Etiket: şavaklılar

  • Şavaklı kadınlar anlatıyor: Hep çile çektik, ne zamanımız kolay geçti ki?-VİDEO

    Şavaklı kadınlar anlatıyor: Hep çile çektik, ne zamanımız kolay geçti ki?-VİDEO

    PİRHA- Şavaklı Gule Ana (Güllü Benler), çok zorluklar çektiklerini belirterek, “Çok ağır koşullarda çalıştık ve bugünlere geldik” dedi. Gule Ana’nın söylediği klamları ise hüzün kokuyor.

    Hayvancılık yaparak geçimini sağlayan Şavaklılar (koçerler), yaylaya giderken evlerini, hayvanlarını, yiyeceklerini, giyeceklerini kısaca yaşamında ihtiyacı olan her şeyi kamyonlara koyarak yola çıktılar, uzun süren yolculuğun ardından güneş doğduktan sonra hayvanları araçlardan indirerek dağlara doğru yolculukları başlıyor.

    Kadınlar toplumun her alanında sorunlarla karşılaşırken. Her gün 100’den fazla koyun sağan ve ev işleri ile ilgilenen şavaklı kadınlar, bir yandan yaşama tutunmaya çalışırken bir yandan da kendi emekleri ile hayatlarını kurmaya çalışıyor.

    70’e dayanan yaşında, hüznünü ve neşesini yaktığı ocağın yanında paylaşan Çemişgezek Doğan köylü Şavaklı Gule Ana (Güllü Benler), kışın ailesiyle birlikte yaşadığı Dersim’in Pertek ilçesinin İstiklal Mahallesi’nde kalırken yazın da Dersim’in yaylalarına yolculuk ediyor.

    “YOLDA VE DAĞLARDA ZORLUK ÇEKTİK”

    Gule Ana, geçmişte hiçbirşeylerinin olmadığını ve geçinmenin zor olduğunu belirterek, dört çocuğunu bir yorganın altına koymak zorunda kaldığını anlattı.

    Yaylaya çıktıklarında askerin hakaretlerine maruz kaldıklarını aktaran Gule Ana, otuz yıldır Dersim’in dağlarına doğru yol aldıkları, yolda ve dağlarda zorluk çektiklerini paylaştı.

    “HEP ÇİLE ÇEKTİK”

    “Sonbahar’da köyümüzde döndüğümüzde çok mutlu olurduk” diyen Gule Ana, “Bütün yıl çalışıyoruz. Aldığımız para ancak ihtiyaçlarımıza yetiyor. Yapmasak da olmuyor. Yoksa kim bize para verecek, ihtiyaçlarımızı karşıyalacak” dedi.

    Kadınların yaşamının zor olduğunun altını çizen Gule Ana, “Ne zamanımız kolay geçti ki? Hep çile çektik ama yağmur yağdığında çok mutlu oluyorduk” diyerek yayladaki yaşamını özetliyor.

    Sohbet yerini hüzünlü ve neşeli klamları bırakıyor.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    >Şavaklı kadınlar anlatıyor: Hep eziyet, zorluk çekiyor, klamlara sarılıyorum-VİDEO

     

     

  • Yönetmen Kader Çetintaş: Obanın Kadınları’nda kadınların görünmeyen emeği var-VİDEO

    Yönetmen Kader Çetintaş: Obanın Kadınları’nda kadınların görünmeyen emeği var-VİDEO

    PİRHA-Şavaklı kadınların anlatıldığı “Obanın Kadınları” belgeselinin yönetmeni Kader Çetintaş, PİRHA’ya konuştu. Kader Çetintaş, kadının sömürülen ve görünmeyen emeğini belgeselde anlatmaya çalıştığını belirterek, “Belgeseli bir çok yerde göstermek istiyorum” dedi.

    Yönetmen Kader Çetintaş, Dersim’in yaylalarında yaşayan kadınların görünmeyen emeğini el aldığı “Obanın Kadınları” adlı belgesel, izleyiciyle buluştu.

    Kader Çetintaş ile, belgesel sürecini konuştuk. Kader Çetintaş, Mersin Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde lisans ve yüksek lisans yaptığını belirterek, belgesele en yakınında olan annesinin ve komşularının derdini anlatmaya çalıştığını dile getirdi.

    Kadınların bir bütün mücadele içinde olduğunu aktaran Kader Çetintaş, “Obada hem işin kendisiyle, hem de erkeklerle bir mücadele söz konusu. Bende bunu göstermek istedim. Ama kendi doğallığından kopmadan yapmaya çalıştım. Gittim kapılarını çaldım, yanlarına oturdum ve konuşmaya başladık. Kadınlar sorunlarını o doğallık içinde aktardı” dedi.

    Kadınların sorunlarının bilinmeyen bir şey olmadığının altını çizen Kader Çetintaş, “Sinemada ‘Sinema verite’ (Cinéma vérité, Jean Rouch tarafından icat edilen, Dziga Vertov’un Kino-Pravda kuramından esinlenen ve Robert Flaherty’nin filmlerinden etkilenen bir belgesel film yapımı tarzıdır. Doğaçlamayı ve kamera kullanımını birleştirerek gerçeği meydana çıkarır veya kaba gerçekliğin arkasında gizlenmiş konuları vurgular.) diye bir tarz var. Bende bunu esas alarak belgeselimi yaptım ve izleyiciyi bilinmeyen ve görülmeyen bir yere götürmeye çalıştım” diye ifade etti.

    “KADINLARIN OBADA VERDİĞİ MÜCADELE BİLİNMİYOR, GÖRÜNMÜYOR

    Belgesel sinemacılığı bir aktivizm olarak gördüğünü vurgulayan Kader Çetintaş, şunları dile getirdi:

    “Bu belgeselle ne kadar kişiye ulaşırsam o kadar önemli olacak. Çünkü bulunduğumuz yerden (şehir) durup oraya bakıyoruz, oraya ilişkin bir tahahülde bulunuyoruz ve diyoruz ki, ‘Ordaki kadın eziktir, anlatamaz, zaten bilmez’ diyoruz. Hayır! En az şehirdeki kadın kadar mücadele ediyor ve bilinci yüksek. Ne yaşadığını biliyor, sadece burdakiler gibi cümleler kurmuyor. Büyük cümleler kurmuyorlar ama söylediği bir şey büyük bir anlama dönüşüyor. Sadece kadınların obada verdiği mücadele bilinmiyor, görünmüyor.

    “KADINLAR BU SÖMÜRÜ ÇARKININ FARKINDALAR VE BUNUN MÜCADELESİNİ VERİYORLAR

    Obada çoğu işi kadınlar yapıyor ama hiç biri görünmüyor. Erkek ‘peynir yapılacak’ diyor, kadın yapıyor ama satan erkek. Emeğinin karşılığı olan para kadına ulaşmıyor. Kadınlar bu sömürü çarkının farkındalar ve bunun mücadelesini veriyorlar.”

    “OBANIN KADINLARI”NI OLABİLDİĞİNCE BÜTÜN ŞEHİRLERE GÖTÜRMEK İSTİYORUM

    “Obanın Kadınları” belgesel, birçok yerde göstermek istediğinin altını çizen Kader Çetintaş, “Obanın Kadınları”nı olabildiğince bütün şehirlere götürmek istediğini ifade etti.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • “Obanın Kadınları” belgeselinin galası yapıldı-VİDEO

    “Obanın Kadınları” belgeselinin galası yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Yönetmen Kader Çetintaş’ın Şavaklı kadınları konu alan “Obanın Kadınları” belgeseli gösterimi yapıldı.

    Yaylalarda çalışan kadınların görünmeyen emeğini konu alan “Obanın Kadınları” adlı belgesel, izleyiciyle buluştu. Yenişehir Belediyesi Akademi binasında yapılan gösterime yoğun ilgi oldu.

    Belgeselin gösterimi öncesi konuşan yönetmen Kader Çetintaş belgeselde, Dersim’in tek göçebe aşireti olan Şavaklı kadınların yaşamını ele almış.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Yaylaları satılan Şavaklılar, Munzur Dağlarında zorlu yaşam sürüyor-VİDEO

    Yaylaları satılan Şavaklılar, Munzur Dağlarında zorlu yaşam sürüyor-VİDEO

    PİRHA-Can TV’de ‘Cana Yansıyanlar’ programında Munzur Dağlarındaki zorlu yayla yaşamını anlatan Şavaklılar, yaylalarının kapatıldığı için mağdur olduklarını ve Erzincan’a gitmek zorunda kaldıklarını belirttiler. Şavaklılar, “Refahiye’de bizi 30 saat arabaların içinde tuttular. Önümüzde konvoy arkamızda konvoy şeklinde bizi Dersim’e geri getirdiler, çok mağduruz. Üretici olarak yaptığımız işten kazancımız yok, yaylaların açık arttırmayla satılmasından dolayı zarardayız” dediler.  

    Erzincan’ın Refahiye ilçesinde tapulu arazileri olan yaylalarına çıkmak isteyen köylülere izin verilmeyerek çok sayıda araçla birlikte yüzlerce hayvan yoldan geri çevrildi. Şavaklılar, Can TV’de ‘Cana Yansıyanlar’ programında Munzur Dağlarındaki zorlu yayla yaşamlarını anlattı.

    “YAYLALARIN TEKRAR AÇILMASINI İSTİYORUZ”

    “20 senedir bu mesleği yapıyorum bu sene bazı yaylalarımız kapatıldığından dolayı Erzincan’a gitmek zorunda kaldık” diyen bir yaylacı, “Erzincan Refahiye’de bizi 30 saat arabaların içinde tuttular. Sanki 90’lı yıllar geri gelmiş gibi önümüzde konvoy arkamızda konvoy şeklinde bizi Dersim’e geri getirdiler, çok mağduruz. İki bin hayvanı 30 saat arabanın içinde tutup, yani insan hakları diyorlar hayvan hakları yok mu? Hayvanlar 30 saat aç, susuz. Yetkililerden talebimiz yaylalarımızın tekrar açılması” dedi.

    30 yıldır bu işi yaptığını ve çok zor bir iş olduğunu söyleyen Gülay Güler isimli yaylacı ise, “Günde iki kez hayvanları sağıyoruz. Genelde az hayvan olduğu zaman iki kişi, çok olduğu zaman da üç kişi sağıyoruz. Hayvanlarımızı köyden yükleyip Erzincan’a gittik ama bizi iki gün boyunca arabada beklettiler. İnsanları, hayvanları aç susuz bıraktılar çok zor durumda kaldık. Hayvanlarımız telef oldu, sütten de çekildi mağdur olduk” dedi.

    “YAYLALARIN AÇIK ARTTIRMAYLA SATILMASINDAN DOLAYI ZARARDAYIZ”

    Bir başka kadın yaylacı ise yaptığı işi şöyle anlattı:

    “Biz hayvancılıkla uğraşıyoruz, yazın yaylaya çıkıyoruz. Hayvanları günde iki kere sağıyoruz bu şekilde oldukça zor geçiyor zamanımız. Zaten yaylalarımızı bu sene açık ihale yaptıkları için bir çok insan mağdur durumda şu anda.”

    Devletten şikâyetçi olduklarını dile getiren bir diğer yaylacı da, “Üretici olarak yaptığımız işten kazancımız yok. Yaylaların açık arttırmayla satılmasından dolayı zarardayız. Biz yaylalarımızın kapalı olmasından dolayı Refahiye’ye gidip bu sıkıntıyı yaşadık. Biz 30 saat aç, susuz kaldık birisi de demedi ki bu insanların suçu ne en azından bir lokantanın önüne çekin bir yemek yiyelim, su içelim sanki biz yasadışı bir iş yapıyormuşuz gibi davrandılar” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’in göçerleri Şavaklılar yaylalarda-VİDEO

    Dersim’in göçerleri Şavaklılar yaylalarda-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Pertek ve Çemişgezek ilçelerinden sürüleriyle birlikte Sultan Baba Dağı eteklerine gelen Şavaklılar, yaşamlarını PİRHA’ya anlattı. İşlerinin zorluğunu aktaran Şavaklılar, yaşadıkları sorunlara değindiler. 

    Hayvancılıkla geçimlerini sağlayan ve her yıl yaylaya çıkmak zorunda olan Şavaklıların göç hikâyesi içerisinde birçok sorunun yanında her yıl yeni bir umut, yeni bir telaşı beraberinde getiriyor.

    Her yıl yaşadıkları sıkıntıları aktaran Şavaklı yaylacılar, en çok da emeklerinin karşılığını alamadıkları için sıkıntı yaşıyorlar.

    Ovacık Sultan Baba Dağı eteklerinde kalan yaylacılar, hem devletin gerekli desteği vermemesinden hem de yaylaya çıktıkları yerlerde yaşayan halkın kendilerini istememesine kadar birçok sorunla karşılaşıyor.

    “ÇOBANLARA AYDA 30 MİLYAR LİRA PARA VERİYORUM”

    Yaşadıkları sorunlara ilişkin PİRHA’ya konuşan yaylacılardan Mustafa Aykut, “Sorunlarımız çok büyük. Çok zor bir mesleğimiz var. Çok eziliyoruz. Bu işi az insanla yapıyoruz. Çocuklarımızın dışarıda, çoğu okuyor. Burada bir kadın bir erkek kalıyoruz. Ondan dolayı çoban alıyoruz biz. Paramızın çoğunu çobana veriyoruz. Ben 4 tane çoban almışım. Ayda 30 milyar para veriyorum çobanlara. Türkiye’deki genel müdürler o kadar para almıyordur. Mecbur kimse olmadığı için vermek zorunda kalıyoruz. Sonbaharda kayıt alıyoruz bakıyoruz ki borçluyuz. Babamızın mesleği mecbur yapıyoruz” diyerek anlatıyor yaşamlarını.

    “SONBAHARDA BAKIYORUZ Kİ ELDE HİÇBİR ŞEY YOK”

    Aykut sözlerine şöyle devam etti:

    “Çocuklarımız üniversite mezunu ama iş bulamıyorlar. Onlar da ortada kalmışlar. O kadar onlara masraf yapıyoruz iş yok ne yapsınlar. Mecbur biz onlara da bakmak zorunda kalıyoruz. Biz çobanlara da kendimize de bakıyoruz. Günde iki defa hayvanları sağıyoruz sonra onları peynir yapıyoruz. Peynirleri de buradaki tüccara veriyoruz. Tüccarlar burada günlük olarak alıyorlar. Biz her yıl peynirimiz kaça gidiyor bilmiyoruz bu dağda. Biz sonbaharda ne kar etmişiz ne zarar etmişiz bakıyoruz ki elde hiçbir şey yok.”

    “BİZ DEĞİL TÜCCAR PARA KAZANIYOR BURADA”

    Yaylaya çıktıkları yerlerde halkın kendilerini istemediklerini söyleyen yaylacı Cebrail Aybar ise, “Buradaki halk bize kızıyor. Aslında herkes bize kızıyor, laf söylüyor. Biri diyor benim yerime geldin, biri diyor benim arılarım var. Biz de geldik bu dağa o kadar para verdik. Başka gidecek yerimiz de yok. Yukarılara çıksak oralar hala karlı mecburuz burada kalmaya. Sonra peynir yapıyoruz satıyoruz ama peynirimiz de para etmiyor. Biz değil tüccar para kazanıyor burada” dedi.

    Yaylacı kadınlardan Hatice Aykut da çoban tutmanın pahalı olmasından devletin kendilerine destek olmamasına kadar birçok konuya değindi.

    Sakine Doğan ise kadın olarak birçok zorlukla karşı karşıya olduklarını vurgulayarak, “Zorluklarımız çok. Ekmek yapıyoruz, hayvanları sağıyoruz, peynir yapıyoruz, yemek hazırlıyoruz çalışanlara. Anlayacağınız işimiz çok zordur” diye belirtti.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM