonomide bölüşümün yoksullar ve çalışanlar lehine yeniden düzenlenmesine, açlığın, yoksulluğun, işsizliğin, kadın katliamlarının, iş cinayetlerinin, bebek istismarlarının, eğitim, sağlık ve barınma sorununun yaşanmadığı bir ülkenin inşa edilmesine gereksinimimiz var” denildi.

    Aydın, yazar, siyasetçi ve avukatların aralarında olduğu bin 43 isim, Kürt sorunu için çözüm çağrısı yaptı. “Barış ve Demokrasi Hepimiz İçin” başlıklı bildiri yayınlayan bin 43 isim, Kürt sorunuyla ilgili olarak silahların susması ve bir barış ve demokrasi sürecinin başlaması için gereken adımların acilen atılması çağrısında bulundu.

    Bildiride şunlar dile getirildi:

    “Türkiye güç bir dönemden geçmektedir. Bir yanda artan yoksulluk ve hukuksuzlukla birlikte, halktan gördüğü destek zayıfladıkça sorunlarını şiddete başvurarak çözmeye çalışan bir iktidar var. Seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine devlet memurlarını kayyım atamak, her türlü barışçı gösteriye polis şiddetiyle karşılık vermek, en ufak bir eleştiride bulunanları cezaevine göndermek, Kürt sorununu şiddet yoluyla çözmeye çalışmak şiddet siyasetinin değişik yönleri. Öbür yanda Türkiye bir savaş çemberiyle sarılmış durumda. Bunun en büyük acısını sivil halk, kadınlar ve çocuklar çekiyor.

    Türkiye’yi bu şiddet ortamından çıkaracak bir barış hareketine her zamandan fazla ihtiyacımız var. Barış sadece silahlı çatışmaların sona erdirilmesi değil, aynı zamanda savaşa yol açan uyuşmazlıklara çözüm bularak çatışma nedeninin ortadan kaldırılması demektir. Kürt sorununun barışçı yollardan çözümü toplumsal ve siyasal barışın vazgeçilmez bir öğesidir. Barışın silahla sağlanamayacağına inanıyoruz.

    Öte yandan Kürt sorununu sadece Türkiye’nin sınırları içindeki bir sorun olarak görmek yanıltıcı olur. Suriye’de savaş ve çatışma ortamı ile Kürt sorunu konusunda Türkiye, bölgedeki bütün halkların yararına olacak barışçı bir siyaset izlemediği sürece Türkiye’de Kürt sorunuyla ilgili gerçek bir barışın sağlanması da güçtür.

    Ekim başından itibaren ortaya çıkan gelişmeler barış beklentisi yaratmakla birlikte, iktidarın Kürt sorununda barışçıl ve demokratik bir çözüm arayışı olduğuna dair belirti yoktur.

    O nedenle biz, aşağıda imzası bulunanlar, bir barış sürecinin başlaması için çağrıda bulunmak istiyoruz. Bu aynı zamanda bir demokrasi, ekmek, adalet, özgürlük, insan hakları ve hukuk devleti çağrısıdır. Yaşadığımız deneyimlerden biliyoruz ki, Kürt sorunu ancak demokrasi çerçevesinde ve insan hakları temelinde çözülebilir. Kürtlerin hakları ancak Türkiye’de yaşayan her bireyin temel hak ve özgürlüklerinin hukuk devletiyle güvence altına alınmasıyla korunabilir. Katılımcı bir demokrasi ancak yerel yönetimleri boğan katı merkeziyetçiliğin gevşetilmesiyle sağlanabilir. Eşit yurttaşlık ancak bütün kimliklere saygı gösteren çoğulcu bir demokrasiyle gerçekleşebilir.

    Barış savaşın bitmesiyle gerçekleşmez. Barışın inşa edilmesi, üzerinde duracağı yapıların oluşturulması gerekir. Bu bağlamda barışı her şeyden önce hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası hukuk standartları eksenine oturtmanın önem taşıdığı düşüncesindeyiz.

    Sürekli, kalıcı bir barışın inşa edilmesinde demokratik toplum-kitle örgütlerinin önemli bir rolü olduğuna inanıyoruz. Şimdiye dek Kürt sorununa ilişkin bütün girişimler devlet ya da siyasal aktörler tarafından yapıldı. Oysa toplumun demokratik birey ve örgütlerinin ön ayak olarak halkla birlikte başlatacağı bir barış süreci barışın toplumsallaşmasına, barış sürecine toplumsal destek sağlanmasına, toplumdaki şiddet kültürü yerine barış kültürünün yerleşmesine yol açacaktır. Barış sadece savaşan tarafları kapsayan bir kavram değildir. Bütün toplumu içine alan toplumsal bir kavramdır. O nedenle barış sürecinin başarısı toplumsal desteğe bağlıdır.

    Kalıcı bir barışın toplum nezdinde inşa edilebilmesi için özgür, eşitlikçi ve demokratik bir toplumsal yaşantının da sağlanması gerekir. Bunun için de ekonomide bölüşümün yoksullar ve çalışanlar lehine yeniden düzenlenmesine, açlığın, yoksulluğun, işsizliğin, kadın katliamlarının, iş cinayetlerinin, bebek istismarlarının, eğitim, sağlık ve barınma sorununun yaşanmadığı bir ülkenin inşa edilmesine gereksinimimiz var.

    Barış içinde yaşama hakkı bir temel insan hakkıdır. Nuremberg Mahkemesi’nde savaşın barışa karşı işlenmiş bir suç olduğu kabul edilmiştir. 12 Kasım 1984 tarihli BM Genel Kurul kararında ‘tüm insanların kutsal bir hak olan barış içinde yaşama hakkına sahip olduğu’ ifade edilmektedir.

    10 Aralık 2010 tarihinde İspanya’nın Santiago de Compostela kentinde düzenlenen Barış İçinde Yaşama Hakkı Kongresi’nde kabul edilen bildiride bireylerin, grupların, halkların adil, sürdürebilir, kalıcı barış içinde yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmekte ve bu hakkın sağlanması ve korunması sorumluluğunun devlete ait olduğunun altı çizilmektedir. Bildiride ayrıca halkların ve bireylerin devlet tarafından ‘düşman olarak görülmeme hakkı’ndan söz edilmekte.

    Bu düşüncelerden hareketle, aşağıda imzası bulunan bizler, barış içinde yaşama hakkımızı kullanıyor, Kürt sorunuyla ilgili olarak silahların susması ve bir barış ve demokrasi sürecinin başlaması için gereken adımların acilen atılması çağrısında bulunuyoruz.

    “Barış ve Demokrasi Hepimiz İçin” çağrısında imzası bulunan isimler şu şekilde:

    Ahmet Telli, Ali Bayramoğlu, Ali Haydar Konca, Ahmet Faruk Ünsal, Akın Birdal,  Nüsret Doğruak, Ayşe Erzan, Ayşegül Devecioğlu, Baskın Oran, A. Ertan Mısırlı, A. Gülsün Sop, A. Ömer Türkeş, Abdo Yılmaz, Abdulbaki Erdoğmuş, Abdulgafur Doğru, Abdulgani Poyraz, Abdulhakim Daş, Abdulkadir Güleç, Abdullah Aktaş, Abdullah Aren Çelik, Abdullah Babacan, Abdullah Çağer, Abdullah Demirbaş, Abdullah Göllü, Abdullah Keskin, Abdurrahim Doğan, Abdurrahim Şişman, Abdülaziz Akyol, Abdülkerim Yakut, Abdülselam Suvakçı, Adalet Dinamit, Adalet Ünlü, Adil Demirci, Adil Güler, Adil Okay, Adnan Ekşigil, Adnan Kaya, Adnan Özyalçiner, Adnan Şahin, Afşin Kum, Ahmet Aksoy, Ahmet Avşar, Ahmet Aydoğan, Ahmet Aykaç, Ahmet Çakmak, Ahmet Dağ, Ahmet Dindar, Ahmet Doğan, Ahmet Ergin, Ahmet Erkan, Ahmet Haşim Köse, Ahmet Işık, Ahmet İnam, Ahmet İnsel, Ahmet Karagöz, Ahmet Kardam, Ahmet Malkoçoğlu, Ahmet Özdemir Aktan, Ahmet Özmen, Ahmet Tüzün, Ahmet Ümit, Ahmet Yıldırım, Ahmet Zirek, Akın Atalay, Akın Atauz, Akın Yanardağ, Akif Bayrak, Akif Kurtuluş, Albert Ali Salah, Alev Özgüner, Algan Sezgintüredi, Ali Atalan, Ali Bilge, Ali Bulaç, Ali Demir, Ali F. Bilir, Ali Fikri Işık, Ali Galip Yıldız, Ali Karakoç, Ali Karapınar, Ali Nesin, Ali Şimşek, Ali Yalçın, Ali Yıldırım, Aliye Özlü, Alpar Sevgen, Altay Öktem, Anıl Mert Özsoy, Arif Ali Cangı, Arif Altunkalem, Arif İsmet Yılmaz, Arzu Filiz Güngör, Arzu Şahin, Askeri Tanrıkulu, Aslı Bahar Özbilen, Aslı Telli, Asuman Bayrak, Asuman Susam, Ata Yazıcıoğlu, Ataol Behramoğlu, Atilla Birkiye, Atilla Coşkun, Atilla Durak, Aycan İrmez, Aydın Bodur, Aydın Çetinkaya, Aydın Deniz, Aydın Erdoğan, Aydın Gelmez, Aydın Gümüş, Aydoğan Kars, Ayfer Koçak, Ayfer Tunç, Aygül Demirtaş, Ayhan Baran, Ayhan Çelik, Ayhan Erensoy, Ayhan Ergenç, Aykut Erdoğan, Ayla Akat, Aysel Hoşgit, Ayşe Acar Başaran, Ayşe Arat, Ayşe Ayben Altunç, Ayşe Bakkalcı, Ayşe Gözen, Ayşe Güngör, Ayşe Özdemir, Ayşe Sarısayın, Ayşe Sözeri Cemal, Ayşe Şehriban Demirel, Ayşe Yolageldili, Ayşen Şahin, Ayşenur İğdem, Aytekin Sağlam, Ayten Sezgin, Azad Yıldırım, Aziz Tunç, Bahadır Altan, Bahri Belen, Bahri Gedik, Banu Çukadar, Barış Işık, Barış İnce, Barış Yavuz, Berrin Sönmez, Bayram Bozyel, Bedia Özgökçe Ertan, Bediz Yılmaz, Bedrattin Karaboğa, Bekir Benek, Belgin Bıyıkoğlu, Belma Fırat, Beral Madra, Beril Eyüpoğlu, Berna Kılınç, Berrin Oyur, Besime Konca, Beşir Biçer, Beşir Demirkanoğlu, Betül Tanbay, Beyza Diler, Bışar İçli, Bilal Karabay, Binnaz Toprak, Birgül Oğuz, Birsen Atakan, Burhan İşiyok, Bülend Tuna, Bülent Atamer, Bülent Ateş, Bülent Tekin, Bülent Türkmen, Bülent Yarbaşı, Cabbar Barış, Cafer Solgun, Cahit Kırkkazak, Cahit Mete, Can Candan, Can Dündar, Canan Aydın Bıçak, Celal İnal, Celalettin Can, Cemal Özen, Cemil Çoban, Cengiz Arın, Cengiz Babalık, Cengiz Bayıldıran, Cengiz Güngör, Cengiz İvdil, Cengiz Kaplan, Ceren Cansu Akkaya, Ceren Gündoğan, Ceren Vardar Acar , Cesari Mercan, Cevahir Bedel, Cevat Aktaş, Cevat Demir, Cevdet Bozkurt, Cevriye Aydın, Cigerxun Polat, Cihan Aydın, Cihan Roj, Cihan Şenoğuz, Cihan Vesek, Cihangir İslam, Coşkun Üsterci, Cuma Boynukara, Cuma Coşan, Cuma Erçe, Cuma Kolukısa, Cüneyt Ozansoy, Çağatay Anadol, Çetin Ali Nergis, Çetin Kulu, Çiğdem Koç, Çiğdem Kozan , Davut Güler, Defne Suman, Demir Çelik , Demir Topçuoğlu, Deniz Durukan, Deniz Galip, Deniz Mukan, Deniz Subaşı, Deniz Türkali, Deniz Yıldırım, Deniz Yonucu, Derya Tolgay, Devrim Avcı, Dicle Akar, Dilek Aykan, Dilek Hattatoğlu, Dilek Öcalan, Dilşa Deniz, Dodan Özer, Doğan Bermek, Doğan Çakmak, Doğan Özgüden, Doğan Özkan, Doğu Yücel, Döne Gevher, Dursun Öztürk, Edip Polat, Edip Yaşar, Efkan Bolaç, Ekrem Baran, Ekrem Kutlu, Elif Akgül Ateş, Elif Keleş O, Elif Sofya, Emel Kaya, Emel Kurma, Emel Uzman, Emin Ekinci, Emine Özhasar, Emine Uşaklıgil, Emrah Kırımsoy, Emrah Taşar, Emre Kutlu, Enes Atila Pay, Engin Çörüşlü, Engin Deniz Akarlı, Engin Deniz Ergin, Engin Turgut, Enis Güngör, Enver Akan, Ercan Bingöl, Ercan İpekçi, Ercan Jan Aktaş, Ercan Y. Yılmaz, Ercüment Akdeniz, Erdal Doğan, Erdal Karakuş, Erdoğan Aydın, Eren Baskın, Eren Keskin, Ergin Cinmen, Ergin Türsoy, Ergün Özgür, Erhan Altunel, Erhan Araz, Erhan Ceylan, Erkan Şenses, Erol Kızılelma, Erol Köroğlu, Erol Memiş, Ertan Meyan, Ertan Zerayak, Ertuğrul Günay, Ertuğrul Kürkçü, Esat Şenyuva, Esen Ulubay, Esha Aktaş, Esin Şenol, Esra Debağcı, Esra Koç, Esra Mungan, Eşber Yağmurdereli, Evren Altınel, Eylem Arzu Kayaoğlu, Eylem Ata, Eylem Gencer, Eyüp Çakır, Eyüp Yılmaz, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Fahrettin Ülgün, Faik Bulut, Faik Elmas, Faruk Balıkçı, Fatih Aydın, Fatin Kanat, Fatma Akdokur, Fatma Ayparçası, Fatma Bostan Ünsal, Fatma Erden, Fatma Gök, Fatma Hoşgör, Fatma Kurtulan, Fatma Nevin Vargün, Fatma Taşar Tüfekçi, Fatma Yücel, Fatoş İrven, Faysal Mahmutoğlu, Faysal Özdemir, Faysal Sarıyıldız, Fehmi Tek, Feleknas Uca, Ferat Mehmetoğlu, Ferdağ Ergin Öztürk, Ferdi Yamar, Fergun Özelli, Ferhat Kentel, Ferhat Tunç, Feride Çetin, Feride Çiçekoğlu, Feridun Andaç, Ferman Özgün, Feryal Saygılıgil, Fethi Gümüş, Fethiye Çetin, Fevzi Saygılı, Fevzi Ünal, Feyza Hepçilingirler, Feyzi Kömürcü, Fırat Acar, Fırat Can, Fırat Ceweri, Fırat Epözdemir, Fırat Sandalcı, Fırat Sönmez, Figen Alkaç, Figen Ertem, Fikret Aktaş, Fikret Başkaya, Filiz Aydın, Filiz Kardam, Filiz Kerestecioğlu, Filiz Koçali, Fuat Ay, Fuat Coşacak, Funda Akbulut, Furkan Yer, Füsun Ertuğ, Gaffar Karadoğan, Galip Deniz Altınay, Garo Paylan, Gaye Boralıoğlu, Gençay Gürsoy, Gonca Özmen, Gökay Erol, Gökçe Bilgin, Gökhan Biçici, Gökhan Dayık, Gönen Orhan, Gönül Erterzi, Gül Büyükbeşe, Gülay Bilici, Gülay Koca, Gülayşe Koçak, Güler Fişek, Güliz Sağlam, Gülnur Acar Savran, Gülser Kayır, Gülseren Onanç, Gülseren Pusat, Gülşen Özbek, Gültan Kışanak, Günal Kurşun, Günay Polat, Gündüz Vassaf, Güngör Erçil, Güngör Şenkal, Günseli Baki, Güray Dağ, Gürhan Ertür, Gürkan Develi, Güven Güzeldere, Güvenç Aydoğan, Habibe Danışman, Hacer Ansal, Hacer Özdemir, Hadi Cin, Hadi Polat, Hakan Akçura, Hakan Altun, Hakan Bozyurt, Hakan Etenoğlu, Hakan Subaşı, Hakan Türkmen, Hakim Tokmak, Hakkı Çetin Özdemir, Halide Güneş, Halide Yıldırım, Halil Ergün, Halil Savda, Halim Bulutoğlu, Halis Ertaş, Haluk Özsaraç, Hamdullah Arvas, Hanife Altun, Hanifi Kandemir, Harun Toptan, Hasan Cemal, Hasan Cevat Özdil, Hasan Demirel, Hasan Hayri Ateş, Hasan Kara, Hasan Ortaç, Hasan Öztoprak, Hasan Seçkin, Hasan Ürel, Hasip Kaplan, Hatice Aslan, Hatice Demir, Hatice Doğan, Hatice Göz, Hatice Kavran, Hatice Kocaman, Hatice Seçkin Akuğur, Hatice Zümrüt, Hatip Dicle, Havin Ölmez, Haydar Akgül, Haydar Çetin, Haydar Ergülen, Hayko Bağdat, Hayrettin Güzel, Hayri Yetik, Hıdır Işık, Hicri İzgören, Hidayet Şefkatli Tuksal, Hilmi Aydoğdu, Hülya Akdeniz, Hülya Ceylan, Hülya Ekşigil, Hülya Uygun, Hülya Yalçın, Hürriyet Karadeniz, Hüsamettin Akışlı, Hüsamettin Zenderlioğlu, Hüseyin Aslan, Hüseyin Bektaşoğlu, Hüseyin Çağlar, Hüseyin Esentürk, Hüseyin Kalkan, Hüseyin Küçükbalaban, Hüseyin Mat, Hüseyin Sarıbaş, Hüseyin Sarıgül, Hüseyin Sarısayın, Hüseyin Sevim, Işıl Ünal, İ Hakkı Zariç, İ Kuban Altınel, İbrahim Aksoy, İbrahim Betil, İbrahim Ekinci, İbrahim Halil Subaşı, İbrahim Kaçmaz, İbrahim Karakaya, İbrahim Sinemillioğlu, İdris Baluken, İhsan Berkhan, İlhami Akay, İlhami Sidar, İlkay Alptekin Demir, İlkay Geyik, İlke Çandırbay, İlknur Alcan, İlyas Danyeli, İmam Taşçıer, İnan Demirkan, İnci Hekimoğlu, İnci İşbulur, İnci Özkan Kerestecioğlu, İnci Tuğsavul, İpek Yürekli, İrem Cennet Doğdu, İrfan Aktan, İrfan Keskin, İrfan Oğur, İrfan Uğur, İshak Karakaş, İslam  Arpat, İslam Özkan, İsmail Beşikçi, İsmail Demirci, İsmail Güzelsoy, İsmail Tarhan, İsmail Tekin, İsmihan Okyay Çoban, İz Öztat, İzzet Kılıç, K. Sevim Güngör, Kadir Akın, Kadri Salaz, Kağan Önal, Kamil Ateşoğoğulları, Kamil Tekin Sürek, Kazım Altun, Keleş Öztürk, Kemal Aktaş , Kemal Çınar, Kemal Deniz Çiftçi, Kemal Karanfil, Kemal Ulaş, Kerem Duruk, Kerem Karakuş, Kıvılcım Ünal, Koçer, Koray Feyiz, Korhan Gümüş, Korkut Akın, Kudbettin Ulubay, Kudret Ünal, Kumru Toktamış, Kutsal Utku Tatar, Kuvvet Lordoğlu, Lal Laleş, Latife Akyüz, Levent Akçasu, Levent Köker, Levent Tüzel, Leyla Birlik, Leyla İmret, Lezgin Botan, Lisa Çalan, Ludmilla Denisenko, M. Ali Ateş, M. İhsan Çevik, M. Sezgin Tanrıkulu, M. Şerif Camcı, M. Ufuk Tekin, Mahmut Alikaşifoğlu, Mahmut Balpetek, Mahmut Memduh Uyan, Mahmut Temizyürek, Mahmut Vefa, Mahsum Batı, Mahsum Oral, Mashar Demirkan, Mazhar Zümrüt, Mazlum Çetinkaya, Mehmet A. Oturan, Mehmet Akboya , Mehmet Aker, Mehmet Ali Aslan, Mehmet Bayram, Mehmet Bekaroğlu, Mehmet Bilal Dede, Mehmet Cemil Çoğaltay, Mehmet Cihan Kıran, Mehmet Dicle, Mehmet Doğan, Mehmet Dursun, Mehmet Emin Adıyaman, Mehmet Emin Aktar, Mehmet Emin Aslan, Mehmet Hanifi Yangın, Mehmet İnal, Mehmet Kutlu, Mehmet Merhametsiz, Mehmet Necati Besler, Mehmet Nur, Mehmet Onur Yılmaz, Mehmet Özer, Mehmet Rauf Kesici, Mehmet Said Aydın, Mehmet Soydan, Mehmet Taşdemir, Mehmet Taşkıran, Mehmet Toker, Mehmet Türk, Mehmet Türkay, Mehmet Ural, Mehmet Uysal, Mehmet Vural, Mehtap Tosun, Melek Göregenli, Melek Özman, Melek Taylan Ulagay, Melih Sağıroğlu, Meltem Düzgün, Memet Kara, Menekşe Toprak, Menice Rümeysa Gülmez, Meral Atasoy, Meral Camcı, Mervan Eren Gül, Meryem Koray, Mesut Alp, Mesut Balcan, Mesut Beştaş, Mesut Coşkun, Metin Cengiz, Metin Ersoy, Metin Kılavuz, Metin Temiz, Metin V. Bayrak, Mevsim Yenice, Mihail Vasiliadis, Mine Soysal, Mualla Kavuncu, Muammer Nadir Kaya, Muazzez Uslu Avcı, Muharrem Erbey, Muhsin Çolak, Muhtullah Çoban, Mukri Vakar, Murat Alabey, Murat Büyükyılmaz, Murat Çelikkan, Murat Dinçer, Murat Gülsoy, Murat Gümrükçüoğlu, Murat Güven, Murat Karahan, Murat Karayalçın, Murat Özünay, Murat Özyaşar, Murat Tayyar Sarıkaya, Murat Uyurkulak, Murat Yalçın, Murathan Mungan, Mustafa Aslan, Mustafa Çinkılıç, Mustafa Elveren, Mustafa Eraslan, Mustafa Huzeyfe Okuyucu, Mustafa Kemal Güngör, Mustafa Peköz, Mustafa Şener, Mustafa Taylan Savran, Mustafa Yelkenli, Mustafa Yeşilbağdan, Muzaffer Asma, Muzaffer Kaya, Muzaffer Kutay, Müfit Özdeş, Müge Boztepe, Müge İplikçi, Münir Korkmaz, Münire Dağ, Mürsel Önder, Müslüm Yücel, Müzeyyen Şen, Naci Akıncı, Naci Binay, Naci Sönmez, Nadir Bingöl, Nafiz Sağ, Nafiz Toprak, Nagehan Tokdoğan, Naif Alibeyoğlu, Nalan Barbarosoğlu, Namık Kuyumcu, Nazan Aksoy, Nazan Üstündağ, Nazım Tural, Nazım Turan, Nazik Işık, Nazlı Andan, Necibe İnci Serdar, Necla Kanbur, Necmi Demir, Necmiye Alpay, Nedim Taş, Nergiz Savran Ovacık, Nermin Mollaoğlu, Nesim Ovadya İzrail, Nesimi Aday, Nesli Çetinkaya, Neslihan Yalman, Nesrin Nas, Nesteren Davutoğlu, Neşe Özgen, Neşe Yaşın, Nevay Samer, Nevin Güney İnce, Nevin Kamilağaoğlu, Nevin Soyukaya, Nevzat Süer Sezgin, Nevzat Çağlar Tüfekçi, Nevzat Onaran, Nihat Akdoğan, Nihat Gençosman, Nihat Öcal, Nihat Özcan, Nihat Tepe, Nihat Türk, Nil Mutluer, Nilgün Doğançay, Nilgün Öneş, Nilgün Yurdalan, Nimetulla Güneş, Nimetullah Erdoğmuş, Nizamettin Toğuç, Nur Bekata, Nur Deriş, Nur Sürer, Nuran İmir, Nuray Aslan, Nuray Özdoğan, Nurdan Gürbilek, Nure Basar, Nurettin Çivi, Nurhan Davudyan, Nurhan Demirhan, Nurhan Suerdem, Nuri Demirci, Nuri Ödemiş, Nursel Aydoğan, Nurşen Sönmez, Nurten Ertuğrul, Nusret Doğruak, Nusret Gürgöz, Nusrettin Yaşar, Nuşirervan Elçi, Nüket Esen, O. Meriç Eyüboğlu, Olcay Şimşek, Onur Hamzaoğlu, Orhan Akbay, Orhan Alkaya, Orhan Doğançay, Orhan Gazi Ertekin, Orhan Kaya, Orhan Kemal Cengiz, Orhan Kılıç, Orhan Koçak, Orhan Pamuk, Orhan Sarıbal, Orhan Silier, Osman Baydemir, Osman Çokur, Osman Ergin, Osman Okkan, Osman Şenkul, Oya Baydar, Oya Özgüven, Öget Öktem Tanör, Ömer Faruk, Ömer Faruk Kırnıç, Ömer Güven, Ömer Madra, Önder Birol Bıyık, Özcan Çine, Özcan Gülhan, Özcan İntaş, Özcan Yaman, Özden Özdemir, Özdeş Özbay, Özgür Müftüoğlu, Özgür Zeybek, Özkan Avcı, Özkan Mert, Özlem Cebe, Özlem İşbilir, Özlem Özkan, Özlem Şekercioğlu, Öznur Bayoğlu, Özüm Vurgun, Pakrat Estukyan, Paluri Arzu Kal, Pelda Vesek Sandalcı, Peral Beyaz, Perihan Yoğurtçu, Pınar Ercan, Pınar Öğünç, Polat Özlüoğlu, Rabia Gündoğmuş, Rahim Arslan, Rahmi Akdaş, Rahmi Emeç, Rakel Dink, Ramazan Kurt, Rebia Dirim, Recep Sancaktar, Refika Çakıllık, Reis Çelik, Remzi Çelik, Remzi Karabulut, Remzi Tanrıverdi, Resul Sever, Reşat Kaymaz, Reşo Son, Reyan Tuvi, Rezan Tuncay, Rıdvan Hatun, Rıza Türmen, Rober Koptaş, Rojhat Tunç, Ruken Akça, Ruken Yetişkin, Rukiye Yıldırım, Ruşen Işık, Rüksan Tuna, Rümeysa Çamdereli, S. Kemal Çakıroğlu, Saadet Becerikli, Saadet Erkuş, Saadet Sorgunlu, Sabahat Tuncel, Sabahattin Diril, Sabriye Akkul, Sadullah Sayın, Said Şaşmaz, Saime Tuğrul, Sait Çetinoğlu, Sakin Günel, Sami Evren, Saniye Seçkin, Sarya Can, Savaş Işık, Seçil Ege Işık, Seçkin Özsoy, Sedat Taş, Sedat Vefa Bostan, Sedat Yurtdaş, Selahattin Nesipoğlu, Selçuk Erez, Selim Ölçer, Selim Sadak, Selma Esen, Selma Irmak, Selma Koçiva, Sema Gülez, Sema Kaygusuz, Semih Bilgen, Semih Gümüş, Semih Oktay, Semir Özmen, Semire Nergiz, Semra Karadağ, Semrin Şahin, Sena Kaleli, Sepin Sinanoğlu, Serdar Arat, Serdar Günakın, Serdar Keskin, Serdar Koçol, Serdar M. Değirmencioğlu, Serdar Talay, Serdar Tüm, Sergen Sucu, Serhat Aktan, Serhat Alan, Serhat Eren, Serhat Kaya, Serpil Akyar, Serpil Kemalbay, Sevda Çelik Özbingöl, Sevengül Sönmez, Several Ballıkaya, Sevgi Sümer, Sevgi Yılmaz, Sevim Çelikcan, Sevim Erdoğan, Sevim Korkmaz Dinç, Sevinç Koçak, Seyda Selek, Seydi Fırat, Seyithan Elmas, Seywan Seidian, Sezer Ateş Ayvaz, Sıla Talay, Sidar Gümüş, Sidar Jir, Simten Çoşar, Sinan Özaraz, Sinan Tutal, Sinan Zincir, Sipan Aslan, Songül Beydilli, Songül Çalık, Songül Erol Abdil, Songül Tunçdemir, Suat Bakır, Suzan İşbilen, Suzan Samancı, Suzan Yazıcı, Süheyla İnal, Süleyman Eryılmaz, Süleyman Gökalp, Süleyman Özkaplan, Süleyman Yılmaz, Süreyya Evren, Süreyya Karacabey, Şaban Aslan, Şahide Ağaoğlu, Şahika Yüksel, Şahin Koçan, Şanar Yurdatapan, Şebnem İşigüzel, Şebnem Korur Fincancı, Şebnem Oğuz, Şehbal Şenyurt Arınlı, Şemsettin Bozkurt, Şenay Çöte, Şengün Kılıç, Şerafettin Yarız, Şeref Turgut, Şevin Kaya, Şeyhmus Bayhan, Şivan Cemil Özen, Şule Aytaç, Şükran Şakir, Şükran Yücel, Şükrü Alpsoy, Şükrü Aslan, Şükrü Erbaş, Tahir Kemal Bozkır, Tahir Sargın, Tahsin Yeşildere, Talat Büyük, Talat Kara, Taner Akçam, Taner Kargı, Tansu Açık, Tarık Günersel, Taylan Çelik, Tayyip Korkmaz, Telli Işık, Temel İskit, Tenziye Acar, Tevfik Karahan, Tora Pekin, Toros Korkmaz, Tufan Akgül, Tuğba Hezer, Tuğrul Eryılmaz, Tuna Altınel, Tunç Soyer, Turgut Haskan, Tülay Özdeş, Türkan Demir, Türkan Uzan Avşin, Ubeydullah Kılıç, Ufuk Uras, Uğur Altınarık, Uğur Can Demirci, Uğur Canbilen, Uğur Çıkrıkçılı, Uğur Gökmen, Uğur Sümer, Ülkü Gülşen, Ülkü Sağır, Ümit Aktaş, Ümit Biçer, Üstün Güvener, Vecdi Erbay, Vecdi Sayar, Vedat Altıntaş, Vedat Yıldırım, Vedia Yeşim Bayanoğlu, Vesile Özdem Yükselen, Veysel Demirkaya, Veysi Eski, Viki Çiprut, Yakın Ertürk, Yakup Tilermeni, Yakup Uygun, Yalçın Çelikay, Yalçın Çıdamlı, Yasemin Çargıt, Yasemin Gülbol, Yasemin Özgün, Yasemin Sert, Yasemin Yazıcı , Yaşar Gökoğlu, Yaşar Okur, Yavuz Ekinci, Yavuz Kaya, Yavuz Tüzün, Yeşim Dorman, Yeşinil Yeşilyurt, Yıldız Bayazıt, Yıldız İmrek, Yıldız Önen, Yıldız Tar, Yiğit Gülöksüz, Yunus Muratakan, Yurdusev Özsökmenler, Yusuf Alataş, Yusuf Nazım, Yusuf Ziya Can, Yücel Göktürk, Yücel Kayıran, Yücel Tunca, Yücelay Sal, Yüksel Genç, Zafer Doruk, Zafer Kıraç, Zafer Yıldırım, Zarife Atik, Zehra Arat, Zehra Çelenk, Zehra Şenoğuz, Zeki Işıl, Zekiye Kürkçüoğlu, Zeliha Altuntaş, Zeynel Öztürk, Zeynep Altıok, Zeynep Atikkan, Zeynep Duygu Ağbayır, Zeynep Kaya Akdeniz, Zeynep Kıvılcım, Zeynep Köylü, Zeynep Selimoğlu Akıncı, Zeynep Şaner, Zeynep Tanbay, Zeynep Tozduman, Zeynep Uzunbay, Zihni Karaçay, Ziya Halis, Ziya Pir, Ziya Yavuzeş, Zozan Uzun, Zozan Vargün, Zübeyir Gülabi, Zülal Koç, Züleyha Gülüm, Züleyha Nur.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aydın, yazar ve siyasetçilerden Kürt sorununa çözüm çağrısı – VİDEO

    Aydın, yazar ve siyasetçilerden Kürt sorununa çözüm çağrısı – VİDEO

    PİRHA – Kürt sorununun çözümü için çok sayıda aydın, yazar ve siyasetçi bir araya geldi. Taksim Hill Otel’de yapılan basın açıklamasında barış sürecinin başarısının toplumsal desteğe bağlı olduğu belirten Rıza Türmen,  “Kürt sorunuyla ilgili olarak silahların susması ve bir barış ve demokrasi sürecinin başlaması için gereken adımların acilen atılması çağrısında bulunuyoruz” dedi.

    Çok sayıda aydın, yazar ve siyasetçinin katılımıyla İstanbul Taksim Hill Otel’de yapılan basın toplantısıyla iktidara, Kürt sorununda barışçı ve demokratik bir çözüm arayışı için çağrı yapıldı. Salona, ‘Barış ve Demokrasi hepimiz için’ yazılı pankart asıldı.

    Ortak basın açıklamasını Eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen okudu.

    “İKTİDAR, SORUNLARINI ŞİDDETE BAŞVURARAK ÇÖZMEYE ÇALIŞIYOR”

    Türmen, Türkiye’nin güç bir dönemden geçtiğini belirterek sorunlarını şiddete başvurarak çözmeye çalışan bir iktidarın var olduğuna dikkat çekti. Türmen, belediyelere kayyım atanmasına da değinerek “Seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıp yerlerine devlet memurlarını kayyım atamak, her türlü barışçı gösteriye polis şiddetiyle karşılık vermek, en ufak bir eleştiride bulunanları cezaevine göndermek, Kürt sorununu şiddet yoluyla çözmeye çalışmak şiddet siyasetinin değişik yönleri. Öbür yanda Türkiye bir savaş çemberiyle sarılmış durumda. Bunun en büyük acısını sivil halk, kadınlar ve çocuklar çekiyor” dedi.

    “BARIŞ HAREKETİNE HER ZAMANKİNDEN FAZLA İHTİYAÇ VAR”

    Türkiye’yi şiddet ortamından çıkaracak bir barış hareketine her zamandan fazla ihtiyaç olduğunu söyleyen Türmen, “Barış sadece silahlı çatışmaların sona erdirilmesi değil, aynı zamanda savaşa yol açan uyuşmazlıklara çözüm bularak çatışma nedeninin ortadan kaldırılması demektir. Kürt sorununun barışçı yollardan çözümü toplumsal ve siyasal barışın vazgeçilmez bir öğesidir. Barışın silahla sağlanamayacağına inanıyoruz. Öte yandan Kürt sorununu sadece Türkiye’nin sınırları içindeki bir sorun olarak görmek yanıltıcı olur. Suriye’de savaş ve çatışma ortamı ile Kürt sorunu konusunda Türkiye, bölgedeki bütün halkların yararına olacak barışçı bir siyaset izlemediği sürece Türkiye’de Kürt sorunuyla ilgili gerçek bir barışın sağlanması da güçtür. Ekim başından itibaren ortaya çıkan gelişmeler barış beklentisi yaratmakla birlikte, iktidarın Kürt sorununda barışçı ve demokratik bir çözüm arayışı olduğuna dair belirti yoktur” diye konuştu.

    “BARIŞ, SAVAŞIN BİTMESİYLE GERÇEKLEŞMEZ”

    Türmen, konuşmanın devamında şunlara yer verdi:

    “Biz, aşağıda imzası bulunanlar, bir barış sürecinin başlaması için çağrıda bulunmak istiyoruz. Bu aynı zamanda bir demokrasi, ekmek, adalet, özgürlük, insan hakları ve hukuk devleti çağrısıdır. Yaşadığımız deneyimlerden biliyoruz ki, Kürt sorunu ancak demokrasi çerçevesinde ve insan hakları temelinde çözümlenebilir. Kürtlerin hakları ancak Türkiye’de yaşayan her bireyin temel hak ve özgürlüklerinin hukuk devletiyle güvence altına alınmasıyla korunabilir. Katılımcı bir demokrasi ancak yerel yönetimleri boğan katı merkeziyetçiliğin gevşetilmesiyle sağlanabilir. Eşit yurttaşlık ancak bütün kimliklere saygı gösteren çoğulcu bir demokrasiyle gerçekleşebilir. Barış savaşın bitmesiyle gerçekleşmez. Barışın inşa edilmesi, üzerinde duracağı yapıların oluşturulması gerekir. Bu bağlamda barışı her şeyden önce hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası hukuk standartları eksenine oturtmanın önem taşıdığı düşüncesindeyiz.

    BARIŞ SÜRECİNİN BAŞARISI TOPLUMSAL DESTEĞE BAĞLIDIR

    Sürekli, kalıcı bir barışın inşa edilmesinde demokratik toplum-kitle örgütlerinin önemli bir rolü olduğuna inanıyoruz. Şimdiye dek Kürt sorununa ilişkin bütün girişimler devlet ya da siyasal aktörler tarafından yapıldı. Oysa toplumun demokratik birey ve örgütlerinin ön ayak olarak halkla birlikte başlatacağı bir barış süreci barışın toplumsallaştırılmasına, barış sürecine toplumsal destek sağlanmasına, toplumdaki şiddet kültürü yerine barış kültürünün yerleşmesine yol açacaktır. Barış sadece savaşan tarafları kapsayan bir kavram değildir. Bütün toplumu içine alan toplumsal bir kavramdır. O nedenle barış sürecinin başarısı toplumsal desteğe bağlıdır. Kalıcı bir barışın toplum nezdinde inşa edilebilmesi için özgür, eşitlikçi ve demokratik bir toplumsal yaşantının da sağlanması gerekir. Bunun için de ekonomide bölüşümün yoksullar ve çalışanlar lehine yeniden düzenlenmesine, açlığın, yoksulluğun, işsizliğin, kadın katliamlarının, iş cinayetlerinin, bebek istismarlarının, eğitim, sağlık ve barınma sorununun yaşanmadığı bir ülkenin inşa edilmesine gereksinimimiz var.

    BARIŞ VE DEMOKRASİ SÜRECİNİN BAŞLAMASI İÇİN ÇAĞRI

    Barış içinde yaşama hakkı bir temel insan hakkıdır. Nuremberg Mahkemesi’nde savaşın barışa karşı işlenmiş bir suç olduğu kabul edilmiştir. 12 Kasım 1984 tarihli B.M. Genel Kurul kararında “tüm insanların kutsal bir hak olan barış içinde yaşama hakkına sahip olduğu” ifade edilmektedir. 10 Aralık 2010 tarihinde İspanya’nın Santiago de Compostela kentinde düzenlenen Barış İçinde Yaşama Hakkı Kongresi’nde kabul edilen bildiride bireylerin, grupların, halkların adil, sürdürebilir, kalıcı barış içinde yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmekte ve bu hakkın sağlanması ve korunması sorumluluğunun devlete ait olduğunun altı çizilmektedir. Bildiride ayrıca halkların ve bireylerin devlet tarafından “düşman olarak görülmeme hakkı”ndan söz edilmekte. Bu düşüncelerden hareketle, aşağıda imzası bulunan bizler, barış içinde yaşama hakkımızı kullanıyor, Kürt sorunuyla ilgili olarak silahların susması ve bir barış ve demokrasi sürecinin başlaması için gereken adımların acilen atılması çağrısında bulunuyoruz.”

    Rıza Türmen, son olarak şu ifadeleri dile getirdi: “Kürt sorunu Türkiye’de yaşayanların birlikte yaşamı sorunudur. Bu toplantı çabalarımızın ilk adımı bunun sonrası gelecek. Bir süreç olsun barış süreci başlasın istiyoruz. Bundan sonra imzalamak isteyen herkese imza listemiz açıktır.”

    Basın toplantısı, yapılan konuşmaların ardından sona erdi.

    İMZACI LİSTESİ:

    Ahmet Telli, Ali Bayramoğlu, Ali Haydar Konca, Ahmet Faruk Ünsal, Akın Birdal, Ayşe Erzan, Ayşegül Devecioğlu, Baskın Oran, Berrin Sönmez, Binnaz Toprak, Cengiz Arın, Cihangir İslam, Coşkun Üsterci, Eşber Yağmurdereli, Esra Mungan, Erdoğan Aydın, Fatma Bostan Ünsal, Fatma Gök, Filiz Kerestecioğlu, Fikret Başkaya, Gençay Gürsoy, Hacer Ansal, Levent Köker, Mehmet Bekaroğlu, Melek Taylan Ulagay, Murat Karayalçın, Murathan Mungan, Necmiye Alpay, Nesrin Nas, Nurten Ertuğrul, Orhan Alkaya, Orhan Gazi Ertekin, Orhan Silier, Oya Baydar, Pakrat Estukyan, Rıza Türmen, Şebnem Korur Fincancı, Şebnem Oğuz, Tunç Soyer, Ümit Biçer, Ziya Halis

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sanatçı Ferhat Tunç’tan savaşa karşı çağrı: Savaş halklar için yıkımdır – VİDEO

    Sanatçı Ferhat Tunç’tan savaşa karşı çağrı: Savaş halklar için yıkımdır – VİDEO

    PİRHA – Sanatçı Ferhat Tunç, Kuzey ve Doğu Suriye ve Halep kentine yönelik devam eden çete saldırılarına ilişkin yaptığı paylaşımda herkesi savaşa karşı çıkmaya çağırdı.

    Sanatçı Ferhat Tunç, Kuzey ve Doğu Suriye ve Halep kentine yönelik 27 Kasım’da başlatılan çete saldırılarına ilişkin X hesabından yaptığı paylaşımla tepki gösterdi.

    “SAVAŞ HALKLAR İÇİN YIKIMDIR”

    Sanatçı Ferhat Tunç, X hesabından şu paylaşımı yaptı:

    “Son birkaç gündür böyle görüntüleri içim sızlayarak ve öfkelenerek izliyorum. Suriye topraklarında Kürt halkına yaşatılan bu zulmü tariflemenin imkânı yoktur. Kürtler söz konusu olduğunda büyük bir akıl ve vicdan yitimi yaşanıyor ne yazık ki. IŞİD ve benzeri cihatçı terör örgütleriyle iş tutmak akıl ve vicdanla nasıl açıklanabilir ki… Bir yandan da “Biz Kürtlerle etle tırnak gibiyiz” diyebilmek! Bu nasıl çelişki, nasıl kardeşlik? Niye görüş belirtmiyorsun, diyerek kızanlar olmuş. Hayatım, yaşadığımız o coğrafyada savaş ve sonuçlarına dair söz söyleyerek geçti. Keşke barışa dair çabamızın, lafımızın, barışı dillendiren ezgilerimizin karşılık bulduğu bir siyaset aklı olsaydı. Savaşın o acımasız yüzünü yerinde yaşamış bir sanatçıyım. ‘Sanatçılar sadece şarkılarını söylesin’ gibi safsatanın parçası asla olmadım. Olmadığım içindir ki yedi yıldır ülkemden, evimden uzağım. Savaş halklar için yıkımdır. Bugün Kürdün, yarın başkasının yıkımı. Herkesi savaşa karşı çıkmaya çağırıyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sanatçı Cihan Çelik’e açılan davanın duruşması 18 Şubat’a ertelendi

    Sanatçı Cihan Çelik’e açılan davanın duruşması 18 Şubat’a ertelendi

    PİRHA – Sanatçı Cihan Çelik’e, Koçgiri Katliamı’na ilişkin yazılan ‘Koçgiri Başladı Harba’ isimli şarkıyı seslendirdiği gerekçesiyle ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Savcılık, Çelik’e ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasından ceza verilmesini talep ederken Çelik ve avukatı mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre talebinde bulundu. Bunun üzerine mahkeme, duruşmayı 18 Şubat 2025 tarihine erteledi.

    Sanatçı Cihan Çelik hakkında 2023 yılında Belçika’da katıldığı bir etkinlikte 1921 yılında gerçekleşen Koçgiri Katliamı’na ilişkin yazılan ‘Koçgiri Başladı Harba’ isimli şarkıyı seslendirdiği gerekçesiyle “örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Avukatıyla duruşmada hazır bulunan Çelik savunmasına 25 senelik halk müziği sanatçısı olduğunu söyleyerek başladı. İddianamede şarkı söylediği sahnede Çelik’in arkasında PKK bayrakları olduğu belirtilmişti. Çelik bu iddiaya ilişkin, “10, 12 sene önce yurtdışında katıldığım bir programla alakalı dava açılmış. Her şeyi organizasyon şirketi ayarladı, ben de sahneye çıktım. Sahnede arkamda yer alan fotoğraflar ve flamalar benimle alakalı değil. Okuduğum eser 100 yıllık bir eserdir. Sivas yöresine ait bir türküdür. Beraatimi talep ediyorum” dedi.

    SAVCI ‘ÖRGÜT PROPAGANDASI YAPMA’ GEREKÇESİYLE CEZA TALEP ETTİ

    Savcı esas hakkındaki mütalaasında Çelik’in bulunduğu sahnede yer alan fotoğraflar ve şarkı sözlerinde geçen ifadelerde “cebir, şiddet ve tehdit yöntemlerini meşru gösterip övdüğü, teşvik edici nitelikte olup ifade özgürlüğü kapsamında kalmadığı” gerekçesiyle “örgüt propagandası yapmak” suçlamasından ceza verilmesini talep etti.

    Çelik ve avukatının mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre talebini kabul eden mahkeme, duruşmayı 18 Şubat 2025 tarihine erteledi.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    Sanatçı Cihan Çelik, Koçgiri ezgisi okuduğu için hakkında dava açıldı: Yılmayacağız!-VİDEO

  • Sanatçı Pınar Aydınlar’a hapis cezası verildi; karar İstinaf’a taşınacak-VİDEO

    Sanatçı Pınar Aydınlar’a hapis cezası verildi; karar İstinaf’a taşınacak-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Pınar Aydınlar’ın yargılandığı davada karar çıktı. Aydınlar kendisine verilen 1 yıl 6 ay 24 gün hapis cezasına karşı “İçimde en ufak bir umutsuzluk yok” dedi. Aydınlar, kararı İstinaf Mahkemesi’ne taşıyacaklarını ifade etti.

    Sanatçı Pınar Aydınlar, Munzur Festivali’nde okuduğu eserler, 2012 yılında bugüne dek yaptığı sosyal medya paylaşımları ve kendisi adına yapılan sahte paylaşımlar sebebiyle örgüt propagandası iddiasıyla yargılandığı davada 1 yıl 6 ay 24 gün hapis cezası aldı.

    Aydınlar, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ESERLER YARGILANAMAZ”

    Pınar Aydınlar savcılık talimatıyla başlatılan soruşturmada Grup Yorum’un, Mahsuni Şerif’in ve Ruhi Su’nun eserlerini okumasının üzerine yargılandığı davayla ilgili olarak “Şarkıları sahiplenip eserlerin yargılanamayacağını anlattım. Bu boyuttan beraat aldım. Fakat 2012’den itibaren özellikle Facebook üzerinden bana ait olmayan paylaşımların örgüt propagandası olduğu iddasıyla 1 yıl 6 ay 24 gün hapis kararım kesinleşti. Yargı yolu açık, bu hafta istinafa başvuruyoruz” dedi.

    “DELİL OLMADAN VERİLMİŞ BİR CEZA”

    İstinafın onaylaması halinden kararı Yargıtay’a taşıyacağını söyleyen Aydınlar, cezayı kınadığını ifade etti. Devamında ise şunları dile getirdi:

    “Birincisi fikir hürriyeti bizim en çok ihtiyacımız olan bir boyutu. Kaldı ki hesabım başkaları tarafından ele geçirilip bana ait olmayan söylem biçimleriyle yazılmış ifadeler var. Bunları kabul etmememe rağmen, onların da elinde delil olmamasına rağmen, tamamıyla uydurma, tamamıyla keyfi, niyet okuma üzerine, verilmiş bir ceza. Bu yargılamaların tek bir cevabı var. Unutmayın ki örgütlü bir halkı hiç kimse, hiçbir güç, hiçbir iktidar yenemez. Bizler ne anlamda örgütleniyoruz? Halkın yoksulluğuna karşı ses çıkararak. Bizler kadınların yok sayılmasına, ekolojinin yok sayılmasına, doğa dengemizin, evimizde aç yatan çocuklarımızın hakkı için örgütlü mücadeleyi içten içe elbette yürütüyoruz, hayata karşı, sisteme karşı. Şimdi gelinen boyut, yaşadığımız süreç bugün belgesel filmlerde, o belgeseller adına rol alan arkadaşlarımızı ya da kaleminin notasını halktan yana yazan, çizen, sesini halktan yana değerlendiren herkese karşı büyük bir baskı var. Bu baskının adı faşizm. Başka hiçbir şey değil.

    “BİRBİRİMİZİN ACILARINA OMUZ VERECEĞİZ”

    1 Mayıs’ta biz bunu bir kez daha gördük. O kemerin üzerindeki silahlı güçlerin, kolluk güçlerinin ya da halkın Taksim’e yürüme talebine karşı oradaki o fotoğraf faşizmin ne ifade ettiğinin zaten göstergesi. Bizler omuz vereceğiz birbirimize. Birbirimizin yoksulluğuna, birbirimizin acılarına, birbirimizin yalnızlıklarına omuz vereceğiz bir kere. Çünkü söylediğim gibi, sanatçısı, işçi sınıfı, emekçisi, mücadelenin her alanında en önemli değer aslında. Zafere giden yolun, yani kazanımlarla dolu bir hattın, o güzergahın en önemli esası birlikte yürüyebilmek. Omuz omuz arayabilmek. Bunun diğer bir adı da işte hep sokaklarda söylüyoruz ya faşizme karşı omuz omuza diye. Aslında bu tam şu anda hepimizin en çok ihtiyaç duyduğu gerçeklik. Bu boyutu yaşarken de işçi sınıfıyla dayanışma, bunun temel sınıf dayanışması mantığıyla. Bizler kim zulme uğruyorsa, haksızlığa uğruyorsa sesimizi birlikte yükselteceğiz. Benim aldığım ceza bugün Selçuk Kozağaçlı’nın aldığı cezadan farksız. Ebru Timtik nasıl bedel verdi canıyla, inandığı değerler uğruna. Bunların hepsi bizim meselemiz. Bunların hepsinin altında yatan ciddi bir insan hakkı ihlali, hukuksuzluğu var. Ve bu diktatör anlayışa karşı da elbette ki hakkaniyetten, adaletten, eşitlikten, güzele dair, insana dair, yaşama dair, gelecek günlerin özlemine umut besleyen herkesin birbirinin sesine ses katması gerekiyor. Elbette biz kazanacağız, çünkü haklı olan biziz”

    Dilan ŞİMŞEK/İSTANBUL