PİRHA – Dev Maden Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün TTB’ne yapılan operasyonla ilgili düşüncelerini PİRHA ile paylaştı. Görgün, yapılanların TTB’yi itibarsızlaştırmak, bütün hekimleri baskı altına alıp sindirmek, gerçekleri söylemekten vazgeçirmek ve onlar üzerinden bütün topluma korku salmak olduğunu dile getirdi.
Haberin videosu
Türk Tabipler Birliği’ne yapılan operasyon ve gözaltılara ilişkin PİRHA’ya konuşan Dev Maden-Sen Genel Başkanı Tayfun Görgün, bir an önce Türk Tabipler Birliği yöneticilerinin savcılığa çıkartılarak bırakılmalarını ve görevlerinin başına dönmelerini bekliyoruz. Türkiye’de adaletin böyle her şekilde insanları korkutma aracı olarak kullanılmasından vazgeçilmesini istiyoruz” dedi.
“HUKUKUN, YÜRÜTMENİN KILICI OLARAK KULLANILMASI YANLIŞ”
Ülkede hukukun, yasamanın KHK’lerle birlikte yürütmenin elinde olduğu bir dönemde olduğumuzu ifade eden Görgün şunları kaydetti:
“TTB kendi anayasasal hakkından kaynaklı ve dünyadaki tabiplerin ortaya çıkarttığı ilkeleri tekrar eden bir yaklaşımı ve demeci sonrasında alelacele sanki terör operasyonu gibi gözaltına alındı bütün yöneticileri. Halbuki yasalar uygulansaydı TTB yöneticileri hakkında bir kovuşturma açılacaksa TTB kanunla kurulmuş hekimlerin kurduğu anayasal bir kuruluştur, hekimlerin kuruluşudur. O ancak belli mercilerin başvurusu ile asliye hukuk mahkemesi bu işe bakacaktır. Çünkü nihayetinde ortada olan sadece bir tane bildiri meselesi var. Şu anda kaç günden beri gözaltındalar. Henüz savcılığa çıkıp ifade vermiş de değiller.”
Görgün, “Bunun çok yanlış olduğun biliyor ve kınıyoruz. Bu hukukun, adaletin, toplumun ve muhalefetin üzerinden yürütmenin bir sopası olarak, kılıcı olarak kullanmasının yanlış olduğunu biliyoruz” diyerek tepkisini gösterdi.
“TTB’NİN AÇIKLAMASI YASAL, MEŞRU VE AHLAKİ ÖLÇÜLERDE”
Çok uzun yıllardan beri bir kamu sektörü olan son yıllarda özelleştirmeye özel sektöre, ranta açılan sağlık alanında TTB’nin itirazlarını biliyoruz. TTB her zaman bu dönemlerde buralar hastanedir, buralar ticarethane değildir, bunlar hastadır, mükellef değildir dediler ve sağlık alanlarını sermayeye rant alanı olarak açılma yaklaşımına her zaman karşı çıktılar” diye konuşan Görgün şunları kaydetti:
“Bu Türkiyede milyarlarca dolar vurgun demektir. Bunun bir kısmı Türkiyede gerçekleşti. TTB toplumun gözünü açan işlev de gördü. Bir kısmı da gerçekleştirmek için şu anda hazırlanıyor. Bütün bunları dikkate aldığınızda TTB yapılan bu baskının neden olduğunu anlayabiliyoruz. Fakat bunun karşılığı yok çünkü TTB basın açıklaması son derece yasal olduğu kadar meşru, ahlaki ölçülerde kalmış hatta hafif ve yumuşak bir açıklama olduğunu söyleyebiliriz.”
“ADALET İNSANLARI KORKUTMA ARACI OLARAK KULLANILMAMALI”
“Yapılan bu haksızlığın derhal ortadan kaldırılması gerektiğini, sağlık bakanının buna olumlu anlamda müdahale etmediği, arka çıkmadığı için, sağlık çalışanlarının en önemli kesimi olan tabiplere ve Tabipler Birliği’ne hakaret ve yanlış ifadelerde bulunduğu için derhal istifa etmesi gerektiğini” belirten Görgün şöyle devam etti:
“Bir an önce Tabipler Birliği yöneticilerinin savcılığa çıkartılarak bırakılmalarını ve görevlerinin başına dönmelerini bekliyoruz. Türkiye’de adaletin böyle her şekilde insanları korkutma aracı olarak kullanılmasından vazgeçilmesini istiyoruz.”
PİRHA – Savaşa Karşı Koordinasyon, Ortadoğu’da vekalet savaşlarının cehenneminde “ölme/öldürme” demenin tarihsel bir sorumluluk olduğu vurgulayarak, “Ölümü değil yaşamı savunuyoruz” dedi.
HABERİN VİDEOSU
Afrin’e yönelik başlatılan saldırıya karşı Savaşa Karşı Koordinasyon, İstanbul Makina Mühendisleri Odası’nda basın açıklaması düzenledi.
Basın açıklamasına, HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, HDP 25. Dönem Milletvekili Leven Tüzel, HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, Barış Bloku Eş Sözcüsü Özgür Müftüoğlu, Anti Kapitalist İhsan Eliçık, Alevi Bektaşi Federasyonu MYK Üyesi Mustafa Can, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şube Eş Başkanları Nergiz Güzel ve İmam Balsever, 78 Girişimi, Kaldıraç, ESP, Halk Evleri, Partizan, Diyalog Grubu, Yazar Erdoğan Aydın ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi katıldı.
Afrin’e yönelik başlatılan saldırıya karşı siyasi partiler, bireyler, sivil inisiyatifler, sendikalar, Alevi örgütleri, ,kadın kurumları, gazeteciler ve yazarların katılımı ile neden ‘Savaşa Hayır’ dediklerini açıkladılar.
“SAVAŞ BİR BİLGİSAYAR OYUNU DEĞİLDİR”
Basın açıklamasını okuyan Demokrasi İçin Birlik Üyesi Nesteren Davutoğlu, Fransız bir yazarın “Tüm savaşlar iç savaştır, çünkü tüm insanlar kardeştir” sözünü hatırlatarak başladı.
Davutoğlu, seçim hesaplarının, başkanlık tahkiminin payandası yapılan Afrin’e yönelik savaşın sonuçlarını bilmediklerini ancak iyi olmayacağını söyledi.
Savaşın bir bilgisayar oyunu olmadığı vurgulanan açıklamada, “Savaş televizyonlarda ölümü kutsayanların iştahla harita üzerinde “şurdan gireriz buradan gireriz” diye anlattıkları bir oyun hiç değildir. Savaş gerçek, ürettiği düşmanlık da gerçek. Sessizlik yanıltmasın hiçbirimizi” denildi.
Barış istemenin, çocuklar ölmesin demenin cezalandırıldığı ve aslında istenilenin bir ölüm sessizliği olduğu belirtilen açıklamada, Ortadoğu’da vekalet savaşlarının cehenneminde “ölme/öldürme” demek tarihsel bir sorumluluk olduğu vurgulandı.
Halkları birbirine düşman kılmanın suç olduğu ifade edilen açıklamada, “İnsanlığın yarattığı değerlerin, barışı savunmayı görev kılıyor” denildi.
“BARIŞ İSTEYENLER SUÇLU İLAN EDİLİYOR”
Barış isteyenlerin “suçlu” ilan edildiği ve gözaltına alındığı hatta tutuklandığı hatırlatılarak, şunlar belirtildi:
“Ülkemizde ve bölgemizde savaş değil sulh ve sükûn istiyoruz. Savaş taraftarlığının gürültüsünde gerçeklerin örtülmesine rızamız yok. Ölümleri konuşamıyoruz, gazetecilik ölüyor, çocuklara yönelik cinsel istismarlarını tartışamıyoruz, işçilerin grevlerini duyamıyoruz. Ezidîlerin yaşadığı Afrin’de kim bilir neler yanıyor? Kadın erkek, yaşlı genç, çocuk hasta yüz binlerce insanın sesi de duyulmuyor. Tıpkı Yemen gibi, tıpkı Filistin gibi. Uluslar arası sözleşmelere göre savaş yanlısı açıklama yapmak suçtur. Savaşa karşı olmak ahlaki görevdir. Savaşa karşı olmak, İsraflardan biriyle düşman diğerleriyle dost olmak değildir; onlara sorunları müzakere He halledin demektir. Bizler, düşmanlıkların toplumları tükettiğini biliyoruz.Yeni bir yaşamı var etmenin toplumları güçlendirdiğine inanıyoruz. Barışı istemek bir haktır. Ölümü değil yaşamı savunuyoruz. ”
Açıklamanın ardından katılımcılar birer konuşma yaptı.
“SÜREKLİ ALDATILAN BİR HÜKÜMETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”
İlk sözü alan EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, Afrin’de yaşanan çatışmalara tanıklık ettiklerini söyledi.
Gürkün, “Bu bölgede bu çatışmacı, rekabetli politikaların ortağı olmak demek Ortadoğu coğrafyasındaki savaş yangınına benzin taşımak anlamına gelmektedir. AKP hükumeti de savaşçı politikalar kapsamında almış olduğu kararla başlatmış olduğu bu operasyon tamda bu politikalara kan taşımaktır. Bu savaş emperyalist karşıtı bir savaş değil tam tersine emperyalist politikaları güçlendiren bir karardır. Türkiye’nin bir beka sorunu yoktur. Türkiye’nin AKP’nin yanlış politikaları sorunu vardır. Nitekim sürekli aldatılan bir hükumetle karşı karşıyayız. En son dün Obama’nın da aldattığını öğrendik. Sürekli aldatan bir hükümletin siyasi iktidarın isabetli kararlar alacağını düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.
Gürkan, hükümette seslenerek, “Bu savaş kararlarından dönmeye çağrıda bulunuyoruz. Bu operasyonlara son verin” dedi.
“İKTİDAR PSİKOLOJİK BİR SAVAŞLA YÖNETMEYE ÇALIŞIYOR”
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüsü Naci Sönmez, insanlığın unutturulmaya çalışıldığı, vicdanların öldürülmeye çalışıldığı bir dönemde buluşmanın önemine dikkat çekti. Sözmez, bunun bir insanlık ve demokrasi mücadelesi olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Yaşam hakkının bir süredir ayaklar altına alındığı, yaşama hakkının tamamen siyasi iktidarın hedefi olduğu ve buna karşı ses vermenin noter vazifesi gören yargı eliyle, gözaltılarla, tutuklamalarla ve ölümle sonuçlanan bir bedel ödetilerek ağır dönemden geçiyoruz. Böylesi bir dönemde ses vermek, toplumu psikolojik bir algıyla yönetmeye çalışan iktidar karşısında biz buradayız, barış istemeye devam edeceğiz demenin çok kıymetli olduğu bir eşikteyiz. Bu bir insanlık ve demokrasi mücadelesidir.”
“SAVAŞ İNSANLIK SUÇUDUR, BU SUÇA ORTAK OLMAYIN”
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, 100 yıl önce Ermenilere yapılanları hatırlatarak, “Gelin bu hatayı tekrar yapmayın” dedi.
Paylan, konuşmasını şöyle sürdürdü.
“Afrin’e olan savaş birçok şeyin ötesinde. Çünkü Efrin bütün bu yangının içinde kendi evini koruyabilen bu yangından uzak tutan ve her şeye rağmen çok kültürlü çok inançlı ve bir arada yaşama iradesini koruyabilen ender yerlerden birisiydi Suriye’de. Aslında bu saldırının amacı çok kültürlülüğü nasıl oluyor da koruyor noktasında bu çokluğu boğmaktır.
Türkiye’de bir akıl tutulması vardır. Oraya saldıran tekçiliktir, orada savunulansa çoğulculuktır. Bunu Türkiye halkları bilmelidir. Orada Araplar, Türkmenler, Ermeniler, Kürtler birlikte yaşamanın yolunu bulmuşlar, bunu bulamayan bizleriz. 100 yıl önce bu hatayı çok acı bir şekilde yaptık, bunun bedelini en acı şekilde Ermeni halkı sonra Anadolu halkları ödediler. Bu hatayı bir kez daha yapmamaya çağırıyoruz. Savaş insanlık suçudur. Savaşa hayır demeyi de suç haline getiriyorlar. Hep beraber bu savaşa hayır diyelim.”
“DİNİ SAVAŞA ALET OLMASIN”
Anti Kapitalist Müslüman yazar İhsan Eliaçık, “Biz de Müslümanız ve İslama inanıyoruz. Dinimizin savaşa alet olmasını istemiyoruz” diyerek yaşananlara tepki gösterdi. Eliaçık, ‘Savaşa hayır’ diyenlerin yanında olacaklarını vurguladı.
Diyalog Grubu’ndan Hüsnü Okçuoğlu, KESK, ESP, Yazar Erdoğan Aydın, Alevi Bektaşi Federasyonu MYK Üyesi Mustafa Can, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şube Eş Başkanı İmam Balsever, HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, HDP Kadın Meclisi Gülsüm Ağaoğlu da birer konuşma yaparak, savaşa karşı durulması gerektiğine vurgu yaptılar. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Afrin’e yönelik operasyonlara ilişkin KESK Ankara Şubeler Platformu basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya KESK ve İş kolları MYK üyeleri, şube yönetim kurulu üyeleri katıldı. Yapılan açıklamada, “Afrin operasyonu ile ülke olarak OHAL’den savaş haline geçmiş bulunuyoruz” dedi.
Haberin videosu
Afrin’e yönelik operasyona ilişkin KESK Ankara Şubeler Platformu, Tüm Bel Sen Genel Merkez’inde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamayı Ankara Şubeler Platformu dönem sözcüsü Nusret Sürkalar okudu. Sürkalar, “Haftalardır yapılan hazırlıkların, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı’nın ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ tehditlerinin ardından başlatılan Afrin operasyonu ile ülke olarak OHAL’den savaş haline geçmiş bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
MİLİTARİZM VE SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞI
Açıklamada “Suriye iç savaşından kaçan bir milyon sivilin sığındığı kente bombaların yağdırıldığı operasyon iktidar ve medyası tarafından bir zafer havasında kutlanıyor. İktidar sözcüsü medyayı saran haber ve yorumların her kelimesinden militarizm ve savaş çığırtkanlığı akıyor” denildi.
SAVAŞ POLİTİKALARINDAN MEDET UMULUYOR
“Saray –AKP iktidarı, dünya ile dalga geçer gibi operasyon ile Kürtlerin bölgede yaşayan diğer halklarla demokratik bir şekilde yönettikleri “Afrin’i özgürleştireceğini” iddia ediyor” tepkisinin gösterildiği açıklamada şöyle denildi:
“Oysa ülkeyi OHAL olmadan yönetemeyeceğini bilen siyasal iktidar savaş politikalarından medet ummaktadır. Emekçileri, halkı her geçen gün daha fazla açlığa ve sefalete sürükleyen, temel hak ve özgürlüklerini ortadan kaldıran OHAL’e karşı artan tepkiler ‘milli güvenlik’ meselesi olarak gösterilen operasyonla bastırılmak istenmektedir. 2019 seçimlerinde tek adama dayalı baskıcı rejim konusunda MHP ile kader birliği yapan siyasal iktidar, sadece Kürtleri değil, demokrasi, barış ve insanca yaşamayı savunan herkesi daha fazla baskı altına almayı hedeflemektedir.”
SAVAŞ ÜLKEMİZİ ÇIKMAZ FELAKETE SÜRÜKLER
Açıklamada, “Siyasal iktidar Afrin operasyonunu ülkenin bekası için değil, kendi bekası için zorunlu görmektedir, halkları düşmanlaştıran bu çılgınlıkta ısrar etmek ülkemizi çıkmaz bir felakete sürükleyecektir” vurgusu yapıldı.
KESK Ankara Şubeler Platformu açıklamasında, son olarak, “KESK olarak kimsenin ölmesini istemiyoruz. Kimse bizden insanlarımızın öldürülmesine seyirci kalmamızı beklemesin. Çünkü bizim görevimiz insanları yaşatmaktır. Çünkü biz savaşın değil barışın tarafındayız” ifadelerine yer verildi.
PİRHA – KESK Afrin Operasyonu’na yönelik yapılan açıklamada, “Siyasal iktidar Afrin operasyonunu ülkenin bekası için değil, kendi bekası için zorunlu görmektedir” denildi.
TSK’nin Afrin’e başlattığı operasyonla ilgili KESK Yürütme Kurulu yazılı bir açıklama yaptı.
OHAL’DEN SAVAŞ HALİNE GEÇMİŞ BULUNUYORUZ
Açıklamada, “Haftalardır yapılan hazırlıkların, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı’nın ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ tehditlerinin ardından başlatılan Afrin operasyonu ile ülke olarak OHAL’den savaş haline geçmiş bulunuyoruz.
Suriye iç savaşından kaçan bir milyon sivilin sığındığı kente bombaların yağdırıldığı operasyon iktidar ve medyası tarafından bir zafer havasında kutlanıyor. İktidar sözcüsü medyayı saran haber ve yorumların her kelimesinden militarizm ve savaş çığırtkanlığı akıyor” denildi.
“SAVAŞ POLİTİKALARINDAN MEDET UMULUYOR”
“Saray –AKP iktidarı, dünya ile dalga geçer gibi operasyon ile Kürtlerin bölgede yaşayan diğer halklarla demokratik bir şekilde yönettikleri “Afrin’i özgürleştireceğini” iddia ediyor” tepkisi gösterilen açıklamada, “Oysa ülkeyi OHAL olmadan yönetemeyeceğini bilen siyasal iktidar savaş politikalarından medet ummaktadır.
Emekçileri, halkı her geçen gün daha fazla açlığa ve sefalete sürükleyen, temel hak ve özgürlüklerini ortadan kaldıran OHAL’e karşı artan tepkiler ‘milli güvenlik’ meselesi olarak gösterilen operasyonla bastırılmak istenmektedir. 2019 seçimlerinde tek adama dayalı baskıcı rejim konusunda MHP ile kader birliği yapan siyasal iktidar, sadece Kürtleri değil, demokrasi, barış ve insanca yaşamayı savunan herkesi daha fazla baskı altına almayı hedeflemektedir” ifadelerine yer verildi.
“ÜLKE BEKASI DEĞİL, KENDİ BEKASI”
“Siyasal iktidar Afrin operasyonunu ülkenin bekası için değil, kendi bekası için zorunlu görmektedir” vurgusu yapılan açıklamada, savaşın ölüm, acı, gözyaşı ve yıkım olduğuna vurgu yapılarak, savaşın getireceği yıkımlar şöyle sıralandı:
“-Savaş, ölüm, acı, gözyaşı ve yıkım demektir!
-Savaş, cinayet demektir!
-Savaş, baskı, şiddet ve sömürünün katmerlenerek artması demektir!
PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri TSK’nin Afrin’e başlattığı harekata ilişkin yaptığı açıklamada, “Bütün emek, barış ve demokrasi güçlerini Afrin’de halkların kardeşliğinin bombalanmasına, ülkenin savaş batağına sürüklenmesine karşı bölgede barış ve ülkede demokrasi için mücadeleyi hep birlikte büyütmeye çağırıyoruz” denildi.
Türkiye tarafından Afrin’e yönelik başlatılan operasyona ilişkin Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri basın açıklaması yaptı. Açıklamaya İHD Dersim Şube Başkanı Gürbüz Solmaz ve HDP Dersim İl Başkanı Murat Polat katıldı. Açıklama metnini Emek Partisi Dersim İl Yöneticisi Hıdır Demir okudu.
“RUSYA KÜRTLERE KENDİ HİMAYESİNDE BİR ÇÖZÜM DAYATIYOR”
Demir adına ‘zeytin dalı’ denen bu operasyonun Türk ve Kürt halkları arasında düşmanlığı körüklediğine vurgu yaparak, “Türkiye’yi bölgesel savaş batağının ortasına sürüklemektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidarın sözcülerinin amacını ‘milli güvenlik’ olduğunu söyledikleri bir operasyon. Ancak Rusya ile yapılan pazarlıkların ardından Rus askerlerinin Afrin’den çekilmesiyle başladı. Yani Suriye’de ABD ile egemenlik mücadelesi halinde olan Rusya, bu operasyona bugün kendi çıkarlarına hizmet ettiği için izin verdi. Çünkü Rusya bu operasyona ‘olur’ vererek bir yandan Türkiye’yi rakibi ABD ile karşı karşıya getirmeyi ve öte yandan da Suriye Kürtlerini sıkıştırarak kendi himayesinde bir çözüme razı etmeyi amaçlıyor” diye belirtti.
“SAVAŞ BİRLİKTE YAŞAMA KOŞULLARINI DİNAMİTLİYOR”
“Bugün Erdoğan iktidarının Türkiye ile her zaman diyaloğa açık olduklarını söyleyen Suriye Kürtlerinin demokratik yönetimini tehdit olarak görmesinin nedeni kendi ülkesindeki Kürt sorununu çözümsüz bırakmış olması baskı ve şiddet politikalarında ısrar etmesidir” diyen Demir, “Fakat bu politika hem ülkeyi bölgesel savaşın girdabına çekmekte ve hem de ülke içinde Türk ve Kürt halkların birlikte yaşama koşullarını dinamitlemektedir” ifadelerini kullandı.
MHP ile kader birliği yapan Erdoğan iktidarının, Afrin operasyonunu ülkenin değil ama kendi bekası için zorunlu bir hamle olarak gördüğünü kaydeden Demir, “Bu operasyonu ‘milli güvenlik’ meselesi olarak göstererek herkesi kendi arkasında saf tutmaya zorlamaya ve sadece Kürtleri değil, iktidara karşı demokrasi, barış ve insanca yaşamayı savunan herkesi baskı altına almaya çalışmaktadır. Açıktır ki 6. kez uzatılan OHAL’i ve iktidar yandaşlarına “terörle mücadele” adına yargı muafiyeti getiren KHK’ları bu amaçla kullanmak istemektedir” dedi
BARIŞ ve DEMOKRASİ İÇİN MÜCADELEYİ BÜYÜTME ÇAĞRISI
Demir açıklamada son olarak şu çağrıyı yaptı “Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri olarak halkımızı ve bu ülkede yaşayan her milliyetten işçi ve emekçileri, kendi çıkarı için ülkeyi ateş çemberinin içine atan iktidarın başlattığı Afrin Operasyonu’na dur demeye çağırıyoruz. Bütün emek, barış ve demokrasi güçlerini Afrin’de halkların kardeşliğinin bombalanmasına, ülkenin savaş batağına sürüklenmesine karşı bölgede barış ve ülkede demokrasi için mücadeleyi hep birlikte büyütmeye çağırıyoruz”
PİRHA – TSK’nin Afrin’e yönelik başlattığı hava saldırısına karşı Halkların Demokratik Kongresi ve Emek Partisi açıklama yaptı. HDK açıklamasında “Savaşın asıl yükünü yine yoksullar ödeyecektir”, EMEP ise açıklamasında “Afrin’de halkların kardeşliği bombalanıyor” ifadelerini kullandı. Öte yandan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Almanya’da bir etkinlikte Afrin operasyonuna destek açıklaması protesto edildi.
TSK’nin Afrin’e yönelik başlattığı hava ve kara harekatına ilişkin HDK ve Emek Partisi açıklama yaptı.
Konuya ilişkin Halkların Demokratik Kongresi “Afrin bir düşman karargahı değil, yüz binlerce sivilin yaşam alanıdır. Afrin, Suriye topraklarında, Suriye vatandaşlarının yaşadığı bir coğrafyadır. Komşu bir ülkenin vatandaşlarını kendi topraklarında vurmak savaş suçudur. Tarihten empati kurulursa, Suriye topraklarında Türkiye’nin saldırılarının karşılığının, Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu topraklarını işgal eden Fransız, İngiliz askerlerinden farkı olmayacaktır. Afrin’de hedef, birçoğu Türkiye’de akrabaları da bulunan Kürtlerdir. Afrin’e yönelik bir saldırı ve işgal Türkiye’de Kürt ve Türk halkları arasında geri dönülmez bir kırılmaya neden olacaktır” açıklamalarında bulundu.
TÜRK ve KÜRT HALKLARININ ORTAK YAŞAMI DİNAMİTLENİYOR
Emek Partisi ise açıklamasında, “Adına ‘Zeytin dalı’ denen bu operasyonla Türk ve Kürt halkları arasında düşmanlığı körüklemekte, Türkiye’yi bölgesel savaş batağının ortasına doğru sürüklemektedir” ifadelerini kullandı. Açıklama şöyle devam etti:
“Bugün Erdoğan iktidarının, Türkiye ile her zaman diyaloga açık olduklarını söyleyen Suriye Kürtlerinin demokratik yönetimini tehdit olarak görmesinin nedeni kendi ülkesindeki Kürt sorununu çözümsüz bırakmış olması, baskı ve şiddet politikalarında ısrar etmesidir. Fakat bu politika hem ülkeyi bölgesel savaşın girdabına çekmekte ve hem de ülke içinde Türk ve Kürt halkların birlikte yaşama koşullarını dinamitlemektedir.
Ancak Suriye Kürtleri ve bölge halkları ile barışa ve ülke içinde demokrasiye dayalı bir çözüm varken, iktidar, ülkeyi emperyalist planların bir parçası haline getirmekte ısrar etmektedir.”
KILIÇDAROĞLU ALMANYA’DA PROTESTO EDİLDİ
Nazım Hikmet’i anmak ve Almanya’ya göçün 57. yılı dolayısıyla Nebil Özgentürk tarafından çekilen belgeselin tanıtım töreni sırasında konuşma yaparken Afrin operasyonuna destek verdiğini açıklayınca etkinlikteki bir grup Kılıçdaroğlu’yu protesto ederek salonu terk etti.
Almanya’ya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Wuppertal’da Nazım Hikmet’i anmak ve Almanya’ya göçün 57. yılı dolayısıyla Nebil Özgentürk tarafından çekilen belgeselin tanıtım töreni sırasında konuşma yaparken protesto edildi. Etkinlikte sahneye çıkan Kılıçdaroğlu, önce Nazım Hikmet ve Ahmet Kaya gibi Türkiye’nin devrimci değerlerinden söz ettikten sonra, “Kahraman askerlerimiz şu anda Afrin’de çarpışıyor” diyerek askeri operasyona tam destek verdiğini söyledi.
Bunun üzerine salonda bulunanlar önce sessiz kaldı. Kılıçdaroğlu, aynı cümleyi bir daha kullandığında bu kez salondan protesto sesleri yükseldi. “Savaşa Hayır”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği” diye slogan atan bir grup daha sonra etkinliği terk etti. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Afrin’e yönelik başlatılan hava saldırısına karşı Barış Bloku bugün Kadıköy Altıyol’da “Afrin Savaşına Hayır” diyecek.
Türkiye’nin Afrin’e yönelik başlattığı harekata karşı Barış Bloku, “Afrin Savaşına Hayır” diyerek çağrıda bulundu.
Yapılan çağrıda şu ifadeler yer aldı:
“Bir milyona yakın insanın yaşadığı Afrin’e bombalar düşüyor. Türkiye, Suriye, Rusya, İran ve ABD arasında dönen pazarlıkların yalanlarla örülü halini biliyoruz. Savaş yıkım, ölüm, nefret demek. Bizler ise düşmanlıkları aşıp yeni bir yaşamı birlikte kurabileceğimize inanıyoruz. Siyaset halkları birbirine düşman etmek değildir. Afrin bir karargah değil, bir yaşam alanıdır. Afrin’e düşen her bomba, bizlerin de hayatlarına düşüyor.
“Barış Bloku-Savaşa Karşı Koordinasyon olarak yarın (21 Ocak-Pazar) saat 17’de Kadıköy Altıyol’da buluşuyoruz #AfrinSavaşınaHayır diyoruz.” (HABER MERKEZİ)