Etiket: savaş karabulut

  • İstanbul olası bir depreme hazır mı?-VİDEO

    İstanbul olası bir depreme hazır mı?-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’un olası bir depreme hazır olmadığını kaydeden deprembilimci Savaş Karabulut “Kim bizi depreme hazırlamadı? Belediye başkanları mı, belediye meclisi mi, İBB’nin yönetimi mi, bakanlar mı? Kim yaptı? Birileri bize 20 yıl kaybettirdi… Cumhuriyet savcıları ve barolar da bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmalı” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    İstanbul’da en son merkez üssü Silivri olan 4.6 ve 5.8 şiddetindeki depremler paniğe neden olurken akıllara da “Bu sarsıntılar büyük İstanbul depreminin habercisi mi?” sorusunu getirdi. Peki İstanbul olası bir depreme hazır mı? Acil toplanma yerleri yeterli mi? Hasarlı binaların tespiti nasıl yapılıyor? Tüm bu soruları deprembilimci Savaş Karabulut’a sorduk.

    Türkiye’nin hiçbir il ve ilçesinin hiçbir doğal afete hazır olmadığının altını çizen Karabulut, “Kim hazırlamadı? AKP iktidarı, yöneten CHP’li, AKP’li ve MHP’li belediyeler hazırlamadı” dedi.

    “BU DEPREMLERİN KESİN ÖNCÜ OLDUĞU SÖYLENEMEZ”

    Eldeki verilerle bu depremlerin öncü olup olmadığına dair kesin bir şey söylenemeyeceğini ifade eden Karabulut, “Şu anda 4.6 ve 5.8 büyüklüğünde depremler oldu. Biz bu depremleri inceledik ve bu depremlerin karakterini çıkardık. O deprem kayıtlarının spektrum analizlerine, özelliklerine bakıp mevcut büyük depremle kıyaslayıp dalga izlerine veya spektrum karakterine, frekans kayıtlarına bakıp karşılaştırırız. Fakat elimizde bu tür öncü deprem ve sonrasında büyük depremlerin olduğu çok az kayıt var. Bu depremle ilgili öncü deprem dememiz bilimsel olarak şu anda mümkün değil. İleride belki olabilir” diye konuştu.

    YAPI DENETİM FİRMALARI MÜTEAHHİTLERİN KONTROLÜNDE

    17 Ağustos 1999 Marmara depreminin ardından Hizmet Ticareti Genel Anlaşmaları (GATS) ile kamu hizmetlerinin özelleştirildiğini hatırlatan Karabulut, bu süreçten sonra yapı denetim firmalarının kurulduğunu belirtti. Yapı denetim firmalarının müteahhitlerin kontrolünde olduğuna vurgu yapan Karabulut, 2000 yılından sonra yapılan yapıların bu yapı denetim firmaları tarafından denetlendiğine ve bu yapıların hiçbirinin güvenli olmadığına dikkat çekti.

    HASARLI BİNALARIN TESPİTİ AYRI BİR RANT ALANI

    Hasarlı binaların tespiti işlemlerinin ayrı bir rant alanı olduğunun altını çizen Karabulut, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Binanızın depreme dayanıklı olup olmadığını tespit etmek istiyorsanız bakanlığın yetkili kıldığı firmaya başvuruyorsunuz, firmaya bir bedel ödüyorsunuz ve yapı tespitlerinin çok büyük bir kısmı yüzde 90 ve üzeri riskli çıkıyor. Şu anda insanlar evlerini kontrol ettirmek istemiyorlar çatlak olduğu halde. Çünkü insanların bir alternatifi yok.

    2000 sonrasında yapılan yapıların yüzde 17’sinin orta ve ağır hasar alacağı söylenmiş. Bu demek oluyor ki bir şeyler yanlış yapılmış. Demek ki yapı denetim firmaları işini yapmadı, kontroller düzgün yapılmadı ve mevcut tablo bu. Ama 2000 öncesi yapıları hala net olarak bilmiyoruz. Ben o yüzden özelleştirmenin olduğu her yere güvenmiyorum. Özelleştirme para demek olduğu için parasıyla her şeyi yaptırabilirsiniz.”

    “HER PARK TOPLANMA YERİ DEĞİLDİR”

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın söylediğine göre İstanbul’da 10 bin tane acil toplanma alanı var. Bu toplanma alanlarının bazıları heyelan tehlikesi olan yerlerde bazıları ise sahil kısımlarında. Her parkın ya da her açık alanın acil toplanma yeri olamayacağına işaret eden Karabulut, en son Çekmece bölgesindeki heyelan bölgesinin deprem toplanma alanı olarak ilan edilmesi örneğini verdi. Deprem sırasında tsunami riski barındıran sahil kısımlarının da acil toplanma alanı olarak kullanılamayacağına değinen Karabulut, “Her park toplanma alanı değildir. Toplanma ve barınma alanı olarak kullanacağımız binalar kamu binaları olacak. İnsanlar barınacak, belli bir süre ikamet edecekler” dedi.

    Belediyelerin ve bakanlıkların koordineli bir şekilde çalışarak her ile ve ilçede deprem ve zemin müdürlükleri kurmaları gerektiğini ifade eden Karabulut, her binanın kamu eliyle kontrol edilip güçlendirilmesi ve yeniden planlanması gerektiğini kaydetti.

    RANTSAL DÖNÜŞÜM

    Kentsel dönüşüm projelerinin rantsal dönüşüm projelerine dönüştüğünü dile getiren Karabulut, Avcılar Belediye Başkanı Turan Haçerli’nin ’20 yıl kaybettik ama 20 gün kaybedecek vaktimiz yok’ sözlerini hatırlatarak şunları kaydetti:

    20 YILI BİZE KİM KAYBETTİRDİ?

    “20 yılı bize kim kaybettirdi? Kim bizi depreme hazırlamadı? Belediye başkanları mı, belediye meclisi mi, İBB’nin yönetimi mi, bakanlar mı kim yaptı? Birileri bize 20 yıl kaybettirdi. Kentsel dönüşüm projelerini sokağa çıkın istediğinize sorun rantsal dönüşüm olduğunu söyler. Gerekli olan yerlere bina yenileme işlemi yapılmadı. Ama çıkıp hala vatandaşı suçluyorlar. Burada en bilinçsiz olan kişiler vatandaşlar değil, yöneticiler, bürokratlar. Onlar bizi hazırlamadı depreme. O yüzden bence baroların bu konuda suç duyurusunda bulunmaları gerekiyor. ’20 yıl kaybetmişiz’ demek aslında o 20 yılı kaybettirenlere hesap sormanın da zamanı demek. O kişilere hesap sorulmalı. Cumhuriyet savcıları ve barolar da bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmalıdır.

    Suay ABAK/İSTANBUL

     

  • Sosyalist Bağımsız Aday Karabulut: Avcılar’ı depreme hazırlamak için adayım-VİDEO

    Sosyalist Bağımsız Aday Karabulut: Avcılar’ı depreme hazırlamak için adayım-VİDEO

    PİRHA- “Avcılar sokaklarında bir hayalet dolaşıyor: Sosyalist belediyecilik.” Böyle tarif ediyor kendini Avcıların Bağımsız Sosyalist Belediye Başkan Adayı Savaş Karabulut. Avcılar’daki tüm sorunları Sosyalist belediyecilik anlayışıyla çözmeyi hedefleyen Karabulut, Avcılar’da yaşayan herkesi de Sosyalist belediyecilik anlayışını gerçekleştirmek için destek vermeye davet ediyor.

    Savaş Karabulut, Dersim sürgünü bir işçi emekçi ailenin 4 çocuğundan biri. Anne babası sürgün olduğu için İstanbul’da doğup büyüyen Karabulut’u ailesi mahalle bakkalına veresiye yazdırarak okutmuş. İlkokulu Avcılar Ambarlı İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi Yenibosna’da okuyan Karabulut, lisans, yüksek lisans ve doktorasını da İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü’nde tamamlamış. 2012’de İstanbul Üniversitesi’nde yardımcı doçent olan Karabulut, jeofizik mühendisi ve deprem bilimci olarak çalıştığı İstanbul Üniversitesi’nden 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile 29 Ekim 2016 tarihinde ihraç edilen akademisyenler arasında yer alıyor. İhraç edildikten sonra uzun bir süre işsizlik yaşayan Karabulut, organik bakliyat satışı ile geçimini sağlamaya çalıştı.

    Şimdi ise İstanbul Avcılar’dan bağımsız belediye başkan adayı olan Karabulut’un hayali Sosyalist bir belediyecilik anlayışıyla Avcılar’ın tüm sorularını çözmek.

    Savaş Karabulut, ihraç edildikten sonra yaşadıklarını, Avcılar Belediye Başkan Adayı olmaya nasıl karar verdiğini ve çalışmalarını PİRHA‘ya anlattı.

    “İHRAÇ EDİLENLER FİŞLENDİKLERİ İÇİN İŞ BULAMIYORLAR”

    İstanbul Üniversitesi’nde akademisyendiniz ve Kanun Hükmün Kararname ile ihraç edildiniz. İhraç edildikten sonra neler yaşadınız?

    İhraç edildikten sonra en çok yaşatılan şey işsizlik. Şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim, üniversitelerden, kamu kurumlarından ihraç edilen demokrat, ilerici, yurtsever, aydın, çağdaş, anti Fetöcü kim varsa hiçbir şekilde yalnız bırakılmadı. Bizi ihraç edildiğimiz gün de yalnız bırakmadılar. Sendikam KESK, Eğitim-Sen 6 No’lu Şube, vakfım Türkiye Sosyal Toplumsal Araştırmalar Vakfı (TÜSAV), çevremizdeki arkadaşlarımız hiçbir şekilde yalnız bırakmadı bizi. Fakat süreç uzadıkça bir şekilde ekonomik sıkıntılar yaşamaya başladık. Ben de bu süreçte ekonomik geçimimi sağlamak için önce jeofizik mühendisi olarak kendi mesleğimle ilgili bir şeyler yaptım daha sonra kuru baklagil satarak geçimimi sağlamaya başladım. Bunun dışında yayınlarımız yasaklandı. Gönderdiğimiz bildiriler engellendi direk düzenleme kurulu tarafından. Yurt dışına çıkış yasağımız var. Sadece bize değil ailelerimize de yasak koydular. SGK kayıtlarında fişlendik. Bir işveren e-devlete girerse çok rahatlıkla e-devlette KHK ile ihraç edilmiş bir kişiyi gördüğünde işe almak istemiyor. Bununla ilgili CİMER’e çok başvuruda bulundum, bu fişlemelerin kaldırılmasıyla ilgili. Ama hiçbir şekilde geri dönüş alamadım. Ben iş sağlığı ve güvenliği tezsiz yüksek lisansı yaptım bir üniversitede. Sınavı geçtiğim halde güvenlik soruşturmasına tabi tutuldum ve bana iş sağlığı ve güvenliği yetkin belgesi vermediler ta ki İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nda terör örgütü suçlar ön soruşturma bürosundan hakkımda ‘FETÖ, PDY, PKK üyesi değildir, bylock ve eagle kullanıcıları listesinde adı yoktur’ belgesi verilene kadar. O belgeyi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yolladım, bakanlık bana şu anda iş sağlığı ve güvenliği yetki belgesi verdi, sertifikamı aldım fakat iş vermiyorlar çünkü SGK’da fişliyim.

    Peki bu koşullarda yaşamınızı nasıl idame ettiriyorsunuz?

    Eşimin maaşı ve sattığım baklagillerle geçiniyoruz. 6 farklı baklagil satıyorum. Geçen yıl eniştemin babasından almıştım, bu sene kendim gidip Konya’dan, Eskişehir’den, Çorum’dan değişik yerlerden baklagiller aldım, hepsini tahlil ettirdim. Hepsi doğal ve yenilebilir ürünler. İçindeki protein ve kükürt oranına bile baktım. Hatta insanlar şaşırıyor ‘niye bu kadar araştırıyorsun’ diyorlar. Ama ben insanlara en iyisini yedirmek için çabaladım. Bu arada bu işler çok kötü. Ekonomik kriz herkesi vurduğu gibi beni de vurdu. Kimseyi suçlamıyorum çünkü insanların alım güçleri yok.

    Avcılar’dan belediye başkan adayı olmaya nasıl karar verdiniz?

    Eskiden beri hiç cumhurbaşkanı olmak istemedim, başbakan ya da milletvekili olmak istemedim ama içimde yıllardan beri belediye yönetiminde olmak, belediye yönetmek ukdesi vardı. Çünkü direk kent sakiniyle, halkla birebir temas kurduğun bir şey. Benim de çok sevdiğim bir şeydir. Deprem bilimci olarak mahallelerde kent sorunlarıyla ilgili birçok yere gidip toplantılara katıldım TMMOB ile. Avcılar’da çok sayıda birebir ilişki içerisinde olduğum insanlar var. Özellikle Ambarlı bölgesinde afetle insanların mülkiyet hakkına el koyan anlayışa karşı bilimle, fenle insanların yanında yer aldım. Ölçümler aldım karşılarına koydum ve bu süreçte mahalledeki insanlarla tanıştım. Onlar da benimle konuşup ‘hocam böyle bir şey düşünür müsünüz?’ dediler. Bu 5 ay önce başlamıştı. 5 ay önce düşündüm ve böyle bir şeye giriştim.

    “AVCILAR’I DEPREME HAZIRLAMAK İÇİN ADAYIM”

    Avcılar için projeleriniz neler?

    Ben bir bilim insanıyım. Siyaset benim ikinci tercihim. Öncelikle bir bilim insanı ve mühendis kimliğimle kentime, toplumuma, emekçi kent halkına her türlü çözüm üretmek için varım. Üniversiteden beraber ihraç edildiğimiz Levent Dölek arkadaşımız bir toplantıda şöyle demişti: ‘Biz bu halkın vergileriyle okuduk.’ Evet gerçekten de öyle. Ben bu ülkenin emekçi halkının vergileriyle okudum ve benim bu emekçi halka borcum var. Hep şunu söylüyoruz ya biz ‘söz, yetki, karar, iktidar halka, halk meclise’. Ama ben bunu gerçekten kurdum. Bütün mahallelerde vakıf, dernek, siyasi parti, muhtarlar herkesle görüştüm. Marketteki kasiyerle de konuştum, kasapla da konuştum. Manava da gittim, otobüs duraklarında da bekledim, pastaneye gittim herkesle tek tek konuştum ve literatürü inceledim. Yayınlara baktım ‘Avcılar’la ilgili sorunlar nelerdir’ diye. En başta deprem sorunu olduğunu zaten biliyorum. Bunları alıp bir kent manifestosu hazırladım. Aday olmamın temel sebebi Avcılar’ı depreme hazırlamak. Avcılar’da iki gün sonra AKP iktidarının gelip ‘biz halkımızın deprem güvenliği olmayan binalarda yaşamasını istemiyoruz’ dediklerinde ‘hayır arkadaş bizim vatandaşımızın evi güvenilir kesinlikle güvenilmez değil, rapor da vardır’ diye bunu belediye olarak ben koyacağım önlerine. Amacım bütün binaları tek tek ücretsiz inceleyerek zemin etütlerini yapıp insanlara güvenilir yaşam alanı tesis etmek.

    KAMUCU BELEDİYELER SORUNLARI YERELDEN ÇÖZEBİLİR

    Peki Avcılar’ın sorunlarıyla ilgili bir kent manifestosu hazırladığınızı söylediniz. Avcılar’ın deprem ve konuttan başka sorunları var mı? Varsa bunlar nelerdir ve bunları nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?

    Şu anda Avcılar Belediyesi çok borçlu bir belediye. Avcılar’da geçtiğimiz haftalarda belediye işçileri yürüyüş yaptı. Maaşlarını alamayan işçiler var. Bunun olmasının sebebi de şu; üretmeyen bir belediye her zaman borçlanır. Öncelikle Avcılar’ı üreten bir Avcılar yapacağız. Avcılar’da Firuzköy’de boş tarlalar var. Buralardan bir fay da geçiyor, bir jeotermal kaynak da var. Bu jeotermal kaynakla burada seralar açıp tarım kooperatifi yapmayı düşünüyoruz. Ambarlı’da elektrik üretim tesisi var. Burası deprem sırasında büyük bir yangına neden olabilir ki bizim de deprem sırasında en çok korktuğumuz şey yangınlar. Yangınları önlemek için de önlemler alacağız. Buraya bir tane esnaf kooperatifi, sonra Avcılar’da konut ve tüketim kooperatifi kuracağız. Şu anda AKP iktidarının insanlara seçim sürecine kadar vaat ettiği tanzim satış mağazalarının seçim sonucunda insanları nelerle karşı karşıya bırakacağını bildiğimiz için kimseyi AKP iktidarına teslim etmek gibi bir niyetimiz yok. Biz kendimiz yerelden çok rahatlıkla bunu çözebiliriz. Tüketim kooperatifleri açıp burada insanlara güvenilir, sağlıklı, uygun fiyatlı besin ve giyim ürünlerinin hepsini tükettirmeyi sağlayacağız. Kadınların emeğiyle kurulmuş giyim ürünleri de üreteceğiz. Öncelikle kadınları istihdama katacağız. Kadınları istihdama katmanın temel aracı da kreş kurulması. Bir kreş kuracağız. Kadınlar işe gitmeden önce çocuklarını kreşe bırakacaklar. Bebek bakım evleri olacak. Emekliler için emekliler lokali, yaşlılar için bakım evi, öğrenciler için kütüphane yok. Bir tane kültür merkezi var Avcılar’da o da 90’lı yıllarda ANAP’lı eski belediye başkanı tarafından yapılmış, daha sonra bir kültür merkezi yapılmamış burada.

    Yeni kent anayasamızı halkla birlikte hazırlayacağız, gerekirse halkın referandumuna sunacağız. İnsanlar bunu kabul ederse onlara sosyal ve kültürel etkinlikleri, sporu içinde olan yaşanabilir büyük bir kent parkının olduğu bir alan açacağız. Mesela şu anda Avcılar Firuzköy Bulvarı üzerinde birçok fabrika var. O fabrikalarda yapılan çalışmalarda bazılarında ciddi kimyasal sıkıntılar var. Bunların engellenmesi gerekiyor. Biz de şunu düşünüyoruz, burada ölçümler alıp buradaki fabrikaların hepsini kaldırıp o bölgeyi kent parkı yapacağız. Avcılar’ın kent parkları olacak. Çocuklar rahat rahat gezecekler.

    Avcılar’da çevre sorunları, ulaşım, sağlık sorunları da var. Burada bir Murat Kölük Devlet Hastanesi var gitmek bir dert gitmemek bir dert. Murat Kölük Devlet Hastanesi’nin başhekimi AKP’den belediye meclis üyesi adayı. Yani insanlar özel hastanelere gidince insani muamele görüyorlar fakat devlet hastanesinde çok sorunlar yaşıyorlar. AKP sağlık, ulaşım, ekmek sorununu da çözmedi. Bunu kamucu belediyelerin yerelden çözmesi mümkündür. Biz de bunların hepsini çözmek için adayız.

    “ÜRETEN BİR BELEDİYE OLMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Peki nasıl bir yerel yönetim anlayışı benimseyeceksiniz?

    Bir kere halkın birebir yönetime katıldığı bir meclis hayal ediyoruz. Bunu CHP’li belediyeler de söylüyor ‘şeffaf denetlenebilir’ diye. Şeffaf denetlenebilir belediyeyi belediye meclis üyeleri ve belediye başkanıyla ya da encümenlerle yapamazsınız. Halkın katılım sağlamadığı, mahalle meclislerinin, halk meclislerinin, mahalle yetkililerinin katılmadığı toplantılarla bu denetlenebilirliği sağlayamazsınız. Şunu diyebilirsiniz ‘zaten seçimde yetki verdiler’. Seçimde verilen yetkiyi kullananların çoğu bu işi emekçiden yana değil de sermayeden yana kullandılar bugüne kadar. Şeffaf ve denetlenebilir olacak bir belediye halkın direk meclisine katıldığı bir belediyedir. Bu da mümkün. Belediye kanununda belediyelere yönetmelik çıkarma hakkı verilmiştir. Bu yönetmeliği biz ‘teşkilat yönetmeliği’ diye yayınlayacağız. Bu yönetmeliklerle kent sakinlerinin de mecliste olduğu beraber çalışıp beraber ürettiğimiz bir belediye olmayı hedefliyoruz. En başta bunu yapacağız. Sonra da Avcılar’da bütün binaları tek tek inceleyeceğiz. En az 1 buçuk 2 yıl Avcılar’ı imara kapatacağız. Bütün kent sakinlerinin barınma hakkını koruyacağız. Kimse ‘benim evimi neden alacaksın’ demeyecek.

    Son dönemlerde özellikle Kartal’da yaşanan bina çöküşünden sonra binaları mühürlüyorlar fakat insanlara yol göstermiyorlar. Şimdi yeni yeni ‘biz insanlara kira vereceğiz’ diyorlar. Bu çözüm değil. Kaç sene verebileceksin kirayı. Vatandaşın her zaman psikolojisi bozuluyor. Ben bir deprem bilimci olarak ‘Bir saat sonra 7 büyüklüğünde deprem olacak’ dersem insanların psikolojisini bozarım. Bu da aynen böyle bir şey. Bütün bu sorunları çözmek için de üreten bir belediye olmak gerekiyor. Biz de üreten bir belediye olmayı düşünüyoruz.

    “DAYATILAN SİSTEM İNSANLARIN HAYAL KURMASINI BİLE ENGELLEDİ”

    Avcılar sokaklarında seçim çalışması yürütüyorsunuz. Bu çalışmalarınızdaki izlenimleriniz nelerdir, halktan nasıl tepkiler alıyorsunuz?

    Geçen gün bir paylaşımda bulundum ‘Avcılar’da bir hayalet dolaşıyor sosyalist belediyecilik’ diye. İnsanlar bunu hayal olarak görüyorlar. Yazılanların hiçbirinde kabul etmeyecek bir şey yok. Benim yazdığım ilkeler kent manifestosu olarak ulaşım, çevre, kadın, emekli, öğrenci, okul, deprem gibi sorunların hepsi insanlar için kabul görebilir sorunlar. Fakat insanlar bu manifestoda yazanların hayata geçirilmeyeceğini ve hayal olduğunu söylüyorlar. Çünkü bugüne kadar insanlara dayattıkları sistem insanların hayal kurmasını bile engelledi. Benim bir afişim şöyle ‘Sokaklarında güler yüzlü insanların yaşadığı bir Avcılar hayal ediyorum.’

    Evet insanlar artık gülmüyorlar. Sokakta insanlara bakıyorum insanlar hayal kurmayı unuttular. İnsanların tek bir hayali var o da ‘yılbaşı akşamında bana büyük ikramiye çıkacak mı?’ hayali. Yoksa insanlar eskiden güzel evlerde yaşamak, daha güzel parklara gitmek, güzel giyinmek falan hayal ederlerdi. O yüzden insanlara başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermek gerekiyor.

    “İLERİCİLERİN BUGÜNE KADAR YEREL YÖNETİMLERLE İLGİLİ SOMUT TALEPLERİ YOKTU”

    Sosyalistler, ilericiler uzun zamandan beri hiç sosyalist belediyecilik konusuna odaklanmadı. Ama bu seçimlerde rejimi daha meşru kılmaya çalışan iktidar karşısında solcuların, sosyalistlerin, ilericilerin, komünistlerin, devrimcilerin, çağdaşların ‘Biz böyle bir rejimi istemiyoruz’ deme şansları var. Biz burada insanlara gerçekten yaşanabilir bir belediyenin nasıl olduğunu gösterebilirsek bu hayata geçebilir. Fakat bugüne kadar yerel yönetimlerle ilgili ilericilerin çok fazla net, somut talepleri yoktu. Bugüne kadar hiç somut şeyler yazmamışlardı, ben somut şeyler yazdım. Bir akademisyen itinasıyla titiz çalışıp önce literatürü sonra da tek tek bölgeleri gezerek somut sorunları tespit ettim. Bu çok önemli. İnsanlar okuduklarında şunu diyorlar ‘çok doğru evet bunun olması gerekiyor’. Fakat kaygıları şu ‘bağımsız bir adaysın kazanamazsın’. Bağımsız aday kazanır, birçok yerde kazandı. Önemli olan halkın iradesidir. Halk daha iyi yaşanabilir bir Avcılar istiyorsa bilime, mühendisliğe önem verecek ve bağımsız bir adayı desteklemesi gerekecek. Özellikle Alevi nüfusunun kendisine çözüm olarak bulduğu ‘biz dededen CHP’liyiz’ dedikleri şeyin yıkılması gerekiyor. Benim anti CHP’cilik yapmak gibi bir şeyim yok. CHP de bu düzen içinde bir partidir. Fakat halkın şunu kendine sorması gerekiyor ’20 yıldan beri Avcılar’ı yöneten CHP’li belediye ve İstanbul’u 25 yıldan beri yöneten AKP’li belediye neden daha yaşanabilir bir Avcılar, depreme hazırlıklı bir Avcılar bırakmadı?’ Hiçbir şey yapmadılar.

    Mecliste karar aldılar ‘binaları iki kat arttıracağız, 4 katlı binaları 6 kat yapacağız’ dediler. 1999 depremi sırasında Avcılar Gümüşpala’da yıkılan binalar 5 ile 7 katlıydı. Rezonans dediğimiz bir olay var mühendislik bir şey bu. Ben Avcılar Belediye Başkanı Handan Hanımın önce gidip de bununla ilgili etütler yaptırıp ondan sonra kaç kat yapacağına karar vermesini isterdim. Çünkü bizler jeofizik mühendisi olarak zemin etütleri yapılmadan binaların yapılmasının süreci buraya getirdiğini düşünüyoruz. Yeni yapılan deprem yönetmeliğinde de zemin etütleri tamamen unutuldu. Bu da ayrı bir sorun.

    “AVCILAR OLASI BİR DEPREME HAZIR DEĞİL”

    Peki Avcılar olası bir depreme hazır mı?

    Avcılar olası bir depreme yüzde 99,9 hazır değil. Yüzde 100 demiyorum çünkü yüzde 1 küçük değişimler var. Ama Avcılar depreme hazır değil. Avcılar’daki mevcut adaylar içerisinde Avcılar’ı depreme hazırlayacak tek bir belediye başkanı var o da bağımsız sosyalist aday Savaş Karabulut. Bu kadar net söylüyorum. Avcılar’ı depreme hazırlamak bilim işidir, mühendislik işidir. Ben bunun eğitimini aldım üniversitede, deprem konusunda uzmanım, jeofizik mühendisiyim. Kentlerle ilgili birçok kentte çalışma yaptım. İstanbul dışındaki birçok kentte de çalıştım. Avcılar’ı üniversiteler, meslek odaları ve kent sakinleriyle birlikte çalışıp projelendirip 5 yıl içerisinde büyük bir kısmını depreme hazırlayabilirim. İnsanların deprem sırasında evini terk etmeden rahat rahat oturacağı bir Avcılar inşa edeceğim.

    2011 yılında büyük Sumatra depremi oldu. O depremin olduğu gün ben evde oturuyordum Kütahya Simav depremi olmuştu. 21 Mayıs’tı sanırım. Biz bile hissettik burada ve Kütahya kaç kilometre uzaklıkta. Korktuk panik olduk. Çünkü evimize güvenmiyoruz. O gün akşam uçağa bindim Japonya’ya gittim bir toplantıya katılmak için. Bir sunum yaptım İstanbul’un depremleriyle ilgili. Gittiğimizde büyük Sumatra depreminin artçıları oluyordu. Bizim bulunduğumuz alana 400 kilometre uzaklıkta bir yerdi. Burada deprem oldu yanımda bulunan arkadaşım bana ‘Savaş korkma bu binalar raylı sistem’ dedi. Emin olun deprem o kadar çok salladı ki yattım yatağımdan kalkmadım. Çünkü ben oturduğum binaya güveniyordum.

    Avcılar’da öncelikle bütün binaları 1 buçuk yıl içerisinde ücretsiz inceleyeceğiz. Avcılar’da beton zemin laboratuvarı kuracağız. Şu anda 4 katlı bir binayı inceletirseniz 5 bin TL ile 10 bin TL arasında para alırlar. 6306 sayılı yasayla bakanlık tescilli bir firmaya başvurduğunuzda firma sizin binanızı incelerse ve binanız çürük çıkarsa 1 buçuk ay içerisinde binanızı boşaltmanız gerekiyor. Nereye gidecek bu insanlar. Yapacak parası yok, müteahhitle anlaşamıyorlar çünkü kendi bütçelerinden yapmaları gerekiyor. Biz şunu söylüyoruz: Bütün binaları inceleyeceğiz bütün binaları inceledikten sonra riski tespit edeceğiz. Zeminlerin etüdünü yapacağız. Gidip maden ruhsatı alacağız kendi betonumuzu kendimiz üreteceğiz. Kendi demirimizi kendimiz bulacağız. Zaten bina dediğiniz ne ki. Derler ya ‘Allahın taşını toprağını sattın’ diye. Allahın taşını toprağını insanlara satıyorlar. Biz o taşı toprağı alacağız insanların binalarını ücretsiz dikeceğiz.’ Bu hayal değil mümkün olduğunu göstereceğim. Beni desteklerlerse bunun mümkün olduğunu bu ülkede yaşayan her yurttaşın anayasada tanımlanan barınma, sağlık, eğitim, ulaşım hakkının nasıl ücretsiz olduğunu göstereceğim.

    Hangi sloganla yola çıktınız?

    ‘Avcılar’ı depreme hazırlamak için adayım’ temel sloganım bu. Çünkü buranın en temel sorunu bu. Nasıl biz kaza olduğunda ilk kanaması olanlara müdahale ederiz. İlk yardımın temel prensibi budur. Deprem de Avcılar’ın kanayan yarasıdır. O yüzden ilk olarak Avcılar’ın kanayan yarasını çözmek gerekiyor. Kent anayasasını hazırlarken içinde her türlü sosyal etkinliklerinin, kütüphanesinin, ulaşım yollarının, sağlık alanlarının olduğu yeni bir kent inşa edeceğiz.

    “İSTANBUL’UN NÜFUSUNU AZALTMAK DEMEK RİSKİ AZALTMAK DEMEK”

    İstanbul’un tersine göç vermesi gerekiyor. Mesela ben Avcılar’da hangi ilçeden buraya göç etmiş kişiler yaşıyorsa o ilçeleri kardeş şehir seçeceğim kendime. Ardahan Damal mı, Yozgat Çekerek mi, Tunceli Nazımiye mi gidip onların kendi köylerinde kooperatifler kuracağım. Buradaki insanları orada çalışmaya teşvik edeceğim. Çünkü insanlar neden memleketlerini terk ettiler? İş bulamadıkları için. Gideceğim Nazımiye’de kooperatif kuracağım. Ürettireceğim, çiftçilik yapacaklar. Gidecekler Amasya’da başka bir şey yapacaklar, Yozgat Çekerek’te başka, Damal’da başka, Amasya’da başka bir şey yapacaklar. Kendime o kadar çok kardeş kent yapacağım ki halkların kardeşliği bu demek. Şu anda özellikle Yeşilkent mahallemizde çok fazla memleketçilik var. Amasyalı başka, Yozgatlı başka, hatta ilçeler başka. Tokat’ın merkezi başka Almus’u Zile’si başka. Bizim bunu kırmamız gerekiyor. Artık bir kentliyiz, kimseyi memleketinden soğutmak, asimile etmek gibi bir misyonumuz olamaz. Zaten 38’de Dersim’de bize yapmışlar.

    İstanbul’un riskini azaltmak demek nüfusunu azaltmak demek. Çünkü risk can ve mal kaybı demektir. Önce insanlara yaşamsal olarak güvenilir alanlar sağlayacaksınız, üreteceksiniz ve İstanbul’un nüfusunu azaltacaksınız. Nüfusu azaltmazsak, üretmezsek ve güvenilir barınma sağlamazsak biz bu insanların hepsini ölüme iteriz. İnsanlara güvenilir barınma hakkını tesis etmemek bu ülkenin kanayan yarasıdır. En çok da depremde güvenli bir şekilde yaşatmak için adayım.

    “KIRIN ZİNCİRLERİNİZİ BİRLİKTE HAYAL EDELİM”

    Seçmenlerinize bir çağrınız var mı?

    Avcılar’da yaşayan kent sakinlerinin kaybedecekleri hiçbir şey kalmadı. Ne beslenebiliyorlar, ne çalışabiliyorlar, ne çocuklarını okula gönderebiliyorlar. O yüzden Avcılar’daki kent sakinlerinin zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi yok. Ben de şunu söylüyorum: Kırın zincirlerinizi gelin birlikte hayal edelim. Sokaktaki Sosyalist belediyecilik hayaletini gelin beraber inşa edelim.

    PİRHA/İSTANBUL