Etiket: sanıklar

  • Onur Şener cinayetinde iddianame kabul edildi, sanıklar 25 Ocak’ta hakim karşısında

    Onur Şener cinayetinde iddianame kabul edildi, sanıklar 25 Ocak’ta hakim karşısında

    Müzisyen Onur Şener’in öldürülmesine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede sanıkların, “Ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezasına çarptırılmaları isteniyor. 

    Ankara’nın Çankaya ilçesindeki eğlence mekanında çıkan tartışmada, müzisyen Onur Şener’in, kırık cam bardakla boynundan yaralanarak öldürülmesine ilişkin 5 kişi hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, 11 Kasım’da tamamlanan iddianame, Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. İddianameyi kabul eden mahkeme, üç sanığın tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşma için 25 Ocak gününü belirledi.

    SALDIRGANLAR AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS İSTEMİYLE YARGILANACAKLAR

    İddianamede, birlikte hareket ettikleri ve acıma hissi duymadan bardak kırığıyla eylemi gerçekleştirdikleri belirtilen tutuklu sanıklar İlker K, Ali G, Semih S. ile tutuksuz sanıklar Jale E. ve Gözde G. “canavarca hisle kasten öldürmek” ile suçlandı. Sanıkların, “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezasına çarptırılmaları talep edildi.

    NE OLMUŞTU?

    Ankara Cumhuriyet Savcısı Şahin Kaplan’ın hazırladığı iddianameye göre, sanıklar İlker K, Ali G, Semih S, Jale E. ve Gözde G, olayın yaşandığı 2 Ekim’de Çayyolu Mutlukent Mahallesi’ndeki eğlence mekanına gitti.

    Müzik programı saat 01.00’de biten Onur Şener, bir arkadaşının doğum günü nedeniyle yeniden sahneye gelerek orkestra ekibi olmadan şarkı söylemeye devam etti. Bu sırada İlker K, sahneye gelerek istek parçası nedeniyle Şener ile tartışmaya başladı. Eğlence merkezindeki diğer müşteriler, ikili arasında kavga çıkmasına engel oldu. Bunun üzerine İlker K. ve diğer şüpheliler bardaklarıyla dışarı çıktı. Bir süre sonra iş yerinden ayrılan Onur Şener’e sanıklar saldırmaya başladı. İlker K’nin elindeki bardakla Şener’in kafasına vurduktan sonra rastgele savurmaya devam ettiği, tanık ve diğer sanıkların beyanlarına yansıdı.

    Adli Tıp Kurumu, Şener’in boyun bölgesindeki delici ve kesici alet yarası nedeniyle öldüğü raporunu verdi. Ayrıca Şener’in ölümüne neden olan cam kırığı üzerinde sanıklardan bazılarının doku izleri tespit edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Sivas Katliamı’nın gerçek sorumluları yargılanmadı’-VİDEO

    ‘Sivas Katliamı’nın gerçek sorumluları yargılanmadı’-VİDEO

    PİRHA – Sivas Katliamı’nda hayatını kaybedenler için İzmir’de anma etkinliği düzenlendi. Anmaya katılan katliamda hayatını kaybeden Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, Sivas davasının emsal nitelikte olduğunu, gerçek faiilerinin yargılanmadığını belirterek, “Biz Sivas Katliamı davası bitti demeden o dava bitmez” dedi.

    İzmir’de Yol Erenleri, Sivas Katliamı’nın 26. yılında anma etkinliği düzenledi. Anmanın düzenlendiği salona “Cemevlerine yasal statü istiyoruz”, “Eşit yurttaşlık için demokratik anayasa!”, “Sevdanın güzelliğinde canın cana hasretinde inançlı yürekleriyle kavganın ateşlerinde yananlara selam olsun” yazılı dövizler asıldı.

    Sivas şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan etkinlik daha sonra Menemen Dersimliler Derneği’nin hazırladığı Sivas Katliamı’nı anlatan kısa tiyatro gösterimi ile devam etti.

    Tiyatro gösteriminden sonra 1993 yılında Sivas Katliamı’ında hayatını kaybeden şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok konuşmasını yaptı. Sivas Katliamı’ında neler yaşandığını herkesin bildiğini ancak hatırlamak için diğer kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yapan Altıok, anmaların ve paylaşımın önemli olduğunu söyledi.

    Türkiye’de yaşananları anlatarak 1993 yılında yaşananların nasıl olduğunu anlatan Altıok, Türkiye’de kötü günlerin ve çok acıların yaşandığı, ağır bedellerin ödendiği bir dönemden geçildiğini kaydetti.

    Gezi’de hayatını kaybedenlerinin çoğunluğunun Alevi olmasının tesadüf olmadığını ifade eden Zeynep Altıok, 1993 yılında babasını kaybettiğini, bunun yaşamayı hiç istemediği bir acı olduğunu belirterek, “Hiç pişman değilim eğer bu yoldaysa verilecek can bugün de o canı verecek olan yine biziz” dedi.

    Altıok, Canan Kaftancıoğlu’nun 17 yılla yargılandığını 28 Haziran’da duruşmasının olduğunu, 24-25 Haziran’da Gezi duruşması, “Çocuklar ölmesin” diyen Ayşe öğretmenin de yeniden yargılanmasının 26 Haziran’da olduğunu hatırlattı.

    Türkiye’de karanlık bir dönem yaşandığını belirten Altıok, “17 yıllık blok siyasal İslam iktidarı, o siyasal İslam iktidarının nasıl oluştuğunu eğer anlamazsak, o rejimin nasıl dönüştürüldüğünü, anayasanın neye kurban edildiğini neden buna ihtiyaç duyulduğunu, nasıl bir dayatma ile değiştirildiğini, demokrasinin nasıl yok edildiğini hatırlamazsak belki daha çok süreceğimiz acılarımız olacak. Ama 2 Temmuz’dayız. Belki o izi oradan aldık”dedi.

    “SİVAS’TA BİRÇOK ŞEY HEDEF ALINDI”

    2 Temmuz’un sadece öldürülmüş canları anmak olmadığının altını çizen Zeynep Altıok, Sivas Madımak’da birçok şeyin hedef alındığını söyledi.

    Altıok, konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Geçmişte de daima aydınlanmanın izinde olan, daima insandan yana olan, bir düşünce ve felsefeyle inancını harmanlayan, bağnazlıkla bir inanç üzerinden güdümlenmiş, körüklenmiş nefretle hareket etmeyen Alevi insanlar o gün orada Sivas’ta yobazlar tarafından hedef alındılar. Hedef alınırken onlarla birlikte hedef alınan bir Cumhuriyet vardı. Alevilerin hedef alınmasının sebeplerinden biri Cumuhuriyetin yılmaz savunucuları olmalarıydı.”

    “SİVAS KATLİAMI DAVASININ HİÇBİR GERÇEK SANIĞI YARGILANMADI”

    Sivas Katliamı davasında bir arpa boyu yol gidilmediğini belirten Altıok, “Biz Sivas Katliamı davası bitti demeden o dava bitmez” dedi.

    Sivas Katliamı davasının emsal nitelikte olduğunun altını çizen Zeynep Altıok, “Süren en uzun siyasi cinayet katliamı davası olduğunu ana dava bittiği halde iki firari sanık üzerinden iki dava halinde devam etmektedir. O firari sanıklar üzerinden devam eden davalardan bir tanesi zaman aşımına uğratıldı. Ve diğeri de aynı akıbeti bekliyor. Zaman aşımına uğrayan dava üst mahkemede ve 5 yıllık bir süreç geçti. O üst mahkeme alıştığımız şekilde görevini yapmıyor ve o orada atıl bekliyor. Diğer davada hukuki olarak yasal süreci henüz dolmadığı için zaman aşımına uğrayamadığı için devam ediyor. Bir avuç eylemci yargıya taşındı. Sahici, perde arkasındaki örgütçüler, devlet içinden emir verenler, o askerin ve polisin müdahale etmemesi talimatını verenler sorgulanmadılar. Kamu yöneticilerinin hiçbiri sorgulanmadı, azmettirici belediye başkanı sorgulanmadı.”

    “SİVAS KATLİAMI POLİTİK BİR MESELEDİR”

    Daha sonra Yol Ereneleri adına kısa bir konuşma yapan Elif Kavil, Sivas Katliamı’nın bir tesadüf olmadığını planlı bir komplo olduğunu söyledi. Kavil, 1980 sonrası köylerden kentlere göçlerin artmasıyla kentlerde inançlarını var etmek isteyen Alevilere karşılarında olan gücün izin vermediğini belirtti.

    Siavas Katliamı’nın politik bir mesele olduğunu söyleyen Kavil, ‘Sivas’tan bu yana baktığımızda biz Alevilere düşen ne?’ diye bakılması gerektiğinin altını çizdi.

    Kavil, Alevilerin yüz yıllar boyunca ezilenlerden yana olduklarını bir kimlik mücadelesi verdiklerini kaydetti.

    Anma Özgecan Aslan Kadın Korusu’nun türkülerini seslendirmesiyle son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Sivas Katliamı’nın firari sanıkları ilanla aranacakmış !

    Sivas Katliamı’nın firari sanıkları ilanla aranacakmış !

    PİRHA- Sivas Katliamı mağdurları, firari üç sanık yönünden davanın 26 yıldır devam etmesi ve sanıkların yakalanmamış olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) hak ihlali başvurusunda bulundu. Sanıkların yakalanmamış olmasının devletin kusuru olduğu belirtilen dilekçede, firari sanıkların örgütlü bir şekilde yurtdışına çıkarıldığı kaydedildi. Firari üç sanıkla ilgili davada ise mahkeme, üç sanığın gazete ilanı ile aranmasına, gelmemeleri halinde kaçak sayılacaklarına karar vererek, mallarına el konulacağı uyarısında bulundu.

    Sivas Katliamı davasının avukatları Şenal Sarıhan ve Hasan Cem Yılmaz, 29 Nisan’da Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuru dilekçesinde 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta meydana gelen gerici katliamda, Madımak Oteli’nde, 35 yurttaşın yanarak ve dumandan boğularak yaşamını yitirmesi olayına ilişkin adli süreç özetlendi. Soruşturmanın eksik yapıldığına dikkat çekildi. Halen süren Sivas davası sanıklarından Murat Sonkur’un Yargıtay’ın verdiği bozma kararı sonrasında mahkemenin tahliye ettiği, daha sonra 14 Mayıs 1997’de ikinci kararla gıyaben tutuklandığı anımsatılan dilekçede, 1 Haziran 1994’te bırakılan diğer iki firari sanık Murat Karataş ve Eren Ceylan hakkında da 26 Aralık 1994 tarihinde gıyaben tutuklama kararı çıkarıldığı anımsatılarak Cafer Erçakmak örneği verildi.

    “SANIKLAR ÖRGÜTLÜ ŞEKİLDE KAÇIRILDI”

    Adil yargılanma haklarının ihlal edildiği belirtilen dilekçede, bu kapsamda etkili soruşturma yürütülmediği vurgulandı. Dilekçede, “Sanıklar ana davanın sanıklarıdır. Yakalanmamış olmaları nedeni ile mahkeme önüne getirilememişlerdir. Makul sürenin aşılmasındaki ana neden etkili soruşturmanın yapılamamış oluşudur. Dosyamız yönünden de uzun yargılama özensizlik ve ihmalden kaynaklanmaktadır. Davanın daha da uzaması halinde zaman aşımı gündeme gelecek ve etkili bir hak arama olanağı tümü ile ortadan kalkacaktır” denildi. Ana davada yargılanan sanıkların DGM tarafından tahliye edilmesi sonrasında “örgütlü bir biçimde yurt dışına kaçırıldıkları”nın anlatıldığı dilekçede, “Devletin, bu sanıkların yakalanmaları konusunda içinde bulunduğu atalet-ihmal- özensizlik nedeni ile, haklarında ağır cezalar istenen tek bir sanık bile yakalanarak mahkeme önüne getirilememiştir. Bu süreç, bu yıl itibari ile 26 yıla ulaşmıştır. Ortada tartışılmayacak bir uzayan yargılama- makul sürenin aşımı söz konusudur” denildi. Duruşmaların uzun aralıklarla yapılmış olmasının da davanın uzamasında etkili olduğu belirtilen dilekçede, “Ancak, öne alma istemlerimize karşın duruşmalar, en az dört ya da altı ay aralıklarla gerçekleştirilerek, adeta uykuya yatırılmıştır” ifadesi yer aldı. Dilekçenin sonuç bölümünde, hak ihlali talebinin yanı sıra yakınlarını kaybeden her başvurucu için 100 bin TL, sağ kurtulanlar yönünden ise 50 bin TL manevi tazminat istendi.

    “İLANLA ARANACAKLAR”

    Öte yandan firari üç sanık hakkındaki davaya Ankara 1. Ağır Mahkemesi’nde devam edildi. Avukat Şenal Sarıhan, davanın zaman aşımı süresinin 2023’te sona ereceğini, sanıkların bunun için kaçtığını belirterek bir an önce karar verilmesini istedi. Mahkeme heyeti, sanıklar hakkında bir gazeteye veya ikametlerinin kapısına ilan asılmasına, 15 gün içinde mahkemeye gelmemeleri halinde kaçak sayılacaklarına karar verileceğine hükmetti. Mahkeme, gelmemeleri halinde mallarına el konulacağı uyarısında bulundu. Ancak mahkeme başkanı, karar verilmesi talebine ilişkin, “Sanıkların gelmesini bekleyeceğiz. Bu yüzden karar veremeyiz” diyerek “kaçak ilan edilmeleri” kararıyla çelişkiye düştü. (HABER MERKEZİ)